Masaüstü Görünümü Üye Ol
Forum Ana Sayfa
Cevaplanmış > Marie Curie'nin atom hakkındaki görüşleri ve çalışmaları nelerdir?
«Önceki KonuSonraki Konu»
merve ziyaretçi14:12, 17 Aralık 2008 
Marie Curie'nin atom hakkındaki görüşleri ve çalışmaları nelerdir?


En iyi cevap ThinkerBeLL tarafından gönderildi

Misafir adlı kullanıcıdan alıntı:
Marie Curie'nin atomla yaptığı çalışmalar nelerdir?
Marié Curie

Hayatı
1867 yılında Varşova, Polonya'da doğdu. Sorbonne Üniversitesi Fen Fakültesi'ni bitirdi. Önce fizik, ardından matematikte master yaptı. 1895'te Pierre Curie ile evlendi.
Marié ve Pierre Curie yıllar boyunca verimli çalışmalarıyla bilim dünyasına katkıda bulundular. Birlikte,1898 yazında polonyumu ve birkaç ay sonrada radyumu keşfettiler.
1903 yılının haziran ayında “Radyoaktif Maddeler Üstüne Araştırmalar” teziyle doktora derecesini alan Marié Curie, Pierre Curie ile birlikte Royal Society’nin Davy Madalyasıyla ve Becquerel ile 1903 Nobel Fizik Ödülüyle ödüllendirildi.
1904 yılında Pierre Curie’nin yönettiği laboratuara başasistan olarak atandı.
1906 yılında eşinin ölümü üzerine Marié Curie, Sorbonne Üniversitesi’nin fizik kürsüsüne atanarak, eşinin yerine geçti ve bu üniversitede ders veren ilk kadın öğretim görevlisi oldu. İki yıl sonra hemen profesörlüğe yükseltildi ve 1911 yılında Nobel Kimya ödülünü tek başına aldı.
1914’te Paris Üniversitesi Radyum Enstitüsü’nün kurulmasına öncülük etti. 1. Dünya Savaşı sırasında, kızı İréne ile birlikte Fransız ordusunda radyoloji servislerinin kurulmasına yönelik çalışmalarda bulundu.
1922’de de Tıp Akademisi Üyeliğine seçildi. Bundan sonraki çalışmalarını radyoaktif maddelerin kimyasal yapılarının araştırılması ve bu maddelerin tıp alanındaki uygulamaları üzerine yoğunlaştırdı.
1934 yılında Savoy, Fransa'da öldü.

Çalışmaları
Almanya'da Röntgen "X-ışınları" dediği katı cisimlerden bile geçen çok güçlü bir ışın keşfetmişti. Fransa'da ise yoğun çalışmalarıyla ünlü fizikçi Becquerel gündemdeydi. Becquerel, deneylerine dayanarak uranyum maden filizinde uranyum dışında başka bir elementin daha bulunduğu kanısındaydı; düşüncesini deney becerisine hayranlık duyduğu Marie Curie'ye iletti. Curie'ler söz konusu elementin bilinen bir element değil, yeni bir element olduğu sonucuna ulaştılar ve ellerindeki araştırmalarını bir yana iterek çok ilginç buldukları bu soruna açıklık getirmeye koyuldular.
1896 yılında bizmut bileşiğini elde ettiler. Bu bileşim uranyumdan 300 kat daha aktifti. Aynı yıl öğretmenlik diplomasını aldıktan sonra 1897'de, daha önce Henri Becquerel'in duyurduğu, uranyum tuzlarının yaydığı, sonraları radyoaktivite olarak adlandırılacak ışın üzerine detaylı araştırmalara başladı. 1898 başlarında çalışmalarına hız veren Marie toryumun da bu ışınları yaydığını fark etti.
Temmuz 1898'de Curie yeni radyoaktif bir element olan ve uranyumun radyoaktif bozunmasından ortaya çıkan polonyumu bulduklarını duyurdu. (İsmini Marie'nin vatanı Polonya'dan esinlenerek koydular). Polonyum çıkarıldıktan sonra geri kalan posanın çok daha güçlü olduğu görüldü. Curie'lerin sürdürdükleri uğraş, sonunda hedefine ulaştı: Işın etkinliği yüksek radyum elementi bulundu. Eylül 1898'de Fransız kimyacı Eugene Demarchay'ın spektroskopi yöntemi ile tanımlanmasına yardım ettiği, doğal radyoaktif element radyumu duyurdu. Yaptığı çalışma bir elementin radyoaktif işlemlerden sonra başka bir elemente dönüşebileceğini gösteriyordu.

Atom hakkındaki görüşleri
Marie Curie’nin atom üzerindeki en önemli görüşü atomun parçalanabilir olmasıdır.
Atomun parçalanamaz olduğu düşüncesinin yıkılışı Becquerel’in X-ışınımları üzerinde yaptığı çalışmalar ile başlar. Becquerel bir uranyum bileşiği olan potasyum uranil sülfat bileşiği ile yaptığı denemelerde bu bileşikten yayılan ışımaların bilinen X-ışınlarından farklı olduğunu gözlemledi. Bu ışınlar maddeden geçiyor ve havayı iyonlaştırabiliyordu. Bu yeni ışımaya Marie Curie tarafından sürekli ışıma anlamına gelen radyoaktivite adı takıldı. Marie Curie çeşitli uranyum bileşikleri üzerinde yaptığı denemelerle bu ışımanın bileşik içindeki uranyum miktarı ile doğru orantılı olduğunu belirledi. Marie ve Piere Curie birlikte yaptıkları çalışmalarda benzer ışımalar yapan polonyum ve radyum elementleri buldular. Radyumun yaydığı ışıma incelenirken radon adını verdikleri bir gazın yayıldığını gözlemlediler. Aynı zamanda bu gazla beraber helyum da bulunuyordu. Helyum bilinen bir elementti. Bu sonuçlar atomun parçalandığının habercisiydi. Bu yüzyıllardır aranan filozof taşı olmaksızın bir atomun bir başka atoma dönüşebiliyor olması demekti.



Derlemedir.
Cevap
nötrino16:06, 10 Aralık 2009 
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı:
Atomu kim buldu?
Atomun Bulunması, Atom Teorisi
Maddenin yapısı hakkında modern fikirlerin elde edilmesi, John Dalton’un atom teorisini geliştirmesi ile başlamıştır. Modern kimyanın genel teorileri, maddenin atom molekül ve iyonlardan oluştuğunu söyler.

“Daha küçük parçacıklara ayrılamayan” anlamına gelen atomos adını, ilk defa, Yunanlı filozof Democritos kullanmıştır.

Atomu bugünkü modern anlamında, elementin en küçük parçası olarak tarif eden kişi ise İngiliz bilim adamı ve kimya öğretmeni John Dalton’dur.
Dalton’un atom teorisi,aynı zamanda modern kimyanın başlangıcıdır.


Cevap
Misafir20:42, 12 Aralık 2013 
Marie Curie'nin atomla yaptığı çalışmalar nelerdir?
Cevap
ThinkerBeLL14:29, 13 Aralık 2013 
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı:
Marie Curie'nin atomla yaptığı çalışmalar nelerdir?
Marié Curie

Hayatı
1867 yılında Varşova, Polonya'da doğdu. Sorbonne Üniversitesi Fen Fakültesi'ni bitirdi. Önce fizik, ardından matematikte master yaptı. 1895'te Pierre Curie ile evlendi.
Marié ve Pierre Curie yıllar boyunca verimli çalışmalarıyla bilim dünyasına katkıda bulundular. Birlikte,1898 yazında polonyumu ve birkaç ay sonrada radyumu keşfettiler.
1903 yılının haziran ayında “Radyoaktif Maddeler Üstüne Araştırmalar” teziyle doktora derecesini alan Marié Curie, Pierre Curie ile birlikte Royal Society’nin Davy Madalyasıyla ve Becquerel ile 1903 Nobel Fizik Ödülüyle ödüllendirildi.
1904 yılında Pierre Curie’nin yönettiği laboratuara başasistan olarak atandı.
1906 yılında eşinin ölümü üzerine Marié Curie, Sorbonne Üniversitesi’nin fizik kürsüsüne atanarak, eşinin yerine geçti ve bu üniversitede ders veren ilk kadın öğretim görevlisi oldu. İki yıl sonra hemen profesörlüğe yükseltildi ve 1911 yılında Nobel Kimya ödülünü tek başına aldı.
1914’te Paris Üniversitesi Radyum Enstitüsü’nün kurulmasına öncülük etti. 1. Dünya Savaşı sırasında, kızı İréne ile birlikte Fransız ordusunda radyoloji servislerinin kurulmasına yönelik çalışmalarda bulundu.
1922’de de Tıp Akademisi Üyeliğine seçildi. Bundan sonraki çalışmalarını radyoaktif maddelerin kimyasal yapılarının araştırılması ve bu maddelerin tıp alanındaki uygulamaları üzerine yoğunlaştırdı.
1934 yılında Savoy, Fransa'da öldü.

Çalışmaları
Almanya'da Röntgen "X-ışınları" dediği katı cisimlerden bile geçen çok güçlü bir ışın keşfetmişti. Fransa'da ise yoğun çalışmalarıyla ünlü fizikçi Becquerel gündemdeydi. Becquerel, deneylerine dayanarak uranyum maden filizinde uranyum dışında başka bir elementin daha bulunduğu kanısındaydı; düşüncesini deney becerisine hayranlık duyduğu Marie Curie'ye iletti. Curie'ler söz konusu elementin bilinen bir element değil, yeni bir element olduğu sonucuna ulaştılar ve ellerindeki araştırmalarını bir yana iterek çok ilginç buldukları bu soruna açıklık getirmeye koyuldular.
1896 yılında bizmut bileşiğini elde ettiler. Bu bileşim uranyumdan 300 kat daha aktifti. Aynı yıl öğretmenlik diplomasını aldıktan sonra 1897'de, daha önce Henri Becquerel'in duyurduğu, uranyum tuzlarının yaydığı, sonraları radyoaktivite olarak adlandırılacak ışın üzerine detaylı araştırmalara başladı. 1898 başlarında çalışmalarına hız veren Marie toryumun da bu ışınları yaydığını fark etti.
Temmuz 1898'de Curie yeni radyoaktif bir element olan ve uranyumun radyoaktif bozunmasından ortaya çıkan polonyumu bulduklarını duyurdu. (İsmini Marie'nin vatanı Polonya'dan esinlenerek koydular). Polonyum çıkarıldıktan sonra geri kalan posanın çok daha güçlü olduğu görüldü. Curie'lerin sürdürdükleri uğraş, sonunda hedefine ulaştı: Işın etkinliği yüksek radyum elementi bulundu. Eylül 1898'de Fransız kimyacı Eugene Demarchay'ın spektroskopi yöntemi ile tanımlanmasına yardım ettiği, doğal radyoaktif element radyumu duyurdu. Yaptığı çalışma bir elementin radyoaktif işlemlerden sonra başka bir elemente dönüşebileceğini gösteriyordu.

Atom hakkındaki görüşleri
Marie Curie’nin atom üzerindeki en önemli görüşü atomun parçalanabilir olmasıdır.
Atomun parçalanamaz olduğu düşüncesinin yıkılışı Becquerel’in X-ışınımları üzerinde yaptığı çalışmalar ile başlar. Becquerel bir uranyum bileşiği olan potasyum uranil sülfat bileşiği ile yaptığı denemelerde bu bileşikten yayılan ışımaların bilinen X-ışınlarından farklı olduğunu gözlemledi. Bu ışınlar maddeden geçiyor ve havayı iyonlaştırabiliyordu. Bu yeni ışımaya Marie Curie tarafından sürekli ışıma anlamına gelen radyoaktivite adı takıldı. Marie Curie çeşitli uranyum bileşikleri üzerinde yaptığı denemelerle bu ışımanın bileşik içindeki uranyum miktarı ile doğru orantılı olduğunu belirledi. Marie ve Piere Curie birlikte yaptıkları çalışmalarda benzer ışımalar yapan polonyum ve radyum elementleri buldular. Radyumun yaydığı ışıma incelenirken radon adını verdikleri bir gazın yayıldığını gözlemlediler. Aynı zamanda bu gazla beraber helyum da bulunuyordu. Helyum bilinen bir elementti. Bu sonuçlar atomun parçalandığının habercisiydi. Bu yüzyıllardır aranan filozof taşı olmaksızın bir atomun bir başka atoma dönüşebiliyor olması demekti.



Derlemedir.

Cevap
«Önceki KonuSonraki Konu»
Tüm Cevaplanmış Konuları
Benzer Konular
Henri Becquerel'in atom hakkındaki görüşleri nelerdir?
John Dalton'un atom hakkındaki görüşleri nedir?
Atomla uğraşan Türk bilim insanlarının atom hakkındaki görüşleri nelerdir?
Marie Curie ve Becquerel'in atom ile ilgili kanıtlanabilir bilgileri nelerdir?
Marie Curie'nin bitirdiği okullar nelerdir?