Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Forumda Ara

Kapitülasyonlar

Bu konu Osmanlı İmparatorluğu forumunda Blue Blood tarafından 27 Kasım 2006 (20:58) tarihinde açılmıştır.
28935 kez görüntülenmiş, 5 cevap yazılmış ve son mesaj 22 Temmuz 2012 (11:22) tarihinde gönderilmiştir.
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Eski 27 Kasım 2006, 20:58

Kapitülasyonlar

#1 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Sponsorlu Bağlantılar
Kapitülasyonlar
Osmanlı Devletinde yabancıların statüsünü tespit eden hukukî, malî, idarî ve dinî özellikteki antlaşmalar. Kapitülasyonlara, kısaca “imtiyaz” veya “imtiyâzât-ı ecnebiyye” de denir.
Osmanlı Devleti tarihinde ilk olarak, Sultan Birinci Murad Han zamanında, 1365 yılında, Dalmaçya kıyılarında fakir bir ülke olan Ragusa Cumhuriyetine, beş yüz duka haraç karşılığında, ticarî imtiyaz verildi. 1397’de Osmanlı ülkesine gelen Bizans elçi ve konsoloslarına bazı imtiyazlar verildi. Bu imtiyazlar karşılığında, Bizans İmparatorluğundan İstanbul’da bir Türk mahallesi kurma ve bu mahallede oturan Türklerin davalarına bakmak üzere kadı ile din işlerine bakacak müfti tayin etme hakkı alındı. Yıldırım Bayezid’in oğulları Süleyman Çelebi, Musa Çelebi ve Mehmed Çelebi devirlerinde de (Bkz. Fetret Devri), yabancılara bazı imtiyazlar tanındı. Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’u fethinde, Bizans’ın Venedik ve Ceneviz’e tanıdığı imtiyazları, küçük bazı değişikliklerle kabul etti. 1479’da yine Fatih tarafından Venedik’e, Kefe ve Trabzon’da ticaret yapma hakkı tanındı. Fatih Sultan Mehmed tarafından Venedik’e verilen bu imtiyazları, Yavuz Sultan Selim 1513’te ve Kanunî Sultan Süleyman 1521’de yapılan Osmanlı-Venedik ticaret antlaşmalarıyla genişleterek kabul ettiler. Mısır’ın fethinden sonra Fransız, Venedik ve Katalanlara Memlûklar tarafından verilen imtiyazlar, Yavuz Sultan Selim tarafından da tanındı. Osmanlı sultanları, verdikleri bu imtiyazlarla, fethettikleri ülkelerde ticarî faaliyetlerin canlı kalmasını ve ellerine geçirdikleri önemli transit yolların faal olmasını sağlıyorlardı. Ayrıca, bu asırda Amerika’nın ve Ümit Burnu’nun keşfedilmesi sebebiyle, İpek Yolu ticareti, Osmanlı topraklarından uzaklaşmış, ticaret batıya kaymıştı.
Almanya-İspanya İmparatoru Şarlken’le İran şahının, Osmanlı Devleti aleyhinde birlik kurmak istediklerini tespit eden Kanunî Sultan Süleyman Han, Şarlken’in Avrupa’ya hakim olma isteğine mani olmak için, rakibi Fransa’yı siyasî bakımdan destekledi. Veziriâzam Makbul İbrahim Paşa, Fransız konsolosu ile 1535’te tasarı şeklinde, ticarî bir muahede hazırladı. Ahidnâmeye göre, Fransız tüccarlarının yüzde beş gümrük ile her iki devlete ait gemilerle serbestçe dolaşmaları ve bütün hukukî muamelelerde, Fransız konsoloslarının kaza (hüküm erme) hakları kabul ediliyordu. Bundan başka Fransız tebaa hakkında, davalarda hüküm verecek kadıların yanında bir Fransız tercümanı hazır bulunacaktı. Müslüman tebaadan birisine olan borcunu ödemeden kaçan Fransız'ın yerine başka bir Fransız ve konsolos yakalanmayıp, Fransa kralı aleyhine dava açılacaktı. Her iki taraf için eşitlik ilkesini esas alması sebebiyle, antlaşma, padişah tarafından tasdik edilmedi.
Osmanlı padişahlarının, siyasî ve ticarî menfaatlerine uygun olarak verdikleri imtiyazlar, Avrupa’da Osmanlı idaresi lehinde büyük propaganda yapılmasına, Osmanlı Devletinin büyüklüğünün tanınmasına, dolayısıyla İslâmiyetin yayılmasına yol açtı. Hattâ Avrupa’da reform hareketlerinin önderi olarak kabul edilen Luther’in; “Ey Rabbim! Büyük Türkleri bir an önce başımıza getir de, senin ilâhî adaletinden onlar sayesinde nasibimizi alalım” demesine sebep oldu.
Kanunî Sultan Süleyman’ın vefatından sonra, 1569’da Sultan İkinci Selim Han, Fransa Kralı Dokuzuncu Charles ile 18 maddelik; 1581’de Sultan Üçüncü Murad Han, Üçüncü Henri ile 19 maddelik; 1579’da Sultan Üçüncü Mehmed Han, Dördüncü Henri ile 32 maddelik; 1604’te Sultan Birinci Ahmed Han, yine Dördüncü Henri ile 53 maddelik; 1743’te Edirne’de Sultan Dördüncü Mehmed Han, Ondördüncü Louis ile 55 maddelik; 1770’de Sultan Birinci Mahmud Han, Onbeşinci Louis ile 84 maddelik kapitülasyon antlaşmaları imzaladılar.
Bunlardan başka, 1578’de Toskana Krallığına; 1565’te Ceneviz Cumhuriyetine; 1580, 1593, 1603, 1606, 1622, 1624, 1641, 1662, 1675 yıllarında İngiltere’ye; 1598, 1612, 1634, 1668, 1712 yıllarında Hollanda Krallığına; 1617’de Avusturya’ya; 1678’de Polonya’ya; 1700’de Rusya’ya ve 1737’de İsveç Krallığına çeşitli imtiyazlar verildi.
Bu kapitülasyonlar, yabancılara; Osmanlı Devletinde yerleşmek, dolaşmak ve ticaret yapmak haklarını tanıyordu. Ancak ticaret hususunda tam bir serbestliğe sahip bulunmuyorlardı.
Bundan başka, kapitülasyonlara göre, yabancıların Osmanlı Devletine getirdikleri, ticaret eşyası üzerinden başlangıçta %5, daha sonra %3 gümrük resmi alınmaktaydı.
On sekizinci yüzyılın ilk yarısına kadar verilen kapitülasyonların bir bölümü, antlaşma niteliği taşımaktaydı. Ancak büyük bölümü (%90’ı), padişah fermanları ile tek taraflı verilmiş imtiyazlardı. Bu tip kapitülasyonlar, padişah hayatta olduğu müddetçe yürürlükte kalır, istenildiği an kaldırılabilirdi. Bu yüzden her padişah değiştiğinde imtiyazların da yenilenmesi gerekiyordu. Ancak bu yenileme işlemlerinin uzun zaman alması ve Avrupa devletlerinin her defasında yeni imtiyazlar istemeleri üzerine, 1740’ta Sultan Birinci Mahmud ile Fransa Kralı Onbeşinci Louis arasında, daimî statü ile yeni bir kapitülasyon antlaşması yapıldı. Yeni antlaşma, Fransa’ya tanınan ticarî ve hukukî imtiyazları genişlettiği gibi, kapitülasyon kavramına da yeni bir nitelik kazandırdı ve karşılıklı bağlayıcılığı olan bir ticaret muahedesi şeklini aldı. Bu devrede verilen imtiyazların hiçbirisi, devletin aleyhine olmamıştı. Zira maksat, batıya kayan ticaret yollarını tekrar Osmanlı ülkesine çekmek ve iç pazarı da devlet eliyle korumaktı. Bu durum, 1838’e kadar Osmanlı lehine devam etti.
1838’de İngiltere’yle başlayan ve diğer Avrupa devletleriyle devam eden bir dizi ticarî antlaşma, Osmanlı Devletinin iktisadî bakımdan batının hakimiyeti altına girmesine sebep oldu. Bilhassa İngilizlerin yetiştirmesi olan Mustafa Reşit Paşa ve arkadaşlarının gayretleriyle imzalanan 1838 Baltalimanı Antlaşması, yabancı ülkelere, Osmanlı Devletini sömürmek için, kapitülasyonlara ek ticaret imtiyazları sağladı.
1838 ticaret antlaşmalarıyla Osmanlı Devleti, bazı ticaret eşyası üzerinde mevcut yed-i vâhid (tekel) usulünü kaldırmayı taahhüt ederek, yabancılara iç ve dış ticaret hususunda tam bir serbestlik tanıdı. Bununla beraber Osmanlı ülkesinden çıkacak mal üzerinden % 9 iskele ve % 3 çıkış resmi olmak üzere % 12 nispetinde resim alınmaktaydı.
Mustafa Reşit Paşanın yetiştirmelerinden; Âlî ve Fuad paşalar da, 1861’de imzaladıkları yeni ticaret antlaşmalarında, 1838 ticaret muahedelerinin iç ve dış ticaret serbestliği prensibini öngörmesi yanında, ihraç edilen mallardan alınmakta olan % 12 iskele ve gümrük resmini yabancı tüccarlar için başlangıçta % 8’e ve sekiz yıl sonra da % 1’e indirdiler. Böylece 1838’de Reşit Paşa ile başlayan ve 1861’de Âlî ve Fuad paşalarla devam eden idareciler, Osmanlıyı Avrupa’nın mahkûmu yaptılar. Artık yabancı tüccarlar, Osmanlı memleketlerine yayılıp Osmanlı tüccarları gibi iç ticarette iş yapıyorlar, hammaddeyi kolaylıkla Avrupa’ya ihraç ediyorlar, mamul getirip satıyorlardı. Kendi memleketlerinde bundan daha kârlı ve imtiyazlı ticaret yapmalarına imkân yoktu. Avrupalı tüccarlara verilen bu imtiyazlara karşılık, Osmanlı tüccarlarının ve esnâfının korunması için en ufak bir tedbir alınmamıştı. Âlî ve Fuad paşaların ıslahat lâyihalarında, ticarete dair ciddî tek bir fikir yoktu.
