Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Koroner Arter Hastalığı (KAH)

Bu konu Hastalıklar forumunda kamyon tarafından 14 Ekim 2006 (05:29) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
28484 kez görüntülenmiş, 4 cevap yazılmış ve son mesaj 23 Mayıs 2012 (19:30) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 4.33  |  Oy Veren: 3      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 14 Ekim 2006, 05:29

Koroner Arter Hastalığı (KAH)

#1 (link)
MsXLabs Üyesi
kamyon - avatarı
ANGİNA PECTORİS



TANIM:

Koroner arter hastalığı (KAH) genel bir terimdir ve koroner arterlerin her türlü patolojisini kapsar. KAH yapan çok çeşitli nedenler tablo 1'de gösterilmiştir. Bunlar içerisinde en sık rastlanılan neden koroner aterosklerozdur(Kireçlenme). Koroner arterlerdeki kireçlenme kalp kasının kan perfüzyonunu anormal bulgu verecek şekilde azaltmışsa, aterosklerotik kalp hastalığı (ASKH) veya koroner kalp hastalığı (KKH) diye ad verdiğimiz çeşitli klinik tablolar ortaya çıkar. Bu anlamda bazen iskemik kalp hastalığı terimi de kullanılmaktadır. Amerika Birleşik Devletler'inde KKH'na bağlı ölümler son 20 yılda eskiye göre bir azalma göstermiştir ama koroner ölümler halen birinci sıradaki ölüm nedenidir. Yılda yaklaşık 500 binden fazla kişi bu nedenle ölmektedir. Amerikalıların %3.1'inde (7 milyon) aktif koroner arter hastalığı vardır. Kuzey Amerika, Avustralya, Belçika, Finlandiya, Japonya gibi endüstri ülkelerinde 1960'lı yılların sonlarında KKH mortalitesinde önemli yükselme olmuş, sonradan azalmıştır. Rusya, İsveç ve Doğu Avrupa ülkelerindeki KKH'na bağlı ölüm oranı ise halen artmaktadır.
Ülkemize gelince, Türk Kardiyoloji Derneği öncülüğünde 1990 yılından beri yürütülen çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre, Türkiye genelinde erişkinlerdeki KKH sıklığı %3.8 (erkeklerde %4.1, kadınlarda %3.5)'dir. Ülkemizde yaklaşık 1.200.000 kalp hastası vardır ve yılda 130.000 kişinin bu nedenle öldüğü tahmin edilmektedir.

Koroner arter hastalığı nedenleri:


- Koroner ateroskleroz (koroner damarlarda kireçlenme)
- Koroner embolisi(koroner damarların pıhtıyla tıkanması)
- Koroner arterlerin ani sinirsel uyarılarla kasılarak kapanması.
- Doğumsal koroner damar anormalikleri


KORONER ATEROSKLEROZDAKİ RİSK FAKTÖRLERİ:

Ateroskleroz gelişen kişilerde bazı faktörlerin genel populasyona göre daha sık bulunduğu epidemiyolojik çalışmalardan anlaşılmıştır. Bu faktörlere risk faktörleri denilmiştir. Son 20 yılda bu faktörlerin tanımında önemli gelişmeler olmuştur. Risk faktörü kavramı, en az bir risk faktörü olan bir kişide aterosklerotik bir olay gelişme şansının daha fazla veya daha erken olacağı görüşünü kapsar. 65 yaşın altındaki insanların çoğunda bu risk faktörlerinden biri veya fazlası bulunur. Birden çok risk faktörleri varsa aterosklerotik olay daha da hızlanmaktadır. En önemlileri hiperkolesterolemi (kanda kollesterol yüksekliği) ,Hipertensiyon (HT) ve sigara içmedir .

Koroner kalp hastalığı için risk faktörleri

Pozitif risk faktörleri:


- Yaş
Erkek > 45 yıl
Kadın > 55 yıl ve östrojen tedavisi almamış erken menopoz,
-Uzun süreli doğum kontrol hapı kullanılması
- Aile hikayesi: Birinci derecede erkek akrabalarda 55, birinci derecede kadın akrabalarda 65 yaşından önce infarktüs veya ani ölüm bulunması.
- Hiperlipidemi: Total Kolesterol > 200 mg/dl. (LDL-Kolesterol >130 mg/dl).
- Hipertansiyon veya antihipertansif tedavi alıyor olmak.
- Sigara içimi
- Diabetes mellitus( Şeker)
- HDL-Kolesterol < 35 mg/dl olması.
-Obezite, stress, fizik aktivite azlığı


Bu faktörlerin bir kısmı önleyici veya koruyucu yöntemlerle değiştirilebilirler. Yaşlanma, cinsiyet ve genetik faktörler ise değiştirilemezler. Yüksek kolesterol düzeyinin düşürülmesi, HT'nun tedavisi, sigaranın yasaklanması ile KKH riski ve ölümleri azaltılabilmektedir.
Risk faktörlerinin bir kısmı yaşlanma ile birlikte olduğundan yaşlanma da kompleks faktörlerden biridir.

CİNSİYET ve YAŞ: Ateroskleroz uzun yıllar içinde gelişen bir olaydır ve yaş ilerledikçe ateroskleroz sıklığı artar. Erkeklerde 40-45, kadınlarda 50-55 yaştan sonra aterosklerotik olaylar çıkmaya başlar. Kadınların ÖRT (östrojen tedavisi) almaması, erken menapoz veya uzun süreli doğum kontrol hapı kullanılması da riski artırır. Menapozdan önce KKH görülmesi açısından kadın/erkek oranı 1/7'dir. Menapozdan sonra bu fark giderek azalır ve 70 yaştan sonra erkeklere eşitlenir.


HİPERTANSİYON: KKH ve serebrovasküler hastalıkta önemli bir risk faktörüdür. Kan Basıncı (KB) artışına paralel olarak risk de artar. Orta yaş grubunda KB 160/95 mmHg'yı aştığı zaman, KB:140/90 mmHg'dan düşük olanlara göre KKH insidansı 5 misli artabilmektedir. Bu durum her iki seks için de geçerlidir..

SİGARA İÇME: Günde 1 paket sigara içilmesi ateroskleroz gelişmesini hızlandırdığı gibi, KKH'dan ölüm oranını da %70 artırır. Sigara içenlerde KKH riski içmeyenlere göre 3-5 misli artmıştır. Mortalite artışı içilen sigara miktarı ile orantılıdır ve yaşlanma ile azalır.Myokard infarktüsüne bağlı ölüm oranı kadın tiryakilerde de artmıştır ama erkeklere göre daha azdır. Diabetik ve hipertansiflerde sigara içilmesi ateroskleroz mortalitesini çok daha fazla artırır. Ani ölüm riski de artar. Sigaranın kesilmesiyle risk oldukça azalır ve 1-2 yılın sonunda içmeyenlerin seviyesine ulaşır.

DİABETES MELLİTUS (DM) (ŞEKER HASTALIĞI): Diyabetiklerde, DM olmayanlara göre miyokard enfarktüsü sıklığı 2 misli fazladır. Bu risk genç diyabetiklerde daha fazladır. Yine diyabetik kadınlarda diyabetik erkeklere göre KKH eğilimi artmıştır.

OBESİTE (ŞİŞMANLIK) ve FİZİKSEL AKTİVİTE AZLIĞI: Vücud ağırlığı ideal değerlere göre %30'dan fazla olanlarda KKH görülme sıklığı daha yüksektir. Obesite hiperlipidemi, DM ve HT gelişmesini kolaylaştırabilir.Özellikle göbek kısmında yağlanma tipi obesite ile KKH arasındaki ilişki daha fazladır. 50 yaşın altındaki aşırı obesite, tek başına, az da olsa KKH için risk oluşturur.
Framingam çalışmaları, sedanter (fiziksel aktivite azlığı ) yaşayan bireylerin ani ölüme daha fazla yatkın olduklarını göstermiştir. Mekanizma tam gösterilemese de fiziksel aktivite azlığının lipid profilini, yağlanmayı, KB'nı, glukoz toleransını, kalp damarlarındaki kapasiteyi kötü yönde etkilediği bilinmektedir. Sedanter kişiler fiziksel aktivitelerini artırırlarsa, risk faktörlerini azaltma şansları vardır.

DİYET: Serum Kolesterol ve LDL-Kolesterol düzeyleri yağ alımı ile yakından ilişkilidir. Tuz yenmesi hassas kişilerde Kan basıncını artırır. Tekli ve çoklu doymamış yağlar, balık yağı, lifli gıdalar gibi diyet komponentlerinin ateroskleroz gelişiminde iyi etkisi olduğu gösterilmiştir.

STRESS ve PERSONALİTE: Fiziksel veya ruhsal streslerin ve sıkıntıların KKH veya ani ölümü arttırdığına dair klinik izlenimler vardır.

HİPERLİPİDEMİ: Kolesterol ve trigliserid (TG) düzeylerinin kanda tek tek veya birlikte yükselmesine hiperlipidemi (lipid yüksekliği) denir. En önemli risk faktörlerinden biridir. Plazma lipid düzeylerinin ölçülmesi hiperlipidemili(lipid yüksekliği olan )kimselerin belirlenmesini sağlar ve böylece erken aterosklerozu tesbitine ve önleyici tedbirlerin alınmasına yardımcı olur.

Koroner Damar Hastalıkları(Kalp Krizi/Spazmı) Nasıl Oluşur?


Kalbde tıpkı diğer organlar gibi sürekli oksijenlenmeye ve beslenmeye yani kanlanmaya gerek duyar.Kalbin tüm yaşam boyu kesintisiz çalışmasının ilk güvencesi bu kanlanmayı sağlayan koroner damarlardır.Koroner damarların damar sertliği dediğimiz tutulumu kalbin beslenmesini bozarak bir dizi önemli ve bazen hayat tehdit edici olabilen sorunlara neden yolaçmaktadır.
Damar sertliği esas olarak,yağ,bazı bağ dokusu elemanları ve kimi dönüşmüş savunma hücrelerinden oluşmuş plak dediğimiz yapıların, damar iç duvarını zaman içinde daraltarak kalbe giden kan akımını kısıtlaması ve bazende tamamen kesmesi sonucunu doğurmaktadır.
Damar sertliği dışında daha az rastlanan ve benzer kan akımı kısıtlamasını ama bu kez farklı bir mekanizma ile yapabilen ve genellikle strele tetiklenen dmar spazmınada değinmeden geçmemeliyiz.
Nedeni ne olursa olsun kalbe giden azzalmış veya kesilmiş kan akımının ortak sonucu koroner kalp hastalığı denen bir dizi hastalığın oluşumudur.Bunlar: Yalnızca efor srfetme ile göğüs ağrısı vb yakınmaların belirdiği kararlı göğüs ağrıları; kalp krizine evrilme olasılığı yüksek olan yeni başlangıçlı veya istirahatde beliren kararsız ağrılar;kalp krizi ve ani kalp kaynaklı ölümlerdir.

Kalp krizi çoğu zaman,kalbi besleyen koroner damarlardaki damar sertliği ile oluşmuş damarı içten daraltan plakların yırtılması ve bu yırtılmanın kan pıhtılaşma mekanizmasını tetikleyerek damarı tam tıkaması ile oluşur.

Tıkanan damarın beslediği alan,yani kalp kası ölmektedir.

Pek çok kişide kalp-damar/koroner hastalıkların ilk belirtisi kalp krizi olabilmektedir.

Sıklıkla gün içerisinde sabah erken saatlerde ortaya çıkmaktadır.

Göğüs ağrısı çoğunlukla döş kemiğinin arkasında geniş bir alanda(örneğin nokta kadar değil) baskı, basınç,ezici tarzdadır.Ağrı heriki kola,omuza boyun ve çeneye,mideye yayılaabilmektedir.Ağrıya terleme, bulantı,halsizlik,kusma eşlik edebilir.

Daralmış olan koroner damarlar neden göğüs ağrısına neden olur?
Vücudun her yerinde o bölgeye kan, dolayısı ile de dokunun kullanacağı gıda maddeleri ve oksijeni taşıyan damar sistemleri vardır. Koroner damarlar da kalbin kendisini besler. Kalbi besleyen atar damarlarda daralma veya tıkanıklık olduğunda kalp gerekli gıda ve oksijeni alamaz. Kalp gereğinden daha az besin ve oksijenle çalışmak zorunda kalır. Fizik yorgunluk, stres ve ağır yemeklerden sonra kalbin daha fazla çalışması gerektiğinden oksijen ihtiyacı artar. Daralmış olan damar yatağı oksijen ihtiyacını karşılayamaz ve bu göğüs ağrısına neden olur. Şemaya baktığınızda, koroner damarların kalbin dış yüzünü sardığını görürüz. Bu damarların hepsi açıksa sorun yoktur. Biri veya bir kaçının iç hacmi daralmış ise göğüs ağrısı (anjina) oluşur. Eğer damar tamamen tıkanır ve kan akımı durursa, kalp krizi gelişir.
Günümüzde kalp krizinde tedavi yaklaşımı krizden sorumlu damarın pıhtı eriticiler veya acil koroner angiografi ile tıkanan damarın belirlenerek buraya balon angioplasti ve/veya stent uygulaması ile açılmasıdır.


KORONER ANJİOGRAFİ

Koroner anjiografi, özel bir kamera ile kalbinizin atar damarlarının incelendiği bir röntgen film çekimidir. İşlemi kateter laboratuarında gerçekleştirilir. İşlemi gerçekleştiren doktorunuz kolunuzdaki veya bacağınızda büyük atar damarların birine ince küçük bükülebilir bir boruyu (katater) yerleştirir. Daha sonra kalbinizi besleyen küçük atar damarların (koroner damarlar) çıktığı en büyük atar damara (aorta) kadar ilerletir. Daha sonra katater koronerlerin aortaya giriş yerlerine yerleştirilerek, koroner arterlerinize, boyalı bir madde verilir. Böylece çekilen filmlerde koroner damarlarınız görüntülenebilir ve hangi bölgelerinde ne kadar darlık olduğu tesbit edilebilir.

Anjiografi doktora hangi bilgileri verir?

Anjiografi koroner arter hastalığı bulunup bulunmadığını gösteren en doğru yöntemdir. Damar sertliği nedeni ile koroner arterlerin hangi bölgesinin ne kadar daraldığını ve / veya tıkanığını tesbit edebilir. Kalp kateterizasyonu ile kalp kapaklarının ve duvarlarının işlevlerindeki kusurlar da gösterilebilir. Anevrizma (kalbin bir bölümünün, kalp krizi sonrası, dışarı doğru bombelenmesi) veya kalp delikleri gibi doğumsal kalp hastalıklaının teşhisi için de kullanılabilir.

Koroner Kalp Hastalığı'ndan KORUNMA :

Yaş, cinsiyet, kalıtım gibi unsurlardan kaçamayız. Kadınlarda menapozu geciktirici ilaç kullanmak ise (bu ilaçların dolaylı olarak KKH oluşumunda rol oynaması nedeniyle) sakıncalıdır.İkinci grup unsurları değiştirmek ve koroner kalp hastalığından korunmak ise bizim elimizdedir. Sigara bırakılabilir, en azından azaltılır.Hipertansiyon tuz kullanımı kısıtlanarak ve ilaçlarla kontrol edilebilir.Diabet (şeker hastalığı) diyet ve ilaçlarla kontrol altına alınabilir.Alkol ve kahve kullanımı azaltılmalıdır.Değiştirilebilir faktörler içinde önlenmesi belki de en zor olanı strestir. Kişinin kendi iradesi, çevre ve ailesinin yardımı, gerekirse psikiyatrist ve psikologların tedavisi ile stres yenilebilir. Sürekli stres altında kalan kişiler öncelikle stresin nedenlerini düşünmeli, bunları ortadan kaldırmaya çalışmalı veya bunlardan mümkün olduğunca uzak durmalıdır.Bir çeşit kan yağı olan kolesterol total (toplam) düzeyinin azaltılması ve kolesterolün bir alt ünitesi olan HDL-Kolesterol düzeyinin artırılması diyet ve (gerekirse) ilaçlarla sağlanabilir.spor ve egzersiz, akupunktur, bitki çayları, (hekim gerekli görürse) ilaç tedavisi ve cerrahi tedavi (ameliyat). Bunlar yapılırken dikkat edilmesi gereken nokta kiloların yavaş yavaş ve uzun zamanda verilmesidir; unutulmamalıdır ki hızlı verilen kilolar yine hızlı bir şekilde yerine gelebilir.Hareketsiz (sedanter) yaşamdan mümkün olduğunca kaçınmalı; örneğin yakın mesafeler için araba kullanmamalı, asansör yerine merdivenleri tercih etmeli, hergün düzenli yürüyüşler ve egzersizler yapmalıdır. Yalnız sporu yaşımıza ve bünyemize göre yapmalı, vücuda aşırı yüklenmemelidir. Gut hastalığı varsa hekimin vereceği ilacı düzenli kullamalı, protein diyetine uyulmalıdır. Hiperkalsemi (kan kalsiyum düzeyinin yüksek olması) kan tahlillerinde saptanmışsa doktora başvurmalıdır, kontrol altına alınmalıdır.Bayanların oral kontraseptif denen doğum kontrol haplarını uzun süreli kullanmaları KKH açısından sakıncalıdır, mümkünse diğer doğum kontrol yöntemleri kullanılmalıdır. Bu ilaçlar kullanılmadan önce hekime danışmada fayda vardır.

Hastalığın Seyri


Koroner kalp hastalığında en çok korkulan olay; koroner damarlardan hiçbirinin kalp kasının kanlanmasını (dolayısıyla oksijenlenmesini) yeterince sağlayamaması, böylece kalbin kasılamaması ve vücuda kan gönderememesidir. Bu olay halk arasında kalp krizi olarak bilinen "myokard infarktüsü"dür.

Koroner kalp hastalığı bu safhalara gelinmemesi için zamanında teşhis konulup tedavi edilmelidir; en güzeli ise şüphesiz, daha hiç bu rahatsızlıklar yokken risk faktörlerinin belirlenip bunlardan mümkün olduğunca korunmaktır.

Özellikle belli bir yaştan sonra düzenli aralıklarla kalp muayenesi, tansiyon ölçümleri ve check-up yaptırmak hayati önem taşır.


KAYNAKLAR:


1.Fuster V. Atherosclerosis-thrombosis and vascular biology. Cecil Textbook of Medicine. Eds. Goldman L, Bennet JC. WB Saunders Company. 21st edition, 2000, 258-296.
2.Theroux T. Angina pectoris. Cecil Textbook of Medicine. Eds. Goldman L, Bennet JC. WB Saunders Company. 21st edition, 2000, 296-303.
3.Sobel BE. Acute myocardial infarction. Cecil Textbook of Medicine. Eds. Goldman L, Bennet JC. WB Saunders Company. 21st edition, 2000, 296-319.
4. ACC/AHA 2002 Guideline Update for the Management of Patients with Unstable Angina and Non-ST-Segment Elevation Myocardial Infarction. J Am Coll Cardiol 2000;36:970-1056.
5. Acute Myocardial Infarction: ACC/AHA Practice Guidelines for the
Management of Patients with Acute Myocardial Infarction. J Am Coll Cardiol 1996; 28: 1328-428. (1999 Web Version )
Son Düzenleyen Daisy-BT; 8 Mayıs 2011 @ 00:55.
Rapor Et
Reklam
Eski 12 Mart 2009, 12:15

Koroner Arter Hastalığı -K.A.H.

#2 (link)
MsXLabs Üyesi
Keten Prenses - avatarı
Koroner Arter Hastalığı -K.A.H.

Koroner arter hastalığı

Vikipedi, özgür ansiklopedi



Koroner Arter Hastalığı, koroner arterlerin duvarlarında oluşan plaklardan ötürü ortaya çıkan bir hastalıktır. Koroner kalp hastalığı veya kısaca CHD (Coronary Heart Disease) olarak da adlandırılır.
Koroner Arterler Aort damarından sağ ve sol ana korenerler olarak çıkan kalp dokusuna temiz kan taşıyan damarlardır. Kalbin epikardiyal bölgesinde seyrederler ve bu anadallardan çıkan daha küçük damarlarla kalp hücrelerine ulaşırlar. Sağ koroner arter tekbir anadal olarak seyrederken sol ana koroner arter aortadan çıktıktan yaklaşık 2 cm sonra sol ön inen arter ve sirkümfleks arter olarak ikiye ayrılmaktadır. Sol ön inen arter sol ventrikülün ön yüzünde seyrederken sirkümfleks arter kalbin arkasında seyretmektedir. Koroner Arterler arasında kollateral arte olarak isimlendirilen ara bağlantılarda bulunmaktadır. Koroner arterler ana atar damar olan aortadan aldıkları oksijenden zengin temiz kanı kalp hüçrelerine taşımakla görevldirler. Koroner damarlarda kan akımı esas olarak diastol dönemi denilen kalbin gevşeme döneminde olmaktadır. Koroner damarlar da diğer damarlar gibi intima, musküler tabaka ve adventisyadan oluşan üç tabakadan meydana gelmektedir.
Ateroskleroz damar duvarında lipid parçacıkların birikimi ile oluşan ve damarların lümenini (boşluğunu) tıkayarak normal kan akımını engelleyen patolojik bir süreçtir. Ateresklerozun koroner arterlerde meydana gelmesi ile oluşan hastalığa Koroner Arter Hastalığı denilmektedir. Koroner ateroskleroz yıllar boyu süren bir süreç olup bebeklik döneminden itibaren başlamaktadır. Hastalık boyutuna genelde dördüncü onyıldan sonra gelmektedir.
Ateroskleroz gelişiminde kişisel ve çevresel faktörler rol oynamakta olup kişisel faktörler birinci derece akrabalarda Koroner Arter hastalığı olması, Hipertansiyon, Kolesterol yüksekliği, Şeker Hastalığı olması, yaş ve açıklığa kavuşturulamamış genetik faktörlerdir. Çevresel veya sonradan edinilen risk faktörleri ise sigara kullanımı, yüksek kolesterol içerikli beslenme, stresli ve pasif yaşam şeklidir.
Zamanla koroner arterler içersinde gelişen lipid birikimleri damarlardaki kan akımını engelleyerek kalp kasının beslenmesini bozarak hastanın şikayetleri başlatmaktadır. Şikayetleri ilk öönce yokuş çıkmak, koşmak, stresli anlar gibi kalbin kan ihtiyacının arttığı durumlarda oluşmaktadır, darlığın ilerlemesi ve yeterli kan akımın sağlanamaması ile ileryen dönemde istirahat anında bile şikayetler oluşmaktadır. En fazla görülen şikayet göğüs ağrısıdır, bunun dışında göğüsde daralma, sıkışma, yanmada oluşturabilmektedir. Koroner arterdeki daralma ani şekilde oluşur ve kan akımı başka bir yerden sağlanamazsa (Miyokard enfarktüsü) oluşmaktadır. Koroner Arter hastalığının tanısında hastanın hikâyesi, EKG, Efor Testi, Nükleer Tıp Tetkikleri, Radyolojik Tetkikler ve Koroner Anjiyografi kullanılmaktadır. Tıkanmanın yerini ve miktarını belirlemede ve kesin tanıda en etkili tetkik Koroner Anjiyografidir. Tedavisinde ilaçlar, cerrahi (By Pass) ve Perkütan müdahaleler (Balon, Stent) kullanılmaktadır. Hangisinin uygulanacağına Koroner Anjiyografide tespit edilen darlığın yeri-miktarı, hastanın durumu ve hasta ile doktorun alaçağı karara göre belirlenmektedir. Hangi tedavi şekli seçilirse seçilsin ömür boyu tedavi gerektiren bir hastalıktır. Dünyada şuan en fazla ölüme neden olan hastalık Koroner Arter Hastalığıdır.
Rapor Et
Eski 30 Temmuz 2009, 09:46

Koroner Arter Hastalığı (KAH)

#3 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
GÜÇLENDİRİLMİŞ EKSTERNAL KONTRPULSASYON
ENHANCED EXTERNAL COUNTERPULSATION (EECP)


Koroner arter (kalp damar tıkanıklığı) hastalığından ölüm, ülkemizdehalen birinci sırada yer almaktadır.Günümüzde maxsimum medical (ilaç) tedaviye ve veya girişimsel tedavilere [balon (anjioplasti), telkafes (stent) uygulaması, by - pass cerrahisi] rağmen kalp damarlarında (koroner damarlar) tekrar tıkanma (restenoz) oranı %15 -%50 arasında değişmekte ve hastaların şikayeti çözümsüz kalmaktadır. Mevcut tedavi yöntemlerinin yetersiz kaldığı bu grup hastalara, damar yapısı hiçbir girişim şekline uygun olmayan, girişim yapılmasını istemeyen, yada yapılması yüksek risk taşıyan hastalar da eklenince, araştırmacılar yeni tedavi yöntemleri üzerine çalışmaya başlamıştır.


1995 yılında FDA onayı alan ve koroner arter hastalığı tedavisinde hızla yayılarak kullanılmaya başlayan EECP, girişimsel olmayan (non-invaziv), atravmatik yeni bir tedavi yöntemidir.Kontrol konsulü, hasta tedavi masası, hava kompresörü, ve 3 çift manşondan (kaf) oluşan bu sistemin koroner arter hastalığın tedavisindeki etkinliği ve güvenirliği 1995-1997 yılları arasında yapılan ilk çok merkezli çalışma ile ABD’de ispatlanmasından bu yana, bilimsel arenada’ da gündeme oturmuştur. Kaflar alt extremitelerden (bacak ve uyluk ) başlanarak kalçalar da dahil olmak üzere sarılır. Hasta tedavi süresince EKG ‘ye bağlıdır ve parmağa takılan bir cihaz (parmak pletizmogram) aracılığı ile sistolik (kasılma) ve diastolik (gevşeme) basınç takip eder. Tedavi etkinliği gevşeme fazında , normalde olmayan ve cihaz tarafından yaratılan bir basınç yüksekliği ile paraleldir. Kaflar diastol sırasında sistem içinde bulunan mikroprosesör ve bilgisayar aracılığı ile havayla dolarak ardışık olarak şişerler , böylece kalbe kan akımını arttırarak kalp kasının beslenmesi sağlanır. Sistol sırasında kaflar aynı anda inerek negetif basınç yaratır ve kalbin önündeki yükü azaltır. Böylece kalbin iş yükü azalır. Sistem EKG’ ye bağlı olduğu için her kalp atımında bu olay tekrarlanır. Koroner kan akımının artması ve damar duvarının kronik basınç artışına maruz kalması, damar yatağı arasında meydana gelen basınç farkı, ince kılcal damar ağının gelişmesini ve böylece tıkalı olan ana damarlara rağmen kalpte beslenme bozukluğu (iskemi) olan alanın beslenmesini sağlar. Tedavi günde 1 saat, haftada 5 gün olmak üzere 35 gün süreyi ile tekrarlanır.

Koroner Arter Hastalıkları tedavisinde yerini alan bu yeni tedavi sistem son yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda Kalp Yetmezliği tedavisinde de etkin ve güvenilir şekilde kullanıma girmiştir.

Kullanım kolaylığı, girişim gerektirmemesi etkinliği ve güvenirliği göz önünde tutulduğunda sistem kısa süre içinde Amerika’da 500 merkez EECP tedavi sistemini kullanımına geçirirken,Almanya, İrlanda, İsrail, İtalya, Japonya, İngiltere, Fransa ,Arjantin, Aruba, Bahama, Kolumbia, Hindistan, ve Türkiye öncü ülkeler arasında yer almaktadır.


EECP tedavi yöntemini hastalarında uygulayan Kalp Damar Cerrahi Uzmanı Prof.Dr. Coşkun İKİZLER'nin EECP tedavi yöntemi ile ilgili yazısı;

"ABD de 1995 yilinda FDA onayi aldiktan sonra ABD icinde , Avrupa ve Japonyada hizla kullanimi yayginlasan EECP tedavisi Ulkemizde ilk kez Ankarada Medkar EECP tedavi merkezinde kullanilmaya baslanmistir.Medkar da 2000 Eylul tarihinde hizmete sunulan tedavi sistemi ile bugune kadar 60 a yakin hasta tedavi edilmistir.

Çogunlugu bypass dahil, birden fazla invaziv girisim (PCI; angioplasti/stent) yapilmasina ragmen sikayetleri halen devam eden ve ek invaziv girisim ve ameliyat yapilamiyacak grubu teskil eden hasta profilimizin yas dagilimi 32-81yas arasinda degismektedir. 3 hastamizin referansi yurt disindandir. 35 inde birden fazla myokard infarktusu hikayesi ve bulgulari mevcutken cogunlugunda refrakter gogus agrisi ve yaygin dilalti nitrat kullanimi dikkat cekmektedir. 14 hastanin Ejeksiyon Fraksiyonu (EF) % 40`in altindadir. Hastalara gunde bir saat toplam 35 gunluk tedavi protokolu uygulanmistir. Ön sonuçlar hastalarin buyuk çoğunlugunda refrakter anginanin tedaviye yanit verdigini, yasam kalitelerinin belirgin sekilde duzeldigini gostermistir ki bu sonuclar diger ulkelerde yapilan ve onemli bilimsel dergilerde yayinlanmis arastirma sonuclarina paralellik gostermektedir. Tedavi sonuclarimiz ve hasta demografik ozellikleri gerekli analizler ve istatiksel calismalar bitiminde yayinlanicaktir.
Ozetle ; EECP sistemi Koroner arter hastaliginin tedavisinde girisimsel olmayisi, hasta secimi uygun yapildigi surece risksiz olusu ve kullanim kolayligi ile diger tedavi yontemlerine ustunluk gosteren yeni bir tedavi yontemidir. "

Prof.Dr. Coşkun İKİZLER
Kalp Damar Cerrahi Uzmanı
Rapor Et
Eski 8 Mayıs 2011, 00:54

Angina Pectoris

#4 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

Angina Pectoris

Kalp kasının bir bölümünün geçici bir süre kansız kalmasına bağlı olarak göğüste duyulan ağrı nöbeti.

Göğüs anjini ya da kalp anjini de denir. Angina pectorise erkeklerde, kadınlara oranla beş kat fazla rastlanır. 50 yaşından önce pek görülmez. Yüksek tansiyonu olanlarda, aşırı heyecan, yorgunluk, soğuk, kansızlık gibi nedenlerle anjin ağrısı başlayabilir. Bazı bronş açıcı ilâçlar da krizlerin gelmesine neden olabilir. Kalbi besleyen ve koroner adı verilen damarlarda ani daralma ve tıkanmalar hastalığın asıl nedenini oluşturur. Kriz geldiğinde nabız yükselir, soluk daralması, terleme görülebilir. Göğüs kemiğinin hemen altında başlayarak boyna, sol kola doğru yayılan ağrı, nitrogliserin tablet emerek ya da amil nitrit soluyarak önlenebilir.

MsXLabs & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi
Rapor Et
Eski 23 Mayıs 2012, 19:30

Koroner Arter Hastalığı (KAH)

#5 (link)
SiNiRLi-RUTİNE AYKIRI
nötrino - avatarı
Koroner Arter Hastalığı

Koroner Arter hastaları hiçbir yakınma olmadan ani ölümle karşılaşabilirler.Koroner arter hastalığı, dünyanın önemli bir bölümünde en önemli sağlık sorunudur. Koroner kelimesi latince “taç” anlamına gelir. Kalp damarları, kalbin dış yüzeyinde bir taç gibi seyrettiği için bu isim verilmiştir. Kalp damarlarında genetik yatkınlığı olan bireylerde hipertansiyon, yüksek kolesterol düzeyi, sigara içiciliği, hareketsiz yaşam, şişmanlık gibi faktörlerin etkisiyle yağlı plaklar oluşmaya başlar.

Bu plaklar bugünkü bilgilerimizin ışığında çocukluk çağında çizgilenmeler şeklinde başlamaktadır. Yıllar içerisinde damar duvarına giren LDL kolesterol parçacıkları bu bölgede bir yangı oluşturarak oldukça karmaşık mekanizmalarla bu plakların büyümesine yol açar. Damarın içerisine doğru büyüyen bu plaklar sıklıkla damar açıklığının yüzde 50 ve üzerinde bir darlık oluşturmaya başlamasıyla hastada klinik yakınmalar da başlar.

Koroner arter hastalığı birkaç şekilde kendini belli eder. En dramatik ve kötü sonuçlanma ani ölümdür. Koroner arter hastalarının küçük bir bölümü daha öncesine ait bir yakınma olmaksızın ani ölüm ile hastaneye getirilirler. Ani ölüm kurbanlarının büyük bir bölümü kaybedilmektedir. Ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin artmasıyla birlikte ani ölüm sorununa da dikkat artmaktadır. Polisler, koruma görevlileri, itfaiye çalışanları ve hatta genel yurttaşların yeniden canlandırma teknikleri konusunda eğitilmeleri, cankurtaran ve acil ulaşım sistemlerin düzenlenmesi ile ani ölümde başarı artmaktadır.

En şanslı hasta grubu ise göğüs ağrısı hisseden hastalardır. En yaygın grup budur. Hastalar tipik olarak hareket ettiklerinde, belirli bir mesafe yürüdüklerinde ya da merdiven çıktıklarında göğüs kemiğinin arkasında baskı tarzında bir ağrı hissederler. Bu kişiyi uyarıcı bir işarettir ve genellikle doktora gitmelerine neden olur. Bazı hastalarda ise ilk bulgu kalp krizidir. Kalp krizi uzun süreli (20 dakikadan fazla) göğüs ağrısı ile karakterizedir. Ağrının karakteri aynıdır. Baskı, basınç, ağırlık hissi olarak tarif edilir. Hareketle gelen ağrıdan tek farkı daha şiddetli olması ve daha uzun sürmesidir.

Hareketle gelen göğüs ağrısındaki temel mekanizma, hareket sırasında artan kalp kası oksijen ihtiyacının, koroner damardaki darlık nedeniyle tam olarak karşılanamamasıdır. İstirahat ağrısında ve kalp krizinde ise mekanizma biraz daha farklıdır. Koroner damar içerinde bulunan plağın dış çeperi yırtılır ya da çatlar. Plağın içerisinde bulunan yağlı içerik kanla temas eder. Bu içerik çok güçlü biçimde pıhtılaşmayı tembih eden bir yapıdır. Plağın üzerinde hızla pıhtı oluşur. Bu pıhtı damarı tıkar. Tıkanan damarın beslediği kas dokusu 15-20 dakika içerisinde ölmeye başlar. İşte bu durum kalp krizi olarak adlandırılır.

Tanı Yöntemleri

Koroner kalp hastalığının tanısındaki en önemli yöntem dikkatli bir fizik incelemedir. Laboratuvarda kullanılan araçlar ise elektrokardiyografi, ekokardiyografi, egzersiz testleri, nükleer tıpça uygulanan sintigrafik ve radyolojik görüntüleme yöntemleridir. Radyolojik görüntüleme yöntemlerinin başında konvansiyonel anjiyografi gelir.

Koroner anjiyografi olarak da adlandırılan bu yöntemde hastaların genellikle sağ kasık arterinden girilerek kalbe kateter adı verilen uzun borucuklarla ulaşılır. Buradan sol karıncığa girilir, basınç ölçümleri yapılır ve sağ ve sol koroner arterlere ayrı ayrı oturularak bunların filmi çekilir. Film çekme işlemi sırasında damarları ve kalp boşluklarını görünür kılmak için “radyokontrast madde” olarak adlandırılan özel ilaçlar kullanılır. Çekilen filmler genellikle dijitalize edilerek daha sonra değerlendirilmek üzere bilgisayar ortamında saklanır. Koroner anjiyografi, koroner arter hastalığının teşhis ve tedavisinde kullanılan günümüzün altın standartıdır.



Kaynak : Popüler Bilim (Nisan 2005,Sayı:134)

Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.301 saniyede (83.31% PHP - 16.69% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 11:47
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi