Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Osmanlı Kurumları - Tulumbacılar (Tulumbacı Ocağı)

Bu konu Osmanlı İmparatorluğu forumunda ThinkerBeLL tarafından 26 Mart 2009 (17:26) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
10044 kez görüntülenmiş, 3 cevap yazılmış ve son mesaj 10 Ocak 2013 (11:47) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 4.00  |  Oy Veren: 1      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 26 Mart 2009, 17:26

Osmanlı Kurumları - Tulumbacılar (Tulumbacı Ocağı)

#1 (link)
Admin
ThinkerBeLL - avatarı
Tulumbacılar (Tulumbacı Ocağı)
MsXLabs.org & Temel Britannica
Tulumbacılar, Osmanlı Devleti'nde Yeniçeri Ocağı'na bağlı olarak Dergâh-ı Âli Tulumbacı Ocağı adıyla 1720 yani Lale Devri'nde kurulan itfaiye teşkilatıdır. Yeniçeriliğin 1826’da kaldırılmasıyla bu ocak da lağv edildi. 1827 yılında yarı askerî bir İtfaiye Teşkilatı kuruldu.
Tulumbacılar, Osmanlı döneminde İs­tanbul'da yangın söndürme işinde çalışırlardı. Tulumba 17. yüzyılda yalnızca gemilere dolan suyu boşaltmak için kullanılan bir araçtı. Bunun yangın söndürmek için geliştirilmiş biçimi 18. yüzyılın başında İstanbul'a getiril­di. Tulumbayı İstanbul'a getiren kişi, 1715'te tslamivet'i kabul ederek Gerçek Davud adını alan bir Fransız'dı. O sırada Lale Devri'ni yaşamakta olan Osmanlı Devleti'nin yenilik­lere açık sadrazamı Nevşehirli Damat İbra­him Paşa, Gerçek Davud'un önerisine uyarak Yeniçeri Ocağı'na bağlı bir Tulumbacı Ocağı kurulmasını kararlaştırdı. 1720'de etkinliğe başlayan ocakta 50 tulumbacı görevlendirilmişti. Gerçek Davud 1734'te ölene kadar tulumbacıbaşı olarak kaldı. Bu süre içinde ocakta görevli tulumbacı sayısı 150'ye çıktı. Ayrıca yangın sırasında tulumbalara su yetiş­tirecek sakalar da görevlendirildi. Sonraları Topçu Ocağı, Top Arabacıları Ocağı ve Ce­beci Ocağı ile Tersane'de ayrı ayrı tulumbacı ocakları kuruldu. Topkapı Sarayı'nda da bostancıbaşıya bağlı ayrı bir Tulumbacı Ocağı vardı.
18. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul'un her semtinde küçük bir tulumbacı grubu görev yapıyordu. Bunlar küçük yangınlara hemen koşuyorlar, yangının büyümesi durumunda çevredeki öbür tulumbacılardan ve Tulumba­cı Ocağı'ndan yardım istiyorlardı. Yangınları haber vermek için de Beyazıt'taki Ağa Kapısı kulesi ile Galata Kulesi'nden yararlanılı­yordu.
Tulumbacı Ocağı 1826'da, Yeniçeri Ocağı ile birlikte kaldırıldı. Ama yangın söndürme işi örgütlü bir çabayı gerektirdiğinden, 1827'de Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıvla kurulan veni ordu içinde tulumbacı taburları oluşturuldu. Merkezi Beyazıt'taki Seraskerlik'te bulunan bu örgüt mahalle tu­lumbacılarına yardımcı olacak, büyük yangın­lara da doğrudan müdahale edecekti. Tulum­bacı örgütü 1846'da İstanbul'un güvenliğini sağlamak amacıyla kurulan Zaptiye Müşiriye-ti'ne bağlandı. 1868'de de belediye örgütünün yaygınlaşmasıyla bu görev Şehremaneti'ne devredildi. Ama belediye tulumbacıları pek başarılı olamadıklarından 1874'te yangın sön­dürme işi yeniden askeri biçimde örgütlene­rek ilk modern itfaiye örgütü kuruldu. Üç taburluk bir alay durumuna getirilen tulum­bacılar Beyazıt, Taksim, Tersane ve Selimiye kışlalarına yerleştirildi. 1923'te ise bu örgütün yerine, belediyeye bağlı İtfaiye Müdürlüğü kuruldu.
Mahalle tulumbacıları 19. yüzyılda da gönül­lü olarak varlıklarını sürdürdüler ve İstan­bul'un yaşamında canlı izler bıraktılar. Tulum­bacılığın 1868'de belediyeye geçmesiyle ma­halle sandığı adıyla yeniden örgütlenen bu tulumbacılar arasında her yaştan, her sınıftan insan vardı. Mahalle halkının parasal yardı­mıyla yaşayan bu örgüt için belirli bir yer de ayrılmıştı. Bekâr tulumbacıların geceleri de kaldığı bu yer bazen bir kahvehaneyle iç içe olurdu. Bu kahvehanelerde sazla birlikte des­tanlar, mâniler, muammalar, beyitler okunur, eğlendirdi. Tulumbacılık bir çeşit spor sayıldı­ğından mahalleler ve semtler arasında yarışlar da düzenlenmiştir.
Bir tulumbacı bölüğü
tulumbacc4b1lar
Rapor Et
Eski 27 Mart 2009, 09:34

Osmanlı Kurumları - Tulumbacılar (Tulumbacı Ocağı)

#2 (link)
Gözler Kalbin Aynasıdır
sanar - avatarı
44509520

12674217

33260546
Rapor Et
Eski 21 Ağustos 2009, 11:42

Osmanlı Kurumları - Tulumbacılar (Tulumbacı Ocağı)

#3 (link)
Blue Blood
Ziyaretçi
Blue Blood - avatarı
Yangını söndüren tulumbacılar dönerken hangi sınıf veya mahallenin tulumba ocağından olduklarını belirtmek için halkın kalabalık olduğu yerlerde “Haaayt... karada aslan, denizde kaplan, yetmiş iki buçuk millete duman attıran, yaman gelir yaman gider. Kasımpaşa’nın yiğitleri bunlar!” gibi naralar atarlardı. Yangın söndüren tulumba takımına kurtardıkları evin sâhibi tarafından genellikle kurbanlık bir koyun olmak üzere hisse denilen hediye verilirdi. Hisse, reis tarafından tulumba takımındakilere bölüştürülürdü.
Rapor Et
Eski 10 Ocak 2013, 11:47

Osmanlı Kurumları - Tulumbacılar (Tulumbacı Ocağı)

#4 (link)
MsXTeam
_Yağmur_ - avatarı
TULUMBACILIK
MsXLabs.org & Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi

Eskiden yangınları söndürmek üzere kurulan teşkilât. İstanbul'da tulumbacılık teşkilâtı 1719 yılında Dergâhı Ali Tulumba Ocağı adıyla yeniçeriliğin bir kolu olarak kurulmuştu. Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasıyla Dergâhı Ali Tulumba Ocağı da lağvedilmiş olduğundan 1827 yılından sonra her mahallede birer tulumba bulundurulmuş ve bu tulumbaları kullanmak için teşkilât oluşturulmuştur.

Bu teşkilâtın "reis" denilen bir başı bulunurdu. Mahalle tulumbalarında "reis" yangına gitmez, tulumbayı ikinci reis kaldırıp yangına götürürdü. Bu iki reisten sonra her sandıkta "fenerci", "borucu", "kökenci", "hortumcu" bulunurdu. Ayrıca "uşak" denilen ve aralarında birbirlerini "omuzdaş" diye çağıran ekip de tulumbayı taşırlardı. Tulumbacılık önceleri bir çeşit spor olarak da benimsenmişti.

Tulumbacı takımlarının yangın yerine, en önce varmak için yarıştıkları çok görülmüştür. Takımlar özel tekerlemelerle, naralar atarak yangın yerine koşmakla ün salmıştı. Çoğu kez bu yarışmalar kanlı-bıçaklı çatışmalarla biterdi. Zamanla tulumbacılık spor olmaktan çıktı ve bir çeşit kabadayılık hâline aldı. Tulumbacılık, Cumhuriyet ile birlikte yerini itfaiye örgütüne bıraktı.
Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.163 saniyede (71.37% PHP - 28.63% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +2 - Saat: 11:51
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi