Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Forumda Ara

Kültür Emperyalizmi

Bu konu Kültür forumunda Blue Blood tarafından 1 Aralık 2006 (13:15) tarihinde açılmıştır.
13772 kez görüntülenmiş, 2 cevap yazılmış ve son mesaj 4 Nisan 2007 (21:38) tarihinde gönderilmiştir.
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Eski 1 Aralık 2006, 13:15

Kültür Emperyalizmi

#1 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Sponsorlu Bağlantılar
Kültür Emperyalizmi
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Kültür Emperyalizmi, bir emperyalizm yöntemidir. Kültür kalıpları, ekonomik, siyasal ya da toplumsal olsun bir toplumun ana değerlerinin göstergesidir. Kültür emperyalizmi bir ülkenin kendi kültürel değerlerini ve ideolojisini başka bir ülkenin halkına benimsetmesidir.
Kitle haberleşme araçlarının gelişmesi ve yaygınlaşması üzerine her devlet kendi kültürel değerlerini başka devletlerin halklarına iletme olanağına kavuşmuştur. Bir ulusun değerlerini ele geçirmek için etkin bir kontrol yöntemi olarak kabul edilebilir.
Kültür emperyalizmi diğer emperyalizm yöntemlerinin uygulanması için uygun zemini hazırlar, yani tamamlayıcı bir rol oynar. Başarıya ulaşma şansı en yüksek ve en yumuşak görünen emperyalizm çeşididir. Egemenliğine çok bağlı ülkeler, bu konuda abartılı davranarak, kendi dillerini isimlerini giysilerini değiştirerek Batılı yaşam stilinden kendilerini kurtarabileceklerini ve dolayısıyla bağımlılıklarından kurtulabileceklerini düşünmüşlerdir. Çağımızda bu konuya en büyük örnek olarak Comintern'in bütün ülkelerdeki komünist partilerinin Sovyet dışı politikasını desteklemek yolundaki çalışmalarını verebiliriz.
Bugün ABD'nin geniş ölçüde kullandığı yöntemlerden biridir.
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Eski 10 Şubat 2007, 21:34

Kültür Emperyalizmi

#2 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
EMPERYALİZMİN KÜLTÜRSÜZLEŞTİRİLMESİ
Kültür emperyalizmi, emperyalist kültür, kültürel emperyalizm birbirlerinin yerine kullanılabilecek, yine de aralarında ince ayrımlar taşıyan deyimler. Yaşadığımız coğrafyanın kaç kez kültürel saldırılara uğradığı belli değil. Bin yıllar boyu yaşanan işgallerin, savaşlar, imparatorluklar kültürleri birbirine katmış, ‘Anadolu kültürü’, ‘Akdenizlilik’ vb. diye adlandırılan yaşama bakış biçimini, dünya anlayışını oluşturmuş.
Bu ‘yerlileşmiş’ kültüre son yüzyılların yayılmacı kültürleri değişik neden ve yollarla eklenmiş. Umulmadık dağbaşlarındaki Amerikan Kolejleri, başkent İstanbul'un papaz ve rahibe okulları, seçkinlerin evlerinde görevlendirilen mürebbiyeler. Kimi eğitimin kimi özentinin daha seçkin, daha saygın olma güdüsüyle getirdiği kültür dalgacıkları. "Bir toplumda geçerli olan ve gelenek halinde devam eden her türlü duygu düşünce, dil sanat yaşayış öğelerinin tümü" bu kültürel katkılardan beslenmiş. Asıl etkilenmenin devlet değişimleri, ayaklanmalar vb. ile ilgili karşı kültür hareketlerinde olduğu da açık. Selçuklu İmparatoruğu'nun resmi dili Farsça'ya karşı "sarayda, tekkede, devlet dairelerinde Türkçe konuşulacağı" bildirisiyle başlayan ayaklanma, yenilgiye uğrasa da etkisini koruyor. Cumhuriyet'in getirdiği kültür değişikliği, ulusal kurtuluş savaşı yaşamış olmanın getirdiği güvene dayalı. Kısacası, bir coğrafyaya yapılan kültürel saldırı yaşamsal destek bulmadıkça amacına ulaşamaz. karşı bir hareketle, tepkiyle karşılaşır. Kültürel yayılmanın etkili olması, ekonomik temellere dayanmak zorundadır. Bir de yaygın bir iletişim ağı kurmak...
Sorunumuz, coğrafyamızda yaşanan kültürel emperyalizmin tarihçesi değil kuşkusuz. Ancak, günümüzde yaşanan ve kültürsüzleşmeyle sonuçlanan durumu saptamak. Bu saptamanın en tehlikeli yanı, batılılaşma, çağdaşlaşma ile kültür emperyalizminin karışacağı yer. Kültürel emperyalizme karşı çıkmak isterken duruk bir üçüncü dünya savunucusu durumuna düşmek. Bu bakımdan mayınlı bir alanda yürümenin tutuk adımları yansıyor sözlerime.
Aslında, yazıya şu satırlarla başlamayı yeğliyordum: ‘Kültür emperyalizmi kavramının gündemimize ilk geldiği günleri özlüyorum. Amerikan tarzı yaşamı, kullan at tüketimciliğini, Amerikanofillliği dayatanlara karşı komayı Amerikan edebiyatı yardımıyla başarıyorduk. Steinbeck, Cauldwell, O. Neil, Hemingway, bize Amerika'nın öteki yüzünü göstermişti. Çevirlmesi olanaksız Faulkner bile bu yüzden çevrilmişti. Bugünse edebiyat adına kitap raflarını, sinema adına salonları işgal edenler bize bir savunma silahı verme niteliğinden de, kültür sözcüğünün öteki anlamlarından (eleştirme, değerlendirme, zevk alma yetilerini gerektiği biçimde geliştirme / Belli bir konuda edinilmiş geniş ve sistemli bilgi) da uzak’. Ancak, kültürel emperyalizmin yarattığı etki tepki dalgası, yaşanan kültürsüzleşmedeki arabesk çizgi, böyle bir girişi engelliyor.
İletişim araçlarının gelişimi ve devletin resmi görüşü yanında sermaye gruplarının eline geçişi durumun bir özeti. Kitle kültürünün savunma için ürettiği yeni tepki kültürler, gündeme yalnızca ordu ve laik çevrelerin ara sıra dikkat çektiği başka bir emperyalizmin yedeğinde: Radikal İslam Emperyalizminin. Belki de bu duruma, emperyalizm emperyalizme karşı demek daha doğru.
Gerçi sonuç değişmiyor. Birey adına bireyci, iyi yaşamak adına tüketici ve köşe dönmeci bir yaşam biçimi egemen. Kültürden anlaşılan, bilgisayarla banka işlemlerini en hızlı biçimde yapabilmek, para-borsa haberlerini en hızlı bildirecek bilgisayar ağının hangisi olduğu. Ütopyamız, kokoreççinin kestaneciyle e-mailleştiği bir gelişmişlik.
Eğlencemiz, ‘ye-ye, rakınrol, metal’ çizgisini geride bıraktı. Artık komşu ülkelerden alındığı söylenen tavernalarda coşuyor seçkinler. Gül yaprağı ile ıslatılan assolistler, yerini kağıt peçete yağmuruna tutulanlara bıraktı. Tabak kırma yerine ceket yakma moda şimdi. Bunlar üst sınıfın ‘ne oldum deliliği’ deyip geçeceğim de, misafirlik olgusunun değişişi alt sınıfları da sardı hanidir. Altın günleri, mark günleri, dolar günleri gırla. Ekonominin bu konudaki yeri tartışılıyor olsa olsa. İşçi sınıfı kendi kültürüne yabancılaştırılmak için olağanüstü koşullar yaşıyor. Sendika bürokrasisi Avrupadaki kardeşlerine yetişti. Kültür-sanat cephesinde de genel bir dayatma yaşanıyor. Basılan kitaplar, reklamı yapılanlar, gösterilen filmler ya kıyamet habercisi ya gizli güçlerin üstünlüğünün ağır bastığı kurmacalar. Şiddetin, bireyciliğin propagandasının yapıldığı kovboy filmleri, kötü komünist, iğrenç Viyetnam, zavallı Çinli filmleri bunların yanında epey masum.
ELİMİZDE NE VAR?
Her etkinin bir tepki doğuracağını reddetmiyorum. Bu kültürel saldırının karşısına çıkacak tepkiyi hazırlayacak altyapımız var mı? Üstelik bu soruyu iki ayrı cephede karşılamak zorundayız. Batıdan gelen küreselleşme kod adlı saldırıya paralel, köy şehir arasına sıkışmış arabesk, eşkiyanın mafyalaşmasını hoş gören yerli şiddet gitgide gelişiyor.
Bilgisayar ağı, iyimser toplumbilimcilerimizin umutlarının tersine, kadın pazarlama, kendi reklamını yapma sayfaları üretiyor. Okeyden, tavladan daha yararlı değil. Elbet bunları kaldırmanın da yararı yok. Ay bacayı aşalı hanidir. Kitabın giremediği yere giren iletişim aracı, reklamın palyaçosu olmak zorunda. Kültür bakanının kültürümüzün bir parçası diye İnternette köpeklerimizi tanıtmaya kalkışması, üstelik bununla övünmesi olaya tüy dikiyor.
Kültürel emperyalizmin en iyi dayanağı ekonomidir. İşçi sınıfının, emekçi katmanların kültürel bir savaşım için yeterli kaynakları yok. Bunun için gerekli malzemesi ise bol denecek zenginlikte. Kültürsüzleştirilme, kapitalizmin son aşaması olarak adım adım gerçekleşiyor. Boyutları küresel. O zaman örgütlenme gerekiyor, bence. Hem de küresel boyutta bir sınıfsal örgütlenme. Kültürsüzleştirme cephesinde yer almak istemeyen sanatçıların, yazarların, müzikçilerin afişleri, reklamları reddederek kolları sıvayıp yeniden üretime geçmeleri, aydınların, teknikerlerin var olan iletişim araçlarını amaca uygun programlarla donatmaları. Uzun ve zor bir süreç yaşamayı göze alıp, toplumu saran örümcek ağlarından kurtulmayı denemeleri gerekir.
Boyun eğme ile tek başınalığın karanlığı karşısında kaybedecek nemiz var ki?...
Rapor Et
Eski 4 Nisan 2007, 21:38

Kültür Emperyalizmi

#3 (link)
maipoem
Ziyaretçi
maipoem - avatarı

KÜLTÜR VE İNSAN YAŞAM BAĞI

Kültür veya popüler kültür dendiğinde, ilk akla gelen insan ve yaşamındaki belli bir oluşum, belli bir yandır. Bu yan da sanatta ve insan davranışında ince ve güzel olan içine indirgenir. Dolayısıyla, kültür, kendi içinde bağımsız bir veya birkaç alan (örneğin tiyatro, film, resim sanatı, ağaç oyma, mimarlık) içinde sınırlanmıştır. Kültürü kesinlikle toplumsal yaşamın belli bir alanına (örneğin sanat ve edebiyata) sıkıştırmamak gerekir. Kültür insanın toplumsal yaşamının her alanındaki kendisini ve kendisinin olanı (veya olduğunu sandığını) ifadesidir; çünkü kültür, insanın kendi yaşamını, geçmişten gelen tecrübeler ve birikimlerle ve kendinin yarattıklarıyla nasıl ürettiğini anlatır. İnsan kendini nasıl üretiyorsa, bu üretme yolu onun kültürüdür. Bunun anlamı tek ve yeknesak bir kültürün (örneğin Amerikan, Türk veya Alman kültürünün) olduğu değildir. Kültür, oluş yerinin ve yapılış biçiminin özelliklerine göre, siyasal, ekonomik, sosyal, eğlence, dinlenme, aristokrat, işçi sınıfı, gençlik, müzik, sanat, aile, köy, kent, başkaldırı, boyunsunu, arkadaşlık, dostluk, çevre ve teknolojik kültür gibi gruplara ayrılabilir. Anadolu tek yeknesak bir kültürün değil, tarihler boyu ve günümüzde, birbirinden belli farklılıklar gösteren kültürlere sahiptir. Bu farklılık, insanların bellli zamanlarda ve belli koşullarda kendi varlıklarını üretmede “yaşamlarını yapış yolları” farkıdır. Kültür, dolayısıyla, belli bir topluluğun belli zaman ve koşullarda üretim biçimindeki sosyal kişiliğidir.

Anadolu kültürleri örneğiyle, “insanların yaşamlarını yapışlarına’ tarihi gelişimde ne olduğunu çok özlüce belirtelim: Anadolu’da insanın “yapış” biçiminde, eskiden, yaptığı (maddi veya maddi olmayan üretilen ürün) ile bu ürünü açıklama (sembolsel ve kültürel anlatım) arasında doğrudan bir ilişki vardı. Süslü bir ağaç kaşık, kullanım ve sanatın birliği, beraberliği ve birbirini tanımlamasıydı. Süslü bir şimşir kaşık, aynı zamanda, kullanıcısı ağalar ve beylerle, egemen bir gücün simgesiydi. Fakat hiçbir zaman, ticariliği ve ticaret kültürünün üretimini anlatmıyordu. Zamanla, ‘insanın yaşamını yapış yolu,” yapış olanakları mülkiyet haklarıyla birlikte birkaçın “malı” oldu; çoğunluk bu olanaklardan yoksun bırakıldı; bu olanaklar ile çoğunluğun ilişkisi, işçi ve satın alıp tüketici biçimine dönüştü. Daha kötüsü, kültürel anlatımda “sanat için sanatla” ve sanatın ve kültürün ticarileşmesiyle, amaç değişimleri oldu. Anlatımda amaç, aynı anda, hem egemen bir kültürün yaşam ilişkisinin gerçeğini anlatırken, hem de sosyalleştirilmiş içsel (psikolojik ve sahte anlamda ideolojik) yeniden-anlamlandırmalarla egemenliğin sağlanması, baskı ve yönetime dönüştü. Elbette, bu dönüşüm sırasında, kontrol eden egemenliğe karşı tepki kültürleri de gelişti. Günümüzde, kültür, kitle kültürü, popüler kültür, ideoloji, ekonomi, siyaset, sanat, iş ve eğlence, hepside birbiri içinde ve birbiriyle sıkı sıkıya bağıntılıdır.

İster popüler, ister kitle veya sınıf kültürü olsun, isterse bir materyalin veya materyal olmayanın üretimi olsun, kültürle üretilen, belli biçimdeki materyal yaşam ve bu yaşamın ideoloji ve bilincidir. Yaşamın ideolojisi ve bilincinin üretimi de, materyal kültürün üretim özellikleriyle beraber gider, onun tarafından belirlendikten sonra, onunla etkileşime başlar. Bu etkileşim sürecinde, sadece egemen kültürler yeniden-üretilip sürekliliği sağlanmaya çalışılmaz, aynı zamanda, karşıt olan kültürler üretilir ve mücadele verirler. Dolayısıyla, örneğin Franfurt Okulunun incelediği ve sunduğu Amerikan kitle ve popüler kültürünün insan yaşamının her alanındaki egemenliği, karşıtlığın üretimi ve gelişmesini ortadan kaldırmamıştır; karşıtlık daima vardır ve günümüzde, kitle ve popüler kültürün egemenliği altında mücadele vermektedir.

Dolayısıyla, kültür belli bir zamanda, belli bir teknolojik yapıda, insanların “yaşam biçimlerinin tümü” olarak (R. Williams) geneleştirilerek ele alınabilir; fakat kültürü anlamada, sosyal üretimin yapılış tarzının getirdiği egemenlik ve mücadeledeki ilişkiler ve farklılaşmalar çok daha önemlidir. Bütünleştirici tanımda, kültür, herkese mal edilir, herkes için tutulur; herkes için, düşmanlara karşı, düşmanları gerektiğinde yok ederek, insanları düşmanlara karşı harekete geçirerek, korunur. Kültür, ne herkes için aynıdır, ne herkes için üretilir, ne de herkes tarafından ortak ve hakkaniyet ölçülerine göre kullanılır. Kültür mülkiyet ilişkilerinin bir parçasıdır; mülkiyet ilişkilerine bağlı olarak, bazı insanlar kültürel üretimde, materyalliğin (yapılanın, üretilenin) sahipleridir, diğerleri ise sadece üretilenin ücretli üreticisi, bazılarını satın alıcısı, kullanıcısı, tüketicisi ve taşıyıcısıdır. Materyalin ve kültürünün üretiminde, kapitalist düzenlerde, mülkiyet ilişkileri egemendir.

Yaratılan kültürel ürün, aynı zamanda, bu materyal üretimin sürdürülmesi ve korunmasıyla ilgili siyasal, ekonomik ve sosyal faaliyetler ve düzenlemelerdir (yasalar, haklar, imtiyazlar, egemen ideolojiler ve yapımlar ve yaptırımlar). Bu üretim ilişkileriyle, bu ilişkileri destekleyen veya bu ilişkilere rağmen ve karşı, çeşitli biçimlerdeki diğer kültürler, “kendilerini yapmaya ve kendi yaşam biçimlerini” korumaya ve geliştirmeye çalışırlar. Dolayısıyla, kültür alanı insan yaşamının tümünü kapsayan egemenlik ve mücadele alanıdır. Egemenlik ve mücadele her alanda her an sürekli verilmektedir. İş yerinin kültürü, iş sahibinin egemenliğinin kültürüdür ve orda verilen mücadele ve zorunlu boyunsunu, mülkiyet düzeninin meşrulaştırılmış kültürüdür: Çalışma, simit satarak zengin olma, kısa yoldan köşeyi dönme, işsizlerin tembel olarak nitelenmesi, kapitalistin “işveren” olması ve binlerce ailenin karnını doyurması gibi nitelemeler bu egemenliğin ideolojik kültürelliğidir. Popüler malları üretme, pazarlama ve satın alma kültürü kitle kültürünün ifadeleridir. Milyonlarca dolar harcayarak açık artırmada satın alınan (örneğin Picasso’nun veya sezan’ın orijinal bir tablosu) kaliteli olarak tanınlanan kültüren üzerindeki mülkiyet haklarını ve bu haklarla gelen yüksek kültür tanımını, kültürel pratik ve kullanım farkını anlatır.

Kültür belli bir yaşam biçimini anlattığında, bu yaşam biçimini yaşayanlar, kendilerinden farklı biçimde yaşayanlara farklı biçimde yaklaşmışlardır. Bu yaklaşımlardan önde gelenlerden ikisi gıpta etme ve özenme, diğeri ise, küçümsemedir. Amerikan kültürü fiziksel doyum yanında, kullanım yoluyla kendini kendinden ve diğerlerinden başka (daha iyi ve üstün) gören psikolojik doyum sağladığı için, özellikle Amerika dışındaki insanlar tarafından, oldukça “üstün” bir karaktere sahip olarak nitelenir. Bu niteleme elbette sadece Amerikan kültürüne özgü değildir. Kentlinin köylüyü küçümsemesini, Amerikan pop müziği hayranının Türk müziğinin belli birbiçimini maganda kültürü olarak nitelemesini buna örnek olarak verebiliriz. Kültürün bir başkasını “kültürsüz” olarak küçümsemesi, o kültürün hem kendini üstün görmesi hem de “kültürsüz” olarak nitelediğine karşı kendini korumasını anlatır.

Kültürün üstünlüğü, kültürsüzlük ve kültürün bayağılığı gibi nitelemeler, yaşam biçimleri arasındaki mücadele ve iletişim tarzını anlatır. Tutucuların ve elitistlerin kitle ve popüler kültürü aşağılamaları ve bu kültürün “işgaline” karşı “yüksek” ve “kaliteli” kültürü koruma çabaları bundandır...''

İrfan Erdoğan


Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.248 saniyede (68.04% PHP - 31.96% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 06:14
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi