Din Felsefesi Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Felsefe
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 14-04-2007   #1 (mesaj-linki)
BLacK_HawK - avatarı
Din Felsefesi



Din Felsefesinin Tanımı

Düşünce tarihinde felsefe, dini ve ahlaki bilgilerin, inançların eleştirisi olarak ortaya çıkmıştır. Buna karşın felsefe ve din birbirine karşıt iki bilgi türü değildir. Her ikiside insan ve evren ilişkisini açıklamaya ve anlamlandırmaya çalışmaktadır. Çalıştıkları alanlarda benzerlikler çok olduğu için birbirlerinden yararlanmaları da oldukça doğaldır. Felsefe varlığın yapısı hakkında din ise sonsuzluk hakkında bir arayış içindedir. Felsefe sonsuz olanı ifade etmede kavramları, din ise sembolleri kullanır.

Din felsefesini daha net bir biçimde tarif etmemiz gerekirse “Din felsefesi, dinin felsefe olarak ele alınması, dinin üzerinde düşünme ve tartışmalarda bulunmadır” Fakat ortada felsefenin kendi yapısından kaynaklanan bir sorun vardır. Her filozof kendine göre bir düşünce yapısına sahiptir. Felsefeyi tanımlamak ne denli zorsa felsefenin alt dalı olan din felsefesini de tanımlamak bir anlamda o kadar zordur. Ama bir çok filozofun belli konular üzerinde oluşturduğu belli bir disiplin göz önünde bulundurularak; din felsefesi yapmak, dinin temel iddiaları hakkında rasyonel, objektif, geniş kapsamlı ve tutarlı bir tarzda düşünmek ve konuşmaktır diyebiliriz.

Din felsefesi yapan kişi konusuna “rasyonel” olarak yaklaşmalıdır. Yani “Tanrı’nın varlığı” “Ruh’un ölümsüzlüğü” gibi kavramları akıl gücünün imkanlarını kullanmaya çalışarak temellendirmelidir. Bu da nereye kadar başarılabilirse oraya kadar şeklindedir.
Aynı zamanda “ geniş kapsamlı” bir biçimde konulara eğilmelidir. Dinin sorunları üzerinde fikir yürütürken konuyla ilgili tarihi, ilmi, mantiki bütün verileri ele almak zorundadır. Hatta konuya ilişkin karşıt söylemlerin ne olduğuna da bakmalıdır.

Ayrıca filozofun ortaya koyduğu görüşler arasında bir tutarlılığın olması da esastır. Görüşlerde tutarsızlığı görebilmek için oldukça iyi eleştirilere ihtiyaç vardır.
Özellikle bu ve benzeri araştırmalarda dinin lehine ve aleyhine yaklaşmak yerine dini olduğu gibi incelemeye tabi tutmak “objektif” bir biçimde yaklaşmak esas olmalıdır.
Bütün bunların yapılmasındaki yegane gaye Felsefi yaklaşımın esas olarak dile getirme, açıklama, kaynaştırma, bütünleştirme ve değerlendirmedir. Din felsefesi aynı zamanda dinler üzerinde ciddi araştırmaların yapılması için özel bir basamaktır. Böylelikle din konusunda herkes başıboş bir biçimde kendi özgür görüşlerini, yorumlarını sağa, sola savuramaz.

Din tarifimizi Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam gibi üç büyük kitaplı dine göre yapmaya kalktığımızda din, kişisel ve toplumsal yanı bulunan fikir ve uygulama açısından sistemleşmiş olan, inananlara bir yaşama tarzı sunan, onları belli bir dünya görüşü etrafında toplayan bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Aslında Tanrı’nın varlığının ispatı gibi konularda bu üç büyük din birbiri ile oldukça yakın ilişki içindedir. Çünkü her biride yaratıcı kavramı açısından tek bir Yaratıcının varlığına inanma durumundadırlar. Bu nedenle bir İbn Meymun, bir Thomas Aquinas’ın Farabiden ya da Müslüman düşünürlerin, Hristiyan ya da Yahudi düşünürlerden etkilenmesi oldukça doğaldır.

Bütün bunların üstünde söylemek gerekirse felsefenin özü düşünmektir; dinin özü ise, Gazalinin deyimiyle ruhani bir zevk halini yaşamaktır(Kitabu’l Arba’in, 2.bsk. Kahire 1925, s.8vd.) Felsefenin dinle ilgilenmesi, genellikle iki şekilde olmuştur: Dini olmayan verilerden veya unsurlardan hareket ederek dini bir hükmü açıklamaya, hatta bazen kanıtlamaya çalışan yaklaşım. Örneğin, bilimsel verilere ve sonuçlarına dayanarak Tanrının varlığını ruhun ölümsüzlüğünü ispatlamaya çalışmak gibi. İkinci olarak, doğrudan doğruya din fenomeninden yola çıkarak dinin temel hükümlerini açıklamaya çalışan yaklaşım. Her iki ilginin birlikte sürdürüldüğü durumlara da oldukça sık rastlamak mümkündür.

Bu bağlamda din felsefesinin ilgilendiği problemleri şu şekilde sıralayabiliriz:

a) Metafizik ve kozmolojik problemler: Tanrı’nın varlığı ve bu konuyla ilgili lehte ya da aleyhte ortaya sürülen akli deliller. Evrenin yaratılışı. İnsanın evren içindeki yeri ve önemi. Vahyin imkanı. Ölümden sonra hayat ve ruhun ölümsüzlüğü.

b) Epistemolojik problemler: Evrenle ilgili bilgilerimizden Tanrının bilinmesine gitme çabalarının epistemolojik değir. Bir bilgi kaynağı olarak vahiy ve dini tecrübe. İnanma, bilme, şüphe etme, zan, yakin ve benzeri kavramların epistemolojik tahlil ve tenkidi. Temel dini hükümlerin doğrulanması ve yanlışlanması

c) Dini hükümlerin dil ve mantık açısından eleştiri ve incelenmesi. Din dilinin mantık açısından durumunun belirlenmesi.

d) Dinin ahlak, sanat ve ilimle olan ilişkileri. Bütün insan tecrübelerinin organik bir bütünlüğe kavuşturulması ve yeni dini düşünme sisteminin oluşturulması çabaları

e) Dinsel simgeselliğin anlamı ve önemi.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 21-06-2007   #2 (mesaj-linki)
RuYa - avatarı
Cvp: Din Felsefesi

Felsefe aslında korkulacak bir şey değildir.
Felsefe “Bilgelik” demektir…
Felsefenin temeli Antik Yunan’a dayanmaktadır, temelleri buradadır ancak diğer bölgelerde Felsefe’nin yapıladığını iddia edemeyiz. Zira Konfüçyüs’te bir Filozoftur.

Felsefe yapmak demek “Soru Sormak” demektir. “Cevap Bulmaya Çalışmak” demektir. Cevabı bulunmuş olan hiçbir soru “Felsefe”nin alanı olamaz… Çünkü “Cevabı Bulunmuş Olan” her soru “Bilim”dir.

O yüzden Felsefe “Cevap Aradığımız Sorular”dır…
Ve
“Düşünme Çabası”dır…

Peki, Dinler niçin felsefeye karşıdır…
Aslında karşı değillerdir ya da karşıtlık gibi bir durum yoktur.
Çünkü Dinler, aranan cevaplar arasında bir cevap bulduklarını iddia ederler.
Böylelikle “Felsefe” ile olan bağlarını keserler.
İşlikleri kalmaz yani…
Yani Cevapları içerdiklerini iddia ederler.
Sorular içermemeleri de, onların “Felsefelerden Ayrı” olmalarına neden olur temelde.
Ancak bu demek değildir ki, bir dine mensup insan sorgulayamaz…
Benim en sevdiğim şey: Sorulardır…
Dine dair aklınıza gelebilecek her türlü soru ve sorgulama…
Felsefe kimilerinde “Laf Oyunu” olarak adlandırılsa da, dünyayı anlamaktaki en temel unsurdur…

İlk çağlarda, bir filozof “Her Şeyi Bilen” bir kimse olarak nitelenebilirdi.
Çünkü henüz cevabı bilinebilen sorular çok çok azdı…
Üretilen cevaplar ise “Mit” olmaktan öteye gidemezdi.
Mesela blog’umdaki “Mitolojik Aşklar” bölümünde birkaç örneği var.
İnsanlar “Sesin Yankı”sının cevabını bulamamışlar ve buna cevap olarak, umutsuz bir aşk yaşayan bir su perisi imgesi üretmişler.
Ya da Kara Dut Ağacının meyvesinin lekesinin, sadece kendi yaprağıyla çok kolay çıkabilmesini de başka bir mit’e bağlamışlar…
Söylemek istediğim şu ki, anlamadığınız ve cevap bulamadığınız her konuda felsefe yapmanız kaçınılmazdır.
Ve asıl önemli olan şey; Felsefe’nin sınırlarını kavramaktır.
Felsefe için söylenebilecek en temel nokta şudur ki: Cevabı Bilinen Hiçbir Şey “Felsefe” Değildir.
Mesela “Bilim” Yankıyı ispatlayana kadar “Eko” efsanesi, üzerinde Felsefe yapılabilecek bir konu olmaktan çok uzak kalmıştır. Ne zaman ki “ses”in özelliği araştırma konusu olmuştur, işte o zaman bu mit önce Felsefe’nin alanına girmiş, sorgulanmış… Sonra da “Yankı” olayı Bilimsel olarak ispat edilmiş ve yine Felsefe’nin alanından çıkmıştır.
Yani bir cevap bulunmuştur artık…
Peki, bu “Cevap Bulmalar” nereye kadar gider…
Ve amacı nedir?
Cevap bulmanın amacı; Gerçeğe Ulaşmaktır.
Siz gerçeğe her ulaştığınızda şöyle bir yol takip edersiniz:

Öyle Olduğu Sanılan Gerçeği Kabullenme => Gerçeği Sorgulama/Felsefe => Gerçeğe Ulaşma/Bilimsellik/Felsefeden Kopma…


Bu yolu takip etmedikçe gerçeğe ulaşamazsınız.
Bu yüzden “Dinler”de gerçeğe ulaşmak için sorgulanmalıdır. Söyledikleri ölçülüp tartılmalıdır.
Şu ayrıntı unutulmamalıdır ki; “Felsefe” adını taşıyorsa bir alan, kesinlikle “Cevap”larla uğraşmaz… İşi sorularladır.

Şimdilik bu kadar yeterli diye düşünüyorum. Konu aslında tartışılmaya değer bir konu bence. Ve niye yazıldığı günden bu yana tartışılmamış anlamadım… Katkıda bulunan olursa tartışılmaya devam edilmeli diye düşünüyorum…

  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 21-06-2007   #3 (mesaj-linki)
DrAm3vLH - avatarı
Cvp: Din Felsefesi

Din felsefesi

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Git ve: kullan, ara


Felsefe Portalı
"Din felsefesi, dinin kendiliğinden varoluşsal hareketi için bir tür rasyonel bir meşrulaştırma sağlar. Kutsal, Tanrı, kurtuluş, ibadet, kurban, dua, ayin ve sembolDinin Tarihsel Fenomenolojisi) gibi dinler tarihinin temel konularını analiz eden din felsefesi, dinin, dini tecrübenin ve onun ifadesinin doğasını belirler." (bkz.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
Yok
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Din Felsefesi Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Dil Felsefesi Blue Blood Felsefe 2 13-10-2009 20:26
17. Yüzyıl Felsefesi ThinkerBeLL Felsefe 0 01-03-2009 13:53
Hıristiyanlık Felsefesi Blue Blood Felsefe 3 27-10-2008 19:12
Çin Felsefesi Blue Blood Felsefe 1 29-03-2008 19:53
Zihin Felsefesi Blue Blood Felsefe 1 09-07-2006 20:22