Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Forumda Ara

Karıncalar (Formicidae)

Bu konu Hayvan Türleri forumunda middnight2006 tarafından 25 Haziran 2008 (16:43) tarihinde açılmıştır.
9484 kez görüntülenmiş, 5 cevap yazılmış ve son mesaj 15 Şubat 2010 (16:40) tarihinde gönderilmiştir.
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Eski 25 Haziran 2008, 16:43

Karıncalar (Formicidae)

#1 (link)
middnight2006
Ziyaretçi
middnight2006 - avatarı
Sponsorlu Bağlantılar
Karınca

260px-Meat_eater_ant_feeding_on_honey

Bilimsel sınıflandırma
Alem:
Animalia (Hayvanlar)
Şube:Arthropoda
(Eklem bacaklılar)
Sınıf:Insecta (Böcekler)
Takım:Hymenoptera
(Zar kanatlılar)
Alt takım:Apocrita
Üst familya:Vespoidea
Familya:Formicidae
Latreille, 1809


238186


243564


Karınca, böcekler (insecta) içinde zar kanatlılar (Hymenoptera) takımından olup, sosyal yaşam gösterirler. Yuvalarını toprağın altına kurarlar. Bir çok türü bulunur.


Beslenme

Karıncalar yaprakların kendisini yiyemezler, çünkü vücutlarında bitkilerde bulunan selülozu sindirebilecek enzimler yoktur. İşçi karıncalar bu yaprak parçalarını çiğneyerek bir yığın haline getirirler ve yuvanın yeraltındaki odalarında saklarlar ve yaprakların üzerinde mantar yetiştirirler. Bu yolla, büyüyen mantarların tomurcuklarından kendileri için gerekli proteini elde ederler.

Karıncaların ilginç özellikleri
  1. Karıncalar,Termitler ile birlikte tarımı ilk kullanan canlılardır. Yuvalarından belirli alanlarda fungus (mantar) yetiştirirler.
  2. Karıncaların baharda ortaya çıkan ve kanada sahip olan türleri üremek ve yeni yuva kurmak için dışarı çıkar.
  3. Bir karınca kendi ağırlığının 50 katı ağırlığı kaldırabilir.
  4. Ve ayrıca karıncalar insanlar gibi ordu kurup kendi kolonilerini korurlar.Bazende koloniler arasında insanlar gibi savaşırlar.
  5. Bazı karıncalar ise yemek bulmak için ilk baş öncü karınca yollarlar bu karıncalar yemek ararken koku molekülleri bırakırlar bunun sebebi yemekleri kaybetmemek istemeleridir.Daha sonrada yuvaya gidip diğer karıncalara haber verirler onlarda koku moleküllerini izleyerek yemeği bulurlar.
Karıncaların inanılmaz yaşamları
Karıncalar hakkında söylenebilecek şeyler bu gibi şeylerdir aslında bu böceğe benzeyen ama böcek olmayan yaratıklar hakkında çok az şey bilinmektedir. Karıncalar evlerimize geldiklerinde bıktırıcıdırlar, yiyeceklerimizi kirletirler, zarar verirler, kumaşları, derileri veya tahtaları yerler veya deler geçerler. Ahşap yapıları çürütüp, yuvalar yaparlar. Bazen karıncalar tarafından sokuluruz, canımız yanar ama saldırgan değildirler. Çeşitli isimlerle adlandırılırlar; firavun, hayalet, marangoz, ateş, çılgın, hırsız, kocakafa ve akrobat karıncalar gibi... Karıncalar öteki böceklerden ayrıdırlar, bellerinin inceliği, bir veya iki mafsallı olmaları onlara özgündür. Eklemli antenleri vardır, ikisi önde ve büyük olan ikisi da arkada ve küçük olan dört kanatlı türleri vardır. İnsanlar bazen onları termitlerle karıştırırlar oysa termitlerin belleri kalındır ve eşit boyda dört kanatları vardır. Karıncalar sosyal canlılardır, işçiler, kraliçeler ve erkekler olarak üç türe veya sınıfa ayrılırlar, en önemli yetenekleri koloniler kurabilmeleridir. İşçi karıncalar kısır dişilerdir nadiren kanatları vardır, bir işçi karınca hem inşaatçı, hem savunucu, hem de yeni doğmuş karıncaların, yumurtaların ve kraliçenin bakıcısıdır. Kraliçeler normalde kanatlıdırlar ama çiftleştikten sonra kanatlarını kaybederler, temel görevleri çiftleşmektir, bazı özel karınca türlerinde kraliçe işçi karıncaların ilk yumurtalarını yiyerek beslenir ve özel bir salgı çıkarır, bir kraliçe karınca uzun yıllar yaşar ve genellikle kendi kızı olan bir kraliçe ile yerini değiştirir, bazı türlerde birden fazla kraliçe olduğu da görülür.

Cinsiyetsizler ve cinsiyet değiştirenler

Erkek karınca genelde kanatlıdır ve ölünceye kadar kanatlarını koruyabilenleri görülür, tek özelliği çiftleşmek ve kısır dişiyi dölleyerek yumurtlar hale getirmektir, çiftleşmenin ardından erkek karınca ölür. Erkekler küçükken zengin yiyecek rezervlerinin toplandığı çok geniş koloniler oluştururlar ama erişkin hale geldikten sonra koloniyi terk ederler. Tüm karıncaların yaşamları yumurta, larva, pupa ve yetişkin aşamalarından oluşur. Yumurtalar mikroskopiktir, karınca yumurtadan çıktıktan sonra bacaksız larva halindedir, işçiler tarafından beslenir, işçi karınca larvayı önce sıvı yiyecekle besler, larva biraz büyüdükten sonra çiğneme, emme ve yutma yetenekleri kazanır. Pupa bir yetişkin gibidir ama daha yumuşak, renksiz ve hareketsizdir. Bazı türlerde Pupa, bir kozanın içinde yaşar, genelde altı haftayla iki ay arasında bir karınca gelişir.

Kraliçenin ülkesi

İki temel yöntemle yeni koloniler kurarlar, kanatlı olanları uçarak uygun buldukları yerde kümelenirler ama en çok görülen yöntem dişi ve erkek karıncaların çiftleşme uçuşu yapmak için yuvayı terk etmeleridir. Döllenmiş kraliçe bir çukur veya boşluk bulur ve yerleşerek işçi karıncaları yumurtlamaya başlar. İlk yumurtalar kraliçenin beslenmesi içindir ve zaman geçtikçe koloni ortaya çıkmaya başlar, hızla sayıları artar ve yuvayı genişletmeye başlarlar. Bazı kraliçeler Atta türünde olduğu gibi (Yaprak kesiciler) yumurtalarını yeme konusunda aşırıya kaçarlar ve bu yüzden çok irileşirler ama yeterince işçi karınca üredikten sonra artık kraliçenin sorunu kalmaz. İşçiler hızla yayılırlar, yiyecek toplamaya ve yumurtalara bakmaya başlarlar. Artık kraliçenin yapacağı tek iş yumurtalarını çoğaltmaktır. Normalde binlerce kanatlı kraliçenin çok azı hayatta kalır, çoğu kuşlar ve böcekler tarafından yenirler, bazıları ise yeterince yumurtlamayı başaramadığından açlıktan ölür. Oğul vermek birden fazla kraliçe olduğunda görülür, yani yeni bir koloninin kurulması için kraliçenin birden fazla olması gerekir. Bazı farklı karınca türlerinin koloniler halinde bölündükleri de görülür, örneğin firavun karıncaları, bazı ateş karınca türleri, hayalet karıncalar böyle davranırlar.

Yiyecek alarmı

Karıncalar hemen her tür yiyeceği yerler hatta alıştıkları ve aradıkları özel tatlar vardır, ateş karıncaları bitkilerin özsularını, şekeri, proteinleri, yağları, tohumları, bitkileri ve böcekleri yemeyi sever. Firavun karıncaları sadece şeker, protein, yağ ve böceklerle beslenirler. Marangoz karıncalar ise şeker ve böcek yerler. Karınca yiyeceğin yerini raslantısal aramayla bulur, görevli izci karınca yiyecek bulduğunda taşıyabilirse alıp götürür ama taşıyamayacağı kadar büyükse bir parçasını koparır ve yuvaya taşır. Yolda giderken rasladığı tüm işçileri kışkırtır, heyecanlandırır ve yiyeceğin kalanının olduğu yere hemen gitmeleri için haber verir. Bu olay inanılması güç, muhteşem bir iletişimdir ama yiyeceğin elde edilmesinin dışında neden heyecanlandıkları ve telaşa kapıldıkları bilinmemektedir. Bazı türler özel bir koku bırakırlar ve bu koku izi sayesinde ötekiler yiyeceğin yerini bulabilirler. Her karıncanın suya ihtiyacı vardır ve bunun için gerektiğinde çok uzaklara gider, işçiler midelerinde taşıyarak yuvaya su getirebilme yeteneklerine sahiptirler.

Karınca ilk yardımı

Karıncaların bir aile gibi yaşayan sosyal canlılar olduklarının en iyi kanıtı yuvaları yani kolonilerdir. Dünyanın birçok yerinde 4.500 karınca türü belirlenmiştir. Yağmur ormanlarında bilinmeyen türlere raslanmaktadır ama yağmur ormanlarının tahrip edilmeleri nedeniyle yeni türler belirlenememektedir. Yuvaları çoğu zaman toprağın altındadır ama ağaçlarda hatta evlerde bile kolonileşirler. Özel yiyecekler üretebilen insan dışında tek canlı türü onlardır, mantar yetiştiren Yaprakkesici karıncalar yaprakları keserler, parçaları yuvaya getirirler ve gübreleyerek mantar bahçeleri oluştururlar. Hasatçı karıncalar sık sık tarlaları dolayarak özellikle çim tohumlarını toplarlar. Özel işçiler bu tohumları çiğneyerek kırarlar ve ötekilerin yemesi için hazırlarlar. Bazı türler yaprak bitlerinin ifrazatı olan şekerli akışkan maddeyi yerler veya saklayıp korurlar. Balküpü karıncaları bitkiözü taşıyan dev konteynırlara benzerler. O kadar çok miktarda bitki özünü vücutlarına depolarlar ki, hareket edemezler. Kolonilerin orduları ve sürücü karıncalar milyonlarca işçiden farklıdırlar, görevleri ayrıdır. Koloni evresini çoğu zaman göç evresi izler. Tüm koloni kraliçeyi ve yeni doğmuşları koruyan iri asker karıncaların koruması altında yola çıkarlar, asker karıncalar yollarına çıkan herşeyi öldürürler, ordunun ve sürücülerin geçtikleri yörede yaşayan tek bir böcek kalmaz. Hatta uçamayan yavru kuşlar, kertenkeleler veya diğer küçük hayvanlar eğer kaçmazlarsa ölümden kurtulamazlar. Yürüyen koloni bazen geçici yuvalar kurar ama in ilginci bazı türlerin kurdukları örgütlerdir. Amazon karıncaları yeni yetme karıncaların bir kısmını ötekilerin olgunlaşmaları için köle gibi kullanırlar. Tüm karıncaların yaptığı "trophallaxis" yani birbirlerini besleme sistemi içerik olarak kimyasal uyarıcı işlevini görür, bitkin, yorgun ve aç karıncalar, ötekiler tarafından bu şekilde beslenirler. "Trophallaxis" eşi olmayan bir yardımlaşma sistemidir ve karıncaların bunu yapmaları için ikinci ve özel bir mideleri daha bulunur.

Yuva ve koloninin yaşamı

Coğrafi alışkanlıklar, büyümenin doğal koşulları ve sınırları, farklı istemler yuvanın yani koloninin yerini belirler çünkü koloninin yeri karıncanın yaşamındaki en önemli yerdir. İstemler birbirlerinden çok farklı yuva türlerini oluştururlar. Göze fazla çarpmayan bir yerin bulunması ilk istemdir, bunu koloni yaşamının doğal olarak genişleyebilmesi için uygunluk istemi izler. Yiyeceğin getirilebilmesi, yumurtaların, yavruların ve kraliçenin uygun iklim koşullarında korunmaları önemlidir. Yuva bu amaçlar için kendi içinde özgün yuvalar içerir, küçüklerin korunma alanları vardır. Bazen farklı tiplerde böcekler ve böcek larvaları kullanılarak yumurtaların ve yavruların üstleri örtülerek kamuflaj yapılır. İlk bakışta karmakarışık bir ortam görülür ama gerçekte sistem çalışmaktadır. İşçiler sürekli olarak yuvanın havasını ayarlarlar. Yumurtalar, larvalar ve pupalar yuvanın çeşitli yerlerine taşınarak gerektiği gibi havalandırılırlar. Hava kanalları havanın durumuna göre açılır ya da kapatılır. Isı arttığında yumurtalar ve yavrular yuvanın alt katlarına taşınırlar, soğuk havalarda güneşin ısısından yararlanmak için yuvanın tepesinde kubbeler inşa edilir. Askerler girişi korurlar ve yüklerini getiren işçileri kontrol ederler. İşçiler sorumluluklarını yerine getirdikten sonra tekrar çıkışa yönelirler, bazı işçiler yuvanın temizliğinden sorumludurlar, pupaların koza artıklarını, böcek kalıntılarını ve yaşlı karıncaların ölülerini dışarıya atarak yuvayı temiz tutarlar. Kubbeler ve labirentler tükürük benzeri bir salyanın toprağa karıştırılmasıyla yumuşatılırlar, bazı yuvaların tepesi ısının daha etkin olabilmesi için özellikle kubbe şeklinde inşa edilir. Bu tür bir kubbe güneşin radyasyonunu sabah ve akşam saatlerinde üç kez daha fazla emer, bu oran aynı boyuttaki düz alandan daha çoktur. Kışları avantaj tersine döner ve karıncalar bu kez yuvanın altlarına giderek birikmiş ısıyı kullanırlar. Toprak yuvalar çok büyük olabilirler, 100 metre derinliğinde, 8 m2 genişliğinde olanları görülür, 80 cm derinlikte bir metre çapında çember biçiminde bir kanal vardır, bu alanda gelen ve giden karıncalar bulunur. Daha derinlerde mantar yetiştirme alanları ve sonra da yavrular alırlar. Dikkat çeken bir diğer sistem yaşamsal önem taşıyan ve karbon dioksitle, amonyağın dışarı atıldığı hava kanallarıdır. Tahıl yiyen karıncalar toprak yuvalarını ikiye bölerler. Üst bölümde yaz aylarında tohumlar kurutulur ve kolayca kırılacak hale gelirler, alt bölüm ise daha rutubetlidir. Kızıl karıncalar ise kısmen yer üstünde, kısmen yer altında birleşik yuvalar kurarlar, yer üstündeki yuva dal parçaları, iğne çam yaprakları, ot parçaları ve yosunlardan yapılmıştır

Milyarlık karınca orduları

Bir diğer yuva yeri ağaçlardır; ağaç kabuklarının altları, kırık dalların içleri , çürümüş gövdeler toprak gereksinmeksizin koloni uçin uygundurlar. Ağaç karıncaları örneğin Caponotus Herculeanus adlı tür sağlıklı ağaçları sever ve aynen toprak altında olduğu gibi ağacın içini oyarak koridorlar oluşturur. İlginç olan ağacın ölmemesidir, radyoaktif iyonla beraber ağacın öz suyu karıncaları besler, 130 m2´lik bir alanı kaplayan 12 ağaçlık kolonilere raslanmıştır. Dorylus cinsi karınca ordularının kurdukları kolonilerin sayısı milyonlara ulaşır, çok büyük yiyecek stoklarına ihtiyaçları vardır ve yuvaları kalıcı değildir. Bu kadar büyük bir birikime yuvalar bile dayanamaz, bunun savaşçı karıncalar özellikle toplanma dönemlerinde açıkhava yuvaları kurarlar. Ortada kraliçe ve yumurtalar olmak üzere birbirlerine tırnaklarıya tutunan milyarlarca karınca bedenleriyle iletişim kurarak üstüste yığılarak dev kümeler oluştururlar. Yuvanın koridorları karınca bedenlerinden oluşur ve taşımacılık ve yumurtaların havalandırılması buralardan yapılır. Sabahın erken saatlerinde tüm koloni kaynaşmaya başlar, kraliçe işçiler tarafından taşınır, larvaların ve pupaların yiyecekleri asgariye indirilir, koloni yer değiştirmeye hazırlanmaktadır, kraliçenin bıraktığı sayısız yumurtanın larvalara dönüşmesiyle koloni yola çıkacaktır.

Bal depoları

Balköpüğü karıncaları normal işçilerden farklıdırlar, kursaklarını balla doldururlar, kursakları esnektir ve içlerini kıpırdayamayacak kadar doldururlar. Bu stokları ancak yeni doğmuş karıncalar kullanabilir, bal yabanarılarının safralarından toplanır. İşçilerin kursakları dolunca yuvaya dönerler veya getirilirler, önce onların karınları doyurulur ve kalan bal köpükleri özel depo odaların tavanlarına asılır, bu odaların tavanları özel olarak pürüzlü yapılır. Balköpüğü karıncalarının amacı nedir? Göründüğü kadarıyla safralardaki tatlı sıvı tercih edilen bir yiyecektir. Yabanarılarının üreme zamanları kısıtlıdır ve safraları geçicidir, bunun için elde edilen rezerv çok önemlidir. Bir yuvada binlerce işçinin oluşturduğu 600 bal köpüğü sayılmış ve 1000 köpüğün yaklaşık 400 gr. bal içerdiği hesaplanmıştır. Bir diğer neden bu tür karıncaların çölümsü yerlerde yaşamalarıdır, bitki özü bulmaları zordur ve bunun için bal stoklarına ihtiyaç duyarlar. Avustralya´daki ilkel yerliler Balköpüğü karıncalarının bal köpüklerini toplayarak alkol yapımında kullanırlar. Bilindiği gibi bal tıp alanında da kullanılır ve bunun için balsam yani pelesenk ağaçlarından yararlanılır.

Hasatçılar

Hasatçı karıncaları izlediğinizde işçilerin yuvanın girişine gelerek küçük toprak duvarlar inşa ettiklerini görürsünüz. Uzun sıralar halinde kırlara ve tarlalara gidip gelirler. Dönüşte her biri farklı tohumlar taşımaktadırlar, bazıları küçük, bazıları ise bir karıncadan çok büyüktür. Bazı çok iri karıncalar toprak kırıntılarını ve taş parçacıklarını da yuvaya getirirler. Buna karşın yuvadan çıkan karıncaların ise içi boş tohum kabuklarını taşıdıkları ve dışarda yakın bir yere götürüp bıraktıkları görülür. Bazen tohumları dışarda kesip parçalarlar, tohumlar çoğu zaman bitkilerden toplanır ama bazen öteki Hasatçı karıncalardan veya onların depolarından çalınırlar. Karınca tohumu ayıklar ve kabuğunu çıkarır sonra güneşte kurutur ve yuvanın derinliklerine götürür, tohumlar asla filizlenmezler çünkü karıncalar üzerlerine bir örtü yayarlar. Bu örtü karıncanın kendi oluşturduğu bir guddesel ifrazattır, tohum kolayca kırılabilir kahverengine döndüğünde örtüye gerek kalmaz. İçindeki nişastanın şekeri ayrıştırılır, içerdiği proetinler ve yağ karıncalar tarafından özel bir rejim yapılırmışcasına yenilir.

Mantar üreten karıncalar

En gelişmiş beslenme türlerinden birisi Mantar Üretici Karıncalarda görülür, bu tür doğal maddeleri yiyerek yaşamaz, kendi yetiştirdiklerini yer yani bir tür çiftçidir. Çalılara ve ağaçlara diziler halinde tırmanarak yapraklardan küçük dairesel parçalar keserler, bunları birbirlerine aktararak yuvalarına taşırlar, yuvada özel olarak hazırlanmış ve hatta yalanarak sterile edilmiş yerler vardır. Yapraklar çiğnenerek lapa haline getirilirler. Koridorlarda beyaz kabuklar görülür, içleri protein doludur ve çalışanların aç kalmamaları için hazır tutulurlar. Çok küçük boydaki işçi karıncalar lapa hazırlamayla görevlidirler, lapa besleyici özelliğini yitirdiğinde, küçük kahverengi parçalar halinde boş bir alana taşınır. Bu alan taze yaprak parçacıklarıyla tıkabasa doldurulmuştur. İşte mantar burada oluşur ve koloniden koloniye taşınır. Genç kraliçe düğün uçuşundan evvel bu mantardan küçük bir parça alır ve saklar ve yeni yuvası için ilk mekanı bulduğunda mantar parçasını tükürür ama parça çok hızlı büyüse de gübreye ihtiyacı vardır, o zaman kraliçe mantarın dış yüzünde küçücük yırtıklar açar ve oralara karnından çıkardığı sıvıyı minik damlacıklar halinde akıtır. İlk yavru doğana kadar kraliçe asla bu mantardan yemez ama yumurtalarının % 90´ını yer. Yeni yuvanın yedek besin deposunu bu mantar oluşturacaktır hatta yeni doğan ilk larva bile yine yumurtalarla beslenir.

Amansız avcılar

Böcekler, örümcekler ve tırtıllar karıncaların yiyecekleridirler. Onları canlı yakalarlar veya komaya sokarak saklarlar. Ölü kuşlar ve fareler de karıncaların avı olurlar, ormanlarda kızıl karıncalara Sağlık Polisi denmesi boşuna değildir. Ağaçların alt kesimlerinde ve yerde kızıl karıncalar zarar verici ve çürüyebilen hiçbirşey bırakmazlar. Ormanda yürürken gördüğünüz karınca dizileri başlarında her yönü kontrol eden avcıların bulunduğu sürülerdir. Avcıların birisi bir av gördüğünde hemen ona yönlenir ve yiyecek potansiyelini kontrol eder eğer av yararlıysa avcı derhal hücuma geçer ve aynı anda da yardım sinyallerini gerideki sürüye yollar. Av ne kadar direnirse dirensin alarm verilmiştir ve destek hemen gelir, av hemen ölmeli ve en kısa zamanda yuvaya taşınmalıdır eğer taşınamayacak kadar büyükse hemen orada parçalanmalıdır. Kazıl karıncaların av alanı yaklaşık bir hektardır ve bu alanın her santimini bilirler. Larvaların iyi yetişmesi için en enemli besin zengin proteinler içeren ettir. Bazen av içeri alınmaz, parçalanır, fazlalıklar atılır, işçiler tarafından yenir ve yuvaya dönülerek ötekilere trophallaxis yapılır. Karıncalar evrenin en büyük avcıları Sürücü ve Ordu karıncalarıdır, çevrelerindeki herşeyi yerler, aslında karıncalar dünyanın en iyi devriyeleri ve askerleridirler, tüm doğal ortamı kullanırlar her biri tam bir gerilladır. Kendi bedenlerinden köprüler yaparak, ırmakları aşarlar, dev örümcekleri, akrepleri yüzlercesinin canı pahasına kahramanca savaşarak öldürürler. Göç eden dev karınca orduları insanlar için de tehlikelidirler çünkü sayıları çok fazladır üstelik tek amaçları kraliçenin ve larvaların beslenmesi için çok sayıda değişik av alanları bulmaktır. Tüm bu yazılanlar doğanın en büyük harikası sayabileceğimiz karıncaları anlatmaya yeterli değildir, amaç araştırmaya yönelik ipuçlarını sunmaktı. Karıncaların iletişim sistemlerini çözmeye çalışan bilim adamları vardır ve bir gün insanlarla, insandışı tek sosyal amaçlı canlı olan, yardımlaşmayı bilen ve iletişim kurabilen karıncalar arasında bir ilişkinin kurulacağına inanmaktadırlar.

Karıncalar hakkında * Bir karınca yuvasına günde 2.400 böcek taşır.

* Dört satır okuduğunuzda dünyada 40 insan ve 700 milyon karınca doğmakta, 30 insan ve 500 milyon karınca ölmektedir.

* Karınca boyu 0.01 ile 3 cm arasında değişen, ağırlığı 1 ile 150 miligram arasında, sperm hücrelerinin sayısına göre dilediği kadar yumurtlayan, herşeyi yiyen ve nüfusu milyarların çok ötesine varan bir böcek türüdür.

* Karıncalar dünyamızın 150 milyon yıl önce doğan ilk bilinçli hakimleri ve ilk toplum kuranlarıdırlar.

* Karıncanın aerodinamizmi mükemmeldir. Her eklem mekanik bir harikadır, Deri ve kabuk kısımları sanki bir bilgisayarın yardımıyla yerleştirilmiştir. Üçgen kafası havayı deler, uzun ve bükülebilen bacakları toprakta yürürken bedenin rahat bir şekilde yaylanmasını sağlar sanki spor bir otomobil gibidir. Pençeleriyle tavanda yürüyebilir, gözleriyle 180 derecelik bir çevreyi görür. Antenleriyle bizim göremediğimiz binlerce bilgiyi ve uç kısımlarını çekiç gibi kullanır. Karnı keseler ve boşluklarla doludur, oralarda gerekli maddeleri stok eder. Çeneleriyle keser, sıkıştırır ve yakalar. Bedenindeki muazzam boru sistemi kokusal haberlerin depolanmasını sağlar.

* Arjantin karıncaları ilk kez 1866´da Buenos Aires´de görüldüler. 1891´de ABD´de, 1908´de Güney Afrika´da, 1910´da Şili´de, 1917´de Avustralya´da ve 1920´de Fransa´da ortaya çıktılar ve Fransa´nın güneyinde ortaya çıkar çıkmaz yöredeki tüm yerli karıncalara karşı savaş açarak onları yendiler. 1960´da İspanya´da, 1967´de Roma´da görüldüler, 1990 sonlarında ise kuzey Avrupa´ya doğru yayıldıkları belirlendi.

* Karıncalar insanlardan daha kalabalıktırlar. Daha çok siteleri vardır ve çevreye daha uygun yuvalarda yaşarlar. Hiçbir insanın yaşayamayacağı kuru, buzul, sıcak veya nemli bölgelerde yaşarlar. Bizden yüz milyon önce de vardılar ve atom bombasına bile dayanıklı oldukları hatırlanırsa bizden yüz milyon yıl sonra da varolacaklar. Onların tarihinde bizler sadece üç milyon yıllık bir raslantıdan ibaretiz. Bir gün dünyadışı canlılar dünyamıza inerlerse şaşırmayacaklar ve kuşkusuz karıncalarla konuşmaya başlayacaklardır çünkü onlar dünyanın gerçek sahipleridirler.

* Karıncaların bulunmadığı 1 km2´lik bir toprak parçası yoktur
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Eski 2 Temmuz 2008, 12:00

Karıncalar (Formicidae)

#2 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Karıncalar (Formicidae)

2004019603344099988rszx8

amblyoponepallipests3
Rapor Et
Eski 20 Temmuz 2008, 12:31

Karıncalar (Formicidae)

#3 (link)
arrjin
Ziyaretçi
arrjin - avatarı
33670

karincalar

RIFA-ant_small
Son Düzenleyen asla_asla_deme; 8 Ocak 2009 @ 20:00. Sebep: Sayfa Düzeni
Rapor Et
Eski 20 Nisan 2009, 14:54

Karıncalar (Formicidae)

#4 (link)
Özel Üye-VIP
bi quan - avatarı
KARINCA TÜRLERİ


Dünya'nın dört bir yanında, yarı çöl iklimi gösteren bölgelerde yaşayan farklı türlerdeki karıncalar, birbirlerinden bağımsız olarak, hayatta kalmalarını sağlayacak benzer yollar geliştirmişlerdir.
Aşağıda gözden geçireceğimiz karınca türü, yaklaşık bilinen 10 000 civarındaki karınca türlerinden bir kaçıdır. Dünya' da, bilinen-bilinmeyen, 35 000 karınca türünün olduğu tahmin ediliyor. Her bir türünde kendi içinde, o kadar çok çeşitleri vardır ki; bütün bunların, tür-içi ve tür-dışı çeşitliliğini incelemek; ilgili karınca biliminin kapasitesini aşmaktadır.

BAL KARINCALARI
karinca14
Yağmurlu zamanlarda karıncalar, bazı işçi karıncaları, su ve bal özüyle beslerler. Bal karıncaları, yaprak bitlerinden elde ettikleri şekerli sıvı ve bitki nektarlarıyla beslenirler. Bir çok karınca türü, yaprak bitlerinin bitki özsuyundan, sindirim artığı olarak ortaya çıkardıkları şekerli sıvıyı besin olarak kullanmaktadır.

BAL FIÇISI KARINCALAR: "Canlı Kiler"
karinca15

Bal karıncalarının, diğer karıncalardan bir farkı vardır. İşçiler, balı, yuvalarına götürürler.Vücutlarının alt kısımlarını şişirerek, bal kesesi haline gelmiş karıncaların ağzına boşaltırlar. Adeta bir bal fıçısı haline gelen bu karıncalar, etrafta dolaşamazlar.
Uzun ve çiçeksiz kurak mevsim boyunca, koloninin kullanımı için canlı kiler olarak, ayaklarıyla tavana tutunarak, yuvada asılı dururlar. Kendi ağırlığının 8 katı bal taşıyabilen karıncalar, kışın ya da yiyeceğin az olduğu zamanlarda, bir besin deposu olarak kullanılırlar. Acıkan karınca gelip ağzıyla dokunduğunda, bir damla balı onun ağzına boşaltan bal fıçısı karıncalar, yaklaşık bir üzüm tanesi kadar olabilirler.

YAPRAK KESEN KARINCALAR: "ATTALAR"

karinca2res2 karinca2res3

Karınca türlerinin içinde en ilginç olanlardan biri, yaprak kesici karıncalardır. Bunların belirgin özellikleri, çeneleriyle koparttıkları yaprak parçalarını, başlarının üstünde, yuvalarına taşıma alışkanlıklarıdır. Karıncalar, kuvvetli kenetlenmiş çenelerinde taşıdıkları, kendilerinden oldukça büyük yaprak parçalarının altına gizlenirler.
Yaprakları, şemsiye gibi üstlerinde taşıdıklarından, şemsiyeli karıncalar adıyla da anılırlar. Yapraklar, beslenme amacıyla kullanılmaz. Zira karıncalarda, bitkilerde bulunan selülozu sindirebilecek enzimler yoktur. Attalar, yaprak parçalarını çiğneyerek lapa haline getirirler. Özel hazırlanmış odalarda, kuru yapraklar üzerine sererek, mantar yetiştirirler. Proteince zengin mantar tomurcuklarını, yiyerek beslenirler.

ORDU KARINCALARI (LEJYONERLER)

karinca2res4 karinca2res5

Yalnız tropik iklimlerde yaşayan ve etle beslenen, 6-12mm boyundaki bu küçük canlılar, çok sayıda askere sahip, düzenli bir ordu gibi hareket ederler. Bu karıncalar kördür. Direkt güneş ışığından etkilenerek, ölmeleri yüzünden; geceleri ya da gölgede hareket ederler. Bunların yaşamları, öldürmek ve yağma etmekten ibarettir. Bu yüzden de, katil karıncalar diyede adlandırılırlar.
Güçlü çene yapıları sayesinde, toprakta açtıkları tüneller içinde hareket ederler. Lejyoner karıncaların, sürekli bir yuvaları yoktur. Yuva gerektiğinde, birbirlerinin ayaklarından tutunarak, tümüyle karıncalardan oluşan yuvalar inşa ederler. 200 000-750. 000 arası karıncadan oluşan bu yuvaların ortasında, kraliçe ve yumurtalar bulunur. Daha sonra yuva çözülür ve yeniden ilerlemeye başlarlar.
Karıncaların göçleri ve durmaları, kraliçenin yumurtlama dönemlerine göre ayarlanır. Kraliçe karınca, ayda 2 gün ve günde ortalama 25-35 bin yumurta üretir. Yumurtlamadan birkaç gün önce durup, yuvayı oluşturan karıncalar, 20 gün kadar süren bu dinlenme döneminde, çevrelerine akınlar düzenleyerek avlanırlar. Her akında, şaşırtıcı şekilde yönlerini; ortalama 123 derece değiştirerek, aynı yeri taramaktan kurtulurlar.

"Anomma Ordusu"nun: "Dehşet Stratejisi"

karinca2res6 karinca2res7

Tüm ordu karınca türleri, avda "şok ve dehşet stratejisi" uygular. Diğer karıncalar, bireysel olarak besin ararken; bazen keşif kolu gönderir. Ordu karıncaları ise, topyekun birlikte hareket ederler. Yollarından çekilmeyen kertenkeleleri, yılan ve kurbağaları da öldürebilirler, ancak yemezler. Saldırı düzenlerine, sürü akını adı verilir. 200. 000 kadar karınca, yuvayı, 15 metre eninde bir yelpaze oluşturacak şekilde, genişleyen bir sürü halinde terk ederler.

Bunların en korkuncu, Afrika'da yaşayan "Doryline Anomma" karıncaları ile Tropik Amerika'da yaşayan "Eciton"lardır. Bir Anomma ordusunun gelişi, çevredeki canlılar için büyük bir panik meydana getirir. İki milyondan fazla askeri olan bu muazzam ordunun önünden kaçmayan her şey, anında imha edilir. Bir çeşit çığlık sesi ve kuşların kaçışı, sürünün geldiğini haber verir. Yollarının önüne rastlayan; tavukları, memeli ve böcekleri imha ederler. Yerliler, bunların korkusundan köylerini bile terk ederler.
Eskiden bazı yerlerde esirler bunlara yem olarak atılırdı. Anomma karıncaları, Tonga'da kafesteki bir parsı, bir gece içinde, iskelet haline getirmişlerdi. Evden götürülemeyen bir hasta olursa; karyolanın ayakları sirke içine konur. Damdaki çatlaklardan üstüne düşerlerse, bir anda etini kemiklerden sıyırırlar. Onların geçtikleri yerde, canlı kalmaz. Anomma ordusunun yürüyüşünü, akarsular bile durduramaz. Bir nehirle karşılaştıklarında, çeneleriyle birbirlerinin bellerine tutunarak; canlı bir köprü yaparlar. Kraliçe, yumurta ve larvalar, bu canlı köprü üzerinden geçirilir.
Bütün bu tehdit ve tehlike oluşturmalarına rağmen; zararlı böcekleri, yok edici faydaları vardır.

ATEŞ KARINCALARI

karincares20 karinca2res8

Son derece saldırgan olan, küçük kırmızı bir karınca cinsidir. Büyük koloniler halinde yaşarlar. Döllenmiş bir tek kraliçe, 240 000 işçilik bir koloni oluşturabilir. Sürüngenleri, yada küçük hayvanları, zehirli iğneleriyle sokarak öldürebilirler. İnsanlarda ise, alerjik şoklara neden olabilirler. Güney Amerika da ortaya çıkan bir istilada, güçlü çene yapılarıyla; elektrik kablolarını parçalayıp, kesintilere sebep oldukları ve açtıkları tünellerle yol ve asfaltlarda çökmelere yol açtıkları bilinir. Ekin tarlalarında, büyük zararlar, verebilirler.
Ateş karıncalarının zararlarını engelleyebilmek için, bir çok yöntem deneyen uzmanlar; yedikleri sineklere mikrop vererek, yuva içinde hastalık oluşturmaya çalışmışlar, ancak karıncaların, mikroptan etkilenmediği görülmüştür. Yapılan incelemelerde, bu karıncaların boğazlarında, mikropların girişini engelleyici, bir yapı, tespit edilmiştir.
Ateş karıncalarının diğer bir savunma yöntemi, zehir keselerinde ürettikleri anti-mikrobik bir sıvıyı, yuva çevresine ve larvaların üzerine püskürterek, yuvayı dezenfekte etmeleridir.
Ateş karıncalarının en önemli düşmanı, Solenopsis Davgeri adlı asalak bir karınca cinsidir. Bu karınca, yuvaya girmeyi başarırsa; derhal kraliçe karıncanın boğazına kenetlenir ve onun feromenini taklit eder. Asalağı, kendi kraliçeleri sanan karıncalar, onu beslemeye başlar ve kendi kraliçeleri ölür.

HASAT KARINCALARI
karinca2res10

Hasatçı karıncalar, topladıkları tohumları, yuvadaki özel ambarlara taşırlar. Diğer karınca türleri, topladıkları tohumları, yiyecek olarak kullanırken; hasatçı karıncalarda, bir grup işçi karınca, tohum özlerini çiğneyerek; bir çeşit karınca ekmeği hazırlarlar. Tükürüklerinde bulunan enzimler sayesinde; nişastadan şeker elde ederler. Kurak mevsimlerde,larvaların ve diğer karıncaların beslenmesi, bu şekerle yapılır.

DOKUMACI KARINCALAR
karinca2res9

Dokumacı karıncalar, ağaçlarda, yapraklardan oluşturdukları yuvaların içinde yaşarlar. Yuvaların yapım aşaması, çok ilginçtir. Yuva yeri seçildikten sonra, bir karınca yaprağın ucunu kıvırmaya başlar; diğer işçiler de gelip, aynı yerden yaprağı çekiştirerek, kıvırmaya yardımcı olurlar.
Eğer yuva yapımında, fazla sayıda yaprak kullanılacaksa, yapraklar arasında, karıncalardan canlı zincirler oluşturulup; yapraklar birbirine bağlanır. Daha sonra, özel olarak yetiştirilmiş, diğerlerine göre daha küçük boyutlarda olan larvalar, buraya getirilir ve yaprağın birbirine tutturulması gereken yerlere larvalar sürtülür. Larvalar, ağızlarının altındaki bir bölümden, ipek salgılamaya başlarlar. Böylece dikiş makinesi gibi kullanılan larvalar sayesinde, yuva hazırlanmış olur.

FİRAVUN KARINCALAR
karinca2res11

Bunlar şeker karıncaları veya sidik karıncaları diye isimlendirilir. Çok küçüktürler. Hastanelerde, bir düzineden fazla patojenik bakterinin taşınmasından sorumlu oldukları zannediliyor. Bunlar, genellikle ısırmaz ve sokmazlar.
Firavun karıncaları, şekerle, kekle, ekmekle ve yağlı yiyeceklerle beslenirler. Yuvaları, nadiren dışarıda bulunur. Çoğunlukla kapalı yerlerde yaşarlar.

ÇOBAN KARINCALAR
k3

Bazı böcekler, tatlı madde çıkarırlar. Bu böcekler, genellikle, Hemoptera takımına bağlıdırlar. Bazı gündüz kelebeklerinin tırtılları da, tatlı madde çıkarırlar. Bu maddelere düşkün olan çoban karınca türleri, bu tatlı sıvılarla beslenirler. Bunlar, yaprak bitlerine özel bir ilgi gösterirler. Antenleriyle âdetâ okşayarak, şekerli madde çıkarmalarını teşvik ederler. Damlalar hâlinde çıkan bu tatlı salgıları, içerler. Karıncalar, bu bitleri, diğer böceklere karşı korurlar. Yaprak biti sürüsünü otlatmayı, yuvalarında barındırmayı ve düzenli bir şekilde sağmayı, bir sanat haline getirmişlerdir.
Bazı karıncalar da, şekerli salgısı olan tırtıllardan faydalanırlar. Kendilerine göre, dev bir at gibi olan tırtılların sırtlarına binerek kendilerini taşıtırlar. Tırtılın karın bölgesinin son kısmını, antenleriyle okşayarak, çok sevdikleri tatlı sıvıyı salgılamasını sağlarlar. Her karınca, bindiği tırtılı, düşmanlarına karşı korur.
Rapor Et
Eski 9 Ekim 2009, 08:15

Karıncalar (Formicidae)

#5 (link)
Özel Üye-VIP
nefertiti - avatarı
2kq7
Rapor Et
Eski 15 Şubat 2010, 16:40

Karıncalar (Formicidae)

#6 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Karınca

Vikipedi, özgür ansiklopedi




Karınca
260px-Meat_eater_ant_feeding_on_honey
Bilimsel sınıflandırma
Alem:
AnimaliaHayvanlar)
( Şube: Arthropoda
(Eklem bacaklılar)
Sınıf: Insecta (Böcekler)
Takım: Hymenoptera
(Zar kanatlılar)
Alt takım: Apocrita
Üst familya: Vespoidea
Familya: Formicidae
Latreille, 1809 Alt familyalar

Karınca, karıncalar (Formicidae) familyasını oluşturan, yaban arıları ve arılarla birlikte zar kanatlılar (Hymenoptera) takımında yer alan, sosyal yaşam gösteren böceklere verilen ortak addır. Karıncalar, Kretase Dönemi'nin ortalarında, 110 ile 130 milyon yıl önce yaban arısına benzeyen hayvanlardan türemiş ve çiçekli bitkilerin ortaya çıkışından sonra çeşitlenmiştir. Günümüzde 12.000'den fazla türü sınıflandırılmıştır ve yaklaşık 14.000 civarında türü olduğu sanılmaktadır. Dirsekli antenleri ve ince bellerini oluşturan düğümsü yapıları ile kolaylıkla tanınırlar.
Karıncalar, boyutları küçük doğal boşluklarda yaşayan birkaç düzine avcı bireyden, çok büyük bölgeleri kaplayan ve sayıları milyonlarca bireyi içeren oldukça yüksek oranda organize kolonilere kadar oluşan topluluklar içinde yaşarlar. Büyük koloniler çoğunlukla "işçi" ve "asker" sınıflarını oluşturan kısır dişilerden oluşur. Bu kolonilerde aynı zamanda verimli erkekler ile bir ya da daha fazla ve "kraliçe" adı verilen verimli dişiler de bulunur. Bu koloniler bazen "süperorganizmalar" olarak tanımlanır çünkü karıncalar tek bir vücut hâlinde koloniyi desteklemek için bir arada çalışırlar.
Karıncalar Dünya üzerinde hemen hemen her kara parçasında bulunur. Kendine özgü karınca türleri bulunan ender yerler Antarktika ile birlikte bazı uzak ve yaşama uygun olmayan adalardır. Karıncalar ekosistemlerin çoğunda yaşayabilir ve kara hayvanları biyokütlesinin yaklaşık %15 ile %25'ini oluştururlar. Bu başarıları sosyal örgütlenmelerine, yaşam alanlarını değiştirebilmelerine, kaynaklardan yararlanmalarına ve kendilerini savunmalarına bağlanmıştır. Diğer türlerle birlikte geçirdikleri uzun evrim sürecinde, benzerlik, ortakçılık, asalaklık ve karşılıklılık içeren türler arası ilişkiler geliştirmişlerdir.
Karınca topluluklarında iş bölümü, bireyler arası iletişim ve karmaşık problemlerin çözümüne rastlanır. İnsan toplulukları ile olan bu paralellikler, birçok bilimsel araştırmaya konu olmuştur.
Birçok insan kültüründe karıncalar, mutfakta, ilaçlarda ve ayinlerde kullanılır. Bazı türler biyolojik zararlı kontrolünde önemli rol alır. Ancak kaynaklardan yararlanma özellikleri, karıncaları insanlarla çatışma içine sokar çünkü tarımsal ürünlere zarar verebilir ve binaları işgal edebilirler. Kırmızı ateş karıncaları (Solenopsis invicta) gibi bazı türleri, kazara sokuldukları yeni bölgelerde kendilerine bir yer edinebildikleri için yayılmacı türler olarak görülürler.

Taksonomi ve evrim

Formicidae familyasının filogenetik konumu.
180px-Ants_in_amber
Baltık kehribarı içinde fosilleşmiş karıncalar.


Formicidae familyası, içinde yaprak arıları, arılar ve yaban arılarını da barındıran HymenopteraVespoidea yaban arılarını da içinde barındıran ortak bir atadan türemiştir. Filogenetik analizler karıncaların Kretase 1966 yılında, E.O. Wilson ve meslektaşları Kretase Dönemi'nde yaşamış olan bir karıncanın (Sphecomyrma freyi) fosil kalıntılarını tanımladılar. Kehribar içinde kalmış olan fosil örneği 80 milyon yıl öncesinden kalmaydı ve hem karıncaların hem de yaban arılarının ortak özelliklerini gösteriyordu. Sphecomyrma büyük bir olasılıkla yerüstünde yaşayan bir türdü ancak bazı uzmanlar Leptanillinae ve Martialinae gibi grupların toprak altında yaşayan avcı ve ilkel karıncalar olduğunu önermektedir. takımında yer alır. Karıncalar, Dönemi'nin ortalarında, yaklaşık 110 ile 130 milyon yıl önce ortaya çıktığını gösterir. Yaklaşık 100 milyon yıl önce çiçekli bitkilerin ortaya çıkmasından sonra karınca türleri çeşitlenmiş ve 60 milyon yıl önce ekolojik üstünlüğüne erişmiştir.
Kretase Dönemi'nde kuzey yarımkürede bulunan süperkıta Laurasia üzerinde yalnızca birkaç ilkel karınca türü yaygındı. Tüm böcek populasyonunun yalnızca %1'ini oluşturuyorlardı. Karıncalar Tersiyer Dönemi'nin başlarında, çevresel koşullara uyarak, doğal seleksiyon sonucu baskın tür olmuşlardır. Oligosen ve Miyosen dönemlerinde karıncalar bulunan tüm fosil kalıntılarının %20 ile %40'ını oluşturur. Eosen Dönemi'nde yaşamış karınca cinslerinin onda biri günümüze kadar gelmiştir. Baltık bölgesi kehribarlarında bulunan karınca fosillerinde rastlanan cinslerin %56'sı, Dominik Cumhuriyeti kehribarlarında bulunanların ise %92'si günümüze kadar gelmiştir.
Termitler karıncalar ile yakın akraba değildir ve Isoptera takımında yer alırlar. Sosyal yaşamlarının bazı yönleri karıncalarla benzerlik taşır. Karınca arıları büyük karıncalara benzer ama kanatsız dişi yaban arılarıdır.

Dağılımı ve çeşitliliği

Karıncalar, Antarktika, ve Grönland, İzlanda gibi bazı büyük adalar dışında tüm kıtalarda yaşar, Polinezya'nın bazı bölümleri ve Hawaii Adaları gibi adalarda ise kendine özgü türler yoktur. Karıncalar ekolojik nişlerin geniş bir kesiminde bulunur ve doğrudan ya da dolaylı otçul, avcı ve leşçi olarak çok kapsamlı besin kaynaklarından yararlanır. Türlerin çoğunluğu genel hepçildir ama bazı türler besin konusunda özelleşmiştir. Ekolojik baskınlıkları biyokütleleriyle ölçülebilir. Çeşitli ortamlarda yapılan tahminler ortalama biyokütlelerinin, kara üstünde yaşayan tüm hayvanların %15-20 arasında olduğunu ortaya koyar. Bu biyokütle omurgalı hayvanların biyokütlesinin üzerindedir.

Karıncaların boyutları 0,75 mm ile 52 mm arasındadır. Çoğunlukla kırmızı ve kara renkli olan karıncalar çeşitli renklerdedir, yeşil renge daha az rastlanır ve bazı tropik türlerin metalik bir parlaklığı vardır. Günümüzde 12.000'den fazla karınca türü sınıflandırılmıştır ve türlerin 14.000 civarı olduğu sanılmaktadır. En çok çeşitlilik tropiklerdedir. Karıncaların sınıflandırılması konusunda taksonomik çalışmalar devam etmektedir. "AntBase" ve "Hymenoptera Name Server" gibi çevrimiçi bilgi bankaları bilinen ve yeni keşfedilen karınca türlerini izlemeye yardımcı olmaktadır. Kolay bulunmaları ve incelenebilmeleri nedeniyle, biyoçeşitlilik çalışmalarında karıncalar belirleyici türler olarak kullanılmaktadır.

Biçim bilimi

Karıncalar biçim bilimi açısından, dirsekli duyargaları, metaplöral bezleri ve ikinci karın kısımlarının düğüm şeklinde bir petiyol ile bağlanması ile diğer böceklerden ayrılırlar. Kafa, mesosoma ve metasoma ya da gaster, üç ayrı gövde kısmıdır. Petiyol, mesosoma (toraks ile buna kaynamış olan ilk karın bölgesi) ile gaster (petiyol dışında kalan karın bölgesi) arasında ince bir bel oluşturur. Petiyol bir ya da iki düğümden oluşabilir.

180px-Bullant_head_detail

Güçlü çeneleri ve mükemmel görüş sağlayan büyük petek gözleriyle Mrymecia cinsi karınca.

Diğer böcekler gibi karıncaların da gövdeleri etrafında koruyucu görevi gören ve kasların bağlanmasını sağlayan bir dış iskeletleri vardır. Böceklerin akciğerleri yoktur ve oksijen ile karbondioksit gibi gazlar, dış iskeletten spirakulum denen küçük deliklerden geçer. Böceklerin aynı zamanda kapalı kan damarları da yoktur bunun yerine gövdelerinin üst kısmında bir kalp gibi iç sıvıların dolaşımını sağlayarak kafaya doğru hemolenfi pompalayan ince ve uzun delikli bir tüp bulunur. Sinir sistemi gövde boyunca uzanan, bir kaç düğümü bulunan ve gövdeye bağlı organlara dallarla ayrılan bir ventral sinir telinden oluşur.

Bir karıncanın kafasında birçok algı organı bulunur. Birçok böcek gibi karıncalarda birbirine bağlı sayısız küçük lenslerden oluşan petek göz vardır. Karıncaların gözleri hızlı hareketleri tespit etmede iyi olsa da optik çözünürlüğü yüksek değildir. Ayrıca kafalarının üstünde ışık düzeylerini ve polarizasyonu ayırdeden üç küçük sade göz de bulunur. Omurgalılarla kıyaslandığında karıncaların görüşü kötü ile orta düzey arasındadır, hatta yeraltında yaşayan bazı türler tamamen kördür. Avustralya'da yaşayan Myrmecia cinsi gibi bazı karıncaların görüşü ise oldukça iyidir. Kafalarına bağlı olan iki anten kimyasalları, hava akımlarını ve titreşimleri algılar ve dokunma yoluyla sinyal iletişimine olanak sağlar. Kafada yiyecek taşımaya, nesneleri hareket ettirmeye, yuva kurmaya yarayan ve aynı zamanda savunma amaçlı kullanılan iki kuvvetli çene bulunur. Bazı türlerde ağzın içinde bulunan küçük keselerde besin saklanabilir ve bu besin diğer karıncalara ya da larvalarına verilebilir.

Karıncaların ilginç özellikleri

  1. Karıncalar, termitler ile birlikte tarımı ilk kullanan canlılardır. Yuvalarının belirli alanlarında fungus (mantar) yetiştirirler.
  2. Karıncaların baharda ortaya çıkan ve kanada sahip olan türleri üremek ve yeni yuva kurmak için dışarı çıkar.
  3. Bir karınca kendi ağırlığının 50 katı ağırlığı kaldırabilir.
  4. Ve ayrıca karıncalar insanlar gibi ordu kurup kendi kolonilerini korurlar. Bazen de koloniler arasında insanlar gibi savaşırlar.
  5. Karıncalar yemek bulmak için öncü karınca yollarlar. Bu karıncalar yemek ararken koku molekülleri bırakırlar. Bunun sebebi, yemeklerin bulunduğu rotayı kaybetmek istememeleridir. Öncü karıncalar yuvaya gidip diğer karıncaları haberdar ederler. Onlar da koku moleküllerini izleyerek yemeği bulurlar.
Alt familyalar

  • Aenictogitoninae
  • Agroecomyrmecinae
  • Amblyoponinae (Apomyrminae)
  • Aneuretinae
  • Cerapachyinae
  • Dolichoderinae
  • Ecitoninae (Dorylinae ve Aenictinae)
  • Ectatomminae
  • Formicinae
  • Heteroponerinae
  • Leptanillinae
  • Leptanilloidinae
  • Myrmeciinae (Nothomyrmeciinae
  • Myrmicinae
  • Ponerinae (Paraponera)
  • Proceratiinae
  • Pseudomyrmecinae
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.487 saniyede (89.53% PHP - 10.47% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 03:38
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi