Üye Ol
Geri Dön   MsXLabs > :: LEGEND Forumları :: > Resim Galerisi > Anime Sanatı
Sponsor Bağlantılar
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 09-11-2005   #1 (mesaj-linki)
Anime Film İncelemeleri

DearS
Stüdyo: Dome
Cikis Tarihi: 2004
Bölüm Sayisi: 12
Türü: Komedi, Ecchi, Romantizm, Fantasy
Incelemeyi Yazan: Animania

Hikaye
Ikuhara Takeya, normal bir hayat süren bir lise öğrencisidir. Dünya'ya yaklaşık bir sene önce düşen içi güzel uzaylı kızlarla dolu UFO hakkındaki kargaşayla da ilgilenmemektedir. DearS olarak bilinen bu uzaylılar Dünya'ya kalıcı olarak yerleşmek isterler. Hiç kimsenin bilmediği gerçek ise DearS'ın efendilerine hizmet ve onları memnun etmek için var olan köle türündeki uzaylılar olduklarıdır.
Takeya tarafından kurtarılan Ren isimli uzaylı kız, onu kendisinin efendisi olarak seçer. DearS'ın efendi-köle ilişkisi hakkında en ufak fikri olmayan ve kimi zaman Ren'in beynini yıkamaya çalışan kötü bir uzaylı olduğunu düşünen Takeya ise Ren'e dünyadaki insanların günlük hayatta yaptığı şeyleri öğretmeye çalışır. Fakat Ren, diğer DearS'lar gibi değildir.
* DearS kelimesi "dear friends" (sevgili arkadaşlar)’in kısaltılmış halidir.
Karakterler
Ren Ren Ren Nagusaran Rensia Roroonren Nakora
Bu güzel DearS acil iniştee dünyada kaybolur. Kendini daha sonra Takeya'nin evinde bulur. Ren, (Takeya'nin ona veridiği isim Ren'dir) ilk önceleri konuşamaz ama daha sonraları Japonca konuşmasını öğrenir. Ren'in de diğer DearS'ler gibi özel yetenekleri vardır. Bir yanlış anlama sonucu Ren Takeya'nin okuluna öğrenci olarak alınır.

Sia Nostal Ren Naguregyug Thanast Useim Ruki Miu
Miu cok güzel bir Dears'dir, diğerleri gibi. Kendisi cok çalışkan ve yardım severdir.
Takeya Ikuhara
Takeya 1 odalı evinde tek başına yaşar. Neneko adlı komşusu her sabah onu uyandırır, çünkü kendisi tembelliğinden kalkamaz! Bir video dükkanı işletmektedir. Takeya ilk önce DearS adlı uzaylıları, dünyayı ele geçirmek için geldiğini sanır. Ren ile arası çok iyidir ve onu çok sever ama her zaman olduğu gibi Anti-DearS davranışına devam etmektedir.

Neneko Izumi
Neneko Takeya'nin komsudur, ayrıca ev sahibin kızıdır. Neneko her sabah Takeya ile okula gider. Kendisi çok zeki ve disiplinlidir. Kendisine göre bir giyim alışkanlığı vardır, ama modayı da yakından takip eden birisidir. Ren'e karşı çok çekingen duran Neneko aslında Ren ile çok iyi anlaşır.
Hiroko Oikawa (Oihiko)
Hiroko Takeya ile aynı sınıfa giderler. Diğer insanlar gibi Oihiko da DearS'lardan çok hoşlanmıştır ve kendisinin evinde de bir tane olmasını ister. Hiroko bilgisayardan çok iyi anlar ve her gün DearS'lar üzerine yeni bilgiler toplar.
Bayan Mitsuka
Bayan Mitsuka Takeya'nin okulunda İngilizce öğretmenidir. Herkes gibi o da DearS'lara ilgi gösterir. Bu yüzden de sınıfına bir tane geldiği için çok mutludur.
Görüş
DearS animesi çok ilgi çekici bir hikayeye sahip. Çizimler kötü değil ama süper de değil, bzı sahneler çok basit çizilmis bu yüzden diğerlerine göre göze hoş görünmüyor. Bu animeyi ilk gördügümde "Clamp" yapımı olan Chobits aklıma geldi, oradaki Chii adlı bilgisayar da DearS'daki Ren ve Miu'ya az bir çok benziyordu. Animenin pek fazla bölümü yok bu yüzden izlemek problem olmaz sanırım .

Not Tablosu
Cizim Kalitesi: 2/4
Karakterler: 2/4
Müzik: 2/4
Aksiyon: 1/4
Heyecan: 2/4
Komedi: 3/4
Drama: 2/4
Ecchi: 4/4

Animeden Görüntüler



Son Düzenleyen ThinkerBeLL; 29-09-2006 @ 10:04.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 09-11-2005   #2 (mesaj-linki)

Bu seriyi izleyen veya tanıyan var mı?
Daha yeni indirdim gercektende cok başarılı bir yapım olmuş!
Tanımayanlar için kısa bir özet geçeyim!
Hikaye
Junpei günlerden bir gün okulun çatı katına güneşin batışını izlemek icin çıkınca, tanımadığı bir genç kız ile karşılaşır.Bu karşılaşma esnasındada kızin çilek desenli iç çamaşırını görür ! Kız utancından kaçar, ama Junpei bu işin ucunu bırakmaz ve kızın çilek desenli iç çamaşırına vurulur.Junpei kızın çilekli iç çamaşırının fotoğrafını çekmek ister, ama bunun için ilk önce kızı bulması gerekir!
Amatörce bir açıklama oldu biliyorum, seriyi tam izleyince sizlere bir inceleme hazırlarım! Seri toplam 13 bölüm ve 4 OAV!
Animeden Görüntüler!



Yazar: Sunny

Son Düzenleyen ThinkerBeLL; 29-09-2006 @ 10:31.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 09-11-2005   #3 (mesaj-linki)



Japonca Adi: Naruto
Ingilizce Adi: Naruto
Türkce Adi: Naruto
Japonya'da Yayinlayan: Tv Tokyo
Bölüm Sayisi: Belirsiz-Devam Ediyor,2 Film
Yazar: Masashi Kishimoto
Tür: Aksiyon-Macera, Dövüs

Yazar Hakkinda

Masashi Kishimoto ayin 08.11.1974 Tarihinde Güney Japonyanin kücük bir Kentinde Okayama da dogdu.Masashi nin Birinci Yas Gününde Ailesi ona Üc eysa almistir.Birincisi ise bir Abakus (Eski bir Hesap Makinesi), Ikinci Olarak ise bir Firca ve Ücüncü Olarakda Para,Ailesi onun Birtanesini secmesini ister.Eski bir Adet derki,gelecekte Aile cocugnun ne olacagini bilmesi lazim.Kücük Masashi Secimini Paraya göre yapar,ama ilerdede bir Anime/Manga Cizimcisi olur.Ilk Önce kendisini hayran birakan 70'li Yillarin Animesi olan "Doraemon" un Figur cizimlerine bayilir ve birde Akira Toriyama nin Dr.Slump cizimlerine.16 Yasindan itibaren Masashi Manga cizmeye baslar.Birinci Mangasi olan "Trick" Masashi ye Jump'in "Hop-Step-Ödülü" nü Kazandirir ve onu ünlü yapar.Naruto Masashi nin Büyük bir Rekoruydu,Simdi ise Anime/manga dergisi olan "Weekly Shonen Jump" 1999 Yilindan beri Magazininde Shueisha Inc in de birliginde Naruto yu yayinlar.
Hikaye
Naruto Adli Anime 12 Yasindaki Naruto Uzumaki nin Öyküsünü anlatiyor.Narutonun Hayatinda büyük hedefler var.En Büyük Rüyasi ise Hokage olmak,kasabada en büyük Ninja olmak.Ama tabiki bu okadar kolay olacak birsey degil.Narutonun icinde Kötü bir Canavar Kurtu gizli,seneler önce Kasabaya birsi saldirip ve cok sayida Oturanlarindan - 4.Hokage kadar kisileri öldürene dek..Bagzi Kasabada oturan insanlar bu yüzden Naruto yu sevmezler.Hokage yeni bir Kural koymustur hicbir cocuk Narutonun karnindaki Canavar Kurtu hakkinda birsey bilmeyecekti.Naruto kendini Hokage olduktan sonra bir Canavar Kurt olarak degil Uzumaki Naruto olarak göstermek istiyordu.Naruto Hokage olmak icin arkadaslari ile birliktelerdir,adlari ise:Uchiha Sasuke (erkek) , (kiz) Haruno Sakura ve Jounin Sensei Hatake Kakashi.Bu Yol tehlikeli oldugu kadar heyecanlidirda.Engelleri asmaya karali olan Naruto ve Arkadaslari Yola koyuyurlar.
Karakterler
Naruto Uzumaki:


Naruto Uzumaki 12 Yasindaki Hüperaktiv bir Oglan dir,sevdigi yemek ise Makarna Corbasidir ve etrafini kendisinin sakalariyla biktiran insanlara saka yapmaktir.Ninja Akademie de hic iyi olmayan ve hatta Sinifin en kötüsü olan Naruto vazgecmiyen ve hala da Ninja olmaya kararlidir,Ama kaderini o Dokuz kuyluku Canavar Kurt beriltmektedir.



Sakura Haruno

Sakura Haruno Ögrncidir ve ayni zamandada Naruto nun Takim Arkadasidir.Sakura Sasuke Uchiha ya fana halde Asikdir ama Sasuke Sakura yi istemez ve durmadan da red eder.Naruto ise Sakura ya Asikdir ama Sakura bunu henüz bilmez.Bazen Sakura Naruto nun yaptigi Ilginc Sakalara yenik düser ve ögrendigindede kizar.
Kakashi Hatake


Kakashi Hatake Grupun hem Baskani hemde Naruto,Sakura ve Sasukenin Stajeri. Kakashi durmadan hep Gec gelir ve hep de anlamsiz Kitaplar okur.Ama Katashi hala cok iyi bir Dövüscü Naruto,Sakura ve Sasuke hep Katashinin Dövüslerini Saskinlikla is´zliyorlar.
Sasuke Uchiha



Sasuke Uchiha Sinifin En Iyi Ögrencisi ve Ayni zamandada Naruto ve Sakuranin Grubunun 3. Üyesi.Sasuke nin Gecmisi Sirlarla dolu ve kendizi bu Konu üzerinde hic Konusmaz.Sanki Sakura ve Naruto Sasuke icin bir Ayak Dolsaigi.Sasuke Kendi halinde ve hep tek basina gitmek ister.Naruto Sasuke yi hic harz etmez.



Master Irukana


Master Iruka Narutolarin Ögretmenidir, o da Naruto gibi Ailesiz Büyüdügü icin Naruto ile sanki bir bag varmis gibi hissetir.Kendisini Naruto üzerine sorumlu hisseden Iruka cogu zaman Naruto yu Makarna Corbasi yemeye davet eder.

Yazar: Animania

Son Düzenleyen ThinkerBeLL; 29-09-2006 @ 10:41.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 09-11-2005   #4 (mesaj-linki)


Japonca Adi: Hikaru No Go
Japonya'da Yayinlayan: Tv Tokyo
Bölüm Sayisi: 75, 1 Özel Bölüm
Yazar: Yumi Hotta, Takeshi Obata
Tür: Komedi, Dram, Spor, Doğaüstü

Hikaru Shindo 12 yaşında normal bir çocuktur.Hikayemiz hikaru'nun büyükbabasının oyun tahtasını keşfetmesiyle başlar. Oynayabilecekleri bir oyun bulmuşlardır.Tahtada bir ruh vardır ve bu ruhun sesini sadece Hikaru duyabilmektedir.Ruhun adı Fujiwara no Sai'dir. Sai kendisini sadece Hikaru tarafından görülebildigini ve duyabildigini anlayınca,Hikaru'nun aklı ve kalbiyle birleşmiştir. Hikayemiz burda başlıyor. Hikaru birçok arkadaş kazanır ve Go oyununda giderek başarılı olmaya başlar.
Karakterler
Shindou Hikaru
Hikaru.jpg
Hikayenin baş kahramanı.Hikaye ilerledikçe onun bir Japon tahta oyunu olan Go oyununu keşfetmesi ve bu yolda yaşadıklarını görüyoruz. Hikaru, Sai adlı bir usta tarafından eğitim almaktadır. Sai ona uzun zaman boyunca edinilegelmiş yeteneklerini ortaya çıkarmasında yardımcı olmaktadır.
Hikaru başta bu oyunu pek ilgiyle oynamıyordu. Fakat sonradan ustası olan Sai de sayesinde bu oyuna kendini vermiş ve bu yolda çok yol katetmiştir.
Hikaru'nun karakteri çok derin görünmesine rağmen aslında çok kolay biridir.Bazen çok dürüstçe konuşur ve bunu karşısındaki kişiyi kıracağını ve bencil biri gibi görüneyecegini düşünemez.Ama bu gerçek degildir. Hikaru'nun altın gibi bir kalbi vardır ve hep doğru şeyleri yapmaktadır.
Go oyununa karşı hırsı geliştiysede o, bunu çokta iyi oynamamaktadır. Hikayeyi çekici kılan sadece bu oyunu öğrenmesi ve gelişimi degildir. Hikaru'nun ne kadar derin bir kişiliğe sahip oldugunu ve nasıl bir kişi olarak geliştigini görüyoruz.Sai ve Hikaru bu oyunu oynarken birbirleriyle çok iyi arkadaş olurlar ve birbirlerinden çok şey öğrenirler.
Fujiwara No Sai
Sai.jpg
Sai, görünüşü kadın gibi olsada, erkektir.Kendisi bir ruhtur.Düşündüğü tek şey Go oyunudur.Dürüst, hırslı (sadece Go Oyunu için değil, hayat açısından da) ve erdemli birisidir. Sai, Hikaru'ya sadece Go oyunuyla ilgili değil hayat dersleri de verir. Hikaru ve Sai arasındaki ilişki ilginçtir. Bu da hikayeyi devamlı kılmaktadır. Sai, zamanında Go oyunuyla ilgili yaşadığı bir olay yüzünden intahar etmiştir. Çünkü tek dilegi Go Oyununu en iyi şekilde oynamaktır.Huzur içinde kalamamış ve cennete gitmiştir. Sai'nin en belirgin özelligi oynayabildigi kadar Go oyunu oynamasıdır. En büyük dileği Hand Of God seviyesini başarabilmektir.
Fujisaki Akari
Akari.jpg
Akari hikaye başlamadan evvelki karakterlerden biridir çünkü Hikaru'nun çocukluk arkadaşıdır.Hikaru'ya karşı ilgisi vardır -Hikaru bunu farketmemiştir-Hikaru'nun yaptığı herşeyle ilgilidir.Hikaru Go oyununa ilgi duymaya başladıgı ve öğrenmeye çalıştıgı zaman kendiside bu oyuna karşı ilgi duymaya başlamıştır. (Okulunun Go oyunu kulübüne katılmış ve Hikaruyla birlikte takılmaya başlamıştır.) Go oyununda pek iyi değildir. Akari'nin iyi yanları; kibar ve çok düşünceli biri olmasıdır. Akari kulübe katıldıktan sonra, zamanının büyük bir bölümünü Mitani'den Go oyununu öğrenmeye çalışmakla geçirir.
Akira Touya
Akira.jpg
Kaio Lisesinin prestijli öğrencilerindendir. Touya Go oyununda ustadır ve oyunu profesyönel seviyesinde oynayabilmektedir. Kendisi Meijin Kouyo Touya-nın oğludur. Go oyununu en iyi oynayanlardandır-Touya çok güçlü bir Go oyuncusudur ve profesyönel seviyedeki kişiler yenebilme kabiliyeti vardır.Nazik ve mütevazi bir kişiliği vardır.Hikaru'nun en güçlü rakiplerindendir. Touya Hikaru ile ilk kez yerel bir Go kulübünde karşılaşmıştır. Kendisi kulüpte kendinden büyük kişilere Go oyunu öğretmektedir. Hikaru ilk oyununu oynar (Sai onun yerine oynar) ve Sai'nin yardımıyla Touya'yı kolayca yener. Çünkü Touya profesyönel seviyede oynuyordu.Touya yenilgiden sonra şoke olur ve buna inanamaz. Bu olaydan sonra Hikaru'ya karşı kin duymaya başlar. Amacı bir gün profesyönel bir oyuncu olmak ve hüner seviyesine ulaşmak ve Hikaru'ya ulaşılmaz olmaktır.
Yuki Mitani
mitani.jpg
Hikaru ve Tsutsui okulda Go oyununu Haze Junior high school'da ilk kez oynamaya başladıkları zaman okulda sadece 2 erkek öğrenci vardı. Takım olunabilmesi için 3 kişiye ihtiyaç vardı. Hikaru ve Tsutsui'de okulda Go oyunu ile ilgilenen başka biri varmı diye quiz düzenlerler. Quizi geçen tek bir kişi olmuştur o da Mitani'dir.Mitani'de Go Kulübüne katılır ve o da turnuvalara katılır. Başlangıçta bu oyunu para kazanmak için yetişkin bir Go kulubünde oynuyordu.Ve de bundan çok para kazanıyordu. Fakat herşey Hikaru'yla tanışmasından ve okulun Go klubüne katılmasıyla değişir. Mitani, Go oyununda güçlü bir oyuncudur ve kabiliyetleri vardır. Hikaru'yla yakın arkadaş olmasalarda aynı hırsı paylaşmışlar ve bu oyunu oynamaktan zevk almışlardır.
Tetsuo Kaga
Kaga.jpg
Shougi Kulübünün Başkanıdır.(Shougi bir Japon Satranç oyunudur ve Go oyunundan daha popülerdir) Kaga Tetsuo kabadayı,herkesi hükmetmeyi seven,küstah ve agresif tavırlarıyla bilinir. Ama gerçekte iyi bir insandır.Oynadıgı ana oyun Shougi olmasına rağmen Go oyunundada çok iyidir.
Çocukken yaşadığı bir olaydan sonra Go oyunundan nefret etmeye başlamıştır.Tetsuo, Shougi oyununu daha çok sever.Komik bir karaktere sahiptir ve bu bazı durumlarda ortaya çıkar. Serilerde ikincil bir karakterdir.Tetsuo Hikaru'yu hep cesaret vermektedir.
Kimihiro Tsutsui
Tsutsui.jpg
Tsutsui iyi kalpli nazik bir çocuktur.Go kulübünün başkanıdır ve oyunu oynarken kitap kullanır.Oyunu çok iyi oynayamamasına rağen Go oyununa karşı ilgilidir ve bu oyunu sever. Klubün diğer üyelerin iyiye gitmesi için uğraşır.

Son Düzenleyen ThinkerBeLL; 29-09-2006 @ 09:58.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 02-12-2005   #5 (mesaj-linki)

Ghost in the Shell - Kokaku Kidotai
Eğer animelerin keşfedilmemiş hazineler olduğunu ispatlamak istiyorsanız karşınızdakine Ghost in the Shell'i izletmelisiniz.
Anime dünyasının Stanley Kubrick'i olarak görebileceğimiz Mamoru Oshii'nin bu başyapıtı, animelere artan ilginin en büyük mimarı ve kanımca yapılmış en başarılı anime. Ancak Ghost in the Shell'in yani orjinal adı ile Kokaku Kidotai'nin başarısını sadece animeler içinde değerlendirmek çok büyük haksızlık olur. Nede olsa bu film hemen tüm otoriteler tarafından bilimkurgu başyapıtları arasında sayılıyor.
Ghost in the Shell'in önemini kavramak için tüm başyapıtların en önemli özelliklerinden birini hatırlamakta fayda var: Kendisinden sonra gelen yapıtları etkileme hatta değiştirme başarısı. Yani Ghost in the Shell, bir süre önce Kutlukhan Kutlu'nun "Sinema" dergisindeki köşesindede tanıttığı gibi "Sinemayı Değiştiren Modern Klasikler"den biri. Bir çizgi film için önyargıları aşıp ciddiye alınmanın ne kadar zor olduğunu tahmin edersiniz. Bu tahminde sizi bir fenomeni ele aldığımız sonucuna ulaştırır.
Sanırım artık anime izleyen izlemeyen her sinema ve bilim kurgu takipçisi Ghost in the Shell-Matrix benzerliğinden az çok haberdar. Zira Matrix'in esin kaynaklarından en önemlisinin yaratıcısı olan Oshii'ye Wachowski Biraderlerin (Matrix'in yazarları ve yönetmenleri) hayranlığı bir sır değil. Zaten Matrix'in çıkış noktası da "gerçek bir anime çekmek". Sadece bir başka başyapıtın ortaya çıkışındaki kilit noktası olması dahi önünde saygıyla eğilinmesi gereken bir eser yapıyor Ghost in the Shell'i.

Elbette Ghost in the Shell'in de dayandığı bazı temeller ve esin kaynakları mevcut. Öncelikle filmimiz animelerin oldukça haşır neşir olduğu cyberpunk öykülerinden. Mekanımız teknoloji ve kokuşmuş metropol yaşantısının içiçe geçtiği bir gelecek... Film bu geleceği yansıtırken bence en önemli yardımı yine bir bilimkurgu klasiği olan ve kendisinden sonrasını devrimsel olarak değiştirmeyi başarmış Ridley Scott'ın Blade Runner'ından alıyor. Öyle ki Ghost in the Shell'in kurulduğu geleceğin HongKong'u bana fazlasıyla Blade Runner'ı anımsatan sahnelerle doluydu. Tabi Blade Runner'da yaratılan gelecek fikrinin esin kaynağınında "kötü bir günde HongKong" olduğunu belirtmeliyiz. Bu da bizi hafif paradoksik bir duruma sürüklüyor. Neyse takılıp kalmamak lazım..
Filmin oldukça karmaşık bir yapıya sahip olduğunu söylemek çok yerinde bir tespit olur. Filmi bir kerede anlamak neredeyse imkansız. İkinci izleyişinizde bile parçaların yeni yeni yerine oturmaya başladığını görüyorsunuz. Sonraki izleyişlerde birde filmin size sunduğu felsefenin içine dalıyor ve adeta kayboluyorsunuz. Öylesine derin bir senaryosu var ki filmin her izleyişininzde yeni bir şey farkediyor, üzerine düşünülecek yeni replik ve sahneler buluyorsunuz. Tıpkı Matrix'te olduğu gibi... Şahsen takip etme imkanım olmadı ancak filmin uyarlandığı aynı adlı manganın çok daha karmaşık ve felsefi olduğunu birçok kişiden duydum. Hatta manga'nın hayranlarının filme oldukça mesafeli yaklaştığı söylenebilir. Ancak bu çoğu uyarlama için geçerlidir zaten. Fanlar nefret eder, seyirci ise çılgına döner. Buna en son örnekte Yüzüklerin Efendisi olsa gerek.
Mangadaki ve animedeki karakterlerin görünüş ve çiziliş teknikleride birbirinden çok farklı. Sonuçta uzun bir eseri sinemaya uyarlamak ve onu iki saat gibi bir zamana sığdırmak için o eserden bazı fedakarlıklar yapmak zorundasınız. Ayrıca birde "yönetmenin seçimi" söz konusu. Bir sinema eseri (bu bir uyarlama olsa bile) yönetmen tarafından yaratılır. Dolayısı ile yönetmen filmi yaratırken hikayeyi yeniden yorumlamak zorundadır. Kendi bakış açısına, görüşlerine, seyircisine, hayallerine ve isteklerine göre... Bu nedenle bence anime ve mangayı birbirinden mümkün olduğunca bağımsız görüp ona göre ele almakta, özetle bu yazıda mangaya fazla bulaşmamakta fayda var.
Öyle yapalım ve filmin içine dalalım
Ghost in the Shell, polis departmanının 9. Bölüğünde (Section 9) görev yapan Binbaşı (Major) Kusunagi ve O'nun birkaç arkadaşı etrafında gelişiyor. Film, boyna bağlanan dört kablo ile zihinlerin internete sokulabildiği ve uçsuz bucaksız ağda yalnızca sanal olarak yer almaktan öte geçilebildiği bir dünyada geçiyor. Hatta bu şekilde bir zihin-vücut ayrılması ile zihinler başka bir vücuda konulabiliyor ki bu da Binbaşı Kusunagi başta olmak üzere 9. Bölükteki pekçok kişiyide kapsayan cyborg bedenleri çok önemli olmaktan çıkarıyor. Önemli olan zihin, ruh. Yani filmin adındaki gibi Hayalet (Ghost in the Shell, Kabuktaki Hayalet demek). Ghost in the Shell ismide buradan geliyor. Vücutlar yalnızca zihnin içinde yer aldığı önemsiz birer kabuk gelecekte. Mühim olan hayaletinizi korumak. Zaten film içinde geçen bir replikte bize bu durumu çok net anlatıyor: "Hayaletine inanmıyor musun?". Bu filmin temellerinin kurulu olduğu düşünce. Öyle bir dünyadayız ki kişilerin hack edilip hafızalarının yalan anılarla doldurulması, onlara istenilenlerin yaptırılması mümkün.
Filmimiz beklendiği üzere karizmatik, aksiyon yüklü, seyirciyi dolduruşa getiren bir açılış sahnesi ile başlıyor. Daha bu ilk sahnede filme damgasını vuracak 9. Bölük-6. Bölük rekabeti ve aradaki entrikalar adına birşeyler işitiyoruz.
Bu kısa açılış sahnesinin hemen ardından bir cyborgun (ki bu cyborg Binbaşı Kusunagi'nin ta kendisi) yapımı eşliğinde ilerleyen jeneriğe adım atıyoruz. Burada ister istemez birkez daha Matrix'i hatırlıyoruz. Üstelik jenerik biter bitmez film bir uyanış sahnesi sunuyor bize. Tıpkı Matrix'te olduğu gibi! Jenerik müziğini oldukça rahatsız edici bulduğumu söylemeden edemeyeceğim. Ancak bu müzik filmin soğuk ve tedirgin edici yanına cuk oturmuş buda bir gerçek.
Ghost in the Shell 9. ve 6. Bölükler arasında tanık olduğumuz bir rekabetin ardından filmimiz, üzerine kurulu olduğu sıradışı hacker Kuklacı (PuppetMaster) ile tanıştırıyor bizi. O'nun tarafından hacklenmiş bir vücut 9. bölükte inceleniyor ve bu hackerın bazı yöntemleri bizimle paylaşılıyor. Bunlardan bazıları oldukça merak uyandırıcı. Örneğin tarihin en önemli hackerının sistemlere sızmak için neden eski tip bir virüs kullanması... Elbette bu küçük merakları filmin gidermesi gerekiyor. O nedenle içine hiç girmeden yönetmenin bizi başrol ekibi ile tanıştırdığı sahneye geçelim.
Uzun bir aksiyon yolculuğuna çıktığımız bu sekans kanımca filmin doruk noktalarından. 9. Bölük polislerinden oluşan iki grup (Binbaşı Kusunagi ve Togusa ile Batou ve Ishikawa çeşitli noktalardan sistemleri kıran çöpçülerin peşine düşerler.
Elbette bunlar gelecekte çöpçülük yapmak için olağanüstü bilgisayar bilgisi ile donatılmış işçiler değil, Kuklacı tarafından yönlendirilen "kabuk"lardır. Aslında tek bir çöpçüden bahsediyoruz çünkü tüm işi karısına ve çocuğuna yeniden kavuşmak adına çöpçülerden biri yapıyor. Diğeri hayatından bezmiş, hiçbirşeyi umursamıyor..
Bir çöp kamyonunun ardında başlayıp bir su birikintisinde sona eren bu sahne bizi hacklenmiş ruhların dünyasına götürüyor. Aksiyon dolu sekansta karşılaştığımız iki adamında hafızaları silinmiş ve yerlerine bazı sahte anılar konmuş. İsimlerini bile bilmiyorlar. Batou bu anı "Hayaleti (Ghost-Ruh manasında kullanılıyor) olmayan bir kukladan daha üzücüsü yok. Özelliklede içinde kırmızı kan akanlardan." yorumuyla vurguluyor.
Sonraki sahnede de yakalananların sorgulanmalarını izleyen Kusunagi'nin düşünceli halini görüyoruz. Bu andan itibaren Binbaşı'nın davranışlarının garipleşmeye başladığını söyleyebiliriz. Zaten hemen akabinde izleyeceğimiz sahnede Kusunagi'nin varlığını sorgulamaya başladığını, vücudunu umursamadığını ve insan olmanın, hatta varolmanın anlamını sorgulamaya başladığını görüyoruz.

Kuklacı'nın bir şekilde bir kez daha karşımıza çıkması kafamızdaki soruları daha da arttırıyor. Kim bu gizemli hacker? Amacı ne? Neden 6. Bölük peşinde? Özetle işler iyice karışıyor. Ancak sonrasını filmin anlatmasına izin verelim. Çünkü şimdiden bir çok şeyi açık etmeye başladık bile.
Ghost in the Shell'in en ilgi çekici yanı bu tür filmlerden beklenebileceğinden çok daha fazla derinliğe sahip olması. Film insan olmak adına cidden düşündürücü diyaloglara yer veriyor, sizide düşünmeye sevk ediyor ve sanırım ciddiye alınmayıda en çok bu sayede hakediyor.Yani filmin bir felsefesi var. Nitekim yönetmende bu felsefeyi vermeyi başarılı bir anlatımla başarıyor. Bunun en bariz örneğide müzik eşliğinde şehirde hava kararıncaya kadar süren bir gezintiye çıktığımız sahne. Bu bölümde Oshii sayısız nesneye anlamlar yüklüyor, bize sorular sorduruyor.
Enformasyonla şekillenmiş bir çağda, teknoloji ile gelişmiş bir şehri ve o şehrin umut kırıcı, kötü yanlarını gösteriyor bize. Ve Kusunagi'nin sorularını destekler tarzda vitrin mankenleri ve yürüyen insanların camlardaki yansımaları arasında geziyoruz. Son karede gördüğümüz mankenler ise diğerleri gibi giyinik değil, hatta bir kısmı kollar ve bacaklardan bile yoksunlar. İşte bu tek kare ile Oshii bize hem filmin "kabuk" kavramını olabilecek en net şekilde anlatıyor, hemde Kusunagi'nin içindeki duyguları paylaşmamızı, O'nunla birlikte sorgulamamızı sağlıyor. Bu bir iki dakikalık sahne bile yönetmen Mamoru Oshii'nin dehasını ispatlıyor.

E bu deha hakkında birkaç söz etmeliyiz elbette
1951 doğumlu olan yönetmen 1976 yılında Tokyo'da bir sanat okulundan mezun oldu ki ilk bağımsız filmlerini çektiği dönemde bu öğrencilik yılları. 80'li yılları oldukça üretken geçiren Oshii, bu yıllarda pekçok film ve diziye imza attı. Ancak en önemli çıkışları sinemasının olgunlaştığı 90'larda yaptı. Bunların arasında 90'ların ilk yarısında çekilen Patlabor 1-2 ve 1995 tarihli Ghost in the Shell en önemli olanları olarak sayılabilir. Özellikle Ghost in the Shell yönetmenin dünya çapında bir ün kazanmasına ve bir dahi olarak öne çıkmasına vesile oldu. Bu film ile 1997 tarihti Dünya Animasyon Kutlamaları Ödüllerinde (World Animation Celebration Awards) En İyi Film ve En İyi Film yönetmeni ödüllerini kazanan yönetmenin sonrasında kendini biraz dinlendirdiğini söyleyebiliriz. Bu sırada senaryosunu yazdığı Jin-Roh: The Wolf Brigade sinemaya uyarlandı. Bir diğer anime klasiği olarak görebileceğimiz Jin-Roh'u neden kendisinin yönetmediği sorusuna iki yanıtı var: birincisi kendi çekeceği bir filme hazırlandığı ve ikincisi ise yapımcı firma Bandai Visual'in filmi Oshii'nin çekmesi durumunda aşırı komplike ve izlenmesi zor bir iş çıkacağı düşüncesi. Mamoru Oshii'nin bundan sonraki işi "gelecekte animeler böyle olacak" dedirten Blood: The Last Vampire'da denetleyici yapımcılıktı. 2001 yılında tekrar yönetmenlik koltuğunda gördük O'nu. Ancak bu kez gerçek bir film çekiyordu. Avalon eleştirmenlerdende geçer not alarak birkez daha Oshii'nin yeteneğini kanıtlamış oldu. Şu an anime dünyasının en saygı duyulan isimlerinden bir konumundaki Mamoru Oshii'nin yeni projelerini de dört gözle bekliyoruz tabi..
Durumu çöyle bir toparlarsak Ghost in the Shell'in çekilmiş en iyi bilim-kurgulardan olduğunu ve böyle bi yapıtı hala izlememiş bir sinema izleyicisinin çok şey kaçırdığını söyleyebiliriz. Çünkü Sinema dergisinde bir zamanlar yazıldığı gibi: "Çizgifilm hiç bu denli sinemasal olmamıştı."

Son Düzenleyen ThinkerBeLL; 14-01-2008 @ 19:53.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Cevap Yeni Konu Aç
En popüler 10 etiket
Bu Sayfanın Etiketleri
anime film, anime filmler, anime filmleri, dome resimleri, film incelemeleri, go oyunu, go oyununda açılış bölümünün adı, go oyununda açılış bölümünün adı nedir, go oyununda açılış bölümünün adı nedir?, go oyununda açılış bölümünün adı nedir? (orijinal isim),
Anime Film İncelemeleri Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Kara Film ThinkerBeLL Sinema 2 31-05-2008 18:49
Hülya Koçyiğit (Hülya Koçyiğit Kimdir? - Hülya Koçyiğit Hakkında) Mystic@L Sinema tr 3 10-10-2007 19:58
Film Yapımı ThinkerBeLL Sinema 1 22-08-2007 06:48
Sessiz Film ThinkerBeLL Sinema 2 11-07-2007 15:24
All about Photography Hi-LaL INTERNATIONAL FORUM (English) 5 23-05-2007 15:41
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 21:42Bir site yetkilisine ulaşınBize Ulaşın - Contact Us
vBulletin®, Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. ~ SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler.
Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız.
If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.
Creative Commons License
MsXLabs Directory
Sayfa 0.19853806 saniyede (63.71% PHP - 36.29% MySQL) 9 sorgu ile oluşturuldu
Top Have Fun @ MsXLabs! Designed by NeutralizeR