Masaüstü Görünümü Üye Ol
Forum Ana Sayfa
Edebiyat ww > Agatha Christie
«Önceki KonuSonraki Konu»
Blue Blood16:25, 6 Ekim 2006 
Agatha Christie

Acı Kahve
Agatha CHRISTIE (1890-1976), cinayet edebiyatının “ölüm düşesi” diye anılır. 1926 yılında başlayan edebiyat yaşantısında, bir çoğu sinemaya da aktarılan 84 roman yazdı. Bir kaç ay önce, ölümünden yaklaşık 20 yıl geçtikten sonra, hiç yayınlanmamış 7 öyküsünü okumuştık Altın Kitaplar’dan. Geçtiğimiz hafta ise, 1934’de sahnelenmek amacıyla yazdığı, ve ilk kez kitaplaştıran “Acı Kahve”siyle tanıştık. Bu yazı ise, belirli bir romanını değil, genel olarak Agatha Christie’yi tanıtmayı amaçlıyor.

Klasik Polisiye Metin

Detektif romanının klasik biçiminin öncüleri E. A. Poe ve Conan Doyle’du. Poe ve Doyle için asıl konunun, suç ve cinayetten önce, “esrar” olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Onların ilgi alanları toplumsal veya hukuksal düzeyleri irdelemek değil, analitik çözümlemeler yapmak, rasyonel aklın sınırlarını zorlamaktı (bu nedenle, polisiye edebiyat Aydınlanma düşüncesinin bir ürünü olarak da gösterilir). Bu yazarların açtığı yoldan gidenlerin yoğunlaştığı iki paylaşım savaşı arasındaki yıllar –1920’den 1940’lara kadar olan dönem- polisiye edebiyatın “altın çağı”dır. “Altın Çağ” boyunca, A.Christie, D.Sayers, Chesterton, Van Dine, J.D.Carr, Ellery Queen gibi ustaların ard arda sıralanan eserleri ile, esrarın yanı sıra cinayeti de konu alan “klasik polisiye roman”, bir tür olarak şekillendi.

Klasik dönem metinlerinin ortak özelliği olay, zaman, mekan birliğini gözeten kurgularındadır. Belli bir mekanda ve kısa bir zaman içinde, az sayıda karakter cinayet olayı etrafında bir araya gelirler. Cinayetin çözümü, genellikle profesyonel olmayan detektif tarafından “beyin fırtınası” ile çözülür. Poe ve Doyle’da olduğu gibi, aklın üstünlüğü öne çıkarılır. Olayların düzgün bir sıralama -zaman akışı- ile birbirini kovaladığı ve bakış açısının birinci ya da ikinci tekil şahsa göre düzenlendiği anlatı tarzı olarak adlandırılan klasik gerçekçi metin, neredeyse bütün polisiye yazımına egemen olmuştur. Bu anlamda, polisiyelerin dili birbirine çok yaklaşır.

Agatha Christie Uslubu

İyi bir polisiye yazar, “oyunu kuralına göre oynayandır”. Bu kural, “aldatmadan şaşırtmadır”, ve A.Christie, bütün detektif romanları yazarları içinde, kuralın en başarılı temsilcisidir. Elbette, 500 milyonluk dünya satışı ile, alanının tartışmasız birincisi, kraliçesi olduğunu da eklemek gerekiyor. “Ölüm düşesi”, Türkiye’de uzun yıllar çok popüler olmuştu, öyle ki, adlarını bilmediğimiz bazı yerli yazarlarımız tarafından, sahte Christie romanları bile yazıldı, yayınlandı. Polisiye romanlar üzerine çalışmaları ile tanıdığımız Erol Üyepazarcı ile yapılan söyleşiden aktarıyorum, yazarın 84 özgün romanı olmasına rağmen, Üyepazarcı’nın arşivinde –Türkçe basılı- yüz otuz adet ayrı ve A.Christie imzalı kitap bulunuyor.

Agatha Christie, klasik polisiyelerin eski yunan trajedyalarından aldıkları olay, zamandan ve mekan birliğini tekrarlar. Bir tek olay –cinayet- etrafında, kapalı bir mekanda ve dondurulmuş bir zaman kesitinde olup biter her şey. Bu anlamda, öykünün hangi tarihte, hangi ülkede olup bittiği ilgi dışıdır. Aksi takdirde, yazarın yaşadığı sürece yinelediği kahramanının nasıl olupta yaşlanmadığı, sözkonusu ülkenin, kentin mekansal değişimlerinin öyküye yansıyış biçimi bir sorun olurdu. Yaklaşık 40 yıllık bir zaman diliminde, Agatha Christie'nin ünlü dedektifleri Hercule Poirot ve Miss Marple neredeyse hiç değişmediler. Mesela, “Acı Kahve”nin yazılış tarihi 1934, ve Hercule Poirot; “emekliydi gerçi, ama karşısına ilginç bir dava geldiğinde, ara sıra bu emekliliği bir kenara bıraktığı olurdu (...) Poirot’un yaşıtları, hatta daha gençler ölme çağına dayandığından, ölüm ilanlarını okumak da ruhunu karartıyordu” sözleriyle tanıtılır. Hercule Poirot’un olağanüstü yaşamı, bu tarihten itibaren 41 daha sürer.
Yazarın öykülerinin büyük çoğunluğu İngiliz kırsalında geçer. Soylu, ya da zengin sınıfa mensup insanların evleri seçilmiştir (“Acı Kahve”nin de bu genellemeye uyduğunu hemen belirteyim). Zaman zaman yabancı bir ülkenin, uçak, gemi, tren gibi araçların da, olay mahalli olduğunu görsek bile, kahramanlarımız yine İngiliz, mekan yine kapalıdır. Agatha Christie, kapalı mekanın sıkıcılığından kurtulmak için, okuyucusunu dışarı çıkarır, tarihi ve turistik yerlerde gezdirir, ama bunlar yalnızca öyküyü renklendiren aksesuarlardır.
“Acı Kahve”, yazarın en sevdiği cinayet aracı olan zehir kullanımına dayalı bir roman. İyi bir Agatha Christie okuyucusu, hangi zehrin insanları nasıl etkilediği üzerine bir hayli bilgilidir. Arsenik ve siyanür gibi herkesin aşinalığı olanların dışında, adını ilk kez onun sayesinde duyacağınız organik ve sentetik egzotik zehir çeşitleri ile tanışabilirsiniz. Kanlı ve kaba öldürme sahnelerine hiç rağbet etmemiştir. Zaten, estetize edilmemiş bir cinayet, Hercule Poirot gibi “snob” bir detektifinin de ilgisini çekmezdi!
“Ölüm Düşesi” için toplumsal eleştirinin söz konusu olmayacağını tahmin etmişsinizdir. Onun detektifleri için, ne olursa olsun, cinayet kötü bir eylemdir ve mutlaka cezalandırılmalıdır. Özel detektiflerden çok daha acımasızdır onlar. Cezanın mutlaka polis ve adalet tarafından yerine getirilmesi de gerekmez. Poiriot, biraz sempatisi varsa, katilin intihar etmesine izin verebilir. Son macerasında, hiç cezalandırılmamış bir “kötü”yü bizzat öldürür, ve kendisi intihar eder. Bu açıdan bakıldığında, yazarın romanları protestan inancını taşıyan teolojik metinlerdir. Bütün Agatha Christie metinleri arasıda suçun cezasız kaldığı tek istisna, “Şark Ekspresinde Cinayet”dir. Ama, insaf edelim biraz; oradaki katil de gerçekten büyük bir kötülük yapmış, küçük bir çocuğu fidte için kaçırdıktan sonra öldürüp ailenin mahvına neden olmuştu.
1934 yılında yazılmış “Acı Kahve”yi okurken, yazarın bir çok öyküsü ile benzerlikleri hemen farkedeceksiniz. Aslında bütün Christie metinleri ve kurguları, birbirlerine -özellikle karakter davranışları olarak- benzerdir. Çünkü o, korku, intikam, hırs, kıskançlık, maddi tutkular gibi insani özelliklerle hareket ettirir kahramanlarını.Elbette, sonraki yıllarda ustalağı artmış, daha karmaşık ve psikolojik derinlikli polisiyeler yazmıştı. Öykülerinden oluşan “Işıklar Sönünce” ve sahnelenmek amaçlı “Acı Kahve”, yazarın hayranlarının beklentilerini karşılıksız bırakmıyor, ama, eğer onu yeterince tanımıyorsanız, klasikleşmiş romanlarından bir tanesini, mesela “On Küçük Zenci”yi veya “Şark Ekspresinde Cineyet”i okumanızı öneririm.

A. Ömer Türkeş

Cevap
ThinkerBeLL15:37, 22 Mayıs 2009 
Dame Agatha CHRISTIE (1890 1976)
MsXLabs.org & Temel Britannica
agathachristie1
Agatha Christie satışı 100 milyonu aşan ve pek çok dile çevrilmiş olan dedektif romanları ve oyunlar yazdı.
İngiltere'de Devonshire'de doğdu. Okula gönderilmediği için eğitimini annesi üstlendi. I. Dünya Savaşı'nda (1914-18) hemşirelik yaptığı sırada dedektif öyküleri yazmaya baş­ladı. 1914'te Archibald Christie ile evlendi. Daha sonra boşandıysa da Christie soyadı ile yazmayı sürdürdü.
Agatha Christie'nin ünlü kahramanı Belçi­kalı dedektif Hercule Poirot ilk kez Katil Kim (The Mysterious Affair at Styles; 1920) adlı ilk romanında ortaya çıktı. Bundan sonra Christie'nin 25 romanında daha yer aldı. Okurlar Agatha Christie'nin ünlü dedektifle­rinden, evde kalmış yaşlı Miss Marple ile de Murder at the Vicarage (1930; "Papaz Evinde Cinayet") adlı romanda tanıştılar.
1926'da yazdığı Roger Ackroyd Öldürüldü (The Murder of Roger Ackroyd) adlı yapıt büyük başarı kazandı. Bu öykünün özelliği, katilin kaleminden çıkmış gibi yazılmış olma­sıydı.
Agatha Christie 1930'da arkeolog Max Mallovvan ile evlendi. Birlikte Ortadoğu'da birçok geziye çıktılar. Bu yolculuklar Nil'de Ölüm (Death on the Nile; 1937), Murder in Mesopotamia (1936; "Mezopotamya'da Cina­yet") gibi romanlara esin kaynağı oldu.
Agatha Christie aynı zamanda, çok beğeni­len oyunlar da yazdı. Bunlardan Fare Kapanı (The Mousetrap; 1952) adlı oyunu, altı yıl aralıksız sahnelenerek bir rekor kırdı. Bir başka oyunu, Witness for the Prosecution (1953; "Savcının Tanığı") daha başka roman­ları gibi başarıyla filme alındı.
Dedektif öykülerinin yanı sıra, Mary West-macott takma adıyla romantik konulu roman­lar da yazan Agatha Christie'nin 75'in üstün­de yapıtı yayımlandı. Bunların pek çoğu İngiltere ve ABD'deki süreli yayınlarda dizi biçiminde yayımlanmış, en çok satılan kitap­lar arasına girmiştir.
Cevap
KisukE UraharA17:30, 28 Ekim 2010 
Agatha Christie
Vikipedi, özgür ansiklopedi
225px-Agatha_Christie_plaque_-Torre_Abbey
Agatha Mary Clarissa Christie (d. 15 Eylül 1890 – ö. 12 Ocak 1976) İngiliz yazar, popüler edebiyatın en önemli isimlerinden biri ve dedektif Hercule Poirot tipinin yaratıcısıdır. Mary Westmacott takma adıyla aşk romanları da yazmıştır. Ancak asıl ününü, yazdığı 80 dedektif romanına ve West End tiyatrolarında başarıyla sahnelenen oyunlarına borçludur.

Yaşamı
Babası Frederick Alvah Millet, Agatha henüz küçük yaştayken öldü. Annesi tarafından evde eğitilen küçük kız, yalnız bir çocukluk geçirdi. Küçük yaşta öyküler yazmaya başladı. 16 yaşında, şan öğrenimi görmek üzere Paris’e yollandıysa da kısa sürede bundan vazgeçti. Ciddi anlamda ilk edebi denemeleri, duygusal konuları ele alan öyküler oldu. 1914’te Arvhibald Christie adlı bir doktorla evlendi ve yeniden Fransa’ya gitti. Oradayken vakit geçirmek üzere okuduğu dedektif öykülerinin daha iyilerini yazabileceğini düşünerek ilk polis romanı olan The Mysterous Affair at Styles’ı (Styles’daki Esrarengiz Olay) yazdı. Kitap çeşitli yayınevinlerince geri çevrildikten sonra 1920’de Bodley Head Yayınevi tarafından kabul edildi. Styles, Agatha Christie’nin ilk Hercule Poirot’u romanıdır.

Hercule Poirot, zekası, espri yeteneği, keskin gözlemciliği ve Avrupalı inceliği ile seçkinleşen Belçikalı bir dedektiftir. Cinayetleri “küçük gri hücreler” dediği beynini kullanarak çözmesi ve bu arada da İngiliz yüksek sınıfının özel yaşamının saklı yönlerini ortaya dökmesi ile tanınır. Agatha Christie’nin arka arkaya yazmaya başladığı polis romanları Poirot tipine uluslararası ün kazandırdı. Yazar ayrıca Miss Marple adının verdiği bir tip daha yarattı. Sevimli bir yaşlı kız olan amatör dedektif Miss Marple da çok tutuldu. 1928’de ilk kocasından boşanıp Max Mallowan’le evlendikten sonra birçok ülke gezip görme fırsatı bulan Christie’nin romanları 1930’larda çoğunlukla uluslararası mekânlarda geçmeye başladı.
Hayranlarınca her kitabı beğenilmekle birlikte, Agatha Christie’nin edebi kaygılarla yazdığı bazı romanlar eleştirmenlerin de dikkatini çekti. On Küçük Zenci ise polis romanının klasikleri arasındadır. Agatha Christie, İngiliz töre romanı geleneğinde yazdığı polis romanları ile dünya edebiyatında kendine özgü bir yerin sahibi olmuştur.

Christie 1971 yılında, İngiltere'nin en yüksek onur ünvanı olan Britanya İmparatorluğu Kadın Komutanı ünvanını almıştır.Yazar, 12 Ocak 1976 yılında yaşama veda etmiştir.

RomanlarıKısa Öykülerden Oluşan Kitapları
Cevap
ener22:52, 30 Nisan 2011 
Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi & MsXLabs

Agatha Christie

(1891 Torquay-1976 Londra), İngiliz kadın romancısı. Paris'te müzik öğrenimi yaptı. Her iki dünya savaşında İngiliz Kızılhaçı'nda hastabakıcı olarak görev aldı. 20. yüzyılın en başarılı ve en çok yapıt vermiş polisiye roman yazarlarından biridir. En karmaşık olayları ustaca çözümleyen Belçikalı Detektif Hercule Poirot ve yaşlı kız Miss Merple tipleri, beğeni kazandı. Ölümüne değin 70'i aşkın roman ve çeşitli oyunlar yazdı. "The Mousetrap" (Fare Kapanı) adlı oyunu, Londra'da 1952 yılından beri sürekli oynanmaktadır. Romanlarının birçoğu da filme alındı.
Başlıca yapıtları:

Cevap
«Önceki KonuSonraki Konu»
Tüm Edebiyat ww Konuları
Benzer Konular
Nil'de Ölüm - Agatha Christie
Agatha Christie'nin okumamı önerebileceğiniz en güzel kitabı hangisidir?
On Küçük Zenci - Agatha Christie
Christie Monteiro - Tekken
Kari Rueslatten - Agatha