Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Çevre Kirliliği

Bu konu Çevre Bilimleri forumunda The Unique tarafından 1 Aralık 2007 (23:40) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
212884 kez görüntülenmiş, 9 cevap yazılmış ve son mesaj 26 Mayıs 2013 (22:35) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.65  |  Oy Veren: 31      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 1 Aralık 2007, 23:40

Çevre Kirliliği

#1 (link)
MsXLabs Üyesi
The Unique - avatarı
Her türlü madde ya da enerjinin doğal birikimin çok üstündeki miktarlarda çevreye katılmasına çevre kirliliği denir. İnsan milyonlarca yıl evvel dünya üzerinde yaşamış ve bulunduğu çevreyi de kendi arzusuna göre değiştirmeye başlamıştır. Bilhassa 20. yüzyıldan sonra artan nüfus, ulaşım, sanayiinin gelişmesi ve insanın bir anlık para kazanma hırsı ile birey çevresini unutmuş ve kirliliğe terk etmiştir. Kirlenme, kirleticilerin etkilediği ortamın niteliğine göre; hava, su ve toprak kirlenmesi olarak sınıflandırılır. Çoğu kirletici, aynı anda birden çok kaynağı etkileyebilir. Çevre kirliliği canlılar içinde en çok insanları etkilemektedir. Böylece insanoğlu dolaylı yoldan kendine zarar vermiş olur. Çünkü; insan doğaya değil doğa insana sahiptir. İnsan doğaya zarar verince içinde bulunduğu halkaya zarar vermiş olur.

Çevre Bilgisi
Çevre:
İnsanı etkileyen ve insanlardan etkilenen dış ortama denir.
Çevre koruma:
Çevre kirliğini önlemek amacıyla yapılan çalışmalara denir.
Atık:
Çevrede bozulma meydana getirecek miktarda çevreye boşaltılan maddelere denir. Atıklar çirkin görünüm arz etmesinin yanı sıra pis koku yayar ve hastalık bulaştıran zararlıların üremesine sebep olur.
Çevre Kirliliği:
İnsanların faaliyetleri sonucu havada, suda, toprakta meydana gelen olumsuz gelişmeler, ekolojik dengenin bozulması, gürültü koku, ve atıkaalrın meydana getirdiği zararlı sonuçlardır.
Çevre Hakkı:
Herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını ihlal edenlere karşı yargı mercileri önünde savunma hakkıdır.
Gürültü:
Kişilerin huzurunu, ruh ve beden sağlığını bozacak seviyede çıkartılan, istenmeyen seslerdir.

1- Hava kalitesini bozan kirlilik sebepleri:
a) Bakım yapılmamış araçların fazla yakıt yakması,
b) Temiz olmayan yakıt kullanılması,
c) Trafik yoğunluğunu,
d) Zorunlu haller dışında araç kullanma,
e) Trafik yoğunluğu nedeniyle aracın uzun süre trafikte seyretmesi,
f) Duraklama ve park etme sırasında motorun gereksiz yere çalıştırılması,
g) Araç motoru rölantide çalışırken egzozdan çıkan karbon monoksit gazı
% 3,5'den, araç hareket halindeyken % 4,5'den fazla olmamalıdır.
h) Araçların egzoz gazları, yağ ve yakıt sızıntıları, akıntıları ve buharları, lastik tozları ve parçaları, araçların taşıdıkları yüklerin tozaması, buharlaşması v.b.
ı) Taşıtlara taşıma sınırı üzerinde yük yüklemek, aşırı hızlı gitmek, araç dışına gereksiz aksesuarlar takmak, seyir halinde camları açmak, lastik havalarının uygun seviyede olmaması, gereksiz yere taşıt kullanmak havayı kirletir.
Küçük silindir hacimli taşıtların kullanılması, aynı güçte olan taşıtlardan hafif olanının tercih edilmesi, yürüyerek gidilebilecek yere her hangi bir araçla gidilmemesi çevrenin korunması için alınacak tedbirlerdendir. Kurşunsuz yakıt kullanılmalı, çünkü havadaki kurşun kirliliğinin en önemli kaynağı taşıtlardır. Üstelik kurşunsuz yakıt kullanan araçların egzoz sistemlerindeki katalitik konvektör, egzozdan çıkan zehirli gazların zehirleyici etkilerini azaltmaktadır. Mümkün olduğunca toplu taşıma araçlarından yararlanmalıdır. Araç kullanırken trafiğin yoğun olmadığı saatleri, trafiğin yoğun olmadığı yolları tercih etmek gerekir. Gidilecek yere en kısa mesafeden gidilmelidir. Kısa mesafenin seçilmesi, enerji ve yakıt tasarrufu sağlamanın yanı sıra çevrenin kirletilmemesi bakımından da yarar sağlar. Üstelik turistlerde temiz bir ülkeyi tercih ederler.
Hava kirliliği, insanlarda nefes darlığı, kanser ve toplu ölümler gibi zararlara yol açmaktadır.

2- Toprak Kirliliği
Otomobil, minibüs, Otobüs, kamyonet, kamyon, çekici ve lastik tekerlekli traktörlerde.
a) Araç bakımlarının uygun ortamlarda yapılması, motor yağı, yakıt, asit vs. atıkların toprağa dökülmesi,
b) Araçlarda kullanılan, yenilen ve içilen maddelerin artıklarının çevreye atılması,
c) Kimyasal ve radyoaktif maddelerin emniyet tedbirleri alınmadan taşınması, (Radyoaktif maddelerin yüklenmesi, taşınması ve boşaltılması için Türkiye Atom Enerjisi Kurumu'ndan izin alınması zorunludur.)
d) Sürücülerin orman ve tarım arazisi yangınlarına sebep olmaları,
e) Dökülecek, taşacak tozacak vb. şekillerde yük taşımak.
Bunlar toprak kirliliğine neden olur.

Çevre Kirliliğinin Nedenleri

Çeşitli kaynaklardan çıkan katı, sıvı ve gaz halindeki kirletici maddelerin hava, su ve toprakta yüksek oranda birikmesi çevre kirliliği oluşmasına neden olmaktadır. Hızla artan dünya nüfusunun ihtiyaçlarının karşılanması için teknolojinin gelişmesine bağlı olarak endüstrileşmenin de artması gerekmektedir. Bu artış beraberinde var olan doğal kaynakların hızla tükenmesine neden olmaktadır. Çevre Kirliliğinin nedenleri aşağıda kısaca sıralanmıştır.
  • Hızlı nüfus artışı
  • Plansız kentleşme
  • Plansız endüstrileşme
  • Doğal kaynakların hoyratça kullanılması

Çevre Kirliliğinin Önlenmesi İçin yapılması Gerekenler

Çevre kirliliği tüm dünyanın karşı karşıya ol­duğu, acil çözüm gerektiren bir sorundur. Çok sayıda insan bu konuyla uğraşmakla bir­likte, birçok hükümetin ve büyük şirketlerin bu konuda yeterli duyarlığı gösterdiği söylenemez. Çünkü kirliliğe karşı önerilen önlem­lerin maliyeti genellikle yüksektir ve şirketle­rin kârlarını azaltır. Birçok kişi de kirliliğe karşı önlem alınmasını ister, ama bunun için yaşam biçimini ve alışkanlıklarını değiştirme­ye yanaşmaz.
Çevre kirliliği geç kalınmadan denetim altı­na alınmalı ve kirliliğin azaltılmasına çalışıl­malıdır. Ama başarılı sonuçlar alabilmek için, sanayicilerin bundan doğacak maliyet artışını göze alması ve insanların yaşam biçimlerini değiştirmesi gerekir. Örneğin, elektrik santrallerinin bacalarına filtre konularak zararlı dumanlar süzülüp asit yağmuru azaltılabilir, ama bu uygulama elektriğin fiyatını yükselte­cektir. Öte yandan insanların özel otomobil kullanma alışkanlıklarından vaz geçmeleri de çevre kirliliğinin önlenmesine önemli katkıda bulunacaktır.
Günümüzde kirliliğe neden olan pek çok madde vardır. Bilim adamları bunları kullan­maktan kaçınmak ya da zararlarını ortadan kaldırmak için yeni yollar bularak, insanın alt­üst ettiği doğal dengeyi yeniden kurmaya ça­lışmaktadırlar. Çevre kirliliğinin önlenmesi için uluslarara­sı alanda çalışmalar yürütülmektedir. 1972'de Stockholm’de toplanan Birleşmiş Milletler İn­san Çevresi Konferansı'na 130'dan çok ülke­den temsilciler katılarak çevre sorunlarını ve bu konuda alınması gerekli önlemleri görüş­tüler. Konuya ilgiyi canlı tutmak için konfe­ransın toplandığı 5 Haziran günü her yıl Dünya Çevre Günü olarak kutlanmaktadır.
Birçok ülkede çevre kirliliğini önlemek amacıyla yasal düzenlemelere gidilmiştir. Türkiye'de bu konu ilk kez 1971 tarihli Su Ürünleri Kanunu'nda açıkça ele alındı. 1982 Anayasası'nın 56. maddesinde ise "çevre kir­lenmesini önlemek devletin ve vatandaşların görevidir" hükmü yer alıyordu. 1983'te çıkarı­lan Çevre Kanunu ile çevrenin korunmasına ve kirliliğin önlenmesine ilişkin ayrıntılı ön­lem ve düzenlemeler getirildi. Bu alanlardaki çalışmalar 1978'de kurulan Çevre Genel Müdürlüğü'nce yürütülmektedir.
Kirli çevre bizim insanların yerlere çöp attığı aslında çöp deil atık,fabrika attıklarını hepimiz biliyoruz, yani biz insanlar biliyoruz. Ama çevreye verdiğimiz hasarı onarmaya çalışmıyoruz, fabrikalardan çıkan duman çareye dönüştürüldü ama uygulanmadı bazı fabrikalarda ise bu düşünce uygulanıyor yanlız yinede sorun havaya etki yapıyor.fabrikalara filtre takıldı havanın oksijenini kazanmamızı sağlıyor. Fabrikada başka atıklarda dereye aktarılıyor böylelikle derenin yanında olan bitki türleri solar, ağaçlardan gelen meyve gelmez, bütün yere zarar verir buda bu güzel bitkilerin solup sararmasına neden olur.
İnsanoğlu yüzyıllardır çevresine ve doğaya verdiği zararların bedelini ödemektedir. Kişisel hırslarla, daha çok kazanmak arzusuyla, tembellikle, sorumsuzlukla doğaya zarar verenler kendilerinin doğanın bir parçası olduklarını ve verdikleri zararın kendilerine döneceği gerçeğini gözardı etmişlerdir. Yüzlerce yıldır çevreye verdiği zarardan çok çeken insanoğlunda bir çevre bilincinin oluşması (en azından önemli bir kısmında) çok yeni sayılır. 1970'li yıllardan sonra Dünya'da çevremizle ilgili hissedilir derecede bir duyarlılık oluşmuş ve bu olgu çevrebilim(ekoloji) adıyla bilimsel platformda yoğun bir şekilde ele alınmaya başlanmıştır.

Çevreye Verilen Zararlar

Çevre kirliliğinin doruğa ulaşmasında 19. yüzyıldaki Sanayi Devrimi'nin büyük etkisi olduğu doğrudur. Fakat çevre kirliliğinin bu tarihte başladığını zannetmek büyük bir hatadır. çevre kirliliği çok eski çağlardan beri vardır. Fakat çevre biliminin ve ciddi bir ekolojik bilincin oluşması yenidir. örneğin ormanların bilerek yakılması insanoğlunun çevreye çağlar boyunca verdiği zararın bir örneğidir. Orman yangını, çağlar öncesinde insanların sık sık yakalandığı sinüzit ve antrakoz (akciğerlerde siyahlaşma) gibi hastalıkların başlıca nedenidir. Fakat bunu yapan insanların, bu hastalıkların sebebinin, doğaya kendi elleriyle verdikleri zararlar olduğunu anladıklarını hiç sanmıyoruz.
Ortaçağ'da da çevre kirliliğinin önemli bir sorun olduğu anlaşılmaktadır. İngiltere'de evlerinin önüne insanların dışkılarını atmaları o kadar büyük bir sorun olmuştur ki 1345 yılında bunu yapanlar 2 şilin para cezasına çarptırılmaya başlanmıştır. 12. yüzyılda ise Fransa'da Philippe Auguste sokaklardaki iğrenç atıkların kaldırılmasını ilk emreden kral oldu. Bunun üzerine dışkılarını akarsulara atan halk kendi ana içme suyu kaynaklarını kirletti. çevre kirliliği hakkında ilk bilinen yasa 1388'de İngiltere Parlementosu'nda kabul edildi. Bu yasaya göre akarsulara ve sokaklara dışkı atılmayacaktı. Yasayı uygulamayan yönetici, o çevrede yaşayanlarca kralın mühürdarına şikayet edilecekti. İnsanların kendi elleriyle doğayı kirletmelerinin sonucunda, kendilerinin gördükleri zararın dayanılmaz boyuta ulaşmasıyla, ancak devlet yasasıyla kendilerini koruyacakları kanaatine vararak oluşturdukları ilk yasa, bahsettiğimiz yasadır.
19. yüzyıl sanayileşmesinde ise ortaya çıkan tablo korkunçtur. Tüm sanayi bölgelerinde metalurji ve demir çelik kuruluşları karaları, suları, havayı kirlettiler. Charles Dickens'in romanları, komünizmin teorisyeni Friedrich Engels'in yazıları, Londra'nın kirlenmişliğinin kitaplardaki en bilinen delilleridir. 1930'da hava kirliliğinden Belçika'nın Mosa Vadisi'nde 63 kişi öldü. 1952 yılında ise Londra'da yaşanan felaket çok daha büyüktü. 4000'i aşkın kişi nefes alma zorluğundan, insanların doğayı tahribinin bir sonucu olarak öldü.
Günümüzde de durum pek parlak değildir. Belki böyle toplu ölümlere rastlanmıyor ama Dünya Sağlık örgütü'nün açıklamalarına göre bir milyarı aşkın insan hava kirliliğinin doğrudan tehdidi altındadır. Yıllarca toplanan çöplerin denizlere dökülmesi sonucunda bu pislikten geçmişte ne kadar insanın zarar gördüğünü tespit etmek ise mümkün değildir. üstelik günümüzde de denizlere çöp dökülmesi şeklindeki uygulama tamamen terkedilmiş değildir. Gerek deniz altı canlılarını öldüren, gerekse bunların vücutlarında zararlı maddeler birikmesine yol açan deniz kirliliği, sonuçta yine insanoğluna zarar vermektedir. Günümüzde, sayamadığımız tüm bu kirliliklerin kanser gibi birçok hastalıkta önemli etkisi olduğu kabul edilmektedir.
Rapor Et
Reklam
Eski 16 Aralık 2007, 18:41

ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN NEDENLERİ VE ÖNLENMESİ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

#2 (link)
Hi-LaL
Ziyaretçi
Hi-LaL - avatarı
ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN NEDENLERİ VE ÖNLENMESİ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

ÇEVRE VE SAĞLIĞIMIZ:
Bütün canlıların uyum içinde yaşadıkları alana doğal çevre denir. Tabiattaki bütün canlılar çevremizdeki diğer varlıklarla uyum içinde hayatlarını devam ettirirler. Canlılar ile canlı varlıklar arasında canlılar ile cansız varlıklar arasında bir madde alış-verişi ilişkisi ve uyumu mevcuttur.
Örneğin,ormanlarda tüm bitki,hayvan ve mikroskobik canlılar uyum içinde yaşar.Çevreyi oluşturan canlı halkalardan birinin yok olması,diğer canlıların olumsuz etkilenmesine neden olur.(Besin zinciri)
Örneğin,ormanların yok olmasının çevreye çeşitli etkileri vardır;
*Ormanda yaşayan canlı türleri yok olur.
*Hava kirliliği artar.
*Yağışlar azalır.
*Erezyon artar.

İNSANLARIN ÇEVREYE ETKİLERİ
Kullandığımız yakıtlardan kül ve zehirli gaz gibi atıklar açığa çıkar. Baca ve egzozlardan çıkan zehirli gazların birleşmesi sonucu asit yağmurları oluşur.
Asit yağmurları temas ettiği bitki örtüsünün yok olmasına,insanlarda deri ve akciğer hastalıklarına neden olur. Çevre kirliliğini azaltmak için yüksek kalorili,kül ve zehirli gaz çıkışı az olan yakıtlar kullanılmalıdır.(doğal gaz,taş kömürü...)Deniz kazaları ile denize dökülen petrol,su üzerine yayılır. Su üzerine yayılan petrol kısa sürede temizlenmediğinde suyun güneş ışığı ve hava ile temasının kesilmesine neden olur. Bu olay suda yaşayan canlıları olumsuz etkiler.

ATIK ÇEŞİTLERİ
Çevreye atılan ve doğal dengeyi bozan zararlı maddelere atık denir.
Kağıt,bitki kalıntıları,sofra artığı,hayvan leşleri ve doğal gübre gibi organik (canlı kökenli) atıklar mikroorganizmalar tarafından parçalanarak yeniden tabiata kazandırılır. Fakat bu atıklar,çevreye atıldığında mikropların üremesine de uygun ortam oluşur.
Cam şişe,teneke kutu,petrol,plastik,pet şişe,deterjan,tarım ilacı ve pil gibi maddeler tabiatta kalıcı kirliliğe neden olur.
Kalıcı kirliliğe neden olan atık maddelerin rasgele çevreye atılmaması ve sanayide yeniden kullanımı sağlanmalıdır. Cam,kağıt,teneke,pil ve plastik sanayide yeniden kullanılır.

KİRLİLİKTEN ETKİLENENLER
1-)SU
2-)HAVA
3-)TOPRAK


KİRLETEN KAYNAKLAR
*Zehirli Maddeler
*Radyoaktif Maddeler
*Petrol Ve Petrol Ürünleri
*Evsel Ve Kentsel Atıklar
*Endüstriyel Atıklar
*Gürültü

1-) SUYUN CANLILAR İÇİN ÖNEMİ
Canlıların hayatlarını devam ettirebilmeleri için suya ihtiyaçları vardır. Hücrenin büyük bir bölümü (2/3) sudan meydana gelmiştir. Hücrede meydana gelen biyokimyasal olaylar için su gereklidir.
Ayrıca dünyanın ¾ ü suyla kaplıdır. Bu suların ancak %0,003 ü içilecek niteliktedir. İçilecek su kaynakları,yer yüzü suları/baraj,göl,gölet) ve yer altı suları (kaynar,artezyenler)dır.

SU KİRLİLİĞİNİN SEBEPLERİ
*Endüstriyel kuruluşlarca bırakılan artıklar(petrol,boya,deterjan,ağır metaller,kanalizasyon...)
*Tarımda kullanılan zehirler ve fazla kullanılan gübreler
*Hayvansal ve evsel artıklar
*Sulara bırakılan kurşun,civa
*Lağımların sulara karışması

SU KİRLİLİĞİNİN ÖNLENMESİ
*Arıtma tesisleri kurulmalı ve özenle işletilmeli
*Belirli yerlerde nüfus artışının önüne geçilmeli
*İnsanlar bilinçlendirilmeli
*Su kaynaklarının korunması için iyi politikalar geliştirilmeli,plan ve programlar yapılmalı
*Hava ve toprak kirliliğine sebep olan faktörler ortadan kaldırılmalıdır

2-) HAVANIN CANLILAR İÇİN ÖNEMİ
Hava,canlılar için vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Özellikle havada bulunan oksijen canlılarda besinlerin yıkımında rol oynadığından çok önemlidir.
Havada bulunan gazların;
%78 i Azot
%21 i Oksijen
%1 i Diğer gazlardan oluşur.

HAVA KİRLİLİĞİ VE İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ
Hava kirliliğine sebep olan etkenler şunlardır;
*Sanayiden çevreye bırakılan gazlar
*Araçların egzosundan çıkan gazlar
*Fosil yakıtlardan (petrol,kömür vs.)çıkan gazlar
*Fosil yakıtların yanması sonucu ortaya çıkan karbondioksit, azot oksitleri,kükürt oksitleri asit yağmurlarına neden olur.
*Hava kirliliğinin zararları bitki,hayvan ve insanlara daha fazladır.

İnsanlarda hava kirliliği;
*Solunum yolu rahatsızlıkları
*Astım-bronşite
*Vücudun savunma mekanizmasının zayıflamasına neden olur.



HAVA KRİLİLİĞİNİN ÖNLENMESİ İÇİN NELER YAPILABİLİR?

*Hava kirliliğinin en önemli nedenlerinden olan fosil yakıtlar olabildiğince az kullanılmalı. Bunun yerine doğalgaz, güneş enerjisi, jeotermal enerji vb. enerjilerin kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.
*Karayolu taşımacılığı yerine demiryolu ve deniz taşımacılığına ağırlık verilmelidir.Büyük kentlerde toplu taşıma hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır. Böylece otomobil egzoslarının neden oılduğu kirlilik azaltılabilir.
*Sanayi kuruluşlarının atıklarını havaya vermeleri önlenmelidir.
* Yeşil alanlar arttırılmalı, orman yangınları önlenmelidir.
* Ozon tabakasına zarar veren maddeler kullanılmalıdır.

TOPRAĞIN CANLILAR İÇİN ÖNEMİ
Yeryüzünün en üst tabakasını oluşturan örtüye toprak denir. Toprak tüm canlıların besin ve hayat kaynağıdır. Bitkiler;insan ve hayvanların,toprakta bitkilerin besin kaynağıdır. Çünkü bitkiler ihtiyaç duyduğu inorganik besin ve suyu topraktan alırlar.
Toprağın canlılara sağladığı faydalardan biri de yer altı sularının süzülerek canlıların kullanabileceği hale getirilmesidir.(doğal arıtma)

TOPRAK KİRLİLİĞİ
Toprak kirliliğine neden olan başlıca etmenler;
Ev, iş yeri ve hastahane atıkları,
Radyoaktif atıklar,
Hava kirliliği sonucu oluşan asit yağmurları,

Gereksiz yere ve aşırı miktarda yapay gübre, tarım ilacı vb. kullanılması.
Tarımda gereksiz yere ya da aşırı hormon kullanımı
Suların kirlenmesi. Su kirliliği toprak kirliliğine neden olurken, toprak kirliliği de özellikle yer altı sularının kirlenmesine neden olur.

TOPRAK KİRLİLİĞİNİN ÖNLENMESİ İÇİN NELER YAPILABİLİR?
Toprak kirliliğinin önlenmesi için yapılabilecek bazı şeyler şunlardır;
*Verimli tarım topraklarında yerleşim ve sanayi alanları kurulmamalı yeşil alanlar arttırılmalıdır.
*Ev ve sanayi atıkları toprağa zarar vermeyecek şekilde toplanıp depolanmalı ve toplanmalıdır.
*Yapay gübre ve tarım ilaçlarının kullanılmasında yanlış uygulamalar önlenmelidir.
*Nükleer enerji kullanımı bilinçli şekilde yapılmalıdır.

SES KİRLİLİĞİ
Sanayileşme ve modern teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan çevre sorunlarından biri de ses kirliliğidir. Gürültü de denilen ses kirliliği, istenmeyen ve dinleyene bir anlam ifade etmeyen sesler ya da insanı rahatsız eden düzensiz ve yüksek seslerdir. Ses kirliliğinin yaratan önemli etmenler;
*Sanayileşme
*Plansız kentleşme
*Hızlı nüfus artışı
*Ekonomik yetersizlikler
*İnsanlara, gürültü ve gürültünün yaratacağı sonuçları konusunda yeterli ve etkili eğitimin verilmemiş olmasıdır.
Ses kirliliği, insan üzerinde çok önemli olumsuz etkiler yaratır. Bu etkileri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

SES KİRLİLİĞİNİN ÖNLENMESİ İÇİN NELER YAPILABİLİR?

*Ses kirliliği aşağıdaki uygulamalarla önlenebilir;
*Otomobil kullanımını azaltacak önlemler alınmalıdır.
*Ev ve iş yerlerinde ses geçirmeyen camlar(ısıcam gibi) kullanılmalıdır.
*Eğlence yerleri vb. ortamlarda yüksek sesle müzik çalınması engellenmelidir.
*Gürültü yapan kuruluşlar şehirlerin dışında kurulmalıdır.

RADRASYON

Radyoaktif element denilen bazı elementlerin atom çekirdeğinin kendiliğinden parçalanarak etrafa yaydığı alfa, beta,ve gama ışınlarına radrasyon denir. Çevreye yayılan bu ışınlar, canlı hücreleri doğrudan etkileyerek mutasyon denilen genlerdeki bozulmaya neden olur. Çok yoğun olmayan radrasyon, canlının bazı özelliklerinin değişmesine neden olurken yoğun radrasyon, canlının ölümüne neden olabilir. Örneğin; 1945’te Japonya’ya atılan atom bombasın, atıldıktan sonra 7 gün içinde, vücutlarının tamamı 10 saniye radrasyon almış insanların %90’ı hiçbir yara ve yanık izi olmadan öldü. 26 Nisan 1986’da Çernobil’deki nükleer kazanın; ani ölümler, gebe kadınlarda düşük olayları kan kanseri, sakat doğumlar gibi olumsuz etkileri oldu.
Bir çevredeki belli bir dozun üzerinde olan radrasyon, canlının vücut hücrelerini etkileyerek doku ve organlarda bozulmalara ,anormalliklere, üreme hücrelerini etkileyerek doğacak yavrularda sakatlıklara neden olur. Uzun süre radrasyon etkisinde kalmanın yaratacağı sonuçlar aşağıdaki gibi sıralanabilir;

RADRASYONUN ETKİLERİ


* Kanser oluşması
* Ömrün kısalması
*Katarakt oluşması,

RADRASYONUN ÖNLENMESİ İÇİN NELER YAPILABİLİR?

*Özel giysiler(kurşun önlük,özel maske)kullanılmalıdır.
* Radrasyon kaynağından uzak durulmalı, en kısa sürede radrasyonlu ortam terk edilmelidir.
*Radrasyonlu cihazlarla yapılan teşhis ve tedaviye sık sık başvurulmalıdır.
Rapor Et
Eski 27 Mayıs 2009, 15:23

Çevre Kirliliği

#3 (link)
Admin
ThinkerBeLL - avatarı
Çevre Kirliliği
MsXLabs.org & Temel Britannica

Çevrebilimciler çevreyi canlı, cansız bütün doğal varlıkların ve doğa­daki insan yapısı öğelerin bütünü olarak tanımlarlar. Bu çevre, çeşitli insan etkinlikleri sonucunda oluşan atıklar, duman, zehirli kim­yasal maddeler ve öbür zararlı maddelerle sürekli kirlenmektedir. Toprak, su ve hava kirliliğinin yanı sıra gürültü ve radyoaktiflik gibi daha yeni öğeleri de kapsayan çevre kirliliği günümüzde tüm dünyada önemli bir sorun haline gelmiştir. Özellikle büyük kent­lerde ve sanayi bölgelerinde insan sağlığını tehdit eden ciddi boyutlara ulaşan ve 1970'lerden başlayarak geniş kitlelerin ilgisini çeken çevre kirliliği aslında yeni bir sorun değildir. Yeni olan, bu kirliliğin tüm dünyada ulaştığı ciddi boyutlar ve insanların bu tehli­kenin bilincine varmaya başlamalarıdır.
Ortaçağda özellikle kentler çok pisti, su kaynakları kirliydi ve salgın hastalıklar hızla yayılırdı. Kentlerin koşulları zamanla iyileşti­rildi, ama Sanayi Devrimi'nden bu yana hızla büyüyen sanayi üretiminin ortaya çıkardığı atıklar çevre kirliliğine yeni boyutlar getirdi. Artan ve belirli kentsel alanlarda yoğunlaşan nüfusun çeşitli etkinlikleri sonunda ortaya çıkan atıkların yok edilmesi gittikçe daha karmaşık bir soruna dönüştü. Artan enerji gereksinimini karşılamak için kullanılan ya­kıtların dumanı havayı, akarsu ve denizlere boşaltılan atıklar suları kirletti. Kısa sürede çürüyüp ayrışarak doğaya karışan organik atıklara, uzun yıllar bozulmadan kalan plas­tik, metal, cam gibi sanayi atıkları eklendi. Çöplükler geniş alanlara yayıldı. Zehirli kimyasal ve radyoaktif maddelerden olu­şan atıklar bütün canlı varlıklar için tehlike oluşturmaya başladı. Kirliliğin en yoğun oldu­ğu yerlerde insanlar ve hayvanlar ölmeye başladı, bitkiler kurudu. Doğadaki dengelerin bozulması yaşamı tehdit etmeye başlayınca, daha çok sayıda insan çevre kirliliğinin tehli­kesini gördü ve bunun önlenmesini istemeye başladı. Çevre kirliliğini önlemenin yolları aranıp bulundu. Ama kirliliği önleyecek bü­tün önlemler ek harcamalar gerektirdiği ve sanayi üretimini daha pahalı hale getirdiği için bunların her zaman istekle uygulandığı söyle­nemez.
Çevre kirliliğini azaltmak için en iyi çözüm atıkların sanayinin hammadde gereksinimini karşılamakta kullanılmasıdır. Örneğin, kulla­nılmış şişe ve camlar, metal, kâğıt ve plastik atıklar bu maddelerin yeniden üretiminde hammadde olarak kullanılabilir. Öte yandan, denizlere bo­şaltılan atıklar önceden arıtılarak zararlı mad­delerden temizlenmeli, radyoaktif ve zehirli kimyasal atıklar özel koruyucular içinde yer­altına gömülmelidir. ABD'deki Love Canal olayı bu tür atıkların tehlikelerini açıkça ortaya koymuştur. New York eyaletinde, Niagara Çavlanı yakınında plastik ve kimya­sal maddeler üreten bir fabrika, 1940'lardan başlayarak atıklarını fabrika yakınındaki eski bir su kanalına boşaltmış, daha sonra doldu­rulan ve üzeri killi toprakla kapatılan kanalın üstünde okullar, evler yapılmıştı. Ancak 1971'de, zehirli kimyasal atıkların killi top­raktan sızdığı ve bölgenin, bazıları kansere neden olan kimyasal maddelerle kirlendiği belirlendi. Sonunda Love Canal yöresi felaket bölgesi ilan edilerek boşaltıldı. Sızıntıyı önle­mek ve kirlenmenin zararlarını gidermek için 20 milyon dolardan fazla para harcandı.

Çöp Sorunu
Büyük bir kentten bir günde toplanan çöpler dağ gibi bir yığın oluşturur. Hastalık taşıyan sinek, böcek ve farelerin üremesi için elverişli bir ortam oluşturan bu çöplerin kısa sürede ortadan kaldırılması insan ve çevre sağlığı açı­sından zorunludur. Üstelik bu çöplerin artık eskisi gibi yalnızca organik atıklardan oluşma­ması sorunun boyutlarını gittikçe genişlet­mektedir. Yenen sebze ve meyvelerin kabuk­ları, eti için kesilen hayvanların postları, boy­nuzlan, kemikleri, bağırsakları ya da çöpe atı­lan ekmek parçalan ile yemek artıkları za­manla bileşenlerine ayrılarak doğaya karışa­bilen atıklardır. Oysa doğada uzun yıllar hiç bozulmadan kalan metal, cam ve plastik eşya­lar çevre kirliliği yaratan etkenlerin başında gelir.
Sokak ve caddelerde biriken çöpler yalnız kentleri çirkinleştirmekle kalmaz, insan sağlı­ğını tehdit eden birçok tehlikeyi de beraberin­de getirir. Örneğin sokağa atılan şişe kırıkları ya da paslanmış metal parçalan tehlikeli ke­sikler açabilir. Ayrıca çöplerdeki sebzeler ve hayvansal atıklar çok çabuk çürüdüğünden hem çevreye pis kokular yayar, hem de fare­lerin ve sineklerin üremesini kolaylaştırarak hastalıkların yayılmasında etkili olur. Bu yüz­den, çevreyi temiz tutmak ve sağlığı korumak amacıyla çöplerin toplanmasını ve yok edil: meşini birçok ülkede belediyeler üstlenmiştir. Çöp toplama hizmetinin sıklığı belediye büt­çesinden bu işe ayrılan paraya, çöp kamyonla­rı ile temizlik işçilerinin sayısına ve iklime bağlıdır. Çöplerin daha çabuk çürüyüp kokuş­tuğu sıcak ve nemli iklim kuşağındaki ülkeler­de çöplerin daha sık toplanması gerekir. Mo­dern çöp kamyonlarında, çöpleri parçalayıp sıkıştırarak her kamyonun daha çok çöp top­lamasını sağlayan sıkıştırma düzenekleri var­dır. Evlerdeki çöpleri kanalizasyon sistemine bağlı çöp öğütme makineleriyle yok etmek daha da sağlıklı bir yöntemdir. Bu düzeneğin bulunduğu evlerde çöpler hiç biriktirilmeden mutfak lavabolarına dökülür ve küçük bir elektrik motoruyla çalışan öğütücüde öğütü­lür. Böylece ince toz haline gelen çöpler suyla birlikte kanalizasyon borularına akar. Yalnız, metal ve plastik atıklar bu makinelerde öğütülemediği gibi çok iri kemikler de sorun ya­ratabilir.
Toplanan çöpler eskiden denize dökülürdü. Ancak denizlerin kirlenmesinin sonuçlan or­taya çıkınca birçok ülkede denize çöp dökül­mesi yasaklandı. Bugün en çok gömme ve yakma yöntemleri kullanılmaktadır. Çöplerin kullanılmayan taşocaklarına ve benzeri çu­kurlara gömülmesini içeren gömme yönte­minde çöp katmanlar halinde yayıldıktan son­ra üstü toprakla kapatılır. Daha sonra toprak yüzeyi düzenlenerek buraları park ve yeşil alan olarak değerlendirilebilir. Yakma yönte­minde ise çöpler yakılarak bir enerji kaynağı olarak değerlendirilir. Eski Mısır'da yüzyıllar boyunca Kahire'deki hamamların yakılan çöplerden sağlanan ısıyla ısıtıldığı bilinir. Gü­nümüzde özel fırınlarda yakılan çöpler önce magnetik' ayıklayıcıdan geçirilerek içindeki metal parçaları ayrılır. Çöp yakma fırınlarının hava kirliliğine neden olmaması için bacaları­na filtre takılır.

Su Kirliliği
Her yıl milyonlarca ton çöpün döküldüğü denizler zamanla birer çöplüğe dönüşmüş, kuşkusuz bunun en büyük zararını deniz ve okyanuslardaki canlılar görmüştü. Çok mik­tarda pislik arıtılmadan kanalizasyonlardan deniz, göl ve ırmaklara akıtıldığı zaman su bu kadar çok pisliği arıtamaz. Sudaki tüm oksi­jen tükendiği için, balıklar ve atıkları ayrıştı­rarak zararsız maddelere dönüştüren bakteri­ler ölür. Sularda yalnızca oksijensiz yaşayabi­len, hastalık yapıcı bakteriler kalır. Özellikle sanayi bölgelerine yakın olan Akdeniz ve Japon Denizi ile Kuzey Amerika'daki Büyük Göller'de görülen kirlilik bütün okyanusları etkilemektedir.
1950'lerde Japonya'da görülen Minimata hastalığının denize dökülen cıvalı atıklardan etkilenen ton balığının yenilmesinden kay­naklandığı belirlenmiştir. Fabrikaların denize döktüğü kimyasal atıklann içindeki ava önce kü­çük deniz canlılarının, sonra bunları yiyen daha büyük balıkların vücudunda birikiyor ve en sonunda o balıkları yiyen insanlara zarar verecek düzeye ulaşıyordu. 1986'da Kuzey Denizi'nde yapılan bir araştırmada, incelenen yassı balıkların beşte ikisinden fazlasında kan­ser hastalığına benzer belirtiler bulunmuştur. Kuşkusuz, kirlenme yalnızca insan sağlığını değil öteki canlıları da etkilemektedir.

Hava Kirliliği
Fabrika bacalarından çıkan duman ve motor­lu taşıtlardan çıkan egzoz gazları hava kirlili­ğinin temel etkenleridir. Havaya karışan kü­kürt dioksit gibi kimyasal maddeler havadaki nemle birleşerek asitlere dönüşür. Havadaki asit taş ve tuğlaları aşındırarak yapılara zarar verir. Egzoz gazlarıyla havaya karışan karbon monoksit ve hidrokarbonlar da insan sağlığı­na zararlıdır.
Güçlü güneş enerjisinin etkisiyle havadaki yoğun duman içinde oluşan kimyasal tepki­meler de boğucu bir sise yol açar. Özellikle astımı ve akciğer hastalıkları olanlara çok zararlı olan bu sis ağaçları ve öteki bitkileri de zehirleyebilir. Londra, Los Angeles ve Tokyo gibi kentlerde hava kirliliğine bağlı sis büyük ölçüde denetim altına alınmıştır. Ama azgelişmiş ülkelerdeki Kalküta ve Meksiko gi­bi kentlerde hava kirliliği gittikçe artmak­tadır.
Kömür, petrol gibi yakıtların dumanındaki kükürtdioksidin havadaki su buharı ile birle­şerek oluşturduğu sülfürik asit, asit yağmuru olarak yeryüzüne iner. Hava akımlarıyla sürüklenen duman yüzlerce kilometre uzakta bile asit yağmuruna yol aça­bilir. Asit yağmuru suların asitlilik derecesini artırarak canlılara zarar verir.
Hava kirlenmesinin bir başka tehlikeli so­nucu atmosferin yüksek katmanlarında bir karbondioksit tabakasının oluşmasıdır. Kö­mür, odun, mazot gibi yakıtların yanmasıyla açığa çıkan karbon dioksitin oluşturduğu bu tabaka, yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarını engelleyerek atmosferin ısınmasına yol açar. Sera etkisi denen bu olgu Dünya'nın sıcaklığı­nın artmasına neden olmaktadır. Eğer enerji üretimi için odun, kömür ve petrol ürünleri­nin yakılması bugünkü düzeyde sürerse, 50 yıl içinde dünyamızdaki ortalama sıcaklığın 3°-5°C yükseleceği sanılıyor. Bunun sonucunda iklim özellikleri değişecek, bazı bölgeler çoraklaşacak, kutuplardaki buzlar eriyerek deniz düzeyi 5 metre kadar yükselecek, bir­çok liman ve Hollanda, Bengal gibi çok geniş alçak alanlar sularla kaplanacaktır.
Hava kirliliğinin bir başka etkeni de aerosollerde ve soğutucularda kullanılan bazı gaz­ların havaya karışmasıdır. Eğer gerekli önlemler alınmazsa, bu olay sonucunda Dünya'da tüm canlılar Gü­neş'ten gelen morötesi ışınların zararlı etkileri karşısında korumasız kalabilir.

Kimyasal Kirlilik
Tarımda kullanılan gübreler ve böcek öldürü­cü ilaçlar da çevre kirliliğine neden olur. Gübrelerdeki kimyasal maddeler topraktan akarsulara karışarak su kaynaklarında ve denizlerde toplanır. Bunlar yosunların hızla büyüyerek sudaki tüm oksije­ni kullanmasına yol açar ve sonuç olarak sudaki yaşam sona erer. Zararlı böcekleri öldürmek için kullanılan zehirli ilaçlar yararlı canlıları da öldürmekte, bu tür ilaçların kulla­nıldığı tarlalardaki ürünleri yiyen hayvanlar da zehirlenmektedir.
Bu konuda çok bilinen bir örnek DDT ile zehirlenme olayıdır. Böcek öldürmede kulla­nılan bu zehirli kimyasal bileşik doğada kolay­ca yok olmaz. Sulara karışarak; önce küçük su canlılarının, sonra onları yiyen balıkların vücuduna geçer. Beslenme zinciri boyunca ilerledikçe DDT balıkların vücudunda, yoğunluğu artarak birikir. Böy­le balıklan yiyen insanlar tehlikeli miktarda DDT almış olurlar. Bunun sonucunda kanser ve sakat bebek doğumları gibi olaylar ortaya çıkabilir. Pek çok gelişmiş ülkede DDT kulla­nımı yasaklanmıştır. Ama zararının pek iyi bilinmediği azgelişmiş ülkelere satmak için gelişmiş ülkeler DDT üretimini sürdürmek­tedir.
Çevremizi kirleten çok çeşitli kimyasal maddeler vardır. Bunlar arasında dioksin, dieldrin ve öteki tarım ilaçları, hidrolik yağ ve plastik yapımında kullanılan poliklorodifenil (PCB) sayılabilir. Kadmiyum, kobalt, çinko, kurşun, nikel, cıva da aynı biçimde canlıların vücudunda birikerek insan ve hayvan sağlığını olumsuz etkileyebilir.

Radyoaktif Kirlilik
Nükleer enerjinin en büyük sakıncası, orta­dan kaldırılması gereken radyoaktif atıkların ortaya çıkmasıdır. Bir başka temel sakınca da, 1986'da SSCB'deki Çernobil'de olduğu gibi kaza sonucu çok tehlikeli radyoaktif sızıntıların olabilmesidir. Rad­yoaktif kirlenme binlerce yıl sürebilir. Günümüzde radyoaktif atık­lar çok sağlam beton koruyucular içinde top­rağa ya da deniz dibine gömülmektedir; ama bunu sonsuza dek sürdürmek de olanaksızdır.

Sorunların Çözümü
Çevre kirliliği tüm dünyanın karşı karşıya ol­duğu, acil çözüm gerektiren bir sorundur. Çok sayıda insan bu konuyla uğraşmakla bir­likte, birçok hükümetin ve büyük şirketlerin bu konuda yeterli duyarlığı gösterdiği söylenemez. Çünkü kirliliğe karşı önerilen önlem­lerin maliyeti genellikle yüksektir ve şirketle­rin kârlarını azaltır. Birçok kişi de kirliliğe karşı önlem alınmasını ister, ama bunun için yaşam biçimini ve alışkanlıklarını değiştirme­ye yanaşmaz.
Çevre kirliliği geç kalınmadan denetim altı­na alınmalı ve kirliliğin azaltılmasına çalışıl­malıdır. Ama başarılı sonuçlar alabilmek için, sanayicilerin bundan doğacak maliyet artışını göze alması ve insanların yaşam biçimlerini değiştirmesi gerekir. Örneğin, elektrik santrallerinin bacalarına filtre konularak zararlı dumanlar süzülüp asit yağmuru azaltılabilir, ama bu uygulama elektriğin fiyatını yükselte­cektir. Öte yandan insanların özel otomobil kullanma alışkanlıklarından vaz geçmeleri de çevre kirliliğinin önlenmesine önemli katkıda bulunacaktır.
Günümüzde kirliliğe neden olan pek çok madde vardır. Bilim adamları bunları kullan­maktan kaçınmak ya da zararlarını ortadan kaldırmak için yeni yollar bularak, insanın alt­üst ettiği doğal dengeyi yeniden kurmaya ça­lışmaktadırlar. Çevre kirliliğinin önlenmesi için uluslarara­sı alanda çalışmalar yürütülmektedir. 1972'de Stockholm’de toplanan Birleşmiş Milletler İn­san Çevresi Konferansı'na 130'dan çok ülke­den temsilciler katılarak çevre sorunlarını ve bu konuda alınması gerekli önlemleri görüş­tüler. Konuya ilgiyi canlı tutmak için konfe­ransın toplandığı 5 Haziran günü her yıl Dünya Çevre Günü olarak kutlanmaktadır.
Birçok ülkede çevre kirliliğini önlemek amacıyla yasal düzenlemelere gidilmiştir. Türkiye'de bu konu ilk kez 1971 tarihli Su Ürünleri Kanunu'nda açıkça ele alındı. 1982 Anayasası'nın 56. maddesinde ise "çevre kir­lenmesini önlemek devletin ve vatandaşların görevidir" hükmü yer alıyordu. 1983'te çıkarı­lan Çevre Kanunu ile çevrenin korunmasına ve kirliliğin önlenmesine ilişkin ayrıntılı ön­lem ve düzenlemeler getirildi. Bu alanlardaki çalışmalar 1978'de kurulan Çevre Genel Müdürlüğü'nce yürütülmektedir.
Rapor Et
Eski 24 Mayıs 2011, 21:56

Çevre Kirliliği

#4 (link)
ener
Ziyaretçi
ener - avatarı
Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi & MsXLabs

Çevre Kirliliği

Doğal çevre, yani hava, su, yüzey kirlenmesini anlatan terim. Çevre kirlenmesinin nedeni sanayileşme değil; insan sağlığını umursamaz biçimde sanayileşme, yerleşme ve teknoloji kullanımıdır. Fabrika, kalorifer ve soba bacalarından, motorlu araçlardan çıkan zehirli gazlar hava kirlenmesinin bilinen etkenleridir. Alışılagelmiş etkenlerin dışında, nükleer silâh yapımı, kullanımı ve denemelerinden doğan radyoaktif kirlenme, çok daha büyük tehlikeleri içermektedir. Örneğin, ABD tarafından Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan (1945) atom bombasının yol açtığı radyoaktif kirlenme, bu kentlerde ve çevrelerinde kanser ve sakat doğum oranları vb.'nin yüksekliğiyle etkisini sürdürmektedir. Fabrikalardan, kent kanalizasyonlarından deniz, göl ve akarsulara bırakılan kimyasal atıklar, zehirli tarım ilâçları, denetimsiz nükleer santralların radyoaktif atıkları su ve yüzey kirliliğine neden olurlar. Çevre kirlenmesi, canlıların ve bitkilerin ekolojik dengesini bozarak süreğen hastalıklara ve onların yok olmalarına yol açar. Çevre kirlenmesinin özellikle insanlarda görülen en yaygın sonucu; çeşitli solunum yolları, göz hastalıklarıyla, kanserin artması ve çocukların gelişmesinde yarattığı önemli engellerdir. Bugün çevre kirliliğine ve yol açtığı olumsuzluklara karşı dünya çapında yaygın ve kitlesel eylemler yürütülmektedir. Akdeniz ülkelerinin imzaladığı Barcelona Antlaşması ve Avrupa Güvenliği ve İşbirliği Konferansı Helsinki Sonuç Belgesi'nde, çevre sorunlarının uluslararası önemi ve kirlenmeye karşı işbirliğinin zorunluluğu vurgulanmıştır.
Rapor Et
Eski 13 Aralık 2011, 11:31

Çevre Kirliliği

#5 (link)
kahraman365
Ziyaretçi
kahraman365 - avatarı
Çeşitli kaynaklardan çıkan katı, sıvı ve gaz halindeki kirletici maddelerin hava, su ve toprakta yüksek oranda birikmesi çevre kirliliğinin oluşmasına neden olmaktadır. Hızla artan dünya nüfusunun ihtiyaçlarının karşılanması için teknolojinin gelişmesine bağlı olarak endüstrileşmenin de artması gerekmektedir. Sanayideki bu artış beraberinde var olan doğal kaynakların hızla tükenmesine neden olmaktadır. Doğal kaynaklar hızla tükenirken, üretim ve tüketimden kaynaklı atıkların önlemler alınmadan doğaya atılması Çevre Kirliliğinin oluşmasına ortam sağlamaktadır. Çevre kirliliğinin en önemli nedenleri aşağıda kısaca sıralanmıştır.
  • Hızlı nüfus artışı,
  • Plansız kentleşme,
  • Plansız endüstrileşme
  • Doğal kaynakların ölçüsüz kullanılması.
Kuşkusuz çağımız, dünya tarihinde en fazla gelişme ve ilerlemelere sahne olmaktadır. Beşeriyetin sanayileşme ve tekniğin her alandan gelişmenin azami noktası yaşamakta olduğumuz zaman dilimi içindedir. Bu hızlı gelişme her geçen gün dahada hızla artmaktadır. Bu arada, insanlar da doğal zenginlik kaynaklarını hızla tüketmektedirler.
Bu durumda çevrenin pek çok yer ve şekilde hızla kirlenmesine neden olmaktadır. Etkili ve geniş kapsamlı önlemler alınmaz ise dünyamızdaki tüm canlı varlıklar için yaşama şartları durmadan bozulmaya devam etmektedir. Hızlı sanayileşme ile beraber çevrenin hızla kirlenmesi ve bu durumun doğurabileceği sınırsız tehlike, ancak son çeyrek yüzyılda yeterince anlaşılabilmiştir.

Son yıllarda teknoloji ve sanayinin hızla gelişmesi, çevre sorunlarının da artmasına sebep olmuştur. Artan nüfusla birlikte devreye giren altyapılar, faaliyete geçtikleri günde bile yetersiz kalmaktadır. Bu plansız endüstrileşme ve sağlıksız kentleşme, nükleer denemeler, bölgesel savaşlar, verimi artırmak amacıyla tarımda kimyasal maddelerin bilinçsizce kullanılmasıyla birlikte, gerekli çevresel önlemler alınmadan ve arıtma tesisleri kurulmadan, geri dönüşüm alanları hazırlanmadan yoğun üretime geçen sanayi tesisleri veya sanayi bölgeleri çevre kirliliğini tehlikeli boyutlara çıkarmıştır.. Yapılan araştırmalar Dünyadaki mevcut çevre kirliliğinin % 50 'sinin, son 35 yılda meydana geldiğini ortaya koymaktadır. Hızlı nüfus artışı, çevre sorunlarının artmasında önemli bir etken olarak görülmektedir. Türkiye, OECD ülkeleri arasında en yüksek nüfus artış oranına sahiptir. Artan nüfüs karşısında düzenlemlerin ve planlamaların erken hayata geçirilerek çevre kirliliğinin en aza indirilmesi amaçlanmalıdır.

Dünya nüfusunun hızla artmasi beraberinde sanayin ve kentleşmenin artmasına neden olmaktadır. İnsanların , sanayinin ve kentlerin ihtiyaçı olan ham madde doğadan karşılanmaktadır. Bu ham madde ihtiyacının giderilmesi aşamasında doğa hızla tahrip edilerek çevreye zarar verilmektedir. Bu aşamada doğal kaynaklar plansız ve yanlış bir şekilde tüketilmmektedir.

Özellikle enerji alanında ihtiyaçı karşılamak için yapılan çalışmalara bağlı olarak sayıları artan nükleer enerji santralleri, nükleer silah üreten fabrikalar , radyoaktif madde artıkları kirlenme yaratan başlıca kaynaklar durumundadır. Radyoaktif atıklar, yaymış oldukları elektronla hava, su, toprak ve bitkilere zarar verir. Radyoaktif maddeye sahip (radyasyonlu) hayvansal ürünler (et, balık, süt, vb.) ve bitkiler, bu zararlı maddeyi besin zinciri ile insanlara ve diğer canlılara taşır. Bunun sonucunda bağışıklık mekanizması zayıflayarak hastalılkarın ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

İletişim alanında yaşanan gelişmeler elektromanyetik kirliliğin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu alanda gelişen yeni teknolojinin takip edilmesi ile büyük miktarlarda cep telefonu atıkları oluşmaktadır.

Atıkların geri dönüşüm amacıyla uygun toplanmaması çok büyük kirliliklere ve radyoaktiviteye neden olmaktadır. Hızlı nüfüs artışı ile beraber her alanda tüketim artarak, artan tüketim beraberinde kirlenmeye neden olmaktadır. Çevre kirliliğinin önlenmesi için geri dönüşüme önem verilmelidir. Bir çok alandan çok çeşitli atıklar ortaya çıkmaktadır.
Son yıllarda elektrik ve elektronik endüstrisi dünyanın en büyük ve hızla büyüyen üretim sanayisi olup ve bu büyümenin sonucu olarak ve hızla eskime/demode olma nedeniyle eski/hurda elektronik cihazlar (elektronik atıklar) dünyada en ciddi katı artık problemini oluşturmaktadır. Bu atıklar büyük ev aletleri, (fırın, soğutucu, kurutucu ve klimalar) küçük ev aletleri (tost makinesi, elektrik süpürgeler, çırpıçı, doğrayıcı) bilgi ve iletişim teknolojisi (bilgisayarlar, yazıcılar, cdler, telefonlar, dvdler) elektrikli ve eleketronik el aletleri ve tıbbi cihazlardan oluşmaktadır. Bu atıklar büyük yer kaplamalarının yanında yaydıkları Pb, Be, Hg, Cd, Cr+6 ve bromlu alev geciktiriciler ile çevre güvenliğini ve çevre sağlığını tehdit etmektedir.
Bunlarla birlikte çevre sorunlarının diğer kaynakları şunlardır:
Bu alanda sıralmış olan maddelerin daha artırılması mümkündür. Genel olarak ele alınması gerekli olan maddeler aşağıda sıralanmıştır.
1- Göçler ve düzensiz şehirleşme,
2- Kişi başına kullanılan enerji, su, kağıt, kömür vb. artışı,
3- Ormanların tahribi, yangınlar ve erozyon,
4- Aşırı otlatma ve doğal bitki örtüsünün tahribi,
5- Konutlardaki ve işyerlerindeki ısınmadan kaynaklanan (özellikle kalitesiz kömür kullanımı) hava kirliliği,
6- Motorlu araçlar ve deniz araçları,
7- Maden, kireç, taş ve kum ocakları,
8- Gübre ve zirai mücadele ilaçları,
9- Atmosferik olaylar ve doğal afetler,
10-Kanalizasyon sularının arıtılmaksızm alıcı ortamlara verilmesi ve sulamada kullanılması,
11-Katı atıklar ve çöp,
12-Sulak alanların ve göllerin kurutulması,
13-Arazilerin yanlış kullanımı,
14-Kaçak avlanma,
15-Televizyon, bilgisayar ve röntgen; tomografi vb; tıbbi cihazların yaygınlaşması ile meydana gelen radyasyon,
16-Endüstriyel ve kentsel kaynaklı gürültü.
Rapor Et
Eski 29 Şubat 2012, 19:35

Çevre Kirliliği

#6 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
ÇEVRE KİRLİLİĞİ


Çevre; dünya üzerinde yaşamını sürdüren canlılarının hayatları boyunca ilişkilerini sürdürdüğü dış ortamdır. Diğer bir deyişle Ekosistem olarak tanımlanabilir. Hava, su ve toprak bu çevrenin fiziksel unsurlarını, insan, hayvan, bitki ve diğer mikroorganizmalar ise biyolojik unsurlarını teşkil etmektedir.

Doğanın temel fiziksel unsurları olan, hava, su ve toprak üzerinde olumsuz etkilerin oluşması ile ortaya çıkan ve canlı öğelerin hayati aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen cansız çevre öğeleri üzerinde yapısal zararlar meydana getiren ve niteliklerini bozan yabancı maddelerin hava, su ve toprağa yoğun bir şekilde karışmasına Çevre Kirliliği adı verilmektedir.

Gelişen teknolojinin yaşamımıza getirdiği konfor yanında, bu gelişmenin doğaya ve çevreye verdiği kirliliğin boyutu her geçen gün hızla artmaktadır. Çeşitli kaynaklardan çıkan radyoaktif, katı, sıvı ve gaz halindeki kirletici maddelerin hava, su ve toprakta yüksek oranda birikmesi çevre kirliliği oluşmasına neden olmaktadır.

2011 yılında Japonya' da gerçekleşen deprem felaketi ve ardından yaşanan nükleer santral kaynaklı radyoaktif tehlike, nükleer enerji ve nükleer santraller ile ilgili güvenlik tedbirlerinin uluslararası düzeyde tekrar ele alınması gerekliliğini ortaya çıkartmıştırGünümüzde çevre kirliliği etkilerinin artması ve bu etkilerin doğrudan insan sağlığı üzerinde yarattığı olumsuz sonuçlar nedeni ile çevre kirliliğinin önlenmesi ve bu yönde yapılması gereken çalışmalara verilen önem artmıştır. Çevre, özellikle çevre kirliliğinin artmasına neden olan sanayileşmiş ülkelerin gündemlerinde ilk sıralarda yer almakta, alternatif enerjiler ve enerji verimliliği konularında yapılan çalışmalar artmaktadır. Çevreye zarar vermeyen üretim Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte artan cep telefonu kullanımı ve 3G teknolojisi, televizyonlar, dizüstü bilgisayarlar, mikrodalga fırınlar, fotokopi makineleri elektromanyetik kirlilik kaynakları olarak hayatımızı etkilemeye başlamıştır.teknolojilerinin geliştirilmesi, çevreci motorlara sahip otomobiller, planlı şehirleşme çevre kirliliği konusunda alınabilecek önlemlerden bazılarıdır.
Rapor Et
Eski 13 Kasım 2012, 19:29

Cvp: Çevre Kirliliği

#7 (link)
ölümüne fenerbahçe
ölmez fenerli - avatarı
ÇEVRE KİRLİLİĞİ


Çevre Kirliliği
Çevre; dünya üzerinde yaşamını sürdüren canlılarının hayatları boyunca ilişkilerini sürdürdüğü dış ortamdır. Diğer bir deyişle Ekosistem olarak tanımlanabilir. Hava, su ve toprak bu çevrenin fiziksel unsurlarını, insan, hayvan, bitki ve diğer mikroorganizmalar ise biyolojik unsurlarını teşkil etmektedir.

Doğanın temel fiziksel unsurları olan, hava, su ve toprak üzerinde olumsuz etkilerin oluşması ile ortaya çıkan ve canlı öğelerin hayati aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen cansız çevre öğeleri üzerinde yapısal zararlar meydana getiren ve niteliklerini bozan yabancı maddelerin hava, su ve toprağa yoğun bir şekilde karışmasına Çevre Kirliliği adı verilmektedir.

Gelişen teknolojinin yaşamımıza getirdiği konfor yanında, bu gelişmenin doğaya ve çevreye verdiği kirliliğin boyutu her geçen gün hızla artmaktadır. Çeşitli kaynaklardan çıkan radyoaktif, katı, sıvı ve gaz halindeki kirletici maddelerin hava, su ve toprakta yüksek oranda birikmesi çevre kirliliği oluşmasına neden olmaktadır.
Rapor Et
Eski 28 Nisan 2013, 15:32

İnsanlar Hangi Yollarla Çevreyi Kirletir?

#8 (link)
SasuHina <3
Sasuke Uchiha - avatarı
hava_kirlilik_kupur

Çevre Kirliliği

Çevrenin doğal yapısını ve bileşiminin bozulmasını, değişmesini ve böylece insanların olumsuz yönde etkilenmesini çevre kirlenmesi olarak tanımlayabiliriz. Artık hepimizin bildiği gibi çevreden, içindeki varlıklara göre en çok yararlanan bizleriz. Çevreyi en çok kirleten yine bizleriz. Bu nedenle “Çevreyi kirletmek kendi varlığımızı yok etmeye çalışmaktır” denilebilir.
Bilinçsiz kullanılan her şey gibi temiz ve sağlıklı tutulmayan çevre de bizlere zarar verir. Bu nedenle çevre denince aklımıza önce yaşama hakkı gelmelidir. İnsanın en temel hakkı olan yaşama hakkı, canlı ya da cansız tüm varlıkları sağlıklı, temiz ve güzel tutarak dünyanın ömrünü uzatmak, gelecek kuşaklara bırakılacak en değerli mirastır.
1970′li yıllardan sonra bilincine vardığımız çevre kirliliği dayanılmaz boyutlara ulaştı. Çünkü artık temiz hava soluyamaz olduk. Ruhsal rahatlamamızı sağlayacak yeşil alanlara hasret kalmaya başladık. Yüzmek için deniz kıyısında bile yüzme havuzlarına girmek zorunda kaldık. Gürültüsüz ve sakin bir uyku uyuyamaz, midemiz bulanmadan bir akarsuya bakamaz olduk. Kısaca artık kirleteceğimiz çevre tükenmek üzeredir. 2000–3000 yıl önce bir doğa cenneti ve büyük bir kısmı otlaklarla kaplı olan Anadolu’yu günümüzde bu durumlara düşürdük.


Çevre Kirliliğine Neden Olan Etmenler
Doğada kirlenmeye neden olan etmenleri, doğal etmenler ve insan faaliyetleri ile oluşan etmenler olmak üzere iki grupta inceleyebiliriz.
Doğal Etmenler:
Depremler, volkanik patlamalar, seller gibi doğadan kaynaklanan etmenlerdir.
İnsan Faaliyetlerinden Kaynaklanan Etmenler:
•Evler, iş yerleri ve taşıt araçlarında; petrol, kalitesiz kömür gibi fosil yakıtların aşırı ve bilinçsiz tüketilmesi
•Sanayi atıkları ve evsel atıkların çevreye gelişigüzel bırakılması
•Kimyasal ve biyolojik silahların kullanılması
•Orman yangınları, ağaçların kesilmesi, bilinçsiz ve zamansız avlanmalar
•Bilinçsiz ve gereksiz tarım ilaçları, böcek öldürücüler, soğutucu ve spreylerde zararlı gazlar üretilip kullanılması
•Nükleer silahlar, nükleer reaktörler ve nükleer denemeler gibi etmenlerle radyasyon yayılması


Kirlenme Tipleri
Çevre bilimcilere göre genelde, aşağıda verilen iki çeşit kirlenme vardır:

Birinci Tip Kirlenme
Biyolojik olarak ya da kendi kendine zararsız hale dönüşebilen maddelerin oluşturduğu kirliliktir. Hayvanların besin artıkları, dışkıları, ölüleri, bitki kalıntıları gibi maddeler birinci tip kirlenmeye neden olur. Kolayca ve kısa zamanda yok olan maddelerin meydana getirdiği kirliliğe geçici kirlilik de denir.

İkinci Tip Kirlenme
Biyolojik olarak veya kendi kendisine yok olmayan ya da çok uzun yıllarda yok olan maddelerin oluşturduğu kirliliktir. Plastik, deterjan, tarım ilaçları, böcek öldürücüler (DDT gibi), radyasyon vb. maddeler ikinci tip kirlenmeye neden olur.
Kalıcı kirlenme de denilen ikinci tip kirlenmeye neden olan maddeler bitki ve hayvanların vücutlarına katılır. Sonra besin zincirinin son halkasını oluşturan insana geçerek insanın yaşamını tehlikeye sokar. Örneğin; Marmara denizine sanayi atıkları ile cıva ve kadmiyum iyonları bırakılmaktadır. Zararlı atıklar besin zincirinde alglere, balıklara ve sonunda insana geçerek önemli hastalıklara ve ani ölümlere neden olmaktadır.
Köy gibi kırsal yaşama birliklerindeki insanlar genellikle büyük kentlerde yaşayan insanlardan daha sağlıklı ve daha uzun ömürlüdür. Çünkü kırsal ekosistemler, çevre kirliliği yönünden kentsel ekosistemlerden daha iyi durumdadır. Bunu bilen kent insanı fırsat buldukça, çevre kirliliği en az olan kırlara, köylere koşmaktadır.

Rapor Et
Eski 28 Nisan 2013, 16:39

Çevre Kirliliği

#9 (link)
_Ceyda_
Ziyaretçi
_Ceyda_ - avatarı
Çevre Kirliliğinin Nedenleri
20 inci yüzyılın ikinci yarısından itibaren insanlığı tehdit eden problemlerden birisi haline gelen çevre sorunları ve kirliliği, kökü çok eskilere uzanmasına rağmen kendisini sanayileşmenin sonucunda hissedilir hale getirmiştir.
Önceleri sadece kirlenme olarak algılanan ve uluslar arası boyut kazanmadan yöresellik özelliği taşıyan çevre sorunları, gün geçtikçe hızla çoğalmış, yöresellikten kurtulup tüm dünyanın sorunu olmuştur. Bir ülke sınırları içindeki kirletici unsurun ortaya çıkardığı zararlı duman ve gazlar, rüzgarın da etkisiyle başka ülkelere taşınarak, o ülke için de kirletici faktör olabilmiştir. Çevre sorunları ve kirliliği toplumsal hayatın bütün alanlarını kapsamış ve etkilemiştir.

1. Çevre Nedir
Çevrenin bilinen pek çok tanımı vardır. Toplum bilimcilerine göre çevre çok genel anlamıyla, insanların bir arada yaşamasının sonucu olarak oluşan insan kümesini yani toplumu dolaylı veya dolaysız olarak etkileyen şartlar bütünüdür.
Sonuçta çevreyi; canlıların tüm sosyal, fiziksel, kimyasal ve biyolojik işlevlerini sürdürdükleri ortam olarak tanımlayabiliriz. Canlıların birbirleriyle olan bu ilişkilerini uyum içinde devam ettirmelerine de ‘’eko sistem’’ denir. Bu uyumun bozulması durumunda da ‘’çevre sorunları’’ ile karşı karşıya kalırız.

2. Çevre Kirliliğinin Nedenleri
Hızlı Nüfus Artışı

Çevre sorunlarının ortaya çıkışında etkili olan en önemli faktörlerden birisi de nüfus artışıdır. Bu artış konutta, sağlık hizmetlerinde, besin ve enerji arzında iyileşme ve gelişme beklentilerini olanaksız kılmaktadır.
Hızlı nüfus artışının neden olduğu sonuçlar nüfus ve doğal kaynaklar planlamasının uzun vadeli olarak düşünülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu planlamanın sonucu olarak, nüfus ve aile planlaması, sağlık ve sosyal hizmetlerin bir dalı olarak gelişir. Doğum oranını düşürmek için planlama açısından yapılabilecek bazı şeyler vardır. Bunlar; bir miktar ekonomik kalkınma, gençlerin ve özellikle kadınların eğitimi, yaşlılara sosyal güvence sağlanması, sağlık hizmetleri ülkenin her noktasına ulaşan ve halkın kabul edebileceği cinsten doğum kontrolü hizmetleri olarak sıralanabilir.

Şehirleşme-Kentleşme
Kentlerin büyümesini üç faktör belirlemektedir. Göçler, doğal nüfus artışı, kırsal bölgenin (şehirleşme olmayan ) kentsel hale getirilmesi.
Nüfusun büyük bir bölümünün köy ve kasabalardan ayrılarak şehirlerde yoğunlaşması, sanayileşme ile de bu gelişmenin hız kazanması, şehirlerin problem yumağı haline gelmesine neden olmuştur. Aşırı nüfus yoğunluğuna maruz kalan şehirlerin; suyu, havası kirlenmekte yetersiz duruma düşmektedir. Aşırı nüfus yoğunluğunun gecekondu bölgelerinin çoğalmasına, bütün bunların neticesinde sağlıksız çevre ortamının oluşmasına yol açtığı söylenebilir.

Sanayileşme, Tehlikeli ve Katı Atıklar
Sanayileşme, şehirleşme ve buna bağlı sorunlarında kaynağını oluşturmaktadır. İnsan sanayileşmenin getirdiği teknolojik imkan ve yetenekler ile mevcut olan çevrede değişiklikler yaparken, yapay çevre yaratma çalışmalarına da hız vermiştir. Sanayileşme tarım topraklarının hızla yok olmasına neden olmaktadır. Peşinden sanayi ürünlerinin atıkları, bu ürünlerin tüketimi, üretimi su ve hava kirliliğini ortaya çıkarmıştır. Daha da kötüsü bu doğal kaynaklar yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.
Tehlikeli atıklar, son yıllarda ortaya çıkan bazı büyük olaylarla yer altı ve yüzeysel su kaynaklarının kirlenmesine neden olmuştur. Atık maddeler zaman zaman gizlice akarsulara ve denizlere atılmış, kanalizasyon sistemimize verilmiştir. Tarımsal zararlarla mücadele ilaçları genellikle dikkatsizce ve ölçüsüzce kullanılmakta, tamamen boşalmamış kaplar ortada bırakılmaktadır. Diğer taraftan, kullanılmış yağ ve evlerde kullanılan piller, ilaçlar ve diğer kimyasal maddeler gibi zararlı tüketim mallarının toplanması ve emniyetli biçimde ortadan kaldırılması için tesis yoktur.
Katı atıklar evsel, ticari veya endüstriyel alanlardan oluşan; madencilik, tarımsal işlemler ve su arıtım ünitelerinin de dahil olduğu gruplardan kaynaklanan yarı-katı çamurları da içeren, hem ayrışabilen hem de ayrışma özelliği olmayan maddelerdir. Bunlar çöpler, her türlü pil ve batarya, ampuller, pas gidericiler, yağlar, her türlü ilaç, deodorant, sprey, tarım ve haşare ilaçları, metal parçaları, elektrik ve sıhhî tesisat malzemeleridir.
Katı atıkların yok edilmesi hem sağlık hem de estetik nedenlerle zorunludur. Katı atıklar sinekleri, kemiricileri, hamam böceklerini ayrıca başıboş kedi, köpek gibi hayvanları çeker ve ayrışma sırasında pis koku oluşur.

Turizm
Turizmin temel öğesi olan insan; hayatı boyunca doğal ve fiziksel çevre ile zorunlu ve sürekli bir ilişki içindedir. Bu ilişki insanoğlunun daha iyi ve sağlıklı yaşamasının ön koşuludur. Turizmin en önemli kaynak kullanım alanı doğal varlıklardır. Turizmin sağladığı ekonomik değerlere karşılık, turistik kentleşme, nüfus yoğunluğu, doğal çevrenin tahribi, çevre kirlenmesi gibi yarattığı sorunlarla ön plana çıkmaktadır.
Turizmin hızlı ve plansız gelişmesi sonucu ortaya çıkan otel, motel bunlarla ilgili turistik binalar ve alanlar yörelerin betonlaşmasına çöplerin en az para karşılığıyla yok edilmesi kapsamında da doğal çevrenin kirletilmesine yol açmıştır.
Turizmin çevreye olan olumsuz etkilerinden biri de, turistik gelişmenin belirli bölgelerde nüfus yoğunluğuna sebep olması; bölgenin arazi, su ve bitki örtüsü gibi ekolojik unsurlarının aşırı kullanılarak yörenin tahrip edilmesidir. Bu durum özellikle gelişmekte olan ülkelerde görülmekte, telafisi olmayan doğal, fiziksel ve kültürel çevre sorunları yaratmaktadır.

Zihniyet
Doğada bulunan her şeyi öğrenmeye çalışmak, keşfetmek, bunlardan faydalı olanları kendi istek ve arzuları dahilinde kullanmak insanın zihniyeti olmuştur. Böyle bir zihniyeti taşıyan insanoğlu alabildiğince sınırsız bir şekilde doğal çevreyi olumsuz olarak etkilemiştir. Bu etkilenme sanayileşmenin getirdiği kolaylıklar ve teknolojik yenilikler ile iyice yoğunlaşmıştır. Kendine yeni tarım alanları açarak daha çok üretmek, daha büyük toprağa sahip olmak isteyen insanoğlu ormanı yok etmek için önceleri balta sallamış, daha sonraları testere kullanarak biraz daha hızlanmış, teknolojinin ürünü ağaç kesme motorlarının ortaya çıkmasıyla sanki bir yok edici olmuştur.
Bitmez, tükenmez olarak bilinen ve de parasız olarak kullanılan hava, toprak, su gibi unsurları üretimlerinde kullanan üretim süreci zihniyeti devam ettiği sürece, yarınların bitmesine az kalmıştır.
Çevre sorunlarının ve kirliliğin özellikle insan kaynaklı sorunların temelinde zihniyet vardır. Bu noktada ÇEVRE EĞİTİMİ gündeme gelmektedir. Zihniyetin, çevre koruması olarak olumlu yöne kanalize edilmesi (yönlendirilmesi), eğitimle olabilecektir. Bu eğitim aynı zamanda da çevre psikolojisi de desteklenmelidir. Çevreyi fiziksel çevre ile sınırlandırmaktansa çevredeki sosyal, kurumsal ve kültürel faktörleri göz ardı etmemek gerekir.

Kamuya Açık Yer ve Kuruluşlar
Umumi Yerler: Toplumun yiyip, içmesine, yatıp kalkmasına, taranıp temizlenmesine, eğlenmesine, dinlenmesine mahsus (lokanta, gazino, kahvehane, han, otel, hamam, sinema, bar, dansing, tiyatro vb gibi) yerler ile açık ve kapalı eğlence yerleridir.
Toplum bireylerinin çoğunluğunun yaralandığı bu yerler ve araçlar yeterli sağlık koşullarına sahip değilse oradan yararlanan kişilerin sağlıklarını tehlikeye düşürür. Bir takım bulaşıcı hastalık etkenlerinin toplumun diğer bireylerine taşınmasına yol açar.
Yasalar buraların denetimini yerel yönetimler dahil ilgili kuruluşlara vermekle birlikte toplumun tüm bireyleri buraların sağlık düzeyinin denetlenmesi ve niteliğinin sürdürülmesi için katkıda bulunmak zorundadır.
Otobüslerin içinin havalandırılması temizliğinin sağlanması, sigara içilmesi ile ilgili önlemler bu açıdan çok önemlidir. Ayrıca otogarlar, istasyonlar, sinemalar, Pazar yerleri, parklar,kamplar, festival ve fuarlar hava limanı milyonlarca kişinin yararlandığı birimler olarak çok büyük önem taşımaktadır.

3. Çevre Kirliğinin Sonuçları
Hava Kirliliği

Hava kirlenmesi havanın yapısında bulunan esas maddelerin yüzde miktarının değişimi veya bu yapıya is, duman, aerosol halinde kimyasal maddelerin girmesidir. Bu kirleticilerle hava insan sağlığını bozacak, hayvan, bitki ve eşyaya zarar verecek derecede kirlenir.
Hava, yanardağ patlaması, yeraltında sıkışmış gazların bir yol bularak çevreye yayılması, rüzgarla toprak ve kumların sürüklenmesi, bataklık gazları ve yangınlar gibi tabii yollardan yabancı maddelerin atmosfere geçişiyle de kirlenir. Motorlu taşıtların hızla artması, sanayileşme ve endüstriyel gelişmeye paralel olarak kentlerin büyümesi; toplum refahını arttırırken bunların sebep olduğu kirlenme, doğal kirlenmenin çok üzerinde olmaktadır. Yakıt vb maddelerin yakılması, birçok kimyasal maddenin üretimi, ayrışması, buharlaşması gibi işlemler sonucu başta kükürt di oksit gibi toksik gazlar ve bunların içinde küçük parçacıklar halinde bulunan kanserojen elementler çevreye ve atmosfere geçerek havayı kirletir.

Su Kirliliği

Yer yüzündeki sular güneşin sağladığı enerji ile sürekli bir döngü içinde bulunurlar. İnsanlar, genel olarak da canlılar yaşamlarını sürdürmek için suyu bu döngüden alır ve kullandıktan sonra aynı döngüye tekrar verirler. Bu süreç içinde suya karışan maddeler suların fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini değiştirerek su kirliliğini ortaya çıkarır. Bu değişim sırasında, sularda yaşayan canlılar da olumsuz yönde etkilenir. Su kirliliği; ev ve sanayi atıklarının su ort***** arıtılmaksızın boşaltılmaları, tarımda verimliliği arttırma amacıyla doğal ve yapay maddelerin su ortamlarına taşınmaları gibi sebeplerden ortaya çıkar.
Dünyanın büyük kesiminde su kaynakları fazlasıyla yıpratılmaktadır. Sanayi atıkları, kanalizasyon suları, tarımsal amaçlı kullanılan sular, nehirleri gölleri, kimyasal maddelerle ve atıklarla doldurmakta su kaynaklarını zehirlemektedir. Toprak kayması sebebiyle de barajlar ve nehirler dolmaktadır.
Denizler için en büyük kirletici tehlike özelliğini petrol taşımaktadır. Dünya petrollerinin bir çoğunun deniz üzerinden dev tankerlerle taşınıldığı düşünülürse bu tehlikenin önemi daha da anlaşılır. Ayrıca tankerlerin petrol tanklarını açık denizlerde yıkayıp boşaltması da büyük tehlikedir.
Gölleri kirleten en önemli kirletici kaynaklar ev ve sanayi atıkları, mandıralar, tavuk çiftlikleri, tarım arazileri, modern kuyular vb.leridir.

Toprak Kirliliği
Toprak yer yüzünün dışını kaplayan, kayaların ve organik maddelerin türlü ayrışma ürünlerinin karışımından meydana gelen, içerisinde ve üzerinde geniş bir canlılar alemi barındıran, bitkilere durak yeri ve besin kaynağı olan, belirli oranlarda su ve hava içeren bir maddedir.
Toprakların katı, sıvı, radyoaktif artık ve kirleticiler tarafından fiziksel ve kimyasal özelliklerinin bozulması, toprak kirliliği olarak belirlenir. Bu kirleticiler, yer altı ve yer üstü sularına karışarak insan sağlığını etkilediği gibi bitkilerin gelişmelerine de olumsuz etkileri olmaktadır.
Çevreye gelişi güzel bırakılan evsel ve küçük işletme atıkları ile, tarımsal teknolojinin gelişmesi sonucu kullanılan tarımsal ilaç ve gübrelerin kullanımı, sanayi atıklarının toprağa sızması, toprağı kirletmektedir.
Toprak kirliliğinin önlenmesi için; endüstriyel atıkların toprağa gömülmesi kesinlikle önlenmelidir. Toprak kirlenmesi, diğer çevre sorunlarının olduğu gibi doğanın yanlış ve hor kullanılması sonucu ortaya çıkmakta, doğal dengenin bozulması ile birlikte giderek hız kazanmaktadır.
Kentleşme ve sanayileşme sonucu ortaya çıkan her türlü atık ve toprağa karışması, toprak kirliliğini oluşturmakta, ayrıca tarım alanlarının kentsel ve sanayi kullanımlarına açılması verimli toprakların kaybına neden olmaktadır. Aynı zamanda verimli tarım topraklarından tuğla, kiremit gibi yapı malzemelerinin üretimi toprak kayıplarını çoğaltmaktadır. Diğer taraftan daha çok ürün almak için geliştirilen yeni tarım teknikleri bazı hallerde; erozyon, tuzluluk ve yaşlık toprak kirlenmesine yol açabilmektedir.

Radon Kirlenmesi
Radon doğal olarak oluşan radyoaktif bir gazdır. Yer küre üzerinde herhangi bir yerde bulunabilir. Coğrafi bölgenin jeolojik yapısıyla yakından ilişkili olarak çevreye yayılma göstermektedir. Toprakta büyük oranda doğal radyoaktif radon bulunmaktadır. Çatlaklardan sızabilmekte, çözünme özelliği nedeniyle suyla taşınabilmektedir. Evlerde bulunan radonun büyük çoğunluğu evin yapıldığı yerdeki topraktan gelmektedir. Eğer zemin topraksa, radon kolayca geçiş yapmaktadır. Eğer zemin çimento ise radon zamanla oluşan çatlaklardan sızmaktadır.

Gürültü kirliliği
Gürültü insanların işitme sağlığı ve algılamasını olumsuz yönde etkileyen, fizyolojik ve psikolojik dengeleri bozabilen, işverimliliğini azaltan, çevrenin hoşluğunu ve sakinliğini yok eden niteliğini değiştiren önemli bir çevre kirliliğidir.
Günümüzde diğer çevre kirlilikleri gibi çevrenin doğal özelliklerini bozarak geniş anlamda çevre kirliliğine katkıda bulunan ve özellikle nüfusun yoğun olduğu bölgelerde halk sağlığına olumsuz etkileriyle önem kazanan gürültü kirliliği; trafik, sanayi, ev ve toplum kökenli gürültüler olarak sınıflandırılabilir.
Gürültü:
- Kişileri huzursuz eder.
- Sözel iletişimi engeller.
- Çalışma etkinliğini azaltır, düşünmeyi engeller. Bellekle ilgili çalışmalar, sözcük
öğrenme amacıyla yapılan çalışmalar gürültüden etkilenmektedir.
- Uykuda rahatsız eder, uykuya dalmayı güçleştirir.
- İşitme duyusu ve yollarında zararlara yol açar.
- Davranış bozukluklarına neden olur.(Sinirlenme, heyecanlanma gibi.)
- Karakter değişikliklerine neden olabilir.
- Öğrenme yaşantılarının olumsuz etkilenmesi özellikle okullarda belirgindir.
Gürültülü bölgelere yakın olan okullarda öğrenme etkinliğini azaltıcı etki yapmaktadır.
- Seslerin arasındaki nitelik farklarının belirlenebilmesi güçleşir.
- Problem çözme yeteneğinde azalma olur.

Kapalı Ortam Hava Kirlenmesi
Değişik iklim koşulları kişilerin rahat çalışabilmesini ve yaşayabilmesini engelleyebilir. Havadaki nem oranının yüksek olması, aşırı soğuk ve sıcak etkisi yapay atmosfer koşullarını gerekli kılmaktadır. Yapay atmosfer koşullarının sağlandığı en önemli çevre öğelerinden birisi barınaklar ve işyerleridir. Yapılan çalışmalar insan yaşamının % 70’sinin kapalı ortamda geçtiğini göstermektedir. Burada kapalı ortam terimi konutları, okulları, resmi binaları, taşıtları kapsamaktadır. Eğer işyeri de eklenecek olursa insan hayatının hemen hemen % 90 ı kapalı ortamda geçmektedir. Bunlardan özellikle barınakların sağlıklı koşulları yetersiz olduğunda insan sağlığını olumsuz etkilemektedir. Konutlar, işyerleri, resmi binalar, okullar içerisindeki hava genel olarak kapalı ortam havası olarak adlandırılmaktadır. Barınaklar insanların fizik, psikolojik ve temel sağlık gereksinimlerini yerine getirmek zorundadır. Fiziki koşullar arasında içinde yaşayanlar aşırı soğuk ve sıcak etkisinden koruması, havasının temiz kalması, nemin önlenmesi, yeterli güneş ışığı alması, uygun aydınlatılması, günlük hayatın gereksinimlerini sağlayacak büyüklükte olması, kolay temizlenebilmesi sayılabilir.
Psikolojik nitelikleri ise içinde yaşayanlara sağladığı güven, yabancı gözlerden uzak olması, aile içi ve aileler arası sosyal bağı sağlayacak olanakların olması, toplumun ev standartlarına uygun olması gibi nitelikler oluşturmaktadır.

Toprak Erozyonu
Toprak erozyonu toprakların su, rüzgar, buz ve dalga gibi dış etkenlerle aşınması ve taşınmasıdır. Toprak erozyonunun yoğun bir şekilde görülmesi beraberinde çölleşmeyi getirmektedir. Aslında bağımsız iki olay olan toprak erozyonu ve çölleşme genellikle birisi diğerinin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.
Erozyonun temel sebepleri arasında yanlış arazi kullanımı, aşırı hayvan otlatma, orman yangınları, topografya, jeolojik yapı ve iklim faktörü ile birlikte bitki örtisi kaybı sayılabilir.

Bitki Örtüsünün Tahribi
Bitki örtüsünün tahribine hava, toprak ve su kirliliği, bilinçsiz şehirleşme, orman yangınları, ormandan bilinçsiz faydalanma, aşırı otlatma gibi durumlar sebep olmaktadır. Bunların içinde süreklilik arz eden en önemlisi sanayileşmeden kaynaklanan toprak hava ve su kirliliğidir.

Silahlanma ve Savaşlar
Ekolojik dengenin bozulmasında tarih boyunca etkili olmuş faktörlerden birisi de savaşlardır. Sanayileşme ve teknolojik gelişme ile birlikte savaş metot ve tekniklerinde ortaya çıkan gelişmeler insanlığa büyük zararlar vermeye başlamıştır. Nükleer silahların kullanılması bilindiği gibi sadece insanların ölümüyle sonuçlanmamakta, aynı zamanda ekonomik kaynakların ve diğer bazı maddelerin yok olmasını beraberinde getirmektedir.

cevre-kirliligi-ve-canlilar-uzerine-etkileri
Rapor Et
Eski 26 Mayıs 2013, 22:35

Çevre Kirliliği

#10 (link)
Özel Üye-VIP
_AERYU_ - avatarı
Çevre kirliliği nedir?

Çevre kirliliği, ekosistemlerde doğal dengeyi bozan ve insanlardan kaynaklanan ekolojik zararlardırnokta
Çevre kirliliği, yeryüzünde yaşayan bütün canlıların sağlığını etkileyen, cansız ve çevredeki maddeler üstünde yapısal zararlar veren ve bazı nitelikleri bozan yabancı maddelerin hava, su ve toprağa karışması olayıdır.
Çevre kirliliğinin nedenleri

Çeşitli kaynaklardan çıkan katı, sıvı ve gaz halindeki kirletici maddelerin hava, su ve toprakta yüksek oranda birikmesi ile çevre kirliliği meydana gelmektedir.
Başlıca kirlilik çeşitleriyse şunlardır: Hava kirliliği, su kirliliği, toprak kirliliği, gürültü kirliliği ve radyoaktif kirlilik.
Çevre kirliliği çeşitleri

Hava Kirliliği:
Atmosferde toz, duman, gaz, koku ve su buharı şeklinde olan maddelerin, insan ve diğer canlılara zarar verebilecek kadar yükselmesi hava kirliliği olarak adlandırılmaktadır.

Su Kirliliği:
Zararlı maddelerin suyu bozacak oranda olan miktarda suya karışmasıyla oluşur. Su kirliğinin nedenleri sanayi kuruluşları, termik santraller, gübreler, kimyasal ilaçlar, sanayi atıkları, nükleer santrallerdeki sıcak sular, toprak erezyonu su kirliliğinin başlıca nedenleridir.

Toprak Kirliliği:
Toprağın verirmliliğni düşürecek, toprağın özelliğini bozan her çeşit teknik ve ekolojik olaylar toprak kirliği olarak bilinmektedir.
Toprak kirliliğinin nedenleri Toprağın kirlenmesi hava ve suyu kirleten maddelerden oluşur. Mesela kükürt dioksit yüksel olan bir havada yağmur yağdığı zaman asitli yapar ve asitli yağışlar toprağa ciddi zararlar verebilir. Kirli sulama sular, gübre çözeltileri, radyoaktif maddeler, küller gibi maddeler toprağa zarar veren maddelerdir.

Radyoaktif Kirlenme:
Radyoaktif ürünler yaydıkları elektron ile çevrede bulunan hava, su, toprak ve bitkilere zarar vermektedir. Buna radyoaktif kirlenme isimi verilir. Radyoaktif Kirlenme Nedenler Radyoaktif kirlilik nükleer enerji santralleri, nükleer silah üreten tesisler, radyoaktif madde artıkları bu kirlenmeye neden olmaktadır.

Gürültü Kirliliği:
İnsanların sağlıklarını belirli bir süre içinde yada sürekli olarak zarar veren meydana gelen seslerdir.
Gürültü kirliliğini nedenleri ; Gürültü kirliliği ulaşım araçları, sanayiler, eğlence araçları ve yerleri gürültü kirliliğinin başlıca nedenidir.

Çevre kirliliği ne demek? (Ticari terimler kategorisi)

(Environmental pollution) Düzensiz kentleşme ve bilinçsiz sanayileşme dolayısıyla insanla, içinde yaşadığı doğal çevre arasındaki dengenin bozulması. Hava, su, toprak ve yeşilliklerin açığa çıkan duman, gaz, atık su ve petrol artıkları tarafından kirletilmesi, insan sağlığına zararlı hale getirilmesi. Büyük kentlerdeki trafik gürültüsü ve trafik yoğunluğuna bağlı öteki sorunlar da çevre kirliliğinin bir parçası sayılır. Çevre kirliliğinin önlenmesi günümüzde sanayileşmenin en önemli sorunları arasında yer almaktadır.


Kaynak:
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.632 saniyede (91.47% PHP - 8.53% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 01:25
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi