Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Destan Nedir?

Bu konu Edebiyat forumunda _green tarafından 31 Ekim 2007 (08:24) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
126767 kez görüntülenmiş, 6 cevap yazılmış ve son mesaj 14 Şubat 2013 (16:47) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.50  |  Oy Veren: 130      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 31 Ekim 2007, 08:24

Destan Nedir?

#1 (link)
_green
Ziyaretçi
_green - avatarı
Destan (Manzum)
Aşık edebiyatında destan, aşıkların sevgilerini, kahramanlık olaylarını, günlük olaylarla ilgili kimi durumları ve bazı acıklı olayları anlattıkları, biçim olarak halk edebiyatı türlerinden koşmaya benzeyen, koşmadan dörtlük sayısı, konu, anlatım ve ezgi yönünden ayrılan halk şiiri. Kafiye şeması (abab), (cccb), (eeeb) şeklindedir.

DESTAN ÖRNEKLERİ
Köroğlu Destanı'ndan (Köroğlu'nun Rus muharebesinde askerine söylediği)
1
Yiğit olan gümbür gümbür gürlesin
Yiğidi doğuran ana bin yaşa
Ağ göğdede kızıl kanlar şorlasın
Yiğidi doğuran ana bin yaşa

Davlumbazlar yeğde yeğde uranda
Çarkacılar sağlı sollu dönende
Eğri kılınç ağ göğdeyi bölende
Yiğidi doğuran ana bin yaşa

Gel'e beyler cengi harbi çalınsun
Çamlıbel askeri ayrı bölünsün
Gece gündüz zarbı meydan kurulsun
Yiğidi doğuran ana bin yaşa

Asıl koç yiğitler busuda saklı
Belleri kılınçlı eli mızraklı
Hep şahin bakışlı arslan sıfatlı
Yürü kan içenler hep binler yaşa

Köroğlu der bugün burda duralım
Sabah olsun zarbı meydan kuralım
Akan kandan dolu şarap uralım
Yürü deli Hoylu'm sen binler yaşa


2
Yiğitler silkinüp ata binende
Derelerde aç kurtlara ün olur
Yiğit olan döne döne döğüşür
Kötüler de attan düşer kan olur

Bir yiğit okunu almış eline
Başın komuş yiğitliğin yoluna
Kalkan paralana zırhlar deline
Kanlı gömlek koç yiğide don olur

Bir yiğit okunu almış atıyor
Ak elleri kızıl kana batıyor
Bir kötü yoldaşın komuş gidiyor
Kaçma kötü kaçma şimdi dön olur

Hasım da çağırır figan ağıtlar
İman ehli birbirini öğütler
Boydan boya demir donlu yiğitler
Çalar cidasını kahraman olur

Köroğlu da der ki kalmayın n'ç'r
Serçenin gönlünden şahinlik geçer
Şahini görünce ormana kaçar
Gider tenhalara kahraman olur


3
Hemen Mevl' ile sana sığındım
Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey
Senden gayrı yoktur kolum kanadım
Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey

Sana derim sana hey ulu yaylam
Nasıl başım alup bu ilden gidem
Okum senden yayım sendendir cıdam
Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey

Hep sınadım Osmanlı'nın alını
Bulamadım bir gez gönlüm alanı
Anacığım sevdiğimin halını
Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey

Yüce yüce tepesinden yol aşan
Gitmez oldu günlümüzden endişen
Mürüvvetsiz beyden yeğdir dört köşen
Arkam sensin kal'am sensin dağlar hey
Köroğlu der tepelerden bakarım
Gözlerimden kanlu yaşlar dökerim
Bunca yıldır hasretini çekerim
Arkam sensin kal'am sensin dağlar


4
Mert dayanır n'mert kaçar
Meydan gümbür gümbürlenir
Şahlar ş'hı div'n açar
Meydan gümbür gümbürlenir

Yiğit kendini öğende
Oklar menzili döğende
Şeşber kalkana değende
Meydan gümbür gümbürlenir

Ok atılır kal'asından
Hak saklasın bel'sından
Köroğlu'nun n'rasından
Meydan gümbür gümbürlenir.
Rapor Et
Reklam
Eski 16 Haziran 2011, 18:19

Destan Nedir?

#2 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

Destan


Eski çağların kahramanlık öykülerini, ulusların, tanrıların, yiğitlerin savaşlarını, başlarından geçen olayları, toplumun ortak düş gücüyle beslenerek dile getiren büyük manzum yapıtların adı.

Destanlar eskiçağ insanının inanışlarını, yaratılış, varoluş konularındaki düşüncelerini yansıttıkları gibi, toplumların geçmişlerine ilişkin bilgileri de içerirler. Destan kahramanlarının olağanüstülüğü, serüvenlerinin gerçekdışı nitelikler taşıması onların gerçeklerden kaynaklanmadığını göstermez. Nitekim sözlü gelenekte yaşar ve anlatılırken dinleyenlerce o toplumun geçmişteki tarihi olarak benimsenen destanlar, yazıya geçirildikten sonra da gerçekdışı nitelikler taşıdıkları bilinerek, ama toplumun geçmişiyle ilgili, geçmişini dile getiren yapıtlar olarak değerlendirilmişlerdir.

Bugün elimizde bulunan destanların yazıya geçiriliş tarihleri İ.Ö. 2000 yıllarına dek çıkarılabilmektedir. Sümer-Akad-Babil uygarlığının ürünü olan ve çiviyazısıyla pişmiş çamur tabletlere geçirilen Gılgamış Destanı, bilinenlerin en eskisidir. Destanın kahramanı Gılgamış, Uruk kentinin beyidir ve Gılgamış'ın serüvenleri destan türünün bütün ana özelliklerini taşır. Homeros'un İlyada ve Odissia destanlarının ise Atinalı tiran Peisistratos (ölümü İ.Ö. 527) döneminde yazıya geçirildiği sanılmaktadır. Yunan sitelerinin Troya (Truva) kentini ele geçirmek için giriştikleri savaşları konu alan İlyada ile Troya'nın yıkılışından sonra yurduna dönmek üzere yola çıkan İthake kralı Odisseas'nın (Odyseus) serüvenlerini anlatan Odissia destanları ise yazılı destan türünün en iyi örnekleri arasındadır.

Sözlü anlatıma dayanan destanlar, epik şiirin en yetkin örnekleri sayılmaktadır. Anlatım olarak şiirin seçilmesi, destanların kolayca ezberlenerek belleklerde kalmasını, kuşaktan kuşağa geçmesini sağlamıştır. Bu durum, başlangıçta bireysel bir yaratı olan destanların zaman içinde gelişip büyümesine, ayrıntılarla zenginleşmesine, anonim bir nitelik kazanmasına yol açmıştır. Ama hepsinin ortak yanı, ürünü oldukları çağın toplum düzenini yansıtmalarıdır. Destan kahramanları, toplumu yöneten kişiler ya da destana konu olan savaşlarda sivrilen kahramanlardır. Sözlü gelenekte oluşup gelişen destanların, toplumların tarihsel gelişim süreçlerinde yazının kültür aracı olarak kullanılmasıyla yazıya geçirildikleri görülmektedir. Bu, destanları yazıya geçirme denemeleri genellikle bir şair tarafından yeniden yazma ya da küçük değişikliklerle yazıya geçirme biçiminde gerçekleşmiştir.

Destan sözcüğü bir edebiyat türüne ad oluşunun yanı sıra Türkçede, Farsçadaki "Efsane ve mesel ve hikâyât-ı güzeştegân" anlamıyla 9., 11. yüzyıllardan başlayarak yazılı edebiyatın çeşitli türlerinde kullanılmıştır. Mesneviler, manzum ve mensur tarihler, manzum masallar, biyografik yapıtlar, kahramanlık öyküleri destan sözüyle nitelendiği gibi, kimi yapıtlarda ara başlıklarda (Yunus Emre, Risaletü'n-Nushiyye) ya da girişte (Mercimek Ahmet, Kabusname) destan sözünün geçtiği görülür. Destan sözcüğü, halk şiirinde de tür adı olarak kullanılmıştır. Yapı olarak koşmaya dayanan destanlar dörtlük sayısı, konu, anlatım ve ezgileri açısından koşmadan ayrılırlar. Elimizdeki destan örnekleri dörtlük sayısının sınırlandırılmadığını, destanın istenildiği kadar uzatılabileceğini göstermektedir.

Konu bakımından destanda temel öge, belirli bir olay, bir vak'adır: Savaş, deprem, salgın, yiğitlik olayları, eşkıyaların serüvenleri, güldürücü konular, toplumsal yergi ya da eleştiri, çevrede yankı uyandıran olaylar destan konuları arasındadır. Olay temel alındığı için de, destanın anlatımı öykülemeye dayanır. Bu nedenle öğreticilik destanın ana niteliklerinden biri olur. Ayrıca öteki halk şiiri türlerinde olduğu gibi, destanların da, destan ezgisi denilebilecek özel bir ezgiyle okundukları, yapı olarak koşmaya dayanmak ve hece ölçüsünün on birli kalıplarıyla yazılmakla birlikte, mâni türüne kayılarak sekizli kalıplarla söylendikleri de bilinmektedir.

MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi

Rapor Et
Eski 29 Haziran 2011, 15:28

Destan Nedir?

#3 (link)
Tinky Winky
Tykhe - avatarı
Destan Nedir?
Destan, bir ulusun yaşayışını yakından ilgi­lendiren savaş, göç., gibi tarih ve toplum olayları­nın çerçevesi içinde yiğitlik ve olağanüstülük üze­rine kurulmuş çok uzun bir manzum öyküdür. Destan, insanoğlunun çok eski dönemlerde orta­ya koyduğu ilk sanat ürünlerinden biridir.

Kaç Türlü Destan Vardır?

Destanlar, ortaya konuluş özelliklerine göre iki türlüdür: Doğal destan, yapma destan.

I. Doğal Destan:

Çok eski dönemlerde ulus vicdanında derin izler bırakan bir tarih ya da toplum olayının, yine o devirlerde ulusal bir ozan ya da çeşitli saz ozanları tarafından söylenen biçimine doğal des­tan denir.

Doğal Destanların Özellikleri:

- Anonim bir nitelik taşır.
- Çoğu manzumdur; nazım-nesir karışık olan­larına az rastlanır.
- Nazım biçimi ve uyak, destanı yaratan halkın geleneğine bağlıdır. Sözgelimi Homeros'un Ilyada ve Odysseia'si ölçülü fakat uyaksız dizelerden oluşur. Bir Fin destanı olan Kalavela ise dörtlüklerden oluşur.
-Gerçek ve gerçekdışı olaylar iç içedir. Söz­gelimi Oğuz Kağan destanında Oğuz'un türlü av hileleriyle bir canavarı öldürmesi gerçeğe uygun bir olaydır; Göktanrı'ya yalvarırken gökten bir ışık düşmesi, o ışığın içinden çıkan güzel bir kızın Oğuz'a eş olması ise gerçekdışıdır. Bu bakımdan des­tanlar roman ile masal arasında bir yer tutarlar.
- Destan kişileri beden yapısı ve karakter özellikleri bakımından hem olağan hem de olağanüstü özellik taşır.
-Destanlarda anlatılan olayların zamanı aşağı yukarı bellidir. Sözgelimi İlyada ve Odysseia Helenlerin ataları olan Akhai ve Argos kralla­rının serüvenlerini anlatır.
- Destanlar çok uzun, manzum öykülerdir. Kır­gızlara ait Manas destanı 400 bin dizeden, Hint destanı Mahabharata ile Ramayana 240 bin dizeden oluşur.
-Destanlarda daha çok kahramanlık, yiğitlik, dostluk, aşk, ölüm, yurt sevgisi... temaları iş­lenir.

Doğal Destanların Oluşumu:

Doğal bir destan üç aşamada oluşur: ilk aşamada bir ulusu derinden etkileyen, sarsan gerçek bir tarih olayı art arda gelen kuşakların ha­yal gücü ile genişler, derinleşir, nice efsanelere bürünür; olay yazılı olmadığı için her isteyen onu dilediği biçimde anlatır. İkinci aşamada, efsaneleşen bu tarih olayını değişik ozanlar şiir halinde söylerler. Son aşamada ise bir büyük destan oza­nı çıkar, diğer ozanların söylediklerini derleyip to­parlar, soylu bir üslupla destana son şeklini verir. Türk destanlarının çoğu son aşamaya kavuşama­mış, ikinci aşamada kalmıştır.

Dünya Edebiyatının En Ünlü Doğal
Destanları:
  • İlyada ve Odysseia (Homeros), Yunan edebiyatı: Yunanlıların Troia Savaşı'na gidiş ve dönüş­lerini anlatır.
  • Şehname (Firdevsi), İran edebiyatı: İran-Turan mü­cadelelerini, İran'ın ulusal kah­ramanı Rüstem'in yiğitliklerini ve Büyük iskender'in İran'ı işgalini anlatır.
  • Kalevela (Lönrot), Fin edebiyatı: Doğaya karşı savaşan Finlilerin erdemlerini, bilgeliklerini anlatır.
  • Mahabharata, Hint edebiyatı : Kaurava'nın Pandavalara karşı savaşlarını, Krişna ve Arcuna'nın kahraman­lıklarını anlatır.
  • Ramayana, Hint edebiyatı: Ayadhya prensi Rama'nın yaşamını anlatır.
  • Nibelungen, Alman edebiyatı: 5. yüzyılın ilk yarısındaki Hun-Germen savaş­larını anlatır.
  • Boewulf, İngiliz edebiyatı: Yiğit Beovvulf ve arkadaşlarının bir canavarla mücadelesini anlatır.
  • Igor, Rus edebiyatı: 12. yüzyılda Kıpçak Türkleriyle Rusların yap­tıkları savaşları anlatır.
  • La Cid, İspanyol edebiyatı: İspanyol­ların ulusal kahramanı Rodrigo'nun 11. yüzyılda Araplarla mücadelesini anlatır.
  • Chansen de Röland, Fransız edebiyatı: Charlemag­ne döneminde Müslümanlarla yapılan savaşları anlatır.
  • Oğuz Kağan, Türk edebiyatı: Hunların bü­yük hükümdarı Oğuz (Mete) Kağan'ın Orta Asya'da Türk birliği­ni nasıl kurduğunu anlatır.
  • Bunlardan başka Sümerlerin Gılgamış, Ja­ponların Şinto adlı destanları da ünlüdür.

II. Yapma Destan:

Yeni ve yakın çağlarda, herhangi bir tarih olayının bir ozan tarafından destan kurallarına uy­gun olarak yazılmış biçimine yapma destan denir. Bunlar bireysel yaratıma yaslanan, sanatsal amaçlı destanlardır. Yapısı, kurgusu ve öğeleri bakımından doğal destanlardan çok büyük ayrı­lıklar göstermez. Ancak doğal destanlar, ilkel biryaşamın ortak, sözel ve kendiliğinden oluşan ürü­nü olmasına karşın yapma destanlar, sonraki top­lumlarda bireysel anlatım ve yaratmaya dayalı ürünlerdir. Yapma destanlarda toplumsal katkının yeri yoktur, bunlar tek bir sanatçının ortaya koy­duğu yapıtlardır.

Dünya Edebiyatının En Ünlü Yapma Destanları
  • Aeneis (Vergilius), Latin edebiyatı: Troia hüküm­darı Priamos'un yeğeni Aeneis'in Roma'yı kurması anlatılır.
  • Henriade (Voltaire), Fransız edebiyatı: 16. yüzyılda­ki din ve mezhep savaşları anla­tılır.
  • Os Lusiadas (Camoens), Portekiz edebiyatı: Vasco de Gama'nın seferleri anlatılır.
  • Kaybolmuş Cennet (J. Milton), İngiliz edebiyatı: Âdem'le Hav­va'nın cennetten yeryüzüne inişleri anlatılmıştır.
  • Kurtarılmış Kudüs (T. Tasso), İtalyan edebiyatı: I. Haçlı Seferi’nde Kudüs’ün alınışı (1909)
  • Çılgın Orlando (Ariosto), İtalyan edebiyatı: Charlemagne döneminde Hıristiyanlarla Müs­lümanlar arasında geçen savaş­lar anlatılır.
  • İlahi Komedya (Dante), İtalyan edebiyatı: Öteki dünya­da (ahirette) Dante'nin yaptığı 7 günlük bir gezi anlatılır.
  • Üç Şehitler Destanı (F. H. Dağlarca), Türk edebiyatı: Kurtuluş Savaşı'ndan bazı olaylar anlatılır.
Rapor Et
Eski 26 Aralık 2011, 19:56

Destan Nedir?

#4 (link)
why did you go why
CeLebRindaL - avatarı
Destanlar
MsXlabs & Edebiyat Öğretmeni

Destanlar henüz aklın ve bilimin toplum hayatına tam anlamıyla hâkim olmadığı ilk çağlarda ortaya çıkmış sözlü edebiyat ürünleridir.

Milletleri derinden etkileyen tarihî ve sosyal olayları anlatan edebî eserlere destan adı verildiğini biliyoruz. Bu tür edebî eserler deprem, bulaşıcı hastalık, kuraklık, kıtlık, yangın, göçler, savaşlar ve istilâlar gibi önemli olayların etkisiyle tarihin eski çağlarında meydana gelmiştir.

Destanlar üç safhada oluşur:

a) Doğuş Safhası:
Bu safhada milletin hayatında iz bırakan önemli tarihî ve sosyal olaylar, bu olaylar içinde yüceltilmiş efsanevî kahramanlar görülür.
b) Yayılma Safhası:
Bu safhada, söz konusu olay ve kahramanlıklar, sözlü gelenek yoluyla yayılır. Böylece bölgeden bölgeye ve nesilden nesle geçer.
c) Derleme (yazıya geçirme) Safhası:
Bu safhada, sözlü gelenekte yaşayan destanı, güçlü bir şair, bir bütün hâlinde derleyip manzum olarak yazıya geçirir. Çoğu zaman bu destanların kim tarafından derlendiği ve yazıya geçirildiği belli değildir.

Destan Çeşitleri

a) Tabii (Doğal) Destan:
Toplumun ortak malı olan ve birtakım olaylar sonucu kendiliğinden en oluşan destanlardır.
Örnek: Oğuz Kağan Destanı.
b) Yapma (Yapay) Destanlar:
Bir şairin, toplumu etkileyen herhangi bir olayı tabiî destanlara benzeterek söylemesi sonucu oluşan destanlardır.
Örnek: Üç Şehitler Destanı – Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

Destanların Genel Özellikleri

  • Anonimdirler.
  • Genellikle manzumdurlar. Az olmakla beraber nazım-nesir karışık olan destanlar da vardır. Bazıları, manzum şekilleri unutularak günümüze nesir hâlinde ulaşmıştır.
  • Olağan ve olağanüstü olaylar iç içedir.
  • Destan kahramanları olağanüstü özelliklere sahiptir.
  • Destanlar, tarihî ve sosyal olaylardan doğarlar. Bu eserlerde genellikle, yiğitlik, aşk, dostluk, ölüm ve yurt sevgisi gibi temalar işlenir.
  • Bir edebiyat türü olan destan, zamanla asıl anlamını yitirmiş, âşık edebiyatında savaşları, ünlü kişileri, gülünç olayları anlatan eserlere de destan denilmiştir. Türk destanları, İslamiyet’ten önceki destanlar ve İslamiyet’ten sonraki destanlar olmak üzere ikiye ayrılır.
İSLAMİYETTEN ÖNCEKİ TÜRK DESTANLARI
  • Altaylara Ait Destanlar
    • Yaratılış Destanı
  • Sakalara Ait Destanlar
    • Alp Er Tunga Destanı
    • Şu Destanı
  • Hunlara Ait Destanlar
    • Oğuz Kağan Destanı
    • Attila Destanı
  • Göktürklere Ait Destanlar
    • Ergenekon Destanı
    • Bozkurt Destanı
  • Uygurlara Ait Destanlar
    • Türeyiş Destanı
    • Göç Destanı
İSLAMİYETTEN SONRAKİ TÜRK DESTANLARI
  • Karahanlı Dönemi – Satuk Buğra Han Destanı
  • Kazak-Kırgız Dönemi – Manas Destanı
  • Moğol Dönemi – Cengiz Han Destanı (Cengiz-Name)
  • Tatar-Kırım Dönemi – Timur Destanı
  • Tatar-Kırım Dönemi – Edige Destanı
  • Beylikler Dönemi – Danişmend Gazi Destanı (Danişmend-Name)
  • Selçuklular Dönemi – Battal Gazi Destanı (Battal-Name)
  • Osmanlılar Dönemi – Köroğlu Destanı

Kaynakça
Türk Destanlarında Motifler (Totemler)

Türk Destanları Ders Notları

Dünya Destanları Ders Notları
Rapor Et
Eski 9 Ocak 2012, 01:17

Destan Nedir?

#5 (link)
MsXTeam
Mira - avatarı
Destan
Kahramanlarının olağanüstü eylemlerini coşkulu, törensel bir üslupla anlatan ve genellikle birkaç bölümden oluşan manzum yapıtlardır. Bilinen en eski edebiyat türlerinden biridir. Yunanca “espos” sözcüğünden gelmektedir. Mitoloji, efsane, folklor ve tarihi öğeler içerir. Destanlar ve destansı öyküler ilkçağlardan beri dünyanın her yerinde gelenekleri sonraki kuşaklara aktarmak için kollektif olarak yaratılmış edebi biçimlerdir.

Destanların Ortak Özellikleri
Hepsinde yarı tanrısal nitelikler taşıyan bir ya da birçok kahramandan söz edilir. Destan bu kahramanın eylemleri üzerine kurulmuştur. Olaylar çok geniş bir kozmik coğrafya üzerinde geçer. Bir destanın dünyası ortaya çıktığı zaman içinde düşünebilecek her şeyi barındıran bütünsel, çok yönlü bir dünyadır. Hemen bütün destanlarda uzun yolculuklar anlatılır. Çoğu destanda olaylara doğaüstü yaratıklar da katılır. Kişiler, olaylar, doğal varlıklar hep gerçek yaşamdaki boyutlarından daha büyük, daha zengindir. Özellikle sözlü destanlarda uzun anlatı, betimleme (tanımlama) ve konuşma bölümleri bulunur. Öykü içinde öyküye yer verilir. Törensel söyleyişler ve kamusal duyarlılık hâkimdir. Destanlar temel olarak iki gruba ayrılır.

Sözlü Destanlar
Yazının henüz bulunmadığı ve yaygınlaşmadığı bir kültürde doğan ve kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarıldıktan sonra yazıya geçirilen destanlardır. Ozan ve şarkıcıların değişik zamanlarda söylediği şarkı ve şiirlerin bütünleşmesi ve işlenmesiyle oluşturulurlar. Örnekler:
  • Gılgamış: MÖ 3000 yıllarında Mezopotamya’da ortaya çıkmıştır. Bilinen en eski destandır. Babil ve Akad toplumlarınca da benimsenmiştir. Ama bugüne kalan en eksiksiz biçimi Sümer toplumunda ortaya çıkmıştır. Zalim Uruk kralı Gılgamış’in ölümsüzlük arayışını anlatır. Gılgamış ve arkadaşı Enkidu ile birlikte uzun arayışlardan sonra ölümsüzlük otunu bulur, ama bir yılana kaptırır.
  • İlyada ve Odysseia: MÖ 11-12’nci yüzyıllarda geçtiği sanılmaktadır. Homeros destanları olarak bilinirler. Yunan Yarımadası’ndaki Akhalar’ın, Anadolu’daki İon krallıklarına saldırısı ve Akha kral ve prenslerinin daha sonraki serüvenleri anlatılır. Özellikle Odysseia, Yunan Tragedyası ve Batı edebiyatının önemli bir kaynağıdır.
  • Diğerleri: Eski İngilizce halk destanı Beowulf, Eski Almanca Heldenlieder (kahramanlık türküleri), Almanca Nibelungenlied , Kudrunlied, Fransa’da Chanson de Geste (kahramanlık şarkısı), Chanson de Roland (Frank kralı Charlemagne’ın savaşlarını anlatır), İspanya’da El Cantar de Mio Cid, Hindistan’da Mahabharata, Ramayana, Japonya’da Heike Monogatari.
Edebi Destanlar
Belirli bir yazar tarafından eski örneklere uygun olarak ve okunmak üzere kaleme alınmış destanlardır.
  • Vergilius’un Aeneis’i: MÖ 29-19’uncu yüzyılları kapsar. Troyalı Aeneias’in uzun ve zorlu bir yolculuktan sonra Latin ülkesine gelerek Lavinium kentini kurması anlatılır. Lavinium sonradan Alba Langa ve Roma kentlerinin yerine kurulan ilk kenttir.
  • Milton’un Paradise Lost’u: İnsanın cennetten kovuluşu ve tanrının şeytanla mücadelesini anlatır.
  • Dante’nin La Divina Commedia’sı (İlahi Komedya): MS 1310-1321, Ariosto’nun Orlando Furioso’su (Çılgın Orlando) 1532, Camoes’in Os Lusidas’ı 1572.
Türk Edebiyatında Destan
Asya kıtasının çeşitli bölgelerinde yaşayan Türk boyları arasında zengin bir destan geleneği vardır. Bilinen Türk destanları arasında en eskisi Yaratılış Destanı ’dır. Altay Türkleri arasında söylenmektedir. V. Radlov tarafından saptanıp yazıya geçirilmiştir. Saka Destanı, İskit Türkleri’ne aittir. Bu destan zinciri içinde Alp Er Tunga ve Şu parçaları bulunur. Bunlar Kaşgarlı Mahmud’u Divanü Lugati-t-Türk adlı eserinde yer almıştır. Oğuz Kağan Destanı 14’üncü yüzyılda derlenmiş özet nitelikte bir metindir. Oğuz Kağan’ın doğumu ve üstün nitelikleri, askeri başarıları ve ülkeyi oğulları arasında pay edişi anlatılır. Oğuz Türkleri’nden günümüze gelen tek destan metni ise Dede Korkut Kitabı’dır. Bayındır Han soyundan geldikleri sanılan Akkoyunlular’ın egemen olduğu Kuzeydoğu Anadolu’daki olaylar ve Müslüman Oğuzlar’ın yaşamı anlatılır. Göktürk Destanları çeşitli parçalardan oluşmuştur. Bozkurt parçasında Göktürkler’in bir boz kurdun soyundan geldikleri, Ergenekon parçasında ise Ergenkon’a sığınmaları, çoğalıp buraya sığmayınca dağı eriterek dış dünyaya çıkmaları anlatılır. Köroğlu parçasında, göçebe Oğuzlar’ın Horasan ve Hazar’da İranlılarla savaşlarından sözedilir. Manas Destanı’nda Kırgız Türkleri’nin putperest Kalmuk ve Çinliler’le savaşları vardır. Cengiz Han Destanı, Moğol istilasından sonra Kıpçak bozkırlarında ve eski Uygurların yaşadığı bölgelerdeki olayları anlatır. Timur Destanı, Timur’un savaşları ve kişiliğine yer verir. Danişmend Gazi Destanı’nda Türklerin Anadolu’yu ele geçirmeleri anlatılır. Battal Gazi Destanı’nda da Anadolu’daki Türk-Bizans savaşları yer alır.

Rapor Et
Eski 9 Ocak 2012, 02:30

Destan Nedir

#6 (link)
☪ ɴє мυтŁυ тürĸüм đἶყєɴє
HANDSOME - avatarı
Milletlerin inanç, fazilet ve milli kahramanlık maceralarının manzum hikayeleri. Kelime asıl olarak Farsça "dastan’dan gelmektedir. Türk dilinde destan şeklini alarak, Türkçeleşmiş bu edebi türün dışında, "dillere destan olmak", tabirinde görüldüğü gibi, başka mana da kazanmıştır. Batı dillerinde tarihten önce veya tarihin kuruluşu asırlarında söylenmiş efsanelere lejand (legande), daha çok tarih devirlerindeki kahramanlar veya kahramanlıklar üstüne söylenmiş efsanelere de epope (epopee) denir. İlahi dinlerin bozulduğu zamanlarda tanrılar veya tanrılaştırılan insanlar hakkında söylenerek zamanla inanış haline gelen efsaneye de mitos (mythos) denir. Mitoloji ise, mitosları inceleyen ilmin adıdır. Türkçede bunların hepsine birden destan denir.
Destanlara konu olan milli maceralar çok defa tarihten önceki devirlerde veya tarihin kuruluş asırlarında başlar, bazen tarih boyunca devam eder. Destanların teşekkülünde efsanelerin ve efsane devirlerinin büyük tesiri olur. Bir masal atmosferinin hakim olduğu destanların kahramanları arasında tanrılar, tanrıçalar, gün ışığından, su köpüğünden yaratılmış, bir hayvandan veya ağaç kovuğundan meydana gelmiş mukaddes insanlar, olağanüstü mahluklar, korkunç canavarlar, devler, periler gibi varlıklar bulunur.
Destanlar, gerek tarih, gerek fikir ve sanat bakımından büyük değer taşırlar. Tarihi aydınlatır, fikir ve sanat eserlerine kaynak olurlar. Bazı milletlerin hayatı, tarihten önceki zamanlara uzanır. Bunların tarihlerinin başlangıcını bulmak mümkün değildir. Destanlar, böyle milletlerin ilk çağlarını bir takım mitolojik menkıbeler halinde anlatırlar. Bununla beraber destan, tarih demek değildir. Destanlarla gerçek tarih arasındaki münasebeti tespit için; "Destanlar, halk gözüyle görülen, halk psikolojisiyle duyulan ve halk hayalinde masallaştırılan tarihlerdir." denilebilir. Ayrıca destan; bir tarih kitabı veya tarih belgesi olmaktan çok, kökü tarihe dayanan, ilhamını tarihten alan bir halk edebiyatı verimidir. Destanlarda milletlerin türlü inançları, dinleri, tanrı veya tanrılar karşısındaki davranışları, iyilikleri ve faziletleri yanında kötülükleri ve ahlak düşüklükleri, hayatı, dünyayı, olayları anlayış, kavrayış ve yorumlama farklılıkları bütün çıplaklığıyla ortaya çıkar. Bu bakımdan milletlerin eski devirlerini tanımada önemli ipuçları verirler.
Daha Eski Yunan devrinden başlayarak destanlarda anlatılan kişi ve olaylar pekçok sanat ve fikir eserine konu olmuştur. Eski Yunan şiiri ve tiyatrosunun belli başlı konusu Yunan mitolojisi ve unsurlarıdır. Bu konular milattan sonraki asırlarda da Latin şairi Seneca (M.S. 1. asır), Fransız şairi Voltaire (M.S. 18. asır), İtalyan bestekarı Sacehini (1735-1786), Alman şairi Geothe (1749-1832), Fransız Racine (1639-1699) gibi edebiyatçılar ve günümüz yazarları tarafından tekrar tekrar ele alındığı gibi, resim, müzik, mimari, heykeltraşlık gibi diğer sanat şubelerinin de vazgeçilmez konularından birisi olmuştur. Yunan mitolojisinde adı geçen tanrı, tanrıça, kral, kraliçe ve diğer kahramanları tasvir için Avrupa milletlerince milat başından bu yana, bilhassa rönesans ve sonrasında yapılan tapınak, heykel, tablo ve bestelerin sayısını tespit imkansız gibidir. Bu sebeple Eski Yunan ve Roma putperestliğinin temel unsurlarının, Avrupa sanat dünyasında şaşılacak ölçüde hakim olduğu rahatlıkla söylenebilir.
Destanların bir başka önemi de milletlerin büyük işler yapmak için kendilerine güven duymalarında, türlü sosyal ve tarihi sebeplerle uzaklaştıkları milli benliklerine dönmelerinde, yeniden büyük millet olarak, hürriyet ve istiklallerini korumak için kıyam etmelerinde rol oynamalarıdır. Bu bakımdan destanlar millidir. Bunun tipik misallerinden birisi İran destan şairi Firdevsi’nin Şehnamesi ve bu eserde Farsça ile anlatılan İran-Acem destanı gösterilir. Şehname için "Otuz yıldan çok sıkıntı çektim. Fakat bu Farsça ile Acem’i dirilttim." diyen Firdevsi’den sonra bir kalkınma hamlesine girişen İran dil, kültür ve edebiyatının kısa zamanda şarkın en büyük klasiklerinden olduğu bir vakıadır. Bir başka örnek Almanya’dan verilerek Nibelungen destanı hatırlatılır. On sekizinci yüzyılın ikinci yarısında Grimm ve Schlegel kardeşlerin eski Cermen masallarını karıştırarak Siegfried isimli Alman destan kahramanını halka yeniden tanıtmaları ve sevdirmesiyle başlayan hareket Wagner’in dört bölümlük Nibelungen halkası isimli bir opera bestelemesi ve Bavyera Kralı İkinci Louis’in Bavyera Dağlarından birinde Walhala adıyla sun’i bir Olympos yaptırmasına kadar uzandı. Bütün bu benzeri çalışmaların Alman milletini her yönden harekete geçirip, Almanların büyük bir milliyet ve medeniyet kurmalarında birinci derecede vazife gördüğü kabul edilir. Bu açıdan hareketle, İran’da Firdevsi heykeli, rejimlerin değişmesine rağmen, Fars milliyetçiliğinin bir sembolü olarak her zaman ayakta durmaktadır. Her milletin destanı yoktur. Bir milletin tabii destanı olabilmesi için o milletin halk hayalinin efsaneler uydurmaya elverişli bulunduğu en eski ve iptidai devirlerde yaşamış olması lazım geldiği gibi, tarihinde
de unutulmaz tabiat olayları, büyük savaşlar, göçler, istilalar, yeni coğrafyalarda vatan kuruluşları gibi halk hayat ve hafızasını nesiller boyu meşgul edecek hadiseler bulunmalıdır. Çünkü tarih öncesi çağlar, acı tatlı bütün gerçeklerin türlü hayallerle süslenip efsaneleştiği çağlardır.
Destanlar, tarih boyunca milletlerin halk şairleri tarafından gerek dil, gerek nazım yapısı bakımından önce iptidai terennümler halinde söylendi. Destan türküleri, halk arasında yayılıp söylenirken yeni ilavelerle zenginleşip büyüyerek bir tek şairin değil, bütün bir milletin ortak eseri haline geldi. Her yeni ağız, her yeni hayal, destanlara yalnız vak’a olarak değil, dil ve söyleyiş bakımından da gittikçe güzelleşen parçalar kattı. Zaman ilerledikçe destan gelenekleri zenginleşen milletlerin aydınları arasında büyük destan şairleri yetişti. Bunlar halk hafızasında derin izler bırakan destan şiirlerini toplayıp, asıllarına sadık kalarak dil ve üslup güzellikleri içinde bir bütün halinde söylerler. Böylece milletlerin efsanevi tarihi manasında milli destanları ortaya çıkar. Esasen milli destanlar, destan devirleri geçtikten sonraki devirlerinde milli mazilere karşı uyanan derin sevgi ve özleyiş çağlarında yazılır. Yine böyle çağlarda böyle sebeplerle toplanır. Eski Yunanlıların Homeros’u, İranlıların Firdevsi’si milli destan şairlerinin en tipik misallerindendir. Türklerin bütün destanlarını toplayarak onları tek bir destan haline getirecek bir destan şairi henüz çıkmamıştır. Türk tarihinin akışı da dikkate alınarak denilebilir ki: "Türkler, destan devri yaşamaktan, yeni destanlar söylemekten, eski destanları derleyip toplamaya vakit bulamamışlardır." Bu yüzden ele geçen destan parçaları bir bütünlük göstermezler.
Türk destanları, İslamiyetten önce ve sonra olmak üzere iki büyük kısımda toplanır. Bu destanların bir kısmı halk dilinde yaşayan destanların derlenip toplanmasıyla elde edilmiş, bazılarına eski Çin kaynaklarında, Arap, İran tarih ve edebiyatına ait el yazması eserlerde rastlanmıştır. Türk destanlarının pek çoğu teşekkül ettikleri tarihten sonra yazıya geçirilmiştir. Ancak destanlar, halk dilinde asırlarca yaşayıp yeni vak’alarla birleştiğinden yazıya geçişteki bu gecikmeler bazen onların lehinde olmuştur. Türk destanları gönülleri asırların vak’aları için çarpmış olan Türklerin duygu, görgü ve hatıralarıyla süslüdür. Tarihin birbirine benzeyen nice kahramanları ve kahramanlık vak’aları bu destanlarla birbiriyle kaynaşmış ve tarih içinde Türk fazilet ve kahramanlığını hülasa eden birer örnek olmuştur. Türk destanlarını, Türk uluslarının (boylarının) çeşitli coğrafyada ortaya koydukları destanlar olarak ele almak gerekir. Bunlar İslamiyetten önce ve sonra olmak üzere iki şekilde ortaya çıkmışlardır. Destanlar, istisnaları dışında, daha ziyade eskiden beri görülen ve bir miras olarak tarihe intikal eden Türk- İran düşmanlığını işlerler. Bunun uzantısı olarak İslamiyetin kabulünden sonra bile ortaya çıkar. Osmanlı Devletinin batıya çıktığı her seferde, buna karşı her zaman bir İran-Hıristiyan devletleri ittifakı ile karşılaşılır.
İslamiyetten önceki destanların başında Saka (Şu), Alp Er Tunga, Afrasyap, Oğuz Kağan gelir. Bunun yanında Dede Korkud Hikayeleri destani özellik gösterirler ve İslami bir renge bürünmüşlerdir (Bkz. Dede Korkud Hikayeleri). Göktürk destanları içinde, Gök Börü, Börü, Asena ve Ergenekon destanları vardır. Türeyiş ve Uygur Göç destanları da Uygur Türklerine aittir.
Ayrıca cemiyette ortaya çıkan hadiseler karşısında ferdi olarak uzun şiirlerin destan olarak ele alındığı görülmektedir. Bu manzumelere Aşık Sadık’ın Mehrali Bey’i ile Ispartalı Seyrani’nin Vak’a-i Hayriyye’si örnek gösterilebilir. Bunlar arasında züğürtlüğü, Erzincan depremini, salgın hastalıklarla gelen felaketi konu edinenler de vardır. Hadiseler herkes tarafından bilinip, duyulduğu için, dillerde dolaşmış ve şuyu bulmuş (yayılmış) olmasıyle de "dillere destan oldu" gibi bir deyimi de kendiliğinden getirmiştir.
Türk destanları da; Saltuk Buğra Han Destanı, Kırgız Türklerinin destanı olan Manas, Cengizname, Battalgazi Destanı gibi destanlardır. Ayrıca Oğuz Destanı’nda, İslam inancına ve terbiyesine adapte edilmiş bir şekil vardır.
Türk destanlarının hemen hepsinde ışık, ağaç, maden ve maden isimleri, bozkurt, kadın, at, su sevgisi, aksaçlı ihtiyarlar, kopuz gibi milli ve bedii unsurlara rastlanır. Ayrıca destanlar eski devirlerde kamlar tarafından kopuzla çalınıp söylenirdi.
Sözlükte "destan" ne demek?

1. Tarih öncesi tanrı, tanrıça, yarı tanrı ve kahramanlarla ilgili olağanüstü olayları konu alan koşuk, epope; destanlaşacak kadar güzel, görkemli, etkileyici.
2. Bir kahramanlık öyküsünü ya da bir olayı anlatan, koşma biçiminde, ölçüsü on bir hece olan halk koşuğu.
3. Çağdaş türk yazınında biçim ve içerik yönünden, geleneksel destanlardan ayrılık gösteren uzun kahramanlık şiirleri.

Destan kelimesinin ingilizcesi

n. epic, epopee, epos, saga


Rapor Et
Eski 14 Şubat 2013, 16:47

destan nedir ?

#7 (link)
Misafir
Ziyaretçi
Misafir - avatarı
Toplumu derinden etkileyen savaş, kıtlık, afet vb. olayların olağanüs olaylarla süsleyerek anlatıldığı MANZUM (şiir biçiminde) uzun hikayelere denir. Anomimdir (sonradan yazıya geçilir).
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.255 saniyede (83.41% PHP - 16.59% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 05:11
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi