Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Nurullah Ataç

Bu konu Edebiyat tr forumunda BARIŞ tarafından 14 Kasım 2006 (12:56) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
150629 kez görüntülenmiş, 4 cevap yazılmış ve son mesaj 16 Ekim 2012 (15:42) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.81  |  Oy Veren: 126      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 14 Kasım 2006, 12:56

Nurullah Ataç kimdir, nereli, hayatı.

#1 (link)
BARIŞ
Ziyaretçi
BARIŞ - avatarı
NURULLAH ATAÇ
21 Ağustos 1898’de İstanbul Beylerbeyi'de doğdu. 1957’de Ankara'da yaşamını yitirdi. Türk edebiyatında modern anlamda deneme türünde ürün veren ilk yazar ve eleştirmen. Asıl ismi Ali Nurullah Ata. Öğretmen Mehmet Ata Bey'in oğlu. İlkokuldan sonra 4 yıl Mekteb-i Sultani'de öğrenim gördü. Öğrenimini tamamlamak ve Fransızca öğrenmek için İsviçre'ye gitti. 1919'da Türkiye'ye döndü. Sınava girerek Darülfünun öğretmeni oldu. İstanbul'da Nişantaşı, Vefa, Üsküdar liseleri ile Adana Lisesi'nde Fransızca dersleri verdi. Ankara Orta Öğretim Mektebi, İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu, Gazi Terbiye Enstitüsü, Ankara Atatürk Lisesi'nde de öğretmenlik yaptı. Cumhurbaşkanlığı çevirmeni oldu. Emekliye ayrılana dek bu görevi sürdürdü. Yazmaya Yahya Kemal Beyatlı'nın yönettiği Dergâh dergisinde yayınlanan şiir ve yazılarıyla başladı. Daha sonra yalnızca deneme ve eleştiri türünde ürünler verdi ve çeviriler yaptı. Eski Türk edebiyatı ile çağdaş Batı edebiyatını inceledi. Yeni bir kültür, edebiyat ve dil arayışı içinde oldu. Çoğulcu bir düşünce yapısına ulaşmak için Batı hümanizmi ve demokratikleşme sürecini sindirmek gerektiğini savundu. Türkiye'de ulusal benliği koruyan bir Batılalaşma modeli uygulanmasını önerdi. Eleştirmenin okura sezinleyemediği güzellikleri tanıtması gerektiğini savundu. Kendi türettiği sözcükleri, devrik tümceleri ve kendine özgü biçemiyle dili bir uygarlık sorunu olarak ele aldı. Batılılaşma, Divan şiiri, yeni şiir, eleştiri gibi çeşitli konularda, kişisel yönü ağır basan yazılarındaki kuşkucu ve cesur tavrıyla pek çok genç yazarı etkiledi.


ESERLERİ

Günlerin Getirdiği (1946)
Sözden Söze (1952)
Karalama Defteri (1953)
Ararken (1954)
Diyelim (1954)
Söz Arasında (1957)
Okuruma Mektuplar (1958)
Prospero ile Caliban (1961)
Söyleşiler (1964)
Günce I -II (1972)
Dergilerde (1980)


Rapor Et
Eski 16 Eylül 2008, 12:14

Nurullah Ataç

#2 (link)
nünü
Ziyaretçi
nünü - avatarı
ATAÇ, Nurullah (1898-1957).
Nurullah Ataç Türk edebiyatında batılı anlamda ilk deneme ve eleştiri' yazandır. Hemen hemen yalnızca bu alanda ürün vererek yeni ve çağdaş bir edebiyatın oluşması, Türkçe'nin özleşmesi gi­bi konulardaki yazılanyla dönemini etkile­miştir.

İstanbul'da doğan Ataç dördüncü sınıfa ka­dar okuduğu Galatasaray Lisesi'nden ayn-larak öğrenim için Cenevre'ye gitti. Beş yıl kaldığı bu kentte Fransızca'sını ilerleterek 19İ9'da yurda döndü. Bir süre üniversitede edebiyat derslerini izledi. 1921'de İstanbul'da başladığı Fransızca ve edebiyat öğretmenliği­ni 1945 yılına kadar sürdürdü. Bir ara Ticaret ve Milli Eğitim bakanlıklarında çevirmenlik yaptıysa da yeniden öğretmenliğe döndü. İs­tanbul ve Ankara liseleri ile üniversitede bu görevi yürüttü. Daha sonra Basın-Yayın Umum Müdürlüğü'nde yayın şefliği yapan Ataç 1952'de emekli oluncaya kadar Cumhur başkanlığı çevirmenliği görevinde bulundu.

1951'den ölümüne kadar Türk Dil Kurumu'n-da Yayın Kolu başkanlığını üstlendi.
Yazarlık yaşamına 1921'de Dergâh dergi­sinde başlayan Ataç çok sayıda gazete ve der­gide edebiyat, tiyatro, dil ve kültür konuların­da yazılar yazdı. Yazmaya başladığı dönemde pek gelişmemiş olan deneme ve eleştiri tür­lerinde çağdaş batı edebiyatından esinle­nen örnekler verdi. Eski şiire karşı serbest şii­ri, eski dile karşı Türkçe'nin özleşmesini sa­vundu.

Ataç denemelerinde, Cumhuriyet dönemi Türkiye'sinde yeni sanat, kültür, ahlak ve ya­şam biçiminin nasıl olması gerektiği konuları­nı ele aldı. Laiklik, akılcılık, bireycilik gibi Rönesans ve Aydınlanma Çağı'nın ilkelerini Türk düşün yaşamına yerleştirmeye çalıştı. Türk aydınının özgür düşünceye ve yenilikle­re açık olması, topluma öncülük etmesi ge­rektiğini savundu.
Ataç'tan önce de eleştiri örnekleri vardı. Ama eleştirinin Türk edebiyatında bir tür ola­rak ele alınması ve bir eleştiri geleneğinin ku­rulması onunla başlar. Ataç eleştirilerinde Türk edebiyatının geçmişini değerlendirdi. Edebiyatta yenileşmenin öncülüğünü yaptı ve özellikle Türk şiirinin sorunlarına eğildi. Yah­ya Kemal, Nâzım Hikmet ve Orhan Veli'nin yeni çığırlar açan şairler olduğunu söyleyen ilk eleştirmen Ataç'tır. Döneminde tepkiyle karşılanan Garip (bak. GARİP) Akımı'nın sa­vunmasını üstlenen Ataç birçok genç edebi­yatçının tanınmasını sağladı. Dili bir uygarlık sorunu olarak ele aldı ve dilde özleşmeyi sa­vundu. Bu amaçla gerek Osmanlıca sözcük­ler, gerek dilimize yerleşmiş yabancı sözcük­ler yerine birçok yeni sözcük türetti. Devrik cümle kullanarak kendine özgü bir anlatım bi­çimi oluşturdu ve dilimize yeni anlatım ola­nakları kazandırdı.

Ataç'ın deneme ve eleştiri yazıları Günlerin Getirdiği (1946), Karalama Defteri (1952), Sözden Söze (1952), Ararken (1954), Diyelim (1954) ve ölümünden sonra yayımlanan Söz Arasında (1957), Okuruma Mektuplar (1958), Günce (1960) ve Prospero ile Caliban (1961) gibi yapıtlarda toplanmıştır.


"Kaynak: MsXLabs.org & Temel Britannica"
Rapor Et
Eski 15 Ocak 2010, 14:46

Nurullah Ataç

#3 (link)
_KleopatrA_
Ziyaretçi
_KleopatrA_ - avatarı
Nurullah Ataç

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Nurullah Ataç (d. 23 Ağustos 1898 - ö. 17 Mayıs 1957). Gerçek ismi Nurullah Ata dır.Türk eleştirmen, denemeci, yazar. Cumhuriyet döneminde eleştiri ve deneme alanı dışında hemen hemen eser vermeyen sayılı yazarlardan biridir.
Nurullah Ataç, 23 Ağustos 1898'de Hammer'in Osmanlı Tarihi isimli kitabı Türkçe'ye çeviren Mehmet Ata Bey'in oğlu olarak İstanbul'da doğdu. Nurullah ataç'ın babası Mehmet Ata başarılı bir öğretmen idi.[1] İlkokuldan sonra Galatasaray Lisesi'nde 4 yıl okudu. Daha sonra eğitimine İsviçre'de devam etti. [2] Babasının ölümünün ardından 1919'da İstanbul'a döndü. [3]1922 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne devam etti fakat tamamlayamadı.[4] Fransızca öğretmenliği ve mütercimlik yaptı. 1945'den sonra Cumhurbaşkanlığı çevirmeni olarak görev yaptı. [1]
1926 yılında Leman Ataç ile evlendi. [5] Bu evlilikten , daha sonra babasının hayatından kesitleri anlattığı kitabı "Babam Nurullah Ataç"'ın yazarı Meral Ataç Tolluoğlu 1926'da doğar. [6] [7]
TDK yayın kolu başkanı oldu. İlk şiirleri Dergah'ta yayımlandı. Fransız, Latin ve Rus klasiklerinden çeviriler yaptı. Gazete ve dergilerde eleştiri ve deneme türünde yazılar yazdı. Eleştiri yazılarıyla Türk edebiyatında izlenimci eleştirinin ilk örneklerini verdi. Akşam'da tiyatro eleştirmenliği, Hakimiyeti Milliye, Ulus, Milliyet, Tan, Posta, Cumhuriyet, Son Havadis, Dünya gazetelerinde eleştiri yazıları çıktı. Denemeleri Türk Dili, Varlık, Yedigün, Ülkü, Seçilmiş Hikayeler dergilerindedir.[1]

Edebi tarzı

Dilde sadeleştirme ve özleştirme hareketinin savunucularındandır. Türkçe'deki yabancı kelimeleri kullanmamış, dille düşünce arasında dolaysız bir ilişki olduğunu, somut düşünme geleneğinin doğabilmesi için kavramların saydam, hangi kökten geldiklerinin anlaşılır olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu yol da, Ataç'a göre, Latince, Grekçe, Farsça, Arapça gibi yabancı dillerin eğitimini zorunlu kılmak başarılamayacağına göre, bunlardan alınan kelimelerin Türkçe'leştirilmesinden geçer:
Uydurma dil dediler mi, bir şey söylediklerini sanıyorlar. Söyleyim ben size; Bu uydurma sözünü, Türkçecilik akımına karşı bir silah diye kullanmaya kalkanlardan ne dediğini bilen, şöyle gerçekten düşünerek konuşan bir tek kişi tanımıyorum. Evet, uyduracağız, bizim yaptığımız, uydurduğumuz kelimeler de yavaş yavaş halka işleyecek, eski Arapça, Farsça kelimelerin işlediği gibi. Onların yerini tutacak.[8] ”
Bazı yazılarında arı Türkçe kullandığı için anlaşılmaz olarak eleştirilmiştir. Onu eleştirenler arasında Attilâ İlhan, Halit Fahri Ozansoy gibi isimler vardır.[3]Divan Edebiyatı geleneğini iyi bildiği anlaşılır, kişisel olarak zevk aldığını da belirtir, fakat zamanını doldurmuş bir edebiyat olduğu görüşündedir. Yazı diliyle konuşma dili arasındaki uçurumu kapatma çabasının bir parçası olarak özgün Türkçe'yi ve devrik cümleyi kullanmasıyla döneminin yazarlarını da, daha sonraki kuşaklarıda etkilemiştir.
Oysaki ben, öz Türkçe için nice kazançları teptim, rahatımı kaçırdım, üzdüm kendimi, adımı deliye çıkarttım. Hepsi de ne dediklerini bilmez, kafalarına düşüncenin gölgesi bile girmemiş birer alıktır bana deli diyenler. Öz Türkçeye özenişim de duygularımın etkisiyle değildir. Latince, Yunanca öğretilmeyen bir ülkede tek doğru yolun, tek usul (akla uygun) yolun öz dile gitmek olduğunu düşüncemle anladım da onun için o yolu buldum.[9] ”

Tiyatro eleştirileri

1921 - 1957 yılları arasında (1931'de bir süre ara vermiştir) Son Havadis, Ulus, Ülkü, Akşam, Hakimiyeti Milliye, Milliyet, Dergah gibi yayınlarda birçok tiyatro eleştirisi yayımlanmıştır.[4]

Ölümü

1953 yılında şeker hastalığı ortaya çıktı. Eşinin 1955 yılında ölümünün ardından karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları başladı. 17 Mayıs 1957 yılında İstanbul Numune Hastanesi'nde öldü. [2]
Ölümünden sonra birçok edebiyat ve sanat dergisinde kendisi için özel sayı çıkartılmıştır ve hakkında 2 kitap hazırlanmıştır. Bunlardan ilki 1959'da Tahir Alangu'nun hazırladığı Ataç'a Saygı isimli, O'nun için yazılmış yazıların derlendiği bir kitaptır. İkincisi ise, Türk Dil Kurumu'nun 1962'de Ankara'da çıkardığı Ataç isimli kitaptır.[4]

Eserleri

Bütün kitapları Can Yayınları'ndan çıkmıştır. Varlık Yayınları'ndaki ilk baskılar:
  • Karalama Defteri-Sözden Söze (1952)
  • Ararken-Diyelim (1954)
  • Söz Arasında (1957)
  • Okuruma Mektuplar (1958)
  • Günce (1960)
  • Prospero ile Caliban (1961)
  • Söyleşiler (1962)
  • Günce 1-2 (1972)
  • Dergilerde (1980)
Rapor Et
Eski 21 Mayıs 2011, 11:58

Nurullah Ataç

#4 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

Nurullah Ataç


Doğum: 1898, İstanbul
Ölüm: 1957, Ankara
Deneme ve eleştirme yazarı.

Hammer Tarihi'nin çeviricisi Ata Bey'in oğludur. İlkokuldan sonra dört yıl Galatasaray Sultanisi'nde okudu, dördüncü sınıfından ayrıldı. Kendi kendini yetiştirdi. Fransız dilini bile özel çalışmalarıyla öğrendi. 18 Eylül 1921'de Nişantaşı Lisesi Fransızca öğretmenliği görevine atandı, bir ara (1 Eylül 1925-30 Haziran 1926) Ticaret Bakanlığı'na bağlı Ticaret Müdüriyeti Umumiyesi mütercimliğinde ve aynı bakanlığın Mukavelat-ı Ticariye Tetkik Dairesi Heyet-i Tahririye müdürlüğünde (Temmuz 1926- Ekim 1926) bulundu. Yeniden Millî Eğitim Bakanlığı'na geçerek ilkin Talim Terbiye Dairesi'nde mütercimlik ve İlk Tedrisat Dairesi şube müdürlüğü görevlerinde çalıştıktan (Ekim 1926-Eylül 1927) sonra yeniden öğretmenliğe atandı. Ankara, İstanbul liselerinde, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yabancı Diller Okulu'nda, Gazi Eğitim Enstitüsü'nde (1927-1945) bu görevi sürdürdü. Cumhurbaşkanlığı mütercimliği görevinden emekliye ayrıldı (7 Şubat 1952).

Dergâh dergisinde çıkan şiirleriyle (1921-1922) edebiyata başlayan Ataç, Cumhuriyet döneminde Akşam, Milliyet, Vakit, Cumhuriyet, Ulus vb. gazetelerde deneme, eleştiri yazıları yayımladı. Dilimizin arınması yolunda büyük çaba harcadığı bu yazılarında, yeni bir düzyazı biçiminin doğmasına yol açan örnekler verdi. Yer yer, dil açısından en aşırı uçlarda dolaşarak tutucu edebiyat adamlarının karşısına çıktı. Dilimizin arınması, özleşmesi savaşımına katkıda bulundu. Yunan-Lâtin, Fransız, Rus düşün ve edebiyatlarının klasik ve çağdaş yazarlarından yaptığı elliye yakın çeviriyle batı düşün ve sanat akımlarının bilinip yaygınlık kazanmasına çalıştı. Divan şiiri geleneği üzerinde dururken zamanaşımına uğramayan değerleri ele aldı. 1920'lerden sonra çağdaşlaşma sancıları çeken şiirimizin yayılmasına katkıda bulundu.

Başlıca yapıtları:
  • "Günlerin Getirdiği" (1946),
  • "Karalama Defteri" (1952),
  • "Sözden Söze" (1952),
  • "Ararken" (1954),
  • "Diyelim" (1954),
  • "Söz Arasında" (1959),
  • "Okuruma Mektuplar" (1958),
  • "Günce" (1960),
  • "Prospero ile Caliban" (1961).

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Rapor Et
Eski 16 Ekim 2012, 15:42

Cvp: Nurullah Ataç (Nurullah Ataç Kimdir? - Nurullah Ataç Hakkında)

#5 (link)
SepkeN
Ziyaretçi
SepkeN - avatarı
NURULLAH ATAÇ
21 Ağustos 1898’de İstanbul Beylerbeyi'de doğdu. 1957’de Ankara'da yaşamını yitirdi. Türk edebiyatında modern anlamda deneme türünde ürün veren ilk yazar ve eleştirmen. Asıl ismi Ali Nurullah Ata. Öğretmen Mehmet Ata Bey'in oğlu. İlkokuldan sonra 4 yıl Mekteb-i Sultani'de öğrenim gördü. Öğrenimini tamamlamak ve Fransızca öğrenmek için İsviçre'ye gitti. 1919'da Türkiye'ye döndü. Sınava girerek Darülfünun öğretmeni oldu. İstanbul'da Nişantaşı, Vefa, Üsküdar liseleri ile Adana Lisesi'nde Fransızca dersleri verdi. Ankara Orta Öğretim Mektebi, İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu, Gazi Terbiye Enstitüsü, Ankara Atatürk Lisesi'nde de öğretmenlik yaptı. Cumhurbaşkanlığı çevirmeni oldu. Emekliye ayrılana dek bu görevi sürdürdü. Yazmaya Yahya Kemal Beyatlı'nın yönettiği Dergâh dergisinde yayınlanan şiir ve yazılarıyla başladı. Daha sonra yalnızca deneme ve eleştiri türünde ürünler verdi ve çeviriler yaptı. Eski Türk edebiyatı ile çağdaş Batı edebiyatını inceledi. Yeni bir kültür, edebiyat ve dil arayışı içinde oldu. Çoğulcu bir düşünce yapısına ulaşmak için Batı hümanizmi ve demokratikleşme sürecini sindirmek gerektiğini savundu. Türkiye'de ulusal benliği koruyan bir Batılalaşma modeli uygulanmasını önerdi. Eleştirmenin okura sezinleyemediği güzellikleri tanıtması gerektiğini savundu. Kendi türettiği sözcükleri, devrik tümceleri ve kendine özgü biçemiyle dili bir uygarlık sorunu olarak ele aldı. Batılılaşma, Divan şiiri, yeni şiir, eleştiri gibi çeşitli konularda, kişisel yönü ağır basan yazılarındaki kuşkucu ve cesur tavrıyla pek çok genç yazarı etkiledi.


ESERLERİ

Günlerin Getirdiği (1946)
Sözden Söze (1952)
Karalama Defteri (1953)
Ararken (1954)
Diyelim (1954)
Söz Arasında (1957)
Okuruma Mektuplar (1958)
Prospero ile Caliban (1961)
Söyleşiler (1964)
Günce I -II (1972)
Dergilerde (1980)

---------- Mesaj tarihi 15:42 ---------- Önceki mesaj tarihi 15:24 ----------

Ben bişeyi anlamadım 1957'de ölüyor 1980'de Dergilerde kitabını yazıyor ?
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.220 saniyede (79.06% PHP - 20.94% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 14:11
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi