| | #61 (mesaj-linki) | |
| Yeni cep telefonuma eskisinin rehberini geçiriyordum dün... Baktım, bazı isimlerin numaraları duruyor; kendileri yok... Bir deprem sonrasının hazin sınıf yoklaması gibi... Yitik dostların, tanışların ekrandaki isimleri üzerinde geziniyor parmağım... "Sileyim mi" diye soruyor telefon... Başparmağın ucunda bir ömür... Can, bir tuş mesafesinde... "Sil" komutuna elim varmıyor. "Sil"mek ihanet gibi geliyor... Rehberim isim dolu... Kimi canlı, kimi ölü... "Sil"meye kıyılamamış nice isim, yaşayanlarla birlikte duruyor orada... "Yaşayanlar" dediğim, sırasını bekleyenler... Kim bilir hangisi, hangisinin ardı sıra... "Ha 3 gün önce, ha 5 gün sonra..." Kimi vakitli, kimi apansız, bir anda... Rasgele arıyorum yitenlerden birini... Gençten bir kadın sesi yanıtlıyor: "Aradığınız numaraya şu an ulaşılamıyor." Gelecekte ulaşılması da mümkün görünmüyor. "Daha sonra tekrar deneyiniz" tavsiyesine gülüyorum. Denemeye söz veriyorum. Ölmüş de hafızadan silinmemiş dostlar, ölmeden silinenlerden daha uzun yaşıyor bu rehberde... Hep merak ederim: Nereye gider bu bilgisayarların, cep telefonlarının posta kutularından silinen mesajlar, mektuplar, yazılar... Onca harf, cümle, satır?.. Sanal âlemin görünmez kablolarına tutunup bir ekrandan yüreklere ulaşan haykırışlar, özlemle tuşlanmış, mesaj kutularında saklanmış aşklar... ne olur silinince?.. Uzay boşluğunda dağılır mı? Yoksa bir yerlerde saklanır mı? Bir gün yeniden toplanır mı? Silinmiş yazılar diyarında... Bir pişmanlık kurultayında... Galiba hayattan kayıt sildirdikten sonra ilkin gelip sevenlerinin hafızasına kaydoluyorlar... Bilgisayar gibi değil insan hafızası... Bir tuşluk "sil" komutuyla silmiyor sevdiğini... silemiyor... Emir, ferman dinlemiyor... Hatıralara sarıp saklıyor orada... anıyor, yâd ediyor, "yaşatıyor". Belki hiç unutmuyor ve yanına gidene dek orada koruyor. Belki -5-10 yıl sonra- bir gün "hafızası doluyor", onu silip yerine bir başka ismi yazıyor... İşte insan asıl o zaman "sil"iniyor...!! CAN DÜNDAR | |
|
| | #62 (mesaj-linki) |
Nereye gittiğini bilmeyen adımlardı..![]() nereye gittiğini bilmeyen adımlardı….. yalnızlığın algımdı… paylaştığım oldu artık… uçuşan, sarı yaprakların arasından çıkıverdi..... nereye gittiğini bilmeyen adımlardı onu taşıyan; usul usul ve umarsız bir tebessümle, koydu önüme.. al dedi…… al. yüreğime koydum, sonbaharı. istedim ki zulan; hiç kimse fark etmeden, bilmeden dokunun masum soluk alışını, çığlıklara dursun yalnızlığımda... istemiyorsan söyle söyle sileyim kokunu, sessiz rüzgarların fırtınalı kıvrımlarından............... | |
|
| | #63 (mesaj-linki) | |
| Dost Bildiklerim Sanırdım gündüzdü onlarla gecem İçimde ümitti dost bildiklerim. Ne zaman yıkılıp yere düştüysem Bırakıp da gitti dost bildiklerim. Hepsi varken baharımda, yazımda; Kışın bir burukluk kaldı ağzımda, Seneler senesi oysa gözümde Cihana eşitti dost bildiklerim. Nerede o sözlere kandığım günler? Her gülen yüzü dost sandığım günler; Acıdan kahrolup yandığım günler Ta canıma yetti dost bildiklerim. Meydana çıkalı asıl çehreler Aydınlanmaz oldu artık geceler Yalanlar tükendi, indi maskeler Birer birer bitti dost bildiklerim. Korkar oldum bana "dostum" diyenden Yoksa yok olandan,varsa yiyenden Ne onlardan eser kaldı ne benden Beni benden etti dost bildiklerim. | |
|
| | #64 (mesaj-linki) | |
| .: Dostum :. Derdini dinleyecek bir dosta bir an bile ihtiyacın olursa, olacaksa eğer... Yüzünde parıldayan gözyaşlaşını silecek, kurutacak birini, yakınında istiyorsan eğer... Herkesten sakladığın sırların varsa ve onları paylaşacak birini istiyorsan eğer... Sıkıntılarından kurtulmak için, bir dost elini, desteğini arıyorsan eğer... Zor gününü sana geçirtecek cıvıl cıvıl bir ses istiyorsan eğer... Sana çok önem veren ve seni çok düşünen birini istiyorsan eğer... Umutlarını paylaşan, tasalarını yumuşatmaya çalışan birini özlüyorsan eğer... Sana saygı duyan biriyle beraber olup, kendini bulacaksan; ben, benim diyeceksen eğer... Ve etrafında olup bitenlerden nasıl etkilendiğini anlayacak birine ihtiyacın varsa... Buradayım...Burada olacağım... | |
|
| | #65 (mesaj-linki) | |
| Dosta Doğru İçimde uzayan her yol Çıkar gider dosta doğru Menekşe, nergis. ıtır, gül Kokar gider dosta doğru Zamanım yoğrulur gamla Birleşir sabah akşamla Ilık kanım damla damla Akar gider dosta doğru Gel bende gör, sen gel beni Durduramaz engel beni Görmediğim bir el beni Çeker gider dosta doğru Beynim fırın, bağrım tandır Yanarım hayli zamandır Sevgim bir yavru ceylandir Şeker gider dosta doğru Ne saklarım ne gizlerim Yalnızca onu özlerim Tabutta bile gözlerim Bakar gider dosta doğru ![]() | |
|
| | #66 (mesaj-linki) | |
| Dostlar Irmak Gibidir Dostlar ırmak gibidir Kiminin suyu az, kiminin çok Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya Insanlar vardır; üstü nilüferlerle kaplı, Bulanık bir göl gibi... Ne kadar ugrassanız görünmez dibi. Uzaktan görünüsü çekici, aldatıcı İçine daldıgınızda ne kadar yanıltıcı.... Ne zaman ne gelecegini bilemezsiniz; Sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz! Insanlar vardır; derin bır okyanus... İlk anda ürkütür, korkutur sizi. Derinliklerinde saklıdır gizi, Daldıkça anlarsınız, daldıkça tanırsınız; Yanında kendinizi içi bos sanırsınız. İnsanlar vardır, coskun bir akarsu... Yaklasmaya gelmez, alır surukler. Tutunacak yer gostermez beyaz kopukler! Ne zaman nerede bırakacagı belli olmaz; Bu tip insanla bir omur dolmaz. İnsanlar vardır; sakin akan bir dere... İnsanı rahatlatır, huzur verir gönüllere. Yanında olmak baslı basına bır mutluluk. Sesinde, görüntüsünde tatlı bir durgunluk. Insanlar vardır; çesit çesit, tip tip. Her biri baska bir karaktere sahip. Görmeli, incelemeli, dogruyu bulmalı. Her seyden önemlisi insan, insan olmalı... İnsanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz. Bosa gitmez ne kadar güvenseniz. Dibini görürsünüz her sey meydanda. Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda. İçi dısı birdir cekinme ondan. Her sözü içtendir, her davranısı candan... Can Yücel | |
|
| | #67 (mesaj-linki) | |
|
dost vurulunca değil unutulunca kahrından ölürmüş. biz dostlarımızı kır çicekleri gibi avucumuzda değil kurşun yarası gibi yüreğimizde saklarız.. | |
|
| | #68 (mesaj-linki) | |
| MERHABA... BALCA'NIN SAYFASINA HOŞGELDİNİZ. ![]() ![]() BİN MİSKET Yaşlandıkça cumartesi sabahlarından daha fazla zevk alıyorum. Belki de bunun sebebi ilk uyanan kişi olmanın getirdiği sessiz yalnızlık ya da işte olmak zorunda olmamanın sağladığı sınırsız mutluluktur. Her iki durumda da, cumartesi sabahının ilk bir kaç saati en zevk aldığım anlardır. Birkaç hafta önce, bir elimde buharı tüten bir fincan kahve, diğer elimde gazete ile mutfağa doğru gidiyordum. Sıradan bir cumartesi sabahı ile başlayan gün, hayatın zaman zaman bize verdiği derslerden biri haline geldi. Size anlatayım. Cumartesi sabahları yayınlanan bir sohbet programını dinlemek için radyonun sesini açtım. Altın sesli yaşlı bir adamın konuştuğunu duydum. Tom adında biriyle "Bin Misket" hakkında konuşuyordu. Söylediklerini merakla dinlemeye başladım. "Tom, işinle çok meşgul gibi görünüyorsun. Eminim iyi maaş alıyorsundur. Ama aileden ve evinden bu kadar uzak olmak çok ayıp. Genç bir adamın iki yakasını bir araya getirmek için haftada altmış veya yetmiş saat çalışmak zorunda kalmasına inanmak gerçekten zor. Kızının dans gösterisini kaçırmış olman gerçekten çok yazık." Ve devam etti. "Sana bir şey anlatacağım. Bu, bana önceliklerim konusunda daha iyi bir bakış açısına sahip olmamda yardım etti. Senin anlayacağın, bir gün oturdum ve biraz aritmetik yaptım. Ortalama bir kişi yetmiş beş yaşına kadar yaşar. Biliyorum, bazıları daha çok bazıları da daha az yaşar. Ancak, ortalamada insanlar yetmiş beş yaşına kadar yaşar. Yetmiş beş'i elli iki ile çarptım ve ortalama ömre sahip bir insanın tüm yaşamında sahip olacağı cumartesi sabahı sayısı olarak -3900- rakamına ulaştım. Tom, şimdi beni iyi dinle. En önemli kısmına geliyorum. Bütün bunları ayrıntılı olarak düşünmeye elli beş yaşında başladım." Ve devam etti. "Bu yaşıma kadar iki yüz seksenin üzerinde cumartesi yaşadım. Sonra, düşünmeye başladım. Eğer, yetmiş beş yaşına kadar yaşarsam, yaşayacağım cumartesi sayısı sadece bin adet olacak. Bir oyuncak dükkânına gittim ve elindeki tüm misketleri aldım. Bin adet misketi bir araya getirmek için üç tane daha oyuncak dükkanı ziyaret ettim. Bunları eve getirdim ve atölyemdeki radyomun yanında duran büyük, şeffaf bir kabın içine hepsini doldurdum. O günden sonra, her cumartesi bir tane misket aldım ve attım. Misketlerin azaldığını gördükçe, hayatımdaki önemli şeyleri daha fazla düşünmeye başladım. Hiçbir şey, dünyadaki zamanınızın akıp gittiğini seyretmek kadar önceliklerinizi düzene sokmanıza yardım edemez." Programı kapatmadan ve güzel karımı sabah kahvaltısı için dışarıya çıkarmadan önce son bir şey daha anlatacağım. Bu sabah, kabın içindeki son misketi de aldım. Eğer önümüzdeki cumartesiye kadar yaşarsam, bana biraz daha zaman verilmiş olacak. Hepinizin kullanabileceği şey; biraz daha fazla zamandır." "Seninle konuşmak çok güzeldi Tom. Umarım sevdiklerinle biraz daha fazla zaman geçirirsin ve umarım bir gün tekrar görüşürüz. İyi sabahlar" | |
|
| | #69 (mesaj-linki) | |
| ![]() GERÇEK DOST ELİNİ TUTAN, KALBİNE DOKUNANDIR ! | |
|
| | #70 (mesaj-linki) | |
| ![]() DOSTLUK GÜNAH OLMAYACAK KADAR MASUM, KÖLE OLMAYACAK KADAR ÖZGÜR, UMULMAYACAK KADAR YAKIN, UNUTULMAYACAK KADAR DERİN, TEK BAŞINA YAŞANMAYACAK KADAR ZORDUR. | |
|
![]() |
Dost'luk Üzerine Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Şiddet ve Kadın Üzerine | kompetankedi | Kadınca | 12 | 25-01-2009 03:09 |
| Göç Üzerine Psikolojik Sorunlar | Gabriella | Psikoloji ve Psikiyatri | 0 | 12-11-2008 18:23 |
| Spor Psikolojisi Üzerine | Bia | Psikoloji ve Psikiyatri | 0 | 19-08-2008 22:06 |
| Dil Üzerine | Tigin | Edebiyat | 6 | 26-04-2007 18:06 |
| Sinan Sağıroğlu - Hipnoz Üzerine | kompetankedi | Komik Flash'lar/Video'lar | 0 | 04-02-2007 04:27 |