Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Peygambeler Tarihi - Hz. Yûşâ (Yûşâ Aleyhisselâm)

Bu konu Dinler Tarihi forumunda asla_asla_deme tarafından 6 Nisan 2008 (16:34) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
103341 kez görüntülenmiş, 2 cevap yazılmış ve son mesaj 23 Nisan 2012 (17:13) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 4.90  |  Oy Veren: 10      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 6 Nisan 2008, 16:34

Peygambeler Tarihi - Hz. Yûşâ (Yûşâ Aleyhisselâm) kimdir, nereli, hayatı.

#1 (link)
Never Say Never Agaın
asla_asla_deme - avatarı
YÛŞÂ ALEYHİSSELÂM

İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerdenç Mûsâ aleyhisselâmdan sonra gönderilmiş olup Mûsâ aleyhisselâmın yeğeni veya vekiliydi. İsmi Yûşâ olup, Hıristiyanlar Yeşû diyorlar. Yûsuf aleyhisselâmın neslinden gelen Nûn'un oğludur. Annesi Mûsâ aleyhisselâmın kızkardeşidir. Yûşâ aleyhisselâm Mûsâ aleyhisselâma bildirilen dinin esaslarını insanlara tebliğ etti. Mısır'da doğan Yûşâ aleyhisselâm, Mûsâ aleyhisselâmın husûsi talebesi, hâlis hizmet görücüsü ve en yakın dostlarındandı. Mûsâ aleyhisselâm Firavun'un zulmü üzerine Allahü teâlânın emriyle kendine inanan ve tâbi olanlarla birlikte Mısır'dan Tih sahrasına hicret ederken Yûşâ aleyhisselâm da onunla beraber bulundu. Mûsâ aleyhisselâmın Hızır aleyhisselâmla görüşmek üzere çıktığı yolculukta onunla berâber bulundu. Mûsâ aleyhisselâm Hızır aleyhisselâmla karşılaşınca Yûşâ aleyhisselâm geriye döndü. Allahü teâlâ, Mûsâ aleyhisselâmın kavmine Arz-ı Mev'ûdu (Filistin ve Şam bölgesini) ihsân edeceğini bildirdi. Fakat isrâiloğulları o beldelerde zâlim ve zorba bir kavim olan Amâlikalıların bulunduğunu ileri sürerek gitmek istemediler. Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselâma vahyedip: ''Ey Mûsâ! Ben burayı sizin için memleket ve yerleşme yeri olarak yazdım; takdir ettim. Oraya git ve düşmanlardan kim varsa onlarla harp et. Zirâ onlara karşı sizin yardımcınız benim. Kavminden her koldan bir temsilci (nakib) seç al. Onlar vefâkar ve itâatkar olsunlar.'' buyurdu. Bunun üzerine Mûsâ aleyhisselâm her bir koldan iyi haber toplayan, sözünde sâdık ve vefâkar birer temsilci seçti. Bunları Eriha şehri ve ahâlisi hakkında bilgi toplamak için gönderdi. Aralarında Yûşâ bin Nûn'un da bulunduğu haber toplamakla vâzifeli kimseler Eriha'ya gittiler. O belde ahâlisinin iri cüsseli, çok kuvvetli ve kalabalık olduğunu görünce korktular. Geriye dönüp kavimlerine gördüklerini anlatarak onların harbe gitmelerine mâni oldular. Mûsâ aleyhisselâmın kavmi, gelen temsilcilerin anlattıklarını dinleyip harp etmekten vaz geçtiler. İçlerine korku düşüp, feryâda başladılar: ''Keşke Mısır'da ölseydik. Yâhut burada ölsek de, Allah bizi o zâlimlerin memleketine sokmasa, yoksa hanımlarımız, çocuklarımız ve mallarımız ganimet olarak kalacak.'' dediler. Temsilciler içinde bulunan, Allahü teâlânın kendilerinden ''İsmet ve tevfik'' ile haber verdiği Yûşâ bin Nûn ile Kâlib bin Yuknâ ise kavimlerine gelip, Eriha beldesi ahâlisinin kötü hallerinden bahsetmediler. Diğer kabilelerden o belde ahâlisi hakkındaki haberleri duyanlara ise korkulacak birşey olmadığını, Allahü teâlânın yardım ve inâyetiyle Eriha'nın fethedileceğini bildirip, Mûsâ aleyhisselâma yardımcı olmaya çalıştılar. Onlara dediler ki:

Ey İsrâiloğulları! Cebbarların (zâlimlerin) şehrinin kapısından hemen girin (onların vücutlarının büyüklüğünden korkmayın. Biz onları gidip gördük ve öğrendşk. Onların bedenleri büyük ve kuvvetli fakat kalpleri zayıftır. Sizinle harp etmeye rûhi mentânetleri yoktur.) Bir defâ kapıdan girdiniz mi ( Allahü teâlânın vâd ettiği yardımın size gelmesiyle) elbette siz gâliblerden olursunuz. Siz gerçekten inanan, Allahü teâlânın vâdini tasdik eden kimseler iseniz, (Allahü teâlânın kudretine, size yardım edeceği hakkındaki vâdine, Mûsâ aleyhisselâmın peygamber olduğuna inanıyor, imân ediyorsanız, düşmanların boy ve cüsselerine bakarak aldanmayınız. Onlardan korkmayınız. Size ilâhi yardımın geleceği husûsunda ve bütün her hâlinizde) Allahü teâlâya tevekkül ediniz. ( O'na itimad ediniz. Yanlız o'na güveniniz ve cihâddan geri durmayınız.) (Mâide sûresi: 23). Fakat İsrâiloğulları onların söylediklerine inanmadılar ve Mûsâ aleyhisselâmın nasihatlerine uymadılar. Yûşâ bin Nûn ve Kâlib bin Yuknâ aleyhisselâm taş ve sopalarla öldürmek istediler. İsrâiloğulları Yûşâ bin Nûn ve Kâlib bin Yuknâ'yı taşlayıp, Mûsâ aleyhisselâma karşı gelerek Allahü teâlâ isyân edince Mûsâ aleyhisselâm üzüldü. Allahü teâlâ isrâiloğullarını kırk sene müddetle Ary-ı Mev'ûd denilen bölgeye girmelerini haram kıldığını bildirdi. ''Biz harbe gitmeyiz'' diyerek isyân eden kimseler kırk sene müddetle Tih sahrasında şaşkın bir hâlde dolaştılar. Kırk sene içinde öldüler. Kırk senenin sonuna doğru Hârûn aleyhisselâm vefât etti. Mûsâ aleyhisselâm vefât ederken yerine Yûşâ aleyhisselâmı halife bıraktı. Allahü teâlâ Yûşâ aleyhisselâmı da İsrâiloğullarına peygamber olarak vazifelendirdi. Bu sırada Mûsâ aleyhisselâma karşı çıkıp; ''Biz harbe gitmeyiz'' diyen kimseler ölmüş, onların yerlerine oğulları ve torunları çoğalmıştı. Allahü teâlâ Yûşâ aleyhisselâma isrâiloğullarını toplayıp Tşh sahrasından çıkarmasını ve Arz-ı Mev'ûd denilen bölgeye gidip cebbârlarla (zâlimlerle) harp etmesini emretti. Yûşâ aleyhisselâm İsrâiloğullarını toplayarak Eriha şehrini kuşattı. Kuşatma altı ay sürdü. Nihâyet bir cumâ günü akşam üzeri mûcizeler göstererek şehri fethetti. Yûşâ aleyhisselâm ve o'na inananlar Eriha'yı fethettikten sonra İlyâ (Eyliyâ) şehrini de aldılar. Bu şehrin Yûşâ aleyhisselâm tarafından fethedildiğini duyan çevre şehirlerin hükümdarlarından beşi bir araya gelip İsrâiloğullarıyla topluca savaşa girdiler. Sonunda hepsi de yenilerek hezimete uğradılar.

Yûşâ aleyhisselâm Eriha ve İlyâ şehirlerini ve civârını fethettikten sonra Belka şehri üzerine yürüdü. Belka şehrini de fethedip, Belâk adındaki hükümdarını ve İsm-i A'zam duâsını bildiği halde Yûşâ aleyhisselâmın ordusuna karşı bedduâ etmeye teşebbüs eden, fakat ibret için dili göğsü üzerine sarkık kalan Bel'âm bin Bâûrâ'yı öldürdü. böylece Belka şehride fethedilmiş oldu. Eriha, İlyâ ve Belka şehirlerinin fethedilmesinden sonra Arz-ı Mev'ûd diye bilinen Filistin ve Şam diyarı da peyderpey İsrâiloğullarının eline geçti. Fetihler yedi sene devâm edip Kudüs şehri de Yûşâ aleyhisselâm ve ona inananlar tarafından fethedildi. Bu bölgedeki diğer şehirleri de fetheden Yûşâ aleyhisselâm batıda beş şehre gidip orayıda düşmanlardan aldı. Daha sonra Şam diyârına giderek orada yerleşmiş otuz bir hükümdarlığın beldelerini zaptetti. Putperest ve Allahü teâlâya isyân eden hükümdarları öldürtüp memleketlerini İsrâiloğulları arasında taksim etti. İsrâiloğullarını Arz-ı Mev'ûd'a yerleştiren Yûşâ aleyhisselâm, onlara Mûsâ aleyhisselâma nâzil olan Tevrât'ı okudu ve hükümlerini açıkladı. Onların Allahü teâlâya imân ve ibâdet üzere kalmalarına çalıştı. Yûşâ aleyhisselâm, Mûsâ aleyhisselâmın vefâtından sonra yirmi yedi yıl insanlara Allahü teâlânın emirlerini bildirdi. Ömrünün sonuna doğru hastalandı. Yerine Kâlin bin Yuknâ'yı halife tâyin etti. Yüz yirmi yedi yaşında vefât etti. Kabrinin Nablûs veya Haleb yakınındaki Mearre şehrinde olduğu rivâyet edilir. Yûşâ aleyhisselâm İstanbul'a hiç gelmedi. Beykoz Tepesinde ziyâret edilmekte olan kabrin Yûşâ peygambere âit olduğu söyleniyorsa da târihi bilgilere uygun değildir. Bu bir veli veyâ havârilerden birine âit olabilir. Böyle ise yine kıymetlidir. Kabrin Yûşâ peygambere âit olup olmadığını kesin olarak söylemek uygun değildir. Yûşâ aleyhisselâm karayağız, orta boylu, güzel yüzlü, iri gözlü, yassı göğüslü bir görünüşe sahipti. Yüzünün güzelliği Yûsuf aleyhisselâma çok benzerdi. Cesûr, kahraman, yiğit, harp taktik ve tekniğinde mahâret sâhibiydi. Mûsâ aleyhisselâma gönderilen Tevrât'ın hükümleriyle amel edip, insanlara tebliğ etmekle vazifelendirilmişti. Tefsir âlimleri Mâide sûresi 23. âyetinde bildirilen Allahü teâlâya imân edip, o'ndan korkanlardan iki kimseden birisinin ve Kehf sûresi 60- 65. âyetlerinde bildirilen Mûsâ aleyhisselâmın Hızır aleyhisselâmla görüşmek üzere yolculuk ettiği sırada yanında bulunan gencin Yûşâ aleyhisselâm olduğunu bildirmişlerdir.

Mucizeleri:
1- Yûşâ aleyhisselâm, Eriha'yı fethetmek üzere İsrâiloğullarını topladı. Yolculuk esnâsında Şeria (Ürdün) Nehrinin suları çok olduğu için geçemediler. Nehrin üzerinde köprü de yoktu. Yûşâ aleyhisselâm duâ edince Şeria Nehrinden bir yol açıldı. İsrâiloğulları o yoldan geçtikten sonra sular tekrar eskisi gibi akmaya devâm etti.
2- Bir şehrin fethi esnâsında kuşatma uzun sürmüştü. Bütün çalışmalara rağmen surlarda gedik açılmamıştı. Yûşâ aleyhisselâm duâ etti. Allahü teâlânın kudretiyle yer sarsılıp kalenin surları yıkıldı. Yûşâ aleyhisselâm ve ona inananlar şehre girip fethettiler.
3-Yûşâ aleyhisselâm Kudüs şehrini fethetmek için muhâsara etti. Bir cumâ günü akşam üzeri güneş batarken, güneşin bir müddet daha batmaması için Allahü teâlâya yalvardı: ''Ey Allah'ım! Güneşi geri al!'' diye duâ etti. Allahü teâlânın emri ve takdiri ile batmak üzere olan güneş yükseldi. Bir müddet daha gündüz devâm edip Kudüs fethedildikten sonra battı.

Ahmed bin Hanbel'in Müsned'inde bildirdiği hadis-i şerifte; ''Güneş hiçbir kimse için batmaktan alıkonulmaz. Ancak Beyt-i Mukaddesi fethetmek için gittiği gecelerden birinde Yûşâ aleyhisselâm için batmaktan alıkonuldu.'' buyuruldu.

Rapor Et
Reklam
Eski 30 Nisan 2008, 18:15

Peygambeler Tarihi - Hz. Yûşâ (Yûşâ Aleyhisselâm)

#2 (link)
KENCISii
Ziyaretçi
KENCISii - avatarı
Hz. Yusa, Hz. Musa´nin yegenidir.

Rivayetlere göre israilogullarina gönderilen bir peygamberdir. Halep´e yakin bir yerde vefat edip gömüldügü söylenir. Büyük bir ihtimal Gaziantep´deki türbesi gercektir (Halep´e cok yakin oldugu icin..) .
Hz. Yusa hic Istanbul´u görmemis ve yakinlarina bile gidememis, yani Beykoz´daki türbedeki ceset hangi evliyaya ait acaba?

Incil´de Yusa 'Josua' olarak geciyor. Bu ibranicedir ve 'kurtaran, yardim eden' anlamina geliyor. Zamanla Josua 'Joshua'ya dönüsmüs.
Dünya´da Joshua ismi cok kullaniliyor ama maalesef Türkiye´de Yusa ismi pek taninmamis
Rapor Et
Eski 23 Nisan 2012, 17:13

Cvp: Peygambeler Tarihi - Hz. Yûşâ (Yûşâ Aleyhisselâm)

#3 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Geçenlerde Celal Bayar Üniversitesinden Prf.Dr.Mehmet Çelik bu konuda uzun bir söyleşi yaptı.Bizde bazı cemaatler Yuşa'yı adeta ilahlaştırarak anadoludan turlar düzenliyerek onun mezarını kabe yaptılar.Aslında Yuşa,Mehmet Çelik'in ifadesine göre Tevratta 4 yerde geçer ve "baş kesici,kan dökücü" olarak bahsedilirmiş.Hz.Musa nın da komutanıymış.Beykoz'da ne işi var sa.......bu mümkün değil.İsrail nireeeee,Beykoz nire.Tam bir şehir efsanesi.Neyse.....İşte bizim cemaatçi köleler Onun boyunun 27 metre olmasını ballandıra ballandıra anlatırlar.Hatta bunlardan birisi üstelik te öğretmen anlattıkça inanın ben bayılacaktım.Eğer Yuşa Hz.Musa döneminde yaşamışsa Yuşa nın boyunun 27 metre,Musa'nın 1.70 cm olması akla,bilme,tarihe,genetik bilmine aykırıdır.Evlendiği hanımın da 27 metre olması ve onun nesillerinin de bu veya buna yakın bir boyda olması gerekirdi.Ama yok böyle bir şey.Buna inananın aklının olmaması lazım.Ama efsane ya...uydur Allah uydur,nasıl olsa davarlar çıkacak ve buna inanacak,inanmayanı da hemen dini duygular harekte geçerek "kafir" ilan edecekler,ettiler de.Boyu 27 metre olan bir insanın içinde yaşayacağı evin de en az 35 metre olması gerekir.Bir de Hz Musa dönemi yahudi tarihinde zaten kayıtlı ve bilinan bir gerçektir.Böyle birşeyden asla bahsedilmez,bu tamamen bizim insanımız tarafından uydurulmuş bir şehir efsanesidir.Prf.Dr.Mehmet Çelik "her gelen mezara 1 metre eklemiş,olmuş 27 metre " diye bunu izah ediyor.İddia ediyor ve diyor ki "açın o mezarı,bir tek insan kemiği bulunmayacak"..Aynı Eyyüp el Ensari nin mezarı da böyle diyor.fatih İstanbul'u fethetmeden tam 750 yıl önce araplar İstanbul'u fetheder ama soğuktan çoğu ölür ve bir kısmı da Bizans ordusu karşısında başarılı olamaz ve geri döner.Eğer anlatılanlar doğru ise....Çünkü arapların o tarihlerde İstanbul hakkında çok fazla bir bilgileri mevcut değil ve üstelik te denizden İstanbul'a gelecek gemileri ve tecrübeli kaptanalrı da yoktur.İşte İstanbul fethinden tam 750 yıl önce ölen bir sahabe bu 750 yıl zaman zarfında şehir olmayan,kırsal bir alan olan,koyun ve belki de keçilerin yayıltıldığı ormanlık bir alanda Eyyüp El Ensari nerede,gömülü mü,kurt kuş mu yedi bilen yok.Fatih istanbul u fethettiğinde Akşemseddin önce 2 direk çakar ve işte Eyyüp El Ensari'nin mezarı burası der.Sonra fatih gelir hayır der ve 50-100metre ileriye kazıkları çakar.Sonra Akşemseddin gelir "hayır ben rüyamda gördüm mezar eski yer der" ve kazıkları tekrar eski yerine çakar ve oraya hayali bir mezar yapılır.Gene Mehmet Çelik orasının da mezar olmadığını ama insanların hayali mezar önünde dua ettiğini söyler.Şimdi bir an için durup düşünelim;rüya ile mezar yeri bulunur mu?Ve buna dayanarak oraya mezar yapılır mı?Mehmet Çelik iddia ediyorum ki orada mezarda bir tek kemik yok diyor.Hem YUşa ve hem de Eyyüp el Ensari olayı doğru ise ;milyonlarca insan niçin hayali mezarların önünde dua etsin,onların manevi huzurunda yalvarsın.Buna mutlaka bir çözüm getirilmelidir.Özellikle Yuşa ile ilgili masal ve efsaneler almış başını gidiyor,adamın boyunun 27 metre olması bizim insanımızda dehşet sarsıntılara yol açıp,hayal alemini allak bullak ediyor.Olmayan şeyler bizim imişçesine sahipleniyoruz.Eğer Kudus te Yuşa hüküm sürmüşse o zaman ne işi var İstanbul'^da sormak gerekiyor.Bence bunlar tamamen İsrailiyat ve uydurma ve Yahudileri büyük insanların içinden çıktığı bir millet olarak lanse etmeye yönelik çabalardır.Hem bir taraftan yahudilerin masal,hikayelerine dört elle sarılmak olacak ama öte taraftan hocalar kürsüden yahudilerin yaşamaya bile hayat haklarının olmayacağını bize anlatacak ve biz de buna inanacağız.Halbuki Yahudi ile osmanlı çok güzel geçinmiş,4 padişahın anası yahudi olup,İspanyolların kılıçtan geçirdiği yahudi artıklarını kanuni ve Selim osmanlı topraklarına getirmiştir.Kanuni Sultan ın bile anasının yahudi olduğunu göz önüne alırsak Türk Milletinin islami çevrelerce Yahudi düşmanlığına yönlendirilmesi nasıl izah edilecek?
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.200 saniyede (75.75% PHP - 24.25% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 02:47
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi