Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Para ve Paranın Tarihçesi

Bu konu Ekonomi forumunda kompetankedi tarafından 8 Ekim 2006 (17:15) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
349141 kez görüntülenmiş, 6 cevap yazılmış ve son mesaj 23 Şubat 2012 (15:31) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.21  |  Oy Veren: 128      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 8 Ekim 2006, 17:15

Para ve Paranın Tarihçesi

#1 (link)
Bir Dünyalı
kompetankedi - avatarı
PARANIN HİKAYESİ

PARA
Para iktisadi hayatın işleyişinde büyük bir öneme haizdir.Mübadelenin yapılmasında sağladığı kolaylık sebebiyle kullanımı yaygınlaşmış ve günümüzün ekonomik yaşayışında vazgeçilmez bir unsur olmuştur.Paranın kullanılmadığı dönemlerde bir malın doğrudan doğruya diğer bir malla mübadelesi yani trampa söz konusu idi. Mübadele edilen mal miktarının oranı her malın diğerine nazaran değerini ifade eder. Trampanın gerçekleşebilmesi, taraflardan her birinin alacağı malın , vereceği maldan daha faydalı olduğuna inanmasıyla mümkün olur. Diğer taraftan , trampa edilecek mallar kolaylıkla bölünemediğinden , bu mallar arasında kolaylıkla kıymet eşitliği sağlanamıyordu. Bu ise mübadeleyi zorlaştırıyordu. Bu zorluğu gidermek için üçüncü bir malı(hayvan derisi , tuz, buğday, inci daha sonra madenler )ödeme vasıtası olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yani bu madenler paranın fonksiyonlarını görmüş ve para yer ve zaman bakımından farklı şekillerde ortaya çıkmıştır. Çeşitli madenlerden yapılmış paralar (demir, nikel, tunç, bakır, kalay ...vs.) yakın zamanlara kadar altın ,gümüş,banknot ve nihayet kağıt para , kaydi para , kağıttan yapılmış paralar(çeşitli senet ve bonolar ), ufaklık paralar kullanılmaya başlanmıştır.

PARANIN HİKAYESİ
İlk çağlardan itibaren insanlar çeşitli malları para yerine kullanmışlardır. İş bölümünün gelişmesiyle birlikte malların mallarla mübadele edilmesi giderek zorlaşmıştır.Takas edilecek malların değerinin birbirine denk olmaması , malı arzedecek kimsenin her zaman bulunmaması , malların bölünebilme özelliklerinin olmaması çeşitli zorluklar ortaya çıkarmıştır.Örneğin bir at ile yirmi ölçek buğday değiştirmek isteyen bir kimsenin bir pazarda aynı malın karşılığında on ölçek buğday veya beş ölçek süt önerisi ile karşılaşması farklı değerlerin oluşmasına neden olmuştur.Zamanla bölgelerin özelliklerine göre bir mal üzerinde anlaşılarak tk bir mübadele değeri oluşturulmaya çalışılmıştır.Değer ölçüsü, fonksiyonu gören bu mala hesap parası denilmiştir. Hesap parasının temsil ettiği malın ödeme aracı olarak kabul edilmesi paralı ekonominin doğmasındaki en önemli etken olmuçtur.Öte yandan bazı malların taşınma ,bölünme ve biriktirme zorluklarının bulunması madenlerin kullanılmasına yol açmıştır. Özellikle altın bakırgümüş gibi metallerin küçük parçalara bölünebilmelerinin yanısıra değer ölçüsü ve biriktirme fonksiyonlarını görmeleri yaygın bir mübadele aracı olarak kullanılmalarını sağlamıştır.
En eski para M.Ö. 2900 yıllarında kullanıldığı altın ve gümüş sikkeler olduğu zannedilmektedir.Anadolu'da ise altın ve gümüşün doğal alaşımı olan elektrumdan basılan paralar mübadele aracı olarak dolaşıma girmiştir.Zamanla altın sikkeler dış ticarette ve büyük ödemelerde bakır bronz gibi madenler de ufaklık para olarak küçük ödemelerde kullanılmaya başlanmıştır.İç piyasada en çok kullanılan ödeme aracı ise gümüş olmuştur.18.yy'a kadar para sisteminin temelini teşkil eden gümüş sikkelerin ağırlığı ve ayarı devletçe tespit edilmekteydi. Para değerinin ölçüsü olarak gümüşün kullanıldığı bu dönemlerde altın sikkeler sadece külçe değerleri üzerinden işlem görmüştür.Gümüş ve altın arasındaki değer oranı serbest dalgalanmaya bırakılmıştır.Devlet sadece kendisine ait veya imtiyaz verdiği darphabelerde basılan gümüş sikkelerin kabülünü zorunlu kılmakla birlikte özel kişilerede tuğra resmi karşılığında ellerindeki külçelerden sikke kestirmek hakkı tanınmıştır. Altın üretiminin zamanla artması gümüşün değerinin istikrarsızlaşması altın sikkelerin de değerinin düşmesine neden olmuş;bir çok ülke gümüş ve metal sistemlerinden vazgeçerek çift metal sistemine veya altın tek metal sistemine geçmiştir. Altın tek metal sisteminde para ölçüsü altın da Darphanelerde özel kişiler sadece altın sikke kesitini bilmiş ,gümüş sikkeler ise devlet tarafından ve devletin tayin ettiği değere göre tedavüle çıkarılmasında Altın sikkeler Birinci Dünya Savaşı’na kadar tedavüld kalmıştır. Çift metal sistemini (bimetalizm) kabul eden ülkelerde ise hem gümüş hem de altın devlet resmi parası olarak kabul edilmiştir.Özel kişiler de iki madenden de sikke kestirmek hakkına sahipti , ödeme güçleri iç piyasada aynı idi.Zamanla altın ve gümüş üretimi arasında dengesizlik ortaya çıktı. İki maden arasındaki parite de bozulmuştur.Özellikle gümüş üretimindeki artış gümüşün değerini para değerinin altına düşürmüştür.Bu durumda gümüşü ucuza alıp darphanede sikke kestirerek ödemlerde kullanmak yaygın hale gelmiş , gümüş sikkeler giderek ortadan kaybolmuştur. 19.yy.’nın ikinci yarısından itibaren çift metal sistemini ayakta tutabilmek için bazı önlemler alınmaya başlanmıştır.Örneğin gümüş sikkelerin değeri düşürülmüş ve serbestçe bastırılması durdurulmuştur. Ayrıca küçük birimli gümüş sikkelere kabul haddi tayin edilmiş , kısaca gümüşün para ölçüsü olarak gördüğü fonksiyonlar sınırlandırılmıştır.Sonuç olarak da ortaya topal mikyas adı verilen sistem ortaya çıkmıştır. Madeni para sistemleri yaygın bir şekilde uygulanırken 17.yy’dan itibaren temsili paraların da tedavül etmeye başladığı göze çarpmaktadır.Aslında madeni sikkelerin yerini tutmak üzere çıkarılan temsili paralara eski çağlarda dahi rastlanmaktadır.Bununla beraber ,çağdaş banknot sistemlerine öncü sayılabilecek ilk para İngiltere’de 17.yy.’da değerli madenleri muhafaza eden sarrafların tevdiat sahiplerine verdikleri makbuzlardır.Goldsmith’s notes adı verilen bu makbuz hamilleri ,üzerinde yazılı değerde altın veya gümüş külçe almak hakkına sahiptirler.Zamanla bu makbuzlar para gibi tedavül etmeye başlamıştır.Daha sonra sarraflar kendilerine tevdi edilen değerli madenlerin özellikle altının hepsinin aynı anda çekilmediğini farketmişlerdir.Bunun üzerin kendilerine ait olmayan bu aştın stokunun bir kısmını kasa karşılığı olarak tutmuşlar ,geri kalanını ihtiyaç sahiplerine faiz karşılığı borç olarak vermişlerdir.Daha ileri bir safhada ikrazda bulundukları kimselere altın sikke yerine artık banknot adı verilen temsili paraları vermeye başlamışlardır.Sarraflar bir ara açtıkları kredileri ödeme imkanlarının üstüne çıkarmışlar ve mevduat sahiplerini zarara sokmaya başlamışlardır.Bunun üzerine 17.yy’nın sonlarıda faaliyetleri durdurulmuş fakat bu sefer de aynı nitelikleri taşıyan bankalar kurulmuştur.Altın sikke sistemine güvenin azalmaı ve uluslar arası ticarette aracı kurumlara ihtiyaç duyulması banka sistemine uygun hale getitmiştir.Fakat bankalarda banknot ihracı yetkilerini kötüye kullanmışlardır.Nihayet 19.yy.’nın başlarından itibaren banknot hacminin kontrolüne gidilmiştir. Altın standardı veya çift maden sisteminde banknotların madeni karşılığında emisyon kurumu kefil olmuştur.Banknotlar emisyon kurumuna ibraz edildiğinde karşılıkları olan değerli madenin ödenmesine konvertibilite denir.Uygulamada üç türlü konvertibilite esası altın sikke sistemidir. Bu sistemde madeni paralar ve banknotlar hukuken eşit ödeme kabiliyetine sahip olmuşlardır. Altın külçe sisteminde ise altın sikkeler tedavülden kaldırılmış ve yurt içi ödemeler temsili paralarla yapılmıştır. Konvertibilite esası yalnız yüksek meblağlar için uygulanmıştır. Altın külçe sistemi Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bir ara bazı Avrupa ülkelerinde tatbik edilmiştir. Tedavül hacmini karşılayabilecek kadar geniş altın stokuna sahip olamayan ülkelerde ulusal para ile altın arasındaki bağ altın standardına bağlı dövizler yardımı ile kurulmuştur. Altın kambiyo sistemi adı verilen bu sistemde emisyon kurunun çıkardığı banknotların altın sikke ve altın külçe konvertibilitesi tanınmamıştır. Ancak yurt dışına ödeme yapmak isteyenler altın standardına bağlı yabancı paraları serbestçe elde edebilmişlerdir. Adı geçen sistemi 19. yy sonlarında Rusya uygulamış ve rubleyi altına bağlarken Alman markını esas olarak almıştır. Banknot ihracının kontrolünde başlıca iki görüş ileri sürülmüştür. Otomatik altın standardı teoreminin kurucusu olan İngiliz İktisatçısı D.Ricardo işlemesi için tedavül prensibini savunmuştur. Bu prensibe göre banknot miktarı sıkı bir şekilde altın sikke miktarına bağlanıyordu. Diğer bir deyişle çıkartılan her banknotun tam altın karşılığı bulunması gerekmekteydi. Para arzına elastiklik kazandırmak amacını güden diğer prensip banka prensibi adını taşır. Emisyon sorununu para talebi açısından ekle alan banka prensibine göre tedavüldeki sınırı altın sikke miktarının artık çok genişlemiş olan ticaret hacmine intibak etmesi güçtür; şu halde para arzına elastiklik kazandırmak için bankalara ihracı konusunda serbestlik tanımalıydı. Her iki prensipten de asgari altın ankes sisteminde banknotun belirli oranında minimum altın sikke karlığı bulundurmak zorunluydu. 19. yy boyunca özellikle savaş dönemlerinde halkın elindeki banknotları altın sikkeye çevirme eğilimi artmıştır. Merkez bankaları altına çevirme taleplerini karşılayamaz hale gelmiş ve banknotların altına çevrilebilme kabiliyetini geçici bir süre kaldırarak kağıt para rejimine geçilmiştir. Kağıt para rejiminde devlet ve ya merkez bankası tarafından çıkarılan paraların altına çevrilebilme imkanları yoktur. Bununla beraber kağıt para sistemi devamlı olamamış ve ekonomik durum düzeldikçe yeniden altın sikke sistemine dönülmüştür. Aynı tecrübeler Birinci Dünya Savaşı sırasında geçirilmiş ve nihayet 1929 Büyük Dünya Buhranından sonra devamlı olarak kağıt para rejimine geçilmiştir. Kağıt paranın altına çevrilebilme kabiliyeti yoktur. Bununla beraber bu gün kağıt para yerine banknot denmektedir. Kağıt paranın altına çevrilme özelliğinin bulunmaması para arzına geniş bir elastiklik kazandırmıştır. Bu elastikliği saesinde adı geçen sistem para arzını bir ekonomi politikası aleti olarak kullanılmasını sağlamıştır. Kağıt para rejiminin uygulanmasıyla altının ödeme aracı fonksiyonu tamamen ortadan kalkmış değildir. Özellikle uluslar arası ödemelerde bu fonksiyon önemini muhafaza etmektedir.

TÜRKLERDE PARA BASIMI
Osmanlılarda Darphane Emini, kubbe vezirlerinden ve defterdarlardan tayin edilmekteydi. Para basmayla ilgili yayınlanan bir tamimde:
“… sikke denilen şey, her devlet tebeasının alışverişte birbiri aldatmamak ve gerek ağırlığında ve gerek değerinde bir fesat olmamak için padişah adına damgalanmış altın ve gümüş parçaları demektir. Memlekette geçen sikkenin ağırlığı ve değeri bilinmek için sahip-i mülk olan padişahın sikkesi olması lazım gelir. “ denmektedir. Osmanlıda para birimi AKÇE idi. Akçe gümüş paranın adıdır. İlk zamanlarda bunların ayar ve ağırlığı hiç değişmezdi. Fatih Sultan Mehmet han zamanında 6 kırat olan ağırlığı 5 kırata indirildi. Bundan sonra bazı sultanların devirlerinde değişik ağırlıklar uygulandı. 1898 senesinde bileşimi yalnız gümüş ve bakır karışımından meydana gelen 148,000 lira tutarında 10-5 paralıklar bastırıldı. Halk bunlara METELİK diyordu. Sultan 6, Mehmet Han devrinde 40 ve 10 paralıklar; 1840 senesinde KAİME adı verilen 500 kuruşluk kıymetinde kağıt paralar bastırıldı. 1851’de 10 ve 20 kuruşluk kaimeler piyasaya çıkartıldı.
Alınan bir kararla, 1863 eylül ayında kaime basılmasına ve tedavülüne son verildi bu tarihten sonra tahsil ve tediye işlemleri yalnız madeni paralarla yapılmaya başlandı. 1876 senesinde tekrar kaime bastırılması ve tedavüle sokulması kararlaştırılmışsa da 1879’da tekrar tedavülden kaldırılmasına karar verildi. Sultan 5, Mehmet Reşad Han zamanında 1 Nisan 1916 tarihli Tevhid-i Meskukad hakkında Kanuni Muvakkat ile altın Osmanlı devletinde kıymet ölçüsü olarak kabul edildi. Sultan İkinci Abdülhamit Han devrinde yürürlüğe konan Kavaim-i Naktiye nizamnamesi ile para işi belirli bir kanuna bağlandı.
Cumhuriyet devrinde 1924 tarihli 411 sayılı kanun ile 100 paralıklar çıkartıldı. Bu günde kağıt paraların üzerindeki itibari değerler bir kıymetli maden karşılığında tesbit edilemezler. Kullanılmakta olan kağıt paralar altın paraya çevrilebilir olmaktan çıkmıştır. Birim paranın değeri itibari bir özellik almıştır. Banknotların karşılığı bir nevi Türk lirasının mal satın alabileceği değer “satın alma gücü” olmuştur. Kağıt para çıkartılması bir kanunla 1999 yılı sonuna kadar T.C. Merkez Bankasına bir imtiyaz olarak verilmiştir. İmtiyaz süresi bitimine 5 yıl kalıncaya kadar uzatılabilir. Paranın istikrarı konusunda da merkez bankası vazifelidir. 1983’ten sonra çıkartılan kanun hükmündeki kararnamelerle Türk parasını koruma hakkındaki kanun hükümlerinde uluslar arası liberal sistemin uygulanması yönünde, bazı düzenlemeler yapılmıştır. IMF ile teknik düzeyde bazı görüşmeler yapılmış 22,03,1990 tarihinden itibaren Türkiye’nin 14. madde (IMF anlaşması) statüsünden 8. madde statüsüne geçtiği ve bu maddenin yükümlülüklerini kabul etmekte olduğu IMF’e resmen bildirilmiştir. Böylece Türkiye’nin kambiyo rejimi büyük bir serbestliğe kavuşturulmuştur.

PARANIN ÇEŞİTLERİ
İlkel toplum biçimlerinden modern topluma geçişi süresi içinde para olarak kullanılan araçların niteliği değişmiştir. Tarihi gelişim süresince çeşitli uygarlıkların uygulamaya koyduğu para türleri aşağıdaki şekilde aşamalı olarak 7 grupta ele alınabilir.

1- MAL PARA:
malın malla değiş tokuş edildiği ilkel toplumlarda değişim ölçüsü olarak tuz tütün deri kurutulmuş balık ve hayvan başı gibi değeri olan mallar kullanılmıştır.
2- MADEN PARA: “Altın ve gümüş sikkeler”in para olarak kullanılmasıdır. Bu iki değerli metalin diğer mallara göre kıt olması, çabuk bozulmaması ve değer kaybetmeden küçük parçalara bölünebilmesi “mal para”dan “maden para”ya geçişi kolaylaştırmıştır. Altın ve gümüş para, bu aşamada mal değerine eşit bir nitelik göstermektedir. Osmanlı imparatorluğunun ilk döneminde 1314 yılından “akçe” adı verilen, 1,5 dirhem ağırlığında gümüş para basıldı. İlk altın para ise, Fatih Sultan Mehmet zamanında tedavüle çıkarıldı.
3- ALTIN ve GÜMÜŞE BAĞLI KAĞIT PARA: halkın, maden para olarak kullanılan altın ve gümüşü yanında taşıma yerine güvenilir sarraf ve bankalara yatırılıp, maden para karşılığında aldıkları belgeyi (sertifikayı) kullanması ile ortaya çıkmıştır. Batı Avrupa ülkelerinde görülen uygulamada, altın ve gümüşü %100 temsil eden bu kağıt paralar, farklı kuruluşlarca düzenlenmiş olmalarına karşın büyük çoğunluk tarafından kabul edilmiş ve kullanılmıştır.
4- BANKNOT: altın ve gümüşe bağlı kağıt paralarla olduğu gibi %100 karşılığı bulunmayan resmi yada özel kuruluşlarca piyasaya çıkarılan kağıt paralardır. Özellikle altına bağlı para uygulanması sonunda, altın miktarının ekonominin para ihtiyacına cevap verecek düzeyde artmaması ve altın karşılığında bankaların dağıttığı belgelerin halk tarafından benimsenmiş olması devlet ve bankaların altın karşılığı olmadan kağıt para (banknot) çıkartmalarına yol açmıştır. Böylece karşılığı altın olana belgeler yerine piyasada “banknotlar” yani banka senetleri dolaşmaya başlamıştır. İngiltere’de doğup serbestçe gelişen bu uygulamada, sonraları devletin müdahalesine yol açmıştır.
5- KAĞIT PARA: günümüzde modern ekonomilerde egemen olan para çeşididir. Her ülkede yetkili kılınan banka (merkez bankası) tarafından basılan ve karşılığı olmayan bu kağıt paraların,ülke içerisinde kabulü zorunludur. Esas para niteliğinde olan bu kağıt paraların sınırsız ödeme gücü vardır. Ülke dışındaki değeri ise parayı çıkaran ülkelerin dış ekonomik ilişkilerindeki başarısına bağlı olarak değişmektedir.
Her ülke siyasal bağımsızlığını simgeleyen ulusal para birimini seçme ve basma yetkisine sahiptir. Tedavüle çıkarılacak kağıt para miktarını o ekonominin ihtiyacına göre ve yasalar çerçevesinde yetkili “kurul” ya da “kuruluş” belirlemektedir. Örneğin Türkiye’de kağıt para basma yetkisi 1211 sayılı “T.C. Merkez Bankası Kanunu” ile Merkez Bankasına verilmiştir.
6- UFAKLIK veya BOZUK PARA: kağıt para gibi yasal olmakla birlikte tam olarak kağıt paranın yerini tutmayan yardımcı paradır. Gümüş,bakır, nikel gibi madenlerden yapılan bu ufaklık paraların maden değeri, üzerinde yazılı değerlerin altındadır. Doğrudan Maliye Bakanlığına bağlı bir kuruluş tarafından basılır. Küçük ve kesirli alışverişlerde kullanılan bu “ufaklık para”lar yasa tarafından belirlenmiş sınırlar içinde ödemelerde kullanılır. Alacaklılar, ödemeler sırasında saptanmış sınır üstünde ufaklık para kabulüne zorlanamaz. Örneğin: Türkiye’de ufaklık paraların üst sınırı, üzerlerinde yazılı değerlerin 50 katıdır.
7- BANKA PARASI yada KAYDİ PARA: bankalarda vadesiz mevduat şeklinde hesapları olanların, kağıt para ile ufaklık para kullanmadan ödemeler bulunmalarıdır. “banka parasının” maddi varlığı yoktur. Bu yüzden elden ele dolaşmaz hesaptan hesaba nakil yoluyla ulaşmış olur. Ödemeler ilgili hesaplara kayıt düşülerek gerçekleştirildiğinden, bu paraya “kaydı para” adı da verilir. Banka parasının tedavülü, yani ödemeler çek aracılığı ile olur. Özellikle gelişmiş ülkelerde halkın büyük çoğunlu kağıt para taşımak yerine alışverişlerde çek kullanmayı tercih ederler. Bu konuda yasal bir zorunluluk olmadığı için çek yerine kağıt para istemek mümkündür.

PARANIN FONKSİYONLARI
Para trampanın yol açtığı güçlükleri ortadan kaldırmak için çıkartılmıştır. Çünkü para mübadeleyi kolaylaştırmakta ve hızlandırmaktadır. Bu nedenlerdir ki para,herkesin kabul ettiği bir mübadele aracıdır. Para, faydalı olduğu için ekonomik bir maldır. Ancak tüketim veya yatırım malı olmayıp özel bir duruma sahiptir. Nihai bir tüketim malı gibi tüketilerek bir ihtiyacı gidermeye yaramaz;ancak tüm tüketim mallarının satın alınmasına yarar. Paranın faydası sahip olduğu fonksiyonlarından doğmaktadır.
Para bir mübadele aracıdır:Malların alınmasında ve satılmasında para bir araçtır ve mübadelede kolaylık sağlar. Mübadele aracı olması herkes tarafından bilindiği ve kabul edildiği için trampada karşılaşılan zorluklar ortadan kalkar. Böylece ihtiyaçlar hızla karşılanmış olur. Para ortak bir değer ölçüsüdür:Çeşitli mal ve hizmetlerin değerini ,para yardımı ile ölçer ve anlarız. Bütün mal ve hizmetlerin ,bir birinin değeri para ile ölçülmekte ve buna fiyat denilmektedir. Para,fiyatı ortaya çıkarttığı için ticareti kolaylaştırmakta ve hızlandırmaktadır. Paranın değerinin sürekli şekilde düştüğü yüksek enflasyon yaşayan ekonomilerde para,bu işlerini tam olarak yerine getirememektedir. Para bir tasarruf aracıdır:Gelirin kullanılmayan kısmı olan tasarruf için para önemli bir vasıtadır. Çünkü gelir elde edildiği dönemde harcanmayabilir. İşte ,tasarruf denilen bu olayın gerçekleşmesi para sayesinde olur. Tasarruflarımız para şeklinde korunur. Eğer tasarruflar menkul yada gayrimenkul mallar satın alınarak muhafaza edilirse bu tür malları gerektiğinde hemen paraya çevirmek mümkün olmayabilir. Para her an kullanıma hazır(likit) olduğu için tasarruf aracı olarak genel kabul görmektedir. Para bir dönem aracıdır: Paranın fonksiyonlarını yerine getirmesi ekonomik gelişmelere paralel olarak daha da somutlaşmıştır. Önceleri tek aşamalı karşılıklı trampaya;daha sonraları çok aşamalı trampaya başvurulmuştur. Yani, eşdeğerli iki mal bulunana kadar,arada başka trampalar gerçekleştirilmiştir. Mübadele vasıtası olarak para devreye girdikten sonra,bu kez para çeşitleri söz konusu olmuştur.
Son Düzenleyen kompetankedi; 14 Mart 2007 @ 13:05.
Etiketler:
  • paradan once ne kullaniliyordu
  • paralarimizin tarihcesi
  • paranin tarihcesi
  • paranin tarihi
  • paranin tarihsel gelisimi
Benzer Konular:
Rapor Et
Eski 17 Kasım 2008, 18:25

Para Nedir?

#2 (link)
Never Say Never Agaın
asla_asla_deme - avatarı
Alışverişte bir ödeme aracı olarak kullanılan para, günümüzde genellikle made­ni para, kâğıt para ya da banknot ve banka mevduatından oluşur. Banka mevduatı, in­sanların banka hesaplarında bulunan ve iste­dikleri zaman kullanabilecekleri paradır.

para3do6

Para, alım satımlarda bir ödeme aracı olmanın yanı sıra, toplum tarafından kabul edilen ortak bir değer ölçüsü ve servet birik­tirme aracıdır. Metrenin insanların boylarını, kilogramın ise ağırlıklarını ölçmekte kullanıl­ması gibi, para da onların ceketlerinin, kitap­larının, bisikletlerinin değerini ölçer. Para, bir malın değerini başka malların değerleriyle karşılaştırarak ölçer, yani malların birbirleriy­le değiştirilme oranlarını belirler. Ortak değer ölçüsü olarak, değiştirilecek malların biri karşılığında öbüründen ne kadar verileceği parayla ölçülür.
Malların para olmadan birbirleriyle takas edildikleri bir durumu düşünelim. İki ayrı kişinin elinde eşit değerde olduğu varsayılan bir somun ekmek ile bir parça çikolata bulun­sun. Bu iki mal birbirleriyle sahiplerinin hiçbir kaybı olmaksızın takas edilebilir, ama çikolata ekmeğe göre daha değerliyse, bu takastan çikolatanın sahibi zararlı çıkacaktır.
Malların çeşitlendiği ve çoğaldığı bir ortam­da malın malla değiştirilmesi olanaksızlasın Böylece bütün malların değerinin ortak bir ölçüyle saptanması gerekir. Bir parça çikolata almak için şekerciye gidildiğinde, ödeme ek­mekle değil, parayla yapılır. Para burada çikolatanın değerinin yerine geçer.
Para bir değer ölçüsüdür, ama kilogram ya da metre gibi değişmez bir ölçü değildir. Değeri zaman içinde değişebilir. Para kendi değerini ölçemez, onun değeri satın alabilece­ği mallarla ölçülür. Paranın değeri düştüğün­de satın alabileceği mal miktarı azalır, yani malların fiyatları yükselir.
Paranın değeri insanların ona duydukları güvene bağlıdır. Kendi ödemelerinde bu pa­rayı kullanabileceklerine inanan insanlar, ürettikleri mallar ya da verdikleri hizmetler karşılığında kâğıt ya da madeni para almayı kabul ederler.

para1ey3

Geçmişte bazen paraya duyulan güven azalmış ve ülke parası değerini yitirmiştir. Bunun bir örneği 1930'larda Almanya'da yaşanmıştır. Marka duyulan güven azalınca, Almanlar paradan kaçarak tüketim mallarına yöneldiler. Para olarak ödenen ücretlerini hızla harcadılar. Fiyatlar yükseldi, enflasyon tırmandı ve sonunda bir somun ekmek almak için bile çuvalla para gerekir oldu. Bu sorunu çözmeye çalışan hükümet, ilk önceleri gide­rek daha yüksek tutarlı, hatta 1 trilyon marklık paralar bastı. Sonuçta yeni bir para yaratarak halkı bu paranın değerini koruyaca­ğına inandırmak zorunda kaldı.
Birçok ülkede ödemeler artık gerçek paray­la değil çekler ve kredi kartlarıyla yapılmakta­dır. Genellikle güvenlik nedeniyle büyük ödemeler için bu yöntemden yararlanılır. Örneğin, otomobil alımında çek kullanmak banknot destelerinin el değiştirmesinden da­ha güvenlidir. Böylece, para banka hesaplan arasında yer değiştirir. Küçük alımlarda ise kâğıt ve madeni paraların kullanılması işleri kolaylaştınr.

Para Çeşitleri
Bugün birçok ülkede ödeme aracı olarak kâğıt ve madeni paralar kullanılır, ama tarihte farklı paralar kullanılmıştır. İÖ 2000'den önce Eski Mezopotamya'da kira, vergi ve para cezalarının ödenmesi ile alışverişte gümüşün yanı sıra tahıl da kullanılmaktaydı. Mısır'daki papirüs ile Afrika'daki deniz salyangozu ka­bukları öteki eski para çeşitleri arasında sayılabilir.
Bugün bile bazı halklar arasında sığır ya da çeşitli kabuklar para yerine geçmektedir. Para olarak seçilen nesneler bir değer taşır ve bu değerini koruyabilirdi. Örneğin, çilek ça­buk çürüdüğü için para olarak kullanılamaz. Aynı biçimde taşın değeri de o kadar düşük tür ki, para yerine kullanılırsa alışverişe giden insanların tonlarca taş taşımaları gerekecek­tir. Para olarak kullanılacak madde kıt olma­lı, ama çok da ender bulunmamalıdır. Kolay aşınmayan ve yıpranmayan, niteliğini zaman içinde koruyan bir madde olmalıdır. Elmas sağlam bir taştır. Ama o kadar ender bulunur ki, para olarak kullanmak için çok küçük parçalara ayırmak gerekir. Her bölünüşünde niteliği de çok değişeceğinden her küçük parçanın değerinin yeniden saptanması gere­kecektir.
Önceleri tuz, hayvan, hayvan derileri ve çeşitli kabuklar para görevini görürken, za­manla kolayca taşınabilen, bölündüğünde de­ğeri değişmeyen, aşınmayan ve bozulmayan altın ve gümüş bu malların yerini aldı. Yüzler­ce yıl boyunca gümüş ve altından madeni para yapıldı. Ama günümüzde bu metaller para olarak kullanılmak için fazla değerli olmuş­tur. Bunların yerine bakır ve bakır-nikel alaşımı gibi daha bol bulunan metaller kulla­nılmaktadır.

para2wz2

Kuzey Amerika'da deniz kabuklarından yapılan ve wampum denen boncuklar buraya ilk yerleşenler tarafından para olarak kullanıldı

Madeni Para
Madeni para, belirlenmiş ağırlıkta olan ve parayı bastıran yetkili makamın nişanını ya da damgasını taşıyan bir metal parçasıdır. İlk madeni para İÖ 7. yüzyılda Anadolu'da yaşamış zengin bir halk olan Lidyalılar tara­fından kullanılmıştır. Bir fasulye tanesi bü­yüklüğünde ve biçimindeki bu madeni paralar yüzde 75 altın ve yüzde 25 gümüş alaşımı olan elektrumdan yapılmıştı. Lidya Kralı Krezüs, daha sonra saf altın ve gümüş paralar bastırdı. Kısa bir süre sonra Eski Yunan, Anadolu, Ege Adaları, Sicilya ve Güney İtalya kentleri kendi paralarını bastır­maya başladılar. En değerli olanlar altın paralardı. Sonra sırasıyla gümüş ve bakır paralar geliyordu.

para4lq9

Yunan madeni para basımı 500 yıl sürdü. İlk madeni paralarında tunç, daha sonraları
Ja gümüş kullanan Romalılar da benzer yöntemlerle para bastılar. Çin'de ise, orta­sında kare delikler olan tunç madeni paralar »ünümüzden en az 2.500 yıl önce kullanılı­yordu.
İlk İslam parası Hz. Ömer (634-644) döne­minde bastırıldı. İlk Osmanlı gümüş parası alan akçenin 1326'da Orhan Gazi döneminde bastırıldığı kabul edilmişse de, yakın dönem­le babası Osman Bey'in bastırdığı bir akçe bulunmuştur. Osmanlılar Fatih Sultan Meh-med yönetimine kadar akçe ve pul denen »ümüş ve bakır sikkeler bastılar. İlk Osmanlı iltın parası Fatih tarafından 1477'de çıkarıldı. Üzeri tuğralı ilk Osmanlı parası III. Mehmed döneminde (1595-1603) basıldı. 1687'de bü­tün madeni paralara darphane damgası vurul­maya başlandı. Kâğıt para çıkarma yetkisi 1863'te Osmanlı Bankası'na verildi. Cumhuri­yetin ilk yıllarında Osmanlı madeni paraları­nın kullanımı sürdü. 1924-25'te çıkarılan yasa­larla altın ve gümüş paralar kaldırıldı.

Madeni Para Yapımı
İlk madeni paralar önce dökülür, daha sonra üzerlerine kaba bir desen basılırdı. Yunanlılar bu yöntemi daha da geliştirdiler. Kalıba dökülmüş metal parçası soğumaya bırakılır ve daha sonra yeniden ısıtılarak üzerinde sanat­çılar tarafından yapılmış desenlerin bulundu­ğu iki kalıp arasına yerleştirilirdi. Üst kalıp alt kalıbın üstüne konur ve çekiçle vurularak baskı yapılırdı. Bu yöntem bugünkü yöntem­lere göre oldukça ilkeldi. Ne var ki, bugüne kadar yapılmış sanat değeri en yüksek parala­rın bazıları bu biçimde basılmıştır.
Madeni para yapımı Romalılar'dan sonra geriledi. İS 500-1400 arasında basılan paralar inceldi, gösterişsiz ve ilkel bir biçim aldı. Ticarette takas ağırlık kazandı. 15. yüzyılda, özellikle Amerika'da değerli madenlerin bu­lunmasıyla metal bollaştı ve madeni para basımı yeniden önem kazandı. Yetenekli sa­natçılar yeniden kalıplara desen işlemekle görevlendirildi.


MsXLabs.org & Temel Britannica

Rapor Et
Eski 27 Nisan 2011, 20:56

Para ve Paranın Kronolojik Tarihi

#3 (link)
nota_kelebegi
Ziyaretçi
nota_kelebegi - avatarı
Para
Dünyanın her yerinde kullanılan para ilk M.Ö'de 700. yılda Lidya’lılar tarafından kullanılmıştr.
Para günümüzde bir çok biriime çevrilmiştir. Örneğin; dolar, euro, dinar, lira gibi kağıt ve madeni paralar vardır. Eski yıllarda bir ürün eşya gibi bir şey alırken takas yapmak zorundalardı. Örneğin bir torba un istiyorsan sen de bir torba bulgur vermek zorundaydı. Ama şimdi para karşılığında her şeyi alabiliyoruz.
İnsanların bu buluşu gerçekten hayatı hem kolaylaştırmış hem de zorlaştırılmışdır.

Paranın kronolojik tarihi
Tarihin çok erken dönemlerinde bir belirsizlik vardır. Çin'deki ilk parasal gelişmeler üzerinde de tartışmalar vardır.
  • M.Ö. 9000 civarı - M.Ö. 6000: Sığırların evcilleştirilmesi ve tarımın başlangıcı. Çeşitli toplumlarda ve çeşitli dönemlerde canlı hayvanlar, özellikle sığır; bitkilerden de hububat türleri para yerine kullanıldılar.
  • M.Ö. 3100 civarı: Mezopotamya'da yazı icat edildi. Asıl kullanım, gelişme ve hesap tutma.
  • M.Ö. 2575 civarı: Gize'de Büyük Piramit'in inşası. Az miktarda ve sınırlı kullanımı olan para ile büyük çaplı ve uzun vadeli projelerin yapımı
  • M.Ö. 2250 civarı - M.Ö. 2150 civarı: Kapadokya hükümdarları gümüş külçelerin kalitesine kefil oluyorlar. Külçelerin ağırlığı ve saflığına dair verilen devlet garantisi para olarak kabul edilmelerine yol açıyor.
  • M.Ö. 1792 civarı - M.Ö. 1750 civarı: Babil'de Hammurabi dönemi. Hammurabi Yasaları bankacılık ile ilgili hükümler içeriyor.
  • M.Ö. 1200 civarı: Çin'de deniz salyangozu kabukları para olarak kullanılıyor.
  • M.Ö. 1000 civarı - M.Ö. 500 civarı: Çin'de para olarak bel, çapa ve bıçak gibi madeni el aletlerinin kullanımı.
  • M.Ö. 950: Saba Melikesi Solomon'u ziyaret eder ve birbirlerine hediyeler veririler.
  • M.Ö. 687: Lidya'da kaba metal para kullanılır. (Heredot'a göre)
  • M.Ö. 640 civarı - M.Ö. 630 civarı: Lidya'da ilk gerçek madeni para üretildi. Lidya ve Anadolu'nun ilk madeni paraları altın ve gümüşün doğal doğal karışımı olan elektrum'dan yapılıyordu.
  • M.Ö. 600: Pythius, Yunanistan ve Anadolu'nun ilk tüccar bankeridir.
  • M.Ö. 600 civarı - M.Ö. 300: Çin'de yuvarlak, metal madeni paralar icat edildi. Bu paraların değerleri çok düşük olduğundan pahalı alış-verişlerde kullanılamıyordu.
  • M.Ö. 600 civarı - M.Ö. 570 civarı: Madeni para kullanımı Lidya'dan Yunanistan'a doğru hızla artar. Atinalılar madeni para basımından önce para olarak demir çubukları ve uzun çivileri kullanıyorlardı.
  • M.Ö. 550 civarı: Lidyalılar, Krezüs'ün hükümdarlığı döneminde saf altın ve gümüşten oluşan dünyanın ilk iki metalli madeni paralarını üretiyorlar.
  • M.Ö. 546: Lidya Kralı Krezüs Persliler tarafından esir alınıyor. Bunun sonucunda madeni para kullanımı Persia'da da (eski İran) yayılıyor. Yunanlıların aksine Lidyalılar altın parayı gümüş paraya tercih ederler.
  • M.Ö. 546: Atina Owls'u üretiliyor.
  • M.Ö. 490 civarı: Laurion Madenleri'nde zengin gümüş damarlarının bulunması. Bundan sonra Themistokles, gelirlerin bir kısmının kullanılması ile, Atinalıları savaş donanması inşa etmeleri konusunda ikna eder.
  • M.Ö. 480: Salamis Savaşı. Atina donanmasının Perslilere karşı kazandığı zafer üzerine Yunan uygarlığı korunur.
  • M.Ö. 407: Isparta Laurion Madenleri'ni ele geçirir. 20,000 köleyi azat eder ve Atinalılara gümüş malzemeleri miras olarak bırakır.
  • M.Ö. 406–405: Atinalılar gümüş kaplamalı bronzdan madeni paraları tedavüle çıkartırlar. Atina halkı gümüş paraları toplarlar, sonuç olarak bu paralar hızla sirkülasyondan kalkar ve geriye sadece değersiz bronz paralar kalır.
  • M.Ö. 405: Aristophanes'in "Kurbağalar" komedisi sahneye konur. Bu oyunda Aristophanes değersiz yeni paranın değerli eski parayı nasıl tedavülden kaldırdığından bahseder. Belki de ilk defa bu oyunda "Gresham's Law" dan söz edilmektedir (Gresham's Law: Bir ülkede halkın gözünde biri değerli diğeri değersiz iki tür para tedavülde ise, bunlardan değersiz olanı piyasaya hakim olur).
  • M.Ö. 394–371: Atinalı banker Pasion'un kariyeri. Bir köle olan Pasion, zamanla en zengin ve ünlü Yunan bankeri olur, özgürlüğünü ve Atina vatandaşlığını kazanır. Yunan bankacılığı esasen peşin işlemler olarak yürütülür.
  • M.Ö. 390: Galliler Roma'ya saldırır. Şehrin ihtiyat akçelerinin saklandığı Capitol (Ulusal Tapınak)'de kazların gıdaklaması muhafızları uyarır. Bu duruma minnettar olan Romalılar uyarı tanrıçası Moneta'ya bir mabed inşa ederler. Moneta adından "money=para" ve "mint=madeni para basmak, darphane" adları türer.
  • M.Ö. 360–336: Makedonya'da II. Philip hükümdarlığı. II. Philip Makedonya ile Yunanistan'ı birleştirir. Krallığının acil ihtiyaçlarını karşılamak için gereğinden fazla olmak üzere madeni para bastırır. Bunların arasında M.Ö. 356 olimpiyatlarında iki tekerlekli araba yarışlarındaki zaferini kutlamak için bastırılan altın "stater" ise madeni paranın propaganda amaçlı kullanılışının ilk örneğidir.
  • M.Ö. 350 civarı: Yunanistan'da riskli işlerin dışında normal faiz oranı %10'dur. Demosthenes'e göre sıradan işler için faiz oranı %10'dur. Gemi kiralama gibi riskli işlerde bu oran %20 ile %30 arasındadır.
  • M.Ö. 336–323: Büyük İskender'in hükümdarlığı. Anadolu'nun fethinin Büyük İskender'e günlük maliyeti yaklaşık 20 talent (=para ve tartı sistemi) veya yarım ton gümüşe eşittir. Daha sonra oldukça büyük bir hacimde olan Pers hazineleri ele geçirilir. Para basımı ve askerlere yapılan ödemeler imparatorluk içindeki ticarete büyük etki yapar. Büyük İskender aynı zamanda gümüş ile altın arasındaki değişim oranını da "10 ünite gümüş = 1 ünite altın" şeklinde basite indirgemiştir.
  • M.Ö. 323–30: Mısır'da Ptolomies'in imparatorluğu. Çok önceleri Mısır, Yunan kontrolü altındayken kıymetli metallere ilaveten tahıl da kullanıldı ve ulusal tahıl ambarları banka gibi çalıştılar. Ptolomies, yerel depo emanet sistemini İskenderiye'deki merkez bankası ile tamamen ciro sistemine entegre etti. Ödemeler bir hesaptan diğer hesaba transfer yoluyla ve para geçişi olmadan yapıldı.
  • M.Ö. 275: 'Aes signatum' veya bronz çubuklar Roma'da halâ kullanımdadır. Kaba bronz çubuklar sonradan yerini daha uygun olan madeni paralara bırakır.
  • M.Ö. 269: Romalılar tarafından gümüş paraların düzenli basımı yapılır ve para dolaşımı yaygınlaşır. Güney İtalya ve Sicilya'daki Yunan kolonileri ve Kartaca örneğine rağmen Romalıların madeni paraya intibakı geç olmuştur.
  • M.Ö. 218-201: Roma ve Kartaca arasındaki II.Pön Savaşı. Romalı yöneticiler, birliklere büyük miktarda para ödenmesi gerekince paranın madeninin saflığını ve ağırlığını düşürürler, bu ise enflasyona neden olur.
  • M.Ö. 200 civarı: Delos ünlü bir bankacılık merkezi oluyor. Kıraç ve verimsiz bir Yunan adası olan Delos finansal bir merkez olmak için muhteşem limanı ve ünlü Apollon Tapınağı'ndan yararlanır. Esaslı rakiplerinden biri olan Kartaca'nın Romalılara yenilmesi yükselmesinde yardımcı olur. İşlemler ciro veya kredi transferi yoluyla yapılır.
  • M.Ö. 118. Çin'de deri para kullanılır. Bunların her biri yaklaşık 1 foot2 boyutunda beyaz geyik derisinden ibaret olup 40,000 cash değerindeydiler (cash = Çin'in o zamanki asıl metal parasının adı).
  • M.Ö. 55 ve 54: Julius Caesar Britanya'ya sefer düzenler. Bu seferler sırasında Britanyalıların hala para olarak kılıç tipi yaprakları kullandıkları görülür. Bununla birlikte bazı Celtic kabileleri altın, gümüş, bronz ve potin kullanarak kendi paralarını üretmeye başlamışlardır. (potin=bakır ve teneke alaşımı)
  • M.Ö. 30 - M.S. 14: Augustus Caesar'ın hükümdarlığı. Augustus, yeni ve neredeyse saf altın ve gümüş paralar kullanarak ve yine yeni pirinç ve bakır olanları da kullanarak para ve vergi sistemlerinde reform yaptı. Buna ilaveten üç yeni vergi de yürürlüğe girdi: genel perakende satışlar vergisi, arazi vergisi ve vatandaşlık vergisi.
Rapor Et
Eski 27 Aralık 2011, 21:50

Para nedir? Nerelerde kullanılır?

#4 (link)
JéLLyBoN
Ziyaretçi
JéLLyBoN - avatarı
Para Nedir?

Para; karşılığında mal ve hizmet almaya ve vermeye; bunların ekonomik değerlerini takas etmeye yarayan üzerinde rakamsal değerler taşıyan kâğıt veya madeni ödeme aracıdır. Para genel kabul gören değişim aracına verilen isimdir. Malların birbiriyle değiştirilebilmesini sağlar.

Karşılık verme, ödeme, gelir, fiyat anlamlarına gelir. Para değer denkliğinin bir göstergesidir. Bu gösterge maddi ya da nominal değerde karşılıklar bulabilir. Maddi nitelikte paraya örnek olarak madeni para, banka teminat belgeleri ya da banknot, çek ya da senetler örnek verebiliriz. Nominal nitelikte paraya ise banka hesabındaki para ya da kredi onayını örnek verebiliriz. Para gündelik yaşamda takas aracı olarak kullanılır. Doğrudan doğruya takas yapan kişilerin ihtiyaçlarını karşılamasının yanında diğer takaslar için geçerli olması, parayı diğer takas araçlarından ayıran önemli bir özelliktir.

Çağlar boyunca para az bulunan maddelerden yapılmıştır. Değerli metallerden deniz kabuklarına ve hatta sigaraya kadar pek çok eşya veya mal para işlevi görmüştür.Parayı milattan önce Lidyalılar bulmuştur.

Para bir ülkenin para sahasına dâhil olan madeni ve banknot sistemini içeren tüm para varlığıdır. Para sahası da bir paranın yürürlük alanı anlamına gelir ve mal, hizmet takasını sağlar. Para birimi ise genellikle ülkelerin para türleriyle eş anlamda kullanılır. Bu nedenle para birimi, paranın bir alt biçimi olarak görülür. Çoğu para birimi, uluslar arası döviz piyasalarında da işlem görür. Bu piyasalardaki değerler de kambiyo ya da döviz kuru adını alır. Piyasada bulunan neredeyse tüm nominal para değerleri, ana birim ve bunun yüzde biri değerinde olan alt birimlerden oluşan ondalık sayı sistemine dayanır.

Günümüzde para stokunun kontrolünü yani para politikasını, hazine müsteşarlığı ya da merkez bankaları yürütmektedir. Neredeyse tüm batılı ülkelerin merkez bankaları bağımsızdır, yani hükümet merkez bankalarına ya neredeyse hiç müdahale edememekte ya da hükümetin nadiren, dolaylı ve küçük müdahalesi olabilmektedir.

Bir paranın konvertibilitesi dünya piyasalarında serbestçe alınıp-satılabilir ve değiştirilebilir olması demektir. Ayrıca bir para birimi, altın ve/ veya gümüşle tanımlanıyor ve banknot bu para birimiyle her zaman değiştirilebiliyorsa yine konvertibiliteden söz edilebilir.

Şu an dünyada yürürlükte olan resmi para birimi 160'dan fazladır (ISO 4217). Uluslararası alanda geçerliliği olan başat döviz birimi Amerikan Doları ve Avro'dur. Resmi para birimine nispeten bölgesel olan tümleyen para birimi ise takas aracı olarak kabul görür.

Halk arasında eski önemini yitirmiş bir para birimi genellikle yedek değer olur. Örneğin II. Dünya Savaşı sonrası Almanya'da ödeme ve takas aracı olarak sigaranın para birimi olarak kullanılması. Bu geçici para, kriz zamanlarında resmi para biriminin yerini tutmuştur. Para birimleri diğer devletlerin yedek para birimi olarak da kullanılmıştır. En iyi bilinen örnek; Demokratik Almanya Cumhuriyeti'nin Doğu Alman Markı yerine Alman Markı'nı kullanmasıdır.

Para ayrıca, sosyoloji, felsefe ve ekonomi alanlarının bir araştırma nesnesidir.
Rapor Et
Eski 3 Şubat 2012, 15:20

Para ve Paranın Tarihçesi

#5 (link)
Lethe
buz perisi - avatarı
1. Tarihte Para
Tarihteki ilk madeni para basımının M.Ö VII. Yüzyılda Anadolu’da Lidyalı’lar tarafından yapıldığı bilinmektedir. Tarihteki ilk madeni para olma özelliği taşıyan Lidya parası, darp suretiyle basılmıştır. Sabit bir alt kalıp üzerine konan madeni pula hareketli bir üst kalıp yerleştirerek, bir çekiçle vurmak suretiyle darp gerçekleştirilmiştir.
Tarihteki ilk madeni para basım yerinin Anadolu olması özellikle uygarlık gelişiminin göstergesi olarak oldukça önemlidir. Anadolu bu üstünlüğünü sürekli devam ettirmiştir. Dünyanın ilk büyük darphanesi Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul Simkeşhane’de kurulmuştur.

2. Hatıra Paracılığın Tarihsel Gelişimi

Hatıra para basımı, tarihsel gelişim itibariyle madeni para basımından sonra başlamış, onun bir devamı olarak gelişimini sürdürmüş ve 18'inci yüzyılın sonunda nümismatik bilim dalının kurulmasıyla da bağımsız bir para alanı haline gelmiştir.
Tarihte bilinen ilk hatıra paralardan biri, eski Yunan’da Perslere karşı kazanılan zaferin anısına M.Ö. 479 yılında tedavül parası olan gümüş Atina Tetradrahmisi’nin arka yüzündeki desenin değiştirilmesi ve söz konusu paranın çapının büyütülmesi ile basılan Atina Dekadrahmisi’dir. Roma döneminde M.Ö. 61 yılında I. Triumvira zamanında Pompei’nin zaferlerini kutlama anısına Aureus diye bilinen bir hatıra paraya rastlanmıştır. Daha sonra İmprator Augustus’un ölümü anısına çeşitli hatıra paralar çıkarılmıştır. Roma İmparatorluğu döneminde önemli olaylar, çeşitli askeri zaferler, değişik antlaşmalar için hatıra paralar çıkarılmıştır. Çıkarılan hatıra paralar genel olarak tedavülde bulunan paralardan bazılarının arka yüzlerinin değiştirilmesi, varolan paranın boyutlarının değiştirilmesi veya tümüyle o konuya özel bir paranın basılması suretiyle yapılmıştır. Bizans döneminde de, yine çeşitli önemli olayları anmak, kazanılmış zaferleri kutlamak anısına hatıra paralar çıkarılmıştır. Bizans’ta çıkarılan hatıra paralar tedavül paraların değiştirilmesi suretiyle değil, doğrudan gümüş ve altından olmak üzere ayrı hatıra para olarak basılmıştır. Bu hatıra paralar Constantinople Darphanesi’nde basılmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu’nda özel bir hatıra para uygulamasından söz etmek oldukça zordur. Ancak, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında görülmeye başlanan “seyahat paraları”nı bu kapsamda değerlendirmek olanaklıdır. Örneğin; Sultan II. Mahmut’un Edirne ziyareti nedeniyle 24. Culus yılında Memduhiye Altını tarzında basılmış olan Edirne Seyahat Altını; Sultan Abdulmecid’in Edirne Seyahati nedeniyle bastırılan seyahat altını; Sultan Abdulaziz’in Bursa seyahati için bastırılan altın ve gümüş seyahat paraları; Sultan V. Mehmed Reşad’ın Bursa, Edirne, Kosova, Manastır ve Selanik seyahatleri için altın ve gümüş olarak bastırılan seyahat paraları bunlara örnek olarak verilebilir.

3. Nümismatik Biliminin Tarihsel Gelişimi

Nümismatik sözcüğü, para anlamına gelen Latince nümisma sözcüğünden gelmektedir. Para, madalya ve jetonların betimlenmesi ve tarihiyle uğraşan bilimdir. İlk antik para koleksiyonları, Rönesans döneminde, Roma ve Yunan tarihindeki ünlü kişilerin portrelerini araştıran hümanistler tarafından oluşturuldu. Bu koleksiyonlara zamanla eski siteler tarafından bastırılan, yorumlanması daha güç paralar da katılmaya başladı. Daha sonraları, Yeniçağ para ve madalyaları da toplandı. Tüm bu nesnelerin anlaşılması ve sınıflandırılması, nümismatik biliminin temelini oluşturur. G. Budé’nin De asse (1514) adlı yapıtından bu yana, paraları her yanıyla ele alan birçok inceleme yayımlanmıştır.
Nümismatik, 18'inci yüzyıl sonundan itibaren Arkeoloji bilim dalının alt bilim dallarından biri haline gelmiştir. Bu bilim dalı; madeni paraların (sikkelerin) tarihsel geçmişi, taşıdıkları özellikler, basım teknikleri, basıldıkları madenlerin özelliği, üzerlerinde bulunan yazı ve figürlerin analizi, paranın basıldığı dönemin ekonomik, toplumsal ve siyasal yapısının araştırılması gibi çok değişik konuları kendisine ana konu olarak seçmiştir.
Nümismatik bilimi; arkeoloji, paleografi, din tarihi, mitoloji, kronoloji, metroloji, coğrafya, ekonomi, ekonomi tarihi, siyasal tarih, sosyoloji gibi bilim dallarıyla çok yakın ilişki içinde bulunur.

Fatih Sultan Mehmet Tarafından 882 Yılında Bastırılmış Altın Sikke
test_clip_image001

KAYNAK: İbrahim Artuk, “Nümismatik İlmi ve Faydalarına Kısa Bir Bakış”, Türk Nümismatik Derneği Bülteni, Bülten No.9, İstanbul, 1982, s.10.


Nümismatik biliminin ana konusu olan sikkeler bizlere aşağıdaki yararları sağlar:
  1. Kaybolmuş uygarlıkların, kentlerin ve yerleşim yerlerinin kesin olarak belirlenmesine katkı sağlar.
  2. Özellikle tarihsel süreç içinde egemenliği elinde tutmuş kişilerin ve ailelerin soylarını bildirir.
  3. Çeşitli nedenlerle tarihsel süreç içinde yok olmuş anıt ve yapılara ilişkin kanıtlar sunar.
  4. Yerleşim yerlerine, yönetenlere verilmiş ad ve unvanları gösterir.
  5. Hükümdarların saltanatlarının başlangıç tarihlerinin, almış oldukları unvanların ve sanların, dönemleri boyunca yaptıkları işlerin, kazandıkları zaferlerin ya da yenilgilerin kesin biçimde belirlenmesine yardım eder.
  6. Soyu tükenmiş bitki ve hayvanların varlıklarını bildirir ve kanıtlar.
  7. Sikkenin basımında kullanılan madenin türüne göre o toplumun, o dönemdeki ekonomik durumu konusunda ciddi ipuçları sağlar.
  8. Yazılı tarihlerde anlatılan olayların kanıtlanmasına yardım eder.
  9. Sikkenin basıldığı dönemin dinsel inançları konusunda bilgi verir.
  10. Sikkeyi basan devletin egemenlik alanlarının tespitinde ciddi delil niteliği taşır.
Türkiye’de nümismatik biliminin gelişime bakıldığında; Abdüllatif Suphi Paşa (1818-1886), ilk Türk nümismatı olarak karşımıza çıkmaktadır. Türk nümismatik tarihi açısından önem taşıyan diğer bazı adlar şöyledir:
  1. İsmail Galib Bey (1848-1895)
  2. Halil Edhem Eldem (1861-1938)
  3. Ahmed Tevhid (1869-1940)
  4. Behzat Haki Butak (1891-1963
  5. George Carpanter Miles (1904-1975)
  6. Cüneyt Ölçer (1925-1990)
Nümismatik (para) bilimi, koleksiyonculukla koşut bir gelişim içindedir. Koleksiyon, sözcük kökeni olarak Fransızca collection sözcüğünden gelmedir ve Türkçe’de de koleksiyon olarak kullanılmaktadır. Koleksiyon sözcük anlamı olarak; “öğrenme, yarar sağlama veya zevk amacıyla bir araya getirilmiş ve özelliklerine göre sınıflara ayrılmış nesnelerin bütünü, derlem” anlamına gelmektedir. Cumhuriyet dönemi madeni paralarının ve hatıra paralarının koleksiyonunu yapmak konusunda daraltıcı, sınırlayıcı veya yasaklayıcı herhangi bir yasal düzenleme söz konusu değildir. Ancak, Cumhuriyet öncesi döneme ait sikkelerin koleksiyonu, devri ve satışı 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na tabidir. Anılan Yasanın 23’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 4’üncü fıkrası uyarınca; Osmanlı Padişahlarından Abdülmecit, Abdülaziz, V. Murat, II. Abdülhamit, V. Mehmet Reşat ve Vahidettin’e ait aynı çağdaki sikkeler, bu Yasaya göre tescile tabi olmaksızın yurtiçinde alınıp satılabilirler. Yasanın bu hükmünden de açık olarak görüldüğü üzere, bu padişahlar dışındaki dönemlere ait sikkelerin anılan Yasanın 7’inci maddesine göre tescil işlemine tabi tutulmaksızın yurtiçinde alınıp satılması yasaktır. Bir başka deyişle, para koleksiyonculuğu ile uğraşanların, 2863 sayılı Yasayı ve bu Yasa kapsamında çıkarılmış yönetmelikleri çok iyi bilmeleri ve bunlara uygun olarak koleksiyonlarını yapmaları gerekir. Ancak, daha önce de belirtildiği üzere, Cumhuriyet dönemi madeni paraları ve hatıra paraları için şu anda 2863 sayılı Yasa kapsamında herhangi bir tescil işlemi veya sınırlayıcı hüküm söz konusu değildir.
Para koleksiyonculuğu, dünyanın özellikle çok gelişmiş ülkelerinde (ABD, Kanada, İngiltere gibi) oldukça yaygındır. Anılan ülkelerdeki nümismatik derneklerine veya örgütlerine çok sayıda insan üyedir. Ciddi anlamda para koleksiyonculuğu, derin bir kültürel altyapıyı, yoğun araştırma yapmayı, nümismatik biliminin ortaya çıkardığı gerçekleri yakından izlemeyi, arkeolojik alanda yürütülen çalışmalarla yakından ilgilenmeyi zorunlu kılan bir uğraştır. Para koleksiyonculuğu, sadece ekonominin kıtlık (nedretlik) kuralından yola çıkılarak salt bir servet biriktirme olgusu olarak yürütülemez. Bu uğraş; insanın çok yönlü olarak kendisine yatırım yapmasını ve kendisini geliştirmesini zorunlu kılan özel nitelikli bir uğraştır.
Türkiye’de ise para koleksiyonculuğu gelişmekte olan bir uğraştır. Henüz yeteri düzeyde yaygınlık kazanmamıştır. Şu an için gelişmiş ülkelerle karşılaştırılmayacak ölçüde çok az sayıda insan tarafından para ve hatıra para toplanmaktadır. Güncel hatıra para koleksiyonculuğu Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü önderliğinde sürdürülmektedir. Hatıra para koleksiyonu yapmak isteyenler Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü Koleksiyon Servisine üye olmaktadırlar. Buraya üye olanlar; çıkan hatıra paralardan öncelikli olarak ve sürekli biçimde haberdar edilirler. Ayrıca, kontenjanlı olarak sınırlı sayıda üretilen hatıra paraları ve hatıra paralı Darphane ürünlerini sadece üyelerin alması olanaklıdır.

4. Cumhuriyet Dönemi ve Hatıra Para
Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti, madeni ilk paralarını 1924 yılında basmıştır. Tedavüle çıkarılan ilk madeni paralar; 100 Para, 2 ½ Kuruş, 5 Kuruş, 10 Kuruş olmak üzere dört paradan oluşuyordu. Bu seriye 1925 yılında 25 Kuruş eklenmiştir. 100 kuruş ve 1 Lira 1934 yılında tedavüle sürülmüştür. 1 Kuruş ve 50 Kuruş ise, 1935 yılında tedavüle çıkarılmıştır. Cumhuriyet döneminin en küçük madeni parası olma özelliğini taşıyan 10 Para ise ilk kez 1940 yılında basılmıştır. Bu en küçük küpürlü madeni para, 1941 ve 1942 yıllarında da basılmıştır. Madeni para serisine 1960 yılında 2 ½ Lira katılmıştır. Madeni 5 Lira 1974 yılında, 10 Lira 1981 yılında, 20 Lira 1984 yılında, 25 Lira 1985 yılında, 50 Lira 1984 yılında, 100 Lira 1984 yılında 500 Lira 1989 yılında, 1000 Lira 1990 yılında, 2500 Lira 1991 yılında, 5000 Lira 1992 yılında, 10.000 Lira 1994, 25.000 Lira 1995 yılında, 50.000 Lira 1996 yılında, 100.000 Lira 1999 yılında, 250.000 lira 2002 yılında tedavüle çıkarılmıştır.
Cumhuriyetin kuruluşundan 1970 yılına kadar hatıra para olarak herhangi bir para çıkarılması söz konusu olmamıştır.
1264 sayılı Madeni Ufaklık ve Hatıra Para Bastırılması Hakkında Kanun, 28.05.1970 tarihinde TBMM’de kabul edilmiş ve 06.06.1970 tarih ve 13512 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Söz konusu Yasanın 1’inci maddesi uyarınca; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı memleket ekonomisinin gelişimine paralel olarak tedavüle gereği kadar madeni para çıkartmaya yetkilidir. Milli ve milletlerarası önemli tarihi, bilimsel, kültürel ve sanat olayları ile anmaya değer diğer olay ve günleri belirtmek ve muhtelif alanlarda ün yapmış Türk büyüklerini anmak amacıyla ve Hükümetçe lüzum ve faydası takdir edilecek diğer sebep ve vesileler dolayısıyla madeni hatıra para da çıkartılabilir.
Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü, Maliye Bakanlığı'nın ana hizmet birimlerinden birisi olarak 2996 sayılı Maliye Vekaleti Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun çerçevesinde görevlerini yürütmekteydi. Hazine birimlerinin 1983 yılında Maliye Bakanlığı bünyesinden ayrılarak Başbakanlığa bağlı Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı haline getirilmesiyle birlikte Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü de anılan Müsteşarlığa bağlanmıştır. Bunun üzerine çıkarılmış olan 234 sayılı Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünün Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarılmıştır. Söz konusu KHK’nin “Görev” başlıklı 2’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, ilgili yasalar gereğince Hazine Müsteşarlığı’nca tedavüle çıkarılması kararlaştırılan madeni ufaklık para ve madeni hatıra paraları basmak ve dağıtmak görevi Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü’ne verilmiştir.
Hatıra para çıkarılması, 1264 sayılı Yasanın birinci maddesinin ikinci fıkrası hükmü ile hukuki çerçevesine kavuşmuştur. Bu hukuki ve yasal çerçevenin oluşmasından sonra Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü, ilk hatıra para olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi 50. Yılı anısına aşağıda özellikleri gösterilen parayı çıkarmıştır. Bu para Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk hatıra parası olma özelliğini taşıdığı için önemlidir.

test_clip_image002

Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü, genç kuşaklara eski paraların tanıtılması ve o dönem tarihinin anımsatılması amacıyla Cumhuriyet Dönemi tedavül madeni paralarını orijinal kalıplarını kullanarak kıymetli madenden (altın ve gümüş) yeniden basmaya ve Nostaljiadı altında hatıra para seti olarak satmaya başlamıştır. Bu kapsamda ilki 2000 yılında 7’li set halinde; 100 Kuruş (1934) gümüş, ½ Kuruş (1948) altın, 1 Kuruş (1949) altın, 2 ½ Kuruş (1950) altın, 25 Kuruş (1951) altın, 2 ½ Lira (1965) gümüş, 5 Lira (1975) gümüş olarak piyasaya sunulmuştur. Bu seriyi, 2002 yılında tamamı gümüş olarak ve yine orijinal kalıplar kullanılarak basılan 1935 yılının 5 madeni parasından oluşan 1935 Yılı Nostalji Seti izlemiştir. Nostalji setlerinin üçüncüsü Cumhuriyetin 80’inci yılının kutlanacağı 2003 yılında çıkarılacak ve bu sette 1936-1950 arasında tedavül etmiş 13 adet madeni para yer alacaktır. Söz konusu paralar, önceki nostalji setlerinde olduğu gibi yine orijinal kalıpları kullanılarak ve 925 ayar gümüşten basılacaktır.
Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü, 1264 sayılı Yasanın çıktığı 1970 yılından bu yana Cumhuriyet’in kuruluş yıldönümlerini değişik ve çok özel nitelikli hatıra paralarla anmış ve tarihe iz düşmüştür. 1970 yılından itibaren Cumhuriyet’in kuruluş yıldönümü kutlamaları anısına çıkarılmış olan hatıra paralar şöyledir:




Cumhuriyetin 50. Yılı Hatıra Paraları (1973)
test_clip_image003 test_clip_image004
test_clip_image005
test_clip_image006
Cumhuriyetin 60. Yılı Hatıra Parası (1983)
test_clip_image007

Cumhuriyetin 70.Yılı Hatıra Parası (1993)

test_clip_image008

Cumhuriyetin 75. Yılı Hatıra Paraları (1998)
test_clip_image009


5. Sonuç
Bir çağdaşlaşma ve yaşam biçimi olan Atatürk Devrimlerinin en önemlisi olan Cumhuriyet, her alanda Türk yurttaşlarını olumlu yönde etkilemiş ve geliştirmiştir. Bu kapsamda, nümismatik alanında da, bizzat ulu önder Atatürk’ün talimatlarıyla büyük hamleler yapan arkeoloji biliminin gelişimine koşut olarak büyük gelişmeler yaşanmaktadır. Arkeoloji ve nümismatik alanında yaşanan gelişmenin ülkemizdeki para koleksiyonculuğuna da olumlu etkilerinin olması beklenmektedir. Bu olumlu gelişmenin olabilmesi için, bu alanda önderlik yapan Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü büyük çaba göstermektedir. 1970 yılından itibaren başlayan hatıra para emisyonunun dünya standartlarında bir boyut ve nitelik kazanması için ileri teknoloji ürünü hatıra para üretim makinelerine ve sistemlerine sürekli yatırım yapmaktadır. Ayrıca, ülkemizdeki hatıra para koleksiyonculuğunun yaygınlaşması için gereken her türlü bilgilendirme ve yardım işlemini yapmakta; koleksiyon ürünlerinin daha çekici, daha nitelikli ve daha çeşitli hale gelmesi için sürekli çaba göstermektedir.
Türkiye’de para koleksiyonculuğunun gelişmiş ülkeler düzeyine gelebilmesi için başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere, üniversitelere, yazılı, görsel ve işitsel iletişim organlarına, müzelere, bankacılık ve finans alanında etkinlik gösteren bütün kamu ve özel kesim kurum ve kuruluşlarına büyük görevler düşmektedir.






Rapor Et
Eski 23 Şubat 2012, 15:30

Para ve Paranın Tarihçesi

#6 (link)
sisi
Ziyaretçi
sisi - avatarı
69558

PARANIN ÇEŞİTLERİ


İlkel toplum biçimlerinden modern topluma geçişi süresi içinde para olarak kullanılan araçların niteliği değişmiştir. Tarihi gelişim süresince çeşitli uygarlıkların uygulamaya koyduğu para türleri aşağıdaki şekilde aşamalı olarak 7 grupta ele alınabilir.

1- MAL PARA: malın malla değiş tokuş edildiği ilkel toplumlarda değişim ölçüsü olarak tuz tütün deri kurutulmuş balık ve hayvan başı gibi değeri olan mallar kullanılmıştır.

2- MADEN PARA: “altın ve gümüş sikkeler”in para olarak kullanılmasıdır. Bu iki değerli ****lin diğer mallara göre kıt olması, çabuk bozulmaması ve değer kaybetmeden küçük parçalara bölünebilmesi “mal para”dan “maden para”ya geçişi kolaylaştırmıştır. Altın ve gümüş para, bu aşamada mal değerine eşit bir nitelik göstermektedir. Osmanlı imparatorluğunun ilk döneminde 1314 yılından “akçe” adı verilen, 1,5 dirhem ağırlığında gümüş para basıldı. İlk altın para ise, Fatih Sultan Mehmet zamanında tedavüle çıkarıldı.

3- ALTIN ve GÜMÜŞE BAĞLI KAĞIT PARA: halkın, maden para olarak kullanılan altın ve gümüşü yanında taşıma yerine güvenilir sarraf ve bankalara yatırılıp, maden para karşılığında aldıkları belgeyi (sertifikayı) kullanması ile ortaya çıkmıştır. Batı Avrupa ülkelerinde görülen uygulamada, altın ve gümüşü %100 temsil eden bu kağıt paralar, farklı kuruluşlarca düzenlenmiş olmalarına karşın büyük çoğunluk tarafından kabul edilmiş ve kullanılmıştır.

4- BANKNOT: altın ve gümüşe bağlı kağıt paralarla olduğu gibi %100 karşılığı bulunmayan resmi yada özel kuruluşlarca piyasaya çıkarılan kağıt paralardır. Özellikle altına bağlı para uygulanması sonunda, altın miktarının ekonominin para ihtiyacına cevap verecek düzeyde artmaması ve altın karşılığında bankaların dağıttığı belgelerin halk tarafından benimsenmiş olması devlet ve bankaların altın karşılığı olmadan kağıt para (banknot) çıkartmalarına yol açmıştır. Böylece karşılığı altın olana belgeler yerine piyasada “banknotlar” yani banka senetleri dolaşmaya başlamıştır. İngiltere’de doğup serbestçe gelişen bu uygulamada, sonraları devletin müdahalesine yol açmıştır.

5- KAĞIT PARA: günümüzde modern ekonomilerde egemen olan para çeşididir. Her ülkede yetkili kılınan banka (merkez bankası) tarafından basılan ve karşılığı olmayan bu kağıt paraların,ülke içerisinde kabulü zorunludur. Esas para niteliğinde olan bu kağıt paraların sınırsız ödeme gücü vardır. Ülke dışındaki değeri ise parayı çıkaran ülkelerin dış ekonomik ilişkilerindeki başarısına bağlı olarak değişmektedir.

Her ülke siyasal bağımsızlığını simgeleyen ulusal para birimini seçme ve basma yetkisine sahiptir. Tedavüle çıkarılacak kağıt para miktarını o ekonominin ihtiyacına göre ve yasalar çerçevesinde yetkili “kurul” ya da “kuruluş” belirlemektedir. Örneğin Türkiye’de kağıt para basma yetkisi 1211 sayılı “T.C. Merkez Bankası Kanunu” ile Merkez Bankasına verilmiştir.

6- UFAKLIK veya BOZUK PARA: kağıt para gibi yasal olmakla birlikte tam olarak kağıt paranın yerini tutmayan yardımcı paradır. Gümüş,bakır, nikel gibi madenlerden yapılan bu ufaklık paraların maden değeri, üzerinde yazılı değerlerin altındadır. Doğrudan Maliye Bakanlığına bağlı bir kuruluş tarafından basılır. Küçük ve kesirli alışverişlerde kullanılan bu “ufaklık para”lar yasa tarafından belirlenmiş sınırlar içinde ödemelerde kullanılır. Alacaklılar, ödemeler sırasında saptanmış sınır üstünde ufaklık para kabulüne zorlanamaz. Örneğin: Türkiye’de ufaklık paraların üst sınırı, üzerlerinde yazılı değerlerin 50 katıdır.

7- BANKA PARASI yada KAYDİ PARA: bankalarda vadesiz mevduat şeklinde hesapları olanların, kağıt para ile ufaklık para kullanmadan ödemeler bulunmalarıdır. “banka parasının” maddi varlığı yoktur. Bu yüzden elden ele dolaşmaz hesaptan hesaba nakil yoluyla ulaşmış olur. Ödemeler ilgili hesaplara kayıt düşülerek gerçekleştirildiğinden, bu paraya “kaydı para” adı da verilir. Banka parasının tedavülü, yani ödemeler çek aracılığı ile olur. Özellikle gelişmiş ülkelerde halkın büyük çoğunlu kağıt para taşımak yerine alışverişlerde çek kullanmayı tercih ederler. Bu konuda yasal bir zorunluluk olmadığı için çek yerine kağıt para istemek mümkündür.


---------- Mesaj tarihi 15:30 ---------- Önceki mesaj tarihi 15:28 ----------

Rapor Et
Eski 23 Şubat 2012, 15:31

Para ve Paranın Tarihçesi

#7 (link)
woltka1001
Ziyaretçi
woltka1001 - avatarı
Para, mal ve hizmetlerin değişim aracı. Ekonomide madenî para ve banknotların yanısıra, vadesiz mevduatlar ve kredi kartları da parayı meydana getiren unsurlardan sayılır. Paranın; değişim aracı, değer ölçütü ve saklama işlevleri vardır. Nakit paranın yanısıra vadeli mevduat, devlet tahvili gibi değişim araçları da para benzeri olarak değerlendirilir.
Para değer denkliğinin bir göstergesidir. Bu gösterge maddi ya da nominal değerde karşılıklar bulabilir. Maddi nitelikte paraya örnek olarak madeni para, banka teminat belgeleri ya da banknot, çek ya da senetler örnek verilebilir. Nominal nitelikte paraya ise banka hesabındaki para ya da kredi onayı örnek verilebilir. Para gündelik yaşamda takas aracı olarak kullanılır. Doğrudan doğruya takas yapan kişilerin ihtiyaçlarını karşılamasının yanında diğer takaslar için geçerli olması, parayı diğer takas araçlarından ayıran önemli bir özelliktir.

Para sözcüğü Türkçeye, Farsça pâre (küçük parça) sözcüğünden geçmiştir.
Para bir ülkenin para sahasına dâhil olan madeni ve banknot sistemini içeren tüm para varlığıdır. Para sahası da bir paranın yürürlük alanı anlamına gelir ve mal, hizmet takasını sağlar. Para birimi ise genellikle ülkelerin para türleriyle eş anlamda kullanılır. Bu nedenle para birimi, paranın bir alt biçimi olarak görülür. Çoğu para birimi, uluslar arası döviz piyasalarında da işlem görür. Bu piyasalardaki değerler de kambiyo ya da döviz kuru adını alır. Piyasada bulunan neredeyse tüm nominal para değerleri, ana birim ve bunun yüzde biri değerinde olan alt birimlerden oluşan ondalık sayı sistemine dayanır.
Günümüzde para stokunun kontrolünü yani para politikasını, hazine müsteşarlığı ya da merkez bankaları yürütmektedir. Neredeyse tüm batılı ülkelerin merkez bankaları bağımsızdır, yani hükümet merkez bankalarına ya neredeyse hiç müdahale edememekte ya da hükümetin nadiren, dolaylı ve küçük müdahalesi olabilmektedir.
Bir paranın konvertibilitesi dünya piyasalarında serbestçe alınıp-satılabilir ve değiştirilebilir olması demektir. Ayrıca bir para birimi, altın ve/ veya gümüşle tanımlanıyor ve banknot bu para birimiyle her zaman değiştirilebiliyorsa yine konvertibiliteden söz edilebilir.
Şu an dünyada yürürlükte olan resmi para birimi 160’dan fazladır(ISO 4217). Uluslararası alanda geçerliliği olan başat döviz birimi Amerikan Doları ve Avro’dur. Resmi para birimine nispeten bölgesel olan tümleyen para birimi ise takas aracı olarak kabul görür.
Halk arasında eski önemini yitirmiş bir para birimi genellikle yedek değer olur. Örneğin II. Dünya Savaşı sonrası Almanya’da ödeme ve takas aracı olarak sigaranın para birimi olarak kullanılması. Bu geçici para, kriz zamanlarında resmi para biriminin yerini tutmuştur. Para birimleri diğer devletlerin yedek para birimi olarak da kullanılmıştır. En iyi bilinen örnek; Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin Doğu Alman Markı yerine Alman Markı’nı kullanmasıdır.
Paranın dört temel işlevi

Paranın değişim aracı işlevi: Para bir hak ölçüsüdür. Altın karşılığı para kullanan bir devlet ne kadar para basarsa Merkez bankasına o değerde Altın stoklaması veya koyması lazımdır. Günümüzde Türkiye herhangi bir karşılığı olmayan "fiat" sistemine dahildir.
Paranın ticari işlemlerdeki fonksiyonu tam burada ortaya çıkar. İki malın değişiminde para, bir üçüncü mal olarak araya girer ve değişim iki bölüme ayırır. A malı verilip karşılığında para alınır, başka bir yer ve zamanda ise para verilip B malı alınır.
Paranın bu şekilde mal değişimini iki bölüme ayırması, paranın bir değişim (mübadele) aracı olma işlevidir.
Paranın hesap ve değer birimi işlevi: Paranın hesap ve değer birimi olarak işlevi, onun bir değişim aracı olma işlevinden kaynaklanır. Farklı malların değişiminde değişim oranları para ile belirlenir. Öte yandan para sayesinde iktisadi değerlerin tek bir ölçü birimiyle ifadesi de sağlanır. Özellikle işlemlerin kaydının tutulmasında paranın bu işlevi zorunludur.
Paranın değer biriktirme ve spekülasyon işlevi: Para, arz ve talebin rahatlıkla karşılanmasını sağlar.Sermaye birikimi ve yatırım aracı olarakta kullanılır.
Paranın bir iktisat politikası aracı olması işlevi: Gelişmiş bir para ekonomisine sahip ülkelerin para otoriteleri 20. Yüzyılda sıklıkla, faiz oranları ve para arızını kontrol etmek yoluyla, paranın bir iktisat politikası aracı olarak kullanmışlardır.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.579 saniyede (91.98% PHP - 8.02% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 06:03
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi