Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Motivasyon Nedir? Motivasyon Dinamikleri ve Çeşitleri

Bu konu Parapsikoloji forumunda NihLe tarafından 12 Aralık 2007 (13:10) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
35895 kez görüntülenmiş, 3 cevap yazılmış ve son mesaj 23 Aralık 2011 (22:24) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 3.00  |  Oy Veren: 3      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 12 Aralık 2007, 13:10

Motivasyon Nedir? Motivasyon Dinamikleri ve Çeşitleri

#1 (link)
NihLe
Ziyaretçi
NihLe - avatarı
Motivasyon Nedir?
İnsanlar, dünyaya belli işleri yapmak için gönderilmiştir. Ve neticesinde de gerek dünyada, gerek öbür âlemde, bazı kazanımları olacaktır. İşte bu dünyadaki kazanımları en yüksek noktaya çıkarabilmek için, ortaya konan gayret, azim, şevk ve davranışların bütününe motivasyon denir.

Motivasyonun Dinamikleri
Bir işi yapmak isteyen insanın o işteki başarısı için gereken gayretlerin bütününe motivasyon dinamikleri denir. O işle ilgili yapılacak plân ve program, hattâ bunun öncesindeki tasarı, metot ve çalışma prensiplerinin hepsi, motivasyon dinamikleri içine girer. Motivasyon dinamikleri, kişiden kişiye, zamandan zamana ve işin özelliklerine göre farklılık arz eder. Pek tabii, bu konuda genel kabuller de vardır. Fakat bu genel kabullerin dışındaki faktörler kişinin yaradılışı, aldığı eğitim, içinde bulunduğu kültür ve coğrafya gibi birçok faktöre bağlı olarak değişebilir.

Motivasyon dinamikleri içinde iki nokta çok önemlidir. Bunlardan birincisi, önce ferdin kendini motive etmesidir ki, buna otomotivasyon denir. Bu bir bakıma, kalbin her şeyden önce kendini besleyip daha sonra vücuda kan pompalamasına benzer. Bu biyolojik bir kanundur. Bu kanunun sosyal hâdiselerdeki açılımı, otomotivasyon olarak görülür. Kendisini motive edemeyen bir ferdin başkalarını motive etmesi düşünülemez. İkincisi de, bu şekilde motive olan bir ferdin konumuna göre, birlikte çalıştığı insanları -gerek memur pozisyonunda olsun, gerekse âmir pozisyonunda- belli bir usûl ve uslûp ile motive etmesidir.

Motivasyon, insanın doğumundan itibaren başlar. Bebek önce, kendisi bir şeyler yapmak ister. Ama dikkat edilirse, onu daima etrafı motive eder; gerek konuşması, gerek yürümesi bu dış motivasyona bağlıdır. O kadar bağlıdır ki, içinde bulunduğu cemiyetin kültürü ve dili tamamen dış motivasyonlarla çocuğa verilir. Belli bir yaşa kadar, bu dış motivasyon mecburidir. Çünkü çocuk, bu şekildeki misalleri görmek ve duymak zorundadır ki, kendi kabiliyetleri gelişebilsin.

Kimler motivasyona ihtiyaç duyar?
Herkesin, her zaman ve her safhada motivasyona ihtiyacı vardır. Zaten bu şekilde bir ihtiyaç olmasa, hayat mânâsını yitirir. İnsan, genellikle bu dünyada bazı şeylere sahip olmak ister; bunları elde edebilmek için de, içeriden veya dışarıdan belli bir motivasyon içinde olması gerekir. Bu durum bir bakıma, yivli bir çivinin vida içine girmesine benzetilebilir. Motivasyon yoksa hayatın gâyesi kalmaz ve insanlar, sigortası atmış elektrik sistemi gibi depresyon benzeri hastalıklara mâruz kalır. Ve bunların tedavisi de çok zordur.

İnsanların hayat boyu belirli dozlarda motivasyona ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç iyi bir şekilde karşılanacak olursa, o insanın verimliliği ve huzuru da artar.

Motivasyonun çeşitleri
Birçok motivasyon çeşidi mevcuttur. Motivasyonda geniş bir yelpaze söz konusudur. Pek tabii, kültürümüzü ve düşüncelerimizi doğru veya yanlış yönlendiren kamuoyunun, bunların oluşumundaki rolü büyüktür. Motivasyon ailede başlar, insanın çalıştığı kurumlarda devam eder, bir topluma mal olur, neticesi itibariyle de bütün insanlığı ilgilendirir. Bu şekildeki bir gidiş, doğru bir motivasyon olduğu gibi, yanlış da olabilir. Doğru motivasyonda insanlığın yararına olabilecek keşifler elde edilirken; kötü motivasyonda; kızma, kırgınlık, dargınlık, çekişme, kavga, savaş ve bütün insanlığın felâketi şeklindeki komplikasyonlar karşımıza çıkabilir. Her iki grubun da tarihte birçok misâli vardır. Bundan dolayı, toplumun her kesiminde iyi motivasyonu geliştirmek önem arz eder.

Ferdin gerek kendini, gerekse insanları motive etmesinin bazı prensipleri vardır.
Bunlar:
Durum muhakemesi: Ferdin içinde bulunduğu durum ve konumu dikkate alarak nasıl davranması gerektiğinin tespiti (durum muhakemesi), motivasyonun ilk şartıdır. Yani insan dünyaya niçin geldiğini, kim tarafından gönderildiğini ve kendisinden ne beklendiğini iyi bilmek ve değerlendirmek zorundadır. Bu ilk aşamayı geçen insan, diğer konuları daha rahat halledebilir ve güzel motivasyon çeşitlerini yakalayabilir. Bu noktayı, kafa ve kalbinde halledememiş ve halen tereddütleri olan insan ise, asla diğer basamakları çıkamaz. Çıksa da başlangıç yanlış olduğu için hep yanlış yollara meyleder.

Ülfet ve metafizik gerilim: Ülfet, insanın bir şeye karşı alışkanlık peydah etmesi, etrafındaki orijinal ve harika şeylere lâkayt ve alâkasız kalması demektir. Bir mesele ilk duyulduğunda canlıdır ve alâka uyarıcıdır; fakat bir müddet geçtikten sonra, kafamızda sadece donuk hatları ve kalıpları ile bir hikâye olarak kalıverir.
Metafizik gerilim, iç coşkunluğu, aşk, heyecan ve şevk potansiyeli, manevi duygularımızın daima aktif halde bulunması, bizi ibadetlere sevk edecek güç kaynaklarıdır. Kalp merkezimizin daima enerjik bulunması, aksiyon ve hamle ruhuyla canlanmış bir ruh halinin kesintisiz oluşu demektir.

İç âleme ait meseleler:
  • Benlikten vazgeçilmelidir.
  • İradenin kavgası verilmelidir.
  • Nefse düşkünlükten vazgeçilmelidir.
  • Marifetullaha ulaşmak lâzımdır.
  • Kalp ve ruhta operasyon yapılmalıdır.
  • Daima tefekkürle, kalp ve kafayı beslemek lâzımdır.
  • Hayalde de istikamet kazanmak lâzımdır.
  • Ölümü sık sık hatırlamak lâzımdır.
  • Kalbin incelmesi ve yumuşamasına çalışmak lâzımdır.
Dış âleme ait meseleler:
  • İyi arkadaşlar içinde olunmalıdır.
  • Meşguliyetsiz kalınmamalıdır.
Global görüp, global düşünebilme: Bu önemli motivasyon vesilelerinden biridir. Yoksa çok küçük bir noktaya takılıp bundan öteye geçemeyen bir insanın durumu, kırık plâğa benzer. Global düşünebilme, insanın eğitimine ve kendisini geliştirmesine bağlıdır. Ayrıca konumu gereği, insan global düşünme durumuna gelebilir. Bu nokta yakalanınca motivasyonun en önemli ayaklarından birisi daha halledilmiş olur.

Bu husus aynı zamanda, inancın temel dinamiklerinden, kadere inanma ile ilgilidir. Ferd, sebepler plânında üzerine düşeni yerine getirdikten sonra, neticeleri kadere bağlar ve üzüntüye düşmez, kendisi için, Hayırlı olan buymuş!' diye değerlendirir. Bu, aynı zamanda ferdin ruh rahatsızlığına girmemesini sağlar. Böyle bir ferd, hayatında daima dengeli olur. Yani başına gelebilecek iyi veya kötü hâdiseleri hep bu açıdan değerlendirdiğinden, netice onun için o kadar önemli değildir. Zafer de kazansa, hezimete de uğrasa, bu onun için artık kabullenilmiş bir durumdur.

İnancın diğer gereklerini de yerine getirdiği ve buna razı olmanın mükâfatını da kendisini Yaratan'dan beklediğinden, onun için artık hâdiseleri sadece gözlemek kalır.

Sıkıntıları aşabilme: Her problemin bir çözümünün olduğunu düşünebilme, önemli motivasyon vesilelerinden biridir. Nitekim, çözümsüz bir problem yoktur. Yeter ki, uygun yollar bulunabilsin. Yaratan, kaldıramayacağımız yükleri bizlere yüklemeyeceğinden, verilen her problemin bir çözüm yeteneği bizde mevcuttur, yeter ki o yeteneği kullanabilelim.

Mükâfat verebilme: Ferdin iyi ve güzel yaptığı işlerden dolayı gerek kendi kendine, gerekse beraber çalıştığı insanlara mükâfat verebilmesi de, önemli motivasyon dinamiklerindendir ve bu, asla ihmâl edilmemelidir. Bu mükâfat da yapılan veya yaptırılan işle orantılı olmalıdır. Maddî olabildiği gibi, takdir belgeleriyle veya sözle mânevî bir şekilde de yerine getirilebilir.

Ceza verebilme: Herhangi bir iş yaparken veya yaptırırken, ferdin kendisine veya beraber çalıştığı insanlara, o işle orantılı olarak caydırıcı cezalar verebilmesidir.

Güler yüz: Hiç ihmal edilmemesi gereken bir motivasyon dinamiğidir. En kolay yapılabilecek hareketlerdendir. Buna rağmen, günümüzde en fazla unutulan ve esirgenen davranışlardan birisi olmuştur.

Kendisi ile barışık olabilme: İnsanın, kendisiyle barışık olması, gerek kendisinin yapacağı, gerekse başkalarına yaptıracağı işler açısından çok önemlidir. Kendisi ile barışık olmayan insanların yapacakları ve yaptıracakları çok fazla iş yoktur. Kendisi ile barışık insanlar, bütün bir insanlık ile barışık olabilme kapılarını açabilmiş insanlardır. Bu insanlar, bu kapılardan her zaman girebilir, iyi motivasyon örnekleri gösterdikleri zaman da, insanlık adına çok güzel işler başarabilirler.

Düzenli diyalogta bulunma: Herhangi bir iş yaptırırken, beraber çalıştığı insanlarla diyalogta bulunabilen insanlar, bunu daha da geliştirebilir ve belli bir zaman için değil, hayat boyu devam ettirebilirler.

Moral bozucu şeylerden kaçınma: Herhangi bir iş yapılırken, morali bozabilecek en küçük davranışlardan bile kaçınmalıdır. Bir yerde bir yanlış var ise, o yanlışı güzel bir usûl ve üslub içinde çözerek, moral bozucu duruma getirmemek gerekir. Çünkü bu durum dolaylı olarak motivasyonu da engeller ve o işten iyi neticeler elde edilemez.

İyi ve yüksek hedefler seçme: Hedef daima iyi ve yüksek seçilirse, insanlar da kendilerini bu hedefe daha iyi şartlandırır. Pek tabii motivasyonun da, o derece yüksek olması gerektiği unutulmamalıdır.

Hedefler için doğru araçları kullanma, kullandırma: Doğru bir hedef için doğru yollardan gitme, bilinen bir prensiptir. Yanlış yol ve araçlar kullanılırsa, o hedefe ulaşılamadığı gibi, aynı zamanda o işle ilgili motivasyonu da engellenmiş olur.

Doğru adresler verme ve doğru aracılar bulma: Motivasyon ne kadar iyi yapılırsa yapılsın, verilen adresler doğru değil, aracılar doğru insanlardan oluşmuyor ise, hedefe varma mümkün olmaz. Bundan dolayı, motivasyonun bozulmaması hattâ yükseltilmesi açısından aracıların ve adreslerin doğru olması çok önemlidir.

Doğru misalleri görme, gösterme: Herhangi bir iş yapılırken, o işle ilgili önceki misalleri görme, gösterme, başarıya ulaşmış veya bu işlerde çalışmış insanların tecrübelerinden istifade etme ve ettirme de önemli motivasyon faktörlerindendir.

Asla karamsarlığa düşmeme: Herhangi bir işte beklenen netice elde edilemediğinde, asla karamsarlığa düşmeme şeklindeki motivasyon, o işte istenilen neticeyi alıncaya kadar çalışmayı devam ettirebilir. Bundan dolayı hiçbir zaman, hiçbir hususta karamsarlığa düşmemek, yeniden durum muhakemesi yapmak ve yeni şartlara göre çözüm için alternatifler geliştirmek, motivasyonun esaslarındandır.

Dengeli olma: Her işte ve her hususta dengeli olma, yine motivasyonun temel dinamiklerindendir. Bu denge kaybedilecek olursa, işten arzulanan verim elde edilemeyeceği gibi, neticeye de gidilemez.

İtibarı koruma: Motivasyonun en önemli vesilelerinden birisi, her zaman, şart ve konumda insanın itibarını koruyabilmesidir. Bu büyük bir kredidir ve kredi motivasyonu devam ettiren, hattâ artıran önemli bir faktördür. Hattâ ucunda ölüm bile olsa, bu itibar konusundan asla taviz vermemek gerekir. Nitekim, tarih bunun misâlleri ile doludur.

Dinî vecibeleri yerine getirme: Dinimizin bize yüklediği vecibeleri yerine getirme, motivasyonumuzu artıran faktörlerin başında gelir. Böylece iç huzura erişilir, bu da bizde bir denge meydana getirir ve yapacağımız işleri daha bir istekle yaparız. Yaptıklarımızdan haz duyarız. Meselâ sabah namazı için uyanma, güne başlarken olabilecek ilk motivasyon faktörüdür. Zekât verme, geri kalan malı daha iç huzuruyla kullanma faktörüdür.

Motivasyonu engelleyen sebepler
Yukarıdaki faktörlerin tersi motivasyonu engelleyen sebeplerdir. Genelde, kendisi ile barışık olamayan, global düşünemeyen, durum muhakemesi yapamayan, daima sıkıntılı ve telâşlı görünen, yüzü gülmeyen, doğru hedefleri olmayan, doğru insanlarla çalışmayan ve itibara önem vermeyen fertlerin, ne kendilerini, ne de başkalarını motive etme gibi kaygı ve sorumlulukları olamayacağı gibi, toplumda kimse bunlarla çalışmak istemez. Bu insanlar yapıcı değil, daima bozucudur. Mümkünse bu fertler tedavi edilmeli, rehabilite edilmeli ve topluma yeniden kazandırılmalıdır.

Ne yapmalıyız?
Tarihe gidip, iyi bir insan ve iyi bir motivasyon modelini geliştirmeliyiz. Bunların başında Peygamber Efendimiz (sas) ve O'nun arkadaşları gelir. Efendimiz gerek peygamberliğinin ilk dönemlerinde, gerek değişik yerlere heyet gönderirken, gerek savaşlarda, gerekse savaşların sonunda daima yukarıdaki motivasyonu oluşturan dinamiklerin en güzel misallerini göstermiş, her zaman iyi bir durum muhakemesi yapmış, meselelere global bakabilmiş, hiçbir zaman karamsarlık içinde olmamış, daima moral vermiş ve hayatı boyunca (bizim anlayıp kavrayabildiğimiz kadarı ile) dengeli olmuştur. Onun arkadaşlarında da bu özellikleri müşahade edebilmekteyiz.

Selçuklu ve Osmanlılar'da ise, ferd ve toplum plânında olduğu gibi, idareciler seviyesinde de güzel motivasyon misalleri görmekteyiz.

İdareciler, aydınlar ve medya; iyi motivasyon yaptıkları dönemlerde, sıkıntıları rahatlıkla aşabilmiş ve dünyada itibarlı milletler arasında sayılmışız. Bunun tersi olduğu zamanlarda maalesef karamsarlığa düşmüşüz. Bundan kurtulmak için çırpındığımızda da, bizi provokasyonlara sürükleyenler olmuş ve bu fâsid daire devam edegelmiştir. Bütün ümidimiz; kültürümüze, kimliğimize sahip çıkarak ve geçmişte yaşanan motivasyon misallerini de dikkate alarak, itibarlı bir millet olma yolunda hâlâ imkânımızın ve kabiliyetimizin mevcut olduğunun bilinci içinde olmamızdır. Yakın bir gelecekte, bu dinamikler sayesinde fâsid daireyi aşıp daha güzel bir seviyeye geleceğimizi umut ediyoruz.

Ferd olarak bize düşen, bütün insanlığın yararı için öncelikle kendimize, daha sonra diğer insanlara güzel ve doğru motivasyonlar vermektir. Gâyemiz ise; bu dünyada insan olma onur ve itibarı içinde bir hayat sürdürebilmek, sonra da öbür âlemde bu hassasiyet içinde yaşamaya gayret ettiğimiz hayatın hesabını vermek, ahirette bizi Yaratan'ın vâdettiği güzelliklere kavuşabilme ümidi ile bu süreci (imtihanı) bitirebilmek olmalıdır.
Sızıntı Dergisi
Prof.Dr. Fatih KARAHİSARLI
Benzer Konular: Etiketler:
  • motivasyon cesitleri
  • motivasyon ne demek
  • motivasyon ne demektir
  • motivasyon nedir
  • motivasyon turleri
Rapor Et
Reklam
Eski 12 Aralık 2007, 13:34

Motivasyon Nedir? Motivasyon Dinamikleri ve Çeşitleri

#2 (link)
MsXLabs Üyesi
The Unique - avatarı
MOTİVE ETME ( Güdüleme, İlgi Uyandırma )

Motivasyon okuldaki öğrenci davranışlarının yönünü, şiddetini, karalılığını belirleyen en önemli güç kaynaklarından biridir. Öğrenmek için her öğrenci öğrenme-öğretme süreçlerine istekli katılmak, öğrenmenin gerektirdiği ilkelere uymak öğrenmesinden sorumluluk taşımak zorundadır.
Motivasyon belli amaçlara ulaşmak için bir güç kazanma hali olarak aldığımızda, sınıfta gerekli şekilde motive edilmemiş öğrencinin şu davranışları göstermesi söz konusudur. “ Öğrenci derse düzenli olarak devam etmez, dikkatli dinlemez, ilgisini arkadaşlarına ya da dışarıdaki hadiselere yöneltmiştir, ödevlerinde güçlükle karşılaşınca onlara cevap aramak istemez, derslere- konuya ilgisiz görünür, öğretmen tarafından derse çekilmekte güçlük çekilir.Buna karşılık motivasyonu yüksek olan öğrenci ise derslerine hazırlıklı gelir, sürekli soru sorar, tartışmalara katılır, araştırmacıdır enerjisi yüksektir.

Öğrenciler iyi öğrenemiyorlarsa bunun başlıca sebeplerinden biri; derse konuya ilgi duymamalarıdır. Öğretmenin yapacağı ilk öğrencide gizli güç olan ilgiyi temin etmektir.Bir etkinlik sürecindeki bir organizmanın beklenilen davranışı sergileyebilmesi için yeterli düzeyde güdülenmesi gerekir. Güdüleme boyutunda yetersizlik gösteren organizma ulaşması gereken hedefe odaklanma bakımından problemler gösterecektir. Kendisini bir bütün olarak sorumluluk taşıdığı etkinliklere değil de konu dışı etkinliklere taşıyabilecektir.
Kısaca ifade etmek gerekirse; güdülenmiş davranışlarla güdülenmemiş davranışlar dan şu yönlerden farklıdır:
  1. İlgi duyma ve dikkat etmede süreklilik.
  2. Davranışların yapılması için çaba göstermeye ve gerekli zaman harcamaya isteklilik.
  3. Konu üzerinde odaklaşma kendini verme ve güçlüklerle karşılaştığında istenilen davranıştan vazgeçme, sonuca gitmede ısrarlı olma ve karalılık.
  • Okulda öğrenme-öğretme süreci içinde yukarıda belirtilen davranışları yapabilen öğrenci yüksek derece de güdülenmiş demektir.
  • Öğrenmede güdülemenin etkisi ve önemini ifade eden öğrenme kuramları, öğretimde kazandırılacak davranışların hayatta öğrencinin ne işine yarayacağı, hangi problemlerin çözümünde kullanılacağı haberdar ederek öğrenmelere karşı güdülemelerinin sağlanabileceği belirtilmektedir.
  • Güdülemeyi, dıştan güdülenme ve içten güdülenme olarak iki kısımda açıklayabiliriz.Sonuçta her ikisi de organizmanın bir davranışı gerçekleştirme sürecindeki kararlılığı hedeflemektedir. Ancak organizmayı harekete geçiren gücün kaynağında dolayı farklılaşmaktadır.İçten güdülenme de organizmayı güdüleyen unsur organizmanın kendisi iken, dıştan güdülenmede organizma dışı unsurların organizmaya etkisi söz konusudur. Birincisinde gerçekleştirilecek davranışı organizma kendisi için gerekli gördüğünde yaparken , ikincisinde dış uyaranların etkileriyle davranışın önem ve gereğine inanmaktadır.Burada öğretmenlere düşen görev öğrencileri dıştan güdeleyici uyaranlarla öğretim faaliyetlerine daha etkin katılmalarını sağlamaktır.
  • Başarıyı sağlamak ve arttırmak için öğretmenler öğrencilerde belli dönemlerde baskın olan güdülere göre hareket etmelidirler.
  • Okulda olumlu motivasyonu sağlamak için genel yaklaşımlar ve yapılacak belli başlı işlemler şu maddelerle ifade edilebilir.
    1. Öğrencide kendisine güven duygusu geliştirmek.
    2. Öğrencinin mevcut ilgilerinden hareket etmek.
    3. Öğrenmeyi öğrenci için anlamlı ve değerli kılmak.
    4. Herkesin kendine göre hedef ve projeler seçmesine yardımcı olmak.
    5. Sınıfta öğrenme için zevk verici bir ortam hazırlamak.
    6. Öğrencilerin ideallerinden ve tutkularından faydalanmak.
    7. Gerektiği durumlarda olumlu pekiştirici çalışmalarda bulunmak.
    8. Öğrencinin kendisine olan saygısını, güvenini ve gurur duygusunu güçlendirmek

MOTİVASYON
İnsan hareketinin bir sebebi ve nedeni olmalıdır, bu sebep ve neden de hırstan ayrılamaz yani bir kimseyi harekete geçirmek istiyorsanız onu hırslandırmalısınız. Bu hırslandırma işini de harekete geçirilenin isteklerinden başlatmalısınız.

Hayatta hangi rolde olursak olalım motive olmak, insanları motive etmek bizim için bir ihtiyaçtır. İşte bu ihtiyacın doğru yer, zaman ve şekilde giderilmesi başarı çıtasını yükseltir, hatta elde ettiğiniz başarı ,beklemediğiniz, hayal edemediğiniz kadar olabilir…

İşte bir ihtiyacı gidermek için gerekli davranışları başlatan kuvvet olan motivasyon, esas olarak insanların başarılı olmalarına, kişisel tatmine ulaşmalarına yardımcı olarak insanları mutlu kılmaktadır.

Dolayısıyla mutlu olmanın yolu motivasyon oluşturmaktır. Motivasyonu oluşturmak kadar onu istikrarlı bir şekilde sürdürmek de önemlidir. Büyük hedefleri küçük adımlara bölmeniz ve her gün bir adım artırmanız bir sonraki ilerleme için gerekli olan gücü ve isteği oluşturacaktır.

Birisini bir şey yapmaya zorlayabilirsiniz, ama o kişiyi bu şeyi yapmak istemeye kesinlikle zorlayamazsınız. İstemek için gereken arzu içimizden gelir ve motivasyon da içten zevk almamızı sağlayan, içten gelen büyük bir güçtür. İstediğiniz her neyse, tüm birikimiminizi hedefe doğru, netice almak için irade gücü ve azimle doğru bir şekilde kullanmalısınız.

Motivasyon, kişilerin belli bir ihtiyacı veya amacı karşılamak üzere içten gelen bir şevk ile arzulu ve istekli davranmalarıdır. Yani birinci adım ‘istemektir’.
İkinci adım ise, ‘uzak ve yakın hedeflerin ne olduğunu belirlemektir’. Şu da unutulmamalı ki uzak hedeflere ulaşmak, yakın hedeflerin gerçekleşmesine bağlıdır. Yani ders çalışmak, diploma almak, başarılı olmak, kariyer yapmak gibi . Bu denklemde yakın hedef ders çalışmak, uzak hedef ise kariyer yapmak veya başarılı olmaktır.

Üçüncü adım ‘başlamaktır’. En büyük sorunlardan birisidir ders çalışmaya başlamak. Çeşitli etkenler, çoğu zaman engel olur bize. Bazen televizyon, bazen bilgisayar veya internet, bazen arkadaşlarımız ve dostlarımızdır. Aslında asıl engel biziz; engel, kendimizi çalışmaya ve başarılı olmaya ikna edememiş olmamızdır. Uzak hedefimize yeterince kilitlenmeyişimiz ve bunun sonucunda da yakın hedefimize asılmayışımızdır.

“Ders çalışmaya başlayamamak” sorununu yakın hedefi küçülterek giderebiliriz. Örneğin, ÖSS veya OKS gibi milyonlarca öğrencinin hazırlandığı bir sınava hazırlanıyorsak ve günlük belirli süre ders çalışmamız ve soru çözmemiz gerekiyorsa hemen yapmamız gerekenleri küçük parçalara ayırmalıyız. Ara vermeden ve bizi çokça yoracak bir tempoda çalışmak öğrendiklerimizi hazmedememe sorunu yaşatır bize. Yediklerimizden tat almak için küçük lokmalar halinde ve tane tane yememiz gerektiği gibi, çalıştığımız konuları öğrenmemiz içinde konuları parçaları ayırmalıyız.

“Başlayamamak” sorununu gidermek diğer çözüm yolu da ders çalışmaya hemen başlamaktır. Yani şartlar ne olursa olsun hemencecik başlayalım, ertelemeyelim.





Dördüncü adım da ‘beklememek’tir. Yani hemen yola koyulmaktır. Motive olamayanların çoğu kendilerine ilham gelmesini bekler ya da ‘içimden ders çalışmak gelmiyor’ derler... İstenilen, sevilen, arzu edilen şeyler için ilham usulca ve sessizce gelir. İstemezsek ilham hiçbir zaman bize uğramaz.

Beşinci adım ise ‘hayır’ demeyi bilmektir. Her şeyden önce kendimize hayır demeliyiz. Yani tembelliğimize ve bizi tembelliğe iten, çalışmaktan alı koyan kişilere, zamansız televizyon programlarına, saatlerimizi alan bilgisayarımıza “hayır” demeyi öğrenmeliyiz. Bunlarla ders konusunda tercih yapmalıyız. Önceliğimizin derslerimiz yani ÖSS ve OKS olduğunu unutmamalıyız. Her şeyi yerinde ve zamanında yapmalıyız. Başarılı olmak çalışmayı sevmekle mümkündür. Çalışmayı sevmek içinde başarılı olmayı gerçekten ve yürekten istemek gerekir. İleride gerçekten başarılı ve mutlu olmak istiyorsak sevdiklerimize ve kendimize karşı sorumluluklarımızı zamanında ve yapılması gerektiği gibi yapmamız gerektiğini unutmamalıyız.
Unutmayın, motivasyonsuzluk problemini oluşturan biziz, bunu çözmek de yine bizim elimizde.

Sonuç olarak;
Kendimizi motive etmek için;

• Gelip geçici manasız şeylere bağlanmaktansa, sağlam prensiplere bağlayın kendinizi
• Var olmak için bir hedef seçmeli asla vazgeçmeden hedeflerimiz için zaman ayırmalıyız.
• Sabırlı olun, ruhunuzu ve zihninizi besleyin, hayatınızın kendi ellerinizde olduğunu kabul edin. Onu
kurabilirsiniz de yıkabilirsiniz de.


Karşınızdakini motive etmek için;

• Zamana kıymet verin, dakik olun ve daima sözünüzde durun.
• Dikkatle dinleyin, güvenin, inanın, hoşgörü ile yaklaşın, teşekkür ve takdir etmesini bilin.
• Yardım eden, destek olan, rehberlik eden ol. Gör bak o zaman hayat güllük gülistanlık olur.

Bu açılımdan hareketle kendinizi ve arkadaşlarınızı motive etmek istiyorsanız;
• Sahip olma isteği uyandırın.
• Bir işi niçin ve nasıl yaptığınızın bilincine ve önemine varın.
• Olumsuz düşünceleri olumlu hale dönüştürün ( her şeye iyi tarafından bakın)
• İnandırmanın ve ikna etmenin gücüne inanın
• Geçmişe dönük değerlendirmeler yapın ( Hatalarınızdan ders alın)
• Mazeretler uydurmak yerine, elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın, BAŞARACAKSINIZ…






BAŞARI HİKAYELERİ
  • GeorgeDantzig anlatıyor: Berkeley’de California Üniversitesi Matematik Bölümü Öğrencisiydim. Her zaman ki gibi sınıfa geç girdim ve tahtadaki iki soruyu ev ödevi sanarak defterime geçirdim. O akşam, soruların üzerinde çalışırken bunun profesörün verdiği en zor ödev olduğunu düşündüm. Her gece, başaramasam da sırasıyla her iki problemin üzerinde saatlerce çalıştım. Birkaç saat sonra beynimde bir şimşek çaktı ve her iki problemi birden çözdüm. Ertesi gün cevapları okula götürdüm.Profesör, masanın üzerine bırakmamı söyledi. Masanın üzerinde kağıttan bir tepe oluşmuştu. Benim kağıdımın bunların arasında kaynayacağını düşünüp bir sıraya üzgünce oturdum. Altı hafta sonra bir Pazar sabahı kapının vurulmasıyla uyandım. Kapıda profesörü görünce dondum kaldım. ‘George! George!’ diye bağırıyordu.’Problemi çözmüşsün’ dedi. ‘Tabiiki’ diye cevap verdim.’Çözmem gerekmiyor muydu?’ diye sordum.
  • Profesör, tahtaya yazılmış olan o iki problemin ev ödevi olmadığını, dünyanın önde gelen matematikçilerinin şimdiye kadar çözememiş oldukları iki ünlü problem olduğunu açıkladı. Birisi bana onların, iki ünlü çözülememiş iki problem olduğunu söyleseydi, sanırım onları çözmeyi denemezdim bile.

  • Hayatta başarılı olmuş yaşlı bir adam, bazı gençler ‘Hayatın bize azami mutluluk ve başarı sağlaması için ne yapmalıyız? Diye sorduklarında ondan şu cevabı almışlardır:’Sizin bu sorunuz, bana bir tek ineği olan köylüyü hatırlattı. Bir gün o köylüye biri sordu. ‘İneğin ne kadar süt veriyor?’ Köylü şu cevabı verdi:’İneğim süt vermez. Sütü ondan sizin almanız gerekir.’Arkadaşlar, mutluluk ve başarıyı hayat size vermez. Çabanızla o mutluluk ve başarıyı, hayattan sizin almanız gerekir.

  • Sınava girecek öğrencilerden biri hayatın getirdiği olumsuzluklara dayanamaz. Çözülmeye başlar. Babası bunu fark eder ve oğluna şu olayı anlatır.
  • ‘Timsah kaplumbağayı yemek istiyormuş ve arkasından yetişmeye çalışmış. Kaplumbağa timsahtan yavaş hareket ettiği için en yakınındaki ağaca tırmanmış. Genç şaşkınlıkla sormuş: Hiç kaplumbağa ağaca çıkar mı baba? Babası başını sallamış: ‘Kurtulması için çıkması gerekiyordu yavrum’ demiş.

  • Amerikalı yazar James F. Clarke, azim ve devam olmadan başarılı olunamayacağını şöyle ifade eder. ‘Bu dünyada azmin yerini hiçbir şey alamaz. Kabiliyet ve deha, azmin yerini tutamaz. Zira, kabiliyetli olmalarına rağmen başarılı olamamış nice insanlar vardır’.









  • Tanınmış armatörlerden Mr. Lindsoy, 14 yaşında iken yetim kalmış ve iş bulmak için Glasgow’dan Liverpoll’a gideceği sırada vapur ücretini ödeyecek para bulamadığından, vapurun kaptanı ile anlaşarak kömürlükte kömürleri ayıklama karşılığı yolculuk edebilmişti. Liverpool’da 7 hafta işsiz dolaşmış, ambarlarda yatmış, bir gemide iş bulmuştu. 14 yaşında bir çocuk olarak girdiği bu gemide yavaş yavaş ilerleyerek geminin süvariliğine kadar yükselmişti. Bu başarının sırrını şöyle açıkladı:
  • ‘Başarının sebebi; şaşmaz bir sabır, durmadan çalışma ve kendime yapılmasını istemediğim şeyleri başkalarına yapmak prensibine, dört elle sarılmamdır.’


  • Michael Jordan: ‘Ben hiçbir zaman, başarısız olursam neler olacağını düşünmem. Çünkü bunları düşünmeye başlayıp üzerinde yoğunlaştığımızda olumsuz bir sonuca ulaşırız. Eğer konunun üzerine atlıyorsam başarılı olacağımı düşünüyorumdur
Son Düzenleyen The Unique; 12 Aralık 2007 @ 13:36. Sebep: Mesajlar Otomatik Olarak Birleştirildi
Rapor Et
Eski 4 Haziran 2009, 03:06

Moral-Motivasyon

#3 (link)
Gözler Kalbin Aynasıdır
sanar - avatarı
Moral-Motivasyon

Günümüzde işletmeler hayatta kalabilmek, pazar paylarını korumak ya da arttırmak için büyük bir rekabet içinde bulunmaktadır. Bu yarışta bir üstünlük yakalayan işletmeler aslan payını almakta, diğerleri ise pastadan kalan dilimleri paylaşmakta ya da yarıştan çekilip yok olmaktadır. Kimi işletmeler sermaye ya da finansal destek olanakları, kimileri pazarlama stratejileri, kimileri ürün teknolojileri, kimileri üretim sürecinde kullandıkları teknoloji vb. ile övünürler.

Elbette ki yukarıdaki listenin devamı olabilecek pek çok etken işletmenin başarısına katkıda bulunabilir. Ancak bu etkenleri büyük bir bölümü işletme içi ve dışı bazı kısıtlardan etkilenebilir ya da kısa sürede bir avantaj olma özelliğini yani ayrı bir üstünlük olma özelliğini kaybedebilir. Örneğin yeni bir teknoloji ile üretime geçen bir işletme başlangıçta bir rekabet üstünlüğü elde etse bile bu işletmenin kullandığı teknolojiyi rakip işletmeler de kullanmaya başlayabilir ve artık bir farklılıkları yoktur. Aynı şekilde,ucuz kredi olanağı sağlayan bir işletmenin rakibi de benzer koşullarda finansal destek bulabilir.

Ancak bütün bunların üzerinde zekası ve bilgisi ile kaynakları yönlendiren, teknolojiye hükmeden ve yapay girdileri anlamlı çıktılara dönüştüren bir başka unsur yer almaktadır. Bu unsur kimi zaman sorunlar altında ezilen ve sorunun bir parçası olan, kimi zaman da sorunları bir fırsata dönüştürebilen ve işletmeye özgü kültür profilini oluşturan “insan” unsurudur.

İnsanlar gördükleri işten ve iş çevresinden memnun oldukları sürece daha verimli çalışırlar, işte ekonomik tatminin (ücret ve ikramiyelerin) gerekli bir koşul olduğunu düşünebilirsek de yeterli bir koşul olduğunu iddia edemeyiz. Bu yüzden insanı çalışmaya sevkeden (güdüleyen) yollar araştırılmalıdır .

Bir kurum veya kuruluşta çalışanların memnuniyeti yalnızca o iş yerine değil, dolaylı

olarak aile ve toplumsal ilişkilere de yansıyacak sonuçlar doğurmaktadır.

Böylece toplumun beklentileriyle uyumlu olarak refah ve mutluluğu sağlayan, sağlık, güvenlik, eğitim ve çevreye karşı sorumlu bir kuruluş olmayı gözeten anlayışla ve çalışanlara önem veren bir yaklaşımla hizmet ve üretim, günümüzün temel anlayışı olmaktadır.

Toplam Kalite Yönetimi’nde hem süreç hem de insani unsurların temel misyonu değişimi yönetebilmek ve kaliteye ulaşmaktır.

Çalışanların faaliyetleri büyük oranda katıldığı ve motivasyonun yüksek olduğu işgücü oluşturmak Toplam Kalite Yönetimi sisteminin en önemli özelliğidir. Yönetimin temel sorumluluğu bu sistemi geliştirmektir ancak bunu başarmak için gayretini ve vaktini büyük ölçüde insan öğesine tahsis etmek zorundadır .

Başarı, Toplam Kalite Yönetimi için müşterinin beklentilerine en iyi şekilde cevap verebilmektir. Ama burada unutulmaması gereken bir nokta vardır ki; o da “Dış müşteri mutluluğunun iç müşteriden geçtiğidir”. İç müşteri işletme içinde çalışanlar olarak tanımlanmaktadır. Bunun nedeni, örgüt içinde çalışan herkesin bir başka çalışan için bir ürün yada hizmet üretmesidir. Çalışanlar birbirlerinin müşterisi olduğu düşüncesini benimserse dış müşteriye ulaşmak, ürün ve hizmetin kalitesini yükseltmek çok kolay olacaktır .

Sözünü ettiğimiz iç müşteri öğesinin sistemi geliştirmek için yani yeni ürünler, pazarlar, prosesler ve yöntemler geliştirmek için neye ihtiyacı vardır? Bu sorunun cevabı çok basittir: YÜKSEK MOTİVASYON!!!

Gerçekten de başarılı ve yüksek rekabet gücüne sahip şirketler incelendiğinde temel öğenin yaratıcılık ve bunu sağlayan özelliğin de “MOTİVASYON” olduğu açıkça gözler önüne serilmektedir.

MOTİVASYON; insan davranışlarını istenilen doğrultuya yönlendiren, belirli bir amaç için harekete geçiren güçler olarak tanımlanmaktadır. Motivasyonla;

•Çalışanların kurumda veya takımda kalmaları,

•Yaratıcı gizli güçlerini kullanmaları,

•İş başarılarını artırmaları sağlanmalıdır.

Çalışanların iş başarısını belirleyen iki temel etken yetenek ve motivasyon olup:

İŞ BAŞARISI = YETENEK X MOTİVASYON şeklinde gösterilebilir.

Başarı, çalışan memnuniyetinin ispatıdır. Çalışan memnuniyeti, dolayısıyla başarı, aşağıda olguların yerine getirilmesiyle sağlanır.

•İyileştirilmiş çalışma ortamı

•Etkin İletişim

•Çalışanların kararlara katılımı

•Yeterli ve adil ücret sistemi

•Yönetime güven duyulması

•Amir ve Yönetimin demokratik tutumu

•Yükseltme - Takdir

•İşin ilginçleştirilmesi

•Çalışanların kişisel gelişimlerinin sağlanması

•Sosyal ihtiyaçlarının doyurulması v.b.

Bunlar sayesinde işletmeler, çalışanların kuruluşun temel değerlerini, vizyonunu, misyonunu ve mükemmellik yaklaşımlarını bilmelerini sağlayacaklardır. Bütün bunların sağlanması “motivasyon” yaratacaktır.

Ancak motivasyon konusu ele alındığında hemen her tartışma “para” ve “maddi tatmin” üzerinde odaklanmaktadır. Konuya yüzeysel olarak bakanlar en etkili motivasyon aracının “para” yani “maddi ödüllendirme” olduğu görüşünü savunurlar. Oysa konu bilimsel açıdan ve derinlemesine ele alındığında; örgütteki sistemlerin adil olması, çalışanların düşüncelerine saygı, işyeri koşullarının iyileştirilmesi, sosyal ve kültürel aktiviteler, açık iletişim ve duyarlı bir üst yönetim gibi maddi olmayan faktörlerin, iç müşterinin tatmininde paraya bağlı motive edici faktörlerden daha etkili olduğu görülmektedir.

Kaynak : Sayfalar / Mülakat Teknikleri / Moral-Motivasyon / - KPSS COM TR
Rapor Et
Eski 23 Aralık 2011, 22:24

Motivasyon

#4 (link)
☪ ɴє мυтŁυ тürĸüм đἶყєɴє
HANDSOME - avatarı
motivasyon1-300x216

Motivasyon
Motivasyon kelimesi Latince movere, yani hareket ettirme, hareketlendirme kelimesinden gelmektedir. Motivasyon, istekleri, arzuları, ihtiyaçları, dürtüleri ve ilgileri kapsayan genel bir kavramdır. Açlık, susuzluk, gibi fizyolojik kökenli güdülere dürtü adı verilir. İnsanlara özgü başarma isteği gibi yüksek dürtülere de ihtiyaç denir. Motivasyon sürecini anlamada ihtiyaçlar, dürtüler ve özendirici uyarcılar arasındaki ilişkiler ve anlamları önemlidir.

Kişilerin yapabiliceklerinin limitini,eğitim ve yetenenek seviyeleri, yapabildiklerinin limitini ise moral ve motivasyon seviyeleri belirler. Elimizden gelenin en iyisini yapabilmemiz, motive olmamıza bağlıdır. Motivasyon, başarı için şarttır ama tek başına yeterli değildir. Hepimiz hayatta daha başarılı olmak isteriz, başarılı olmak için yapmamız gerekenleri biliriz. Bunları niçin yapmamız gerektiğini biliriz. İstersek nasıl yapabileceğimizi de, yapmakla neler kazanacağımızı, yapmamakla neler kaybettiğimizi de biliriz. Ama,yine de o yapmamız gerekenleri yapmayız Peki bizi durduran nedir? Cevap atalet! Atalet; durağanlık,tembellik,miskinlik,üzerine ölü toprağı serilmiş gibi hareket etmek,hareketsizlik gibi anlamlara gelir. Atalet halinde olmanın tersi, hareket halinde olmaktır. Ataletin panzehiri nedir?



Psikolojik bir olgu olan motivasyonun değişik açılardan ele alınmış olması bir çok tanımının yapılmasına neden olmuştur. Aşağıda bu tanımlardan bazıları verilmiştir.

Zihinsel olarak nereye gideceğinizi, ne yapacağınızı ve nasıl bir yaşam elde edeceğinizi oluşturmak ve kavramaktır. Yani bilinçli bir şekilde karar vermek ve uygulamaktır. Bu mantıkla yola çıkan kişi zihinsel olarak verdiği kararı harekete geçirmek için mücadele etme olayıdır.

Kişilerin belirli bir amacı gerçekleştirmek için kendi arzu ve istekleri ile davranmaları.
Örgütün ve bireylerin ihtiyaçlarının tatminle sonuçlanacak bir iş ortamı oluşturarak bireyin harekete geçmesi için etkilenmesi ve isteklendirilmesi süreci.

Bireyleri, onların özel bir tavırla hareket etmelerine, davranmalarına teşvik eden; kendilerinden veya çevrelerinden kaynaklanan çeşitli güdü ve güdüler topluluğu.

Bir hareketin yönü, şiddeti ve devamlılığı üzerine çabuk ve derhal yapılan etki

Davranışın nasıl başladığı, sürdürüldüğü, yönlendirildiği, durdurulduğu ve tüm bunlar sürerken organizmada mevcut olan öznel reaksiyonlar.

Bir şey yapma isteğidir ve yapılan fiilin bireyin ihtiyaçlarını tatmin etme yeteneği sürdükçe bireyde bulunur.

Güdülerin etkisiyle eyleme geçme ve gerçekleştirme sürecidir.


Motivasyonun Şartları Nelerdir.?


1. İnanmak: Karar verirken önce bu kararı vermeden önce onu yapabileceğine kişini inanması gerekir. Kendine olan inancı sağlayabilecek tek kişi, kişinin kendisidir. Çevresindekiler yardım edebilirler ama ancak kişi bunu gerçekleştirebilir. Örneğin amaçlarınız, iyi bir eğitim görmek, iyi birer anne, baba olmak iyi derecede para kazanmak ise bu amaçlara ulaşmak için harekete geçmek gerekmektedir. Eğer harekete geçmenize engel herhangibir şey varsa onları bulup gidermek ve bunları yaparkende kendinize güvenmek zorundasınızdır.

2. Özgüven: Kendine inanmak, huzurlu bir aklın anahtarıdır. Akıl sakinken ve kendinden eminken en iyi şekilde çalışır. Güven eksikliği aslında yararlı hiçbir şey üretmeyen olumsuz düşüncenin ürünüdür. Amaçları gerçekleştirmek için gereken bedeli ödemeye istekli olmak gerekir. Gerçekten arzulanan ve uğruna çalışmaya istekli olunan herşeyi kişi kolaylıkla başarabilir. Hayallerini ?Kendi gücüyle gerçekleştireceğine inanan insan şevklidir, inançlıdır ve yaşama sevinci vardır.Kişinin gelecekteki umudu, onun şimdiki gücünün kaynağıdır.Hayallerinden kendini ayıran cam bölmeyi kaldıracak güç herkeste vardır. Yeter ki insan kendi iç dünyasının muhteşemliği ve onun sınırsız gücü ile tanışsın, onunla merhabalaşsın.Önemli olan yaşamdan ne istenildiğinin keşfedilmesi ve bu yolda ilerlenebilmesidir.

3. Gizli Yetenekleri Ortaya Çıkarma: Amaçları belirlemek ve o amaçlara ulaşmakta ciddiyse kişi kendini sınamalıdır. Kişi kendini tanımaya ve nasıl gittiğini değerlendirmeye zaman ayırmalıdır. Kendini dürüstçe yansıtmak yararlı bir iştir, ama bu iş yapılırken tamamen gerçekçi olmak gerekir aksi halde bu yansıtmanın bir önemi kalmaz.




Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.362 saniyede (85.57% PHP - 14.43% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 23:37
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi