Üye Ol
Ana SayfaForumlarGünlüklerToplulukVideolarSohbetBize Ulaşın
Forumda Ara
Cevap

Türk Kültüründe Yada Taşı

Eski 10-04-2007 #1 (mesaj-linki)
HayLaZ61 - avatarı

Türk Kültüründe Yada Taşı

Türk Kültüründe "Yada Taşı"


Türklerin, "Yada taşı" adını verdikleri bir taşı kullanmak suretiyle, bugün anladığımız manada, yada taşı ile bir nevi sihir yaparak, yağmur yağdırdıkları bilinmektedir. Türklerin bu taşı kullanarak, Türk tarihinin en eski devirlerinden XVIII. yüzyıl sonlarına kadar yağmur, kar ve dolu yağdırıp fırtına ve tufan çıkardıklarına dair kaynaklarda pek çok bilgi vardır. Ancak bu taş, daha çok yağmur yağdırmakta kullanıldığı için "Yağmur taşı" adıyla da bilinir. Bu taşa Arapça yazılmış kaynaklarda, "Hacer-i metar, hacerü’l-metar, hacerü'l-berd", Farsça kaynak ve eserlerde, "Seng-i yede, seng-i metar, büzürk mühre", Moğolca'da, "Bezoar, dzada yağmurlu" isimleri kullanılmıştır. Türkçenin çeşitli lehçe ve şivelerinde de farklı söyleniş tarzlarına rastlanır. Bunlar, "yat, yet, yada, yade, yeda, yede; cada, ced, ceda, cede, cata, cay ve sata" şeklindedir. Yağmur yağdırma ameliyesine "yada yapma", bu işi yapanlara da, "yadacı" bazen de “yagmurcu” denirdi.
Yada taşının menşei hakkında kaynaklarda farklı bilgiler vardır. Kimi kaynaklara göre bu taş, Tufanı müteakip Ulu Tanrı tarafından Nuh Peygamber'e, Türklerin atası sayılan Yafes için bir ihsan olarak verilmiştir. Miras yolu ile sonraki Türk nesillerine intikal etmiştir. Kimilerine göre bu taş Çin'in uzak hududlarında bulunan madenlerin mahsülüdür. Kimi kaynaklar taşın, Türk ülkesinde bir dağdan alındığını, hatta bu dağ civarındaki vadilerden geçenlerin, geçiş esnasında taşların birbirlerine sürtünmesinden mütevellit yağmur, kar, dolu yağıp, fırtına ve tufan çıkmasın diye hayvanların ayaklarını yün ve benzeri yumuşak şeylerle sardıklarını kaydetmektedirler. Yada taşının kaynağının Karluk ülkesi olduğunu ifade edenler olduğu gibi, daima rüzgâr esen dağlar olduğunu, bu taşı yıldırım isabet eden yerlerde aramak lâzım geldiğini söyleyenler de vardır. Bunun yanında, atIarın, öküzlerin, ayıların, kurtların, köpeklerin, ördeklerin, kazların, kartal ve sairenin karınlarının içinde oluştuğunu iddia edenler, Çin hududunda bulunan, sürhab adlı kırmızı kanatlı büyük bir kuşun mahsulüdür, diyenler de vardır. Kimine göre koyunun karnında, kimine göre kaban denilen yabanî domuzun erkeğinin başında bulunur. XVIII. yüzyıl Osmanlı Türk hekimlerinden Şaban Şifâî, hacer-i berf ü bârân u tûfan (yağmur, kar ve tûfân taşı) adını verdiği bu taşı mâdenî ve hayvânî taşlar arasında ele almıştır. Kısaca menşei ne olursa olsun, Türklerin yağmur yağdırma vasıtası olarak kullandıkları her taş, yada taşı mahiyetindedir.
Hemen her renkte olabilen yada taşının şekli genel olarak yuvarlak veya yuvarlağa yakın, fındık büyükIüğünde, yumurta şeklinde ve büyüklüğünde, sülün yumurtası büyüklüğünde diyenler de vardır.
Yada taşının yağmur yağdırma işleminde kullanılış şekli hakkında farklı rivayetler vardır. Genel görüş, bu işi yalnız Türklerin bildikleri ve yaptıkları hakkındadır. Bununla birlikte en sağlam görünen rivayet, Tûsû’nin bir hekimden yaptığı nakildir. Buna göre yadacı, iki adet yada taşını bir kaba doldurulmuş suya batırarak birbirine sürter. Sonra kaptan avuçla aldığı suyu etrafa serper. Bir yandan da dualar okuyup Tanrıya yalvarır. Bu böyle aralıksız yedi defa tekrarlanır. Sonunda yağmur yağar.
Yada taşı yalnız yağmur yağdırmak için kullanılmayıp, bulutlan dağıtmak, kar ve soğuk kasırgalar ile fırtınalar koparmak, tufan derecesinde bol miktarda yağmur, kar, dolu yağdırmak ve sis getirmek; gök gürültüsü ve şimşekler çaktırmak; yaz aylarında yapılan yolculuklarda sıcağın defi için de kullanılırdı.

Yadanın, genelde savaş halinde düşmana karşı bir silah olarak kullanıldığı sıkça görülmektedir.Bunun son örneğine 1768-1774 Osmanlı-Rus savaşında rastlanmıştır. Bu savaş sırasında Osmanlı ordusunun uğradığı Hotin bozgununun sebebi, Ruslarla işbirliği eden Kalmukların çıkardığı tufandır..


Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  Bu mesaja hızlı cevap gönder   
Eski 15-06-2008 #2 (mesaj-linki)
-MaSaL- - avatarı

Yada Taşı Nedir? Türklerde Yada Taşı İnancı ve Kaynağı....

YADA TAŞI İNANCI ve YADA TAŞI'NIN KAYNAĞI

Efsanelere göre, Türkler'in elinde bulunan kutsal bir taştır. Bu taşı Türkler'e Tanrı vermiştir. Türkler, bu taşı kullanarak yağmur, kar, dol yağdırabililer, yel estirebilirler, kasırga çıkarabilirler. Yada Taşı, Türk efsanelerine geniş bir etki yapmış, Eski Türk kültüründe önemli bir yer edinmiş mitolojik bir motiftir. Mitolojik motifden de öte, bir tür inançtır

Türkler arasında yağmur, kar yağdırma ve rüzgar estirmeyle ilgili inanç ve etkinlikler çok eski çağlara özgü olup islami dönemde de devam etmiştir. İşin ilginç yanı, bu konuyla ilgili yaşanmış örnekler, tarih kayıtlarına geçmiş olaylar vardır

Türkler'in birçok kavmi egemenlikleri altına alıp çok geniş alanlara yayılmaları en eski dönemlerde bile ilgi çekmiş, bu fatihlik özelliği, yalnızca Türkler'in elinde bulunan Yada Taşı ile açıklanmıştır. Bu taşla Türkler'in istediklerinde yağmur, kar yağdırdıklarına, yel estirdiklerine inanılmıştır. Bu büyülü taş, Tanrı tarafından Türkler'in atasına, istediğinde yukarıda değinilen doğa olaylarını gerçekleştirebilmesi için armağan edilmiştir. Bu taş her devirde Türk kamlarının (din adamları), büyük Türk komutanlarının elinde bulunmuştur. Türkler, bazan bu taşı elden çıkarmışlar (örnek olarak, destanlarımızdan ''Kutlu Dağ'' destanında bu konuya değinilir) ve o zaman yıkıma, kıtlığa, darlığa uğramışlar, devletleri kötü durumlara düşmüştür.

Türkler'in Yada Taşı yalnızca Türk kültüründe değil, yabancı kaynaklarda da yankısını bulmuştur. İslam yazarlarına göre Nuh Peygamber Türkistan'ı oğlu Yafes'e verdiğinde (islam düşüncesine göre Türkler, Nuh Peygamber'in oğlu Yafes'ten inerler), Yafes babasına ''Ben bu kurak ülkede ne yaparım ?'' diye sorar. Nuh Peygamber de oğlu Yafes'e, üzerinde ism-i azam yazılı olan Yada Taşı'nı verir ve bu taşla Tanrı'ya yakararak yağmur yağdırmasını söyler. Rivayete göre Yada Taşı'nın Oguz Türkleri'nin elinde olmasından dolayı, Oguz Türkleri ile Karluk, Hazar ve öteki Türk boyları arasında taşa sahip olmak için bir mücadele vardı.

Türkler'in atasına Tanrı'nın yağmur, kar yağdırma, rüzgar estirme yeteneği verdiği rivayeti Çin, İslam ve Hıristiyan kaynaklarında sık sık anılmıştır. Çin kaynaklarına göre, Kök Türkler'den önce, Türk kaganı olan Apangu'nun kardeşi doğa üstü güçlere hükmediyor, istediğinde yel estirip yağmur ve kar yağdırabiliyordu. Bu da onlara, ataları olan Hun Türkleri'nden gelmekteydi. Çünkü Hun Türkleri de düşmanlarına karşı kar, dolu, yağmur yağdırarak, fırtına ve yel çıkararak üstünlük sağlıyorlardı. Çin'de hüküm sürmüş olan Chou hanedanının resmi tarihi Kök Türkler hakkında bilgi verirken Yada Taşı ve yağmur yağdırma olayına şöyle değinir:

''... Gök-Türkler'in ataları, Hunlar'ın kuzeyinde bulunan Sou ülkesinden çıkmışlardır. Onların boy başkanlarına A-pang-pu denilirdi. Onun, 17 kardeşi vardı. Büyük kardeşlerinden birinin adı İ-ci-ni-su-tu idi. Bu çocuk kurttan doğmuştur....Doğaüstü bir kudreti ve özellikleri olan İ-ci-ni-su-tu, yağmur yağması ve rüzgar esmesi için buyruklar verebilirdi...'' Buradaki İ-ci-ni-su-tu, Yada Taşı'nı kullanabilen kutsal bir atadır.

Tarih kaynaklarında, Türkler'in 5.yy.da bir Cücen saldırısına karşı kendilerini Yada Taşı ile korudukları bilgisi vardır. Kaynaklardan anlaşıldığına göre Yada Taşı hem kuraklığa, hem de düşmana karşı kullanılıyordu.

Yada Taşı'nın bulunuşu ile ilgili olarak, Prof.Abdulkadir Karahan'ın naklettiği bir Türk efsanesi şöyle der:

''...Yada Taşı, doğudaki bölgelerden bulunularak getirilmiştir. Zamanın birinde, Türk hakanlarından birisinin oğlu ile arası açılmıştı. Hakanın oğlu, adamlarını topladı ve başını alıp doğuya gitti. Orada hüküm sürmeğe başladı. Birgün tarlalarda gezerken, bir taş buldu. Bu, büyülü bir taştı. Onunla yağmur yağdırmayı başardı. İşte o günden beri Türkler bu taşla (Yada Taşı) yağmur yağdırırlar, yel çıkarırlar...''

Türkler'in Yada Taşı'nı kullanmaları üzerine kaynaklarda zengin kayıtlar vardır. Muhammed bin Hüseyin, ''Al-Tusi'' adlı yapıtında şunları söyler: ''Türkler arasında, türlü renk ve cinsleri olan Yat Taşı (=Yada Taşı) vardır ki onun madeni Hıtay ve Tavgaç Dağları'ndan çıkar. Bu taş aracılığı ile yağmur, kar, dolu çekilir. Türkler, bu sanatı bilip uygulayanlara ''Yatçı'' derler. Bu işte yetenekli olanlar, köyün bir yanına yağmur ve kar getirdiklerinde, köyün öbür yanında Güneş açar. Türkler bu taşı yanlarında taşırlar ve bu taş sayesinde düşmanlarına üstünlük sağlarlar. Türkistan'da bir tepeden çıkan bu taşları kentlere götürürler, suya asar ve yağmur yağdırırlar.''

Fahreddin Mübarekşah, Türkistan'ın taşları arasında çeşitli Yada Taşları ve Yada Taşları'nın yağmur yağdırma özelliği konusunda bilgiler vermiştir. Fahreddin Mübarekşah, yazmış olduğu Tarih'inde Kimek Türkleri'nin, ülkelerinde bulunan Yada Taşları ile yağmur yağdırdıklarını bahseder. Anlattığına göre, Karluk Türkleri'nin yurdu ile Huttalan arasında bulunan bir boğazdan geçerken yağmur ve kar yağmağa başlarmış. Marco Polo, Türkler'le karışan Keşmir'de de Yada Taşı ve yağmur yağdırma sanatının bulunduğunu yazar.

Eski ve Orta Çağ'lar boyunca Türkler'in yağmur, kar yağdırma, yel estirme geleneği üzerine Türk, Çin, İran, Arap ve Avrupa yazarları pek çok bilgiler vermiştir ki ünlü Arap gezgini İbn-i Haldun da bunlar arasındadır. Bu taşa Yay, Yat, Yada, Cada ve bu taşla yağmur-kar yağdırıp rüzgar çıkaran kimselere de Yaycı, Yatçı, Yadacı, Cadacı adı verilirdi. Moğol döneminde Farsça'da kullanılan ''yadamışî'' ve ''cadamışı kerden'' deyimleri, Yada Taşı ile yağmur yağdırmak anlamına geliyordu. Kaşgarlı Mahmud'un kitabında, Uygur Türkçesi ile yazılmış eserlerde, Farsça sözlüklerde Yada Taşı ile ilgili deyişlere rastlanır.

Büyük Türk şairi Ali Şir Nevai, Favaid-ül Kibar adlı yapıtında Yada Taşı'ndan şöyle bahseder

Yada taşıga kan teygeç yagın yagkandek, ey sâki !
Yagar yagmurdek eşkim çün bolur serab alud.


...alıntı...

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  Bu mesaja hızlı cevap gönder   
Eski 28-05-2009 #3 (mesaj-linki)
ahmetseydi - avatarı

Türk Kültüründe Yada Taşı

Türkler'in Yada Taşı'nı kullanarak yağmur, kar yağdırıp rüzgar estirmesiyle ilgili, kayıtlara geçmiş birçok olay vardır. Bunların bazılarını aşağıya aldım.
Abbasi halifesi Memun, Yada Taşı'nı ve ne işe yaradığını duyar. Yada Taşı üzerine araştırmalar yapması için Horasan valisi Esed bin Nuh'u görevlendirir. Esed bin Nuh, Yada Taşı üzerine bilgiler toplar ama mahiyetini öğrenemez.

Eski Arap gezgini Temin bin Bahr, Uygur Türkleri'nin topraklarına gider ve Yada Taşı ile ilgili bilgiler verir. Temin bin Bahr şöyle der:

''Onların ülkelerinde garip bir taş vardır. İstediklerinde onunla yağmur, kar, dolu yağdırırlar. Bu iş, onlar arasında çok yaygın olup kimse bunu inkar etmez''.

Coğrafyacı İbn-ül Fakih'in rivayetine göre, Eb'ül-Abbas İsa, Oguz, Dokuz-Oguz ve Karluk Türkleri'nin yağmur yağdırdığını duyar; ama inanmaz. Fakat, Horasan valisi Davud Bagdisi ile görüşünce kuşkuları kaybolur. Çünkü o, Oguz yabgusuna başkaldıran oğlu Balkık'tan konu hakkında tam bir bilgi almış, bu işin hile ve büyü ile değil Tanrı'nın gücüyle gerçekleştiğini öğrenmiştir.


--------------------------------------------------------------------------

Samani hükümdarı İsmail bin Ahmed (892-907), Türk ve yerlilerden oluşan yirmi bin kişilik ordusu ile henüz müslüman olmayan Türkler'in üzerine doğru harekete geçer. Ordudaki Türk askerler, karşı tarafta akrabalarının bulunduğunu, onlardan öğrendiklerine göre yarın kamları aracılığı ile yağmur ve kar yağdıracaklarını söylerler. Samani hükümdarı buna inanmaz ve bu tür bir inancı kafirlik olarak yorumlar. Ancak Türk askerleri, yarın güneş doğduktan sonra bu işin gerçekeşeceği ve emir İsmail'inde bizzat bu olaya tanık olacağında ısrar ederler. Ertesi gün, ordunun dayandığı dağ üzerinde büyük bir bulut çıkar. Dört bir yan karanlığa boğulur, korkunç gürültüler duyulur. Emir İsmail, atından inip Tanrı'ya yalvarmağa başlar. Sonunda bulutlar şaman Türkler'e ait tepe üzerine dolu halinde dökülür.


--------------------------------------------------------------------------

Kaşgarlı Mahmud, başından geçen bir olayı anlatırken der ki:

''Özel bir taş olan Yat (Yada) ile rüzgar ve yağmur celbedilir. Bu iş Türkler arasında çok yaygın olup buna, Yagma boyu içerisinde bizzat tanık oldum. Orada bu işlem, bir yangını söndürmek için yapıldı. Tanrı'nın izni ile kar düştü ve yangın söndü.''


--------------------------------------------------------------------------

Ahmed bin Yusuf el-Tifaşi, Yada Taşı üzerine ayrıntılı bilgiler verir. Ahmed bin Yusuf el-Tifaşi, Harzemşah Alaeddin Muhammed'in ordusundaki bir askerin istediğinde yağmur yağdırdığından söz eder. Yazar, yağış ve sel zamanında Sürhab adlı bir kuşun sulak yerlere yumurta büyüklüğünde taşlar bıraktığını, bunların hükümdar hazinesinde toplandığını, yazın yağmur yağdırmak veya düşmana karşı fırtına çıkarmak gerektiğinde bu taşların kullanıldığından bahsettikten sonra anlatır:

''Yaşlı bir Türk çadırda yağmur yağdırma işlemleri yaparken biz de hazine emini ile birlikte üstü açık olan bu çadırda idik. Yaşlı Türk, içi su dolu bir tas aldı. Sonra üç kalın kamışın ikisini, taşın sağına, soluna dikti; öbür kamışı da yatay olarak üzerine koydu. İnce ve kızıl Yada Taşı renginde bir yılanı, kuyruğu yatay olarak kamışa bağlı biçimde ve başı su üzerinde tuttu. Daha sonra, iki Yada Taşı'nı suya koyup birbirine sürttü. Bu işi yedi kez yaparken yanındakiler de ona yardım ediyordu. Ardından yadacı, başı açık, saçı dağınık, yüzü kızgın ve köpürmüş olarak başını göğe kaldırdı ve iki saat yağmur duası yaptı. Sonunda gök bulutlandı, korkunç bir yağmur yağdı.''

Ahmed bin Yusuf el-Tifaşi, bu işi yapanların mutlaka başarılı olduğunu, bu işe birçok kez tanık olduğunu, fakat karşılığında yadacıların ailesine ölüm veya mal ve hayvanlarına zarar geldiğini, Sultan'ın onların kayıplarını tazmin ettiğini, bununla birlikte yadacıların yine de yoksul olarak yaşadıklarını anlatır.


--------------------------------------------------------------------------

Yine Ahmed bin Yusuf el-Tifaşi anlatır:

''Hükümdar (Harzemşah hükümdarı), yazın sefere çıkardı. Bir keresinde sınırda yağmur ve kar yağışına tutuldu. Askerleri helak olma tehlikesi ile karşılaştı. Hükümdar, candarlarını çağırtarak yakındaki dağı araştırttı. Candarlar, yağmur yağdıran iki kişi bulup getirdiler. Hükümdar, karı kestirip tehlikeyi atlatmak için yadacıları keçeye sardırıp diri diri gömdürdü. Bu sayede hava düzeldi.''


--------------------------------------------------------------------------

Harzemşah Celaleddin Mengübirti, seferlerinde Yada Taşı'nı yanında taşırdı. Doğu Anadolu'da iken, Valaşgirt ovasında çok sıcak ve kuraklıkla karşılaşır. Yada Taşı ile yağmur yağdırmağa karar verir. Sultan'ın yanında bulunan tarihçisi Muhammed Nesevi buna inanmaz. Fakat Sultan'la birlikte bizzat bu yağmur yağdırma törenine gider ve ovaya gece gündüz yağmur yağdığını görür.

Bu olaydan sonra Daye Hatun, Sultan'a: ''Ey dünyanın efendisi! Sen, bu sanatta ölçüyü bilmiyorsun. Bu şiddetli yağmur ile halkı azaba soktun. Oysa başkaları ihtiyaç oranında yağmur yağdırıyorlardı'' der. Sultan'ın yanıtı şu olur:

''Öyle değil. Bu yağmur merdin eseridir ve benim himmetim başkalarından farklıdır.''


--------------------------------------------------------------------------

Harzem ordusunda asli unsuru Kanglı Türkleri teşkil ederdi. Çin seferinde zorlukla karşılaşan Oktay Kagan, bir Kanglı'yı Yay (Yada) yapmakla görevlendirir. Yaz ortasında yağmur ve kar yağınca Çinliler dehşete düşerler.


--------------------------------------------------------------------------

Semerkant şehrinde kuraklık çıkar. Yada Taşı ile yağmur yağdırmayı bilen şehirdeki bazı kimseler işe koyulurlar. Yada Taşı, bir tas içindeki suya bırakılır ve bir köşeye konur. Ancak, Hafız adındaki bir adam bilmeden bu suyu içer. O anda yağmur yağmağa başlar ve yağmur, gece gündüz dinmek bilmez. Kent halkı yağmurdan büyük zarar görür. Sonunda Hafız adlı adamın, Yada Taşı'nın içine konmuş olduğu suyu içmesinden dolayı yağmurun kesilmediği anlaşılır. Hafız, kentten çıkarılır. Hafız nereye gitse oraya yağmur yağar ve dinmek bilmez. Sonunda Hafız ülkeden sürülür ve yağmur da diner. Fakat Hafız nereye gitse durmak bilmeyen yağmuru da yanında getirmektedir. Zavallı adam en sonunda Mısır'a gider. Gittiği bu son ülke ona uğurlu gelir ve bu garip hal, üzerinden kalkar. Yıllar sonra yurduna döner. Adı, Yada Taşı'na nispetle Hafız-ı Yeda olarak kalır.

--------------------------------------------------------------------------

Kitab-ül Havas adlı eserde ise şu cümleler bulunur:

''Türkistan'da bir geçit vardır. Buradan geçmek isteyenler, hayvanlarının nal ve tırnaklarının yolun taşlarına çarpmasından sakınırlar. Bir hayvanın tırnağı o taşlara dokunursa ya da bir taş zedelenirse birden ortalık kararır, bulutlar çıkar, yağmur başlar. Mevsim kış ise yağmur tufan gibi şiddetli yağar ve yollar kapanır. Bu diyardan geçenler, bu taşlardan alıp götürürler. Kar ve yağmur yağdırmak istediklerinde, su dolu bir kaba bu taşlardan koyup yüksek bir yere asarlar. Sonunda istekleri yerine gelir.''

Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  Bu mesaja hızlı cevap gönder   
Cevap
Hızlı Cevap
Mesaj:
Seçenekler

Etiketler
kültüründe, taşı, türk | yada tasi, yada tasi nedir, yada taslari,
Türk Kültüründe Yada Taşı Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Böbrek Taşı GusinapsE Hastalıklar 6 02-10-2009 10:25
Oltu Taşı - Oltu Taşı Nedir - Oltu Taşı Hakkında asla_asla_deme X-Sözlük 1 25-11-2008 20:40
Arduvaz (Kayağan Taşı) asla_asla_deme Kimya 0 15-09-2008 13:36
Türk Kültüründe Renkler HayLaZ61 Satırlarla Türkiye 2 08-09-2008 08:27
Denge Taşı - Denge Taşı Nedir - Denge Taşı Hakkında nünü X-Sözlük 0 27-08-2008 18:01