Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Kazım Karabekir

Bu konu Asker tr forumunda kompetankedi tarafından 9 Kasım 2006 (09:26) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
84304 kez görüntülenmiş, 5 cevap yazılmış ve son mesaj 8 Ağustos 2014 (14:31) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 4.53  |  Oy Veren: 32      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 9 Kasım 2006, 09:26

Kazım Karabekir kimdir, nereli, hayatı.

#1 (link)
Bir Dünyalı
kompetankedi - avatarı
1882 yılında İstanbul'da doğdu. Mehmed Emin Paşa'nın oğludur. İlköğrenimini İstanbul, Van, Harput ve Mekke'de tamamladıktan sonra, 1896'da İstanbul Fatih Askeri Rüştiyesi'ni, 1899'da Kuleli Askeri İdadisi'ni, 1902'de Harbiye Mektebi'ni ve 1905'te de Erkân-ı Harbiye Mektebi'ni bitirerek yüzbaşı rütbesiyle orduya katıldı.

İki yıllık kıta stajını Manastır'da yaptı. İttihat ve Terakki'nin Manastır örgütünün kurulmasına katıldı. 1907'de kolağası (önyüzbaşı) rütbesi alarak, İstanbul Harbiye Mektebi tabiye öğretmen vekilliğine atandı. İttihat ve Terakki İstanbul Örgütü'nün kurulmasında görev aldı. II. Meşrutiyet'ten sonra Edirne'de 2. Ordu 3. Fırka (tümen) Erkân-ı Harfliği'ne (kurmaylığına) atandı.

31 Mart 1909 Ayaklanması'nda Hareket Ordusu'nda görev aldı. 1910 Arnavutluk Ayaklanması'nın bastırılması harekâtında çalıştı. 14 Nisan 1912'de binbaşılığa yükseldi. Balkan Savaşı'nda Trakya sınır komiseri olarak görev yaptı. 1914'te kaymakam (yarbay) rütbesiyle Birinci Kuvve-i Seferiye Komutanlığı sıfatıyla İran ve Ötesi Harekâtı'nda görevlendirildi. Bir süre sonra İstanbul Kartal'da 14. Fırka Komutanlığı'na atandı ve Çanakkale'ye gönderildi.

Kerevizdere'de Fransızlar'a karşı 3 ay savaştıktan sonra miralaylığa (albay) yükseldi. Buradan, İstanbul'da 1. Ordu Erkân-ı Harbiye Başkanlığı'na, sonra Galiçya'ya gidecek ordunun ve ardından Mareşal von der Goltz'un Erkân-ı Harbiye Başkanlığı'na atanarak Irak'a gitti.

1916'da Kutü'l-Amare'yi kuşatan 18. Kolordu Komutanlığı'na getirildi ve burayı aldıktan sonra Irak'ta İngilizler'le çarpıştı. 1917'de Diyarbakır'daki 2. Kolordu Komutanlığı'na getirildi ve Van, Bitlis, Elaziz (Elazığ) cephelerindeki II. Ordu Komutanlığı'na vekâlet etti.

1918'de Erzincan ve Erzurum'u, Ermeniler'den ve Ruslar'dan geri aldı. Ardından Sarıkamış, Kars ve Gümrü Kalelerini ve Karaköseyi kurtardı. Aynı yıl mirliva (tümgeneral) oldu.

Mondros Mütarekesi sırasında sadrazam olan Ahmed İzzet Paşa'nın erkân-ı harbiye-i umumiye reisliği (genelkurmay başkanlığı) önerisini kabul etmeyerek, Anadolu'da görev almak istedi. Önce Tekirdağ'daki 14. Kolordu Komutanlığı'na, ardından da Erzurum'daki 15. Kolordu Komutanlığı'na atanmasını sağlayarak, Nisan 1919'da göreve başladı.

Hazırlıkları yapılan Erzurum Kongresi'nin toplanmasında önemli rol oynadı. Kurtuluş Savaşı'nda Edirne Milletvekilliği ve Doğu Cephesi Komutanlığı yaptı.

15 Kasım 1920'de Ermeni Ordusu'nu kesin olarak yendi. Ermeni Hükümeti'yle Ankara Hükümeti adına Gümrü Antlaşması'nı imzaladı. Kars'ın alınmasıyla ferikliğe (korgeneral) yükseldi. Rus Sovyet Sosyalist Federe Cumhuriyeti ve Kafkasya Hükümetleri'yle Kars Antlaşması görüşmelerini yürüttü. Halk Partisinden ayrıldı. Kurtuluş Savaşı'nın bitiminden sonra 1. Ordu Müfettişliği'ne atandı.

1923'te İstanbul Milletvekili oldu. 1924'te, TBMM'deki Dörtler Grubu'nu destekledi. Ardından askerlikten ayrılarak, Halk Fırkası'ndan istifa etti. 17 Kasım 1924'te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın başkanlığına seçildi. Parti, 3 Haziran 1925'te Şeyh Sait Ayaklanması nedeniyle kapatıldı.

Karabekir, Mustafa Kemal Paşa'ya karşı yapılan İzmir Suikasti ile ilgili görülerek bazı partililerle birlikte yargılandıysa da beraat etti. Siyasi hayatına 12 yıllık aradan sonra, 6 Ocak 1939'da İstanbul Milletvekili olarak devam etti. 1946'da TBMM Başkanlığı'na seçildi ve bu görevde iken 26 Ocak 1948'de Ankara'da öldü.


*
Son Düzenleyen asla_asla_deme; 1 Haziran 2010 @ 14:23.
Rapor Et
Reklam
Eski 17 Kasım 2006, 13:43

Musa Kâzım Karabekir (Musa Kâzım Karabekir Kimdir? - Musa Kâzım Karabekir Hakkında)

#2 (link)
Asi-BeL
Ziyaretçi
Asi-BeL - avatarı
Musa Kazım Karabekir Asker, Milli Mücadele Kahramanı ve siyaset adamı olan Musa Kâzım Karabekir miladi 1882 - Rumi 1298 - yılında İstanbul'un Küçük Mustafa Paşa semtinde dünyaya gelmiştir. Babası, Osmanlı Ordusu'nda paşalığa kadar yükselmiş olan Mehmet Emin Paşa, annesi ise Hacı Havva Hanımdır.

Gençlik
Mehmet Emin Paşa görevi nedeniyle pek çok şehir dolaşmış ve son görev yeri olan Mekke'de kolera hastalığına yakalanarak; 1893 yılında vefat etmiştir. Kâzım Karabekir'in annesi ise Mehmet Emin Paşa ölünce İstanbul'a göç etmiş ve 1917'de İstanbul'da vefat etmiştir. Kâzım Karabekir, ailesiyle birlikte Mekke'ye göç etmeden önce İstanbul'un Zeyrek semtinde İlkokula başlamıştı. Böylece öğrenim hayatı boyunca Kâzım Zeyrek adıyla anıldı. Çünkü soyadı kullanımının olmadığı bu dönemde örenciler okullara kaydedilirken oturdukları il, ilçe veya semt adlarıyla çağrılırlardı.

Kâzım Karabekir'de İstanbul'da ailesinin oturduğu Zeyrek semtinden dolayı Kâzım Zeyrek adıyla anılmıştır. 1894 yılında İstanbul'da Fatih Askeri Rüştiyesi'ne giren Kâzım Karabekir, 1896 yılında bu askeri ortaokulu bitirerek, 1897 yılında da Kuleli Askeri İdadisi'ne girdi. Kâzım Karabekir, Askeri Lise'yi 1899'da bitirdi ve ardından askeri lisenin devamı niteliğindeki Pangaltı Harbiye Mektebi ' ne 14 Mart 1900 tarihinde girdi. Harbiye'den 6 Aralık 1902'de Mülazım-ı Sâni (Teğmen) rütbesiyle, piyade sınıfının birincisi olarak; 1318 - P.1 sicil numarasıyla mezun oldu. Kâzım Karabekir, bu okulun ardından Harb Akademileri'nin karşılığı olan ve kurmay subay yetiştiren Erkan-ı Harbiye Mektebi ' ne devam ederek, 5 Kasım 1905'te bu okulu Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle bitirdi. 10 Kasım 1905'te Edirne'deki II. Ordu'ya daha sonra da 11 Ocak 1906'da III. Ordu'ya verilen Kâzım Karabekir; XIII. Süvari Topçu Alayı, XV. Süvari Avcı Taburu ve Manastır Mıntıka K.' lığı Erkan-ı Harbiyesi'nde görev aldı.

Birinci Dünya Savaşına kadar askeri faaliyetleri
Daha öncede belirttiğimiz gibi askerlik görevine Manastır'da başlayan Kâzım Karabekir, stajını tamamladığı bu bölgede Manastır Mıntıkası Kurmay Başkanlığı'nda görev aldı. Daha sonrada Manastır Mıntıka Müfettişliği'ne tayin olan Kâzım Karabekir bu görevi sırasında Rum ve Bulgar çeteleri ile yapılan çatışmalarda bulundu ve Bulgar çetesinin imhasında gösterdiği başarılardan dolayı 19 Ağustos 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) rütbesine yükseltildi.

Kâzım Karabekir bu başarısının ardından 6 Eylül 1907'de İstanbul Harb Okulu Tabiye Öğretmen Yardımcılığı'na atandı. 19 Kasım 1908 tarihinde Edirne'deki II. Ordu'nun III. Piyade Tümeni Kurmay'lığında görev alan Kâzım Karabekir, 31 Mart Vakası'nın meydana gelmesi üzerine Harekât Ordusu'na katılarak Mürettep II. Fırkanın Kurmay Başkanı olarak İstanbul'a geldi.

1 Nisan 1910'da Arnavutluk Ayaklanması'nın bastırılması için düzenlenen Mürettep Kolordu'da I. Şube Müdürü ve 15 Ocak 1911'de X. Edirne Tümeni Kurmay Başkanlığı'nda görevlendirildi. Soyadı kullanımının gerçekleşmediği bu döneme kadar Kâzım Zeyrek olarak anılan Kâzım Karabekir, 15 Nisan 1911'de Harbiye Bakanlığı'na verdiği dilekçe ile atalarının ismi olan Karabekir namını soyadı olarak aldı. Kâzım Karabekir, 9 Nisan 1912'de Bulgar Hududu Edirne Kısmı Komiserliği'ne atandı ve 27 Nisan 1912'de Binbaşı rütbesine yükseltildi.

I. Balkan Savaşı sırasında Edirne/Kale Muharebeleri'nde (18 Ekim 1912 - 26 Mart 1913 ) X. Tümenin Kurmay Başkanlığı'nı yapmıştır. Bu savaş sırasında Edirne Kalesi'nin teslim olması ile 28.500 kişi Bulgarlar tarafından esir edildi. Kâzım Karabekir'de 22 Nisan 1913'te Bulgar'lara esir düştü. 21 Ekim 1913'te Bulgaristan ile imzalanan antlaşma sonucu esirlikten kurtulan Kâzım Karabekir; 2 Aralık 1913'te Balkan Savaşı sırasında, Rus halkının uğradığı zararın tespiti için oluşturulan Türk - Bulgar - Rus karma komisyonunda Türk Temsilcisi olarak bulunan Kâzım Karabekir daha sonrada General Liman Von Sanders başkanlığında, Türk Ordusu'nun ıslahı amacı ile gönderilen Alman Askeri Heyeti İstanbul'a gelince, 11 Ocak 1914'te Genel Kurmay İstihbarat Şubesi Müdür Yardımcılığı'nda görevlendirildi. 28 Mayıs 1914'te Birinci Dünya Savaşı öncesinde Kâzım Karabekir, uzunca bir dönem Avrupa'ya gönderildi. Bu görev Viyana, Münih, Hamburg, Paris ve İsviçre'yi kapsıyor ve buralardaki Askeri Ataşelerin nasıl çalıştıklarını yerinde incelemek amacını taşıyordu.

Birinci Dünya Savaşı Başlarında Kazım Karabekir
Avrupa'nın genel bir savaşa sürüklendiği bu dönemde Kâzım Karabekir görevli olarak Paris'te bulunmaktaydı. Fakat bu durumu fark eden Kâzım Karabekir, 14 Temmuz 1914'te İstanbul'a geri dönerek; 3 Ağustos 1914'te Genel Kurmay II. (İstihbarat) Şube Müdürü olarak görevlendirildi. Karabekir'in savaş konusundaki düşünceleri;

* "İstanbul ve Çanakkale boğazlarını kuvvetlendirmek,
* Boğazlardaki kuvvetleri desteklemek,
* Savaşa girmekten mümkün olduğunca kaçınmaktı."

Kâzım Karabekir, Genel Kurmay'daki görevini devam ettirirken, Konya'ya bir soruşturma sebebiyle gönderilmişti. 29 Kasım 1914'te "Üç Yıl Hazerî Kıdem Zammı" alarak; 9 Aralık 1914'te Yarbay rütbesine yükseltildi. Yarbay Kâzım Karabekir, 6 Ocak 1915'te Mürettep I. Kuvve-i Seferiye K.'ı olarak İran Harekatına gönderildi. Karabekir, Halep'e geldiğinde, III. Ordu'nun Sarıkamış'da büyük bir felakete uğramış olduğunu, komutasına verilen kuvvetlerin Doğu Cephesi'ne kendisinde Süleyman Askeri Bey'in yerine Irak Havalisi Kuvvetleri K.' lığına ve Basra Valiliğine atandığını öğrendi. Böylece Süleyman Askeri Bey'in yerine geçmek üzere İstanbul'a geldi.

Çanakkale Cephesi'nde
Karabekir Paşa, 6 Mart 1915 tarihinde İstanbul'a gelince V. Kolordu'ya bağlı İstanbul - Kartal'da bulunan XIV. Tümen K.' lığına atanmıştır. Bu görevde bulunduğu esnada Kâzım Karabekir,Maramara Denizi ve Karadeniz kıyılarının tahkimatı ile uğraşmıştır. Ancak XIV. Tümen'in Çanakkale'ye - Gelibolu'ya - gönderilmesi ile bu bölgede Seddülbâhir ve Kereviz Deresi'ndeki (12-13 Temmuz 1915) savaşlarda bulunmuştur. Kâzım Karabekir'in Kereviz Dere'de bulunduğu sıralarda Fransızlar, Haziran'dan itibaren Zığın Dere ve Kereviz Dere bölgelerinde taarruzlar yapmakta idi. Fransızların amacı; Türk Ordusu'nun dikkatini güney bölgesine çekmekti. Böylece Ağustos ayında Anafartalara yapılacak olan çıkarmanın başarısını garanti altına almak istiyorlardı. Fransızların planı amacına ulaştı ve Türk Kuvvetleri'nin çoğu güney bölgesine kaydırıldı. Bu amacın gerçekleşmesi için İngilizler I. Tüm. ile Türk kanadına, Kereviz Dere bölgesine, 12 Temmuz sabahı saat 07:00'de taarruza başladılar. Türk Tüm.'leri batıdan itibaren XI., I., VII. ve IV. Tüm.'ler cephede, VI. Tüm. geride bekletilmekte idi. VII. Tüm. cephesine taarruz eden İngiliz Tüm.'nin her iki günündeki taarruzları da başarısızlıkla sonuçlandı. IV. Tümen cephesine taarruz eden Fransızların taarruzları ise beklemedeki VI. Tüm.'inde bölgede kullanılması üzerine gelişme gösteremedi. Birkaç metrelik ileri geri hareketler şeklinde gelişen muharebede oldukça fazla kan döküldü ve Türk kaybı 9700 kişiye ulaştı.

Karabekir, Kereviz Dere Muharebeleri sırasında V. Kolordu Komutanlığına bağlı - yarbay rütbesiyle - XIV. Tümen Komutanı olarak bulunmaktaydı. Bu görevi sırasında 6 -13 Ağustos 1915 Muharebelerinde de görev almıştır. Bu muharebeler sırasında düşman Arıburnu ve Anafartalar bölgesine, çıkarma ile takviye ederek yapacağı taarruza karşılık güney cephesinden Türk Kuvveti kaydırılmasın diye 6 - 7 Ağustos günleri bu cephenin merkezine Kirte istikametine taarruzlar düzenlediler. Ancak her iki taarruzda zayiat verilerek püskürtüldü. Sonraki küçük çaptaki taarruzlarda sonuçsuz kaldı. Bundan sonrada bu cephede düşmanın tahliyesine kadar mevzii muharebeleri devam etti. böylece düşman, çıkarmanın ilk günü almayı plânladığı Alçıtepe'yi ele geçiremedi. Her yönden sayıca üstün olmasına karşın Türk direnişi karşısında sadece 5. Km. ilerleyebildi. Bu muharebeler sırasında düşmana karşı 3,5 ay başarıyla savaşan Karabekir, askerî kişiliği açısından takdir toplayarak Muharabe Gümüş Liyakat Madalyası ile ödüllendirildi. Ayrıca Almanya'dan da İkinci Rütbeden Kron Dö Braş Kılıçlı Nişanı aldı. Kâzım Karabekir Paşa, Eylül 1915 - 9 Ocak 1916 Mevzi Muharebeleri'nde Güney Grubu Komutanlığına bağlı II. Bölge Komutanlığı'nda XIV. Tümen Komutanı olarak görevlendirildi. Muharebeler devam ettiği sırada XIV. Tümen 11 Ocak 1916'da bölgeden ayrıldı.

1915 Sonrası Askeri ve Siyasi Faaliyetleri
Çanakkale Cephesindeki taarruz savaşlarının, siper muharebelerine dönüşmesi ile birlikte Karabekir Paşa, Gelibolu'dan alınarak 26 Ekim 1915'te İstanbul'daki I. Ordu Kurmay Başkanlığı'na atandı. Daha sonrada VI. Ordu Kurmay Başkanı olarak Irak Cephesine gönderildi. Bu arada Kâzım Karabekir Paşa, Gelibolu'daki başarılarından dolayı "Üç Yıl Savaş Zammı" alarak 14 Aralık 1915'te Miralay ( Albay ) rütbesine yükseltildi. Miralay Kâzım Karabekir, Almanya'dan ikinci kez "Alman Demir Salib Nişanı" alarak; 24 Nisan 1916'da Kut'ül Amara'yı kuşatmakta olan XVIII. Kolordu K. olarak görevlendirildi. Bu cephedeki başarılarından dolayı Kâzım Karabekir'e 8 Şubat 1912'de yeniden "Altın Muharebe Liyakat Madalyası" ve "İki Yıllık Kıdem Zammı" verildi.

Kafkasya Cephesi
Kâzım Karabekir, Cafer Tayyar ile o yıllarda yapılabilen karşılıklı yer değiştirme - becayiş - usulü ile Kafkas Cephesindeki II. Kor. K. olarak atandı. Bu Kolordu; Van Gölü'nün güney mıntıkası, Bitlis, Muş, Murat Çayı ve Palu Doğusu'na kadar olan geniş bir araziyi müdafaa etmekle yükümlüydü. Bu dönemde Osmanlı Devleti, toplam dört kolordusu olan iki ordusunu Van Gölü ile Karadeniz arasında bulundurmaktaydı. Bu orduların en aşağı tarafta olanı Kâzım Karabekir'in komutanı olduğu II. Kolordu idi. Bu kolorduda on aya yakın bir süre görev yapan Kâzım Karabekir bölgedeki başarılarında dolayı 23 Eylül 1917 padişah iradesi ile yeniden "Kılıçlı İkinci Mecidi Nişanı" aldı. 31 Ekim 1920'de Ferik ( Korgeneral ) rütbesini aldı.

Kurtuluş Savaşı
3 Aralık 1921'de TBMM Murahhası sıfatıyla Gümrü Antlaşması'nı imzaladıktan sonra; 18 Ekim 1921'de biten Kars Konferansı'na Türkiye Baş Murrahası olarak katıldı. Ayrıca bu konferansa başkanlık yaparak; 13 Ekim 1921'de Kars Antlaşmasını imzaladı.

Millet vekilliği
15 Ekim 1922'de Ankara'ya gelen Kâzım Karabekir, Edirne Milletvekili sıfatı ile meclis çalışmalarına devam etti. 17 Şubat 1923'de - Türkiye'de ilk defa - toplanan İzmir İktisat Kongresine başkanlık yaptı ve 29 Haziran 1923'de TBMM'nin İkinci Devresi'nde İstanbul Milletvekili seçildiği dönemde; Doğu Cephesi komutanlığı görevini de fiili olarak devam ettirmekte idi. 21 Kasım 1923'de "Milli Mücadelemizde Siyasi ve Savaş Yararlılığı" görülenlere verilen yeşil ve kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Kâzım Karabekir, 21 Ekim 1923'de son askeri görevi olan I. Ordu Müfettişliğine atandı. 26 Ekim 1924'de bu görevinden istifa ederek sadece siyasi alanda faaliyet gösterdi.

Kâzım Karabekir, 17 Kasım 1924'de TPCF (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası) kurucuları arasında yer alarak; bir süre sonrada bu partinin başkanı oldu. İsmet (İnönü) Bey Hükümeti'nin Takrir-i Sukün Kanunu çıkarmasından sonra Doğuda Şeyh Sait İsyanı çıkmış ve bu isyanda TPCF'nin de rolü olduğu iddia edilmişti.İsmet İnönü başkanlığında ki hükümet tarafından bu olayı bahane ederek 5 Haziran 1925'de Bakanlar Kurulu kararı ile TPCF kapatıldı. Ayrıca Kâzım Karabekir, bu dönemde Mustafa Kemal'e düzenlenen İzmir suikasti ile ilgili olarak İstiklal Mahkemesi'nde yargılanıp, beraat eti. Kâzım Karabekir TBMM'nin ikinci Dönemi sona erince milletvekilliğine son verilmiş ve ordu açığında iken 5 Aralık 1927'de emekli olmuştur. Bu dönemden sonra uzun bir süre politikadan uzaklaşarak inzivaya çekilmek zorunda bırakılan Karabekir Paşa, yönetimle olan anlaşmazlığı yüzünden sıkıyönetim altında tutulması istenen 84 kişilik listenin başında yer aldı. 10 sene sürekli takip ve gözaltında tutuldu. Belki de en sıkıntılı yıllarını bu dönemde geçiren Kâzım Karabekir, sıkıntılı günlerin ardından 1939'da İstanbul Milletvekilliği'ne seçildi. 1943 - 1946 yıllarında milletvekili olarak yerini korudu ve 5 Ağustos 1946'da yapılan BMM başkanlık seçimlerimde Meclis Başkanı seçildi. Kâzım Karabekir, 26 Ocak 1948 yılında - 66 yaşında iken - geçirdiği bir kalp krizi sonucu, Ankara'da vefat etti.

Kâzım Karabekir Paşa, askerlik yaşamı boyunca önemli başarılar kazanmış bir Türk Komutanı ve siyasi bir kişiliktir. AyrıcaBulgarca, Fransızca, Almanca ve Rusça dillerini konuşabilmekteydi.

Eserleri
* Ankarada Savaş Rüzgarları
* Bir Duello ve Bir Suikast [ISBN 975736939X]
* Birinci Cihan Harbi 1-4 [ISBN 9757369217]
o Birinci Cihan Harbine Neden Girdik? [ISBN 9757369217]
o Birinci Cihan Harbine Nasıl Girdik? [ISBN 9757369225]
o Birinci Cihan Harbini Nasıl İdare Ettik? [ISBN 9757369233]
o Birinci Cihan Harbini Nasıl İdare Ettik? [ISBN 9757369241]
* Cumhuriyet Tarihi Set 1
* Cumhuriyet Tarihi Set 2
* İstiklal Harbimiz 1-5
* Paşaların Kavgası
* Paşaların Hesaplaşması
* Cehennem Değirmeni 1-2
* İzmir Suikasti
* Çocuklara Öğütler
* Hayatım
* İttihat ve Terraki Cemiyeti 1896-1909
* Ermeni Dosyası
* İngiltere, İtalya ve Habeş Harbi
* Kürt Meselesi
* Çocuk, Davamız 1-2
* İstiklal Harbimizin Esasları
* Yunan Süngüsü
* Sanayi Projelerimiz
* İktisat Esaslarımız
* Tarihte Almanlar ve Alman Ordusu
* Türkiye’de ve Türk Ordusunda Almanlar
* Tarih Boyunca Türk-Alman İlişkileri
* İstiklal Harbimizde İttihad Terraki ve Enver Paşa 1-2
* İstiklal Harbimizin Esasları Neden Yazıldı?
* Milli Mücadelede Bursa
* İtalya ve Habeş
* Ermeni Mezalimi
* Sırp-Bulgar Seferi
* Osmanlı Ordusunun Taaruz Fikri
* Erkan-i Harbiye Vezaifinden İstihbarat
* Sarıkamış-Kars ve Ötesi
* Erzincan ve Erzurum'un Kurtuluşu
* Bulgaristan Esareti -Hatıralar, Notlar
* Nutuk ve Karabekir'den Cevaplar
Rapor Et
Eski 26 Ocak 2008, 18:49

Musa Kâzım Karabekir (Musa Kâzım Karabekir Kimdir? - Musa Kâzım Karabekir Hakkın

#3 (link)
!..............!
KisukE UraharA - avatarı
Musa Kâzım Karabekir
Musa_Kaz%C4%B1m_Karabekir
Sovyetler-TBMM İlişkileri açısından Kazım Karabekir Paşa [değiştir]
Sovyetlerle imzalanacak dostluk antlaşması için Bekir Sami Bey başkanlığında bir delegasyon, 11 Mayıs'ta Ankara’dan hareketle 19 Temmuz'da Moskova'ya ulaştı. Dostluk antlaşmasının esasları 24 Ağustos'ta hazır olmakla beraber, Bekir Sami Bey’in bu antlaşmayı imzalaması mümkün olmadı. Çünkü Sovyetler, Bitlis, Van ve Muş illerinin Ermenistan’a terkedilmesini istediler.
Fakat Kazım Karabekir Paşa komutasındaki Türk Kuvvetleri Eylül'de taarruza geçip, Misak-ı Milli hudutları dahilinde olan Sarıkamış, Kars, Ardahan, Artvin ve Batum’u aldıktan sonra Gümrü'yü de ele geçirince, Menşevik iktidarı altındaki Ermeni hükümeti barışa yanaşmak zorunda kaldı ve 3 Aralık 1920 de Ermenistan'la Gümrü Barış Antlaşması imzalandı. Bu arada, Bolşevikler de Ermenistan’da iktidarı ele geçirmişlerdi. Bu şekilde Ermenistan meselesi kendiliğinden çözümlenmiş oluyordu. Kazanılan bu zaferler üzerine Sovyetler Milli Mücadele'ye daha fazla önem vermeye başlamışlardır.
3 Aralık 1920'de TBMM Murahhası sıfatıyla Gümrü Antlaşması'nı imzaladıktan sonra; 18 Ekim 1921'de biten Kars Konferansı'na Türkiye Baş Murrahası olarak katıldı. Ayrıca bu konferansa başkanlık yaparak; 13 Ekim 1921'de Sovyetler Birliği ile Kars Antlaşmasını imzaladı.
Rapor Et
Eski 24 Temmuz 2012, 04:25

Cvp: Kazım Karabekir (Kazım Karabekir Kimdir? - Kazım Karabekir Hakkında)

#4 (link)
Lethe
buz perisi - avatarı
Kazım Karabekir (1882 İstanbul-1948 Ankara)
MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi

Asker ve siyaset adamı. 1905 yılında kurmay yüzbaşı olarak orduya katıldı. 1908'de tümen komutanı oldu. 31 Mart Olayı'nın bastırılmasına 2. Tümen komutanı olarak katıldı. Balkan Savaşları'nda bulundu. I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale'de, Doğu Anadolu'da görev yaptı. Mondros Mütarekesi imzalandığı zaman Tebriz'de bulunuyordu. Mütarekeden sonra İstanbul'a geldi ve Doğu Anadolu'da 15. Kolordu'nun komutanlığına getirildi. Kurtuluş Savaşı sırasında da Mustafa Kemal ve arkadaşlarına yardımcı ve destek oldu. Kurtuluş Savaşı'na asker ve Edirne milletvekili olarak katkılarda bulundu. İktisat Kongresi'nde, bu kongrenin başkanlığına seçildi. Kimi arkadaşlarıyla birlikte Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurdu (1924). Fırka'nın kapatılmasından sonra 1938 yılı sonuna dek siyasetten uzak kaldı. İstanbul milletvekili oldu ve 1946 yılında Millet Meclisi başkanlığına seçildi. Bu görevdeyken öldü. Askerlik ve savaş tarihi konusundaki yapıtları arasında en önemlisi "İstiklâl Harbimiz" (1933) adlı kitabıdır.
Rapor Et
Eski 8 Ağustos 2014, 14:30

Kazım Karabekir

#5 (link)
Frozen Heart
nefertiti - avatarı
Karabekir’in yolundan gidilseydi daha demokratik bir Türkiye olurduk

armagan











Yakın tarih çalışmalarıyla 2000′li yılların en çok konuşulan yazarı Mustafa Armağan, tarih bilgimizi sorgulayacak yeni bir kitap yazdı: Kızıl Pençe… Bu vesileyle kendisiyle İstanbul Ümraniye’deki evinde buluştuk. 3 yıldır üzerinde çalıştığı kitabını ve Kazım Karabekir’in Türkiye Cumhuriyeti için önemi konuştuk. Ama sorularımız tarihle sınırlı kalmadı.
***
Mustafa Armağan’ı, Sultan II. Abdülhamit’ten sonra Kâzım Karabekir üzerine çalışmaya sevk eden ne oldu?
Ben, hakkı yenmiş insanların acısını vicdanımda hisseden biriyim. Bu yüzden, tarihte mağdur edilmiş şahsiyetleri gündeme getirmeyi kalemimin hedeflerinden sayıyorum. Kâzım Karabekir de Abdülhamit gibi haksızlığa uğramış, mağdur edilmiş bir sima. Yakın tarihimizde bu denli kritik görevlerde bulunan Karabekir Paşa’nın adı İnkılâp tarihlerinde iki cümleye sıkıştırıldı. Hâlbuki İstiklal Savaşı onun zaferiyle başlamıştı. Son yıllarda Paşa’yı anlatan eserler hazırlamamın nedeni de bu.
‘Kızıl Pençe’, Kâzım Karabekir üzerine yoğunlaşmanızın bir sonucu olsa gerek.
Kesinlikle. Karabekir’in iki tarafı var: İyi bir asker ve kalemi olan bir entelektüel. Ben entelektüel yönünü önemsiyorum. Tıpkı Atatürk’ün Nutuk’u yazarak yakın tarihi yönlendirmek istemesi gibi, Karabekir de Cumhuriyet döneminde İstiklal Harbi’nin üzerine örtülmek istenen şalı sıyırmaya soyunmuş. Üstelik bunu, Tek Parti rejiminin en kuvvetli olduğu tarihlerde, Cumhuriyet’in 10. yılında, Milliyet gazetesinde yayımladığı mektuplarla yapmış. Kızıl Pençe onun baskılarla, baskınlarla susturulmak istenen sesi.
Öyleyse bu kitapla okur, Kâzım Karabekir’den Milli Mücadele dönemini yeniden mi öğrenecek?
Kesinlikle… Eski bilgileri resetleyecek okur.
Peki, en çok neye şaşıracağız?
Karabekir’in Lozan ile ilgili anlattıklarına. Çünkü ben en çok buna şaşırdım. Bunun dışında, hilafete daha yakın duran, camilerde hutbe veren, hocalarla takılan Mustafa Kemal’in Lozan’dan sonra neden laik bir çizgiye geçtiğini de karşılıklı konuşmalar şeklinde dile getiriyor Karabekir. Bunlar tartışılacak bilgiler.
Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal’in hilafeti tercih ettiğine dair çok enteresan bilgiler veriyor…
Oradaki iddiası özellikle ilginçtir. Kâzım Karabekir daha muhafazakâr ve daha dindar bilinir. Ama 1922′den 1923 başlarına kadar Mustafa Kemal, ‘dinci’ bir görüntü sergiler. Balıkesir Hutbesi’nde: “Kanun-u esasimiz malumunuz olduğu üzere Kuran-ı Azimüşşandaki nusûstur.” diyor. Yani “Anayasamız Kur’an’dır.” diyen bir devlet başkanı vardır minberde. Ama sonra tam tersine dönüyor.
Karabekir bunları Atatürk’ü sevmediği için mi anlatıyor?
Hayır. Karabekir’i Mustafa Kemal’e düşman sanıyorlar. Ama değil. Onu daima sevmiş. Karabekir sadece Tek Adam yapılan Mustafa Kemal’e kırgın. Çünkü İstiklal Harbi’ndeki en yakın arkadaşlarına Lozan sonrası sırt çevirip “Asalaklar” dediği yeni bir grubun çemberine giriyor. O, Milli Mücadele ruhuna sahip Mustafa Kemal’i arıyor aslında.
Evet, Karabekir kitapta Mustafa Kemal’in Lozan’la birlikte ‘Asalaklar’ adında bir grup tarafından etki altına alındığını söylüyor. Kim bu Asalaklar?
Kitaba adını verdiğimiz Kızıl Pençe örgütü bahsedilen. Yarı askerî bir yapılanma söz konusu bu örgütte. Mecliste kararlar onlar tarafından alınıyor.
Ergenekon gibi bir yapılanma diyebilir miyiz?
Tam olarak değil. Ama benzer tararfları çok!
Kâzım Karabekir Millî Mücadele’nin kara kutusu adeta. Anlattıkları resmi tarihi nakavt edecek gibi.
Kesinlikle. Öyle şeyler anlatıyor ki bunlar nasıl dikkate alınmamış şaşırıyorum. Deşifre edilmesi gereken çok şey var. Resmî tarihi sorgulamak için Karabekir’in yazdıklarını gündeme getirmek yeterli. Karabekir, yakın tarihimize meydan okuyor.
İzmir Suikasti’nde muhalif zihniyet tasfiye edildi!

Bir diziyle gündeme gelen İzmir Suikastı, Karabekir’e karşı yapılmış bir eylem değil mi?
Muhalif bir zihniyetin tasfiyesi yapılmıştır İzmir Suikastı’nda. Milli Mücadele kahramanları da bu anlamda toplanıyor ve idamla yargılanıyor. Susturuluyor. Karabekir’in oradaki yaklaşımı ‘uyum’ savunması değil, ‘kopuş’ savunmasıdır. Karabekir, ayrıca ilginç bir hatırlatmada bulunuyor. Kendisine Mustafa Kemal’i tutukla diyen Genelkurmay’a, “Ben ‘İngilizlerin emriyle bir Türk komutanını tutuklama ********liğini gösteremem!’ demiş biriyim, suikaste kalkışacağımı nasıl söylersiniz.” diyor. Bu çok anlamlı bir mesaj
Kâzım Karabekir Türkiye’nin demokratikleşmesinde nasıl bir rol oynamıştır?
Bizim ilk ana muhalefet partimizin başkanı o. TerakkiPerver Parti’nin başına geçerek yanlışları düzeltmeye çalışıyor. Bunun için mücadele veriyor. Getirdiği eleştiriler de son derece mantıklı. Musul Meselesi’ni gündeme getiriyor ve Lozan’ın kritiğini yapıyor. Kürt meselesi ve Ermeni sorununu daha o tarihlerde görüp açılım yapmaya çalışıyor. Eğer Karabekir’in yolundan gidilseydi ve Terakkiperver kapatılmasaydı bugün demokrasi çıtası daha yüksek olacaktı. Ermeni ve Kürt sorunları bu kadar büyümeden halledebilirdi.
Abdülhamit’e iade-i itibar yapıldı sayenizde. Görünen o ki, Kâzım Karabekir de Türkiye Cumhuriyeti zihninde hak ettiği yeri bulacak. Sırada hangi kişi ve olaylar var?
Daha pek çok isim var üzerine eğilmek gereken. II. Bayezid, I. Mahmut, Selahattin Adil ve Fevzi Çakmak ve Patrona Halil. Bir de hak etmediği yerlerde olanları inceleyeceğim. İsmet İnönü onlardan biri.
Rapor Et
Eski 8 Ağustos 2014, 14:31

Kazım Karabekir

#6 (link)
Frozen Heart
nefertiti - avatarı
Karabekir’in yolundan gidilseydi daha demokratik bir Türkiye olurduk

armagan

Yakın tarih çalışmalarıyla 2000′li yılların en çok konuşulan yazarı Mustafa Armağan, tarih bilgimizi sorgulayacak yeni bir kitap yazdı: Kızıl Pençe… Bu vesileyle kendisiyle İstanbul Ümraniye’deki evinde buluştuk. 3 yıldır üzerinde çalıştığı kitabını ve Kazım Karabekir’in Türkiye Cumhuriyeti için önemi konuştuk. Ama sorularımız tarihle sınırlı kalmadı.
***
Mustafa Armağan’ı, Sultan II. Abdülhamit’ten sonra Kâzım Karabekir üzerine çalışmaya sevk eden ne oldu?
Ben, hakkı yenmiş insanların acısını vicdanımda hisseden biriyim. Bu yüzden, tarihte mağdur edilmiş şahsiyetleri gündeme getirmeyi kalemimin hedeflerinden sayıyorum. Kâzım Karabekir de Abdülhamit gibi haksızlığa uğramış, mağdur edilmiş bir sima. Yakın tarihimizde bu denli kritik görevlerde bulunan Karabekir Paşa’nın adı İnkılâp tarihlerinde iki cümleye sıkıştırıldı. Hâlbuki İstiklal Savaşı onun zaferiyle başlamıştı. Son yıllarda Paşa’yı anlatan eserler hazırlamamın nedeni de bu.
‘Kızıl Pençe’, Kâzım Karabekir üzerine yoğunlaşmanızın bir sonucu olsa gerek.
Kesinlikle. Karabekir’in iki tarafı var: İyi bir asker ve kalemi olan bir entelektüel. Ben entelektüel yönünü önemsiyorum. Tıpkı Atatürk’ün Nutuk’u yazarak yakın tarihi yönlendirmek istemesi gibi, Karabekir de Cumhuriyet döneminde İstiklal Harbi’nin üzerine örtülmek istenen şalı sıyırmaya soyunmuş. Üstelik bunu, Tek Parti rejiminin en kuvvetli olduğu tarihlerde, Cumhuriyet’in 10. yılında, Milliyet gazetesinde yayımladığı mektuplarla yapmış. Kızıl Pençe onun baskılarla, baskınlarla susturulmak istenen sesi.
Öyleyse bu kitapla okur, Kâzım Karabekir’den Milli Mücadele dönemini yeniden mi öğrenecek?
Kesinlikle… Eski bilgileri resetleyecek okur.
Peki, en çok neye şaşıracağız?
Karabekir’in Lozan ile ilgili anlattıklarına. Çünkü ben en çok buna şaşırdım. Bunun dışında, hilafete daha yakın duran, camilerde hutbe veren, hocalarla takılan Mustafa Kemal’in Lozan’dan sonra neden laik bir çizgiye geçtiğini de karşılıklı konuşmalar şeklinde dile getiriyor Karabekir. Bunlar tartışılacak bilgiler.
Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal’in hilafeti tercih ettiğine dair çok enteresan bilgiler veriyor…
Oradaki iddiası özellikle ilginçtir. Kâzım Karabekir daha muhafazakâr ve daha dindar bilinir. Ama 1922′den 1923 başlarına kadar Mustafa Kemal, ‘dinci’ bir görüntü sergiler. Balıkesir Hutbesi’nde: “Kanun-u esasimiz malumunuz olduğu üzere Kuran-ı Azimüşşandaki nusûstur.” diyor. Yani “Anayasamız Kur’an’dır.” diyen bir devlet başkanı vardır minberde. Ama sonra tam tersine dönüyor.
Karabekir bunları Atatürk’ü sevmediği için mi anlatıyor?
Hayır. Karabekir’i Mustafa Kemal’e düşman sanıyorlar. Ama değil. Onu daima sevmiş. Karabekir sadece Tek Adam yapılan Mustafa Kemal’e kırgın. Çünkü İstiklal Harbi’ndeki en yakın arkadaşlarına Lozan sonrası sırt çevirip “Asalaklar” dediği yeni bir grubun çemberine giriyor. O, Milli Mücadele ruhuna sahip Mustafa Kemal’i arıyor aslında.
Evet, Karabekir kitapta Mustafa Kemal’in Lozan’la birlikte ‘Asalaklar’ adında bir grup tarafından etki altına alındığını söylüyor. Kim bu Asalaklar?
Kitaba adını verdiğimiz Kızıl Pençe örgütü bahsedilen. Yarı askerî bir yapılanma söz konusu bu örgütte. Mecliste kararlar onlar tarafından alınıyor.
Ergenekon gibi bir yapılanma diyebilir miyiz?
Tam olarak değil. Ama benzer tararfları çok!
Kâzım Karabekir Millî Mücadele’nin kara kutusu adeta. Anlattıkları resmi tarihi nakavt edecek gibi.
Kesinlikle. Öyle şeyler anlatıyor ki bunlar nasıl dikkate alınmamış şaşırıyorum. Deşifre edilmesi gereken çok şey var. Resmî tarihi sorgulamak için Karabekir’in yazdıklarını gündeme getirmek yeterli. Karabekir, yakın tarihimize meydan okuyor.
İzmir Suikasti’nde muhalif zihniyet tasfiye edildi!

Bir diziyle gündeme gelen İzmir Suikastı, Karabekir’e karşı yapılmış bir eylem değil mi?
Muhalif bir zihniyetin tasfiyesi yapılmıştır İzmir Suikastı’nda. Milli Mücadele kahramanları da bu anlamda toplanıyor ve idamla yargılanıyor. Susturuluyor. Karabekir’in oradaki yaklaşımı ‘uyum’ savunması değil, ‘kopuş’ savunmasıdır. Karabekir, ayrıca ilginç bir hatırlatmada bulunuyor. Kendisine Mustafa Kemal’i tutukla diyen Genelkurmay’a, “Ben ‘İngilizlerin emriyle bir Türk komutanını tutuklama ********liğini gösteremem!’ demiş biriyim, suikaste kalkışacağımı nasıl söylersiniz.” diyor. Bu çok anlamlı bir mesaj
Kâzım Karabekir Türkiye’nin demokratikleşmesinde nasıl bir rol oynamıştır?
Bizim ilk ana muhalefet partimizin başkanı o. TerakkiPerver Parti’nin başına geçerek yanlışları düzeltmeye çalışıyor. Bunun için mücadele veriyor. Getirdiği eleştiriler de son derece mantıklı. Musul Meselesi’ni gündeme getiriyor ve Lozan’ın kritiğini yapıyor. Kürt meselesi ve Ermeni sorununu daha o tarihlerde görüp açılım yapmaya çalışıyor. Eğer Karabekir’in yolundan gidilseydi ve Terakkiperver kapatılmasaydı bugün demokrasi çıtası daha yüksek olacaktı. Ermeni ve Kürt sorunları bu kadar büyümeden halledebilirdi.
Abdülhamit’e iade-i itibar yapıldı sayenizde. Görünen o ki, Kâzım Karabekir de Türkiye Cumhuriyeti zihninde hak ettiği yeri bulacak. Sırada hangi kişi ve olaylar var?
Daha pek çok isim var üzerine eğilmek gereken. II. Bayezid, I. Mahmut, Selahattin Adil ve Fevzi Çakmak ve Patrona Halil. Bir de hak etmediği yerlerde olanları inceleyeceğim. İsmet İnönü onlardan biri.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.159 saniyede (70.26% PHP - 29.74% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 13:13
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi