Gülmek İstiyorum Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Yaşam :: > Genel Mesajlar > Kahve Molası
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 07-11-2005   #21 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Seksi Kurallar



- Tazmanya'da kadin ölen kocasinin cinsel organini boynuna asmak zorunda.

- Guam'da bakirelerin evlenmesi yasak. Bunun için kizlar bekaretlerini para karsligi bu isi yapan kisilere bozduruyor.

- Arizona'da patlak lastikli otomobil icinde sevismek yasak. Kurala uymayan ön koltukta sevisen 25 $,arka koltukta sevisen 50 $ ödüyor.

- Gine'de evli kadini Bastan cikaran adamin el ve ayak parmaklarindan biri kesiliyor.Kesilen parca iliskiye giren kadina yediriliyor.

- Guyana'da bonyoda sex yaparken yakalanan ciftler önce boyaniyor,Sonrada bir essegin arkasina baglanarak sehirde gezdiriliyor.

- Colombia'da gelinin annesi gerdege giren ciftin yataginin kenarinda ilk iliskiye sahitlik ediyor.

- Hindistan'da evlere gündelige gelen kadinlar evdeki bekar gencin sesüel ihtiyacini karsilamak zorunda.

- Laos'da kadinlarin ayaklari en erotik bölge kabul ediliyor.Bu nedenle kadinlarin ayaklarini göstermeleri yasak.

- Tayvan'da damadin akraba yada arkadasi gelinin bekaretini aliyor.Gerekcesi; "Damat böyle ****** bir isle zaman kaybetmesin!!!"

- Liverpoll'daki dükkanlar cocuklar vitrini seyrederken kadin vitrin mankenini soyamaz yada giydiremez.

- Amboyna adasindaki ürünün az olacagi belirlenirse,erkeklerin günes batiminda ciplak olarak tarlaya gidip ekinlerin arasinda masturbasyon yapmalari gerekiyor.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 07-11-2005   #22 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
DELIKANLI RACONU !

Kural 1: Altı ya da sekiz ay önce ağzımızdan çıkan herhangi bir söz aleyhimize kullanılamaz. Sarfedilen her kelime bir hafta sonra geçersiz kabul edilmelidir...
Kural 2: Eğer mankenler gibi giyinmeyecekseniz, bizim de James Bond gibi davranmamızı beklemeyeceksiniz.
Kural 3: İki farklı şekilde yorumlanabilecek bir laf edersek ve sizin anladığınız şekli sizi kızdırıyorsa kastettiğimiz kesinlikle diğer anlamıdır.
Kural 4: Dergilerdeki her testi birlikte çözmek ne sizin ne de bizim ilgi alanımıza girer.
Kural 5: Başka kadınlara bakmamıza kızmayın. Diğerlerine bakmazsak sizin güzelliğinizi nasıl takdir edebiliriz?
Kural 6: Cinin görünmesini istemiyorsanız lambayı ovalamayın.
Kural 7: Bir şeyler yapmayı önerebilirsiniz YA DA nasıl yapmamızı istediğinizi söyleyebilirsiniz. (Ikisini aynı anda söylemeyin yeter!)
Kural 8: Maç izlerken, söyleyeceğiniz şeyleri reklam aralarına saklayın.
Kural 9: Aldatmayın. Çekip gitmeyi enayi yerine konmaya tercih ederiz.
Kural 10: Kısa tişsörtler giyip göbek deliklerini açıkta bırakan kızların kendilerine bakılmasından rahatsız olmaya hakları yoktur.
Kural 11: Otomobille giderken en ufak bir sarsıntıda "Sonumuz geldi!" diye bağırmayın.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 11-11-2005   #23 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Mahalle Maçı Kuralları

Bir zamanlar 'mahalle' denilen bir yaşam alanı ve arsa denilen bir nefes alma-oyun oynama alanı vardı. Mahalleler bina yığınları haline geldi, arsalar otopark ya da gökdelen oldu. Ancak şimdiki çocukların ne yaşayacak bir mahalleleri, ne de oynayacak arsaları var. Biz belki de çocukken mahallede büyüyen, arsada top koşturan son çocuklardık. Maç yaparken yazılı olmayan ancak hepimizin bildiği ve mutlak surette riayet ettiği (erkegsen etme!) çeşitli kurallarımız vardı. Ve ne gariptir ki bu kurallar, hemen hemen her mahallede aynıymış. Şimdi bazı akşamlar kocamış çocuklar olarak, ayrı ayrı mahallelerde büyüyen akran arkadaşlarımızla buluşup, ekran karşısında iki kadeh eşliğinde maç izleyip o günleri anarken anlıyoruz bunu. Çoğu zaman gülerek anlattığımız o eşsiz günler nohut büyüklüğünde gözyaşlarına dönüşüp kadehlerimize düşse de...
İşte o canımıniçi mahalle maçı kuralları:


- Topun sahibi tüm kuralları koyar, takımı kurar, kaleyi seçer. Penaltıları, frikikleri, tacı bile atar. İyi oyuncuları kendi takımına alır. Fazla koşmaz, hatta hiç koşmaz.
Defansa yardım etmez. İleride armut gibi durur, beleş top bekler. Attığı beş şuttan yedisinin de bir şekilde gol olmasını ister.
- Gol sevinci 'Nasıl şeyttik ama' şeklinde yapılırsa, kavga çıkar.Çıkan kavgada eller birbirin yakasına yapışır.artık mevzu unutulmuştur.indir ulan elini nidaları yükselir.Kavganın gerçek sebebi budur.
- Ameliyatlı ve yeni sünnet olmuş arkadaşlara sert girilmez. Hayvanlığın lüzumu yok.
- Üç korner bir penaltı, dört taç bir korner yapar. Bazen tersi de mümkündür.
- Takımlar kurulurken ilk oyuncuyu seçme hakkı, adımlarla aldım verdim hesabını en hesaplı yapanındır.
- İyi oynayan iki kişinin aynı takımda yer almamasına dikkat edilir.
- Transferler, 'Ahmeeet top oynamaya geliyon mu oğlum' şeklinde yapılır.
- Kuduz köpek, sarhoş, deli, araba, öğretmen, müdür, müdür muavini ve din hocası yoldan geçerken maça ara verilir.
- Bir elde salça ekmek, sana yağlı reçelli ekmek, diğer elde gazozla top oynanır oynanmasına ama oynanmazsa daha iyi olur.
- Akşam ezanı okununca, anne çağırınca, baba köşeden görününce ve televizyonda 'Kara Şimşek' başlayınca maç mecburen biter.
- Topu, komşunun bahçesine atan dombili alır.
- Topa abanmak, burun vurmak yasaktır. Hayvanlığın lüzumu yok.
- Kızlar, bilhassa manitalar geçerken artiztik hareket yapılmaz. Artiztik hareket yapan, hareketin Allahını görür.
- Su içme molası ancak susayınca olur ve hep birlikte su içmeye gidilir. Musluğa ağız dayanmaz, avuçla içilir. Dana gibi çok su içilmez, içilirse dalak şişer. Öküzlüğün âlemi yok.
- Faul olunca ana avrat dümdüz gidilmez, en fazla ağlayarak 'Hepiniz topsunuz, ben oynamıyom layn' denilir.
- Topu patlatan, doğal olarak parasını öder. Patlayan topun içine taş konulup yoldan geçen adam vursun diye şaka yapılmaz. Hayvanlığın lüzumu yok.
- Ancak patlak top ikiye kesilerek, iç kısmı dışarı gelecek şekilde kafaya şapka yapılabilir.
- Bir topu en hakkını vererek, bisiklet tamircisi şişirir. İdeal şişirilmiş topun tanımı, 'Dolma gibi oldu layn bu' olur.
- Taş, gaz tenekesi, elektrik direği, ağaç, limon sandığı bulunamazsa kazak, ceket, gocuk ve okul çantasından kale direği yapılabilir.
- Kaleci degaj yapmadan önce topu üç kere yerde sektirmelidir.
- Seyirci olarak hısım akraba arsaya çağrılmaz, hele anne-baba hiç. Çünkü anne-baba gelince çok utanılır ve tarihin en kabız maçı yapılır.
- Serbest atış kullanılırken top oynanan arsa eğer genişse, baraj dokuz adım öteye, eğer alan darsa üç adım öteye kurulur. Penaltı atışı öncesi ise kaleci kaleden dokuz adım sayar, topu oraya koyar ve atış oradan yapılır.
- Skor on beşe üç olsa da, iki taraf sıkılınca, hava kararınca, evden çağrılmalar artınca 'Gol atan galip' kuralı devreye girer ve tuhaftır golü atan hakkaten maçı kazanır.
- Birinin başka şehirden, bilhassa Almanya'dan akrabası, dayı oğlu, amca oğlu filan gelirse, muhakkak oyuna alınır ve misafirdir diye en güzel ara paslar onun önüne yuvarlanır. Bu davranışın o lavuğun getirdiği çukulata, oyuncak ve yeni topla hiçbir alakası yoktur. İnsanlık bunu gerektirir. Hayvanlığın lüzumu yok.
- Sarı, kırmızı kart olmadığı gibi, yerine göre taç ve özellikle ofsayt kuralı uygulanmaz. Israr eden gombiği yer. Ayrıca zayıf takıma, zayıflık derecesine göre beş fark, 10 fark avans verilir.
- Testislerine top gelen bahtsız ve acılı arkadaş mutlak suretle işetilir.
- Kaleciler, annelerinin ördüğü yün eldivenleri pek tabii ki giyebilirler.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 12-11-2005   #24 (mesaj-linki)
ege-akdeniz
Avatarı Yok (No Avatar)

Karadeniz insanının Pratik zekası ve toplaum anlayışı...

Sürmene'nin Yukarı Ovalı Köyünde, evinin önünde baltayla odun kıran Emine Abla'ya sormuşlar:

"Emine Abla; oduni bile kendun kireysun, ne işe yarar senun bu herif?"

Emine Abla cevap vermiş:
"Adam deduğun silah gibidur, oyle her yerde kullanilmaz. Çok muhim işlerde devreye cirer."
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 15-11-2005   #25 (mesaj-linki)
ege-akdeniz
Avatarı Yok (No Avatar)

KADIN kahvaltı sofrasında gazete okuyan kocasına bakıp söylenmiş;
- Keşke bir gazete olsaymışım. Böylece bütün gün sıkı sıkı tuttuğun ve ilgilendiğin tek şey ben olurdum.
Adam kafasını bile kaldırmadan cevap vermiş;
- Evet keşke sen bir gazete olsaydın; böylece yarın senin yerine yeni bir tane alabilirdim...

Son Düzenleyen Blue Blood; 22-11-2005 @ 11:40.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 16-11-2005   #26 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Asrin Aşk Şiiri

Yaşanılanları Kontrol-S ile kaydedip,
Kontrol-Z ile geri yaşıyorum
Ben sevdamı download edip masaüstüne alıyorum.
En çokta ekranı kapladığın o anı özlüyorum

Italik yürüyüşlüm, Bold bakışlı sevdiğim...
Öyle bir halt yedim ki, sakın affetme beni

Simge durumuna küçült, saatlerce beklet beni
Tüm sistemlerimi çökert, Ziple sıkıştır ve parçala
Alt F4 ile kapat, Shift ile değiştir beni
Kedinin mousela oynadığı gibi oyna,
Manzaralı mouse pedinde gezdir beni

Yeni bir pencere açalım ve unutalım her şeyi
Geri dönüşüm kutusuna gönderelim maziyi
Kısa yol oluştur fazla bekletme bu seveni
En çok Flash Animasyonlu halini özlüyorum

PC görünüşlü, Mac duruşlu sevdiğim
Kalpten kalbe bağlantım bağlantısı yapılır
Kapanır kapılar, ağa oturum açılır
Sevdamız monitöre saniyelerle yazılır

Disconnect olursam beni yine arar mısın?
Masaüstünde bulamazsan belgelerime bakar mısın?
Yokluğunda erişim paketi teselli olmasa da
Değişiklikleri kaydedip, yeniden bağlanır mısın?
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 16-11-2005   #27 (mesaj-linki)
ege-akdeniz
Avatarı Yok (No Avatar)

ADAM bitkin üstelik gecenin saat üçünde evine gelir. Karisi son derece zinde, duruma kesinlikle hakim, kocasını sorgulamaya başlar.- Söyle bakalım Süpermeeen. Neler yaptın bu aksam?- Valla karıcım, patronla beraber müşterileri yemeğe çıkarttık.- Eeee, sonra ne yaptınız Süpermen?- Oradan striptize gittiiik... Ben sadece seyrettim.- Yani sen bişiyler yapmadın değil mi, Süpermen ??!!!- Ben hiç bişicikler yapmadım, ama sen niye bana ikide bir Süpermendiyorsun? - Valla kilodunu pantolonunun üstüne giyen bir seni, bir de süpermeni gördüm
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 22-11-2005   #28 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Öğrenciler Okula Niye Gider?

Devamsızlık yapmamak için.
Boş zamanları değerlendirmek için.
Renkli kazakları göstermek için.
Sınıf mevcuduna katkıda bulunmak için.
Ögretmenlere günaydın demek için.
Sıralarin üstüne resim çizmek için.
Derslerde uyumak için.
Erken kalkmak sağlığa yararlı olduğu için.
Kantin bütçesine katkıda bulunmak için.
Okulun geç kağıdı stoğunu bitirmek için.
Fal bakmak için.
Tenefüse çıkmak için.
Defile yapmak için.
Fıkra anlatmak için.
Okul çıkışında internete gidebilmek için.
Sınıfı azdırmak için.
Ögretmenleri sinir etmek için.
Uzun eşşek, para maçı...vs. oynamak için.
Sevgili bulmak için.
Sınıftakilerle dalga geçmek için
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 22-11-2005   #29 (mesaj-linki)
__BozkurT__
Avatarı Yok (No Avatar)
Süt mü, yoksa kahve mi?

Ahmet ile Aysel yeni evlenmişlerdi. Evliliklerinin daha ilk senesiydi.Ahmet eşi Aysel i lokantaya götürmek orada bi kaç bardakta olsa çay süt falan içmek ister. Ve alır Ayseli koluna giderler. Lokantaya varırlar. Ahmet süt, Ayselse kahve ister. Bir türlü karara varamazlar. Anlaşamazlar.En sonunda bir anlaşmaya varırlar.Ahmet der ki:
-Bak Ayşe kapıdan ilk erkek gelirse süt kadın gelirse kahve içeceğiz. Tamam mı. Anlaştık mı????
-Peki, der. Ve kapıdan ilk geçen kişiyi beklerler. Ama hala kimse geçmez kapıdan. Ve oda ne öyle birisi girdi kapıdan acaba erkek mi bayan mı, bahsi kim kazanacak... Ve o da ne kapıdan Bülent ERSOY geçerç.. Aysel:
-EEEEE Ahmet Bülent ERSOY GEÇTİ NAPACAZ ŞİMDİ
-Eeee napalım karıcım garsonn bize sütlü kahve getir bakemmmm
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 23-11-2005   #30 (mesaj-linki)
ahmetseydi - avatarı

Fıkranın başlığı: Sobadaki hikmet

Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar. Kimyacı, "adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış"; fizikçi, "adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş"; jeolog, "burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangin olasılığını azaltmayı amaçlamış"; matematikçi, "sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış"; antropolog, "adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş". Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar.,
Adam cevap verir:
- "Boru yetmedi."
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
İstiyorum, gülmek
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler