| | #1 (mesaj-linki) | |
| Jeofizik (Yer Fiziği) Jeofizik MsXLabs.org & Temel Britannica Jeofizik, Dünya'yı, okyanusları ve atmosferi etkileyen fiziksel kuvvetleri inceleyen bilim dalıdır. Jeofizik birkaç dala ayrılır. Bunlardan her biri Dünya'nın belirli bir özelliğini ele alır ve özel yöntemlerle inceler:
İlk jeofizik çalışmalarının İS 200'de başladığı söylenebilir. Bu tarihlerde Çinliler deprem dalgalarının merkezini ve hareket yönünü belirlemeyi başardılar. Sismoloji, bu çalışmalarla gelişmeye başladı. 19. yüzyılın sonlarında, depremlerle oluşan sismik dalgaların süre ve genlik gibi özelliklerini kaydeden sismograf aygıtları yapıldı. Bu aygıtların sayesinde, büyük depremlerin sonucunda oluşan dalgaların Dünya'yı içinden boydan boya kat ettiği anlaşıldı. En hızlı dalga, Dünya'nın bir ucundan öbür ucuna içerden 23 dakikada ulaşır. Nasıl X ışınlarıyla insan vücudunun röntgen filmi çekilirse, sismik dalgaların yardımıyla da Dünya'nın iç kesimleri öyle incelenebilir. Zamanla dünyanın pek çok yerinde kurulan 1.000 kadar sismografi istasyonundan oluşan bir deprem inceleme ağı ortaya çıktı. Bu istasyonların kayıtları ABD ve Avrupa'da toplanarak incelenir. Bu kayıtlardan yararlanılarak, Dünya' nın iç kesimlerinin resmi çıkarılmaktadır. Dünya'nın çekirdek denilen iç kesimi çok sıcaktır. Örneğin, çok derin maden ocaklarında sıcaklık 37°C'nin üzerindedir. Ayrıca, yanardağlardan akkor kızgınlığında, erimiş lavlar püskürür. Bu ısının, doğal radyoaktif elementlerin çok uzun zaman içinde parçalanması sonucunda oluştuğu ve biriktiği sanılmaktadır. Havvaii'deki yanardağ püskürmelerinden önce hafif yer sarsıntıları kaydedilmiştir; bu durum erimiş lavların 65 km ya da daha derinlerden yukarı doğru yükseldiğini gösterir. Son yıllarda sismik gözlemler daha duyarlı duruma gelmiş ve bunun sonucunda, yerkabuğunun altında 50 ile 500 km arasındaki derinliklerde, deprem dalgalarının oldukça yavaş ilerlediği bir katmanın bulunduğu belirlenmiştir. Akkor durumda olması gereken bu katmanın sıcaklığı erime noktasının civarındadır; bu bölge, Dünya'nın kabuğu ile çekirdeği arasındaki manto bölümünde öbür bölümlerdekinden daha yumuşak ve plastik haldedir. Bu katmanın bulunmuş olması çok önemlidir, çünkü lavlar burada erir ve buradan yüzeye doğru yükselir. Bu bölgenin yumuşak oluşu, kabuk katmanı ile manto katmanının üst kesiminin düşey ve yatay doğrultularda hareket etmesine olanak sağlar; kıtaların hareket etmesine ve dağların oluşmasına yol açan da bu hareketlerdir. Sismoloji alanında sağlanan gelişmeler sonucunda, depremlerin yeri daha kesin olarak belirlenebilir. En etkin deprem kuşağı, Büyük Okyanus'u çevreleyen "genç" dağlar ile Alp ve Himalaya dağ zincirlerinin altında uzanır. Başka bir önemli deprem kuşağı, okyanuslardaki sırt sistemi boyunca uzanır. Bu iki etkin kuşak üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda "levha tektoniği" kuramı geliştirilmiştir. Bu kurama göre Dünya'nın yüzeyi, sürekli olarak hareket eden ve üzerlerindeki kara parçalarını da beraberlerinde taşıyan 10 kadar levhadan oluşmaktadır. Mantonun üst kesiminde levhaların hareket etmesine yol açan bu ağır hareketlerin yanı sıra, Dünya'nın iç kesimlerindeki sıvı çekirdek katmanında çok daha etkili kuvvetler vardır. Çekirdek katmanı demir içerdiğinden Dünya'nın çevresinde bir magnetik alan oluşur; bu da magnetik pusulalardaki ibreleri yönlendirir. Magnetik alan ayrıca, atmosferin en üst ucunda, Güneş'ten salınan parçacıklardan oluşan Güneş rüzgârıyla etkileşime girer. Bu etkileşim sonucunda kutup ışığı ile ekvatorun birkaç yüz kilometre üstünde yer alan yüklü parçacık katmanları olan Van Ailen ışınım kuşakları oluşur (bak. Van Allen Kuşakları). Dünya'nın magnetik alanı ise magnetik fırtınalardan etkilenir. Dünya'nın bir magnetik alanının bulunması ve demir bileşikleri içeren minerallerin çok küçük mıknatıslar gibi davranması nedeniyle, bazı kayaçlar daha oluşurken mıknatıslanır. Bu mıknatıslanmanın yönü enleme bağlı olarak değişir. Mıknatıslanma kutuplarda düşey, ekvatorda ise yatay doğrultudadır. Bazı kayaçlar bir kez mıknatıslandığında, yer değiştirseler bile mıknatıslanma yönünü korur; böylece bu kayaçların oluşum anında bulundukları yerin enlemi belirlenebilir. Bu tür karşılaştırmalar sonucunda, kıtaların yavaş biçimde hareket ettikleri, yani sürüklendikleri anlaşıldı. Mıknatıslanmış kayaçların yaşı belirlenerek, kıtaların çok eski jeolojik tarihlerdeki yerlerini gösteren haritalar hazırlanır. Dünya'nın yerçekimi alanı, yeryüzünün her yerinde ölçülmüştür. Ayrıca bu alanın uydu yörüngeleri üzerindeki etkileri de incelenmiştir. Bunların sonucunda da, yüksek dağların derinlere inen "köklerinin" bulunduğu ve ancak bu köklerinin yukarı kaldırma kuvvetiyle dengede kaldıkları anlaşılmıştır. Buzdağlarının denizde yüzmesine benzer biçimde, dağlar da daha yoğun olan mantonun içinde yüzer ve hafif maddelerden oluşan çok derin dip bölümlerinin dengeleme kuvvetiyle ayakta durur. Atmosfer, okyanuslar ve karalardaki yüzey ve yeraltı suları, büyük bir dolaşım sistemi oluşturur. Bu dolaşım sırasında denizlerden ve okyanuslardan buharlaşarak atmosfere yükselen sular, yağmur ve kar olarak tekrar yeryüzüne düşer. Bu dolaşımın pek çok etkisi vardır. Karalardaki canlıların gereksinim duyduğu suyu sağlar, yeryüzünün aşınmasına yol açar, tortulların ovalara ve deltalara taşınmasına neden olur. Bu su çevriminin her aşaması ayrı incelenir. Meteoroloji büyük ölçüde hava durumu tahminlerinin yapılmasına yöneliktir. Çok eskilerden beri denizciler, gelgit dönemlerini tahmin etmeye çalışmışlardır. Herhangi bir yerde gelgit dönemleri belirlendiğinde iş kolaylaşır, çünkü bu dönemler düzenli biçimde tekrarlanır. Gulf Stream gibi büyük akıntılar, okyanusları boydan boya geçer ve birbirlerinin üstünden değişik derinliklerde akar. Bu akış düzenlerinde ortaya çıkan değişiklikler, hava durumunu ve balıkçılığı da etkiler. Günümüzde ırmaklar ve göller ciddi biçimde kirlenmektedir. Bu da tatlı suya olan gereksinimin artmasına yol açmaktadır. Bu nedenle jeofizikçiler, yeryüzündeki su dolanımı konusuna eğilerek, bu dolanımı denetlemeye ve kirlenmeyi önlemeye çalışmaktadırlar. Ayrıca günümüzde yeraltı su kaynaklarının araştırılmasına önem verilmektedir. Bugün jeofizik çalışmalarında, örneğin yerçekimi ve magnetik alan ölçümlerinde, atmosferin ve okyanusların incelenmesinde uydulardan yararlanılmaktadır. Ayrıca, uçaklara takılan çeşitli aygıtların yardımıyla da gözlemler yapılmaktadır. Ama jeofizikçiler çalışmalarının büyük bölümünü gene de yerde, açık alanlarda sürdürürler. Pek çok çalışma, güç ve tehlikeli koşullarda gerçekleştirilir. ABD ve SSCB (Rusya) 1957-58 Uluslararası Jeofizik Yılı'nda uzaya araştırma uyduları göndereceklerini açıkladılar. Uluslararası Jeofizik Yılı'nda 70 ülkenin bilim adamları görüş ve bilgi alışverişinde bulundu; uzaya Sputnik ve Explorer araştırma uyduları fırlatıldı. | |
|
| | #2 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Jeofizik (Yer Fiziği) Jeofizik (Yer Fiziği) Vikipedi, özgür ansiklopedi Jeofizik, yerfiziği olarak da bilinir, fiziğin temel ilkelerinden yararlanılarak, suküre ve atmosferi de içerecek biçimde Yer'in araştırılmasını konu edinen bilim dalı. Jeofizik Tarihi insanoğlunun bilimsel merakını giderme ile ilişkili kuramsal problemlerle ve Yerküre doğal kaynaklarınından yarar sağlama ile Yerküre kaynaklı afetlerle ilişkili pratik poblemlerle ilişkili olarak gelişmiştir. Jeofizik Sözcüğünün Doğuşu Jeofizik anlamına gelen Almanca "Geophysik" sözcüğü, bilindiği kadarıyla, ilk olarak 1844'de J. Fröbel tarafından kullanılmıştır. Jeofizik sözcüğü 1834 ile 1880 yılları arasında dönemin çeşitli yazılı eserlerinde görünür. Fröber tarafından yazıldığı sanılan fakat Meyers Grosses Conversationslexikon adlı eserde anonim bir “Geophysik” maddesi vardır. 1863'de Adolph Muhry (1810-1888) sözcüğü meteoroloji ve klimatoloji ile ilişkili olarak kullanır. 1870'lerde, Georg von Neumayer (1826-1909) sözcüğü okyanusları içerecek şekilde ve Ferdinand von Richthofen (1833-1905) katı Yerküre'yi içerecek şekilde kullanır. İngilizcede, İtalyanca'da ve büyük olasılıkla dieğr dillerde ilişkili terimler vardır. Herschel "terrestrial physics" sözcüğünü kullanılır.(Herschel, 1840). Angelo Secchi (1818-1878), Ernesto Sergent, ve Francesco Denza (1834-1894), ve diğer italyanlar "fisica terrestre" terimini tercih ederler. Secchi (1879) ve Sergent (1868) öğrencileri için "physical terrestrial" konuları sunarlar. Denza (1882)özel olarak meteorlojiyi yer fiziğinin (terrestrial physics) bir bölümü olarak tartışır. Türkçe'de "Arzi Fiziki" sözcüğü jeofizik sözcüğünün karşılığı olarak ilk olarak "Arzi Fiziki Kandilli Rasathanesi" olarak 1920'lerde görünür. Jeofizik Dalları
Gravite - Yeraltı yapılarının yerçekimi özelliğini inceler. Manyetik - Yeraltı yapılarının manyetik özelliklerini inceler. Sismoloji - Depremlerin özelliklerini ve yerin derinliklerini inceler. Sismik - Yeraltı yapılarının sismik hız değişimlerini inceler. Yer Radarı (Ground Penetrating Radar - GPR) - Özellikle yeryüzeyine yakın derinliklerde bulunan, ortamın geneline göre farklı fiziksel özellikler gösteren alanların belirlenmesinde kullanılır. Temelde kullanılan cihaz, bir verici (Transmitter) ve bir alıcı (Receiver) antenle kayıtçıdan oluşur. Yer içine gönderilen yüksek frekanslı dalgaların yansıma ve kırılmalara uğrayarak yer içinden geri dönüşleri kaydedilir. Son olarak elde edilen veriler sismik veri işleme tekniklerine benzer bir teknikle işlenerek yeraltının yapısı ortaya çıkarılır.Ülkemizde kullanımı son yıllarda oldukça yaygınlaşan bu yöntemin en önemli avantajı son derece ayrıntılı bilgilere ulaşılabilmesidir. Ancak bir dezavantaj olarak, sadece sığ aramalarda kullanılabilir; çünkü yüksek frekanslar, yer içindeki iletken ortamlarda kolayca atenüasyona uğrayarak derinlere ulaşamazlar. Elektrik - Yeraltı yapılarının elektrik iletkenlik özelliklerini inceler. Elektromanyetik - Yeraltı yapılarının elektrik iletkenlik ve elektomanyetik özelliklerini inceler. Jeomanyetizma - Uzaydaki ve Yeryüzündeki manyetik alanın özelliklerini inceler. Paleomanyetizma - Geçmiş dönemlerdeki yer manyetik alanının değişimlerini inceler. Radyometrik ve jeotermik - Yeraltının radyoaktif ve sıcaklık özelliklerini inceler. Kuyu logları - Sondaj kuyularında yapılan gravite, manyetik, radyometri, elektrik vb. jeofizik yöntemlerdir. Yüzey Nükleer Manyetik Rezonans (SNMR) - Atom çekirdeğinin (temel olarak çekirdekte bulunan protonun) manyetik özelliklerinden yararlanarak, yeraltının su içeriğini ve hidrolik geçirgenliğini derinliğin fonksiyonu olarak verebilen yeni bir yöntemdir. | |
|
![]() |
| Etiketler |
| fiziği, jeofizik, yer |
Jeofizik (Yer Fiziği) Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Jeofizik nedir? | Misafir | Soru-Cevap | 1 | 08-10-2009 10:54 |
| Kuantum Fiziği | Mystic@L | Fizik | 5 | 04-05-2009 22:12 |
| Parçacık Fiziği | virtuecat | Fizik | 0 | 17-03-2007 00:41 |
| Jeofizik Kültürü ve Tarihi Üzerine | Blue Blood | Fizik | 0 | 05-03-2007 18:17 |
| Jeofizik Mühendisi | Pollyanna | Meslekler | 1 | 11-02-2007 17:16 |