Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Forumda Ara

Ekoloji ve Çevre Hakkında Makaleler

Bu konu Çevre Bilimleri forumunda Hi-LaL tarafından 28 Temmuz 2006 (21:33) tarihinde açılmıştır.
116618 kez görüntülenmiş, 71 cevap yazılmış ve son mesaj 13 Ekim 2014 (13:56) tarihinde gönderilmiştir.
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Eski 22 Eylül 2007, 13:13

Ekoloji ve Çevre Hakkında Makaleler

#41 (link)
kirlenmek güseldir : )
evo - avatarı
Sponsorlu Bağlantılar
CARETTA CARETTALAR DENİZLE BULUŞUYOR

caretta_caretta_3

FİNİKE
- Deniz kaplumbağası (caretta caretta) popülasyonunun korunmasına yönelik proje kapsamında, Antalya'nın Finike ve Kumluca sahillerindeki 20 kilometrelik alanda, 877 yuvadan 50 bin yavrunun denize ulaştığı bildirildi.
Çevre ve Orman Bakanlığı ile Ekolojik Araştırmalar Derneği tarafından, Deniz Kaplumbağalarının Popülasyonunun Korunması ve Araştırılması Projesi kapsamında 20 Haziranda Finike ve Kumluca ilçeleri sahillerindeki 20 kilometrelik alanda başlayan çalışmalar sürüyor. Çalışmalar çerçevesinde, deniz kaplumbağalarının yuvaları koruma altına alınıyor, yumurtadan çıkacak yavruların denize kavuşmaları için çevre uygun hale getiriliyor.
Çalışmalarla ilgili bilgi veren Emrah Dursun, Finike ve Kumluca sahilinde 20 kilometrelik alanda 877 yuva tespit ettiklerini ve bu yuvalardan 50 bin yavrunun denize ulaştığını saptadıklarını söyledi.
Kurtuluş Özgişi de proje kapsamında halkı bilinçlendirme çalışmaları yaptıklarını belirterek, ''Yavruların yumurtadan çıkarak denizle buluşması bu ayın sonunda tamamlanmış olacak. Yuvadan çıkan yavrular büyük başarıyla denize ulaşabiliyorlar fakat bazı çevresel sorunlarımız oluyor. Özellikle tarımsal atıklar, organik atıklar ve buna benzer sebeplerden ötürü yavrular denize ulaşmakta zorlanıyor. Bunları engellemek için halkı bilinçlendirme toplantıları düzenliyoruz.''

a.a.
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Eski 27 Eylül 2007, 13:03

Hava Kirliliğinin Nedenleri ve Zararları

#42 (link)
Tiglon
Ziyaretçi
Tiglon - avatarı
Bugün çok önemli bir çevre problemi olan ve özellikle insan sağlığını etkileyen hava kirliliği ilk olarak, atmosfer bileşiklerinin değişmesiyle başlamaktadır. Atmosfer, genellikle içerisine karışan toksinli maddeleri eriterek etkisiz hale getirmesine rağmen meteorolojik ve topoğrafik şartlara bağlı olarak devamlı bir şekilde kirlenmektedir. Çeşitli amaçlarla yakılan ateşler, fabrika ve ev bacalarının dumanları, araçların egzost gazları havaya zehirli gazlardan olan karbon monoksit, kükürt dioksit ve nitrik asit gibi gazların bol miktarda karışmasına neden olur.
Hava kirliliğine neden olan kirleticilerin, kaynaklarına göre hava kirliliği, tabii kaynaklardan meydana gelen kirlilik ve insan faaliyetleri sonucu suni kaynaklardan meydana gelen kirlilik olmak üzere iki sınıfa ayrılır. Tabii kirliliği oluşturan, doğada bulunan kirletici kaynaklarından: tozlar, meteorlardan, yer yüzeyindeki büyük çöl alanlarından ve kumluk alanlardan rüzgarlarla atmosfere taşınırlar; orman yangınlari ile atmosfere önemli miktarlarda duman ve zehirli gazlar karışır; foto kimyasal olaylarla azot dioksit; yanardağlardaki volkanik faaliyetler sonucunda kükürt dioksit, hidrojen klorur, hidrojen flörür; deniz çalkalanmasından sodyum klorür sayılabilir.
Hava kirliliğinde, tabii kirlilik kaynaklarından çok suni kaynaklardan meydan gelen kirlilik önemlidir. Çünkü günümüzde insanları en çok ilgilendiren, özellikle büyük yerleşim merkezleri ve sanayi alanlarındaki hava kirliliğidir. Bu kirlilikte daha çok insan faaliyetleri sonucu meydana gelir.
İnsan yapımı kirlilik kaynaklarını ise kabaca :
1. Ulaşım
2. Katı yakıtlar
3. Elektrik santralleri
4. Endüstri ve ısınma için kullanılan yakıtlar
5. Endüstriyel işlemler olarak sıralanabilir.
İnsan tarafından oluşturulan kaynaklardan oluşan bu kirlilik, bulunan bölgenin endüstriyel gelişimi, nüfusu, şehirleşme durumu gibi faktörlere bağlı olarak değişim gösterir.

HAVA KİRLİLİGİNİN ZARARLARI

Hava kirliliğinin, başta insan sağlığı olmak üzere görüş mesafesi, materyaller, bitkiler ve hayvan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri vardır.
Katı yakıtlar ve akaryakıt gibi karbonlu maddelerin tam yanmamasından meydana gelen katı ve sıvı parçacıkların bir gaz karışımı olan duman, hava kirliliğinin bir çeşididir ve görüş uzaklığını azaltıcı bir etkiye sahiptir. Hava kirliliğinin, sanatsal ve mimari yapılar üzerinde tahrip edici ve bozucu etkisi vardır. Bitkiler üzerinde ise öldürücü ve büyümelerini engelleyici olabilmektedir. Bu nedenle hava kirliliği hem canlıların sağlığı açısından, hem de ekonomik yönden zarar vericidir.
Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkileri, atmosferde yüksek miktardaki zararlı maddelerin solunması sonucu ortaya çıkar. İnsanların sağlıklı ve rahat yaşayabilmesi için teneffüs edilen havanın mutlaka temiz olması gerekir. Havanın doğal yapısını bozan ve kirleten maddelerin başka bir deyişle kirli havanın solunması, özellikle akciğer dokularını tahrip edici ve öldürücü olabilmektedir. Solunum yolu ile alınan hava içerisindeki parçacıklar ve duman, teneffüs esnasında yutulur ve akciğerlere kadar ulaşır. Solunum sisteminin derinliklerinde depolanan bu parçacıklar, akciğer kanserlerine kadar varan hasarlar yapabilmektedir. Diğer taraftan kömür ve diğer yakıtların yanmasından oluşan duman ve isin astım, çeşitli burun ve boğaz hastalıkları hatta mide hastalıkları gibi özellikle solunum yolları ile ilgili hastalıklara belirli ölçüde sebep olabileceği öne sürülmektedir. Şiddetli hava kirliliğine maruz kalınması durumunda, bunun insan sağlığına olan etkisi ile hava kirliliğinin düşük miktarlarına, uzun zaman maruz kalmanın etkileri farklı olmaktadır.
Rapor Et
Eski 16 Kasım 2007, 09:28

Ekoloji ve Çevre Hakkında Makaleler

#43 (link)
kirlenmek güseldir : )
evo - avatarı
"70-80 BİN GÖÇMEN KUŞ ÖLECEK"

gocmen_kuslar_4

TRABZON
- Rusya'ya ait petrol tankerinin, Ukrayna karasularında ikiye ayrılması sonucu denize yayılan 2 bin ton yakıtın, denizin dibinde yaşayan yüzlerce ton organizmayı etkileyeceği ve tahminen 70-80 bin göçmen kuşun ölümüne neden olacağı bildirildi.
KTÜ Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Coşkun Erüz, tankerden denize yayılan maddenin fueloil olduğunun kesinleştiğini belirterek, ''Ham petrol, ağırlığı olan bir madde olduğu için dibe çöker, mazot ya da fueloil ise işlenmiş oldukları için daha hafiftirler. Fueloil'in suya karışarak dağılması ve daha geniş alana yayılması söz konusudur'' dedi.
Coşkun Erüz, Sibirya'dan güneye doğru göç eden ve balıklardan beslenen göçmen kuşların deniz yüzeyindeki yakıta buluşarak büyük zarar gördüklerini belirtti.
Kazanın etkisiyle denize dökülen yakıtın hamsiye büyük darbe vuracağı söylentileri olduğunu anımsatan Erüz, "Bunu tam olarak bilmek mümkün değildir. Böyle bir şeyi söyleyebilmek için hamsinin o bölgede olup olmadığını ya da ne kadarının orada olduğunu bilmek gerekir. Hamsi kaza öncesinden o bölgeden göç etmişse şu an için problem olmaz, fakat kaza olduğu zaman ya da sonrasında göç etmişse kirlenmiş olan sudan mutlaka beslenmiştir. Bu da sorunlara yol açacaktır. Tahminlere göre balık şu anda bizim bölgemizde, Karadeniz'in güneyindedir.''
Kaza hamsiyi etkilemese bile bölgede yoğun olarak bulunan ve göç etmeyen mezgit, barbun ve kalkan balığını çok ciddi oranda etkilediğini söylemenin mümkün olduğunu belirtti.
Erüz, fueloilin Türk karasularına gelme ihtimalinin düşük olduğunu, ancak yine de gerekli önlemlerin alınması gerektiğini kaydetti.

a.a.
Rapor Et
Eski 26 Aralık 2007, 16:59

Çevre Kirliliğine Karşı Bakterilerin Rolü-Makale

#44 (link)
Hi-LaL
Ziyaretçi
Hi-LaL - avatarı
ÇEVRECİ BAKTERİLER İŞ BAŞINDA

Yıldız Bozkurt


TABİATTA İNSAN ELİNİN değmediği doğa parçalarında muhteşem bir ekolojik denge görüyoruz. Orman ve yeşil alanlarda her gün ölen hayvanlar ve bitkiler, özellikle sonbaharda yerlere saçılan tonlarca yaprak, ardında iz bırakılmadan temizleniyor. Temizlik için yaratılmış leş yiyici hayvanlar, böcekler ve özellikle de çürükçül bakteriler âdeta birer temizlik görevlisi gibi çalışıyorlar. Yine koca okyanuslarda balık ve diğer deniz canlılarının kalıntıları da okyanus tabanında gezinen temizlikçi balıklar ve mikroorganizmalar tarafından temizleniyor.

Tabiatda temizlik işlerinde en önemli rolü oynayanlar bedence en küçük olanları, yani ‘mikroorganizmalar.’ Hepimiz iyi biliriz ki yarım kalmış bir elma ya da mutfakta unutulmuş bir yemek, kısa bir süre sonra küflerin, çürükçül mikroorganizmaların sofrası hâline geliyor. İşte evsel veya endüstriyel atıkların temizlenmesinde de, tabiatın bu temizlik uzmanlarından ders alıyor ve onları arıtma tesislerimizde istihdam ediyoruz. Atıkların doğaya verilmeden önce arıtılmasında önceleri kimyasal metodlar kullanılıyordu. Doğayı inceleyip, ondaki temizlik mekanizmaları örnek alınmaya başlandıktan sonra, biyolojik yöntemlerle atıklar daha verimli bir şekilde arıtılmaya başlandı.

Hacim olarak düşünüldüğünde biyoteknoloji endüstrileri içerisinde en büyük olanı, evsel ve endüstriyel atıkların temizlenmesidir. Her gün tonlarca atık su, bina ve fabrikalardan nehir veya denizlere pompalanır. Bu atık sularda bulunan organik maddeler, fosfor ve azot bileşikleri; nehir, deniz veya göllerde yaşayan bitki ve mikroorganizmalar için, oldukça zengin bir besin kaynağı oluşturmaktadır. Eğer evsel atık sularda bulunan organik veya inorganik maddeler temizlenmezse bu suların döküldüğü nehir, göl veya denizlerdeki bitki ve mikroorganizmaların sayısı ölçüsüzce çoğalır ve doğal hayatın dengesi bozulur. Evsel atıkların su bitkilerini aşırı beslemesi söz konusu iken, bazı endüstriyel atıklar ise tam tersi içerdikleri zehirli kimyasallar ile nehir, göl veya deniz havzasında yaşayan canlıların hayatını tehdit ederler. Ayrıca bu sularda avlanan balıkları yemek ya da bu sularla sulanan tarlalardan beslenmek suretiyle de insan hayatını riske sokarlar. Yani hem evsel hem de endüstriyel atıkların doğaya vereceği zararın önlenmesi veya en asgariye indirilmesi için arıtılmaları gerekir.

Pek çok atık biyolojik arıtma işlemi için uygundur ve hatta bazılarının arındırma işlemi sonucunda işe yarar ürünler bile elde edilebilir. Biyolojik arıtma iki basamakta yapılır. Oksijensiz ortamda yaşayan mikroorganizmaların salgıladıkları enzimler tarafından atık sulardaki organik maddeler parçalanarak çözünür hâle getirilir. Sonra da oksijen içeren ortamdaki bakteriler tarafından bir önceki basamak ile küçültülmüş organik maddeler kullanılır, aynı zamanda sudaki fosfor tüketilip, azot bileşikleri gaz hâlindeki azota dönüştürülür.

Pensilvanya Devlet Üniversite’sinden araştırmacılar atık sulardaki organik maddeleri, biyo-piller için enerji kaynağı olarak kullanmaya çalışıyorlar. Yeni biyo-pil küçük bir plastik silindir. İçerisindeki 8 grafit çubuk negatif elektrod, grafit çubukların etrafındaki karbon ve platin tüpler ise pozitif elektrod olarak işlev görüyor. Atık su bu silindire pompalandığında sudaki bakteriler grafit çubuklara tutunarak sudaki organik maddeleri tüketiyor aynı zamanda elektirik üretiyorlar. Böylece hem atık su arındırılmış hem de elektirik enerjisi elde edilmiş oluyor. Eğer sistem başarıyla uygulanmaya başlarsa atık su arıtma işlemi için gereken enerjiyi sistem kendisi karşılayacak ve arıtma tesislerinin maliyeti düşecektir. Tabi henüz çalışmalar çok yeni; verimli ve ucuza çalışan bir sistem bulmak için araştırmalar sürüyor.

Gıda ve kimya endüstrileri ve tekstil gibi pek çok sanayi kolunda ortaya çıkan zararlı kimyasalların temizliğinde bakteri ve mikroplar çok önemli işlevler görürler. Gerektiğinde bu mikroorganizmalar genetik olarak değiştirilip, daha verimli çalışmaları sağlanır. Meselâ eski askerî bölgelerde ortaya saçılmış TNT patlayıcılarını zararsız hâle getirmek için beyaz çürükçül mantarlar kullanılır.
Bir başka örnek de petrol kirliliğinin temizlenmesi. Zaman zaman meydana gelen tanker kazaları denizlere tonlarca petrolün akmasına, deniz canlılarının ve kuşların ölümüne yol açıyor. Yapılan çalışmalarda toprakta yaşayan bazı bakteri ve mantar türlerinin petrol içindeki hidrokarbonları yiyerek tükettikleri görüldü. Tabi bu canlılar çok tuzlu olan deniz ortamında yaşamaya elverişli değiller. Fakat bu mikroorganizmalar genetik mühendisliği yöntemleri ile değiştirilerek hem tuzlu hem de soğuk sularda yaşayan türleri elde edildi. Böylece bu mikroorganizmalar denizlerdeki petrol kirliliğinin temizlenmesinde kullanılmaya başlandı. Ayrıca rafinerilerde petrolün işlenmesi sırasında kullanılan sulardaki petrol kalıntılarının temizlenmesi için de bu bakterilerden yararlanılıyor.

Maden endüstrisinde ortaya çıkan asit özelliği gösteren ve metal içeren atıklar ise yine standart temizleme metodları ile temizlenemeyecek kadar zararlı. Özel yetiştirilen ve asitleri tüketip, metallerin çökelmesini sağlayan bakteriler ve algler ile bu atıklar zararsız hâle getirilebiliyor.

Biyoteknoloji teknikleri kullanarak katı atıkları işlemden geçirirken aynı zamanda yakıt elde etmek de mümkün. Katı atıklar kapalı, oksijen almayan bir ortamda bulunduğunda bakteriler tarafından atıklardaki organik maddeler kullanılarak metan gazına dönüştürülürler. Metan gazı ise elektrik üretiminde kullanılabilir. Batıda bazı şehirlerde çöplük gazından bu şekilde elektrik üretilmekte ve böylelikle çöpler temizlenirken yan ürün olarak enerji elde edilmektedir.

İngiltere’de bazı yerleşim birimlerinde her ev için biri yeşil biri siyah iki çöp kovası ve yeşil bir kutu belediye tarafından veriliyor ve bunlar her hafta dönüşümlü olarak toplanıyor. Yeşil kutu içerisinde kâğıt, teneke kutu ve cam şişeler geridönüşüm amaçlı toplanıyor. Yeşil çöp kovasında ise bahçe atıkarı ve büyük karton kutular toplanıyor. Toplanan bahçe atıkları uzun süre bekletildiğinde mikroorganizmalar tarafından organik maddeler işlenip, besince zengin toprağa dönüştürülüyor. Bazı insanlar bu işlemi bahçelerinin bir köşesinde kendileri yapıyor ve böylece meyve, sebze kabukları da dahil hiçbir organik maddeyi ziyan etmemiş, aynı zamanda bahçelerinde yetiştirdikleri ürünler için kimyasal gübrelere ihtiyaç duymamış oluyorlar. Geridönüşüm kovalarında toplanan atıklar sayesinde, siyah çöp kovasında toplanan atıklar azalarak çevre temizliğine büyük boyutlarda katkı sağlanıyor. Hem de geridönüşüm işlemi büyük oranda kolaylaşıyor.

Tabiatta hiç bir şey ziyan edilmiyor, bir varlığın artığı diğer bir canlıya besin işlevi görürken atomlar bir canlıdan ötekine binbir kılık değiştirirerek ‘maddenin korunumu’ yasası dairesinde vazifelerini yapıyorlar. Kâinattaki bu müthiş geridönüşüm ile hiç bir şey ziyan edilmiyor. Her an bir şeyden her şeyin, her şeyden bir şeyin yaratılışına şahit oluyoruz. Bir yazarın aynı harfleri kullanarak bir çok kitap yazması gibi kâinatın Yazarı da atom harfleriyle kâinatı sayısız canlı kitaplar hâlinde yazmış. Atomlar, sararmış bir yaprağın bedeninde ölü gibi görülseler de, ağacın dibinde yeşeren bir filizle yeniden hayatlanıyor, yeniden doğuyorlar. Kâinattaki bu israfsız ve kesintisiz düzenden daha çok şey öğrenmeliyiz.




Alıntıdır
Rapor Et
Eski 2 Şubat 2008, 05:28

Ekoturizm Hakkında Bir Çalışma

#45 (link)
Hi-LaL
Ziyaretçi
Hi-LaL - avatarı
Ekoturizm kavramı ve Türkiye' de Ekoturizm hakkında bilgi edinmek isteyenler için güzel bir çalışma..

Okumak için tıklayınız >>> EKOTURİZM
Rapor Et
Eski 3 Şubat 2008, 15:51

Atık Geri Kazanımı/ Dönüşümü

#46 (link)
Hi-LaL
Ziyaretçi
Hi-LaL - avatarı
Atık Geri Kazanımı/ Dönüşümü üzerine yazılmış bir makaleyi okumak isteyenler için;

Tıklayınız >>> Atık Geri Dönüşümü/Kazanımı
Rapor Et
Eski 3 Mart 2008, 12:42

TDK, "ekoloji" kelimesine sahip cıktı.

#47 (link)
emrah34
Ziyaretçi
emrah34 - avatarı
ekoloji, "çevrebilim" değildir. (t.d.k y. kurul kararı)
'Ekoloji 'sözcüğü yeniden tanımlandı 26.01.2005
Hürriyet Türk Dil Kurumu (TDK), Türkçe Sözlük'te 'çevre bilimi' olarak
geçen 'ekoloji' kelimesini yeniden tanımladı.




Türkçe Sözlük'ün yeni baskılarında "çevre bilimleri" ve "ekoloji"
sözcükleri ayrı ayrı yer alacak.
Gazi Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi öğretim elemanı Tahir
Çalgüner, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, TDK'dan "ekoloji" ve
"çevrebilim" sözcüklerinin ne anlama geldiğini sorduğunu ve "Yunanca
kökenli ekoloji sözcüğünün, Türkçe'de çevre bilimi olarak
tanımlandığı" yanıtını aldığını belirtti. Bunun üzerine "ekoloji"
sözcüğünün "çevre bilimi" anlamına gelmediğine ilişkin çalışma yaparak
kitap haline getirdiğini ifade eden Çalgüner, yeniden TDK'ya
başvurduğunu anlattı.
"PEK ÇOK BAŞVURU GELDİ"
TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, Güncel Türkçe Sözlük'ü
internette kullanıma açtıktan sonra sözlük kullanıcılarının,
kelimelerinin anlamları konusunda pek çok öneri ve görüşlerini
kendilerine iletiklerini belirterek, "Adeta imece usulü Türkçe sözlüğü
geliştiriyoruz" dedi.
"Ekoloji" kelimesiyle ilgili olarak da çok sayıda başvuru aldıklarını
anlatan Akalın, bunların, "ekoloji kelimesine karşılık gösterilen
çevre biliminin bu kelimeyi tam olarak olarak karşılamadığı, çevre
biliminin daha alt bir dal" olduğunu kaydetti. Akalın, bu görüşleri
Güncel Türkçe Sözlük Çalışma Grubu'nda değerlendirerek
üniversitelerden görüş alınmasına karar verdiklerini söyledi.
Üniversitelerden gelen görüşler doğrultusunda "ekoloji" kelimesinin
tanımını değiştirdiklerini belirten Akalın, internetteki sözlükte
değişiklik yaptıklarını, Türkçe Sözlük'ün yeni baskılarında da
ekolojinin yeni tanımına yer vereceklerini bildirdi.
TDK'nın kararına göre, ekoloji kelimesi, "canlıların hem kendi
aralarındaki, hem de çevreleriyle olan ilişkilerini tek tek veya
birlikte inceleyen bilim dalı" olarak tanımlanırken, sözlüğe,
"ekolojist, ekolog, ekolojizm" gibi terimler de ilave edildi ve
bunların tanımları yapıldı.
TDK, "Çevre bilimleri"ni ise çeşitli bilim dallarını içerisinde
toplayan, insan-doğa ilişkilerini ve çevre sorunlarını inceleyen,
uygulamalı ve disiplinler arası bilimler olarak tanımladı.


(aa)
Rapor Et
Eski 23 Haziran 2008, 09:17

Ekoloji ve Çevre Hakkında Makaleler

#48 (link)
Bia
Ziyaretçi
Bia - avatarı
Gökyüzü Neden Mavidir.?

Difuzyon Nedir: Atmosfer içinde Güneş ışınlarının kırılıp dağilmasına Difuzyon denir. Guneş ışınlarinın Difuzyona uğramasından dolayı gölgede kalan kısımlar gecelerin çok soğuk olmasını önler. Böyle bir durumda gölgelerin yarı aydinlik olmasını sağladığından, gökyüzünün de Mavi bir görüntü vermesini sağlar. Gökyüzü mavidir mavi ışik, kırmıziya oranla atmosfere daha fazla dagilarak ona mavi rengini verir. Peki, Güneş`i batarken niye daha kırmizi goruruz? Bu, isinlarin bu sirada atmosferde daha cok yol katetmesinin bir sonucudur. Bu sirada, mavi ısik daha kalin bir atmosferi gecmekte oldugundan, daha cok sacilir. Ayni zamanda kirmizi da soguruldugu icin Guneş daha sonuk gorunür. Batmak uzere olan Günes`in gozumuzü rahatsiz etmemesinin nedeni budur. Gökyüzünun mavi bir görüntü vermesinin sebebi (difuzyon)kırilma olayıdır.


Gunes isinlari atmosfere girdiginde atmosferdeki gaz molekullerine, toz parcaciklarina carparak saçılir. Gun ısiği degisik dalga boylu bircok ısindan olusur. Enkisa dalga boylu mavi ısinlar atmosferin ust tabakalarindaki kucuk parcaciklar tarafindan hemen saçılirlar. Gökyüzü acik oldugunda, mavi isik diger isiklara oranla en fazla sacilan isiktir. Bu yuzden de gökyüzü mavi gorunür. Mesela gökyüzü yogun bulutlarla veya dumanla dolu oldugunda, tum isinlar nerede ise ayni oranda saçılir. Bu da gökyüzünun gri renkte gorunmesine sebep olur. Gun batiminda veya dogumunda guneş ışınlari atmosfere egik girdiklerinden dolayı fazla yol sarfetmek zorunda kalirlar.


Bu yuzden daha cok ışik ve renk sacilir. Gökyüzüne Bakarak Hava Tahmini Yapmak Gökyüzü koyu mavi rengine börünürse, gunes dogarken parlak ve hafif sisli bulunursa, aksam gokkusagi gorunurse, gunes ay etrafinda büyük hale olursa, havanin iyi olacağı anlamına gelir. Güneşin doğma zamanında, gökyüzü kırmızı olması ve gökkuşağının sabahleyin görünmesi ve de ayın etrafında küçük bir çember bulunması yağmur olacağına işarettir. Havanın sisli olması, sükunetli olacağı anlamına gelir. Güneş doğarken kırmızı görüntü vermesi, batarken gökyüzünün kırmızı olmasi rüzgarlı hava olacağına işarettir. Güneşin soluk - dumanlı bir şekilde doğması, ayın parlak olması, bulutların beyaz olması, Güneş - ayın etrafında bir kavis bulunması fırtına olacağına işarettir.



alinti..
Rapor Et
Eski 17 Eylül 2008, 21:47

Ekoloji ve Çevre Hakkında Makaleler

#49 (link)
king nothing
Ziyaretçi
king nothing - avatarı
Garip Ama Gerçek
  • Yurdumuzda doğal olarak bulunan 9000 bitki türünden, yalnız ülkemizde yetişen 3000 türün endemik (Ülkemize has) olduğunu,
  • Ülkemizde yaşayan hayvan türü sayısının tüm Avrupa kıtasında yasayan hayvan türlerinin 1.5 katı olduğunu,
  • Ülkemizde doğal olarak 120 memeli hayvan, 440 kuş, 13 sürüngen, 350 balık türünün yaşadığım ve 15 memeli, 46 kuş, 18 sürüngen türünün yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu,
  • Dünyanın büyük kuş göç yollarından ikisinin Anadolu'dan geçtiğini,
  • Sulak alanların, biyolojik çeşitlilik açısından dünyanın en verimli bölgeleri olduğunu ve ülkemizde uluslararası öneme sahip 56 adet sulak alan bulunduğunu,
  • Ülkemizdeki toprakların üçte ikisinin su veya rüzgar erozyonun etkisi altında olduğunu ve her yıl 1 cm. kalınlığında ve Kıbrıs Adası büyüklüğünde toprağımızın erozyonla yok olduğunu,
  • Bir ton kullanılmış beyaz kağıt, geri kazanıldığında 16 adet çam ağacının, bir
    ton kullanılmış gazete kâğıdı geri kazanıldığında ise 8 adet çam ağacının kesilmesinin önlenmiş olacağını,
  • Geri dönen her bir ton cam için yaklaşık 100 litre petrol tasarruf edilmiş olacağını,
  • Ülkemizde yaklaşık yılda 1 milyon ton kağıtla gereksiz yazışma yapıldığını,
  • İnsanların birbirlerine gönderdiği mektupların %44'nün okunmadığını,
  • Yalnızca 100.000 aile gereksiz yazışmayı durdurursa, her yıl 150.000 ağacın kesilmekten kurtarılacağını,
  • Bir insan ömrünün 8 ayını, gereksiz yazışma zarflarını açarak geçirdiğini,
  • Doğaya atılan atıkların % 60'nın boya ve boya ürünleri olduğunu,
  • Otomobilinizi hortumla yıkadığınızda yaklaşık 550 litre su harcandığını,
  • 3,7 litre benzinin yaklaşık 3 milyon litre içme suyunu kirletebileceğini,
  • Bir cam şişenin doğada 4000 yıl, plastiğin 1000 yıl, çikletin 5 yıl, bira kutusunun 10-100 yıl, sigara filtresinin 2 yıl süreyle yok olmadığını,
  • Bir büro elemanın yılda, 81 kilo yüksek vasıflı kağıdı çöpe attığını,
  • Bir topak tereyağ üretmek için 400 litre suya ihtiyaç olduğunu,
  • Büyük bir kayın ağacının, 72 kişinin 1 günlük oksijen ihtiyacını karşıladığını,
  • Dünyadaki mevcut suların ancak % 1'nin kullanılabilir su olduğunu,
  • Son 3-4 ay içerisinde 24 milyon hektar alanın çölleştiğini,
  • Dünya yüzeyinin % 6'sının çölleşmiş, % 29'unun da çölleşme yolunda olduğunu,
  • Dünya nüfusuna her gün 230 bin, her yıl 93 milyon kişinin katıldığını,
  • Dünyada her gün sağlıksız sulardan 25.000 kişinin ölmekte olduğunu,
  • Bu çevre sorunlarının oluşmasında ve çözümünde insanın doğrudan etkili olduğunu, biliyor musunuz?


Çevre hakkında genel bilgi

İnsanların sürekli yaşadıkları yere çevre denir. Dağlar, ovalar, çayırlar, ormanlar, göller, denizler, ırmaklar, doğal çevreyi oluşturur.
Doğal Çevrenin korunması amacı ile 1972 yılında İsveç'in Stockholm kentinde Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı toplandı. Bu toplantıda çevre sorunları ele alındı. Çevre kirlenmesine karşı üye ülkeler ortak çözüm yolları aradılar. Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında 5 Haziran gününün Dünya Çevre Günü olması kararlaştırıldı. Her yıl Birleşmiş Milletler'e üye ülkelerde 5 Haziran Dünya Çevre Günü olarak değerlendirilir.
Ülkemizde bu amaçla 1978 yılında Türkiye Çevre Sorunları Vakfı, daha sonra Çevre Müsteşarlığı kuruldu. Başbakanlığa bağlı Çevre Müsteşarlığı 5-11 Haziran tarihleri arasını Çevre Koruma Haftası olarak kabul etti. Çevre Koruma Haftasında okullarda öğrencilere doğal çevrenin korunması gereği öğretilir. Hafta boyunca radyo ve televizyonda halka çevre kirlenmesi ile ilgili bilgiler verilir. Alınması gerekli önlemler anlatılır. Gazete ve dergilerde doğal çevrenin korunmasına ilişkin yazılara yer verilir.
Doğal çevrenin kirlenmesi bütün ülkelerin ortak sorunudur. Çevre kirlenmesi hepimizin günlük yaşayışını etkileyen bir olaydır. Uygarlığın gelişmesi, endüstrileşme sonucu fabrikalarda insan gücüne gereksinme arttı. Kırlarda, köylerde, doğal çevrede yaşayan insanlar kentlere göçtü. Kent nüfusu önemli ölçüde çoğaldı. Kentlerde nüfusun artışı ve endüstrileşme ile birlikte çevre sorunları ortaya çıktı. Bu sorunun en önemlisi çevre kirlenmesidir.
Başlıca çevre sorunları su, hava ve toprak kirlenmesidir.
Su kirlenmesi ile deniz hayvanlarının yaşam ortamları bozulur. Kirli sularda avlanan balık ve öteki deniz ürünlerini yemeyelim. Böyle sularda yüzmeyelim.
Hava kirliliği daha çok yakıtların gereği gibi yakılmaması sonucu ortaya çıkar. Kirli hava solunuma elverişsiz havadır. Kirli hava solunum yolları hastalıklarını artırır. Solunum organlarımızı yorar. Hava kirliliği ölümlere bile sebep olur.
Toprak kirlenmesi; çeşitli ilaç ve gübrelerle toprağın tarıma elveriş­siz duruma gelmesidir. Çiftçilerimiz; tarlada kullanacakları ilaç ve gübre çeşidini ziraat mühendislerine, teknisyenlerine sormalıdır. Hangi gübrenin hangi cins topraklarda yararlı olacağı bilinmektedir. Bu nedenle; ilgili uzmana danışmaksızın ilaç ve gübre kullanılmamalı. Toprak kirlenmesi toprağın verimini azaltır. Bitki hastalıklarını çoğaltır.
Bugün pek çok ilimiz çevre sorunları ile karşı karşıyadır. Örneğin Ankara'da hava, İstanbul'da su. Mersin ve Adana'da toprak kirlenmesi birer çevre sorunudur.

Son Düzenleyen king nothing; 17 Eylül 2008 @ 21:50. Sebep: Mesajlar Otomatik Olarak Birleştirildi
Rapor Et
Eski 28 Mart 2009, 00:08

"Orkinos avcılığı durdurulsun"

#50 (link)
sahillerindostu
Ziyaretçi
sahillerindostu - avatarı
"Orkinos avcılığı durdurulsun"
Orkinos avlayan ülkelerin diplomatları Barselona'da mavi yüzgeçli orkinos türü için kararlaştırdıkları “iyileştirme planı”nı tartışmak için toplanırlarken, Greenpeace bu balıkçılığın durdurulmasını talep ediyor.

orkinos.hlarge
Greenpeace Akdeniz Denizler Kampanyası sorumlusu Banu Dökmecibaşı, “Bilimsel tavsiyelerle karşılaştırıldığında sözü edilen plana “iyileştirme planı” yerine “balıkçılığın intihar sözleşmesi” demek daha doğru olur” dedi ve ekledi, ”Faydasız ve anlamsızlık üzerinden uygulama detaylarını tartışarak zaman kaybetmek yerine hükümetler biran önce mavi yüzgeçli orkinos balıkçılığını durdurmalıdır; ve ancak söz konusu avcılığın yönetimi bilimsel temellere dayandırıldıktan, balıkçılık kapasitesi sürdürülebilir seviyelere çekildikten ve tüm deniz canlılarının yumurtlama alanları deniz rezervi ilan edilerek koruma altına alındıktan sonra yeniden başlatılabilir”.
Mavi yüzgeçli orkinos yönetimi, Türkiye'nin de üyesi olduğu hükümetlerarası bir organizasyon olan Uluslararası Atlantik Orkinoslarını Koruma Komisyonu (ICCAT)'na ait.
Greenpeace uzmanları, yıllar boyunca ICCAT kendi biliminsanlarının tavsiyelerini gözardı etti ve stoklar için güvenli rakkamların çok üzerinde av kotalarına karar verdiğini söylüyor ve ekliyorlar "2006 yılından beri biliminsanları mavi yüzgeçli orkinos stoklarının acınası durumu hakkında uyarıda bulunuyorlardı ve 15,000 tonun üzerinde avlanılmaması gerektiğini, bu canlıların yumurtlama alanlarında en kritik zamanları olan mayıs ve haziranda avlanmamaları gerektiğini savunuyorlardı. Her yıl yumurtlama alanları endüstriyel balıkçı filolarının istilasına uğramasının dışında, 2007'de tahmin edilen av miktarı 61,000 tondu , yani o yıl karar verilen yasal kotanın iki katı ve stokların tükenmeden avlanabilmesi için tavsiye edilen av miktarının ise dört katıydı."

Greenpeace uzmanları, son durumu ise şöyle özetliyor:"Kasım 2008'de yapılan 16. ICCAT Özel Toplantısı'nda Avrupa Birliği önerisi ile Doğu Atlantik ve Akdeniz mavi yüzgeçli orkinos av kotasını 2009 yılı için 22,000 ton olarak kararlaştırıldı. Bu miktar bilimin önerdiği sürdürülebilir rakkamlardan %47 daha fazladır. ICCAT kendi üyelerini kendi paylarına düşen kotalardan gönüllü olarak indirim yapmaya çağırdı.
2008'de ICCAT'in performansını değerlendirmek için bağımsız bir panel görevlendirildi. Bu panel, mavi yüzgeçli orkinos balıkçılığı yönetiminin Akdeniz genelinde uluslararası bir rezalet olarak görüldüğünü, bu nedenle de orkinos avcılığının acilen dondurulması gerektiği tavsiyesinde bulundu."
Greenpeace aşırı sömürülmüş dünya denizlerinin ve okyanuslarının iyileşebilmesi ve orkinos ve diğer canlıların aşırı avlanılmasına karşı uzun vadeli çözüm olarak, dünya denizlerinin %40’ını kapsayacak tamamen kapalı deniz rezervleri ağının oluşturulması için kampanya yürütüyor.

"Orkinos avcılığı durdurulsun" - Dünyayı Kirletenler- ntvmsnbc.com
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Ekoloji ve Çevre Hakkında Makaleler Konusuna Benzer Konular
Gönderen: sahillerindostu Forum: Çevre Bilimleri
Cevap: 84
Son Mesaj: 15 Temmuz 2014 12:19
Gönderen: EagLesTeaM Forum: Çevre Bilimleri
Cevap: 3
Son Mesaj: 26 Mayıs 2013 22:43
Gönderen: ksk35 Forum: Soru-Cevap
Cevap: 0
Son Mesaj: 1 Mayıs 2013 15:28
Gönderen: Muhabbetci Forum: Müslümanlık/İslamiyet
Cevap: 1
Son Mesaj: 10 Kasım 2009 11:45
Gönderen: URFALIYAM Forum: Çevre Bilimleri
Cevap: 0
Son Mesaj: 6 Haziran 2009 23:04
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.188 saniyede (69.91% PHP - 30.09% MySQL) 15 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 10:38
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi