Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Diş Nedir? Dişin Yapısı ve Görevleri

Bu konu Biyoloji forumunda ThinkerBeLL tarafından 9 Nisan 2009 (22:14) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
34488 kez görüntülenmiş, 2 cevap yazılmış ve son mesaj 21 Haziran 2011 (13:27) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 2.50  |  Oy Veren: 4      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 9 Nisan 2009, 22:14

Diş Nedir? Dişin Yapısı ve Görevleri

#1 (link)
Admin
ThinkerBeLL - avatarı
Diş, Dişin Yapısı ve Görevleri
MsXLabs.org & Vikipedi, özgür ansiklopedi

Diş (Latince dens, dentis), ağız boşluğu içinde bir uçları üst ve alt çene kemiklerinin alveol
çıkıntıları içine gömülü diğer uçları ise serbest olan küçük kemik görünüm ve sertliğindeki oluşumların her biri olup çiğneme ve sesin söze dönüşmesi fonksiyonuna yardımcı olur.
Diş, sindirim sisteminin başlangıcı olan ağızda bulunan, ana işlevi besinlerin mekanik sindirimini sağlamak olan organlardır. Mekanik sindirimin yanısıra fonasyon ve estetik işlevleri de mevcuttur.
Hayvanlarda bu görevlerine ek olarak, saldırı, bir nesneyi taşıma ve savunmaya yardımcı olma gibi çok hayati görevleri daha vardır. Kuş cinslerinin pek çoğunda bu organ bulunmaz. Kuşlarda diş yerine, amacı mekanik sindirim olan "taşlık" mevcuttur.
20 birincil diş (sütdişi veya dentes deciduii) genellikle bebek altı aylıkken çıkmaya başlar. Çocuk yaklaşık altı yaşına geldiğinde bunlar yerlerini kalıcı dişlere bırakmaya başlar. İlk çıkan daimi diş (dens permenante), altı yaş dişi olarak tabir edilen birinci molar dişlerdir. Daimi birinci azı dişlerinin üzerinde süt dişi olmadığı için, bu diş çıktığında 20 süt dişi de yerindedir. Bu diş ağızda çiğneme fonksiyonunun anatomik olarak merkezidir ancak çoğu zaman süt dişi sanıldığı için kolayca çektirilir. Akıl dişleri 18-20 yaşlarında çıkar.
Yedi yaş civarında daimi kesici dişler süt dişlerinin altından sürerler. Daimi dişlenme genellikle en son kanin (dens caninus/köpek dişi) çıkmasıyla 13 yaş civarında sona erer. (16-20 yaş civarında çıkan 20 yaş dişleri yeni nesilde tam bir devamlılık arzetmediğinden onlardan ayrıca söz edilecektir.) Diş sürme zamanları her ne kadar matematiksel bir cetvel gibi verilse de kişinin kemik yaşıyla ilgili genetik bir olaydır ve zamanlama kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. En isabetli tahmini yapıp gelişim bozuklarını tespit etmek için bir dişhekimi veya ortodontist tarafından kemik yaşı tesbiti yapılmalıdır.
20 yaşına gelmiş yetişkinlerin çoğunun 32 dişi vardır. Bazı kişilerde 20 yaş dişleri hiç çıkmayabilir veya oluşmayabilir. Dişler düzgün konuşmaya ve yüzü şekillendirmeye yarasalar bile asıl görevleri besinleri çiğnemektir.Kesiciler ve köpek dişleri lokmayı kesip parçalara ayırır, küçük ve büyük azı dişleri ise ezip öğütür.
Diş minesi vücütdaki en sert madde olsa da besinlerin artıklarının ağızda uzun süre kalması sonucu, ağızda mevcut olan bakterilerin besin artığının içideki şekerleri fermente etmesiyle oluşan asit yüzünden aşınıp çürüyebilir.

Diş Anatomisi

Diş, klinik olarak taç , boyun (kole, collum dentes) ve kök (radix dentes) kısımlarından oluşur. Taç kısım ağızda görünen ve mineyle kaplı bölümdür. Kole yani diş boynu dişetiyle sarılı mine-sement birleşimidir. Kök ise periodontal ligament tarafından kemiğe bağlandığı için çene kemiğinin içide kalan kısımdır.

Diş Anatomisi

zahnanatr
Mine, dentin,sement dişin sert tabakalarını oluştururken pulpa dişin yumuşak olan tek tabakasıdır. Mine dişin en dış tabakası olup şeffaflığını verir. Mine doğada elmastan sonraki en sert maddedir ve hidroksi apatitten oluşur. Sement ise diş minesi gibi kök yüzeyini örten ince tabakadır. Sement ve minenin altındaki tabaka dentin tabakasıdır. Dentin; pulpanın diş tabakalarında yoğun olarak bulunan ve diş pulpası (özünün) temel hücreleri kabul edilen odontoblastların uzantılarının yoğunlukta olduğu yarı sert bir tabakadır. Dişe sarı-koyu rengini verir. Diş yaşlandıkça, dentin miktarı artar mine miktarı azalır bu da dişlerin yaşlandıkça daha sarı görünmesine sebep olur.
Dişin iç kısmındaki boşlukta ise pulpa (diş özü) adı verilen damar ve sinirden zengin özelleşmiş bir bağ dokusu vardır. Pulpa; dişin özüdür ve dişin basınçları, termal etkileri algılamasını, kanlanmasını sağlayan kısmıdır. Pulpa temelde bir bağ dokusudur, içinde yaşla ters orantılı olarak azalan Odontoblast, fibroblast, kılcal damarlar, sinirler ve yaşla doğru orantılı olarak artan bağ dokusu barındırır. Dişlerin ağrıya hassas olmasının en önemli nedeni pulpadaki sinirlerin vucuttaki en hızlı sinirler olmasıdır. Kapalı çürükler olarak tabir edilen diş çürüklerinde pulpada ödem oluşur, pulpa çevresinde ödemin akacağı veya şişlik oluturacağı kadar alan olmadığı için sinirler basınçtan aşırı etkilenir ve en kötü ağrı olarak tabir edilen diş ağrısını oluşurur. Diş ağrısının geceleri daha fazla hissedilmesinin sebebi vücudun biyolojik saati nedeniyle geceleyin dokulara kan akışının fazla olması ve bu nedenle de pulpadaki hiperemi ve ödemin artmasıdır.
Pulpadaki odontoblastlar dentin yapmakla görevlidir. Diş yaşlandıkça dentin miktarının artmasının sebebi odontoblastların hayat boyu süren dentin üretimidir.
Diş, çene kemiklerinin "alveol" kısımlarına "periodontal ligament" ile tutunur. Periodontal ligament, diş kökünü saran sementin alveol kemiğe tutunmasını sağlayan farklı yönde ve uzunlukta bir çok ligamentin ortak adıdır.
Periodontal ligament ve alveol kemik kaybı periodontitis olarak adlandırılır. Bu dişin mobilitesine (sallanmasına, dental mobilite) sebep olan genelde ağrısız bir hastalıktır. Dişeti (gingiva) çevresinde biriken gıda artıkları diş çevresindeki diş etinde önce gingivitis denen daha hafif bir enfeksiyona neden olur. Diş çevresi temizlenmedikçe olay ilerler ve dişetinin altında bulunan periodontal ligament ve hatta alveol kemiğe kadar ulaşır ve periodontitis
meydana gelir. Periodontitis, genelde ağrısız olduğu için hasta tarafından önemsenmez ve bu nedenle çürüklerden daha tehlikeli bir diş kaybı nedenidir.
Periodontiumun temel olarak, ağızda bulunan mikroorganizmalara karşı bir bariyer oluşturur ve çiğneme (mastikasyon) esnasında dişe gelen basınçlara süspansiyon sağlayarak amortisör görevi görür. Periodontium, alveolar kemik, dişeti, sement ve periodontal ligamentten oluşur.
Dişler normalde çene kemiğine çakılı (ankiloz) vaziyette değildir. Nadiren ankiloze dişler ile karşılaşılabilir. Çene kemiği ile diş arasında bulunan aralığın yani periodontal aralık adı verilen boşluğun calsifiye olması (kalsifiye veya kireçlenme) nedeniyle diş alveolüne ankiloze olur.
Günümüzde dahi dişlerin nasıl veya neden sürdükleri tam olarak açıklanamamaktadır. İnsan vücudunda sadece dişler yumuşak dokuyu yararak çıkan sert organlardır. Bunun haricinde tüm kalsifiye organlarımız yani kemiklerimiz yumuşak dokularla sarılıdır. Diş minesi,elmastan sonra en sert yapıdır. İçinde GBLL adlı bir madde bulunur.Bu madde hem dişe hem de mine ye sertliğini verir. Bilimsel araştırmalara göre GBLL maddesinin dişe beyaz rengini verdiği açıklanmıştır. Ancak bu maddeyi yenilemek için günde en az 2 kere ve yaklaşık 3 dakika fırçalanmalıdır. Aksi takdirde GBLL kendi yenilyemez ve plaklanmaya başlar buna da diş plağı diyoruz.

Diş Oluşumu (Dentogenesis)
Dişler Os maxillae (Üst çene kemiği) ve Os mandibulae (alt çene kemiği)'nın pars alveolaris (alveolar kısmında), diş torbası (pericoronium) adı verilen torbacık bezeri yapılar içinde gelişirler. Ameloblastlar mine (enamel), odontoblastlar dentin, fibroblastlar ise ilgili bağ dokuyu oluştuturlar. Ameloblastlar, mine oluşumu tamamlandıktan sonra kaybolurlar ancak odontoblastlar ve fibroblastlar diş ömrü boyunca çalışmaya devam ederler.
Diş oluşum evreleri şöyledir:

  • Tomurcuk safhası
  • Takke safhası
  • Çan safhası
Taç kısmı oluştuğunda ameloblastlar kaybolurken odontoblastlar dentin sentezine devam ederek kökü oluştururlar. Bu arada diş,kökü oluştukça sürme düzlemine doğru hareket eder. Bu hareketin fizyolojisi hala tam açıklanamamıştır. Kök oluşumu diş ağıza sürdükten sonra da yaklaşık 2 yıl devam eder ve sonunda diş kökünün ucu (apex dentis) damar ve sinir giriş çıkışına izin veren bir por bırakacak şekilde kapanır.

İnsan Dişlerinin Gruplandırılması
Sanal ortamda oluşturulmuş dişler
virtualteethsmile
Ergin bir insanın ağzında genellikle 28 adet diş bulunur. Bu rakamı 32’ye tamamlayan 3. büyük azılar yani yirmi yaş dişleridir. Bu 28 diş 4 ayrı diş grubundan meydana gelmektedir.
  1. Kesici dişler: Alt ve üst olmak üzere 8 adettir.
  2. Köpek dişleri: Alt ve üst olmak üzere 4 adettir.
  3. Küçük azı dişleri: Alt ve üst olmak üzere 8 adettir.
  4. Azı dişleri: Alt ve üst olmak üzere 8 adettir.
Süt Dişleri
5 yaşına kadar olan çocuklarda ise 20 adet süt dişi bulunur.6 aylıkken ilk olarak alt ön keser dişlerle başlayan sürme süreci 3 yaşında tamamlanır.5 yaşına kadar çocukların tüm süt dişleri ağızda mevcuttur. 5 yaşından itibaren süt dişlerinin yerini daimi dişlere bıraktığı karma dişlenme süreci başlar ve bu süreç ortalama 13 yaşında tüm daimi dişlerin ağızda yerini bulması ile son bulur.

Yirmi Yaş dişleri
Alt sağ, alt sol ve üst sağ, üst sol olmak üzere toplam 4 adet yirmi yaş dişi vardır. Yirmi yaş dişerinin ağızlarda yer bulamamasının temel nedeni insan neslinin daha yumuşak gıdalarla beslenmesi sonucu çenelerinin küçülmesidir.
Bazı ağızlarda konjenital (doğumsal/genetik) olarak yirmi yaş dişleri hiç bulunmaz.
Bazı ağızlarda yirmi yaş dişleri oluşur ancak yer darlığı ve başka nedenlerle sürmez ve çene kamiklerinde gömülü kalırlar.
Bazı ağızlarda yirmi yaş dişleri oluşur ve yarı yarıya sürerler. Sürme tam olmaz. Buna yarı gömülü yirmi yaş dişi denir.Yarı gömülülük iki tipte olabilir. Birincisinde dişin taç (kron) kısmının üzerinde operkulum (operculum,pericoronium) adı verilen mukoza parçası olabilir. İkinci tipteyse dişin taç kısmının bir bölümü kemik dokuyla örtülüdür. Her iki şekilde de yarı gömülü yirmi yaş dişlerinin etrafında gıda artıklarının birikeceği enfeksiyona (iltihap) elverişli bir alan meydana gelir.
Bazı ağızlarda yimi yaş dişleri diğer azı dişlerinden farksız olarak gayet normal biçimde sürerler. Bazı ağızlarda yirmi yaş dişleri, sürerken önündeki dişleri iteleyerek yer darlığına sebep olurlar. Bunun sonucu olarak da genelde alt keser dişlerde eğrilik meydana gelir. Yine bu "iteleme" esnasında, birbiriyle normal temasını kaybeden bazı dişler de çürüyebilir.
Sonuç olarak, kişiler yirmi yaş dişleriyle ilgili sorun yaşamamak için bir dişhekimine başvurmalı ve ağzında yimi yaş dişi var-yok, yirmi yaş dişinin sürebileceği alan var-yok şeklinde ilgili muayenesini yaptırmalıdır.

Perikoronit (Operculitis)
Bazı yirmiyaş dişlerinin diş torbası (perikoronium), diş oluştuktan sonra kaybolmaz ve dişin arka tarafında (distalinde) bir cep meydana getirecek biçimde kalır. Bu dokunun enfeksiyonuna perikoronit denir. Oldukça ağrılı bir enfeksiyondur. Genellikle boğaz enfeksiyonlarıyla karıştırılır. Tedavisi dişhekimlerince yapılır.
Rapor Et
Reklam
Eski 9 Nisan 2009, 22:21

Diş Nedir? Dişin Yapısı ve Görevleri

#2 (link)
Admin
ThinkerBeLL - avatarı
Diş, Dişin Yapısı ve Görevleri
MsXLabs.org & Temel Britannica

İnsanda ve hayvanlarda dişlerin temel görevi yiyecekleri kesip koparmak ve çiğneyerek öğütmektir. Ayrıca birçok hay­vanda bir savunma organı olan dişler insanda da bazı seslerin çıkarılmasında rol oynayarak konuşmaya yardımcı olur. Her dişte başlıca iki bölüm ayırt edilir: Dişetinin içine gömülü olan ve dişi çene kemiğine bağlayan kök bölümü ile dişetinden dışarıya taşarak ağzın içinde görülebilen taç bölümü. Diştacı ile kökün birleştiği bölüme ise boyun denir.
Dişin temel maddesi, yapısı ve görünümüy­le fildişine benzeyen dentindir. Ama bu sarımsı ve sert dokuyu dişin ne taç, ne de kök bölümünde görebilirsiniz. Çünkü taç bölü­münde dentinin üstünü diş minesi denen çok daha sert, parlak ve beyazımsı bir madde kaplar. Bu koruyucu katman dişetinden daha aşağıya inmediği için, dentinin diş kökündeki bölümleri de seman ya da sement denen ince ve kemiksi bir katmanla örtülüdür. Dişin ortasında dişözü odacığı denen bir boşluk, bunun içinde de bağdokudan oluşan dişözü bulunur. Diş kökünün ucundaki bir delikten bu odacığa giren sinirler, kan ve lenf (akkan) damarları dişözünün içinde bir ağ gibi yayılır. Diş çürüklerinde, diş iltihaplarında ve dolgu yapmak için diş oyulduğunda duyulan ağrının nedeni bu sinir uçlarının varlığıdır.
Bebeklerin hemen hepsi dişsiz doğar. Yak­laşık altı aylık olduklarında ilk dişlerini "çıka­rırlar"; iki-iki buçuk yaşına doğru da toplam 20 geçici diş (ya da sütdişi) yerini almış olur.
Kalıcı dişler dişetinin içinde, sütdişlerinin altında oluşmaya başlar ve büyüdükçe ilk dişleri iterek bunların yerine geçer. Erişkin­lerde alt ve üstçeneye eşit olarak dağılmış toplam 32 tane kalıcı diş vardır. Her iki çenenin tam ortasında yer alan dörder diş (toplam sekiz diş) yiyecekleri kesmeye yara­dığı için kesicidiş olarak adlandırılır. Kesici -dişlerin iki yanında birer tane olmak üzere alt ve üstçenede toplam dört tane sivri köpekdişi bulunur. Geri kalan 20 dişin hepsi azıdişVûu. Bunlardan sekizi geçici azıdişlerinin yerini alan ve köpekdişlerinin hemen yanında olmak üzere her çenede dörder tane bulunan küçük azı'lardır. Büyük azı denen öbür 12 diş de küçük azıların yanında üçer üçer dizilir ve yiyecekleri öğütmeye yarar.
Kalıcı dişler genellikle 6 ile 14 yaş arasında tamamlanır. Yalnız "akıldişi" olarak bilinen üçüncü büyük azıların çıkması 20-25 yaşına kadar gecikebilir; hatta bazılarında bu dört diş hiç çıkmayabilir. Geçici dişler arasında büyük azıların karşılığı ya da öncülü olmadığı için, bu 12 diş öbürleri gibi sütdişlerinin altında değil büyüyen çene kemiğinin gerisin­deki boşlukta gelişir.
Diş ağrısının en sık karşılaşılan nedeni diş çürüğüdür. Dişler her yemekten sonra iyice fırçalanıp temizlenmezse küçük yiyecek kırın­tıları dişetine ve dişlere yapışıp kalır. Yiye-ceklerdeki şeker, ağza yerleşen bakteriler ve bu küçük canlıların ürettiği asit zamanla diş minesinin çürümesine yol açar. Şiddetli diş ağrısı ve ağız kokusuyla insanı rahatsız eden, zamanında tedavi edilmezse bütün sağlığı etkileyen bu çürüklerden kaçınmanın en basit önlemi her yemekten sonra dişleri fırçalamak ve görünürde hiç çürük olmasa bile kontrol için yılda iki kez diş hekimine gitmektir.

Hayvanların Dişleri
Hayvanların dişleri insanınkilere benzemediği gibi hemen her hayvan grubunun diş yapısı da birbirinden farklıdır; bu farklılık beslenme biçimlerinin değişik olmasından kaynaklanır. Kaplan ve kurt gibi yırtıcı hayvanların dişleri parçalamaya, sıçan ve kunduz gibi kemiricile­rin dişleri kemirmeye, sığır gibi otlayan hay­vanların dişleri ise öğütmeye uyarlanmıştır.
Bütün hayvanlar arasında en büyük dişlere Afrika filinde rastlanır. Fildişi dediğimiz bu kesicidişlerin uzunluğu erkek fillerde bazen 3 metreyi, ağırlığı da 100 kilogramı bulur. Hayvan bu uzun dişlerini çok çeşitli amaçlarla kullanır: Yapraklarını yemek için ağaçları devirir, yiyebileceği yumuşak ağaç kabuklarını soyar, su bulmak için toprağı kazar ve düşmanları ile çarpışır.
Kunduzlar ağaç gövdelerini iri kesicidişleriyle kemirirler. Mors ve yabandomuzunun uzun dişleri çok gelişmiş birer köpekdişidir. Atların azıdişleri ise geniş ve girintili çıkıntılı yüzeyiyle otları öğütmeye yarar. Hayvan yaş­landıkça dişetleri çekildiğinden dişleri daha uzun görünür; bu yüzden genç olup olmadığı­nı anlamak için atların dişine bakılır.
Kedi, köpek gibi avcı hayvanların sivri ve uzun köpekdişleri avlarını daha kolay yakala­yıp ağızlarında tutmalarına yardımcı olur. Kaplumbağaların hiç dişi yoktur; bu görevi çenelerin kenarlarındaki sert, boynuzsu çıkın­tılar üstlenmiştir. Kurbağaların ise yalnızca üstçenelerinde diş bulunur. Yılanların dişleri geriye doğru kıvrıktır; böylece, hiç çiğneme­den bütün olarak yuttukları avlarını bir kez yakalayınca bir daha kolay kolay kaçırmazlar. Kobra gibi bazı yılanların dişlerinde ayrıca birer zehir kesesi vardır.
Balıkların dişleri çok basittir; bazılarında yalnızca değişime uğramış pullardan oluşur. Bu hayvanların dişleri genellikle birkaç sıra halinde dizilmiştir ve ön sıradaki dişler dökül­düğünde bunların yerini arka sıradakiler alır. Köpekbalıklarının üçgen biçimindeki keskin ve sivri dişleri balıkları yemeye, vatozların yassı yüzeyli dişleri ise kabuklu deniz hayvan­larının sert kabuğunu kırmaya uyarlanmıştır. Turnabalığının dişleri menteşe gibi oynak bir yapıyla üst damağa bağlı olduğu için yutma sırasında geriye doğru kıvrılır, sonra yeniden eski konumuna gelir. Kılıçbalığının başının önündeki uzun "kılıç" da üstçene kemiğinin uzantısıdır ve üzerinde kesmeye yarayan diş­ler bulunur.
Salyangoz gibi bazı yumuşakçalarda yüzler­ce küçücük diş dilin üstünde enine sıralar halinde dizilerek radula ya da dişlidil denen bir yapı oluşturur; böylece hayvan dilini bir rende gibi sürterek bitkileri kesip koparabilir.
Rapor Et
Eski 21 Haziran 2011, 13:27

Dişin Yapısı ve Görevleri

#3 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

Diş

Ağızda, besinleri kesip koparmaya ve öğütmeye yarayan organ.

Normal olarak, olgun bir insanda, her iki çenede 16'şardan 32 adet bulunur. Görev ve yapılarına göre adlandırılırlar. Önden ilk iki diş kesici, üçüncü diş köpekdişi, dördüncü ve beşinci küçük azı dişleri, 6, 7 ve 8. ise büyük azı dişleri adını alır. Kesici dişler kesici kenarlarıyla besinleri kesmeye, sivri uçlu köpekdişleri parçalamaya, üstü geniş azılarsa öğütmeye yarar.

Dişin etten dışardaki kısmına kron, çeneye gömülü kısmına kök, bunların birleştiği yereyse diş boynu denir. Genellikle kesici dişler, köpekdişleri ve birinci küçük azılarda tek; ikinci küçük azılarda iki; üstçene azı dişlerindeyse üç kök vardır. Kökler, çene içinde alveol denen boşluklara yerleşmiştir. Alveollerin kemik duvarlarındaki küçük delikler dişin beslenmesine yarar. Dentin denen ana diş kitlesi; kronda mine, kökteyse sement denen bir tabakayla kaplıdır. Mine, vücudun en sert dokusudur. Dentin tabakası odontoplast denen özel hücrelerden yapılmıştır. Yaşlandıkça şeffaflaşır. Ortasında pulpa denen dişözü bulunur. Görevi odontoplast oluşturmaktır. Kan damarları ve sinir lifleri de pulpada yer alır.

İki yaşa kadar yirmi dolayında çıkan süt dişleri zamanla dökülür, yerine kalıcı dişler çıkmaya başlar. İlk çıkan kılıcı dişler azı dişleridir. En son çıkan, arkadaki en küçük azı dişine akıl dişi veya yirmi yaş dişi adı verilir.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.233 saniyede (81.83% PHP - 18.17% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 10:01
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi