Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Halide Edip Adıvar

Bu konu Edebiyat tr forumunda Blue Blood tarafından 5 Mayıs 2006 (01:31) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
58297 kez görüntülenmiş, 6 cevap yazılmış ve son mesaj 16 Şubat 2012 (16:44) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.88  |  Oy Veren: 16      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 5 Mayıs 2006, 01:31

Halide Edip Adıvar kimdir, nereli, hayatı.

#1 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Halide Edip Adıvar
MsXLabs.org

Türk romancı. Siyasal alanda da etkinlik göstermiştir. İstanbul'da doğdu. Kimi kaynaklara göre doğum yılı 1884'tür. İngiliz terbiyesiyle yetişmesini isteyen babası onu Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nde okuttu. Orada Rıza Tevfik'den (Bölükbaşı) Fransız edebiyatı dersleri aldı ve Doğu'nun mistik edebiyatını dinledi. Sonradan evlendiği Salih Zeki'den de matematik dersleri alıyordu. Koleji 1901'de bitirdi. 1908'de gazetelere yazmaya başladığı kadın haklarıyla ilgili yazılardan ötürü gericilerin düşmanlığını kazandı. 31 Mart Ayaklanması'nda bir süre için Mısır'a kaçmak zorunda kaldı.1909'dan sonra eğitim alanında görev alarak öğretmenlik, müfettişlik yaptı. Balkan Savaşı yıllarında hastanelerde çalıştı. Gerek bu çalışmaları, gerekse müfettişliği sırasında İstanbul semtlerini dolaşması, ona çeşitli kesimlerden insanları tanıma fırsatını verdi. 1919'da Sultanahmet Meydanı'nda, İzmir'in işgalini protesto mitinginde yaptığı etkili konuşma ünlüdür. 1920'de Anadolu'ya kaçarak Kurtuluş Savaşı'na katıldı.
Kendisine önce onbaşı, sonra da üstçavuş rütbesi verildi. Savaşı izleyen yıllarda Cumhuriyet Halk Fırkası ve Atatürk ile siyasal görüş ayrılığına düştü. 1917'de evlenmiş olduğu ikinci kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrıldı. 1939'a kadar dış ülkelerde yaşadı. O yıllarda konferanslar vermek üzere Amerika'ya ve Mohandas Gandi tarafından Hindistan'a çağrıldı. 1939'da İstanbul'a dönen Adıvar 1940'ta İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi Kürsüsü başkanı oldu, 1950'de Demokrat Parti listesinden bağımsız milletvekili seçildi. 1954'te istifa ederek evine çekilmiş ve 1964'te ölmüştür.
Adıvar'ın Seviye Talip (1910), Handan (1912) ve Son Eseri (1913) gibi ilk romanları aşk öyküleri anlatan yapıtlardır. Yazar kahramanlarını yakıp yıkan bir sevgiyi dile getirmek istediği için kişilerin iç dünyasına yönelir ve bu sevginin zamanla bir tutkuya dönüşmesini sergiler. Bu yapıtların önemli özelliğini, birbirine benzeyen ve ondan önceki Türk romanlarında bulunmayan kadın kahramanlarda aramak doğru olur. Yazarın asıl amacı kadın kahramanların kişiliklerini erkeklerin gözüyle değerlendirmek olduğu için, romanlarının anlatıcısı olarak bu kadınlara âşık erkekleri seçer ve fırtınalı bir aşk öyküsünü onların anı defterlerinden ya da mektuplarından anlatır. Erkek (bazen kadın da) evli olduğu için, kaçınılması olanaksız bir iç çatışma, romanların moral sorununu oluşturur ve roman ya kadının ya da erkeğin ölümüyle biter. Adıvar'ın, biraz kendi olduğunu iddia edilen bu kadın kahramanları, yazarın o dönemde ideal saydığı Türk kadınını temsil ederler. Seviye Talipler, Handanlar, Kâmuranlar her şeyden önce güçlü kişiliği olan, haklarını savunan, Batı terbiyesi almış, ama Batılılaşmayı giyim kuşamda aramayan, resim ya da müzik gibi bir sanat alanında yetenek sahibi, yabancı dil bilir, kültürlü ve çekici kadınlardır.
Adıvar 1910 yıllarında Ziya Gökalp, Yusuf Akçura ve Ahmet Ağaoğlu ile birlikte Türk Ocağı'nda çalışmaya başladıktan sonra yazdığı Yeni Turan adlı romanında (1912) yurt sorunlarına eğilir. II. Meşrutiyet döneminde geçen bu ütopik romanda, Yeni Turan adlı idealist bir partinin program ve çalışmalarını anlatırken yeni bir Türkiye'nin hangi sağlam temellere oturtulması gerektiği hakkında o zamanki görüşlerini açıklamak fırsatını bulur. Ateşten Gömlek (1922) ve Vurun Ka*peye (1923) romanlarında Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu'da tanık olduğu olayları, direnişleri, kahramanlıkları, ihanetleri anlatırken kendi gözlemlerinden yararlandığı için daha gerçekçidir. Bununla birlikte, bir aşk sorununun aşıldığı bu yapıtlarda da yüceltilmiş kadın kahraman yerini korur. Ancak şimdi, yine olağan dışı bu kadın, öncekiler gibi bireysel sorunlarla sarsılan kültürlü bir sanatçı olarak değil, milli dava peşinde erdemlerini kanıtlayan ya da Anadolu'da düşmana karşı savaşan bir yurtsever olarak çıkar karşımıza.
Adıvar'ın ilk yapıtlarında Türk okuruna sunduğu bir yenilik yarattığı bu kadın imgesidir. Bu imge toplumda birbirine karşıt olarak algılanan değerleri uzlaştırdığı için önemliydi. Osmanlı -İslam geleneklerine göre ev kadını olarak yetiştirilmiş basit ve cahil kadın, o dönemin aydın kesiminin gözünde geri kalmış bir uygarlığın simgesi gibiydi. Öte yandan Batılılaşmış "asrî" kadın da köklerinden kopmuş, değerlerini şaşırmış, namus anlayışı kuşku uyandıran bir kadındı. Adıvar'ın kahramanları işte bu çelişkiyi kendilerinde uzlaştırmakla bir özleme cevap veriyorlardı. Çünkü bunlar hem Batılılaşmış hem de milli değerlerine bağlı kalmış, hem serbest hem de namus konusunda çok titiz, ahlakı sağlam kadınlardı. Gerektiğinde bir erkek gibi spor yapan, ata binen bu kadınlar üstelik dişiliklerini de korumayı başarmışlardır.
Adıvar'ın en ünlü romanı Sinekli Bakkal'da (1936) ileri bir adım attığını, yeni bir aşamaya vardığını görürüz. İlk romanlarının olay örgüsü bir iki kişi arasındaki bireysel ilişkilere bağlı olarak gelişirken, II. Abdülhamid dönemindeki Türk toplumunun panoramik bir tablosunu sergileyen Sinekli Bakkal'ın olay örgüsü siyasal, düşsel, toplumsal sorunlarla örülmüş olarak gelişir. Romanın okuru en çok çeken yönü de fakir kenar mahallesi, zengin konakları ve saray çevresiyle II. Abdülhamid zamanının İstanbul'u anlatmasıdır.
Ne var ki yazarın amacı bir dönemin Türk toplumunu yansıtmak değildir yalnızca. Bu felsefi romanda çevrelerin bir işlevi de belli değerlerin temsilcisi olmaktır. Sinekli Bakkal mahallesi gelenekleri ve insancıl değerleri sürdüren halk kesimini; Genç Türkler'den Hilmi ve a rkadaşları devrimci aydınları; saray çevresi ise, yozlaşmış yönetici kesimi temsil eder. Roman iki kısma ayrılmıştır. Birinci kısmın ana teması Abdülhamid'in istibdat idaresi karşısında şiddete başvurarak devrim yapmanın geçerliliği sorunudur. Gerçi Adıvar içtenlikle ezilen halktan yanadır, ama gelenekçiliği ve savunduğu mistik dünya görüşü şiddete başvurarak devrim yapmayı onaylamasına izin vermez. Romanda II. Meşrutiyet'in ilanı "asırların kurduğu müesseselerin köklerini" söken, "içtimaî ve siyasî nizam ve intizamı" altüst eden bir devrim olarak nitelenir. Doğru tutum Mevlevî tarikatından Vehbi Dede'nin yaptığı gibi "herhangi bir hayat fırtınasını sükûnetle seyretmek"tir. Yazar devrimden değil evrimden yanadır. Romanın ikinci kısmında yozlaşmış saray çevresi sergilenirken ana tema olarak Rabia ile Peregrini ilişkisi gelişir ve evlilikle son bulur. Bu evliliğin simgesel anlamı Batı ile Doğu'nun bileşimi olarak yorumlanmıştır. Ama Peregrini'nin "öylebasit ve insanî ananeler" dediği geleneklere bağlı Sinekli Bakkal mahallesindeki cemaat yaşamına hayran olması, Müslümanlık'ı kabul ederek Rabia ile evlenmesi ve mahalleye yerleşmesi, daha çok Doğu değerlerinin üstünlüğüne işaret sayılmaktadır. Ne var ki yazar, Rabia ile Peregrini'nin sevişip evlenmelerine inandırıcı bir hava verememiştir. Farkedilir ki, olaylar yazarın kafasındaki bir görüşü dile getirmek için tertiplenmekte ve Doğulu kadın ile Batılı erkek yazarın tezi gereği seviştirilip evlendirilmektedirler. Birinci kısımda olay örgüsünün doğal gelişimi, farklı dünya görüşlerine sahip kişiler arasındaki çatışmadan doğan gerilim ve dramatik sahneler, ikinci kısımda yerlerini, zorlama izlenimi veren bir ilişkiye ve saray çevresinin tanıtılmasına bırakınca romanın sanatsal düzeyi düşer.
1943'te CHP Ödülü'nü alan Sinekli Bakkal Türkiye'de en çok baskı yapan roman olmuştur. Sinekli Bakkal'ı izleyen romanların ise yazarın ününe katkıda bulunacak nitelikte oldukları söylenemez.
Adıvar çeşitli alanlarda etkinlik göstermiş, siyasal ve toplumsal konularda da hem Türkçe, hem İngilizce kitaplar yazmış, İngilizce'den Türkçe'ye çeviriler yapmıştır. Zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı olmuştur. Yapıtlarından kimileri İngiliz, Fransız, Alman, Rus, Macar, Fin, Urdu, Sırp, Portekiz dillerine çevrilmiştir.


Alıntıdır.
Son Düzenleyen Blue Blood; 21 Mayıs 2008 @ 10:24.
Benzer Konular: Etiketler:
  • halide adivar kimdir
  • halide edip adivar aldigi oduller
  • halide edip adivar in babasi kimdir
  • halide edip adivar msxlabs
  • halide edip adivarin aldigi oduller
Rapor Et
Reklam
Eski 21 Mayıs 2008, 09:55

Halide Edip Adıvar

#2 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Halide Edip Adıvar
MsXLabs.org & Vikipedi, özgür ansiklopedi

1884 yılında İstanbul’da doğdu. Üsküdar Amerikan Lisesi‘nde okudu. Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nde Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın Fransız edebiyatı derslerine katıldı ve Doğu edebiyatıyla ilgilendi. Bu sıralarda ilk kocası Salih Zeki Bey’le evlendi. 1899 yılında henüz 15 yaşındayken çevirdiği J. Abott’ın “Ana” adlı eseriyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. 1901 yılında Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nden mezun oldu. 1908′de gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. Bu nedenle Osmanlı içerisindeki muhafazakar çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında kısa süre için Mısır’a gitti.
1909′da İstanbul’a geri döndü ve öğretmenlik ile müfettişlik görevlerinde bulundu. Balkan Savaşları sırasında hastanelerde hizmet verdi. Halide hanım Kurtuluş Savaşı sırasında askeri üniforma giymiştir. “Onbaşı” olarak anılmıştır. Eğitim ve sağlık alanında yürüttüğü bu çalışmalar Halide Edip’e çeşitli kesimlerden insanları tanıma imkanı tanıdı. 1917′de ikinci evliliğini Adnan Adıvar ile yaptı. 1919′da Sultanahmet Meydanı’nda, İzmir’in İşgali’ni protesto mitinginde çok etkili bir konuşma yaptı. Bir dönem Amerikan mandasını savundu. 1920′de onbaşı rütbesiyle Kurtuluş Savaşı’na katıldı, sonra da üstçavuş oldu.
Kurtuluş Savaşı’nı müteakiben Cumhuriyet Halk Fırkası ve Mustafa Kemal Atatürk ile siyasi fikir ayrılıkları yaşadı. Kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye’den ayrıldı. 1939 yılına kadar yurtdışında yaşadı. 1939′da İstanbul’a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Filolojisi Bölümü başkanlığına getirildi.
1950 yılında Demokrat Parti listesinden TBMM’ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 1954 yılında bu görevinden ayrıldı ve inzivaya çekildi. Adıvar, 1964 yılında İstanbul’da yaşamını yitirdi.

YAPITLARI:
Roman:

  • Heyula, 1909
  • Raik’in Annesi, 1909
  • Seviye Talip, 1910
  • Handan, 1912
  • Yeni Turan, 1912
  • Son Eseri, 1913
  • Mev’ud Hüküm, 1918
  • Ateşten Gömlek, 1923
  • Vurun Ka*peye, 1923
  • Kalb Ağrısı, 1924
  • Zeyno’nun Oğlu, 1928
  • Sinekli Bakkal, 1936
  • Yolpalas Cinayeti, 1937
  • Tatarcık, 1939
  • Sonsuz Panayır, 1946
  • Döner Ayna, 1954
  • Akile Hanım Sokağı, 1958
  • Kerim Ustanın Oğlu, 1958
  • Sevda Sokağı Komedyası, 1959
  • Çaresaz, 1961
  • Hayat Parçaları, 1963
Öykü:
  • Harap Mabetler, 1911
  • Dağa Çıkan Kurt, 1922
  • Kubbede Kalan Hoş Seda, (ö.s) 1974
  • Oyun: Kenan Çobanları, 1916
  • Maske ve Ruh, 1945
Anı:
  • Türkün Ateşle İmtihanı, 1962
  • Mor Salkımlı Ev, 1963
Diğer Yapıtlar:
  • Talim ve Terbiye, 1911
  • Turkey Faces West, 1930
  • Conflict of East and West in Turkey, 1935
  • Inside India, 1937
  • Türkiye’de Şark-Garp ve Amerikan Tesisleri, 1955
  • İngiliz Edebiyat Tarihi, 3 cilt, 1940-1949
  • Doktor Abdülhak Adnan Adıvar, 1956
Rapor Et
Eski 14 Eylül 2008, 15:27

Halide Edip Adıvar

#3 (link)
!..............!
KisukE UraharA - avatarı
Halide Edip Adıvar
MsXLabs.org &Temel Britannica
Gerçek boyutunda görüntülemek için resme tıklayın.

Adı:  halide.jpg
Gösterim: 63
Boyutu:  23.8 KB

Halide Edip Adıvar, (1882-1964). Halide Edip, Türk edebiyatının en çok okunan ro­manlarından Sinekti Bakkalın yazarıdır. İs­tanbul'da doğan yazarın çocukluğu, yaşamı boyunca etkilendiği anneannesinin ve babası­nın yanında geçti. Batı kültürüne hayran olan babası onu bir batılı gibi yetiştirirken, anne­annesinden dinlediği öyküler ve masallar da yazarlık dilinin oluşmasında önemli rol oy­nadı.

Halide Edip, 1901'de Üsküdar Amerikan Kız Lisesi'ni bitiren ilk Türk kızıydı. Bu okuldaki matematik öğretmeni Salih Zeki ile evlendi ve Halide Salih adıyla gazetelere kadın haklarını savunan yazılar yazmaya baş­ladı. Yazılan dinci çevrelerin tepkisine yol açtığı için, bu çevrelerin çıkardığı 31 Mart Olayı sırasında Mısır'a kaçmak zorunda kaldı. Dönüşünde öğretmenlik ve kız okulları mü­fettişliği yaptı; Balkan Savaşı yıllarında da hastanelerde çalıştı.

1917'de ikinci evliliğini Doktor Adnan Adı­var ile yapan Halide Edip, 15 Mayıs 1919'da İzmir'in Yunanlılar'ca işgal edilmesine karşı İstanbul'da düzenlenen protesto mitinglerine katıldı. Bunların en büyüğü olan Sultanahmet Mitingi'ndeki ateşli konuşması geniş yankılar uyandırdı. Bu konuşması için soruşturma açılınca, 1920'de sahte bir kimlik edinerek eşiyle birlikte Anadolu'ya geçti. Eskişehir'de kurulan hastanede yaralı askerlerle ilgilendi; halkın sorunlannı yakından gördü. Kurtuluş Savaşı sırasında onbaşı, çavuş ve üstçavuş rütbeleriyle çeşitli cephelerde bulundu. Cep­hede görüp yaşadıklarını, 1923'te İngilizce olarak yayımlanan Türk'ün Ateşle İmtihanı (1962) adlı anılarında ve Ateşten Gömlek (1923) adlı romanında anlatır.

Cumhuriyet'in ilanından sonra devletin yeni yöneticileriyle siyasal görüş aynlığına düşen Halide Edip, 1926'da Adnan Adıvar ile birlikte yurtdışına çıktı. Uzun yıllar çeşitli ülkelerde, özellikle İngiltere ve Fransa'da yaşadı; üniversitelerde öğretim üyeliği yaptı. 1939'da yurda dönünce İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde İngiliz Filolojisi bölü­mü başkanlığına getirildi. 1950'de İzmir'den bağımsız milletvekili seçilen Halide Edip 1954'te siyasetten ayrıldı ve ölünceye kadar üniversitedeki öğretim görevini sürdürdü.

Halide Edip'in I. Dünya Savaşı öncesinde yazdığı Seviye Talib (1910), Handan (1912) ve Son Eseri (1913) gibi ilk yapıtları birer aşk öyküsüdür. Yapıtlarında daha önce Türk romanında işlenmemiş bir konuyu işler; batı kültürüyle yetişmiş kadın kahramanlan yücel­tir. Hem batılılaşmış, hem de ulusal değerleri­ni yitirmemiş bu roman kahramanları top­lumsal etkinliklere katılan güçlü Türk kadın­larıdır. Sözgelimi Vurun *****ye (1923) ro­manında, Anadolu'da görevli genç bir kadın öğretmenin yurtsever çabalarının yanı sıra Kurtuluş Savaşı sırasındaki çeşitli ihanetler sergilenir.

Yurtdışında Clown and His Daughter ("Pal­yaço ve Kızı") adıyla yayımlanan Sinekti Bakkal (1936) Halide Edip'in en ünlü yapıtı ve romancılığının en olgun ürünüdür. Yazar bu yapıtında, çok başarılı bir biçimde anlattığı II. Abdülhamid dönemi İstanbul'unu arka plana alırken, romanlarının ekseni olan batı ve doğu kültürlerinin çatışmasını tartışır.

Romanda, imamın kızı Emine ile mahalle­de bakkallık yapan karagöz oyuncusu Tevfik, imamın izni olmaksızın evlenir ve bu evlilik­ten Rabia adında bir kızları olur. Ana babası bir süre sonra ayrılan Rabia'yı dedesi büyü­tür. Dedesinin sıkı din eğitimi altında yetişen Rabia'nın sesi çok güzeldir. Camilerde, ko­naklarda hafızlık yapar. Mevlevi dervişi Veh­bi Dede'den ve İtalyan sanatçı Peregrini'den müzik dersleri alır. Rabia babasını tanıdıktan sonra çok sever ve onunla yaşamaya karar verir. Babası Jön Türkler'e yardım etmekle suçlanarak sürgüne gönderilince bakkal dükkânının sorumluluğunu Rabia üstlenir. Bu arada, annesinden yüklü bir miras kalan Peregrini Rabia ile evlenmek için Müslüman olur ve İstanbul'a yerleşir. II. Meşrutiyet'in ilanıyla babası sürgünden dönen Rabia, do­ğup büyüdüğü mahallede mutlu bir yaşam sürer.

Romanda batı kültürünü Peregrini, doğu kültürünü de Vehbi Dede simgeler. Yaza­rın, Rabia'ya ve Sinekli Bakkal mahallesine hayranlık duyan Peregrini aracılığıyla, kültür­ler çatışmasında doğu kültürüne ağırlık verdi­ği dikkati çeker. Ayrıca yapıtta, "asırların kurduğu müesseselerin köklerini söken" ve toplumu altüst eden bir hareket olarak II. Meşrutiyet eleştirilir. Bu roman 1943'te Cum­huriyet Halk Partisi Roman Ödülü'nü kazan­mıştır.

Siyasal ve toplumsal konularda da Türkçe ve İngilizce kitaplar yazan, çeviriler yapan, yapıtları çok sayıda dile çevrilen Halide Edip' in roman, öykü ve oyunları dışında anıları ve araştırmaları da vardır.

Kaynak:MsXLabs.org &Temel Britannica
Rapor Et
Eski 23 Şubat 2011, 15:54

Halide Edip Adıvar'ın Şiiri

#4 (link)
Efsane Prens
jumong - avatarı
Halide Edip Adıvar'ın Şiiri
Ölüm
Yapraklar üşürken dökülür;
Ağaçlar kışa soyunurken ölür.
Nedir acelesi ecelin?
Daha bitmeden yaşama sevincim.

Neden bu kadar soğuk ellerim?
Gözlerim aynı noktada donuk.
Nedir bu sonsuz karanlık?
Ve bu bitmeyen yalnızlık.

Nereden çıktı bu tabut?
Ne işim var benim içinde?
Ve bu kalabalık.
Yüzler; bu yüzler hep tanıdık.

Herkes birakıp gitmiş.
Geceye sessizlik çökmüş.
Gözlerim hâlâ açık,
Ve bitmeyen yanlızlık


halide-edip-adivar_2659_b
Rapor Et
Eski 8 Nisan 2011, 17:28

Halide Edip Adıvar

#5 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

Halide Edip Adıvar

(1884 İstanbul - 1964 İstanbul)
Romancı.

Ortaöğrenimini Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nde tamamladıktan sonra, toplumbilim, felsefe ve matematik dersleri alarak yetişti. Uzun yıllar, İstanbul Kız Lisesi, Kız Öğretmen Okulu'nda öğretmenlik, maarif müfettişliği görevlerinde bulundu. Daha sonra İstanbul Darülfünunu'nda garp edebiyatı hocalığına atandı. II. Meşrutiyet döneminde milliyetçilik akımının tarih, dil ve siyasal alanda en güçlü temsilcisi olan Türk Ocağı'na girdi. Ziya Gökalp, Hamdullah Suphi, Fuat Köprülü, Mehmet Emin Yurdakul vd. ile örgütün "Hars ve İlim" kuruluna seçildi. Mondros Mütarekesi'nden sonra "Wilson Prensipleri Cemiyeti"nin kurucuları arasında görev aldı. Sultanahmet mitinginde ulusal bağımsızlık adına yaptığı ünlü konuşmayla onbinlerce kişiyi etkileyen yazar, ilk örgütlenmeler başlar başlamaz eşiyle birlikte Ankara'ya geçti. Sonra uzun yıllar İngiltere'de yaşadı. Türkiye'ye dönünce İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde İngiliz dili ve edebiyatı profesörü oldu.

1950 seçimlerinde Demokrat Parti listesinden bağımsız aday olarak İstanbul milletvekili seçildi. Politikadan ayrılarak kürsüsüne döndü. Edebiyata Halide Salih imzasıyla Tanin gazetesinde yayımladığı öykülerle giren yazarın ilk yapıtları, dönemin edebiyat çevrelerinde ilgiyle karşılandı.

"Yeni Turan" (1912) romanında Türkçülük akımını benimsemesinin izleri görülür. Daha sonra "Ateşten Gömlek" (1922) ve "Vurun Kahpeye" (1926) gibi Kurtuluş Savaşı'nı yansıtan yapıtlar verdi. "Sinekli Bakkal" (1936) ise yazarın kendi sanatında olduğu kadar Cumhuriyet'ten sonraki gerçekçi roman çizgisinde görülen önemli dönemeçlerden biri sayılır. Yapıtlarının birçoğu sinemaya ve tiyatroya uyarlandı. Yapıtları: (Hikâye) "Harap Mabetler" (1911), "Dağa Çıkan Kurt" (1922), (roman) "Seviyye Talip" (1910), "Raik'in Annesi" (1910), "Handan" (1912), "Yeni Turan" (1912), "Son Eseri" (1912), "Mevut Hüküm" (1918), "Ateşten Gömlek" (1922), "Kalp Ağrısı" (1924), "Vurun Kahpeye" (1926), "Zeyno'nun Oğlu" (1928), "Sinekli Bakkal" (1936), "Yolpalas Cinayeti" (1937), "Tatarcık" (1939), "Sonsuz Panayır" (1946), "Döner Ayna" (1954), "Âkile Hanım Sokağı" (1958), "Hayat Parçaları" (1963). Öteki kitapları: "Kenan Çobanları" (oyun, 1918), "Maske ve Ruh" (1945), "Türk'ün Ateşle İmtihanı" (Kurtuluş Savaşı Anıları, 1962), "Mor Salkımlı Ev" (çocukluk anıları, 1963).

Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Rapor Et
Eski 10 Nisan 2011, 21:20

Halide Edip Adıvar (Halide Edip Adıvar Kimdir? - Halide Edip Adıvar Hakkında)

#6 (link)
AndThe_BlackSky
Ziyaretçi
AndThe_BlackSky - avatarı
Halide Edip Adıvar (Osmanlıca: خالده اديب اديوار; d. 1884 - ö. 9 Ocak 1964) Türk yazar, siyasetçi, akademisyen, öğretmen. Halide Onbaşı olarak da bilinir.
Halide Edip, 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. Kurtuluş Savaşı'nda cephede Mustafa Kemal'in yanında görev yapmış, sivil olmasına rağmen rütbe alarak bir savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı'nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır.

200px-Edib_Halide

II. Meşrutiyet'in ilanı ile birlikte yazarlığa başlayan Halide Edip; yazdığı yirmi bir roman, dört hikâye kitabı, iki tiyatro eseri ve çeşitli incelemeleriyle Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri Türk edebiyatının en çok yapıt veren yazarlarındandır. Sinekli Bakkal adlı romanı, en bilinen eseridir. Eserlerinde kadının eğitilmesine ve toplum içindeki konumuna özellikle yer vermiş, yazıları ile kadın hakları savunuculuğu yapmıştır. Bir çok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır.
1926 yılından itibaren yurtdışında yaşadığı 14 sene boyunca verdiği konferanslar ve İngilizce olarak kaleme aldığı eserler sayesinde zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı olmuştur.
İstanbul Üniversitesi'nde edebiyat profösörü olan Halide Edip, İngiliz Filoloji Kürsüsü Başkanlığı yapmış bir akademisyen; 1950'de girdiği TBMM'de ise milletvekilliği yapmış bir siyasetçidir.
I. TBMM hükümetinde sağlık bakanı olan Adnan Adıvar'ın eşidir.

Hayatı

Çocukluk ve Öğrencilik yılları
1884 yılında Beşiktaş, İstanbul'da doğdu. Babası Mehmet Edip Bey, annesi Fatma Berifem Hanım'dır. Annesini küçük yaşta veremden kaybetti. Evde özel dersler alarak ilköğrenimini tamamladı. Yedi yaşında iken yaşını büyüterek girdiği Üsküdar Amerikan Lisesi'nden kısa bir süre sonra padişahın "Hristiyan okullarında Müslüman öğrencilerin okuyamayacağı" emri ile alınmış ve evde özel ders görmeye başlamıştı. Kolejde İngilizce ve Fransızca öğrenmeye başlayan Halide Edip’in İngilizce öğrenirken çevirdiği kitap 1897’de basıldı. Bu, Amerikalı çocuk kitapları yazarı Jacob Abbott'un "Ana" adlı eseri idi. 1899 yılında bu çeviri nedeniyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Aynı yıl yeniden Üsküdar Amerikan Koleji’ne kaydolabildi. Bu okulda aldığı eğitimin yaşamında büyük etkisi oldu. Okulda, Rıza Tevfik Bey'in Fransız edebiyatı derslerine katıldı ve Doğu edebiyatıyla ilgilendi. 1901 yılında mezun oldu, okulun mezun ettiği ilk kız öğrenciler arasındaydı.

İlk Evliliği ve Çocukları
Halide Edip, kolejin son sınıfında iken matematik öğretmeni olan Salih Zeki Bey ile okuldan mezun olduğu yıl evlendi. Eşi rasathane müdürü oluğu için evleri hep rasathane içinde oldu ve bu yaşam ona sıkıcı geldi[3]. Evliliğinin ilk yıllarında eşine Kamus-u Riyaziyat adlı eserini yazmada yardımcı oldu, ünlü İngiliz matematikçilerin yaşam öykülerini Türkçe’ye çevirdi. Birkaç Sherlock Holmes hikayesinin de çevirisini yaptı. Fransız yazar Emile Zola’nın yapıtlarına büyük ilgi duymaya başladı. Daha sonra ilgisi Shakespeare’e yöneldi ve Hamlet adlı yapıtının çevirisini yaptı. 1903 yılında ilk oğlu Ayetullah, bundan on altı ay sonra da ikinci oğlu Hasan Hikmetullah Togo dünyaya geldi. 1905 yılında gerçekleşen Japon-Rus savaşında batı uygarlığının bir parçası sayılan Rusya'yı Japonların yenmesinin verdiği sevinçle oğluna Japon Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Togo Heihachiro'nun ismini vermişti.

Yazım Alanına Girişi
Meşrutiyetin ikinci kez ilan edildiği 1908 yılı Halide Edip’in hayatında bir dönüm noktası oldu. 1908'de gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. İlk yazısı Tevfik Fikret'in çıkardığı Tanin'de yayımlandı. Başlangıçta, -eşinin isminden ötürü- yazılarında Halide Salih imzasını kullandı. Yazıları, Osmanlı içerisindeki muhafazakâr çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında öldürülme endişesiyle kısa süre için iki oğluyla Mısır'a gitti. Oradan İngiltere’ye giderek kadın hakları konusundaki yazıları nedeniyle kendisini tanıyan İngiliz gazeteci Isabelle Fry’ın evinde konuk oldu. İngiltere’ye gidişi o dönemde kadın-erkek eşitliği konusunda sürüp giden tartışmalara tanık olmasına, Bertrand Russell gibi fikir adamlarıyla tanışmasına vesile oldu.
1909'da İstanbul'a geri döndü; siyasi içerikli yazıların yanı sıra edebi yazılar da yayımlamaya başladı. Heyyula ve Raik'in Annesi adlı romanları basıldı. Bu arada Kız Öğretmen okullarında öğretmenlik ile vakıf okullarında müfettişlik görevlerinde bulundu. İleride yazacağı Sinekli Bakkal adlı ünlü romanı, bu görevler gereği İstanbul’un eski ve arka mahallerini tanıması sayesinde ortaya çıkmıştı.
Eşi Salih Zeki Bey'in ikinci bir kadınla evlenmek istemesi üzerine ondan 1910 yılında boşandı ve artık yazılarında Halide Salih yerine Halide Edip adını kullanmaya başladı. Aynı yıl Seviyye Talib romanını yayımladı. Bu roman, bir kadının kocasını terk ederek sevdiği erkekle yaşayışını anlatır ve feminist bir eser olarak değerlendirilir. Basıldığı dönemde bir çok eleştiriye maruz kalmıştır. Halide Edip, 1911 yılında ikinci kez İngiltere'ye gitti, kısa bir süre kaldı. Yurda döndüğünde Balkan Savaşı başlamıştı.

Balkan Savaşı Yılları
Balkan Savaşı yıllarında kadınlar toplum yaşamında daha aktif rol almaya başlamışlardı. Halide Edip de bu yıllarda Teali-i Nisvan Cemiyeti’nin (Kadınları Yükseltme Derneği) kurucuları arasında yer aldı ve yardım işlerinde çalıştı. Öğetmenlik mesleğinin içinde olduğundan eğitim ile ilgili bir kitap yazmaya yöneldi ve Amerikalı düşünür ve eğitimci Herman Harrell Horne'un The Psychological Principle of Education (Eğitimin Psikolojik Temeli) adlı eserinden yararlanarak Talim ve Edebiyat adlı kitabı yazdı[6]. Aynı dönemde Türk Ocağı içinde Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Hamdullah Suphi gibi yazarlarla tanıştı. Bu kişilerle dostluğu sonucu Turancılık fikrini benimseyen Halide Edip, bu düşüncenin etkisiyle Yeni Turan adlı eserini yazdı. 1911'de Harap Mabetler ve Handan isimli romanları yayımlandı.

I. Dünya Savaşı Yılları
Balkan Savaşları 1913’te sona ermişti. Öğretmenlikten istifa eden Halide Edip, Kız Mektepleri Umumi Müfettişliği görevine getirildi. I. Dünya Savaşı başladığında bu görevdeydi. 1916'da Cemal Paşa'nın daveti üzerine okul açmak üzere Lübnan ve Suriye'ye gitti. Aynı yıl bir aşk romanı olan Son Eseri adlı kitabı basıldı. Arap eyaletlerinde iki kız okulu ve bir yetimhane açtı. Orada bulunduğu sırada babasına verdiği vekalet ile Bursa’da, aile doktorları Adnan Adıvar ile nikahları kıyıldı. Lübnan’da iken Kenan Çobanları adlı 3 perdelik operanın librettosunu yayımladı, eseri Vedi Sebra besteledi. Yusuf Peygamber ve kardeşlerini konu alan bu eser, o yıllarda savaş koşullarına rağmen yetimhane öğrencileri tarafından 13 defa sahneye kondu. Türk ordularının Lübnan ve Suriye'yi boşaltması üzerine 4 Mart 1918’de İstanbul'a döndü. Yazar, hayatının buraya kadar olan bölümünü Mor Salkımlı Ev adlı kitabında anlatmıştır.

Milli Mücadele yılları ve ABD mandası tezi
Halide Edip, İstanbul’a döndükten sonra Darülfünun'da Batı edebiyatı okutmaya başladı. İzmir'in işgalinden sonra "milli mücadele" en önemli işi haline geldi. Türk Ocakları’nda çalıştı. Karakol adlı gizli örgüte girerek Anadolu’ya silah kaçırma işinde rol aldı. Vakit Gazetesi'nin sürekli yazarı, M. Zekeriya ve eşi Sabiha Hanım'ın çıkarttıkları Büyük Mecmua'nın başyazarı oldu.
Milli Mücadele taraftarı aydınların bir kısmı işgalcilere karşı ABD ile işbirliği yapma düşüncesiydi, Halide Edip bu düşüncedeki Refik Halit, Ahmet Emin, Yunus Nadi gibi aydınlarla 14 Ocak 1919'da Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer aldı. Halide Hanım, milli mücaelenin önderi Mustafa Kemal'e yazdığı bir mektupla ABD mandası tezini açıkladı ancak bu tez temmuz ayında Mustafa Kemal önderliğindeki Erzurum Kongresi'nde uzun uzun tartışılacak ve reddedilecektir. Yıllar sonra Mustafa Kemal'in Nutuk adlı eserinde tam metnine yer vereceği mektubu yüzünden Halide Edip, "mandacı" olarak suçlanmış, hatta "hain" olarak değerlendirilmiştir.

Halide Edip Adıvar için İstanbul mitingleri ve idam kararı
15 Mayıs 1919 günü İzmir’i Yunanlıların işgal etmesi üzerine İstanbul’da ardı ardına protesto mitingleri düzenlenmekteydi. İyi bir hatip olan Halide Edib, 19 Mayıs 1919 günü Asri Kadınlar Birliği’nin düzenlediği ve kadın hatiplerin de konuşmacı olduğu ilk açıkhava mitingi olan Fatih Mitingi’nde kürsüye çıkan ilk konuşmacıydı, attığı nutuk ile belleklerde büyük iz bıraktı. 20 Mayıs’ta Üsküdar mitingi, 22 Mayıs’ta Kadıköy mitingine katıldı. Bunları Halide Edip’in başkahramanı haline geldiği Sultanahmet mitingi izledi. Önceden hazırlanmadan ve yazmadan yaptığı konuşmada sarf ettiği “Milletler dostumuz, hükümetler düşmanımızdır.” cümlesi bir vecize halini aldı.
İngilizler İstanbul’u 16 Mart 1920’de işgal ettiler. Hakkında idam emri çıkardıkları ilk kişiler arasında Halide Edip ve eşi Dr. Adnan da vardır. 24 Mayıs’ta padişah tarafından onaylanan kararda idama mahkum edilen ilk 6 kişi şunlardı: Mustafa Kemal, Kara Vasıf, Ali Fuat Paşa, Ahmet Rüstem, Dr. Adnan ve Halide Edip.

Anadolu'da mücadele
Haklarında idam karar çıkmadan önce Halide Edip, eşi ile birlikte İstanbul'dan ayrılıp Ankara’daki milli mücadeleye katılmıştı. Çocuklarını İstanbul’da yatılı okulda bırakarak 19 Mart 1920 günü Adnan Bey ile at sırtında yola çıkan Halide Hanım, Geyve’ye ulaştıktan sonra buluştukları Yunus Nadi Bey ile birlikte trene binip Ankara’ya gitmiş ve 2 Nisan 1920 günü Ankara’ya varmıştı.
Halide Edip, Ankara’da Kalaba(Keçiören)’daki karargahda görev aldı. Ankara yolunda iken Akhisar İstasyonu'nda Yunus Nadi Bey ile birlikte kararlaştırdıkları gibi Anadolu Ajansı isimli bir haber ajansının kurulması Mustafa Kemal Paşa'dan onay görünce ajans için çalışmaya başladı. Ajansın muahabiri, yazarı, yöneticisi, ayakişlerine bakanı olarak çalışıyordu. Haber derleyip milli mücadeleye ilişkin bilgileri telgrafı olan yerlere telgrafla iletmek, olmayan yerlerde cami avlusuna afiş olarak yapıştırılmalarını sağlamak; Avrupa basınını takip edip batılı gazetecilerle iletişim kurmak; Mustafa Kemal'in yabancı gazetecilerle görüşmesini sağlamak, bu görüşmelerde tercümanlık yapmak; Yunus Nadi Bey'in çıkardığı Hakimiyet-i Milliye gazetesine yardımcı olmak ve Mustafa Kemal'in diğer yazıişleri ile ilgilenmek Halide Edip'in yürüttüğü işlerdi.
1921’de Ankara Kızılay başkanı oldu. Aynı yılın Haziran ayında Eskişehir Kızılay’da hastabakıcılık yaptı. Ağustos’ta orduya katılma isteğini Mustafa Kemal’e telgrafla iletti ve cephe karargâhında görevlendirildi. Sakarya Savaşı sırasında onbaşı oldu. Yunanlıların halka verdiği zararları incelemek ve raporlamakla sorumlu Tetkik-i Mezalim Komisyonu’nda görevlendirildi. Vurun Kahpeye adlı romanının konusu bu dönemde oluştu. Türk'ün Ateşle İmtihanı(1922) adlı anı kitabı, Ateşten Gömlek(1922), Kalp Ağrısı (1924), Zeyno'nun Oğlu adlı romanlarında Kurtuluş Savaşı'nın değişik yönlerini gerçekçi biçimde dile getirebilmesini savaştaki deneyimlerine borçludur.
Savaş boyunca cephe karargahında görev yapan Halide Edip, 30 Ağustos Zaferi’nden sonra ordu ile İzmir’e gitti. İzmir’e yürüyüş sırasında rütbesi başçavuşluğa yükseldi. Savaştaki yararlılıklarından ötürü İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.

Kurtuluş Savaşı sonrası
Kurtuluş Savaşı, Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandıktan sonra Ankara'ya döndü. Eşi, Dışişler Bakanlığı'nın İstanbul temsilciliği ile görevlendirilince birlikte İstanbul'a gittiler. Anılarının buraya kadar olan kısmını Türk'ün Ateşle İmtihanı adlı eserinde anlatmıştır.
Halide Edip, cumhuriyetin ilanından sonra Akşam, Vakit ve İkdam gazetelerinde yazdı. Bu arada Cumhuriyet Halk Fırkası ve Mustafa Kemal Atatürk ile siyasi fikir ayrılıkları yaşadı. Eşi Adnan Adıvar'ın Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşunda yer alması sonucu iktidar çevresinden uzaklaştılar. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılıp Takrir-i Sükun kanununun kabul edilmesiyle tek parti dönemi başlayınca, kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrılmak zorunda kalarak İngiltere'ye gitti. 1939 yılına kadar 14 yıl boyunca yurtdışında yaşadı. Bu sürenin 4 yılı İngiltere'de, 10 yılı da Fransa'da geçti.
Halide Edip, yurtdışında yaşadığı dönemde kitap yazmayı sürdürdüğü gibi Türk kültürünü dünya kamuoyuna tanıtmak amacıyla pek çok yere konferanslar verdi. İngiltere'de Cambridge, Oxford; Fransa'da Sorbonne Üniversitelerinde konuşmacı oldu. 2 defa Amerika Birleşik Devletleri'ne bir defa da Hindistan'a davet edilerek gitti. 1928 yılında ABD'ye ilk gidişinde Williamstown Siyaset Enstitüsü'nde yuvarlak masa konferansına başkanlık yapan ilk kadın olarak büyük ilgi çekti. Artık ABD'de yaşamakta olan oğullarını, Anadolu'da milli mücadeleye katılmak için onlardan ayrılışından 9 yıl sonra ilk defa bu gezi sırasında tekrar görebildi. 1932 yılında Columbia Üniversitesi Bernard Kolej'den gelen çağrı üzerine ikinci kez ABD'ye gitti ve ilk gidişindeki gibi seri konferanslarla ülkeyi dolaştı. Yale, Illinois, Michigan üniversitelerinde konferanslar verdi. Bu konferansların sonucu olarak Türkiye Batıya Bakıyor adlı eseri ortaya çıktı. 1935 yılında İslam üniversitesi Jamia Milia'yı kurmak için açılan kampanyaya katılmak üzere Hindistan'a çağırıldığında Delhi, Kalküta, Benares, Haydarabad, Aligar, Lahor ve Peşaver Üniversitelerinde dersler verdi. Konferanslarını bir kitapta topladı, ayrıca Hindistan izlenimlerini içeren bir kitap yazdı.
1936 yılında en ünlü eseri olan Sinekli Bakkal’ın İngilizce orijnali "The Daughter of the Clown" yayımladı. Roman aynı yıl Türkçe olarak Haber gazetesi'nde tefrika edildi. Bu eser 1943 yılında CHP Ödülü’nü aldı ve Türkiye’de en çok baskı yapan roman oldu.
1939'da İstanbul'a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi kürsüsünü kurmakla görevlendirildi ve 10 yıl kürsü başkanlığını yürüttü. Shakespeare hakkında verdiği açılış dersi büyük yankı uyandırdı.
1950 yılında Demokrat Parti listesinden İzmir milletvekili olarak TBMM'ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 5 Ocak 1954 günü Cumhuriyet Gazetesi'nde Siyasi Vedaname başlıklı bir yazı yayımlayarak bu görevinden ayrıldı ve tekrar üniversitede görev aldı. 1955'te eşi Adnan Bey'in kaybı ile sarsıldı.
Halide Edip Adıvar, 9 Ocak 1964 yılında İstanbul'da 82 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi. Cenazesi, İstanbul Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi.

Eserleri

Romanları
Heyula (1908)
Raik’in Annesi (1909)
Seviye Talip (1910)
Handan (1912)
Yeni Turan (1912)
Son Eseri (1913)
Mev’ud Hüküm (1918)
Ateşten Gömlek (1923)
Vurun Kahpeye (1923)
Kalp Ağrısı (1924)
Zeyno'nun oğlu (1928)
Sinekli Bakkal (1936)
Yolpalas Cinayeti (1937)
Tatarcık (1939)
Sonsuz Panayır (1946)
Döner Ayna (1954)
Akile Hanım Sokağı (1958)
Kerim Ustanın Oğlu (1958)
Sevda Sokağı Komedyası (1959)
Çaresaz (1961)
Hayat Parçaları (1963)

Hikayeleri
İzmir’den Bursa’ya (Yakup Kadri, Falih Rıfkı ve Mehmet Asım Us ile birlikte, 1922)
Harap Mabetler (1911)
Dağa Çıkan Kurt (1922)
Kubbede Kalan Hoş Seda (1974)

Hâtırât
Türk'ün Ateşle İmtihanı (1962)
Mor Salkımlı Ev (1963)

Tiyatro
Kenan Çobanları (1916)
Maske ve Ruh (1945)

Kaynak >> Vikipedia
Rapor Et
Eski 16 Şubat 2012, 16:44

Halide Edip Adıvar

#7 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Halide Edip Adıvar
(Hayatı – Biyografisi)

1884 yılında İstanbul’da doğdu. İngiliz terbiyesiyle yetişmesini isteyen babası onu Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nde okuttu. Orada Rıza Tevfik’den (Bölükbaşı) Fransız edebiyatı dersleri aldı ve Doğu’nun mistik edebiyatını dinledi.Sonradan evlendiği Salih Zeki’den de matematik dersleri alıyordu. Koleji 1901′de bitirdi. 1908 yılında gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. 1909′dan sonra eğitim alanında görev alarak öğretmenlik,müfettişlik yaptı.

Balkan Savaşı yıllarında hastanelerde çalıştı. Gerek bu çalışmaları, gerekse müfettişliği sırasında İstanbul semtlerini dolaşması, ona çeşitli kesimlerden insanları tanıma fırsatını verdi. 1919′da Sultanahmet Meydanı’nda, İzmir’in işgalini protesto mitinginde yaptığı etkili konuşma ünlüdür. 1920′de Anadolu’ya kaçarak Kurtuluş Savaşı’na katıldı. Kendisine önce onbaşı, sonra da üstçavuş rütbesi verildi. Savaşı izleyen yıllarda Cumhuriyet Halk Fırkası ve Atatürk ile siyasi görüş ayrılığına düştü. 1917′de evlenmiş olduğu ikinci kocası Adnan Adıvar ile birlikte yurtdışına çıktı.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.408 saniyede (86.48% PHP - 13.52% MySQL) 17 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 20:11
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi