Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Forumda Ara

Arif Nihat Asya

Bu konu Edebiyat tr forumunda KisukE UraharA tarafından 13 Kasım 2006 (23:30) tarihinde açılmıştır.
117411 kez görüntülenmiş, 10 cevap yazılmış ve son mesaj 2 Nisan 2013 (21:41) tarihinde gönderilmiştir.
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Eski 13 Kasım 2006, 23:30

Arif Nihat Asya kimdir, nereli, hayatı.

#1 (link)
!..............!
KisukE UraharA - avatarı
Sponsorlu Bağlantılar
Arif Nihat Asya
MsXLabs.org

7 Şubat 1904'te İstanbul Çatalca’da doğdu, 5 Ocak 1975'te Ankara’da yaşamını yitirdi. İstanbul Üniversitesi Yüksek Öğretmen Okulu Edebiyat Bölümü’nü bitirdi. Adana, Malatya, Edirne, Tarsus, Ankara ve Kıbrıs'taki liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1950-1954 arasında Seyhan (Adana) milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bulundu. Milletvekilliğinden sonra tekrar öğrtemenliğe döndü. Ankara Gazi Lisesi edebiyat öğretmeni iken 1962'de emekliye ayrıldı. İstanbul'a döndü. Yeni İstanbul ve Babıli’de Sabah gazetelerinde yazılar yazdı. Aruzla başladığı şiirde rubailer, gazeller yazdı. Özellikle rubailere büyük önem verdi. Rubailerden oluşan 5 ayrı kitap yayınladı. Daha sonra hece veziyle ve serbest vezinli şiirler de yazdı. Ulusçu şiirleriyle dikat çekti. Yurdun güzelliklerini, doğasını anlatan, kimi zaman yergici ama Türklüğü yücelten şiirleriyle bilinir.


ESERLERİ

ŞİİR:

  • Heykeltıraş (1924)
  • Yastığımın Rüyası (1930)
  • Ayetler (1936)
  • Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor (1946)
  • Kubbe-i Hadrâ (Mevlana üzerine, 1956)
  • Kökler ve Dallar (1964)
  • Emzikler (1964)
  • Dualar ve Aminler (1967)
  • Aynalarda Kalan (1969)
  • Bütün Eserleri (1975-1977)
  • Rubaiyyat-ı Ârif (rubailer, 1956)
  • Kıbrıs Rubaileri (rubailer, 1964, 1967)
  • Nisan (rubailer, 1964)
  • Kova Burcu (rubailer, 1967)
  • Avrupa’dan Rubailer (1969)
  • Şiirler (Ahmet Kabaklı derledi, 1971)
  • Bütün Eserleri (1975-1977, Ötüken Yayınları)

DÜZYAZI:

  • Kanatlar ve Gagalar (özdeyişler, 1946)
  • Enikli Kapı (makaleleri, 1964)
Sponsorlu Bağlantılar
Son Düzenleyen KisukE UraharA; 29 Ocak 2008 @ 19:46.
Rapor Et
Eski 28 Kasım 2006, 11:39

Arif Nihat Asya

#2 (link)
ReaLin
Ziyaretçi
ReaLin - avatarı
BAYRAK

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver.
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
Yurda ay yıldızının ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düştüğümüz gün
Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde açan çiçeğim.
Senin altında doğdum.
Senin altında öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen!
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!
Rapor Et
Eski 26 Temmuz 2009, 12:39

Arif Nihat Asya

#3 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

Başörtüsü


Ne demekmiş
“Yasak! ”
İşiniz mi kalmadı
Yapacak?

Ne diye karışırsınız
Saçımıza-başımıza,
Bizi oyuncağınız mı sandınız
Bakıp yaşımıza?

Sebebini anlatamayacağınız
Çocukça bir devrin hevesinden
Karşınızdaki en güzel portreleri
Mahrum ettiniz çerçevesinden!

Kim demiş, ki:
“Başörtüsüydü o! ”
Başımızın -renk renk-
Süsüydü o!

Altında saçlarımız,
Arkadan, ne hoş sarkardı;
Kimimizde -örgü örgü- sarmaşıklaşır...
Kimimizde, su olup akardı!

*
* *

Şu, bu nâmına “Yasak! ” demiş
Bulundunuz, tezelden;
Ne olurdu, anlasaydınız biraz da,
Güzellikten, güzelden!

*
* *
Siz, bizden değilsiniz,
Tanımıyoruz hiç birinizi,
Çekin başımızdan
Ellerinizi!

Bir gericilik tutturmuşsunuz;
Gericilik değil, Türk'ün köy modasıdır bu...
Üstelik, ninemizin başımızda
Taşıdığımız hatırasıdır bu!

Dediniz: “Çıkacak başınızdan
Başörtünüz! ”
Alın -öyleyse- onunla
Yüzünüzü örtünüz!


Arif Nihat Asya
Rapor Et
Eski 5 Ağustos 2009, 09:50

Arif Nihat Asya

#4 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı
Ağıt Ağıt

Ağlayın, parmakları nur
Sularından kınalı kızlarım
Ağlasın Meraga göklerinden
Meraga'ya bakıp yıldızlarım

Yollara Kürşadlar uzanmış ölü
Ağlasın Akülke, ağlasın Sütgölü
Yiğitlerim uyur gurbet ellerde
Kimi Semerkant'ta bekler beni
Kimi Caber'de

Caber yok, Tiyanşan yok, Aral yok
Ben nasıl varım?
Ağla ey Tanrı dağlarından
İndirilmiş Tanrım

Şu yakın suların
Kolu neden bükülmez
Fırat niçin, Dicle niçin, Aras niçin
Benden doğar, bana dökülmez?

Ben ki ateşle konuşurdum.selle konuşurdum
İdil'le Tuna'yla Nil'le konuşurdum
''Sangaryos''u ''Sakarya'' yapan
''İkonyom''u ''Konya'' yapan
Dille konuşurdum


Arif Nihat Asya
Rapor Et
Eski 1 Eylül 2009, 16:42

Arif Nihat Asya

#5 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı
Mavi

Kayıklarla kayıkçılar
Dalgıçlarla balıkçılar
Bilirsin:ne ister,deniz!

Kendini bu isteklerin:
Yelkenlerin küreklerin
Altına seriver, deniz!

Balıkların,kandillerin
Ne varsa olsun ellerin
Bana mavini ver deniz!

Arif Nihat Asya
Rapor Et
Eski 8 Şubat 2010, 21:54

Arif Nihat Asya

#6 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Bu Vatan Bölünmez

Kalbim ile sevdim
O benim tek hürriyetim
Ay yıldız fark etmez
Bu sevgi ona yetmez
Kalbini yaktı o aşkın

Seni seven bin bir halkın
Sana sonsuza dek hayran
Aylı yıldızlı havalarda dalgalanan
Sevgimiz aşkımız yetmez
Bu vatan bölünmez
TARIK TERZİOĞLU
Rapor Et
Eski 10 Şubat 2010, 21:09

Arif Nihat Asya

#7 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Yurdun güzelliklerini, doğasını anlatan, kimi zaman yergici ama Türklüğü yücelten şiirleriyle bilinir.
Rapor Et
Eski 8 Aralık 2010, 21:43

Arif Nihat Asya

#8 (link)
pesimist
Ziyaretçi
pesimist - avatarı
KUBBELER

Dün başlar seferbervirgul eller seferbervirgul
Kurşun eritildivirgul mermer çekildi.
Bunlarvirgul bu kubbelervirgul bu minareler
Akçayla olacak şeyler değildi.
Böyle bir gemide yendi suyu Nuh.
Ve bu yelkenlerle kanatlandı ruh.
Taşıtıp kalyonla pırlantavirgul inci
Abide haline koydu sevinci.
Gergefle işleyip bir inci sultan
Ki çiçek verirdi saksıya koysan.
Bulabildinse ey yolcu yerinivirgul
Hepsinin altında altından bir ay.
Seyret İstanbul’un camilerini
Minare minarevirgul kubbe kubbe say!
Açılır masmavi burada gökyüzü
Gümüşten sütunlar üstünde durur...
Kiminin gölgesi dinlenir yerdevirgul
Kiminin beyazı sulara vurur.
Allah’a giden yol buralardadır
Kapılar açılır şerefelerden.
Buradan uğurlanır mübarek aylarvirgul
Bayram burda başlar arefelerden.
Mihraplarvirgul kemerlervirgul kubbeler yapmışvirgul
Sultanıvirgul çerisivirgul pirivirgul veziri.
Nesilden nesile götürsün diye
Kanatlar üstünde şanlı tekbiri.
Nice başbuğların açtığı yolda
Biri yardan geçmişvirgul öteki serden.
Yolcular gidiyor yarına doğruvirgul
Kafile kafile bu köprülerden.
Kuşun uçuşvirgul gülün açış saativirgul
Tanrı’nın fermanı yüce kubbedevirgul
Duyulurvirgul uyanık Fatih’in “Uyan’
Dediği uzaktan Sultan Ahmed’e..
Diken dikmişvirgul yakan yakmış mumunuvirgul
Şamdanlarvirgul şamdanlarvirgul ulu şamdanlar...
Ki aydınlığiyle asırlar boyuvirgul
Yolunu bulurdu yolda kalanlar.
Burda kubbevirgul kemer ve mihrap olmuşvirgul
O kıvrak şekil ki serhatte yaydı;
Atlas bayrakların dalgalarında
Rüzgarla öpüşen ince bir ay’dı.
Kimi yıkanırken şadırvanlardavirgul
Tekbir’e hu hû’lar katıyor kimi:
Beyazıt önünde güvercinlerin incidir yemivirgul
Söyleyin ey nazlı haber kuşları:
Tuna boylarından müjde geldi mi?
Uzaklarda kırık minarelerden
Gökte bir kapıyı vurur leylekler;
Bir gün açılacak o büyük kapı
Ve kanatlar yere inmeyecekler.
Taraf tarafvirgul kol kol şu yamaşlardan
Aktıkça fetihler tarihi Türk’ün
Kubbeler erecek bir gün murada;
Ve minareler dal verecek bir gün.
Geçersen altından bu loş kemerin
Menekşe menekşe gül güldür içi...
Kapanmaz kapısı Allah evininvirgul
Ki beş vakit gürül gürüldür içi.
Çinilervirgul çinilervirgul taze çiniler;
Boyası göz nuruvirgul fırçası kirpik...
Ey sanatvirgul kuruyan dallarımıza
Bir yeşil yaprak ver! demeye geldik.
Biri hattınvirgul biri mermerinvirgul tuncunvirgul
Kurşunun sırrını aramış bulmuş
Yesârî elinde Lafza-i Celal
Sinan’da kubbeyle minare olmuş.
İşte bu kubbe kivirgul söyler saati
Yolcu ilkvirgul dalgalar son cemaativirgul
Mavidir çinisivirgul Yeni’dir adı
Mermerini sisler karartmadı.
Şehzâdevirgul Lalelivirgul Haseki Sultan
Hepsinin üstünde Süleymaniye...
Süleymaniye’denvirgul Ayasofya’dan
Yollar iner dal dal Yeni Cami’ye
Yelken yelkenvirgul seren seren gemiler;
Yamaçtavirgul kıyıdavirgul yolda camiler.
Bu horasanvirgul mermervirgul kurşun dağları
Omuzunda taşıdığı çağları
Taşıyacak daha çağlar boyunca
Ve yer çekmeyecek yere koyunca.
Yolları arkada bırakan hızlavirgul
Kanatlarımızlavirgul atlarımızla
Aşarken toprağıvirgul taşı denizi
Bu kurşun memeler emzirdi bizi.
Böyle bir gemide yendi suyu Nuh.
Ve bu yelkenlerle kanatlandı ruh.
Rapor Et
Eski 23 Şubat 2012, 18:09

anne

#9 (link)
arif nihat asya
Ziyaretçi
arif nihat asya - avatarı
ANNE
İlk kundağın
Ben oldum, yavrum;
İlk oyuncağın
Ben oldum.

Acı nedir
Tatlı nedir... bilmezdin
Dilin damağın
Ben oldum.
Elinin ermediği
Dilinin dönmediği
Çağlarda, yavrum
Kolun kanadın
Ben oldum
Dilin dudağın
Ben oldum.

Belki kıskanırlar diye
Gördüklerini
Sakladım gözlerden
Gülücüklerini...
Tülün duvağın
Ben oldum!

Artık isterlerse adımı
Söylemesinler bana
'Onun Annesi' diyorlar...
Bu yeter sevgilim bu yeter bana!

Bir dediğini iki
Etmiyeyim diye öyle çırpındım ki
Ve seni öyle sevdim sana
O kadar ısındım ki
Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim
Gün oldu kırdın...
İncinmedim;
İlk oyuncağın
Ben oldum.. Yavrum
Son oyuncağın
Ben oldum...

Layık değildim
Layık gördüler
Annen oldum yavrum
Annen oldum! Yazar : ARİF NİHAT ASYA
Rapor Et
Eski 27 Şubat 2012, 15:47

Arif Nihat Asya

#10 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Arif Nihat Asya
MsXLabs.org

Türk Edebiyat Tarihi'ne "Bayrak Şairi" olarak adını yazdıran Arif Nihat Asya, 7 Şubat 1904 yılında Çatalca'nın İnceğiz Köyü'nde dünyaya geldi. Babası Tokatlı Zîver Efendi, annesi Tırnovalı Fatma Hanımdır. Nihat Asya bir aylıkken babasının ölümü üzerine, akrabalarının himayesinde büyümek zorunda kaldı. İlköğrenimine köyünde başladı fakat daha sonra İstanbul'a geldi. Önce Haseki Mahalle Mektebi'ne daha sonra Gülşen'i Maarif Rüştiyesi'ne devam etti. Yatılı olarak girdiği Bolu Sultanisi kapatılınca, Kastamonu Sultanisi'ne aktarıldı. Liseyi bitirdikten sonra, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nun Edebiyat Bölümü’nden mezun oldu.

Milli Mücadele Dönemi'nde Ankara'da bulundu. Bu dönem onun şiire başladığı, Türklük ve vatan aşkı ile şiirler kaleme aldığı tarihlerdir. 1828 yılında Darülmuallimin'i Aliye'den edebiyat öğretmeni olarak mezun oldu ve Adana kolej ve öğretmen okullarında edebiyat öğretmenliği ve yöneticilik yaptı. 1948 yılında Edirne'ye tayin edildi. 1950-54 döneminde Adana Milletvekilliği, 1954 yılında Eskişehir milletvekilliği yaptı. 1962 yılında ise Ankara Gazi Lisesi'nden emekli oldu. 5 Ocak 1975 tarihinde Ankara'da vefat etti.

Edebiyatımızda “Bayrak” şairi olarak tanınan Asya, Bayrak şiirini Adana’nın kurtuluş günü olan bir “5 Ocak”ın heyecanı ile yazdı. Bir çok dergi ve gazetelerde yazılar yazdı. Şiirlerinde hece, arûz ve serbest vezinleri kullanan Arif Nihat, nazmın her tür ve şekliyle eserler vermiştir. Fikrin ağır bastığı şiirlerinde milliyetçilik konusu büyük bir yer tutar. Çok renkli ve değişik biçimli şiirler yazmış olan Asya, son şiirlerinde biraz da mistisizme yönelmiştir. Şiirinde daima bir yenileşme çabası içinde olan şair, etkilerden uzak kalarak kendine özgü bol renkli şiir dünyasını yaratmıştır.

Güzel ve zarif benzetmelerin yanı sıra, keskin zekâsının, şakacı mizâcının mahsûlü olan nükteleri, hicivleri, kelime oyunları üslûbunu tamamlayan önemli unsurlardır. Tarihimizin şanlı sayfalarını şiirleştiren şair, Rubai türünün yeni Türk edebiyatında önemli şahsiyetlerinden kabul edilir. Bayrak ve vatan, onun mısralarında en usta anlatıcısını bulmuştur.

Şiir Kitapları:
  • Heykeltraş (1924),
  • Yastığımın Rüyası (1930),
  • Ayetler (1936),
  • Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor (1946),
  • Rubaiyyat-ı Arif (1956),
  • Enikli Kapı (1964),
  • Kubbe-i Hadrâ (1956),
  • Kökler ve Dallar (1964),
  • Emzikler (1964),
  • Dualar ve Aminler (1967),
  • Aynalarda Kalan (1969),
  • Kanatlar ve Gagalar (1946),
  • Kıbrıs Rubaileri (1964),
  • Avrupa'dan Rubailer (1971),
  • Kova Burcu (1967).
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.302 saniyede (81.97% PHP - 18.03% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 19:59
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi