Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Kazım Koyuncu

Bu konu Müzik tr forumunda GusinapsE tarafından 6 Kasım 2006 (04:27) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
40955 kez görüntülenmiş, 10 cevap yazılmış ve son mesaj 10 Temmuz 2009 (18:16) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.22  |  Oy Veren: 9      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 6 Kasım 2006, 04:27

Kazım Koyuncu kimdir, nereli, hayatı.

#1 (link)
GusinapsE
Ziyaretçi
GusinapsE - avatarı
Hey Gidi Karadeniz
Hey gidi karadeniz
Doldi da taşamadi
Etmiyelum sevdaluk
Edenler yaşamadi
E verane raüani - ey verane tepe
Guri üoxomiüani - yüreğimi oynattın
Megaşkva vigzalare - bırakıp gideceğim (ama)
Eüemire ûiüani - sırtımda sepet gibisin(sensiz gidemiyorum)




66_1152917063_9096

66_1152917112_3729

Müziğe çocukken, ortaokul birinci sınıfta, Mandolin çalarak başladım. Sonra biraz gitara merak sardım. İstanbul'da universiteye geldikten sonra muzikle yoğun olarak ugraşmaya başladım. Profesyonel olarak 1992 yılından buyana muzikle ugraşıyorum. İlk muzik grubunu 92'de kurduk. "Dinmeyen" isminde Türkçe muzik yapan politik bir gruptu bu. ( 96'da "Sisler Bulvarı" adlı bir albüm yaptıktan sonra grubumuz dağıldı.) Dinmeyen'i kurduktan hemen sonra 93 yılında "Zuğasi Berepe (Denizin Çocukları)" isimli yeni bir grup kurduk. Yani hem "Dinmeyen" devam ederken hem de bu grup devam etti. "Zuğasi Berepe" ile 95'de "Va Mişkunan" (Bilmiyoruz), 98'de "İgsaz" (Gidiyor) isimli albumleri yaptık. Sonra 98'in sonunda "Zuğasi Berepe" de dağıldı. Ben o tarihten itibaren tek başıma muzik yapmaya devam ettim. "Salkım Söğüt" isimli bir proje vardı. Şuana kadar 4 tane çıktı. "Salkım Söğüt" projelerinin ikincisinde, 3 şarkıyla yer aldım. Ondan sonra 2001 yılında ilk solo albümüm "Viya"yı çıkardım......) - ( .... Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Ç´e" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya. ...)

1972 - Hopa'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Hopa'da tamamladı.
1989 - İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesine girdi.
1990 - Çağdaş Sanat Atölyesinde çalışmaya başladı.
1991 - Ali Elver ile birlikte Dinmeyen müzik topluluğunu kurdu. Aynı yıl Çağdaş Oyuncuların sahneye koyduğu ''Faşizmin korku ve sefaleti'' adlı oyunun müziklerini yaptı.
1993 - Mehmedali Barış Beşli ile Dünyanın ilk ve tek Laz rock toplulugu ''Zuğaşi Berepe''yi kurdu.
1995 - Zuğaşi Berepe ''Va mişk´unan''
1996 - Dinmeyen ''Sisler Bulvarı''
1998 - Zuğaşi Berepe ''Brüxel Live'' ve ''İgzas''
2000 - ''Salkım Söğüt 2'' adlı ortak çalışma
2001 - İlk solo albüm ''Viya''
2002 - Gülbeyaz dizi müzikleri
2003 - Kemal Sahir Gürel ile birlikte ''Sultan Makamı'' dizi müzikleri
2004 - İkinci solo albüm ''Hayde'' sanatçının popülaritesini daha da arttırdı.
Karadeniz müziğinin güçlü temsilcilerinden Fuat Saka,Volkan Konak ve Bayar Şahin ile birlikte düzenledikleri,büyük ilgi gören Hey Gidi Karadeniz KOnserler dizisininde öncülüğünü yaptı.
2004 ün sonlarında akciğer kanseri teşhisi konuldu ve tedavi görmeye başladı.25 Haziran 2005'de, 33 yaşında, tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi'nde yaşamını yitirdi...
Benzer Konular: Etiketler:
  • kazim koyuncu hakkinda
  • kazim koyuncu hayati
  • kazim koyuncu kimdir
  • kazim koyuncu nun hayati
  • kazim koyuncunun hayati
Rapor Et
Reklam
Eski 1 Mart 2007, 00:31

Kazım Koyuncu

#2 (link)
MaKaLeLe
Ziyaretçi
MaKaLeLe - avatarı
mehmet_yazici_babylon_2004_01
Rapor Et
Eski 15 Mart 2007, 19:06

Kazım Koyuncu

#3 (link)
Eski Üyelerin Ruhları
Blue Blood - avatarı

1
kkoyuncu2506h
Kazım Koyuncu, son günlerinde Harbiye Açıkhava Tiyatrosu konserinde (Fotoğraf: Hatice Tuncer)
Şarkıcı Kazım Koyuncu, 2005 yılında, kanser tedavisi gördüğü hastanede, 33 yaşında yaşamını yitirdi.

1972 yılında Artvin'in Hopa ilçesine bağlı Sugören köyünde doğan Kazım Koyuncu, müziğe ortaokul birinci sınıfta mandolin çalarak başladı.

Çocukluğu, 'üstadım' dediği, Kemençeci Yaşar lakabı ile tanınan Yaşar Turna'nın yanında türkü dinleyerek geçti. İstanbul'a üniversite eğitimi için geldikten sonra müzikle yoğun olarak uğraşmaya başladı.

1992'de profesyonel müzik yaşamına geçti. Türkiye'nin ilk laz-rock grubu olan 'Zuğaşi Berepe'yi (Denizin Çocukları) kuran Koyuncu, bu grupla 1995'te 'Va Mişkunan' (Bilmiyoruz), 1998'de de 'İgsaz' (Gidiyor) isimli albümleri yaptı.

1998'in sonunda 'Zuğaşi Berepe'nin dağılmasının ardından tek başına müziğe devam etti ve 'Salkım Söğüt' isimli projelerin ikincisinde üç şarkıyla yer aldı. 2001 yılında ilk solo albümü 'Viya'yı çıkardı.

Kanal D'de yayınlanan 'Gülbeyaz' adlı dizinin hem müziklerini yapan hem de bazı bölümlerinde oynayan Koyuncu, 'Sultan Makamı' dizisinin de müziklerini hazırladı. İkinci solo albümü 'Hayde'yi nisan 2004'te çıkardı.

Karadeniz müziğinin güçlü temsilcilerinden Fuat Saka, Volkan Konak ve Bayar Şahin ile birlikte düzenledikleri, büyük ilgi gören 'Hey Gidi Karadeniz' konserler dizisinin de öncülüğünü yaptı.

Nisan 2004'te çıkardığı ikinci solo albümü 'Hayde', onu tüm Türkiye'ye tanıttı. 2004'ün sonlarında akciğer kanseri teşhisi konuldu ve tedavi görmeye başladı. 25 haziran 2005'te, 33 yaşındayken yaşamını yitirdi.

Karadenizli şarkıcı, vefatından önce tedavi gördüğü VKV Amerikan Hastanesi'nde düzenlenen 'Çernobil'in Etkileri ve Hasta Hakları' konulu panelde kanserle mücadelesini anlatmıştı.

Koyuncu, o dönem dört aydır kanserle mücadele ettiğini ve kanserin özgürlüğünü kısıtladığını ifade ederek, "kanseri kanser olmayanların anlamayacağını" söylemişti.

Genç şarkıcı konuşmasında, "duyarlı bir sanatçı olarak dertleri hissediyordum. Kanser de oldum artık. Ben kanserden çok korkan bir insandım...

"Kanserim ve korkmuyorum. Sadece beni sevenleri ve özgürlüğümü düşünüyorum. Ölüm küçük bir şey, ama hastalık sizin özgürlüğünüzü sınırlıyor" demişt
Rapor Et
Eski 10 Nisan 2007, 01:30

Kazım Koyuncu

#4 (link)
BuGS_BuNNY
HayLaZ61 - avatarı
kazım koyuncu





seni asla unutmayacağız


Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara,
bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe,
kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara,
Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Ç´e" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere,
sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere,
babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük.
Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar,
topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar,
her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen
bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya.
kazimkoyuncu

Biliyoruz
Bir yıldız yağmuruna tutulacağız
Toprak çökecek
Başımız dönecek, arkamızda seni bulacağız
"Hayde" diyeceksin Ernesto gibi
Gidelim
Yıldızların çok olduğu
Bir gökyüzü altına ...


hopa12

Bu ülkenin politikacilara, yalancilara ihtiyaci yok

Röportajlarindan * Ben bir müzisyenim, ondan sonra biraz Karadenizliyim, ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim.
* Birkaç aylik ömrün var... Soruyorsun kendine, ''Ne götürmek istiyorsun?'' Para yok isine yaramaz. Can kaliyor elinde, can nedir, uyur, gözünü kapatir gidersin. Iyi ki mülkiyetten bu kadar uzakmisim. Simdi gitmemem için, asla ölmeyi düsünmemem için bir sebep var. Acayip bir sevgi var.
* Sevgi çok önemli bir sey. Sevmeyi bilebilmek, sevdigini hissedebilmek, seni sevenlerle göz göze gelebilmek.
* Yüz sene daha yasasam, yapsam, yapsam, yapsam hep yapsam yine eksik gidecegiz. Ne kadar eksik gidersek hayatta yapacak o kadar çok sey birakiriz.
* O çayi içen biri geri zekâlidir... Ben kendi zekâmla ve felsefemle ölümü, hayati uzatabilirim, kisaltabilirim, her seyi yapabilirim. Peki benim köyümdekiler, anasinin kuzusu çocuklar, 16 yasindaki kiz o neyi düsünsün, hangi felsefeyi düsünsün? Onun annesi hangi felsefeyle acisini yumusatsin? Sen kimsin, o acilari onlara tattirabiliyorsun? Bu ülkenin politikacilara, yalancilara ihtiyaci yok. Kendi onuruna sahip çikmis, kendi kisiligine sahip çikmis haline ihtiyaci var.

yenimelek5


Denizin çocugu giderken Çernobil sorumsuzluguna isyan baslatti (Cumhuriyet 03.07.2005)
Hey Gidi Kazim... yenimelek12
Geçen yil 3 Temmuz'da Hopa Meydani tamamen doluydu. Dolunay, Karadeniz'in serinligi ve sahnede Kazim'in rüzgâri. Horon halkalari bütün alani kaplamisti. Kazim, memleketinde daha bir sicak, daha bir coskulu, daha bir duygulu esiyordu... yenimelek14
Tulum sesi yankilaniyor bir yerlerden... Belki bir dere siriltisidir, belki denizde kayik. Belki de Kazim Koyuncu sarki söylüyordur...
Trabzon'dan Hopa'ya dogru yüzlerce araçlik konvoy, Kazim'in Lazcada ''Oy anam oy'' gibi bir aci haykirisi olan ''Dido Nana'' nakaratiyla taninan ve çok sevilen sarkisiyla ilerliyor. Arakli, Sürmene, Of, Rize, Çayeli, Pazar, Findikli, Arhavi... odtu9
Yerel radyo ve televizyonlardan konvoyun yerini ögrenenler gece yarisi, saganak yagis altinda otoban kenarlarinda, balkonlarda Kazim'i alkisliyor:
''Umutsuz dahi olabiliriz, gelecegi görmeyebiliriz, hiçbir seyimiz olmayabilir. Ama hiçbirimizi sevgisiz birakmasin bu hayat.
Sevgi bin kilometre ötede bile olsa gelir dokunur bize.''
Kazim, evinden çikmis, binlerce seveniyle Hopa Meydani'na yürüyor. Arkadaki daglarin tepesine duman gelmis çökmüs. Solunda Karadeniz, yaninda Birol Topaloglu tulum çaliyor.
''17 yasinda okumak için Istanbul'a geldim. Üniversite sinavina girmek için ilk kez köyünden çikmis köylü bir çocuktum. Kitap okuyan babamdan kaynakli olarak diger çocuklardan farkim oldu.''
gurcan_ozturk_10

Denizde kararti var...Trabzonspor aşığı

Kazım Koyuncu, laz müziğinin genç soluğu, haşarı çocuğu, dinmek bilmeyen türkülerin laz nakaratı, Trabzonspor sevdalısı delişmen, bu kez hastalığıyla uğraşıyordu. Hınzır hınzır gülerek...

Genç ömrüne sığdırdığın onca şeye karşın bir illet yapıştı yakamıza..
İllet deme illet deme...

Tamam tamam ama Trabzonspor diyeceğim, şut diyeceğim, ceza sahası diyeceğim..
Ben de sana bacakarası atacağım -gülüyor-

Hemen boşa çıkarım...
Beni en iyi yerimden yakaladın kardeşim. Bir kere Trabzonspor deyince durur akan sular. Bak yine heyecanlandım. Bir Trabzonspor marşı yazmak, müziklemek istiyordum, o da "sanculu kunlerume" rastgeldi.

Lehçesi laz nakaratı bir futbol muhabbete girelim istiyorum Kazım..
Girelim bakalım ceza sahasına kıvrak çalımlarla.

Kıvraklık senin dilinde, müziğinde..
E futbol da bir çeşit müzik değil midir bizim için? Sen Ali Kemal için "Horon Oynar Gibi Çalım Atıyor" diye yazmıştın. Liverpool maçıydı değil mi?

Evet. 1975'te Liverpool'u 1-0 yendiğimiz maçta bekin karşısında horon oynamıştı ellerini kaldırıp...
Hah, tam da böyle bir şey futbol bizim için. Çıkacaksın sahaya ne kadar bize özgü fiziki durum varsa o maçın realitesi o olacak.

Peki sonuç?
Sonuç önemli mi kardeşim? Volkan geçen hafta senle yaptığı söyleşide "topun çizgiyi geçmesinden daha başka bir şeydir futbol benim için" demişti. Tam da böyledir. Top çizgiyi geçse ne olur, geçmese ne olur? Sen neyin varsa ortaya koyuyorsun. Horonun güzeliği, dağların soluğu devreye girer lazlar futbol oynamaya başladığında.Bu Trabzon'a özgü bir şey mi?
Evet. Bakın Barcelona için neler söyleniyor. Eğer bir bölgeyi bir coğrafyayı temsil etmek ve onun özelliklerini taşımaksa bir futbol takımına düşen, bunun Türkiye'deki adı Trabzonspor'dur. Bu takımın bütün tartışmaların dışında bir havası, bir başkalığı vardır. Öteki takımların da vardır ama Trabzon bir başkadır. İnatçılığımız, oyunu çirkinleştirmeden futbol oynama isteğimiz tamamen bölgenin yöresel özelliklerine hizmet etmiştir. Ya da etmelidir.

Trabzon deyince bir başka oluyorsun?
İşte o başkalığımızdır Trabzon bizim. En neşeli, en hüzünlü, en duyarlı en vurdumduymaz, en hızlı, en ağır, en çabuk en acelesiz yanımızdır Trabzonspor. Bu sene olmadı bir dahaki sene kesin şampiyonuz. Ben göremem ama...

Görürsün görürsün hastalık nedir ki? Şölen yeri olsun konserimiz...
Hee nedir ki? Ha konser ha kanser -gülüyor-

Sakatlık topçunun en son düşüneceği şeydir. Hastalık da bizim için öyle olsun.
Beni de müziğin futbolcusu say. Say ki içimin bayrakları havalansın. Şöyle güzel bir çalım, iyi bir pas ceza alanının dışından, Trabzonspor'a puan kazandıracak bir gol şutu için nelerimi vermezdim ki?

Nelerini verirdin diye sorayım o zaman?
Notalarımı, parmak uçlarımdan akıp giden zamanı, yüreğimi ortaya koyardım... Trabzonsporlu topçuların da öyle olmasını istiyorum.

Şöyle bir şeyler söylemiştin bir konserinin başında; Vigzartu, e ho, a gunze gzaşi cin cevorertu. Aynen şöyle demekti; "Denizin Çocukları" hoş geldiniz!.. Nasıl etkilenmiştim bilemezsin. Gurbetteydim ve bize "Denizin Çocukları" diye seslenen bir genç vardı sahnede...
Evet Zuğaşi Berepe yani Denizin Çocukları. Taraftarları, sevenleri çok oldu o gurubun. Sözleri senin deyiminle lehçesi lazca şarkılar yazdık. Bir denemeydi, güzeldi, geldi geçti.acikhava02

Yapma şimdi gelip geçmez... Sonra da devam etmiştin: "Hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar'a, ateş hırsızlarına, Ernesto 'Çe' Guevara'ya, yollara -yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz... Her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya." Çok etkiliydi...
Ben yüreğimden geçenlere bir biçim vermeye çalışıyordum şu çok bilmiş dünyada. Çocukluğumu özlüyordum belki. Karadeniz en talihsiz, en kötü kullanılan bölgelerden biridir Türkiye'de. O kadar ilginç hikayeler vardır ki orada. Bu da müziğimi belirledi giderek.

Yeniden topa girelim mi?
E mecal mi bıraktın bizde? Koşacak halimiz mi var?

Sen de göz presi yaparak oynarsın o zaman...
-gülüyor-

Hep adına Efsane denilecek bir durumdur Trabzonspor. Örneğin hemen aklımıza dükalığın soluğunu kestiği zamanlar geliyor... Necmiler, Ali Kemaller, Şenollar...
Cemiller, Hüseyinler, Bekirler, Necatiler... Çok iyi takımdı çok. Öylesi bir daha gelmez. Gerçi şimdi de iyi takım olduk. Şenol hoca var artık. Ona çok güveniyorum.

Biz de sana güzel kardeşim biz de sana... 27 Haziran'da hepimiz Harbiye'de Hey Gidi Karadeniz konserinde olacağız Kazım için...
Ama görünen o ki "Denizde Kararti Var"...

Efsane kadro
Şenol
Necati -Takoz Cemil- Kadir
Gökdeniz -Serdar -Hüseyin -Çaycı Ahmet- Ali Kemal
Hüseyin -Fatih- Necmi

***

1972 Hopa doğumlu, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden terk. -Bir dalga gibi-
1992 Dinmeyen Müzik Grubu
1996 Sisler Bulvarı albümü
1993 Zuğaşi Berepe
1992-2005 200'ün üzerinde konser
Albümler
Hayde, Viya, Va Mişkunan, Salkım Söğüt, İgzas
Dizi ve film müzikleri
Sultan Makamı, Gülbeyaz

NOT:Bu yazıdan sonra Kazım Koyuncu yazıyla alakalı aşağıdaki açıklamayı yapmıştır.acikhava06

Selam,
Uzun bir süre ayrı kaldık.
Bugün, Milliyet Taktik ekinde çıkan yazı daha önceleri Hakan Dilek'le yapmış olduğumuz sohpetlerden yola çıkılarak oluşturulmuş bir yazı. Güzel de olmuş. O hep güzel yazar zaten..
Ancak TS şampiyon olursa ben görürüm, göremem gibi konusmalar geçmemiştir aramızda. Orada bir yanlışlık olmuş. Yoksa bir umutsuzluga düştüğüm yok.
Bu gunler biraz zor geçiyor elbette. Ama mücadele devam ediyor. Yalnız olmadığımı hissettirdiğinizde-ki hep öyle-umudum artıyor ve en çok insan umuda ihtiyaç duyuyor galiba zor durumlarda.
Şimdilik bu kadar.
Görüsmek üzere,sevgiyle.
Kazım Koyuncu


acikhava11
acikhava21
acikhava23

Kazım Koyuncu toprağa verildi
HOPA (Cumhuriyet) - Genç yaşta kansere yenilen sanatçı Kazım Koyuncu dün memleketi Artvin'in Hopa ilçesinde binlerce kişinin katıldığı törenle toprağa verildi.
Hopa Belediyesi'nce Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen törene Koyuncu'nun yakınlarının yanı sıra yaklaşık 10 bin kişi katıldı. Volkan Konak, Bayar Şahin, Gökhan Birben, Birol Topaloğlu, Sunay Akın gibi sanatçı dostlarının yanı sıra Trabzon Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu , Trabzonspor Kulüp Başkanı Atay Aktuğ ve Doğu Karadeniz'deki tüm ilçe belediye başkanları da törende hazır bulundu.
Törende bir konuşma yapan Volkan Konak, Kazım Koyuncu'nun Karadeniz'de bir ekol yarattığını belirterek ''O bulunmaz bir arkadaş, çok iyi bir dosttu. Gerçekten sanatçı kimliği ile kalbimizde her zaman yaşayacak. Tüm Hopalı dostların da Kazım Koyuncu'yu her zaman yaşatacağına yürekten inanıyorum'' dedi.
'Çok değerli bir sanatçıyı kaybettik'
Volkan Canalioğlu da yaptığı kısa konuşmada yalnız Karadenizlilerin değil, tüm Türkiye'nin çok değerli bir sanatçı kaybettiğini ifade ederek ''Kazım çok kısa bir süre içinde gönüllerde taht kurmuştur. Kendine has müzikle de Karadeniz insanının gönüllerini fethetmiştir. Kazım Koyuncu'yu hep sevdik ve asla unutmayacağız'' diye konuştu.babylon04
Atay Aktuğ da konuşmasında Koyuncu'nun çok iyi bir Trabzonspor taraftarı olduğunu vurguladı. Aktuğ, ''Buraya tüm futbolcuların inançlarıyla ve de yöneticilerin dilekleriyle geldim. Kazım'a sağlığında şampiyonluk sevincini yaşatamadık. Bunun üzüntüsünü yaşadık. Ama kendisine sizlerin huzurunda söz veriyorum. Bu sezon şampiyonluk sözünü veriyorum'' dedi.
Arhavi Belediye Başkanı Musa Ulutaş da konuşmasında Koyuncu'nun çevrecilik yönüne değindiIMG]http://www.paponi.com/kk/fotograf/hgk_ankist_2004/hgk_ankara_m_biyik_02.jpg[/IMG]
''Sahil yolu geçişinde deniz dolgusuna karşı başlattığı hukuksal uğraşta Kazım Koyuncu yanımızda yer alarak denizimizi taş yığınıyla doldurmayalım demişti.''hgk_istanbul_h_tuncer_02
Şair Sunay Akın da İstanbul'da Koyuncu için düzenlenen törene katılan binlerce kişinin arasında Lazların yanı sıra Kürtlerin, Alevilerin, Sünnilerin olduğunu vurgulayarak ''Kazım bu sevgiye layık bir insandı. Genç yaşta kanser illetine yenildi. Çernobil faciasında bazı kravatlı kişiler televizyona çıkıp çay içtiler. İşte bunun akıbetini şimdi yaşıyoruz. Daha binlerce insanımız kansere yakalanıyor. Bölgede acilen kanser taraması yapılması gerekir'' dedi.acikhava13
Hopa Belediye Başkanı Yılmaz Topaloğlu da ilçenin en güzel yerlerinden birine Kazım Koyuncu'nun adını vererek sanatçının anısın ı yaşatacağına söz verdi.
Konuşmaların ardından Koyuncu için Merkez Camii'nde namaz kılındıktan sonra cenazesi Yeşilköy'deki aile mezarlığında toprağa verildi.



acikhava13
sen rahat uyu sevgili kazım,yerin bu dünyada mücadelesini verdiğin çok istediğin gibi olur umarım....!
Rapor Et
Eski 28 Mayıs 2007, 16:54

Kazım Koyuncu

#5 (link)
BuGS_BuNNY
HayLaZ61 - avatarı
kazimk017kp8


imzawo9
Son Düzenleyen Kral_Aslan; 13 Eylül 2008 @ 13:39.
Rapor Et
Eski 28 Mayıs 2007, 17:15

Kazım Koyuncu

#6 (link)
BuGS_BuNNY
HayLaZ61 - avatarı
KAZIM KOYUNCU’NUN ÖLÜMÜ
AKŞAM GAZETESİ-28/07/2005
Karadenizliler, genç sanatçının kansere yenik düşmesine ağlıyor, hepimiz kavrularak ağlıyoruz. Kazım Koyuncu'nun ailesine, arkadaşlarına sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Kazım Koyuncu arkadaşımızdı. Fuat Saka, Volkan Konak, Sunay Akın, İbrahim Can ve Kazım Koyuncu... Gizli bir örgüt gibi. Kazım'ın ölüm haberini alınca düşündüm... Bizler, birbirimizi niye anlatamayız.

Çünkü hiçbirimizin hayata karşı hesapları yok. Hiçbirimiz tedirgin değiliz. Ve hepimiz kendi bileklerimizden sorumluyuz...

Ve bu sanatçıların her birinin içinde, sanki trafo saklı gibi enerji yüklü... Bir gün belki, oturmalarımızı, konuşmalarımızı, huylarımızı, birer birer hikaye eder, anlatırım...

Hastalığı sonrası birkaç kez telefon ettim. Karadenizliler arasında sıkı bir geyik vardır. O geyikten çevirdik, şöyle: 'Kazım biz hamsi yedik, mısır ekmeği yedik, bize bir şey olmaz!'...

İşte bu geyikten çevirip gülüştük. Ama galiba, mısır ekmeğinin, hamsinin kendisi artık kanser...

Genç bir insanın ölüm acısını hiçbir söz içimizden alamaz. Acıyla ancak zaman başeder. Ve Kazımlar'ın yeteneği, enerjisi, coşkusu, sara illeti gibi bir şeydi. Tutulmaları imkansızdı... Uyurken bile tepinir, titrer yerinde duramazlardı. Türkülerini ve topraklarını delirmişcesine seviyorlardı...

Ne diyeyim sana Kazım... Genç yaşında duygunun, coşkunun, şarkıların yeterince yüksek zirvelerine tırmandın... Hepinizin volkanik bir bedeni vardı... Türküler lavlar gibi akıyordu...

Ne diyelim sana Kazım... Sen de hepimiz gibi büyülenmiş ve artık türkülerinle herkesi büyülüyordun...

Ne diyeyim sana Kazım... Sahnede, yüreğinden kamçılanmış gibi türküler söylüyordun...

O korkunç kuvvetli duyguları hangi uçurumların tepesinden topladığını biliyordum... O korkunç kuvvetli duyguları hangi rüzgarlar sana öğretti tanıyordum... O korkunç kuvvetli duyguları yüreğine hangi ıssız yaylaların neşeleri soktu biliyordum... Çünkü aynı ülkenin, aynı sokakların çocuğuydum...

Kazım, o hüzünlü, coşkulu çığlıklarını içimizden kimse söküp çıkartamayacak!.. Yakında biz de geleceğiz, ne diyeyim, ışık değilsin ki, şimdi söndün diyeyim. O hüzünlü çığlıklarını şimdi başkaları bulur mu onu da bilmiyorum. Bildiğim bir şey var, bir ülke önce insanın gözlerine yerleşir, sonra kalbine...

Ve sanatçı diye bir şey yoktur bu ülkede, taşkınlık, coşma, dağılma, parçalanma, sürüklenme, kendini tutamama, aşırılıklardan kurtulamama vardır ve bu insanların artık bıçak saplasan girmez bedenleri vardır!

Genç bir insanın ölüm acısını hiçbir söz içimizden alamaz. Acıyla ancak zaman başeder. Bir de Karadeniz'in kara rüzgarları...

Eylül ayının sert fırtınaları, delirmiş dalgaları, kayaları devirdiğinde sert soğuk rüzgarlar başlar... Sibiryalar'dan kopup gelmiş Kafkaslar'da çarpışmış...

Kara poyrazlar kapkara bir öfkeyle kemiklerinizi kırarcasına eser... İncecik erik ağaçlarının incecik fındık dallarının bu sert rüzgarlara karşı şansı yok.

Ayakta kalabilmek için biraz deli, biraz divane, biraz kudurmuş, biraz rüzgar gibi, biraz Karadeniz olacaksın...

Yağmurları nehir olup şehirlerin ortasından akan ülke...

Dağları ormanları söküp sahile indiren sellerin ülkesi...

Ve denizin kumunu, gökleri kapkara rengine boyayan dağları parçalayan rüzgarların ülkesi.

Duydunuz mu, Kazım ölmüş...

Meteliksiz, beş parasız, sahillerinde, dağlarında sürttüğümüz ülke... Sık sık dalgaların altından kumların hızla çekilip sürüklendiğimiz ülke... Duydunuz mu, Kazım ölmüş...

Kasım ayı devrildiğinde ne mavisi kalır gecelerin... Ne yeşili kalır dağların. Kapkara bir lacivert. Kömür madenleri taşıyormuş gibi bulutlar. Ağır ağır dağların tepesine oturur. Yağmurlar öyle tane tane değil, devrilmiş tren katarları gibi düşer başınızdan... Yağmur değil göklerden asfalt parçaları düşüyor gibi, ormanların beli kırılır...

Duydun mu kara lacivert deniz, Kazım ölmüş...

Karadeniz artık ölüm yatağında ülke...

Kendi ailem dahil, ölenlerin sayısı, yaşayanları geçti.

Ne hüzünlü coşkulu şarkıları teskin ediyor artık bizi... Ne ladin ormanları. Ne dalgaları. Ne mısır tarlaları. Ne karayemişleri. Ne yılan basmış tepeleri, yaylaları.

Karadeniz acılar içinde ülke. Artık her kapıda bir tabut. Her köyde yaygaralarla ağlayan insanlar. Yırtınarak, böğürerek, cırlayarak yürekleri yanmış insanlar...

Karadeniz'in artık, şakası, fıkrası, horonu, futbolu, fındığı değil... Karadeniz'in artık kanseri meşhur, konuşuluyor.

Coşkulu türküleri, enerjik rengini kaybediyor ve artık ağıtlar kansere yazılıyor.

Çayımız, fındığımız, bulutumuz, suyumuz, horon tepen genç çocuklarımız, ninelerimiz, hepsi bir büyük dünya savaşına girdi. Kansere karşı topyekün bir meydan savaşı... Kırılıyoruz...

Ey Karadeniz, senden nefret mi edeceğimizi sanıyorsun... O yemyeşil eşsiz manzaraların, yağmurların, suların, sellerin ormanlarından vaz mı geçeceğimizi sanıyorsun...

Bize teslim olmamayı sen öğrettin... Hepimizi teker teker alsan da, senin çocuğun olmak, senin dağların sahillerinde birkaç gün gezinmiş olmak, bize yeter...

Bize, dünyaya meydan okuyacak gücü sen verdin, bu türkülerin çığlıklarını sen verdin, bize hesapsızlığı, ölçüsüzlüğü, deliliği sen öğrettin.

Ölümünü, tabutlarını, kanserden kolordularını topla gel!.. İstediğin kadar gel... İçimize, bu toprağa, acıyı yerleştiremeyeceksin...



kazim
Son Düzenleyen HayLaZ61; 28 Mayıs 2007 @ 17:20. Sebep: Mesajlar Otomatik Olarak Birleştirildi
Rapor Et
Eski 28 Mayıs 2007, 19:03

Kazım Koyuncu

#7 (link)
Sedef 21
Ziyaretçi
Sedef 21 - avatarı
Kazim Koyuncu
kazim_koyuncu
Rapor Et
Eski 12 Ekim 2008, 20:43

Kazım Koyuncu

#8 (link)
BlueEngel
Ziyaretçi
BlueEngel - avatarı
kazim_koyuncu
Son Düzenleyen careless_WhispeR; 1 Temmuz 2009 @ 19:52.
Rapor Et
Eski 7 Kasım 2008, 12:19

Kazım Koyuncu

#9 (link)
HerHangiBiri
Ziyaretçi
HerHangiBiri - avatarı
İyi ki doğdun Kazım


kazimkayiperdalpm8

7 Kasım 2008


Karadeniz'in duygusal çocuğu Kazım Koyuncu, üç yıl önce aramızdan ayrıldı. Bugün 35'nci doğum gününde sevenleri onu anıyor.


Karadeniz'in duygusal çocuğu Kazım Koyuncu, aramızdan ayrılalı tam 3 yıl oldu. Koyuncu eğer yaşasaydı bugün 35'nci doğum gününü kutlayacaktı.

Babasının aldığı mandolinle müziğe başlayan Koyuncu'nın bu dünyadaki misafirliği kısa sürdü. Ama o şarkılarıyla ve özgün yorumuyla hep hatırlanacak.


Hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne
Günün karanlık saatlerine
Ara sıra kopsada fırtınalara
Birgün boğulacağımız denizlere
Eski günlere
Neler olacağını bilmesekte geleceğe
Kötülüklerle dolu olsa bile tarihe
Tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara
Don kişotlara,
Ateş hırzılara,
Ernesto Che Guevara'ya
Yollara,
Yolculuklara,
Sevgilere,
Sevişmelere
Sadece düşleyebileceğimiz o olamamazlara
Üşürken ısınmalara
Herşeyden sıcak annelere, babalara
Ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara
Kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz
Herşeye rağmen bu yer yüzünde şarkılar söyledik
Teşekkürler dünya...

Kazım KOYUNCU
Rapor Et
Eski 8 Haziran 2009, 11:03

Kazım Koyuncu

#10 (link)
Gözler Kalbin Aynasıdır
sanar - avatarı
kazfdmkoyuncu
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.362 saniyede (86.07% PHP - 13.93% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 14:10
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi