Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Peygamberler Tarihi - Hz. Musa

Bu konu Dinler Tarihi forumunda KafKasKarTaLi tarafından 22 Ekim 2005 (17:52) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
29147 kez görüntülenmiş, 7 cevap yazılmış ve son mesaj 24 Şubat 2014 (22:29) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 5.00  |  Oy Veren: 1      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 22 Ekim 2005, 17:52

Peygamberler Tarihi - Hz. Musa kimdir, nereli, hayatı.

#1 (link)
KafKasKarTaLi
Ziyaretçi
KafKasKarTaLi - avatarı
Hz. Musa (a.s)
Allah Teâlâ'nin, dört büyük kitaptan biri olan Tevrat'i verdigi ve yeryüzünde dinini teblig edip, hakim kilmasi için gönderdigi Ulu'l-Azm* peygamberlerden biri. Hz. ibrahim (a.s)'in soyundan olup, israilogullarinin akidelerini islah etmek ve onlari Allah Teâlâ'nin diledigi nizama kavusturmakla görevlendirilmisti. Küfürle mücadelesi Kur'ân-i Kerim'de uzun uzun anlatilmaktadir.Hz. Adem (a.s)'den, Rasulullah (s.a.s)'e kadar pek çok peygamber gelmistir. Bu peygamberler, gönderildikleri kavimleri, Allah Teâlâ'ya iman etmeye çagirmislar; bu yolda kâfirlerle savasmislar, yasadiklari diyarlardan çikarilmislar; ezilmisler, hor görülmüsler ve hatta öldürülmüslerdir.
Mûsa (a.s) da, Allah Teâlâ tarafindan israilogullari'na gönderilmis bir rasul idi. O da tipki kendisinden önce gönderilmis olan peygamberler gibi kavmini Allah'a iman etmeye çagirdi. Kavmine zulmeden ve ilâhlik iddiasinda bulunan Firavun'a karsi tevhid yolunda mücahede etti. Bu ugurda, bütün peygamberlerin karsisina çikan güçlükler, onun da karsisina çikti. Dogup büyüdügü diyardan çikarildi, kâfirler tarafindan öldürülmek gayesiyle kovalandi. Allah Teâla Kur'ân-i Kerim'de bir ayette Hz. Mûsa (a.s)'dan söyle bahsediyor: "Kur'ân'da Musa'yi da an. Çünkü o ihlâs sahibi idi ve israilogullari'na gönderilmis bir peygamber idi"(Meryem, 19/51).
Hz. Musa (a.s)'nin Firavun ile olan kissasi, Kur'an'in bazi sûrelerinde çesitli üslûplarda ve teferruatli olarak anlatilmistir. Firavun ve ordusunun Kizildeniz'de bogulmalari olayindan sonra, israilogullari ile ilgili kissasina da genisçe yer verilmistir.
Musa (a.s)'nin Firavun ile olan mücadelesi, bir sahsin bir kralla, bir peygamberin sadece büyük bir zorba ile olan mücadelesinden ibaret degildir. Bilâkis bu hak ile bâtil'in çatismasi, Rahman'in ordusu ile seytanin ordusunun kaçinilmaz savasidir. Aslinda hak ile bâtil arasindaki bu savas, insanoglunun yaratilisindan, insanlari islah etmek üzere nebîler ve rasullerin hayat sahnesine çikmasindan beri devam edegelmektedir.
Sapiklik ve bâtil, daima iblis ve onun ordusu tarafindan temsil edilmis, imana, tevhide, peygamberlige, kisaca Hakka sürekli meydan okumustur. Fakat kazanan daima Hak olmustur. Allah Teâlâ söyle buyuruyor: "Muhakkak ki Biz peygamberlerimizi ve iman edenleri hem dünya hayatinda, hem de meleklerin sahid olacagi günde muzaffer kilacagiz" (el-Mü'min, 40/51).
Hz. Musa (a.s)'da gönderildigi kavmi cehalet ve sapiklik içerisinde buldu. Onlari Hakka davet etti, yurdundan çikarildi, savasti ve sonunda Allah Teâlâ'nin izniyle kazandi.

Hz. Musa (a.s)'nin Nesebi, Dogumu ve Hayati
Musa (a.s)'nin babasi, imran'dir Onun babasi Yahser, onun da babasi Kahes'dir. Nesebi Yakub (a.s)'a ulasir; ki, onun babasi Hz. ishak (a.s), onun da babasi Hz. ibrahim (a.s)'dir. Musa (a.s)'nin yaninda gördügümüz Harun (a.s) onun kardesidir. Allah Teâla, Musa (a.s)'yi Firavun'a, imana davet için gönderdiginde, Hz. Harun (a.s)'u da ona yardimci olarak seçmis ve görevlendirmisti. Hz. Musa (a.s) Allah Teâla'ya söyle dua ederek, kardesi Harun (a.s)'u kendisine yardimci yapmasini istemisti: "Bir de bana ehlimden bir vezir, (yardimci) ver. Kardesim Harun'u (ver)" (Tâhâ, 20/29-30).
Hz. Musa (a.s), Misir'in çok zor günler yasadigi bir dönemde dogdu. Bu sirada, ilâhlik iddialarinda bulunarak haddi asan Firavun, israilogullari halkina dayanilamayacak eziyetlerde bulunuyor, bu insanlari zulümle kasip kavuruyordu. israilogullari, Kipt kavminin muamelelerinden ve krallarinin agir baskilarindan bikmislardi. Misir'da yasamanin bir tadi kalmadigini biliyor ve dedelerinin yurdu olan Kenan illerine gitmek istiyorlardi. Ama onlardan her isinde istifade eden Firavun, yakalarini bir türlü birakmak istemiyordu. Onlara zulmün en akla gelmeyecek olanini yapti. Nitekim Kur'ân-i Kerim'de; "Biz sana Musa ve Firavun'un mühim haberlerinden, iman edecek bir kavim için, gerçek olarak okuyacagiz. Çünkü Firavun o yerde (Misir'da) baskaldirmis ve ahalisini parçalara bölüp, kendisine baglamisti" (el-Kasas, 28/3-4) buyuruluyor.
Firavun, saltanati sirasinda israilogullarina çok kötü eziyetlerde bulundu; onlari köle yapti, en çirkin ve adî islerde çalistirdi. Allah Teâlâ, israilogullarini bu sikintidan, azgin Firavun'un serrinden, zulüm ve taskinliklarindan kurtarmak için Hz. Musa (a.s)'yi gönderdi.
Sa'lebî, Kisas-i Enbiya'sinda imam Suddî'den; Firavun'un bir rüya gördügünü, korkup kederlendigini naklediyor. Rüyasinda Kudüs tarafindan gelen bir ates gördü. Bu ates, Misir'a kadar uzanip, Firavun'un evlerini yakti. Fakat sadece Kipti'lere zarar verdi, israilogullari ise kurtuldular. Uyaninca hemen kâhin ve müneccimlerden rüyayi tabir etmelerini istedi. Onlar dediler ki; "israilogullari içinden bir çocuk dünyaya gelecek, Misirlilarin helâkina ve senin kralliginin yok olmasina sebep olacak. Dogacagi zaman da iyice yaklasti."
Bu haber üzerine telaslanan Firavun, israilogullarin'dan dogan bütün erkek çocuklarin öldürülmesini emretti. Kur'ân-i Kerim'de bu olay söyle anlatiliyor: "Firavun, memleketin basina geçti ve halki firkalara ayirdi. içlerinden bir toplulugu güçsüz bularak onlarin ogullarini bogazliyor, kadinlari sag birakiyordu. Çünkü o bozguncunun biriydi" (el-Kasas 28/4).
israilogullari arasinda is yapabilecek insanlarin azalmasi üzerine Kiptîlerin ileri gelenleri Firavun'a giderek, "Eger böyle öldürmeye devam ederseniz, ileride bizim islerimizi yapacak kimse bulamayacagiz" dediler. Firavun da erkek çocuklarin bir sene öldürülmesini, bir sene de öldürülmemesini emretti. Erkek çocuklarin öldürülmedigi sene Harun (a.s) dogdu. Öldürüldükleri sene ise Musa (a.s)...
Musa (a.s) dogunca, annesi çok üzüldü. Allah Teâlâ ona korkmamasini, üzülmemesini vahyetti. Kalbine bir rahatlik verdi. Bu, Kur'an'da söyle anlatiliyor: "Musa'nin annesine: "Çocugu emzir, basina geleceklerden korktugun zaman onu suya (Nil'e) birak. Korkma, üzülme. Biz süphesiz onu sana döndürecegiz ve peygamber yapacagiz" diye bildirmistik" (el-Kasas, 28/7).
Musa (a.s)'nin annesi de ilham edileni yapti ve yavrusunu bir muhafaza içerisinde suya birakti. Ablasina da, "Onu izle" dedi. Musa (a.s)'yi tasiyan sandik, Allah'in izniyle dalgalarla sürüklenerek, Firavun'un sarayina ulasti. Yikanmakta olan cariyeler, sandigi bulup Firavun'un karisina götürdüler. Allah Teâlâ, Firavun'un karisi Asiye'nin kalbine bu çocugun sevgisini koydu. Firavun çocugu görünce öldürmek istedi. Ancak Asiye, çocugu kendisine vermesini istedi. Çünkü hiç çocuklari olmuyordu. Kur'an-i Kerim, bunu söyle anlatiyor: "Firavun'un karisi: Benim de senin de gözün aydin olsun! Onu öldürmeyiniz, belki bize faydali olur, yahut onu ogul ediniriz" dedi. Aslinda isin farkinda degillerdi" (el-Kasas, 28/9).
Hz. Musa (a.s) acikinca onu emzirmek icab etti. Fakat o kimseden süt emmek istemiyordu. Allah Teâlâ, bunu söyle zikrediyor: "Önceden, süt annelerinin memesini kabul etmemesini sagladik. Musa'nin ablasi; "size, sizin adiniza ona bakacak, iyi davranacak bir ev halkini tavsiye edeyim mi?" dedi. Böylece onu, annesinin gözü aydin olsun diye, ona geri çevirdik. Fakat çogu bilmezler" (el-Kasas, 28/12-13).
Musa (a.s) böylece annesine dönmüs oldu. Üstelik Firavun'un sarayinda büyüdü. Firavun ailesinin sevgisini kazandi. Allah Teâlâ söyle buyuruyor: "Musa erginlik çagina gelip olgunlasinca ona hikmet ve ilim verdik. iyi davrananlari böyle mükâfatlandiririz" (el-Kasas, 28/14).
Yetisip delikanlilik çagina gelen Musa (a.s) bir gün sehre indi. Ögle üzeriydi. Dükkanlar kapaliydi ve halk evlerinde istirahat ediyordu. Kur'ân-i Kerim'de, sehirde geçen hadise söyle anlatiliyor; "Musa, halkinin haberi olmadigi bir zamanda sehre idi. Biri kendi adamlarindan, digeri de düsmani olan iki adami dövüsür buldu. Kendi tarafindan olan kimse, düsmanina karsi ondan yardim istedi. Musa, onun düsmanina bir yumruk vurdu, ölümüne sebep oldu. "Bu seytanin isidir; çünkü o apaçik saptiran bir düsmandir" dedi. Musa, "Rabbim! dogrusu kendime yazik ettim, beni bagisla" dedi. Allah da onu bagisladi. O, süphesiz bagislayandir, merhamet edendir. Musa; "Rabbim! Bana verdigin nimete and olsun ki, suçlulara asla yardimci olmayacagim " dedi. sehirde, korku içinde, etrafi gözeterek sabahladi. Dün kendisinden yardim isteyen kimse, bagirarak ondan yine yardim istiyordu. Musa ona: "Dogrusu sen besbelli bir azginsin " dedi. Musa, ikisinin de düsmani olan kimseyi yakalamak isteyince: "Ey Musa! Dün bir cana kiydigin gibi bana da mi kiymak istiyorsun? Sen islah edenlerden degil, ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun"dedi" (el-Kasas, 28/15-19).
israillinin, olayi agzindan kaçirmasi üzerine, bütün halk Musa (a.s)'nin Misirliyi öldürmüs oldugunu ögrendi. Daha sonra bir adam kosarak geldi ve kendisini öldüreceklerini söyledi.
"Musa korku ipinde çevresini gözetleyerek oradan çikti. Rabbim! Beni zalim milletten kurtar" dedi. Medyen e dogru yöneldiginde: "Rabbimin bana dogru yolu gösterecegini umarim ", dedi" (el-Kasas; 28/21-22).
Musa (a.s) böylece yurdundan uzaklasti. Yanina yiyecek hiç bir sey de almamisti. Tam sekiz günlük yolu, agaç yapraklari yiyerek asti. Misir ile Medyen arasi sekiz günlük bir mesafedir. Allah Teâlâ'nin bu seçkin kulu, aç ve bitap düsmüs olarak bu uzun mesafeyi katetti ve nihayet Medyen'e ulasti. Kur'ân-i Kerim'de kissa söyle devam ediyor:
"Medyen suyuna geldiginde, davarlarini sulayan bir insan toplulugu buldu. Onlardan baska, hayvanlarini sudan alikoyan iki kadin gördü. Onlara: "Derdiniz nedir?"dedi. "Çobanlar ayrilana kadar biz sulamayiz. Babamiz çok yaslidir (onun için bu isi biz yapiyoruz) " dediler. Musa onlarin davarlarini suladi. Sonra gölgeye çekildi: "Rabbim! Dogrusu bana indirecegin hayra muhtacim" dedi" (el-Kasas, 28/23-24).
Ibn-i Kesir, El-Bidaye ve'n-Nihaye'de bu olayi söyle anlatiyor: "Medyen suyunda çobanlar koyunlari suladiktan sonra, kuyunun agzina büyük bir kaya koyarlardi. Bu iki kadin da artan sularla koyunlarini sulamaya çalisirlardi. Musa (a.s), kayayi kuyunun agzindan tek basina kaldirdi, su çekti ve kadinlarin koyunlarini suladi. Sonra tekrar kayayi yerine koydu. Bu kayayi ancak on kisi kaldirabilirdi. Musa (a.s) ise, on kisinin halledebilecegi bu isleri tek basina halletmisti. Kizlar babalarina gidip Hz. Musa'yi ve yaptigi iyiligi anlattilar. Kur'an-i Kerim'de kissa söyle devam ediyor:
"O sirada, kadinlardan biri utana utana yürüyüp ona geldi: "Babam sana sulama ücretini ödemek için seni çagiriyor dedi. Musa ona gelince, basindan geçeni anlatti. O: "Korkma! Artik zâlim milletten kurtuldun"dedi. iki kadindan biri: "Babacigim, onu ücretli olarak tut. Ücretle tuttuklarinin en iyisi bu güçlü ve güvenilir adamdir, dedi. Kadinlarin babasi bana sekiz yil çalismana karsilik bu iki kizimdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Eger on yila tamamlarsan, o senden bir lütuf olur. Ama sana agirlik vermek islemem. insallah beni iyi kimselerden bulacaksin" dedi. Musa: "Bu seninle benim aramdadir. Bu iki süreden hangisini doldurursam doldurayim, bir kötülüge ugramayacagim. Söylediklerimize Allah vekildir" dedi" (el-Kasas, 28/25-28).
Ibn-i Kesir söyle diyor: "Kizlarin babasinin kim oldugu hakkinda görüs ayriligi vardir. Bunun Suayb (a.s), oldugu hususunda kanaatler vardir. Ulemanin çogunlugu da bu görüstedir. Hasan Basri, Malik b. Enes'den naklolunan bir rivayeti delil getirerek diyor ki: Hz. Suayb kavmi helâk olduktan sonra uzun bir ömür yasamis, tâ ki Musa (a.s)'a ulasmis ve kizini ona nikâhlamistir.
Hz. Suayb (a.s)'in kiziyla nikâhlandiktan sonra Musa (a.s), Medyen'de kalip, haniminin mehri olmak üzere on yil koyun güttü. Bir rivayete göre, Peygamberimize tam olarak ne kadar çalistigi sorulmus; o da on sene oldugunu buyurmustur. Buradan anlasildigi üzere, tam on yil çobanlik yapmistir.

Hz. Musa (a.s) ya Peygamberliginin Bildirilmesi
Musa (a.s) Medyen'de on sene kalip mehrini tamamladiktan sonra, Misir'a dönmeye karar verdi. Ailesiyle birlikte yola koyuldu. Karanlik ve soguk bir gecede yolu sasirdi ve dag geçidinin yolunu bir türlü bulamadi. Çakmak tasiyla bir seyler tutusturmaya çalisti, basaramadi. Soguk iyice siddetlendi. Kansi da hamileydi ve dogum zamani da yaklasmisti. Musa (a.s) ve ailesinin gerçekten yardima ihtiyaci vardi. Kur'an-i Kerim'de, bu olay söyle anlatiliyor: "Musa, süreyi doldurunca ailesiyle birlikte yola çikti. Tür tarafindan bir ates gördü. Ailesine: "Durunuz, ben bir ates gördüm; belki oradan size bir haber veya tutusmus, bir odun getiririm de isinabilirsiniz" dedi. Oraya gelince, kutlu yerdeki vadinin sag yanindaki agaç cihetinden: "Ey Musa! süphesiz ben âlemlerin Rabbi olan Allah'im " diye seslenildi. "Degnegini at!." Musa, degnegin yilan gibi hareketler yaptigini görünce, dönüp arkasina bakmadan kaçti. "Ey Musa! Dön, gel. Korkma. süphesiz güvende olanlardansin" denildi. "Elini koynuna koy, lekesiz, bembeyaz çiksin. Korkudan açilan kollarini kendine çek! Bu ikisi Firavun ve erkânina karsi Rabbinin iki delîlidir. Dogrusu onlar yoldan çikmis bir millettir" denildi. Musa: "Rabbim! Dogrusu ben onlardan bir cana kiydim. Beni öldürmelerinden korkarim. Kardesim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu, beni destekleyen bir yardimci olarak benimle gönder, çünkü beni yalanlamalarindan korkarim" dedi, Allah: "Seni kardesinle destekleyecegiz, ikinize bir kudret verecegiz ki, onlar size el uzatamayacaklardir. Ayetlerimizle ikiniz ve ikinize uyanlar üstün geleceklerdir" dedi" (el-Kasas, 28/29-35).
Tâhâ sûresinin ilk ayetlerinde, Allah Teâlâ ile Musa (a.s) arasinda geçen konusma, daha ayrintili bir sekilde verilir. su ayetler Allah Teâlâ'nin Musa (a.s)'yi rasul olarak görevlendirdigi zamanin anlasilmasinda yardimci oluyor: "Ben seni seçtim, artik vahyolunani dinle. süphesiz ben Allah'im. Benden baska ilâh yoktur. Bana kulluk et, Beni anmak için namaz kil!" (Tâhâ, 20/13-14).
Ve daha sonra Allah Teâlâ, Musa (a.s)'ya söyle buyuruyor: "Firavun'a gidin; dogrusu o azmistir. Ona yumusak söz söyleyin, belki ögüt dinler veya korkar" (Tâhâ, 20/43-44).
Allah Teâlâ'nin, Musa (a.s)'ya bunu emretmesinden sonra, Musa (a.s) ile Firavun arasinda amansiz bir mücadele de baslamis oluyordu. Hak ile bâtil'in amansiz savasi. Bütün peygamberlerin birbirlerine miras biraktiklari tevhid mücadelesi...
Hz. Musa (a.s), Allah Teâlâ'nin bu emriyle Firavun'a gitti. Onu güzellikle Allah'a iman etmeye davet etti: "Musa: Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbinin peygamberiyim! Bana Allah'a karsi ancak gerçegi söylemek yarasir. Size Rabbinizden bir mucize getirdim, israilogullari'ni benimle beraber saliver" (el-A'raf, 7/104-105).
"Firavun: "Musa! Rabbiniz kimdir?" dedi. Musa: "Rabbimiz, her seye ayri bir özellik veren, sonra dogru yola eristirendir" dedi" (Tâhâ 20/49-50).
Firavun, bu davete icabet etmedi ve direndi. Musa (a.s)'yi zindana atmakla tehdit etti. Musa (a.s)'da Firavun'a, belki iman eder diyerek, ispat edici bir delil getirmek istedi. Asasini yere atti, kocaman bir yilan oldu. Elini koynuna sokup çikardi, gözleri kamastiran bir günes parçasi oluverdi. Musa (a.s)'nin gösterdigi bu mucizeler karsisinda Firavun gerçekten korkmustu. Bunun üzerine o da sihirbazlarini toplayip, Musa'yi maglup etmeyi kararlastirdi. Ülkesindeki bütün ünlü sihirbazlari çagirtti ve onlardan Musa (a.s)'nin yaptiklarindan daha büyük bir sihir yapmalarini istedi. Onlarda hazirlandilar ve bir gün kararlastirdilar. O gün gelince de halkin gözleri önünde Musa (a.s) ile yarismaya basladilar.
"Sihirbazlar: "Ey Musa! Marifetini ya sen ortaya koy veya biz koyalim" dediler. Musa: "Siz koyun"dedi. Sihirbazlar marifetlerini ortaya koyunca, insanlarin gözlerini sihirlediler ve onlari ürküttüler, büyük bir sihir yaptilar. Biz de Musa'ya: "Asani koyuver" dedik o da koyuverdi. Hemen onlarin uydurduklarini yutmaya basladi. Hak tahakkuk etti. Onlarin yaptiklari bosa gitti. iste orada yenildiler, küçük düstüler. Sihirbazlar secdeye kapanip: "Âlemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandik" dediler" (el-A'râf, 7/115-122).
Sihirbazlarin iman etmeleri, Firavun'u çok kizdirdi. Onlari öldürmekle tehdit etti. iste küfür, acizligini bu olayla bir kere daha ortaya koymus oldu.
Gelisen bu olaylar, Firavun'u yola getirecegi yerde, onu daha çok azdirdi. Ve Musa (a.s) ile kavmini ortadan kaldirmadikça rahata kavusamayacagina inanip, bu arzusunu yerine getirmeye çalisti. Musa (a.s), Firavun ve kavmini, imana çagirmaya devam etti. Firavun inkâr ettikçe, Allah Teâlâ onun kavmine tufan, çekirge, hasarat, kurbaga, kan gibi çesitli azablar gönderdi. Ancak bunlarin hiç biri, Firavun ve kavmini yola getirmedi.
Firavun, küfür ve inadinda, israr ve Musa (a.s)'nin davetine de icabet etmemeye devam etti. Allah Teâlâ, Musa (a.s)'ya israilogullarini bir gece Misir'dan çikarip Filistin diyarina götürmesini vahyetti. Bir gece Musa ve kavmi sehirden çikip, Süveys halici boyunca Kizildeniz'e yöneldiler. Firavun sehirde israilogullarindan hiç bir iz göremeyince, kaçtiklarini anladi ve bütün ordusunu seferber ederek, peslerine düstü. Firavun ordusunun çok kalabalik oldugu rivayet edilmektedir. Firavun iki gün sonra israilogullarina yetisti. israilogullarinin önlerinde geçilmesi mümkün olmayan bir deniz arkalarinda kocaman bir ordu vardi. israilogullari "Yakalandik yâ Musa" diye yakinmaya basladilar. Kur'ân-i Kerim'de olay söyle anlatiliyor: "Musa: "Hayir, Rabbim benimle beraberdir, bana elbette yol gösterecektir"dedi. Bunun üzerine Biz Musa ya: "Degneginle denize vur" diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrildi, her parçasi yüce bir dag gibiydi. iste oraya geridekileri de yaklastirdik. Musa ve beraberinde bulunanlarin hepsini kurtardik" (es-suara, 26/62-65).
"Firavun, ordusuyla onlari takib etti. Deniz de onlari içine aliverdi. Hem de ne alis!" (Tâhâ, 20/78).
Kur'an-i Kerim'de Allah Teâlâ, bir zâlimin, kâfirin sonunu böyle anlatiyor; ve bir kavmi nasil kurtardigini da. iste Hak, Bâtil'in tepesine böyle inip, onu ortadan kaldirabiliyor.
Firavun ordusu, bir tek kisi kalmamacasina yok oldu. Firavun ise, ölümün geldigini anlayinca iman ettigini açikladi: "Firavun bogulacagi anda: "israilogullarinin inandigindan baska tanri olmadigina inandim, artik ben de ona teslim olanlardanim" dedi. Ona: "simdi mi (inandin)? Daha önce baskaldirmis ve bozgunculuk etmistin"dendi" (Yunus, 10/90, 91).
Bu olaydan sonra Allah Teâlâ, Hz. Musa (a.s)'ya kavmiyle birlikte Beyti Makdis'e yönelmelerini emretti. Yola koyuldular. Çölde su bulamayip, siddetli bir susuzluga kapildilar. Gelip Musa (a.s.)'a sitem ve sikayette bulundular. Allah, Musa (a.s)'a, âsâsini tasa vurmasini emretti. Vurunca tasin oniki yerinden su fiskirdi. Her Yahudi kabilesine bir göze düsüyordu. Onlar bu gözelerden kana kana içtiler, susuzluklarini giderdiler. Allah Teâlâ israilogullarina, gökten kudret helvasi ve bildircin eti de gönderdi. Fakat israilogullarinin o ikiyüzlülükleri, bütün bu nimetlere ragmen, kendini burada da ortaya çikardi. Bir tek yemekle yetinemeyeceklerini söylediler: "Ey Musa! Bir çesit yemege dayanamayacagiz. Bizim için Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdigi sebze, kabak, sarmisak, mercimek ve sogan yetistirsin" demistiniz de, "hayirli olani daha düsük seyle mi degistirmek istiyorsunuz? Bir sehre inin, orada süphesiz istediginiz vardir" demisti" (el-Bakara, 2/61).
Sonra Allah Teâlâ Hz. Musa'ya, Filistin'e gitmeyi emretti. Orada Heysanilerin kalintilari ve Kenanlilardan meydana gelen zalim bir topluluk ile karsilastilar. Musa (a.s) kavmine, buraya girip bu zalimlerle savasmalarini, ve onlari bu mukaddes beldeden çikarmalarini emretti. Fakat, israilogullari buna cesaret edemedi: "Ey Musa! "Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyecegiz. Sen ve Rabbin gidin savasin, dogrusu biz burada oturacagiz" demislerdi" (el-Maide, 5/24).
Çünkü israilogullari, Firavun ülkesinde zillet ve adilige, asagilanmaya alismislardi. Onlar için bazi degerleri ele geçirmek için savasmak, bir manâ tasimiyordu. Allah'da onlari Tih çölüne atti ve yollarini sasirtti. Kavmine söz geçiremediginden yakinan Musa'ya, Allah Teâlâ: "Orasi onlara kirk yil haram kilindi. Yeryüzünde saskin saskin dolasacaklar. Sen, yoldan çikmis bir millet için tasalanma" dedi" (el-Maide, 5/26).
Zamanla, bu zillet içinde yasayan nesil, yerini hürriyetle yetisen ve izzetle yasayan bir nesile terketti. Bunlar da bir müddet sonra Arz-i Mukaddes'e girmeye muvaffak oldular.
israilogullari, bu kirk yil içinde çok çesitli sapikliklarda bulundular. Hz. Musa'nin Tur daginda kirk gün geçirdigi bir zamanda, Sâmirî isimli bir sahsin imal ettigi ve "iste sizin de Musa'nin da tanrisi" dedigi altindan bir buzagiya tapmaya basladilar. Musa (a.s) döndügünde onlari buzagiya tapinir görünce çok üzüldü. Harun (a.s)'a çikisti. israilogullari'ni buzagiya tapinmaktan vazgeçirmeye çalisti. israilogullari ise, her firsatta iki yüzlülüklerini sergilediler (Sâmirî olayi bak. Daha fazla bilgi için bk. Sâmirî mad.). Musa (a.s), hayati boyunca tevhid yolunda mücadele etti. Bu ugurda pek çok eziyetle karsilasti. Yurdundan çikarildi, ölümle tehdit edildi ve etrafinda kendisiyle beraber, inanan pek az insan bulabildi.
Musa (a.s), Tih çölünde, Harun (a.s)'dan sonra öldü. israilogullarini Arz-i Mukaddes'e sokamadi. Öldügünde yüz yirmi yasinda idi. Buhârî, onun ölümü ile ilgili olarak sunlari rivayet ediyor: "Ölüm melegi geldiginde, Musa (a.s) onun yüzüne dikkatle bakti. Canini almaya gelen Azrail (a.s) korktu ve gözü karardi. Sonra: "Yarabbi, beni bir kuluna gönderdin ki, ölmek istemiyor" diye tazarru eyledi. Allah Teâlâ, o hali üzerinden kaldirarak, tekrar Musa'ya gönderdi: "Söyle, sayili olmak sartiyla istedigi kadar yasasin". Hz. Musa: "Yarabbi, sonra ne olacak?" dedi. "Öleceksin" buyuruldu. "Öyle ise ölüm simdi gelsin" niyazinda bulundu. Sonra Allah Teâlâ'dan, kendisini bir tas atimi Beyti Makdis'e yaklastirmasini, orada ölmesini ve oraya gömülmesini istedi. Ebu Hureyre (r.a) söyle diyor: "Rasulullah (s.a.s): "Eger ben sizinle beraber orada bulunsaydim, onun yol kenarinda ve kizil bir kum tepesinin yaninda bulunan kabrini size gösterirdim" buyurdu".
Son Düzenleyen Blue Blood; 5 Haziran 2006 @ 20:15.
Benzer Konular: Etiketler:
  • hz musa nasil peygamber oldu
  • hz musa nin peygamber olusu
  • musa peygamber
  • musa peygamber nasil oldu
  • musa peygamberin hayati
Rapor Et
Reklam
Eski 3 Haziran 2009, 14:33

Peygamberler Tarihi - Hz. Musa

#2 (link)
Admin
ThinkerBeLL - avatarı
Hz. Musa
MsXLabs.org & Temel Britannica

İbrani kabilelerini birleştiren Hz. Musa, Yahudiler'in en büyük peygamberidir. Kutsal Kitap'a göre, Tanrımın yardımıyla Mısır'daki İbraniler'in soyundan gelen İsrailoğullarını kö­lelikten kurtaran Musa, halkına Tanrı'nın ya­salarını, ibadetin ve günlük yaşamın kuralları­nı bildirmiştir. Kutsal Kitap'ın Eski Ahit bö­lümündeki Tevrat ya da Tora olarak bilinen ilk beş kitabı Musa'nın yazdığı sanılmakta­dır.
Kuran'a göre Hz. Musa kitap indirilen ilk peygamberdir. Kurduğu dinin adı Musevilik, kitabının adı ise Tevrat'tır. Kuran'da ilk tektanrılı dinin kurucusu olarak onaylanan Musa, Hz. Muhammed'in geleceğini bildir­miştir. Kuran'da ve Kutsal Kitap'ta Musa'nın yaşamına ilişkin bilgiler genellikle çakışır. Ayrıca, Musa'nın mucizelerini anlatan birçok efsane de vardır. Her iki kitap da Musa'nın Mısır'da köle olarak doğduğunu kabul eder. Yaşadığı dönem kesin olarak bilinmemekle birlikte İÖ 14. yüzyılın sonlarında doğduğu ve İsrailoğulları'nın Mısır'dan çıkışına 13. yüzyıl­da önderlik ettiği sanılmaktadır.
Kutsal Kitap'a göre, bir Mısır kralı İsrail­oğulları'nın giderek çoğaldığını ve güçlendiği­ni belirterek, yeni doğan her erkek İbrani çocuğun öldürülmesini buyurdu. Musa doğ­duğunda annesi onu bir süre sakladıktan sonra sazdan bir sepetin içinde Nil Irmağı kı­yısındaki sazlıkların arasına bıraktı. Kız kar­deşi Miryam, biraz ilerde durarak ne olacağı­nı gözledi. Irmakta yüzmeye gelen firavunun kızı bebeği buldu ve yanına almak istedi. Miryam prensese bebeği emzirmek için kendi annesini getirdi. Annesi tarafından emzirilen Musa, prensesin oğlu olarak sarayda büyüdü.
Musa delikanlılık çağında, bir Mısırlı'nın İbrani bir köleyi dövdüğünü gördü. Mısırlı'yı öldürdükten sonra kaçmak zorunda kalan Musa, Midyan'a giderek (Kuran'da Medyan) Yetro adında bir kâhine sığındı ve kızı Tsippora ile evlendi. Orada yıllarca çobanlık yaptı.
Bir gün kutsal bir dağda hiç sönmeden yanan çalılıklar arasından Tanrı'nın kendisiy­le konuştuğunu duydu. Tanrı ondan Mısır'a geri dönmesini ve İsrailoğullarını Mısır'dan çıkarmak için firavuna başvurmasını istedi. Musa ona adını sorunca Yahve (Yehova) diye yanıtladı ve Tanrı olduğunu kanıtlamak için mucizeler gösterdi. Tanrı, Musa Mısır'a gi­derken yolda ağabeyi Harun ile karşılaşması­nı sağladı.
Musa ve Harun firavundan halklarını özgür bırakmasını istediler. Firavun bunu kabul etmedi ve İsrailoğulları üzerindeki baskıyı artırdı. Bunun üzerine Musa ve Harun, Mısır' da bir dizi yıkıma neden olan mucizeler gösterdiler. 10 büyük yıkımın sonuncusunda, firavunun oğlu da içinde olmak üzere, Mısırlı ailelerden her birinin en büyük oğlu ölünce, firavun İsrailoğulları'nın gitmesine izin verdi. Musa, onları bir araya topladı ve yolculuk başladı. Yahudiler Mısır'dan kaçışlarını bu­gün de Hamursuz Bayramı olarak kutlarlar.
Gitmelerine izin verdikten sonra pişman olan firavun İsrailoğulları'nın ardından asker­lerini yolladı. Yola çıkanlar firavunun askerleriyle Kızıldeniz arasına sıkıştı. Musa yardım isteyince Tanrı ona, asasını kullanarak deniz­de yol açmasını söyledi. Musa asasını kaldırdı ve deniz ikiye ayrıldı. İsrailoğulları ortadaki toprak yoldan ilerleyerek rahatlıkla karşı kıyıya geçtiler, ama onları izleyen Mısırlı askerlerin tümü deniz yeniden birleşince bo­ğuldu.
Uzun süre çölde yolculuk yapan İsrailoğulları, Sina Dağı'na geldiklerinde Tanrı, Musa' ya dağa çıkmasını buyurdu ve ona On Emir yazılı iki taş tablet verdi. Musa dağda uzunca bir süre kalınca İsrailoğullar'ı kuşkuya düştü ve kendilerine altından bir dana yaparak ona tapınmaya başladılar. Dağdan indiğinde olup biteni gören Musa, öfkeyle elindeki tabletleri yere atarak kırdı. Daha sonra yeniden Sina Dağı'na çıkan Musa yeni tabletlerle döndü. Bu kez çok özenle korunan iki tablet, Ahit Sandığı denen üzeri altın kaplama ve bezeme­li büyük bir sandığın içine kondu. Ahit Sandığı, İsrailoğulları'nın çölde dolaştıkları süre içinde dinsel törenlerini yürüttükleri taşınabilir tapınakları olan Tabernaculum'a yerleştirildi.
On Emir, Tann'nın tek olduğunu, İsrailoğulları için başka Tanrı olmadığını bildirir ve puta tapmayı yasaklar. Ana babaya saygı gösterilmesini, haftanın altı günü çalışılmasını ister. Ayrıca hırsızlık yapmayı, adam öldür­meyi, yalan yere tanıklık yapmayı, evlilik dışı ilişki kurmayı, komşunun malına ve ırzına göz dikmeyi haram sayar. Bu emirlere ek olarak Musa yolculukları boyunca İsrailoğulları için günlük yaşamlarını düzenleyen kuralları da koydu.
Sonunda kutsal sayılan Kenan toprakları göründü. Musa bunu Pisga Dağı'nın bir tepe­sinde izledikten sonra öldü; nasıl öldüğü ve nereye gömüldüğü bilinmemektedir. Yetro önderliğindeki İsrailoğullarının Şeria Irmağı' nı geçerek Kenan'a yerleşmeleriyle 40 yıl süren yolculuk sona erdi. Bu bölge daha sonra Filistin olarak anıldı.
Rapor Et
Eski 3 Kasım 2010, 10:15

Peygamberler Tarihi - Hz. Musa

#3 (link)
MsXTeam
_Yağmur_ - avatarı
Hz.Mûsâ`nin Mûcizeleri

1-Asâsi ejderhâ (büyük yilan) olurmus.
2-Sag elini koynuna sokup çikarinca, günes gibi parlarmis. Bu nûru gören düsmanlari kaçisirlarmis.
3-Kavmiyle Kizildeniz'in kenarina gelince asâsini vurup denizde yol açmis.
4-Tih sahrâsinda kavminin susuz kalip, su istemeleri üzerine asâsini bir tasa vurup Beni Isrâil'in kabileleri adedince, on iki pinar akitmis.
5-Firavun ve Kipti kavmi Isrâilogullarina zulüm ettigi ve Mûsâ`ya inanmayip isyân ettiklerinde, Allah, Mûsâ'ya tûfân mûcizesini vermis. Çok siddetli yagmur yagmis. Öyle bir karanlik ve firtina olmus ki, kimse evinden disari çikamamis. Ayin ve günesin isigi görünmez olmus... Kibtilerin evlerini su basmis. Ayakta durur olmuslar. Su bogazlarina kadar yükselmis. Isrâilogullarinin evlerine ise bir damla su girmemis. Firavun ve Kibti kavmi, bu belânin kaldirilmasini ve iman edeceklerini söylemisler. Musa kaldirmis fakat yine imân etmemisler ve baska belâlara dûçâr olmuslar.
6-Kibti kavminin ekinlerini, meyvelerini ve giydikleri elbiselerini, evlerinin tavanlarini yiyen çekirge sürülerinin istilâsina ugramalari mûcizesi. Bu çekirgeler Istâilogullarina hiç dokunmayip, Firavun'un kavmi Kibtilere musallat olurlarmis.
7-Kumnel yâni bit ve ekin böcegi denen haseratin Mûsâ`in mûcizesi olarak kibti kavmine musallat olmus.
8- Kurbaga mûcizesi, Kibti kavmi her belâya tutuldukça, belâ kaldirildiginda iman edeceklerini söylemelerine ragmen, sözlerinden vazgeçmeleri üzerine üst üstüne belâya tutulmuslar. Kurbagalarin istilâsina ugramalari da siddetli belâlardan biridir. Kurbagalar, yiyeceklerine, içeceklerine düser, kalirlarmis. Bir söz söylemek isteseler agizlarini açarken birkaç küçük kurbaga agizlarindan midelerine girerlermis. Geceleri üzerinde toplanan kurbagalarin seslerinden uyuyamazlarmis. Firavun, bu belâ kaldirildigi takdirde, iman edecegini söylemesine ragmen, belâ kalkinca yine iman etmemis. Kaynakwh webhatti.com: smiley

9-Kan belâsi. Misir'da bulunan bütün sular, Kibtilerin kaplarina doldurulurken kan hâlini alirmis. Böylece susuzluktan çâresiz kalmislarmis. Isrâilogullarina ise böyle bir sey olmazmis.
10-Isrâilogullarindan biri öldürüldügü vakit kimin öldürdügü bilinemeyince, Mûsâ`in duâsi ile ölü dirilip, kendisini öldüreni söylemis.
11-Mûsâ kavmiyle Tih çölüne geldigi zaman, kavminin yiyecegi kalmadigi için, Mûsâ`ya gelerek çoluk-çocugumuzla açliga dayanamiyoruz, dediklerinde Mûsâ duâ ettmis. Kudret helvasi ve bildircin kebabi inmis havadan. Her ne zaman isteseler önlerinde hazir olurmus. Kaynakwh webhatti.com: smiley

12-Mûsâ`nin duâsi ile kurakliktan kavrulup kuruyan ekinler, otlaklar ve meyveler eski hâlini alirmis.
13-Mûsâ Tih sahrâsinda bulunan Isrâilogullarinin durumunu merak edince bir kurt gelip onlarin durumunun nasil oldugunu Musa`ya söylemis.
14-Mûsâ'nin duâsiyla sari dikenler altin olurmus.
15-Yolculukta Mûsâ'ya uzun mesâfeler kisalir, kisa zamanda çok uzak yollar katedermis.

Rapor Et
Eski 12 Nisan 2011, 10:26

Peygamberler Tarihi - Hz. Musa

#4 (link)
Admin
ThinkerBeLL - avatarı
Musa (A.S.)
MsXLabs.org & İslam Ansiklopedisi

Kur'ân'da olsun, sahih hadisler­de olsun, hayat hikâyeleri en çok bil­dirilen büyük peygamberlerden biri ve belki de birincisi Hz. Musa'dır. Kur'­an'ın 34 sûresinde 131 âyette 136 de­fa zikredilir. Kitab-ı Mukaddes'e göre Musa'nın babası Amram, annesi ise Yokebed'dir. Kur'âfi'da bu konuda bilgi yoktur. Hz. Mûsâ, Firavun'un, İsrailoğulları'nın yeni doğan erkek çocuklarının öldürülmelerini emrettiği bir dönemde dünyaya gelir. Annesi onu bir süre gizler. Kur'ân'da belir­tildiği veçhile, ona bir tehlike gelme­sinden korkunca da bir sepet içinde nehre bırakır. Tevrat'ta, annesinin onu üç ay gizlediği belirtilmektedir.
Sepet içinde nehre bıkardan çocuğu Firavun'un karısı (Kitab-ı Mukadde­se göre kızı) bulur ve ona sahip çıkar. Ablası, nehre bırakılan sepeti takip et­miş, çocuğun Firavun'un sarayına alındığını görmüştür. Hiçbir kadının sütünü almayan çocuğa, ablasının teklifi ile tekrar annesinin sütü veri­lir. Sarayda büyüyen Hz. Mûsâ, bir defasında şehre gider. Bir İbranî'nin Mısırlı ile kavga ettiğini görür. İbranîye yardım ederken Mısırlı ölür. Hadisenin duyulması üzerine Medyen'e kaçar. Orada Şuayb peygamberin ya­nında on sene kalır. Onun kızlarından birisi ile evlenir. Tekrar Mısır'a dö­nerken, Tur dağında Cenâb-ı Hak kendisine hitab ederek, onu peygam­ber seçtiği, Mısır'a gidip, Firvaun'u hakka davet etmesini ve İsrailoğulları'nı salıvermesini istemesini bildirir. Kendisine Asâ ve Beyaz el mucizeleri verilir. Kardeşi Harun da beraberinde gönderir. Firavun, Musa'nın peygamberliğini ve âlemlerin Rabbini ka­bul etmez. Mucizeler de fayda sağlamaz. Bunun üzerine Hz. Musa'ya dokuz mucize verilir. Bu mucizeler, Fi­ravun ve Mısır halkına gelen felaket­lerdir. Sonunda bir gece Hz. Mûsâ ilahî emir gereği Israiloğulları'nı Mısır'dan çıkarır. Kendisini takip eden Firavun ve ordusu Kızıldeniz'de bo­ğulur. Benî İsrail ise, mucize eseri kar­şı sahile geçerler. Tekrar Tur dağına gelen Hz. Mûsâ, Cenâb-ı Hak'tan ila­hı emirleri alır. 40 sene çölde kavmi­nin başında bulunan Hz. Mûsâ, Arz-i Mevûd'a girmeden vefat eder. Tev­rat'a göre Moab diyarında vefat eder (Tesniye, Bap 34). Dört ilahî kitaptan Tevrat, Hz. Musa'ya verilmiştir.
Rapor Et
Eski 11 Haziran 2013, 21:31

Peygamberler Tarihi - Hz. Musa

#5 (link)
MsXTeam
Mira - avatarı
MUSA (A.S.)
MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi

Musevî dininin kurucusu ve İsrailoğullarının peygamberi. Yaşamı hakkında kesin bilgiler olmayıp bilinenler efsanelerle karışmış durumdadır. İ.Ö. 14. yüzyılın ikinci yarısıyla 13. yüzyılda yaşadığı sanılmaktadır. Mısır'da doğduğu ve İsrailoğullarından olduğu kesindir. Ana ve babasının kim olduğu ise bilinmemektedir. O dönemde İsrailoğulları Mısır'da yaşıyorlar ve Mısırlılar tarafından hor görülüyorlardı. Bütün dinî kaynakların birleştiği bir efsaneye göre, Musa'nın çocukluğu, firavunun sarayında geçti. Büyüdüğünde sarayı terk ederek soydaşlarının yanına gitti. Bir Mısırlı'yı öldürdüğü için Medyan'a kaçtı. Orada yaşadığı sırada, Tanrı Yehova kendisine vahiyler göndermeye başladı.
Bu vahiylerle Musa'ya, insanları doğru yola getirme, kavmini Mısırlıların baskısından kurtarma görevleri veriliyordu. Peygamberliğini ilân edince firavun ve adamları tarafından büyücülük ve yalancılıkla suçlandı. Tanrı'nın verdiği mucize gösterme gücünden yararlanarak kendisini savundu. Sonunda firavun, bütün İsrailoğullarını Mısır'dan kovdu. Musa, kavmiyle birlikte Kızıldeniz'i yararak (gösterdiği kabul edilen 9 mucizeden biridir), Mısır'dan çıktı. Peşinden gelen firavun ve askerleriyse denizde boğuldular. Daha sonra Musa, Tur Dağı'na çıkarak Tanrı'dan "On Emir"i aldı.
Musa din tarihinde, ilk tektanrılı dinin kurucusu olarak büyük önem taşır. Peygamberliği, daha sonra ortaya çıkan Hristiyan ve özellikle İslâm dinleri tarafından da tanınmıştır. Kuran'da bir hak peygamberi olarak gösterilir. Gerçekten de, getirdiği "On Emir" ve savunduğu ilkelerle tektanrıcı dinlerin temelini atmıştır. Kendisinden sonra kurulan birçok devlet bu on emri bir hukuk kuralı olarak benimsedi. On emir aynı zamanda İslâm hukuk kurallarının da temelini oluşturdu. Tanrı tarafından Musa'ya gönderilen kutsal kitap "Tevrat" ile Kuran arasında hem benzerlik hem de ayrılıklar vardır.
Rapor Et
Eski 11 Haziran 2013, 22:20

????

#6 (link)
MsXLabs Üyesi
medreseli - avatarı
bunu hangi kaynaktan yazdınız yaa.. hz. musa (a.s.) hayatını Kuran'dan ve hadisten öğrenin. tektanrılı dinin ilk kurucusu gibi bir ifade var. ilk insan ve ilk peygamber olan HZ.adem'den beri bütün peygamberler insanları Tek olan Allah'a iman etmeye davet ediyordu




Rapor Et
Eski 25 Ağustos 2013, 11:43

Peygamberler Tarihi - Hz. Musa

#7 (link)
Özel Üye-VIP
_AERYU_ - avatarı
Peygamberler Tarihi - Hz. Musa
MsXLabs.org

MUSA, Musevilik dininin peygamberidir. Hayatı üzerine edinilen bilgiler, daha çok, Museviler’in din kitabı olan Tevrat’a dayanır.

Hz. Musa doğduğu sırada İsrailoğulları Mısır’da bulunuyorlardı. Mısır’ın yerlisi olan Kıpt kavmi, İsrailoğulları’na hor bakarlardı. Onları, köle gibi, ağır işlerde kullanmaya, çeşitli eziyetler etmeye başlamışlardı. İsrailoğulları günden güne çoğaldıkça da fena halde tasalanıyorlardı. Buna rağmen, dedelerinin ülkesi olan Ken’an iline gitmek isteyen bu insanların yakasını bırakmıyorlar, her gün yeni vergiler, yeni eziyetlerle onları eziyorlardı. İsrailoğulları on iki «sıbt» (soy) du. Her soy, Yakup’un oğullarından birinden geliyordu. Birleşseler büyük bir kuvvet meydana getirebilirlerdi ama kendilerini bir araya getirecek bir başları yoktu.

O sırada Firavun’un kahinlerinden biri, İsrailoğulları’ndan bir erkek çocuk doğacağını, Mısır’ın bu yüzden zarar göreceğini, felakete uğrayacağını haber verdi. Firavun, bundan ürktü, İsrailoğuları’ndan doğacak her erkek çocuğun öldürülmesini emretti.

Yakup’un üçüncü oğlu olan Levi soyundan Ümran’ın bir oğlu oldu. Anası onu öldürülmesin diye, hasır bir sepete koyup Nil nehrine salıverdi. Firavun’un karısı Asiye, sarayının önünden geçen sepetin içindeki çocuğu gördü, onu aldı, evlat edindi. Büyüyünce kendi işlerinde çalıştırmak istiyordu. Yalnız, çocuk kimseden süt emmiyordu. Birçok sütana getirttiler. Çocuk (Musa) ancak annesinin memesini aldı. Böylece, Musa’yı, kendi annesi, sarayda büyüttü.

Musa’nın Mucizeleri

Musa, bir gün Mısır’da gezerken bir Mısırlı’nın, İsrailoğulları’ndan birini haksız yere döverken gördü, adamı bir yumrukta öldürdü. Elinden böyle bir kaza çıktığı için artık Mısır’ da duramazdı, kaçarak Medine’ye gitti. Şuayip Peygamberin bir kızıyla evlenip orada kaldı. Yıllarca sonra, kendi kavmine dönmek üzere, çoluk çocuğunu alıp yola düştü. Sina Yarımadası’nda Tur Dağı’na çıkınca orada, Tanrı’yla görüştü. Tanrı’nın emirlerini, peygamberlik, kurtarıcılık hükmünü aldı. Mısır’a gelince ağabeysi Harun’la anlaştı. İkisi Firavun’un karşısına çıktılar, onu hak dinine davet ettiler. Firavun Mısır’da kendisinden başka tanrı olmadığını söyleyerek Musa’yla alay etti. Musa, elindeki asayı yere bıraktı. Asa hemen yılan oldu. Firavun Musa’yı sihirbazlıkla suçladı, Mısırlı büyücülerle yarışa davet etti. Bu yarışmada Musa’nın asası, öbür sihirbazların hünerlerini hiçe indirdi. Firavun buna pek kızdı. İsrailoğulları ise Musa’nın yüceliğini anlamış, onun çevresinde toplanarak sözlerine iman etmişlerdi. Bunun üzerine Firavun, İsrailoğulları’nın Mısır’dan çıkıp gitmelerine izin verdi. Sonra da pişman oldu. Bütün askeriyle peşlerine düştü. Kızıldeniz kıyısında onlara yetişti. Musa asasını yere vurunca deniz yarıldı. İsrailoğulları bu geçitten geçtiler. Firavun’la ordusu da Kızıldeniz’e girmişlerdi. Musa asasını bir kere daha vurdu. Deniz kapandı. Firavun’la askerleri boğulup öldüler.

tbe5


Kızıldeniz’in Yarılması mucizesini anlatan bir tablo

Musa, Ürdün kıyılarına gelip Eriha şehri karşısındaki dağa çıktı. Oradan, İsrailoğulları’na vadedilen Ken’an İli’ni (Filistin’i) seyretti. Yalnız, oraya varamadı. Yuşa’yı kendisine vekil tayin ederek öldü.

Musa’nın kurduğu din, İsa’ya kadar, tek «semavi» (yani Tektanrılı, kutsal kitaplı) inanç olarak kaldı. Ondan sonra gelen peygamberler de hep Musa şeriatine göre iş gördüler. Tevrat «Ahd-i atik» adiyla din kitapları oldu. Musa’nın şeriatı, Sina Dağı’nda kendisine buyrulan meşhur On Emir‘e dayanır, ki şunlardır:

1 — Karşımda başka ilahların olmayacak;

2 — Puta tapmayasın;

3 — Boş yere Yehova’nın (Tanrı’nın) adını anmayasın;

4 — Altı gün çalışıp yedinci gün dinlenesin (Sebat gününde) ;

5 — Anana-babana saygı gösteresin;

6 — Adam öldürmeyesin;

7 — Zina etmeyesin;

8 — Çalmayasın;

9 — Yalancı şahitlik yapmayacaksın;

10 — Komşunun malına göz dikmeyeceksin, kıskanmayacaksın

Musa’yı, Moab ülkesinde bir dereye gömdüler. Mezarı belli değildir. 120 yaşında öldüğü söylenir. Hz. Musa, Müslümanlarca da hak peygamberi olarak tanınır.

Rapor Et
Eski 24 Şubat 2014, 22:29

HZ.MUSA

#8 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
hz.musa'nın doğumu ve vefat ettiği yılı bilinmemektedir.ama annesi jockhebe'dir babsı ise imran'dır
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.401 saniyede (87.95% PHP - 12.05% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 16:02
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi