Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara
Harita Şu an buradasınız:

Deyimler

Bu konu Edebiyat forumunda kompetankedi tarafından 7 Ekim 2006 (09:34) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
37883 kez görüntülenmiş, 5 cevap yazılmış ve son mesaj 29 Nisan 2010 (09:27) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.21  |  Oy Veren: 24      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 7 Ekim 2006, 09:34

Deyimler

#1 (link)
Bir Dünyalı
kompetankedi - avatarı
Deyimler

Kelime topluluklarının meydana getirdiği anlama deyim denir. Deyimlerin ana unsuru,bir durum ifadesi taşımalarıdır.Bu sebeple kullanışlarında dikkatli olmak gerekir.Deyimlerin,atasözleri ve fıkra-hikayeler olmak üzere iki büyük kaynağı vardır.


Deyimler,dört gramer yapısından oluşmaktadır:

1. Tek bir kelimeden ibaret olup,semantik manasına göre dikkate alınarak.
2. Bileşil fiillerin kendisinden önce gelen kelimeye karşı elde ettiği hakimiyetle.
3. İsmin fiile hakim oluşuyla.
4. Her iki öğenin eşit oranda kalıplaşmasıyla meydana gelir.

Deyimlerin ana karakterini anlamak için cümle içindeki kullanılışlarına dikkat etmek gerekir.Yukarıda sıralanan nitelikler göz önüne alınarak,deyimlerin gruplandırılması şöyle yapılabilir:

1. ALAY VE EĞLENME MAKSADIYLA YAPILAN DEYİMLER:
a-Tasviri olup fiil karakteri taşımadan kullanılanlar:
ör:Ayran budalası
b-Bir hüküm ifade edip atasözü değerine ulaşanlar:
ör:Atı alan Üsküdar'ı geçti
c-Hikaye karakteri gösterenler:
ör:Hoppala
d-Fiilin hakim olduğu deyimler:
ör:Akıldan yana züğürt olmak

2. HİKAYE DEYİMLERİ:

a-Tasviri mahiyette olanlar:
ör:Adet yerini bulsun
b-Dua mahiyetinde olanlar:
ör:Bereket versin
c-Hitap olarak kullanılanlar
ör:Ayol
d-Üzüntüyü,eseflenmeyi ifade edenler:
ör:Ah…aksi şeytan
e-Konuşmayı devam ettirmek amacıyla kullanılanlar:
ör:Ha,ne diyordum
f-Teselli mahiyetinde kullanılanlar:
ör:Adam sen de

3. TASVİRİ NİTELİKTE DEYİMLER:

a-Tasviri olanlar:
ör:Kuyu anası
b-Fiilin hakim olduğu deyimler:
ör:Alçak gönüllü olmak

4. MÜBALAĞA DEYİMLERİ:

a-Tasviri mahiyette olanlar:
ör:Ağzı açık kalmak
b-Alay ve eğlenme ihtiva edenler:
ör Dananın kuyruğunu koparmak
c-Küçümseme,tahkir ve ihtar unsurlarını içine alanlar:
ör:Yüreğinde dağ açılmak

5. DUA DEYİMLERİ:

a-Nezaket ve iltifat unsurlarının hakim olduğu dua deyimleri:
ör:Allah bir arada kocatsın
b-Vecize mahiyetinde olan dua deyimleri:
ör:Nemrut'un ateşini Hz.İbrahim'e gülzar eden Allah,sizin de yaktığınız ateşi bize selamet nuru etsin.
c-İstihza yollu söylenen ve dalkavukluk çeşnisi ile bulunan deyimler:
ör:Allah akıl versin,çok yaşa
d-Allah'a şükür anlamında yapılan deyimler:
ör:Hamdolsun,bin şükür.
e-Büyü,tılsım bozmak veya yapmak için kullanılan deyimler:
ör:Üzerliksin hevasın,her dertlere devasın

6. İLTİFAT,DALKAVUKLUK,YALTAKLANMA ve SEVGİ DEYİMLERİ:

a-Saray çevresinde padişah ve diğer devlet ricalini tasvir,takdir ve dalkavukluk için kullanılan deyimler:
ör Devletli,efendizadem
b-Sevgiliye veya yaranılmak istenen kimseye karşı kullanılan hitap deyimleri:
ör:A canım,canımın içi,ciğerimin köşesi,elmasım
c-Sevgiliyi veya yaltaklık edileni tasvir için kullanılanlar:
ör:Afeti can,gazali rana,hokka gibi ağızlı,kiraz gibi dudaklı
d-Sevilen veya yaranılmak istenen şahsa söylenen,fiilin hakim olduğu deyimler:
ör:Keremin arpa tarlası gibi yanmak
e-Aşırı bir alçakgönüllülük veya kendini küçültmekle yapılan dalkavukluklar,yalvarmalar,dua mahiyetinde olanlar:
ör:Bağışlayınız,af buyurunuz,Allah ömürler versin

7. BEDDUALAR:

a-Uzuvlar üzerine yapılan beddualar:
ör:Ağzı kurusun,burnu kırılsın,elleri yumurcaktan kopsun
b-Soyut anlam taşıyanlar:
ör:Adı batsın,Aklı kurusun
c-Vasıtala Beddualar:
ör:Ziftin pekini ye
d-Alay yollu beddualar:
ör Deli diyenin tepesi delinsin,iki gözün bir delikten fırlasın
8. İHTAR MAHİYETİNDE DEYİMLER:

a-Tek kelimeden ibaret olanlar:
ör Savul,yıkıl v.b.
b-Soyut anlam taşıyanlar:
ör:Hanya'yı Konya'yı haddini bildiririm.
c-Uzuvlara dayanılarak yapılan ihtarlar:
ör:Ağzını düzelt,dilini tut
d-Vasıtalı ihtarlar:
ör:Eşek sudan gelinceye kadar dövmek

9. KÜFÜR VE HAKARET DEYİMLERİ:

a-Tek kelime halinde olan,içinde tasviri,soyutluk ve hafif bir şekilde kıyaslama unsurları bulunan küfür ve hakaret deyimleri:
ör:Alık,balkabağı,marsık,kınamsık
b-Tek kelime halinde olan fiili hakaret deyimleri:
ör:Zıbarmak,kudurtmak
c-Birden fazla kelimeli fiili hakaret deyimleri:
ör.Boyundan büyük işe kalkışmak
d-Tasvir unsuru hakim olanlar:
ör:Ayran budalası,düz taban,çenesi düşük
e-Hayvanlardan yararlanılarak yapılan ve herif gibi kelimelerle beraber kullanılan ağır küfür ve hakaret deyimleri:
ör:Ağanın beygiri,kılkuyruk herif,köpoğlu v.b.

10. SEDAYI TAKLİDEN MEYDANA GELEN DEYİMLER:

Bu deyimler,doğadaki tabii ses taklitleriyle yapıldıkları gibi anlamsız kelimelerin yan yana gelmesiyle de meydana gelebilirler. Bunlarda amaç,tasvir ettikleri semantik manadır.Söz konusu ses taklidi bir kelimeyle açıklanır.
ör:Bıcı bıcı yapmak.
Yukarıda deyimlerinin ve atasözlerinin gramer ve fonetik açıdan sahip oldukları özellikler sıralanmıştır.Şimdi bu iki türün birbirleriyle olan ilişkilerini gözden geçirmeye çalışacağız.

Deyimlerin Atasözlerinden farkı şöyle özetlenebilir:

1. Deyimler kavram ve durum bildirirler.
2. Deyimlerin mecazlı anlamı vardır.
3. Deyimlerin öyküsü,efsanesi ve kaynağı genellikle vardır.
4. Deyimleri anlatım kalıbı olarak görebiliriz.
5. Deyimlerde kesin hüküm,öğüt,yol göstericilik yoktur.Bu yüzden genel kural oluşturmazlar.

Not: Atasözleri için de yukarıda belirtilen açıklamaların tersi geçerlidir.

Deyimler ile atasözlerinin benzer tarafları şunlardır:

1. Her ikisinde de kelimelerde mecaz,istiare ve kinaye vardır.
2. Kelime dizilişleri değiştirilemez.
3. Sözdeki kelimelerin eş anlamlısını kelimenin yerine koymak olumlu bir sonuç vermez,sözü bozar.
4. Biçim yönünden birbirlerine benzerler.
Aşağıdaki deyimler alfabetik olarak sıralanmışlardır.

Abacı kebeci Olur olmaz kimseler,ne olduğu belirsiz kişiler
Abanmak :Birine yük olmak,onun sırtından geçinmek.
Acemilik etmek :Düşüncesizce hareket etmek.
Açık bono vermek :Bir kimseye,istediği gibi davranma yetkisi vermek
Adama benzemek :Düzelmek,göze hoş görünmek
Af buyurunuz :Özür dilemeyi ifade eden bir deyim
Agop'un kazı gibi yutmak :Önüne konulan her yemeği çabuk yemek
Ağız gevşekliği :Sır tutmak hali.
Ah edip eh işitmek :Daima feryat etmek.
Ak sakaldan yok sakala gelmek : Çok yaşlanmak
Alavere dalavere,Kürt Mehmet nöbete :Bir işte bütün yükü, sorumluluğu yetersiz kişiye bırakma durumunda söylenir.
Allah hakkı için :Doğruyu söylemesi istenen kimseye verilen söz.
Amma da yaptın :Olmayacak bir şey söyledin anlamında
Arabayı düze çıkartmak :Sonunda işini kolaylaştırmak
Astarı yüzünden pahalı :Gerçek değerinden fazlaya mal olmak
Aşüftelik etmek :Hafif ve işveli davranmak
Atma Recep din kardeşiyiz :Biz birbirimizin ne olduğunu biliriz' anlamında kullanılır.
Ayvaz kasap hepsi bir hesap :Hepsi aynı hesaba geliyor anlamında
Azrail olmak :Çok korkulu ve zorba olmak
Baba,baba değil iskele babası :Saygı duyulmayan,hayırsız baba
Başına feleğin tokmağı inmek :Bir felakete uğramak
Bela aramak: Kavga sebebi yaratmak.
Ben sarhoş,yolcu sarhoş: Herkesin garip bir tutum içinde bulunduğunu anlatmak için kullanılır.
Beyni sulanmak: Bunamak.
Bıyıkları balta kesmez olmak :Güçlü olmak,kimseden korkmamak
Bızdık :Ufak çocuk
Binin yarısı beş yüz o da ben de yok :Düşünceli kimseleri avutmak için teselli mahiyetinde söylenir.
Bir avuç toprak olmak :Ölmek
Bir çırpıda :O anda
Boşlamak :İlgisiz davranmak,ilgiyi kesmek
Boyunun ölçüsünü almak: Biri tarafından ağzının payı verilmek
Bulanık suda balık avlamak :Karışıklıktan yararlanıp menfaatini kollamak
Burnu kokuyu iyi almak :Her şeyi önceden sezmek
Büyüklük göstermek :Bağışlamak
Büyük söylemek :övünmek
Cafer ağanın abdest suyu :Tatsız,tuzsuz
Caka yapmak :Gösteriş yapmak
Cana işlemek :Çok tesir etmek
Can atmak :Çok istemek
Can ciğer :Samimi
Candan yanmış :Adamakıllı tutulmuş
Canı burnuna gelmek :Bir işte çok eziyet ve sıkıntı çekmek
Canını şeytana satmak :Kötü işlerle uğraşmak
Canın sağ olsun :Bir ziyan için söylenen teselli sözü
Ceddine okumak :Soyuna sövmek
Ceffel kalem etmek :Hemen hüküm vermek
Cephe almak :Düşmanca hal takınmak
Cıcığı çıkmak :Çok hırpalanmak
Ciğeri beş para etmez :Değersiz kişi
Cihan alem bilmek :Herkes tarafından bilinmek
Cin fikirli :Çok zeki,açıkgöz
Cumbadak dalmak :Ani olarak girmek,dalmak
Curcuna koparmak :Gürültüyle çevreyi karıştırmak
Curcunaya kalkmak :Kavga ve gürültü çıkarmaya kalkmak.
Çabalama kaptan ben gidemem :Boşuna çabalama anlamında
Çaçaron :Kavgacı,şirret
Çağı geçmek :Yaşlanmak
Çala kalem :Durmaksızın yazarak
Çehresi atmak :Rengi sararmak
Çehre uzatmak :Küsmek,somurtmak
Çek arabanı :Defol anlamında
Çeşnisine bakmak :Lezzetine bakmak
Çevir kazı yanmasın :Sözünü çeviren kimseler için söylenir
Çıkmaz ayın son çarşambası :Belirsiz ve uzak zaman
Çiğ süt emmiş olmak :Soysuz ve namussuz olmak
Çileden çıkmak :Hiddetlenerek sabrın taşması
Çizmeden yukarı çıkmak :Haddini bilmemek
Çoban kulübesinde padişah rüyası görmek :Durumuna uygun düşmeyen büyük ve olmayacak hayallere kapılmak
Çorbada tuzu bulunmak :Emeği geçmiş olmak
Çömlek hesabı :Baştan savma hesap
Çöpçatan çatmak :Kısmet olmak
Çürük tahtaya basmak :Umduğunu bulamamak,aldanmak
Dağarcıkta bir şey kalmamak :her şeyi yitirmek
Dalavere :Oyun,hileli iş
Davulu yarık :Sır saklamayan,önüne gelene içini döken
Dekbaz :Hileci
Demir gibi olmak :Sağlam ve sıhhatte olmak
Devede kulak :Kıyaslanan şeyler arasındaki orantısızlığı belli etmek için kullanılır.
Dırdır etmek :Yerli yersiz söylenip durmak
Dikili ağacı olmamak :Malı mülkü olmamak
Dili çetrefilli olmak :Rahat ve düzgün konuşamamak
Dilini zaptetmek :Konuşmamak
Dişini sökmek :Zararsız hale getirmek
Dokuz doğurmak :Korkudan ve heyecandan bitmek
Dolmaları yutmak :Kanmak,aldanmak
Dostlar alışverişte görsün :Laf olsun diye iş yapanlar için söylenir
Döner taşım yok,öter kuşum yok :Hiçbir şeye sahip olmamak
Dört dirhem bir çekirdek :Şık giyimli kimse
Dudukuşu :Geveze
Dümen suyundan gitmek :Karşısındakinin huyuna göre davranmak
Dünyaya kazık kakmak :Ölmemek
Ebussuut Efendi'nin gelini :Eski moda giyinen kadın
Eceline susamak :Tehlikeli işlere girişmek
Edepsizliği gündeliğe takılmak :Edepsizliği alışkanlık haline getirmek
Efendilik yapmak :Saygılı hareket etmek
Efendizadem :Beyim anlamında bir hitap
Eğrisi doğrusuna gelmek :Uygunsuz yapılan işin tesadüfen uyumlu bitmesi
Ekmeği dizinde :Nankör
Elemtere fiş kem gözlere şiş :Nazar değmesin anlamında
Eli çabuk :Tez iş gören
Emeği geçmek :Bir işin yapılmasında yardımcı olmak
Ensesinde boza pişirmek :Çok eziyet çektirmek
Ermeni gelini gibi :Daima kırıtan,süzülen kadınlar için yapılan benzetme
Ervahlarına yuf olsun :Sövgü
Eski çamlar bardak oldu :Şartlar değişti anlamında kullanılır
Eşek hoşaftan ne anlar :Anlayışsız,zevksiz insanlar için söylenir.
Etek belde :Kıvrak ve becerikli
Ev açmak :Ayrı ev tutmak
Eyere de gelir semere de :Bütün işlere yarar anlamında
Ez ez de suyunu iç :Hiç yararı olmayan bir işi tenkit etmek için kullanılır
Ezilip büzülmek :Aşırı sıkılgan davranmak
Fahiş faize batakçı müşteri :Benzer kişilikteki insanlar birbirini kolay bulur manasında
Faka basmak :Güç duruma düşmek
Falcı değilim ya :Ben olacağı bilemem anlamında
Fare düşse başı yarılır :Bir yerin yoksulluğunu anlatmak için kullanılır.
Farfara :Ağzında sır tutamayan kimse
Fasulye gibi kendini nimetten saymak :Kendine olduğundan fazla değer vermek
Feleğin çemberinden geçmiş :Tecrübeli,bilmiş
Felekten bir gün çalmak :Eğlenceli bir gün geçirmek
Ferteği çekmek :Kaçmak
Fesat kumkuması :Hep kötülük düşünen
Fıkırdamak :Kesik kesik gülmek
Fıldır fıldır aramak :Israrla ve telaşla aramak
Fırın süpürgesi :Zayıf,uzun boylu kimse
Fincancı katırlarını ürkütmek :Kötü niyetli kişileri ürkütecek hareketlerde bulunmak
Fitil almak :Öfkeyle parlamak
Fol yok yumurta yok :Herhangi bir sebep veya ilişki bulunmaması
Forsu kırılmak :İtibar ve onuru sarsılmak
Fukara babası :Fakirleri kollayan kimse
Fütur getirmek :Umutsuzluğa ve çaresizliğe düşmek
Gafil baş,düşmana eş :İşlerinde hazırlıksız olan insan her zaman zor duruma düşebilir
Gagasından yakalamak :Zayıf noktasından yakalamak
Gavur ölüsü :Oldukça ağır
Gavurun tembeli keşiş,Müslüman'ın tembeli derviş :Kendini büsbütün ibadete verip,dünyadan elini eteğini çeken kişiler için kinaye yollu söylenir.
Gazali rana :Güzel,hoş ceylan gibi sevgili anlamında
Geçmişi kandilli :Sövgü
Gemi aslanı :Gösterişli,işe yaramayan adam
Geyik etine girmek :Erginleşmek
Gırtlağından kesmek :Yiyecek parasını kısıtlamak
Giderayak :Gitmek üzereyken
Girye bana hande sana :Önce karşısındakini düşünen kimsenin kullandığı bir deyim
Giydirmek :Azarlamak
Gök demir,yer bakır :İmkansızlıklar ve umutsuzluklar içinde bulunuşu anlatır.
Gömlek değiştirmek :Tutum ve görüşlerini değiştirmek
Göründü Sivas'ın bağları :Gerçekleşmesi beklenen bir şeyin ortaya çıktığına dair olanaklar belirdiğinde kullanılır.
Göz nuru dökmek :Yapılan işte göz emeği bulunmak
Güvendiği dağlara kar yağmak :Güveni sarsılmak
Habbeyi kubbe yapmak :Önemsiz bir şeyi büyütmek
Haber vermek :Bildirmek
Hak getire :Yoktur anlamında
Halep ordaysa arşın burada :Yapacağını yap anlamında sitem
Ham ervah :Kara ruhlu kimse
Hangi peygambere ümmet olacağını şaşırmak :Kimin sözünü ve yolunu tutacağını,ne yapacağını şaşırmak
Hat çekmek :Önemsememek
Hatun :Eski zaman beylerinin,hanımlarına olan hitabı
Haymana öküzü :Hımbıl ve tembel kimse
Hazır mezarın ölüsü :Hep hazıra konmak isteyen tembel kimseler için kullanılır
Her gün papaz pilav yemez :Hep aynı şeyler yapılamaz
Her işin hakkından gelmek :Her işi başarır olmak
Her tarakta bezi olmak :Her işle ilgili olmak
Hesaptan düşmek :Yok saymak
Hır gür :Kavga
Hiçe saymak :Hiç değer vermemek
Hindi gibi kabarmak :Övünmek,böbürlenmek
Hokka gibi oturmak :Dikilen elbisenin tam üzerine uyması
Hoşbeş etmek :Sohbet etmek
Hödük :Görgüsüz,anlayışsız kimse
Hükümet sürmek :Ülkeyi yönetmek
Hüt dağı gibi şişmek :Karnı şişmek
Icığını cıcığını sormak :Bütün ayrıntıları öğrenmek
Ikına sıkına :Güçlükle
Ikınıp sıkınmak :İş yapmak için kendini zorlamak
Ilıca ördeği :Sıcağa ve rahata düşkün
Irağı yakın etmek :Güçlükleri ortadan kaldırmak
Irgat gibi çalışmak :Çok çalışmak
Irgat pazarına döndürmek :Bir yeri dağınık ve karışık hale sokmak
Isınmak :1-Alışmak,2-Sevmek
Isıtıp ısıtıp önüne koymak :Bir konuda ikide bir söz açmak
Iska geçmek :Atlamak
Iskartaya çıkmak :Eskimek
Islak tavuk :Miskin kadın
Islatmak :Dövmek
Işık göstermek :Yol göstermek
Ivır zıvır :Önemsiz şeyler
İbibullah sivri külah :Yapayalnız,varlıksız olan kimse
İbiş gibi :Alığa benzer
İcabına bakmak :1-Gerekeni yapmak,2-Ortadan kaldırmak
İç fırtınasına tutulmak :Morali bozulmak
İç güveysinden hallice :Durumu şöyle böyle
İfrit yardağı :Kötülüğe yardımcı olan
İğne yutmuş :Çok bitkin ve sıkıntılı kişi
İkisini bir kazana koysan kaynamazlar :Birbirine zıt insanları anlatmak için kullanılır.
İki yakası bir yere gelmez :Bir türlü düzene kavuşamaz
İlk göz ağrısı :İlk sevilen
İmana gelmek :Merhamete gelmek
İngiliz tabancası gibi kurulmak :Çalım satmak,kasılmak
İpe un sermek :Gevşemek,bahane uydurup işten kaçınmak
İp korkusunu boynuna almak :Ölümü göze almak
İpliği pazara çıkmak :Herkese rezil olmak
İstemem yan cebime koy :Rüşvet konusunda alay yollu söylenir
İşi sıkışık olmak :İşi çok ve külfetli olmak
İtsiz köye dönmek :Sakinleşmek,tenhalaşmak
İyiden iyiye :Adamakıllı
İyi gün dostu :İyi günlerde ortaya çıkan
İzi belirsiz olmak :İz bırakmadan kaybolmak
Kabak tadıvermek :Devamlı,ısrarlı bıktırmak
Kabasını almak :Bir yerin temizliğini üstünkörü yapmak
Kaçın kurrası :Birinin hiçbir oyuna gelmeyecek kadar açık göz, akıllı olduğunu anlatmak için kullanılır.
Kağıt üzerinde kalması :Bir anlaşmanın resmiyette kalması,tatbik edilmemesi
Kaleyi içinden fethetmek :Meseleyi karşı taraftan birinin yardımıyla halletmek
Kalp ağrısı :Aşk acısı
Kamburu çıkmak :Çok çalışmış olmak
Kan akıtmak :Kurban kesmek
Kan çanağı gibi :Çok kızarmış
Kan ter içinde kalmak :Çok yorulmak
Kapağı atmak :Gitmek,yerleşmek
Kapısını aşındırmak :Çok gidip gelmek
Kara gün dostu :İnsana sıkıntılı günlerinde yardım eden gerçek dost
Kaşının altında gözün var dememek :Yaptığını beğenmemek,takdir etmemek
Kedi ile harara girmek :Geçimsiz biriyle ortaklık etmek
Kendine yontmak :Karşısındakileri düşünmeden kendi çıkarına göre davranmak
Kıç atmak :Pek istemek
Kınalar yakmak :Çok sevinmek
Kimi kimsesi :Yakınları
Kimseye eyvallah etmemek :Kimseye minnettar kalmamak
Kimya gibi :Az bulunur
Kont gibi :Yakışıklı ve şık giyinmiş
Korkuluk :Gereksiz ve yararsız kimse
Körün istediği bir göz,Allah verdi iki göz :Hayal ettiğinden daha fazlasına kavuşan kişiler için kullanılır.
Kör şeytanın işi yok :Hep aksilikle karşılaşan kişiler tarafından sitem yollu olarak kullanılır.
Kurdu koyunla barıştırmak :Kötü biriyle saf birini uzlaştırmak
Külçe gibi oturmak :Yorgunlukla çökmek
Kül yutmak :Kandırılmak,oyuna gelmek
Laçka olmak :Eskimek,işe yaramaz halde olmak
Laf altında kalmamak :Karşısındakinin sözünün altında kalmamak
Laf ebesi :Çok konuşan kimseler için kullanılır.
Lakke yapmak :Başkasının hakkını çalmak
Lala paşa eğlendirmek: Nazik kişileri eğlendirmeye çalışmak
Lamı cimi yok: Bir konu üzerinde itiraz kabul etmediğini bildirmek için kullanılır.
Leb demeden leblebiyi anlamak :Anlayışlı,zeki olmak
Leke sıçratmak :Bulandırmak
Leşini çıkarmak :Kıyasıya dövmek
Leyleği havada görmek :Çok dolaşanlara söylenir
Limoni tabiatlı :Mızmız
Lodosa tutulmuş gibi bocalamak :Ne yapacağını kestirememek
Lokman hekimin ye dediği :Güzel,tatlı şey
Lop yumurta :Kaynamış yumurta
Lügat paralamak :Anlamını bilmediği halde,bilgiç konuşmak
Lülüye gelmek :Aldanmak
Lüpe konmak :Değerli bir şeyi emek harcamadan ele geçirmek
Maça beyi gibi kurulmak :Saygısızca,kasılarak oturmak
Madrabaz :Çıkarını hileli yollardan sağlayan kimse
Mahalle çocuğu:Eğitimsiz çocuk
Makaraya takmak :Alaya almak
Marsık :Çok esmer kimse
Merak getirmek :Kara sevdaya tutulmak
Meryem Ana kandili gibi :Soluk (belirsiz) anlamında
Meşe odunu :Kaba,anlayışsız adam
Meydan vermek :Fırsat vermek
Mısır'daki sağır sultan bile duydu :Duymayan kalmadı anlamında
Mızrağı çuvala sığdıramamak :Gerçeğin asla saklanamayacağı anlamında kullanılır.
Mis gibi burnunda tütmek :Çok özlemek
Miskinler teknesi :Tembellerin toplandığı yer
Mürai :Art düşünceli kimse
Mürekkebi kurumamak :Daha pek yeni olmak
Mürekkep yalamış :Okuyup,yazmış kimse
Mürüvvetini görmek :İyi ve mutlu günlerini görmek
Müslüman adam :1-Dindar kişi,2-Doğruluktan ayrılmayan kimse
Nabzını yoklamak :Karşısındakinin ne düşündüğünü anlamaya çalışmak
Nalına mıhına vurmak :Ne yapacağını kestirememek
Namı nişanı kalmamak :Yok olmak,unutulmak
Nanpareye muhtaç olmak :Pek yoksul olmak
Nargile suyu :Tatsız içecek
Nazı geçmek :İsteği geri çevrilmeyen kimse
Ne ala memleket :Uygunsuz yapılan işleri kınamak için söylenir
Neci oluyor :Ne karışıyor anlamında
Nefsine yedirememek :Bir şeyi hazmedememek,kabul etmemek
Nevri dönmek :Çok sinirlenip,bunun yüzünden belli olması
Ne yüzle :Ne cesaretle anlamında
Nispet vermek :Onu üzecek şekilde gösteriş yapmak
Nobran :Kaba,sert,kırıcı(kimse)
Noktası noktasına :Tastamam
Nuh gemisi :Her çeşit insanın toplandığı yer
Nuh nebiden kalma :Çok eskiden kalma
Nur topu gibi :Güzel,şişman,beyaz (çocuk)
Nur yüzlü :Temiz yüzlü kimse
Nutku tutulmak :Üzüntüden,korkudan konuşamamak
O bir düşeş :O talih sonucu ele geçirilmiştir anlamında
O gün bugün :O gündenberi
Oh demek :Rahat etmek
Ok gibi ciğerine işledi :Yapılan bir hareketin çok üzmesi
Ok yaydan çıktı :Vazgeçemeyeceği bir işi yapmak
Olmuş armut gibi eline geçmek :Kolaylıkla,yorulmadan elde etmek
Onun ipiyle kuyuya inilmez :Güven olmaz anlamında
Oralı olmamak :Önemsememek
O saat :O anda
O tarakta bezi olmamak :İlişkisi olmamak
Oynak :Hafif meşrep kadın
Oyun etmek :Hile yapmak,aldatmak
Oyunun sakalı bitmek :Bitmiş olayları anlatan bu deyim,genellikle Karagöz oyunlarının sonunda kullanılır.
Öbür dünyayı boylamak :Ölmek
Öfke topuğa çıkmak :Çok öfkelenmek
Öksüz babası :Öksüz ve yoksulları koruyan adam
Öküz boyunduruğa bakar gibi bakmak :İstemeden,mecburen bakmak
Ölçüsünü bildirmek :Haddini bildirmek,cezasını vermek
Ömür adam :Hoşsohbet adam
Önünü almak :Durdurmak
Öp babanın elini :Sürpriz bir durum karşısında yaşanan şaşkınlığı anlatmak için kullanılır
Örümcek kafalı :Eski kafalı,yeniliklere uyum gösteremeyen
Ötmek :Durmadan anlamlı,anlamsız konuşmak
Öve öve göklere çıkarmak :Çok övmek
Öyle başa böyle traş :Alakasız durumları belirtir.
Özü sözü bir :Verdiği sözleri tutan dürüst kimse
Pabucuna kum dolmak :Engelle karşılaşmak
Paçaları sıvamak :Hazırlanmak
Paha biçmek :Değerini ölçmek
Pancar kesilmek :Mahcup olup kızarmak
Paparayı yemek :Paylanmak,azar işitmek
Paraya para dememek :Kazancı bol olmak
Para peşin kırmızı meşin :Alışverişin peşin olduğunu anlatır
Patentasının altına almak :Egemenliği altına almak
Pestil gibi olmak :Çok yorgun ve halsiz olmak
Peşkeş çekmek :Bir iş yaptırmak için,kendine ait veya başkasına ait bir şeyi hediye etmek
Pılı pırtı :Eski püskü,değersiz eşya
*** etmek :Bozmak,işe yaramaz hale getirmek
Pişmiş aşa soğuk su katmak :Yapılmakta olan bir işi bozmak
Piyasaya düşmek :1-Çok bulunur olmak,2-Orta malı olmak
Postal: Düşkün kadın
Put kesilmek :Sessiz ve hareketsiz kalakalmak
Püsküllü bela :Kişinin başını derde sokan kişi veya durum
Rabbime emanet :Herhangi bir şeyin,kimsenin korumasını tanrıya bırakmak
Rafta kurabiye var ama size göre değil :İşinize yaramaz anlamında
Rahat yüzüne hasret kaldı :Huzursuz olmak,rahat edememek
Ramazan keyfi :Oruç tutanlardaki sinirlilik hali
Rengi atmak :Çok heyecanlanıp solmak,sararmak
Rengi olmamak :Silik olmak
Renk senfonisi :Birbiriyle uyuşan renkler bütünü
Rest çekmek :Kesinlikle kabul etmemek
Rızkını taştan çıkarmak :En zor şartlarda bile geçimini sağlamak
Rufailer karışır :İşin karmaşıklığını anlatır
Ruhu bile duymaz :Yapılan bir işten hiç haberi olmaz anlamında
Ruhuna hitap etmek :Herhangi bir şeyden çok etkilenmek
Rüya gibi :Gelip geçici şeyleri anlatmak için kullanılır
Rüyasında görse hayra yormaz :Olacağına ihtimal vermemek
Rüzgar ekip fırtına biçmek :Yapılan kötülüğe karşı daha büyük kötülüğe uğramak
Rüzgar gelecek delikleri tıkamak :Her türlü tedbiri almak
Saat gibi :Düzgün çalışan
Saat on bir buçuğu çalmak :Yaşı çok ilerlemek
Sacayak olmak :Üç kişi bir araya gelip çok samimi olmak
Saçı uzun,aklı kısa :Düşüncesiz,aptal
Sağlam ayakkabı değil :Güven duyulacak kimse değil, doğruluğu konusunda şüphe duyulur
Sakala soğan doğramak :1-Aldatmak,2-hakaret etmek
Saman gibi :Tatsız,tutsuz
Sapı silik :Serseri
Sarı Yahudi :Paraya düşkün kişi
Sazına bülbül koymak :Çok güzel çalmak
Sefalar getirdiniz :Eskiden çok kullanılan,hoş geldiniz sözü
Sel önünden kütük kapmak :Zor bir iş başarmak
Sen sağ ben selamet :Yapacak bir şey kalmamak
Sıtma görmemiş ses :Gür ve kalın sesli
Sidik yarışı :Gerekli gereksiz rekabete girmek
Söyleye söyleye dilimde tüy bitti : Çok öğüt verdiği halde sözü dinlenilmeyen insanların içinde bulunduğu durumu anlatır.
Sütüne havale etmek :Karakterine,insanlık duygusuna bırakmak
Şafak atmak :Korkmak,şaşırmak
Şahbaz :Becerikli ve çevik
Şapa oturmak :Çaresiz kalmak
Şaşkın bakkal :Hesabını şaşıran kimse
Şerbetli :kötü işler yapmayı huy edinmiş kimse
Şeşi beş görmek :İyi görmemek,yanılmak
Şeytan çekici :Sevimli ve akıllı çocuk
Şeytan diyor ki :İçinden zararlı bir şeyler yap diyen ses
Şifayı kapmak :Hastalanmak
Şimşek gibi :Büyük bir hızla
Şirret karı :Geçimsiz,huysuz,yaygaracı kadın
Şom ağızlı :Kötümser,olayları devamlı kötüye yoran kimse
Şöhreti afakı tutmak :Herkes tarafından bilinir hale gelmek
Şöyle bir bakmak :1-Üstünkörü,2-İnceler gibi manalı bakmak
Şunu bunu bilmem :Mazeret kabul etmem,özür dinlemem
Taban çekmek :Gitmek
Tabanvayla gitmek :Yürümek
Tadını kaçırmak :Zevkini bozmak
Takıp takıştırmak :Çok süslenmek
Talihi yar olmak :Şansı yardım etmek
Tantuna gitmek :1-Öldürülmek,2-Belaya uğramak
Tasamın on beşi :Umrumda değil anlamında
Taş yağar,kıyamet kopar :Felaketli,korkunç zaman
Taş yürekli :Acıması olmayan kimse
Tavşan boku :Ne faydası,ne de zararı olan kimse
Tebeşire peynir bakışlı :İyi göremeyen,şaşı
Tencere yuvarlanmış,kapağını bulmuş :Birbirine uygun,eşit şeyleri anlatmak için kullanılır.
Tiği teber şahı levent :her şeyini tüketmiş kimseleri anlatmak için söylenir.
Tosunum :Gürbüz kimseler için kullanılır
Tut kelin perçeminden :Boşuna uğraşma,onda yok anlamında…
Tüy dikmek :Kötü bir durumu daha çok kötüleştirecek harekette bulunmak
Ucu dokunmak :Herhangi bir işten zarar görmek
Uç vermek :Görünmek,yetişmek,belirmek
Ufağını tefeğini toplamak :Kendine ait ne varsa toplamak
Ufuk açılmak :yeni imkanlar belirmek
Ulan :Nefret,öfke ifade eden bir hitap şekli
Ulu orta konuşmak :Düşünmeden söylemek,rastgele söylemek
Ununu elemiş eleğini duvara asmış :Yapacağını yapmış
Utandınsa yüzüne kalbur tut :Utanmanın gereksizliğini anlatır
Uyku ölümün kardeşidir : Uyuyan kimsenin dünya ile ilgisi kesilir. Olup bitenden haberi olmaz.
Uzağı görmek :Bir işin sonucunu,nasıl gelişeceğini önceden tahmin edebilmek.Tedbirli hareket etmek.
Uzun boylu :Ayrıntıları hesap ederek,etraflıca düşünmek.
Uzun uzadıya :Çok ayrıntılı olarak
Uzun yaşın ahiri ölüm :Ne kadar uzun yaşanırsa yaşansın,bütün canlılar bir gün mutlak öleceklerdir.
Ücüğünden cücüğüne :Bütün yönleriyle
Üç aşağı,beş yukarı :Belirlenmiş bir sayıdan biraz fazla veya biraz az olarak.
Üçe beşe bakmamak :Çok fazla pazarlık etmeden alışveriş yapmak
Ümidi boşa çıkmamak :Beklediğini,umduğunu bulmak
Üsküdar dolmuşu gibi birbirinin üzerine :Çok kalabalık yer
Üst perdeden başlamak :Ağzını bozmak
Üstünde durmak :Israr etmek
Üstüne almak :Ödev olarak kabul etmek,bilmek.
Üstüne basmak :Konuya değinmek
Üstüne varmak :Öfkelendirecek söz veya harekette ısrar etmek
Üstüne vurmak :Eklemek
Üstünüze iyilik sağlık :Hastalıkla ilgili konuşurken söylenir
Üvey evlat muamelesi görmek :Ayrı ve hor görülmek
Üzerine tuz biber ekmek :Bir kimsenin acısını fazlalaştıracak, derdini derinleştirecek davranışlarda bulunmak.
Üzerinize afiyet : Ben hastayım.Sizi etkilememesini dilerim.
Üzüm üzüm üzülmek :Çok üzülmek
Üzüm yemek değil,bekçi dövmek : Önemli işler dururken vakit öldüren kişiler için kullanılır.
Vadesi gelmek :Ömrünün sonuna gelmek
Vakit geçirmek :Gereksiz işlerle uğraşmak
Vakit nakittir :Zaman en değerli varlığımızdır.
Vara yoğa karışmak :Her şeye karışmak
Vardığın yer körse,sen de gözünü kapa :İnsanlar,çevresindekiler ile iyi ilişkiler kurmak isterlerse onlara uymak zorundadırlar.
Var kuvveti pazuya vermek :Kolunun kuvvetine güvenmek.
Vebali boynuna :Günahı ona ait anlamında
Veledizina :Babası belli olmayan
Verilmiş sadakası olmak :Bir belayı,kazayı zarar görmeden atlatmak
Vık dedirtmemek :Ses bile çıkarttırmamak
Vız gelip tırıs gitmek :Hiç aldırmamak
Vız gelmek :Önemsiz görünmek.Aldırış etmemek.
Vidin kalesi gibi metin olmak :Dayanıklı ve sabırlı olmak.
Voli vurmak :Vurgun vurmak
Voyvoda kesilmek :Zalim olmak.
Vur abalıya :Sessiz ve sakin kimselere yapılan zulüm ve haksızlığı belirtmek için kullanılır
Vur patlasın çal oynasın :Büyük eğlenceler için söylenir
Vurucu güç :Çok etkili silahlarla donatıldığı için savaş gücü yüksek askeri birlik.
Vuslat kıyamete kalmak :Kavuşma ümidi olmamak
Vücuda getirmek :Var etmek.
Vücudunu ortadan kaldırmak :Öldürmek
Yabana atmak :Dikkate almamak
Yabana söylemek :Saçma ve yersiz konuşmak
Ya bu deveyi gütmeli,ya bu diyardan gitmeli :Mecburi durumlarda bir işin mutlaka yapılması gerektiğini belirtmek için söylenir.
Ya devlet başa,ya kuzgun leşe :Büyük bir zafer için her tehlikenin, hatta ölümün bile göze alındığını belirtir.
Yağmur olsa kimsenin tarlasına yağmaz :Kimseye faydası ve yardımı yoktur anlamında
Ya herro,ya merro :Seçim yapılması gereken durumlarda söylenir.
Yahudi pazarlığı :Kıyasıya yapılan pazarlık
Yakadan geçirmek :Evlat edinmek.
Yaka paça :Hırpalayarak
Yalancı pehlivan :Sözde kahraman
Yalova kaymakamı :Değersiz olduğu halde çalım satan kişilere söylenir
Yangın var diye bağırmak :Bir şeyden çok bıkmak,bezmek.
Yaptığını bilmemek :Aklı başında olmamak
Yediği naneyi kokutmak :Uygunsuzluğunu ortaya koymak.
Yel kayadan ne alır :İmkansız bir durumu belirtmek için kullanılır.
Yıldırım gibi :Büyük bir hızla.
Yıldızı parlamak :Şans yüzüne gülmek
Yiyip bitirmek :1-Onmaz hale getirmek,2-Devamlı eziyet etmek
Yobaz :Kaba,sofu.
Yolu düşmek :Bir rastlantı sonucu gelmek.
Yosma :Güzel ve süslü kadın
Yuf ervahına :Lanet olsun anlamındaki bir karşı çıkma sözü.
Yüreği geniş olmak :Gamsız olmak,her şeyi kaldırabilmek.
Yürekte var,elde yok :Yetenekli olup,imkansızlıklar yüzünden bunu geliştiremeyen insanlar için söylenir
Yüz yüze gelmek :Karşılaşmak
Zahmet çekmek :Eziyet ve yorgunluğa düşmek
Zahmet etmek :Yorulmak.
Zartalos :Yellenmek
Zebunu olmak :Birine çok düşkün olmak
Zehir etmek :Tadını kaçırmak
Zehir zemberek :Çok acı
Zembereği boşanmak :Uzun uzun gülmek
Zerre kadar :Yok denecek kadar
Zevahiri kurtarmak :Bir işi yarım yamalak yapıp eleştiri almamak
Zeval bulmak :Yok olmak.
Zıvanadan çıkmak :Çok öfkelenmek
Zihne dank etmek :Uzun zamandır anlaşılamayan bir şeyi,herhangi bir olayın araya girmesiyle birdenbire anlamak.
Zil gibi :Parasız ve aç
Zilleri takıp oynamak :Çok sevinmek
Zilsiz oynamak :Çok sevinmek
Zokayı yutmak :Aldatılmak
Zurnacının karşısında limon yemek :Uygunsuz bir davranışta bulunarak,çalışamaz hale getirmek.
Zurnayı biz çaldık,parsayı o topladı :Haksızlık edip hazıra konanlar için söylenir
Züğürt tesellisi :Boş,yersiz avutma
Zümrüt gibi :Yemyeşil


*

*
Son Düzenleyen kompetankedi; 17 Mart 2007 @ 17:24.
Rapor Et
Reklam
Eski 7 Ekim 2006, 13:24

Deyimler

#2 (link)
Mystic@L
Ziyaretçi
Mystic@L - avatarı
Deyimler

Asıl anlamlarından uzaklaşarak yeni kavramlar meydana getiren kalıplaşmış sözlerdir. İki veya daha çok kelimeden kurulu bir çeşit dil ifadesi olan bu sözler, duygu ve düşüncelerimizi dikkati çekecek biçimde anlatan isim, sıfat, zarf, basit ve birleşik fiil görünüşlü gramer unsurlarıdır.


Mahalli Deyim Örnekleri:

Ağrı dağından kar bağışlamak (Iğdır - Kars) .
Başını büyük taşa vurmak (Tunceli)
Ciğeri ağzına gele (Elazığ)
Kalbura su komak (Hakkari)
Hazıra vezir (Samsun)
Rapor Et
Eski 8 Eylül 2008, 08:14

Deyimler

#3 (link)
SeVGi KeLeBeĞi..
Pollyanna - avatarı
Deyimlerimizin Hikayesi..

Atı Alan Üsküdar’ı Geçti

Zamanında Bolu beyine baş kaldıran Köroğlu’nun dillerde yağızmı yağız atı çalınır. Bütün civarı arar tarar yok. Bir kimse birde istanbul’daki pazarları dolaş der. İstanbul’da pazarları dolaşırken atına rastlar.
Pazar sahibine şu ata bir bineyim hele der. Pazarcıda buyur der .
Eski sahibinin kokusunu alan ve tanıyan at şahlanıp, dört nala ordan uzaklaşır.Pazarcı peşine düşer fakat Köroğlu bir kayığa binip Üsküdar’ı geçer. Dövünen pazarcıya ihtiyarın biri gelip , “ah evlat! atı alan Üsküdarı geçti. O köroğluydu ,atın gerçek sahibi” der…

İnsanoğlu Kuş Misali

Zamanında Üsküdar’da bir “Miskinler Tekkesi” bulunurmuş. Adından da anlaşılacağı üzere buraya yurdun en tembel, en miskin insanları takılırmış. İşte burada iki miskin kendilerine iki sandalye bulup oturuyorlarmış. Gel zaman git zaman havalar gittikçe soğumaya başlamış. Tekkeninde penceresi açık ama kimsenin ayağa kalkıp pencereyi kapatmaya mecali yok.
Birinci miskin: Yahu havalar iyice soğudu, şu pencereyi kapatmak lazım.
İkinci miskin: Doğru söylüyorsun mirim, kapatmak lazım.
Aradan saatler geçer, haftalar geçer, hatta ay geçer, yine aynı diyalog aralarında sürer gider. Sonunda birinci miskin daha fazla dayanamaz bütün gücünü toplayıp karşı pencereye ulaşır, camı kapatır ve hemen oracıktaki bir iskemleye kendini bırakır. Sonra öteki miskin arkadaşına şunları der: “Ya mirim gördün mü, insanoğlu kuş misali. Dün neredeydim, bugün neredeyim” der…

Gemileri Yakmak

Gemiyle işgale gittikleri bir yerde ordusu rakibin gücü karşısında korku duymaya başlayınca Sezar askerlerini yüksek bir tepeye çıkartır ve aşağıda kalan bir kaç askere gemileri ateşe vermeleri emrini verir. Geldikleri gemiler gözlerinin ününde çatır çatır yanan ordu şok geçirmiştir. Sezar “Gördüğünüz gibi gemileri yaktık artık dönüş yok ya bu savaşı kazanırsınız ya da hepimiz burada ölürüz” şeklinde bir konuşma yapar. Savaş Sezar’ın ordularının ezici zaferiyle sonuçlanır…

Hoşafın Yağı Kesildi

Yeniçeri ocaklarında efrada yemek dağıtılırken mutfak meydancısı elinde tuttuğu üzeri ayet ve dualar yazılı kallavi koca kepçe ile evvela yağlı yemekleri ve pilavı dağıtır, sonra da hoşaflara daldırırmış.
Hal böyle olunca, sofralara gelen hoşaf bakracının üstünde, bir parmak kalınlığında yağ tabakası yüzermiş. Bu durumu gören Yeniçeri ağalarından akıllı birisi meydancıya emir vererek “Kepçeyi yağlı yemeklere batırmadan evvel temiz iken hoşafları dağıt, sonra yemek tevziatına geç…” demiş.
Demiş amma, bu sefer sofralara giden hoşaf bakraçlarının üzerinde yağ tabakasını göremeyen Yeniçeriler isyan bayrağını çekmişler:
- “Hakkımızı yiyorlar, istihkakımızdan çalıyorlar, zira hoşafın yağını bile kestiler, yağlı hoşaf isterük…” diye bağırmışlar.

Dimyat’a Pirince Giderken Evdeki Bulgurdan Olmak

Dimyat Mısır’da, Süveyş Kanalı ağzında ve Portsait yakınlarında bir iskeledir. Eskiden Mısır’ın meşhur pirinçleri, ince hasırdan örülmüş torbalar içinde buradan Türkiye gelirdi.
Dimyat’a pirinç almak için giden bir Türk tüccarının bindiği gemi Akdenizde Arap Korsanları tarafından soyulmuş ve adamcağızın kemerindeki bütün altınlarını almışlar.
Binbir müşkilat içinde Türkiye’ye dönen pirinç tüccarı o yıl iflas etmek durumuna düşmüş. İstanbul’dan kalkmış, memleketi olan Karaman’a gitmiş. O sene tarlasından kalkan buğdayları da bulgur tüccarlarına sattığından, kendi ev halkı kışın bulgursuz kalmışlar. “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” sözünün aslı buradan kalmıştır.

Yanlış Hesap, Bağdat’tan Döner

İstanbul kapalı çarşıya kervanlar gelir. Tüccarların siparişleri kumaş, kürk, baharat neyse dağıtılır. Daha sonra tüccarlardan paraları tahsil edilirmiş.
Yine bir alış veriş sonrasında, tüccarın biri hesap yaparken dört işlem hilleri ile kervancıyı 400-500 altın içerde bırakır.
Hesaptaki yanlışlığı anlayamayan kervancı Bağdat, Hicaz ve Mısır’a seferine çıkar.
Tüccarda, “Şimdi bu Mısır’dan 6-7 ayda zor döner. Bende bu parayı işletirim” diye düşünür.
Kervancı yol uzun, zaman bol bütün hesapları tekrar tekrar inceler.
Tüccarın yaptığı hileyi anlar.Kervan Bağdat’a girmek üzereyken, kervanı oğlu ve güvendiği bir kişiye emanet eder,
-Siz beni Bağdatta bekleyin. der.
İyi bir Arap atı alıp dört nala İstanbula dönmeye başlar.
Yolda, bu adam bu parayı hemen öyle vermez diye düşünüp bir plan kurar. İstanbuldaki dostlarında plan için yardım ister.
Ertesi gün tüccarın dükkanına iki kadın gelir. Tüccara ;
-Sorup soruşturduk bu civarda en dürüst ,en güvenilir kişi sizmişsiniz.Biz Hicaza gideceğiz.Size bu iki çantayı emanet etmek istiyoruz, derler.

Çantaları açıp tüccara gösterirler.Çantaların için inci.altın,pırlanta envayi çeşit müccevher.
-Olurda gelemezsek bunlar size helali hoş olsun.bize bir dua okutur,belki bir hayrat yaptırırsın.derler.
Bunları duyan tüccar sevinçten uçar.Kadınları hürmet ,ziyafet.
Bu sırada kervancı içeri girer. Bunu gören tüccar, daha kervancı lafa başlamadan;
-Yahu hoşgeldin. Bizim hesapta bir yanlışlık olmuş. Paralarını ayırdım. Çocuklarada tenbihledim, eğer ölürsem kervancının parasının mutlaka verin. Ben kul hakkı yemem kardeşim, der.
Parayı hemen verir. Bu sırada kadınlar,
–Biz bu sene gitmekten vazgeçtik .Kısmetse seneye !.deyip dükkan
çıkarlar.
Oyuna geldiğini anlayan tüccar ,kervancıının peşinden koşup ,
-Hani sen mısıra gidecektin .yaktın beni! diye bağırır.
Atına binen kervancı,
-Yanlış hesap adamı Bağdat’tan dödürür, der ve yoluna gider.

Halep Oradaysa Arşın Burada

Vaktiyle adamın biri kısa bir müddet halep’te kalmış. Yurduna dönünce de yerli yersiz konuşmaya, “Ben Halep’te şöyle yaptım, böyle yaptın” gibi atıp tutmaya başlamış. öyle ki övünmelerinden halka gına gelmiş.
Günlerden birinde köy odasında oturulurken söz cirit oyunundan, uzun atlamadan açılmış. Bizim övünme meraklısı dayanamayıp söze girmiş: “Ben Halep’te iken 15 arşın atladım.” Sabrı tükenenlerden biri itiraz etmiş:
- Yapma be iki gözüm, 15 arşın atlamak kim, sen kim?
- Canım ne var 15 arşında, atladım işte!
O sırada aralarında bulunan marangoz, malzemeleri arasındaki arşını çıkarıp ortaya koymuş:
- Halep oradaysa arşın burada! Haydi, atla da görelim.
O günden sonra palavracı her nerede bir kuru sıkı atsa, halk kendisine “Arşın burada!” demeye başlamış ve bu söz bir deyim olarak yaygınlaşmış.

Bugün dahi, geçmişte yaptığı bir şey ile övünen veya yapmadığını yapmış gibi söyleyen insanlara, halihazır şartlar altında da aynı başarıyı göstermesi arzusunu izhar( anlamları açığa çıkarma, toplayır biriktirme) için söylenir.

Yaş Tahtaya Basmak

Eski devirlerde de ahşap evlerin ve konakların umumi temizliği yapılırken, tahtalar arap sabunu ile ovulurmuş. Böyle anlarda ıslak tahtalar çok kaygan olup, üzerinde ayağı kayıp düşenler çok olurmuş.
Sultan Hamit devrinde bir Gürcü Hasan Fehmi Paşa varmış. Hukuk akademisinde, Dünya Hukuku dersi okuturmuş. daha sonraları Selanik Sofya’da valilik de yapmıştı. Bir gün konağında temizlik yapılıyormuş.
Tahta merdivenlerden inerken, ıslak basamaklarda ayağı kayan Paşa, düşmüş. Birkaç gün topallayarak gzmiş. Hukuk talebeleri birbirleriyle fısıldaşarak:
- Bizim hoca, yaş tahtaya basmış, diye bu olayı alaya almışlar.
Bu deyim, aldatılmak, kandırılmak manasında kullanılır.
Rapor Et
Eski 13 Aralık 2009, 14:00

Cvp:kalple ilgili Deyimler

#4 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
[QUOTE]kalp ile ilgili deyimler[/QUOT
Rapor Et
Eski 12 Ocak 2010, 18:44

Deyimler

#5 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Kalp ile ilgili deyimler yok mu?
Rapor Et
Eski 29 Nisan 2010, 09:27

Deyimler

#6 (link)
MsXTeam
_Yağmur_ - avatarı
Deyimlerin Özellikleri...

1. Kalıplaşmış sözlerdir. Yerleri değiştirilemez; bir kelime çıkarılıp, aynı anlama da gelse yerine başka bir kelime konamaz. "Eli yüzü düzgün" deyimi, "yüzü eli düzgün" biçiminde; "baş kaldırmak" deyimi, "kafa kaldırmak" biçiminde değiştirilip söylenemez; söylense de deyim olmaz.

2. Bir araya gelirken, çoklukla kendi gerçek anlamlarından ayrı bir anlam belirtirler. "Altın kesmek" deyimi, "altını kesip doğramak, parçalara ya da dilimlere ayırmak" anlamında kullanılmaz; bu söz "çok para kazanmak, kazanır durumda olmak" anlamında kullanılır. Ancak kimi deyimlerde, kalıplaşmış sözden çıkan anlam, gerçek anlamın dışında değildir. "Sesi çıkmamak; çoğu gitti, azı kaldı" deyimlerinde olduğu gibi.

3. Kısa ve özlü ifadeler taşırlar. Bir kavramı, bir düşünceyi, bir olayı az sözle belirtmek ya da daha etkili kılmak için kullanılırlar.

4. En az iki kelimeden oluşurlar. Bir kısmı kelime grubu, bir kısmı da cümle hâlinde biçimlenmiştir. "Günaha sokmak, içini dökmek" ve "elifi görse mertek sanır", "burnu yere düşse almaz" gibi.

5. Çoklukla mastar hâlinde olduklarından fiil çekimine girerler. "Burnunu çekmek" deyimi, "burnunu çekti"; "bozuk çalmak" deyimi, "bozuk çaldı"; "güçlük çıkarmak" deyimi, "güçlük çıkardı" biçiminde çekimlenebilir.

6. Deyimlerin bir çoğu benzetme ve söz sanatları ile süslüdür. Anlatıma güzellik, canlılık ve çekicilik katmak için bu şekilde kullanılırlar. Bu bakımdan, genel kural niteliği taşımazlar. Bu yönleriyle de ata sözlerinden ayrılırlar. Çünkü atasözleri genel kural niteliği taşırlar; yol göstermek, ders ve öğüt vermek amacı güderler. "Ağaçtan maşa aptaldan paşa olmaz" ata sözü, netleşmiş bir genel kuraldır. Denenmiş, uygulanmış, her zaman ve herkes için doğru olan bir genel kural niteliğinde biçimlenmiştir. Oysa "fiyatı kırmak" sözünde genel bir kural yoktur. Çünkü her zaman fiyat dondurulmaz.


7. Bazı benzetmeli söyleyişler deyim olmadıkları hâlde deyim gibi kullanılırlar. "Arpacı kumrusu gibi (düşünmek)", "beşlik simit gibi (kurulmak)", "arı kovanı gibi (işlemek)", "kabak çiçeği gibi (açılmak)" deyimleri, bu türdendirler.

8. Kimi ikilemeler de çoklukla deyim sayılmaktadır. "Allak bullak", "oldum olası", "takım taklavat", "süklüm püklüm", "ev bark" gibi.

9. Çoğu zaman deyimlerle birleşik kelimeler karıştırılır. Bu yanlışlara düşmekten kimi bilgilere sahip olmakla kurtulmak mümkündür. Birleşik kelimelerin bitişik yazıldıkları, isim soyundan geldikleri, aralarına yapım ve çekim eki girmeyecek kadar kaynaşmış oldukları unutulmamalıdır. Bunun yanı sıra, deyimleri oluşturan kelime gruplarının isim ve fiil çekimlerine girdikleri, aralarına çekim ekleri aldıkları da hatırdan çıkarılmamalıdır. Ancak, bu ilkeler her ne kadar göz önünde tutulsa da, deyimlerle birleşik kelimeleri kimi zaman tam ayırt etmek imkânı yoktur.

10. Bir milletin söz gücünden doğan ve doğduğu toplumun malı olan deyimler, bazı istisnaları dışında mecazdırlar; kelime grubu olarak da isim, sıfat, zarf görevlerinde bulunurlar: "İçten pazarlıklı bir adam" cümlesinde "içten pazarlıklı" deyimi sıfat olarak; "keyfimi kaçırıp gitti" cümlesinde "keyfi kaçmak" deyimi zarf olarak; "karga derneğinde işim yok benim" cümlesinde "karga derneği" deyimi de isim görevinde kullanılmıştır.


Deyimlerin Atasözlerinden farkı şöyle özetlenebilir:

1- Deyimler kavram ve durum bildirirler.
2- Deyimlerin mecazlı anlamı vardır.
3- Deyimlerin öyküsü,efsanesi ve kaynağı genellikle vardır.
4- Deyimleri anlatım kalıbı olarak görebiliriz.
5- Deyimlerde kesin hüküm,öğüt,yol göstericilik yoktur.Bu yüzden genel kural oluşturmazlar.

Not: Atasözleri için de yukarıda belirtilen açıklamaların tersi geçerlidir.

Deyimler ile atasözlerinin benzer tarafları şunlardır:

1- Her ikisinde de kelimelerde mecaz,istiare ve kinaye vardır.
2- Kelime dizilişleri değiştirilemez.
3- Sözdeki kelimelerin eş anlamlısını kelimenin yerine koymak olumlu bir sonuç vermez,sözü bozar.
4- Biçim yönünden birbirlerine benzerler.

Etiketler:
  • tasviri nitelikte deyimler
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.295 saniyede (80.88% PHP - 19.12% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 21:18
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi