Geyik Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Yaşam :: > Genel Mesajlar > Kahve Molası
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 29-07-2006   #151 (mesaj-linki)
MaRgHeRiTa
Avatarı Yok (No Avatar)
Sormak için sorulan sorular



Aşağıdakiler ABD li avukatlar tarafından mahkemelerde sorulmuş __gerçek__ sorulardır.


"Uykusunda ölen bir insan, ertesi günün sabahına kadar bunun farkına varamaz, değil mi doktor?"

"En genç olan oğlunuz, hani şu 20 yaşında olan, kaç yaşındaydı?"

"Resminiz çekilirken orada mıydınız?"

"Yalnız mıydınız, yoksa kendi başınıza mıydınız?"

"Savaşta öldürülen kardeşiniz miydi yoksa siz miydiniz?"

"Sizi öldürdü mü?"

"Çarpışma esnasında araçlar arasında ne kadar mesafe vardı?"

"Oradan ayrılana kadar orada mı kaldınız?"

"Kaç kere intihar etmeyi başardınız?"

Soru: "8 ağustosta mı hamile kaldınız?"
Cevap: "Evet."
Soru: "peki o anda siz ne yapıyordunuz?"

Soru: "Üç çocuğunuz var, değil mi?"
Cevap: "Evet."
Soru: "Kaçı erkek?"
Cevap: "Erkek yok."
Soru: "Hiç kızınız var mı?"

Soru: "Merdivenler alt bodruma iniyor dediniz, değil mi?"
Cevap: "Evet."
Soru: "Peki bu merdivenler yukarı da çıkıyor muydu?"

Soru: "Bay X, geçen yaz kusursuz bir balayına çıktınız, değil mi?"
Cevap: "Evet, Avrupa'ya..."
Soru: "Eşiniz de sizinle geldi mi?"

Soru: "İlk evliliğiniz niçin sona ermişti?"
Cevap: "Ölüm sebebiyle."
Soru: "Kim ölmüştü?"

Soru: "Şüpheliyi tarif edebilir misiniz?"
Cevap: "Orta boyluydu, sakalı vardı."
Soru: "Erkek miydi yoksa kadın mı?"

Soru: "Bugüne kadar kaç ölü üzerinde otopsi yaptınız, doktor?"
Cevap: "Bugüne kadarki bütün otopsilerimi ölüler üzerinde yaptım."
Soru: "Bütün cevaplarınız sözlü olmak zorunda, anlaştık mı? Şimdi, hangi okula gidiyorsunuz?"
Cevap: "Sözlü."
Soru: "Otopsiye başladığınız zamanı hatırlıyor musunuz?"
Cevap: "Aksam 8.30 civarında başladık."
Soru: "Bay X o esnada ölü müydü?"
Cevap: "Hayır, sandalyeye oturmuş neden otopsi yaptığımı merak ediyordu."
Soru: "İdrar örneği verme imkânınız var mı?"
Cevap: "Kendimi bildim bileli yapabilirim."
Soru: "Otopsiye başlamadan önce Bay Xin nabzına baktınız mı doktor?"
Cevap: "Hayır."
Soru: "Kalbini dinlediniz mi?"
Cevap: "Hayır."
Soru: "Nefes alıp almadığını kontrol ettiniz mi?"
Cevap: "Hayır."
Soru: "O halde siz otopsiye başlarken Bay X hala yaşıyor olabilir, değil mi?"
Cevap: "Hayır."
Soru: "Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz, doktor?"
Cevap: "Çünkü adamın beyni masamın üstünde bir kavanozun içindeydi."
Soru: "Yine de hasta hala yaşıyor olamaz mıydı?"
Cevap: "Evet, hatta şu anda bir mahkeme salonunda avukatlık yapıyor olabilir


güler misin ağlar mısın ben karar veremedim
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 31-07-2006   #152 (mesaj-linki)
evo
evo - avatarı
Cvp: Geyik

Baba - kız diyalogu

Baba ve kızı arasındaki yıllar geçtikçe farklılaşan diyalog ilginizi çekecek...

0 yaşında

Baba :
Ne kadar da güzel. Şimdi bu küçücük şey benim kızım mı...¿
Gözleri de bana ne kadar çok benziyor...

Kızı :
Bu gözlerini benden hiç ayirmayan adam babam olsa gerek...

5 yaşında

Baba :
Prensesim benim, güzel kızım...
Söyle bakalım baban sana ne alsın...¿

Kızı :
En çok babamı seviyorum...
Babam, niye annemle uyuyor...¿
Hep benimle uyusun, başkasını sevmesin...

10 yaşında

Baba :
Gittikçe yaramaz oluyor, kime çekti bu kız...¿

Kızı :
Ben babama aşığım...
Büyüyünce babam gibi erkekle evlenecegim...
Babam bu ay harçlığımı arttırır mı...¿

15 yaşında

Baba :
Ne kadar da çabuk büyüdü...
Eve de gittikçe geç kalmaya basladı, bu gidişle başına kötü bir şey gelecek... Sanırım daha sert konuşmalıyım...

Kızı :
Babam yüzünden arkadaşlarımla istediğim kadar vakit geçiremiyorum...
Bana baskı uygulamasından nefret ediyorum...
Ne zaman özgür olacağım...¿

20 yaşında

Baba :
Artık sözümü dinlemiyor, benden giderek uzaklaşıyor...
Kendi parasını da kazanmaya basladı ya, bana ihtiyacı kalmadı tabii.
Uzun zamandır tatlı bir-iki laf geçmedi aramızda zaten...
Evi de sürekli erkekler arıyor. Galiba kızım elden gidiyor...

Kızı :
Her dediğime alınıyor, beni bir türlü anlamıyor...
Hele geçen gün giydiğim mini eteğe karışmasına ne demeli...¿
Evden ayrılıp, kendi hayatımı kurmalıyım...
Çocuk muamelesi görmekten bıktım artık!...

25 yaşında

Baba :
Bir gün bunun olacağını biliyordum...
İşte evleniyor...
Zaten aramız eskisi gibi değildi...
Şimdi bir de kocası var...
Prensesim beni terkediyor...

Kızı :
Böyle bir günde bile o mutsuz ifadeyi takınmasının ne lüzumu var ki...¿
Biliyorum, onu bir türlü içine sindiremedi. Bu yüzden yapıyor...
Kendi hayalindeki damat degil ya!...
Sanki birlikte yaşayacak olan o...

30 yaşında

Baba :
Çok az görüşüyoruz. Daha sık biraraya gelsek ne iyi olur...
Hem torunlarımı da özlüyorum...
Kendi arkadaş çevrelerinden fırsat bulup da bize gelemiyorlar ki...

Kızı :
Babamları da çok ihmal ediyorum galiba...
Yine telefonda çok üzgün geldi sesi...
Haftasonu onlara süpriz yapmak en iyisi...

40 yaşında

Baba :
Kızım, benim entellektüel düzeyimi yeterli bulmuyor...
Ona göre çağın gerisinde düşünüyormuşum...
Oysa küçükken derslerine hep ben yardım ederdim...
Anlayamadığı bütün problemleri bana sorardı...
Şimdi beni beğenmiyor...
Bir daha onunla asla politik tartışmalara girmeyecegim...

Kızı :
Babam giderek daha da çocuk gibi davranıyor...
Sürekli bir şeylerden yakınıyor...
Gerçi son zamanlarda sağlığı da iyi değil ama...
Ya ona bir şey olursa...¿
Zaten hiçbir zaman dilediği gibi bir evlat da olamadım...

45 yaşında

Baba :
Kızımın mutlu bir yuvası olması ne güzel...
Gözüm arkada gitmeyecegim. Her şeyi kendi başardı...
Onunla gurur duyuyorum...

Kızı :
Babam için çok endişeleniyorum. Onu kaybetmeye hazır değilim...
İlaçlarını da hep ihmal ediyor zaten...
Allah'ım onu benden alma!

50 yaşında

Baba :
Dünyada mutlu kal kızım !...

Kızı :
Seni çok özleyecegim ve arayacağım babacığım...
Şimdi ben kime danışacağım, kim yardım edecek bana...¿
Ne olur gittiğin yerde çok mutlu ol...
Ve hep yanımda olduğunu hissettir,
Ne bileyim ben, arada sırada işaretler yolla mesela...
Ah babacığım! Sensiz nasıl yaşayacağım...¿

55 yaşında

Kadın :
Sen gideli, seni daha iyi anlıyorum babacığım...
Keşke seni hiç üzmeseydim demeyeceğim,
Çünkü "keşke"lerin hiçbir şeyi değiştiremeyeceğini biliyorum....
Yine de beni duyuyorsan, lütfen seni
üzdüğüm her gün için çok ama çok pişman olduğumu bil olur mu...¿
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 01-08-2006   #153 (mesaj-linki)
MaRgHeRiTa
Avatarı Yok (No Avatar)
yok yok çıldırmak yok

- anne bu ne ?
- buzdolabi yavrum .
- neden ?

------------

anne baliklar su içer mi ?

------------

-enişte bu ne?
-çakmak
(1 dakika sonra)
-enişte bu ne?
-çakmak
...
-enişte bu ne?
-çakmak bahadir
...
-enişte bu ne?
-gazoz kapaği
-olur mu? o çakmak!

------------

baliklar terler mi ?

-------------

anne ben kurt olsam ablam da ormanda kuzu olsa o zaman benden korkar mi?

--------------

-oğlum çik yukari babaannenden biraz yeni bahar iste.. (karde$ küçüktür daha 4 ya$ civari, merdivenlerin yarisinda döner ve..)
-anne yeni bahar yoksa eski bahar istiyim mi?
-(anne gülümser) oğlum eski bahar diye birşey yok sadece yeni bahar vardir
-niye ama anne, yeni bahar varsa eski bahar da vardir hem olmasaydi niye yeni bahar desinler ki?
-öyle demi$ler i$te oğlum, o bir baharat
-nasıl yani? şimdi gerçekten eski bahar yok mu? niye yok? bidi bidi bidi bidi...
-(anne delirme noktasina varmak üzereyken) çik yukari
babaannenden yeni bahar al da gel hemen! ciyakkkk

-------------

pirincin üzerinde neden çizgi var?

-------------
-kedi mamasi yesem kedi olur muyum anne?
-olmazsin kizim
-peki kedi benim yemegimi yerse insan olur mu anne?

--------------

anne, devlet ne zaman bana da imza vericek? ne zaman benim de imzam olucak?

------------------------------------

-baba, yeni aldigin ayakkabilarim ne renk?
-kahverengi yavrum.
-peki baba, kahve ne renk?
-....?!

---------------

-bunu kiriyim mi?
-hayir.
-bunu kiriyim mi?
-hayir.
-bunu kiriyim mi?
-hayir.
.......
-bunu kiriyim mi?
-kir allahin cezasi kir.
-neden?

------------

-teyze bu ne?
-uçak
-o uçak değil bi kere, helikopter!
-...............

---------------

hamile bi kadina: sen çocuğunu niye yedin?

-----------------

-anne ben babami mi daha çok seviyorum seni mi ?

----------------

-anneee, bu kedinin kuyrugu niye uzamiyo?
-ne?!
-cekiyorum ama niye uzamiyo?

---------------------------------

-baba
-efendim kızım (geliyor du bakalım)
-akşam olunca biz uyuyoruz ya
-eee?
-sabah kalkacağimizi nerden biliyoruz?
-!!?

----------------

-anne ne zaman olacak bu yemek
-ha deyince olmuyo kizim
-o zaman ne deyince oluyosa onu de ki olsun

----------------

-bizim ka$imizi gözümüzü kim yaptı?
-allah yapti
-neden?

-------------

-topekli tacimi gordun mu?
-cık. kayip mi ettin?
-yook topekli(?), gordun mu?
-ha evet guzelmis.
-gordun mu?

---------------



-kötü söz söyleme kızım Allah yakar dilini
-Allah nasıl yakar anne?
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 02-08-2006   #154 (mesaj-linki)
DEsssT16 - avatarı
Cvp: Geyik

Kızlar bir gün beş katlı erkek mağazasını gezmeye giderler.

1. KATın kapısında şunlar yazılıdır: "Bu kattaki erkeklerin çalışacak bir işleri var ve çocukları da severler" Kızlar yazılanları okur ve şöyle derler: "Eh, hiç yoktan iyidir ama bir de üst kata bakalım"

2. KAT`ın kapısında yazılanlar: "Buradaki erkeklerin iyi bir işleri var, çocukları severler ve son derece yakışıklıdırlar." Kızlar: "Hmmm, hiç fena değil ama acaba bir üst katta ne var ?"

3. KAT : "Buradaki erkeklerin çok iyi birer işleri var, çocukları severler, son derece yakışıklıdırlar ve ev işlerine de yardım ederler". Kızlar: "Aman Tanrım, çok etkileyici ama yukarıda başka katlar da var."

4. KAT : "Buradaki erkeklerin işleri çok iyi, çocukları çok severler, gayet yakışıklı olup, ev islerine yardım ederler ve ayrıca son derece romantiktirler" Kızlar çığlık atmaya başlarlar: "İnanılmaz, bir üst katta bizi neyin beklediğini bir düşünün!" Ve bir kat daha çıkarlar...

5.Kat`ın kapısında şunlar yazmaktadır: "Bu kat bostur ve sadece, kadınları memnun etmenin mümkün olmadığını kanıtlamak için konmuştur. Veee ... Çıkış soldadır; umarız inerken merdivenlerden yuvarlanırsınız.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 04-08-2006   #155 (mesaj-linki)
evo
evo - avatarı
Cvp: Geyik

İleri Düzeyde İngilizce Kursu

İleri düzeyde İngilizce kursu'na hoşgeldiniz :-)

Come with ball my brother Come with ball: Topla Gel Abicim Topla gel

Chicken translation: Piliç çevirme

Leave the door december: Kapıyı aralık bırak

Where is this waiter who I put: Nerede bu kodumun garsonu!...

Clean family girl: Temiz aile kizi.

Your hand is on the job your eye is on playing: Elin işte gözün oynaşta

Sensitive meat ball: İçli köfte.

Urinate quickly, satan mixes: Acele işe şeytan karışır

There is no saturation to her observations: Onun gözlemelerine doyum olmaz

Man doesn't become from you: Senden adam olmaz

Enter the desk: Sıraya gir

Look my ram, I'm an Anatolian child, If I put, you sit.: Bak koçum, ben Anadolu çocuguyum, bir koyarsam oturursun

Airplane out of the fart, say hi to that sweetheart: Osuruktan teyyare,
Selam söyle o yare

Master !!! do something burning-turning in the middle: Usta !!! Ortaya yanardöner bişi yapsana

My mother to be my wife: Anam Avradım olsun


Exploded egypt has escaped to my bosphorus: Boğazıma patlamış mısır kaçtı

In every job there is a no: Her işte bir hayır vardır

She is such a mother's eye girl: Çok anasının gözü bi kız
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 04-08-2006   #156 (mesaj-linki)
ahmetseydi - avatarı
Venus, Herkül ve Don Juan

Venus, Herkül ve Don Juan, Olimpos Dağı'nin eteklerinde oturmuş sohbet ediyorlar...

Venus, Herkül ve Don Juan, Olimpos Dağı'nin eteklerinde oturmuş sohbet
ediyorlar..
Venus diyor ki.. "Ben dunya tarihinin en guzel kadınıyım!.."
Ötekiler kıs kıs gülüyor..
Herkül diyor ki.. "Benim kadar güçlü bir erkeği dünya tarihi yazmadı.."
Ötekiler kıs kıs gülüyor..
Don Juan diyor ki.. "Insanlik tarihi çapkın diye beni yazar. Benim kadar
çok kadınla yatan erkek yok!.."
Ötekiler kıs kıs gülüyor..
Bakmışlar kimse kimseye inanmıyor.. "Gidelim" demişler, "Tanrılar
Tanrısı
Zeus'a soralım. O herşeyi bilir."
Zeus'un Olimpos'un tepesindeki sarayına önce Venüs girmiş.. Az sonra
çıkmış.. "Yüce Zeus onayladı. En güzel benim.."
Herkül girmiş Zeus'un katına.. Az sonra gururla çıkmış.. "Yüce Zeus
onayladı.. En güçlü benim.."
Don Juan girmiş içeri ve az sonra berbat bir suratla fırlamış dışarı..
"Kim ulan bu Mehmet Ali Erbil?.."
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 09-08-2006   #157 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Geyik

Aşağıda anlatılan bu olay resmi kayıtlardan alınmıştır. )
>
>Saygı değer Hakim Bey..
>
>Saygılarımla size açıklama özgürlüğümü kullanarak bazı şeyleri
>bildirmek istiyorum . Umarım bu durumu en kısa zamanda açıklığa
>kavuşturursunuz.
>
>Ş u günlerde askerliğe çağrılacağım.
>
>Adım Cafer Keskinbıçak .
>
>24 yaşındayım ve şu anda 44 yaşında olan Mahmure adındaki dul bir
>bayanla üç yıl önce evlendim.
>
>Evlendiğim kadının şu anda 25 yaşında Düriye bir kızı var ve babam
>Ferit Keskinbıçak ise bu bahsetmiş olduğum üvey kızı m Düriye ile
>geçen yıl ın ocak ayında evlendi. Böylelikle babam, karımın kızı ile
>evlendiği için damadım olmuş oldu.
>
>Aynı zamanda, üvey kızım da babamla evlendiği için üvey annem olmuş
>oldu.
>
>Karımın geçen sene benden hamile kaldı ve bir Kamil adını koyduğumuz
>bir oğlumuz oldu.
>
>Oğlum Kamil, üvey kızım Düriye'nin erkek kardeşi ve aynı zamanda
>babamın da hem kayınbiraderi ve hem de torunu, üvey annemin de erkek
>kardeşi olduğu için benim de dayım oldu.
>
>Babamın eşi yani üvey kızım Düriye geçen sene kasım ayında babamdan
>bir erkek çocuğu dünyaya getirdi ve adını Arif koydular.
>
>Arif'te ta babamın oğlu olduğu için benimde erkek kardeşim ve de
>kızımın oğlu olduğu için de benim torunum oldu.
>
>Yani ben de aynı zamanda torunum olan Arif'in erkek kardeşi oldum.
>
>Ayrıca bir annenin evladının babası eşi olduğuna göre bende eşimin
>kızının babası olmuş oldum.
>
>Aynı zamanda kızımın erkek çocuğunun da erkek kardeşi oldum.
>
>Kısacası ben şimdi aynı zamanda üvey kızım Düriye'nin oğlu Arif'inde
>büyük babasıyım.
>
>Sayın hakim bey sizden ricam, benim askerlik görevimden muaf olmam
>yönünde karar vermenizdir.
>
>Zira şu anda ben.....
>
>Babam Ferit Keskinbıçak'ın oğluyum.
>
>Babamın üvey kızım ile olan evliliğinden doğan Arif Keskinbıçak'ın
>büyükbabasıyım.
>
>Aynı zamanda babamın torunu olan oğlum Kamil Keskinbıçak'ın
>babasıyım.
>
>Bu durumda, sizde iyi biliyorsunuz ki mevcut kanunlarımız uyarınca
>büyükbaba, baba ve oğul aynı zamanda askerlik yapamazlar..
>
>Saygılarımla...
>
>Cafer Keskinbıçak.
>
>Not:
>
>Adıyaman ili ........ ilçesi ..... Asliye Hukuk Mahkemesince.....
>
>Adli Tabiplik raporunda belirtilmiş olan psikolojik
>rahatsızlıklarından ve (!) aile içindeki dengesizliklerden dolayı
>Cafer Keskinbıçak'ın askerlik hizmetinden muaf tutulmasına ve
>askerlik şubesindeki dosyasına bu şekilde işlenmesine karar
>verilmiştir.
>
>---------------
>
>
>cocugu olan ve olmayan ardaslara
>
>Arkadaslar Merhaba,
>
>Basimizdan gecen kötü bir olayi sizinle paylasmak ve sizleri de
>nedenleri
>hakkinda dikkatli olmaniz konusunda uyarmak istedim.
>
>12 Eyül sabahi 10 yasindaki oglum yatagindan kalktiktan 10 dakika
>sonra
>lavabonun önünde kriz gecirdi.
>Yerde vucudu kaskati iken titremelerle birlikte, göz bebekleri
>kayboldu,
>nefes zorlugu agizda köpürmeler.
>Hemen acile kaldirdik. Yapilan testlerden sonra konulan teshis sara
>(epilepsi) idi.
>Ilac tedavisine baslandi. Daha soku üzerimizden atamadan 9 gün sonra
>21
>Eylül sabahi 07:00 de oglum benim yanimda yatakta iken yine kriz
>gecirdi.
>Ilk müdehaleyi yaptiktan sonra bu sefer Fakülteye gittik.
>Orada da yeniden tetkikler yapildi. Teshis ayni idi.
>Bizdeki belirtilere göre 8-14 yasindaki cocuklarda görülebilen bir
>sara
>cesidiymis.
>Kullanilan ilac 20-21 gün sonra beyne ulastigi icin, beyin henüz
>ilactan
>fayda görmeye baslamamis.
>Arastirmalarimiza göre bu konuda en iyisi oldugunu ogrendigimiz
>Fakültedeki
>profesör'den (Mehmet Okan) randevu aldik.
>Dün yapilan görüsme ve muayeneden sonra hocanin bize (sizlere de)
>dikkat
>etmemiz gerektigini söyledigi konular sunlar idi:
>50 Hertz TV ve monitörlerdeki resim kaymalarini cocuk beyni daha
>kolay
>algiladigi ve beyin, istem disi bu atlamalari takip ettigi icin
>yoruluyormus.
>Yorulan beyin daha sonra bir bosalma istegiyle vucuda nöbet
>gecirtiyormus.
>Bu nedenle mümkünse 50 Hertz üzerindeki cihaz
>kullanilmaliymis.(Avrupa'da 60
>Hertz altinda TV üretilmesi yasaklanmis.)
>Oglum bu yaz hemen hemen her gün saatlerce 50 hertz olan TV'de
>playstation
>ve yanindaki Bilgisayar'da oyun oynadi.
>Bir cok arkadasimin cocugu, yegeni de ayni durumda oldugu icin bu
>maili
>hazirlayarak uyarmak istedim.
>Tetiklemeyi yapan diger bir unsur "kafein" yani Cola. Profesör
>cocuklarin
>beyni icin colanin cok zararli oldugunu belirtti.
>Kafeinli iceceklerden özellikle cola ve enerji iceceklerinden
>cocuklari
>uzak tutun dedi.
>Tetiklemeyi yapan bir diger unsur da yanip sönen isiklar.
>Bu isiklari evde karanlikta veya los isikta izlenilen Tv veya
>bilgisayar
>oyunlari olusturuyor.
>Tv'nin en az 3 metre ve aydinlik ortamda izlenmesini özellikle
>söyledi hoca.
>Bilgisayari ise günde en fazla 20 dakika ile sinirladi.
>Son nöbetten sonra en az 2 yil sürekli (kontrollü) ilac kullanimi
>ile
>sorunun epeyce giderilebilecegini ve 14 yasindan sonra %96 oraninda
>bir
>daha nöbet gecirilmeyecegini belirtti.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 14-08-2006   #158 (mesaj-linki)
GozDemNur
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Geyik

Bir Japonun Türkler Hakkında Tespiti
Bir Japon, İstanbul'da geçirdiği bir haftanın sonunda fikri sorulduğunda şunları söylüyor:

Türkler'in evine gittiğinizde, tanımasalar da buyur ediyorlar.
Siz oturmadan kimse oturmuyor.
Siz sofraya geçmeden kimse geçmiyor.
En iyi yere sizi oturtuyorlar.
Siz yemeğe başlamadan kimse başlamıyor.
Zorla her yemekten tattırıyorlar.
Siz kalkmadan kimse, evin çocuğu bile sofradan kalkmıyor.
Çay, kahve, meyve, ikram bitmiyor.
Herkes sizi rahat ettirmek için uğraşıyor.
Kumandayı elinize veriyorlar.
Sırtınıza, altınıza yastık konuyor.
Yorgunluktan ölseler bile siz kalkmadan kimse gidip yatmıyor.
Gitmeye yeltendiğinizde bu kez bırakmıyorlar.
Yataklarını veriyorlar, kendileri kanepede, koltukta yatıyor.

Sonra evden çıkıyorsunuz, aynı adamlar 180 derece değişiveriyor.
Herkes arabasını üstünüze sürüyor.
Arabanın burnunu çıkarmazsanız, kimse yol vermiyor.
Kornalar, küfürler.

Şerit değiştirmek bile mümkün değil.
Yayaysanız ışık olmayan bir geçitten mümkünü yok geçemezsiniz.

Evde öyle, arabada böyle, nasıl oluyor? Bu işi çözemedim
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 16-08-2006   #159 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Geyik Muhabbetini Kim Çıkardı


GEYİK MUHABBETİNİ KİM ÇIKARDI
Avrupa'da "palavracı" olarak bilinen ve "geyik muhabbeti" sözünün ondan geldiği rivayet edilen Alman asıllı hikaye yazarı Baron Münchausen, Kayseri'deki balmumu heykelleri sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor.

St. Petersburg (Leningrad) Balmumu Heykel Müzesi sanatçıları tarafından yapılan ve Kayserili sanatseverlerle buluşan balmumu heykelleri sergisinde dünyaca ünlü 43 kişinin heykelleri yer alıyor. Aralarında Atatürk'ün balmumu heykelinin de yer aldığı sergide, Avrupa'da "Palavracı Baron" olarak bilinen Alman asıllı hikaye yazarı Baron Münchausen'in heykeli de sanatseverlerle buluşuyor.

Baron Münchausen'in 1720'li yıllarda yazdığı asılsız hikayelerle palavracı olarak tanındığını belirten sergi organizatörü Jale Kuşhan, halkın dilinde dolaşan "geyik muhabbeti" sözünün de Münchausen'den geldiğini söyledi. Münchausen'in, hikayelerinden neden "palavracı" olarak anıldığının anlaşıldığını belirten Kuşhan, "Baron Münchausen, Alman asıllı bir hikaye yazarı. Baron, o yıllarda halk arasında 'palavracı' olarak biliniyor. Türkçe'ye çevrilen hikayelerinden okuduk ve gerçekten Baron'un yazdığı hikayelerin palavra olduğunu anladık. Mesela bir hikayesinde, 'Bir gün ormanda avlanmaya gittim ve karşıma bir geyik çıktı. Cephanem bittiğinden dolayı geyiği avlayamadım. Geyik de bana alay edermiş gibi baktı ve bende kiraz yiyordum. Kirazın çekirdeklerini tüfeğe koydum ve alnının ortasından vurdum. Geyik ilk başta biraz tökezledi ama kaçmayı başardı. Bir yıl sonra ormanda avlanırken bir geyik gördüm. Baktım geyiği tanıdım. Çünkü alnının ortasında kocaman bir kiraz ağacı vardı. Geyiği avladım ve kirazlarından yedim. Hayatımda yediğim en tatlı kirazlardı onlar' diye anlatıyor. Baron'un diğer hikayeleri de bunun gibi asılsız. Halk arasında 'geyik muhabbeti' sözünün Baron'un bu hikayelerinden geldiği söyleniyor" dedi.

Tıp tarihinde ölümcül psikolojik hastalık olarak bilinen "Münchausen Sendromu" hastalığının da Baron'un soyadından geldiğini ifade eden Kuşhan, "Münchausen Sendromu hastalığına yakalananlar, Baron'un palavracı bir hikaye yazarı olduğundan dolayı palavracı hasta, hastalık hastası olarak nitelendiriliyorlar. Aslında öyle bir hastalık yok, ama insanlar herkesi hasta olduklarına inandırarak defalarca ameliyat oluyorlar" diye konuştu

Organizatör Kuşhan, sergide ayrıca Mustafa Kemal Atatürk, Kemal Sunal, Barış Manço, Fatih Sultan Mehmet'in balmumu heykellerinin de yer aldığını kaydetti.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 16-08-2006   #160 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Cvp: Geyik

  1. Seni asil insanların basit sevgileriyle değil, basit insanların asil sevgileriyle sevdim. Bu güzel aşkımıza nokta koyma, sana kucak dolusu virgül getirdim?
  2. Bir yağmur damlası seni seviyorum anlamı taşısaydı ve sen bana seni ne kadar sevdiğimi soracak olsaydın, inan ki birtanem her gün yağmur yağardı.
  3. Yanağına düşen kar tanesi eriyip dudaklarına indiğinde ve o bir damla serinliği biriyle paylaşmak istediğinde yüzünü rüzgara dön, ordayım!
  4. İnsanlar tanıdım yıldızlar gibiydi, hepsi parlıyordu, hepsi gökteydi. Ama ben seni, güneşi seçtim, bir güneş için bin yıldızdan vazgeçtim?
  5. Bütün mevsimleri bir günde, bütün yılları bir mevsimde yaşamaya razıyım seninle... Bir tutam sevinç, bir tutam umut ve bir tutam mutluluk gönderiyorum sana.
  6. Bir gül olmak isterdim! Neden mi? Beni koparıp kokladığında vücudunun derinliklerine girip bir daha oradan çıkmamak için?
  7. Seni bulmaktan çok aramak isterim! Seni sevmeden önce anlamak isterim! Seni bir ömür boyu bitirmek değil de sana hep yeniden başlamak isterim.
  8. Hani gözler vardır sözleri anlatır, hani sözler vardır gözleri anlatır, bir de aşk vardır seni anlatır...
  9. Beyaz bir güvercin yolluyorum sana; kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi ve sadakat, karbeyaz tüylerinde umut ve gagasında iyi geceler öpücüğü, yanağını uzat.
  10. Dün gece sen uyurken kızıla boyadım denizleri, uçurumdan attım sessizliği, haber saldım rüzgarlara, fısıldasınlar kulağına seni ne kadar çok özlediğimi...
  11. Sana doğru bir kelebek uçurdum, dağları denizleri aştı seni buldu, yanağına ufacık bir öpücük kondurdu. Hissettin mi?
  12. Uykudan uyanınca insanı uyandığına pişman eden, geri dönmek isteyip de dönemeyince çaresizlikten delirten, hayatta bir defa görülebilen harika bir rüyasın!..
  13. Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz, büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz, her şey olur da şu kalbim, bir tek sensiz olamaz.
  14. Mürekkepten denizler, kağıttan gemiler yaptım. Sonra ismini her yere yazdım. İsmini yazınca seni sevdiğimi sandın, ben seni sevmedim sana taptım!..
  15. Seni her düşündüğümde kalbime bir yıldız çiziyorum. Benim şimdi kaç yıldızım var biliyor musun? Benim artık bir gökyüzüm var..
  16. Bugün her zamankinden farklı bir şey yapayım dedim olmadı yine sana defalarca aşık olup seni düşündüm...
  17. Yedi ayrı iklimden yedi çesit arı getirseler yedi çesit arı yedi ayrı çiçeği dolaşsa yedi ayrı çiçekten bal yapsa senin kadar tatlı olamaz...
  18. Ben seni dün sevmedim çünkü dün geride kaldı, ben seni bugün de sevmeyeceğim çünkü bugün de bitecek; ben seni yarın seveceğim çünkü yarınlar hiç bitmeyecek!
  19. Ağzımdan çıkacak söz olsan konuşmam, gözümden akacak yaş olsan ağlamam, kalbime hapsettim seni hiçbir yere bırakmam!
  20. Güneşin doğduğu da bir gerçek battığı da... Kalbimin attığı da bir gerçek, günün bittiği de... Ne çıkar tüm gerçekleri saysak tek tek. Seni seviyorum, işte o en büyük gerçek...
  21. Sen benim hayatımda olduğun sürece, ne sen kimseye rakip ne de kimse sana rakiptir? Çünkü sen benim için daima teksin!
  22. Dünde, bugünde, yarında? Yüreğin kadar yanındayım. Kendini yalnız hissettiğinde elini kalbine koy; ben hep ordayım!
  23. Sana yıldızlar kadar yakın olmak isterdim, her baktığında beni görebilmen için, sana bulutlar kadar yakın olmak isterdim, üzüldüğünde gözyaşlarını yağmur olup silebilmek için, sana sen kadar yakın olmak isterdim ki beni, seni sevdiğim kadar sevebilmen için?
  24. Güneşi seviyorum diyorsun güneş açınca gölgeye kaçıyorsun. Yağmuru seviyorum diyorsun yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun. Korkuyorum sevgilim çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun!
  25. Bana öyle bir mektup yaz ki sevgilim açar açmaz duyayım kokunu. Sevda essin başak saçlarında, sesin yüzümü rüzgarla bulsun... Bana öyle bir mektup yaz ki sevgilim, gelsin beni en koyu zulamda bulsun ve öyle bir mektup yaz ki sevgilim varsın ölümüm olsun.
  26. Yardım etmek mi istiyorsun? O zaman dinle; yaşama sevinci getir bana çokça olsun çabuk tükenmeyenlerinden. İhtiyacım var bu ara unutmak üzereyim mutluluğu, unuttum sıcak bir çayın tadını, esen rüzgarın serinliğini, hadi durma öyle hatıralarımı canlandır, iyi olanları?
  27. Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz, büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz, her şey olur da şu kalbim, bir tek sensiz olamaz. Mürekkepten denizler, kağıttan gemiler yaptım. Sonra ismini her yere yazdım. İsmini yazınca seni sevdiğimi sandın, ben seni sevmedim sana taptım!.. Güneşin buz tuttuğu yerde bir alev görürsen, bil ki o yalnız senin için yanan kalbimdir.
  28. Eğer seni nasıl ve ne kadar sevdiğimi öğrenmek istiyorsan bana yeni bir dil bulmalısın çünkü sana olan sevgimi anlatmak için kelimeler bulamıyorum. Ama bir şeyi bil ki seni çok seviyorum?
  29. Bir insanı sevmek onunla yaşlanmayı kabul etmek demektir benim için. Ben seni seviyorum ve bir ömür boyu seninle olmak istiyorum.
  30. Kuyruklu yıldızlar vardır, dünyaya yetmiş yılda bir gelirler. İnsanlar onu hayatı boyunca belki bir kez görürler. Ben o yıldızı gördüm, o da sensin birtanem?
  31. Sana bahçeden gül değil güneşten atom koparıp getirmek istiyorum ama kalbim gibi ellerin de yanar diye korkuyorum.
  32. Karanlık gecede önemli değildir yıldızları görmek. Gündüzleri yıldızları görmek marifet, aşık olmak önemli değil, bir ömür boyu sevebilmek marifet?
  33. Seni yıldızlara benzetiyorum onlar kadar uzak onlar kadar erişilmezsin ama bir farkın var onlar bin tane sen bir tanesin.
  34. @--)--) sana dijital bir gül yolluyorum, çünkü bu uzaklarda elimden ancak bu kadarı geliyor. Ama bil ki gerçeğini, gözlerinin içine bakarak vermek isterdim. Ve seni sevdiğimi fısıldamak.. Seni seviyorum! Aşkım, birtanem, her şeyimsin?
  35. Hep kalanlara gidenleri kattım! Bir gün yerine geçemediler. O kalanlara gidenleri kattım yine de bir tane ?sen? edemediler. Önceleri hasreti hiç tatmadım, yarimden hiç ayrı kalmadım, biter diye takvimlere baktım. Zor geldi ayrılık alışamadım. An gelir insan gülerken ağlarmış. Gözyaşları sel olup kalbine akarmış? Seni çok seviyor ve özlüyorum. Bu güzel aşkımıza nokta koyma, sana kucak dolusu virgül getiriyorum?
  36. Uykudan uyanınca insanı uyandığına pişman eden, geri dönmek isteyip de dönemeyince çaresizlikten delirten, hayatta bir defa görülebilen harika bir rüyasın! O kadar güzelsin ki yüzüne bakamıyorum. Titriyor ellerim, ellerini tutamıyorum. Dolanıp sarmak geliyor içimden, saramıyorum. Öylesine bağlanmışım ki, sensiz duramıyorum. Seni çok seviyorum?
  37. Gönlüme taht kurdun, gönlümün sultanı oldun, gece gökyüzünde parlayan yıldızım, sabah ise ruhuma doğan güneşim oldun?
  38. Sen var ya sen aynı sigaram gibisin. Dumanı gözlerin? Külü dudakların... Yalnız aranızda bir fark var sigaramı ben, beni ise sen yakıyorsun...
  39. Bir insanın idealleri olmalı, sonsuzluk gibi. Bir insanın özlemi olmalı, özlemle açan çicekler gibi. Bir insanın bir tanesi olmalı, tıpkkı senin gibi.
  40. O kadar güzelsin ki yüzüne bakamıyorum. Titriyor ellerim, ellerini tutamıyorum. Öylesine bağlanmışım ki sensiz duramıyorum.
  41. Yüreğimdeki tek arzu, hayalimdeki tek tutku, beni yaşatan tek duygu senmişsin bebeğim...
  42. Sen dünyaya sürgün bir meleksin ve ben seni o kadar çok seveceğim ki bir daha cennetine geri dönmek istemeyeceksin...
  43. Sen bazen zifiri karanlık gecemin güneşi, sen bazen hayatın cesaret veren mutluluk yanı ve sen her zaman sevgimin tek nedenisin.
  44. Günün ilk ışıkları sahile vurduğunda, martılar yalnızca ikimizin anlayacağı bir dille şunu fısıldar denizin kulağına: Seni çok özledim...
  45. Seni seviyorum çünkü elini kalbimin üzerinde hissettiğim zaman, üzüntülerimi alıp onların yerine o tarifsiz sıcaklığı koymayı başarıyorsun...
  46. Sana nasıl hitap etmeliyim bilmiyorum. Hayatım desem hayat çok kısa, çiçeğim desem çiçek soluyor. Sana canım demeliyim, çünkü bu can sen oldukça yaşıyor...
  47. Doğan her günün sabahında, içimde gözlerini görebilmek aşkı olmasa, inan hiçbir şeye değmezdi yaşamak..
  48. Ben sevdanın sokağında oturuyorum? Geceler hiç bitmiyor, ben hiç uyumuyorum.
  49. Yüreğim hafif ıslaktır benim kuytu köşelerde ağlamaktan ve rengi hafif uçuktur kurusun diye kaç kez güneşe asmaktan.
  50. Seni unutmak için and içtim gözlerin geldi aklıma vazgeçtim.
  51. Hadi uyandır beni söyle gördüğüm zamansız bir düş mü? Hadi git, uzaklaş, yokluğuna inandır beni. Gerçekten yoruldum her bulduğum yerde seni kaybetmekten.
  52. Gözlerin nehir kirpiklerin köprü olsa, ben üzerinden geçerken ipler kopsa ve düştüğüm yer dudakların olsa.
  53. Buruk hasret dolu geceleri öldüreceğim bir gün bu ayrılık şarkılarını kurşuna dizeceğim ve seni benden ayırdığı için kaderimi mahkemeye vereceğim.
  54. Güller anlatsın sana olan sevgimi, güller anlatsın yanlızlığımı, çaresizliğimi? Yavaş yavaş eriyen yüreğimi güller anlatsın ben anlatamadım?
  55. Rüzgar alabildiğine hırçın,yağmur alabildiğine inatçı, yüreğin ise onlara inat sanki bir liman... Tıpkı gözlerindeki huzur gibi...
  56. Nasıl ki uzaktaki yıldız parlak gelirse insana, uzakta olduğun için tutkunum sana! Hani en güzel aşklar imkansız gelir ya insana, imkansız olduğun için tutkunum sana?
  57. Seni sevdiğim kadar yaşasaydım; ölümsüzlüğün adını aşk koyardım...
  58. Önce düştüğümde kalkmayı, sonra aleve dokunduğumda acıyı, sevmeyi öğrendim, sevilmeyi her şeyi öğrendim de yalnız seni unutmayı öğrenemedim!
  59. Acı ve hüzün bir yıldız kadar uzak, mutluluk gözbebeğin kadar yakın olsun. Umutların gerçek, gerçeklerin mutluluk, mutlulukların sonsuz olsun...
  60. Bir an buruk bir acı saplanırsa yüreğine, gözlerin zamansız takılırsa, kulakların zamansız deli gibi çınlarsa bil ki bir yerlerde özlemişsindir beni?
  61. Gençliğine güvenip erken derken belki elveda bile diyemezsin giderken.
  62. Allah gücü erkeğe, güzelliği kadına vermiş... Ne var ki her şeyi yenen güç, güzelliğe yenilmiş...
  63. Bulutlara yükledim hasretimi, rüzgarlarla yolladım sevgimi, yağmurlar yağdırdım gözyaşlarımla küçük melekler gönderdim seni öpmeye! Geldiler mi?
  64. Nasıl ki uzaktaki yıldız parlak gelirse insana, uzakta olduğun için tutkunum sana! Sana yıldızlar kadar yakın olmak isterdim, her baktığında beni görebilmen için, sana bulutlar kadar yakın olmak isterdim, üzüldüğünde gözyaşlarını yağmur olup silebilmek iÇİN
  65. Eğer gökyüzü bir parça kağıt, deniz bir şişe mürekkep olsaydı yine de sana olan duygularımı yazmaya yetmezdi. Seni o kadar çok seviyorum ki...
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Geyik Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Geyik (Deer) - Geyik Resimleri HayLaZ61 Doğadan Manzaralar 257 3 Hafta Önce 19:36
Kızılderili Astrolojisi - Geyik Burcu YagmurTanesi Kızılderili Astrolojisi 2 17-08-2008 16:08
İzel - Geyik Çıkabilir nünü Türkçe Şarkı Sözleri 0 17-06-2008 12:00
Fuat Saka - Geyik Avı Demir YumruK Türkçe Şarkı Sözleri 0 01-03-2008 15:54
Ata Demirer - Aslan Geyik Yemek Muhabbeti P.u.S.u YouTube'dan Seçmeler 0 02-06-2007 03:18