| | #1 (mesaj-linki) | |
| İş Yaşamı Günlük yaşantımızda iş yapma veya çalışma herkes tarafından normal karşılanan bir olgudur.. Ama geçmiş dönemlerde her toplum için böyle değildi. Örneğin Eski Yunanistan’da çalışmak,seçkin sınıf için kabul edilemez bir eylemdi. Bazı toplumlar ise çalışmayı yorucu bir zorunluluk olarak görüyordu. Çalışmaya dinsel nitelik kazandırarak ilk günahın sonucu şeklinde algılıyanlar da vardı. Bilimsel araştırmaların yavaş yavaş başladığı,dogmaların sorgulanması için bağnaz düşünce kapılarının aralandığı dönemlerde ekonomik ilişkiler de yeni nitelikler kazandı. Zira,katı feodal üretim tarzında kapitalizmin ilk elemanları kendisini göstermeye başlamıştı. Böylece Protestanlık ve özellikle John Calvin’i izleyen Püritenler,çalışma konusuna bambaşka yorumlar getirdiler. Onlara göre çalışmak,yaşamın temelidir. Tanrı’ya tapmanın en iyi yolu,kişinin kendi mesleğini en kusursuz biçimde yapmasıydı. Konuya dinsel açıdan yüce bir konum veren bu görüşler,aksi durumu,yani çalışmamayı elbette günah olarak niteleyecekti. Diğer taraftan,19.yüzyılda ütopyacı sosyalistler de bu dinsel içerikli görüşleri toplumda sürdürüyorlar ve emeğin saygınlığı,çalışmanın değeri gibi kavramları geliştiriyorlardı. O günlerde artık,üretimin kar için değil,kullanım için yapılması ve böylece ‘yaşamak için çalışmak’ yerine,insanların ‘çalışmak için yaşamaları’ gerektiği gündeme gelmişti,yani,çalışma sayesinde ekonomik ödül dışında bir doyum sağlamanın mümkün olduğu söz konusuydu. * 20.yüzyılın ilerleyen yıllarında düşünürlerin öne sürdükleri kuramlar,insanın toplumsal bir varlık olduğu temelinden yola çıkıyordu. Onlara göre insanların çalışma nedeni,bu eylemin yapılış biçimi kültürel ve toplumsal konularla birlikte irdelenmeliydi. Başka bir deyimle, insanlar ancak toplum içinde var olabildikleri için,neden ve nasıl çalıştıkları da toplumla ilgili olmalıydı,bu nedenle konuya kültürel ve toplumsal açılardan bakmak gerekirdi. Çağdaş toplumlarda çalışma konusundaki açıklamalar daha dinamik ve gerçekçidir. Yapılan yorumlara baktığımızda ekonomik ve toplumsal öğelerin yanı sıra ruhsal etkenlerin de inceleme konusu olduğunu,çalışmanın karmaşık bir bileşim halinde sergilendiğini görürüz. Böyle bir açıklama tarzı toplumların evrimleri ile birlikte gelişmiştir. Nitekim,ev üretiminin yapıldığı basit toplumlarda insanlar kendilerinin yanı sıra ailelerinin de ihtiyaçları için çalışırlardı. Yani amaç aile olarak ihtiyaçların giderilmesiydi. Nitekim bir birey,kendi ailesinin gereksinimini sağlayamadığı zaman bağlı bulunduğu kabileden bu aileye yardım gelirdi. Günümüzün para ekonomilerinde ise sistemin amacı,insanların kendi ihtiyaçlarını karşılamaları için çalışmalarıdır. Aslında çalışma nedeni insanların tümünde aynı amaçlar için değildir. Para kazanıp bu parayla gereksinimlerini karşılayan kişilerin yanı sıra,sırf para kazanmak için çalışanlar da vardır. Aslında insanların büyük bir çoğunluğu için para bir araçtır,yani ihtiyaçlarının karşılanması için çalışılır,para kazanılır,sonra harcanır. Sırf para kazanmak için çalışanlar ihtiyaçları karşılanmış durumdadırlar,veya belli bir miktar fazla para yeterli olacaktır. Bu gibi kişilerin çalışmaları ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile değil,amaç olarak belirledikleri para kazanma eyleminin kendisidir. Diğer çalışma nedenleri arasında itibar ya da güç sahibi olma isteği vardır. Toplumsal bir amaç veya sadece daha geniş bir çevre ile ilişki kurma gayesiyle eylemde bulunan bu insanlar için doyum,fiziksel olduğu ölçüde entelektüel niteliktedir. * Bizler,günümüzde çalışma eyleminin karşılığını para kazanmak şeklinde değerlendiriyoruz. Aslında her çalışmanın para için olmadığını,örneğin hobilerimiz için çalışıldığını da biliriz. Gene de çalışma karşılığı deyince ortak paydanın para olduğunu peşinen kabullenmiş durumdayız. Ancak toplumbilimde konular tarihle bağlantılı olarak ele alınınca bazı kavramların anlamı daha geniş tutulur. İncelediğimiz konuya da toplumların geçmişini katmak istersek paranın anlamını genişletmek gerekir. Yani çalışma ve çalışma karşılığı dediğimizde ortak payda bu kez,maddi ödül olur. Eski dönemlerde değişim aracı olarak paranın kullanılmadığını,takas sisteminin uygulandığını biliyoruz. O zamanlarda da insanlar üretim yapıyorlardı,ürünlerinin karşılığında ihtiyaçları olan malları talep ediyorlardı. Günümüzden farklı yönleri, para olgusunu bilmedikleri için mallarını başka mallarla değiştirmeleriydi. Özellikle köylülerden toplanan vergiler ayni olarak,yani onların ürünlerinin doğrudan doğruya alınması şeklindeydi. Bilim,teknoloji ve üretim sürecinin gelişmesi,maddi ilişkileri geliştirdi Aynı zamanda üretilen malların ülke çapında tüketimi ekonomik açıdan önem kazandı. Parasal ödülün,yani çalışma karşılığının artık sadece para olmasının yaygınlaşması kitle boyutunda tüketim ile paralel hale geldi. | |
|
![]() |
| Etiketler |
| yaşamı |
İş Yaşamı Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Yıldızların Yaşamı ve Sonu | asla_asla_deme | Uzay Bilimleri | 4 | 28-09-2009 17:03 |
| Paradigmaların insan yaşamı ve düşüncesindeki etkileri nelerdir? | Ziyaretçi | Soru-Cevap | 1 | 14-12-2008 20:43 |
| Osmanlı'da halkın yaşamı nasıldı? | jmhythys | Soru-Cevap | 1 | 23-11-2008 15:57 |
| 1200'lü yıllarda Türkler'in sosyal yaşamı nasıldı? | Ziyaretçi | Soru-Cevap | 1 | 21-11-2008 00:31 |
| Zack ve Cody'nin Lüks Yaşamı | KisukE UraharA | Yabancı Diziler | 0 | 08-09-2008 20:15 |