Dört Mesele Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Türkiye´den :: > Müslümanlık/İslamiyet
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 07-05-2009   #1 (mesaj-linki)
asla_asla_deme - avatarı
Dört Mesele



Muâz (ra) diyor ki: “Kul kıyâmet günü dört mes’eleden sorguya çekilmedikçe hesap yerinden ayrılamaz:

1- Vücudunu nerede eskittiğinden,
2- Ömrünü nerede tükettiğinden,
3- Malını nereden kazanıp nerelere harcadığından,
4- İlmiyle nasıl amel ettiğinden.”
Muâz (ra) şöyle diyordu: “Dilediğiniz kadar bilgi sahibi olun, amel etmediğiniz sürece Allah sırf ilminizden dolayı size ecir vermez.”
Enes (ra) de şöyle diyordu: “Öğrenmek istediklerinizi istediğiniz kadar öğrenin! Öğrendiklerinizle amel etmedikçe Allah, sırf ilminizden ötürü size ecir vermez. Gerçek bilginleri, öğrendiklerini kavrama ve amel etmek ilgilendirir. Beyinsizlerin gayesi de sadece rivâyet (duyduklarını nakletmek)tir.” (Camiü beyani’l-İlm)

DÖRT MESELE

Akıl baliğ olan her müslüman kadın ve erkeğin şu dört meseleyi bilmesi gerekir:

1 - İlim: Yani Allah'ı, Rasulullah'ı İslam dinini delille bilmek.

2 - Amel: Bu ilimle amel etmek.

3 - Buna davet etmek.

4 - Davet sırasında görülen eziyetlere sabretmek. Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"Asra yemin olsun ki, insan hiç şüphesiz hüsrandadır. Ancak iman edip, salih amel işleyenler ve birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler bundan müstesnadır." (Asr: 103/1-3)

İmam Şafii bu sure hakkında şöyle diyor: " Eğer Allah kullarına bu sureden başka bir şey indirmemiş olsaydı, bu onlara kafi gelirdi."

İmam Buhari:

"(Ey Muhammed!) Bil ki Allah'tan başka ibadate layık ilah yoktur. Kendinin, inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile." (Muhammed: 47/19) ayetini zikrettikten sonra şöyle diyor:

"İlim amelden öncedir. Çünkü Allah'u Teala bu ayeti kerimede ilim yapmayı amelden ve tebliğ etmekten evvel söyledi." Yani yapılan amellerin bilerek ve şuurlu olarak yapılması gerekir.



ÜÇ MESELE

Her müslüman kadın ve erkeğin öğrenmek zorunda olduğu üç önemli mesele vardır:

1 - Allah bizi yarattı, başıboş bırakmayıp bir rasül gönderdi. Onunla birlikte bir de kitap indirdi. Kim ona itaat ederse cennete, kim de karşı gelirse cehenneme gidecektir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

"Firavun'a bir rasul gönderdiğimiz gibi, doğrusu, size de hakkınızda şahitlik edecek bir rasul gönderdik. Ama Firavun o rasule karşı gelmiş, biz de onu ağır ve çetin bir azaba uğratmıştık." (Müzzemmil: 73/15-16)



2 - Rasulullah (s.a.v)'in getirmiş olduğu en büyük ve en önemli konu, ibadette Allah'a hiç bir şeyi şirk koşmamaktır.

Allah (cc) şöyle buyuruyor:

"Mescidler şüphesiz Allah''ndır. O halde Allah ile birlikte kimseye dua (ibadet) etmeyin." (Cin: 72/18)



3 - Bir müslüman, kendi öz babaları, oğulları, kardeşleri veya yakın çevresi ve akrabası olsalar bile, Allah'a ve Rasulüne karşı savaş açanlarla dostluk kuramaz.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

"Allah'a ve ahiret gününe inanan bir toplumun -babaları, oğulları, kardeşleri, yahut akrabaları olsa bile- Allah'a ve Rasulüne düşman olanlara dostluk ettiğini göremezsin. İşte Allah imanı onların kalblerine yazmış ve katından bir nur ile onları desteklemiştir. Onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokacak, orada temelli kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar Allah'ın gurubudur. İyi bilin ki, kurtuluşa erecek olanlar sadece Allah'ın gurubu olanlardır." (Mücadele: 58/22)



MÜ'MİNLERLE MÜŞRİKLER ARASINDAKİ FARKI BELİRLEYEN DÖRT FAKTÖR

Bir ibadetin, ibadet adını alabilmesi için, mutlaka Tevhidle birlikte olması gerekir. Tevhidsiz ibadet olamaz.

Nitekim bir namaza da namaz denilebilmesi için nasıl temizlik (abdestli olmak) aranıyor, maddi ve manevi temizlik isteniyorsa, ibadette de tevhid aranır. Kişinin şirke girmesiyle tevhid bozulur.Tıpkı abdesti bozulanın namazının olamayacağı gibi tevhidi bozulanın da ibadeti geçerli olmaz.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

"Allah'a ortak koşanlar kendilerinin kafirliğine bizzat kendileri şahitlik ederlerken, Allah'ın mescitlerini imar etme selahiyetleri yoktur. Çünkü onların bütün işleri boşa gitmiştir. Ve onlar ateşte ebedi kalacaklardır." (Tevbe: 9/17)

Şirk insanın ebedi olarak cehennemde kalmasına sebep olur. Şirkten kurtulabilmenin yolu da, yüce Allah'ın, Kitabı Kur'an-ı Kerim'de zikrettiği şu dört kuralı bilmektir. Şimdi bu dört kuralı zikredelim:



1 - Rasulullah (s.a.v)'in savaştığı kafirler, Rububiyet tevhidi açısından yüce Allah'ın varlığını kabul ediyorlardı. Allah'ın yaratıcı, rızık verici olduğuna, öldüren ve diriltenin O olduğuna, tüm varlıkların işlerini düzene koyduğuna şahitlik ediyor, bu noktada Allah'ın birliğini kabul ediyorlardı. Fakat bu inanış onları İslama sokmuyor ve müslüman olmaları için yeterli olmuyordu.

Allah (cc) şöyle buyuruyor:

"De ki: Size gökten ve yerden rızık veren kimdir? Ya da o kulak ve gözleri bahşeden, ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kimdir? Yaratma işini düzene koyan kimdir?" "Allah'tır", diyecekler. De ki: O halde korkmuyor musunuz?" (Yunus: 10/31)



2 - Rasulullah (s.a.v)'in savaştığı kafirler, taptıkları putların Allah katında kendilerine şafaat edeceklerine ve yardımcı olacaklarına inanıyorlardı.

Müşrikler yaptıklarının şirk olmadığını iddia ederek şöyle diyorlar:

"Biliyoruz ki fayda verecek olan sadece Allah'tır. Biz istediğimizi Allah'tan istiyoruz. Fakat bunlar Allah'a yakın kimselerdir. Biz onların vasıtasıyla Allah'a yaklaşıyoruz. Allah'ın rızasını kazanmak için onların şefaatine sığınıyoruz."

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

"İyi bilinmelidir ki halis din Allah'ındır. Allah'tan başka veliler edinenler: "Biz bunlara sırf bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" derler. Şüphesiz ki Allah, aralarında ayrılığa düştükleri şeyde hükmünü verecektir. Muhakkak ki Allah, yalancı ve kafir olan kimseyi hidayete erdirmez." (Zümer: 39/3)

"Onlar Allah'ı bırakıp kendilerine fayda da, zarar da veremeyen şeylere taparlar ve: "Bunlar Allah katında şefaatçılarımızdır!" derler. De ki: "Göklerde ve yerde Allah'ın bilmediği birşeyi mi O'na haber veriyorsunuz?" Allah, onların koştukları ortaklardan beri ve yücedir." (Yunus: 10/18)



3 - Allah (c.c) Rasulullah (s.a.v)'i yeryüzüne rasul olarak gönderdiği sırada, insanlar farklı farklı din ve inançlara sahiptiler. Bu nedenle muhtelif şekillerde ibadette bulunuyorlardı. İnsanlardan kimi meleklere ibadet ederken, kimileri de nebilere ve salih kimselere, kimisi de taşlara ve ağaçlara ibadet ediyorlardı. Rasulullah (s.a.v) bunlarla savaşırken birini ötekinden ayırmamış, farklı bir muamelede bulunmamıştır.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor :

"Fitne (şirk) ortadan kalkıp din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın." (Enfal: 8/39)

a - Güneşe ve aya ibadet edenler hakkında Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

"Gece ile gündüz güneş ile ay O'nun ayetlerindendir. Güneşe ve aya secde etmeyin. Eğer yalnız Allah'a ibadet etmek istiyorsanız, bunları yaratana secde edin." (Fussilet: 41/37)

b - Meleklere ibadet edenler hakkında Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

"O gün, onların hepsini mahşere toplar, sonra meleklere: "Bunlar size mi ibadet ediyorlardı?" deriz. Melekler derler ki: Sen yücesin, bizim velimiz (koruyucumuz) onlar değil, Sensin. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Çoğu onlara inanmıştı." (Sebe: 32/ 40-41)

c - Rasullere ibadet edenler hakkında Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

"Allah: "Ey Meryemoğlu İsa! İnsanlara, Allah'ı bırakıp beni ve annemi iki ilah edinin, diye sen mi söyledin?" dediğinde: "Seni tenzih ederim, hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer öyle söylemişsem, Sen onu bilirsin. Sen bende olanı bilirsin, ama ben Sende olanı bilmem. Gerçekten, gaybleri bilen Sensin Sen. Ben onlara Senin bana emrettiklerinin dışında hiçbir şey söylemedim: "Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin" dedim. Aralarında kaldığım sürece onların üzerinde ben şahiddim. Benim hayatıma son verdiğinde üzerlerindeki gözetleyici Sendin. Sen her şeye şahidsin. Eğer onları azablandırırsan, şüphesiz onlar senin kullarındır, eğer bağışlarsan, şüphesiz Sen Azizsin, Hakimsin." (Maide: 5/116-118)

d - Salih kimselere tapanlar hakkında Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

"De ki: O'ndan başka ilah olduğunu sandığınız şeyleri çağırın. Onlar ne sizden sıkıntıyı kaldırabilirler ne de onu başka bir yana çevirebilirler. O yalvardıkları da Rabblerine yaklaşmak için vesile ararlar; O'nun rahmetini umar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı, cidden korkunçtur. (Böyle iken onlar, nasıl Allah ile kendileri arasında aracı olabilirler?)" (İsra: 17/56-57)

e - Taş ve ağaçlara ibadet edenler hakkında Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

"Gördünüz mü o Lat ve Uzza'yi ve üçüncü put olan Menat'ı? (Herhangi bir güçleri var mı?)" (Necm: 53/19-20)

Ebu Vakıd El-Leysi şöyle diyor:

"Rasulullah (s.a.s) ile birlikte Huneyn'e çıktık. Biz henüz küfürden yeni dönmüştük. Müşriklerin, dibinde gölgelenip, silahlarını da bunun dallarına astıkları bir ağaçları vardı. Buna "Zatı Envat" denilirdi. İşte biz de bu ağacın olduğu yere geldik. Burada Rasulullah (s.a.s)'e:

"Bize müşriklerin bu zatı Envatları gibi bir yer tayin et (biz de burada gölgelenip silahlarımızı onun dalına asalım)" dedik. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

"Allahu Ekber! Varlığım elinde olan Allah'a yemin ederim ki, şu sözünü ettiğiniz adetler tıpkı, İsrailoğullarının Musa (as)'a: "Ey Musa! Onların ilahları gibi, bize bir ilah yap!" demelerine benziyor. Musa: "Gerçekten siz cahil bir toplumsunuz. Şüphesiz bunların içinde oldukları din yıkılmıştır ve tapmakta oldukları da batıldır. Allah sizi alemlere üstün kılmışken, ben, size Allah'tan başka bir ilah mı arayayım?" dedi." (Araf: 7/138-140) (Ahmed: 5/218, Tirmizi, Fiten: 2181 Bu, şahitleriyle sahih olan bir hadistir.)



4 - Rasulullah (s.a.v)'in savaştığı kafirler, şiddet ve sıkıntıya düşüp, başları sıkıştığında dinde samimi oluyorlar, ancak refaha çıktıklarındaysa tekrar Allah'a şirk koşuyorlardı. İşte bu konuda Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

"Onlar, gemiye bindikleri (tehlikelerle yüz yüze kaldıkları) zaman, dini yalnızca O'na halis kılarak gönülden bağlanırlar, Allah onları (karaya çıkarıp) kurtarınca da, hemen O'na şirk koşarlar." (Ankebut: 29/65)

Günümüz insanlarıysa, ister başları sıkışsın, ister bolluk ve huzurda olsun, her halükarda şirk içindedirler. Gerçi yine de en iyisini bilen Allah'tır.

(Bunu, kabir ve türbelere karşı yapılan aşırılıklarda görebiliriz. Halk şirk ve sapıklıklarına, Allah'a daha çok yaklaştıracağına inandıkları için devam ediyorlar. Sapıklıkta öncülük eden bilginler ve bidat çığırtkanlarıysa, gerçekleri amacından saptırıyorlar. Bugün en büyük şirki; tevessül ve itaat konusunda görüyoruz. Bununla birlikte yalnızca Allah'a yaklaşmak için çalışan ve sadece Allah'a ibadeti esas kabul edenleri de sapık ilan ediyorlar. İbn Kayyım ne güzel söylemiş: "Allah'a kul olmak için yaratılmış oldukları halde bundan kaçınıyorlar. Nefse ve şeytana kul olmakta yarışıyorlar". Yine şöyle demiş: "Tevhidin ve imanın gereklerini yaptığımız için hasımlarımız bize kafir dedi.") (Muhakkik)

  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Dört Mesele Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Türk Olmak... İşte bütün mesele... Blue Blood Satırlarla Türkiye 108 3 Hafta Önce 18:13
Dört X Dört (Dört X Dört Kimdir? - Dört X Dört Hakkında) SatanpisT Türkçe Rock 2 03-09-2009 02:03
Dört X Dört - Arada Bir (Video Klip) Naesse Müzikhol 0 07-12-2008 17:19
Aylin Aslım - Dört Gün Dört Gece Fırtına Türkçe Şarkı Sözleri 0 23-02-2008 14:12
Serçeyle Dört Yavrusu (Serçeyle Dört Yavrusu Hakkında) BlueNighT Masal Kahramanları 0 05-04-2007 19:18