Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Marmara Bölgesi - Genel Bilgi

Bu konu Marmara Bölgesi forumunda kompetankedi tarafından 7 Ekim 2006 (10:11) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
317506 kez görüntülenmiş, 6 cevap yazılmış ve son mesaj 5 Ocak 2014 (19:45) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.57  |  Oy Veren: 144      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 7 Ekim 2006, 10:11

Marmara Bölgesi - Genel Bilgi

#1 (link)
Bir Dünyalı
kompetankedi - avatarı
Marmara Bölgesi, yer şekilleri ve sosyo-ekonomik özelliklerine göre dört bölüme ayrılmıştır. Bunlar, Yıldız Dağları Bölümü, Çatalca - Kocaeli Bölümü, Ergene Bölümü ve Güney Marmara Bölümüdür.


Yer şekilleri
Dağlar: Yer şekilleri bakımından sade görünümlü olan bölge, bölgeler arasında ortalama yüksekliği en az olandır. Samanlı, Yıldız, Koru, Ganos, ve Biga Dağları bölgedeki başlıca dağ sıralarıdır. En yüksek dağ kütlesi Uludağ’dır.
Ovalar:
Ergene, Adapazarı, Yenişehir, Karacabey, İnegöl ve Balıkesir bölgenin önemli ovalarıdır.
Platolar: Bölgede aşınmış tepelikler, dalgalı araziler, geniş yer tutar. Çatalca, Kocaeli, Biga ve Gelibolu platoları yer alır.


Akarsular ve Göller
Akarsular: Ergene, Susurluk ve Sakarya bölgenin önemli akarsularıdır. Ayrıca Biga Yarımadası’nda (Çanakkale Boğazı çıkışında) denize dökülen Karamenderes ile Marmara Denizi’ne dökülen Kocabaş çayları bulunur.
Göller: Bölgenin Güney Marmara Bölümü’nde tektonik oluşumlu, büyük tatlı su gölleri bulunur. Bunlar İznik Gölü, Ulubat Gölü, Manyas Gölü ve Sapanca Gölü’dür. Durusu (Terkos), Büyük Çekmece ve Küçük Çekmece gölleri ise kıyı set gölleridir. Ayrıca bölgede birçok baraj gölü de bulunmaktadır.


İklim
Bölge, Akdeniz iklimi, Karadeniz iklimi ve karasal iklim arasında geçiş alanıdır. Ergene Bölümü dışında, bölgede bozulmuş Akdeniz iklimi görülür. Karadeniz ikliminin ve enlemin etkisine bağlı olarak yaz kuraklığı Akdeniz Bölgesi’ne göre daha azdır. Kışın kar yağışı olağandır. Ergene Bölümü’nde ise karasal iklim özellikleri görülür. Bölgenin kış mevsiminde en soğuk bölümü burasıdır.

UYARI: Marmara Bölgesi’nde çeşitli iklim tiplerinin görülmesi, bitki örtüsünün ve tarım ürünlerinin çeşitlenmesine yol açmıştır.


Doğal Bitki Örtüsü
Marmara kıyılarında 250-300 m yükseltiye kadar maki görülür. Karadeniz kıyıları ile Uludağ’da ormanlar yer alır. Yıldız Dağları Bölümü ise ormanların en geniş alan kapladığı yerdir. Orman bakımından 4. sırada yer alan bölgede iç kesimlere doğru gidildikçe antropojen bozkırlar görülür.


Nüfus ve Yerleşme
Marmara en kalabalık bölgedir ve nüfus yoğunluğu bakımından ilk sırada yer alır. Nüfuslanması, çok göç almasının bir sonucudur. Buna bağlı olarak kentleşme oranı en yüksek olan bölgedir. Çatalca – Kocaeli Bölümü ile Bursa Yöresi yoğun nüfuslanmıştır. Yıldız Dağları Bölümü, Biga ve Gelibolu Yarımadası bölgenin en tenha yerleridir.



İller
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Edirne
  • İstanbul
  • Kırklareli
  • Kocaeli (İzmit)
  • Sakarya (Adapazarı)
  • Tekirdağ
  • Yalova

Ekonomik Özellikler

Tarım
Bölgenin fazla engebeli olmaması nedeniyle, yüzölçümüne göre ekli-dikili arazinin en geniş alan kapladığı bölgedir. Tarımsal ürün çeşitliliğinin en fazla olduğu bölge olmasında yükselti azlığı ve çeşitli iklimlerin geçiş alanında bulunması etkili olmuştur. Modern tarım yöntemleri kullanıldığından, elde edilen verim yüksektir. Ancak tüketici nüfus fazlalığı nedeniyle tarım ürünleri bölge gereksinimini karşılayamaz.


Tarım Ürünleri

  • Buğday: Trakya’da Ergene Bölümü’nde yoğun olarak yetiştirilir. Bölge, üretimde İç Anadolu’dan sonar 2. sırada yer alır.
  • Ayçiçeği: Tohumlarından yağ elde etmek için yetiştirilir. Türkiye üretiminin % 80 ini bu bölge karşılar. Ergene ve Güney Marmara Bölümleri’nde ekimi yoğunlaşır.
  • Şekerpancarı: Trakya, Güney Marmara ve Adapazarı ovalarında ekim yapılır.
  • Tütün: Bölge, Türkiye üretiminde 3. sırayı alır. Bursa, Balıkesir, Adapazarı’nda ekimi yoğunlaşır.
  • Mısır: Bölge, üretimde Karadeniz’den sonra 2. sırayı alır. Adapazarı ve Bursa önemli ekim alanlarıdır.
  • Pirinç: Meriç ovalarında ekimi yoğunlaşır. Edirne bölge üretiminde ilk sırayı alır.
  • Şerbetçi otu: Bira sanayinde tad ve koku verici olarak kullanılır. Bilecik Yöresi’nde ekimi yapılır.
  • Zeytin: Güney Marmara Bölümü’nde Gemlik ve Mudanya Yöresi’nde üretimi yoğunlaşır. Bölge, üretimde Ege’den sonar 2. sırayı alır. İri kalitede sofralık zeytin yetiştirilir.
  • Dut: Bölgede ipek böceği yetiştiriciliğine bağlı olarak dutçuluk önem taşır. Bursa, Balıkesir, Bilecik Yöresi’nde yoğun olarak yetiştirilir.
  • Meyve: Bursa Yöresi’nde yoğun olarak yetiştirilir. Şeftali, kiraz, çilek, kestane ve üzüm başlıcalarıdır.
  • Sebze: Bursa ve Adapazarı ovalarında yoğun olarak yetiştirilir. Domates, patates, sarımsak, soğan, patlıcan, kabak, biber başlıcalarıdır.

Hayvancılık
Makineli tarım nedeniyle otlak alanları daraldığından besi hayvancılığı ve mandıracılık gelişmiştir. Büyük kentler çevresinde kümes hayvancılığı yaygındır. Bursa Yöresi’nde ipek böcekçiliği önem taşır ve merinos koyunu yetiştirilir. Boğazlar ve Marmara’da balıkçılık yapılır.


Ormancılık

Yıldız Dağları’nın kuzeye bakan yamaçlarında, Samanlı Dağları üzerinde ve Uludağ çevresinde verimli ormanlar bulunur. Özellikle Karadeniz kıyılarındaki meşe ormanlarından yakacak odun üretiminde yararlanılır. Yıldız Dağları Bölümü’ndeki ormanlardan odun kömürü ve kereste üretimi yapılır. Güney Marmara Bölümü’ndeki ormanlar ise üretime en elverişli ormanlar arasındadır.


Madenler ve Enerji Kaynakları

Madenler

Maden ve enerji üretiminde Marmara Bölgesi’nin Türkiye ekonomisine katkısı azdır. En önemli yer altı zenginliği Susurluk, Bigadiç ve Mustafa Kemal Paşa Havzasında çıkarılan bor mineralleridir.

Enerji Kaynakları

Trakya (Saray, Harmanlı), Çan ve Bilecik’te önemli bir enerji kaynağı olan linyit yatakları bulunmaktadır. Trakya Hamitabat ve Marmara Ereğlisi’nde doğal gaz çıkarılır.

Enerji Üretim Tesisleri

Enerji üretiminin en az, tüketiminin ise en çok olduğu bölgedir. Hamitabat’taki doğalgaz çevrim tirübünü ile Orhaneli’de linyitle çalışan termik santral başlıca üretim tesisleridir.


Endüstri
Başlıca endüstri tesisleri şunlardır:
  • Şeker: Alpulu, Susurluk, Adapazarı
  • Konserve: Bursa, Çanakkale
  • Bitkisel Yağ: Trakya’da yoğunlaşır
  • İçki-Sigara: Tekirdağ, İstanbul
  • İlaç: İstanbul
  • Dokuma: Bursa, İstanbul
  • Seramik: İstanbul, Çanakkale, Bilecik
  • Elektrikli Ev Eşyaları: İstanbul, İzmit
  • Kağıt: İzmit, Balıkesir başlıcalarıdır.
  • Cam: Kırklareli, İstanbul
  • Petrol Rafinerisi: İzmit (İpraş)
  • Petro – kimya: İzmit
  • Otomotiv: Bursa, İstanbul, İzmit, Adapazarı
  • Traktör – Vagon: Adapazarı
  • Gemi Yapımı: İstanbul, Gölcük

Ulaşım
Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan en kısa kara ve demiryolları bu bölgeden geçer. Yer şekillerinin sade olması ve yükseltinin azlığı ulaşımı kolaylaştırmıştır. Yıldız Dağları Bölümü ile Biga Yöresi’nde arazinin engebeli olması nedeniyle ulaşım gelişmemiştir. İstanbul, kara, hava, deniz ve demiryolu ulaşımının kesiştiği noktada yer alır. Bursa ve Edirne de önemli yolların geçtiği diğer merkezlerdir. Bandırma, Kocaeli (İzmit) ve Tekirdağ ise diğer önemli liman kentleridir.


Turizm

Marmara Bölgesi doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi ve kültürel zenginliğiyle de turizmde önemli bir paya sahiptir. Türkiye turizm gelirinin % 50 sini bu bölge sağlamaktadır. İstanbul ve Bursa bölgenin iki önemli turizm merkezidir. Ayrıca Edirne, İznik, Çanakkale ve Gelibolu tarihi turizmin geliştiği yerlerdir. Özellikle Bursa ve Gönen çevresinde kaplıca turizmi gelişmiştir. Güney Marmara Bölümü’ndeki Kuş Cenneti ve Uludağ milli parkları da bölge turizmine önemli katkıda bulunmaktadır.


Bölgenin Ülke Ekonomisindeki Yeri
Marmara Bölgesi endüstri ve ticaret sektörünün yoğunlaştığı Türkiye’nin en gelişmiş bölgesidir. Aşağıda bölge ekonomisinde önemli yer tutan ürün ve ekonomik faaliyetlerin listesi verilmiştir.

  • Ayçiçeği
  • Sebze
  • Zeytin
  • Buğday
  • Deniz Ürünleri
  • İpek Böcekçiliği
  • Endüstri ürünleri
  • Turizm
Son Düzenleyen kompetankedi; 17 Mart 2007 @ 17:42.
Benzer Konular: Etiketler:
  • marmara bolgesi
  • marmara bolgesi bilgi
  • marmara bolgesi genel bilgi
  • marmara bolgesi hakkinda kisa bilgi
  • marmara bolgesi kisa bilgi
Rapor Et
Reklam
Eski 3 Temmuz 2007, 15:05

Marmara Bölgesi

#2 (link)
RuYa
Ziyaretçi
RuYa - avatarı
Ülkemizin kuzeybatısında yeralan bölge adını bir iç deniz olan Marmara denizinden almıştır.

DAĞLARI
Ortalama yükseltini az olduğu Marmara Bölgesi’nin yerşekilleri engebeli bir yapıya sahip değildir. Trakya’daki Işık, Koru ve Yıldız Dağları ile Anadolu Yarımadasındaki Samanlı ve Uludağ bölgenin en önemli yükseltileridir.

OVALARI
Marmara Bölgesinde ovalar fazladır. Başlıcaları; Balıkesir, Adapazarı, Bursa, Karacabey ve İnegöl ovalarıdır.

AKARSULARI
Sakarya, Meriç, Ergene, Susurluk ve onun kolları olan Nilüfer ve Kemalpaşa çaylarıdır.

GÖLLERİ
Göl bakımından oldukça zengin olan bir bölgedir. Çatalca- Kocaeli bölümünde Küçük ve Büyükçekmece, Durusu ve Sapanca, Güney Marmara bölümünde ise Kuş, İznik ve Ulubat Gölleri bulunur.

İKLİMİ
Marmara Bölgesi, bulunduğu coğrafi konumundan dolayı, farklı iklimler arasında bir geçiş alanıdır. Marmara bölgesinde Akdeniz ve Karadeniz iklimleri arasında geçiş ikliminin özellikleri görülür. Bölgenin iç kesimlerinde ise karasal iklim görülür.

BİTKİ ÖRTÜSÜ
Kuzey Marmara’da Karadeniz iklimi etkili olduğundan bitki örtüsü orman, Güney Marmara’da ise Akdeniz iklimi etkili olduğundan bitki örtüsü Maki, ve Ergene Havzasının bitki örtüsü Bozkırdır.

NÜFUS VE YERLEŞME
Türkiye genelinde olduğu gibi Marmara Bölgesinde de nüfus bölge geneline dengeli dağılmamıştır. Özellikle Çatalca-Kocaeli (İstanbul-İzmit) bölümünde ve Bursa yöresinde nufus çok kalabalıktır. Nufusu en kalabalık bölgemizdir.

TARIM VE HAYVANCILIK
Marmara Bölgesi’nde iklim çeşitliliğinden dolayı bitki ve tarım ürünü çeşitliliği fazladır.
Bölgede ayçiçeği, zeytin, tütün, şeker pancarı, pirinç ve mısır yetiştirilir.
Bursa yöresinde ipekböcekçiliği, Yıldız dağları bölümünde besi ve ahır hayvancılığı,Güney Marmara’da kümes hayvancılığı yaygındır.

YER ALTI KAYNAKLARI

Marmara Bölgesi maden bakımından zengindir. Bursa Uludağ’da; Volfram, Balıkesir (Susurluk-Bigadiç’te) Bor minareli, Krıklareli (Hamittabat’ta) doğalgaz çıkarılır. Ayrıca mermer, demir ve linyit çıkarılır.

SANAYİ
Sanayi bakımından en gelişmiş bölgemizdir. Bölgede otomotiv, gemi yapımı, konfeksiyon, kağıt, lastik, vagon, çimento, elektronik, ilaç, şişe-cam gibi sanayi tesisleri vardır.

TURİSTİK TESİSLER

Edirne Selimiye Cami, Kırkpınar, Kapıkule Gümrük Kapısı, Çanakkale Truva, Uludağ, Kuş Gölü, Gelibolu Yarımadası Milli Parkı.

Rapor Et
Eski 5 Kasım 2008, 15:56

Marmara Bölgesi

#3 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı
Vikipedi & MsXLabs.Org
40px-Flag_of_Turkey.svg Marmara Bölgesi, Türkiye
200px-Turkiyenin_cografi_bolgeleri
Marmara Bölgesi, Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinden biridir. Balkan Yarımadası ile Anadolu arasında köprü niteliği ile Avrupa ve Asya'yı birbirine bağladığı söylenebilir. Yaklaşık 67.000 km2 lik bir yüzölçüme sahip olup Türkiye'nin %8,5'una karşı gelir.
Marmara Bölgesinde sanayi, ticaret, turizm ve tarım gelişmiştir. Bölgedeki en gelişmiş sanayi İstanbul-Bursa-İzmit şehirlerinde olmakla birlikte bölgenin diğer yörelerinde de yaygın sanayi faaliyetleri vardır. Başlıca sanayi ürünleri olarak; işlenmiş gıda, dokuma, hazır giyim, çimento, kağıt, petrokimya ürünleri, beyaz eşya sayılabilir.
Ekili alanların yaklaşık yarısı buğday olup buğdayı şekerpancarı, mısır ve ayçiçeği izler. Bölge, Türkiye'nin ayçiçeği üretiminin yaklaşık %73'ünü, mısır üretiminin ise yaklaşık %30'unu gerçekleştirir. Bağcılık da hayli gelişmiş olup Tekirdağ, Şarköy, Mürefte, Avşa ve Bozcaada üzüm ve şarapları meşhurdur.
Yedi coğrafi bölge içinde yükseltisi en az olan bölgedir. Ekili-dikili arazi oranı %30'dur. Ormanlık alan oranı %11,5'tur. Kümes hayvancılığı ve ipek böcekçiliği yaygındır. Nüfus ve nüfus yoğunluğu, göç olma nedeniyle çok yüksektir. Enerji tüketimi ve turizm gelirleri en yüksek bölgedir.

İlleri

marmarabolgesilb4

İstanbul, Tekirdağ,Edirne, Kırklareli, Yalova, İzmit tamamen bölge sınırları içinde; Sakarya ve Bilecik'in Karadeniz Bölgesi'nde de toprakları olup; Bursa ve Balıkesir'in Ege Bölgesi'nde de toprakları vardır. Çanakkale ilinin topraklarının çok büyük bir bölümü Marmara Bölgesi içinde olup sadece Edremit Körfezi çevresindeki yerleşim yerleri Ege Bölgesi sınırları içinde kalır. Marmara bölgesinin en büyük kenti İstanbul'dur Yüzölçümü ve nüfusuyla en küçük olan Marmara bölgesi kenti , Yalova kentidir .En yoğun nüfus buralardadır.Kütahya'nın Domaniç ilçesi diye tabir edilen kuzey bölümü de Marmara bölgesi'ndedir. İstanbul , Marmara bölgesinin yoğun nüfuslu olmasında önemli bir rol oynar.
İl merkezleri baz alındığında Marmara Bölgesinde yer alan iller şunlardır.
İstanbulEdirneKırklareliTekirdağÇanakkaleKocaeliYalovaSakaryaBilecikBursaBalıkesir Kısmen Düzce de Marmara'da yer alır.

Konumu ve sınırları
Marmara Bölgesi, Türkiye'nin kuzeybatı topraklarında, Asya ve Avrupa Kıtaları üzerinde toprakları olan, adını, boğazlar aracılığıyla Karadeniz ve Ege Denizi'ne açılan aynı adlı iç denizden alır. Ege sahilleri açıklarındaki Bozcaada ve Gökçeada (İmroz) da Marmara Bölgesi içindedir. 11 ili kapsayan, coğrafî bölgedir. Marmara Bölgesi içinde yer alan iller şöyledir;

Marmara Denizi'ne Kıyısı Bulunan İller
  • İstanbul
  • Tekirdağ
  • Çanakkale
  • Balıkesir
  • Bursa
  • Yalova
  • İzmit
Marmara Denizi'ne Kıyısı Bulunmayan İller
  • Kırklareli
  • Edirne
  • Sakarya
  • Bilecik (Bilecik'in hiçbir denize kıyısı yoktur)
Bölge, Türkiye'nin Avrupa'ya açılan kapısıdır. Edirne, Yunanistan ve Bulgaristan ile, Kırklareli ise Bulgaristan ile sınırdır. Marmara Bölgesi'nin, yine bölge bazında olan 3 komşusu vardır. Güneyde Ege Bölgesi, doğuda Karadeniz Bölgesi ve güneydoğuda İç Anadolu Bölgesi karadan bölgeyi kuşatmıştır. Bölgenin adını aldığı Marmara Denizi haricinde;
İstanbul,Tekirdağ, Kırklareli, İzmit ve Sakarya illeri aracılığı ile Karadeniz'e; Çanakkale, Edirne ve Balıkesir illeri aracılığı ile de Ege Denizi'ne kıyısı vardır.

Bölümleri
Marmara Bölgesi, beşerî, ekonomik ve doğal sebeplerden dolayı 4 coğrafî bölüme ayrılmıştır.
Kocaeli Bölümü, Marmara Bölgesi'nde içinde en fazla nüfus gücünü barındıran, iş istihdamının en büyük olduğu, tarihî bakımdan en önemli bölümdür.
Adapazarı Ovası'nın doğusundan başlayarak, Silivri'ye kadar devam eder. Marmara Bölgesi'nin kuzeydoğu topraklarını kapsayan bu bölüm İstanbul Boğazı ile ikiye bölünür. Doğudaki kısım Kocaeli Yarımadası ve Adapazarı Ovası, batıdaki kısım ise Çatalca Yarımadası'dır. Bölüm akarsular ile parçalanmış olup, yer yer tepeliklere sahiptir. Ortalama 150 - 200 metre yükseklik gösteren bu tepeler plato özelliği taşır.
Bölümün Karadeniz kıyılarını bakan taraflarında ormanlar görülürken, Marmara Denizi kıyısında bitki örtüsü yerini maki ve zeytinliklere bırakır. Bölümde toprakları bulunan İstanbul, Kocaeli ve Sakarya illerinin üçünde de kuzayde yerleşim seyrektir. Nüfus yoğunluğu daha ılıman iklime sahip olan, güneydedir. Kuzeydeki en öenmli yerleşim merkezi Şile'dir. Buna karşılık güneyde en önemli yerleşim birimleri, İzmit, Gölcük ve İstanbul'dur. []]şeker pancarı, zeytin, sebze üretimi ve tahıl çeşitleridir. Silivri ve Çatalca ilçelerinde önemli ölçüde hayvansal gıda üretilir. Tereyağı, peynir ve yoğurt bunların başlıcalarıdır.
Çatalca ilçesindeki ocaklardan çıkarılan grafit işlenmesi için İstanbul'a gönderilir. Durusu Gölü çevresinde çıkarılan linyit İstanbul'da yakacak ihtiyacı için kullanılır.
Bölümün böylesine gelişmesinin sebebi Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan Boğaz Köprülerinin bu bölüm içinde İstanbul ilinde olmasıdır. İstanbulticaret, sanayi, bankacılık, kültür, sanat, medya, ulaşım, tekstil, kimya, dericilik, kundura, ilaç, cam, besin ve turizm bakımından Türkiye'nin merkezidir. Tüm bu sunduğu imkânlar dahilinde İstanbul uzun yıllar durmak bilmez bir göç dalgası ile karşı karşıya kalmış ve bugün Türkiye'nin toplam nüfusunun 8/1'nin bünyesinde bulundurur. Aldığı nüfus ile hızla büyüyen İstanbul ili yaşayanlara yeterli altyapı ve konut sunamamaktadır ve plânsızca büyümektedir. Devlete ve özel sektörün çabalarıyla şehirde kentsel dönüşüm seferberliği başlatışmış, gecekondulaşmanın yerini toplukonutlar ile çözme yoluna gidilmiştir. Günümüzde İzmit, Adapazarı ve Gölcük, İstanbul'un hemen arkasında hızla büyümektedir. İstanbul ve Adapazarı arası büyük bir sanayi sahasıdır. Buralarda devlete ve özel sektöre ait birçok tersane, çimento, beyaz eşya fabrikaları, alüminyum ve petrokimya tesisleri bulunur. Gölcük ilçesi bir donanma üssü ve askerî araçların yapıldığı bir sanayi merkezidir.

Yıldız Dağları Bölümü
yıldız Dağları Bölümü, Marmara Bölgesi'nin kuzeybatısını oluşturur. İsmini alanın büyük bir alanını kaplayan Yıldız Dağları'ndan alır. Batıda, Bulgaristan sınırından, doğuda Durusu Gölü'ne kadar uzanır. Yıldız Dağları'nın Karadeniz'e bakan yamaçlarında Karadeniz iklimi etkilidr. Doğal bitki örtüsü makilik olup, yaklaşık 150 metre yükseklikten sonra ormanlar başlamaktadır. Yıldız Dağları'nın batı kısımları plâto özelliği taşır, ve bu alandaki verimli tarım arazilerinde buğday, ayçiçeği, şeker pancarı ve mısır tarımı yapılır. Küçükbaş hayvancılık oldukça gelişmiştir ve buna bağlı olarak bölümde birçok mandıra ve peynir imalâthanesi vardır. Bölümdeki başlıca yerleşim merkezleri, Kırklareli, Vize, Pınarhisar ve Saray'dır. Sanayi bakımından en önemli tesis Pınarhisar'daki çimento fabrikasıdır. Nüfus yoğunluğu en az bölümdür.

Ergene Bölümü
Ergene Bölümü, adını içinealan bu bölüm Yıldız Dağları ile Koru Dağları arasında kalmış bölümü kapsar. Tekirdağ ve Edirne illerinin bütünü ile Kırklareli'nin yarıya yakınını ve Çanakkale'nin Gelibolu ilçesinin çok küçük bir alanını kapsar.
Marmara Bölgesi'nin, en soğuk, en az yağış alan, bitki örtüsünün en cılız olduğu yer Ergene Bölümüdür. Genel bitki örtüsü bozkırlardır. Bölümde yetiştirilen başlıca ürünler; buğday, mısır, çeltik, şeker pancarı, ayçiçeği, susam ve patatestir. Bağcılık ve ayçiçeği üretimi çok gelişmiş olduğundan, buna bağlı olarak da alkollü içecek ve yağ sanayii gelişmiştir. En önemli yerleşim merkezleri,Uzunköprü,Meriç, Babaeski, Lüleburgaz, Çorlu, Çerkezköy, Malkara, Keşan, Edirne, Tekirdağ ve İpsala'dır. Hamitabat beldesinde çıkarılan doğalgazdan elektrik üretilir. Trakya Birlik'e bağlı ayçiçeği fabrikaları bölüm ekonomisini önemli ölçüde canlandırmıştır.

Güney Marmara Bölümü
Güney Marmara Bölümü yeryüzü şekilleri bakımından Marmara Bölgesi'nin en fazla çeşitlilik gösterdiği bölümdür. Plâtolar, ovalar, göller, akarsular, körfezler bölümün başlıca yer şekilleridir. Saros Körfezi ile İzmit Körfezi'nin güneyinde kalan, Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Yalova, Bilecik illeri ile, İzmit ve Sakarya illerinin bir kısmını kapsayan alandır. Bölümdeki ovalarda buğday, ayçiçeği, şeker pancarı ekimi ile dutluklar ve meyve bahçeleri vardır. Küçükbaş hayvancılık çok gelişmiştir. Bursa yöresinde ipek böcekçiliği yapılır. Gelibolu ve Kapıdağ yarımadaları ile Çanakkale ilinin genelini kapsayan Biga Yarımadası nüfusun en seyrek olduğu yerlerdir. Buralarda engebe fazladır. Çanakkale Boğazı, Gelibolu Yarımadası ile Biga Yarımadası'nı birbirinden ayırır.
Bölüm akarsu, göl, körfez ve adalar yönünden oldukça zengindir. Bölgenin en önemli akarsuyu Susurluk Çayı'nın vadisi Marmara Denizi'nin ılıman havasının iç kesimlere ulaşmasını sağlar. Biga Çayı ile Gönen Çayı diğer önemli akarsulardır. İznik, Ulubat ve Kuş Gölü bu bölümde bulunur. Bunlar içinde Kuş Gölü dünyaca üne sahip bir millî parktır.
Bölümün en önemli yerleşim birimi Bursa'dır. Bir süre Osmanlı Devleti'ne başkentlik yapmış Bursa, tarihî, doğal ve ekonomik ve kültürel yönden gelişmiş bir turizm şehridir. Diğer önemli yerleşim merkezleri Balıkesir, Çanakkale, Erdek, Gemlik, Karacabey, Mustafakemâlpaşa, Bandırma, Biga, Gönen'dir. Art bölgesin gelişmiş olması, bölümünde gelişmesine sağlamıştır. Bursa, Bandırma,Balıkesir, Çanakkale, Yalova ve Bilecik'te gıda sanayiinde, Balıkesir'de şeker ve kâğıt sanayiinde, Bursa'da tekstil, otomotiv ve konserve sanayiinde Bandırma'da kimya sanayiinde gelişmiştir.
Çanakkale'ye bağlı Biga ve Çan ilçelerinde hâlâ faal olan linyit ocakları mevcuttur. Bandırma limanı bölge için çok önemlidir. İstanbul - Bandırma arasında arabalı feribot taşımacılığı yapılır. Gönen'de kaplıca turizmi, Susurlukta bor çıkarımı, Bilecik ve Marmara Adası'nda ise mermercilik yapılmaktadır.


Nüfus ve yerleşme
Marmara Bölgesi'nin nüfusu 17,5 milyondan fazladır. Kilometrekareye 250 kişiden daha fazla insan düşer. Nüfusun yarısından fazlası İstanbul il sınırları içersidinde bulunur. İller ve nüfusları aşağıda büyükten küçüğe sıralanmıştır.
  • İstanbul = 10.033.478
  • Bursa = 2.106.654
  • Kocaeli = 1.203.335
  • Balıkesir = 1.076.347
  • Sakarya = 746.060
  • Tekirdağ = 626.549
  • Çanakkale = 464.975
  • Edirne = 402.606
  • Kırklareli = 328.461
  • Bilecik = 194.326
  • Yalova = 168.593
Bazı ilçe nüfusları:
  • Kağıthane 345.239
  • Tuzla 525.500
  • Gebze 253.000
  • Bandırma 99.000
  • İnegöl 91.000
  • Çorlu 142.000
  • Lüleburgaz 79.000
  • Körfez 82.000
  • Gölcük 56.000
  • Gemlik 64.000
İstanbul iline bağlı adalar
  1. Kınalıada
  2. Burgaz Adası
  3. Heybeli
  4. Kaşık Adası
  5. Büyükada
  6. Sedef Adası
  7. Balıkçı Adası (Neandros)
  8. Sivriada
  9. Yassıada
  10. Fener Adası
  11. Galatasaray Adası
Bursa iline bağlı ada
  1. İmralı Adası
Balıkesir iline bağlı adalar
  1. Marmara Adası
  2. Avşa adası
  3. Ekinlik Adası
  4. Eşek Adası
  5. Mamaliada
  6. Paşalimanı Adası
  7. Kuş Adası
  8. Yerada
  9. Fener Adası
Kocaeli iline bağlı ada
  1. Kefken Adası
Çanakkale iline bağlı adalar
  1. Gökçeada
  2. Bozcaada
Kırklareli iline bağlı adalar
  1. İğneada

Yeryüzü şekilleri

Marmara, yükseklik ortalaması en az olan bölgemizdir. Anadolu yarımadası üzerindeki topraklarında Samanlı Dağları, Uludağ, Mudanya Tepeleri ve Biga Dağları uzanmaktadır. Trakya yarımadasında kalan topraklarda ise Yıldız Dağları, Koru Dağları ve Işıklar Dağı bulunur. Trakya'nın iç kesimlerinde Ergene Havzası yer alır.
Bölgenin güney bölümü yer yer akarsular ile yarılmıştır. Akarsu boylarında ve alçak düzlüklerde tarıma elverişli, verimli alüvyâl ovalar bulunur. Bölgedeki en önemli ovalar İnegöl, Yenişehir, Mustafakemâlpaşa, Karacabey, Bursa ve Gönen ovalarıdır. Bu verimli ovaların bulunduğu çukurluk alanlarda Sapanca, Ulubat, İznik ve Kuş gölleri vardır.
Bölgenin en engebeli sahası, Biga Yarımadası'dır. Bölgenin en yüksek noktası Bursa'nın güneyinde bulunan 2543 metreye uzanan Uludağ'dır.

Akarsu ve göller
Bölge genelinde, küçük ölçekli olmalarına rağmen sık bir akarsu ağı vardır. Sakarya, Ergene, Susurluk, Meriç ve Biga Çayı bölgedeki başlıca akarsulardır. Bölge'de irili ufaklı bir çok doğal ve yapay göl bulunur. Büyükçekmece Gölü, Küçükçekmece Gölü, Durusu Gölü, İznik Gölü, Sapanca Gölü, Ulubat Gölü ve Manyas Gölü, açık havası olan tatlı su gölleridir. Bunların haricinde özellikle Güney Marmara Bölümü'nde Biga Yarımadası üzerinde sulama amaçlı birçok baraj gölü ve gölet bulunur.

İklim ve bitki örtüsü
Marmara Bölgesi'nin iklimini söylerken, tek bir iklim adı ile başlıklandırmak doğru olmaz, Marmara Bölgesinde hüküm süren iklim Karadeniz İklimi, Karasal İklim ile Akdeniz İklimi arasında bir geçiş evresidir. Bölgede yıllık yağış 500 - 1000 mm arasındadır. En çok yağış kış mevsiminde Aralık, Ocak, Şubat aylarında düşer. En kurak aylar ise Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarıdır. Karlı ve donlu günlerin sayısı kıyı kesimlerde en azdır. İç kesimlere gidildikçe karasallık etkisi artar. Ege ve Marmara denizi kıyılarında makiler, güney Marmara sahillerinde ise zeytinlikler bulunur. Makiler 200m yüksekliğe kadar baskın bitki örtüsüdür. Ergene Havzası'nda bozkırlar oluşmuşsa da bölgenin tamamında yaygınlık göstermez. Yükseltinin olduğu yerlerde, özellikle Trakya'da ormanlara rastlanır.
Hava sıcaklığının 0°C nin altında geçtiği gün sayısı çok kısadır. Marmara Bölgesi'nin yıllık sıcaklık değerleri: ortalama 14 -16oC, en sıcak ay ortalaması: 23-25oC, en soğuk ay ortalaması: 5-6oC'dir. Yıllık yağış miktarı 600-700 mm civarındadır. Marmara bölgesinde hâkim rüzgârlar genelde Kuzey ve Kuzeydoğu yönlerinden eser.

Bölgedeki millî parklar
  1. Gelibolu Yarımadası Tarihî Millî Parkı (Çanakkale)
  2. Truva Millî Parkı (Çanakkale)
  3. Kazdağı Millî Parkı (Balıkesir)
  4. Kuş Cenneti Millî Parkı (Balıkesir)
  5. Gala Gölü Millî Parkı (Edirne)
  6. Uludağ Millî Parkı (Bursa)
Rapor Et
Eski 14 Şubat 2010, 20:12

Marmara Bölgesi - Genel Bilgi

#4 (link)
zekkkkkiiiiiiii
Ziyaretçi
zekkkkkiiiiiiii - avatarı
TURİSTLERİN MARMARA BÖLGESİNE KATKILARI

Türkiye'nin 2010 Turizm Vizyonu ve II. Hamle Dönemi

Türkiye’nin 2010 Turizm Vizyonu ve II. Hamle Dönemi Konulu Basın Toplantısı
(11 Ocak 2004)
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI SAYIN ERKAN MUMCU’NUN KONUŞMASI:
Sayın Başbakanım Sayın Valim Turizm Sektörünün Çok Değerli Temsilcileri Değerli Basın Mensupları
Hükümetimizin 2010 yılı turizm vizyonu ve 2. turizm hamlesi hedeflerini kamuoyu ile paylaşmak üzere tertip ettiğimiz bu toplantıya teşrifleriniz dolayısıyla çok çok teşekkür ediyorum.
Aslında burada bulunan insanların pek çoğu gayet iyi biliyorlar ki, turizm ekonomisinin toplam Türk ekonomisi içerisinde çok derece önemli bir yeri var. Turizm doğrudan ve dolaylı etkilediği 36 sektör ile birlikte Türkiye’de ekonomik canlılığın en önemli aktörlerinden biridir. Doğrudan doğruya turizm ekonomisinin Türkiye’nin Gayri Safi Milli Hasılası içerisindeki payı yaklaşık % 5. Turizm ekonomisinin her yıl döviz cinsinden Türkiye’ye kazandırdığı yaklaşık 10 milyar dolar ve turizm ekonomisinin yarattığı doğrudan istihdam yaklaşım 1 buçuk milyon kişi, ki bu rakam kayıtlı istihdamın neredeyse dörtte biri. Ancak burada bulunan herkes ve elbette bizler çok iyi biliyoruz ki, Türkiye’nin potansiyeli çok büyük, Türkiye’nin imkanları çok büyük. Ancak bu potansiyeli ürüne dönüştürmek, Türkiye’nin geleceğine dönüştürmek, yatırıma dönüştürmek, istihdama dönüştürmek, gelire dönüştürmek başlı başına bir vizyon ve proje meselesi. İnanmışlık meselesi, adanmışlık meselesi. Daha seçim öncesinden başlayarak, AK Parti’nin seçim beyannamesinde, seçim sonrasında hükümet programlarında ve acil eylem planında ifadesini bulan turizm vizyonu aradan geçen yaklaşık 1 yıllık süre içerisinde ciddi hazırlıklarla belli bir somutluk derecesine getirildi ve burada bütün Türkiye’nin özlediği, bütün turizmcilerin özlediği yepyeni bir vizyon, yepyeni bir anlayış hayata geçirilmek üzere, star verilmek üzere şimdi sizlerle paylaşılacak.
Müsaade ederseniz, sözlerimi burada noktalamak istiyorum ve Hükümetimizin 2010 yılı turizm vizyonunu ve 2010 yılına kadar gerçekleştirmeyi planladığımız 2. turizm hamlesi dönemi hedeflerini sizlerle, kamuoyu ile paylaşmak üzere sayın Başbakanımızı kürsüye arz ediyorum.

BAŞBAKAN SAYIN R. TAYYİP ERDOĞAN’IN KONUŞMASI:

Değerli misafirler...
Hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum.
Bugün hükümetimizin turizm alanındaki vizyonunu ve bu vizyonu gerçekleştirmek üzere 2004-2006 ve 2006-2010 dönemleri için hazırladığımız program ve projelerle sizleri geleceğe daha farklı bakmak veya bakışımızı müşterek oluşturmak için bu programı paylaşmak istiyorum.
Size sunacağımız program ve projelerin özünde saklı olan temel husus, vizyon kavramının aslında ta kendisidir.
Çeşitli ağızlarda yerli yersiz kullanıla kullanıla, gerçek içeriğinden uzaklaşmış bulunan bu kavram, gerçekte Türkiye için hayati öneme sahip bir kavramdır.
Türkiye sorunları olan, ancak potansiyeli de çok büyük olan bir ülkedir.
Hükümet olarak, ülkemizin sahip olduğu bu büyük potansiyelin, bu toprakların taşıdığı sayısız imkan ve fırsatların farkındayız.
Bu farkında olduğumuz ve bize de her şeyden önce çok büyük güç katan imkanlar bunun yanında da büyük bir sorumluluğu yüklüyor.
Bu sorumluluk; bir yandan milletimizi insanlık ailesi içinde hakettiği seçkin yere ulaştırmak, bir yandan da sahip olduğumuz medeniyet birikimlerinden insanlığa önemli ve değerli kazanımlar sunabilmektir.
Milletimizin seçilmiş temsilcileri olarak bizler, uygarlığa en özgün, en değerli katkılarımızın kültürümüzden ve kültürel potansiyelimizden doğabileceğine inanıyoruz.
Yüzyıllardan damıtılarak gelen muhteşem medeniyet birikimimizin, bugünlerin dünyasını kavrayacak yeni değerler arayışındaki insanlığı yeni ve zengin bir özle mayalayacağına inanıyoruz.
Değerli konuklar...
İşte bu medeniyet perspektifimiz dolayısıyla biz, turizmi sadece ekonomik bir olgu olarak görmüyoruz.
Bizim turizm vizyonumuzun temelinde; ülkemizi, kültürümüzü ve insanımızı kendi doğallığı, gerçekliği ve güzelliği içinde ortaya koyma düşüncesi vardır.
Turizmi çevrelendiği kültürel değerlerden ayrı düşünmek mümkün de değildir, doğru da değildir.
Yurt dışına ihraç ettiğimiz bir sanayi ürünü, çoğu zaman tüketicisine Türkiye hakkında fazla bir şey anlatmaz.
Ama turizm böyle değildir.
Sizin turizm ürününüz, sizin insanınız, doğanız, kültürünüz kısaca sahip olduğu bütün değerlerle birlikte ülkenizdir.
Onun içindir ki, vizyonumuzun temelinde tesis ve işletme odaklı bir anlayış değil, çevre odaklı bir turizm yaklaşımı vardır.
Bu sebeple kültürel mirasımızın korunmasını, Türkiye’nin muhteşem kültürel çeşitlilik ve zenginliğinin öne çıkarılmasını 2010 turizm vizyonumuzun bir numaralı önceliği saydık.
Kültür ve Turizm Bakanlıklarının birleştirilmesi bazıları tarafından belki yadırganmış olabilir ama yapmaya çalıştığımız, bu önceliğin hayata geçirilmesi için gereken örgütsel alt yapıyı oluşturmaktır.
Bu birleşme sayesinde, turizm politikaları vizyon değeri taşıyan bir kültür değeri ile tanışma fırsatı bulmuştur.
Yine bu sayede, önümüzdeki dönemde turizm ekonomisinin yarattığı dinamizm, kültürel çevre duyarlılığı ile birleşerek Türkiye’yi rakipsiz kılacak bir sinerjiye dönüşecektir.
Yıllar yılı duyarsız yönetimler, kültür varlıklarımızın ziyarete açılmasından elde edilen gelirleri, bu gelirin kaynağı olan müze ve ören yerlerinin perişan hallerine sırt çevirerek çarçur etmiştir.
Biz bu yağmaya son vererek, sorumsuzluk ve umursamazlık devrini kapattık, sorumlu ve akılcı yönetim dönemini başlatmış bulunuyoruz.
Bundan böyle müze ve ören yeri gelirleri döner sermaye aracılığıyla kültürel mirasın korunmasıyla ilgisi olmayan işlere harcanamayacak, bu gelirler doğrudan doğruya yine insanlık mirası olan bu eserlere tahsis edilecektir.
Değerli dostlar...
Döner Sermaye İşletmesi, altı ay gibi kısa bir zamanda içinde bulunduğu borç batağından kurtarılarak, kâr eden ve kültürel mirasa yılda 50 milyon doların üzerinde kaynak ayırabilen bir işletmecilik yapısına kavuşturulmuştur.
Elbette Türkiye’nin sahip olduğu kültür varlıklarının büyüklüğü yanında bu rakamlar çok cüce kalmaktadır.
Yeni projeler, yeni programlar, yeni kaynaklarla bu pastayı büyütmek gerekmektedir.
Bu amaçla çok önemli bir adım attık.
Vergi kanunlarımızda bir değişiklik yaparak, özel sektörün, şirketlerimizin ve özel şahısların, kültürel mirasın korunması amacıyla hazırlanan projelere katkı niteliğindeki harcamalarını bilançolarına gider olarak kaydedebilmelerine imkan sağladık.
Eskiden bu tür harcamaların sadece yüzde 5’ini gider olarak kaydetmek imkanı varken, yeni düzenlemeyle bu harcamaların tamamını gider olarak kaydetme zemini oluşturulmuştur.
Değerli basın mensubu arkadaşlarımın dikkatini özellikle bir hususa çekmek istiyorum.
Ben inanıyorum ki, ülkemizde insanlık mirası olan eserlerimizin korunması konusunda hassasiyet taşıyan pek çok vatandaşımız, iş adamımız var.
İmkan sahibi bu değerli dostlarımızın kendilerine sunulan bu yeni imkandan haberdar olmama ihtimalini düşünerek, buradan kendilerine bir çağrıda bulunmak istiyorum.
Lütfen imkanları müsait olan bu çok değerli iş adamlarımız, adlarının büyüklüğüne yakışır hamiyetperverliklerini kültür mirasımızdan esirgemesinler.
Değerli konuklar...
Türkiye büyük tarihi, doğal ve kültürel zenginliklere sahip olan güzel bir ülke...
Hepimizi bu topraklara sevdalı kılan bu güzelliklerin önemli bir parçası da bizden önce yaşayanların bize bıraktıkları zengin mirastır.
Bu ülkenin güzelliklerini korumak ve geliştirmek hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bu sorumluluk sadece devlete ve siyasetçilere yüklenemez.
Çeşitli uygarlıkların mirası olan ören yerleri, anıtsal eserler, hanlar, kervansaraylar, camiler, kısacası milli hafızamız olan bütün bu medeniyet, sizin, bizim, hepimizin ilgisini bekliyor.
Bütçe dengelerini korumak zorunda olduğumuz şu dönemde, hükümetimizin samimiyetinin bir nişanesi olmak üzere 2004 yılında 100 trilyon lira ilave bir ödenek tahsisi yaptığımızı müjdelemek istiyorum.
Böylece Bakanlığımızın, Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün, İl Özel İdarelerimizin tahsis ettiği kaynaklarla birlikte, 2004’te en az 300 milyon dolarlık bir kaynak kültürel mirası koruma projelerine ayrılmış olacaktır.
Gelecek yıl genişleyecek bütçe imkanları ile bu kaynakları çok daha büyütme gayreti içinde olacağımızdan hiç şüpheniz olmasın.
Umuyorum ki, hamiyetperver iş adamlarımız da bu alana adlarının büyüklüğüne yakışır bir destek sağlayacaklardır.
En büyük 500 şirketimizin her birinin bir eserin hamiliğine talip olduğunu hayal ettiğimde, üç beş yıl gibi bir zamanda tüm dünyanın bizi ayakta alkışlayacağı bir tablonun ortaya çıkacağını şimdiden görüyorum.
Değerli arkadaşlar,
Türkiye’nin büyüklüğünün bir inanç, bir tasavvur, bir iddia olmaktan öteye geçmesi hiç şüphesiz bu iddiayı taşıyabilecek bir vizyonun ürünü olabilir.
Bizim kalkınma vizyonumuzun temel taşları verimlilik, rekabet ve sürdürülebilirlik ilkeleridir.
Turizm sektörü gibi küresel rekabete her yönüyle açık bir sektörde bu ilkeler, olmazsa olmaz denebilecek kadar önemlidir.
Bunlardan sürdürülebilirlik ilkesi üzerinde üzerinde özellikle durmak istiyorum.
Hiç şüphesiz Türk turizmi rahmetli Özal ile çıktığı yolda gerçekten çok önemli ilerlemeler kaydetmiştir.
Türk turizmi için birinci hamle dönemi diyebileceğimiz bu evre, döneminin şartları içinde tasarlanabilen sınırlarına gelip dayanmış ve artık ikinci bir hamle dönemini başlatmanın zamanı gelmiştir.
Şimdi birinci dönemin tecrübelerinden ve birikiminden yararlanarak, daha büyük bir atılımı gerçekleştirmek üzere kararlı, geniş ufuklu projeleri hayata geçirmenin zamanıdır.
Türk turizminin ana ürünü olarak görülen deniz, kum, güneş üçlüsünün önemini küçümseyen bir anlayışa sahip değiliz. Bu ürünün Türk ekonomisine kazandırdıklarının da bundan sonra kazandırabileceklerinin de farkındayız.
Türkiye’nin bir turizm ülkesi olarak deniz, kum, güneş üçgeninin sınırlarına sığmayacak kadar da zengin ve çeşitli bir potansiyele sahip olduğunu biliyoruz.
Bir şeyin pazarlanabilir bir ürün haline gelmesi için üzerine yatırım yapılması, emek harcanması gerektiğinin de farkındayız.
Bu sebeple turizm vizyonumuzu oluştururken, bir taraftan ana ürünlerimizi dünyadaki yeni eğilimler doğrultusunda değiştirerek geliştirmenin hesaplarını yapıyoruz.
Diğer taraftan, başta golf olmak üzere, kayak, binicilik, futbol ve daha pek çok turizm dinamiğini barındıran spor yatırımlarıyla ilgili projeler de geliştiriyoruz.
Termal kaynaklarımızın imkanlarını, nitelikli girişimcilerimizin becerileri ile buluşturuyor, sağlık ve güzellik alanında rakipsiz bir ürün zenginliği ortaya çıkarmanın planlarını yapıyoruz.
Daha çok kıyı bölgelerimizde yoğunlaşan turizm hareketliliğini Anadolu içlerine ve tüm ülke sathına ulaştıracak kapsamlı projeler hazırlıyoruz.
Hükümet olarak önümüze koyduğumuz 15.000 km duble yol hedefimiz etap etap hayata geçirildikçe, Anadolu’nun turizm potansiyeli kısa zamanda ürüne, işe, gelire dönüşecektir.
1600 kilometresini bir yıldan daha kısa bir zamanda bitirdiğimiz bu yollar tamamlandığında, Türkiye’nin dört bir tarafı konforun ve can güvenliğinin sağlandığı, mesafelerin kısaldığı, vızır vızır işleyen tur güzergahları haline gelecektir.
90’lı yıllarda gerileyen kültür turlarının turizmimizin ana damarlarından birisi olarak yeniden hayat bulmasının tek çaresi işte bizim bu duble yollar projemizdir.
Bu sadece turiste konfor ve güvenlik sağlayan bir hizmet değildir; bu aynı zamanda Anadolu’nun her tarafında iş bekleyen, aş bekleyen, ekmek teknesine müşteri bekleyen insanımıza yepyeni fırsatlar sunacak bir hizmettir.
Değerli misafirler...
Turizmimizi geliştirmek amacıyla attığımız önemli bir adım da sivil havacılık alanındadır.
Türkiye’yi girişime, yatırıma, risk alıp kendisine ve ülkesine değerler kazandırmaya azmeden girişimcilerimizin önünü açma çabası içerisindeyiz.
Bu çabamızın bir parçası olarak, sivil havacılık sektörünün önündeki engelleri de bir bir kaldırdık.
İzinleri kolaylaştırdık, havaalanı tarifelerini yeniden düzenledik ve bazı özel vergileri iptal ettik.
Bu konuda attığımız adımlar hayata geçtikçe, Türkiye’nin çeşitli illeri arasında, hem hesaplı, hem de güvenli, adeta dolmuş gibi işleyen bir hava trafiği oluşacaktır.
Bu, on günlüğüne Türkiye’ye gelen turistin hiç olmazsa üç dört gününü Anadolu’nun güzelliklerini keşfetmeye ayırabilmesi imkanı demektir.
Anadolu’nun pek çok iline çağırdığımız konuklarımıza sunabileceğimiz en değerli şey, eşi olmayan konukseverliğimizin yanında, elbette tarihi ve kültürel varlığımız olacaktır.
Kültürel mirasımızı konuklarımıza bir ihmaller tablosu olarak değil, bir iftihar tablosu olarak sunmaya kararlıyız.
Biraz önce ifade etmeye çalıştığımız duyarlılığımız ve yaklaşımımız, bu kararlığımızın ifadesidir.
Türk mutfağının, engin kültürümüzün çok önemli parçası olarak korunması, geliştirilmesi ve tanıtılması konusunda da önemli hazırlıklarımız var.
Buradan şu müjdeyi özellikle vermek istiyorum; hem bir araştırma, hem de bir eğitim kurumu olarak düşündüğümüz Türk Mutfağı Enstitüsü’nü 2004 yılı içinde İstanbul’dan başlayarak hayata geçiriyoruz.
Değerli konuklar...
2010 turizm vizyonumuzun bir başka önemli unsuru da, sürdürülebilirlik anlayışımızın bir parçası olarak planlı gelişme kavramıdır.
Özellikle doğal çevrenin korunmasının sürdürülebilir bir turizm için ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu hepimiz biliyoruz.
Bu nedenle sadece kapasite ve sayılara odaklanmış tesis-işletme odaklı turizm anlayışını artık terkediyoruz.
Turizm planlamasında, insana ve insanın tabiatla sağlıklı ilişkisine yoğunlaşan, kalite odaklı turizm anlayışını ve planlama yaklaşımını hayata geçiriyoruz.
Her ne kadar özellikle hedeflerimizi ortaya koyarken ifade kolaylığı bakımından sayı ve kapasitelere vurgu yapacak olsak bile, biz turizmimizi sayıların dar ufkunda görmüyor, ele almıyoruz.
Nitekim sektör mensuplarının çok iyi bildikleri gibi, biz bu anlayışımızı reform denecek bir çalışmayla ortaya koyduk, ispat ettik.
Turizmi Teşvik Kanunu’nda yaptığımız değişiklikler ile planlı gelişme, sürdürülebilir ve hızlı büyüme vizyonumuzun alt yapısını tamamladık.
Bazıları farkında olmasalar da, biliyoruz ki çeşitli fırsatlarda bize teşekkürlerini ifade eden turizm sektörü mensupları, bu gelişmenin yakından tanığıdırlar.
Turizmden ekmek yiyen, turistik yatırımlarıyla ülkemize değer kazandıran sektör temsilcilerimiz hükümetimizin bu konudaki hassasiyetinin yakın tanıklarıdır. Biliyoruz ki güçlü bir turizm güçlü bir sektör yapılanmasına bağlıdır. Bundan sonraki süreçte Türk turizmi daha güçlü bir sektör yapısına kavuşacaktır. Sektörün hukuki ve kurumsal sorunlarının giderilmesi için geçen kısa sürede çoğunu gerçekleştirdiğimiz hukuki düzenlemeleri hızla tamamlayacağız.
Bu çerçevede hazırlıkları tamamlanan turizm hizmet birlikleri ve meslek birlikleri yasalarını önümüzdeki günlerde meclis gündemine getireceğiz.
Turizm sektörünün değerli temsilcileri, değerli basın mensupları, sayın konuklar;
Şimdi sizlere ifade etmeye çalıştığım vizyon çerçevesinde gerçekleştirmek azminde olduğumuz hedeflerimizi ve bizi bu hedeflere taşıyacağına inandığım projelerimizden bazılarını sunacağım.
Türkiye’nin tarihine ikinci turizm hamlesi olarak geçeceğine inandığım bu projeleri iki aşamalı bir süreç içinde gerçekleştireceğiz.
Bunlardan ilki 2004 ve 2006 yıllarını kapsayan 1. aşamadır. Diğeri ise 2007 ve 2010 yıllarını içine alan 2. aşamadır.
Şimdi burada sizlerle paylaşacağım bu hedeflerimizin somut, ölçülebilir, gerçekleşme düzeyleri denetlenebilir olması için sayılarla ifade edeceğim.
2010 yılı itibariyle Türk turizmi şu hedefleri gerçekleştirmiş olacaktır:
Toplam yabancı ziyaretçi sayısı 30 milyon turiste ulaşacaktır. Bu rakam, bugünkü gerçekleşmelerin yaklaşık iki katıdır.
Artan ziyaretçi sayılarına paralel olarak uygulayacağımız ürün çeşitlendirme ve zenginleştirme projelerinin sonucunda bir yılda turizmden elde edeceğimiz toplam gelir 30 milyar dolar olarak gerçekleşecektir. Bu rakam da bugünkü gerçekleşmenin yaklaşık 3 katı büyüklüğündedir.
Elbette bu rakamların gerçekleşmesi bugünkü kurulu kapasite imkanları ile mümkün değildir.
Bu nedenle başta İstanbul olmak üzere, bazen mevsimsel, bazen bölgesel olarak verimli kılamadığımız atıl kapasitelerimizi işler hale getirecek ürün çeşitlendirmesi, pazarlama ve yatırım projelerine öncelik verilecektir.
Bunlara ilave olarak biraz sonra ayrıntılarını ifade edeceğim projeler çerçevesinde:
Türkiye’nin kurulu, nitelikli yatak kapasitesi 1 milyonun üzerine taşınacaktır.
Bu da 2010 yılına kadar Türkiye’nin mevcut kurulu kapasitesinin yaklaşık iki kat büyümesi demektir.
Yani mevcut kapasite üzerinden yapılan yatırım fiyatlandırma kriterlerini kabul edecek olursak, 7 yılda en az 25 milyar dolarlık bir yeni yatırımın gerçekleşeceğini öngörebiliriz.
Bu yatırımların turizm sektörünün doğrudan ilişkili bulunduğu 36 sektör üzerinde yaratacağı dolaylı ve zincirleme etkileri göz önüne getirdiğimizde hangi boyutlarda bir iş ve istihdam sürecinin işleyeceğini sizler takdir edebilirsiniz.
Turizm sektörünün doğrudan unsurları sayılan konaklama, ulaştırma, yeme-içme, eğlence, rehberlik, vb. alanlarda istihdam edilen insan sayısı 3 milyon kişiye ulaşacaktır. Bu rakam 7 yılda 1.5 milyon kişiye daha sektörde istihdam imkanının doğması demektir.
Değerli dostlar,
Ola ki bazılarınız içinizden yedi yıl çok uzun zaman, o zamana kim öle kim kala diye geçiriyor olabilirsiniz.
Aslında ben burada 2023 vizyonumuzu da sizlerle paylaşmak isterdim. Çünkü yaklaşımımızın gerçek bir vizyon değeri taşıması için mutlaka uzak hedefleri de gözetmesi lazımdır.
Ama ne acıdır ki, insanlarımız bu konuda o kadar yanıltılmış, o kadar çok avutulmuştur ki maalesef projeksiyon yapmakta bazen mümkün olamamaktadır.
O yüzden sabrınıza sığınarak ben sizlerle bu hedeflerimizi ölçüp denetleyebileceğiniz bir ara istasyonu da kayda geçirmek istiyorum.
Şimdi sizlere 2006 yılı sonuna kadar gerçekleştireceğimiz hedeflerimizi sunacağım
2006 yılı itibariyle toplam yabancı ziyaretçi sayısında 20 milyon turist rakamına ulaşılacaktır diye umuyor, iddia ediyorum.
2006 yılında turizm sektöründe döviz cinsinden elde edilecek gelir toplamı 18 milyar dolar düzeyine ulaşacaktır.
Ve bu üç yıllık süre içinde artan turist sayıları, yeni yatırımlar ve ürün çeşitlendirmesi sayesinde 500.000 kişiye yeni iş imkanı yaratılacaktır.
Bu hedefleri gerçekleştirmek, milletimize verdiğimiz sözleri yerine getirmek bizim boynumuzun borcudur. Gerçi bu bir hedeftir, bir amaçtır ama bunu hep birlikte gerçekleştirmemiz mümkündür. Yeter ki azmedelim, kararlı olalım, inanalım ve biz bu işi başaralım.
İsteyen herkes bu rakamları bir kenara kaydedip bu sürenin sonunda bizden neticelerini sorabilir.
Değerli misafirler,
Elbette sadece hedefleri ortaya koymak yetmez. Önemli olan sizleri bu hedeflere ulaştıracak olan projeleriniz, kaynaklarınız, iş planlarınız var olup olmadığı ve bunların gerçekleşebilme kabiliyetinin bulunup bulunmadığıdır.
Şimdi de sizlerle bu konudaki hazırlıklarımızdan bazılarını, hatta başlıcalarını paylaşmak istiyorum.
Bunların tümü ve ayrıntıları üzerinde Kültür ve Turizm Bakanlığımız ihtiyaç duyabileceğiniz tüm bilgileri-verileri sunmaya hazırdır. Onun için ben sizin vaktinizi çok fazla almamaya gayret ederek önemli gördüğüm bazı hususları konu başlıkları şeklinde de olsa sizinle paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Bizim en önemli ve öncelikli projemiz İstanbul projelerimizdir.
İçindeyken bile hasreti burnumda tüten bu güzeller güzeli İstanbul’umuzun, hak ettiğinden pek azını alabildiğini hiç şüphesiz hepimiz kabul ederiz.
Sadece İstanbul’un gerçek potansiyeli ile Türk turizminde hak ettiği yeri alması bile biraz önce ifade ettiğim hedeflerin gerçekleşmesi yükünün yarısını tek başına taşıyabilir.
Ama bunun için İstanbul’a daha fazla özen göstermemiz, hak ettiği ilgiyi ondan esirgemememiz icab ediyor.
İstanbul’dayken projeler yapar ama Ankara’ya sesimi duyuramazdım Belediye Başkanı olduğum zaman. O zamanlar İstanbul sevdamıza kulak verecek kimseler yok gibiydi.
Allah’a şükürler olsun aziz milletimiz ilelebet bahtiyar olsun, şimdi bize bu sevdamızı gerçekleştirecek fırsatı verdi.
Şimdi bu fırsatı, vatanımız için, ülkemiz için nimete dönüştürecek imkanları bulup çıkarmak bizim boynumuzun borcudur.
İstanbul'da en önemli ve öncelikli işimiz tarihi yarımadanın kurtarılması, korunması ve yeniden İstanbullulara, Türkiye’ye ve insanlığa kazandırılmasıdır.
Biraz önce bu projeler için ilave 100 trilyon ödenek ayırdığımızı ifade etmiştim. Bakanlığın kaynakları, özel idare ve belediye kaynakları, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kaynakları, özel sektör ve uluslararası kuruluşların imkanları da göz önünde tutulduğunda bu projenin hem bu yıl, hem de gelecek yıllar için kaynak sıkıntısı olmayacaktır.
Tarihi yarımadanın bir müze kent olarak yeniden kazanılması için ihtiyaç duyacağımız asıl kaynak bilgi birikimi ve sosyal motivasyondur.
Bunun için İstanbul’a gönül vermiş tüm sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin, bilim adamlarımızın ve tabii ki vatandaşlarımızın manevi katkıları bizim için herşeyden daha değerlidir.
Tarihi yarımada elbette doğal ve tarihi bir parçası olan Haliç ve Beyoğlu’ndan ayrı düşünülemez. Süleymaniye, Zeyrek, Fener, Balat, tüm Haliç çevresi ve Beyoğlu da projemizin önemli parçalarını oluşturacaktır.
Bu proje kapsamında koruma kurullarımız, üniversitelerimiz, belediyeler ve uluslararası kuruluşlarla iş birliği halinde sivil ya da anıtsal mimari eserler restore edilerek, proje bütünlüğüne uygun fonksiyonlar içinde yeniden kazandırılacaktır.
Tarihi dokuya uygun sokak sağlıklaştırma projeleri gerçekleştirilecek, sosyal doku asla ihmal edilmeyecek, bir insansızlaştırma ya da dekora dönüştürme yanlışına düşülmeyecektir.
Yine tarihi kültürel dokuya uygun rekreasyon ve sosyal donatı alanları gerçekleştirilecek, ticari ve turistik fonksiyonlandırmalarda azami titizlik gösterilecektir.
Belediye başkanlığım dönemimde başlattığımız Sütlüce Kongre ve Kültür Merkezinin tamamlanıp hizmete kazandırılması yanında, sizlere bir müjdem de tarihi Feshane binasıyla ilgili projemizdir.
Feshane binası tarihi ve kültürel kimliğine yakışır bir anlayış içinde bir müze, daimi ve geçici sergi mekanı ve bir kültür merkezi olarak 2004 yılı içinde İstanbul’a yeniden kazandırılacaktır.
Eski Silahtar Santral Binası da bir müze olarak İstanbul’a kazandırılacak, Camialtı Tersanesi, Perşembe Pazarı ve Salı Pazarı bölgelerimiz, Taşkızak Tersanesi İstanbul projelerimiz içinde yerini alacaktır.
Salı pazarı bugün Denizcilik İşletmeleri ve Gümrük Müsteşarlığı kullanımına verilmiş olan binalar, antrepolar tamamlanmak üzere olan yepyeni bir proje ile dünya çapında bir kültür ve turizm merkezi olarak İstanbul’a kazandırılacaktır.
Galata Limanı adını verdiğimiz bu projemiz, liman ve gümrük hizmetlerini çağdaş bir anlayışla vermeye devam edecek, yaklaşık 250 milyon dolarlık bir yatırımla, yap işlet devret modeliyle gerçekleştirilecek ve projeye bu yıl içinde start verilecektir.
Bu projenin bir boyutu da, Tophane bölgesinde bir ucu denize açılan İstanbul’un en büyük meydanını ortaya çıkaracak olmasıdır.
Salı pazarı bir taraftan Galata Kulesi ve çevresinden, diğer yandan yapımına başlanan Kabataş-Taksim metro hattıyla tüm Beyoğlu ve Taksim ile entegre edilecektir.
Değerli misafirler, şimdi sizlere belki de İstanbul’da yaşayan pek çok kimsenin fark etmediği bir bölgeyle ilgili projemizden söz edeceğim.
Yıllardan beri daha çok kömür çıkarma maksadıyla kullanılan ve yaralanmış bir çevre görüntüsü veren Kilyos kıyısı ve maden ocakları bölgesi de İstanbul projelerimizin bir ayağını oluşturacaktır.
Bu bölge, mevcut çevre yollarımız ve hava limanımız ile irtibatlandırılarak öncelikle bir çevre kurtarma projesi olarak ele alınacak, yat limanları, golf alanları, günübirlik tesisler ile çeşitli spor, eğlence, dinlenme, kültür, konaklama gibi tesislerle zenginleştirilmek üzere planlı yatırım süreçlerine açılacaktır.
Değerli dostlar,
Şu anda içinizde rüya gördüğümü düşününleriniz olabilir. Gerçekten ta Belediye Başkanlığım döneminden itibaren ben bunların hep rüyasını görüyordum. Sonra baktım ki, Kültür ve Turizm Bakanım da aynı rüyaları görüyor. O zaman biz bu işi çok daha rahat gerçekleştireceğiz dedim, buna inandım. Ve şimdi bunun adımlarını atıyoruz. İnşallah bunu gerçekleştireceğiz. Sizin de bu noktadaki düşüncenize saygım var, onu söyleyeyim ama bir gün o arkadaşlar bu salonda bulunanlarla birlikte bir rüyanın gerçekleştiğini göreceklerdir. Çünkü hayal etmek hakikaten bir gerçekleştirmenin ön adımıdır. Hayal etmediğiniz bir şeyi gerçekleştiremezsiniz. Sevda böyle bir şey ve buna sizler de inanın.
Değerli misafirler,
Sabrınızı daha fazla zorlamamak amacıyla uzun uzun anlatabileceğim İstanbul projelerimize burada ara vermek ve yeni turizm çevreleri oluşturma projelerimizden söz etmek istiyorum.
Bunlardan biri Tarsus Turizm Bölgesi projemizdir. Bu proje hem tatil turizmi için giderek büyüyen talebi batı Akdeniz’den daha doğuya kaydırmak hem de Türkiye’nin doğusundaki ülkelerden gelen talebi büyütmek amacıyla ikinci ve üçüncü fazlarda Yumurtalık, İskenderun, Hatay bölgelerine yaymayı planladığımız pilot bir projedir. İçinde çok çeşitli ürünlerle birlikte 12.000 yatak kapasitesi barındıran bir yatırımdır ve bu yıl içinde başlanıp 2007 turizm sezonu başlarken tamamlanmış olacaktır.
Yine 2007 yılı sonuna kadar tamamlanmasını hedeflediğimiz yeni bir turizm bölgesi de Dalaman Turizm Kentidir.
Dalaman Bölgesinde çoğunluğu Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına ait olan arazide, birinci sınıf tarım arazileri dışında kalan alanlarda yepyeni, çağdaş ve bütüncül bir anlayışla, yeni bir planlama, finansman, gerçekleşme ve yönetme modelleri ile Türkiye’de bir ilk uygulama örneği olarak Dalaman turizm kenti hayata geçirilecektir.
Bu projenin tamamlanması ile ölçek ekonomisinin gereklerine uygun olamadığı için bölgede atıl durumda olan mevcut kapasiteler de işler halde yeniden Türk ekonomisine kazandırılacaktır.
Ege Bölgesinin turizm yönünden çok zengin potansiyeline rağmen arzu edilen seviyenin gerisinde bulunmasının en önemli nedeni, bölgenin imkanlarını doğru değerlendiren, büyük ölçekli ve planlı yatırımların maalesef bugüne kadar gerçekleştirilememiş olmasıdır.
Bu yüzden, Dalaman Turizm Kenti projesinin hemen arkasından tarihi, doğal ve kültürel potansiyel gözardı edilmeden, Çeşme ve Didim tüm turizm türlerini içinde barındıracak şekilde ama özellikle sağlık ve güzellik alanlarında yoğunlaşmış olarak yine yerli ve yabancı sermayenin yatırımlarına açılacaktır.
Kapadokya ve GAP başta olmak üzere, diğer bölgelerimiz de hem ürün çeşitlendirme hem kapasite kazandırma projelerimizden nasibini alacaktır.
Kapadokya Bölgemizde yeni golf, kongre ve konaklama projeleri yine korumacı ve sürdürülebilir bir anlayışla hayata geçirilecektir.
Diyarbakır, Batman, Gaziantep, Adıyaman, Şanlıurfa, Mardin ve çevresi entegre bir destinasyon geliştirme vizyonu içinde bu yıl başlayacağımız kültür ağırlıklı projeler ile yepyeni bir anlayışa kavuşturulacaktır.
Ayrıca Karadeniz Bölgemizle, Doğu Anadolu’muzda kış turizmi, yayla turizmi ve kültür turizmi ile ilgili daha pek çok proje hazırlanmaktadır.
Değerli arkadaşlarım,
Hiç şüphesiz Türk turizminin dinamosu durumunda olan Antalya’mızı ihmal edecek değiliz.
Antalya için bir numaralı önceliğimiz sürdürülebilirlik, planlı gelişme ve ürün çeşitlendirmesi yoluyla mevsimi uzatarak, kapasite kullanım verimliliğini artırmaktır.
Bunun için bu yıl Antalya turizm çevrelerine 90 trilyon lirayı aşan bir bütçeyle içme suyu, kanalizasyon, katı ve sıvı atık arıtma ve derin deniz deşarjı projelerini başlatacak ve tamamlayacağız.
Turizmin göz bebeği Antalya’mıza yakışmayan Manavgat çöplüğü gibi çirkin görüntülerden Antalya’yı derhal kurtaracağız. Çok kısa bir zamanda Antalya’da arıtılmadan denize bırakılan bir gram su kalmayacak.
Antalya-Alanya bölünmüş yolu bu yıl sonuna kadar tamamlanacak. Tünelleri hariç olmak üzere Antalya-Kemer yolu bu yılı sonuna kadar duble yol standardına getirilecektir.
Finike- Demre arasındaki yolun daha elverişli standartlara getirilmesi işine de bu yıl başlayacak ve yarısını tamamlayacağız.
Antalya’nın en çok talep gören turizm destinasyonu olarak büyümesini kontrollü ve planlı bir süreç olarak yönetmek bu bölgenin geleceğini kurmak bakımından çok önemlidir.
Artan talep baskısı altında yatırımlar durdurulamayacağına göre, bizim yapmamız gereken bu süreci denetlenebilir, sürdürülebilir bir süreç olarak yönetmektir.
Bu bağlamda, Kültür ve Turizm Bakanlığı’mız yaklaşık 12.000 ilave yatak kapasitesi oluşturacak yeni yatırım alanlarının ve en az yedi adet golf sahasının arazi tahsisi işlemlerini tamamlayıp, yatırımlara derhal başlanılmasını sağlayacaktır.
Sevgili Dostlar,
Sizlerle paylaşmaktan memnuniyet duyacağım pek çok hazırlığımızdan söz etmeye burada ara vermek istiyorum.
Bu hazırlıklarımızı da inşallah başka vesilelerle sizlerle paylaşma ve vatandaşlarımıza müjdeleme fırsatı bulacağız.
Bu vesileyle, kendilerine bir kez daha uzun olmayan bir vadede turizmimizin bugün bulunduğu noktadan çok daha ileri bir noktada bulunacağına, sektörün sıkıntılarına maksimum hassasiyet gösterileceğine dair söz veriyorum.
Bütün Türkiye gibi, bize inansınlar güvensinler.
Biz Allah’a şükür bugüne kadar bize inanıp güvenenleri hiçbir zaman mahcup etmedik, yine de etmeyiz.
Türkiye, bütün sektörleriyle hazırlandığı parlak geleceğine mutlaka ulaşacaktır.
Hep birlikte istiyoruz ki, turizm bu büyük kalkınma hareketinin öncü güçlerinden biri olsun.
Türkiye’nin gerçek yüzü, bütün renkleriyle birlikte insanlık tablosunda ışıl ışıl parlasın istiyoruz.
Bu umutlarla sözlerime son veriyor, hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.

SORU-CEVAP BÖLÜMÜ
Soru: Türkiye için atıl kapasitenin değerlendirilmesi konusunda vurgular yaptınız. Acaba kamu kampları da bu kapsamda atıl kapasite olarak tekrar Türk turizmine kazandırılacak mı? Projelerinizde böyle bir şey var mı?
Sayın Başbakan: Evet, şu anda Hazine’de olsun, Bakanlıklarımızın emrinde, kamunun emrinde olan yerler olsun, kamplar ve kampların dışındaki yerler de dahil olmak üzere bunların hepsi aynı şekilde bu işe tahsis edilecektir. Onun da planlaması yapılmaktadır. Nerede ne varsa, yeter ki bunlardan bizim de bilgimiz olsun bunlarla ilgili olarak gerekli değerlendirmeyi yapıp, onları da aynı şekilde bu işe tahsis etmiş bulunuyoruz. Sadece yargıya ait olan kısımlar istisna.
Soru: (Yavuz Çizmeci MNG Havayolları Genel Müdürü) Bu çizmiş olduğunuz tablonun gerçekleşmesi, konulan hedeflerin çok da gerçek dışı olup olmadığı konusunda bu sektörde 20 yıldır hizmet veren bir arkadaşınız olarak bir iki söz söylemek istiyorum ve sivil havacılıkla ilgili altını çizmek istediğim bir konu var. 2010 yılında 15 milyondan 30 milyona yabancı turist sayısını çıkarmak bizim için gerçekten bir hayal değil. Hele sizin sahip olduğunuz pozitif enerji ve inançla. İnanınız bu sektörde çalışan, gerek sivil havacılıkta gerek otelcilikte gerek acentacılıkta çalışan ve bugüne kadar pek çok yanlışlarla, pek çok eksiklerle bugüne gelen Türkiye’de bu sektörün neferleri, bu sektörü 15 milyon turist sayısına çıkartabilirler. Eğer yılda yüzde yedilik bir artışla biz bu tempoyu devam ettirirsek, 2010 yılında 30 milyon insana ulaşırız. Bu kesin. Burada altını çizdiğiniz tabloda Türkiye’deki yatak kapasitesinin mevcudun iki misline çıkması öngörülüyor, doğal olarak aynı şekilde sivil havacılık sektöründeki uçak koltuk sayısının da iki hatta üç misline çıkması gerekiyor. Ben bu konunun altını çizmek istiyorum. Zatıalinizin önderliğinde, Hükümetin ve Bakanlığımızın bu konuyu mercek altına almasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Çünkü sivil havacılık sektörü Türkiye turizmini söylediğiniz rakamlara, o hayal ettiğiniz noktalara taşıyacak lokomotif sektör. Ve bu sektör de bugüne, 1984’ten bu yana hiçbir teşvik, hiçbir destek görmemesine o ve pek çok yanlış ve kötü yönetim olmasına rağmen 75 uçakla geldi. Bugün 75 tane sivil havacılıkta özel sektörün uçağı var. 65 uçağımızı da Türk Hava Yollarına katarsak 140 uçağımız var. Söylediğiniz 30 milyona ulaşmamız için ilave 15 milyon insan taşımamız lazım. Bu da aşağı yukarı 300 uçak demek. 300 ilave uçak filosuna ihtiyacımız var. Bu konunun, önderliğinizde özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı’nın sıkı koordinasyonu ile dikkate alınmasını ve geliştirilmesini son derece önemli buluyorum. Tekrar ediyorum, rüyanız hepimiz için hayırlı olsun. Biz size inanıyoruz. Sizin pozitif enerjinize ve sevdanıza inanıyoruz. Biliniz ki, bu camia da bu sevda ile yola çıkmış. İnşallah yedi sene sonra bu hedefleri hep beraber göreceğiz.
Sayın Başbakan: Bildiğiniz gibi sivil havacılıkta iç pazarı aştık. Bunun yanında hava meydanı fiyatlarında indirim yaptık ve vergileri kaldırdık. Ayrıca şu anda Türk Hava Yolları olarak filoyu yenileme kararı alındı, filo yenileniyor ve üç yıl içinde de ilk hedefimiz 80 uçağa ulaşmak ve bunun için de şu anda Türk Hava Yolları Yönetimi hızlı bir çalışmayla bunun adımlarını attı. Ben inanıyorum ki, bu da farklı bir rekabeti getirecek. Ve o dediğiniz sayıları da tabi ulaşmanın gayreti içinde olacağız. Bütün bunlar tabi ülkede ekonomik noktada dinamizmin artması ve mevcut 3 Kasım’da devraldığımız ekonomik yapı, o sıkıntıların hafiflemesi, hafifledikçe biz ters orantılı olarak sürekli bunu sektörlere aktarmanın gayreti içinde olacağız. Biz ülke genelindeki vergi anlayışından da şikayetçiyiz. Bu vergileri de her geçen gün düşüreceğiz. Bunda kararlıyız. Ama tabi bunu bir anda yapmaya kalkarsak, mali disiplini bozarız, ekonomik yapımızı bozarız, programımızı bozarız, o zaman da bu hedeflere ulaşmamız mümkün olmaz. Yavaş yavaş kalkacağız. Bu yıl enflasyonda, faizlerde nerelere geldiğimizi görüyorsunuz. Bakın 23’e indik. Borsada nerelere geldik. Tarihinin tavanını yapıyor artık. Çok daha iyi bir noktaya geleceğiz. Borsada olanların artık bazı şeyleri çok daha iyi düşünmeleri lazım. Bunlar bir iyi gidişin işaretleri. Güzel gelişmelerin işaretleridir. Aşacağız. O dediğiniz uçak sayılarına Türkiye ulaşacaktır. Ben buna inanıyorum.
Soru: Sayın Başbakanım, 2010 yılı için çok önemli hedefler ortaya koydunuz. 25 milyar dolarlık bir yatırım öngörülüyor bu süreç içinde. Acaba bunlar Avrupa Birliği hedefi ile doğru orantılı mı? Yani 2004’te bir tarih alınma süreci söz konusu ve ondan sonra da 10 yıl içinde bir üyelik perspektifi söz konusu Türkiye için. Eğer burada bir aksama olursa bu hedeflerinizden sapma olabilir mi? Bunların finanse edilmesi konusunda tabi ki yabancı yatırımı da bu 25 milyar dolar kapsamında düşünüyorsunuz. Burada bir aksama olursa bir B planı ortaya çıkacak mı acaba?
Sayın Başbakan: Avrupa Birliği süreci Türkiye’yi bu konuda fazla bağlamaz. Çünkü Türk turizmi artık Avrupa Birliği ülkeleri ile bütünleşmiştir. Zaten bu, Avrupa Birliği üyesi ülkelerin bir talebidir. Ve bunun yanında sadece Avrupa Birliği değil, Avrupa’nın dışındaki ülkelerle Türkiye’nin bütünleşmesi söz konusudur. Ve bu her geçen gün bizim turizmde yapacağımız sıçrama ile, özellikle bu iletişim ile tanıtımla alakalı bir olaydır. Her geçen gün bu konuda lehtedir. Ve az önce anlattığım turizm çeşitlendirilmesi ve bütün mevsimlere yayılması ile Türkiye daraltılmış olarak sürdürülen bu anlayışı bir defa geometrik olarak katlayacaktır. Katladığı anda da biz o hedefleri bulacağız. Kaldı ki zaten doğrudan yabancı sermaye turizmde de Türkiye’ye girmek istiyor. Bunu da gittiğimiz farklı ülkelerde yaptığımız görüşmelerde ilgilenen kişilerden bizzat dinliyoruz. Bizim de zaten turizmle ilgilenen arkadaşlarımızın o zincirlerle ciddi irtibatları var. Bu sıçrama olacaktır.
Soru: Söylediğiniz projelerin gerçekleştirilmesi merkezi hükümetlerin dışında yerel yönetimlerin de çalışmasına bağlı. Bir yıla yakın bir zamandır turizm il müdürlükleri vekaletle yürütülüyor. Buna ilişkin bir çalışmanız var mı?
Sayın Başbakan: Biliyorsunuz Kültür ve Turizm Bakanlığımızda yeni bir teşkilat yasası ile yeniden bir yapılanma söz konusu oldu. Kanunu 2003 yılının ortalarında çıktı ve dolayısıyla buradan kaynaklanan tayinlerde bir sıkıntı oldu. Ve bu tayinler şimdi süratle yapılıyor, kısa zamanda onlar biter, problem değil.
Soru: (Turizm Gazetesi, Fehmi Köfteoğlu.) 100 trilyonluk İstanbul kaynağının kullanımı Turizm Bakanlığı’nda mı olacak, sözünü ettiğiniz diğer özel idare, vakıflar ya da Başbakanlıkta mı olacak?
Sayın Başbakan: Bunların hepsi Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kontrolünde devam edecek olan yatırımlar. Sayın Bakanımızın da ilave edecek bir şeyleri olacak.
Sayın Bakan: Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak biz doğrudan doğruya yatırımları kendimiz ihale ederek yatırım süreçleri başlatmıyoruz. Özellikle kültür varlıklarının korunması projesinde temel projeksiyonuz şu, yerel yönetimlerle, belediyelerle ve il özel idareleri ile birlikte, il özel idaresinin liderliğinde Bakanlığın denetiminde, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerin de katılımlarıyla ortak bir süreç yürütüyoruz. Dolayısıyla kaynağın bütçe tekniği bakımından kullanılması Bakanlığımız üzerinden gerçekleşecek ama projenin gerçekleşme safhası il özel idareleri marifetiyle olacak.
Soru: (Golf Gazetesi Binnaz Naröy) Bu büyük İstanbul Projesi içinde kaç adet golf sahası yapılacağına ilişkin net bir bilgi bulamadım. Acaba bununla ilgili bir bilgi alabilir miyiz? Ayrıca Türkiye’nin genelinde hangi bölgelerde ağırlıklı olarak ve kaç adet ve ne zamana kadar, hangi süre içinde saha yapılacağını öğrenebilir miyim?
Sayın Bakan: Çok teknik ayrıntılardan söz ediyorsunuz ama biz gerçekten de bu ayrıntıda hazırlıklıyız zaten. İstanbul’da Batı Karadeniz içerisinde ve Anadolu yakasında golf alanları planlıyoruz. Ancak bunlar sonuçlanmış planlama süreçleri değildir. Bu biraz önce sözünü ettiğimiz çevre koruma projesi olarak Batı Karadeniz alanı içerisinde ve Anadolu yakasında bu projeler geliştirilecek. Ama kesin planladığımız projeler Tarsus’ta, Antalya’da özellikle Oymapınar çevresinde, Belek’te, Kemer bölgesinde, Bodrum’da, Dalaman’da, Sarıgerme’de olmak üzere 2004 yılı içerisinde en az 10 yeni golf alanı projesine başlanacaktır.
Soru: Az önce yanlış duymadıysam, kamuya ait sosyal tesislerin de turizme kazandırılması gibi bir düşünceniz var. Yakın zamanda İstanbul Üniversitesi’ne ait bir sosyal tesisle ilgili bir sıkıntı yaşanmıştı. Bununla ilgili önümüzdeki dönemde yapmayı düşündüğünüz şeyleri öğrenebilir miyiz?
Sayın Başbakan: Turizme uygun ve yakışır alanların hepsini yapacağız.
Sayın Bakan: Müsaade ederseniz sayın Başbakanımın hoşgörüsü ile, burada her şeyi ayrıntısıyla vermedik ama Hükümet olarak bir çalışmanın içindeyiz. Bu çalışma da iç turizme yönelik bir çalışmadır. Ve iç turizm çalışmamızın temelinde, çalışanların izinlerini kullanmalarının belli bir sisteme kavuşturulması projeksiyonu vardır. Eğer bu imkan kazandırılabilirse Türk turizminin kurulu kapasiteleri de özellikle vatandaşlarımıza ve kamu personeline çok daha ucuz erişilebilir ve çok daha yüksek standartta bir hizmeti sunabilecektir. Bu hem turizmimiz için büyük bir potansiyelin hareket geçirilmesi hem de vatandaşımıza Türk turizmin imkanlarının kazandırılması demektir. Ama tabi sayın Başbakanın sunumunda her şeyin ayrıntısı ile olmasını zannediyorum beklemiyorsunuz.
Soru: Kruvaziyer turizmden söz edilmiyor çalışmalarınız içerisinde. İleriye dönük olarak . Türkiye’nin bir gemisi yok.
Sayın Başbakan: Kruvaziyer turizm yüzde yüz katladı. Yani 300 geldiyse 2002’de, 2003’de bu rakam 600’e çıktı.
Soru: Sayın Başbakanım bizim gemimiz yok, Türk bayraklı gemimiz yok, onu arz etmek istiyorum.
Sayın Başbakan: O sizin ilginiz. Devlet olarak bizden mi bekliyorsunuz o işi. Biz devlet olarak bu işlerden çıkıyoruz artık. Biz önünüzü açacağız. O noktada bir sıkıntı yok. Bir diğer konu ise Amerika bu dediğiniz uyarıyı sadece Türkiye için yapmıyor. Dünyanın her yeri için yapıyor. Aynı şeyi İngiltere de yapıyordu biliyorsunuz. İngiltere kaldırdı. Diğer ülkelerden de bu tür engel koyanlar vardı. Yaptığımız görüşmeler sonucunda bunlar da kalktı. Öyle zannediyorum ki bu ay sonu Amerika seyahatinde bunları da orada gerek sayın Başkanla gereke diğerleriyle de konuşacağız. İnşallah orada da bunun neticesini alırız.
Soru: Efendim son bir şey arz ediyorum. O da vize konusu. Mütekabiliyet esası çerçevesinde davranan Dışişleri Bakanlığımız devamlı olarak vize olaylarını zorlaştırıyor. Bu da tur operatörlerimizin çok büyük bir sıkıntısı. Benim dile getirmemi istediler. Arz ediyorum efendim vizeleri de kolaylaştırmamız lazım. Vize nedeniyle çok büyük bir turist kaybımız var.
Sayın Başbakan: Nerelerle ilgili dediniz
Soru: Yurtdışından Türkiye’ye gelirken. Mesela özellikle Çek Cumhuriyetinden, Macaristan’dan veya diğer ülkelerden. Konsolosluklarımızın sadece bir kentte bulunması nedeniyle vize zor alınıyor.
Sayın Başbakan: Dediğiniz doğrudur da tabi bunların bazı hassasiyetlerini de değerlendirmek gerekir. Tribünden baktığımız zaman farklı, içine girdiğimiz zaman çok farklı oluyor. Fakat biz kolaylaştırmayı mümkün olduğunca artırmanın gayreti içindeyiz. Oralarda da o tür hassasiyetlere dikkat ederiz.

MARMARA BÖLGESİNİN EKONOMİK FALİYETLERİ
Marmara Bölgesi'nin ekonomik faaliyetleri nelerdir? Marmara ekonomik faaliyetler.

Ekonomi

Ülkemizin en önemli sanayi ve ticaret merkezleri Marmara Bölgesi'ndedir. Tarım ve turizmden de önemli miktarda gelir elde edilen bölgede başlıca sanayi tesisleri İstanbul, Kocaeli ve Bursa illerinde yoğunluk gösterir. Hem ülke ve hem de uluslararası düzeyde ulaşım yollannın buluşma noktasında yer alan İstanbul kenti, ekonomi açısından Türkiye'nin başkenti durumundadır (bak. istanbul).

Bir petrol rafinerisi ve tersanelerin bulunduğu bölgede başlıca sanayi kuruluşlan otomobil, yedek parça, vagon, elektrikli eşya, cam, ilaç, kimyasal maddeler, çimento, kâğıt, lastik, dokuma, hazır giyim, metal eşya, şeker, içki, sigara ve gıda maddeleri üreten fabrikalardır. Bölgenin sanayi ürünlerinden bir bölümü yurtdışına satılır. Türkiye'nin ve bölgenin en önemli ticaret merkezi de İstanbul'dur.
Çok çeşitlenmiş bir tarımsal etkinliğin olduğu Marmara Bölgesi'nde en çok yetiştirilen ürünler buğday, şekerpancarı, mısır, ayçiçeği ile çeşitli sebzeler ve meyvelerdir. Bağlar ve zeytinlikler geniş alanlar kaplar. Bölgede yaygın olarak hayvancılık da yapılır. Daha çok koyun yetiştirilen Marmara Bölgesi'nin özellikle Trakya kesiminde çok sayıda mandıra vardır. Sığır yetiştiriciliği de yapılan bölgenin çeşitli yörelerinde kurulan tesislerde hayvansal ürünler işlenir. Tavukçuluk, arıcılık ve balıkçılık bölgenin ekonomik etkinlikleri arasında yer alır. Ayrıca yaygın bir biçimde orman ürünleri de değerlendirilir ve işlenir.

Marmara Bölgesi, ülkenin çeşitli kesimleri ile Türkiye'yi öteki ülkelere bağlayan gelişmiş ulaşım olanaklarına sahiptir. İstanbul limanının ülkemiz dış ticaretinde önemli bir yeri vardır. Transit karayolu taşımacılığı açısından büyük önem taşıyan E-5 Karayolu ise hem ülkemizi, hem de Ortadoğu ülkelerini Avrupa'ya bağlar. Bölgenin Bulgaristan ve Yunanistan'a komşu olan Trakya kesiminde sınır kapıları vardır. Bunların en önemlisi, kara ve demiryollarıyla giriş ve çıkış yapılan, Bulgaristan ile ülkemiz arasındaki Kapıkule sınır kapısıdır. Bölgedeki bir başka ulaşım yolu da Avrupa ile Edirne'yi İstanbul'a, İstanbul'u da yurdun öteki kesimlerine bağlayan demiryo-ludur. İstanbul'daki Atatürk Havalimanı da uluslararası çapta önem taşıyan bir havayolu ulaşım merkezidir.
Böylesine gelişmiş ulaşım olanaklarına sahip olan Marmara Bölgesi eşsiz doğal ve tarihsel değerleriyle turizm açısından büyük ilgi görür. Gezmekle bitmeyecek kadar çok tarihsel yapı bulunan bu bölgeye gelen yabancı turistler için İstanbul, aynı zamanda bir alışveriş merkezidir. Turistlerin en çok ilgisini çeken alışveriş merkezi ise Kapalı Çarşı'dır (bak. Kapali Çarşi).
Yeraltı kaynaklan açısından da zengin olan Marmara Bölgesi topraklarında bor minerali, cıva, demir, linyit, mermer ve volframit içeren maden yatakları ile çok sayıda şifalı madensuyu kaynakları vardır. Bu kaynaklardan başlıcaları Balıkesir ilindeki Gönen, Bursa ilindeki Çekirge ve Oylat, İstanbul ilindeki Yalova kaplıcalarıdır. Çeşitli konaklama ve hizmet tesisleri bulunan bu kaplıcalar, bölgedeki turizm etkinliğine çeşitlilik katar.
Marmara Bölgesi doğal değerler açısından da çok zengindir. Bölgenin doğal bitki örtüsü ile yabanıl hayvan varlığının korunması amacıyla bazı çalışmalar yapılmaktadır. Bölgede kurulmuş olan ulusal parklar Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Manyas Gölü kıyısındaki Kuş Cenneti Milli Parkı ve Uludağ Milli Parkı'dır.
Marmara Bölgesi'nde eğitim ve kültür ile sağlık konularında ülke çapında hizmet veren kurumlar vardır. Ülkemizin en gelişmiş olanaklarla donatılmış hastanelerinden çoğu İstanbul'dadır. Marmara Bölgesi'ndeki yükseköğretim kurumları İstanbul'daki altı, Bur*sa ve Edirne'deki birer üniversitedir.

Son Düzenleyen _KleopatrA_; 14 Şubat 2010 @ 20:20. Sebep: .
Rapor Et
Eski 26 Şubat 2010, 19:22

Marmara Bölgesi

#5 (link)
ezgı
Ziyaretçi
ezgı - avatarı
Marmara Bölgesi'nin Önemli Yeryüzü Şekilleri
marmara

Coğrafi Konumu
Marmara Bölgesi ülkemizin kuzeybatı köşesinde yer alır. Ülke yüz ölçümünün %8,5'i ile altıncı büyük bölgemizdir. Yaklaşık olarak 66.000 km² alan kaplar. Karadeniz, Marmara ve Ege olmak üzere üç denize komşudur. İstanbul ve Çanakkale boğazları bu bölgede yer alır. Hem Asya, hem de Avrupa kıtasında yer alır.


Yeryüzü Şekilleri
Türkiye'nin ortalama yükseltisi en az olan bölgesidir. Marmara Bölgesi'nin en önemli yükseltisini, güneyde Samanlı Dağları, Trakya kesiminde Karadeniz boyunca uzanan Yıldız Dağları ve güneydeki Uludağ oluşturur. Bu dağlar orta yükseltidedir. Bölgenin en yüksek dağı ise 2543 metre ile Uludağ'dır. Bölgenin en önemli düzlükleri ise Trakya'daki Ergene Havzası, Anadolu yakasındaki Sakarya ve Bursa ovaları ile güneydeki geniş plato alanlarıdır.
Yer şekillerinin sade olması nedeniyle ulaşım kolaydır. Güney Marmara kıyıları girintili - çıkıntılıdır. Erdek, Bandırma, Gemlik ve İzmit körfezleri önemli girintilerdir.
Kapıdağ Yarımadası tombolo özelliği gösterir.
Kuzey kıyıları dik yalıyarlardan (falezler) meydana geldiği için bu kıyılarda fazla girinti – çıkıntı yoktur. Boğazlar, eski akarsu yataklarının daha sonra sular altında kalması ile oluşmuş ria tipi kıyı özelliği gösterir.


Toprak Özellikleri
Trakya’nın kuzeyinde, Kocaeli Yarımadası’nda, Güney Marmara’nın doğusu ve güneyinde, asitli, koyu renkli ve organik madde bakımından zengin topraklar bulunur. Ergene çayı havzası ile Güney Marmara Bölümü’ndeki ovalarda vertisol topraklar, Trakya’nın batısı Gelibolu ve Biga Yarımadası çevresinde ise rendzina adı verilen kireçli topraklar yer alır.


Akarsu ve Gölleri

Sakarya'nın aşağı kesimi,Meriç nehri, Susurluk ırmağı,başlıca akarsuları oluştururlar. Bölgenin yükseltisinin az olması, akarsuların akış hızını azaltır. Bu nedenle bölge akarsularının enerji potansiyeli azdır. Ayrıca akarsuların yatak derinliklerinin azlığı ve yüzey şekillerinin elverişli olmaması, baraj yapımını zorlaştırır. Bu nedenle Marmara Bölgesi'nin, hidroelektrik üretimindeki payı azdır.
Marmara Bölgesi'nin Anadolu yakasında yer alan akarsuları kıyıda delta oluşturamaz. Çünkü döküldükleri yerlerde kıyı akıntıları fazladır.
Yatak eğimlerinin az olmasına bağlı olarak taşıdıkları alüvyonların büyük bir bölümünü alçak kıyı ovalarında bırakmışlardır.
Bölgedeki Ulubat, İznik ve Sapanca gölleri tektonik kökenlidir. Büyük ve Küçük Çekmece ve Durusu (Terkos) gölleri ise kıyı set gölüne örnektir.


İklim ve Bitki Örtüsü

Marmara Bölgesi ikliminin en önemli özelliği bir geçiş iklimi karakteri göstermesidir. Bölgeye ortalama 600 - 700 mm yağış düşmektedir. Yıllık ortalama sıcaklığı ise 15-16 °C dir.
Trakya'da karasal iklim özellikleri görülür. Yıldız Dağları Karadeniz'in nemli havasının iç kısımlara girmesini engeller. Balkanlar üzerinden gelen nemli hava kütlesi, nemini Balkan Dağları'nda bıraktığından, Trakya'ya nemden yoksun ve kuru olarak eserler.
Balkanlar'dan gelen hava kütleleri Marmara Denizi üzerinden geçerken nem alır. Bu nemi Güney Marmara kıyılarına taşır. Dolayısıyla Güney Marmara'nın denizel iklime sahip olmasını sağlar.
Yıldız Dağları'nın Karadeniz kıyılarına bakan bölümü hariç Trakya'nın tabii bitki örtüsü bozkırdır.
Kocaeli platosunda bozulmuş Karadeniz iklimi görülür. Yazlar Karadeniz iklimine göre daha sıcak, kışlar daha soğuktur. Yazlar yağışlı olmakla beraber, maksimum yağış kışın düşer. Bölgede Karadeniz kıyıları boyunca ormanlar görülür.
Güney Marmara'da kışların ılık geçmesi zeytin yetiştirilen alanların yaygınlaşmasını sağlamış, yazların sıcak ve kurak geçmesi pamuk tarımını kolaylaştırmıştır.
Bol yağış alan yerler ormanlarla kaplı iken, yağış miktarının azaldığı yerlerde stepler görülür. Kuzey Marmara'da ormanlar, Trakya'da stepler, Güney Marmara'da ise maki bitki örtüsü yaygındır
Marmara Bölgesi Türkiye ormanlarının % 13'üne sahiptir. Bölgeler arasında orman oranı bakımından 4. sırada yer alır.


Nüfus ve Yerleşme

Bölge küçük olmasına karşın nüfusu en fazla olan bölgemizdir. Nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının üstündedir.
Kent nüfusu en fazla olan bölgemizdir. Nüfusun özellikle yoğunluk kazandığı yer Çatalca - Kocaeli Bölümü'dür. Sanayi sektöründe çalışan nüfusun en fazla olduğu bölgemizdir. Diğer bölgelerden en fazla göç alan bölgemizdir.
Bursa, tarım, sanayi ve turizmin geliştiği ülkemizin beşinci büyük kenti konumundadır. Adapazarı, gelişmiş sanayisi ve verimli tarım alanlarıyla yoğun nüfusludur. Balıkesir, Çanakkale, Edirne ve Tekirdağ orta nüfuslu kentlerdir. Bölgede en seyrek nüfuslu bölüm Yıldız dağları bölümüdür. Sebebi; yer şekillerinin engebeli olmasıdır.


Tarım

Türkiye'de bölge yüzölçümüne göre, ekili - dikili alanın en fazla olduğu bölge Marmara Bölgesi'dir. Buna yol açan faktör, arazinin fazla engebeli olmaması, düzlüklerin geniş yer kaplaması ve makineli tarımın yaygın olmasıdır. Bölgede tarımın gelişmesinde ulaşım kolaylığı, sulamanın yaygınlığı, tüketici nüfusun fazla olması rol oynar.
Bölgede aynı anda, üç değişik iklim tipinin görülmesi, tarım ürün çeşidini artırmıştır.
Marmara Bölgesi'nde ekili dikili alanların oranının fazla olmasına karşın, bölgenin nüfusunun fazla olması diğer bölgelerden de tarım ürünü almasına neden olur.

Bölgede yetiştirilen başlıca tarım ürünleri

Zeytin:
Bölgenin özellikle Akdeniz iklimi etkisi altındaki güney kıyılarında yetiştirilir. Özellikle Gemlik zeytinleri ülkemizin en kaliteli sofralık zeytinlerini oluşturur.
Pamuk: Bölgede yaz yağışlarının azaldığı güney kesimde özellikle Balıkesir yöresinde yetiştirilir.
Tütün: Bölgenin çeşitli yörelerinde üretimi yapılmakla beraber, kaliteli tütünler Adapazarı ovasında yetiştirilir.
Ayçiçeği: Türkiye'de en yoğun olarak bu bölgede yetiştirilir. Özellikle Trakya'nın iç kısımlarında Ergene Havzası 'nda yetiştirilmektedir.
Şeker pancarı: Şeker fabrikalarının bulunduğu Alpullu, Adapazarı ve Susurluk çevresinde sulanabilen alanlarda üretilir.
Buğday: Bölgenin hemen hemen her tarafında yetiştirilir. Çeşitli endüstri bitkileri ile (özellikle şekerpancarı) nöbetleşe ekilir.Bölgeye düşen ortalama yağışın yeterli olmasından dolayı sulanamayan, topraklarda da ekimi yapılmaktadır.
Pirinç: Ülkemiz pirincinin yarıdan fazlası bu bölgeden elde edilir. Özellikle Ergene ve Meriç ırmağı çevresinde yetiştirilmektedir.
Mısır: Özellikle Doğu Marmara ve Trakya'da yetiştirilmektedir.
Bölgede çeşitli tarım ürünleri yetiştirilmesine hatta bazı ürünlerde önde olmasına karşın, diğer bölgelerden ürün alır. Çünkü göçlerle nüfusu hızla artmakta, üretim yetersiz kalmaktadır.
Meyvecilik: Bölgede meyvecilik çok gelişmiştir. Özellikle Bursa çevresinde çilek, elma , armut, kiraz, şeftali ve kestane üretimi oldukça fazladır.


Hayvancılık

Bölgede hayvancılık büyük ölçüde şeklindedir. Ahır hayvancılığının gelişmesinde, tüketici nüfusun fazlalığı ve pazarlama sorununun çözülmüş olması gösterilebilir. Bununla beraber bölgede yer şekillerinin ve iklim şartlarının elverişliliği de etkilidir. Bölgede makineli tarımın yaygın olması mera ve otlakların daralmasına yol açmıştır.
Bölgede ahır hayvancılığının yanında mera hayvancılığı da yaygındır. Yıldız Dağları çevresi ile Tekirdağ, Balıkesir ve Çanakkale dolayında mera hayvancılığı yaygındır.
İstanbul ve çevresinde Bursa, Gemlik, Bilecik çevresinde ipekböcekçiliği yapılmaktadır. Ayrıca özellikle boğazlarda balıkçılık yoğun olarak yapılmaktadır. Balıklar mevsime göre sıcak denizlerden soğuk denizlere, soğuk denizlerden sıcak denizlere göçerler. Bu göçlerin yapıldığı boğazlar balıkçılığa elverişli alanları oluşturur.


Sanayi

Ekonomik yönden en gelişmiş bölgemizdir. Sanayi kesiminde çalışan işçilerin yarıya yakını, sanayi ürünlerinin üçte birinden fazlası bu bölgeden elde edilir. Sanayinin en çok geliştiği bölgedir.
Bölgede sanayinin gelişmesinde;
• Hammadde temininin kolay olması,
• Hinterlandının geniş olması,
• Ulaşım kolaylığı,
• İşgücünün fazla olması,
• Pazarlama kolaylıkları,
• Tüketici nüfusun fazla olması,
etkili olan faktörlerdir.
Türkiye'de üretilen enerjinin 1/3'ü Marmara Bölgesi'nde tüketilir. Ülkemizin en büyük sanayi kuşağı bu bölgede İstanbul - Adapazarı arasında bulunmaktadır. Bu hat üzerinde çok çeşitli iş kolları yer alır. Türkiye'nin en gelişmiş ve işlek limanı, İstanbul limanıdır.
Bölge Türkiye ekonomisine ticaret, ulaşım, turizm ve sanayi faaliyetlerinden elde ettiği gelirlerle büyük katkı sağlar. En fazla vergi veren bölgemizdir.

Yeraltı Kaynakları
Mermer: Marmara Adası ve Bilecik'te kaliteli mermer yatakları vardır.
Bor mineralleri: Balıkesir (Bigadiç, Susurluk) Bursa arasında çıkarılmaktadır.
Linyit: Çanakkale ve çevresinde çıkarılır.
Doğalgaz: Kırklareli (Hamitabat) çevresinde gaz çıkarılır.

Turizm

Doğal güzellikleri ve tarihsel değerleri ile İstanbul, Bursa, Marmara kıyıları önemli turistik merkezlerdir.Özellikle Güney Marmara kıyılarında yaz turizmi gelişmiştir.
Uludağ, yalnızca bölgenin değil, ülkemizin de en önemli kış turizmi alanıdır. Marmara Bölgesi, turizmden en çok gelir elde eden bölgedir (%48).


Bölümleri


Yıldız Dağları Bölümü

Bölüm Karadeniz'in kuzeyinde Karadeniz'e paralel uzanan Yıldız Dağları'nı ve çevresini içine alır. Ortalama yükseltisi 800 m civarındadır. Karadeniz ikliminin etkisiyle bölümde daha çok yayvan yapraklı ormanlar yaygındır.
Bölüm, Marmara'nın diğer bölümlerine göre işlek ulaşım yollarından uzakta yer alır. Bundan dolayı bölgenin en seyrek nüfuslu bölümüdür.Bölümde ormancılık faaliyeti yapılır. Bunun dışında küçükbaş hayvancılık görülür. Dağ eteklerinde ahır hayvancılığı ve tarım yapılmaktadır. Ancak, tarım yapılan yerler sınırlıdır. Tarım, Yıldız Dağları'nın güney eteklerindeki plâtoluk alanlarda yapılmaktadır.
Yerleşim merkezleri İstanbul'a doğru uzanan yolların üzerine kurulmuştur.
Ekonomimize en büyük katkısı hayvancılık ve ormancılıktır.

Ergene Bölümü

Bu bölümde özellikle kışın Balkanlar'dan gelen soğuk hava kütlelerinin etkisiyle kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları sıcak ve kurak olan karasal iklim şartları yaşanır. Bundan dolayı tabii bitki örtüsü bozkırdır.
Ekili - dikili alanların en fazla olduğu bölümlerden biridir. Verimli topraklara sahip olması nedeniyle bir çok tarım ürünü bu bölümde yetiştirilir. Bunların başında ayçiçeği, pirinç, şekerpancarı ve buğday gelir. Özellikle ayçiçeğinin en fazla üretildiği bölümdür.
Ahır hayvancılığı gelişmiştir.
Türkiye'yi Avrupa'ya bağlayan kara ve demir yolları, bu bölümde yer alan Edirne'den Avrupa'ya açılır.

Güney Marmara Bölümü

Bölgenin en yüksek yeri olan Uludağ bu bölümde yer alır.
Bölümde, özellikle kıyı şeridinde Akdeniz iklimi görülür. Buna bağlı olarak karakteristik bitki örtüsü makidir.
Bölümdeki eğimli arazilerde ve kıyı kesimde zeytin yetiştiriciliği yaygındır. İç kısımlarda ise şekerpancarı, tütün, ayçiçeği, pamuk gibi tarım ürünleri yetiştirilir.
İpekböcekçiliğinin en fazla geliştiği bölümümüzdür.
Bölümde nüfus, Bursa çevresi gibi verimli ovalarda toplanırken, bölümün batı kesiminin dağlık ve engebeli olmasından dolayı nüfus yoğunluğu azalmıştır.
Bölümün en büyük şehri Bursa'dır. Bursa, sanayi şehri olmakla birlikte aynı zamanda tarım ve turizm şehridir. Yünlü, pamuklu ve ipekli dokumacılık gelişmiştir. Oto montaj ve konservecilik gelişen diğer sanayi kollarıdır.
Bölümde ayrıca seramik (Çanakkale), suni ipek (Gemlik), suni gübre (Bandırma) fabrikaları yer alır.

Çatalca - Kocaeli Bölümü

Bölüm, Anadolu'yu Trakya'ya bağlayan yolların üzerinde iki yarımadadan oluşur. Bu bölüm, aşınarak düzleşmiş platolardan meydana gelmiştir.
Akdeniz ikliminin etkisi hakimdir. Tabii bitki örtüsü maki ve ormanlardır.
Marmara Bölgesi'nin en fazla nüfuslanmış bölümüdür. Sanayileşmeye bağlı olarak
İstanbul ve İzmit birbirine bağlanmış durumdadır.
Bölümde, tarım daha çok Aşağı Sakarya Ovası'nda yapılır. Bu bölümde ayçiçeği, mısır, tütün, şekerpancarı gibi endüstri bitkilerinin tarımı yapılır.
Ekonomik faaliyetlerin başında sanayi, ticaret, ulaşım ve bankacılık gelir.
Bölümün (Aynı zamanda bölgenin ve Türkiye'nin) en büyük şehri İstanbul'dur. Her türlü sanayi kolunun bulunduğu iç ve dış ticaretin yapıldığı, bütün ulaşım yollarının yoğun olarak kullanıldığı kültür ve ticaret merkezidir.
Bölümün diğer bir sanayi şehri olan İzmit'te kâğıt, boru, lastik, petro-kimya ve otomotiv gibi çok çeşitli sanayi kolları gelişmiştir.
Rapor Et
Eski 5 Ocak 2012, 18:54

Bölgemizde hangi hayvan faaliyeti gerçekleştiriliyor?

#6 (link)
prenses_rabia
Ziyaretçi
prenses_rabia - avatarı
Marmara Bölgesi'nde Ahır hayvancılığı ipek böcekçiliği ve mera hayvancılığı yapılır. Yıldız Dağları çevresi ile Tekirdağ, Balıkesir ve Çanakkale dolayında mera hayvancılığı yaygındır.
İstanbul ve çevresinde Bursa, Gemlik, Bilecik çevresinde ipekböcekçiliği yapılmaktadır.

Son Düzenleyen ThinkerBeLL; 8 Şubat 2012 @ 09:18.
Rapor Et
Eski 5 Ocak 2014, 19:45

Marmara Bölgesi - Genel Bilgi

#7 (link)
MsXLabs Üyesi
werower - avatarı
bolge-maden-haritasi
Rapor Et
Eski 17 Mart 2014, 20:01
10557123824
Bu mesaj _Yağmur_ tarafından silindi. Sebep: içerik dışı ek
Eski 30 Mart 2014, 12:25
nuriye
Bu mesaj _VICTORY_ tarafından silindi. Sebep: İçerik dışı.
Eski 1 Nisan 2014, 22:01
Misafir
Bu mesaj Mira tarafından silindi. Sebep: Gereksiz
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.817 saniyede (93.38% PHP - 6.62% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 02:09
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi