Üye Ol
Geri Dön   MsXLabs > :: Türk Dünyası :: > Osmanlı İmparatorluğu
Sponsor Bağlantılar
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 14-11-2005   #11 (mesaj-linki)


Son Düzenleyen ThinkerBeLL; 15-02-2006 @ 21:04.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 18-11-2005   #12 (mesaj-linki)

Mehmet Muzaffer Bey'in arabalara lastik almak için yaptığı sahte para




İstanbul'da esir tutulan İngiliz askerlerine simit dağıtılıyor.





Kızılay gemisi yaralı Türk askerlerini Çanakkale'den İstanbul'a taşıyor.



Hücuma geçme hazırlığındaki Türk askerleri



Arıburnu Kanlısırt'ta düşman siperlerine dikilen alay sancağı.
Sancak muhafızları kaçan düşman askerlerini seyrediyor.




275 kiloluk (215 okka) top mermisini sırtında taşılan er Edremit-Hayranlı Seyit



Çanakkale'de ele geçirilen İngiliz E-15 denizaltısı.



Türk askerleri İngiliz keşif uçaklarına ateş ediyor.



Majestik Zırhlısı batarken diğer gemilerdeki askerler seyrediyor. (27 Mayıs 1915)



Çanakkale'de savaşan komutanlar: (sağdan itibaren) Hulusi ve Nazmi Bey, Ayaktakiler; Esat Paşa, M.Kemal Bey, Arkadakiler; Kur.Alb.Kannengiesser, (solda) Bozyakalı Wilmer, Kur. Bşk. Fahrettin(Org.Altay), (kalpaklı)Kur. Kemal (Ohri), (yüzünün yarısı görünen) Grup Kur. Bşk. İzzettin (Çalışlar)



Arıburnu'nda savaşan iki Mehmetcik



Müttefik bombardımanında patlamayan bir top mermisi


Son Düzenleyen ThinkerBeLL; 15-02-2006 @ 21:16.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 20-11-2005   #13 (mesaj-linki)

ÇANAKKALE MUHAREBELERİNDE BİNBAŞI HALİS ATAKSOR

Binbaşı Halis Ataksor 1876 yılında Kütahya da doğmuş ve bütün ömrünü savaş meydanlarında geçirmiş mütevazı olduğu kadarda kahraman bir askerdir.

1 Mart1312 tarihinde Harbiye mektebine girerek, Şubat 1314 tarihinde muvaffakiyet ile bitirmiş, önce Trablusgarp daha sonra katıldığı balkan harbinde bir gözüne isabet eden şarapnel parçası ile yaralanmış ve yine ayni harp’te ayağından yaralanmıştır.
Bu zor savaş yıllarına müteakip 1915 yılında Sömürgeci, emperyal güçlerin

Çanakkale boğazını geçip İstanbul’u işgal etme emellerinden doğan Çanakkale muharebesine katılmıştır.



Diğer bir anısında ise şöyle anlatmaktadır:

- Yol boyunca top ve tüfek sesleri kulaklarımıza geldi durdu. Düşman
İkinci taburumuzla boğuşuyordu. Arıburnuna sırta gelince birden Yüzbaşımız Halis Efendi ayağından yaralandı. Atından atladı, çok kızgındı. Hepimizi yere yatırıp süngü taktırdı. Düşman sırtı tırmanmış bize doğru geliyordu. Hemen ateş açtık, hani biraz daha gecikseydik bütün sırta düşman yerleşecekti. Aramızdaki mesafe gittikçe kapanıyordu. Halis Efendi süngü hücumu verdi. Allah Allah sesleri ile sırttaki düşmana saldırdık, birbirimize girdik.

Onun gerçek bir ismi daha vardı (kör Halis) Balkan harbinde ayağın-
dan vurulduktan sonra gözüne isabet eden bir şarapnel parçasının
Onda bıraktığı izin ismidir bu. Cesur bir askerdi. Fakat daima cesaret-
tini tevazu ile gizler dururdu. Diğer bir hatıra sahibi "Tarih Konuşuyor"
İsimli mecmuada ona dair çıkan bir küçük hatırada, hatıra sahibi kendisinden şöyle bahseder.

Top ve mermilerin göz açtırmayacak şekilde üzerimize geldiği bir sırada Halis beyin ayakda duruşu dikkatimi çekti, yanına yaklaşıp;

- Kumandanım niçin hedef küçültmüyorsunuz, dediğimde, o askere metanet vermek için ayakda kalışını tevazu ifade eden şu sözlerle gizlemiştir.

- Nasıl olsa kalkmayacak mıyız? Bu ağır gövde ile yatmak zor oluyor da onun için ayaktayım cevabı ile karşılık verdi demektedir.

Binbaşı Halis beyin beklide en ilginç olabilecek yönüde, muharebe devam ederken tutmuş olduğu günlük dür. Halis bey bu kıymetli ve günümüze intikal eden günlüğünü top ve bombaların arasında kayıt etmiştir.
Daha sonra bu kıymetli günlüğü, evladı Yılmaz Ataksor günümüz diline çevirerek ‘Çanakkale Raporu’ adı altında yayınlamıştır.
Bundanda öte Halis beyin en fazla takdire şayan olan yönü ömrü muharebe meydanlarında geçmiş olmasına rağmen, Arapça, Farsça, Fransızca ve Almanca dillerine vakıf olmasıdır.




Halis bey daha Arıburnu cephesinde Tabur komutanı olmadan önce Sedülbahir’de bölük kumandanı iken onun kumandası altındaki erlerden Gelibolu’nun Ilgadere köyünden 1299 doğumlu Halil oğlu Ahmet uzun Seddülbahirde geçen olayları anlatırken şöyle diyor:

- Biz iskelede mevzilenmişken iskeleye bir düşman torpidosu yanaştı, içinden babalarının evindeymiş gibisine 20–30 kişi çıktı, meğer düşman askerleri arası sıra buraya çıkarmış, Bölük kumandanımız Halis efendi bize:

- Buraya mevzilendiniz, vazifeniz hiç kimseyi karaya çıkartmamaktır. Eğer karaya bir tek düşman neferi çıkartırsanız, hepinizi vururum. Eğer bende size bir hile yaparsam sizde beni vurun dedi. Hani yüzbaşımız çok yaman adamdı doğrusu! demekdedir.

Çanakkale muharebelerindeki Binbaşı Halis Bey e dönersek, Binbaşı Halis Çanakkale muharebesi sırasında 27. Alay 3.Tabur komutanı olarak bulunduğu sırada 25 Nisanda ilk çıkartma yapan düşman askerini taburunun başında ilk karşılayan askerdir.



Seddülbahirde, arıburnunu cephesinde tabur komutanı iken, özellikle Edirne sırtında düşmanla olan karşılaşması ve hal tarzı;

Özellikle sayısız fedakârlıklar ve kahramanlıklarla dolu olan muhar****** içinde bir ayrı sayfayı teşkil eder, şöyle ki; 27.alayın genç teğmenlerinden Mucip Kemal yeri Çanakkale ruhu nasıl doğdu ve Azerbaycan savaşları isimli kitabında Binbaşı Halis’in kahramanlığından övgüyle bahsetmektedir. Kitabında Arıburnunda bulunduğu sıralarda muhar****** tesiri bizim taraf içinde kendini göstermeye başladı. Mücadele bütün manasıyla dehşet ve ehemmiyet peydah ediyordu. Bu sırada tabur komutanımız Uşaklı Halis Bey geldi. Henüz yirmi yaşındaydım onun gelişi benim için imdat kuvveti oldu. Düşman vaziyetini tetkike başladı. Vaziyetin lehimize olduğuna dair bir kati olmadığını yüzünden okumak mümkündü. Bana durum muhakemesi yaptıktan ve emir verdikten sonra;

- Düşman herhalde denize dökülecektir dedi.

Gittikçe sararan yüzünden ve bakışlarından, kuvveti kaybolan gözlerinden bir mana çıkartmak istiyorum, fakat bunun için çok düşünmeye ve sebep aramaya lüzum kalmadı. Sol kolunun haki kumaşı yavaş, yavaş kızarıyor ve parmaklarının ucuna kandamlaları birikiyordu.

- Yaralanmışsınız dedim.

- Şimdi değil sizin bölüğe gelirken yolda oldu.

Sıhhiye çavuşu diye bir defa seslendim. Beni susturdu ve hemen ilave etti.

-“Asker yaralandığımı duymasın” dedi. Avcı hattında durumu tetkik etti. Bu tetkikin ne kadar sürdüğünü kestiremedim. Fakat komutanımın her dakika içinde yattığı yerde bile takatsizliğinin artmakta olduğunu hissettim. Bize karşı çok manalı ve büfen bakışları vardı. Anlıyorum ki yalnız bırakmak istemiyordu. Komutanımızı haddinden fazla tatmin ve temin etmeye çalıştık. Fedakâr komutanımız yavaş, yavaş müsterih olmaya ve bize ehemmiyet etmeye başladığını hissediyordum. Biraz sonra sesi toklaştı.

-“katiyen geri çekilmeyin size derhal takviye kuvvet göndereceğim” dedi. Bu emre müteakip bir erin yardımıyla yavaş, yavaş geriye doğru inmeye başladı. Diye hatıratında anlatıyor.

Bu kıymetli Asker 8.8.1915 tarihi itibariyle Binbaşı rütbesiyle 27. alay komutanı Şefik beyin 19.Tümen komutanlığına tayini ile birlikde Şefik beyin yerine 27. Alay komutanı olarak savaşı tamamlıyor. Ancak Çanakkale muharebesi sonrası vatana hizmeti güney cephesinde devam ediyor ve Mardin-Urfa-Siverek ve Diyarbakır'da milli mücadeleye katılarak mıntıka müfettişi görevinde bulunuyor.



Bu sırada tanıştığı Ziya Gökalp’ın Küçük mecmuasında makaleler yayınlıyor yayınladığı bu makaleler daha sonra ‘Diyarbakır tarihinde Komuk-eli’ adı altında kitaplaştırılıyor.(www.ataksor.org –Halis bey hakkında çıkan kitaplar)

Bu değerli askerin vatana hizmet sevgisi emeklilik yıllarında da devam etmiş ve Uşak belediyesinde mühendis olarak hizmetlerine devam etmiştir.

Belediyedeki hizmet yıllarında Uşak vilayetinin alt yapı hizmetlerinde çalışmıştır.
Bu yıllarda gece geç saatlere kadar açıkta yol ve kanalizasyon inşaatlarında çalışmış ve bundan dolayı böbrek rahatsızlığı ve zatürree ye yakalanmıştır. Askeriyenin yardımıyla İstanbul da tedavi edilip tekrar memleketine dönmüş ve gene aynı şekilde kanalizasyon, yollar, parklar yapmaya devam etmiştir ve yine hastalanmış parasız olması nedeniyle bu kez İzmir valisinin yardımıyla tedavi ettirilmiş çok geçmeden bu kez 8.Ağustos.1933 de hayata gözlerini yummuştur.

Bir de tarih notu: Cumhuriyet döneminin ilk asfaltı Halis bey tarafından Uşak da döktürülmüştür.

Çok yönlü bir kişiliğe sahip olan Halis Bey, bu kısa sayılabilecek hayatı içerisinde bize şu eserleri bırakmıştır:

1. Çanakkale Raporu (Çanakkale savaşı sırasında tuttuğu günlük)
2. Diyarbakır tarihinde komuk eli (Ziya Gökalp’ın küçük mecmuada yayınladığı makaleler)
3. La Commune de Paris (Paris komünü) (Tercüme)
4. Heredot tarihi (Vefatıyla yarım kalmış tercüme)

Kendisini bu şekilde anlattık dan sonra,bu ülkeyi kanının son damlasına kadar savunmuş, başta dahi komutan ,varlığımızın temeli aziz Mustafa Kemal Atatürk ü ve tüm silah arkadaşlarını , muharebeler esnasında şehit olmuş tüm askerlerimizi burada bir kez daha saygı ile anarken, varlığımızın nedeni bu kıymetli insanlara Allah dan rahmet diliyoruz !

Unutulmaması gerekir ki; bu gün bu topraklarda özgürce yaşamamızın nedeni o güzel insanların bu kutsal toprakları Sömürgeci Emperyalistlere karşı savunmasında gizlidir!

Saygılarımla….

S.Serdar Halis Ataksor

Son Düzenleyen ThinkerBeLL; 15-02-2006 @ 21:17.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 20-11-2005   #14 (mesaj-linki)

TÜRK EDEBİYATINDA ÇANAKKALE ZAFERİ
Çanakkale yüzyıllar boyu insanlık tarihinin en önemli harbe ve mücadelelerine sahne olan Boğazlar bölgesinde şirin ve güzel bir şehirdir. Bu şehir her yönüyle yaşayan bir tarih, Türklerin Avrupa'ya geçmeleriyle süre gelen ve yurdumuzun her köşesinden her Türk ailesinin ve atalarından bir veya birkaç erini gömdüğü şehitler beldesi bugün de üniversite şehridir.
Çanakkale şehri, aynı adı taşıyan boğazın Anadolu yakasında ve bu Boğazın en fazla darlaştığı kesimde düz bir alanda kurulmuştur. Çanakkale kuruluşu pek eski dönemlere inmeyen ve temeli Fatih Sultan Mehmet zamanında atılmış olan bir 15. Y.y. şehridir.
Burada yerleşim birimlerin mazisi Truva ile başlar. Truva'nın kalıntıları eski Tunç Çağına kadar inmektedir. Truva şehri M.Ö. 13. Asırda Akalıların eline geçmiştir. M.Ö. 6. Asırda Lidyalıların elinde olan şehir bundan sonra İran hakimiyetine girmiştir. Daha sonra Atina hakimiyetine giren şehir bu kez Atina Isparta mücadelelerine sahne olmuştur. M.Ö. 334 baharında Asya'yı fethe çıkan Büyük İskender Boğaz'dan geçmiş ve Granikos'ta(Bıga çayı) İran ordusunu bozguna uğratmıştır. Daha sonraki asırlarda Anadolu'ya geçen Romalılar buraları hakimiyeti altına almışlardır. Roma'nın parçalanmasıyla Doğu Roma imparatorluğunun eline geçen şehir 14. Asırda Aydınoğlu Umur Beyin akınlarına sahne olmuştur. Sonra Osmanlıların eline geçen şehir Türklerin Avrupa'ya geçişinde önemli bir yer edinmiştir. Nitekim Orhan Bey zamanında Türkler Gelibolu'ya geçmiş Yıldırım Bayezid zamanında Gelibolu önemli bir şehir olmuştur.Fatih döneminde Haçlıların Boğazdan geçmesini engellenememiştir. İstanbul'u fethetmek isteyen Fatih Boğazdan geçişi engellemek Boğaz'ın en dar yerine karşılıklı iki kale yaptırmıştır. Bunlardan Anadolu yakasındakinin adı Fatih'in oğlu Sultan Mustafa tarafından yaptırıldığı için Kal'a-i Sultaniye(Batı yazarları buraya Dardanos demişlerdir.) Avrupa yakasındakine ise Kilitbahir(denizin kilidi anlamında) adı verilmiştir.Artık bundan sonra şehir Türk hakimiyetinde kalmıştır.
Çanakkale stratejik konumu itibariyle çok önemli bir şehirdi.19.y.y. da Osmanlı devletinin Avrupa devletleri karşısında zayıflamasıyla beraber şehrin önemi daha da artmış küçülen Osmanlı Devletinin bu şehri koruması Boğaz'ların ve İstanbul'un güvenliği için çok önemli olmuştu.
18.yüzyılda şehirde İsveç Konsolosluğunun bulunması şehrin önemini ortaya koymaktadır.
19.yüzyılın sonlarında ve ikinci yarısında Çanakkale Boğazı'nın kıyılarında Mecidiye,Hamidiye,Mesudiye,Namazgah,Yıldız,Ertuğrul ve Orhaniye adlı yeni tabyalar oluşturulmuştur. Bu tabyalar ve onların kahraman bekçilerinin dünyanın en büyük filosunu geri çevirdiklerini göreceğiz.
Çanakkale yöresi stratejik konumu bakımından önemli bir yer işgal ettiğinden , 19.yüzyılın son çeyreğinde İngiltere,Fransa,Yunanistan ve Rusya birer konsolosluk açmışlardı.Bunlara 1872 Şubatında Almanya konsolosluğu ilave edildi.
1906'da İngiliz İmparatorluk Müdafaa Komitesinin yaptığı araştırmalar Çanakkale'nin yalnız deniz kuvvetleriyle geçilemeyeceğini bir kez daha ortaya koymuş,1911-1912 Türk-İtalya ve 1912-1913 Türk Balkan Devletleri savaşında İtalya ve Yunan Kurmay heyetleri de aynı sonuca varmışlardır. Nitekim İtalyan filosu 18 Nisan 1912'de Boğazın dış tabyalarını bombardımanla yetinmiş, 19 Temmuz1912'de de sekiz muhripten kurulu İtalyan filolitası, Boğaz dahiline başarısız bir gece akınında bulunmuştu. Balkan Savaşında da Boğaz'a karşı ciddi bir hareket olmamıştı.
1.Dünya Savaşı'na katılmamızdan 10 gün sonra İngiltere Boğazlar Meselesinin müttefiki olan Rusya'nın lehine halini kabul etti. Üçlü İttifak Devletleri bu konuda anlaşmaya vardılar.
Merkezi devletler yanında savaşa giren Osmanlı Devletini saf dışı bırakmak amacıyla İtilaf Devletleri tarafından düzenlenmiş olan Çanakkale Harekatı, 1. Dünya Savaşı'nın en önemli askeri faaliyetlerinden birini oluşturmaktaydı.
18 Mart 1915 sabahı Boğaza giren ve tabyaları topa tutan İngiliz ve Fransız Filoları Çanakkale Boğazının iki yakasındaki mevzilerden açılan yoğun ateş ve Karanlık Limana dökülen mayınların etkisiyle, mevcutlarının % 35 ini kaybedip geri çekilmek zorunda kaldılar.
18 mart bozgunu , İtilaf Devletlerine karadan destek olmaksızın yalnız deniz kuvvetleriyle Boğazın geçilemeyeceğini gösterdiğinden General Hamilton 'un emriyle bir Çıkarma ordusu hazırlandı. Çıkarma Harekatı 25 nisan 1915 günü sabaha karşı başladı. Sarp bir kıyı olan Arıburnu bölgesine çıkan düşman kuvvetlerini 19. Tümen Kumandanı Mustafa Kemal karşıladı. Kıyıya çıkan İngiliz ve Fransız kuvvetleri geri püskürtüldü. Bundan sonra her iki cephede de siper savaşları sürdürülmüş özellikle 21 Haziran Kerevizdere, 28 Haziranda da Zığındere çarpışmaları çok şiddetli geçmiştir. Bunun ardından İtilaf kuvvetleri kesin bir sonuç almak amacıyla 6-7 Ağustos gecesi başlattıkları Harekat dört gün sürdü. Bu kuvvetler Yarbay Mustafa Kemal tarafından Conkbayırı'nda durduruldular. Böylece Birinci Anafartalar Zaferinden sonra İtilaf kuvvetlerinin yaptığı bütün taarruzlar sonuçsuz kaldı. Ancak 21 Ağustosta yeni bir saldırı başlattılar. İkinci Anafartalar Muharebesi denilen bu Harekat da başarılı olamayınca Muharebeler günlerce süren siper savaşlarına dönüştü. Bu çarpışmalarda Türk askeri Çanakkale'nin geçilmez olduğunu ispatladı. İtilaf kuvvetleri 19-20 Aralık gecesi Anafartalar ve Arıburnu Cephesinden 8-9 Ocak 1916' da Seddülbahir'den çekildiler.
İtilaf Devletlerinin başarısızlığı ile sonuçlanan Çanakkale Muharebeleri Birinci Dünya Savaşının seyrini değiştirip uzamasına sebep olduğu gibi Çarlık Rusya'sının çöküşünü hazırlamış ve İngiltere'de Hükümet değişikliğine yol açmıştır.
Çanakkale Savaşları sonuçları sebebiyle dünyaya Türk'ün yenilmezliğini, Mehmetçiğin azim ve iradesini ve de centilmenliğini göstermiştir. Bununla birlikte bu savaşlar sırasında bir komutan parlamıştır. Mustafa Kemal! Daha sonra milleti arkasına alıp Türk'ün haklı davasını sürdürecek ve başarıya ulaşarak yeni bir devlet kuracaktır. Ayrıca bütün dünya onun dehasını takdir edecektir. Mustafa Kemal ise bir şeyin farkındadır. Bağımsızlığı ve namusu söz konusu olunca Türk askerinin nasıl ölüme koştuğunu bilmektedir. Yeter ki onu idare edecek dahi bir komutan olsun. İşte o da Mustafa Kemal idi. Siz hiç ölmek için can atan asker gördünüz mü? İşte Çanakkale Savaşlarında Türk askeri!Atatürk'ün bu konudaki hatıralarından birine değinelim.
Bir buluşma esnasında Mısır Devlet Başkanı Atatürk'ü takdir ettiğini söyler ve ekler;
-" Ekselans benim milletimin de sizin milletiniz gibi hürriyete ve istiklale ihtiyacı var. Bunu nasıl temin edebiliriz? Tıpkı sizin Çanakkale Boğaz Savaşında Düvel-i Muazzama Ordusuna karşı kazandığınız zafer gibi bizim de böyle bir ordu ve stratejiye ihtiyacımız var. Bize bu konuda yardım edebilir misiniz? " Sorusuna Mustafa
Kemal:
-" Vatanı için şehit olacak bir buçuk milyon Mısırlı genciniz varsa bu işi yapabiliriz. Bunun haricinde olmaz! " deyince Mısır Devlet Başkanı
-" Maalesef bizim öyle ölecek bir buçuk milyon Mısırlı gencimiz yok." Der. Mustafa Kemal de:
-" O zaman sizin de hürriyet ve istiklale hakkınız olamaz." Deyiverir.
İşte bu söz her şeyi açıklamıyor mu?...
TÜRK EDEBİYATINDA ÇANAKKALE SAVAŞLARI VE ZAFERİ
İLGİLİ; MENKIBE,DESTAN, ŞİİR, ANEKDOT, VE EFSANELER:
1-)MENKIBELERDE ÇANAKKALE ZAFERİ

Menkıbeler, birtakım mahalli adetlerin, insani birtakım tasavvurların dini muhteva içinde hatıralardır. Bu bakımdan karanlık devirleri aydınlatmada tarih kadar kıymetli belgelerdir. Çanakkale Savaşları sırasında bir çok menkıbe yazılmıştır. Bu menkıbeler, bize Türk milletinin zihninde Çanakkale Savaşlarının ne kadar derin
izler bıraktığını göstermesi açısından önemlidir.
Çanakkale Savaşları etrafında teşekkül eden menkıbeleri şöyle sıralayabiliriz.
A)TARİHİ-EFSANEVİ ŞAHSİYETLER ETRAFINDA OLUŞAN MENKIBELER
Milletlerle olan savaşlarında Allah'ın Türkler'e yardım ettiğini pek çok menkıbede görürüz. Bunlardan birisi de Mustafa kemal hakkında
anlatılanıdır
1) GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA:
Türkler'in başka. M. Kemal'in Omega saatinin parçalanması suretiyle kendisine hiçbir şey olmamasıdır. Bu olay, Anadolu'nun pek çok yerinde, farklı şekilde anlatılır. Bu olay' yazılı olarak en güzel şekilde Ruşen Eşref Ünaydın'ın "Mustafa Kemal ile Mülakat" adlı eserinde şöyle verilir:
"Buraya kadar muhaveremizi sakin bir vaziyette dinleyen Yüzbaşı Cevat Bey, Paşa'nın yaveri, kalın, sertliği hoşa giden bir sesle:
_"Bu şarapnel parçasından biri Paşa'nın göğsünü okşamıştır!"dedi.
_Nasıl? Dedim.
Paşa, tespihi ile oynuyordu. Cevat Bey, parlak çizmelerindeki mahmuzları şıkırt yaparak, göğsünün sol tarafındaki nişan kurdeleleri sırası ve ipek kordonu kabaresine şöyle anlatıyordu:
-Bulunduğumuz yer tamamen muhacimlerin arası idi.Paşa da ilerleyen efradımızı seyrederken göğsüne bir şeyin kuvvetlice çarptığını duymuştur.
-Evet sağ taraftan ceketimde bir kurşun yeri gördüm.Yanımda bulunan zabit(Rahmetli Nuri Canker Bey)"Efendi,vuruldunuz" dedi.Ben böyle bir söz şuyu bulursa askerimizin kuvve-i maneviyesi üzerinde yapacağı tesiri düşündüm.
Elimle zabitin ağzını kapadım.
"Sus" dedim.
Cevat Bey devam ediyordu.
-"Bir şarapnel misketi,göğsünün sağ tarafını tamamen Omega saatinin bulunduğu cebe isabet etmişti.Saat, parça parça oldu, fakat o darbe,Paşanın göğsünde hafif bir leke bırakmaktan ileri geçmemiştir."dedi.
-O saat sizin için tarihi bir saattir.Görebilir miyim efendim?dedim.
Paşa:
-"O saatin enkazını,bu muharebeden sonra Liman Paşa hatıra olarak aldılar.Bana da kendilerinin aile-i asalet armasını havi bulunan saatlerini verdiler.
Cevat Bey saati gösterdi.Omega markalı siyah bir saat.Arkasında bir taç ve "L.2." markaları ve Paşanın kırılan saatide Mekteb-i Harbiyeden beri sakladığı Omega markalı kuvvetli bir talebe saati imiş.Cevat Bey Zenınnth marka bir bilezik saatini gösterdi ki onu Mustafa Kemal Paşaya o kurşunun değdiği esnada yanında bulunan genç Mülazım vermiş.
Askerin bu kadar yanında giden, onlara ön ayak olan bir Kumandana en zorlu düşmanların bile dayanamayacağına aklım eriyordu.
Omega saati,Türk milleti için kendini feda etti,Komutan Mustafa Kemal'i kurtardı. Türk ordusunun Kumandanını,Türk milletini,Ortadoğu'yu, insanlığı kurtardı.
2)SEYİT ALİ ONBAŞI:
Çanakkale Savaşları'nda Deniz Savaşları sırasında Seddü'l- bahir açıklarında bulunan düşman gemileri Morto Koyu ile Seddü' l- bahir tepesini sürekli bombardıman altına almışlardı. Türk mukavemeti gittikçe azalıyordu. Kendilerini Allah' ın koruyuculuğuna bırakan Türk birlikleri şehitlik mertebesine ulaşmayı arzu edercesine, kaçmak yerine son gayretleriyle mücadele ediyorlardı.
Bu sırada bir İngiliz gemisinden atılan büyük bir bomba Morto Koyu sırtlarındaki bir topçu birliğimizi toptan imha etti. İçlerinden yalnızca Seyid Ali Çavuş kurtulmuştu. Çavuş etrafındaki manzara karşısında duyduğu ızdırap ile dünyada eşine az rastlanacak bir olay gerçekleştirdi.
Duyduğu acı ile normalde üç kişinin zor taşıdığı 257 kiloluk bombayı yerinden tek başına kaldırdı, taşıdı, topun namlusuna sürdü ve ateşledi. Bu mermi gideceği yeri de biliyordu. Queen Elizabeth gemisinin bacasından içeri girdi ve gemi ortadan ikiye ayrılarak battı.
Burada, 257 okkalık bir mermiyi kaldırarak olağanüstülük gösteren Seyit Ali Onbaşı ile ilgili menkıbeyi Mehmet İhsan GENİŞÇAN, eserinde şöyle anlatıyor:
" Ne hikmetse bataryada tek top ayakta kalabilmiş, fakat onun da vinci kırılmış olduğundan mermileri namluya sürülemiyordu. Yüzbaşı Hilmi Bey , etrafından birilerinden yardım alabilmek düşüncesiyle bataryadan uzaklaştığı sırada Niğdeli Ali ile Koca Seyit ümitsiz ve perişan ne yapacaklarını düşünüyorlardı.
" Ulu ve yüce Allah' tan başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur. " duası Seyit' in ağzından nûr tanesi gibi dökülmeye başladı.
Seyit Ali, bu duayı defalarca okudu. Bu yakarış şüphesiz hiç kimseninkine benzemiyordu. Aşk ile kendinden geçmesi ve 257 okkalık top mermisini kucaklayıp omzuna alması bir oldu. Demir basamakları tam üç kez inip çıktı. Yanında bulunan Niğdeli Ali, Seyit ' in göğüs ve omuz kemiklerinin çatırtısını duyuyor, hayret ve dehşet içinde kalıyordu. Topun namlusuna sürülen üçüncü mermi savaşın kaderini böylece değiştiren olayı yaratmış ve İngilizler' e ait "Ocean" isimli zırhlı, bu merminin isabetiyle korkunç yara almıştır.
Aynı gün geç saatlerde Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevki Kumandanı Cevat Paşa, ödül olarak Seyit' e onbaşılık rütbesini verdi. Merminin bir defada kendi huzurunda kaldırılmasını istedi. Bunun üzerine Seyit Onbaşı, Cevat Paşa' ya şu cevabı verdi:
" Ben bu mermileri kaldırırken gönlüm, Allah'ın feyziyle doldu. Ancak bu kuvvetin sırrı o anda bana Allah' ın ihsan ettiği bir vergi idi. Bu ağırlığı kaldıracak kadar bir makam varmışsam bu dua ve rıza ile olmuştur. Ancak şimdi kaldırmam mümkün değildir kumandanım"
3)YAHYA ÇAVUŞ VE TAKIMI
Çanakkale Muharebelerinin en ateşli saldırıları sırasında Morto Koyu' ndan çıkartma yapan bir İngiliz birliğine karşı Seddü' l- bahir tepesinde bulunan Yahya Çavuş ve takımı (15 kişi) büyük bir inançla engel olmaya çalışıyorlardı. Karşılarında bulunan bir birliğe karşı 15 kişi gönülden savaşarak engel olmaya çalıştılar. Tam üç gün ve üç gece bir birliğe bir takım olarak karşı geldiler. Onları durdurdular. Gelibolu Yarımadası' nın içlerine girmelerine 15 kişilik bir kuvvetle engel oldular. Sonunda yardımcı kuvvetlerin gelmesine yakın hepsi Allah' ı arzu ettiler. Şehitlik mertebesiyle Allah' a ulaştılar.
Bundan başka "Hasan ve Mevsuf", "Sıhhıye Başçavuşu Hüseyin Hikmet Başaran", "Bayraklı Baba Menkıbesi" ve "Kaşıkçı Dede Menkıbesi" hakkında anlatılan menkıbeler vardır.
B)Dinî ve Tarihî Şahsiyetler Etrafında Teşekkül Eden Menkıbeler
1)CONKBAYIRI ÜZERİNDEKİ BULUTLAR :
Çanakkale' de en çok anlatılan menkıbe şudur:
Conkbayırı' nda kara savaşları sırasında 57 tümen her gün çamaşır değiştirir. Kirlilerini yıkar çalılara asar ve ertesi gün için kurumuş. Sebebi ise eğer şehit olurlarsa Allah'a temiz kıyafetlerle varmaktır. Savaşa çıkmadan önce namazlarını kılar ve ibadet ettikten sonra savaşa başlarlarmış. Maneviyatı kuvvetli bu insanlar Conkbayırı' ında düşman tarafından kıstırıldıkları anda gökten beyaz-gri bir bulut kümesi 57. Tümenin üzerine inmiş ve bulut yok olduğunda düşman askerleri ne olup bittiğini anlayamamışlar. Zira ortada tek bir Türk askeri bile yokmuş. Gemiden bu olayı seyreden İngiliz Amirali Hamilton daha sonraki savaş anılarında da bu olayı anlatmaktadır.
2)BULUTUN KORUMASI
Menkıbelerde bir başka mucizevî yardım da bir İngiliz Alayının bulutların içinde kayboluşu biçimindedir. Olay şu şekilde anlatılmaktadır;
" O gün Kraliyet Alayı taze kuvvetlerle bu saldırıda görev aldı. Sağ cenahta yer alan bu alay, daha az bir mukavemetle karşılaştığı için hızla ilerlemeye başlamıştı. Alay, Azmak Deresi' nin kuru yatağını geçmiş, Kayacık Ağrılı mevkiinden Damakçı Bayırı'na doğru yürüyordu. Karşılarında küçük bir tepe vardı. Tepenin üzerinde garip, soluk renkte bir bulut durmaktaydı.alay, sol taraftaki Ağıl Dere' ye inmeden tepeye doğru ilerledi ve bulutun içine girip kayboldular. Yâni alanda askerlerin Mestan Tepe' den şaşkın bakışları arasında 7-8 değişik bulutla daha birleşerek Trakya istikametine doğru uçup gittiler. Orada bulunan 267 İngiliz askerinden hiçbirinin izine bir daha rastlanamamıştır."
3)NUSRET MAYIN GEMİSİNİN MUTLAK YAKALANIŞTAN KURTULMASI
Nusret Mayın Gemisi Çanakkale savaşına noktayı koyacak olan görevine çıktığı gece Karanlık Liman ile Seddülbahir arasındaki mayınları toplayıp yerini değiştirirken O''nu koruyan Anadolu Feneri de bir İngiliz Gemisi üzerine projektörleri dikmiş ve gemiyi takibe almıştı. Fakat birden Anadolu Feneri arıza yaptı. Nusret Mayın Gemisi telaşla ışıklarını söndürdü. İngiliz gemisi bu sefer kendi projektörleriyle denizi taramaya başladı. Geçen dakikalar içinde Nusret Mayın Gemisi tam yakalanacağı anda birden Anadolu Feneri tekrar çalışmaya başladı. İngiliz gemisinin projektörleri üzerine kendi projektörlerini dikti ve iki ışık arasında kalan Nusret muhakkak bir hezimetten kurtuldu. Görevini yerine getirip geri döndüğünde bu heyecana kalbi dayanamayan gemi kaptanı ,Hakkı Bey' in naşını da karaya çıkardı. Anadolu Feneri' nin hiçbir tamirat yapılmadan kendiliğinden çalıştığını öğrenen gemi komutanı Nazmi Bey, bu olayın bir mucize olduğunu daha sonraki günlerde yazdığı günlüğünde bildirmektedir.
Bundan başka bulutun koruması ile ilgili anlatılan iki menkıbe daha vardır. Yine "Uçan Türkler" adlı anlatılan bir menkıbe daha vardır.
II- DESTANLARIMIZDA ÇANAKKALE ZAFERİ
Türkler, pek çok özelliğin yanı sıra, destan yaratan bir millet olarak da tarihte hakettiği yeri almıştır. Alp Er Tunga Destanı,Şu Destanı, Oğuz Kağan Destanı, Ergenekon Destanı, Bozkurt Destanı, Genç Osman Destanı, Plevne Destanı, Estergon Destanı, Şeyh Şamil Destanı, Girit Destanı, Kars Destanı, Silistre, Cezayir, Varna, Budin destanları bu milletin yarattığı destanlardan sadece bir kaçıdır. Tarih boyunca yaratılan destanlar zincirinin altın halkalarından biri de hiç şüphesiz "Çanakkale Destanı" dır.
Çanakkale Zaferi öyle büyük bir zaferdir ki, halkın vicdanında öyle derin izler bırakmıştır ki, pek çok şair tarafından - halkın da hislerine tercüman olunarak- destanlar vücuda getirilmiştir. Türk' ün bu zaferini en mükemmel şekilde Mehmet Akif destanlaştırmıştır. Edebiyat tarihinin Akif' in;
"Çanakkale Şiiri" hakkındaki hükmü şudur:
"Bu şiiri Mehmet Akif yazmadı; kağıda dökenle, toprağa kanını dökenler birleşerek yazdılar."
Çanakkale Savaşı ile ilgili yazılmış pek çok destan mevcuttur. Başta Mehmet Akif' in eseri olmak üzere seçilmiş birkaç destanı verelim.
1-MEHMET AKİF ERSOY - ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ
Bu eser, yıllardır hepimiz tarafından zevkle okunmuş ve ezberlenmiştir. Burada Akif harbin vahametini, vahşetini anlatırken, bu uğurda şehit olanların da yalnız kalmayacaklarını, onları Hz. Peygamber' in şefkatle beklediğini müjdelemektedir. Bu şiiri başlı başına Türk' ün Destanıdır. Anlatılmaz yaşanır.
Prof. Dr. Mehmet Kaplan, bu destanın estetik kıymeti hakkında şu kanaati ifade eder:
" Mehmet Akif Ersoy'un Çanakkale Savaşını tasvir eden şiiri yazıldığı tarihten bu güne kadar bütün nesillere o savaşın heyecanını yaşatmış ve onun tarihî, derin ve büyük manasını hatırlatmıştır. Bunun sebebi de hiç şüphesiz, bu şiirin taşımış olduğu estetik değerdir."
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara' ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya
Ne hayasızca tahaşşüt ki ufuklar kapalı!
Nerede- gösterdiği vahşetle "Bu: bir Avrupalı"
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
Eski dünya, yeni dünya, bütün akvam-ı beşer,
Kanıyor kum gibi, tufan gibi hakikat mahşer mi mahşer
Yedi iklimi cihanın duruyor karşıda
Ostralya' yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk;
Sade bir havadis var ortada: vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela...
Hani tâûna da zuldûr bu rezil istila!...

Bundan başka Boyabatlı Mustafa'nın "Çanakkale Destanı" adlı eseri vardır.
III- ŞİİRLERİMİZDE ÇANAKKALE ZAFERİ
Çanakkale Zaferi ile ilgili, menkıbe, destan yanında münferit şiirler de yazılmıştır. Mehmetçik, harbe giderken sâkin ve sevinçli olarak anasından, babasından, yavuklusundan, sılasından ayrılmıştır. Hatta *******, yavuklusunu bir daha göremeyeceğini bilerek yola revân olmuştur. Bu duyguyu şu mısralarda görebiliriz.

ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ
Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Of gençliğim eyvah.
Çanakkale içinde Aynalı Çarşı
Ana ben gidiyom düşmana karşı
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir uzun selvi
Kimimiz nişanlı kimimiz evli
Of gençliğim eyvah

BİR YOLCU' YA
Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda
Gördüğün bu tümsek Anadolu' nda
İstiklâl uğrunda, namus yolunda
Can veren Mehmet' in yattığı yerdir.

Bu tümsek koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele
Mehmet' in, düşmanı boğduğu sele
Mübârek kanını kattığı yerdir

Düşün ki, haşr olan kan, kemik, etin
Yaptığın bu tümsek amansız, çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.
Necmettin Halil Onan(Çakıl Taşları)
Çanakkale Savaşları öyle bir savaştır ki Türk Milletinin ruhunda ve zihninde silinmeyecek etkiler bırakmıştır.Bu yüzdendir ki bir çok destana, şiire ve romana ve de tarihin tozlu yapraklarına konu olmuştur. Yüz binlerce şehidin verildiği bu savaşlar öyle silinecek bir yazı değildir. Bu savaşlar Türk milletinin onurunu, kahramanlığını ve centilmenliğini bütün dünyaya ispatlamıştır. Bu sebeple bu savaşları çok iyi algılamamız gereklidir.
KAYNAKÇA
Prof. Dr. Abdurrahman Güzel, "Türk Edebiyatında Çanakkale Zaferi", 1994.
Ruşen Eşref Ünaydın, " Mustafa Kemal ile Mülâkat", Ank. 1981
Mehmet İhsan Gençcan, " Çanakkale Savaşları ve Menkıbeler", İst. 1994.
Prof. Dr. Abdurrahman Güzel, "Çanakkale Savaşları", 1994
Mehmet Kaplan, "Mehmet Akif ve Çanakkale Savaşı; Mehmet Kaplan' dan Seçmeler" (Haz: Enginün- Zeynep Kerman) K.T.B. Yay. .Ank. 1988.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 20-11-2005   #15 (mesaj-linki)

  1. ÇANAKKALE GEÇİLMEZ
O gün kana boyandı Çanakkale Boğazı
Yeri göğü inletti askerimin avazı

Dört taraftan saldırdı düşman delicesine
Şarapneller saplandı Mehmetçiğin göğsüne

Türk’e karşı kin kustu,beraber oldu cihan
Damla damla gözyaşı döktü yere asuman

Allah’ın askerleri melekler yere indi
Hakk’a kavuşan erler kanatlarına bindi

Bir lodos fırtınası zaferden haber verdi
Dengeler değişince arttı kâfirin derdi

On sekiz Mart’ta sular kan gölüne dönmüştü
Zâlimin balonları gün doğmadan sönmüştü

Ertuğrul tabyasından ateş yükseliyordu
Ceddin iman güneşi aydınlatıyor yurdu

Seddülbahir’de akan kan gövdeyi götürdü
Bu çile nöbetleri hem gün,hem gece sürdü

Conkbayırı’nda yazdı Mustafa Kemal destan
Coğrafyaya dönüştü damarlardan akan kan

Izdıraplara mahkûm vatanım ancak güldü
Düşman bataryaları soğuk suya gömüldü

Küfür tek bir millettir, ayrı gayrı seçilmez
Mehmetçik haykırıyor: “Çanakkale Geçilmez”

İnsanlıktan nasipsiz küstah uğurlar ola!
Hatırla bu destanı,hatırla da gel yola!

İnancımız odur ki payidar olmaz zulüm
Rabbim senin yolunda bize düğündür ölüm

Taş ve toprak şahittir o muhteşem bozguna
Çok acı bir ders verdik o salyalı azgına

Al bayrağın altında gölgelenen askerim!
Cennet-i Âlâ’sında bekler seni ol Kerim!

Çanakkale içinde Hilâl,Sâlib’i ezdi
Türk’ün mücahitleri bir büyük destan yazdı.

Yuvasından ayrılan artık geri dönmedi
Onların sâyesinde al bayrağım inmedi

Ey toprağın bağrına gömülen yiğit erler!
Döktüğünüz kanlarla ulvîleşti bu yerler

Ey semaya taht kuran yüce,soylu er oğlu!!
Duygusallıkta Kerem,yiğitlikte Köroğlu

Ey asırları aşıp cihana hükmeden Türk!
Zafer kaderin olsun Rabbine şükreden Türk!

Son Düzenleyen Misafir; 20-11-2005 @ 22:38.
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Cevap Yeni Konu Aç
En popüler 10 etiket
Bu Sayfanın Etiketleri
savaşı anı seslendirmeleri, çanakkale asker anıları, çanakkale destanı anıları, çanakkale savaş anıları, çanakkale savaşı asker anıları, çanakkale savaşı ile ilgili anılar, çanakkale savaşı ile ilgili bir anı, çanakkale savaşında ölen askerler, çanakkale savaşından anılar, çanakkale savaşıyla ilgili anılar,
Çanakkale Destanı (Çanakkale Zaferi - Çanakkale Savaşı) Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Osmanlı Padişahları - İndeks ThinkerBeLL Osmanlı İmparatorluğu 1 22-05-2007 21:45
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 11:46Bir site yetkilisine ulaşınBize Ulaşın - Contact Us
vBulletin®, Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd. ~ SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler.
Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız.
If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.
Creative Commons License
MsXLabs Directory
Sayfa 0.17711592 saniyede (62.75% PHP - 37.25% MySQL) 8 sorgu ile oluşturuldu
Top Have Fun @ MsXLabs! Designed by NeutralizeR