Osmanlı topraklarından hammadde ihracı başlayınca, yerli sanayi, hammadde bulmakta sıkıntıya düştü. Başka bir ifadeyle Osmanlı sanayiinin çöküşü hızlandı. Böylece Osmanlı ekonomisi, zamanla, mevcut gücünü kaybetti ve gelişmelerin gerisinde kaldı. Nihayet Avrupa’nın gittikçe gelişen ve genişleyen ticarî, iktisadî ve teknolojik rekabeti karşısında tutunamayarak 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hızlı bir çöküş dönemine girdi. Avrupa devletlerinin desteğine duyulan ihtiyaç, Osmanlı hükümetlerini, onların karşısında meselelerini eşit şartlarda müzakere etme gücünden mahrum bıraktı. Yapılan bu ticarî antlaşmalar, başta İngiltere olmak üzere, diğer Avrupa ülkelerinin mallarına karşı ilgiyi arttırarak, yerli mallara olan talebi azalttı. Bilhassa Osmanlı lirasının değerinin yüksek tutulması, yabancı tüccarı cezbederken, yerli sanayii hareketsiz bıraktı. Ticaret ve sanayi geriledi.
1838 antlaşmasıyla ekonomisi felce uğratılan devlet, Rusya ile harbe sokulup, 1854’te İngiliz ve Fransızlarla ilk borç antlaşmalarını imzalamak mecburiyetinde bırakıldı.
Alınan borçların faizlerinin ödenememesi ve yeni borçların alımı ile 1870’te borç miktarı, 792 milyon frangı buldu. Bunu fırsat bilen Avrupa devletleri, Osmanlı Devleti üzerinde siyasî ve askerî baskılarını arttırdılar. Bu sırada Abdülaziz Han'ın şehadeti ile tahta geçen Sultan Beşinci Murad’ın kısa süren saltanatından sonra Sultan İkinci Abdülhamid Han, padişah oldu. Birinci Meşrutiyeti ilan ederek, Kanun-u Esasî’yi kabul etti. Bu sırada Tanzimatçıların uyguladığı yanlış ekonomik politikalar ve yabancılara verilen imtiyazlar sebebiyle, devletin malî durumu iyice kötüye gitti. Avrupa basını, Osmanlı Devletinin malî iflas hâlinde bulunduğunu yazıyordu. Bu sırada Bosna-Hersek isyanı ile Midhat Paşa ve adamlarının tahrik ve teşvikleriyle Osmanlı-Rus Harbi patlak verdi. Devletin içinde bulunduğu malî kriz daha da büyüdü.
Yabancı devletlerin baskılarını önlemek ve Osmanlı Devletinin kaybolan itibarını iade etmek isteyen Sultan İkinci Abdülhamid Han, birçok malî tedbirler aldı. Düyun-u Umumiye idaresi kuruldu. Alacaklı ülkelerin temsilcilerinden ve Osmanlı memurlarından meydana gelen bu idare, tütün, tuz ve ipek vergileriyle damga pulu ve balık gelirlerini toplamaya yetkiliydi.
Yapılan bu düzenlemeyle devlet, borçlarının büyük bir kısmından kurtuldu ve yabancı devletlerin iç işlerimize müdahalesi önlenmiş oldu. Böylece Sultan’ın şahsî kabiliyeti ve akıllı siyaseti sayesinde devlet, malî itibarını elde etti ve siyasî istiklâline kavuştu. Alınan bazı tasarruf tedbirleriyle de, borçların önemli bir kısmı ödendi.
Sultan Abdülhamid Han, yürürlükte olan ekonomik imtiyazları, devleti idare siyasetinde, maharetle kullandı. Yabancı devlet şirketlerine ihaleler yoluyla çeşitli bölgelerde yeni yatırımlar yaptırdı. Bu sırada İngiliz ve Fransız şirketleriyle birlikte Alman firmalarına da imtiyazlar verdi. Bu şekilde, yabancı devlet ve firmalar arasında mücadele başladı. Demiryolu yapımındaki mücadeleyi Almanya kazandı. Almanya’dan alınan malî destekle 1888’de Haydarpaşa-İzmit demiryolu Ankara’ya kadar uzatıldı. 1902’de Ankara-Bağdat demiryolunun yapımı da Almanlara verildi. Alınan yeni tedbirlerle eğitim, bayındırlık ve tarım alanında müspet gelişmeler oldu. Bütün memlekette ticaret, ziraat ve sanayi odaları açıldı.
Yabancılara tanınan imtiyazların yer aldığı kapitülasyonlar, Birinci Dünya Harbi'ne kadar devam etti. Sultan Beşinci Mehmed Reşad Han, 9 Eylül 1914’te, kapitülasyonların 1 Ekim tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılacağını, bütün yabancı devlet temsilcilerine bildirdi. İmtiyazlardan faydalanan Fransa, İngiltere ve Çarlık Rusyası, milletlerarası özellikte bir antlaşmanın tek taraflı olarak yürürlükten kaldırılamayacağı görüşünü ileri sürerek, Sultan Beşinci Mehmed Reşad’ın kararını protesto ettiler. Ancak, bu arada Osmanlı Devleti savaşa girdi. Birinci Dünya Savaşından sonra, 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi ile, kapitülasyonlar bütün ağırlığı ve şartları ile kendiliğinden geri geldi. 20 Ağustos 1920’de, Sultan Vahideddin Han'ın tasdik etmediği Sevr Antlaşması'yla yabancılara tanınan haklar arttırıldı. Ancak İstiklâl Savaşı'ndan sonra 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması ile kapitülasyonlar kesin olarak kaldırıldı.

Kaynak: Genel Türk Tarihi / dallog. com
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Eski 25 Ağustos 2007, 21:13

Kapitülasyonlar

#2 (link)
_PaPiLLoN_
Ziyaretçi
_PaPiLLoN_ - avatarı
Sözlük anlamıyla; bir ülkenin, vatandaşlarının zararına olacak şekilde yabancılara verilen ayrıcalıklardır. Osmanlı Devleti'nde Kanuni Sultan Süleyman döneminde 1535'de ilk kez padişah fermanıyla Fransızlara tanınan hakların tümüdür.

Fransa Kralı I. François 1525'de Cermen İmpapartoru V. Carlos tarafından esir alınmış bunun üzerine Kralın annesi Kanuni'ye bir mektup yazarak yardım istemiştir. Bu sırada Mohaç Seferi'ne çıkacak olan Kanuni, bu yardımla Habsburglarla yakınlaşma sağlanabilir düşüncesiyle, yardım etmeyi kabul etmiştir. Fakat herşey Sultan Süleyman'ın planladığı gibi olmamış, Fransız dostluğu zamanla resmi bir kimlik kazanmıştır.

1535'te Fransızlarla Osmanlı Devleti arasında imzalanan antlaşmayla Fransızlara birtakım haklar verilmiştir. Kapitülasyonlar, bu dostluk antlaşmasının yarattığı yakınlaşma ortamında verilmiş olan haklardır. Buna göre; Fransız bayrağı taşıyan gemiler Osmanlı egemenliğinde bulunan bütün limanlarda serbestçe ticaret yapabileceklerdi. Diğer yabancı devletler gemilerini, Osmanlı egemenliğinde bulunan denizlerde ancak Fransız bayrağı altında ticaret yapabileceklerdi.

Bu sayede Fransızlar kapitülasyonlar gereği Osmanlı denizlerinde serbestçe ticaret yapma özgürlüğüne kavuşmuştu. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yaşayan Katoliklere ibadet özgürlüğü verilmesi, Fransız konsoloslarına kendi vatandaşlarıyla ilgili sorunların çözümlenmesinde yargı yetkisi tanınması gibi hükümler, daha sonraki yıllarda İmparatorluğun zayıflamasıyla, devletin bağımsızlığını yok edecek kurallar haline getirilmiştir.

1569, 1581, 1597, 1614, 1673 ve 1740 yıllarında yeni kapitülasyonlar verilmiştir. 1740 kapitülasyonlarıyla, Fransa'ya tanınan haklar daha da genişletilmiş, diğer batılı ülkelere de aynı hakların tanınması kabul edilmiştir. 1740 kapitülasyonlarından sonra Osmanlı sınırları içerisindeki yabancı devletlere çok geniş ticaret yapma olanakları sağlanmış, hatta bu haklar sayesinde İstanbul'da yanacı postaneler açılmıştı.

Sevr Antlaşması'nın imzalanmasıyla kapitülasyonlardan yararlanma hakkı Yunanistan ve Ermenistan'a verilmiş, yabancı gemilere, Türk gemilerine tanınan bütün hakların tanınması kararlaştırılmıştır. 22 Mart 1922'deki Sakarya Zaferi'nden sonra Paris'te toplanan İtilaf Devletleri Dışişleri bakanları konferansında ise İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Türkiye ve kapitülasyonlardan yararlanan öbür devletlerin katılmasıyla kurulacak bir komisyonca kapitülasyon hükümlerinin gözden geçirilmesi konusunda karara varılmıştır. Kapitülasyonlar Lozan Barış Antlaşmasıyla yürürlükten kalkmıştır
Rapor Et
Eski 3 Temmuz 2009, 01:47

Kapitülasyonlar

#3 (link)
Admin
ThinkerBeLL - avatarı
Kapitülasyonlar
MsXLabs.org & Temel Britannica

Kapitülasyon denince aklımıza hemen Osmanlı Devleti'nin I536'dan başlayarak Av­rupa ülkelerine tanıdığı ticaret ayrıcalıkları gelir. Oysa ilkçağ ve ortaçağ boyunca birçok devlet birbirine aynı anlamda ayrıcalıklar tanıdığı gibi Osmanlı Devleti 1536'dan önce de ilişkide bulunduğu bazı Avrupa devletleri­ne bu tür ayrıcalıklar tanımıştır.
Asya-Avrupa ticaretinde önemli bir geçit noktası oluşturan Anadolu, 15. yüzyılda tü­müyle Osmanlılar'ın denetimine geçince bu ticaretten yararlanan Avrupa ülkeleri Osman­lı Devleti ile yeni antlaşmalar yapma yoluna gittiler. Osmanlılar da transit ticaretten önemli miktarda gelir elde ettiklerinden bu tür antlaşmaları uygun bulmuşlardı. İlki 1352'de Cenevizliler'le yapılan ticaret ayrıca­lığı antlaşmasını, daha sonra Venedikliler'le yapılanlar izledi. Bu antlaşmalar her padişah döneminde yenilenerek sürdü.
16. yüzyılın ortalarına gelindiğinde Vene­dik elde ettiği ayrıcalıklarla Osmanlı dış ticaretinin büyük bölümünü yürütür olmuştu. Bu arada Suriye ve Mısır'ın Osmanlı egemen­liğine girmesiyle Asya-Avrupa arasında eski­den beri çok önemli bir ticaret yolu olan İpek Yolu da Osmanlı Devleti'nin eline geçmişti. Bunun üzerine bu yoldan yararlanan başka Avrupa ülkeleri Osmanlı Devleti'nden çeşitli ticaret ayrıcalıkları istemeye başladılar. Avru­pa ülkelerinin aralarındaki ticari rekabetten kendi siyasal çıkarları bakımından yararlan­mak isteyen Osmanlı Devleti de bu isteklere olumlu yaklaştı. İşte ilk kapitülasyon olarak nitelenen 1536 tarihli Osmanlı-Fransız antlaş­ması bu ortamda yapıldı.
Siyasal bakımdan zor durumda bulunan Fransa Kralı I. François'ya destek veren Kanuni Sultan Süleyman onun ticaret alanın­daki ayrıcalık isteğini aradaki dostluğu güç­lendirmek bakımından uygun bulmuş ve bu antlaşmayı yapmıştı. Buna göre Fransız tüc­carlar Osmanlı ülkesi içinde yaptıkları ticaret­te bir Osmanlı uyruğunun ödediği kadar resim ve harç ödeyecekti. Bu antlaşmayla büyük yararlar sağlayan Fransa, 1569'da yap­tığı yeni bir antlaşma ile elde ettiği ayrıcalıkla­rı daha da genişletti ve o güne kadar Venedik-liler'in elinde olan ticaret üstünlüğünü ele geçirmeye başladı. Öyle ki, 17. yüzyıl başla­rında Osmanlı sularında yılda 1.000'in üstün­de Fransız bayraklı ticaret gemisi dolaşıyor ve bunlar Fransa'nın dış ticaretinin yaklaşık yarı­sını oluşturan bir etkinlik yürütüyorlardı. Fransa, İngiltere ile Venedik dışındaki Avru­pa ülkelerinin gemilerinin de kendi bayrağı altında ticaret yapmalarını sağlıyordu.
Ama 1581'de ilk kapitülasyon antlaşmasını elde eden İngiltere 17. yüzyılda giderek üs­tünlük kazanmaya başladı. Bu durum 17. yüzyıl boyunca Fransa ile İngiltere arasında zaman zaman sertleşen bir mücadeleye yol açtı. Osmanlı Devleti ise 17. yüzyılda içine düştüğü ekonomik bunalım, askeri yenilgiler ve bunun getirdiği siyasal güçlükler yüzünden kapitülasyonları bir dış siyaset aracı olarak kullanmaya çalıştı. Gelişmelere göre Fran­sa'ya ya da İngiltere'ye yeni ayrıcalıklar, kolaylıklar tanımak biçiminde sürdürülen bu siyaset Osmanlı Devleti'ne bazı geçici yarar­lar sağladıysa da uzun vadede asıl kazançlı çıkan taraf giderek Osmanlı Devleti'nin bü­tün iç ve dış ticaretini denetimleri altına almaya başlayan Avrupa ülkeleri oldu. 18. yüzyılda bunlara 1718 Pasarofça Antlaşması ile Avusturya ve 1774 Küçük Kaynarca Ant­laşması ile de Rusya katıldı.
19. yüzyıla girilirken Osmanlı Devleti eko­nomik bakımdan kapitülasyonların tutsağı olmuş, ülke her türlü Avrupa malının rahat­lıkla alınıp satıldığı bir pazar durumuna gel­mişti. Bunun sonucu olarak ucuz Avrupa mallarıyla rekabet edemeyen yerli küçük üre­tim de çökmüştü. Avrupalılar ve bir Avrupa devletinin koruması altına girmiş yerli azınlık tüccarlar 19. yüzyılda yalnızca bu ekonomik ayrıcalıkları sonuna kadar kullanmakla kal­mamış, hukuksal bakımdan da dokunulmaz­lık elde etmişlerdi. Ayrıca yabancılara mülk edinme hakkının tanınması tarımda ve sanayi­de üretim araçlarını da doğrudan denetleme olanağı vermişti.
Tam bir yarı sömürge durumuna düşen Osmanlı Devleti, kapitülasyonlardan kurtul­mak için ilk kez 1856 Paris Konferansı sırasın­da bir girişimde bulundu. Ama Osmanlı Devleti'nin güçsüzlüğünü bilen Avrupa devletleri bu isteği geri çevirdiler. Osmanlı Dev­leti borçlanma yoluyla da Avrupa mali çevre­lerine bağımlı duruma düşmüştü.
Kapitülasyonlardan kurtulma yolunda ikin­ci adım 1908'de II. Meşrutiyet'in ilanından sonra başa geçen İttihat ve Terakki yönetimi tarafından atıldı. 1914'te I. Dünya Savaşı'nın başında İngiltere, Fransa ve Rusya'ya cephe alan İttihat ve Terakki yönetimi kapitülasyon­ları kaldırdığını açıkladı. Kararın kapitülas­yonlardan en çok yararlanan bu ülkeleri etkileyeceğine inanan Osmanlı Devleti savaş­ta yenik düşünce kapitülasyonlar yeniden gündeme geldi. 1920de imzalanan Sevr Ant­laşmasında kapitülasyonların yürürlükte ol­duğu kabul edildi. Ama Sevr Antlaşması'nı tanımayan Ankara hükümeti Kurtuluş Savaşı1 nın başarıya ulaşmasından sonra toplanan Lo­zan Konferansı'nda kapitülasyonların kaldı­rılmasını Avrupa devletlerine kabul ettirdi.
Rapor Et
Eski 19 Temmuz 2009, 16:41

Kapitülasyonlar

#4 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Kapitülasyonlar

Vikipedi, özgür ansiklopedi



Kapitülasyonlar, Osmanlı İmparatorluğu'nda yabancılara verilen ekonomik, adli, idari vb. hak ve ayrıcalıklara kapitülasyon denir. Kapitülasyonların çoğu iki taraf için geçerli olsa da ekonomisi güçlü olan taraf kapitülasyonlardan fayda sağlarken ekonomisi zayıf olan taraf kapitülasyonlardan zarar görmüştür.
Kapitülasyon kelimesi Latince caput'tan (baş) gelir ve baş eğmek, teslim anlaşması yapmak anlamlarını taşır.
Kapitülasyonlara örnek olarak Osmanlı kentlerinde örgütlenebilme hakkı, yabancıların kendi aralarındaki anlaşmazlıklarda konsolosluklara yargı yetkisi tanınması, Osmanlı topraklarında seyahat, taşımacılık ve satış serbestliği, Osmanlı sularında gemi işletme hakkı verilebilir.
Osmanlı vatandaşları da Avrupa devletlerinde, bir Avrupalının Osmanlı ülkesindeki sahip olduğu haklara sahipti. Ancak Osmanlı ekonomisi büyük ölçüde tarıma dayanmaktaydı ve Avrupa ülkelerinde ticaret yapacak herhangi bir kesimi yoktu. Ayrıca Avrupalı devletler kendileri Osmanlı'ya mal ihraç ederken gümrük vergisi ödememelerine karşın, Osmanlı malları ithal edilirken gümrük vergisi alıyorlardı. Yani fiilen Osmanlı'ya bir avantaj getirmiyordu. II. Abdülhamid, kendi, Türk yanlısı panislamist politikaları diğer Müslüman ülkelerde yaymak amacıyla, Avrupa ülkelerinin sömürgelerinden Osmanlı'da eğitim almak için gelen müslümanlara Osmanlı pasaportu vermişti. Bu pasaportu taşıyan müslümanlar, kendi ülkelerinde kanuni dokunulmazlığa kavuşuyorlardı. Dokunulmazlıkları sayesinde panislamist ve Osmanlı yanlısı söylemlerini rahatça ifade edebiliyorlardı.

Ortaya Çıkış Nedenleri


Kapitülasyonların ortaya çıkışı öncelikle yabancı topraklara yerleşen yabancıların kendi ülkelerinde alışık oldukları güvenceden yararlanma isteğinden kaynaklandı. Diğer taraftan, Osmanlı İmparatorluğu'nda hukuk sisteminin şeriata dayanması Osmanlı ile ticaret yapan yabancıları kapitülasyon arayışına başlattı.Ayrıca Osmanlı'nın dış ülkelere borçlanmasından dolayı da oldu. Asıl ortaya çıkış sebebi ise coğrafi keşiflerden sonra Osmanlı'nın Akdeniz ticaretini geliştirmek istemesindendir. İlk kapitülasyonlar Kanuni tarafından Fransaya verilmişti.Burada amaç akdeniz ticaretini canlandırmanın yanında Hristiyan birliğinin oluşmasına engel olmaktı.

Evre Evre Kapitülasyonlar



Birinci Evre


İlk kapitülasyonlar Bizans, Selçuklu ve Akdeniz kıyısındaki Arap ülkeleri tarafından verildi. Bu devletlerin amacı ticareti kendi ülkelerine çekmekti.
17-18. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu da aynı nedenlerle Venedik ve Cenevizlilere kapitülasyonlar vermişti.

İkinci Evre


İkinci evre, 12. yüzyılda Hindistan'a deniz yolunun keşfi üzerine başladı, zamanla Avrupa'nın merkantilist politikasının aracı haline geldi
Kapitülasyonlar 1740 yılında I. Mahmut ve XV. Louis arasında yapılan bir anlaşmayla sürekliliği olan devletlerarası bir ticaret sözleşmesine dönüştü. Bu evre sırasında Osmanlı hâlâ kendine yeterli bir ekonomik birimdi.

Üçüncü Evre


Bu evre, "eşitsiz mübadele"yle başladı. 19. yüzyıldaki sanayi devrimi her şeyi değiştirdi. Osmanlı ve Avrupa arasında artık bir nitelik farkı doğmuştu. Osmanlı topraklarını Avrupa'ya tek bir pazar olarak açan 1838 ticaret anlaşması yalnızca bir ticaret değil aynı zamanda ileri düzeyde bir kapitülasyon anlaşmasıydı. İhracat yasağı ve devlet tekelleri kaldırıldı. Yabancı tüccarlar yerli tüccarlarla aynı haklara sahip oldu. Bundan sonra Osmanlı artık mamül mal üretemeyecek, kumaş yerine iplik, iplik yerine ham pamuk ya da yün hatta pamuk kozası satar hale gelecektir.
Yabancıların ayrıcalıkları zamanla gayrimüslim Osmanlılara da tanındı. Osmanlının borçlanmaya başlaması kapitülasyonlarla birleşince, Osmanlı kendisini önce Düyun-u Umumiye'ye teslim etmiş, ardından yabancı şirketlere çok büyük imtiyazlar vermiş (demiryollarının işletilmesi gibi) ve sonunda Sevr Antlaşması'nın Osmanlının tüm maliyesini elinde tutacak olan bir Maliye Komisyonu kurulmasını öngören 232. Madesini kayıtsız şartsız kabul etmiştir.

Kapitülasyonların Kaldırılması


Kapitülasyonları kaldırma sözü kurtuluş Savaşı'ndan önce 1856'da alınmıştır. Ancak, Osmanlıya verilen bu söz hiçbir zaman yerine getirilmemiştir. İttihat ve Terakki'nin 1911 yılında kaldırdığı kapitülasyonlar Sevr Anlaşması ile daha da güçlü bir şekilde Osmanlı'nın sırtına bindirildi.
Kapitülasyonlar Kurtuluş Savaşı sırasında Sovyetler Birliği ile yapılan 28 Mart 1921Lozan Anlaşması ile gerçekleşti. Anlaşmasının 7. Maddesiyle "geçersiz ve kaldırılmış" sayıldı. Kapitülasyonların gerçek anlamda kaldırılması ise Lozan Anlaşması'yla olmuştur.
Son Düzenleyen Daisy-BT; 7 Mayıs 2011 @ 23:35. Sebep: Mesaj içeriği.
Rapor Et
Eski 19 Haziran 2010, 23:44

Maddelerle Tarih

#5 (link)
Daisy-BT
Ziyaretçi
Daisy-BT - avatarı

Kapitülasyonlar:
( 1535 )

  • Kapitülasyon; Bir devletin diğer bir devlete kendi sınırları içinde tanımış olduğu gümrük, hukuk ve ticari alandaki ayrıcalıklara denir.
  • Kapitülasyon = Uhud-u Atika, İmtiyazat-ı mahsusa
Kapitülasyonlara Göre:
  • 1.Fransız ticaret gemileri Osmanlı kara sularında serbestçe dolaşabilecek, istedikleri limana girebilecekti.
  • 2.Fransız tacirlerinden diğer yabancı tacirlere nazaran daha az gümrük resmi (vergi) alınacaktı. Türklerinki kadar olacaktı.
  • 3.Osmanlı ülkesine yerleşmiş olan Fransızlar din ve mezheplerinde tamamen serbest olacaktı.
  • 4.Fransız tacirleri arasındaki hukuki ve ticari davalara Türkiye'ye gönderilecek olan bir Fransız hakim bakacaktı.
  • 5.Fransız tacirleri ile Türkler arasındaki davalara Türk mahkemeleri bakacak ancak bu mahkemelerde Fransız bir tercüman bulunacaktı.
  • 6.Türk tacirleri de Fransa kralına ait topraklarda ve denizlerde aynı haklardan yararlanacaktı.
  • 7.Fransızlardan biri Türk karasularında ölürse malları varislerine, varisleri yoksa Fransız hükümetine verilecekti.
  • 8.Bu antlaşma iki hükümdarın yaşadığı sürece geçerli idi.
Kapitülasyonlarla:
  • 1740'da I. Mahmut Fransızlara kapitülasyonlarla süreklilik ve ekonomik özellik vermiştir.
  • Daha sonra Kapitülasyonlardan İngiltere, Rusya ve Hollanda
  • yararlanmıştır.
  • Kapitülasyonlarla Osmanlı sanayisi gelişmemiştir.
  • Toprakları açık pazar haline gelmiştir.
  • Kapitülasyonlar I. Dünya Savaşında tek taraflı durdurulmuştur.
  • Nedeni -> Osmanlılara karşı .İngiltere + Fransa + Rusya'nın savaşmasıdır.
  • Kapitülasyonların kaldırıldığı ilk kez Misak-ı Millide dünyaya duyurulmuştur.
  • Kapitülasyonlarınkalktığını kabul eden ilk devlet Sovyet Rusya'dır. (Moskova Antlaş­ması ile)
  • Kapitülasyonlar Lozan'da kalkmıştır. (Hiç ödün verilme­miştir.)

Rapor Et
Eski 22 Temmuz 2012, 11:22

Cvp: Kapitülasyonlar

#6 (link)
Lethe
buz perisi - avatarı
Kapitülasyonlar
MsXLabs.org & MORPA Genel Kültür Ansiklopedisi

Bir devletin, başka bir devletin yurttaşlarına tanıdığı ayrıcalıklar. "Kapitülâsyon" terimi, birtakım anlam değişiklikleri geçirerek Eski Roma'dan beri kullanılmıştır. İlk anlamı, "bir yerin teslimi için yapılan anlaşma"dır. Daha sonra "bir devletin başka bir devletin vatandaşlarına tanıdığı yargı bağışıklığı" anlamında kullanılmış ve giderek başka ayrıcalıkların da tanınmasıyla kapsamı genişlemiştir. Kapitülâsyonlar, genel olarak iki biçimde, ya iki taraflı gerçek bir antlaşma niteliğinde ya da bir imtiyazı belirleyen tek taraflı yükümlülükler olarak ortaya çıktı. Tarih boyunca çeşitli ülkeler ve devletlerde görüldü: İran, Mısır, Japonya, Çin, Bizans, Osmanlı İmparatorluğu. Başlangıçta, değişik bir sosyal ve kültürel yapı içinde yaşadıkları için, Batı ülkelerinden olanlara Doğulularca verilmiş birer imtiyaz niteliğindeydiler. Zamanla Batılıların Doğu ülkeleri üzerinde sömürgecilik politikalarını uygulamaları için bir araç oldular. Osmanlılarda ilk kapitülâsyonlar daha I. Murat zamanında verilmeye başlanmıştı. Osmanlı Devleti'nin yaptığı ilk büyük kapitülâsyon antlaşmasıysa Kanunî döneminde 1536'da Fransa ile yapılan "Barış, Dostluk ve Ticaret Antlaşması" dır. Bu antlaşmaya göre Fransız yurttaşlarına, Osmanlı topraklarında yargı, ticaret, yerleşme, vergi gibi konularda ayrıcalıklar tanınıyordu. Daha sonra ayrıcalıklar genişletildi; İngiltere ve Hollanda ile de kapitülâsyon antlaşmaları imzalandı. Osmanlıların çökmeye başladığı dönemde, kapitülâsyonların kapsadığı konular son derece genişlemiş ve ülkenin aleyhine bir ayrıcalık ve dokunulmazlık sistemi hâline dönüşmüştü. Osmanlılar, özellikle Tanzimat döneminde kapitülâsyonlardan kurtulmaya çalıştılarsa da başarılı olamadılar. I. Dünya Savaşı'ndan önce (1 Ekim 1914) resmen kaldırılan kapitülâsyonlar Osmanlı Devleti'ne yeniden kabul ettirildi. Ancak 24 Temmuz 1923 Lozan Antlaşması ile kesin olarak kaldırıldı.
Sponsorlu Bağlantılar
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.343 saniyede (85.85% PHP - 14.15% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 23:32
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi