Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Türkiye'de Koyun Yetiştiriciliği

Bu konu Hayvancılık forumunda BrookLyn tarafından 27 Ekim 2008 (17:30) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
34113 kez görüntülenmiş, 2 cevap yazılmış ve son mesaj 25 Mayıs 2010 (20:43) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 5.00  |  Oy Veren: 2      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 27 Ekim 2008, 17:30

Türkiye'de Koyun Yetiştiriciliği

#1 (link)
Style King
BrookLyn - avatarı
Türkiye'de Koyun Yetiştiriciliği

sheep25b15dzc7

Koyun yetiştirmenin Türkiye hayvancılığında önemli bir yeri vardır. Koyunlar kıyı kesimle­rinde ve Anadolu'nun iç kesimlerinde genel­likle küçük sürüler halinde yetiştirilmekte, ortak kullanılan otlaklarda topluca otlatıl­maktadır. Doğu Anadolu'nun güney kesimle­rinde ise göçebe topluluklarının beslediği büyük sürüler kışın iklimin uygun olduğu Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne indirilmekte, yazın yüksek yaylalara çıkarılmaktadır. Ayrı­ca bütün bölgelerde 100-200 koyundan oluşan çiftlik sürüleri de görülür.

Türkiye'de koyun varlığının yaklaşık yüzde 96'sı düşük verimli yerli soylardan, geri kalanı merinos, merinos melezleri ve az sayıda öbür kültür soylarının melezlerinden oluşur. Yaşa­dıkları bölge koşullarına kolay uyum sağlama­ları, yetersiz otlatma ve beslenme koşullarına dayanmaları nedeniyle düşük verimli yerli soylar ekonomik zorluklar içindeki yetiştirici­ler için günümüzde de önemini korumaktadır.

Türkiye'de toplam koyun sayısının yaklaşık yarısını oluşturan akkaraman soyu İç Anado­lu Bölgesi ile Akdeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin İç Anadolu Bölgesi'ne yakın olan yörelerinde yetiştirilir. Ortalama 4-6 kg olan kuyruk ağırlığı, besili koçlarda 20-25 kilograma ulaşabilir. Renkleri genellik­le beyaz, burunlarının ucu, kulakları, gözleri­nin çevresi ve ayakları siyah, bazen de kahve­rengi lekelidir. Dişiler genellikle boynuzsuz, koçlar yüzde 10 dolayında boynuzludur.

Morkaraman, rengi mordan kızıla kadar değiştiği için kızılkaraman adıyla da tanınır. Özellikle Kars, Erzurum, Ağrı, Muş, Bingöl, Tunceli, Erzincan, Elazığ, Van ve Bitlis'te yetiştirilmekte olan morkaramanlar Türkiye koyun varlığının yaklaşık yüzde 20'sini oluştu­rur. Akkaramandan daha iri yapılı, koçları yüzde 10, dişileri yüzde 1 oranında boynuzlu­dur. Canlı ağırlığı dişilerde 45-50 kg, koçlarda 55-60 kg dolayındadır.

Bilecik-Eskişehir-Kütahya-Afyonkarahisar doğrultusunun güneybatısında uzanan alanda yetiştirilen dağlıçlar doğuda akkaraman, batı­da kıvırcıkla karışmıştır. Türkiye koyun varlığının yaklaşık yüzde 14'ünü oluşturur. Renk­leri beyaz, burunlarının ucu, gözlerinin çevre­si, kulakları ve ayakları siyah bazen de kahverengi lekelidir. Dişiler genellikle boy­nuzsuz, koçlar sarmal boynuzlu, yağlı kuyruk­ları ortalama 3 kg ağırlığındadır. Karamanlar­dan farklı olarak oval biçimli olan kuyruğun alt uca yakın bölümünde mizaha denen yapağısız, çıplak bir oluk bulunur. Kuzey Anadolu Dağları'nın iç kesimlerinde yetiştirilen herik de dağlıca benzeyen yağlı kuyruklu bir soy­dur. Ama bu soyun kuyruğunda mizaba bulunmaz.

Kıvırcık koyunu Türkiye'deki yağsız uzun kuyruklu soylar arasında en iyi bilinenidir. Marmara ve Ege bölgelerinde yetiştirilen bu soy beyaz renkli, ince uzun kuyrukludur. Trakya'da az da olsa kahverengi postlu olan­larına rastlanır. Dişiler genellikle boynuzsuz­dur. Koçların kıvrılarak yana açılan güçlü boynuzları vardır. Boyun ve karın altının tüysüz oluşu yapağı verimlerinin düşük olma­sına yol açar. Ama etleri çok lezzetlidir.

Karayaka koyunu Sinop-Trabzon arasında­ki kıyı şeridi ile Amasya ve Tokat illerinde küçük sürüler halinde yetiştirilmektedir. Bu soyun da eti lezzetli, postu genellikle beyaz, bazen siyah lekelidir. Dişiler genellikle boy­zsuz, koçlar güçlü sarmal boynuzludur.

Türkiye'de önem taşıyan birçok başka ko­yun soyu da yetiştirilmektedir. Bunlar arasında yalnız İzmir ilinin Ödemiş ilçesinde bulunan Ödemiş koyunu, İmroz kökenli olan ve Ça­nakkale ilinin öbür kesimlerinde de yetiştiri­len İmroz koyunu, Sakız Adası kökenli olan, başta İzmir ili olmak üzere Ege ve Akdeniz kıyı şeridinde yer yer yetiştirilen Sakız koyu­nu, Karadeniz Bölgesi'nin doğu kesimindeki dağlık Rize ve Artvin yörelerinde, ayrıca Ardahan'da yetiştirilen Hemsin koyunu ve Kars ilinin özellikle Çıldır ilçesinde yoğun olarak yetiştirilen tuj koyunu sayılabilir.

Türkiye'de bulunan yabancı koyun soyları arasında en önemlisi merinostur. Ortaçağ boyunca İspanya'nın tekelinde kalan bu soy beyaz ve ince yapağılıdır. Merinos koyunu günümüzde birçok ülkeye yayılmış değişik amaçlara yönelik çeşitli yeni soyların kökeni­ni oluşturmuştur. Türkiye'de de uzun yıllar benzer çalışmalar yapılarak geliştirilen iki soy vardır. Bunlardan Türk merinosu Bursa ve Balıkesir yörelerinde, Orta Anadolu merinosu özellikle İç Anadolu Bölgesi'nde yetiştiril­mektedir. Merinosların yüzlerinde ve bacak­larında da bol yapağı bulunur.

Orta Asya kökenli karagül ya da karakul koyunu Türkiye'ye ilk kez 1929'da SSCB'den getirilmiş ama üretimi yaygınlık kazanama­mıştır. Karagül koyunu, yeni doğan kuzuların postundan elde edilen parlak, kıvırcık ve siyah renkli kürk için de yetiştirilir. Bu değerli kürkler astragan adıyla ün kazanmıştır. Türkiye'deki yerli koyunlann et,yapağı yönünden ıs­lahında Fransa kökenli Ramboillet ve Ilede France ile adını Hollanda'ya ait bir adadan alan Texel gibi soylar kullanılmıştır.

Kaynak: MsXLabs.org & Temel Britannica
Son Düzenleyen BrookLyn; 28 Nisan 2009 @ 17:50.
Benzer Konular: Etiketler:
  • ege bolgesinde kucukbas hayvancilik
  • koyun besiciligi
  • turkiye de koyun yetistiriciligi
  • turkiye de koyunculuk
  • turkiyede koyunculuk
Rapor Et
Reklam
Eski 27 Ekim 2008, 17:32

Türkiye'de Koyun Yetiştiriciliği

#2 (link)
Style King
BrookLyn - avatarı
Koyun
Koyunlar, yakın akrabaları olan keçiler gibi geviş getiren, çift toynaklı memeli­lerdir. Postları yünlü, gövdeleri keçilerden genellikle daha dolgun, çoğu kez yalnız er­kekleri (koçlar) kalın ve kıvrık boynuzludur. Keçilerin ise evcil soyları bile çevik yapılıdır ve hem erkeğinde, hem de dişisinde arkaya doğru eğik boynuzlar bulunur. Ama bazı yabanıl koyunları keçilerden ayırt etmek hiç de kolay değildir.

Koyunlar evcilleştirilen ilk hayvanlar ara­sında yer alır. Verimsiz otlaklarda beslenebil­mesi çeşitli iklim koşullarına dayanıklılığı, et, süt, yün gibi değerli ürünler vermesi nedeniy­le yeryüzünün büyük bir bölümünde yetiştiril­mektedir. İlk evcilleştirilen koyunların, keçilerinki gibi uzun kılları vardı ve yün, bunların altında ince bir katman halinde bulunuyordu. Önceleri öldürülen koyunların yüzülen derile­ri giysi olarak kullanıldı. Ama zamanla ko­yunların öldürülmesi yerine postları kırkıldığında, tüylerinin yeniden uzadığı, toplanan yapağıdan yünün ayrılabileceği ve yünden ip­lik elde edilebileceği anlaşıldı. Böylece koyunlar yünleri için de beslenmeye başlandı.

Koyundan elde edilen öbür ürünler arasın­da kozmetik ve merhem yapımında kullanılan lanolin ile ayakkabı, ceket, güderi gibi eşyala­rın yapımında kullanılan deri sayılabilir. La­nolin yapağıdan çıkarılan yağsı bir maddedir. Koyun bağırsağından yapılan katgüt, cerrahi­de açılan yaraların dikilmesinde ve ayrıca çalgı teli olarak kullanılır. İçyağlarının eritilmesiyle elde edilen donyağından yapılan mum ise günümüzde eski önemini yitirmiştir.

Yabanıl Koyunlar
Arkar, Afganistan'da ve Pencap yöresinde yaşayan yabani bir koyun türüdür. Yeryüzünün birçok dağlık yöresinde çeşitli türlerden yabanıl koyunlar yaşar. Orta Asya'nın doğusundaki yüksek yaylalarda görülen argalı (Ovis ammon) varlığını sürdüren ko­yunların en irisidir. Geniş bir çember çizdikten sonra bile kıvrılmayı sürdürebilen kalın boy­nuzları bazı türlerde 2 metreye yakın uzun­luktadır. Omuz yüksekliği ise 1,3 metredir. Öte yandan Afrika'da bulunan kızıl Kamerun koyununun (Ovis jubata) omuz yüksekliği yalnız 48 santimetredir. Gerdanından ve ön bölümünün yanlarından uzun tüyler sarkan Berberi koyunu (Ammotragus lervia) Kuzey Afrika'da, muflon ya da Avrupa yaban koyu­nu (Ovis musimon) Korsika, Sardinya ve Kıbrıs adalarında yaşar. Bazı uzmanlar bu türü evcil koyunun (Ovis aries) atası sayar. Ama Anadolu'dan Türkmenistan ve Keşmir'e kadar uzanan bir kuşak boyunca yaşayan dağ koyunu (Ovis orientalis), büyük ölçüde Afganistan'da ve Pencap yöresinde yaşayan arkar (Ovis vignei), muflon ve argalı da evcil koyunun ataları arasında gösterilmektedir.

Kuzey Amerika'da yaşayan yabanıl koyun­lardan iri boynuzlu koyun (Ovis canadensis) Meksika'nın kuzeyinden Kanada'nın batısı boyunca uzanan dağlık yörelerde rastlanan kahverengi postlu bir türdür. Yakın akrabası olan Dall koyunu (Ovis dallı), Kanada'nın batısından Alaska'ya kadar uzanan bölgede yaşar.
Koyunların erkeğine "koç", dişisine "ko­yun", yavrusuna yaklaşık altı aylık olana kadar "kuzu", daha sonra bir yaşına kadar "toklu" denir.

Evcil Koyun Soyları
Koyunların evcilleştirilmesinden çok sonra, seçmeye dayalı ıslah çalışmaları yapılarak birçok koyun soyu geliştirilmeye başlanmıştır. Çevre koşullarına uygun, besin ve giyecek gereksinimlerini en iyi biçimde karşılayacak yeni koyun soylarını yaratma çabası sürmek­tedir. Günümüzde 200'ü aşan koyun soyunun büyük bölümü ancak yerel bakımdan önem­lidir.

Bütün koyun soylarında kuzular bahara doğru ya da bahar başında doğar. Yeni doğan kuzuların özenli bir bakıma gereksinimi var­dır. Dişiler bir batında genellikle bir yada iki, bazen üç ve daha çok yavru doğurur.

Koyun soylarının sınıflandırılması genellik­le verimlerine (yün, et, süt), verdikleri yünün özelliğine yada kuyruk yapılarına göre yapı­lır. Koyunlardan süt üretimi Türkiye, İran, Çekoslovakya, Yunanistan, Macaristan gibi

pek az ülkede önem kazanırken, öbür ülkeler­de koyunlar önemsenmeyecek ölçüde sağıl­makta, temel olarak yünü ve eti için beslen­mektedir. En çok koyun yetiştiren ülkeler sırasıyla Avustralya, SSCB, Yeni Zelanda, Hindistan, Türkiye ve İran'dır.

Koyun İngiltere'ye İS 1. yüzyılda Romalılar tarafından götürülmüştür. Ortaçağ İngiltere'si ulaştığı zenginliği önemli ölçüde koyuna ve yüne borçludur. İngiliz parlamentosunda Lordlar Kamarası başkanına ayrılan ve İngiliz yününden yapıldığı için "yünçuvalı" adıyla tanınan sedir biçimindeki yer bu gerçeğin bir simgesidir. 18. yüzyılda, Sanayi Devrimi yün ticaretinin önemini azaltırken İngiltere'de ge­liştirilen koyun soyları sömürge ülkelere götü­rülmüş ve buralarda türetilen yeni soyların kökenini oluşturmuştur.

Koyunlarda Kırkım
Koyunlar yaz başında, artık ısınmak için yünlerine gereksinimleri kalmadığından kırkı­lır. Kırkma işlemi özel el makaslarıyla yada kırkım makineleriyle yapılır. Yapağının kesil­mesi koyunun canını yakmaz, ama koyun kırkıcısı, koyunun hareketlerini engelleyip, yanlışlıkla derisini kesmeden, yapağıyı tek parça halinde çıkarmak için çok ustalaşmış olmalıdır.

Koyun Zararlıları ve Hastalıkları
Koyunlar çok çeşitli asalaklardan ve hastalık­lardan etkilenir. Kene, bit, etsineği larvası gibi zararlılar koyun yapağısında ve derisinde yaşar. Koyunları bu asalaklardan kurtarmak için kimyasal maddeler katılmış sulara sok­mak gerekir. Ayrıca karaciğer kelebekleri ve bağırsak solucanları gibi iç asalakların bulaş­ması son derece tehlikelidir. Gerçekte yassı-solucanlardan olan karaciğer kelebeği durgun suları içen koyunlarda; bağırsak solucanları ise uzun süre aynı yerde otlatılan koyunlarda daha yaygın görülür. Bu asalaklara karşı geliştirilmiş ilaçlar vardır. Şarbon ve şap gibi hastalıklar ise salgın halinde ortaya çıkarak büyük kayıplara yol açarlar. Geliştirilen aşılar koyunların bu hastalıklardan kırıma uğrama­sını engellemiştir.

Kaynak: MsXLabs.org & Temel Britannica
Son Düzenleyen BrookLyn; 25 Mayıs 2010 @ 20:11.
Rapor Et
Eski 25 Mayıs 2010, 20:43

Türkiye'de Koyun Yetiştiriciliği

#3 (link)
Style King
BrookLyn - avatarı
Koyunculuğun Ekonomimizdeki Yeri
Yurdumuzda 1998 yılı Devlet İstatistik Enstitüsü Verilerine Göre 11.031.000 baş sığır, 29.435.000 baş koyun ve 8.057.000 baş keçi mevcudu vardır. Bu hayvan varlığı ile Dünyanın sayılı Ülkeleri arasında yer almamıza rağmen hayvansal ürünler bakımından hala gerilerde yer almaktayız. Fert başına tüketilen et, süt ve yumurta gibi hayvansal ürün miktarları da yeterli düzeyde değildir.


Bu hayvan varlığı içerisinde büyük bir yer tutan koyun varlığımız ne yazık ki her geçen gün hızla azalmakta, verim yönünden de ileri bir adım atılamamaktadır. Meralar hızla azalmakta ve tarım alanlarına dönüşmektedir. Tarım alanları ise yerini hızla yerleşim alanlarına veya çeşitli sanayi alanlarına bırakmaktadır. Dolayısıyla hayvancılık ve özellikle koyunculuk ekime elverişli olmayan dağlık ya da çorak bölgelere doğru kaymakta ve sınırlandırılmış olmaktadır. Uzun yıllardan beri eti, sütü, yapağısı ve derisi ile insanların en önemli ihtiyaçlarını karşılayan koyunlar Dünyanın her yerinde yetiştirildiği gibi Ülkemizde de hemen her yerde yetiştirilmektedir. Kısa zamanda nakit paraya çevrilebilmesi nedeniyle tarımın bir sigortası gibidir. Bu nedenle sadece zirai üretimle uğraşan işletmeler dahi ellerinde az sayıda da olsa koyun bulundurmaktadırlar.


Koyunlar kanaatkâr hayvanlar olup, yılın çoğu zamanlarında mera ile yetinirler ve ek bir yemleme istemezler. Koyunlar dudak yapıları nedeniyle diğer hayvanların faydalanamayacağı meralarda dahi otlarlar. Meralardaki kısa ve kuru otları, tarla kenarlarındaki yeşillikleri, anızları ve pancar yapraklarını da en iyi şekilde değerlendirirler. Zaten Yurdumuzun çoğu meraları, iklim yapısı ve ekonomik şartları da ancak koyunculuk yapmaya elverişlidir. Çünkü çoğu meralarımız kısa otlu ve zayıf meralardır. Ülkemizde koyunculuğun büyük bir çoğunluğu Köy ve Mezralarda yapılmaktadır. Koyunculuğun her geçen gün azalması başlıca 5 sebebe bağlanabilir.
Meraların hızla azalması
  • Koyun etine olan talebin azalması,
  • Köylerde genç nüfusun azalması nedeniyle çoban bulunamaması,
  • Yapağının değerinde satılamaması,
  • Koyun hızsızlığının artması.
Bütün bu olumsuz şartlara rağmen koyunların yılın büyük bir kısmını merada otlayarak geçirmesi nedeniyle koyunculuk yine de ekonomik bir değer taşır ve yetiştiriciye bir gelir kaynağıdır. Hele et, süt ve yapağının yılın muhtelif zamanlarında kolayca paraya çevrilebilmesi yetiştiricinin nakit açığını karşılaması bakımından önemlidir. Bu nedenle de koyunculuk yetiştiricilerin vazgeçilmez uğraş alanlarından biri olmaya devam etmektedir.
Koyunların başlıca verimleri; döl verimi, et verimi, yapağı verimi, süt verimi, deri verimi ve gübre verimi olarak sayılabilir.

Koyunculuk Nasıl Yapılmalıdır?
Koyunculuk yetiştiriciye çok para kazandıran bir hayvancılık dalı değildir. Ancak yapılan işler günün şartlarına göre yönlendirilirse ekonomik olarak yeterli düzeyde tutulabilir.

Koyun yetiştiriciliği tek bir verim hedef alınarak yapılmamalıdır. Hedefte mutlaka iki veya daha fazla verim gözetilmelidir. Örneğin koyun sadece sütü için yetiştirilmemeli, süt verimi yanında yapağı verimi veya et verimi de dikkate alınmalıdır. Koyun yetiştiricileri şu hususları göz önünde bulundurmalıdırlar.Hangi şartlarda koyunculuk yapılacaktır?
  • Hangi ırklarla koyunculuk yapılacaktır?
  • Hangi verimler ön planda tutulacaktır?
  • Nasıl bir yetiştirme metodu uygulanacaktır?
  • Sürüdeki hayvan sayısı ne olacaktır?
Bu soruların cevapları büyük ölçüde yetiştiricinin temin edebileceği kaba ve kesif yemlerin cins ve miktarlarına, ağıl kapasitelerine, yetiştireceği koyun ırkının mevcut imkân ve çevre şartlarına uyum derecesine, çoban teminine, elde etmeyi düşündüğü gelir miktarına bağlıdır. Eğer yetiştirici başarılı olmak istiyorsa bu soruların cevaplarını bulmalı ve ondan sonra işe başlamalıdır. Hatta bu soruları kendi kendine zaman zaman yeniden sormalıdır.

Koyunculuğun Yapılma Şartları
Koyunculuk meraya dayalı bir hayvancılık kolu olduğundan koyunculuğun yapılabilmesi için ilk şart mera olmasıdır. Meralar çok sayıda bitki florasına sahip olmalı, hayvanların rahatça dolaşacağı şekilde düz ya da az eğimli olmalı, dik ve kayalık olmamalıdır. Meranın büyüklüğüne göre hayvan olmalı ve aşırı otlatma yapılmamalıdır.

Koyunculuk yapabilmek için ikinci şart hayvanlara verilecek kaba yemin tamamını veya büyük bir kısmını, kesif yem maddelerinin ise bir kısmını temin edebilecek, ekilip biçilebilen arazinin olmasıdır. Kaba yemini kendi arazisinde temin eden bir yetiştiricinin karlılığı artacaktır. Ayrıca tarlalarda hububat hasadından sonra kalan anızlarda da koyunlar otlatılarak meraların bir süre dinlenmesi sağlanacak, meralarda aşırı otlatma bir ölçüde de olsa önlenmiş olacaktır. Hayvanlara verilecek kaba ve kesif yemler kıştan önce mutlaka temin edilmeli ve stoklanmalıdır.


Koyunculuk yapabilmenin üçüncü şartı yeterli kapasitede ağıl olmasıdır. Hayvan başına yeterli taban alanı ve havalandırması olmayan ağıllarda barındırılacak hayvanlar ne kadar iyi ırktan olurlarsa olsunlar ve ne kadar iyi beslenirlerse beslensinler beklenen verimi vermezler. Ağıllarda her koç için 1.5 - 2.0 metre kare, her koyun için kuzusu da dikkate alınarak 1.25 - 1.5 metre kare ve her toklu için 0.8 - 1.0 metre kare taban alanı gereklidir. Ağılın yüksekliği 200 başlık ağıllarda 3.0 - 3.5 metre, 500 başlık ağırlarda 3.5 - 4.0 metre olmalı ve her hayvan için 3.0 ve 4.0 metre küp hava hesap edilmelidir. Ağıllarda bulunacak pencereler taban alanının 1/12’ si kadar olmalı, pencereler tavana doğru açılmalı ve geriye vasistaslı olmalıdır. Ayrıca tavanda havalandırma bacaları olmalıdır. Ağılların altları kolayca temizlenmeye elverişli olmalı, taban ve duvarlar bit, pire ve kene gibi dış parazitlerin kolayca yerleşmesine imkan vermemelidir. Ağılların tabanında kışın biriken gübreler ilkbaharda temizlenmeli, yazın ise sık aralıklarla süpürülmelidir. Ağılların kapıları hayvanların rahatça girip çıkacağı şekilde geniş ve çatal kapı olmalıdır.

Koyunculuğun dördüncü şartı bakıcılardır. Çoban diye adlandırdığımız bakıcılar hayvana gereken ilgiyi göstermez, koyunu otlatma şeklini bilmezse sürüyü meraya aç götürür, susuz geri getirir. Çobanların koyunu bilmesi, merayı tanıması, çoban köpeklerine sözünü dinletmesi gereklidir. Çobanların koyunun hangi saatlerde otlayacağını bilmesi ve merada otlatma saatlerini ona göre düzenlemesi, sıcak mevsimlerde öğlen saatlerinde sürüyü gölgeliklerde istirahata alması gereklidir.

Koyun Irkları
Günümüzde koyun verimlerinde ırklar arası farklar çoğalmış, bir ırk et verimi yönünden geliştirilirken, bir başka ırk süt verimi, döl verimi ya da yapağı verimi yönünden geliştirilmiştir. Ancak yine de daha öncede değindiğimiz gibi koyunlarda en az iki verim özelliğinin bir arada olması arzu edilir. Koyunları verimlerine göre 3 grupta toplayabiliriz.

  • Etçi ırklar
  • Sütçü ırklar
  • Yapağıcı ırklar
Bir işletmede yetiştirilecek koyun ırkı seçilirken şu hususları dikkate almak gereklidir;
  • Çevre şartları hangi koyun ırkının yetişmesi için uygundur?
  • Çevrede hangi koyun ürünleri talep edilmektedir ve talep edilen ürüne verilen fiyat, giderleri karşılayıp kar bırakabilecek midir?
  • Yetiştirilmesi düşünülen koyunun temini mümkün mü ve kar bırakacak fiyattan satın alınabilecek midir?
  • Yetiştiricinin şahsi beğenileri bu koyunda var mıdır?
Yerli koyun ırklarımız verim yönünden kültür koyun ırklarına göre daha düşük seviyededirler. Ancak çevreye uyum ve damızlık temini yönünden kültür ırklarına tercih edilmektedir. Bu nedenle saf kültür ırkı koyunlar getirmek yerine yerli ırklarımızın melezleme yoluyla veya seleksiyonla verimlerini artırmaya çalışmak daha uygundur.

Koyun ırkları konusunda yerli koyunlarımızdan bahsetmek yeterlidir. Yurdumuzda koyunların belirli yönde verim özellikleri gelişmediğinden sınıflandırmayı kuyruk yapılarına göre yapmak daha uygundur. Koyunlarımız kuyruk yapılarına göre 2 grupta toplanabilir.

Yağlı kuyruklu olanlar; Akkaraman, Morkaraman, Dağlıç ve İvesi gibi.
İnce ve uzun kuyruklu olanlar; Kıvırcık, Sakız, Karayaka ve Türk merinosu gibi,

Akkaraman Koyunu
Tüm Orta Anadolu’ya yayılmış ve sayı bakımından en fazla olan koyun ırkımızdır. 14.552.000 başlık mevcudu ile koyun varlığımızın % 44’ünü teşkil eder. Bölge şartlarına adapte olmuş, açlığa, kuraklığa ve kötü hava şartlarına dayanıklıdır. Et verimleri az ve et kalitesi düşüktür. Ancak bakım ve besleme şartları düzeltilerek et verimleri artırılabilir. Kuyrukları büyüktür ve 4-6 kg kadardır. Ancak 12 kg. kadar ulaşanları da vardır. Yıllık süt verimleri 30-50 kg olup, ikiz yavrulama oranı % 20-30 kadardır. Akkaramanlarda baş, boyun, karın altı ve bacaklar çıplaktır. Baş ve ayaklarda siyah lekeler görülebilir. Yapağıları kaba ve karışık olup, beyaz renktedir. Yıllık yapağı verimleri 1.5-2.0 kg kadardır. Yapağıları halı sanayinde, kilim, keçe ve yatak yapımında kullanılır.

Morkaraman Koyunu
Doğu Anadolu bölgesinde yetiştirilir. 7.276.000 başlık mevcudu ile koyun varlığımızın % 22’ sini teşkil eder. Akkaramanlar gibi açlığa ve kötü hava şartlarına dayanıklıdır. Et verimleri az ve et kalitesi düşüktür. Baş, boyun, karın altı ve bacaklar çıplaktır. Yıllık süt verimi 30-50 kg olup, ikizlik oranı % 20-30’ dur. Yapağıları kaba ve karışık olup, mor veya koyu kahverengindedir. Yıllık yapağı verimleri 2.0-2.5 kg’ dır.

Dağlıç Koyunu
Halk arasında Herek ve Gıcık olarakta bilinir. Bilecik, Eskişehir, Kütahya, Afyon ve Denizli gibi Ege ve Batı Anadolu İllerinde yetiştirilir. 3.968.000 başlık mevcudu ile koyun varlığımızın % 12’sini teşkil eder. Canlı ağırlıkları Akkaramanlardan daha azdır ama etleri lezzetlidir. Ağız, burun, göz etrafı ve ayaklarda siyah lekeler görülür. Baş ve ayaklar çıplaktır. Süt verimi 30-60 kg olup, ikizlik oranı % 12-15’ dir. Yapağıları kaba ve karışık olup, beyaz renklidir. Yıllık yapağı verimleri 2.0-2.5 kg. ve halı sanayinde tercih edilmektedir.

İvesi Koyunu
Güneydoğu Anadolu’da yetiştirilir. 1.323.000 başlık mevcudu ile koyun varlığımızın % 4’ ünü teşkil eder. Et verimleri ve et kalitesi orta derecededir. Süt verimleri yüksektir ve yıllık süt verimleri 120 - 160 kg. İkizlik oranı % 10 - 20’ dir. İyi bir seçimle 500 - 600 kg kadar süt veren sürüler elde edilebilir. Baş, boyun ve ayaklar kahverengi veya siyahtır. Yıllık yapağı verimleri 2.0 - 2.5 kg olup, halı sanayinde kullanılmaktadır.

Kıvırcık Koyunu
Trakya ve Kuzeybatı Anadolu da yetiştirilir. 1.766.000 başlık mevcudu ile koyun varlığımızın % 6’sını teşkil eder. Et verimleri az olmasına rağmen et kalitesi en iyi koyun ırkıdır. Süt verimleri yüksek olup, yıllık süt verimleri 70 - 100 kg’ dır. İkizlik oranı % 10-20’ dir. Yıllık yapağı verimleri 1.5-2.0 kg olup, yapağı kalitesi diğer yerli koyunlarımızdan daha üstündür. Özellikle genç hayvanlardan elde edilen yapağılar kumaş imalinde kullanılır.

Karakaya Koyunu
Karadeniz bölgesinde yetiştirilir. 883.000 başlık mevcudu ile koyun varlığımızın % 3’ ünü teşkil eder. Küçük cüsseli hayvanlardır. Et verimleri düşük ama et kalitesi iyidir. Süt verimleri 30-40 kg olup, ikizlik oranı % 4 - 6’ dır. Yıllık yapağı verimleri 2.0-2.5 kg’dır. Yapağısı çok kaba olup, yataklık olarak çok tutulur ve piyasada iyi fiyata satılır.

Sakız Koyunu
Daha ziyade İzmir yöresinde yetiştirilir. Süt ve yavru verimleri yüksektir. Yıllık süt verimleri 150-200 kg kadardır. Genellikle ikiz ve üçüz doğururlar. 3-5 başlık gruplar halinde yetiştirilir. Yapağısı kaba ve karışık olup, yıllık yapağı verimleri 1.5-2.0 kg’dır.

Merinos Koyunu
Alman et Merinoslarının Akkaraman ve Kıvırcıklarla yapılan melezlemesi sonucu elde edilmiştir. Kuyrukları ince olup, kuyruk yağı bütün vücuda dağılmıştır. Canlı ağırlıkları 50-60 kg’dır. Et verimleri ve et kaliteleri yüksektir. Yıllık süt verimleri 20-30 kg, ikizlik oranı % 15-20’ dir. Yapağı verimleri fazla olup, yıllık 3.5-4.0 kg’ dır. İnce bir yapağıları vardır ve dokuma sanayinde kullanılmaktadır. Ancak yapağıya yeterli destek verilmediğinden Merinos yetiştiriciliği azalmaktadır.

Koyunlarda Verimler
Koyunların başlıca verimleri döl verimi, et verimi, yapağı verimi, süt verimi, deri verimi ve gübre verimi olarak sayılabilir.

Döl Verimi
Döl verimi koyunculuğun devamını sağlayan önemli bir verimdir. Döl verimini artırmak için ikizliğin veya üçüzlüğün artırılması çalışmaları yanında bir yılda 2 kez veya iki yılda 3 kez yavru alınması çalışmaları ve araştırmaları yapılmaktadır. Üstün verimli koyunlarda bir yılda birden çok yavru alınması için embriyo transferi çalışmaları da yapılmaktadır.

Et Verimi
Koyun eti tüketimi özellikle büyük şehirlerde azalmakta, yağsız et olan sığır etine veya beyaz et olan tavuk ve balıketine yönelim olmaktadır. Ancak nüfusumuzun büyük bir kısmını teşkil eden köy, kasaba ve küçük yerleşim birimlerinde koyun eti tüketimi fazladır. Özellikle kurban bayramında kesilen kurbanların büyük bir kısmını koyun teşkil etmektedir. Kurban bayramında 2-3 milyon baş koyun kesildiği tahmin edilmektedir. Buda azımsanmayacak bir rakamdır ve yıllık koyun eti tüketimini önemli ölçüde artırmaktadır. Koyun eti tüketimini artıran bir başka önemli etkende adaklardır.


Koyun mevcudumuzun % 82’sini teşkil eden Akkaraman, Morkaraman, Dağlıç ve İvesi gibi yağlı kuyruklu koyunların kuyruk yağıda büyük bir yekun tutmaktadır. Alışkanlıklar hızla değiştiğinden kuyruk yağı tüketimi de azalmakta ve kuyruk yağları çoğu defa zayi edilmektedir. Tüketiciler canlı koyun alırken küçük kuyruklu olanlarını tercih etmeye, kasaptan koyun eti alırken kuyruk yağı istememeye başlamışlardır. Bu nedenle kuyruk yağını azaltıcı melezleme çalışmalarına hız verilmeli, damızlık hayvan seçerken küçük kuyruklu olanlar seçilmelidir.

Yapağı Verimi
Koyunlarımızın % 97 gibi büyük bir kısmını yerli koyunlar teşkil ettiklerinden koyunlarımızın yapağı verimleri düşük olup, fert başına 1,5 kg civarındadır ve elde edilen bu yapağılar kalın ve kaba yapağılar olup, dokuma sanayinde kullanılamamaktadırlar. Bu yapağılar ancak halı, kilim ve keçe imalinde kullanılmakta ve yataklık olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle sanayide kullanılan ince yapağılar gibi ihraç edilememekte ve iyi fiyata satılamamaktadırlar. Yapağı kalitesini artırmak için başlatılan merinoslaştırma çalışmalarına yeniden hız kazandırılmalıdır.

Süt Verimi
Koyun sütünden elde edilen yağ, yoğurt ve peynir gibi süt ürünleri halkımız tarafından tercih edilmekte ve sevilerek yenilmektedir. Bu nedenle de koyunların büyük bir kısmı sağılmaktadır. Ancak koyunlarda sağımın güçlüğü ve zaman alması iş gücü kaybına sebep olmakta, sağım daha çok aile işletmelerinde yapılmaktadır. İvesi ve sakız gibi yüksek süt verimli koyun ırklarımızın ıslah edilmesi gereklidir. Diğer koyun ırklarımızda da süt verimini artırıcı melezleme çalışmaları yapılmalıdır.

Deri Verimi
Koyun derileri yeteri kadar değerlendirilememekte, mezbaha dışı kesilen hayvanların derileri dikkatsiz yüzüm nedeniyle yaralanmakta, yeterince tuzlanıp iyi muhafaza edilememekte ve zamanında işleme yerlerine ulaştırılamadığından zayi olmaktadır. Deri zayiatının önlenmesi için mezbahalarda kesim tercih edilmelidir. Ancak koyunlarda mezbaha dışı kesimin daha fazla olduğunu söylemek mümkündür.

Gübre Verimi
Koyunlar yılda ortalama 700 kg gübre çıkarırlar. Ancak koyunlar yılın büyük bir bölümünü merada geçirdiklerinden toplanan gübre fazla değildir. Kış mevsiminde ağılda kaldıkları sürece gübreleri toplanır, bu da çoğu zaman ısınmak için yakılarak değerlendirilir. Zira bütün kış ağılın tabanında biriken, hayvanlarca çiğnenen, baharda çıkarılan ve kerme diye bilinen bu koyun gübresinin kalori değeri yüksektir. Oysa koyun gübresi özellikle bahçelerde ve parkların yeşillendirilmesinde aranan bir gübredir. Yakıt olarak değerlendirilmesi önlenmeli, tabi gübre olarak tarlalarda ve bahçelerde kullanılmalıdır.

Nasıl Bir Yetiştirme Yapmalıyız?
Yurdumuzda koyunculuk babadan oğul’a geçen bir yetiştirme şekli olarak devam etmektedir. Ancak son yıllarda koyun besiciliği yapanlar çoğalmaktadır. Koyun yetiştiricileri genel olarak 4 gruba ayrılırlar.

  • Mera koyunculuğu yapanlar,
  • Çiftlik koyunculuğu yapanlar,
  • Koyun besiciliği yapanlar,
  • Damızlık yetiştiriciliği yapanlar.
Koyunculuğumuzun % 90’ ı meraya dayalıdır. Kışın kar meraları kapamadıkça veya şiddetli yağmur ve fırtına olmadıkça koyunlar gıdalarını meradan temin ederler. Koyunlar zaten bir mera hayvanıdırlar. Kârlı bir koyunculuk meralardan azami faydalanma ile olur. Sağlıklı bir yetiştirme içinde meralar gereklidir. Ağılda kapalı ortamda ancak kısa süreli kasaplık koyun besisi yapılmalıdır. Meranın büyüklüğü, flora zenginliği ve kalitesi sürü büyüklüğünün tesbitinde baş rolü oynar. İyi meralarda kuzu besisi de yapılır.

Çiftlik koyunculuğunda sürüler küçüktür. Sürü büyüklüğü yem hammaddeleri ve kaba yem üretimi ile sınırlıdır. Koyunlar otlamayı nadas alanlarında ve anızlarda yaparlar. Yılın çoğu zamanlarında hayvanları yemlemek gereklidir.


Koyun besiciliği büyük ölçüde yem üretimine bağlı olduğundan yemin kolay temin edildiği ve ucuz olduğu bölgelerde yapılmaktadır. Besiciler mera koyunculuğu yapan işletmelerden satın aldıkları koyun ve kuzuları besiye alırlar, yemi ise genellikle kendi imkânlarıyla yapmaya çalışırlar. Damızlık işletmeleri özel damızlık yetiştiren işletmelerdir. Ancak ülkemizde henüz pedigrili ve kayıtlı damızlık işletmesi yoktur. Koyun yetiştiricileri damızlıklarını kendileri yetiştirmektedirler. Koyun yetiştiricileri kendi şartlarına göre hangi yetiştirme sisteminin uygun olduğuna, buna göre hangi yetiştirme sistemini uygulayacağına kendisi karar vermelidir.

Koyun Yetiştirme Metotları
Koyun yetiştirmede 2 metoda uygulanır.
  • Saf yetiştirme,
  • Melezleme.
Saf Yetiştirme
Aynı ırkın geliştirilmesi ve ırk özelliklerinin artırılması için yapılır. Örneğin iyi vasıflı Akkaraman koyunlar çiftleştirilerek iyi vasıflı Akkaraman döller elde edilir. Saf yetiştirmede ana-baba bir döller arasında çiftleştirme uzun süre devam ettirilirse kan yakınlığı doğar. Kan yakınlığının üstün vasıflı hayvanların döllerinin elde devamlı tutulması ve dışarıdan damızlık teminine ihtiyaç duyulmaması gibi avantajlarının yanında ileri derecede kan yakınlığında ölü ve sakat doğumların artması gibi mahsurları da vardır. Saf yetiştirmede kan yakınlığını önlemek için 4-5 yılda bir aynı ırktaki bir başka sürüden koçlar alınarak kan tazelemesi yapılmalıdır.

Melezleme
İki ayrı ırkın çiftleştirilerek ya yeni bir ırk geliştirmek, ya da üstün verimli ırkın özelliklerini düşük verimli ırka aktarmak suretiyle yapılır. Örneğin Merinos koçlar ile Akkaraman koyunlar çiftleştirilerek melez yavrular elde edilir. Bu melez yavrular yeniden Merinos koça verilerek Merinosların et ve yapağı verimleri melez yavrulara aktarılmış olunur.

Sürü Büyüklüğü
Yetiştiriciler mera kapasitesi, kaba ve kesif yem temini, ağıl kapasitesi, yetiştireceği koyunun ırkı ve çoban gibi faktörleri dikkate alarak elde tutacakları sürünün büyüklüğünü hesap etmelidirler.

Damızlık Seçimi


Damızlık seçiminde şu hususları göz önünde bulundurmak gereklidir.

1. Damızlık seçerken tek bir verim yönünden değil, birden fazla verim yönünden seçim yapılmalıdır. Örneğin sadece et verimi veya sadece yapağı verimi değil, et ve yapağı verimi yönünden üstün ırklar damızlık olarak seçilmelidir. Yani hayvanlar kombine verimli olmalıdırlar.


2. Seçilen damızlıklar bölgenin; iklim, mera, ağıl, bakım ve besleme şartlarına uygun olmalıdırlar veya bu şartlara uyacak özellikte olmalıdırlar.

3. Hayvanlar sağlıklı ve döl verme kabiliyetinde olmalıdırlar.

4. Damızlık seçiminde hayvanların yaşıda dikkate alınmalıdır. 6 aylıktan küçük hayvanlarda genel ırk özellikleri tam belli olmadığından 6 aylıktan küçük hayvanlar damızlık olarak seçilmemelidir. Koçların 5-6 yaşından, koyunların ise 7 yaşından sonra verim özellikleri azaldığından yaşlı hayvanlarda damızlık olarak seçilmemelidir.

5. Damızlıklar damızlık yetiştiren işletmelerden veya iyi damızlıklar kullandığı bilinen işletmelerden seçilmelidirler.

6. Damızlık seçilecek hayvanların koruyucu aşılamaları ve paraziter ilaçlamaları zamanında yapılmış olmalıdır.

Damızlık Koçların Seçimi
Damızlık olarak seçilecek koçlarda erkeklik organları gelişmiş olmalı, koçlar tek testisli olmamalıdır. Koçlar kendi ırkının özelliklerini tam göstermelidir. Ayaklar yere düzgün basmalı, sağlıklı ve güçlü olmalıdırlar. Yapağı verimleri yüksek olmalı, yapağıda alacalıklar olmamalıdır. Koçların sperma muayeneleri yaptırılarak sperma özellikleri iyi olanlar seçilmelidir.

Damızlık Koyunların Seçimi
Koyunlarda koçlar gibi ırk özelliklerini tam göstermelidirler. Hayvanlar sağlıklı olmalı ve sürüye uyum sağlamalıdırlar. Daha önce doğum yapmış koyunlar ve ikiz eşi olan koyunlar tercih edilmelidir.

Damızlık Kuzuların Seçimi
Damızlık seçilecek kuzularda kemik yapısı gelişmeye müsait olmalı, kuyruk çok büyük ve sarkık olmamalı, yapağısı bir örnek olmalıdır. Cılız ve kavruk kalmış kuzular damızlık olarak seçilmemelidir.

İşletmede Yapılacak İşler
Bir koyunculuk işletmesinin kâr edebilmesi için belirli aylarda ve belirli mevsimlerde yapılması gereken işleri vardır. Bu işler zamanında ve bilinçli olarak yapılmazsa ilerde telafisi çok zor durumlarla karşılaşılır ve işletme büyük zararlara uğrayabilir. İşlerin zamanında planlanmaması ve yapılmaması sonucu elde edeceğimiz ürünler azalır, kâr oranı düşer, hatta bir salgın hastalıkta bütün sürünün elden çıkması dahi mümkündür. Bu nedenle bu işleri zamanında planlamamız ve zamanında yapmamız gereklidir. Koyunculuk işletmelerinde yapılması gereken işleri şu şekilde sıralayabiliriz.

  • Koç katımı
  • Doğum
  • Kırkım
  • Sağım
  • Yem stoklanması
  • Aşılama ve paraziter mücadele
  • Ağılların temizliği
Sıfat İşleri \ Koç Katımı
Yurdumuzda bazı koyun ırkları bazı bölgelerde yılın bütün mevsimlerinde kızgınlık göstermelerine rağmen yerli koyunlarımız genel olarak ilkbaharda ve sonbaharda olmak üzere yılda 2 kez kızgınlık gösterirler. Ancak sonbahar kızgınlığı ilkbahar kızgınlığından daha etkindir. Zaten iklim, bakım ve besleme şartları da dikkate alınarak koç katımı genellikle sonbaharda yapılarak kuzuların ilkbaharda doğmaları tercih edilmektedir. Koyunlar ilk sıfata 1.5 yaşında verilirler. Sıfat mevsimi Bölgesel farklılıklara göre değişmekle beraber genellikle Ekim-Kasım aylarıdır. Sıfat tabi aşım veya Suni tohumlama yolu ile olur. Tabi aşımda koçlar serbest aşım yapıyorlarsa sürüde 30-35 baş koyun için 1 baş koç bulundurulur. Elde aşım yaptırılıyorsa 50-60 baş koyun için 1 baş koç yeterlidir. Suni tohumlama yapılıyorsa günlük alınan 1 doz sperma 4-5 baş koyun için yeterlidir ki buna göre sürüdeki 150-200 baş koyun için bir baş koç kafi gelir. Elde sıfat veya suni tohumlama yaptırılıyorsa kızgınlığa gelen koyunlar iyi seçilmeli ve sıfat tarihi kaydedilmelidir. Koçlar günde 2’den fazla koyuna aşım yaptırılmamalıdır.


Koyunlarda kızgınlık 24-36 saat sürer. Kızgınlık sabah saatlerinde fazladır. Öğlen saatlerinde azalır, akşam saatlerinde ise çok zayıf olur. Bu nedenle aşım sabah saatlerinde yaptırılmalıdır. Gebe kalmayan koyunlar 17-18 gün sonra yeniden kızgınlık gösterirler ve yeniden koça verilmelidirler. Koç katımı 4-6 hafta arasında olmalıdır. Bu süre ne kadar kısaltılırsa doğacak kuzuların yaş farkları o kadar azalır, kuzuların büyüklükleri birbirine yakın olur, beslenme güçlükleri azalır ve işçilik en aza iner. Koyunlarda gebelik oranı ırklara göre değişmekle beraber genel olarak yüksektir ve % 80-90 civarındadır. Kültür ırkı koyunlarda ikizlik oranı yüksek olmasına karşın yerli ırk koyunlarımızda ikizlik oranı % 10-15 kadardır. Döl verimini artırmak için iki yıl üst üste döl tutmayan koyunlar damızlıkta kullanılmamalı, sıfat döneminde mera dönüşü koyunlara ek yemleme yapılmalıdır. Koçlar sıfat süresince meraya gönderilmemeli, ağılda yemlenmelidir. Koçlara üzüm gibi enerjice zengin yemlerin verilmesi de döl verimini olumlu yönde etkiler.

Gebelik Dönemi
Koyunlarda gebelik süresi 148-152 gün olup, ortalama 5 ay kabul edilir. Gebelik süresince ve özellikle gebeliğin 4. - 5. aylarında koyunlara iyi kaliteli kuru ot, kuru yonca ve saman gibi kaba yemlerle iyi kaliteli kesif yem verilmelidir. Gebelik döneminde hayvanları nakletmek, altı ıslak ve üstü akan ağıllarda barındırmak, donmuş, küflü ve bozulmuş gıdalarla beslemek, aç bırakmak veya yeterli yem vermemek, çok soğuk suları içirmek, vurma, çarpma ve sıkışma gibi kazalara uğratmak ve bazı hastalıklar yavru atmalar sebep olur.

Doğum ve Doğum Sonrası Dönem
Doğum yapacak koyunlar ayrı doğum bölmelerine alınmalıdırlar. Doğum bölmeleri sıcak, aydınlık, geniş, temiz ve kuru olmalı, hava cereyanı olmamalıdır. Koyunlar doğumu çok kolay yaparlar. Doğum sancıları başladıktan sonra 1-2 saat içinde doğum olur. Doğum başladığında kuzunun önce ön ayakları, sonra başı daha sonrada bütün vücudu çıkar. Koyunlarda doğuma müdahale ancak yavrunun ayağının katlanması, başın karın boşluğuna düşmesi gibi anormal durumlarda yapılır. Doğumdan sonra analar kuzularını yalayarak kuruturlar. Ancak yavrusunu almayan koyunların kuzularının ağız ve burunları temizlenerek ve üzerlerine bir miktar tuz serpilerek anaları tarafından yalanmaları sağlanmalıdır. Buna rağmen anaları kuzuları ile ilgilenmiyorsa kuzular iyice silinerek veya saç kurutma makinesi kullanılarak iyice kurutulmalıdırlar. Doğuran koyunların yavru zarları denilen eşleri 1-2 saat içinde atılır. Atılan bu eşler hemen dışarı alınmalı ve mümkünse gömülmelidir. Zira koyunlarda diğer hayvanlar gibi eşlerini yiyebilirler. Doğuran koyunlara 2-3 gün yem çorbaları, kepek çorbaları veya yumuşak kuru otlar verilmelidir.


Doğumdan sonra kuzular analarından süt emmeye alıştırılmalıdır-lar. Anası sütsüz veya ölmüş olan kuzular, kuzusu ölmüş veya fazla sütlü koyunlara emiştirilerek onlara alıştırılmalıdırlar. Doğan bütün kuzulara mutlaka ağız sütü içirilmelidir. Kuzuların önlerine 6-7 günlük olduktan sonra iyi kaliteli kuru yonca ve kuzu yemi konularak yemeye de alıştırılmalıdırlar. Kuzular 80-90 gün süreyle analarını emerler. Doğan kuzular bir doğum defterine kaydedilerek kulaklarına numara takılmalıdır. Bu numara ile hem kuzunun ******* bulmak hem de gelişimini takip etmek kolay olur.

Kış Bakım ve Beslemesi
Koyunlar kışın ağılda barındırılır. Ağıllar aydınlık ve havadar olmalıdır. Ağılda her koyun için ortalama 1.25 - 1.5 metre kare yer hesaplanmalıdır. Hayvanın cinsine göre hesaplanacak yer miktarı daha önceki konularda bildirilmiştir. Ağılların ısısı kışın 8 oC’ den az, yazın 15 oC’den çok olmamalıdır. Ağılda bulunan yemlikler fenni olmalı ve kolayca temizlenebilmelidir. Mümkünse yemlikler duvarlarda ve sabit olmalıdır. Yemliklere kesif yem ve otlar rahatça konulabilmeli ve artıklar kolayca temizlenebilmelidir. Ağırların duvarları her sene badana edilmeli, tabanı ise her sene temizlenmelidir. Ağıllarda ilkbaharda ve sonbaharda bit, pire, kene ve diğer haşaratlara karşı ilaçlama yapılmalıdır. Ağılların çatısı akmamalı ve tabanı su çekmemelidir. Kışın koyunlara kaba yem olarak kuru ot, kuru yonca, yulaf samanı, arpa samanı ve buğday samanı verilebilir. Kesif yem olarak; arpa kırması, buğday kırması, yulaf kırması, mısır, çeşitli değirmen artıkları, çeşitli küspeler ve fenni yem verilebilir. Hayvan başına verilecek yem miktarları günlük olarak Tablo 2’de gösterilmiştir. Bu miktarlar günde 2 öğüne bölünerek verilmelidir.

Gebe hayvanlarda yem miktarlarını biraz artırmak gereklidir. Yemler sabah ve akşam olmak üzere günde 2 öğünde verilmelidir. Hayvanlara verilen yemler bozulmuş ve küflenmiş olmamalıdır. Yemler her gün aynı saatlerde verilmeli, yem saati mümkün olduğunca değiştirilmemelidir. Yem vermeden önce artık yemler alınmalı ve yemlikler temizlenmelidir. Hayvanlar büyüklüklerine göre gruplara ayrılarak yemlenmelidirler. Kış döneminde koyunlar günde iki kez de sulanmalıdır. Hayvanların önünde kaya tuzu veya yalama taşları da bulundurulmalıdır. Bunlar sağlanamıyorsa haftada en az bir kez tuz verilmelidir.

Yaz Bakım ve Beslemesi
Koyunlar ağıldaki kış beslemesinden meraya yaz beslemesine geçerken ani yem değişikliği yapılmamalıdır. İlkbaharda kuru yemden yaş yeme geçerken, sonbaharda yaş yemden kuru yeme geçerken geçişler yavaş yavaş yapılmalı, yemin biri azaltılırken diğeri çoğaltılarak en az bir haftalık bir sürede geçiş yapılmalıdır. Bu geçişin kontrollü yapılamadığı mera dönemi olan anız zamanında hayvanlar mutlaka kılçık ya da başak aşısı denilen Enterotoksemi aşısı ile aşılanmalıdır. Yazın hayvanlar merada otlatılmalıdır. İlkbaharda hayvanları sabah erken kırağılı saatlerde ve kırağılı günlerde meraya çıkarmamalı, kırağının kalkması beklenilmeli veya o gün meraya gönderilmemelidir. Kırağılı günlerde hayvanlara bir miktar kuru ot verildikten sonra meraya çıkarmak daha iyi olur. Çok sıcak havalarda özellikle öğlen saatlerinde koyunlar gölgeliklerde dinlendirilmelidir. Zaten koyunlar sıcak saatlerde yayılmazlar. Koyunlar cüsselerine, yedikleri yemin miktarına ve cinsine, mevsimlere ve hava sıcaklığına bağlı olarak günde 2-5 litre su içerler. Bu su günde 2 defada verilmelidir. Hayvanlara verilecek su temiz kaynak veya çeşme suyu olmalıdır. Sulama yalaklarda yapılıyorsa yalaklar sık sık yıkanarak yosun tutması önlenmelidir. Hayvanları durgun gölet veya bataklık sularında sulamak paraziter hastalıkların bulaşmasına ve yayılmasına sebep olur.

Koyunların gündüz dinlendikleri gölgeliklerine ve gece barındıkları ağıllarına kaya tuzları veya yalama taşları konularak tuz ihtiyaçları karşılanmalıdır.
Koyunlar meralardaki her türlü otları yerler. Ancak zehirli otları ayırt etme içgüdüleri de vardır.

Kırkım
Yurdumuzda koyunlar genellikle Mayıs-Haziran ayı içerisinde kırkılırlar. Kırkımın başlama zamanı yün yağının erimeye ve yapağının kabarmaya başladığı zamandır. Kırkılacak hayvanlar bir gün önceden aç bırakılmalıdır. Kırkım yeri aydınlık, temiz ve geniş olmalı, rüzgâr almamalıdır. Kırkıma önce koçlardan başlanmalıdır, sonra toklular ve kuzular kırkılır. En sonraya da doğum yapmış koyunlar bırakılır. Kırkılan yapağılar koç, koyun, toklu ve kuzu yapağıları olmak üzere ayrı ayrı çuvallara konulmalıdır. Yapağılar rutubetsiz, aydınlık ve havadar depolarda muhafaza edilmelidir. Yapağı konulan depolarda fare ve güve mücadelesi de yapılmalıdır.

Kırkım zamanında yapılmazsa yapağılar önce kabarır, sonra dökülmeye başlar ve bir süre sonra vücut çırılçıplak kalır. Yapağı dökülmesi çeşitli sebeplerden meydana gelebilir. Bu sebepleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Kırkımın zamanında yapılmaması sonucu dökülmeler,
  • Açlıktan ileri gelen dökülmeler,
  • Fazla beslemeden ileri gelen dökülmeler
  • Zehirlenmelerden ileri gelen dökülmeler,
  • Bazı gıda maddelerinden ileri gelen dökülmeler,
  • İç ve dış parazitlerden ileri gelen dökülmeler,
  • İç hastalıklardan ileri gelen dökülmeler,
  • Dış etkenlerden ileri gelen dökülmeler.
Sağım
Koyunlarda sağım kuzular sütten kesildikten sonra başlar ve 3-5 ay devam eder. Koyunlar sabah erken ve öğleden sonra olmak üzere günde iki defa sağılabilirler. İyi bir sağımcı 1-2 dakikada içinde bir koyunu sağabilir. Koyunun meraya çabuk çıkması için sağımın çabuk bitirilmesi gerekir. Koyunlar bir kişi tarafından tutulursa sağım hızlandırılır. Koyunlarda sağım makinesi ile de sağım yapılmaktadır. Büyük sürülerde makineli sağım tercih edilmelidir.

Yem Stoklaması
Kışın hayvanlara verilecek kesif ve kaba yem miktarları Tablo 2’de gösterilmiştir. Kış mevsiminin uzunluğuna ve hayvan sayısına göre stoklanacak yem miktarları hesap edilmeli ve buna % 10’ luk bir zaiyatta ilave edilerek yem stoku yapılmalıdır. Özellikle kaba yem mutlaka sonbaharda stoklanmalıdır. Zira kışın kaba yem bulmak ve nakletmek oldukça güçleşir. Şimdi 100 başlık anaç koyunu, 10 başlık koçu, 40 başlık toklusu ve 80 baş doğacak kuzusu olan bir işletmenin stoklayacağı kaba ve kesif yem miktarlarını hesap edelim. Hayvanların 150 gün ağılda beslendiğini ve doğacak kuzuların ise 120 gün yem yiyeceğini farz edelim.

Kaba Yem Olarak

  • Koyunlar için: 1250 g x 150 gün x 100 baş = 18.750 kg
  • Koçlar için : 1500 g x 150 gün x 10 baş = 2.250 kg
  • Toklular için: 1000 g x 150 gün x 40 baş = 6.000 kg
  • Kuzular için: 500 g x 120 gün x 80 baş = 4.800 kg
  • Toplam : 31.800 kg
% 10 zayiatla beraber 35.000 kg hesap edilmelidir. Bu kaba yem kuru ot, kuru yonca veya saman olabilir.
  • Kesif Yem Olarak
  • Koyunlar için: 800 g x 150 gün x 100 baş = 12.000 kg
  • Koçlar için : 1000 g x 150 gün x 10 baş = 1.500 kg
  • Toklular için: 500 g x 150 gün x 40 baş = 3.000 kg
  • Kuzular için: 400 g x 120 gün x 80 baş = 3.840 kg
  • Toplam : 20.340 kg
% 10 zaiyatla beraber 22.500 kg hesap edilmelidir. Bu kesif yem arpa kırma, buğday kırma veya hazır yem olabilir.

Aşılama ve İlaçlama
Koyunculukta hayatın belirli dönemlerinde yapılan aşılamalar yanında yılda bir veya iki defa yapılan aşılamalarda vardır. Koyunlarda başlıca şu aşılamalar yapılmalıdır.

Ektima Aşısı

Aşı doğumu takiben bütün kuzulara yapılır ve hayat boyu bağışıklık verir.
Brucella Melitensis Rev-1 aşısı: Bulaşıcı yavru atma aşısı olarak da bilinir. Aşı 3-8 aylık bütün kuzulara yapılır ve hayat boyu bağışıklık verir.


Çiçek Aşısı
Yılda bir defa ve sıfat öncesi yapılır.

Antraks Aşısı
Dalak aşısı olarak bilinir. Yılda bir defa ve ilkbaharda yapılır.

Şap Aşısı
Tabak aşısı olarak bilinir. Yılda iki defa ilkbaharda ve sonbaharda yapılır.

Enterotoksemi Aşısı
Kılçık aşısı olarak bilinir. Yılda iki defa 21 gün ara ile anız döneminde yapılır.

Aşıların yeterli bağışıklığı sağlaması için aşılamaların en az 10-14 günlük aralıklarla yapılması gereklidir.
Sürüdeki çoban köpekleri de her yıl kuduz aşısı ile aşılanmalıdır.

Paraziter ilaçlama ise yılın muhtelif zamanlarında yapılır. İç parazitlere karşı yılda 2 kez ilkbaharda ve sonbaharda ilaçlama yapılmalıdır. Dış parazitlere karşı ilkbahar, yaz ve sonbaharda olmak üzere yılda en az 3 kez ilaçlama yapılmalıdır. Dış parazit ilaçlaması koyunlar banyo yaptırılarak uygulanabilir.

İç ve dış parazitlere karşı enjeksiyon tarzında uygulanan ilaçlar daha az masraflı ve daha pratiktir. Bu ilaçlarla ilkbahar ve sonbaharda tek emekle iç ve dış parazitlere karşı hayvanların ilaçlaması tamamlanmış olur.

Ağılların Temizliği
Koyunlar kışın ağıllarda barındırılır. Kış süresince ağılların tabanında biriken gübreler her yıl temizlenmelidir. Hayvanlar ilkbaharda meraya çıktıklarında ağıllardaki gübrelerde iyice kurumadan ağıllardan çıkarılmalı, taban, tavan ve duvarlar süpürülerek temizlenmeli ve ağıllarda da paraziter mücadele yapılmalıdır. Yaz döneminde koyunlar ağıllara alınmazlar ve açık avlularda yatırılırlar. Hayvanların yattıkları avlular sık sık süpürülerek buralarda gübre birikmesi önlenir. Avlularda belirli aralıklarla ilaçlanarak bit, pire, kene ve sinek gibi haşerelerle mücadele edilir. Hayvanlarda dış parazitlere karşı ilaçlamanın yapıldığı gün mutlaka ağıl ve avlularda ilaçlanmalıdır. Sonbaharda hayvanlar ağıla alınmadan önce ağılların tavan, taban ve duvarları yine süpürülerek temizlenmelidir.


Literatür Listesi
AKÇAPINAR, H.(1994): Koyun Yetiştiriciliği. Medisan Yay. Ser. No:8, ANKARA.
AKÖZ, K. (1972): Koyunculuk Takvimi. Vet. İş. Gen. Müd. Yetiştirici Broşürleri Serisi A-55.
AYTUĞ, C. N. (1996): Koyunculuk Bakım, Besleme ve Hastalıkları El Kitabı. Topkim A. Ş. Araştırma Grubu Eğitim Yayını, İSTANBUL.
BATU, S. (1962): Koyunculuğun Esasları. A. Ü. Vet. Fak. Yayın No: 136.
DİE (1998): Tarım İstatistikleri Özeti.
ÖNCÜL, S. (1976): Kıl ve Yapağılar Neden Dökülürler. Vet. İş. Gen. Müd. Çiftçi Broşürleri Serisi. A-15.
ÖRKİZ, M (1975): Pratik Koyun Yetiştiriciliği. Lalahan Zoo. Araş. Ens. Yayın No: 42.
YILMAZER, M. (1973): Pratik Koyun Yetiştirme. Vet. İş. Gen. Müd. Yetiştirici Broşürleri Serisi A-57.

Hazırlayan:
Aziz ÖZTÜRK
Uzman Vet. Hekim
Hayvancılık Merkez Araştırma Enstitüsü
Ofset Tesisleri - Lalahan/ANKARA

Yazının Orjinali > Alıntı Yapılan Site: Biga Tarım

Yazım Hataları ve İçerik Düzenleme: BrookLyn \ MsXLabs® Organization - Mavi Karanlık®
Etiketler:
  • ege bolgesinde kucukbas hayvancilik
  • koyun besiciligi
  • turkiye de koyun yetistiriciligi
  • turkiye de koyunculuk
  • turkiyede koyunculuk
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.473 saniyede (89.37% PHP - 10.63% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 09:21
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi