Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Engelli Eğitimi

Bu konu Eğitim Bilimleri forumunda asla_asla_deme tarafından 17 Kasım 2008 (13:34) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
123033 kez görüntülenmiş, 2 cevap yazılmış ve son mesaj 23 Şubat 2012 (17:59) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.60  |  Oy Veren: 65      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 17 Kasım 2008, 13:34

Engelli Eğitimi

#1 (link)
Never Say Never Agaın
asla_asla_deme - avatarı
Bedensel bir özrü ya da zihinsel bir bozukluğu olan bazı çocuk­ların, öğretilen şeylerin ve öğretme yöntemle­rinin öbür okullardan farklı olduğu özel okul­lara gitmeleri gerekir. Sağır, yarı sağır, kör, zekâca geri, bedensel özrü olan ya da davra­nış bozuklukları gösteren bu gibi çocuklar için özel okullar vardır.
Batı Avrupa ve ABD'de özürlüler için ilk özel eğitim kurumları 18. yüzyılın sonlarında ve 19. yüzyılda kuruldu. Ama bunların sayısı yeterli değildi. Kentlerin dışında ve yatılı olan bu okullardaki çocuklar öbür çocuklardan ayrı tutulur, ender olarak insan içine girmele­rine izin verilirdi.
20. yüzyılın başlarında, Batı Avrupa'da ve ABD'de özel eğitime gereksinmesi olan ço­cuklar için ayrı sınıflar açılmaya başlandı. O dönemde ancak hafif özürlü çocukların eği­timden yarar göreceği kanısı yaygındı. Daha ciddi özürlüler evlerde tutuluyor, okula gönderilmiyordu. Özel sınıflarda eğitilenlerin de okuldaki öbür çocukların arasına karışmasına izin verilmiyordu.
II. Dünya Savaşı'nın getirdiği yıkımdan sonra birçok ülkede, özrüne bakılmaksızın tüm çocuklara öğrenim hakkı tanıyan yasalar kabul edildi. Hafif özürlüler normal çocukla­rın gittiği okullara alınırken, onlara ayrıca özel dersler verilmesi öngörüldü. Daha ciddi sorunları olan çocuklara ayrı sınıflar açılmak­la birlikte bahçede, yemekhanede ya da jimnastik salonunda öbür çocuklarla birlikte olma olanağı tanındı. Çok ağır durumda olanlar ise bu gibi çocukların bakıldığı yatılı okullara gönderildi.

Zekâ Geriliği Olan Çocuklar

Bazı çocuklar normalin altında bir zekâya sahiptir. Bu çocuklar "normal zekâ düzeyinin altında" ya da "geri zekâlı" olarak tanımlanır. Zekâ geriliği olan çocukla­rın görünüşleri genellikle öbür çocuklardan pek farklı değildir. Kör ya da doğuştan felçli ağır özürlüler ise ne konuşabilir, ne de konu­şulanı anlayabilir. Birçok ülkede hafif özürlü çocuklar normal okullara alınmakla birlikte ayrıca özel ders­lerle desteklenir. Sınıf arkadaşları gibi onlar da okuma, yazma, aritmetik ve el becerileri öğrenir, beden eğitimi derslerine ve eğlence­lere katılırlar. Daha ileri sınıflarda bir el sanatı öğretilerek iş becerisi kazanmalarına yardımcı olunur; fabrikalarda ve kamu kuru­luşlarında iş bulmalarına çalışılır.
Orta ya da ileri derecede zekâ geriliği olanlara özel eğitim verilir. Önemli olan kendi kendilerine yeterli olabilmelerini sağla­maktır. Bunun için giyinmek, soyunmak, yemek yemek, yüz ve vücut temizliği, dikiş, yemek pişirmek ve ev işlerine ilişkin beceriler kazanmalarına yardımcı olunur. Ayrıca l'den 10'a kadar saymak, bazı sözcüklerin anlamını öğrenmek, adını yazabilmek türünden şeyler de öğretilir. Bu gibi kurumlarda yetişen öğ­renciler daha sonra atölyelerde, denetim al­tında basit montaj ve üretim işleri yapabilir.
Ağır beyin sakatlığı olanlara bir şey öğret­me olasılığı çok zayıf olduğundan, onlara elle­rini ayaklarını oynatabilmeyi, dinlemeyi ve bazı sözleri çağrıştıran sesler çıkarmayı öğret­mek için çaba gösterilir. Bu tür çocukların ve yetişkinlerin eğitiminde başlıca amaç, onlarla sıcak, kalıcı, insancıl bağlar kurabilmektir.
Eğitim programlarında temel olarak müzik, dans, görsel sanatlar, tiyatro ve çeşitli gösteri­ler yer alır.




Çevreye Uyum Sağlayamayan Çocuklar

Duygusal bakımdan dengesiz çocuklar çoğun­lukla çevreye uyum sağlayamaz. Aile içi sorunların etkisi altında ruhsal dengesi bozu­lan bu çocuklar arasında aşın saldırgan ve topluma karşı şiddetli tepki gösterenler oldu­ğu gibi, içine kapanık ve ürkek olanlar da vardır. Ciddi biçimde rahatsız olan çocuklar psikiyatri uzmanlarının, özel eğitimcilerin, sosyal hizmet görevlilerinin ve psikologlann ekip halinde çalıştığı özel yatılı okullarda eğitim görürler. Rahatsızlık belirtileri daha az olan çocuklar ise, hafif zekâ geriliklerinde olduğu gibi, öbür çocuklarla aynı sınıflara gider, ayrıca özel eğitim görürler.
Duygusal dengesi bozuk bu gibi çocuklara, sorunun beyindeki bir işlev bozukluğundan kaynaklandığı düşünülerek, bazen bir psiki­yatr gözetiminde yatıştıncı ilaçlar verilir. Ge­rektiğinde psikolojik tedavi uygulanır.
Özel eğitim programlan kapsamında bu gibi çocuklara mutsuz aile çevresinden uzak bir dinlenme ortamı yaratılmaya çalışılır; ço­cuklarla sıcak ilişkiler kurmak için özel çaba gösterilir. Okul ortamının kucaklayıcı ve yar­dım edici olmasına dikkat edilir.

Bedensel Özrü Olan Çocuklar

Bazı bedensel özürlü çocuklar koltuk değneği ya da tekerlekli sandalye yardımıyla çevrele­rindeki okullara gidebilmektedir. Modern araç gereçler sayesinde okullardaki etkinlikle­rin birçoğuna katılabilmekte, özel kalem tuta­cakları yazmalarına yardımcı olmakta, yazı makineleri ve bilgisayarlar özürlülerin gerek­sinimlerine göre ayarlanabilmektedir. Eğitim programları çocukların öğrenme yetenekleri­ne ve gereksinimlerine göre hazırlanır.

Görme Özürlü Çocuklar

Görme sorunu olan çocuklar, görme özürlü olarak nitelenir. Görme bozukluklarının çe­şitli nedenleri vardır. Bazdan tedavi edilebi­lirken, bazıları için hiçbir şey yapılamaz Görme özürlü çocukların bir bölümü hiçbir şey görmez. Bir bölümü ise, görme duyuları çok zayıflamış olduğu için, normal bir insan gibi yaşamakta ve davranmakta güçlük çeker. Körlerin eğitiminde kullanılan Braille alfabe­si, sözcük, sayı ve noktalama işaretlerinin yerini tutan kabartma noktaların farklı biçim­lerde düzenlenmesinden oluşur (bak. Braille, louıs). Kör çocuklar parmak uçlanyla Braille' le yazılmış kitapları okuyabilir, Braille alfa­besiyle hazırlanmış özel yazı makinesi ile yazı yazabilirler. Körler ayrıca, okunarak teybe kaydedilmiş "konuşan kitaplar" dinleyerek bilgi edinebilir. Özel bilgisayarlar aracılığı ile basılı metinler Braille'e, Braille ise basılı metne, hatta konuşmaya çevrilebilir. Görme duyuları zayıf olup tam anlamıyla kör olma­yanlar büyüteç yardımıyla okuyabilir. Bu durumda olanlar basılı kitapları daha parlak ve net gösteren kapalı devre televizyonlardan yararlanabilir. Normal okullara giden görme özürlü çocukların özel yardıma gereksinmesi vardır. Bu okullarda kabartma haritalar, he­sap yapmak için abaküs ve sesli hesap maki­nesi türünden araç gereç bulunur. Körler yollarını bulabilmek için baston kullanmayı ya da köpek eşliğinde yürümeyi öğrenir.

İşitme Özürlü Çocuklar

İşitme özrü olan çocukların bir bölümü çok küçükten ya da doğuştan sağır olmak yüzün­den konuşmayı öğrenemez ve "sağır dilsiz" olarak büyür. Bir de ağır işitmelerine karşın konuşulanı anlayan ve yanıt verebilenler vardır. İşitme bozukluğu beraberinde iletişimsizliği getirir. Elektronik işitme araçları ile konuşmalar ve sesler yük­seltilir. Böylece ağır işitenler daha rahat duyar. İşitme özrü olan çocukları eğitmenin çeşitli yöntemleri vardır. Çocuklara dudak hareketlerini izleyerek "dudaktan okuma" öğretilir. Bu süreç içinde dudakları izleyerek ses çıkarma alıştırmaları yaptırılır ve konuşma öğretilir. Bir başka yöntem de, alfabenin harflerini taklit ederek, parmaklarla yapılan işaretleşmedir. Aynca sözcükleri ve kavranı­lan mimle anlatarak da işaretleşilir. Tam anlamıyla iletişim sağlamak için bu yöntemle­rin hepsinden yararlanmak gerekir.Washington'daki Gallaudet College, sağır­lar için yükseköğretim kurumu olarak dünya­da tektir.




Türkiye'de Özürlüler İçin Eğitim Kurumları

Özürlülere yönelik eğitim programlarının ge­lişmemiş olduğu ülkemizde ikisi Ankara'da, öbürleri Gaziantep, İstanbul ve İzmir'de ol­mak üzere beş körler okulu vardır. Bunların tümü yatılıdır ve "Körler Okulu ve Yetiştirme Yurdu" olarak adlandırılır. Körler okullarının ilk bölümleri iki hazırlık ve altı ilkokul sınıfın­dan oluşur. Orta bölümünde ise normal orta­okul eğitimi yapılır, el becerileri öğretilir. Türkiye'deki 18 sağırlar okulundan tümü körlerinki gibi yatılıdır. Aynca gündüzlü öğ­renci de alınır. İstanbul, Ankara, Eskişehir illerinde normal okullar içinde sağırlar için özel sınıflar bulunmaktadır. Sağırlar okulla-nnda iki yıl hazırlık, altı yıl ilkokul eğitimi yapılır. Üç yıllık ortaokullarda ise çocuklara beceri kazandırmaya yönelik eğitim verilir.Uyum sorunları bulunan ya da eğitimi güç olan çocuklar için İstanbul'da 70 çocuğa eğitim veren Özel Eğitim İlkokulu ve Yetiştir­me Yurdu adıyla bir okul vardır. Ülkemizde geri zekâlı çocuklar için bazı ilkokullarda "alt özel sınıf" adıyla sınıflar bulunmaktadır. Bu sınıflara alınacak öğrenci­lerin seçimi, yerleştirilmesi ve izlenmesi Reh­berlik ve Araştırma Merkezi aracılığıyla yürü­tülmektedir.

MsxLabs & TemelBritannica
Benzer Konular: Etiketler:
  • engelli bireylerin egitimi
  • engelli egitimi
  • engelliler nasil egitim alir
  • engelliler nasil egitim alirlar
  • engellilerin egitimi
Rapor Et
Reklam
Eski 11 Şubat 2010, 10:04

Engelli Eğitimi

#2 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Engellilerin Eğitimi



Avrupa Birliğine uyum yasaları çerçevesinde eğitim politikamız hızla bir değişim göstermektedir. Konuyla ilgili yapılan çalışmalar, araştırmalar Milli Eğitimimizde köklü değişimlerin de önünü açmıştır.



engelli



Buna göre eş güdümlü olarak çıkartılan _ çıkartılmakta olan_ İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ve Özürlüler Yasası eğitimimizdeki bu yeni anlayış çerçevesinde şekillendirilmiştir. Türkiye’nin Avrupa Birliğine uyumu için son yıllarda engelliler ile ilgili pozitif ve akılcı yaklaşımlar ile artık yeni eğitim politikaları oluşturulurken, bir yandan da bu yeni anlayışa uygun yasal düzenlemeler ve çalışmaların alt yapısıyla ilgili planlama yapılmaktadır. Bu çerçevede artık toplumsal yaşamımızda engelliler eksikleriyle değil, birey olarak değerlendirilmekte ve engelliler adına kalıcı, akılcı,dünya normlarına uygun anlayışlar toplumsal yapımızın içerisine çok büyük bir hızla girmektedir. Bütün bu çalışmalar artık engellilere toplumsal bakışı değiştirmeye ve onları da üretime katma amacından öte bir durum içermemektedir.

Eğitimi, ülke yurttaşlarının hangi durum karşısında nasıl davranacağını daha önceden saptadığını ilke olarak kabul edersek,eğitimin gerçekleştiği yerler olarak kabul edilen okullardaki her türden değişim, gelişim toplumsal değişmelerden ayrı tutulmadan kontrol altına alınabilmelidir. Toplumsal yaşamdaki değişimleri incelediğimizde hiçbir sistemin bir diğerinden yalıtılmış olmadığını görmekteyiz. Her sistem çevresinden sürekli etki alarak,farklılaşmaya, değişime, gelişime açık bir yapı haline gelmektedir. Her sistem gibi okullar da dünya üzerindeki varlığını korumak için çevresindeki sistemlerden sürekli etkilenmiş,kendisi başka sistemleri etkilemiş ve varlık mücadelesini toplumlar üzerinde vermiştir ve vermeye de devam edecektir. Hatta okulların, çevresindeki diğer sistemlerle birlikte daha bir üst sistemi oluşturup toplumların tümünü derinden etkilediğini de söylemek yanlış olmaz.

Günümüzde çoğu ülkede ve Türkiye’de kullanılan öğretim yöntemleri öğrenciye bilgileri hazır kalıplar biçiminde verip, aynen alma şeklinde bir yol izliyor.Bu sistemin sağlıklı diye nitelendirdiğimiz dezavantajı olmayan çocuklarda da bizi eğitim adına doğru sonuçlara götürmediğini belirten tüm eğitim bilimciler ve eğitim yöneticileri,Türk Eğitim Sisteminde köklü değişiklikler konusunda ısrarcılar. Bu köklü değişiklikler belki de eğitim için dezavantajlı diye nitelendirdiğimiz tüm engelli çocukları olumlu yönde etkileyecek büyük çabaların da ışığı olmaktadır. Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde hazırlanan yeni reformlar özellikle engelli ( Özürlü, Dezavantajlı ) bireylere önemli fırsat eşitliklerinin de habercisidir ve toplumun en az yarısını doğrudan ilgilendiren engellilik konusunda toplumsal duyarlılığı olan herkesi büyük oranda umutlandırmaktadır. Büyük beklentiler içinde olan tüm engelliler ve toplumsal duyarlılığı olan vatandaşlar devletimizin konuyla ilgili bilinçli, akılcı, etkili ve kalıcı çalışmalarını merakla beklemektedir.



GEREKÇE


“ Kimse eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz.” ( Anayasa madde 42)

“Hiçbir gerekçeyle özürlülerin eğitim alması engellenemez. Özürlü çocuklara, gençlere ve yetişkinlere, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, bütünleştirilmiş ortamlarda ve özürlü olmayanlarla eşit eğitim imkânı sağlanır. Özürlü üniversite öğrencilerinin öğrenim hayatlarını kolaylaştırabilmek için Yükseköğretim Kurulu bünyesinde araç-gereç temini, özel ders materyallerinin hazırlanması, özürlülere uygun eğitim, araştırma ve barındırma ortamlarının hazırlanmasının temini gibi konularda çalışma yapmak üzere Özürlüler Danışma ve Koordinasyon Merkezi kurulur. Özürlüler Danışma ve Koordinasyon Merkezinin, çalışma usul ve esasları, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurumu ile Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken hazırlanan yönetmelikle belirlenir. İşitme özürlülerin eğitim ve iletişimlerinin sağlanması amacıyla Türk Dil Kurumu Başkanlığı tarafından Türk işaret dili sistemi oluşturulur. Bu sistemin oluşturulmasına ve uygulanmasına yönelik çalışmaların esas ve usulleri Türk Dil Kurumu Başkanlığı koordinatörlüğünde, Milli Eğitim Bakanlığı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü ve Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Özürlülerin, her türlü eğitim ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak üzere kabartma, sesli, elektronik kitap; alt yazılı film ve benzeri materyal üretilmesini teminen gerekli işlemler, Millî Eğitim Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığınca müştereken yürütülür.” ( Özürlüler Yasası madde 15 )

“ İlköğretim kurumlarında herkese imkan ve fırsat eşitliği sağlanır. Ekonomik durumu iyi olmayan öğrencilere sürdürebilmeleri amacıyla parasız yatılılık ve bursluluk imkanları sağlanır. Özel eğitim gerektiren ve korunmaya muhtaç çocuklar için özel önlemler alınır.”

( İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik madde 6 f bendi )
“ Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin akranları ile birlikte kaynaştırma uygulamaları yoluyla eğitimlerini sürdürmeleri esastır. Bu öğrenciler eğitimlerini akranları ile birlikte aynı sınıfta sürdürebilecekleri gibi okulların bünyesinde açılacak özel eğitim sınıflarında da sürdürebilirler. Kaynaştırma yoluyla eğitim uygulamalarında özel eğitim ile ilgili mevzuat hükümleri uygulanır” ( İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik madde 6 n bendi )
“Kaynaştırma yoluyla eğitim-öğretimlerine devam eden öğrenciler için bireyselleştirilmiş eğitim programı geliştirme birimi tarafından bireyselleştirilmiş eğitim programı (BEP) hazırlanır. Bu öğrenciler, programında yer alan amaçlara göre değerlendirilir.” ( İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik madde 32 h bendi )

- Anayasa madde 42
- M.E.B İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik madde 6, madde 32
- Özürlüler yasası madde 15



Gerekçeleri ile eğitimimizin içindeki tipik olmayan,normalin dışında ruhsal, fiziksel ve zihinsel özellikler gösteren bireyler için alt yapı çalışmalarının yapılmasının gerekliliği ortadadır. Böyle bir çalışma ile Türkiye deki tüm okullarda eğitim görme haklarına kavuşmuş olan farklılıkları olan bireyler,okullarında kendilerini bekleyen hazır öğretim metotları, çalışmaları,teknikleri ve uyum kriterlerini kullanma şansına sahip olabileceklerdir.

Eğitimde fırsat eşitliğine rağmen engelli çocukların çoğunlukla formel eğitimde bireysel hedeflerine uygun eğitim programları ile eğitim sisteminin içine tam sokulamadığını görmekteyiz. Bu durumun en önemli nedeni okullarda mevcut olan eğitim programlarının tipik olan çocuklara göre hazırlanmış olması ve farklı bireysel ihtiyaçlara uygun cevap verememesidir. Bu nedenle eğitim bilimciler ve eğitim yöneticileri Türk Eğitim Sistemiyle ilgili Avrupa Birliği uyum yasalarına uygun yeni düzenlemeler yapmışlardır.

Ancak yasalar nezdinde yapılan bu düzenlemelerin pratik çözümlere kavuşturulması ve uygulanabilmesi için her engelli birey için ayrı ayrı uyum programlarının belirlenmesi ve uygulayacak eğitimcilere bu kriterlerin öğretilmesi gerekmektedir. Bu durum eğitim sistemi içindeki bu ani değişiklik karşısında eğitimciler bir şaşkınlık yaşamaktadırlar. Çünkü yeni eğitim düzeninde eğitim sistemine kaynaştırma programları çerçevesinde katılacak olan engelli bireyler için alt yapı çalışmaları tüm okullar bazında gerçekleşmemiştir. Ancak oluşturulacak alt yapı çalışmaları ancak bu işin ciddiyetini kavramış , toplumun gerçek entegrasyona kavuşması için bilgisel temelden hareket etmek isteyen ekipler tarafından kurgulanabilir. Dünyadaki bir çok ülkede aşılma noktasına gelmiş eğitimde kaynaşma ilkeleri , Ülkemizde de İlköğretim Genel Müdürlüğü’nce yapılacak çalışmalar ile ortaya konmalıdır.

SORUNLAR


1. Eğitimde dezavantajlı görülen bireyler çoğunlukla kaynaştırma uygulamaları içinde yer bulamamaktadır.Bunların nedenleri;

a. Okullarda engel gruplarına uygun düzeyde fiziksel yapının bulunmaması
b. Öğretmenlerin engel tiplerindeki eğitim koşullarını bilmemeleri, ciddi davranış sorunları ile karşılık vermeleri
c. Sınıf sayılarındaki fazlalık
d. Okullarda yeterli personelin olmaması
e. Eğitimin alt yapısının engelli bireylere uygun olarak pratik düzenlemelerinin yapılmaması
f. Ailelerin çocuklarının sınıflarında dezavantajlı bireyi istememeleri
g. Engelli bireylerin psiko_eğitsel değerlendirmesinde ve eğitim tanılamalarında yetersizliklerin olması
h. Engelli bireylerin eğitim görmek istedikleri eğitim kurumlarında uygun eğitim modellerinin oluşturulmamış olması

2. Engelli bireylerden bazı dezavantajlı ve avantajlı gruplarında tanımlamanın yapılmamış olması ve değerlendirme sürecindeki esasların yetersiz olması
3. Engelli bireyler için eğitimleriyle ilgili,birimler, kurumlar, kuruluşlar arasında etkin bir işbirliğinin ve eşgüdümün sağlanamamış olması
4. Eğitim veren kurumlardaki hizmet ve personel niteliklerinin ve kaynakların azlığı
5. Yeni İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde kaynaşmanın hangi engelli bireyler için söz konusu olduğunun açık olmaması dolayısıyla formel eğitim çalışmasının tüm engelliler için yapılmasının gerekliliği
6. Toplumun bilinç düzeyinin tüm engelli bireylerin formel eğitim sistemi içinde görmeye hazır olmaması
7. Birden fazla engeli olan bireylerin eğitim programlarında öncelik sıralamasının hangi kriterlere göre yapılacağının belirlenmemiş olması
8. Çoklu zeka kuramının dezavantajlı bireylere nasıl uygulanacağının bilinmemesi


ÇÖZÜMLER


1) Kız, erkek ve engelli ayrımı yapılmadan bütün çocukların eğitiminin sağlanması,

2) Yeni bir eğitimci modelinin ortaya çıkarılması. Bunun için yurtdışı bağlantılı eğitici eğitim programlarının oluşturulması. Bu alanda yeni tutum ve davranışların geliştirilmesi.

3) Genel eğitimden faydalanan çocukların özel ihtiyaçları bulunan çocuklarla bir araya getirilmesinin yaratacağı sinerjinin gelecek nesillere uyum ve hoşgörü adına katkı sağlaması.

4) Bir yandan kaynaştırma modeli uygulanırken, bir yandan da çoklu zeka konseptinin uygulamaya konulması

5) Tüm engellilerin özgüvenlerinde aşama kaydedilebilmesi onların ancak kendilerini ifade edebilmeleriyle mümkündür. Bu nedenle sanat eğitiminin verilebilmesi önemlidir.

6) Kaynaştırmanın uygulandığı okullarda, okulunda dışarıdan profesyonel destekli sanatçıların gelebilme koşullarının yaratılması için bütçe ayrılması teşvik özelliği nedeniyle gereklidir.

7) Yetenekleri doğrultusunda gelişen bireysel eğitim müfredat programı her çocuk için yapılmalı, engelli çocuklar için ise donanımlı özel bir ekip tarafından belirlenmelidir. Bu da okulda yetenek kurullarının branşlara göre kurulmasına bağlıdır.

8) Okullarda “özel çocukların “ bulunması nedeniyle araştırma ve geliştirme adı altında bir birimin oluşturulması gerekmektedir. Bu birim okulun diğer okullara, Ülkemize ve hatta dünyaya açılım koşullarının belirleyen ve bu koşulları yerine getiren birim olma özelliğine sahip olmalıdır.

9) Özel eğitim alan öğrencilerin öğrenci bilgilerinin sadece aileye verilecek bir şifre ile network üzerinden bilgisayar ortamına yansıtılması , bu bilgilerin içerisinde haftalık rehberlik raporlarının bulunması zorunluluğu amaçların gerçekleşmesi için en önemli noktalardan birisidir. Böylece ailenin okul ortamındaki çocuğunun genel bilgilerine kolaylıkla ulaşması sağlanacaktır.

10) Avrupa Birliği Ülkeleri ile Türkiye arasında özel eğitim alan öğrencilerin özel eğitimlerinin karşılaştırılması ve karşılıklı alışveriş için öğrenci değişim programlarının başlatılması gerekmektedir. Bu değişim programı bir ebeveyn eşliğinde , görevli izinli sayılan bir hemşire kontrolünde belli bir bütçe ayrılarak gerçekleşmelidir.

11) Özel eğitim alan öğrencilerin notları en az 1 ile değerlendirilmelidir. Rehberlik Araştırma Merkezlerinin zihinsel gerilik tesbitini yapmadığı öğrenciler için uygulanması sistemin sürekliliği için önemlidir.

12) Resmi törenlerde özel eğitim alan öğrenciler için ayrı bir çok amaçlı salon kullanılarak görüntülü ve sesli tören yayınının yansıtılması gereklidir.

13 ) Özel eğitim alan öğrencilerin genel kaygı durumundaki düzensizlik ve kaygı miktarındaki fazlalık nedeniyle tüm genel ve özel sınavlardan önce bir ders saati rehberlik yapılması bu kaygı miktarını azaltacaktır. Bu nedenle psikolojik ve rehberlik servislerinin konuyla ilgili çalışma yapması ve bu çalışmaları pratik olarak uygulaması özel eğitim alan öğrencilerin gerçek sınav başarısının artmasında en büyük etkendir.

14) Özel eğitim alan öğrencilerin ailelerine ( Anne, baba,kardeş, dede, dayı, amca, teyze vs) özel psikolojik destek hizmetlerinin özel eğitim okullarının tümünde sağlanması okuldaki eğitimin kalitesine olumlu katkı yapacaktır.

15) Görerek ve dokunarak öğrenme her insan için daha etkili bir öğrenmedir. Özel eğitim alan çocuklar için de aynı oranda önemlidir. Bu nedenle okullardaki eğitimin daha çok görsel ve dokunsal olarak gerçekleşmesine olanak sağlanması, tüm eğitimcilerin buna uygun teknikleri geliştirmelerine fırsat verilerek bütçe ayrılması gereklidir.

16 ) Yaşayarak öğrenme üniteleri özellikle öz bakım zorluğu yaşayan tüm özel eğitim alan çocuklar için gereklidir. Evde, ve çevrede görülen araç gereçlerin minyatürü ile bu ünite gerçekleşebilir. Bu minyatür üzerinde denemeler yapan özel eğitim öğrencileri daha az bağımlı bir yaşam sürebilir. Bu süreç için bütçe ayrılması ve özellikle Macaristan dan yayılarak tüm dünyaya model olan eğitim sisteminin incelenmesi gereklidir.

17) Özel eğitim okullarında öğrencilerin kullandığı aparatların okullara temini eğitim kalitesi için önemlidir. Bu nedenle okulların yurt dışı ve içi üretici firmalarla doğrudan temasını kolaylaştırıp malzeme alımını hızlandıracak sistemin oluşturulması gerekmektedir. Hızla büyüyen çocukların en önemli gereksinimi olan aparatların en erken zamanda okullara ulaşması ön koşuldur.




Kaynak
Rapor Et
Eski 23 Şubat 2012, 17:59

Engelliler ve Eğitim

#3 (link)
MsXTeam
Valeria - avatarı
Engelliler ve Eğitim
Eğitim’in insan üzerinde büyük bir etkisi vardır. Her bireyin eğitimli olması demek o bölgenin istikrarını ikiye katlamaya yeter. Her insanın hak ve özgürlükleri arasında eğitim hakkı da vardır. İnsanlar nasıl okullarda rahatça eğitim alabiliyorsa, engelli vatandaşlarımızda eğitim alabilirler.
Engelli vatandaşlarımızın rahatsızlık durumuna göre çeşitli eğitim alanlarında özgürlük kazanabiliyorlar. Engelliler normal eğitimin yanı sıra özel eğitim alma hakları da vardır. Ülkemizdeki engellilere de eğitim konusun her alanda büyük çalışmalar gösterilmiştir. Bunların başında engelli vatandaşlar için rehabilitasyon merkezleri gelir. Yetkililer ülkenin her alanında rehabilitasyon merkezleri kurarak engelli vatandaşları da topluma kazandırmayı başarmıştır.


Engelliler ne tür eğitim alabilirler?

Engelli vatandaşlar hastalıklarının durumuna göre eğitim alırlar. Bunların yanı sıra genel kültür eğitimlerini de sürdürebilirler.

• Engelliler MEB bakanlığınca açılmış
özel rehabilitasyon merkezlerinde genel kültür eğitimi alabilirler.
• Engelliler özel yetenek eğitimi alabilirler.
• Engelliler yüzme gibi spor dalları başta gelmek üzere eğitim alabilirler.
• Engelliler rahatsızlık durumuna göre belirli üniversitelerde de eğitim alarak, hayatta aktifliğini sürdürebilirler.

Engellilerin eğitimi hakkında düzenlene anayasa maddesinde “Kimse eğitim ve öğretim hakkından yoksun bırakılamaz” sözcüğü akıllara kazınan engellilerin eğitim hakkında bir engeli olmadığını ispatlayan bir sözcüktür.

Eğitimin her insana olduğunu unutmayalım. Çevremizde bulunan engelli vatandaşlarımızı daha çok ufak yaşlarda bu tür eğitim kurumlarına kayıt ederek, topluma daha uyumlu ve sağlıklı bir şekilde hazırlayalım.




Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.275 saniyede (84.53% PHP - 15.47% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 17:36
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi