Osmanlı Padişahları - Yavuz Sultan Selim Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Türk Dünyası :: > Osmanlı İmparatorluğu
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 17-02-2007   #1 (mesaj-linki)
kompetankedi - avatarı
Osmanlı Padişahları - Yavuz Sultan Selim



YAVUZ SULTAN SELİM
1512 - 1520

Babası : Sultan İkinci Bayezid
Annesi : Gülbahar Hatun
Doğumu : 10 Ekim 1470
Ölümü : 21-22 Eylül 1520
Saltanatı : 1512 - 1520
Devlet Sınırları : 6.557.000 km2
YAVUZ SULTAN SELİM
HAYATI
Yavuz Sultan Selim 10 Ekim 1470 günü doğdu. Babası Sultan İkinci Bayezid, annesi Gülbahar Hatun'dur. Gülbahar Hatun Dulkadiroğulları beyliğindendir. Yavuz Sultan Selim, uzun boylu, geniş omuzlu, kalın kemikli, omuzlarının arası geniş, yuvarlak başlı, kırmızı yüzlü, uzun bıyıklı ve yiğit bir padişahtı. Sert tabiatlı ve cesurdu. Kuvvetli bir ilim tahsili yapmıştı.

Babası Sultan İkinci Bayezid padişah olduktan sonra, askeri sevk ve devlet idareciliğini öğrenmesi için, Şehzade Selim'i Trabzon Sancağı'na tayin etti.

Şehzade Selim, Trabzon'da devlet işlerinin yanında ilimle uğraşır ve büyük alim Mevlana Abdülhalim Efendi'nin derslerini takip ederdi. Trabzon'u çok güzel idare eden Şehzade Selim'in bu arada komşu devletlerle de ilişkisi oldu.

Valiliği sırasında Trabzon halkını rahat bırakmayan Gürcüler üzerine üç sefer yaptı. En önemlisi olan Kütayis seferinde Kars, Erzurum, Artvin illeri ile birçok yeri fethederek Osmanlı topraklarına kattı (1508). Buralarda yaşayan Gürcülerin hepsi müslüman oldular.

Çok güzel ata biniyor, devrin en meşhur silahşörlerini alt edecek kadar iyi kılıç kullanıyordu. Güreşmekte, ok ve yay yapmada üstüne yoktu. Harpten hoşlanmakla beraber çok ince bir ruha da sahipti. Mütevazi bir kişiliğe sahip olan Yavuz Sultan Selim, her öğün yemekte tek çeşit yemek yerdi ve ağaçtan tabaklar kullanırdı.

Gösterişten hoşlanmaz, devlet malını israf etmezdi. Babasından devraldığı tatminkar hazineyi ağzına kadar doldurdu. Hazinenin kapısını mühürledikten sonra, söyle vasiyet etti:

"Benim altınla doldurduğum hazineyi, torunlarımdan her kim doldurabilirse kendi mührü ile mühürlesin, aksi halde Hazine-i Humayun benim mührümle mühürlensin."

Bu vasiyet tutuldu. O tarihten sonra gelen padişahların hiçbiri hazineyi dolduramadığından, hazinenin kapısı daima Yavuz'un mührüyle mühürlendi.

Yavuz Sultan Selim, ataları hep sakal uzattıkları halde sakalını keserdi. Bunun sebebini soranlara "Sakalımı ele vermemek için kesiyorum" dediği rivayet edilir. Bir kulağına da küpe takardı. 22 Eylül 1520'de "Aslan Pençesi" denilen bir çıban yüzünden henüz 50 yaşında iken vefat etti.

Hayatının son dakikalarında Yasin-i Şerif okuyordu. Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Camii'nde babasının cenaze namazını kıldıktan sonra, onu Sultan Selim Camii avlusundaki türbeye defnettirdi. Tarihçiler, Yavuz Sultan Selim'i sekiz yıla seksen yıllık iş sığdırmış büyük bir padişah olarak değerlendirdiler.

Erkek çocukları: Kanuni Sultan Süleyman
Kız çocukları: Hatice Sultan, Fatma Sultan, Hafsa Sultan, Şah Sultan

ÇALDIRAN SAVAŞI
Yavuz Sultan Selim, babası Sultan İkinci Bayezid ve kardeşleri ile taht mücadeleleri vererek tahta çıktığında, Osmanlı Devleti sıkıntılı bir dönem yaşıyordu. Bu bunalımlı dönemin en büyük sebebi Doğu'daki Şii-Safevi Devletiydi. Bu devletin ortadan kalkmasıyla huzur sağlanacak ve Türkistan yolu Osmanlılara açılacaktı.

Yavuz Sultan Selim'in en büyük amacı doğudaki bütün Türk İslam devletlerini tek bir devlet çatısı altında birleştirmekti. Yavuz Sultan Selim, 1514 yılı baharında ordusuyla birlikte İran seferine çıktı. Osmanlı kuvvetleri, Erzincan'dan Tebriz'e doğru yürüyüşüne devam etti.

Çaldıran'da 23 Ağustos 1514'te yapılan savaşta Osmanlı kuvvetleri büyük bir zafer kazanırken, Safeviler bozguna uğradılar. Şah, kaçarak hayatını zor kurtardı.

Yavuz yoluna devam ederek Tebriz'e girdi. Şehirdeki birçok sanatçı ve ilim adamı İstanbul'a gönderildi. Bu zafer sonucunda Şah İsmail eski prestijini kaybetti. Bu sayede Doğu Anadolu'da Osmanlılar için bir tehlike kalmamış oldu.

15 Eylül 1514'te de Tebriz'den Karabağ'a hareket eden Yavuz'un amacı, kışı orada geçirip, baharda İran'ı tümüyle almaktı. Ancak şartlar müsait olmadığı için Amasya'ya gidildi. Çaldıran Zaferi'nden sonra, Erzincan, Bayburt kesin olarak Osmanlı hakimiyetine geçti. Kemah kalesi alındı. 12 Haziran 1515'de kazanılan Turnadağ zaferi ile Dulkadiroğlu beyliğine son verildi. Diyarbakır, Mardin ve Bitlis Osmanlı hakimiyetine girdi. Böylece Anadolu'da Türk birliği sağlanmış oldu.

MERCİDABIK ZAFERİ
Fatih Sultan Mehmed devrinden kalan anlaşmazlık ve İran Seferi, Mısırlıların ve Safevilerin ittifak yapmalarına neden oldu. Yavuz Sultan Selim, bu ittifakın yapılacağını öğrenince Mısır seferine karar verdi. Yavuz Sultan Selim, 5 Haziran 1516'da Mısır seferine çıktı. 27 Temmuz günü Osmanlı Ordusu Mısır sınırına dayanmıştı. Mısır Sultanlığı'na bağlı Antep (18 Ağustos 1516) ve Besni (19 Ağustos 1516) kaleleri birer gün arayla teslim oldular.

Ancak asıl savaş 24 Ağustos 1516'da Mercidabık'da oldu. Mısır Ordusu Osmanlıların ezici top ateşi karşısında fazla dayanamadı. Mısır hükümdarı Gansu Gavri ölü olarak bulundu. Kazanılan Mercidabık zaferi sonunda Suriye'nin kapıları Osmanlılara açılmış oldu.

RİDANİYE ZAFERİ
28 Ağustos 1516'da Halep'e giren Yavuz Sultan Selim hiçbir direnmeyle karşılaşmadan şehri teslim aldı.Hama (19 Eylül 1516), Humus (21 Eylül 1516) ve Şam (27 Eylül 1516) aynı şekilde teslim olurken, Lübnan emirleri de Osmanlı hakimiyetini kabul ettiler. Yoluna devam eden Yavuz 30 Aralık 1516'da Kudüs'e, 2 Ocak 1517'de Gazze'ye girdi. Mercidabık Savaşı'ndan sonra Mısır'ın başına Tumanbay geçti. Tumanbay Osmanlı hakimiyetini kabul etmediği gibi, barış teklifi için gelen Osmanlı elçisini öldürmüş ve Venedikliler'den top ve silah alarak Ridaniye'de kuvvetli bir savunma hattı kurmuştu.

Yavuz Sultan Selim, ordusuyla birlikte, ilkçağdan beri hiçbir komutanın cebren geçemediği Sina Çölü'nü 13 günde geçerek, Ridaniye'de Mısır Ordusu ile karşılaştı.

Mısır Ordusu'na, El-Mukaddam Dağı'nın etrafını dolaşarak güneyden saldıran Yavuz Sultan Selim, bu manevra sayesinde Mısır ordusunun yönleri sabit olan toplarını etkisiz hale getirdi. 22 Ocak 1517'de Ridaniye Zaferi kazanıldı. Bu zaferle birlikte Memlük Devleti tarihe karıştı.

İLK HALİFE YAVUZ SULTAN SELİM
24 Ocak 1517'de Kahire alındı. 4 Şubat 1517'de Yavuz büyük bir törenle Kahire'ye girdi ve Mısır Memlükleri'ne bağlı Abbasi halifeliğine son verdi. Yakalanan Tumanbay idam edildi.

Mısır Seferi sonunda Suriye, Filistin ve Mısır Osmanlı hakimiyetine girdi. Ayrıca Hicaz ve yöresi de Osmanlı topraklarına katıldı. Doğu ticaret yolları tamamen Osmanlıların eline geçti. Elde edilen ganimetler ve alınan vergilerle Osmanlı Hazinesi doldu.

6 Temmuz 1517'de Emanet-i Mukaddese (Mukaddes Emanetler) denilen ve aralarında Hz.Muhammed'in (S.A.V) hırkası, dişi, sancağı ve kılıcı da bulunan eşyaları, Hicaz'dan Yavuz Sultan Selim'e gönderildi. 29 Ağustos 1516'da Hilafet Abbasi soyundan Osmanlı Soyuna geçti.

Yavuz Sultan Selim, Ayasofya Camii'nde yapılan bir törenle, son Abbasi halifesi Üçüncü Mütevekkil'den (kendi deyimiyle Hadim-i Haremeyn-i Şerifeyn) Haremeyn-i Şerifeyn, yani Mekke ve Medine'nin hizmetkarı ünvanını devraldı ve böylece bütün Müslümanlar'ın dini ve siyasi lideri oldu.

Rivayete göre, Üçüncü Mütevekkil kürsüye çıkıp, Halifeliği Osmanlı Padişahı Sultan Selim Han'a devrettiğini açıkladı. Sırtındaki cübbeyi Yavuz'a elleriyle giydirdi. Halifelik nişanlarından sayılan kılıcı elleriyle Yavuz'un beline bağladı. Yavuz Sultan Selim, o andan itibaren Müslümanlar'ın dini ve dünyevi lideri oldu. Artık yalnız padişah olarak değil, "halife" olarak da anılacaktı ve ondan sonra gelen tüm padişahlar da aynı zamanda halife olacaklardı.

Yavuz Sultan Selim, tahtı devraldığında 2.375.000 km.kare olan Osmanlı topraklarını sekiz yıl gibi kısa bir sürede 6.557.000 km.kareye çıkarmayı başardı. Devletin gelişmesi için de bir çok faaliyeti oldu. Çok düzenli çalışan bir casus teşkilatı vardı. Bu sayede ülke içinden ve dışından istediği bilgileri alan Yavuz Sultan Selim'in adam seçiminde büyük bir isabet yeteneği vardı.

MİMARİ ESERLER
Yavuz Sultan Selim, dedesi Fatih Sultan Mehmed zamanında yapılan Haliç Tersanesi'ni kapasite olarak arttırdı.

Medreselerin yanında, sosyal ve ticari alanda hizmet verecek birçok bina inşa ettirdi.
Hayatı yoğun savaşlarla geçen Yavuz Sultan Selim,
Diyarbakır Fatih Paşa Elbistan Ulu Camii,
Şam Salihiye'de Muhyiddini Arabi'ye Camii,
İmaret ve Türbesi gibi hayır eserleri de yaptırmaya fırsat bulmuştur.

Ayrıca temelini attırdığı İstanbul Sultan Selim Camii'ni bitirmeye ömrü yetmemiş, bu eser oğlu Kanuni Sultan Süleyman tarafından tamamlanmıştır.

MİMARİ ESERLER
Yavuz Sultan Selim, dedesi Fatih Sultan Mehmed zamanında yapılan Haliç Tersanesi'ni kapasite olarak arttırdı.

Medreselerin yanında, sosyal ve ticari alanda hizmet verecek birçok bina inşa ettirdi.
Hayatı yoğun savaşlarla geçen Yavuz Sultan Selim,
Diyarbakır Fatih Paşa Elbistan Ulu Camii,
Şam Salihiye'de Muhyiddini Arabi'ye Camii,
İmaret ve Türbesi gibi hayır eserleri de yaptırmaya fırsat bulmuştur.

Ayrıca temelini attırdığı İstanbul Sultan Selim Camii'ni bitirmeye ömrü yetmemiş, bu eser oğlu Kanuni Sultan Süleyman tarafından tamamlanmıştır.

YAVUZ SULTAN SELİM(Tuğrası)


Yavuz Sultan Selim devrinde Osmanlı Devleti�nin sınırlarını gösteren harita
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 24-11-2007   #2 (mesaj-linki)
nünü - avatarı
Cvp: Osmanlı Padişahları - Yavuz Sultan Selim



Yavuz Sultan Selim 10 Ekim 1470 günü doğdu. Babası Sultan İkinci Bayezid, annesi Gülbahar Hatun'dur. Gülbahar Hatun Dulkadiroğulları beyliğindendir. Yavuz Sultan Selim, uzun boylu, geniş omuzlu, kalın kemikli, omuzlarının arası geniş, yuvarlak başlı, kırmızı yüzlü, uzun bıyıklı ve yiğit bir padişahtı. Sert tabiatlı ve cesurdu. Kuvvetli bir ilim tahsili yapmıştı.
Babası Sultan İkinci Bayezid padişah olduktan sonra, askeri sevk ve devlet idareciliğini öğrenmesi için, Şehzade Selim'i Trabzon Sancağı'na tayin etti.
Şehzade Selim, Trabzon'da devlet işlerinin yanında ilimle uğraşır ve büyük alim Mevlana Abdülhalim Efendi'nin derslerini takip ederdi. Trabzon'u çok güzel idare eden Şehzade Selim'in bu arada komşu devletlerle de ilişkisi oldu.
Valiliği sırasında Trabzon halkını rahat bırakmayan Gürcüler üzerine üç sefer yaptı. En önemlisi olan Kütayis seferinde Kars, Erzurum, Artvin illeri ile birçok yeri fethederek Osmanlı topraklarına kattı (1508). Buralarda yaşayan Gürcülerin hepsi müslüman oldular.
Çok güzel ata biniyor, devrin en meşhur silahşörlerini alt edecek kadar iyi kılıç kullanıyordu. Güreşmekte, ok ve yay yapmada üstüne yoktu. Harpten hoşlanmakla beraber çok ince bir ruha da sahipti. Mütevazi bir kişiliğe sahip olan Yavuz Sultan Selim, her öğün yemekte tek çeşit yemek yerdi ve ağaçtan tabaklar kullanırdı.
Gösterişten hoşlanmaz, devlet malını israf etmezdi. Babasından devraldığı tatminkar hazineyi ağzına kadar doldurdu. Hazinenin kapısını mühürledikten sonra, söyle vasiyet etti:
"Benim altınla doldurduğum hazineyi, torunlarımdan her kim doldurabilirse kendi mührü ile mühürlesin, aksi halde Hazine-i Humayun benim mührümle mühürlensin."
Bu vasiyet tutuldu. O tarihten sonra gelen padişahların hiçbiri hazineyi dolduramadığından, hazinenin kapısı daima Yavuz'un mührüyle mühürlendi.
Yavuz Sultan Selim, ataları hep sakal uzattıkları halde sakalını keserdi. Bunun sebebini soranlara "Sakalımı ele vermemek için kesiyorum" dediği rivayet edilir. Bir kulağına da küpe takardı. 22 Eylül 1520'de "Aslan Pençesi" denilen bir çıban yüzünden henüz 50 yaşında iken vefat etti.
Hayatının son dakikalarında Yasin-i Şerif okuyordu. Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Camii'nde babasının cenaze namazını kıldıktan sonra, onu Sultan Selim Camii avlusundaki türbeye defnettirdi. Tarihçiler, Yavuz Sultan Selim'i sekiz yıla seksen yıllık iş sığdırmış büyük bir padişah olarak değerlendirdiler.
Erkek çocukları: Kanuni Sultan Süleyman
Kız çocukları: Hatice Sultan, Fatma Sultan, Hafsa Sultan, Şah Sultan
Devlet Sınırları : 6.557.000 km2
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 18-05-2008   #3 (mesaj-linki)
fadedliver - avatarı
Cvp: Osmanlı Padişahları - Yavuz Sultan Selim

Yavuz'un ZerÂfetİ
Yavuz Sultan Selim Han zamanında, İran hükümdarı Şah İsmail, kıymetli mücevherler ile dolu bir hediye sandığı gönderiyor, hünkâra.

Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkıyor. Fakat, sandık açılır açılmaz, pek fena bir koku yayılıyor etrafa.

Önce, hiç kimse bir anlam veremiyor, nadide mücevherler ile dolu sandıktaki bu fena kokuya. Sonra, mesele anlaşılıyor. Sandığın dibine insan dışkısı doldurulmuş.

Yani, Şah İsmail, aklı sıra, cihan padişahına hakaret ediyor.

Cihan padişahı emir veriyor, 'herkes düşünsün, bu edepsizliğe, Osmanlı'nın şanına yakışacak şekilde bir mukabelede bulunmalıyız.' ve çözümü yine kendisi buluyor. Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatıyor. Sandığın içine, o zamanın İstanbul'unda imâl edilen en nefis gül kokulu lokumlarından bir kutu hazırlanmış bir kutu yerleştiriliyor. Kutunun altına da, bir satırlık yazıdan ibaret bir pusula iliştiriliyor.

Hediye sandığı, itina ile süslendikten sonra, Şah İsmail'e gönderiliyor.

Sandık, Şah'ın huzurunda açılıyor. Sandık açılır açılmaz, etrafa mis gibi gül kokusu yayılıyor.

Mücevher vs. gibi hediyeler takdim edildikten sonra, Osmanlı Elçisi -Şah'ın tedirgin olmaması için, önce kendisi tatmak kaydı ile- büyük bir saygı ve nezaketle, Şah İsmail'e lokumdan ikram ediyor. Bilâhare, görevliler, huzurda bulunanlara teker teker ikram etmeye başlıyorlar, lokumdan.

Şah, bütün bu olup bitenlere bir anlam veremiyor. Osmanlı Elçisi, Şah'ın şaşkınlığını gidermek için, lokum kutusunun altına iliştirilmiş mütevazı pusulayı uzatıyor.

Pusulayı okuyan Şah'ın yüzünde, bu sefer, şaşkınlığın yerini büyük bir utanç ifâdesi alıyor;

'İsmail, herkes yediğinden ikram eder.'
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 14-12-2008   #4 (mesaj-linki)
BrookLyn - avatarı
Cvp: Osmanlı Padişahları - Yavuz Sultan Selim

Yavuz Sultan Selim (1470-1520)



Osmanlı Devleti'nin dokuzuncu padişahı olan Yavuz Sultan Selim, babası II. Bayezid'in şehzadeliği sırasında, sancakbeyi olduğu Amasya'da doğdu. Annesi Dulkadıroğulları Beyi Alaü'd-Devle'nin kızı Ayşe Hatun'dur. Yavuz'un çocukluğu Amasya'da geçti. Özel öğrenim gördü. Babası 1481'de Fatih Sultan Mehmed'in ölümü üzerine tahta çıkınca Yavuz da Osmanlı yönetim geleneğine uygun olarak Trabzon sancakbeyliğine atandı. Yavuz sancakbeyi olduğunda Trabzon Osmanlı Devleti'nin doğu sınırına yakın bir yerdeydi ve Akkoyunlular'ın tehditi altındaydı. Maraş-Malatya yöresinde egemen olan Dulkadıroğulları da Memlûklar tarafından Osmanlılara karşı sürekli kışkırtılıyordu. Yavuz şehzadeliğinin ilk 20 yılında bu iki komşu devletin durumunu yakından izledi.

Sorunu savaş yoluyla çözmesi için babasına başvurduysa da, barışçı bir padişah olan II. Bayezid buna yanaşmadı. Ama 1503'te Akkoyunlular yıkılıp Safevi egemenliği başlayınca durum değişti. Safeviler'in Anadolu'da giriştikleri Şii propagandası Yavuz'u kaygılandırıyordu. II. Bayezid ise oğlunun uyarılarını pek ciddiye almıyordu. Bunun üzerine Yavuz tahtı ele geçirme hazırlıklarına başladı. İlk olarak oğlu Süleyman'ı (daha sonra Kanuni Sultan Süleyman), İstanbul'a yakınlığı dolayısıyla Bolu sancakbeyi yapmayı başardı (1509). Ama ağabeyi Şehzade Ahmed buna karşı çıkınca Süleyman kısa bir süre sonra Kırım'daki Kefe sancakbeyliğine gönderildi. Yavuz, II. Bayezid'in tahtı Şehzade Ahmet’e bırakmak istediğini, Sadrazam Hadım Ali Paşa'nın da bunu desteklediğini öğrenince, 1510'da Kefe'ye giderek kayınbabası olan Kırım Hanı I. Mengli Giray'dan destek istedi. Mart 15H'de Kırım askerleriyle Rumeli'ye geçen Yavuz, Edirne'ye doğru ilerlemeye başladı. Devlet adamlarının araya girmesiyle çatışma önlendi ve Yavuz'a Semendire sancak beyliği verildi. Kısa bir süre sonra Anadolu'da Şahkulu Baba Tekeli ayaklanmasının çıkması ve kardeşi Korkud'un da tahtı ele geçirmek amacıyla Manisa'da harekete geçmesi üzerine, Yavuz yeniden Edirne'ye yürüdü. Çorlu'ya kadar ilerleyen Yavuz'un birlikleri burada II. Bayezid'in ordusuna yenilince Yavuz Kırım'a kaçmak zorunda kaldı. Bu durumda Şehzade Ahmed ile Şehzade Korkud hemen harekete geçtiler. Amasya sancakbeyi olan Şehzade Ahmed Adapazarı'na kadar geldiyse de, İstanbul'daki yeniçerilerin Yavuz yanlısı olduğunu öğrenince geri çekilmek zorunda kaldı. Şehzade Ahmed'den çekinen Korkud ise İstanbul'a giderek yeniçerilerin desteğini kazanmaya çalıştı. Bu arada Kırım'da daha güçlü bir ordu toplayan Yavuz, Ocak 1512'de Tuna Irmağı'nı geçerek İstanbul'a yöneldi. 19 Nisan'da İstanbul'a varan Yavuz yeniçerilerin coşkun gösterileriyle karşılandı ve II. Bayezid 24 Nisan'da tahtı ona bıraktı. Yavuz Sultan Selim bu biçimde tahta çıkmış tek Osmanlı padişahıdır.

Yavuz'un padişah olmasıyla taht kavgası yeni bir aşamaya girdi. Yavuz'un padişahlığını kabul eden Korkud yeniden Manisa sancakbeyliğine gönderildi. Şehzade Ahmed ise Konya'yı merkez edinmiş, Orta Anadolu'yu denetimi altına almıştı. Yavuz sorunun gittikçe büyüdüğünü görerek hemen harekete geçti. Mart 1513'te padişahlıkta gözü olduğu iddiasıyla Korkud'u idam ettirdi. Nisan 1513'te Bursa yakınlarındaki Yenişehir Ovasında yapılan savaşta da Şehzade Ahmed'i yenilgiye uğrattı. Kaçmaya çalışan Ahmed savaş alanında öldürüldü. Böylece tahta tek başına egemen olan Yavuz, Osmanlı Devleti'nin batıdaki sınır komşularıyla ve denizlerdeki rakibi Venedik' le barış antlaşmalarını yenileyerek şehzadeliğinden beri üzerinde önemle durduğu Safevi sorununu çözmeye yöneldi. Safeviler güneydeki Memlûklar için de tehlike oluşturuyorlardı. Yavuz Memlûklar'la da anlaşarak 1514'te Çaldıran seferini başlattı (bak. ÇALDIRAN SAVAŞİ). BU sefer sonunda Memlûklar'ın Anadolu'daki bir uzantısı durumunda olan Dulkadıroğulları'nın Osmanlı denetimi altına girmesi Osmanlı-Memlûk ilişkilerini sertleş-tirdi. Yavuz Safeviler'den sonra Memlûklar'ı da yenerek güney sınırlarını güvenceye almak istiyordu. Bu amaçla 1516'da Memlûklar'ın üzerine büyük bir sefere çıktı. Osmanlı ordusu 24 Ağustos 1516'da Halep'in kuzeyindeki

Mercidabık'ta Memlûk ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı. Memlûk Sultanı Kansu Gavri de savaş alanında öldü. Suriye ve Filistin'i ele geçiren Yavuz Kudüs'ü de aldıktan sonra Mısır'a yöneldi. Yeni Memlûk Sultanı Tumanbay Osmanlı ordusunu Kahire yakınlarındaki Ridaniye'de karşıladı. Osmanlı ordusu Memlûklar'ın hendeklerle çevirdiği, toplarla güçlendirdiği bu savaş alanını arkadan çevirerek şaşkınlık yarattı ve 22 Ocak 1517'deki Ridaniye Savaşı Osmanlı ordusunun zaferiyle sonuçlandı. Kahire'ye giren Yavuz Memlûk Sultanı Tumanbay'ı idam ettirdi. Böylece Memlûk saltanatına son veren Yavuz Mısır'ı imtiyazlı (ayrıcalıklı) eyalet yaparak Osmanlı Devleti'ne bağladı. Yavuz' un Mısır seferinin önemli bir sonucu da Kahire'de yaşayan Abbasi Halifesi III. Mütevekkil'i İstanbul'a götürerek halifeliği ve kutsal emanetleri devralmasıdır.

Yavuz 1518'de İstanbul'a döndükten sonra daha çok iç sorunlarla uğraştı. İlki 1519'da baş gösteren Celali Ayaklanması'nı bastırmaya çalıştı. Donanmanın güçlendirilmesine önem verdi. Bu hazırlığın İstanbul-İskenderiye yolunun güvenliğini sağlamak için yapıldığı söylenir. Bu arada uzun süre Edirne'de kalmasının ve Anadolu'dan yeni asker toplamasının da bu kez Avrupa'ya yönelik bir seferin hazırlığıyla ilişkili olduğu sanılmaktadır. Ama Yavuz bunu gerçekleştiremeden hastalandı ve İstanbul'dan Edirne' ye giderken Çorlu yakınlarında öldü. Ölümü Manisa sancakbeyi olan oğlu Süleyman (Kanuni Sultan Süleyman) İstanbul'a gelinceye kadar gizlendi.

Kısa süren hükümdarlığı seferlerle dolu geçen Yavuz Sultan Selim Osmanlı Devleti'nin doğu ve güney sınırlarını Anadolu'nun ötesine taşımıştır. Mısır'ı ele geçirmesi de Osmanlılara Kızıldeniz yoluyla Hint Okyanusu'na açılma olanağı sağlamış ve Baharat Yolu denetim altına alınmıştır. Yavuz Sultan Selim'in Selimi mahlasıyla yazdığı Farsça şiirleri bir Divan'da toplanmıştır.

Kaynak: MsXLabs.org & Temel Britannica
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 27-01-2009   #5 (mesaj-linki)
peaceful - avatarı
Cvp: Osmanlı Padişahları - Yavuz Sultan Selim


YAVUZ SULTAN SELİM HAN (1512-1520 )




EFLÂKDEN, O DEM Kİ PEY^M-Î KADER GELİR,
GÛŞ-Î CİHÂNA VELVELE-Î BÂL-Ü PER GELİR,
RÛY-Î ZEMÎ-İ TÂBİ-İ FERMÂNI KILMAĞA,
SULTAN SELÎM HAN GİBİ BİR ŞÎR-İ NER GELİR!
TEKBÎRLERLE HALKA IYÂN OLDU TÛĞLAR;
SAHR^Y-I ÜSKÜDÂR’A REVÂN OLDU TÛĞLAR…


SULTAN SELİM’İN SEFER TUĞLARI,1514 YILININ MART AYININ YİRMİNCİ GÜNÜ ÜSKÜDAR SAHRASINA DİKİLMİŞTİ.DOKUZ TANE BEYAZ AT KUYRUĞUNDAN YAPILMIŞ ZARİF TUĞ,TAM BİR AY MÜDDETİNCE NAZLI NAZLI DALGALANDI;FAKAT BU DALGALANIŞTA, BÜTÜN DOĞU DEVLETLERİ İÇİN BİR TEHDİT GİZLİYDİ.DAHA KIŞIN SON GÜNLERİNDE TUĞLARIN ÜSKÜDAR’A DİKİLMESİ,BİR ASYA SEFER-İ HÜMÂYÛN’UNA İŞARETTİ.BÜTÜN AVRUPA,TUNA YALILARI’NDAN ALPLER’E KADAR, RAHAT BİR NEFES ALDI.İKİ YIL ÖNCE ATALARININ TAHTINA OTURAN YENİ PADİŞAHIN NE KADAR “YAVUZ” OLDUĞUNU BÜTÜN DÜNYA BİLİYORDU.İLK SEFERİ,HEYECANLA BEKLENİYORDU.
BİRİNCİ SULTAN SELİM,44 YAŞINDA,OLGUN BİR ADAMDI.İKİNCİ BÂYEZİD’İN SEKİZ OĞLUNUN DÖRDÜNCÜSÜ OLARAK DÜNYAYA GELMİŞTİ.ANNESİ DULKADİROĞULLARI’NDAN AYŞE HATUN’DU.DÜLKADİR HÜKÜMDARI ALÂÜDDEVLE BEY,YAVUZ’UN ANA TARAFINDAN BÜYÜKBABASI İDİ.
SULTAN SELİM,BABASININ SANCAKBEYİ BULUNDUĞU AMASYA’DA DÜNYAYA GELMİŞ,KÜÇÜK BİR ÇOCUKKEN, BİR ARA İSTNBUL’A GİTMİŞTİ.BÜYÜKBABASI FATİH SULTAN MEHMED HAN’IN HUZURUNA ÇIKARILMIŞTI.FATİH,TORUNUNU KUCAĞINA ALMIŞ,SEVMİŞ,OKŞAMIŞ VE ÖPMÜŞTÜ.SON DERECE HEYECANLI OLAN KÜÇÜK ŞEHZÂDE,YALNIZ BİR AN CESARET ETMİŞ,BAŞINI KALDIRMIŞ,KUCAĞINDA OTURDUĞU DEDESİNİN YÜZÜNE BAKABİLMİŞTİ.FAKAT GÖRDÜĞÜ SİMAYI,HAYATININ SONUNA KADAR UNUTMAMIŞTI.
ONUN DA YÜZ ÇİZGİLERİ VE BEDENİ,BÜYÜKBABASINI ANDIRIYORDU.FATİH’İN ŞAHİN BURNU ONDA DA VARDI.UZUNA YAKIN ORTA BOYLU,YUVARLAK YÜZLÜ,SİYAH KAŞLI,ELÂ GÖZLÜ,BÜYÜK BAŞLI,UZUN BOYUNLU,UZUN BACAKLIYDI.ÇOK SEYREK GÜLERDİ.BİR İSTİSNA OLARAK, TAHTA GEÇİNCE SAKAL BIRAKMAMIŞTI.HEYBETLİ SİYAH POS BIYIKLARI,BİRAZ HÜLYALI,ÇOK SERT BAKIŞLI GÖZLERİ VARDI.KISA VE KESİN KONUŞUYORDU.ZEKÂSINDAN VE ASABİYETİNDEN,BAZEN AYNI KELİMELERİ BİRKAÇ DEFA TEKRAR EDİYORDU.
SULTAN SELİM,KIRIM HANI MENGLİ GİRAY’IN KIZIYLA EVLİYDİ.KAYINPEDERİ,AĞABEYLERİNİ ALT EDİP TAHTA GEÇMESİ İÇİN,ONA ÇOK YARDIM ETMİŞTİ.
DAHA ŞEHZÂDELİĞİNDE HALKIN “YAVUZ” DEDİĞİ VE TAM ADI,”SELİM-ŞAH” OLAN SULTAN SELİM,ZEVK VE SAFADAN UZAK BİR HÜKÜMDARDI.HER ZAMAN DEVLET İŞLERİYLE MEŞGULDÜ.NADİREN HAREME GİDERDİ.BİR TEK OĞLU VARDI.OĞLU VELİAHT-ŞEHZÂDE SÜLEYMAN’I,GÖZBEBEĞİ GİBİ EN BÜYÜK İTİNALARLA YETİŞTİRİYORDU.
HER GECE MUTLAKA BİRKAÇ SAAT TÜRKÇE,FARSÇA VE ARAPÇA KİTAP OKURDU.OKURKEN GÖZLÜK KULLANIRDI.ONU BU MÜTALÂA SIRASINDA GÖRENLER,ALELÂDE BİR İLİM ADAMI SANIRLAR,DİVANDAKİ YIRTICILIĞI İLE HUSUSÎ HAYATINDAKİ SAKİNLİĞİ ARASINDAKİ TEZADI İZAH EDEMEZLERDİ.ÇOK SADE GİYİNİRDİ.SÜSLÜ GİYİNMEYE MERAKLI OLAN OĞLUNA,ERKEK GİBİ GİYİNMESİNİ İHTAR ETMİŞTİ.
SULTAN SELİM’İ, AĞABEYLERİ SULTAN AHMED’LE, SULTAN KORKUT’U BERTARAF EDİP TAHTA OTURTAN SEBEP,ASKERLİK DEHASI İDİ.ÇOK UZUN MÜDDET TRABZON’DA SANCAK BEYİ SIFATI İLE KOMMENOSLAR’IN TAHTINDA OTURMUŞTU.BİR SANCAK BEYİNİN MÜTEVAZI İMKÂNLARI İLE,ÇOK DEFA BABASININ MUHALEFETİNE RAĞMEN,ANADOLU’YU KANA BULAYAN ŞAH İSMAİL’E KARŞI SEFERLERE ÇIKMIŞ,ZAFERLER KAZANMIŞ,KALELER FETHETMİŞTİ.


  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 4 Hafta Önce   #6 (mesaj-linki)
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Osmanlı Padişahları - Yavuz Sultan Selim

arkdaşlar paylaştığınız kaynaklar için teşşekkür ederim.benim bir ödevim var yavuz sultan selim i anlatacağım..yukarıdaki bilgilerde çok güzel ancak onu daha etkileyici bir dille sunabileceğim yazılmış olan ya da sizde olan bir metin varsa onu da buraya eklerseniz çok sevnirim..
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
osmanlı, padişahları, selim, sultan, yavuz
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Osmanlı Padişahları - Yavuz Sultan Selim Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Yavuz Sultan Selim Belgeseli (Video) BARIŞ Resimlerle/Fotoğraflarla Türkiye 1 24-05-2009 23:21
Cihan Padişahı Yavuz Sultan Selim Han (Video 2) BARIŞ Resimlerle/Fotoğraflarla Türkiye 0 25-01-2008 15:48
Cihan Padişahı Yavuz Sultan Selim Han (Video 1) BARIŞ Resimlerle/Fotoğraflarla Türkiye 0 25-01-2008 15:02
Osmanlı Padişahları - Sultan Üçüncü Selim kompetankedi Osmanlı İmparatorluğu 1 26-11-2007 13:22
Osmanlı Padişahları - Sultan İkinci Selim kompetankedi Osmanlı İmparatorluğu 1 24-11-2007 16:44