PC Görünümü Üye Ol
Forum Ana Sayfa
Edebiyat tr > Nabizâde Nâzım
«Önceki KonuSonraki Konu»
Blue Blood12:52, 13 Aralık 2009 
Nabizâde Nâzım

Vikipedi, özgür ansiklopedi



Nabizâde Nâzım




Nabizâde Nâzım Doğum 1862 (?)
İstanbul Ölüm 6 Ağustos 1893
İstanbul
Milliyet Türk/Osmanlı
Meslek Yazar
Dönem Tanzimat
Tür Düz yazı
Akım 2.Dönem Tanzimat Edebiyatı
İlk eseri Yadigârlarım, 1886

Nabizâde Nâzım (d. 1862 (?) - ö. 6 Ağustos 1893) Tanzimat dönemi Osmanlı-Türk yazarıdır.

Nabizâde Nâzım

Nabi Efendi isimli bir zatın oğlu olduğu söylenir.Babasının genç yaşta ölümünden sonra ninesinin yanına sığınan Ahmed Nazım'ın özyaşamsal öyküsel yapıtı Yadigarlarım'dan anlaşıldığına göre, babasının içkici ve ruh hastası bir kişi olmasından, annesini de küçük yaşta yitirmesinden dolayı çocukluğu ve ilk gençliği pek de mutlu geçmemiştir. Ninesinin yanındayken Tophane Mahalle Mektebi'ni bitirerek Salıpazarı'ndaki Fevziye Rüştiyesi'ne kaydolduysa da , daha sonra Beşiktaş Askeri Rüştiyesi ilk bölümüne girdi. İdadi (lise) öğrenimini bu okulda tamamladıktan sonra yüksek öğrenimini Mühendishane-i Berri-i Hümayun (Kara Askeri Mühendis Okulu)'da yaptı ve 1884'te topçu mülazım-ı sanisi (topçu üsteğmen) olarak mezun oldu; Mekteb-i Harbiye-i Şahane (Genel Kurmay Okulu)'ye girdi. Bu okulu da, 1886'da Erkan-ı Harbiye yüzbaşısı olarak bitirdi.
Başarılı bir öğrenci olması dolayısıyla bitirdiği okulda öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı; "yüksek cebir", "istihkam" ve "topoğrafya" dersleri verdi. "Keşif ve araştırma" yapmak üzere Suriye'de görevlendirildi. 1890'da İstanbul'a döndü.En yakın arkadaşı olan Mahmut Sadık'ın aracı olmasıyla daha önce görüp sevdiği kızla evlendi. Ama mutluluğa evlilik yaşamında da kavuşamadı; evlendikten kısa bir süre sonra kemik veremi hastalığına yakalandı. Haydarpaşa Hastenesi'nde iki yıl kadar tedavi gördüyse de iyileşemedi; 6 Ağustos 1893'te öldü ve Üsküdar'da Miskinler Tekkesi yakınındaki mezarlıkta toprağa verildi.Ölmeden ölümünü haber veren bir gazeteyi görünce,"doğru söylemişler, lakin biraz acele etmişler" dediği bilinir.

Sanatı

Nabizâde Nâzım'ın ilk yazısı 1880'de Vakit gazetesinde A.Nazım imzasıyla yayımlanan Esaret
başlıklı denemesidir. Nabizâde, 1880-1890 yılları arsında çok verimli bir yazın adamı konumundadır. Daha çok romantizm etkiler taşıyan şiirlerini bilimsel konuları işleyen makalelerini, öykülerini Hazine-i Evrak, Mir'at-i Aem , Rehber-i Fünun, Afak, Berk, Manzara gibi dergilerle Tercüman-Hakikat, Servet, Mürüvvet gibi gazetelerde yayımlamıştır. Şiirlerinde ölüm, tabiat, tanrı gibi temleri işlemiştir.Şiirde çok başarılı olduğu söylenemez.Zaten kendisi de bunlara "Heves Ettim" adını vermiştir.Gençlerden daha çok bilim ve diğer müsbet ilimlerle ilgilenmelerini ister, illa edebiyatla ilgileneceklere ise iyi bir eğitim görmelerini salık verir.Karabibik adlı uzun hikaye denilebilecek romanı edebiyatımızda ilk köy romanı olma özelliğini taşır, kendisinin hakikiyyun dediği realist bir eserdir.Zehra romanı da ilk psikolojik roman denemesidir.1891'de çıkmaya başlayan ve o sırada bir bilim dergisi niteliğinde olan Servet-i Fünun dergisinin de ilk yazarlarındandır. 1896'da Tevfik Fikret'in "edebi" yönetimine geçen bu dergi, 1896-1901 arasında oluşan yazınsal döneme de adını veren dergidir.

Yapıtları

  • Heves Ettim (şiir,1885)
  • Minimini-yahut-Yine Heves (şiir,1886)
  • Yadigarlarım (anı-öykü,1886)
  • Zavallı Kız (öykü.1890)
  • Bir Hatıra (öykü,1890)
  • Karabibik (ilk köy romanı,1891)
  • Sevda (öykü,1891)
  • Mini Mini Mektepli (okuma ve yazma parçaları,1891)
  • Hala Güzel (öykü,1891)
  • Haspa (öykü,1891)
  • Seyyie-i Tesamüh (-hoşgörünün kötülüğü-uzun öykü,1892)
  • Esatir (mitoloji,1892)
  • Aynalar (fizik kitabı,1892)
  • Zehra (ilk psikolojik roman denemesi,1896)
Benzer Konular:
Etiketler:
  • nabizade nazim hayati
Cevap
_KleopatrA_00:17, 12 Ocak 2010 
Nabizâde Nâzım


(1862-1893)
Annesini çocuk yaşta kaybetmesi nedeniyle çocukluğunu ve gençliğini çok mutlu yaşayamamıştır. Büyük Annesinin yanındayken Tophane Mahalle Mektebi’ni bitirdikten sonra Salıpazarı’ndaki Fevziye Rüştiyesi’ne başladı daha sonra Beşiktaş Askeri Rüştiyesi’ne girdi. İdadi(lise) öğrenimini bu okulda bitirdikten sonra yüksek öğrenimini Mühendishane-i Berri-i Hümayun’da (kara askeri mühendis okulu) okudu ve 1884 te topçu mülazım-ı sanisi (topçu üsteğmen) olarak bitirdi; Mekteb-i Harbiye-i Şahane’ye (genel kurmay okuluna) başladı. Bu okuldan da, 1886 da Erkan-ı Harbiye yüzbaşısı olarak mezun oldu. Nabizade Nazım, başarılı bir öğrenci olmasından dolayı bitirdiği okulda öğretim üyesi oldu;”yüksek cebir”,”istihkam”ve”topoğrafya” gibi dersleri okuttu.”Keşif ve araştırma” yapmak için Suriye’ye gitti. 1890 da İstanbul’a geri geldi. Bir arkadaşının yardımıyla daha önce görüp sevdiği kızla evlendi. Ancak mutluluğu evlilik yaşamında da bulamadı; evlendikten çok kısa bir zaman sonra kemik veremi oldu. Haydarpaşa Hastenesi’nde iki yıl tedavi gördü ancak iyileşemdi; 6 Ağustos 1893′te yaşamını yitirdi ve Üsküdar ‘da Miskinler Tekkesi yakınındaki mezarlığa gömüldü.
Köyü konu alan ilk gerçekçi romanımız olan Karabibik‘in yazarıdır. Realist – naturalist etkilenmeler taşıyan sanatçı­nın, gözlem ve araştırma gücü dikkat çekicidir. Yazarın diğer romanı betimleme ve psikolojik tahlilde oldukça başarılı olduğu Zehra‘dır. Edebiya­tımızın ilk tezli romanı olan Zehra’da, İstanbul’daki bir Türk ailesinin yaşamı anlatılmaktadır.


kaynak
Cevap
Rower22:59, 21 Aralık 2012 
Nabizâde Nâzım
MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi

(1862 İstanbul-1893 İstanbul), hikâyeci, romancı.
Ortaöğrenimini Mühendishanei Berri-i Hümayun İdadisi'nde (1884), yükseköğrenimini Erkânı Harbiye Mektebi'nde tamamladı (1886). Askerî okullarda matematik, askerî dersler öğretmenliği yaptı. Suriye'de görevliyken hastalanarak İstanbul'a döndü. Haydarpaşa Askerî Hastanesi'nde tedavi gördü, yakalandığı kemik veremi hastalığından kurtulamadı. Öğrencilik yıllarında edebiyata şiirle başlamış, ilk denemelerini "Heves Ettim" (1880) adlı kitapta toplamıştı. İlk hikâyesi "Seyyiei Tesâmüh" Serveti Fünun'da çıktı. 1886-1892 yıllarında sürekli olarak uzun hikâyeler yazdı.

Edebiyat dilindeki kargaşanın önlenebilmesi için konuşma dilinin incelenerek derlenmesini istiyordu. Döneminin masala kaçan hikâye anlayışına da uymadı. Kişilerinin konuşmalarını, kendi dillerinin özelliklerini koruyarak vermeye çalıştı. Konusunu işlerken araya girip kendi düşüncelerini belirtmekten kaçındığı için hikâye tekniğine oldukça uyan bir yapı kurmayı başardı. Konusunu Anadolu'dan aldığı "Karabibik"te (1890) Antalya'nın Kaş ilçesine bağlı Beymelik köyünün insanlarını yansıttı; ilk kez toprakla ilgili sorunları işledi. Önyazısında gerçekçi hikâye anlayışının ilkelerini açıkladı.

Yapıtları: "Yadigârlarım" (uzun öykü, 1866), "Zavallı Kız" (uzun öykü, 1889), "Karabibik" (uzun öykü, 1890), "Sevda" (uzun öykü, 1891), "Hâlâ Güzel" (uzun öykü, 1891), "Haspa" (uzun öykü, 1891), "Seyyiei Tesâmüh" (uzun öykü, 1892), "Zehra" (roman, ölümünden sonra ilkin Serveti Fünun'da tefrika edildi, 1894, sonra kitap hâlinde çıktı, 1896).
Cevap
«Önceki KonuSonraki Konu»
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adınız:
Doğrulama
Mesaj:
Tüm Edebiyat tr Konuları
Benzer Konular
Mehmet Nâzım
Nazım Paşa
Nazım Nedir?
Karabibik - Nâbizâde Nâzım
Nazım Kaynak