Geri Dön   MsXLabs MK > :: LEGEND Forumları :: > Resim Galerisi > Doğadan Manzaralar
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 18-07-2006   #1 (mesaj-linki)
NeutralizeR - avatarı
Gergedan (Rhinocerotidae) - Gergedan Resimleri



Gergedan, gergedangiller (Rhinocerotidae) familyasından bugüne kadar soyunu sürdürebilmiş kara hayvanları içinde filden sonra en iri olan hayvan türleri. At ve eşek gibi tektoynaklılardan olan bu memeli hayvan günümüzde yalnızca Afrika, Hindistan, Malezya ve Endonezya'da yaşar. Ama fosillerden anlaşıldığı kadarıyla tarihöncesi çağlarda Avrupa'da da gergedanlar varmış. Bu soyu tükenmiş türlerin, daha soğuk olan Avrupa iklimine uyum sağlayabilmek üzere yumuşak tüylü bir postla örtünmüş olduğu da gene fosillerden anlaşılmaktadır.



Bugün doğada yabanıl yaşamlarını sürdüren gergedanların sayısı iyice azalmıştır. Bunun nedeni bir yandan insanların yerleşmesi sonucunda doğal yaşam alanlarının daralması, bir yandan da özellikle boynuzları için gergedanların kaçak olarak avlanmasıdır. Gergedanların boynuzu öbür hayvanlarınki gibi kemikten değil, saç, kıltırnakların yapısındaki (keratin) denen lifsi bir proteinden oluşmuştur. Bazı Asya ülkelerinde bu boynuzların doğaüstü güçler taşıdığına inanılır.



Bugünkü gergedanların, üçü Asya'da, ikisi Afrika'da yaşaya beş türü vardır. Bunların hepsi iri yapılı, kısa ve kalın bacaklı hayvanlardır. Ayaklarında tek bir toynakla (geniş ve kalın tırnakla) çevrili üçer parmak bulunur. Kafaları iri ve ağır, kulakları geniş, ucu püsküllü olan kuyrukları ince ve oldukça kısadır. Son derece kalın olan derileri, kulaklarının tepesindeki tüy tutamları ile kuyruk püskülleri dışında tümüyle çıplaktır. Türleri ayıran en önemli fark burunlarının üstündeki boynuzların bir yada iki tane olmasıdır. Asya'da yaşayan üç türden ikisi tek boynuzlu, öbür Asya türü ile iki Afrika gergedanı çift boynuzludur. İçlerinde en irisi olan beyaz Afrika gergedanının ağırlığı beş tonu bulur.
Otçul hayvanlar olan gergedanlar genellikle tek başlarına ya da aile grupları halinde geniş otlaklarda, çalılık ve bataklık bölgelerde yaşarlar. Yalnız Sumatra gergedanı sık ormanlarda yaşar. Görme duyularının zayıf olmasına karşılık koku alma ve işitme duyguları çok gelişmiştir. Hayvanlar arasında kendilerinden daha güçlü düşmanları olmayan gergedanlar insanla karşılaştıklarında da genellikle kaçarlar.
Ama bazen kızgın bir erkeğin ya da yeni doğurmuş bir dişinin alışık olmadığı bir koku ya da sesle uyarıldığında körlemesine saldırdığı olur. Gergedan bütün iriliğine karşın hiç de hantal bir hayvan değildir. Saatte 45 km hızla koşabilir ve bu körlemesine koşu sırasında koca gövdesinden hiç beklenmeyen bir çeviklikle bir anda yönünü değiştirebilir.

Cinsler

Ceratotherium
Dicerorhinus
Diceros
Rhinoceros
Coelodonta (Nesli tükenmiş)
Elasmotherium (Nesli tükenmiş)



Son Düzenleyen NeutralizeR; 18-07-2006 @ 22:39.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 18-07-2006   #2 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Gergedan (Rhinocerotidae)


  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 18-07-2006   #3 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı
Cvp: Gergedan (Rhinocerotidae)


  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 18-07-2006   #4 (mesaj-linki)
PiSiK0PATR - avatarı
Cvp: Gergedan (Rhinocerotidae)














Son Düzenleyen Blue Blood; 18-07-2006 @ 22:27.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 18-07-2006   #5 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Gergedanın Boynuzundan

Gergedanın Boynuzundan

Prof.Dr. Arif SARSILMAZ



Kara hayvanları arasında büyüklükte üçüncü sırada yer alan biri olarak sizinle sohbet etmek istiyorum. Ağırlık olarak fil ve su aygırından; boy olarak da, zürafa ve filden sonra geliyorum. İki tonluk ağırlığım ve 420 cm'lik boyumun yanında beni diğer hayvanlardan ayıran en mühim özelliğim, burnumun üzerinde taşıdığım boynuzdur. Bazı türlerim üç-dört tonu aşmalarıyla su aygırını bile geçebilir (Ceratotherium simum -Geniş ağızlı gergedan). Bu müthiş ağırlığıma ve cüsseme rağmen, gerektiğinde -kısa süreli olarak- saatte 50 km'lik hıza çıkabilirim.

Alâmet-i fârikam olan boynuzum yüzünden başıma gelmeyen kalmadı. Herkes boynuzumda bir keramet umarak saldırıyor. Eski Çin tıbbından kalan bir hurafeden dolayı güç ve kudret kazanmak isteyenler, boynuzuma binlerce dolar veriyor, toz haline getirip içiyorlar. Hiçbir işe de yaramıyor aslında. Kerameti boynuzumdan biliyorlar, oysa Rabb'im şifayı başka vesileyle vermiştir. Şu insanoğluna hayret ediyorum! Zevk ve gösteriş merakını tatmin için koskoca bir canlıyı acımadan deviriyor. Neymiş efendim! Mehmet Beyin tesbihi, Ali Beyin gözlük çerçevesi, Ahmet Beyin tarağı boynuzumdan yapılınca kıymetleniyormuş! Allah'ın yarattığı bir sürü kıymetli taş ve yeni yeni çıkan sentetik malzemeler varken, insanoğlunun hırsı gözünü döndürmüş, olan bize oluyor. Peşinde koştuğunuz boynuzum kemikten bile değildir; tırnak ve saçlarınız gibi keratinden yapılmıştır. Binlerce kıl bir araya getirilmiş ve sıkıştırılıp kaynaştırılarak yekpare halde bir boynuz yapılmıştır. Bu yüzden, yakıldığında keratinin yapısındaki kükürt kokusunu, yani yünü yaktığınızda çıkan kokunun aynısını duyarsınız. Rabb'im keratini sizin tırnak, saç ve kıllarınız olarak işlerken, sığır ve koyunların alınlarında boynuz ve ayaklarında toynak haline getirmiş. Burnumun üzerine bir boynuz koyup beni ihtişamlı bir hale getirmiş.

Boynuzlarımız yüzünden öldürüldüğümüz için, sayımız çok azaldı. Şimdi ancak çok dar sahalarda, koruma altında yaşayabiliyoruz. Beş türümüzden Hindistan'da (rhinoceros unicornis) ve Java'da (rhinoceros sondaicus) yaşayanlar tek boynuzlu; Afrika'da yaşayan beyaz gergedan veya geniş ağızlı gergedan (ceratotherium simum), siyah gergedan veya sivri ağızlı gergedan (diceros bicornis) ile Sumatra'da yaşayan (dicerorhinus sumatrensis) türlerimiz iki boynuzludur. İki boynuzlu türlerimizin öndeki boynuzu büyük, arkadaki ise küçüktür. Ön boynuzlar, beyaz gergedanda 158 cm'ye; Hint gergedanı veya zırhlı gergedanda 60 cm'ye; siyah gergedanda ise, 135 cm'ye kadar ulaşabilir.

Görme duyumuz çok zayıftır; 30 m'den uzaktaysanız sizi göremem. Gözlerim sizde olduğu gibi, başımın ön tarafına ikisi bir arada yerleştirilmemiştir. Sağ ve sol gözüm, başımın iki yanında ayrı ayrı yönlere baktığından, her bir gözüm farklı manzaralar temaşa eder. Bu durum, ilk bakışta üç boyutlu görmeme engeldir. Bu yüzden, başımın bir tarafındaki tek gözümle bir şeyler gördüysem, bu görüntü beynime kısa süreli kaydedilir, hemen başımı aksi yöne çevirip diğer gözümle de aynı şeyi görürüm. Arada geçen süre içinde beynimdeki ilk görüntü silinmeden diğer gözümden gelen görüntü ile çakışır ve böylece ben de, sizin gibi, üç boyutlu (yani derinliği de olan) bir görüntüye kavuşurum.

Güçlü olan yanım, sesleri işitmedeki ve koku almadaki hassasiyetimdir. Kulaklarım, huni gibi, en zayıf sesleri bile toplayacak bir biçimde yaratılmıştır. Çevre hakkındaki en iyi bilgiyi ise, koklayarak elde ederim. Bol kıvrımlı burun kanallarımın içini döşeyen koklama epitelimin genişliği, beynimdeki koku alma merkezinden daha geniştir. Koklama ve işitme cihazlarımın bu hassas yapıları sâyesinde, gözlerimin zayıflığından şikâyetim olmaz. Ne şikâyetim olacak ki? Beni bu dev cüssemle mükemmel tarzda yaratan Rabbim, hangi organın nasıl bir güçte olması gerektiğini bildiği için, en uygun olanını vermiş.

Gürültücü hayvanlar olarak biliniriz. Bizim kadar çeşitli sesler çıkararak haberleşen hayvan türü azdır. Yavrularımıza bakarken, sığırların böğürmesi gibi bir ses; yaşadığımız mekanın sınırlarını belli etmek için, bir homurtu; müdafaa maksatlı olarak, kükremeye benzer bir ses; eşimizi çağırmak için, yumuşak hıçkırık gibi bir inilti çıkarırız. Erkeklerimizin testisleri torba içine inmediğinden fillerde olduğu gibi, ilk anda cinsiyetimizin tespiti zordur. Dişilerimiz biraz daha küçüktür. Dev cüssemizin ağırlığını taşıyan güçlü bir iskeletimiz vardır. Ayrıca 3-5 tonluk bir ağırlığı kaldırabilmesi için, kalın bacaklarımızın uçlarına küt ve kısa üç parmak yerleştirilmiş, parmaklarımızın ucu ise, toynaklarla çevrilmiştir. Böylece geniş ayak tabanı ile birim alana düşen basınç azaltılmıştır. Eğer ayaklarım bu kadar geniş olmasaydı, bastığım yumuşak yerler çöker, ayaklarımı çekip çıkaramazdım.

Bütün gıdamızı bitkiler teşkil eder; yeşil yaprak, uzun ot ve çimen yiyerek hayatımızı sürdürürüz. Bitkilerin, hacimleri fazla fakat gıda değeri düşük lifli ve sulu yapraklarını tüketmek mecburiyetindeyiz. Beyaz gergedan türümüzün midesindeki yeşil bitkilerin yaş ağırlığı 70-75 kg gelir ki, bu ağırlığının % 4-5'ini teşkil eder. Cüssemin enerji ihtiyacını karşılamak üzere, sindirim sistemimin daha verimli çalışması için, bağırsaklarım bir mayalanma odasına çevrilmiş ve içine bol miktarda selüloz sindiren bakteri yerleştirilmiştir. Böylece yeşil bitkilerin yapraklarındaki besinleri, yeterince temin edebilirim.

Bazı türlerimin köpek dişleri, bazılarının da kesici dişleri yoktur. Dişlerin yerine çok hususî bir biçime sahip, her türün beslenme tarzına uygun yaratılmış dudaklarımı kullanırım.



Dudak kaslarımın çok farklı yönlerde dizilmiş güçlü demetlerden yapılmış olması sayesinde ve derimin hassas alıcılarıyla, incecik otları bile başka cisimlerden ayırıp koparabilirim. Asya'daki türümde köpek dişi yokken, kesici diş var. Sumatra'da yaşayan türümde ise, köpek dişi vardır. Bu dişleri beslenme için değil, kavga için kullanır. Afrika'daki beyaz gergedan türümün ağzını çeviren dudakları, bir ısırmada büyük bir demet otu midesine indirebilir. Geniş düzlüklerdeki otlar kuruyunca, gölgelerdeki otları, bunlar da bitince uzun boylu çayırları yemeye başlar. Siyah gergedan türümün sivri ve uzun dudak yapısı ise, ağaç dallarındaki ve çalılardaki yaprakları toplamak için yaratılmıştır. Bu türün en çok sevdiği bitkiler, akasya ve sütleğen türleridir. Bu tür, az miktarda çayırlardan da beslenir. Hint gergedanının üst dudağının hususî yaratılmış biçimi de, ona çalılıkların üst kısımlarından taze yaprakları koparma imkânı verir.

Suyu çok sevdiğimiz için suya yakın yerlerde yaşarız. Günde 80 litre su içerim. Ancak gerektiğinde 4-5 gün susuz kalabilirim. Sulak arazileri çok severiz; vaktimizin çoğunu su içinde, yahut çamura gömülerek geçiririz. Omuz ve kalça bölgelerimde kıvrımlar yapan derilerimiz son derece kalındır. Kuyruğumun ucundaki ve kulaklarımdaki kılların dışında, derim hemen hemen çıplaktır. Derim bu kalın hâline rağmen; kan damarlarım yüzeyinde seçilecek şekilde yaratıldığı için, sineklerden çok rahatsız olurum. Çünkü sinekler keskin ağız âletleriyle derimi delip kan damarlarıma ulaşabilir. Buna karşı Rabb'imin öğrettiği şekilde çamura girerek sineklerden kurtulurum. Eğer nasıl korunacağım bana öğretilmemiş olsaydı, çamurun kuruyunca üzerimde kalın bir tabaka teşkil edeceğini nereden bilebilirdim?

Yerine göre hem sosyal hem de ferdî hayvanlarız. Hindistan'daki türümüzün dişileri beş yaşında ergenlik belirtileri gösterir ve 6-8 yaşlarında ilk yavrusuna hamile kalır. Bu türümüzün hamilelik süresi 16-17 ay kadardır. İri cüssemizden dolayı, her doğumda bir yavru doğururuz. İkinci kez hamile kalmamız için, ilk doğumun üzerinden en az 22 ay geçmesi gerekir. Çünkü yavrumuzun iki sene emzirilmesi gerekir. Yavrumuzun doğum ağırlığı, 65 kg kadardır. Annenin sütü yavrunun ihtiyacına göre hazırlanmıştır. Meselâ sütümüzdeki su miktarı sütünüzdeki kadardır; ama yağ miktarı sizinkinden 15 misli azdır. Protein miktarı ise, üç misli fazladır.

Hayvanların çoğunda olmayan bir hissimizi de anlatmadan geçemeyeceğim: Dişilerimiz diğer birçok memeli hayvanda görülmeyecek tarzda utangaçtır. Doğum esnasında yabancı gözlerden uzak tenha bir yerde yavrusunu dünyaya getirir. Beyaz gergedan türümüzün yavrusu, annesini üç gün çok yakından takip eder, daha sonra da uzaktan... Hindistan'daki türümüzün gözleri az görmesine rağmen, yavrusunun kokusu ve sesi sayesinde, 800 metre uzaktan onun durumundan haberdâr olur.

Erkeklerimiz, sekiz yaşında erginleşir; fakat hemen evlenmeye kalkmazlar. Önce kendilerine yaşayacakları bir saha ayarlarlar. İki sene kadar bir zaman bu sahayı sahiplenir, herkese buranın kendilerine ait olduğunu kabul ettirdikten sonra evlenirler. Başkasının yurduna yerleşerek baba olmalarına izin verilmez.

Yavrular taze çimenleri yemeye başlar. Anneler, yavrularını bir-iki sene görüp gözetir. Yeni yavrunun doğumuna yakın, önce doğmuş yavrular artık kendilerini idare ettiklerinden terk edilir.

Yetişkinlerimiz ekseriya tek başına yaşadıkları halde bazen 5-10'lu gruplar da teşkil edebiliriz. Yurtlarımız, 10-25 km2 kadar olabilir. Eğer fazla nüfus yoğunluğu yoksa, bu saha 50 km2' ye kadar çıkabilir. Yurdumuzun sınırını seslerimizle belirleriz. Herkes hususi seslerle: "Bu bölge benimdir, kimse girmesin." diye âdeta ilân eder. Siyah gergedanın yurt sahası, orman veya açıklık olması durumuna göre 3-90 km2 arasında değişebilir. Dişiler biraz daha esnek olup, birbirlerinin sahasına geçtikleri halde, erkekler çok katı olduklarından başkasının sahasına girmez.

Erkeklerimiz arasında ölümle neticelenebilen kavgalar yaşanır. Bilhassa siyah gergedan türümüzde vuruşmalarda ölüm nisbeti yüksektir. Erkeklerin % 50'si, dişilerin ise % 30 kadarının ölümcül yaralar alarak hayata veda ettikleri tahmin ediliyor. Bu yüksek ölüm nisbetinden dolayı, nüfus dengemizi korumakta sıkıntı çekiyoruz. Hindistan'da yaşayan türümüz çok kavgacıdır, hattâ bazen fillere bile saldırır. Beyaz gergedan türümüz ise, daha yumuşak başlı ve uysal olmasına karşılık, vücutları daha iri ve ürkütücüdür. Bunlar, görüntülerinden istifade ederek, büyük bir grup teşkil edip yavrularını korurlar.

Başta da belirttiğim gibi, boynuzlarımız sebebiyle avlandığımızdan, sayılarımız çok azalmıştır. Siyah gergedan türümüz; 1970 -1990 arasında, 100.000'den 3.000'e kadar inmiştir. Böyle giderse, herhalde tükeneceğiz. İçinizdeki katı kalbli insanların hırslarını dizginlemeleri için dua etmekten başka şansımız yok! Hayvanlara, otlara ve böceklere bile merhametle yaklaşan atalarınız gibi, tabiata ve insanlara dost, kendisiyle barışık bir insan modeli gelişirse, biz de kurtulmuş olacağız. Soyumuz tükenmeden, o hayırlı insan modelinin sözü ele geçirdiğini, asayiş ve huzurun temsilcisi olduğunu görmek, bizi ziyadesiyle sevindirecektir.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 18-07-2006   #6 (mesaj-linki)
arwen - avatarı
Cvp: Gergedan (Rhinocerotidae)

Issız topraklarda bir yanlız...Gergedan



Gece olur . Kara Afrika Gergedan'ı serinlemek için bir su birikintisinin yanına gelir. O gün çok terlemiştir ve yediği ağaç dalları susuzluğunu gideremeyecek kadar kurudur. Küçük su birikintisine girince ayakları çamura gömülür. Çamurda üç yapraklı yoncayı andıran ayak izleri kalır. Sonra yumuşacık çamura yavaşça çöker.
Gergedan çamurun içinde yuvarlanır. Böylece kendisini rahatsız eden asalaklardan ve böceklerden de kurtulur. Gerçekte sivrisinekler gergedanın kanını emerek
beslenirler. Tüysüz bir deriyi sokmak oldukça kolaydır sivrisinekler için! Birkaç saat sonra gergedan çamur banyosundan çıkar. Derisi çamurla kaplıdır. Bu çamurdan zırh, gergedanı saatlerce güneşten ve sinek sokmasından korur.


Gergedan çalıların arasında kaybolur. Derisini kaplayan çamur kurumuştur ve parça parça dökülmeye başlar. Çamurun içinde kalan asalaklar bu arada ölüp giderler. Böylece gergedan, derisinin üstüne yerleşen ve kanını emen kenelerden de kurtulmuş olur.

Kuşların tüneği
Hemen hemen her gergedanın sırtında asalakla beslenen 3 ya da 4 tane küçük kuş görülür.
Bu kuşlar gergedanın derisine yapışmış olan keneleri yiyerek beslenirler. Böylece bu küçük kuşların karnı doyar, gergedan da kenelerden kurtulur!



Belirsiz bir gelecek
Son gergedanları kurtarmak için Afrika'da çevresi elektrikli tellerle çevrilmiş alanlar oluşturuldu. Bu alanlar ayrıca silahlı bekçiler tarafından korunmaktadır.
Bugün bu çabalara karşılık gergedanların yok olmasını önlemek pek kolay gözükmüyor.

Beyaz Gergedan Afrika'da yaşar . Kara Afrika Gergedanı'ndan daha iridir. Yüzyılın başından bu yana Beyaz Gergedan Afrika'da git gide azalmaktadır. Bu gün sayıları 4000 kadardır.

Korkunç kıyım
Gergedanların beş türü de yok olmak üzeredir. Gergedanların sayısı 1970 yılında 160 bindi. Bunların 151 bini yok oldu. Bu gün ise 9 bin tane kalmıştır. Gergedanların çoğu boynuzlarını
elde etmek için öldürülmüştür.



Az bulunur bir boynuz
Gergedanın boynuzu ineğinki gibi kemik yapılı değildir. Tırnaklarımız gibi keratinden oluşur. Boynuz durmadan uzar. Gergedan boynuzunu taşlara sürerek sık sık törpüler.



Hassas bir kulak
Gergedanların kulakları tüp biçimindedir. En küçük bir gürültüyü işitebilmek için her yöne çevrilir


Burnuma nefis kokular geliyor
Koklama duyusu gergedanın en gelişmiş duyusudur. Geceleri yolunu, yemek istediği bitkileri ya da öteki gergedanları bulmasına yardım eder.

Gribe karşı ilaç
Yüzyıllardan beri gergedanın boynuzu Çin'li hekimlerce ilaç olarak kullanılmıştır. Çin'li hekimler, toz haline getirdikleri gergedan boynuzunu ateş düşürmek için ya da gribi iyileştirmek için kullanırlar.


Çamur banyosu
Kara Afrika Gergedan'ı saatlerce su birikintisinin çamurunda yuvarlanır durur. Çamur banyosundan sonra gergedan çalılıkların arasında döner. Çamur bulamadığı zaman kumların ya da toz toprağın içinde yuvarlanır. Gergedan yaşadığı alanının sınırlarını işeyerek belirler. Asalak yiyici kuşlar ise her zaman gergedana eşlik ederler.Kara Afrika Gergedan'ı çok sık ve dikenli çalılıkların arasında kendine yol açar.
Özellikle küçük yapılı hayvanlar bu geçitten yararlanarak kendilerine yiyecek ararlar.


Rakamlarla gergedanların arası nasıl?
4600 kilo: Bu en ağır olanının kilosudur. 5 metre boyunda 2 metre yüksekliğindeki bu gergedan beyaz gergedandır.
Yaş 45: Bu en yaşlı gergedanın yaşıdır. Bu bir Hint gergedanıdır.
75 adet: Bu Cava'da yaşamakta olan gergedanların sayısıdır. Bu gergedanlar bütün gergedanlar arasında en az rastlanılanlarıdır.
Yükseklik 1,5 metre:Bu Sumatra gergedanının
yüksekliğidir, ağırlığı 500 kilodur. Bu gergedanların en küçüğüdür.
800: Bu Sumatra'da yaşamakta olan ve geride kalan son gergedanların sayısı.

Rakamlarla gergedanların arası nasıl?
4600 kilo: Bu en ağır olanının kilosudur. 5 metre boyunda 2 metre yüksekliğindeki bu gergedan beyaz gergedandır.
Yaş 45: Bu en yaşlı gergedanın yaşıdır. Bu bir Hint gergedanıdır.
75 adet: Bu Cava'da yaşamakta olan gergedanların sayısıdır. Bu gergedanlar bütün gergedanlar arasında en az rastlanılanlarıdır.
Yükseklik 1,5 metre:Bu Sumatra gergedanının
yüksekliğidir, ağırlığı 500 kilodur. Bu gergedanların en küçüğüdür.
800: Bu Sumatra'da yaşamakta olan ve geride kalan son gergedanların sayısı.



  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 19-07-2006   #7 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Gergedan (Rhinocerotidae)








GERGEDAN Latince adım: Rhinoceros’dur.
Afrika ve Güney Asya’da yaşarım. Bugüne kadar soyunu sürdürebilmiş kara hayvanları içinde filden sonra en iri olanı benim. Ayaklarımda at ve eşek gibi tek toynakla (geniş ve kalın bir tırnakla) çevrili üçer parmak bulunur. Kafam iri ve ağır, kulaklarım geniş, ucu püsküllü olan kuyruğum kısadır. Vücudum tüysüz ve çok kalın bir deri ile zırh gibi kaplıdır.
En büyük özelliğimiz burunlarımızın üzerinde bulunan 30 cm uzunlu- ğunda ki boynuzlarımızdır. Türlerimize göre bu boynuzlar, tek veya iki tane olabilir. Bazı türlerimizin dişilerinde ise hiç boynuz bulunmaz. Boynuzlarımız diğer boynuzlu hayvanlar gibi kemikten değil, saç, kıl ve tırnakların yapısını oluşturan “keratin” denen lifsi bir proteinden oluş- maktadır. Kaçak olarak avlanarak neslimin tükenme aşamasına gelmesi de bu boynuzlarım yüzündendir. Çünkü boynuzlarımın doğaüstü güçler taşıdığına inanılır.Gövdemin uzunluğu 4 metreye, omuz yüksekliğim ise 2 metreye kadar büyür. Bazı türlerimizin ağırlığı 5 ton kadar olabiliyor. Bu kadar hantal olmama rağmen saatte 45 km. hızla koşabilirim. Görme duyularımın çok zayıf olmasına karşın koku alma ve işitme duyularım çok gelişmiştir. Korkunç görünümüm sizi ürkütmesin. Bana zarar verilmedikçe genelde kaçarım. Ağaç sürgünleri, yapraklar ve otlar tek besin kaynağımdır.

Asya’da üç, Afrika’da iki olmak üzere beş türüm vardır. Asya’daki türlerim:
Hindistan gergedanı (Rhinoceros unicornis)
Cava gergedanı (Rhinoceros sondaicus)
Sumatra gergedanı (Didermocerus sumatrensis)

Afrika’daki türlerim:
Kara gergedan (Diceros bicornis)
Beyaz gergedan (Ceratotherium simum)
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 19-07-2006   #8 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Gergedan (Rhinocerotidae)

Gergedanlık üstüne

  • İnsanlar aleminden hayvanlar alemine kafayı uzatıp baktığımızda en ılımlı hayvanlardan biri gibi görünen ağır, oturaklı, kendi halinde onca tehlikeli duruşuna rağmen otcul bir memeli. İlk çağlardan bu yana çok az evrim geçirmiş, acaip saygıdeğer bir yaratık gibi duruyor. İnsanoglu gidip gidip onca zamana mekana değişime ayak uydurmuş bir şekilde hayatta kalmış bu yaratığa saldırıyor ya hani.. O muhtemelen ne olduğunu anlamıyor.. Niye olduğunu da anlamıyordur.. Belki de umursamıyor, kaçmıyor.. Başka dünyadan gelmiş gibi.
  • Ionesco'nun " Le rhinoceros " isimli oyunu:
" Bir kahvede oturan sıradan insanların önünden aniden bir gergedan geçer. Önce kimse inanmaz ve propaganda olduğu düşünülür. Sonra herkes aniden gergedanlaşmaya başlar, öyle ki artık gergedan olmak normal, insan olmak azınlık demektir. Gergedanlar basın yayın organlarını da ele geçirir ve insanın zamana ayak uydurması gerektiğini söyler. Berenger isimli içkiyi seven, sistemden ve işinden mutsuz bir adam kalmıştır insan olarak en sonunda. Direnir ve olaylar gelişir. "

  • Güce etkinliğe ve güvenilirliğe doğadaki güzel bir örnektir gergedan hayvanı. Bir fil kadar güçlü bir geyik kadar çeviktir. Bitmez tükenmez bir enerjiye sahiptir. Cüssesinden beklenmeyecek kadar hızlı koşar. Bir duman veya ateş gördüğünde bir itfayeci edasıyla koşarak ayaklarıyla ateşi söndürmeye çalışır. İri bedeni ve korkutucu görüntüsüne rağmen dost canlısı bir hayvandır gergedan. Gücünü yok etmek için değil, doğanın ona armağan ettiği sağlam zırhını korumak için kullanır. Ve tabiki her canlı gibi bir tehlike ile karşı karşıya kaldığında saldırganlaşır.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 19-07-2006   #9 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı
Cvp: Gergedan (Rhinocerotidae)


  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Eski 20-07-2006   #10 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı
Cvp: Gergedan (Rhinocerotidae)

45 yıllık geçmişe sahip

Bir tiyatro yapıtı yazıldığından yüzlerce yıl sonra sahnelendiğinde bile coşku uyandırabiliyorsa, uyarabiliyorsa insanları, kalıcı olabilmeyi başarmış demektir. Çünkü yaşanılan günlere ulaştırmayı bilmiştir sağlam iletisini.
İşte Gergedan da 45 yıllık bir geçmişe sahip olmasına karşın, dünya durdukça her zaman sahnelenecek ve güncelliğini hiç yitirmeyecek oyunlardan biridir.
Gergedan’ın konusu kısaca şöyle:
Bir taşra kentinde Berenger ve Jean adlı iki arkadaş bir kahvede oturmuş söyleşmektedirler. Berenger sıkıntılıdır ve içmektedir. Çalıştığı iş ortamından memnun değildir çünkü.
Birden kahvenin de bulunduğu kentin büyük meydanından bir gergedan hızla geçer… Geçmekle de kalmaz, bir kediyi de ezer…
Kahvedekiler gergedanlar üstüne tartışmaya başlarlar… Tartışma giderek alevlenmektedir ancak bir canlının yaşamına son veren gergedanla ilgili önlem almaya yönelik hiçbir düşünce ileri sürülmemektedir tartışmacılar tarafından…
Ertesi gün Berenger’in çalıştığı iş yerinde gergedan tartışmasının sürdüğünü görürüz… Wisser bunun bir propaganda olduğunu söyler. Kuşkusuz Berenger
olaya tanıklık ettiğini duyurarak bu görüşe karşı çıkar ve propaganda değil bir gerçek olduğunu savunur gergedanın.
Bu arada bir iş arkadaşının karısı yanlarına gelerek, kocasının rahatsızlandığını bu nedenle de işe gelemeyeceğini söyler ve yol boyunca bir gergedan tarafından izlendiğini anlatır… Nitekim az sonra merdiveni çıkmaya çalışan bir gergedanın homurtuları duyulur… Kadın gelen gergedanı hemen tanır… Kocasıdır.
Bütün kent gergedan öyküleriyle çalkalanmaktadır artık…
Berenger arkadaşı Jean’ı görmek için evine gider… Arkadaşı hastalanmıştır. O da nesi? Alnında da bir boynuz çıkmıştır Jean’ın… Berenger arkadaşının kendisine saldırmak için eyleme geçeceğini anlayıp, kendini dışarıya zor atar ve kurtarır canını…
Ertesi gün Berenger’in evine, aydın arkadaşı Stech gelir ve gergedanlaşmanın bütün toplumsal sınıflara yayıldığını anlatıp, bunun nesnel açıklamasını yapmaya çalışır.
Birden Berenger’in nişanlısı Daisy içeriye endişeyle girer ve gergedanların radyoevini de ele geçirdiklerini söyler…
Bu arada başında “Bu bir propaganda!” diye olayı küçümseyen Wissenİnsan zamana ayak uydurmalı!” demeye başlamıştır bile…
Bütün kurumlar gergedanlaşmaktan paylarını almaya başlamışlardır giderek…
Sokak ve caddelerde o garip homurtularıyla kendilerine göre inleme ve öfkeyi andıran marşlar söyleyerek dolaşmaktadırlar düzenli öbekler halinde gergedanlar…
Üstelik önlerine çıkan her şeyi ezerek ve yok ederek…
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et
Cevap Yeni Konu Aç
En popüler 10 etiket
Bu Konunun Etiketleri
afrikada yaşayan insanlar, afrikada yaşayanlar, gergedan resimleri, gergedanlar, gergedanın ağırlığı, hayvana benzeyen insan resimleri, hayvana benzeyen insanlar, nesli tükenen hayvanlar ve resimleri, nesli tükenen hayvanların resimleri, siyah gergedan,
Gergedan (Rhinocerotidae) - Gergedan Resimleri Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Sevginin Temsili Çiçek Resimleri - Çiçek Resimleri -5- Blue Blood Doğadan Manzaralar 2074 15 Saat Önce 17:52
Sevginin Temsili Çiçek Resimleri - Çiçek Resimleri -4- [Arşiv] Hi-LaL Doğadan Manzaralar 2503 06-04-2008 09:29
Sevginin Temsili Çiçek Resimleri - Çiçek Resimleri -3- [Arşiv] arwen Doğadan Manzaralar 1558 19-06-2007 18:14
Sevginin Temsili Çiçek Resimleri - Çiçek Resimleri -2- [Arşiv] BARIŞ Doğadan Manzaralar 1495 31-03-2007 13:04
Sevginin Temsili Çiçek Resimleri - Çiçek Resimleri -1- [Arşiv] Blue Blood Doğadan Manzaralar 3000 14-12-2006 07:38