Kemik Erimesi (Osteoporoz) Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Yaşam :: > Kadınca > Kadın ve Sağlık
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 13-09-2006   #1 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı
Kemik Erimesi (Osteoporoz)



Kemik Erimesi



Osteoporoz, kemik kütlesinin giderek azalmasıdır. Kemiğin mineral içeriği normaldir, sadece birim hacimdeki mineral yoğunluğu azalmıştır. Osteoporoz, sağlam kemiklerin yavaş yavaş erimesine ve zayıflamasına neden olan bir hastalıktır. Zayıflayan kemikler daha kolay kırılır hale gelir. Vücuttaki bütün kemikler bu durumdan etkilenmekle beraber kemik erimesi omurlarda, kalça ve bilek kemiklerinde daha belirgindir. Kemik kırıkları özellikle yaşlılarda tehlikeli bir durumdur.Kemiklerin sertleşmesini sağlayan asıl mineral kalsiyumdur. Osteoporozdan etkilenenlerin %80''i kadındır. Çünkü kadınların kemikleri daha incedir ve menopoz sonrası meydana gelen bir takım hormon değişiklikleri kemik erimesini hızlandırır. Osteoporoz erkeklerde daha nadirdir ve genellikle 70 yaşından sonra görülür.
Çoğunlukla vücutta bir kemik kırığı oluşmadan önce belirti vermez.
  • Sırt-bel ağrısı
  • Boyun giderek azalması ve vücudun daha öne doğru eğikleşmesi
  • Omurlarda, kalça ve bilek kemiklerinde kırıklar oluşması
  • Küçük travmalarla veya kendiliğinden oluşan kemik kırıkları
Osteoporozun nedeni tam olarak bilinmese de kemik erimesinin nasıl meydana geldiği iyi bilinmektedir. Normal şartlarda, bir yetişkinin toplam kemik kütlesinin %6-12''si her yıl yenilenir. Kemik kütlesi 20''li yaşların sonunda maksimum yoğunluktadır. 30''lu yaşların sonunda veya 40''lı yaşların başında ise kemik kütlesi yavaş yavaş azalmaya başlar. Çünkü bu yaşlarda kemiklerde kalsiyum kaybı görülür ve alınan toplam kalsiyum miktarı kayıp miktarını karşılayamaz.
Kadınlarda, menopozdan sonraki ilk 3-7 yıl arasında kemik yoğunluğundaki bu azalma daha şiddetlidir. Sebebi, kemiklerin kalsiyumu tutmasına yardımcı olan östrojen hormonunun menopoz sonrası çok hızlı şekilde azalmasıdır. Diğer taraftan kemik yoğunluğunun yaşlanma sonucu bir miktar azalması doğaldır. Bazı kişiler osteoporoz açısından daha yüksek risk altındadır. Bu kişiler arasında aşağıdakiler sayılabilir.
• İnce kemikli veya sigara ve içki içen veya hareketten uzak bir yaşam tarzı süren kadınlar
• Ailesinde osteoporoz hikayesi olan veya özellikle 40 yaşından önce yumurtalıklarını aldırmış kadınlar
• Menopoza girmiş kadınlar
• Kronik böbrek hastalığı veya daha önceden geçirilmiş mide-barsak ameliyatı gibi kalsiyum emilimini bozan rahatsızlıkları olanlar
• Hastalığa bağlı uzun süren hareketsizlik geçiren kişiler
• D vitamini yapımında bozukluk olan kişiler
• Cushing hastalığı, tiroid hastalığı olanlar veya uzun süre kortizon, heparin tedavisi alan kişiler
• Kemiklerinde gelişme bozukluğu olan hastalar
• Beslenme bozukluğu olan kişiler
• Kemik yoğunluğunun ölçülmesi: Absorpsiometri veya kantitatif bilgisayarlı tomografi yöntemleri kullanılır.
• Kan ve idrar tahlili: Kalsiyum miktarı ölçülür, kalsiyum kaybı olup olmadığına bakılır. Genellikle diğer kemik minerallerinin seviyeleri normaldir.
• Kemiklerin röntgen filmlerini çekmek: Standart röntgen filmi, kemik kütlesinin %20-30''u kaybedilmeden herhangi bir bulgu vermez. Dolayısıyla osteoporozun erken teşhisinde yeri yoktur.



• Günlük diyet protein ve kalsiyum bakımından zengin olmalıdır. Süt ve süt ürünleri, balık, yumurta bol miktarda tüketilmelidir.
• Günde 1-2 gram dozunda kalsiyum tabletleri alınabilir.
• Hastada emilim bozukluğu varsa kalsiyumla birlikte D vitamini de verilmelidir.
• Osteoporozdan korunmak veya gelişimini azaltmak amacıyla menopoza girmiş kadınlarda hormon tedavisi önerilmektedir. Hormon tedavisinde, tek başına östrojen veya östrojen-progesteron kombinasyonları uygulanmaktadır.

Son Düzenleyen GusinapsE; 13-09-2006 @ 22:03.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 13-09-2006   #2 (mesaj-linki)
TheGrudge
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Kemik Erimesi

Kemik erimesi hakkında bilinmeyenler
Uygun beslenme ve egzersiz yaparak, sigara ve alkolden uzak durarak kemiklerinizi güçlendirebilirsiniz.


Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tümay Sözen, kemiklerin kütle kaybetmesine yol açan vücuttaki “sessiz hırsız” olarak tanımlanan osteoporozun, dünyada yaşlı nüfusunun artmasıyla artık daha çok gündeme geldiğini söyledi.
Osteoporozun bugüne kadar menopozla eşdeğer gibi algılandığını ve hep kadın hastalığı olarak bilindiğini belirten Prof. Dr. Sözen, “Oysa hiçbir zaman menopoz eşittir osteoporoz değildir. Osteporozun menopoz dışında birçok etkisi vardır” diye konuştu.

OSTEOPOROZ HER YA?TA OLAB?L?R
Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte son yıllarda yaşlı erkeklerde görülen kırık vakalarının araştırıldığını ve sonunda kırıkların osteoporoz nedeniyle ortaya çıktığının anlaşıldığını belirten Prof. Dr. Sözen, yaşlanmanın her iki cinsi de etkilediğini, bu nedenle osteoporozun yaşlılarda eşit oranda görüldüğünü vurguladı.
Prof. Dr. Sözen, son yıllarda gençlerde görülen kırık vakalarının da araştırıldığını ve sırt ağrısı şikayetiyle gelen genç erkeklerde de osteoporoza rastlandığını ifade etti.
Osteoporozun her yaşta görülebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Sözen, “Örneğin, ergenlik çağına gelmiş veya 30-40’lı yaşlardaki erkeklerde de genetik veya hormonal faktörlerden dolayı hastalığa rastlanıyor” dedi. Romatizma, böbrek yetmezliği, astım gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların kortizon içerdiğini, bunların uzun kullanımı sonucunda da osteoporozun ortaya çıktığını söyleyen Prof. Dr. Sözen, Türkiye’de görülen osteoporoz vakalarının yüzde 60’ının bu nedenle oluştuğunu bildirdi.

BESLENMEYE D?KKAT
Prof. Dr. Sözen, doğumla birlikte başlayan kemik oluşumunun, 20’li yaşlara kadar arttığını, 30’lu yaşlara kadar da sabit kaldığını, sonraki yaşlarda özellikle kadınlarda kemiğin mineral içeriğinin azalması nedeniyle dayanıklılığının azaldığını anlattı.
Bu nedenle daha kemik oluşurken, bebeklik ve ergenlik dönemlerinde kalsiyum alımının önemine işaret eden Prof. Dr. Sözen, bebeklik çağından itibaren kalsiyumca zengin besinler tüketmeyenlerin kemiklerinde kırıklara daha fazla rastlandığını kaydetti. Prof. Dr. Sözen, “Gençliğinizde ne kadar kalsiyum depolarsanız, yaşlılıkta o kadar rahat edersiniz” diye konuştu.

GAZLI İÇECEKLER KEMİKLERE ZARARLI
Uygun beslenme ve egzersiz yaparak, sigara ve alkolden uzak durarak kemiklerin güçlendirilebileceğini söyleyen Prof. Dr. Sözen, “Aileler çocuklarına, otur ders çalış diyor. Çocukların oyun oynaması onlar için egzersizdir. Bırakın çocuklarınız yeterince oyun oynasın, hareket etsin” dedi.
Son yıllarda fast food tarzı beslenmenin yaygınlaşması nedeniyle özellikle çocuklar arasında gazozlu içeceklerin tüketiminin de arttığını söyleyen Prof. Dr. Sözen, “Gazlı içecekler kemikler için çok zararlı. Zaten Türkiye’de süt tüketme alışkanlığı yoktu, üzerine bir de gazlı içecekler gibi zararlı bir etken geldiği için kemiklerin oluşumunda bile sorun yaşanıyor. Süt ve süt ürünlerinin tüketimi yaygınlaştırılmalı” diye konuştu.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 14-09-2006   #3 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı
Cvp: Kemik Erimesi

OSTEOPOROZ (KEMİK ERİMESİ) NEDİR? NASIL KORUNMALI?

Osteoporoz yani kemik erimesi kemik doku yogunluğunun azalması nedeniyle dayanıklığının azalması, yani kalitesinin düşmesidir. Kemik erimesinin şiddeti arttıkça kemik kırılganlığı da artmaktadır. Osteoporoz ciddi ve sinsi bir hastalıktır. Bu yüzden kemik erimesi, zamanında yakalanıp önlenmezse sakatlıklara ve ölüme neden olur. Dünyada kalp-damar hastalıkları ve kanserden sonra bilinen 3. ölüm nedeninin osteoporoz olduğu bildirilmiştir.



Menopozda olan kadınlar yaşamlarının geri kalan kısımlarında osteoporoza bağlı %50'lik bir kemik kırığı riski ile karşı karşıyadırlar. Osteoporoz 3 kadına karşılık 1 erkekte görür ve yaşlılıkta daha çok rastlanan bu hastalık tek başına yaşlılık hastalığı değildir.
Kemikler de kalp, beyin gibi canlı ve sürekli yapılanan bir sistemdir. 30 yaşına kadar kemik yapısı ilerler ve 30 yaşında doruk noktasına ulaşılır. 30 yaşında yeterli kemik kütlesine ulaşılmaması halinde hastalık ortaya çıkmaya başlar. Bu yüzden, kemiklerin korunmasında ve güçlü olmasında birinci adım beslenmedir. 45 yaşından sonraysa kemik kayıp hızı, artmaya başlar. 30-35 yaşına kadar kemik yoğunluğunu en üst seviyeye taşıyabilirsek, ileride yaşanacak yıkımın tahribatını da en aza indirebilir ve osteoporozun önüne geçebiliriz.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 14-09-2006   #4 (mesaj-linki)
GusinapsE - avatarı
Kemik Erimesi - Osteoporoz

Kemik Erimesi - Osteoporoz

Kemikler vücudu dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı korurlar, bir takım mineralleri içlerinde bulundururlar,kan dokuları ve kemik iliğini içlerinde bulundururlar, vücutta hareketin sağlanması için eklemleri oluştururlar. Kemik kalsiyum, magnezyum, fosfor ve minerallerin ortaya çıkardığı kristallerden meydana gelir. Kemiklerin yapısında kemik oluşturan ve bunu yıkan hücreler vardır. Doğumdan hemen hemen 25 yaşına kadar kemik yapıcı hücreler etkinlik gösterirken 45 yaşına kadar da aralarında bir eşitlik görülür. Bu yaştan itibaren de yıkıcı hücreler etkinlik göstermeye başlar. Bu nedenle kemikte bulunan mineraller azalır ve bu azalmayla da kemiklerde kırılmalar ortaya çıkartır. Kemiklerde bulunan minerallerin önemli miktarda azalmasıyla osteoporoz meydana çıkar.

Osteoporozun Çeşitleri
Birinci tür osteoporoz:
Kadınlarda kemik yıkan hücreleri engelleyen bir etkende yumurtalıklar tarafından ortaya çıkarılan östrojendir. Fakat kadınların 45 yaşından itibaren yumurtalıklarında ki üretimler aksamaya başlar ve en sonunda tamamiyle durur. Böylece kadın adet göremez ve menopozo girer. Böylelikle östrojen de fazlasıyla azalma görülür ve kemiklerdeki yıkım süreci hızlanır.

İkinci tür osteoporoz:
Kemiklerdeki yıkım ilerleyen yaşlarda fazlalaşır. 70 yaşından sonra yıkım oldukça çoğaldığından sağlıklı bir insan gibi hareket edememeye başlanır. Bu rahatsızlığı yaşayan insanın oturduğu kanepeden yere düştüğünde dahi kemiklerinde kırılma görülebilir.

Üçünçü tür osteoporoz:
Bu tip osteoporoz yıkıcı hücrelerden dolayı oluşmaz. Daha çok kortizon alan kişilerde belirlenir. Kortizonu, astım, romatizmal rahatsızlıklar ya da başka nedenlerden dolayı alanların ilacı sürekli kullanmaları halinde ortaya çıkar.

Osteoporozun Oluşumundaki Nedenler
Osteoporoz ilk başladığı dönemler de kendini göstermez. Özellikle menopozun ardından ortaya çıkan osteoporoz da belirtiler ortaya çıkmaz. Menopozdan bir kaç yıl sonra kemiklerin hemen hemen yarısı yıkıma uğrayabilir. Osteoporoz vücutta etkinliğini göstermeye başlamışsa hastanın boyunda kısalma, belinde ağrıların olması, sırtın kamburlaşması ve el bileklerinde hassasiyet olarak gözlenebilir. Osteoporozun ikinci türünde ise, ilerleyen yaşlarda vücut ağrıları olarak da kendini gösterebilir. Omur kemiklerinde ve önemli durumlarda kalça kemiğinde kırılma olabilir. Uzmanlara göre kemik kırılmaları ciddi boyutlarda ölüme bile yol açabilir. Kalçasında oluşan hasardan dolayı ameliyat olan kişilerden % 25’inin bir yıl içinde hayatını kaybettiği görülmüştür. Öteki %25’inin ise yatalak olduğu belirlenmiştir. Bu nedenlerle hastalık vücutta etkin hale gelmeden belirlenmesi gereklidir.
Yapılan araştırmalara göre osteoporozla bazı insanlarda daha çok karşılaşılıyor. Bu araştırmalar sonucunda kadınların bu hastalığa daha çok yakalandıkları görülmekte ve özellikle hassas bir vücuda sahip olan, sarışın ya da kumral, çok doğum yapan, vücut hareketi monoton olan ve de olması gerekenden daha önce menopoza giren kadınlarda bu hastalığa sıkça rastlanmaktadır. Ayrıca kalsiyum içeren gıdalar tüketmeyen, sigara ve alkol kullanan, kortizon kullanan, böbrek fonksiyon bozukluğu olan ve ailesinde osteoporoz olan insanlarda da daha sık görülmektedir.
Osteoporozun Teşhisi
Osteoporozun üzerine bir çok araştırma yapılmaktadır. Araştırmaların bir kısmında osteoporozu vücutta etkinliğini göstermeden önce ortaya çıkaracak bir takım aletler oluşturulmuştur. Oluşturulan bu aletlerin bazısı X ışınlarıyla işlev görürken, bazısıda en sık kullanılan DEXA tedavisidir. Bu yöntemin hastalara karşı bir olumsuzluk gösterdiği belirlenmemiştir. Hastayı bir masaya yatırarak üzerinde hareket halinde olan bir kamera gezdirilir. Daha sonra bu işlem sırasında ortaya çıkan bulgular sistem bilgisayarına geçirilir. Taramanın süresi nasıl bir metodun yapılacağına ve nasıl bir aletin kullanılacağına göre değişiklik gösterir. Alınan bulgularda bu sürenin her koşulda 30-40 dakika kadar sürdüğü belirlenmiştir.
Osteoporozun vücutta ciddi boyutta etkinliğini göstermesi herhangi bir röntgen filminde de görülebilir. Bu şekilde görünen osteoporozda kemik kütlelerinin en az %30'unun yok olması gerekir. Bütün bunlara rağmen hastalığı belirten en iyi yöntemin doktorların klinik belirlemeleri olduğu görülmüştür.
Bir çok insanın osteoporozu yaşama riski olduğunu düşünürsek, bunun önüne geçmenin en iyi yöntemi sık sık doktor kontrolünden geçmektir. Vücutta etkisini göstermeye başlamadan önce osteoporozu teşhis etmek sağlığınız açısından oldukça yarar sağlayacaktır.
Osteoporozdan korunmak için aşağıdakileri gözönünde bulundurun.
·Yağsız olması koşuluyla bol miktarda süt ve süt ürünleri tüketilmelidir.
·Bol miktarda C vitamini ve magnezyum alınmalıdır.
·Proteini fazla olan gıdalardan uzak durmak gerekir.
·Tuz tüketimi az olmalıdır.
·Beslenmede özellikle sebzeler tercih edilmelidir.
·Kafein içeren içecekler ve alkol alınmamalıdır.
·Doktor tavsiyesi altında bir takım hareketler uygulanmalıdır.
·Yerden bir şey almanız gerektiğinde beli bükmeden dizleri bükerek alınmaldır.
·Elinizde ağır bir şey taşımaktan kaçının.
·Ani hareketler yapmayın.
·Ayakkabılarınızın rahat olmasına özen gösterin.
·Ayağınıza bir şey giyerken eğilmeyin, oturarak giyin.
·Zemini buzlu ya da kaygan olan yerlerde dolaşmayın.
·Evinize her tarafın rahatlıkla görüldüğü bir aydınlatma yapın.
·Banyonuzun olduğu bölümü sürekli aydınlık tutun.
·Sürekli kullandığınız eşyaları yanınızda bulundurun.
·Telefonunuzu rahatlıkla ulaşabileceğiniz yerlere koyun.
·Banyonuzun kaygan olmamasına herzaman özen gösterin ve herhangi bir durumda tutunmanız için kollar yaptırın.
·Oturduğunuz bölümlerin yanlardan destekli olmasına dikkat edin.




  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 14-09-2006   #5 (mesaj-linki)
GusinapsE - avatarı
Soru ve Cevaplarıyla Osteoporoz

Soru ve Cevaplarıyla Osteoporoz
1. Osteoporoz nedir?
Halk arasında “Kemik erimesi” diye tabir edilen bu hastalığın gerçek ve doğru ismi ‘Osteoporoz’dur. İskelet yapısının zayıfladığı, bozulduğu ilerleyici (Progressif) bir durumdur. Kemik kütlesi azalır ve kemik yapısı bozulur. Dolayısıyla kemiklerin kırılması kolaylaşır ve sıradan günlük hareketler sırasında kırılabilir bir hal alır. Hastalık ağrı yapmadan yıllarca sinsice ilerleyebilir, bu sırada kemik yapısındaki bozulma devam eder ve bir gün aniden hasta kendi durumundan bir kırık sahibi olduktan sonra haberdar olabilir. Bu nedenle kırık oluşumu beklenmeden tanınıp önlem alınması ve/veya tedavi edilmesi gerekli bir durumdur. Hem kadınları, hem erkekleri ilgilendiren önemli bir sağlık sorunudur. Osteoporoza bağlı kalça kırıkları –cerrahi müdahale ve hospitalizasyon gerektirir- ve omurga kırıkları meydana gelir –boy kısalır, duruş (postür) bozulur. Uzun süreli veya kalıcı sakatlığa, düşük olmayan oranda yaşamın yitimine yol açabilen, hareketleri kısıtlayan, psikolojik boyutları olan, yaşam kitlesini olumsuz etkileyen, maliyeti yüksek bir durumdur.

Tanım: Osteoporoz, düşük kemik kütlesi ve kemik dokusunun miktoyapısının bozulması sonucu kemik kırılganlığının ve kırık olasılığının artması ile karakterize sistemik bir iskelet hastalığıdır.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), DEXA (DEXA: Dual Enerji X-Ray Absorbsiyometre, ostreopoz tanısı koymakta kullanılan bir yöntem) kullanılarak elde edilen değerlere ve kırık olup olmamasına göre osteoporozu tanımlamaktadır. Postmenopozal kadınlarda; kemik mineral yoğunluğu genç-sağlıklı populasyon ortalamasının:
-1 SD (Standart Sapma)ya kadar olanları “normal”
-1 ila 2,5 SD Arasındakiler “Osteopenik”
-2,5 SD altında olup kırık geçirenler ise “Yerleşmiş osteoporozlu” olarak yorumlanabilir.

Ayrıca kırık riskinin kolay ve güvenilir olarak belirlenmesi için T-Skor ve Z-Skor gibi istatistiksel kavramlar da gözönüne alınmalıdır.
T-Skor: Kemik kütlesinin genç erişkin referans populasyonunun ortalama doruk kemik kütlesi ile kıyaslanmasının standar sapma olarak tanımlanmasıdır (Daha yaygın kullanılır).
Z-Skor: Hastanın kemik kütlesinin yaş ve cinse göre referans değer ile kıyaslanarak standart sapma olarak tanımlanmasıdır.



2. Osteoporoz kaç şekilde ortaya çıkar?
Kemik dokusu; kalıtım, diyet, cinsiyet hormonları, fiziksel aktivite, yaşam tarzı, alışkanlıklar, bazı ilaçların kullanımı gibi çeşitli faktörlerden etkilenir.

Menopozla birlikte overler (yumurtalıklar) giderek daha az östrojen ürettikleri için kemik yoğunluğunu koruyup, sürdürmede önemli rolü olan östrojenin eksikliği kadınlarda özellikle trabeküler kemikte kayba neden olur ki buna Tip I Osteoporoz denir.

Tip I Osteoporoza bağlı kırıklar en çok vertebralarda ve distal radiusda (radius alt ucu) görülür.




70 yaşından sonra ortaya çıkan trabeküler ve kortikal kemikte eşit şekilde kayıp yapan osteoporozun nedeni ise yaşlanma ve buna bağlı faktörler olup (D vitamini yetmezliği, güneşten yeterince yararlanamama ve buna bağlı kırıklar daha çok proksimal femurda (femur üst ucu) oluşur. Bu tipe Tip II osteoporoz veya senil osteoporoz adı verilir. Tip I ve tip II’nin dahil olduğu grup primer osteoporoz olup bunun dışındaki nedenlerle oluşan osteoporoza ise sekonder osteoporoz denir. Sekonder osteoporozda altta yatan başka bir sebep osteoporoza yol açmaktadır. Bazı endokrin bozukluklar, hareketsizlik, bazı ilaçlar, romatoid artrit gibi sebepler sekonder osteoporoza yol açabilirler.


3. Normal kemik döngüsü nasıldır?
Osteoporozu anlamak için kemiğin yapısının ve fizyolojisinin özelleşmiş hücrelerinin aktivitesi etrafında gözden geçirilmesi yararlıdır.

Kemik yaşayan, canlı, büyüyen bir dokudur. Kendi içinde yapılanma gösteren, zedelenme halinde kendi kendini onarabilen metabolik faaliyetlerin gerçekleştiği dinamik bir ortamdır. Yaşam boyu yeniden yapılanma diye tanımlanan dinamizm içindedir, yapım-yıkım, şekillenme olaylarının gerçekleştiği metabolik olarak aktif bir dokudur. Yetişkin iskeletinin en önemli yapıtaşını oluşturur. Kemik dokusu, hücreler ve extracellüler matrixden oluşur. Kemik matrixinin çoğunluğu kollajen liflerden oluşur. Mineralizasyon için uygun ortamı hazırlar ve kalsifikasyon yeteneği vardır.



Matrixte 3 tip hücre yer alır:
Osteositler; matrixin laküna adı verilen kavitelerinde (boşluklarında) yerleşmişlerdir, bunlar asıl kemik hücreleridir.

Osteoblastlar; matriksin organik kısmını sentesleyen hücrelerdir.
Osteoklastlar, kemik dokusunun rezorbsiyonunu ve yeniden şekillenmesini sağlayan hücrelerdir. Osteoklastlar çok çekirdekli dev hücrelerdir.


Kemik matrixi fizyolojik olarak hidroksiapatit denen karbonat içeren bazik fosfat kristalleri ile minaralize olur.

Kemik dokusunun mineral kısmı başlıca kalsiyumdan ve daha az magnezyum, flor ve klor gibi diğer minerallerden oluşmuştur. Kalsiyum kemiğe dayanıklılık verir. Kalsiyumun tek kaynağı gıdalardır. Bağırsaklardan vitamin D etkisiyle emilir. Dolaşımdaki iyonize kalsiyumun düzenleyicisi parathormondur.


  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 14-09-2006   #6 (mesaj-linki)
TheGrudge
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Kemik Erimesi - Osteoporoz

Menopozda kemik erimesi hızlanıyor
Menopoz döneminde kemiklerin kalsiyum tutmasına yardımcı olan östrojen hormonunun çok hızlı azalması, kemik erimesini hızlandırıyor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kemal Hükmen, erkeklere göre kemikleri daha ince olan kadınlarda menopoz sonrası meydana gelen hormon değişikliklerinin, kemik erimesini hızlandırdığını söyledi.

OSTEOPOROZ RİSKİ KADINLARDA YÜKSEK
Hükmen, osteoporozun sağlam kemiklerin yavaş yavaş erimesine ve zayıflamasına neden olan bir hastalık olduğunu belirterek, kemik kütlesinin giderek azalması sonucu zayıflayan kemiklerin kolay kırılır hale geldiğini söyledi. Vücuttaki bütün kemiklerin bu durumdan etkilendiğini anlatan Hükmen, kemik erimesinin özellikle omurlarda, kalça ve bilek kemiklerinde daha belirgin görüldüğünü ve kırıkların özellikle yaşlılarda tehlikeli boyutlara ulaştığını ifade etti.
Hükmen, osteoporozdan etkilenenlerin yüzde 80’ini kadınların oluşturduğunu belirterek, şunları söyledi: “Erkeklere göre kemikleri daha ince olan kadınlarda, menopoz sonrası meydana gelen hormon değişiklikleri, kemik erimesini hızlandırır. Osteoporoz erkeklerde nadir olarak, genellikle 70 yaşından sonra görülür. Kadınlarda, menopozdan sonraki ilk 3-7 yıl arasında, kemik yoğunluğundaki azalma daha şiddetlidir. Bunun nedeni de kemiklerin kalsiyumu tutmasına yardımcı olan östrojen hormonunun, menopoz sonrası çok hızlı şekilde azalmasıdır.”

BESLENMENİN ÖNEMİ
Sigara ve içki kullanan veya hareketten uzak bir yaşam tarzı süren kadınların, adet düzensizliği olan, ailesinde osteoporozlu hasta bulunan, özellikle 40 yaşından önce yumurtalıklarını aldırmış ve menopoza girmiş kadınların, hastalığa karşı daha duyarlı olmaları gerektiğini bildiren Hükmen, hastalığın ilerlemesini önlemek için beslenmenin çok önemli olduğunu ifade etti.
Hükmen, hastaların, süt ve süt ürünleri, balık ve yumurta gibi besinleri bol miktarda tüketmesi gerektiğine işaret ederek, şöyle devam etti: “Günde 1-2 gram kalsiyum tabletleri alınabilir. Hastada emilim bozukluğu varsa kalsiyumla birlikte D vitamini de verilmelidir. Hasta, günde 20 dakika güneşte kalmalı ve 1-2 litre su tüketilmelidir. Günlük yaşamda hareketli bir yaşam tarzı benimsenmeli, asansör yerine merdivenler, kırmızı et yerine sebzeli yiyecekler tercih edilmelidir. Osteoporozdan korunmak veya gelişimini azaltmak amacıyla menopoza girmiş kadınlarda hormon tedavisi önerilir. Evden fazla dışarı çıkmadıkları için yeteri kadar güneş ışığı alamayan yaşlılarda kemik erimesi hızlanır.”
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 16-09-2006   #7 (mesaj-linki)
TheGrudge
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Kemik Erimesi

Menopozda kemik erimesi hızlanıyor

Menopoz döneminde kemiklerin kalsiyum tutmasına yardımcı olan östrojen hormonunun çok hızlı azalması, kemik erimesini hızlandırıyor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kemal Hükmen, erkeklere göre kemikleri daha ince olan kadınlarda menopoz sonrası meydana gelen hormon değişikliklerinin, kemik erimesini hızlandırdığını söyledi.

OSTEOPOROZ RİSKİ KADINLARDA YÜKSEK


Hükmen, osteoporozun sağlam kemiklerin yavaş yavaş erimesine ve zayıflamasına neden olan bir hastalık olduğunu belirterek, kemik kütlesinin giderek azalması sonucu zayıflayan kemiklerin kolay kırılır hale geldiğini söyledi. Vücuttaki bütün kemiklerin bu durumdan etkilendiğini anlatan Hükmen, kemik erimesinin özellikle omurlarda, kalça ve bilek kemiklerinde daha belirgin görüldüğünü ve kırıkların özellikle yaşlılarda tehlikeli boyutlara ulaştığını ifade etti.
Hükmen, osteoporozdan etkilenenlerin yüzde 80’ini kadınların oluşturduğunu belirterek, şunları söyledi: “Erkeklere göre kemikleri daha ince olan kadınlarda, menopoz sonrası meydana gelen hormon değişiklikleri, kemik erimesini hızlandırır. Osteoporoz erkeklerde nadir olarak, genellikle 70 yaşından sonra görülür. Kadınlarda, menopozdan sonraki ilk 3-7 yıl arasında, kemik yoğunluğundaki azalma daha şiddetlidir. Bunun nedeni de kemiklerin kalsiyumu tutmasına yardımcı olan östrojen hormonunun, menopoz sonrası çok hızlı şekilde azalmasıdır.”

BESLENMENİN ÖNEMİ


Sigara ve içki kullanan veya hareketten uzak bir yaşam tarzı süren kadınların, adet düzensizliği olan, ailesinde osteoporozlu hasta bulunan, özellikle 40 yaşından önce yumurtalıklarını aldırmış ve menopoza girmiş kadınların, hastalığa karşı daha duyarlı olmaları gerektiğini bildiren Hükmen, hastalığın ilerlemesini önlemek için beslenmenin çok önemli olduğunu ifade etti.
Hükmen, hastaların, süt ve süt ürünleri, balık ve yumurta gibi besinleri bol miktarda tüketmesi gerektiğine işaret ederek, şöyle devam etti: “Günde 1-2 gram kalsiyum tabletleri alınabilir. Hastada emilim bozukluğu varsa kalsiyumla birlikte D vitamini de verilmelidir. Hasta, günde 20 dakika güneşte kalmalı ve 1-2 litre su tüketilmelidir. Günlük yaşamda hareketli bir yaşam tarzı benimsenmeli, asansör yerine merdivenler, kırmızı et yerine sebzeli yiyecekler tercih edilmelidir. Osteoporozdan korunmak veya gelişimini azaltmak amacıyla menopoza girmiş kadınlarda hormon tedavisi önerilir. Evden fazla dışarı çıkmadıkları için yeteri kadar güneş ışığı alamayan yaşlılarda kemik erimesi hızlanır.”
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 16-09-2006   #8 (mesaj-linki)
Mystic@L - avatarı
Cvp: Kemik Erimesi

İleri Yaşın Korkulu Rüyası




İskeletimizin %24'lük bir bölümü, her yıl çözünüyor ve yeniden meydana getiriliyor. Ancak yıkım, sıklıkla yapımdan daha fazla gerçekleştiği için, yaşamımızda her yıl yaklaşık %0,3 oranında kemik kaybı yaşıyoruz. Gerçek anlamda kemik kaybıysa, hem kadınlarda hem de erkeklerde, normal yaşlanma sürecinin bir parçası olarak 35 yaşında başlıyor. Çocukluk yılları boyunca, vücuda alınan kalsiyumun %75 gibi çok büyük bir yüzdesi, kemik dokunun yapısına katılıyor. Kadınlarda 14, erkeklerdeyse 17 yaşına kadar kemiklerin büyümesi ve yoğunluğunun artması süreci devam ediyor. Kemik kütlesinde tepe noktaya, 20'li yaşlarda ulaşılıyor ve sonraki yaşlarda da düşüş başlıyor. Bu noktadan itibaren kalsiyum, kemik yapımında değil, yalnızca kemik yapısının sağlamlığının korunmasında kullanılıyor. Bu yüzden de, kemik yoğunluğu ilerleyen yaşla birlikte azalma gösteriyor.
Kemiğin ince yapısı, birbirine bağlanmış proteinlerden oluşan çatı içerisinde bir arada gömülü olan kalsiyum ve fosfor kristallerinden oluşuyor. Kalsiyumun baskın yapısal formu olan hidroksiapatit, toplam kemik ağırlığının %67'sini oluşturuyor. Geri kalan yüzdeyse, kolajen ipliklerden meydana geliyor. Mineral kristalleri kemiğe sertlik, güç ve dayanıklılık, kolajense esneklik kazandırıyor. Magnezyum, flor, sodyum, potasyum, sitrat ve diğer eser elementler de, bu yapının "sıvası".
Kemik dokuda, başlıca 3 tip hücre bulunuyor: osteoblastlar (genç kemik hücreleri), osteositler (kılıfla kaplı erişkin kemik hücreleri) ve osteoklastlar (yıkım dev hücreleri). Kemik dokuya derinlemesine gömülü olan osteoklastlar kemik dokunun yıkımından, diğer iki hücre tipiyse kemik dokuya mineral yığılımından sorumlu. Bu iki olay arasındaki denge de, kemik kütlesini ve yoğunluğunu belirleyen temel etken. Söz konusu hücrelerin sürekli etkinlikleri, yeterli ve uygun miktarda kalsiyum varlığına dayalı. Kalsiyum, bu anlamda, kemik oluşumu, beslenmesi, gelişimi ve rejenerasyonunda, yaşamsal önem taşıyor. Kemik yoğunluğunun kalıtsal özelliğiyse, dokuda bulunan D vitamini almacı geninde görülen çok tiplilikle açıklanıyor.

  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 19-09-2006   #9 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Kemik Erimesi

Kemik erimesi hakkında bilinmeyenlerUygun beslenme ve egzersiz yaparak, sigara ve alkolden uzak durarak kemiklerinizi güçlendirebilirsiniz.
Özellikle kadınlarda menopozdan sonra kadınlık hormonunun azalması nedeniyle görülen osteoporoz (kemik erimesi), yanlış beslenme, genetik veya hormonal faktörler nedeniyle genç yaşlı herkeste, her yaşta görülebiliyor.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tümay Sözen, kemiklerin kütle kaybetmesine yol açan vücuttaki “sessiz hırsız” olarak tanımlanan osteoporozun, dünyada yaşlı nüfusunun artmasıyla artık daha çok gündeme geldiğini söyledi.
Osteoporozun bugüne kadar menopozla eşdeğer gibi algılandığını ve hep kadın hastalığı olarak bilindiğini belirten Prof. Dr. Sözen, “Oysa hiçbir zaman menopoz eşittir osteoporoz değildir. Osteporozun menopoz dışında birçok etkisi vardır” diye konuştu.

OSTEOPOROZ HER YA?TA OLAB?L?R
Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte son yıllarda yaşlı erkeklerde görülen kırık vakalarının araştırıldığını ve sonunda kırıkların osteoporoz nedeniyle ortaya çıktığının anlaşıldığını belirten Prof. Dr. Sözen, yaşlanmanın her iki cinsi de etkilediğini, bu nedenle osteoporozun yaşlılarda eşit oranda görüldüğünü vurguladı.
Prof. Dr. Sözen, son yıllarda gençlerde görülen kırık vakalarının da araştırıldığını ve sırt ağrısı şikayetiyle gelen genç erkeklerde de osteoporoza rastlandığını ifade etti.
Osteoporozun her yaşta görülebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Sözen, “Örneğin, ergenlik çağına gelmiş veya 30-40’lı yaşlardaki erkeklerde de genetik veya hormonal faktörlerden dolayı hastalığa rastlanıyor” dedi. Romatizma, böbrek yetmezliği, astım gibi hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların kortizon içerdiğini, bunların uzun kullanımı sonucunda da osteoporozun ortaya çıktığını söyleyen Prof. Dr. Sözen, Türkiye’de görülen osteoporoz vakalarının yüzde 60’ının bu nedenle oluştuğunu bildirdi.

BESLENMEYE D?KKAT
Prof. Dr. Sözen, doğumla birlikte başlayan kemik oluşumunun, 20’li yaşlara kadar arttığını, 30’lu yaşlara kadar da sabit kaldığını, sonraki yaşlarda özellikle kadınlarda kemiğin mineral içeriğinin azalması nedeniyle dayanıklılığının azaldığını anlattı.
Bu nedenle daha kemik oluşurken, bebeklik ve ergenlik dönemlerinde kalsiyum alımının önemine işaret eden Prof. Dr. Sözen, bebeklik çağından itibaren kalsiyumca zengin besinler tüketmeyenlerin kemiklerinde kırıklara daha fazla rastlandığını kaydetti. Prof. Dr. Sözen, “Gençliğinizde ne kadar kalsiyum depolarsanız, yaşlılıkta o kadar rahat edersiniz” diye konuştu.

GAZLI İÇECEKLER KEMİKLERE ZARARLI
Uygun beslenme ve egzersiz yaparak, sigara ve alkolden uzak durarak kemiklerin güçlendirilebileceğini söyleyen Prof. Dr. Sözen, “Aileler çocuklarına, otur ders çalış diyor. Çocukların oyun oynaması onlar için egzersizdir. Bırakın çocuklarınız yeterince oyun oynasın, hareket etsin” dedi.
Son yıllarda fast food tarzı beslenmenin yaygınlaşması nedeniyle özellikle çocuklar arasında gazozlu içeceklerin tüketiminin de arttığını söyleyen Prof. Dr. Sözen, “Gazlı içecekler kemikler için çok zararlı. Zaten Türkiye’de süt tüketme alışkanlığı yoktu, üzerine bir de gazlı içecekler gibi zararlı bir etken geldiği için kemiklerin oluşumunda bile sorun yaşanıyor. Süt ve süt ürünlerinin tüketimi yaygınlaştırılmalı” diye konuştu.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 14-12-2006   #10 (mesaj-linki)
NihLe
Avatarı Yok (No Avatar)
Kemik Erimesi (Osteoporoz)

Osteoporoz yani kemik erimesi kemik doku yogunluğunun azalması nedeniyle dayanıklığının azalması, yani kalitesinin düşmesidir. Kemik erimesinin şiddeti arttıkça kemik kırılganlığı da artmaktadır. Osteoporoz ciddi ve sinsi bir hastalıktır. Bu yüzden kemik erimesi, zamanında yakalanıp önlenmezse sakatlıklara ve ölüme neden olur. Dünyada kalp-damar hastalıkları ve kanserden sonra bilinen 3. ölüm nedeninin osteoporoz olduğu bildirilmiştir. Menopozda olan kadınlar yaşamlarının geri kalan kısımlarında osteoporoza bağlı %50'lik bir kemik kırığı riski ile karşı karşıyadırlar. Osteoporoz 3 kadına karşılık 1 erkekte görür ve yaşlılıkta daha çok rastlanan bu hastalık tek başına yaşlılık hastalığı değildir.

Kemikler de kalp, beyin gibi canlı ve sürekli yapılanan bir sistemdir. 30 yaşına kadar kemik yapısı ilerler ve 30 yaşında doruk noktasına ulaşılır. 30 yaşında yeterli kemik kütlesine ulaşılmaması halinde hastalık ortaya çıkmaya başlar. Bu yüzden, kemiklerin korunmasında ve güçlü olmasında birinci adım beslenmedir. 45 yaşından sonraysa kemik kayıp hızı, artmaya başlar. 30-35 yaşına kadar kemik yoğunluğunu en üst seviyeye taşıyabilirsek, ileride yaşanacak yıkımın tahribatını da en aza indirebilir ve osteoporozun önüne geçebiliriz.

ANNE KARNINDAN İTİBAREN BESLENMEYE ÖZEN GÖSTERİLMELİ !
Bebeklikten, hatta anne karnından itibaren doğacak çocuğun geleceği düşünülerek doğru beslenilmesi lazım. Kalsiyumun, yaşam boyunca yeterli miktarda alınması, kemik dokusunu en üst seviyeye çıkaracağından bu yıkımın etkisini zayıflatır. Ayrıca fiziksel aktiviteler, kemiklerin güçlenmesini sağlar. Bütün bunlara karşın yine de genetik gibi diğer bazı faktörler nedeniyle hastalık ortaya çıkabilir. O zaman da uygulanacak tedaviyle yıkım önlenebilir.

Osteoporotik kemik hem kütlesini kaybetmiş hem de iç yapısı bozulmuş bir kemiktir. Kaybolan kemiği tekrar yerine koymak oldukça zor, pahalı ve uzun zaman alan bir olaydır, dolayısı ile risk faktörlerini belirlemek ve osteoporozu önlemek gelişmiş bir osteoporozu tedavi etmekten daha kolaydır.

KEMİK ERİMESİ İÇİN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİ...
  1. Kadın olmak
  2. 50 yaşın üstünde olmak (Yaş arttıkça yoğunluğunu kaybeden kemikler zayıflar)
  3. Menopoza girmiş olmak (Menopoza girmiş kadınların ortalama üçte birinde osteoporoz gelişmektedir ki, bunun sorumlusu östrojen düzeyindeki azalmadır)
  4. Erken menopoza girmek veya yumurtalıkların operasyon ile alınmasını takiben cerrahi (yapay) menopoza girmek.
  5. Erkeklerde erkek cinsiyet hormonu olan testosterondaki azalma ile kemik kütlesi de azalabilmektedir (Erkeklerde gonad fonksiyonunun; işlevinin herhangi bir nedenle azalması osteoporoza bağlı kırıklara yol açabilmektedir).
  6. Düşük kalsiyum içeren yiyeceklerle beslenme ve vitamin D eksikliği
  7. Fiziksel aktivitenin, hareketliliğin ve egzersizin az olması, (egzersizin kemik kütlesini arttırdığı, kemiği kuvvetlendirdiği kanıtlanmıştır).
  8. Ailede osteoporozlu kimselerin bulunması (kırıklara yatkınlığın bir kısmı kalıtsaldır; annelerinde omurga kırığı öyküsü olan genç kadınlarda da kemik kütlesinde azalmaya rastlanmaktadır)
  9. Kısa boylu, ince yapılı kişiler iri yapılı, kilolu kişilere göre daha fazla osteoporoz riski taşımaktadırlar.
  10. Beyaz tenli, açık renk gözlü olmak.
  11. Sigara içmek
  12. Alkollü, kolalı ve kafeinli içecekleri çok fazla tüketmek.
  13. Bazı ilaçları uzun süreden beri veya yüksek dozlarda kullanıyor olmak (örneğin; kortikosteroidler, lityum, alüminyum, antikonvülzanlar, antiasitler, antikoagülanlar, siklosporin, tiroid ilaçları ve bazı kanser ilaçları gibi).
  14. Bazı hastalıkların olması. Örneğin; şeker hastalığı, tiroid veya paratiroid bezinin fazla çalışması, mide-barsak operasyonu geçirmiş olmak, uzun süren hareketsizlik, felçler, bazı romatizmal hastalıklar ve diğer bazı endokrin (hormonal) hastalıklar osteoporoza neden olabilmektedirler.
Bütün bu nedenlerden dolayı osteoporoz hastalığının sebebinin araştırılmasında tanısında takibinde sadece muayene yeterli değildir; film, kemik yoğunluğu ölçümleri, kan ve idrar incelemeleri de gerekmektedir.

Belirtileri:
  • Bel ve sırt ağrısı
  • Boyda kısalma, omurgada kırık
  • Sırtta kaburlaşma, omuzlarda yuvarlaklaşma
  • El bileğinde kırık
  • Kaburga kırıkları
  • Kalça kemiğinde kırık
Hastalığın önüne geçmek için bol sebze ve süt ürünleri tüketilmesi gereklidir.Peynir, lor, yoğurt, süt ve bol sebze sofradan eksik edilmemelidir. Günde 15-20 dakika mutlak surette güneşte kalınmalı ve egzersiz yapılmalıdır. Egzersiz günde en azından yarım saat tempolu yürüyüş şeklinde olabilir.

Osteoporozda tanı kemik mineral yoğunluğu ölçümü ile konur. Osteoporozun tipini belirlemek için bununla birlikte kan biyokimya değerleri araştırılmalıdır.

Erken tanı konması son derece önemlidir !!!

Tedavide;
  • Yaşam tarzında değişiklikler yaparak düşmeyi azaltacak önlemler almak,
  • Doktorunuzca önerilen egzersiz programlarını uygulamaya çalışmak,
  • Beslenme şeklinizi önerilen şekilde düzenlemek,
  • İlaçlarınızı düzenli kullanmak ve yine düzenli doktor kontrolüne gitmek,
  • Osteoporozun önlenebilen ve tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu bilmek gerekmektedir.
PROF.DR. FİKRET TÜZÜN
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
erimesi, kemik, osteoporoz
yaslilarda kemik erimesi,
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Kemik Erimesi (Osteoporoz) Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Osteomiyelit (Kemik İliği İltihabı) Pasakli_Prenses Hastalıklar 0 06-10-2008 22:25
Kemik Metastazları Pasakli_Prenses Hastalıklar 0 18-10-2006 21:12