Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Şimşek ve Yıldırım Nedir? Şimşek ve Yıldırımların Oluşumu Hakkında

Bu konu Bilim forumunda Miriel tarafından 30 Kasım 2006 (14:38) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
17203 kez görüntülenmiş, 18 cevap yazılmış ve son mesaj 25 Temmuz 2013 (22:53) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 2.00  |  Oy Veren: 4      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 30 Kasım 2006, 14:38

Şimşek ve Yıldırım Nedir? Şimşek ve Yıldırımların Oluşumu Hakkında

#1 (link)
Miriel
Ziyaretçi
Miriel - avatarı
Havanın iyi bir iletken olmaması bünyesinde elektrik yükleri bulunduran bulutları oluşturur. Fiziksel nedenlerden ötürü, bulutun yüklenmesi sırasında yere yakın olan kısmında %70-%90 olasılıkla negatif elektrik yükleri yer alır. Bu durumda yer de bulutun negatif yüklerine bakan bölümünde pozitif yükler toplanır. Bazı koşullarda bunun tersi yüklenme de olabilmektedir (%10-%30 olasılıkla). Fırtınanın, hava akımlarının artmasıyla buluttaki negatif yük oranı ve buna bağlı olarak da yerdeki pozitif yük toplanması hızlanarak devam eder.
Bulutla yer arasındaki potansiyel farkı arttıkça aradaki havanın da delinmesi kolaylaşır ve belli bir değerden sonra havanın delinmesiyle oluşan iletken kanal boyunca buluttan toprağa veya topraktan buluta elektriksel boşalma başlar. Bulutla bulut arasında olan elektriksel boşalmaya şimşek ve bulut – toprak boşalmasına ise yıldırım denir.
Yıldırımın oluşması için öncelikle elektriksel olarak yüklenmiş yıldırım bulutunun oluşması gerekir. Günümüzde yıldırım bulutunun oluşumu rahatlıkla açıklanabilse de bu bulutun elektriksel olarak nasıl yüklendiği konusunda kesin bilgiler yoktur. Ancak bu durum bazı teoriler ile açıklanabilmektedir.
Yıldırım boşalmasının çıkış noktası, atmosferde yüksek miktarda nem bulunması ve sıcak hava akımları yardımıyla yüklü bulutların oluşmasıdır. Hava akımları, yere yakın hava tabakalarının iyice ısınması ile oluşur. Çok büyük yüksekliklerden aşağı inen soğuk hava ile bu hava tabakası yer değiştirir. Nem ise yüksek sıcaklıkta buharlaşma ile meydana gelir. Hava, yukarı çıkışı sırasında soğur ve belirli bir yükseklikte su buharına doyacağı bir sıcaklığa erişir. Daha fazla yükselmesi yoğuşmaya sebep olur ve bulut oluşur. Yıldırım bulutunun oluşumunda üç aşama söz konusudur.
Gençlik aşamasında aşağıdan yukarı doğru ve kenarlardan ortaya doğru hava akımları artar. Bu durum yaklaşık 10 - 15 dakika sürer. Olgunluk aşamasında yağmurlar oluşur. Sıfıra yakın sıcaklık derecelerinde iyice azalan bulut kaldırma kuvveti şiddetli yağmurlara sebep olur. Bu sırada yukarıdan aşağıya hareket eden soğuk rüzgarlar görülür. Bunlar yere ulaştıklarında kısa süreli, şiddetli fırtınalara sebep olurlar. Bu aşama yaklaşık 15 – 30 dakika sürer. Yaşlılık aşamasında ise hava akımları artık son bulmuştur. Yaklaşık 30 dakika sürer.
Yıldırım bulutlarında elektrik yüklerinin nasıl oluştuğu henüz net bir şekilde bilinmemektedir. Tarih boyunca bu konuda çeşitli teorilerle bulutların yüklenmesi açıklanmaya çalışılmıştır. Bu teorilerden biri Simpson ve Lomonosow’ un teorisidir. Bu iki araştırmacıya göre bulutlardaki yükler hava akımı yardımıyla oluşmaktadır. Sıcak ve soğuk havanın yer değiştirmesi sonucunda oluşan hava akımı bulutlardaki su damlacıklarını harekete geçirir. Hareket halindeki su damlacıkları, birbirleriyle sürtünmesiyle, elektriksel olarak yüklenirler. Bulutlardaki hava akımları su damlacıklarının dağılmasına ve tekrar birleşmesine sebep olurlar. Yapılan labaratuvar çalışmalarında dağılan su damlacıklarından küçük damlacıkların negatif, büyük damlacıkların ise pozitif olarak yüklendiği gözlenmiştir. Bu bilgilere göre büyük su damlacıkları yani pozitif yüklü damlacıklar bulutun alt kademelerinde ve rüzgar hızının büyük olduğu bölümlerde olmalılar. Küçük, negatif yüklü, su damlacıkları ise rüzgar tarafından itilmeli ve bulutun daha yukarı kısımlarında dağılmalılar. Yıldırım bulutundaki yüklerin bu şekilde meydana geldiği kabul edilecek olursa bulutun alt kısımları pozitif yüklü olacağından yıldırım boşalması da pozitif kutbiyette olacaktır. Yapılan gözlemler pozitif kutbiyetteki yıldırım boşalmalarının %5-20 civarında olduğunu, boşalmaların yaklaşık %70-95’inin negatif kutbiyette olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla Simpson ve Lomonosow’un teorileri yıldırım bulutlarındaki elektrik yüklerinin meydana gelişini tam olarak açıklayamamaktadır. Bu konuda ikinci bir teori de Elster ve Geitel tarafından ortaya konulmuştur. Onlara göre bulutların yüklenmesi tesirle elektriklenme ile açıklanmaktadır
Dünya yüzeyindeki elektrik yükü –5x10^5 C kabul edilirse bu yükün içinde bulunan su damlacıkları alt uçları pozitif ve üst uçları negatif olmak üzere kutuplanırlar. Yerçekimi etkisiyle aşağıya doğru düşen büyük su damlacıkları havanın oldukça yavaş hareket eden iyonlarına yaklaşırlar ve bu sırada su damlacığının pozitif alt ucu havanın negatif iyonunu tutarken pozitif iyonu da iter. Böylece ağır su damlacıkları negatif elektrikli parçacıklar haline gelir. Aynı şekilde kutuplanan küçük su damlacıkları yukarıya doğru hareket ederken havanın pozitif iyonlarını çekerler ve negatif iyonları iterler. Böylece hafif su damlacıkları da pozitif elektrikli parçacıklar haline gelirler. Bu teoriye göre bulutun alt kısımlarında negatif yükler bulunmaktadır. Teori negatif kutbiyetteki yıldırım boşalmalarını açıklayabilmektedir gibi gözükse de aslında eksik yanları bulunmaktadır. Bir yıldırım bulutunun su damlacıklarından çok buz kristalleri ve kar parçacıklarından oluştuğu düşünülürse, bu buz kristalleri ve kar parçacıklarının dünyanın elektrik alanı ile kutuplanma olasılıkları oldukça düşüktür. Bu konu üzerine üçüncü bir teori de J. I. Frenkel tarafından ortaya atılmıştır. Frenkel’e göre havada her iki işaretli iyonlar var olduğundan, dünyanın negatif elektrik yükleri kaçmaya ve iyonosferin pozitif elektrik yükleri ile birleşmeye yatkındır. Dolayısıyla dünyanın azalan elektrik yükünü sürekli olarak besleyecek bir olayın olması gerekmektedir. Dünyanın elektrik yükünün sabit kalmasında en önemli rolü negatif yıldırım boşalmaları sağlayacaktır. Bu teoriye göre her iki işaretli iyonlardan oluşan hava ile küçük su damlacıkları veya buz kristallerinden meydana gelen bir ortam göz önüne alınır ve havanın negatif iyonlarının daha küçük su damlacıklarına veya buz kristallerine konduğu var sayılır. Buna göre bulut, negatif elektrikli su damlacıkları ve pozitif iyonlu havadan oluşur. (negatif iyonlar su damlacıkları tarafından tutulmuştur).
Yıldırımın Oluşumu Bir yıldırım boşalmasının oluşabilmesi için elektrik alan şiddetinin 2500 kV/m değerine ulaşması gerekmektedir. Buluttaki elektrik alan şiddeti yeterince arttığında bulut – bulut veya bulut – yeryüzü boşalmaları görülür. Eğer yeryüzündeki alan çeşitli sebeplerden ötürü (yüksek kuleler, gökdelenler, v.b.) bozulmuşsa bu takdirde de yeryüzü bulut boşalması görülebilmektedir. Bulut yeryüzü boşalması, bulutun pozitif veya negatif yüklü bölgelerinden yere veya yeryüzündeki pozitif veya negatif yüklü sivri uçlarından buluta başlayabildiği için, dört şekilde olabilir.
Yukarıya Çıkan Yıldırım Bu tip yıldırımlar genelde yerin pozitif yüklü sivri bölgelerinden, bulutun negatif yüklü bölgesine başlayan ön boşalmalar şeklinde görülür. Boşalmalar genelde düzgün araziler üzerindeki çok yüksek yapılardan (GSM kuleleri), veya yeryüzünün yüksek dağlık kesimlerinden başlarlar. Bu yüksek kesimlerin sivri uçlarından buluta doğru ön boşalmalar başlar. Bu sırada 1 ile 10 kA arasında değişen akımlar görülür. Boşalma tam olgunlaştığında akım değeri 10 kA’i bulur.
Aşağıya İnen Yıldırım Bir bulutun alt kısmındaki elektrik alan şiddeti yeterli düzeye geldiğinde toprağa doğru bir elektron demeti harekete geçer. Birinci demet 10 ile 50 metrelik mesafeyi 50 000 – 60 000 km/s arasındaki hızla geçer. 30 ile 100 mikrosaniye süren bir aradan sonra ikinci bir boşalma birinci boşalmanın yolunu izler ve birinciden 30 ile 50 metre arası daha ileri gider. Daha sonra üçüncü boşalma ve ardından dördüncü boşalma meydana gelir. Her bir boşalma öncekinden 30 ile 50 metre ileri giderek öncü boşalmanın ucunun yeryüzüne yaklaşmasını sağlar. Öncü boşalma yere yaklaştıkça elektrik alan şiddeti havanın delinme dayanımı üzerine çıkacak kadar artar. Böylece yeryüzünün sivri bir noktasından bir boşalma yukarıya doğru ilerleyerek öncü boşalma ile birleşir. Yaklaşık 50.000 km/s’lik bir hızla aşağıdan yukarıya doğru iyonizasyonlu ve kanalda depo edilen yükü toprağa boşaltır. Bu boşalma sırasında 100 milyon voltluk bir gerilimle 200 000 Ampere kadar çıkan akım toprağa akar.
Rapor Et
Reklam
Eski 14 Haziran 2008, 10:44

Şimşek ve Yıldırım Nedir? Şimşek ve Yıldırımların Oluşumu Hakkında

#2 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Şimşek Türlerinin Resimli Gösterimi

1. Çatallı şimşek, bulutlar arası yada bulutla yer arasında oluşan eğri büğrü şimşek
simsek1wz3
2. Tabaka biçiminde şimşek, bulutlar ve yağmur şimşeği örter fakat biz onu aydınlık bir tabaka olarak görürüz.
simsek2iy9
3. Topçuk biçiminde şimşek, buluttan bir ışık topçukları çıkar fakat çok kısa sürede yok olurlar ve çok seyrek görülür.
simsek3mj4
Yıldırım nasıl meydana gelir?

1. Eksi yüklü elektronlar aşağı doğru zigzag yapmaya başlarlar
light1vu4
2. Artı yüklü parçacıklar da yerde bulut tabanın altında toplanır
light2rg3
3. Bulut yer yüzüne iyice yaklaşınca öncü eksi yükler yere inerek bir yol açarlar (bunlar görülmez) ve sonra da yerden buluta doğru elektrik akımı başlar.
light3qc9
4. Artı yükler saniyede 100 000 km yi aşan bir hızla buluta akar.
light4pq1
Şimşek Boşalma İşleminin Tanımlanması
Kuvvetli elektrik alanlarına sahip bölgelerdeki havanın bozulmasıyla, bir dalga düşey olarak yer yüzüne doğru yayılır. Bu dalga (akım) her biri yaklaşık 50 m. Olan farklı adımlarla hareket eder ve bu adımlı lider olarak adlandırılır. Bu lider gelişerek kanal boyunca yük depolayan iyonize bir yol yaratır ve liderin yeryüzüne ulaşmasıyla liderin sonu ile yeryüzü arasında çok büyük bir potansiyel fark yaratılır. Tipik olarak, ilk dalga (akım) yeryüzü tarafından gönderilir ve alçalan lideri yere ulaşmadan hemen önce durdurur. Hemen bir bağlantı yolu elde edilir, dönen çarpma ışık hızına yakın bir hızda, henüz iyonize edilmiş yola fırlatılır. Bu geri dönen çakma çok parlak ışık ve gök gürültüsü şeklinde, çok büyük bir enerji olarak serbest bırakılır. Bazen oraj yeryüzü üzerindeki radyo anteni gibi yüksek bir nesne üzerinde gelişirse, bu nesnelerin uç kısmından buluta doğru bir dalga gönderilebilir. Bu “yerden-buluta” çakma genellikle net pozitif yükün yeryüzüne transfer edilmesidir.

127bosalmasm5
Son Düzenleyen Mira; 23 Ocak 2013 @ 00:35. Sebep: Düzenlendi.
Rapor Et
Eski 7 Kasım 2008, 17:53

Yıldırım

#3 (link)
Pragmatist Çılgın Zat...
CrasHofCinneT - avatarı
Biz, yerine göre farklı terimleri kullanıyoruz ama, "yıldırım", bir ışık olayı olan "şimşek" ve bir ses olayı olan "gök gürültüsü"nün birleşmesine verilen ad... Her saniye 100 yıldırım korkunç bir gürültüyle ve ışıklar saçarak dünyamızı aydınlatıyor. Gökyüzünde oluşup yere kadar uzanan bu elektrik yüklü uzantılar, ulaştıkları her şeyi 30.000 dereceye yakın bir sıcaklıkla yakıp kavuruyorlar...

Eski inançlarda YILDIRIM

Yüzyıllar boyu, insan yıldırıma karşı son derece savunmasız yaşadı. Kendisini ve evini yıldırımdan koruyabilmek için yapabileceği hiçbir şey yoktu. Bu nedenle Yunanlılar ve özellikle Romalılar, yıldırıma büyük önem verdiler ve ona bakarak kehanetlerde bulundular. Yıldırım, bazı Brahman ve Buddha'cı Hint tanrılarının da sembolü oldu. İndra'nın silahı "vajra", Rudra'nın silahı "triçula" (üç dişli mızrak) yıldırımdı. Slavlar da, yıldırımı "Tanrı Perun" biçiminde kişileştirmişlerdi.

18. yüzyıla kadar insan, yıldırımın aynı yeri birçok kez vurabileceği konusunda da acı tecrübeler edindi. Örneğin, 1388 ile 1762 yılları arasında, Venedik'teki ünlü San
Marco Kulesi'ne 9 kez yıldırım düşmüş ve yapı her seferinde ağır hasar görmüştü. Bu nedenle, eski kültürlerin yıldırım düşmesini "tanrıların bir öfkesi" olarak nitelendirmelerine şaşmamak gerekiyor.

Benjamin Franklin paratoneri icat etti…

Tanrı'nın işine karıştığı için karşı çıkanlar oldu.

1753 yılında, Amerikalı ünlü devlet ve bilimadamı Benjamin Franklin, "paratoner"i icat ettiğini açıkladı. Buluşundan önceki yıllarda yıldırımla yaptığı cesur deneyler, bu doğa olayına neyin neden olduğunu anlamasına yardımcı olmuştu. Böylesine ilginç bir buluş, özellikle çok sık yıldırım çeken anavatanı İngiltere'de ciddiye alınmadı. Bazıları, Franklin'in Tanrı'nın işine karıştığını bile iddia ettiler. Tüm karşı görüşlere rağmen, paratonerlerin, kiliselerin, katedrallerin, fener kulelerinin ve yıldırım isabet eden diğer yüksek yapıların çatılarında yer alması fazla zaman almadı...

Franklin, yüksek elektrik yükü taşıyan çalkantılı fırtına bulutlarının, havanın doğal yalıtımının ortadan kalkmasına neden olduğunu farketmişti. Böylece, yer ile bulut arasında bir kıvılcım sıçraması oluyordu. Şimşek, havayı akkor haline getiren temel bir elektrik boşalmasıyla ikinci derecedeki boşalmaları içeriyordu ve bu olay saniyenin yarısı kadar bir sürede oluyordu. Yıldırım düşmesi de, ışık ışınları ve morötesi ışınlarla birlikte metalleri eritecek ve yangınlara yol açacak güçte önemli bir sıcaklık yaratıyordu.

Böylesine korkunç bir güce karşı koyabilen bu yeni buluş, ucundan elektron yayıyordu. Fırtına sırasında paratoner, çevresindeki potansiyel düşmeyi azaltan, böylelikle elektrik boşalımı tehlikesini küçülten elektrik­sel yayılım yapıyordu. Franklin'in pa­ratonerinin ucunda bulunan karşıt elektrik yükü, geçmekte olan bulutlar­da oluşan yıldırımın doğrudan parato­nere çarpmasını sağlıyordu. Elektrik gücü, buradan hiçbir şeye zarar ver­meden toprağa iletiliyordu.

Paratoner bü­yük bir faciayı önledi...

1777 yılının mayıs ayında, Londra yakınlarındaki Purfleet'teki bir cepha­ne deposuna yıldırım düştü. Normal­de, cephaneliğin olduğu gibi havaya uçması beklenirdi, ama depoya, daha önce, Franklin'in de üye olduğu saygın bir bilimadamı grubunun önerileriyle paratoner yerleştirilmişti. Buluş, bü­yük bir faciayı önledi...


Yıldırımlı fırtınaların nasıl oluştuğu hâlâ tam olarak bilinmiyor

Statik elektrik kuralları 250 yıldan beri bilinmesine olmasına rağmen, at­mosferde olup bitenleri anlama konu­sunda günümüzde bile pek fazla iler­leme kaydedilmedi... Bugün, yıldırımlı fırtınaların nasıl oluştuğu hâlâ tam olarak bilinmiyor. Birçok bilimadamı­nın vardığı ortak kanı ise şöyle:

Hava, fırtına bulutlarında yüksel­dikçe soğuyor ve su damlacıkları buz haline dönüşüyor. Sonra, bu buz par­çacıkları yerçekiminin etkisi altında kalarak yere düşmeye başladıkça, bu­lutun içindeki su damlacıklarına çarpı­yorlar. Böylelikle, negatif bir elektrik yükü ile dolan buz parçacıkları daha sonra bulurun alt kısmında toplanıyor­lar. Zamanla, yer ve bulutun dip kısmı arasında yüz milyonlarca voltluk yük farkı oluşuyor. Bir süre sonra, bulutun altındaki hava, bu farkın neden olduğu gerginliğe dayanamıyor ve elektrik boşalması meydana geliyor. "Yıldı­rım" adı verilen bu olay sırasında, bu­lut ve yer arasındaki elektrik yükü far­kı eşitlenmiş oluyor.
Bu boşalma o kadar çabuk oluyor ki, bunu görüntüleyebilmek için özel teknikler gerekiyor. İki döner objektif ile sabit bir fotoğraf camı bulunan "Boys" fotoğraf makinesiyle elde edi­len fotoğraflar, hemen hemen görün­mez olan elektrik boşalmasının çentik­li adımlarla yere doğru ilerleyen bir "şimşek" olduğunu ortaya koyuyor

Yüksek binalarda ve dağlarda şimşek yukarıya doğru da çakabiliyor

Bir şimşek, saniyenin 100'de biri ara­lıklarla kesilmiş kısmi boşalmalardan meydana geliyor.
Aşağı doğru olan boşalım, yere 50 metre yaklaştığında çok daha parlak bir vuruşla geri dönüyor. Bu ışık seli sayesinde bulut, yer ile birleşmiş olu­yor. Yüz milyon voltluk bu fark, yu­karıya doğru yükselen onbinlerce am­perlik akım, hareketli bir alevle açığa çıkıyor. Açığa çıkan bu enerji, nesne­leri buharlaştıracak kadar şiddetli bir etki gösteriyor. Şimşeğin en parlak kısmı, yerden yukarıya doğru yükseli­yor. Yüksek binalarda ve dağlarda şimşek yukarıya doğru da çakabiliyor.

Fırtına bulutlarının buzlu üst kısım­larında güçlü pozitif yük olduğundan, bulutların içinde yıldırım oluşabiliyor. Böylelikle, bulutun içindeki yük farkı dengelenmiş oluyor. Bu, genelde her tarafa ışık saçan, ancak gürültüsü du­yulmayan şimşeklerle kendini gösteri­yor. Yıldırımın bir başka özelliği de, içinde sıkışmış hava bulunan şok dal­galan yaratması... Bu dalgalar genişle­yip, çoğumuzu yerinden sıçratan güç­lü gökgürültülerine dönüşüyor.

Kapalı mekanlarda yaşam yıldırımdan ölen sayısını azalttı

Günümüzde yıldırımın etkilerinden korunabilmek, eskiden olduğundan daha büyük önem taşıyor. Elektronik teknolojisinin kullanımında ki artış, yıldırımın yol açabileceği tehlikeleri de arttırıyor kuşkusuz... Örneğin; her donanımı elektronik sistemlere bağlı olan bir hastaneye yıldırım düşmesi, umulanın çok üstünde kayıplara neden olabiliyor.

1800'lü yıllarda yıldırım çarpması sonucunda ölenlerin sayısı günümüz­den çok daha fazlaydı. Ölü sayısının bugün az olması, tabii ki fırtınaların azalması değil; çünkü böyle bir azal­ma söz konusu olmadı... Değişen tek şey, artık insanların daha çok kapalı mekanlarda yaşıyor olmaları... İnsan­ların iş ortamları kapalı alanlara taşın­dıkça, yıldırım çarpma olasılığı da gi­derek ortadan kalkıyor...

Nijerya'da her iki günde bir fır­tına kopuyor ve yıldırım düşüyor...

Yıldırım çarpan insanların öyküsü, yılda en az bir-iki kez gazete haberi olan öykülerden...
Türkiye'de de böy­le, dünyanın diğer ülkelerinde de... Ül­kemizde fırtınalar genellikle sonbahar ve kış aylarında koptuğundan, bu tür olaylar da aynı mevsimlerde artıyor. Ama fırtınaların ve yıldırımların çok daha sık ve farklı mevsimlerde görül­düğü ülkeler de var. Örneğin; Ekvato­ra yakın ülkelerde çok sık fırtına yaşa­nıyor; Nijerya'da her iki günde bir fır­tına kopuyor ve yıldırım düşüyor...

Bir insanı yıldırım kaç kere çarpar? Bir… İki… Üç…

Genel olarak, yıldırım çarpan insan­ların dörtte biri hayatını kaybediyor. Bu genellemelere bakılırsa, bir erke­ğin yıldırıma hedef olma şansı kadın­ların altı katı kadar... Bu konuda elin­de rekor olan kişi ise, ABD'nin Virginia Eyaleti'nde emekli bir park bekçisi olan Roy Sullivan... İlk kez 1942 yılın­da yıldırım çarpmasına hedef olan Sul­livan, ilk seferinde sadece ayak tırnağı­nı kaybetmişti... Bunu izleyen 1969, 1970, 1972 ve 1973 yıllarındaki yıldı­rımlar ona fazla hasar vermedi. Ancak, 1976'daki yıldırımda ayak bileğini in­citen Sullivan'ın, 1977'de göğsü ve karnı yandı. Bunca rastlantıdan sonra ölümünün de yıldırımdan olacağına inanmış dostları, Sullivan'ın 1983 yı­lında intihar ederek ölmesine çok şaşır­dılar...

En çok golfçular çarpılıyor

Yıldırım çarpmasından en çok etki­lenen kişiler, hiç kuşkusuz golf oyun­cuları... Dünyada her yıl çok sayıda golf meraklısını yıldırım çarpıyor. 1975 yılında birlikte golf oynayan Lee Trevino, Bobby Nichols ve Jerr Heard adlı üç iş adamı, yakınlarındaki bir gö­le düşen yıldırımın golf sopalarına sıç­ramasıyla neye uğradıklarını şaşırmışlardı. 30.000 derecelik sıcaklık, Trevino'nun omuriliğindeki suyu bir anda buharlaştırmıştı...

Bu tür nedenlerle, son yıllarda sade­ce yıldırım hakkında bilgi veren özel hava raporları kullanılmaya başlandı. 1988 yılında İngiliz Meteoroloji Büro­su, kendi "Varış Zamanı Farkı" siste­mini kurdu ve Avrupa'da çakan şim­şekleri izlemeye koyuldu. Cebelitarık, Kıbrıs ve İngiltere'deki dış istasyonlar, yıldırımın ürettiği 30 kilometre uzun­luğunda kısa radyo frekanslarını bile alabiliyordu. Artık, bu radyo dalgaları­nın her bir dış istasyona varış zamanı arasındaki gecikme ölçülüyor ve böy­lece Avrupa, fırtınaları gelmeden önce haber alabiliyor. Bu bilgi alındıktan sonra, havayolları ve bölgede bulunan diğer ilgililer uyarılıyor.

Fırtınaları izleme işini en ciddiye alan ülkelerden biri de Amerika Birle­şik Devletleri...


Çok yıkıcı fırtınalar sahne olan bu ülkedeki bilimadamları, uydular ve yer istasyonları aracılığıyla güçlü fırtınalarla sonuçlanabilecek ha­va şablonlarını sürekli olarak izliyor­lar. Fırtına belirdiğinde, risk altodaki bölgede bulunan gözlemci ekiplerden, sürekli olarak fırtınanın yeri ve nereye gittiği hakkında bilgi vermeleri isteniyor. Gerek Avrupa, gerekse ABD'de yüksek yapılarda muhakkak paratoner kullanılıyor. Geniş çatılı uzunlamasına binalar da "hava sınır ağ örgüsü"yle korunuyor. Çatı, metal iletken ağlarla kaplanıyor; bunlar da duvarların içindeki metallerle toprağa bağlanıyor. İçinde patlayıcı bulunan binalar ve yüksek risk altındaki yapılar ise, uzun iletken direklerin yanı sıra, üstlerinden sarkıtılan iletkenlerle donatılıyor. Bu gibi binaların içinde bulunan hassas cihazlar, bilgisayarları besleyen güç ve bilgi hatları, telefon ve bilgisayar terminalleri ve daha birçok elektronik sistem, voltaj ayarlayıcı regülatörlerle destekleniyor. Böylece, yıldırım düş­mesinde elektrik akımında meydana gelebilecek voltaj sıçramalarının bu cihazlara zarar vermesi önleniyor.

Apollo 12 kalkış sırasında iki kez yıldırıma hedef olmuş

Çabuk ateş alan yakıtlarla çalışan ve havada kalabilmeleri bilgisayarlara bağlı uçak ve roket gibi araçlar da fır­tınalardan ve onun getirdiği yıldırım­lardan korunmak zorunda... 1969 yı­lında Apollo 12, kalkış sırasında iki kez yıldırıma hedef olmuş, ama yıldı­rımların çok güçlü olmaması nede­niyle pek zarar görmemişti. Günü­müz uçaklarının fırtına bulutlarının çok üzerinde uçmalarının başlıca ne­denlerinden biri de bu yıldırımlardan uzak durmak... Çünkü, uçağın burnu, kanat uçları ve yakıt depoları yıldı­rımdan kolayca etkilenebiliyor. Bun­ların korunması ise, özel olarak yapıl­mış iletkenlerle sağlanıyor. Bu ilet­kenler, yıldırımın etkisini yayıyor ve sıcak noktaların oluşmasını önleyip, uçak gövdesinin zarar görmesini en­gelliyor. Elektrik akımında meydana gelebilecek iniş-çıkışları önlemek için de uçak içindeki cihazlarda özel par­çalar bulunduruluyor. Bu sistem öyle­sine gelişmiş durumda ki, günümüzde bir uçağın yıldırım çarpma sonucunda kötü bir yara alma şansı neredeyse yok gibi...

HALA AÇIKLANAMAYAN BİLİMSEL BİR BİLMECE…

YILDIRIM TOPLARI – IŞIK TOPU

Yıldırım topunun açıklanamayan görüntüleri...

Yıldırım topları, açıklanamayan bilimsel bilmecelerin başında geliyor. Bazı uzmanlar, bunun son­suz bir güç kaynağı olduğunu savu­nurken, kimileri de bir illüzyon oldu­ğunu söyleyerek varlığını kabul et­miyorlar.

Ancak, içlerinde bilimadamları­nın da bulunduğu pek çok kişi yıldı­rım topları gördüğünü iddia ediyor ve varlığından şüphe etmediğinde ısrar ediyor. William Morris, 1936 yılındaki bir fırtına sırasında gör­düklerini şöyle anlatıyor: "Kırmızı, sıcak bir ateş topunun gökyüzünden aşağıya doğru süzüldüğünü gör­düm. Evimize çarptı, telefon hatları­nı kesti, pencerenin çerçevesini yaktı ve kendini alttaki sıcak su fıçı­sının içine gömdü. Su bir süre daha kaynamaya devam etti. Yeterince soğuduğunda ise içinde hiçbir şey bulamadım..." Yıldırım düşmesini gören diğer
insanlar, 15 santimetre genişliğinde portakal kırmızısı ya da beyaz top­ların gökyüzünde kaydığından, ıslık sesi çıkardığından ve keskin bir ko­ku yaydığından söz ederken, bu topların bazılarının patladığını, di­ğerlerininse yok olup gittiğini anlatı­yorlar.

Sırlarla dolu yıldırım toplarıyla il­gili ilk ipucu 1991 yılında elde edildi.

Japon bilimadamları, parlayan ışık toplarının, mikrodalga enerjinin bir metal kutu içine hapsedildiği zaman oluştuğunu bildirdiler. Bu da, yıldı­rım toplarının, kısa dalga radyo dal­gaları birbirine karıştığında ortaya çıkan sıcak, iyonlaşmış gaz yığınları olduğu teorisini destekliyor...

Yıldırımdan nasıl korunabilirsiniz?

Saçlarınız havaya kalktığında, yıldırımın hemen tepenizde olduğundan kuşkunuz olmasın. Uzaktaki fırtınaların oluşturduğu radyo parazitlerini fark ederek gelen fırtınaları haber veren uyarı cihazları spor malzemeleri satan dükkanlarda bulunuyor.

■ Bir fırtınaya yakalandığınızda uzak durmanız gereken en belirgin cisim, geniş bir alanda tek başına duran uzun bir ağaç... Çünkü, böyle bir ağaç yıldırım sırasında tıpkı bir paratoner görevi görüyor, Böyle anlarda mümkünse ev ya da araba gibi Faraday kafesi görevi yapacak kapalı mekanlara girmeye bakın. Açık arazideyseniz, yıldırımdan korunabileceğiniz en ideal yerler alçak vadiler ya da dere yataklarıdır. Tel örgü gibi metal cisimlere sakın yaklaşmayın. Üzerinizde olan tüm metallerden de bir an önce kurtulmaya bakın. Kalabalıksanız, hemen dağılın ve birbirinizden uzaklasın.

■ Eğer her şey ters gidip de saçınız havalanmaya başlarsa, ellerinizi dizlerinize koyarak çömelin. Kesinlikle yere uzanmayın...

■ Bazen kapalı mekanlarda bulunmak bile tehlikeli olabilir. 1982 Temmuzunda camın önünde oturan bir kadın, pencereden içeri giren yıldırımla çarpılmıştı. Yıldırım, elinde tuttuğu çay süzgecine vurmuş, bu güçlü darbe, kadının mutfakta yere yuvarlanmasına neden olmuştu.

■ Bazen havada hiç bulut yokken de yıldırım çarpabilir. 1966 Eylülü'nde Arizona'daki 30 tarla işçisi masmavi gökyüzünden gelen bir yıldırımın hışmına uğradılar, üçü öldü. 1976 yılının Haziran ayında ise Avustralya'da Myrtleford'daki evlerin üzerine düşen yıldırım bir televizyonun patlamasına, telefonların kesilmesine ve güç hatlarının yıkılmasına neden olmuştu. Bu davetsiz misafirin ardındaki sır gizemini hâlâ koruyor...
Son Düzenleyen CrasHofCinneT; 7 Kasım 2008 @ 20:09.
Rapor Et
Eski 10 Mart 2009, 10:55

Şimşeklerin ve Yıldırımların Oluşumu

#4 (link)
MsXTeam
Kral_Aslan - avatarı
Şimşeklerin ve Yıldırımların Oluşumu
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Lightnings_sequence_2_animation

Bir şimşek animasyonu


Yıldırım, gök gürültüsü ve şimşekle görülen, gökyüzü ile yer arasındaki boşalması. elektrik[1][2] Şimşek, bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışığa denir.[3][4] Gök gürültüsü ise, şimşek çakması ya da yıldırım düşmesi esnasında duyulan, patlamaya benzer çok yüksek sestir.

Oluşumu

Havanın iyi bir iletken olmaması bünyesinde elektrik yükleri bulunduran bulutları oluşturur. Fiziksel nedenlerden ötürü, bulutun yüklenmesi sırasında yere yakın olan kısmında %70-%90 olasılıkla negatif elektrik yükleri yer alır. Bu durumda yer de bulutun negatif yüklerine bakan bölümünde pozitif yükler toplanır. Bazı koşullarda bunun tersi yüklenme de olabilmektedir (%10-%30 olasılıkla). Fırtınanın, hava akımlarının artmasıyla buluttaki negatif yük oranı ve buna bağlı olarak da yerdeki pozitif yük toplanması hızlanarak devam eder. Bulutla yer arasındaki potansiyel farkı arttıkça aradaki havanın da delinmesi kolaylaşır ve belli bir değerden sonra havanın delinmesiyle oluşan iletken kanal boyunca buluttan yere veya yerden buluta elektriksel boşalma başlar.

240px-Lightning_over_Oradea_Romania_2
Romanya Oradea'da gözlemlenen yıldırımlar.


Yıldırımın oluşması için öncelikle elektriksel olarak yüklenmiş yıldırım bulutunun oluşması gerekir. Günümüzde yıldırım bulutunun oluşumu rahatlıkla açıklanabilse de bu bulutun elektriksel olarak nasıl yüklendiği konusunda kesin bilgiler yoktur. Ancak bu durum bazı teoriler ile açıklanabilmektedir.
Yıldırım boşalmasının çıkış noktası, atmosferde yüksek miktarda nem bulunması ve sıcak hava akımları yardımıyla yüklü bulutların oluşmasıdır. Hava akımları, yere yakın hava tabakalarının iyice ısınması ile oluşur. Çok büyük yüksekliklerden aşağı inen soğuk hava ile bu hava tabakası yer değiştirir. Nem ise yüksek sıcaklıkta buharlaşma ile meydana gelir. Hava, yukarı çıkışı sırasında soğur ve belirli bir yükseklikte su buharına doyacağı bir sıcaklığa erişir. Daha fazla yükselmesi yoğuşmaya sebep olur ve bulut oluşur.
Yıldırım bulutunun oluşumunda üç aşama söz konusudur:
  • Gençlik
  • Olgunluk
  • Yaşlılık
Gençlik aşamasında aşağıdan yukarı doğru ve kenarlardan ortaya doğru hava akımları artar. Bu durum yaklaşık 10 - 15 dakika sürer.
Olgunluk aşamasında yağmurlar oluşur. Sıfıra yakın sıcaklık derecelerinde iyice azalan bulut kaldırma kuvveti şiddetli yağmurlara sebep olur. Bu sırada yukarıdan aşağıya hareket eden soğuk rüzgarlar görülür. Bunlar yere ulaştıklarında kısa süreli, şiddetli fırtınalara sebep olurlar. Bu aşama yaklaşık 15 – 30 dakika sürer.
Yaşlılık aşamasında ise hava akımları artık son bulmuştur. Yaklaşık 30 dakika sürer.
Yıldırım bulutlarında elektrik yüklerinin nasıl oluştuğu henüz net bir şekilde bilinmemektedir. Tarih boyunca bu konuda çeşitli teorilerle bulutların yüklenmesi açıklanmaya çalışılmıştır. Bu teorilerden biri Simpson ve Lomonosow’ un teorisidir. Bu iki araştırmacıya göre bulutlardaki yükler hava akımı yardımıyla oluşmaktadır. Sıcak ve soğuk havanın yer değiştirmesi sonucunda oluşan hava akımı bulutlardaki su damlacıklarını harekete geçirir. Hareket halindeki su damlacıkları, birbirleriyle sürtünmesiyle, elektriksel olarak yüklenirler.
Bulutlardaki hava akımları su damlacıklarının dağılmasına ve tekrar birleşmesine sebep olurlar. Yapılan labaratuvar çalışmalarında dağılan su damlacıklarından küçük damlacıkların negatif, büyük damlacıkların ise pozitif olarak yüklendiği gözlenmiştir. Bu bilgilere göre büyük su damlacıkları yani pozitif yüklü damlacıklar bulutun alt kademelerinde ve rüzgar hızının büyük olduğu bölümlerde olmalılar. Küçük, negatif yüklü, su damlacıkları ise rüzgar tarafından itilmeli ve bulutun daha yukarı kısımlarında dağılmalılar.
Yıldırım bulutundaki yüklerin bu şekilde meydana geldiği kabul edilecek olursa bulutun alt kısımları pozitif yüklü olacağından yıldırım boşalması da pozitif kutbiyette olacaktır. Yapılan gözlemler pozitif kutbiyetteki yıldırım boşalmalarının %5-20 civarında olduğunu, boşalmaların yaklaşık %70-95’inin negatif kutbiyette olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla Simpson ve Lomonosow’un teorileri yıldırım bulutlarındaki elektrik yüklerinin meydana gelişini tam olarak açıklayamamaktadır.
Bu konuda ikinci bir teori de Elster ve Geitel tarafından ortaya konulmuştur. Onlara göre bulutların yüklenmesi tesirle elektriklenme ile açıklanmaktadır
Dünya yüzeyindeki elektrik yükü –5x10^5 C kabul edilirse bu yükün içinde bulunan su damlacıkları alt uçları pozitif ve üst uçları negatif olmak üzere kutuplanırlar. Yerçekimi etkisiyle aşağıya doğru düşen büyük su damlacıkları havanın oldukça yavaş hareket eden iyonlarına yaklaşırlar ve bu sırada su damlacığının pozitif alt ucu havanın negatif iyonunu tutarken pozitif iyonu da iter. Böylece ağır su damlacıkları negatif elektrikli parçacıklar haline gelir. Aynı şekilde kutuplanan küçük su damlacıkları yukarıya doğru hareket ederken havanın pozitif iyonlarını çekerler ve negatif iyonları iterler. Böylece hafif su damlacıkları da pozitif elektrikli parçacıklar haline gelirler.
Bu teoriye göre bulutun alt kısımlarında negatif yükler bulunmaktadır. Teori negatif kutbiyetteki yıldırım boşalmalarını açıklayabilmektedir gibi gözükse de aslında eksik yanları bulunmaktadır.
Bir yıldırım bulutunun su damlacıklarından çok buz kristalleri ve kar parçacıklarından oluştuğu düşünülürse, bu buz kristalleri ve kar parçacıklarının dünyanın elektrik alanı ile kutuplanma olasılıkları oldukça düşüktür.
Bu konu üzerine üçüncü bir teori de J. I. Frenkel tarafından ortaya atılmıştır. Frenkel’e göre havada her iki işaretli iyonlar var olduğundan, dünyanın negatif elektrik yükleri kaçmaya ve iyonosferin pozitif elektrik yükleri ile birleşmeye yatkındır. Dolayısıyla dünyanın azalan elektrik yükünü sürekli olarak besleyecek bir olayın olması gerekmektedir. Dünyanın elektrik yükünün sabit kalmasında en önemli rolü negatif yıldırım boşalmaları sağlayacaktır. Bu teoriye göre her iki işaretli iyonlardan oluşan hava ile küçük su damlacıkları veya buz kristallerinden meydana gelen bir ortam göz önüne alınır ve havanın negatif iyonlarının daha küçük su damlacıklarına veya buz kristallerine konduğu var sayılır. Buna göre bulut, negatif elektrikli su damlacıkları ve pozitif iyonlu havadan oluşur. (negatif iyonlar su damlacıkları tarafından tutulmuştur
Rapor Et
Eski 14 Mayıs 2009, 10:30

Şimşek ve Yıldırım Nedir? Şimşek ve Yıldırımların Oluşumu Hakkında

#5 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı
87805526



87415682
Rapor Et
Eski 14 Mayıs 2009, 11:10

Şimşek ve Yıldırım Nedir? Şimşek ve Yıldırımların Oluşumu Hakkında

#6 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı
55746206



77384222
Rapor Et
Eski 14 Mayıs 2009, 12:19

Şimşek ve Yıldırım Nedir? Şimşek ve Yıldırımların Oluşumu Hakkında

#7 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı
50863870



31784928
Rapor Et
Eski 14 Mayıs 2009, 14:42

Şimşek ve Yıldırım Nedir? Şimşek ve Yıldırımların Oluşumu Hakkında

#8 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı
96021149



80973886
Rapor Et
Eski 14 Mayıs 2009, 15:21

Şimşek ve Yıldırım Nedir? Şimşek ve Yıldırımların Oluşumu Hakkında

#9 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı
96752664
Rapor Et
Eski 14 Mayıs 2009, 16:24

Şimşek ve Yıldırım Nedir? Şimşek ve Yıldırımların Oluşumu Hakkında

#10 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı
75475345



69862630
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.369 saniyede (86.08% PHP - 13.92% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 14:56
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi