Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

İslam'da Sevgi

Bu konu Müslümanlık/İslamiyet forumunda ik_ra tarafından 12 Temmuz 2008 (07:30) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
15277 kez görüntülenmiş, 3 cevap yazılmış ve son mesaj 23 Ekim 2011 (11:37) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 4.30  |  Oy Veren: 10      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 12 Temmuz 2008, 07:30

İslam'da Sevgi

#1 (link)
ik_ra
Ziyaretçi
ik_ra - avatarı
Sevgi, hep sevinç ve lezzet değildir.Bazen hüzündür gözyaşı ve hasrettir.Bu, daha derin, daha içten bir sevgidir.Hasret ve sevgiden meydana gelen sevgi iz bırakır, unutulmaz.O sevgi imanla beraber devam eder.Nice sevdiklerimiz vefat etmiş, ebediyete intikal etmiştir.Ama sevgileri hâlâ gönüllerimizdedir.Kavuşacağımız o tatlı günün heyecanını yaşatır ruhlarımıza.Sevgi bir güçtür, kuvvettir.Bu kuvvet en güçlüleri en zayıflara hizmet ettirir.Tavuğu yavrusunu korumak için köpeğe saldırtan ve ölüme götüren, işte bu sevgidir.Yavrularına saldıran aslanı yaralı numarası yaparak celbeden ve yavrularını kurtaran ördeğe bu işi yaptıran aynı kuvvettir.Sevginin olmadığı bir kalpte, bir ailede ve bir toplumda huzur aramak boşunadır.

Çelik gibi sert değil, ipek gibi yumuşak ol; Fethet gönülleri.Eline fırsat geçince şımarık çocuk gibi olma.Allah’ın sana lütfettiği nimetlerin şükrünü eda edebilmen için insanları ötede sevindirecek gerçek dost olarak aç açabildiğin kadar şefkat sineni.Ger, gerebildiğin kadar sevgi ve merhamet kanatlarını.Susuz kalmış bir köpeğe su veren, kötü bir kadını affeden Allah, seni yolda bırakmaz.’’ KİŞİ SEVDİĞİ İLE BERABERDİR.’’ Gerçeğine gönül verenleri O, sevdiklerine kavuşturur.
Rapor Et
Reklam
Eski 12 Temmuz 2008, 07:45

İslamda Sevginin Ölçüsü

#2 (link)
Pragmatist Çılgın Zat...
CrasHofCinneT - avatarı
Sevgi ve muhabbet, insan mahiyetinin önemli bir derinliğidir. Hatta ona, kâinatın mayesi nazarıyla da bakılabilir; bakılabilir zira Cenaba-ı Hake, kâinatı, mevcudâta olan muhabbetinden dolayı yaratmış ve onların düzenli bir hayat sürdürebilmeleri için de çeşitli kanunlar vaaz’ etmiştir. İnsanlığa olan hususî sevgisinden dolayı da cennetler-cehennemler kurup; biriyle mükâfatlar vaade derken, diğeriyle insanları korkutup onların nazarlarının Zatına çevrilmesini hedeflemiştir. Bu gayeyi gerçekleştirmek için peygamberler göndermiş ve bu önemli icraatını devam ettirecek -değişen şartlar muvacehesinde- âdet-i sübhanisini yenilemiş, gönüllerdeki Kendisi’ne ait duygu ve düşüncelerin her an taze kalmasını sağlamıştır. Efendimiz (s.a.s)’le peygamberler halkası tamamlanınca da, evliya ve asfiya ile bu süreci devam ettirmiştir. İste bu yönüyle muhabbet, bir mânâda her şeydir.

Evet, Allah (c.c) insanin fıtratına, sevmesi gereken şeyleri sevip alâka duyması için, bu umumî muhabbetin bir cüzcünü dercetmistir. İnsan fıtratındaki bu sevgiyle, Allah ve Peygamberci sevmenin yanında, mecazî olarak başka şeyleri de sevecektir. Yalnız o, bu sevgisinde, "mâsiva"ya olan muhabbetin, Yunus Emre’nin, "Yaratığı severiz Yaratan’dan ötürü" anlayışı içinde olması gerektiğini de bilecektir. Bağını-bahçesini, hayat arkadaşını, evini-barkını.. severken, bütün bunların, Cenaba-i Hakkin isimlerinin birer cilvesinden ibaret, izafî varlıklar olduğu hakikatini de katiyen unutmayacaktır. Aksi halde onları, Üstadın ifadesiyle mânâ-yi ismiyle nazar-i itibara alıp meftun olduğunda, bu sevgiyi su-i istimal etmiş olacaktir. Evet, insan fıtrî olarak mahiyetine derc edilmis ve kullanımı kendi iradesine verilmiş olan sevgiyi yanlış kullandığı takdirde, şahsî hayati adına çok şey kaybedeceği gibi, Allah ve Resulünden de uzak kalacaktır. Bunlar üzerine bir de dünya adına meftun olunan şeylerin birer kaybolup gittiği, dolayısıyla muhabbetin mukabelesiz ve faydasız olduğu eklenecek olursa, o şahsin izdırapla iki büklüm olacagi izahtan vârestedir.

İbrahim Ethem Hazretleri’ne ait bir menkibe anlatilir. O, Belh’de bir hükümdar iken tacini-tahtini terk eden, makam ve mansipta zirveyi yakalamisken her seyi ayaklarinin altina alan ve velilik mak*** yükselen bir sahistir. Kendisinin Ebu Hanife ile muasir oldugu söylenir. Hadis imamlari, Ibrahim Ethem Hazretleri geldiginde, Ebu Hanife’nin ayaga kalktigini naklederler. Bir gün: "Ya imam, ne diye bu zata ayaga kalkiyorsunuz? Haddizatinda o, sizin talebeniz bile olamaz!" dediklerinde, "biz isin zahiriyle mesgul olurken, onlar özüyle mesgul oluyorlar; bundan dolayi da ona sonsuz saygi duyuyorum" demistir.
Iste böyle bir insan bir gün her seyini arkada birakip Mekke’ye gider. Aradan yillar geçtikten sonra da, bir hac esnasinda oglu ile metafta karsilasir.. karsilasir ve bir baba sefkatiyle onu bagrina basiverir. Zatinda bu hal fitrîdir ve bir baba için de önüne geçilmez bir duygudur. Bu itibarla da insan, bundan dolayi kat’iyen muaheze edilmez. Ancak kalbini tamamen Cenâb-i Hakk’in tecellilerine tahtgâh yapmis bir mukarrebîn için bu hâl, hem de Kâbe’nin yaninda uygun düsmemektedir. Iste bu esnada Ibrahim Ethem Hazretleri, "Yâ Ibrâhîm! Bir kalpte iki sevgi olmaz" diye hâtiften bir sesle ikaz edilir. Bunun üzerine Hazret: "Birini al yâ Rab!" der.. der ve çocuk dizlerinin dibine yigiliverir. Bu bir menkibedir ve o makami ihraz etmis insanlara mahsus bir televvündür. Bu yönüyle o makamda bulunmayan insanlari baglayici bir yönü de olamaz.

Ancak böyle bir noktada su denilebilir, insanin, Allah (c.c)’i düsünmeden bir seye karsi duydugu sevgi, sonunda kendi basina gaile olabilir. Bu, evlad ü iyâl, mal-menal, arkadas, hatta mürsid sevgisinde de böyledir. Mü’min bir denge insanidir. Her seyde oldugu gibi sevgide de dengeyi gözetmesi gereklidir. Ne güzel der Allah Resulü (s.a.s): "Sevdigin kisiyi ölçülü sev. Gün gelir düsmanin olabilir. Bugzettigin kisiye de ölçülü bugzet. Gün gelir o dostun olabilir."
Hasili, Allah’in fitratimiza dercetmis oldugu sevgi melekesini önce bir noktada toplamalı ve Ona tevcih etmeliyiz. Sonra da Ondan ötürü Onun bütün mahlûkâtınaSevgi Tûba açan bir Allah gülüdür; mihnetken ruhların ikliminde ..mahrumiyeti koklarlar sabırsızlar ise. Sevgi, hiç bitmeyen ve kesinlikle batmayan gecesiz bir güneştir;apak gönüllerin kristalinde.. ama ışığa dirilebilenler için.
Rapor Et
Eski 12 Temmuz 2011, 10:22

İslam'da Sevgi

#3 (link)
Admin
ThinkerBeLL - avatarı
İslam'da Sevgi
MsXLabs.org & İslam Ansiklopedisi

İnsana özgü en güzel duygulardan biridir. Dinde sevginin çeşitli biçim­leri söz konusu edilmiştir. İnsanın in­sanı (mü'minin mü'mini) sevmesi, in­sanın Allah'ı, Allah'ın insanı sevme­si gibi. İslâm'da her şeyden önce mücerred sevgi duygusu yüceltilmiştir. Yunus'un şiirlerinin baş konusu sev­gidir. Sevmek, sevilmek, hem de ön­yargısız, koşulsuz olarak sevmek Yunus'da ilkedir. Sevgiyi öyle yüce öl­çülere bağlamıştır ki, hiçbir olumsuz­luktan etkilenmez, yıkılmaz.
"Yaradılmışı severiz yaradandan ötürü"
dizeleri, sevgiyi sübjektif ölçülerden, dar kalıplardan kurtarıp evrensel öl­çülere bağlamaktadır.
Mevlânâ, sevgiyi insanoğlunun sa­hip olduğu veya sahip olması gerek­tiği sihirli güç olarak görmüş ve,
"Sevgi ile bulanık, tortulu sular arı hale gelir."
"Sevgiden ölüler dirilir, padişahlar kul olur, bakırlar altın kesilir."
demiştir.
Yunus'un da, Mevlânâ'nın da il­ham kaynağı hiç şüphesiz İslâm ve onun peygamberidir:
"Sizden biri kendisi için sevdiğini diğer kardeşleri için de sevene kadar tam iman etmiş olmaz."
Yine Hz. Muhammed (S.A.V.) Allah'ın kullarına karşı sevgisini şöyle dile getirmiştir:
"Allah Teâlâ'nın kullarına karşı sevgisi, şefkatli bir annenin çocuğuna olan sevgisinden daha fazladır."
İ slâmiyetin sevgiye getirdiği yenilik­lerden biri de Allah için sevmek ve Al­lah için kızmaktır. Bu, insanın dar ve çıkarcı ölçülerini aradan çıkarması demektir. Hz. Peygamber,
"İmanın en sağlam kulpu Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek (kızmak)'tır."
buyuruyor.
Birini Allah için sevmek, Allah için sevdiğini hiçbir şey beklemeden Allah için ziyaret etmek Allah (C.C.) katında en büyük ecir vesilesidir.

Allah Resulü şöyle buyurmuştur:
"Al­lah rızası için bir Müslüman kardeşi­ni ziyarete giden kimseye bir melek ar­dından seslenir:
Kendin de güzel, zi­yaretin de güzel. Cennet de güzel bir yer olarak senin için hazırlanmıştır."

Abdullah İbni Ömer (R.A.) konu­muzla ilgili olarak şöyle demiştir:
"Ömrüm boyunca bütün gün namaz kılsam, hiç uyumadan geceyi ibadetle geçirsem, malımı parça par­ça Allah yolunda infak etsem, fakat gönlümde Allah'a itaat edenlere kar­şı bir sevgi, isyan edenlere karşı bir nefret duygusu olmasa, bütün yaptık­larımdan bir faide göremem."
Rapor Et
Eski 23 Ekim 2011, 11:37

Kur'an-ı Kerim'de Sevgi

#4 (link)
TwiLighT
Ziyaretçi
TwiLighT - avatarı
Evrenin yaratılma nedeni olan sevgi, Kur'ân'ın temel kavramlarındandır. Sevgi, Yüce Yaratıcı'nın rahmet denizinden varlıklara yansıttığı eşsiz bir duygudur. Güzelliğin ve Sevginin Kaynağı Allahü Teâlâ, kâinatı sevgi üzerine yaratmış, insanlara da sevgi duygusunu en büyük güç ve kudret olarak vermiştir. Yavrusunu korumak için çok daha güçlü düşmanlarına saldırarak kendini feda eden anaların ve çevresini parçalayan en vahşi hayvanların bile yavrularına olan olağanüstü yakınlıkları, hep sevgi sırrının yansımalarıdır.
İnsanda sevgi; Allah'ın sevdiği, razı ve hoşnut olduğu duygular Pozitif Sevgi'yi; sevmediği, lânet ettiği, gazabına sebep olduğu duygular da Negatif Sevgi'yi oluşturur. Negatif Sevgi ile boş ve zararlı arzular gönlü doldurur ki; insanlara veya cansız putlara kulluk etme, aşırı şöhret ve mevki hırsı, mal ve dünya nimetlerini tanrılaştırma gibi negatif duygulardır. Oysa iman sahipleri; Kur'ân'ın öngördüğü istikamette bütün yaratılanları severler, ancak Allahü Teâlâ'ya sevgileri çok daha kuvvetli olur. Kulun kemal mertebesinde de bu sevgi aşka dönüşmektedir. Peygamber Efendimiz de sevilmeden İlâhî Aşk'a ulaşılamaz.
Bakara 2 / 165: "İnsanlar içinde öyleleri vardır ki, Allah'ın dışında bazılarını Allah'a eş tutarlar, onları Allah'ı sevmiş gibi severler. İman sahiplerinin ise Allah'a sevgisi herşeyden daha fazla, herşeyden daha kuvvetlidir."
Güzelliğin ve Sevginin Kaynağı Yüce Yaratıcı; sevginin odak noktası olmalı, diğer varlıklar ikinci derecede sevilmelidir. Kur'ân; Cenabı Allah ile kul arasındaki ilişkilerin temelini hep sevginin oluşturduğunu belirtmektedir.
Maide 5 /54: "...Allah, sevdiği ve Kendisini seven..."
ayeti ile de Allahü Teâlâ ile kul arasındaki sevgi ilişkisi vurgulanmaktadır. Cenâbı Hakk'a yakınlaşmanın esasında, korku ve menfaatin dışında ancak gerçek bir sevgi vardır.
İbadet ve iman Yaratan ile yaratılanın bir sevgi alışverişi'nden başka birşey değildir. Cenâbı Allah, çok sevdiği kullarının dualarına, yakarışlarına hemen cevap verir, dileklerini yerine getirir.
Bakara 2 / 152: "Öyle ise siz Beni anın ki, Ben de sizi anayım..."
Kulun iman etmesi, gönlündeki sevgi ateşinin yanmasıyla başlar.
Hucûrat 49 / 7: "Allah, imanı size sevdirmiş ve onu gönüllerinizde süslemiştir..."
Kur'ân'da sevgi; genel anlamda rahmet kelimesi ile belirtilmiştir. Rahmet, Allahü Teâlâ'nın bir tavrı ve temel özelliğidir.
Araf 7 / 156: "...Rahmetime gelince, O herşeyi topyekün sarıp kuşatmıştır."
ve
En'am 6/54: "...Rabbiniz, rahmeti Kendisine bir tavır olarak yazdı..."
Cenabı Allah'ın; rahmet kökünden türeyen rahman ve rahîm sıfatları; sevgi, şefkat ve merhamet anlamlarını da içermektedir. Yüce Yaratıcı'nın sonsuz sevgisi; insan-hayvan, melek-şeytan,dost-düşman hiçbir ayırım yapmadan bütün varlıkları kuşatmış, hepsi de korunma altına alınmıştır. Zaten yaratılış ve devam eden oluşun var edilme sebebi de sevgi değil midir? (Bkz. Bu Kitap Yaratılış Kanunları, Rahmet)
Allahü Teâlâ; kimleri merhamete lâyık bularak sever, hangi sıfatlara sahip olanları da sevmez? Kur'ân geniş olarak, insanların olması istenilen veya olmaması gereken özellikleri vermiştir. Örneğin sevilen kullar,
Âli İmran 3 / 76: "...Allah, takvaya sarılanları sever."

Hucûrat 49 / 9: "...Şüphesiz Allah, adil olanları sever."
gibi ayetlerle insanlarda olması istenilen "sıfatlar" belirtilmiştir. Sevilmeyenlerin de, hangi kötü sıfatları taşımakta oldukları birçok ayetlerle açıklanmıştır.
Âli İmran 3 / 57: "...Allah, zalimleri sevmez."

Maide 5 / 64: "...Allah bozguncuları sevmez."
Bütün bu zıt yaratılışlar, insanların olgunlaşabilmesi için gerekli oluş kanunlarıdır.
İnsanlar kimleri sevmeli ve kimleri de sevmemelidir? Cenâbı Allah; kullarına bir güç ve kudret olarak verdiği sevgi duygusunu, rıza ve isteği doğrultusunda yönlendirilmesini istemektedir. İnsanlar, vahyin ışığında yaratılanları severek basamak basamak yükselmeli, sonunda İlâhî Aşk'a kavuşabileceğinin umut ve mutluluğunu yaşamalıdır.

Kur'ân'da sevgi konusu; İnsan'da Sevgi, Allah'ın Sevdikleri ve Allah'ın Sevmedikleri olarak üç başlık altında toplanmıştır.



Kaynak: İslamseli
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.226 saniyede (76.70% PHP - 23.30% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 22:32
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi