Verimli Ders Çalışma Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Eğitim Bilimleri
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 03-02-2008   #1 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Verimli Ders Çalışma



Verimli Ders Çalışma

Çalışmaya Başlamak

Çalışma Ortamına İlişkin Düzenlemeler
Çalışmak için oturan bir insanın dikkatini dağıtan faktörler ya çevreden gelir veya kişinin kendi zihninden kaynaklanır. Bu sebep­le çalışma ortamının belirli özelliklere sahip olması öğrenmeyi ko­laylaştırır ve çalışmak için ayrılan zamandan en üst düzeyde yarar sağlanmasına imkan verir. Her ne kadar herkese tam anlamıyla uyan bir çalışma ortamı mo­deli ortaya konamazsa da, çalışma odasının döşenme biçiminin ve içindeki eşyaların ilgi ve dikkati etkilediği bilinir: Aynı şekilde ses, başka insanların varlığı, radyo, televizyon ve el altında gazetelerin bulunmasının çalışmayı engellediği araştırmalarla ortaya konmuştur.

Çalışma Odası ve Masası
• Eğer mümkünse çalışma odası özel olarak döşenmelidir. Çalışma masası camın hemen yanında olmamalı, böylece çalışan kişinin yazın sıcaktan, kışın soğuktan etkilenmesi önlenmelidir.
• Gün ışığı tercihen karşıdan gelmeli, böylece çalışan kişinin göl­gesi çalışma malzemesinin üstüne düşmemelidir.
• Çalışma odası iyi havalanmalıdır. Çünkü havadaki oksijenin azalması, gerginliğe yol açar ve bu durum da baş ağrısı gibi öğ­renmeyi güçleştiren birçok etkinin doğmasına sebep olur.

Sandalye
• Bazı insanların çalışmaktan özellikle hoşlandıkları bir masaları ve sandalyeleri veya koltukları vardır. Sandalye veya koltuğun çok rahat olmaması daha yerindedir. Sandalye, çalışma odası için kol­tuktan daha uygun bir eşyadır. Çünkü koltuk fazla gevşemeye yol açarak öğrenmeyi güçleştirebilir. Sandalye seçiminde standart öl­çülerin dışına çıkılabilir ve uygun yükseklik öğrencinin boyuna göre ayarlanabilir. Bu özellikle ilkokul çocukları için önem taşır.

Sessizlik
• Çalışma odası sessiz olmalıdır. Gençler arasında yaygın tutum, “ders çalışırken müzik dinlemek”tir. Kendilerine sorulduğunda müzik dinlemelerinin çalışmalarına engel olmadığını, tam tersine daha kolay öğrendiklerini söylemektedirler.

Posterler
• Öğrenciye ait oda, onun egemenlik alanıdır. Oraya kimsenin ka­rışmaması, çocuğun veya gencin bu odada bağımsızlığını rahat rahat yaşaması yerindedir. Bunun için de genç odasını istediği gi­bi düzenler, duvarlara istediği resim, afiş ve posterleri yapıştırır. Bu onun en doğal hakkıdır. Ancak bu durumun doğurduğu en önemli sakınca aynı ortamda ders çalışırken ortaya çıkmaktadır. Çünkü özellikle duvarlara asılı olan poster, afiş, resim gibi gencin zevkini, özlemlerini ve iç dünyasını yansıtan ögeler öğrenci kafa­sını kaldırdığı anda onu alıp hayal dünyasına götürür, dersten kop­masına sebep olur ve değerli zamanının ziyan olmasına yol açar. Bu sebeple ders çalışılan ortamın, insana mümkün olduğu ka­dar az çağrışım yaptıracak şekilde düzenlenmesinde yarar vardır. Bunun için de, gencin egemenlik alanı içindeki düzenlenmeyi kendisinin gönüllü olarak yapması, yoğun çalışma dönemi geride kaldıktan sonra poster ve afişlerini dilediği gibi sergilemesi ya­rarlıdır.

Çalışma Köşesi
Herkes bağımsız bir çalışma odasına sahip olacak kadar şanslı ol­mayabilir. O zaman da bir çalışma köşesi düzenlemek çok yerin­dedir. Çalışma köşesinin sahip olması gereken sıcaklık, ses, ışık gibi özellikler daha önce belirtilmişti. Burada üzerinde durulacak olan bir çalışma köşesinin sahip olması gereken asgari nitelikler­dir. Bir çalışma köşesi en az üzerinde yazı yazılabilecek bir masa ve yanında çalışma sırasında el altında bulunması gerekli olan kitap­ların, notların, kağıtların, kalemlerin vb. malzemenin konabilece­ği bir ilave alandan oluşur. Bu konuda en önemli nokta çalışma köşesinde — daha farklı işler­de de kullanılıyorsa — çalışmaya başlarken mutlaka temel bir de­ğişiklik yapılması gereğidir. Örneğin yemek masası çalışma ma­sası olarak kullanılıyorsa, mutlaka örtüsü değiştirilmelidir. Müm­künse masanın yeri de değiştirilebilir ve üzerine bir çiçek koyula­bilir; masanın örtüsünün değişmesiyle beraber bir de lamba ek­lenmesi de masanın artık farklı bir amaçla kullanılacağı konusun­da “uyarıcı” rolü oynar.

Çalışma Masası Sadece Çalışmak İçindir
Çalışmayı, çalışma için ayrılmış alanın dışına kaydırmamak ya­rarlıdır. Bir başka odada çalışmak, koltuğa geçerek “tekrar yap­mak” yerine, bütün bu faaliyetleri çalışma masasında ve sandalye üzerinde yapmakta yarar vardır.
Eğer çalışma sırasında dikkatiniz dağılır, hayale dalarsanız yapı­lacak şey derhal
çalışma masasını terk etmektir.
Çalışma ortamına ait düzenlemelerin can alıcı noktası, belirli bir çalışma alanı ile
çalışma davranışı arasında şartlı refleks türün­den bir ilişki kurmaktır.
Genç bir insan hayal de kurar, çalışırken yorulur ve uykuya da dalar. Ancak bunları yatak, koltuk gibi ait oldukları yerlerde yap­mak, sonra da tekrar çalışma ortamına dönmek, daha sonraki uy­gulamalarda çalışmak için ayrılan zamandan en iyi biçimde yararlanmayı mümkün kılar. Çünkü böyle bir alışkanlık kazanıldığı takdirde çalışma ortamına dönmek kendiliğinden çalışma davra­nışını başlatır. Bu durumda çalışma masasına oturmak, çalışmaya başlamak için “uyarıcı” görevi görür ve çalışmayı başlatır.
Çalışma masasının her çalışmadan sonra düzenlenmesi, bir son­raki çalışmaya
başlamayı kolaylaştırır. Dağınık bir masada çalış­maya başlamak zordur ve çalışma için ayrılmış değerli zamanın bir önceki çalışmadan kalan malzemeyle ilgili gereksiz ayrıntıla­ra harcanmasına yol açar.
Çalışmaya başlamadan önce, çalışma sırasında gerekecek her türlü malzemenin el altında bulundurulması son derece yararlıdır. Böylece çalışma başladıktan sonra ders başından kalkmayı ge­rektirecek kopmalar önlenmiş olur. Çalışmayı bıraktıktan sonra aynı noktadan çalışmaya başlamak mümkün değildir. Mutlaka zihnin uyumu için bir süreye ihtiyaç vardır. Bu sebeple kopmala­rı önleyecek tedbirleri önceden almak verimi yükseltir

ÖZET
• Çalışma odası mümkün olduğu kadar fazla sıcak veya soğuk olmamalı, iyi havalandırılmalı ve sessiz olmalıdır.
• Çalışma masası ve yüksekliği kişinin boyuna göre ayarlanmalıdır.
• Ders çalışırken müzik dinlemek dikkati dağıtır.
• Ders çalışma ortamındaki poster, afiş ve resimler de dikkatin dağılma­sına, öğrencinin hayal dünyasına kaymasına yardımcı olur.
• Çalışma köşesi en az yazı yazılacak bir masa ve çalışma için el altında bulunması gerekenleri koyabilecek ilave bir üniteden oluşur.
• Çalışma masasını, çalışma faaliyeti dışında işler için kullanmamak; ha­yal kurmak, mektup yazmak, yemek yemek gibi her türlü faaliyeti ait ol­dukları yerde yapmak gerekir.
• Yemek masası çalışma masası olarak kullanılıyorsa, hiç olmazsa örtü­sünü değiştirerek, üzerine bir lamba ekleyerek yeni amacına hazır et­mek yerinde olur.
• Belirli bir çalışma alanı ile çalışma davranışı arasında şartlı refleks tü­ründen ilişki kurabilmek büyük önem taşır. Böylece çalışma masasına oturmak, çalışmaya başlamak için “uyarıcı” rolü oynar ve çalışmayı başlatır.
• Çalışmaya başlamadan önce çalışma sırasında gerekli olacak bütün malzemenin el altında bulunması, dikkatte kopmalara yol açacak kesin­tileri Önlemek açısından yararlıdır.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 04-02-2008   #2 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Verimli Ders Çalışma

Çalışmayı Sürdürmek

Zihnin Dağılmasını Önlemek
Dikkatin dağılması sebebiyle çalışma veriminin düşmesi; hem ders başında geçen sürenin uzamasına hem de zevk veren etkinlik­lere daha az zaman ayırmaya yol açar. Diğer taraftan başarının düş­mesi ve zevk veren etkinliklere zaman ayıramamak okuldan ve eği­timden uzaklaşmaya sebep olur.
Zihnin dağılmasına yol açan sebepler içten ve dıştan kaynakla­nabilir.

Zihnin dağılmasına yol açan iç sebepler
• Hayal kurmak
• Endişelere kapılmak
Hayal kurmak
Çalışmaya başlayan bir öğrencinin çalışmasını en­gelleyen ve en sık karşılaşılan durumdur.
Çalışmaya başladığınızda hayalleriniz sizi içine alıyor ve çalış­manızı engelliyorsa size iki farklı yol önereceğiz;
• Birincisi böyle bir durumla karşılaştığınızda kurmak istediğiniz hayali kendinize bir ödül olarak verin. “Bu ders çalışma seansı­mı tamamladığım zaman, 10 dk. hayal kuracağım” deyin. Eğer iç disiplini kuvvetli bir öğrenciyseniz, çalışma motivasyonunuz artacaktır. Bu takdirde seansın sonunda kendinize tak ettiğiniz ödülünüzü zevkle verin ve hayalinizi zevkle kurun.
• Ders çalışırken hayale dalarsanız ve bunu kendinize ödül olarak verecek şekilde erteleyemiyorsanız, ikinci önerimiz kurduğunuz hayale devam etmeniz ve bitirmenizdir. Hayalinizi bitirip doyu­ma ulaşın ve tekrar dersinize dönün. Bu hayallerin geri gelmesi­ni önlemenin bir yoludur. Hayallerinizi birdenbire keserseniz, bir süre sonra onları düşünmeye başlamanız kaçınılmazdır. Bir­çok kişi hayal kurma isteği ve hayal kurmanın pişmanlık arasın­daki ikilemden kendini kurtaramaz ve verimli çalışamaz. Siz öy­le yapmayın. Hayalinizi tamamlayın ve dersinize dönün.
Bazı öğrenciler hayallerini sürdürdükleri ve hayallerine gö­müldükleri zaman, bundan çıkamadıklarını ve dolayısıyla derse dönemediklerini söylemektedirler. Böyle durumlar için önerece­ğimiz yol şudur:
• Beş-on dakika gibi makul bir süre sonra derse dönemediğinizi fark ederseniz,
yeniden kalkın yürüyün, hafif fizik egzersiz hare­ketleri yapın, kendinizi, zihninizi ve havanızı değiştirin.

Endişeler
Zihnin dağılmasına yol açan bir başka sebep endişelerdir.
“Bu sınavda başarılı olabilecek miyim?”
“Ya başaramazsam, annemin-babamın yüzüne nasıl bakaca­ğım?”
“Arkadaşlarım benden çok çalıştı, ben tam hazırlanamadım...”
“Bu iş olmayacak galiba...”
“Çalışacak bunca konu var, hiç zaman kalmadı. Mahvoldum, ha­pı yuttum”
Bunlar ve buna benzer düşünceler önemli bir sınava hazırlanan her öğrencinin zihnini meşgul eder. Bu tür endişelerle başa çıkma yolları dördüncü bölümde çeşitli yönleriyle ele alınıp incelenmekte ve çok yönlü başa çıkma yolları anlatılmaktadır.
Ancak bu noktada basite indirgenmiş bir formül olarak kendi kendinize şu soruları sormanızı öneririz:
“Bu düşünceler benim çalışmamı kolaylaştırıyor mu?”
“Bu düşünceler amacıma hizmet ediyor mu?”
“Bu düşünceler bana yardımcı oluyor mu?”
Bu sorulara verilecek cevap “Hayır” olduğuna göre, yapılacak olan bu düşüncelerden uzaklaşıp çalışmaya yönelmektir.

Zihnin dağılmasına yol açan dış sebepler
Yatılı okullarda başarı oranı gündüzlü okullardan daha yüksektir. Bunun üç sebebi vardır:
• Düzenli ve programlı çalışma saatleri
• Etüd odalarının zihnin dağılmasına sebep olacak ve çalışmayı engelleyecek uyararılardan arındırılmış olması
• Sabah etüdleriyle sağlanan tekrar imkanı
Okulda başarıyı yükseltmek için yapılacak olanların başında kendi çalışma şartlarınızı, yatılı okulların çalışma şartlarına yaklaş­tırmak gelir. Bu konuda atılacak birinci adım çalışma odanızı zih­nin dağılmasına sebep olacak ve çalışmayı engelleyecek uyararılar­dan arındırmaktır.
Nedir bunlar?
Posterler
• Zihnin dağılmasına yol açarak ders çalışmayı engelleyen dış se­beplerin başında posterler gelir.
Bir erkek öğrenci düşünün. Odasında sevdiği takımın posteri asılı. Bu öğrencinin o postere bakıp, takımının bir önceki hafta yaptığı maçı, bir sonraki hafta yapacağı maçı düşünmemesi mümkün müdür? Aynı şekilde takımının puan cetvelindeki yeri­ni düşünmemesi, boşu boşuna kaçırdığı puanlar olmasa, şu anda çok daha iyi bir yerde olacağını düşünmemesi mümkün müdür?
Bu konuda bilgilendirdiğimiz gençlerin büyük çoğunluğu, bir haftalık uygulamadan sonra bize izlenimlerini bildirdiklerinde, bu görüşe katıldıklarını söylemişlerdir.
Yatarak Çalışmak
• Zihnin dağılmasına yol açan faktörlerden bir tanesi de yatarak ders çalışmaktır. Ne kadar iyi niyetle olursa olsun, “ders kitabını eline alıp şöyle uzanarak” çalışmak istemenin doğurduğu bir tek sonuç vardır. Uykuya dalmak veya çalışamayacak kadar gevşe­mek.
Çünkü:
Uyku ve uyumaktan sorumlu anatomik yapılar beyin sapın­dadır. Kas geriliminin belirli bir düzeyde olması ve kaslardan bu yapılara mesajların gitmesi uyanıklığı sağlar. Eğer kas gerimi belirli bir düzeyin altına düşerse, beyin sapma gönderilen mesaj­lar bu defa uykuyu başlatan maddelerin salgılanmasına yol açar. Böylece öğrenmek için gerekli dikkatin ön şartı olan “uyanıklık” bozulmuş olur.
• Ders çalışmak için en uygun durum, çok yumuşak olmayan bir sandalyede dik olarak oturmak ve kolları bir masa veya sıraya yaslamaktır.
• Yatarak ders çalışmak gibi, kaykılarak, sıranın üzerine uzanarak ders dinlemek de öğrenmeyi engelleyecek düzeyde gevşemeye yol açar.
Müzik Dinleyerek Çalışmak
• Yapılan araştırmalar göstermektedir ki, insan beyni aynı anda birçok uyaranı alabilir ancak dikkatini bir tek noktaya odaklaya­bilir. Bir başka ifadeyle, öğrenmek için gerekli olan düzeyde dikkat ancak bir tek noktada toplanabilir. Bu sebeple insanın hem müzik dinleyip, hem de ders çalışması mümkün değildir. İnsan ya müzik dinler ya ders çalışır.
Ders çalışmaya çalışırken müzik dinlemek, zevkle müzik din­lemenizi engeller. Gerçekte müzik dinlemek isteyip bu arada da “ders çalışmaya çalışmak,” müziğe ayırdığımız değerli vaktin zi­yan olmasına yol açar. Bunun tersi de doğrudur. Ders çalışmaya ayırdığınız vakit içinde müzik dinlemek isterseniz, derse ayırdı­ğınız değerli zamanı ziyan etmiş olursunuz.
Birçok öğrenci, “Ben çalışmaya koyulduğum zaman müziği duymuyorum” demektedir. Bu ifade yukarda anlatılanın doğru­luğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca kişi dinlemediği halde geri planda devam eden müzik gerginlik ve yorgunluk yaratır, çalış­ma veriminin düşmesine yol açar.
• Bu sebeple öğrencinin karar vermesi gerekir. Müzik mi dinle­mek istiyorum, ders mi çalışmak istiyorum?
• Bizim önerimiz ders çalışırken müzik dinlememek, müziği bir ödül olarak kullanmaktır.
• Grafik veya harita çizerken veya rutin bir ödev hazırlarken mü­zik dinlemekte bir sakınca yoktur.
Televizyon
• Yukarda müzik için anlatılanların hepsi televizyon için de geçer­lidir. Hem ders çalışmak hem de arada bir televizyona kulak ka­bartmak mümkün değildir.
• Sınava hazırlanan öğrenciler arasında en çok zaman kaybına ne­yin sebep olduğu –araştırıldığında, listenin en başında rakipsiz olarak televizyon yer almaktadır.
Televizyonun düğmesine basıncaya veya televizyonun bulun­duğu odaya gidinceye kadar kontrol sizin elinizdedir. Televizyo­nun düğmesine bastığınız veya televizyonun açık bulunduğu odaya girdiğiniz andan itibaren kontrol sizin elinizden çıkar ve ekrandaki yakışıklı erkeğin, çekici ve güzel kadının, olayın akı­şındaki heyecanın kontrolüne girer.
• Bu sebeple sınavda başarılı olmak istiyorsanız, ders çalışmak için programladığınız süre içinde televizyondan uzak durun. Te­levizyonda mutlaka seyretmek istediğiniz bir program varsa, bu­nu günlük programınızın içine alın. Ancak hiçbir zaman televiz­yon ve ders çalışmayı bir araya getirmeyin.
• Çalışma sırasında verdiğiniz aralar sırasında zamanınızı istedi­ğiniz gibi değerlendirebilir, kendinize çeşitli ödüller verebilirsi­niz. Ancak yukarda anlatılan sebeplerden ötürü 10 dakika için televizyon seyretmek hiçbir zaman bu ödüllerden biri olmamalı­dır.
Telefon
• Ders çalışmayı engelleyen dış sebeplerden biri de telefondur. Çalışırken aklına gelen bir şeyi söylemek veya dersle ilgili bir soruyu yöneltmek için telefon başına gitmek çok sık rastlanan bir durumdur.
• Ders çalışma seansınızı tamamlamadan hiçbir şekilde kimseyi aramayın. Ders için bir şey soracak dahi olsanız bunu dinlenme aranıza erteleyin. Telefonla konuşmayı kendinize ödül olarak koyun. Eğer bir arkadaşınız sizi ararsa, o takdirde ona kendisini dinlenme aralığınızda arayacağınızı söyleyin.
• Biraz katı gibi gözükmesine rağmen bu yaklaşımın arkasındaki mantık şudur: Beni günlük programımı uygulamaktan hiçbir se­bep alıkoyamaz. Günlük programımı uygulama sorumluluğu ba­na aittir.
Ders çalışırken en sık karşılaşılan isteklerden ikisi de bir şey­ler yeme-içme ve gezinme isteğidir. Bu isteklerin hepsi aynı ih­tiyaçtan doğar. Oturmak veya çalışmaktan kaynaklanan iç ger­ginliğini hafifletmek. Oysa yiyerek-içerek ve gezinerek sağlanan rahatlık, daha sonra günlük programı uygulayamamaktan kay­naklanan rahatsızlık altında kaybolup gidecektir.
• Bu isteklerinizi erteleyin ve kendinize ödül olarak bunları verin.
• Çünkü ders çalışmanıza ara vermenize sebep olan her durum ve davranış çalışma programınızı uygulama kararınızla çelişiyor ve çalışmanın engelliyor demektir.

Çalışmaya başlamak ve sürdürmek konusunda temel faktörlerden bir tanesi kişinin hayatıyla ilgili sorumluluk ve kararları almak ko­nusundaki istekliliğidir.
Eğer hayatınızla ilgili sorumluluğu dış dünya ve olaylara bıra­kırsanız, çalışmanızı ve başarınızı her zaman engelleyecek birçok sebebiniz olacaktır.
Bir gün anneniz veya babanız size duymak istemediğiniz bir söz söylemiş olduğu için çalışmak istemeyeceksiniz, bir başka gün öğ­retmeninizle aranızda istenmeyen bir diyalog olduğu için çalışmaya isteksiz olacaksınız, bir başka gün canınız sıkkın olduğu için, bir diğer gün hava içinizi kararttığı için, bir başka gün arkadaşlar size bir yere gitmeyi önerdiği için vb. vb.. Bu listeyi her gün için birden çok sebeple doldurmak mümkündür.
Eğer hayatınızla ilgili sorumluluğun bütünüyle size ait olduğunu kabul ederseniz, o takdirde yukarda sıralanan sebeplerin hiçbiri sizi günlük programınızı uygulamaktan alıkoyamaz.
Günlük programınızı engelleyecek sebepleri, aileden birinin cid­di ve ağır hastalığı, bir trafik kazası gibi çok istisna sayılacak du­rumlarla sınırlarsanız, her gün amacınıza doğru bir adım daha atma­nın rahatlığını yaşarsınız.

ÖZET
• Zihnin dağılması herkesin karşılaştığı bir durumdur ve buna yol açan sebepler içten ve dıştan kaynaklanır.
• Zihnin dağılmasına yol açan iç sebepler hayal kurmak ve endişelere kapılmaktır.
• Hayal kurmaya başladığınızı fark ederseniz ya hayal kurmayı kendini­ze ödül olarak vererek bunu dinlenme aralığınıza erteleyin veya hayali­nizi kurmaya devam edin ve tamamlayınca derslerinize dönün.
• Hayalinizi bir türlü bitiremiyorsanız, kalkıp dolaşın veya hafif fizik eg­zersiz hareketleri yapın.
• Zihninizi sınavla veya gelecekle ilgili endişeler kaplarsa “Bu düşünce­ler benim çalışmamı kolaylaştıracak mı, bana yardımcı oluyor mu, amacıma hizmet ediyor mu?” diye sorun. “Hayır” diye cevap verirse­niz, bunları bir yana bırakın ve çalışmaya koyulun.
• Zihnin dağılmasına yol açan dış sebepler odada asılı posterler, yata­rak çalışmak, müzik dinlemek, televizyon, telefon konuşmaları, bir şeyler yemek-içmek ihtiyacı ve gezinmektir.
• Ders çalışmanıza ara vermenize sebep olan her durum ve davranış ça­lışma programınızı uygulamanızla çelişip çalışmanızı engelliyor ve ba­şarınızı tehdit ediyor demektir.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 26-10-2008   #3 (mesaj-linki)
SysteM - avatarı
Etkili Egitim, Verimli Ders Calisma Nasil Olur?

ETKİLİ ÖĞRENME NASIL GERÇEKLEŞİR
ÖĞRENME NEDİR?


Öğrenme, davranışlarımızda ve zihnimizde meydana gelen sürekli değişikliklerdir. İnsanın öğrenme düzeyi ve öğrenme hızı çeşitli sebeplerden etkilenmektedir.

Her insanın öğrenme özellikleri parmak izi kadar kendine özgüdür.

NASIL ÖĞRENİRİZ ?

Kişinin öncelikle nasıl öğrendiğini keşfetmesi gerekir. Çünkü bu, daha iyi öğrenmenin ilk basamağıdır.

Bilgiler, algı kanalları yoluyla bellekte işlenirken başvurulan algı kanallarına göre üç çeşit öğrenme biçimi vardır:

· Görsel, İşitsel ve Dokunsal Öğrenme

Görsel öğrenenler: Dünyayı görüntülerle algılar, çok fazla gözlem yapar, ayrıntılara dikkat eder, hızlı konuşurlar; dinlerken kağıt üzerine bir şeyler karalamaktan, okumaktan, yazmaktan ve plan yapmaktan hoşlanırlar.

İşitsel öğrenenler: Dünyayı söz ve seslerle algılar, konuşmaları zihinlerinde ve bazen de yüksek sesle tekrarlar ve sistematik konuşurlar.

Dokunsal öğrenenler: Dünyayı duyularıyla algılar, insanların duygularına çok önem verirler. Konuşurken insanlara veya nesnelere dokunmaktan hoşlanırlar.

Kişiler yukarıda sayılan öğrenme biçimlerinin hepsinden bazı özellikler taşıyor olabilirler. Ancak daha dikkatli gözlemlendiğinde, bunlardan birinin daha baskın olduğu fark edilebilir.

Eğer görsel öğrenen biriyseniz; düzenli, kalabalık olmayan bir mekanda ders çalışmak, dersi dinlerken not almak, konuyu mümkün olduğunca görsel malzemeyle (grafik, harita, şekil, vb.) destekleyerek çalışmak başarınızı artıracaktır.

Eğer işitsel öğrenen biriyseniz; sessiz bir çalışma ortamını tercih etmek, üzerinde çalışılan konuyu yüksek sesle okumak hatta mümkünse arkadaşlarla beraber çalışmak yararlı olacaktır.

Eğer dokunsal öğrenen biriyseniz; anlatılanları kendi ifadelerinize dönüştürerek kısa notlar almak, öğrenilen konuyu önceki bilgilerinizle ilişkilendirmek, konunun yaşamla ilişkisini kurmak verimi arttıracaktır.

Öğrenme sürecinde ne kadar çok duyu işin içine katılırsa, öğrenme ve hatırlama o oranda artacaktır.

NİÇİN ÖĞRENİRİZ?

Tıpkı “Nasıl öğreniriz?” sorusunun cevabı gibi “Niçin öğreniriz?” sorusunun cevabı da etkin bir öğrenmenin önemli basamaklarından biridir.

Öğrenme nedenlerimizin bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

· Yaşamımızı kolaylaştırmak

· İhtiyaçlarımızı karşılamak

· Sınıf geçebilmek

· Not alabilmek

· Başarılı ve gözde bir birey olmak

· Geleceğimize yatırım yapmak


ÖĞRENME AMACIMIZI NASIL BELİRLERİZ?

Öğrenme amaçlarımız öğrenme gerekçelerimizle yakından ilgilidir. Amaçlarımızı belirlerken nelere önem verdiğimizi bulmak işimizi kolaylaştırır. Uzun dönemli amaçlar için şu soruları sormak yerinde olur.

v On yıl sonra nerede, ne yapıyor olmak istiyorum?

v Nasıl bir yaşam biçimim olmasını istiyorum?

(Örnek: Yoğun; insanlara yardım edebileceğim; sıkça seyahat edebileceğim; hareketli; sakin vb.)

v Beklentilerimin ne kadarını gerçekleştirebileceğim?

Amaçlarımızı belirlediysek, önceliklerimizi de saptamak kolay olacaktır. Çünkü önceliklerimiz bizi amaçlarımıza götürecek yollar ve yöntemlerdir.

Ders çalışmak istediğimiz halde televizyon izlemekten, müzik dinlemekten, sohbet etmekten kendimizi alamıyorsak, önceliklerimizi yeniden gözden geçirmemiz faydalı olacaktır


PLANLAMA:

Etkin bir plan; hayatımızı kolaylaştıran, bizi hedeflerinize ulaştıran bir el haritası gibidir. Plan oluştururken aşağıdaki ilkeleri göz önünde bulundurmak başarıyı da beraberinde getirecektir.

q Günlük faaliyetlerinizi önem derecesine göre sıralayın.

q Zaman tüketicilerinizi tespit edin. (TV, bilgisayar, telefon, arkadaşlara hayır diyememek…)

q Günde kaç saat çalışabileceğinizi belirleyin.

q Günün hangi saatlerinde çalışabileceğinizi belirleyin.

q Çalışmak için belirlediğiniz saatler, yorgun olmayacağınız ve çalışma dışında her şeye “HAYIR!” diyebileceğiniz saatler olsun.

q Planı tamamladığınızda, değişiklik yapma ihtiyacı duyup duymayacağınızı kontrol edin.

q Çalışmak için belirlediğiniz saatte çalışma odanızda ve masanızda olun. Çalışma isteğiniz yoksa bile masadan kalkmayın ve başka bir şeyle ilgilenmeyin.

q Sosyal dersleri veya okuma yoluyla çalışacağınız dersleri çalışmanızın başına alın. Zihniniz yorulmadan bunları çalışmanız faydalı olacaktır.

q Her sözel dersten sonra bir sayısal işlem içeren dersi çalışın. Çünkü benzer derslerin art arda çalışılması zihninizi yorabilir.

q Zorlandığınız derslere hafta içinde daha fazla yer verin. Çalışma sürenizi zamanla yavaş yavaş arttırın.

q Verimli ders çalışma için yapılan araştırmalara göre ideal süre; 40 dakika çalışma, 10 dakika tekrar ve 10-15 dakika kadar dinlenmedir.

Daha etkili ders çalışabilmek için çevrenin düzenlenmesi de çok önemlidir. Bu konuda dikkat edilecek noktalar:

ü Ders çalışmak için bir yer belirlenmesi ve buranın sadece ders çalışmak için kullanılması.

ü Çalışma masasında ders çalışmaktan başka faaliyetlerde bulunulmaması. (yemek yemek, gazete okumak gibi).

ü Ders çalışmak için gerekli araç ve gereçlerin önceden hazırlanması, masadan sürekli kalkılmaması.

ü Çalışma ortamının ısısı ve ışığının yeterli olması.

ü Çalışma masasının cam kenarında
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 03-01-2009   #4 (mesaj-linki)
rengarenk - avatarı
Cvp: Verimli Ders Çalışma

Ders Çalışma Tekniği İle İlgili Çerez Bilgiler


Canınızın ders çalışma isteğinin gelmesini bekliyorsanız yanılıyorsunuz. Ders çalışmaya başladıktan sonra isteğinizin geleceğini göreceksiniz.

Konuya başlamadan önce bu konunun sizin için önemini belirleyin.

Okuduğunuz metinlerdeki vurgulanmış bilgilerin altını mutlaka çizin.

Bir kitabı okurken öğrenilebilecek en kritik bilgilerden biriside hangi bilgilerin nerede olduğunu bilmektir. Her kitap için kendinize göre bir indeks hazırlamanız menfaatiniz icabıdır.

Sorulara cevap verme yeteneğinizi geliştirmek istiyorsanız, soru sorma becerinizi geliştirmelisiniz. Böylece soru çözmek sizin için çocuk oyuncağı olacaktır.

Özellikle uzun paragraflarda bütünü anlayana kadar ana fikri kaçırabilirsiniz. Bu nedenle paragrafın sonuna hızlı bir şekilde göz atın.

Renkli kalem kullanmak çalışmayı daha zevkli hale getirir. Beynin sağ lobunu çalıştırır. Böylece bilgiler akılda daha kolay kalır.

Öğrenme üzerinde en az bozucu etki yapan uykudur. Dolayısıyla uyumadan önce yapılan tekrarların öğrenme açısından çok büyük yararları vardır.

Sınavda tesadüflerin yararı bazen olabilir. Ancak bu daha çok soru çözmek için yeterince pratik yapmış öğrenciler için geçerlidir.

Öğretmenle olan sağlıklı ilişkileriniz, derse olumlu yansıyacaktır. Yalnız ders çalışmakla yetinmeyip, o dersin hocası ile ilişkilerinizi geliştirin. Dersten sonra anlamadığınız noktaları hocanıza sorun ve eksikliklerinizi gidermek için ondan taktikler alın.

Deneme sınavını önemsemeyip öylesine giren öğrencilerin çalışmalarını gerçekçi anlamda değerlendirmeleri mümkün olmaz. deneme sınavlarına da aynı önemi vermeli ve kendinize gerçek bir sınav ortamı yaşatmalısınız.

Öğrenmede etkili olan unsurlar bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlıdır. Anlama düzeyi, okuma hızı, not tutma alışkanlığı, hafıza gücü, konsantrasyon, öğrenme isteği, sabır, mücadele ruhu gibi unsurlar karşılıklı etkileşim halindedir. Dolayısıyla tek yönde değil her açıdan kendinizi geliştirmelisiniz.

Yaptığınız planlar her zaman istediğiniz gibi gitmeye bilir. Yığılan dersleri ve zorlaşan konuları gördükçe ümitsizliğe kapılıp, inancınızı yitirebilirsiniz. Bu anlamda motivasyonunuzu kaybetmemek için zaman planlamasında esnek olun, önceliklerinizi belli periyotlarda tekrar değerlendirin.

Alışkanlıklar kolay kolay oluşmaz, olumsuz ders çalışma alışkanlıklarıda böyledir. Dolayısıyla bu olumsuzlukların hepsinden hemen kurtulacağınızı düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Önce bunların neler olduğunu tespit edip her hafta birinin üzerine gidebilirsiniz.

Soru çözümünde eğer iki şık arasında kalmışsanız, muhtemelen doğru cevap ilk aklınıza gelen şıktır.

Yoğun duygusal olaylardan hemen sonra ders çalışmaya girişmek yararsızdır. Bu olaylardan belli bir süre geçtikten sonra çalışmaya başlamak en idealidir.

Çalışma heyecanı ve verimini artıran yaklaşımlardan biri de kay ettiğiniz ilerlemeyi hemen görmektir. Bir konuya çalıştıktan sonra o konuyla ilgili soru üretebilmek veya çözmek çalışmayı daha zevkli hale getirir.

Zararlı alışkanlıklar ara sırada olsa her zaman zararlıdır. Mesela, derse başlamayı erteleme alışkanlığından kurtulmak istiyorsunuz. O zaman ertelemeyin hemen başlayın. Geciktirdikçe alışkanlıklar zamk gibi yapışır. Bunun gibi diğer olumsuz alışkanlıklarınızın üzerine teker teker gidin.

Öğrenmenin temelinde aktif okuyucu olmak vardır. Yeni bir bilgi öğrendiğinizde onun geçmişte öğrendiğiniz hangi bilgilerle ilişkili olduğunu bilinçli olarak keşfetmeye çalışmalısınız.

Ders çalışırken görme alanınızı daraltın. Mesela güneş şapkası alın ve duvara dönük çalışın. Böylece görme alanınızı çalışacağınız derse daha kolay odaklayacak ve çok daha kolay öğreneceksiniz.

Konuları bir arkadaşınızla soru cevap şeklinde çalışın. Daha kalıcı olur.

Düzensiz ve isteksiz 5-6 saat çalışmaktansa, kısada olsa düzenli ve sistemli çalışmak çok daha verimlidir.
Alıntıdır!
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
Yok
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Verimli Ders Çalışma Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
10 Adımda en Verimli PC kompetankedi PC/Internet Teknik Destek 2 18-03-2009 23:59
cFosSpeed - Bağlantınızı Verimli Kullanın CrasHofCinneT Internet/Bilgisayar Dünyası 2 21-12-2008 04:09
Belleği Daha Verimli Kullanmak CrasHofCinneT Bilgisayar Bileşenleri (Hardware) 0 01-11-2008 04:00
Yeşim Salkım - Ders Blue Blood Türkçe Şarkı Sözleri 0 12-06-2008 14:12
Araçlarda Verimli Yakıt Kullanma Teknikleri ReD_EyE Otomobiller - Arabalar 0 11-12-2007 14:38