Fizik Bilimi Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Bilim > Fizik
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 29-10-2006   #1 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Fizik Bilimi



Fizik
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Fizik (Yunanca φυσικός (physikos) doğal, φύσις (doğa) Doğa) enerji ve maddenin etkileşimini inceleyen bilim dalıdır. Enerjinin evreninin tarihindeki birincil rolü, her maddenin, özelliklerini açığa vurmak ve dönüşümlere katılmak için enerjiyle etkileşimde bulunması ve madde en temel bileşenlerine ayrışırken enerjinin en önemli öğe olması nedeniyle fizik, genellikle temel bilimlerin anası olarak bilinir. Madde ve madde bileşenlerini inceleyen, aynı zamanda bunların etkileşimlerini açıklamaya çalışan bir bilim dalıdır. Fizik genellikle cansız varlıklarla uğraşan, fakat çok zaman canlılarla ilgilenen bilimlere de yardımcı olan bir bilim kolu olarakta anılır. Fizik kelimesi yunanca Doğa anlamına gelen terimlerden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle yakın zamana kadar fiziğe Doğa felsefesi gözüyle bakılmıştır. Astronomi, Kimya, Biyoloji, Jeoloji, v.s. de birer doğa bilimi olmalarına rağmen, fiziğin en temel doğa bilimi ve aynı zamanda bu doğa bilimlerinin en önemli yardımcıları olduğu gerçektir. Diğer taraftan Tıp, Mühendislik, v.s. gibi uygulamalı bilimlerde çok kullanılan ve bazılarının temelini oluşturan Fizik, ilk bakışta hiç ilgisi olmadığı düşünülen arkeoloji, psikoloji, tarih...v.s. konularında da önemli bir yardımcıdır. Ancak konusu bakımından Fiziğe en yakın, hatta Fizikle içiçe olan bilim öncelikle kimyadır. O halde Fizik hemen hemen tüm bilimlerin gelişmesine yardımcı olmakta ve birçok konuda onlarla iş birliği yapmaktadır. Bu işbirliğinden şüphesiz fizikten yararlanmakta ve gelişmektedir. Fiziğin en yakın yardımcısı ise Matematiktir. Matematik bilimi kısaca Fiziğin dilidir. Temel doğa bilimi olan Fizik, evrenin sırlarını, madde yapısını ve bunların arasındaki etkileşimlerini açıklamaya çalışırken Fiziğin başılıca iki metodu vardır; bunlar gözlem ve deneydir. Doğa olaylarının çeşitli duyu organlarını etkilemeleri sonucuFizikte çeşitli kolların gelişmesi sağlanmıştır. Bu sebeble görme duyusunu uyandıran ışıkla beraber Fiziğin bir kolu olan optik gelişmiştir. Aynı şekilde işitme ile akustik, sıcak soğuk duygusu ile termodinamik...v.s. fizik konuları ortaya çıkmıştır.Bunların yanı sıra elektromagnetima gibi doğrudan duyu organlarını etkilemeyen kollarıda gelişmiştir. Fiziğin 19. yüzyılın sonuna kadar geçirdiği aşamalarda geçirdiği aşamalarda her ne kadar mekanik temel ise de, birbirinden bağımsız olarak incelenen Fizik konuları kalsik fizik altında toplanabilir. 20. yüzyılın başından itibaren klasik fizik kurallarından daha değişik, ancak çok daha mantıklı ve mükemmmel sonuçlar elde edilmiştir. Bu tür modellerle olayı açıklayan Fizik kolları ise Modern Fizik adı altında toplanmıştır. Fizik eğitimi bugünde gerçeğe çok yakın sonuçlar veren Klasik Fizikle başlamaktadır
Fizik değişimin incelenmesi demektir. Fiziğin çoğu alanı, durağan (statik) olanla değil, devinenle (dinamik olanla) ilgilenir. Fiziğin amacı evrendeki "gözlenebilir" niceliklerin (enerji, momentum, açısal momentum, spin vs.) "nasıl" değiştiğini anlamaktır. "Niye" değiştiğini sorgulamak çoğunlukla felsefenin metafizik dalı veya teoloji'nin işidir.
Fiziğin evinimi anlatmak için, temel fizik kuramlarının formulasyonunda kullandığı temel araçlar Diferansiyel denklemler ve İntegro-diferansiyal denklemler olarak sıralanabilir. Hatta çoğu temel fizik kuramı sadece diferensiyal denklemler kullanarak formule edilmiştir. (örn. Newton yasaları, Maxwell denklemleri, Einstein denklemleri, Kuantum Fiziği ya da Schrödinger denklemi, Dirac denklemi).
Fizik araştırmalarının türleri
Fizik araştırmaları genellikle
Kuramsal fizik
Deneysel fizik
olarak ikiye ayrılır. Bu iki alandaki araştırmalar ise
Temel
Uygulamalı
araştırmalar şeklinde ayrılır.
Kuramsal fizik, evrenin yasalarını deneysel fiziğin gözlemlerini kullanarak açıklamaya çalışır. Deneysel fizik, önerilen kuramlardan hangisinin doğru olduğuna karar vermek için tasarlanan deneyleri gerçekleştirir. Deneysel fizik sıklıkla, hiçbir kuramı olmayan yepyeni doğa olayları da keşfeder: Elektromanyetizma ve Radyoaktivite bu şekilde keşfedilmiştir. Fiziğin yeni alanları çoğunlukla deneylerde gözlenen çelişkili ya da açıklanamayan fenomenlere yanıt olarak geliştirilir. Fiziğin yeni alanları bazen, deneysel olarak doğrulanmadan önce, tamamiyle kuramsal olarak ortaya atılır (örneğin Görelilik kuramı ya da son zamanda önerilen yeni kuramlardan M-Kuramı gibi.)
kuantum mekaniğinin ve Temel araştırmalar, yasaların pratikteki anlaşılabilirliği üzerinde yoğunlaşırken, uygulamalı fizik, adının da belirttiği gibi, varolan bilgiyi karmaşık sistemleri çözümlemek üzere pratik hayatta, ekonomide ya da başka fizik araştırmalarında kullanmaya gayret eder. Hem temel araştırmaların hem de uygulamalı araştırmaların kuramsal ve deneysel yönleri bulunur. Örneğin uygulamalı fiziğin çok verimli bir alanı Katı hal fiziğidir. Bu alanda araştırmacılar, elektromanyetizmanın temel yasalarına dayanarak, katı cisimleri oluşturan atomların davranışlarını çözümlemeye çalışır.
Fizik araştırmalarındaki gelenek ve kültür kuramsal araştırmaları özelleşme/uzmanlaşma olarak kabul etmesi nedeniyle diğer bilimlerden ayrılır. Biyoloji ve Kimya'da da kuramsal araştırmacılar bulunmasına karşın en başarılı kuramsal araştırmacılar aynı zamanda deneysel araştırmacı olmuştur ve bu bilimlerde salt kuramsal araştırmacılara karşı (bazen aleni olarak) büyük ön yargılar bulunur.
Fizik araştırma alanları
Hızlandırıcılar fiziği,
Akustik,
Astrofizik,
Atom,
molekül ve optik fiziği,
Bilgisayar fiziği,
Katı hal fiziği (ya da Yoğun madde fiziği),
Kozmoloji, Sirogenik,
Sıvı hal fiziği,
Sıvıların dinamiği,
İstatistik fizik,Polimer fiziği,
Optik,
Malzeme fiziği,
Nükleer fizik,
Plazma fiziği,
Parçacık fiziği (ya da Yüksek enerji fiziği),
Araç dinamiği
İlgili alanlar
Astronomi
Biyofizik
Elektronik Mühendislik
Jeofizik Malzeme bilimi
Matematiksel fizik
Tıbbi fizik
Fiziksel kimya
Hesap fiziği
Ana kuramlar
Fizik kuramları
Klasik mekanik,
Termodinamik,
İstatiksel mekanik,
Elektromanyetik,
Özel görecelik,
Genel görecelik,
Kuantum mekaniği,
Kuantum alanı kuramı,
Standart model
Sıvıların dinamiği
şeklide sıralanabilir.

Önerilen kuramlar
Herşeyin kuramı,
Büyük birleştirici kuram,
M-kuramı,
Sarmal kuramı,
Döngüsel kuantum yer çekimi,
Proses fiziği
Birleşik alan kuramı
bazı önerilen kuramlar arasındadır.

Fizik kavramları
Madde
Antimadde
Temel parçacık
Bozon Fermiyon
Simetri
Hareket
Korunum yasası (fizik)
Kütle
Enerji
Momentum
Açısal momentum
Spin
Zaman
Uzay
Boyut
Uzayzaman
Uzunluk
Hız
Kuvvet
Tork
Dalga
Dalga fonksiyonu
Kuantum içiçeliği
Harmonik salınıcı
Manyetizma
Elektrik
Elektromanyetik ışın
Sıcaklık
Entropi
Fiziksel bilgi
Vakum enerjisi
Sıfır noktası enerjisi
Faz geçileri
Kritik fenomenler
Kendi kendini örgütleme
Ani simetri bozulması
Süper iletkenlik
Süper akışkanlık
Kuantum fazı geçişleri
Temel kuvvetler/alanlar
Kütleçekim kuvveti
Elektromanyetizma
Zayıf nükleer kuvvet
Güçlü nükleer kuvvet
Fizik yöntemleri
Bilimsel yöntem
Fiziksel nicelik
Ölçüm
Ölçüm aletleri
Birim çözümleme
İstatistik
Ölçeklendirme
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 08-11-2006   #2 (mesaj-linki)
Blue BooL
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Fizik Bilimi

FİZİK TARİHİ


Bilimler içinde hemen de en eksiksiz olan dal fiziktir. Fizik, bir yandan, cisimlerin düşmesi, âşığın yayılması, titreşimler, sürtünmeler gibi, her gün tanığı olduğumuz çok sayıda doğal olayla ilgilenir; öte yandan, uygulama alanının çeşitliliği nedeniyle, günlük hayatımızın her zaman içindedir. Sözgelimi, fiziğin en önemli konularından biri olan elektrik olmasaydı, yaşama düzenimizin nasıl olacağını düşünebiliyor musunuz?

Dünyayı Açıklamak

Fizik bilimi, insanların doğada geçen olayları açıklama isteğinden doğdu ve İlkçağ Yunan filozoflarının bu konudaki çalışmalarıyla kuruldu. Bu filozoflar öncelikle, Dünya'nın oluşum ilkesini bulmağa çalışmışlardı. Aristoteles, su, hava, toprak ve ateşi değişik bileşimleri ve dönüşümleriyle, Evren'deki bütün bilinen maddeleri oluşturan dört temel öğe olarak kabul ediyordu. Leukippos ve Demokritos, "maddenin bölünmesi ve yok edilmesi mümkün olmayan sayısız küçük taneden, atomlardan meydana geldiğini sezinlemişlerdi.

Pithagoras ve öğrencileri akustik ile uğraşmışlar, yani ses olayının incelemelerini yapmışlar; Eukleides ise optik konusunda bir araştırma kitabı yazmıştı. Ayrıca, yansıma ve kırılma olaylarını fizik açısından inceleyen birçok filozof, ışığın nitelikleri hakkında ortaya sorular atmıştı. O çağda Yunanlılar mekanikte de hayli ileriydiler, nitekim Arkhimedes'in bu alandaki buluşları büyük yankılar yapmıştı.

Bu yüz ağartıcı başlangıçtan sonra, Rönesans'ın sonuna kadar fizikte hiç bir ilerleme görülmedi. Romalılar fizik bilimine hiç bir yenilik getirmediler ve Yunan bilimini aktarmakta önemli bir aracılık görevi yapmış olan Araplar hemen de sadece optik konusunda gelişmeler sağladılar. Avrupa'da, bilimsel gelişme, XIII. yy .a kadar tamamen durdu; Rönesans süresince de fizik, öteki bilim dallarının tersine, çok az ilerleme gösterdi. Bu dönemde anılmağa değer tek bilgin, birçok buluşu olan Leonardo da Vinci oldu.

Galilerden Newton'a

Fizik ancak XVII. yy .da gelişti. Galilei dinamik ve astronomi konularını inceledi ve deneyler yapmayı, deneylerden çıkan sonuçları saptamayı ve bunları kesin matematik yasalara bağlamayı öngören deneysel yöntemi kurdu. Hollandalı Huygens sarkacı inceledi ve sarkaçlı saatleri geliştirdi, İtalya'da Torricelli'nin ve Fransa'da Pascal'ın çalışmaları atmosfer basıncını meydana çıkardı. Gassendi ile Mersenne, ses hızım ölçmeyi denediler. Işık olayları da bol bol incelendi:

Hollanda'da Snellius ve Fransa'da Descartes birbirinden habersiz kırılma yasalarını açıkladılar; Newton beyaz ışığın bileşimini keşfetti; Römer ilk defa ışığın hızını saptadı. Bununla birlikte, ışık ışınlarının niteliği gene de anlaşılamadı: ışık Descartes ile Newton'un dediği gibi küçük tanelerden mi, yoksa Huygens'in dediği gibi dalgalardan mı oluşuyordu? Bu sorunun karşılığı daha sonra gelecekti. O sıralar ancak, optik araçlar (mikroskop, gök dürbünü, teleskop) bulunup geliştiriliyordu, tıpkı barometreler ve boşaltma tulumbaları gibi. Bu çağın en önemli olayı ise, Newton tarafından evrensel çekim gücünün (yerçekimi) bulunması olmuştur.

Deneysel Fizik

Fizik XVIII. yy.da gelişti ve son derece yaygınlık kazandı. Bilginler, «fizik odaları»nda, halk önünde basit, ama gösterişli deneyler yaptılar. Bu, elektrikte ilk önemli buluşların gerçekleştiği dönem oldu: yalıtkan ve iletken cisimler arasındaki ayırım, pozitif ve negatif elektriğin ortaya çıkartılması, Amerikalı Franklin'in paratoneri icadı bu döneme rastlar. Optikte, Fransız Bouguer ışık yoğunluğunu ölçmek için fotometreyi icat etti. Nihayet, hassas termometreler de bu sıralarda yapıldı.

Uzmanlık Dalları

XIX. yy.da fizikte, mekanik ve ısı olayları arasındaki ilişkileri inceleyen termodinamik; elektrik akımlarının magnetik özelliklerini ve uygulama alanlarını inceleyen elektromagnetizma gibi yeni dallar ortaya çıktı. Aynı zamanda, «evrensel» düşünürler de artık yerlerini uzmanlara bıraktılar. Optikte, girişim (iki noktasal kaynaktan çıkan ışık ışınlarının üst üste çakışmasıyla ortaya çıkan ardışık ve almaşık parlak ve karanlık şeritler) ve polarma (bazı maddelerin yansıttığı veya kırdığı ışığın özgülüklerindeki değişim) olaylarının keşfedilmesi, Fresnel'in savunduğu dalga kuramı'nın zaferini geçici olarak sağladı. Bu arada spektroskop! ve fotoğrafçılık gibi yeni teknikler ortaya çıktı; ve görünmeyen iki ışın bulundu: kızılaltı ve morötesi.

Elektrikte, Volta'nın pili icat etmesi (1800), elektrik akımının incelenmesine yol açtı. Elektriğin özgülüklerini açıklamak için Ohm, Pouillet, Faraday, Ampere, Örsted birtakım yasalar buldular, daha sonra Maxwell bunların sentezini gerçekleştirdi. Bu kuramsal sonuçlara, telgraf, telefon, akümülatörler, elektrik lambası, dinamo gibi birçok pratik uygulama eklendi.

1880'e doğru, bazıları, fiziğin artık hemen hemen tamamlandığını söylerken, radyoelektrik dalgalar, elektron, X ışınları ve radyoaktiflik gibi bir dizi yeni buluş, yüzyılın sonunu belirledi.

Sonsuz Küçük

Fizikçiler, gözlenen olayları daha iyi anlamak için, XX. yy. başlarında, geleneksel düşünceleri altüst eden kuramlar öne sürdüler. Alman Max Planck 1900'de kuvanta (enerji «tanecikleri») kuramı'nı ortaya attı; bu kurama göre, enerji ancak aralıklı, kesik kesik yayınlanabilirdi. 1905 yılında başka bir Alman, Albert Einstein, bağıllık (izafiyet) kuramını yayımladı.

Bu yeni kuramlar, maddenin yapısının incelenmesinde geniş ölçüde ilerleme olanağı sağladı. 1913'te Danimarkalı Niels Bohr, kuvanta kuramını atoma uygulamayı önerdi ve Alman Sommerfeld 1916'da bu kuramı, bağıllık aracılığıyla tamamladı. 1924'te, ışık için önceden varılmış bir sonucu genelleştiren Louis de Broglie, her madde taneciğinin bir dalga ile birlikte bulunduğu düşüncesine dayanan dalga mekaniği iddiasını öne sürdü. Alman Heisenberg, 1925'ten başlayarak, bir taneciğin hızının ve konumunun aynı anda kesin olarak bilinmesi olanaksızlığını gösteren kendi kuvanta mekaniği'ni geliştirdi.

Bütün bu çalışmaların sentezi, 1930 yılında İngiliz Dirac tarafından gerçekleştirildi: onun bağıllık, kuvanta ve dalga mekaniği konusundaki görüşleri, çok geçmeden pozitif elektronların bulunmasıyla doğrulanmış oldu.

O tarihten sonra, atom çekirdeğinin parçalanması başarıldı ve yapay radyoaktifliğin bulunması, atom bombasının ve atom pilinin yapımına yol açtı. Günümüzde, nükleer fizik ile ortaya çıkan taneciklerin çeşitliliği, atomun ne kadar zengin olduğunu gösterdi. Öte yandan, astrofizik dalı, yıldızları yöneten mekanizmayı öğrendikten sonra, bağıllık yasalarını uygulayarak Evren'in tarihini yazmağa girişti. Böylece, fizik bilimi, kendine yeni temeller bulduktan sonra, araştırmalarını, sonsuz küçükten sonsuz büyüğe doğru genişletme yoluna girdi.
Elektrik Öpücüğü

XVIII. yy.da sürekli kıvılcım çıkartan elektrostatik makinelerin icadıyla elektrik, bazı salonlarda moda oldu. Bu salonlarda, hayvanlara elektrik vermekle veya kıvılcım yardımıyla eşyayı tutuşturmakla eğleniliyor veya yalıtkan bir tabureye çıkmış iki deneycinin, dudakları arasından şimşek çaktırmaları seyrediliyordu: buna «elektrik öpücüğü» deniyordu.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 09-09-2008   #3 (mesaj-linki)
GÜLGECELER - avatarı
Cvp: Fizik Bilimi

ARAŞTIRMALAR
DENEYSEL ARAŞTIRMALAR

Atom ve Molekül Fiziği

ATOM VE MOLEKÜL FİZİĞİ GRUBU:

Yapay olarak yaratılan veya doğal olarak mıknatıs özelliği gösteren birimler içeren maddelerin yapısal, dinamik ve manyetik özellikleri Elektron Spin Rezonans (ESR) spektrospisi kullanılarak incelenmektedir.

EPR VE DNP GRUBU:

Biyolojik yapıların ve model zarların yapısal değişimleri Elektron Paramagnetik Rezonans (EPR) spin etiketleme tekniği ile araştırılmakta, biyolojik ortamlarda kullanılacak sıvılar Dinamik Çekirdek Polarizasyonu tekniği ile incelenerek, alçak alan EPR bilgileri elde edilmektedir.

Atom ve Molekül Fiziği

ATOM VE MOLEKÜL FİZİĞİ GRUBU:

Yapay olarak yaratılan veya doğal olarak mıknatıs özelliği gösteren birimler içeren maddelerin yapısal, dinamik ve manyetik özellikleri Elektron Spin Rezonans (ESR) spektrospisi kullanılarak incelenmektedir.

EPR VE DNP GRUBU:

Biyolojik yapıların ve model zarların yapısal değişimleri Elektron Paramagnetik Rezonans (EPR) spin etiketleme tekniği ile araştırılmakta, biyolojik ortamlarda kullanılacak sıvılar Dinamik Çekirdek Polarizasyonu tekniği ile incelenerek, alçak alan EPR bilgileri elde edilmektedir.

Katı Hal Fiziği

AMORF YARIİLETKENLER GRUBU:

LCD ekranlardaki ince film transistör ağının ve bazı tür güneş pillerinin yapımında yaygın olarak kullanılan hidrojenlendirilmiş amorf silisyum ve alaşımları plazma biriktirme yöntemi ile film olarak üretilmekte, optik ve elektronik özellikleri incelenmektedir.

İKİ BOYUTLU SİSTEMLER VE UYGULAMALI AKUSTİK GRUBU:

Düşük-boyutlu yarıiletkenlerin elektronik transport özellikleri ve sıcak elektron güç kaybı mekanizmaları deneysel olarak araştırılmaktadır. İnsanlarda burun kavitesini ölçmek için geliştirilmiş akustik rinometre üzerine kuramsal ve deneysel çalışmalar yapılmaktadır.

İLERİ MALZEMELER GRUBU:

İçinde bulunduğumuz yüzyılın yeni teknolojilerine temel oluşturacak ve gezegenimizde kararlı olmayan atomik ve moleküler salkımların sentezlenmekte, bu malzemelerin elektronik ve optik özelliklerinin kullanıldığı teknolojik formlar geliştirilmektedir.

KRİSTALOGRAFİ GRUBU:

Kristal yapıda olan fakat yapısı bilinmeyen örneklerin atomik boyutlarda moleküler yapıları X-ışını kırınımı yöntemi ile saptanmaktadır. Ayrıca yağımsı, jelimsi örneklerle ve makromoleküler çözeltilerle ilgili yapı analizlerinin de yapılabileceği modern donanımlar da projelendirilmiştir.

MAGNETİK VE OPTİK İNCE FİLMLER GRUBU:

Elektron-tabancası ile plazma-kopartma yöntemleri kullanılarak tek ve çok katlı manyetik ve optik filmler hazırlanmaktadır. Hazırlanan filmlerin kalınlık, öz-direnç, magneto-direnç ve optik geçirgenlik ölçümleri yapılmaktadır.

ORGANİK ULTRA İNCE FİLMLER GRUBU:

Askeri, tıp ve diğer endustri alanlarında kullanılan inorganik malzemelere alternatif olan organik ince filmler, laboratuvarımızda nanometre skalasında özel bir teknikle üretilerek, elektriksel ve optik özellikleri incelenmektedir.

SÜPERİLETKENLİK VE NANOTEKNOLOJİ GRUBU:

Günümüz teknolojisinde önemi ve uygulama alanları sürekli artan elektriği kayıpsız geçiren üstüniletken malzemeler ile yakın geleceğin yakıtı Hidrojen’in depolanacağı, tıp ve ilaç endüstrisinde çığır açacak nano malzemeler hazırlayarak bunların fiziksel özellikleri araştırılmaktadır.

Enerji

YENİ VE TEMİZ ENERJİ GRUBU:

Güneş ve diğer temiz-tükenmez enerji konularında deneysel ve kuramsal çalışmalar yapmaktadır. H.Ü. Güneş Evi ve Bahçesi özellikle deneysel çalışmaların yürütüldüğü ve uygulamaların yapıldığı bir araştırma-uygulama laboratuvarı olarak hizmet vermektedir.

KURAMSAL ARAŞTIRMALAR


MOLEKÜLER MODELLEME GRUBU:

Makromoleküllerin, özellikle protein ve peptidlerin kararlı yapılarının 3 boyutlu şekillenimlerin bulunması ve termodinamik niceliklerin incelenmesi amacıyla hızlı ve etkin simülasyon algoritmalarının geliştirilmesi çerçevesinde çalışmalar gerçekleştirilmektedir.

SPİN VE ÖRGÜ SİSTEMLERİNDE MODELLEME GRUBU:

Son yılların en popüler konularından biri olan kuantum informasyon ve kuantum hesaplama alanlarında, klasik ve kuantum spin sistemlerinin incelenmesinde, matematiksel modelleme ve simulasyon etkin olarak kullanılmaktadır.

DİĞER KURAMSAL ÇALIŞMALAR:

Regülarizasyon, renormalizasyon ve ölçekleme teknikleri ile kuantum alanlar kuramında araştırmalar yapılmaktadır. Kozmoloji alanında nötron yıldızlarının yapıları incelenmektedir. Yüksek enerji fiziğinde, süpersimetrik yük parite kırılmasının fenomenolojik etkileri üzerinde araştırmalar yapılmaktadır. Değişik uzay zaman alanlarında Killing simetrileri ve korunum yasaları üzerinde odaklanmış gravitasyon konusunda çalışmalar yapılmaktadır. Clifford cebirlerinin sınıflandırılması ve değişik iç çarpımlarının özellikleri incelenmektedir.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 16-10-2008   #4 (mesaj-linki)
asla_asla_deme - avatarı
Cvp: Fizik Bilimi

FİZİK biliminin konusu, en genel tanımıyla, maddeyi ve enerjiyi incelemektir. Maddenin katı, sıvı, gaz ve plazma gibi değişik durumla­rı, bütün maddesel varlıkları oluşturan atom ve moleküller, atomların yapısındaki temel parçacıklar ve bu parçacıkları bir arada tutan kuvvetler fiziğin inceleme alanına girer. Bun­ların dışında, ışık, ısı, ses, radyo dalgalan ve bütün öbür enerji biçimleri, enerjinin dönü­şümü ve aktarımı, elektrik, magnetizma, küt-leçekim kuvveti ve öbür doğal kuvvetlerin rol oynadığı bütün olgular (fenomenler) fiziğin temel araştırma konularıdır.
Fizikçiler, deneylerle elde ettikleri bilgiler­den ve matematiksel yöntemlerden yararlana­rak, bu doğa olgularını açıklayabilecek kap­samlı ilkeler ya da yasalar ortaya koyarlar. Bu nedenle, bütün bilimlerde olduğu gibi fizikte de deneylerin iyi tasarlanması, büyük bir titizlikle gerçekleştirilmesi ve bütün koşulla­rın kesinlikle denetim altında tutulması sağ­lıklı sonuçlara varabilmek açısından son dere­ce önemlidir. Deneylerin güvenilir olması için, kullanılan ölçü aletleri olağanüstü duyar­lı, ölçümler çok titiz olmalı, alınan sonuçların doğruluğunu sınamak için gerekli denetleme yöntemlerine başvurulmalı ve elde edilen bütün bilgiler ayrıntılarıyla kaydedilmelidir.
Bazı fizikçiler maddenin ve enerjinin doğa­sını açıklamaya yardımcı olacak bilgileri de­neylerle toplamaya çalışırken, bazıları da doğa olgularını ve deney sonuçlarını gelişmiş matematik yöntemleriyle yorumlamaya uğra­şırlar. Bu "kuramsal" fizikçilerin ortaya attık­ları varsayım (hipotez) ve kuram'larm (teori) geçerliliği yeni deneylerle sınanır. Deney sonuçlarının, olabildiğince çok sayıda doğa olgusunu kapsayacak biçimde genelleştirilme-siyle fizik yasaları denen genel ilkelere varılır.


Fiziğin Gelişmesi

Fizik en eski bilimlerden biridir. Eskiçağlarda deneysel yöntemler bilinmediği için, ilk fizik­çiler daha çok kuramsal çalışmalar yaparlardı. Gene de, yüzyıllar sonra deneylerle varılan gerçeğe çok yakın bazı kuramlar geliştirmiş olmaları şaşırtıcıdır. Örneğin İÖ 5. yüzyılda yaşamış olan Eski Yunanlı düşünürlerden Demokritos ile Leukippos maddenin atomlar­dan oluştuğuna inanıyorlardı. Oysa atom kuramının doğruluğu ancak 19. yüzyılda ka­nıtlanabildi. Uygulamalı fiziğin başlangıcı, yani fizik ilkelerinden mühendislikte ve gün­lük yaşamda yararlanılmaya başlaması da çok eskiçağlara dayanır. Eski Mısırlılar piramitle­rin yapımında önemli fizik ilkelerinden birço­ğunu uygulamışlardı. Kaldıraç ilkesi ve özgül ağırlık gibi çok önemli buluşları olan Eski Yunan bilgini Arşimet (İÖ yaklaşık 287-212) ise ilk deneysel fizikçilerden biridir.
Sonraki yüzyıllarda matematiğin gelişmesi giderek daha karmaşık kuramların doğmasına olanak verirken, bilimsel aygıtların bulunup geliştirilmesi de çok daha duyarlı deneylerin yapılabilmesini sağladı. İtalyan bilgini Galileo Galilei (1564-1642) çok önemli kuramlar ge­liştirdi ve bunları kendi yaptığı deneylerle sınadı. İngiliz bilim adamı Sir Isaac Nevvton (1642-1727) da düşünceleri sağlam gözlemlere dayanan parlak bir kuramcıydı. Böylece Gali­leo ile Nevvton, ısı, ışık, ses, mekanik, elek­trik ve magnetizma gibi konuları kapsayan "geleneksel" ya da "klasik" fiziğin öncüleri oldular.
Atom fiziği, nükleer fizik (çekirdek fiziği), parçacık fiziği ve astrofizik gibi temel dalları içeren "modern" fizik ise 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında doğdu. 1895-1905 yılları arasında gerçekleştirilen ikisi kuramsal, üçü deneysel beş temel çalışma modern fiziğin doğuşunu hazırlayan birer dönüm noktası sayılır. Bu dönüm noktalarından ilk ikisi Alman fizikçi Max Planck'ın (1858-1947) kuvantum kuramı ile Alman asıllı ABD'li fizikçi Albert Einstein'ın (1879-1955) görelilik kura­mının yayımlanmasıdır. Fizikte yeni bir çağ açan üç deneysel çalışma ise İngiliz fizikçi Joseph John Thomson'ın (1856-1940) madde­nin en küçük parçacıklarından biri olan elek­tronu belirlemesi, Alman fizikçi Wilhelm
Röntgen'in (1845-1923) X ışınlarını tanımla­ması ve Fransız kimyacı Henri Becquerel'in (1852-1908) radyoaktifliği bulmasıdır.
Fiziğin Dalları

Fizik bilimi, kuramlarına kesinlik ve açıklık getirmek üzere büyük ölçüde matematikten yararlanırken, fizik ilkeleri de başta kimya, astronomi, jeoloji ve biyoloji olmak üzere birçok bilimde uygulama alanı bulmuştur. Kimyanın en önemli dallarından biri olan fiziksel kimya ile fiziğin temel dalları arasında sayılan astrofizik, jeofizik ve biyofizik gibi örtüşmeli alanlar bu uygulamanın ürünleridir.
Mekanik, fiziğin en eski vc en geniş kap­samlı dalıdır. Hareket halindeki cisimlerin davranışlarını ve durağan cisimlerin basınç ya da başka kuvvetler karşısındaki tepkilerini inceleyen mekanik birçok altdala ayrılır. Ci­simlerin hareketi ile kuvvetler arasındaki etkileşimi konu alan dinamik, durağan ya da denge durumundaki cisimleri inceleyen statik, sıvıların ve gazların davranış özelliklerini araştıran akışkanlar mekaniği ile katıların davranışlarını inceleyen katılar mekaniği, akışkanların hareket ilkelerini konu alan hid­rodinamik ile durgun akışkanları inceleven hidrostatik klasik mekaniğin abdallarıdır. Me­kaniğin temel kuramını büyük ölçüde Sir Isaac Nevvton'a borçluyuz. Cisimlerin yere düşmesi, sarkaçların salınımı ve gezegenlerin Güneş çevresindeki dolanından Nevvton'ın mekanik ve evrensel çekim kuramlarıyla açık­lığa kavuşmuştur.
Çok hızlı hareket eden cisimlerin davranış­larını açıklayan görelilik kuramı ile atomun yapısındaki elektron, proton gibi çok küçük parçacıkları ve dalga hareketini inceleyen kuvantum mekaniği, fiziğin bu dalının daha yeni ve çığır açıcı bölümleridir. Optik, elek­trik, atom fiziği ve nükleer fizik konularını anlayabilmek için gerekli temel kavramlar görelilik kuramı ile kuvantum mekaniğinden doğmuştur.


Msxlabs & TemelBritannica


  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 14-12-2008   #5 (mesaj-linki)
ispermecet - avatarı
Cvp: Fizik Bilimi

Teknoloji ilerleyip olanaklarımız arttıkça, kuramsal olarak açıklanan bir çok konu bugün denenebilir duruma geldi.
İlginç olan deneme sonuçlarının kuramları desteklemesi. Bu varsayımları düşünebilen beyinlere, insanın eski çağlarda yaptığı gibi peygamber gibi tapması gerek. Ama ne söylediklerini anlayacak kadar gelişmemiş beyinler karşı çıkar.
Bazı uyanıklar da bu fikirlerin özünü kavrayamadan çarpıtıp eski null hipotezlerle, mantıksız bağlantılar kurarak aptalları kandırıp para kazanır.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
bilimi, fizik
fizik bilimi nedir, fizik ve diger bilim dallari,
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Fizik Bilimi Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Fizik Mühendisi Pollyanna Meslekler 2 26-07-2009 04:37
Kuhn'a göre bilimi, olağanüstü bilimi ve paradigmayı tanımlar mısınız? Ziyaretçi Soru-Cevap 1 09-01-2009 17:49
Fizik nedir? Ziyaretçi Soru-Cevap 1 02-01-2009 12:31
Modern Fizik ressam91 Fizik 1 22-10-2008 23:07