Engelliler için Haber ve Bilgi Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Yaşam :: > Genel Mesajlar
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 24-11-2008   #1 (mesaj-linki)
TuruncuA - avatarı
Engelliler için Haber ve Bilgi



BİLİŞİM'08 - ENGELLİLER VE BİLİŞİM KONGRESİ GERÇEKLEŞTİ


Ankara Sheraton Kongre Merkezi’nde 19-21 Kasım 2008 tarihleri arasında ana teması “Yakınsama” olarak belirlenen Bilişim '08 etkinliği düzenlendi. Engelliler ve Bilişim’konulu konulu oturumda Millet Vekili Aydın Menderes, Sanatçı Suat Sungur, TRT Yaşarken program sunucu ve danışmanı Mehmet Kızıltaş ve Prof. Dr. Mim Kemal Öke yer aldı ve oturumu başlattı.

‘Engelliler ve Bilişim’ konferansının açılışını gerçekleştiren Başbakanlık Özürlüler İdaresi başkanı Abdullah Güven Türkiye’de özürlüler için yaptıkları projeler ve çalışmalarla özürlülerin problemlerine çözümler ürettiklerini ve bu alanda yapılan tüm çalışmalarda koordinatör görevini üstlendiklerini bildirdi. Tüm problemleri bilimsel ve çağdaş şekilde çözmeyi hedeflendirdiklerini ve buna özenle devam ettiklerini bildiren Güven; Özürlü nüfusunun belirlenmesi ve sorunların tespitiyle özürlüler yasası yürürlüğe sokuldu. Mevzuatla birlikte Türkiye’de özürlü hukuku oluşturuldu. Tüm sorunlar ancak devlet millet el ele vermemizle çözülecektir.Bilişim bilgiye ulaşma bilginin transferidir, bilgi paylaşılmadan bir anlam ifade etmez.Bu anlamda bilgi paylaşımında sorunumuz yok. Özürlülerin eğitim ve istihdama katılmasının çok önemli olduğuna değinen Güven, bazı özürlü grupların hedef seçilip bilişim eğitimleri verilmesinin önemli olduğunu bildirdi. Özürlülerin kendilerini geliştirmesi mesleğinde yükselmesi sosyalleşmesi çok daha önemlidir. Bu anlayışla özürlülerin hayatını kolaylaştırmada daha modern rahat yaşamlarını sürdürmesinde bilişimin yeri çok önemlidir.’ dedi.

Aydın Menderes, özürlüler ve siyasetle ilgili paylaşımlarda bulunduğu oturumda özürlülerin çok dar bir alana sıkıştırılmış bir konu olduğunu ve bir çok yönlü olan özürlülük çeşitlilik gösterip hepsinin ayrı derdi ve sıkıntısının olduğuna değindi. Menderes, ‘bu konularla ilgili tüm kuruluşların özürlülük konusunda kendilerini geliştirmesi gerekir. Yeni bir disiplin oluşması gerekir.Bilişim çok büyük imkanlar vaad ediyor. Pek çok araç gereçşe özürlülerin hayat standartları artıp çok daha rahat yaşamlarını sürdürmesi sağlanıyor. Meşhur İngiliz Astronot konuşamadığı için ona özgü bir bilgisayar geliştirilmiş ve böylelikle düşüncelerini tüm dünyaya yaymıştır. Özürlülerin sahip olduğu yetenekleri teknolojik gelişmeler ortaya çıkmasını sağlıyor. Eğer Stephen Hawking konuşmasaydı bu gerçekten hem onun için hem bilim dünyası için büyük bir kayıp olurdu.’ dedi.

Menderes; ‘Yasa ve kanunlar hukuk literatörünün içine giriyor ya da uygulanmayan kanunlar raflarda tozlanıyorlar. Uygulamada da üst düzeye ulaşacağımızı umuyorum. Bütün topluma özürlü olmama hakkı sunmamız lazım. Özürlü üretmeyen bir tazminat hukukunun Türkiye’de geliştirilmesi gerekir. Öncelikle sivil toplum kuruluşlarının kurulması gerekiyor. Dernekler özürlülere çözüm üretmekte yetersiz kalıyorlar. Özürlülerin kendi aralarında ne kadar birliktelik oluşturabilirlerse siyasete sesini duyurabilir ve etkili olabilirler. Özürlülük siyasete engel değildir’ dedi.

Tiyatrokare’nin sunduğu ‘Babamla Dans’ oyununun izleyenlerle buluşturan oyuncu Suat Sungur izleyenleri muhteşem oyunuyla izleyenleri duygulandırdı. Sungur oturumda ‘Ben bir özürlüyüm çünkü şu ana kadar bilgi özürlü olduğumu fark ettim. Nedim Saban oyunla ilgili teklifiyle kendimi iyi gözlemlemediğimi fark ettim ve bu benim için bir dönüm noktası oldu. Çeveremizde özürlü insanlar vardı ancak onları anlayamamış olduğumu fark ettim. Karşımıza çıkan o kadar engel var ki.’ dedi.

Engelli programı yapan Mehmet Kızıltaş yaptığı çalışmaları katılımcılarla paylaştı. Bilişimin önemini erken yaşlarda fark ettiğini belirten Kızıltaş; engellilerin beklemek yerine çaba göstermesi gerektiğini vurguladı. Bilişim dünyasında Türkiye’nin ilk engelliler ve haber portalı www.yasadikca.com sitesinin kurucu ve sahibi olan Kızıltaş böylelikle engellilerin medyada doğru yer aldığı konuları engellilerle paylaşıyor. Yaptığı çalışmalarla adından söz ettiren Kızıltaş yakın bir zamanda kurucusu olduğu Engelsizkariyer.com sitesini hayata nasıl geçirdikleriyle ilgili bilgiler verdi. www.engelsizkariyer.com Türkiye’nin ilk engelliler insan kaynakları ve kariyer portalı özelliğine sahip. Engellilerin istihdamda yer almasına yönelik çalışmalarını tüm hızıyla sürdüren site istihdamda engellilerle ilgili Adan Zye bilgileri ziyaretçileriyle paylaşıyor.

Aynı oturumda yer alan ve oturumun başkanlığını yapan Prof. Dr. Mim Kemal Öke; ‘ Özürlüler konusu benim için çok özel bir konu. Özel çocuk babası olan Öke, down sendromlu 18 yaşındaki kızı Nazlı’yı anlattı.

Hayatı tuşa getirdik!
Bir baba olarak anlatabileceklerinin bu duyguların zenginlinin ve lezzetinin tarif edilemeyeceğini bildirdi. Özürlüleri sıra dışı kabul eden Mim Kemal Öke, engelli çocuklar ve aileleri için sıkıntıların çok olsa bile ‘duygularımız keskinleşmeye başlıyor’ dedi. Öke; ‘Nazlı Hilal hayatımın merkezi oldu. İlk down sendromlu olduğunu öğrendiğimizde 15 gün ne yapacağımızı düşündüm. Daha sonrasında aile rehabilitasyonu ve eş, dost, topluluk rehabilitasyonu önemli.Kızım şu an down sendromunu yenmiş durumda. Sıradan ve sıra dışı insanlar var. Engelliler sıra dışı insanlar ve hayatla barışık olmak gerekiyor.’ Dedi.

HİÇ BİR ŞEYDEN ÇEKMEDİM ŞU TOPLUMDAN ÇEKTİĞİM KADAR!
Mim Kema Öke, kızının rehabilitasyon ve eğitimleriyle birlikte kızının sıradan insanlar gibi olduğunu engellini yendiğini ancak toplumun davranış ve tavırlarıyla verilen bu emek ve çabanın sonunda gelinen noktada tüm bunları bir anda silebildiğini anlattı. Öke; ‘ Çocuğunuzu topluma hazırlıyorsunuz. Zihinsel açıdan onu bir yere getiriyorsunuz ama toplum bunu bilmiyorsa bu büyük problem oluşturuyor. Toplumdan çektiğimiz tabii ki O BAKIŞLAR. Toplumun bakış açısı gelişmemiş, geliştirilmemiş. İyi niyetli söylenen sözler, davranışlar ve bunlar gibi toplumun yansımaları çok daha büyük problemleri toplum oluşturuyor. Engelliler Türkiye’de gözle görülmüyor ancak sayıları 8 milyonun üzerinde. Toplumun özürlü çocuğu kabullenmesi gerekiyor. Rahatsız edici bakışların sahipleri bunun farkında değiller. Toplumun bakışları kızımı çok etkilemeye başladı, tepki vermeye başladı. En kötüsü artık kızım tepki vermemeye içine kapanmaya başladı. Toplumun kurbanı oldu. Biz kendi içimizdekileri ifade edemezsek bu yanlışlıklar sürecek. Başka ülkede bu problemlerin aşılması onların bizden daha mı iyi olduğunu gösteriyor? Bu farklılığa alışmak çok önemli. Ben kızıma minnettarım, o bana çok şey öğretti, o beni insan yaptı’ dedi.

Uygarlığın Neresindeyiz?
‘Her yerde her şeyde bir kalite belgesi var ve kalite belgesi ararız. İnsanlarında kalite belgesi var. Kalite belgemiz engelliye bakış açısı. Kalitemiz insanlara bakış açımızdadır’ diyerek Mim Kemal Öke herkese mesajını göndermiş oldu.

İŞ-KUR daire başkanı Feridun Giresun oturumun ikinci yarısında salonda bulunanlarla yaptıkları çalışmaları slayt gösterisiyle paylaştı. Giresun; ‘Özürlüler için istihdam ve eğitim projeleri gerçekleştiriliyor. Yeni yasa ve hükümlülükler çerçevesinde bir çok adımlar atılmaya devam ediyor. Çeşitli meslek dallarına yönelik yapılan kurs ve eğitim projeleriyle istihdam için vasıflı adaylar yetiştirilip yerleştirilmeye çalışılıyor.Projelerin tamamı profesyonel ekip, ekipman ve araç-gereçlerle gerçekleştiriliyor.’ dedi.

Microsoft Eğitim Müdürü Şeniz Ciritçi de Engelliler ve Bilişim’in ikinci oturumunda Microsoft olarak engellilerle ilgili yaptıkları çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Hedeflerinin
Engellilerin bilişim teknolojilerinden yararlanarak ekonomik ve sosyal yönden gelişmelerine yardımcı olup hayata entegre olmalarını sağlamak olduğunu bildirdi.
Microsoft’un ayrıca www.engelsizkariyer.com sitesine büyük destek vererek erişilebilirlik özelliğine sahip olan Engelsizkariyer.com da yer alan ‘Engelsizkariyer akademi’ bölümüne destek verecekleri bildirildi.

www.yasadikca.com alıntıdır.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 06-01-2009   #2 (mesaj-linki)
TuruncuA - avatarı
Cvp: Engelliler Haber ve Bilgi

G.U ENGELSİZ YAŞAM’A ÖNEM VERİYOR

Gretsch-Unitas (G.U) Yapı Elemanları San. ve Tic. A.Ş. 2008 yılının son aylarında düzenlenen Essen-Security ve Düsseldorf Glasstec Fuarlan'ndan sonra, 2009 yılı Ocak ayında Münih'te düzenlenecek BAU Fuarı'nda da yerini alıyor.

Daha çok pencere donanımları alanındaki ürünleri ve çözümleri ile bilinen G.U, son yıllarda kapı donanımları, otomatik giriş sistemleri ve bina yönetim sistemleri alanlarında genişlettiği ürün ve sistem yelpazesini, yapı malzemesi ve sistemleri ile ilgili öncü fuarlarda tüketici ile buluşturmaya devam ediyor. Bu fuarlardan ilki Ekim ayının başında Almanya-Essen'de düzenlenen Security (Güvenlik) Fuarfydı. Bu fuarda giriş ve çıkışların güvenlikli olarak yapılmasını sağlayan, Mekanik, Mekatronik, Elektronik ve Bina Yönetimi alanındaki yenilikçi ürün ve sistem çözümleri sergilendi. ikinci fuar yine Ekim ayında Almanya'nın bu kez Düsseldorf kentinde düzenlenen Glasstec Fuarıydı. Tüm büyük fuarlarda kullanılan ve G.U'nun global yüzü haline gelmiş olan çarpıcı standı ile yer alınan fuarda cam ve kilit teknolojisinin bileşimi, yani cam girişlerde fonksiyonellik, estetik, kullanım kolaylığı ve güvenliği bir arada sunan ürünler sergilendi.


12-17 Ocak 2009 tarihleri arasında Münih kentinde düzenlenecek ve global ölçekte yapı ürünleri/sistemleri alanında en önemli etkinliklerden biri olarak kabul edilen BAU Fuarı da, kullanıcıların, G.U'nun geniş ürün gamının en son örnekleriyle tanışmaları için çok iyi bir fırsat sunuyor. G.U bu fuarda ürünlerinin yanı sıra, mimari planlama ve danışmanlık konusundaki uzmanlığını da gözler önüne seriyor. Kapı ve pencerelerin sağlıklı, güvenlikli ve doğru bir şekilde açılması ve kapanması konusuna odaklanan G.U, ürünlerini geliştirirken, fonksiyonellik ve kullanım kolaylığının yanı sıra, "güvenlik" ve "engelsiz yaşam" kavramlarına da çok önem veriyor. Bedensel engellilerin günlük yaşamlarını kolaylaştırmanın çok önemli bir hedef haline geldiği Batı ülkelerinde; G.U, binalarda bununla ilgili olarak üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyor ve bu alanda bir çok özel ürün geliştiriyor.

SAVAŞLA BİRLİKTE ENGELLİ ORANI DÜNYADA ARTIYOR

İsrail'in Kara Birlikleri ve Ağır Zırhlıları Gazze Şeridi'nin Daha da İçlerine Girdi ve Bölgeyi Pratikte İkiye Böldü. Deniz, kara ve havadan yönelen bombardımanla desteklenen İsrail birlikleri, bölgenin doğusundan batısına uzanan yol boyunca mevzi aldı. 40 kadar İsrail tankı, Han Yunus mülteci kampı, Mısır ve Gazze arasındaki Refah geçiş noktasına doğru hareket etti.

Filistinli yetkililer, kara saldırısının başlamasından bu yana 21'i çocuk 70 kişinin öldüğünü bildirdi. Çatışmalarda bir de İsrail askerinin öldüğü açıklandı. Saldırıların başladığı 27 Aralık'tan bu yana ölenlerin sayısı 509'u geçti, yaralı sayısı ise 2 bin 500'e ulaştı.

Dün akşam havanın kararmasıyla birlikte Gazze'nin çoğu karanlığa gömüldü. Ancak bölgeden, silah ve topçu ateşi sesleri gelmeye devam etti. BBC'nin haberine göre, gün boyunca bölgedeki çatışmalar Gazze'nin kuzey ucundan, yerleşim bölgelerinin yoğunlaştığı batıya doğru kaymaya başladı. İsrail ordu kaynakları ve görğü tanıkları İsrail tankları ve zırhlı araçlarının Gazze kentinin her iki yanında konuşlandığını, bu şekilde de bölgenin pratikte ikiye bölündüğünü duyurdu. Beyt Hanun bölgesi sarıldı. Hamas yetkilileri ve görgü tanıkları, çatışmaların Cebeliye mülteci kampının doğusu, Zeytun bölgesi, eski Yahudi yerleşimi Netzarim çevresi, Gazze'nin merkezi ve Han Yunus'un dış mahallelerinde yoğunlaştığını aktarıyor. Bazı bölgelerde Hamas militanlarının İsrail askerleriyle yüz yüze çatışmalara girdiği öğrenildi. İsrail ordusu daha önce militanların askerlerle yakın çatışmaya girmediğini, havan topları ve bombalar kullandıklarını açıklamıştı.

BBC'nin haberine göre, çatışmalar ve İsrail güçlerinin bölgede konuşlanması nedeniyle, yaralılara bakmakta zorlanan hastanelerin çok ihtiyaç duyduğu tıbbi yardım sevkiyatı durdu. İsrail hükümetiyse, kara saldırısının başlamasından bu yana bölgeye 400 kamyon dolusu insani yardım malzemesinin girmesine izin verdiğini iddia ediyor.

ANAOKUL KAYNAŞTIRMADA İLK ADIM

Engelli ve engelsiz çocukların bir arada okuduğu anaokulu yapılması kararlaştırıldı. MDM Mimarlık ve Bakırköy Belediyesi'nin ortaklaşa yürüttükleri projeyle fiziksel engelli çocuklar için bir anaokulu yapılacak. "Türkiye'nin ilk Fiziksel Engelliler Anaokulu'" açılacak. Anaokulunda engelli çocukların engelsiz çocuklarla bir arada eğitim görerek hayata daha kolay hazırlanmaları sağlanacak.

Fiziksel Engelliler Anaokulu projesinin belirlenmesi için önce tüm üniversitelerinin katılımına açık bir yarışma düzenlendi. Böylece mimar adayı öğrencilerin de bu sosyal sorumluluk projesinin içinde yer almaları sağlandı. Yarışmaya katılan tüm ekiplerin engelli çocuklar için fikirler geliştirirken bu konuya duyarlılık kazanmaları öngörüldü. Jüride akademisyen, mimar, doktor, endüstri ürünleri tasarımcısı, fizyoterapist ve engelli yakmlannm olmasıyla da engelli çocuklar için ideal projeye ulaşılması hedeflendi.

Birinci olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ekibinin hazırladığı çalışma, "En Fonksiyonel Proje" seçildi. Ekibin üyeleri eğitimlerini sürdürürken, duyarlı bir toplum yaratma ve engelli çocuklarının hayata hazırlanmalarında kendilerinin de katkılarının bulunmasını istediklerini açıkladılar.

ODTÜ MİMARLIK BÖLÜMÜ 3. OLDU

Schindler'in Galibi Triangle oldu. 17 Avrupa ülkesi' nden 369 projenin katıldığı Schindler 2007/2008 Uluslararası Mimarlık Yarışmasında Koblenz Üniversitesi "Triangle" isimli projesiyle okullar birincilik ödülünü, Fin Üniversitesi ikincilik ödülünü kazandı. Orta doğu Teknik Üniversitesi ise üçüncülük ödülüne layık görüldü.

Ödül paraları fakültelerin araştırma birimleri için harcanacak. İsviçre'nin Luzern şehrindeki Kültür ve Kongre Merkezi'nde (Kultur ve Kongresszentrum-KKL) gerçekleştirilen 2008 Schindler Ödül Töreni ile diğer öğrenci ve okul ödülleri de sahiplerini buldu. Jüri başkanı Profesör Françoise- Helene Jourda. etkileyici düzeydeki katılımcı sayısını "erişebilirlik ve evrensel tasarım konularına ilginin giderek arttığının kanıtı" olarak yorumladı.

ODTÜ Mimarlık Bölümü'nün 3.lük aldığı yarışmanın proje başlığını "Space for All" olarak belirlemişti. Proje grubunun başında Prof. Güven Arif Sargın, Prof. Zeynep Mennan ve Araştıma Görevlisi İlhan Kural vardı. Proje lideri ise Ata Kurt'du. Schindler 2007 / 2008 Mimarlık Yarışması herhangi bir Avrupa üniversitesinde, lisans düzeyinde son sınıfta okuyan veya mastır eğitimi alan tüm öğrencilere açıktı. Şehir planlama ve mimari alanların projelendirilmesini kapsayan yarışmada, geleceğin tasarımcılarından ayrıca engelli kişilerin rahatça ulaşımı için çözümler üretmeleri de bekleniyordu.

3. Schindler 2007 / 2008 Mimarlık Yarışması için Viyana yarışma temasına konu şehir olarak seçildi.«Herkes için Erişim» temalı yarışmada amaç, fiziksel engelleri ne olursa olsun herkesin kullanımına uygun alanlar yaratmaktı. Katılımcılar Viyana'nın merkezinde, eskiden gaz işletmelerinin yer aldığı bu metruk alanın yeniden imarı alanında yarıştı. "Kapsayıcı Şehircilik" düşüncesini somutlaştıran ve fiziksel durumu ne olursa olsun herkesin ulaşabileceği biralan yaratmaları istendi. Projelerinin sürdürülebilir olmasının yanı sıra ekonomik ve çevresel açıdan da yaşatılabilir olması ve bölgede yaşayanlara iyi bir yaşam kalitesi sunması gerekiyordu.

''ÖTEKİLER'' TRT'DE

Dünyanın ötekileri TRT ekranında bizlerle buluşuyor. Türkiye'nin de altında imzasının bulunduğu uluslararası sözleşmelerde etnik kökeni, inancı, rengi, cinsiyeti ve ait olduğu toplumsal sınıf ne olursa olsun tüm insanların eşit olduğu ifade edilir. Ancak durumun gerçekte böyle olmadığı herkesçe bilinir. Türkiye, dünyada insan hakları ihlallerinin ve farklılıklarından dolayı dışlanan, ötekileştirilen insanların en yoğun olduğu ülkelerin başında geliyor.

Ayrımcılık ve ötekileştirme sadece Türkiye'ye özgü bir durum değil. Dünyanın her köşesinde, hatta en uygar tabir edilen ülkelerde bile söz konusu zihniyetin tezahürleriyle karşılaşmak ne yazık ki her zaman mümkün. Bundan dolayı dünyanın neresinde yapılmış ve yapılıyor olursa olsun insan hakları ihlallerine ve insanların farklılıklarından dolayı ötekileştirilmesine karşı bir tavır geliştirmek gerekiyor. Tabii ki bu öncelikle topluma ulaşma ve etkileme konusunda avantajlı bir konumda bulunan yazarlar, şairler, entelektüeller, sinemacılar, belgeselciler tarafından üstlenilmesi gereken bir misyon. Bu misyonunun farkında olan belgesel yönetmeni Taha Feyizli öteki adında bir belgesel hazırladı.

İnsan hakları ihlalleri ve ötekilere ilişkin sorunları sadece Türkiye özelinde değil, dünya genelinde ele alan ve ''Bugün yeryüzünün her köşesinde insan hakları ihlali ve ayrımcılıkla karşı karşıyayız, buna karşı güçlü bir kamuoyu oluşturmak için herkese belli görevler düşmektedir. Ben de belgesel sinemanın gücünden yararlanarak bu sorunu aktarmak istedim" diyen Feyizli, projesine olumlu yaklaşan TRTnin kendisine her türlü desteği sağladığını söylüyor. Altı bölümden oluşan Ötekiler'in ilk bölümü. 6 Ocak 2009 Salı günü saat 22.30'da TRT 2'de yayınlanacak ve sonraki beş hafta belgesel yönetmeni Taha Feyizli Öteki isimli çalışmasında insan hakları ihlalleri ve 'ötekilere ilişkin sorunları dünya genelinde ele alıyor boyunca televizyon izleyicisiyle buluşmaya devam edecek.

Taha Feyizli belgeselde, Türkiye'deki mağdurların sesleri üzerinden dünya genelindeki hak ihlallerini anlatmayı hedeflediğini söylüyor. Belgeselin her bölümünde ayrı bir konuya değinmiş yönetmen.
Tutunamayanlar adlı ilk bölümde yoksullukla mücadele eden evsizlerin. Çingenelerin ve engellilerin hayatta karşılaştıkları zorluklar işlenmiş. Kadının Adı Var ise kadına yönelik hak ihlalleri ve namus cinayetleri ele alınmış. Siyah-Beyaz konu başlığı altında, 11 Eylül sonrası inşa edilen 'yeni' dünya düzeninin ırkçılık ve ayrımcılığı misil tırmandırdığı ve Batı dünyasında yaygın olan İslam fobisi üzerinde durulmuş. Görünmeyenler adlı bölümde, memleketlerini kaybeden ve yaşadıkları tüm zorluklara karşın hayata tutunmaya çalışan mültecilerin yaşadığı hak ihlalleri üzerinde durulmuş. Belgeselin beşinci bölümü olan Önüm Arkam Sobe'de yaşıtlarıyla oyun oynamaları ve okula gitmeleri gereken yaşta çalışmak zorunda kalan ve suça bulaşan çocuklar anlatılıyor. Son bölüm olan Hepimiz Ötekiyiz'de ise öteki kavramı ele alınıyor ve "öteki kimdir? "Ayrımcılıkla ilgili sorunların giderilmesi için neler yapılmalı?" gibi sorulara cevaplar aranıyor.

"Empati kurmak gerekiyor"
Taha Feyizli, öteki kavramına yaklaşımı konusunda şöyle konuşuyor: "Aslında herkes bir diğerinin ötekisidir ve bu doğal bir şeydir. Ama siz inancından, kimliğinden, cinsiyetinden, gelir durumundan ötürü size benzemeyeni, sizden farklı olanı, kendinizin dışında tutar, izole ederseniz, bu ötekileştirme sürecini başlatır ve ötelediğiniz bu insanlara karşı ayrımcılık yapmaya başlarsınız. Bunun engellemenin tek yolu kendimizden farklı olanı anlamaya, algılamaya çalışmak ve empati kurmak. İşte diyalog kavramı da burada devreye giriyor.
Bence her birey bunu bireysel bazda yapabilirse, bu sorunun ortadan kalkması yönünde önemli bir adım atılmış olacak." Belgeselin hazırlık aşamasında insan haklan ihlalleri üzerinde çalışan, konu hakkındaki mağduriyetlere tanıklık eden akademisyen, araştırmacı ve gazetecilerle görüşülmüş.Görüşmeler yapılan uzmanların arasında Prof. Dr. Ayşe Buğra, Prof Dr. Fatmagül Berktay, Prof. Dr. Murat Belge, Prof. Dr. Baskın Oran, Prof. Dr. Mümtazer Türköne, Prof. Dr. Gökhan Oral, Doç. Dr. Levent Korkut, Doç. Dr. Ahmet İçduygu, Ali Bulaç, Bikem 'Ötekinin öyküsü TRT'de prodüktör olarak çalışan ve bugüne kadar aralarında ödüllü Eskici ve Uzak Bakışlı Kadınlar'ın da bulunduğu birçok belgeselin yönetmenliğini üstlenen Taha Feyizli, Öteki belgeselini iki yıllık bir zaman içinde tamamlamış. Yaklaşık bir sene devam eden çekimlerin Ankara, İstanbul, Konya, Kayseri, İzmir ve İspanya'da yapıldığını söyleyen Feyizli, öteki'nın dünya prömiyerinin 9 Kasım 2008de, 8. Frankfurt Türk Filmleri Festivali kapsamında, Frankfurt'ta yapıldığını söylüyor.

Belgeselin bundan sonra da gerek ulusal, gerekse uluslararası festivallerde izleyiciyle buluşması planlanıyor. Ekberzade, Prof. Dr. Beril Dedeoğlu gibi isimler de var. Belgeselin çekim aşamasında mağdurlarla birebir görüşmeler yapılmış. Bununla birlikte sokak çocukları, geçimi çöp toplayarak sağlayan insanlar ve kaçak mülteciler doğaçlama çekimler de gerçekleştirilmiş. Söz konusu çekimlerin hiçbir mağduru ikna etmeye çalışmadan tamamiyle onların rızası ile yapılmış olması da önemli bir ayrıntı.
www.yasadikca.com alıntıdır.


  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 17-07-2009   #3 (mesaj-linki)
TuruncuA - avatarı
Cvp: Engelliler için Haber ve Bilgi

www.yasadikca.com Engelli Haberleri

KORUYUCU AİLELİKTE ÖRNEK AİLE


Mersin'de koruyucu aile uygulaması Mersin Sosyal Hizmetler II Müdürü Azmi Gülsen, koruyucu aileliği üstlenen ailelerin kutsal bir görevi yerine getirdiklerini söyledi. Mersin'in Erdemli ilçesinde koruyucu aile tarafından sahiplenilen İsmail Uslu'nun erkekliğe ilk adımı attığı sünnet düğününe katılan Gülsen, koruyucu aileliği üstlenen Uslu ailesini özverilerinden dolayı kutladı.

Uslu Ailesi tarafından Mersin Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'nün yardımlarıyla koruyucu aile olarak bakımını üstlendikleri engelli evlatları İsmail Uslu'nun sünnet düğününde, kutlama pastasını Mersin Sosyal Hizmetler İl Müdürü Azmi Gülsen, Adana II Sağlık Müdürü Aytekin Kemik, İl Genel Meclis Üyesi Hasan Mavi ve kirvesi Cevdet Ünüvar kesti. Mersin Sosyal Hizmetler İl Müdürü Azmi Gülsen; engelli bir evladın elinden tutarak onun geleceği şekillendirmek isteyen Uslu ailesini yürekten kutladığını belirtti.

Koruyucu baba Mehmet Uslu "İsmail bizim yaşam kaynağımız, onun mutluluğu bizim mutluluğumuz. Onun hayata tutunması için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Bir yılı aşkın zamandır bizimle olan İsmail'e, eşim Serap ile birlikte evladımız gibi seviyor ve ilgi gösteriyoruz" diye konuştuwww.yasadikca.com

ÖĞRETMEN LİSELERİ KAPILARINI ENGELLİLERE AÇTI

Öğretmen liselerine engelliler de alınacak. Anadolu öğretmen liselerine aday seçiminde, öğrencinin fiziki görünüşü itibarıyla, bilinen bir bedeni ve ruhi bozukluğunun bulunup bulunmamasının (kekemelik, körlük, şaşılık, sağırlık, yürümeye engel derecede topallık, cücelik, bulaşıcı kellik ve benzeri özrü olup olmadığı gibi konuların) göz önüne alınmasına ilişkin hüküm yürürlükten kaldırıldı.

Böylece bu durumdaki adaylara da Anadolu öğretmen liselerinde eğitim görme imkânı tanındı. Konuya ilişkin açıklama yapan MEB Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdürü Ömer Balıbey; kekeme, görme engelli ve duyma problemi yaşayan öğrencilerin diğer okullara giderek de öğretmen olduklarına dikkati çekti. Balıbey, bunun için Anadolu Öğretmen Liselerinde bu uygulamanın kaldırıldığını söylediwww.yasadikca.com

YENİ DOĞMUŞ BEBEKLER İÇİN ENDİŞE DUYAN ANNE SAYISI AZALACAK

Viki Özromano'nun başkanı olduğu İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği, 27 ve 28 Haziran tarihlerinde "0-6 Yaş Arası İşitme Engelli Çocuklarda Eğitim Sistemleri" konu başlıklı bir sempozyum düzenledi. İstanbul Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim Bölümü, Ankara Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Marmara Üniversitesi işbirliği ve Beşiktaş Belediyesi desteği ile Akatlar Kültür Merkezi Konferans salonunda gerçekleşen bu bilgi şölenine İsrailli Psikolog Dr. Erez Miller konuşmacı olarak katıldı.

İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği'nin JDC ve Mashav desteği ile Mart ayında yurt dışında eğitime gönderdiği 22 kişilik eğitimci ve akademisyenlerin İsrail'deki Micha ve Shema sistemlerini tanıttığı, Boğaziçi, Marmara ve Ankara Üniversiteleri özel eğitim bölümü başkanlannm konuşmacı olarak katıldığı bu bilimsel organizasyonda "işitme engellilere daha iyi bir gelecek" sağlamaya gönül veren özel eğitimciler, psikologlar, gönüllüler, okul öğretmenleri, çocuk gelişimciler katıldılar.


Dernek Başkanı Viki Özromano yaptığı konuşmada işitme engelli çocuklan olan ailelerin yaşadıkları sorunlara dikkat çekerek, ailelerin bilgisiz değil çaresiz olduklarını vurguladı: "İşitme engelli çocukların ailelerini eğitmek, bilinçlendirmek üzere başladığımız faaliyetlerimizi, aslında, engelsizleri eğitme faaliyetine dönüştüreceğimizi hiç düşünmemiştim. Aileler bilinçsiz değil, aileler çaresiz. ‘ dedi.


Birçok konuda öncülük yapan derneğimiz, bir ilke daha imza atarak Milli Eğitim Bakanlığı, Marmara Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi işbirliği ile "Dosteller, İşitme Engelliler Erken Çocukluk Eğitim Merkezi Anaokulunu" Eylül ayında açıyor. Artık yeni doğmuş bebekleri için endişe duyan anne sayısı azalacak."

İki yıl önce JDC ve Mashav desteği ile başlayan 0-6 yaş işitme engelliler eğitimi projesi, Sanayi Odası'nda yapılan konferans ile başlamıştı. Projenin birinci aşaması Marmara, Ankara ve Hacettepe Üniversiteleri'nden özel eğitim bölüm başkanlarını İsrail'e götürerek İsrail'deki eğitim sistemlerini tanıtmak oldu. İkinci aşamada dönemin Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu ve heyeti ile keşif yapıldı. Üçüncü aşama olarak da 22 kişilik bir eğitimci grup İsrail'e götürülerek 11 gün yoğun bir eğitim almalan sağlandı. Projenin amacı, 22 kişinin diğer bir 22 kişiyi eğitmesi ve böylece daha çok kişinin 0-6 yaş işitme engelliler eğitiminde bilgilenmesi. www.yasadikca.com

BİR MAYMUN BEYİN GÜCÜNÜ KULLANARAK MEKANİK KOLU HAREKET ETTİRDİ

ABD Brown Üniversitesi’nden bilim adamı John Donoghue tarafından geliştirilen beyin çip teknolojisi, iki maymun üzerinde denendi. Sabit bir yere oturtulan maymunun beynine küçük bir çip yerleştirildi, daha sonra ise bilgisayar kabloları takıldı. Maymun elinde yiyecek tutan mekanik kolun kendisine doğru gelmesini isteyince kol hareket etti. Böylece beyin gücüyle hareket sağlanmış oldu. Bilim adamları tarafından memnuniyetle karşılanan çalışmanın ileriki yıllarda engellilere yardımcı olabileceği belirtildi www.yasadikca.com
ÖSS'DEKİ BÜYÜK BAŞARISIZLIK
Bu yıl 1 milyon 324 bin 197 kişinin girdiği ÖSS'de farklı puan türlerinden 5, YDS'den de 3 birinci çıktı. Dereceye giren 17 adayın çoğu özel okul öğrencilerinden oluştu. Eşit Ağırlık 1 ve Sözel-1 Türkiye 1 'incisi, Sayısal1 Türkiye 2'ncisi Mustafa Öztürk, başarının formülünün çalışmak olduğunu vurguladı. Eşit Ağırlık2 tümnde Türkiye 3'üncüsü olan Cemre Polat, her gün yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki okuluna ve dershaneye gittiğini söyledi.
Adana'da görme engelli Sercan Aydın ablasının kaset kaydına aldığı ders notları sayesinde Sözel-2 puan türünde Türkiye 176'ncısı oldu.

ÖSS Dil İngilizce 1 'incisi Sözel1 ve EA-1 ikincisi Berkay Dertsiz tıp fakültesine gideceğini açıkladı. Görme engelli Sercan Aydın ablasının kasete aldığı ders notlan sayesinde Sözel-2'de Türkiye 176'ncısı oldu. Fen Bilimleri Dershanesi'nden İstanbul'da 43 öğrenci ÖSS'de ilk 100'e girdi. Final Eğitim Kurumları da dereceye giren öğrencilere burs vereceklerini açıkladı.


2008 ÖSS'de sıfır çeken öğrenci sayısı 4 bin 275 kişi artarak 29 bin 927'ye yükseldi. YDS'den de 2 bin 208 aday sıfır puan aldı. YÖK'ün barajı geçmeyi kolaylaştıran düzenlemesine karşın, barajı geçen aday sayısı düştü. Türkçe başarı ortalaması düşerken adaylann yüzde 55'i Fen Bilimleri-1 testinden sıfır puan aldı.


ÖSS'de 180 sorunun tamamını çözen aday çıkmadı. En başanlı liseler 165 barajını yüzde 100 geçme oranıyla yeni kumlan ve bu yıl yaklaşık 200 mezun veren sosyal bilimler liseleri oldu. Fen liseleri yüzde 99.86 basan oranıyla ikinci, Anadolu liseleri ise yüzde 99.67 başarı oranıyla üçüncü oldu. ¦ 7. Sayfada Mustafa Öztürk EA-1 ve Sözel-1 birincisi. Gülsen Yücel Savısal-1 birincisi. Çağatay Ermiş Sayısal-2 birincisi www.yasadikca.com

MEB TARAFINDAN ÖZÜRLÜLERİN EĞTİM GİDERLERİ KARŞILANACAK

Özürlü bireylere, her bir özrü için bir günde en fazla 2 ders saati bireysel veya 2 ders saati grup eğitimi verilecek ve eğitim giderleri Milli Eğitim Bakanlığınca karşılanacak. Özürlü Bireylere Uygulanacak Destek Eğitim Programları ve Eğitim Giderlerinin Karşılanmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlandı. Yönetmelik, Özel Öğretim Kurumlan Kanunu kapsamında açılan özel eğitim okulları ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde özürlü bireylere uygulanacak destek eğitim programlarının kapsam ve sürelerini, özür grupları ve dereceleri ile eğitim giderlerinin MEB tarafından karşılanmasına ilişkin usul ve esasları düzenliyor.

Yönetmeliğe göre, "özürlü sağlık kurulu raporu düzenlemeye yetkili sağlık kurum veya kuruluşlarınca verilen sağlık kurulu raporuyla asgari yüzde 20 özürlü olduğu tespit edilen, özel eğitim değerlendirme kurulları tarafından da eğitsel değerlendirme ve tanılamaları yapılarak destek eğitimi almaları uygun görülen görme, işitme, dil-konuşma, spastik, zihinsel, ortopedik veya ruhsal özürü olan kişiler" özürlü birey olarak tanımlanacak.

Milli Eğitim Bakanlığınca destek eğitim giderleri karşılanacak özür grupları; görme, işitme, dil-konuşma, spastik, zihinsel, ortopedik veya ruhsal özürlü olmak üzere 7 gruba ayrıldı. Her bir grubun destek eğitim programları ve süreleri, özür durumuna göre farklı olarak belirlendi.

Kurumlar, özürlü bireylerin bireysel veya grup ders eğitimlerinin gün ve saatlerinin yer aldığı aylık çalışma takvimini hazırlayarak, bir sonraki ayın eğitimine başlamadan önce, doğrudan bağlı bulundukları il/ilçe milli eğitim müdürlüğüne teslim edecekler. Bireysel veya grup eğitimi, aylık çalışma takviminde belirlenen gün ve saatlerde verilecek.

Özürlü bireye, herbirözrü-için bir günde en fazla 2 ders saati bireysel veya 2 ders saati grup eğitimi verilecek ve bir ay esas alınarak haftalara dengeli olarak dağıtılacak. Özürlü bireylerin destek eğitimi giderlerinin, her yıl aylık olarak Maliye Bakanlığınca belirlenen tutarının Milli Eğitim Bakanlığınca karşılanabilmesi için, şu koşullar gerekiyor: "

-Özürlü bireyin sağlık kurulu raporuyla özür grubu için asgari yüzde 20 özürlü olduğunun tespit edilmiş ve özel eğitim değerlendirme kurullarınca da eğitsel değerlendirme ve tanılamalarının yapılarak düzenlenen raporda destek eğitimi almasının önerilmiş olması,
-Özürlü bireyin kuruma ve Özürlü Birey Modülüne kayıtlı olması,
-Özürlü bireyin alması gereken destek eğitimi programının, kurumda uygulanmak üzere Bakanlık veya valilik izninin alınmış olması,
-Kurumda, destek eğitimi programında yer alan modülleri uygulamak üzere yeterli sayıda ve belirli niteliklere sahip eğitim personelinin görevlendirilmiş olması,
-Özürlü bireye kurumca, aylık olarak belirlenen tutar karşılığında bir ayda en az sekiz ders saati bireysel ve/veya dört ders saati grup eğitiminin verilmiş olması,
-Özürlü bireye verilen bireysel ve/veya grup eğitimi süresinin, özel eğitim değerlendirme kurulunca özürlü bireye önerilen destek eğitim programlarında yer alan modül veya modüller için belirlenen toplam ders saati sayısından az olmaması.

Özürlü bireylerin aylık destek eğitimi giderleri, Maliye Bakanlığınca belirlenecek ve Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine bu amaçla konulan ödenekten, kurumca özürlü bireye bir ayda 8 ders saati bireysel ve/veya 4 ders saati grup eğitimi verilmesi şartıyla ödenecek. Ancak, kurumlarca özürlü bireylere herhangi bir nedenle ayda 8 ders saati bireysel ve 4 ders saati grup eğitiminin tamamının verilememesi halinde, Maliye Bakanlığınca bireysel eğitim için belirlenen tutarın 8'e, grup eğitimi için belirlenen tutarın ise 4'e bölünmesiyle bulunan sayı, kurumca verilen ders saati sayısı ile çarpılarak elde edilen tutar, kurumlara ödenecek.

Özürlü bireylerin bir yıllık süre içinde kurum değiştirmesi durumunda, Milli Eğitim Bakanlığınca en fazla iki farklı kuruma ödeme yapılacak. Ancak, velinin başka il veya ilçeye taşınması ve.zorunlu nedenlerden dolayı kurum değiştirmesi durumunda ikiden fazla farklı kuruma da ödeme yapılabilecek. Özel eğitim değerlendirme kurulunca, özürlü bire.ve destek eğitim program ve modüllerinde Delirtilen eğitimin tekrar alınmasının önerilmesi halinde, Bakanlıkça, bu program ve modüllerinde belirtilen eğitim için en fazla 2 defa ödeme yapılacak. Özürlü bireye özel eğitim değerlendirme kurulunca düzenlenen raporun süresi bitmeden önerilen modülün tamamlanıp kurulca tekrar aynı modülün önerilmesi halinde de ödeme yapılacak.

GERÇEK DIŞI BEYANA CEZA
Destek eğitim hizmetini sunan veya bu hizmetten yararlananların, gerçek dışı beyanda bulunmak suretiyle fazladan ödemeye sebebiyet vermeleri durumunda bu tutarlar, iki katı ve kanuni faiziyle birlikte ilgililerden müteselsilen geri tahsil edilecek. Bu fiillerin kurumlar tarafından yapılması halinde, aynca kurum açma izinleri iptal edilecek.

Kurumlarda ücretsiz eğitim verilecek özürlü bireyler, 11 Şubat 2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Öğretim Kurumlarında Ücretsiz veya Burslu Okutulacak Öğrenci ve Kursiyerler Hakkında Yönetmelik hükümleri doğrultusunda belirlenecek.Bu yönetmelik kapsamındaki işlemleri gerçekleştiren kurumlar, Milli Eğitim Bakanlığı veya il/ilçe milli eğitim müdürlüklerince yılda en az bir defa denetime tabi tutulacak.
Destek eğitim programları dışında, kurumlarda halen uygulanmakta olan öğretim programlarına, 2009 yılı sonuna kadar mevcut eğitim personeliyle devam edilecek.

Yönetmelikteki, "Özürlü bireye kurumca aylık olarak belirlenen tutar karşılığında bir ayda en az 8 ders saati bireysel ve/veya 4 ders saati grup eğitimi verilmesi" hükmü ile "Özürlü bireylerin aylık destek eğitim giderlerinin Maliye Bakanlığınca belirlenmesi ve özürlü bireye aylık belirlenen ders saati kadar eğitim verilmesi şartıyla ödeme yapılması" ve "kurumlarca özürlü bireylere herhangi bir nedenle ayda 8 ders saati bireysel ve 4 ders saati grup eğitimimin tamamının verilememesi halinde, Maliye Bakanlığınca bireysel eğitim için belirlenen tutarın dörde bölünmesiyle bulunan sayının kurumca verilen ders saati sayısı ile çarpılarak elde edilen iutarın kurumlara ödenmesi" hükmü, 1 Ocak 2010 tarihinde yürürlüğe girecek

www.yasadikca.com Alıntıdır.


  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 28-07-2009   #4 (mesaj-linki)
TuruncuA - avatarı
Cvp: Engelliler için Haber ve Bilgi

‘KONUŞAN PARMAKLAR’ PROJESİ AB GENÇLİK PROGRAMI TARAFINDAN KABUL EDİLDİ
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Özürlüler Müdürlüğü (İSÖM) AB Gençlik Programı Eylem 1.2 kapsamında gerçekleştirilecek olan “Konuşan Parmaklar Projesi” kabul edildi.

İSÖM’ün 20 işitme özürlü gençten kurulu İşitme Özürlüler Tiyatro Topluluğu’nun gerçekleştireceği “Konuşan Parmaklar Projesi”nin hedeflerinden biri, 18 yaş altı işitme özürlülerin fiziksel/psikolojik ve zihinsel gelişimlerini olumlu yönde etkileyecek mesajlar verecek olan “Keloğlan Seçme Masallar DVD”si hazırlanacak.

İSÖM Hizmet Geliştirme ve Değerleme Birimi Sorumlusu Yunus Karacalı’nın Koordinatörlüğünde gerçekleştirilecek “Konuşan Parmaklar Projesi” işitme özürlü bireylerle, hizmet sunumu sırasında iletişim kurması gereken bireylere verilecek eğitimlerde kullanılacak “Türk İşaret Dili Eğitim Kitabı” ve “Türk İşaret Dili Eğitim DVD”si hazırlamayı planlamaktadır. İşaret Dili’nin işitme özürlü bireylerle iletişim kurmada önemli bir araç olduğu ve toplumun tüm kesimlerinde yaygınlaştırılması gerektiği mesajı verilecek.

AB Gençlik Programı Eylem 1.2 kapsamında gerçekleştirilen “Konuşan Parmaklar Projesi” ile ilgili olarak Özürlüler Müdürü Bekir Köksal; “AB’nin dezavantajlı gruplarla ilgili fonlarını takip edip bu fonlardan gençlere faydalı olabilecek projeler geliştirmek için yenilikçi çalışmalar yürütüyoruz. Konuşan Parmaklar Projesi’de bu anlamda Türkiye’de ilk defa yapılan bir çalışma olacak.” dedi.

Köksal, AB Gençlik Programı Eylem 1.1 kapsamında zihinsel özürlü çocukların “Sihirli Eller” projesini başarıyla tamamladığını, işitme özürlü gençlerinde “Konuşan Parmaklar Projesini” başarıyla tamamlayacaklarını belirtti.

Özürlüler Müdürlüğü (İSÖM) tarafından verilen tiyatro ve sinema atölyesi eğitimlerine katılan işitme özürlü gençler tarafından oluşturulan işitme özürlüler tiyatro topluluğu İSÖM bünyesinde daha önce “Tarla Kavgası, 7 Kocalı Hürmüz, Sussuz Yaz” gibi tiyatro oyunları ve pandomim üzerine bir çok oyun sahneledi. 2009 yılında başlatılan “Sinema Atölyesi Projesi” kapsamında da; farklı hikayeleri olan, senaryolarını kendilerinin yazdığı, kendilerinin kamera önü ve arkasında görev aldığı kısa filmler çektiler.


AKÜLÜ ARAÇLAR ÇÖP YIĞINI OLMAYA DEVAM MI EDİYOR?

Türkiye'de özürlülerin kullandığı araçların çoğu ikinci el durumunda. Yurt dışından ithal edilen ancak bir süre sonra bozulan araçlar imkansızlıklar sebebiyle tamir edilemediği için çöp yığınlarına dönüşüyor. Uzmanlara göre, akülü araçta arıza oluştuğunda mutlaka yetkili bir servise müracaat edilmeli, araç her kullanıldığında şarj edilmeli.

Türkiye'deki 8i milyon özürlünün5 milyonu tekerlekli sandalye kullanıcısı olarak biliniyor. Birçok özürlü kas hastalıklan, omurilik felci, multible skleroz, kazalar vs. gibi bir çok sebepten dolayı tekerlekli araç kullanarak hayatlarını kolaylaştırmaya çalışıyor. Yapılan tespitlere göre, fizikselengellilerin yüzde 20'sinin kullandığı tekerlekli sandalyelere manuel, akülü, scooter gibi motorlular da eklendi. Kullanımın yaygın olmasına karşılık bozulan araçların tamiri mümkün olmadığından özürlüler maddi ve manevi kayıplarla karşı karşıya kalıyor. Sosyal sorumluluk projeleri çerçevesinde dağıtılan araçların çoğu daha önceden kullanılmış durumda.
Genelde Belçika, Hollanda, Almanya gibi ülkelerden getirilen 'ikinci el' ürünlerin yurtdışından temin edilmesi birçok sorunu da beraberinde getiriyor.


Bozulan araçların yedek parçalarını bulamayan bulsa da tamir servis yerlerini bilmeyen engelliler, tekerlekli sandalye sorunu kadar, tamir ve bakım problemiyle karşı karşıya bulunuyor. Sorunun en çok akülü araçlarda çekildiğine dikkat çeken özürlüler Türkiye'de onarım bakım servislerinin olup olmadığı konusunda da bilgileri bulunmuyor. Konuyla ilgili uzmanlar araçlarda oluşan sorunlar karşısında şu tavsiyelerde bulunuyor "Arıza oluştuğunda mutlaka yetkili bir servise müracaat edilmeli. Araç her kullanıldığında şarj edilmeli. En az 8, en fazla 12 saat. 12 saatlik bir şarjla 5 saaT durmadan gidilebiliyor. Araç kullanılmadığı zamanlarda da 10 günde bir şarj edilmeli. Araca her yıl bakım yaptırılmalı. Akü değişiminde mutlaka jel akü kullanılmalı. Normal araçlarda kullanılan aküler kesinlikle takılmamalı. Bu, aracın bozulmasına sebep olur. Temizliği için özel ilaçlar var. Suyla kesinlikle yıkanmamalı. Nemli bezle silinmeli. Yağmurlu günlerde büyük su birikintilerinin içinden gidilmemeli."

Bilgisizlik sebebiyle araçların en çok beyin ve aküleri bozuluyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Beyid Limidet Şirketi yetkilisi Suat Bügelek, genelde kullanıcıların yeterli bilgisi olmadığı için araçlarda beyin ya da akünün bozulduğunu söyledi. Bağış yoluyla gelen araçların çoğunda kullanım kılavuzu bulunmadığına işaret eden Suat Bügelek "Tekerlekli sandalye veya akülü araçlar numaralı gözlük gibidir, kişiye mahsustur. Yerli ürünler de yine belli kurum ve kuruluşlar eliyle tedarik edildiği için vatandaşlarla imalatçı firma arasında bir iletişim olmuyor. Engelliler araçlarını aküsü bitene kadar kullanıyor. Bilinçsizce şarja takıldığında da akü bitiyor, geriliyor.Şarj kendini toparlamazsa da araba bozuldu zannedilK'or ve bir köseye atılıyor" dedi.'Firma olarak araçları en iyi şekilde kullanıma hazırlıyoruz' Araçların her koşulda özürlüye hizmet edebilme kabiliyetine sahip olması gerektiğini belirten Bügelek, "Bu işler bizim gibi firmalara düşüyor. Bizler gerek bağış ve gerekse yeniden alınmış olan araçlan en uygun hale getirmek için proje üretiyoruz. Mesela skoryozlular ve yatak yarası bulunan müşterilere özel minderler uyguluyoruz. Denge problemi bulunanlar için farklı emniyet kemerleri il pilot koltuk takviye ediyoruz. Yine kolları olmayan ya da ellerini kullanamayanlar için de joyistiği ağzıyla oynatabilmeleri için özel aparatlar yapıyoruz. Böyle hem aracın ömrünü uzattığımız gibi özürlülerimize de destek veriyoruz" diye konuştu.


AYRICALIK İSTENİLEN KİTAPÇIK İLGİ GÖRDÜ

Kel ve şişmanlara ayrıcalık geliyor. İngiliz Kilisesi'nin geçtiğimiz günlerde yayımladığı bir kitapçıkta özen gösterilmesi gereken kişiler listesine engellilerin yanı sıra, kel ve kiloluları da alması dikkat çekti.

Kitapçıkta "Kilise tavanlanndaki ısıtıcılar keller için sorun yaratabilir", "Kilisede şişmanlar için özel sandalyeler olmalı" gibi uyarılar vardı.

DEVLET BAKANI KAVAF ANKARA'DA CANLI YAYINDA BİLGİLER VERDİ

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, bakanlık çalışmalarını ve gündemdeki son tartışmaları Kanal 24'te açıkladı. Ankara Temsilcisi Yaşar Taşkın Koç'un hazırlayıp sunduğu 'Ankara Masası'nın konuğu olan Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf Mardin’de yaşanan olayların ardından aile ve çocukların sorumluluklarının devlet tarafından alındığını ve kendi kendilerine yetebilecekleri ana kadarda devletin onlara olan desteğinin süreceğini bildirdi.

Bakan Kavaf, ailelerin şiddetten korunması için yurt dışında alınan önlemlerden biri olan tedbirlerle psikolaglar tarafından onaylanan programların özellikle şiddet unsuru taşıyan programların şifreli olarak yayınlanması için çalışmalar başlatılacağına değindi. Aile kurumunun kurulmasında ve sürdürülmesinde ailelerin temellerinin sağlam olması ve çocukların bu temeller üzerinde sağlıklı bir şekilde yetiştirilmesine özen gösterilmesine vurgu yaptı. Toplumun çekirdeği olan ailelerin daha sağlıklı olması gelişim göstermesi bilgilendirilmesi için Aile danışma ve eğitim merkezlerinin özellikle küçük illerde yer alacağı ve sayılarının artacağının bilgisini verdi.

Kimsesiz ya da bakımını ailelerin gerçekleştiremediği çocukların yurtlar dışında öğretmenlerinin kontrolünde olduğu bir aile ortamında yaşamlarını sürdürmek için aile evleri bulunan yerlerde yaşadıkları ve bu aile evlerinin onların eğitim ve yaşamlarında onlara kazanımlar sağladığını böylelikle daha başarılı olduklarını gözlemlendiğini bildirdi.Yurtlarda kalan çocukların bu yurtlardan okullarına ve ailelerinin de yanına gitmek için izin alarak ayrıldıklarını hatırlattı.

Kadınların siyasette aktif roller aldığı günümüzde kadın vekillerin yakında artacağı haberini veren Bakan bu gelişmelerin hükümetin desteğiyle artmasının olumlu bir gelişme olduğunu anlattı.

Engellilerin eğitim ve istihdamı için hükümet olarak büyük adımlar atıldığı ve kamu ve özel sektörde engelli istihdamının arttırılması için çalışmaların sürdüğünü hatırlatan Devlet Bakanı Kavaf; Giresun’da 28 Temmuz 2009 Salı günü Vali Mustafa Yaman’ı ziyaret ederek ardından 80 Yataklı Giresun Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinin açılışını yapacak. Olimpik Yüzme Havuzundaki yüzme şampiyonasının açılış törenine katılacak olan Bakan Kavaf, ardından 13-18 yaş erkek Yetiştirme Yurdunu ve 0-6 yaş grubu Çocuk Yuvasını ziyaret edeceğini bildirdi.COPYRIGT YAŞADIKÇA.COM

www.yasadikca.com alıntıdır.


  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 17-08-2009   #5 (mesaj-linki)
TuruncuA - avatarı
Cvp: Engelliler için Haber ve Bilgi

ENGELLİ AİLENİN 10 YAŞINDAKİ ÇALIŞKAN ÇOCUĞU OĞULCAN
Bartın’da 13 yaşındaki Oğulcan Arıcı adlı bir çocuk, ailesinin maddi durumunun kötü olması ve harçlığını çıkarmak için yaz tatilinde çalışmak istedi. Bunun için Bartın’da bir ayakkabı tamircisine girerek işyeri sahibine çalışmak istediğini söyledi. İşyeri sahibi Candemir Yazıcı, “Sen daha çok küçüksün. Burada çalışamazsın” demesinin ardından 10 yaşındaki Oğulcan, “Sen hiç ekmeksiz kaldın mı?” dedi ve gözyaşları içinde işyerinden uzaklaşmaya başladı. Bunun üzerine iş yeri sahibi Candemir Yazıcı, gözden kaybettiği çocuğun peşinden koşarak buldu ve konuşmaya başladı.

Bir süre sohbet ettiği çocuğun annesinin ayaklarının tutmadığını, babasının ise gözlerinin görmediğini öğrenen ve işyeri sahibi Candemir Yazıcı, çocuğu işe almaya karar verdi. Bartın Merkez Hendekyanı İlköğretim Okulu 6. sınıfa giden Oğulcan, yaklaşık 2 buçuk aydır çalıştığı iş yerinde bir kalfa kadar iş öğrendi. İşyeri Sahibi Candemir Yazıcı, “Okullar kapanmadan bir hafta önce cama eleman aradığımız belirten bir yazı yazdık. Tabi alacağımız eleman sanat öğreteceğimiz için ortaokulu bitirmiş, liseye devam etmeyen 15-16 yaşlarında bir çocuk olması gerekiyordu. Bu arada Oğulcan geldi ve “Ben çalışmak istiyorum” dedi. Bende kendisine küçük olduğunu ve vasıflarının bizim iş için uygun olmadığını söyledim. Daha sonra bana “Sen hiç ekmeksiz kalmamışsın” dedi. Bu lafı bana çok dokundu. Daha sonra peşinden koşmaya başladım. Bir ara gözden kayboldu ama ara sokaklarda buldum ve “gel konuşalım” dedim. Sonra birlikte dükkanıma geldik. Babasının gözlerinin görmediğini annesinin ise felç olduğunu söyledi. O zaman çok üzüldüm ve işe almaya karar verdim” şeklinde konuştu.

1 hafta sonda okullar kapanınca gel dediği halde Oğulcan’ın çalışmak için 1 gün sonra geldiğini ifade eden Candemir Yazıcı, “Ben Oğulcan’ın gerçekten çalışmak istediğini o zaman anladım. Bizim diğer dükkanımızı sabah 8 de açıyor, akşam 7’de kapatıyor. Müşterileri tatlı dille karşılıyor. Bütün işlerini de görüyor. Bir dükkanı idare etmek kolay bir şey değil. 18-19 yaşındaki gençlerin yapamadığını Oğulcan yapıyor. Ona 2 gün sonra dükkanın anahtarlarını teslim ettim. Bir yere gönderip de halletmediği bir iş olmadı. Oğulcan artık bizim sağ kolumuz oldu. Okullar açıldığında da 1-2 saat yanıma gelecek, bana yardımcı olacak. Bende ona okulu boyunca elimden gelen yardımı yapmaya çalışacağım. Oğulcan kazandığı para ile evinin kirasını ödüyor. Ailesinden öğrendiğimize göre 3 aydır kirayı Oğulcan ödüyormuş. Oğulcan artık, bizim yanımızda bir eleman değil, bizden biri oldu. Ben artık her gelene Oğulcan’ı yeğenim olarak tanıtıyorum” dedi.

Annesinin ayaklarının tutmaması babasının da gözlerinin görmemesi nedeniyle iş bulamadıklarını ve çalışamadıklarını söyleyen Oğulcan ise, “Okulların tatile girmesi ile birlikte çalışmaya karar verdim. Bir sabah, Bartın sokaklarında gezerek iş aramaya başladım. İş için ilk başvurduğum yerde ayakkabı tamircisi oldu. İlk sorduğum yerde de “Sen burada çalışamazsın” diye cevap alınca çok üzüldüm. Ama Can ağabeyim sonradan peşimden geldi ve beni buldu. Şu anda aldığım haftalığımla evime ekmek de götürüyorum. Okul için harçlıkta biriktiriyorum.” dedi.

Baba Mehmet Arıcı (50) 8 yaşında iken yüksek tansiyon nedeniyle sol gözünü, 10 yaşında ise bir arkadaşı ile oynarken meydana gelen kaza sonucu diğer gözünü kaybetmiş. Elinde bazı kurs belgeleri olduğunu ancak buna rağmen iş bulamadığını belirten Arıcı, “Oğlumuzun kazandığı para, ekmek parası oluyor. Çok mağdur durumdayız. Bir lokanta önünden geçerken Oğulcan, “Baba döner kokusu geliyor” dediği zaman çok üzülüyorum ve içim sızlıyor. Çünkü alacak durumumuz yok” dedi.

ODUN KÖMÜR TELAŞI İÇİNDEYİZ
34 yaşında geçirdiği çocuk felci nedeniyle ayakları tutmayan Anne Fatma Arıcı ise, oğlunun diğer arkadaşları gibi yaz tatilini gezip eğlenerek geçirmesini istediğini ancak durumlarının da iyi olmadığını belirtti. Anne Arıcı, “Haftalığını alır almaz getirip bana veriyor. Bende az bir miktarını harçlık olarak ona veriyorum. Kazandığı para yine bir açığımızı kapatıyor. Şu anda ailemizde eli ayağı tutan bir tek o var. Bize 10 yaşındaki oğlumuz bakıyor desek yalan olmaz” diye konuştu. Anne Fatma Arıcı, "Elimize geçen para ile anca elektrik, su ve tüp ile mutfak giderlerimizi karşılıyoruz. Eşim vefat eden babasının maaşını aldığı için Sosyal Yardımlaşma Vakfı'ndan kömür yardımı da alamıyoruz. Şu anda odun kömür telaşı içindeyiz. Daha önce köyde oturuyorduk ama köydeki evimizde oturulacak halde olmadığı için buraya geldik. Tanıdığımız ve bize sahip çıkan ev sahibimiz, bir yıl parasız kira vermeden oturun dedi. Ama elimize geçen para ile doğru dürüst yiyecek bile alamıyoruz. Oğulcan'a okula giderken bir kuruş harçlık veremiyoruz. Ekmeği de esnafların un yardımı ile evde kendim yapıyorum. Elimize geçen para bize yetmiyor ama komşularımız da yardım ediyor ancak öyle zor zahmet geçinmeye çalışıyoruz” dedi.

Baba Mehmet Arıcı, engelli olması nedeniyle vefat eden babasının maaşından aylık 270 TL pay alıyor. Anne Fatma Arıcı ise 3 ayda bir 600 TL sakatlık maaşı alıyor. Ailenin ayda eline geçen miktar 470 TL. Oğulcan, işyerinde boş kaldığı zamanlarında ayakkabı yapımı, ayakkabı kalıp modelleri gibi meslek kitapları okuyup, zaman bulduğunda TV'de çizgi film izliyor.

AB FONLARI ENGELLİLER İÇİN KULLANILIYOR
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, "Biz, 45 yıl boyunca eline bahane verdiğimiz, koz verdiğimiz Avrupalılar'ın elinden bu kozları aldık, reformları geçirerek önlerinde bahane bırakmadık. AB, Türkiye'ye müzakere tarihi vermek zorunda kaldı" dedi.Bağış, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Kayseri Sanayi Odası, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'nın katkılarıyla düzenlenen "Ortak Geleceğimiz Avrupa Birliği'' konulu panelin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'de AB sürecinin sadece 5 yıldızlı otellerde bir takım elit çevreler tarafından tartışılan bir konu olmaktan çıktığını söyledi.

AB projesinin artık Kayseri'de de, Yozgat'ta da, Siirt'te de, Artvin'de de, Edirne'de de tartışılan, konuşulan ve AB fonlarının Türkiye'nin 81 ilinde bir şekilde değerlendirildiği bir döneme girildiğini ifade eden Bağış, şöyle devam etti:"Bugün Türkiye'nin çok farklı yerlerinde AB fonları ile altyapı çalışmaları yapılıyor, özürlü vatandaşlarımızın topluma kazandırılması, gençlerin, kadınların ekonomide daha fazla yer edinebilmesi için projeler geliştiriliyor, eğitim çalışmaları yapılıyor. Bunlar sadece büyükşebirlerimizde değil, Türkiye'nin dört bir yanında yapılıyor. Bu da AB projesinin artık Türkiye'nin tamamının ortak heyecanı haline geldiğini gösteriyor.
Artık, kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla, askeriyle siviliyle, Kürdü'yle, Türkü'yle, Çerkezi'yle, Boşnak'ryla, Alevisi ile Sünnisi ile, Müslümam ile Müslüman olmayanıyla ülkenin bütün vatandaşlarının ortak heyecanı haline gelmiş bir projeden bahsediyorum.Gerek Selçuklu döneminde, gerek Osmanlı döneminde, gerek Cumhuriyet döneminde Anadolu bu konuda ortak heyecanı yakalamışsa o konuda başarı! ı olmuştur. Bu yüzden AB üyelik konusunda da başarılı olacağımıza yürekten inanıyorum. Gerçekten de AB projesini bir Anadolu projesi haline getirmiş bulunmaktayız. Bunda da TOBB'un bize verdiği çok önemli destek oldu, odalarımızın, sendikalarımızın verdiği destek oldu.

Türk özel sektörünün Türkiye'nin en önemli kozu olduğunu dikkati çeken Bağış, şöyle devam etti: "AB sürecinde de biz hep birlikte bu süreci götürüyoruz ama özel sektörümüzle sendikalarımızla, sivil toplum kuruluşlarımızla, medyamızla, akademi dünyamızla el ele vererek bu süreci yürütmek istiyoruz. Çünkü, AB süreci hepimizin ortak süreci. Türkiye'de ortak veya çok farklı endişeleri olan kesimler ' AB sürecinde bir ortak huzura kavuşabiliyorlar. Farklı endişeleriniz olabilir, yarınlarla ilgili farklı çekinceleriniz olabilir, herkesin ürktüğü bir konu olabilir ama şu bir gerçek ki. AB sürecinde her şeyin standardı belli. Bugün AB üyesi olan 27 ülkeye baktığımız zaman hiç biri bölünmemiş parçalanmamış. Tam aksine hepsi AB'ye üyelik müzakeren' sürecinde güçlenmişler, hem ekonomileri güçlenmiş hem bireysel haklan güçlenmiş, hem demokratik standartları yükselmiş, hem işçi hakları yükselmiş, hem işverenin haklan garanti altına alınmış. Türkiye'de de artık bir takım düzenlemeleri yapmaya başladık."

Bağış, AB'den 45 yıl müzakere tarihi dahi alamazken, partilerinin iktidara gelmesinden soma ortaya koydukları reform kararlılığı nedeniyle 2 yıl içinde müzakere tarihi aldıklarım belirterek, şöyle dedi:"Oradaki tılsım, iktidarı ile muhalefeti ile mecliste el ele verip reform kanunların geçirmiş olmamızdır. Biz, 45 yıl boyunca eline bizim bahane .verdiğimiz, koz verdiğimiz Âvrupalılar'ın elinden kozları aldık. Reformları geçirerek önlerinde bahane bırakmadık. AB, Türkiye'ye müzakere tarihi vermek zorunda kaldı. Bundan sonraki süreçte de eğer Türkiye'nin AB'ye tam üyelik sürecinin hızlanmasını istiyorsak, mecliste yine hep birlikte çalışmak durumundayız. Biz muhalefetle işbirliği yapmak konusunda kararlıyız. Ümit ediyorum ki önümüzdeki dönemde Türkiye'nin huzuru için, kalkınması için, daha aydınlık, daha çağdaş yarınlara kavuşabilmesi için mecliste hep birlikte yine reform yasalarını beraber geçirebiliriz."


KİMSE EVİNİ GÜÇLENDİRMİYOR
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'nün yeni müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik oldu. Üniversitenin Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden olan Erdik ile 17 Ağustos depreminin 10'uncu yıldönümü nedeniyle hem yeni görevini hem de olası İstanbul depremini konuştuk. Depremle ilgili en çok araştırma yapan bilim insanlarından biri olan Erdik, 17 Ağustos depreminin hemen sonrasında da bölgeye ilk gidenlerden. "Teknik anlamda beni en çok dehşete düşüren görüntü, Gölcük Donanma Komutanlığı'ydı. Fay hattı rıhtımın tam altından geçiyordu" diyen Erdik, o gün yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Sabah 6'da helikopterle bölgeyi dolaştım. En büyük endişem bölgeye olan ulaşımın durmasıydı.

Kandilli'nin patronu, Kuzey Anadolu fay hattının büyük bir deprem üretebileceğini belirterek şiddetin 7 olabileceğini söylüyor. Erdik'in yaşanacak kayıp konusundaki tahmini ise şöyle: "30-40 bin civarında can kaybı olur. O da nüfusun binde 3'ü demektir" muştu. Bu da oradaki insanları kendi kaderine terk etmek demekti. Çok acı olaylarla karşılaştık ama arabayı kullanırken arka aynaya arada bir bakmak lazım. Hep arka aynaya bakarak ileriye gitmeniz mümkün değil."

İstanbul'da deprem olasılığı yıllık %2
Depreme dayanıklılık konusunda hangi ilçelerin daha güvenli olduğu çok tartışılıyor. Semt bazında güvenli-güvensiz ayrımı yapmak doğru değil. Tamamen binanın özelliği ile ilgili bir konu bu. Büyük depremlerde zemin yapısının da bir önemi yok. İstanbul'da emin yapısının etkileyeceği yerece Ayamama Dereve Haliç bölgesi, önemli olan fay hattına yakınlık. Sahil kesimleri fay hattına daha yakın. Hangi binanın yıkılacağını belirlersiniz ama hangisi yıkılmaz onu seçmek zordur. İstanbul kadar riskli bölge yok şu anda. Şu anda İstanbul depreminin yılda yüzde 2 oranında olma olasılığı vardır. Kimine göre büyük kimine göre küçük bir oran. Bu orana sahip tüm dünyada iki kent daha var: Tokyo ve San Francisco. Mesela İzmir'de bu oran binde 2 gibidir.

Şöyle bir endişe var: Büyük bir depremde en büyük zararı dar gelirli vatandaşların yaşadığı bölgeler görecek.
Bu doğru bir endişe. Kentsel dönüşüm yasası çıktı ve parseller birleşiyor. Böyle olunca artık çok daha büyük ve planlı inşaatlar yapılabilecek. Teker teker binaların güçlendirilmesi olabilecek bir şey değil. Vatandaş mülkünü depreme dayanıklı hale getirdiğinde satış değerinin artmayacağını boşuna masraf yapacağını sanıyor. İnsanlara 'Kredi verelim evlerini güçlendirsinler' demek çok naif bir düşünceydi ama bu evine sosyal bağlılığı olan kişiler için geçerli. Bugün ABD'de bir konutu satın alacaksanız ya da kiralayacaksanız o konutta oturacak kişiye deprem raporunu vermeniz gerekiyor. Belki o tip bir sistem getirilebilir.

30-40 BİN KİŞİ ÖLEBİLİR
İnsanlara korku duyacağı gereksiz bilgileri vermenin de aşırı rahatlatmanın da bir faydası yok. İnsanları 'Deprem olmaz, olursa da bir şey olmaz' diye rahatlatmak doğru bir yaklaşım değil. Kuzey Anadolu fay hattında bizim karakteristik dediğimiz depremler oluyor. Bu hat bekler bekler büyük deprem üretir. Hazırlığı 7'ye göre yapmak gerek. Sizin elbirliğiyle bir an önce yaşadığınız mahallenin en sağlam binasını tespit ettirmeniz ve orada yaşayan doktorların, sağlıkçıların burayı öğrenmesi lazım. Herkesin deprem sonrası orada toplanması, açlık susuzluk olmaması için orada bir hazırlık yapılması lazım. Deprem sonrası normale dönmek daha önemli bir konu.


SANATÇI DUYARLILIĞIYLA CEM YILMAZ
Ünlü komedyen Cem Yılmaz, yeni filminin çekimlerinde hayatını kaybeden seyisin engelli olan kızı Melek için tedavi desteğinde bulundu.
Başarıları kadar duyarlılığıyla da alkış toplayan Cem Yılmaz, yine gönülleri fethedecek bir yardımda bulundu. Son filmi "Yahşi Batı"nın çekimleri sırasında gölette ölü bulunan seyis Ramazan Eser'in ailesine yardım elini uzatan Yılmaz, şimdi de Eser'in geçen yıl asansör kazasının ardından yürüyemeyen ve konuşamayan 5 yaşındaki kızı Melek'in tedavi masraflarını üstlendi. Kızının tedavisinin halen devam ettiğini söyleyen Gürcü Eser, Bu zor günlerimizde Cem Yılmaz bize destek oldu ve kızımın tedavisi için elinden geleni yapacağım söyledi" diye konuştu.

ENGELLİLERİN SORUNLARININ ÇOĞUNDA YOL ALINDI
Bilgisayar İşletmenliği Kursu'nu tamamlayan kursiyerlere sertifikalarını Devlet Bakanı Faruk Çelik verdi. Bilgisayar kursunu bitiren engelliler, sertifikalarını Devlet Bakanı Faruk Çelik'in elinden aldı.
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Dr. Ayten Bozkaya Spastik Çocuklar Derneği ve Valilik tarafından düzenlenen bilgisayar işletmenliği kursunda başarılı olanlara sertifikaları verildi. Devlet Bakanı Faruk Çelik, iktidara geldikleri günden bu yana engelli vatandaşların meselelerini çözmek için çalıştıklarını söyledi.
Engelli vatandaşların iş bulabilmeleri için başta İl Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, İş-Kur ve sivil toplum kuruluşlarının çalışmalar yaptığını hatırlatan Çelik, "Artık günümüzde insanların çok maharetli olmaları ve teknolojiyi çok iyi kullanmaları gerekiyor. Engelli vatandaşlarımızın istihdamı için çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi.

Bu arada Çelik, Spastik Çocuk Hastanesi'ne ulaşımı kolaylaştıracaklarını söyledi. Dr. Ayten Bozkaya Spastik Engelliler Demeği Başkanı İdris Göz ise, 50 gün süren kursta 14 kişinin eğitimlerini tamamlayarak sertifika almaya hak kazandığını ifade ederek, Türkiye'de tek olan Ayten Bozkaya Spastik Çocuklar Hastanesi'ne engelli otobüsü tahsis edilmesini istedi.

MİLLİ EĞİTİM ENGELLİLER İÇİN TALİMAT VERDİ
Devlet memuru olmak isteyen ancak Kamu Personeli Seçme Sınavı’nın (KPSS) soru ve kitapçıklarında karşılaştıkları problemler yüzünden başarılı sonuçlar alamayan yıllardır engellilerin önündeki engelin kaldırılması için Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, YÖK ve ÖSYM’ye talimat verdi.

YÖK ve ÖSYME'ye talimat verildi
Geçtiğimiz günlerde büyük zorluklarla üniversiteden başarı ile mezun olmuş, ancak geleceklerini mesleklerini icra etmelerini sağlayan KPSS’de başarılı olamadıkları için öğretmen olarak atanamayan bir grup görme engelli öğretmen adayları Çubukçu’yu ziyaret etti. Adaylar, Çubukçu’ya “Okulumuzu başarı ile bitiriyoruz. Ancak KPSS’de önümüzü çıkan zorluklar nedeniyle öğretmen olamıyoruz. Özellikle matematik soruları şekil içerdiği için bu tip soruları çözemiyoruz” diyerek şikâyetleri ilettiler. Öğretmen adaylarının bütün sorunlarını tek tek dinleyen Çubukçu, hemen harekete geçti. Çubukçu, Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı, YÖK ve ÖSYM’ye konuyu ileterek, YÖK ve ÖSYM’den engelli bireyler için düzenleme yapılmasını istedi. Copyright Yaşadıkça.com

TEKNOLOJİNİN SON NOKTASI 3G VE ZARARLARI
3G baz istasyonu kurulmasına tepki gösteren vatandaşlar eylem yaptı. Bazı anneler, baz istasyonları nedeniyle engelli çocukların daha da agresifleştiğini ileri sürdü. Yıldırım'daki, Erikli Mahallesi Eylül Sokağı'nda oturan vatandaşlar, komşuları C.K.'nin evine baz istasyonu kurulduğunu görünce ayaklandı. Baz istasyonu görevlilerini engellenmeye çalışan mahalleliyi yatıştırmak için çevik kuvvet ekipleri seferber oldu.

İstasyonun kurulacağı bina polis tarafından güvenlik çemberine alınırken, mahalleli pankartlar açıp sloganlar atarak komşularını protesto etti. 40 yaşındaki Edibe Amak da 2 engelli çocuğu olduğunu ifade ederek, istasyonun kaldırılmasını istedi.

3G İÇİN ÖNLEMLER ALMAYI UNUTMAYIN
Çok aşırı özel bir gereksinim yoksa çocuğumuza en az lise çağına kadar cep telefonu almayın
Evimizde kesinlike kablosuz modem değil normal kablolu modem kullanın, eğer kablosuz kullanıyorsanız kullanmadığınız saatlerde kesinlikle kapalı tutun
Cep telefonlarınızı evinizde işyerinizde üzerinizde bulundurmayın sadece hareket halinde olduğunuzda yanınıza alın
Sosyal aktivitelerinizi arttırın.
Aktiviteleri internette değil gerçek yaşamda uygulayın.Copyright Yaşadıkça.com


www.yasadikca.com Alıntıdır
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
Yok
nazli hilal oke,
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Engelliler için Haber ve Bilgi Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Engelliler için İstihdam TuruncuA Genel Mesajlar 13 13-10-2009 01:44
Yarışlar ve dirift için bilgi verir misiniz? Ziyaretçi Soru-Cevap 1 22-01-2009 13:42
Engelliler ve Dostları pasaklikedi Sağlıklı Yaşam 127 12-01-2009 14:12
Site için Online MSN hakkında bilgi var mı? neoplis Soru-Cevap 1 16-12-2008 06:27
Görme Engelliler için Windows Live Messenger Eklentisi ahmed Diğer MSN Messenger Programları 0 16-11-2008 17:31