Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Kelile ve Dimne - Beydaba

Bu konu Dünya Edebiyatı forumunda yüksel2 tarafından 22 Kasım 2007 (20:26) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
79071 kez görüntülenmiş, 3 cevap yazılmış ve son mesaj 13 Ocak 2013 (13:39) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 4.50  |  Oy Veren: 6      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 22 Kasım 2007, 20:26

Kelile ve Dimne - Beydaba

#1 (link)
yüksel2
Ziyaretçi
yüksel2 - avatarı
Kelile ve Dimne
200pxkelilehvademnehrs2

15. yüzyıl Pers el yazmasıdır. MÖ 1. yüzyıl civarında yaşadığı düşünülen Beydeba tarafından kaleme alınan Kelile ve Dimne fabl tarzında hikayeler barındıran bir hikaye kitabıdır.
Beydeba'nın yaşadığı zaman hakkında birçok ihtilaf bulunmakta ise de kitabın Depşelem isimli bir Hint hükümdarı zamanında yazıldığı düşünülmektedir. Zira eserin hükümdara sunulduğu ve hükümdara bir tür nasihat niteliğinde olduğu öne sürülmüştür. Fabl türünün ilk ve en önemli örneklerinden olan Kelile ve Dimne`deki hikayeler siyasetten erdeme kadar birçok farklı konuyu ele almıştır. Eser adını ilk bölümündeki bir hikayenin kahramanı olan iki çakaldan almıştır; "doğrunun ve dürüstlüğün" simgesi "Kelile" ile "yanlışın ve yalanın" simgesi "Dimne".
Sanskritçe yazılmış olan eser ilk önce Pehlevice'ye, sonra Pehlevice'den Arapça'ya ve daha sonraları Arapça'dan Farsça'ya çevrilmiştir. Batı dillerine olan tercümeleri bu son Farsça çeviriden yapılmıştır. Edebi otoritelerce, Ezop ve La Fontaine fabllarının, Kelile ve Dimne`den ilham alınarak yazıldığı öne sürülür.


Yazar Hakkında (bak. Beydeba)
M.Ö. 1. yüzyılda yaşamış olan ünlü Hint yazarı. Beydeba’nın hayatı hakkında yeterli bilgi mevcut değildir. Gerçek ismi ve ırkı üzerine birçok farklı görüş ortaya atılmış olsa da, tarihçilerin çoğu adı Ketku olan bir aryan olduğu kanısındadır.Baküye’de doğup, sonraları Hindistan’a göç ettiği rivayet edilir. Vefaat yeri ve tarihi üzerine hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Fabl türünün en önemli eserlerinden biri olan Kelile ve Dimne’yi Depşelem isimli bir Hint Hükümdarı döneminde kaleme almış, eserini hükümdara sunmuştur. Eserde bulunan hikayelerde siyaset, erdem ve eğitim gibi birçok farklı konu işlenmiştir. Bu eser zalimliği ile tanınan Hükümdar Depşelem’e dolaylı bir nasihat niteliğindedir diyebiliriz. Eser adını ilk bölümündeki hikayelerin kahramanı olan iki çakaldan almıştır; “doğruluğu ve dürüstlüğü” simgeleyen "Kelile" ile “yanlışlığı ve yalanı” simgeleyen "Dimne". Beydeba, hiç kuşkusuz, Hint edebiyatında eşsiz bir yere ve öneme sahiptir.


Kelile ve Dimne'den Alıntılar

Kelile ve Dimne
Günlerin birinde iki arkadaş yaşarmış. Bu arkadaşların biri çok dürüst, çok aklıllı ve de çok çalışkanmış. Diğer arkadaşı ise yalancı,tembel ve çok kurnaz biriymiş. Dürüst olanın ismi Kelile, diğerinin ismi se Dimne’ymiş.
Bir gün bu iki arkadaşın yaşadığı ülkenin padişahı, ülkede hiç vezir bulamamış. Dimne ile Kelile arasında bir seçim yapacakmış. O da Dimne’yi seçmiş. Çünkü o çok kurnaz biriymiş. Ülkenin kralı onu vezir yapmış. Ona çok güveniyormuş
Günün birinde kral odada yalnı başına otururken, bir ses gelmiş. Çok derin bir sesmiş. Bu sesin kaynağını öğrenmek için araştırmalar yapmış. Ama hiçkimseye de söyliyemiyormuş derdini. Çünkü koskoca bir kral, bir sesten korkar mıymış hiç! Her neyse. Dimne, kralın bir şeylerden korktuğunu biliyormuş.
Bir gün, Dimne yine kralın yanındayken yine o ses gelmiş. Ses bir inek sesiymiş. Ama kral bunu çözememiş. Kral korkuyla orada dururken Dimne neden korktuğunu anlamış. Sesin kaynağına doğru yol almış. İşte o zaman kral sesin bir inekten geldiğini sezinlemiş.(Nihayet!) Kral, bu ineği çok severmiş. Her gün onunla oynamaya başlamış. Dimne bu olayı kıskanmaya başlamış. Ve bir iftira uydurmuş. Krala şöyle demiş:

"- Sayın kralım, bu inek sizin tahtınıza göz koyuyor. Bunun böyle sürüp gitmesine göz yumamazsınız sanıyorum."
demiş. Kral da düşünmeye başlamış.
O düşüne dursun, Dimne ineğin yanına gidip şöyle demiş:
"-Bak inek kardeş, ben kralın yanından geliyorum. Kral yakında seni kesip kendine yemek olarak pişirecek. Sen buradan kaçamazsın da. Benden söylemesi."
demiş. Ama inek bunu pek kafasına takmamış kral kadar. Fakat içinde hâlâ içinde bir şüphe varmış doğrusu.
Yine günlerden bir gün kral onun yanına gitmiş. Bunu gören inek, hemen ona saldırmaya başlamış. Kral bunu görünce Dimne’nin sözlerini doğrulamaya başlamış. Hemen ineği öldütmüş.


*****
Aradan 2 yıl geçmiş. (Aradan uzun bir süre geçmiş diyordu. Fakat ben 2 yıl dedim.) Kral yaptığıdan pişmanmış. Ama bir şey de yapamamış Dimne’ye. Çünkü onu suçsuz olarak görüyormuş.
Annesi o anda içeri girmiş:
"- Bak evladım", demiş. "Sen, Dimne’nin suçsuz olduğuna inanmaya devam et. Ama şunu da bil ki, bugün ineğini öldüren, yarın seni öldürür. Eğer canını seviyorsan öldür onu."
Kral bu sözlerden etkilenmiş. Ve Dimne’yi öldürmüş.


*****
Kelile ise bu durumdan etkilenip, hastalanmış. Ve sonunda ÖLMÜŞ.
Bu iki arkadaşın sonu böyle bitmiş. Eğer Dimne bunları söylememiş olsaydı, şu anda yaşayabilirdi. Hem de vezir olarak.




Ateş Sıcağında Dürüstlük Sınavı
Bir zamanlar Basra'da ormanla kuşatılmış bir ada vardı. Ada değil sanki bir cenneti burası. Yemyeşil ağaçlar... Berrak sular... Kuşlar... Çiçekler... Birbirinden güzel canlılar yaşardı, ormanda. İçlerinde birisi vardı ki, oldukça değişikti. Keskin dişleri vardı.Güçlü pençesi...
Çok çevikti.
Kaplandı bu.
Gücü sayesinde ormanın kralı olmuştu. Suçluları hemen cezalandırırdı.
Haksızlığı önlerdi. Yoksullara yardım ederdi.
Hayvanlar onu hem seviyorlar hem de korkuyorlardı. Kaplanın miniminnacık bir de yavrusu vardı.Gözü gibi koruyordu onu.Ormanın yönetimini ölünce ona bırakacaktı.
Yönetime ilişkin bilgilerle donatmıştı onu.
Haklı ile haksızı nasıl ayırdedeceğini öğretmişti. Suçlunun nasıl belirleneceğini... Nasıl cezalandırılacağını... Haklıya hakkının ne şekilde verileceğini... Toplum yararın çalışanın hangi biçimde ödüllendirileceğini...
Her ölümlü gibi Kaplan da göçüp gitti bu dünyadan.
Yavru henüz büyümemişti.Babası sağlığında onu ormanın yönetimine getirmemişti.
Bu durum, ormanda karışıklığa yol açtı. Vahşi hayvanlar birbirlerine girdiler. Herkes liderlik peşindeydi.
Büyük kavgalar oldu. Birçok hayvan birbirini hırpaladı. Bazıları öldü.
Sonuçta galip çıkan aslan oldu.
Dev pençeleriyle herkese korku verdi. Hiç kimse karşısına çıkamadı.
Yavru Kaplan çaresizdi. Bir süre ortalıkta görünmedi.
Kimsenin olmadığı ıssız yerlerde gezindi.
Epeyi bir zaman başıboş, serseri gibi dolaştı. Sonunda pençesi kuvvetlenmişti. Oldukça güçlenmiş, dişleri de keskinleşmişti.
Gitti, yaşlı kaplanlara danıştı. Arslana karşı bir harekete girişmek istiyordu. Yaşlılar deneyimlerini anlattılar... Onu yüreklendirdiler... Fakat herhangi bir eyleme giriştiğinde onu destekleyemeyeceklerini söylediler.
Yavru Kaplan, Arslan'a bizzat kendisi gitti.
Arslan, iyi kalpli biriydi.
Kaplan'ı sarayına aldı. Yakınında bir görev verdi. Her defasında ona güvendiğini belirtiyordu.
Günler böyle geçip giderken...
İlginç bir olay oldu.
Hava sıcak mı sıcaktı. Bunalmıştı herkes. Uzak bir yerde görülmesi gereken bir iş çıktı.
Arslan sarayda düşünceli düşünceli geziyordu.
"- Bu görevi kime verebilirim? Kim bunun üstesinden gelebilir?"
diye koşuşturuyordu.
Kaplan içeri girdi.
"- Sizi bu düşünceye düşüren nedir?" diye sordu.
Arslan,
"- Hava çok sıcak olduğu için kimse görev istemiyor.", dedi.
Kaplan,
"- Havanın sıcak olması göreve koşmaya engel değildir.", dedi; "İzniniz olursa bu işe ben gitmek istiyorum."
Arslan çok şaşırdı. "Nasıl olur" diye düşündü. Kimse gitmek istemezken... Gerçi kaplana güveniyordu. Onun bu işi başaracağına da inanıyordu.
"- Beni çok sevindirdin.", dedi.
Kaplan hemen davrandı. Yanına birkaç asker de alarak yola çıktı. Havada ateş sıcaklığı vardı. Güneş yeryüzünü ateş yalımı gibi yakıyordu. Epeyi yol aldılar. Artık yürümek imkansızlaşmıştı. Kaplanın yanındakiler daha fazla dayanamayacaklarını söylediler.
Biri atıldı:
"- Şurada, serin bir yerde dinlensek dönüp gitsek arslanın ne haberi olacak?" diyecek oldu.
Kaplan kestirip attı:
"- Sizler dayanamıyorsanız geri dönün. Ben tek başıma devam ederim. Padişahımızın bize güvendiğini biliyoruz. Bu güvene layık olmalıyım."
Kaplanın bu sözleri Arslanın kulağına gitti. Sevincine diyecek yoktu. Kaplana o olaydan sonra önemli görevler verdi. En yakınına aldı. Hayatı boyunca çok güvendi.




Vikipedi, özgür ansiklopedi
Benzer Konular: Etiketler:
  • beydaba kelile ve dimne
  • beydeba kelile ve dimne
  • kelile ve dimne
  • kelile ve dimne beydeba
  • kelile ve dimne nin yazari
Rapor Et
Reklam
Eski 3 Kasım 2010, 20:49

Beydeba ve La Fontaine

#2 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
BEYDEBA, Fabl yazarı.
Baküde doğdu, ardından Hindistana yerleşti. Beydebanın asıl adı etrafında çeşitli söylentiler vardır. Ketku adında bir Türk olduğu rivayeti yaygındır. Musiki konusunda buluşları olduğu da söylenmektedir.
Beydebanın eserlerinde, hayvan hikayeleri yoluyla büyüklere hayat dersi verilmesi amaçlanmaktadır. En ünlü eseri olan Kelile ve Dimne, bugün bile çocuk edebiyatının vazgeçilmez malzemelerindendir.

LA FONTAİNE
(d. 8 Temmuz 1621, Chateau Thierry - ö. 13 Nisan 1695. Paris), Fransız şair ve yazar.
La Fontaine, yazdığı fabl eserleri ile tanınmıştır. Varlıklı bir ailenin çocuğuydu. Paris'te kolejde okudu. Okul hayatında başarılı bir öğrenci olamadı. Gençliğinde baba mesleği olan orman ve su kanalları işleriyle uğraştı. Çeşitli memurluklarda bulunmuş, düzensiz bir hayat yaşamıştır.
1673 senesinde Madam de la Sablière'nin himayesine girerek burada ilim adamları, felsefeciler ve yazarlarla tanıştı. İlk masallarını burada yazdı. Çağdaşları, La Fontaine'i bir masal yazarı olarak görüyorlardı. Halbuki La Fontaine, yazdığı masallarda Dede Korkut masallarındaki üslupla hayvanlara ahlaki karakterler vererek onların şahıslarında bazı insan karakterlerini tenkid etmiş bir ahlak dersi vermiştir. Buna edebiyatta teşhis ve intak sanatı denir. La Fontaine'in bu hususiyeti çok geç fark edilmiştir. Eserlerinde sadelik ve açıklık görülür. Konuşma şeklinde akıcı şiirleri, hayvanlar üzerinde tenkitleri, incitmeden iğneleme usulleri ile Fransız edebiyatına büyük eserler kazandırmıştır.. La Fontaine'den çok önceleri yazılmış Beydeba'nın Kelile ve Dimne eserindeki hikayelerin pekçoğu, bu Fransız edebiyatçısı tarafından şiir şeklinde tekrarlanmıştır. Masalları çoğunlukla herkesin anlayabileceği bir şekilde yazılmıştır. La Fontaine'in canlı, hızlı, incelik ve nükte dolu bir anlatımı vardır. Kişilerini hemen daima hayvanlar arasından seçerse de bazan insanları, bilhassa köylüleri de olaylara karıştırır. Sık sık bahsettiği hayvanlar aslan, kurt, tilki, eşek ve horozdur.
La Fontaine, kötüyü göstererek iyinin ne olduğunu anlatmaya çalışmıştır. Ancak şiirlerini okuyan çocuklarda herhangi bir açıklama yapılmazsa tam ters etkinin hasıl olduğu da bir gerçektir.
Masalları toplam olarak 238 adet olup, 12 kitapta toplanmıştır.
1. Ağustosböceği ile Karınca
2. Karga İle Tilki
3. Kurt ile Kuzu
4. Tavşanla Kaplumbağa
5. Kurt ile Köpek
6. Tilki ile Leylek
7. Horoz ile Tilki
8. Kedi ile Fareler
9. Kurt ile Leylek
10. Tarla Faresi ile Kent Faresi
11. Kurbağa ile Korkak Tavşan
12. Güvercin ile Karınca
13. Değirmenci Oğlu İle Eşeği
FABL: Hayvanlar ya da cansız varlıklar arasında geçen bir olayı, çoklukla manzum olarak anlatan ve öğüt veren yazılara fabl denir.
Fablların kahramanları genellikle havyanlardır. Ama bu hayvanlar insanlar gibi düşünür, konuşur ve tıpkı insanlar gibi davranır.
Son Düzenleyen asla_asla_deme; 1 Aralık 2011 @ 12:43.
Rapor Et
Eski 20 Ağustos 2012, 04:08

Cvp: Kelile ve Dimne - Beydaba

#3 (link)
Lethe
buz perisi - avatarı
Kelile ve Dimne
MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi

Kişilerinin çoğunluğunu hayvanların oluşturduğu, felsefî düşüncelerle beslenmiş öykücükleri içeren ünlü kitap. 1. yüzyılda yaşadığı sanılan ve bu yaşantısı üzerine bilgi bulunmayan, adı Beydba, Beydeba, Bidpai, Pilpay vb. biçimlerde okunan Hintli bir düşünürün Sanskritçe yazdığı bu yapıt, dünyanın birçok dillerine çevrilmiştir. 14. yüzyıldan bu yana birçok kez Türkçeye de çevrilen yapıt, Hint ve Doğu yaşam felsefesini yansıtır. İran Hükümdarı Hüsrev Nuşirevan'ın (531-579) buyruğuyla Berzeveyh adında bir bilgince Sanskritçeden Pehlevi diline "Envâr-ı Süheyli" adıyla, Abdullah İbn Mukaffa tarafından 762'de Farsçadan Arapçaya, Salikoğlu Molla Ali tarafından da "Hümayunname" adıyla Türkçeye çevrildi.
Rapor Et
Eski 13 Ocak 2013, 13:39

yüksel2_Kelile ve Dimne'den Alıntılar

#4 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Bir hikayede kişi hem padişah hemde kral olamaz. Padişah 'İslam' hükümdarlarınca atfedilen ve büyüklük belirten unvandır. Kral, belirli bir ulus ya da bölge üzerinde egemen olan hükümdardır.

Cevap yazdıktan sonra ne yazdığımızı okursak daha iyi olacaktır. (by 06 x'Rumis TRN)
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.207 saniyede (77.53% PHP - 22.47% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 09:12
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi