![]() |
Özay Gönlüm Özay Gönlüm( 1940)- (01.03.2000) BİR YÂREN: ÖZAY GÖNLÜM Türk dinleyicisi onu peruk saçı, şık takım elbisesi ve yeleği, kolunda tesbihi, sazının altında bacağına serili mendili, ayağında çizmesi ile Ege yöresinden derlediği türküleri ama illa ki de "Ninenin Mektupları" ile tanıdı. Teatral yeteneği, yöresel icra tekniği, vokal yorumu ve "yâren"i ile Türk Halk Müziğinde bir ekoldu Özay Gönlüm. Özay Gönlüm baba tarafından Denizliliydi. Babasının askeri görev aldığı Erzincan'da 1940 yılında doğdu. Küçük yaşta ağız armonikası çalarak müziğe başladı, ortaokul yıllarında keman çaldı. Bağlama çalmaya başladıktan sonra, 1965 yılında köy köy dolaşıp derlemeler yapmaya başladı. Özellikle Ege yöresinden pek çok türkü derledi. Yurttan Sesler'in kurucusu Muzaffer Sarısözen'in davetiyle Ankara Radyosu Yurttan Sesler programına misafir sanatçı olarak katılmaya başladı. Kısa bir süre M.E.B. Film ve Radyo Telavizyon Merkezi'nde çalıştıktan sonra Yurttan Sesler'de "yetişmiş saz sanatçısı" olarak çalışmaya başladı. 1973'ten sonra on yıl kadar İzmir Fuarı'nda sahne aldı. Özellikle bu yıllarda şöhreti yayıldı. Pek çok 45'lik ve uzunçalara imzasını attı. Kendi derlediği ve TRT repertuarına kazandırdığı yüzlerce türküden "Çöz de al Mustafa Ali", "Sobalarında kuru meşe", "Denizli'nin horozları", "Evlerinin önü bulgur kazanı", "Avşar Beyleri", "Cemilemin gezdiği dağlar meşeli", "Tepsi tepsi fındıklar", "Şu dağlar tepe tepe"yi bu dönemde plaklara okudu. Ama asıl satış rekorlarını "Ninenin Mektubu" plaklarıyla kırdı. Onlarca mektubu plaklara okudu. Denizli şivesi ile anlattığı bu hikayeler ve fıkralar çok sevildi. Saz çalıp söylemenin yanına şovmenlik ve taklit yeteneğini de katmıştı. Gönlüm, radyo programlarında bağlama çalmasına rağmen cura ve "şelpe" tekniğine de çok önem vermiştir. Ege yöresinde Ramazan Güngör'den Hamit Çine'ye kadar bir çok cura çalanla çalışmış, katıldığı programlarda her boydan cura çalmıştır. 70'li yılların sonunda esprili kişiliği ve türkülerinin yanı sıra bağlama yapımcısı Cafer Açın'e yaptırdığı "yâren"i ile de ünlendi. Cura, bağlama ve çöğürü içeren bu sazla televizyon, radyo ve konserlerde şovlar yaptı. TRT için pek çok alanda çalışan Gönlüm, 80'li yıllarda Maliye Bakanlığı'nın televizyon için hazırladığı KDV reklamlarında oynadı. Ayrıca bazı radyo tiyatrolarında, tarıma ve çocuklara yönelik televizyon programlarında yer aldı. "Yâren"ini yanına katıp 42 ülkede konserler veren Özay Gönlüm, Kültür Bakanlığı Hagem'de Repertuar Kurulu üyeliği, TRT Türk Halk Müziği Repertuar Kurulu üyeliği ve birçok sınavda jüri üyeliği görevlerinde de bulundu. Son süreli yayını olan TRT 1'deki "THM İstekler Programın"da dinleyicileriyle buluşan Gönlüm, yâreni, boy boy curası ve söylediği türkülerle Türk dinleyicisine yine doyumsuz geceler yaşatıyordu. Özay Gönlüm, 1 Mart 2000 Çarşamba günü, birkaç gündür tedavi gördüğü Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Hastanesi'nde geceyarısına doğru solunum yetmezliğinden vefat etti. Hiç kimsenin beklemediği bir anda neşeli simasını ve türkülerini sevenlerinin anılarında bırakan Gönlüm, Türk Halk Müziği repertuarına da derlediği 1000 kadar ezgiyi bırakmıştı. NİNENİN MEKTUBU Yazan: Özay GönlümAmanın yavrım, Ben öyle duyuyom, o gocuman memleketlerde cicili bicili, boyalı moyalı, şıngırdak fıngırdak, kirpikleri takma, saçları sokma, onlan bunlan düşüp kalkma, gözleri elde, etekleri belde, artanı da yerde, sıska mıska, şıbıldak gibi bazı, çirkin mirkin hanımlar, gızlar oluveriyormuş. Amanın onlara tutuluveren de, yanıveren de deme yavrım. Alceen gızın soyu sopu belli, saçı sırma telli, eline el değmemiş, kötü süt emmemiş, sevisi derinde, eti butu yerinde olmalı. Dizine otutturuverdin mi kucağın dolmalı, domuz hem evlenince pazara kadar değil, mezara kadar varmalı. Ee hanım dediğini de alaya kattın mı, koluna taktın mı yakışmalı, duvara attın mı yapışmalı. Bu sözlerimi eyi dinle bakem, bi kulağından sok da öte kulağını tıka, çıkıvermesin len. Senin nazlı Eminen ne güne duruyo? Geçenlerde ekmek ediyodum. Açcık hamurum kaldıydı. Emine gelivedi. "Koley gelsin ninem" deye artanını da o edivedi sağolsun. Maşallah bi olmuş hopur hopur. Dilim dağı taşı gırkbin kere maşallah. Amanın, artanını da o ediverdikten sonra iki süpürgü çalıvedi avluya, malların altlarını kürüyüvedi. Ben de ah benim ak topanım, gövercinim, kalem kaşlım, nazlı gülüm, mor zümbülüm, al bürgülüm, bol görgülüm, naha Alah seni allı başlı gelinler edivesin, muradına er, gonca güller der, naha evlerine sarı sarı buğdeyler yağıvesin deye dualar edivedim. Giderken de senin hesabiyetine şööle "e gelinim olmecen mi len?". Sarmeştim de iki yaneceğinden şappudu şuppudu öpüvediydim. Amanin misler gibi kokuyo len. Ee öpmek filan deyince o gül yüzün gülüyo de mi? Seni gavurun ***i seni! Emi güzel yavrım, yokluğun köz oluyo yüreğimde. Dün akşamüstü kırmızı fistanımı geydim de şööle cami duvarına doğru yukarı çıkıyodum. Elimi ardıma kodum. Bizim Zartlak Osman pencereyi açmış, bende şööle oturdum. Bi de iradyoyu sonuna kadar açtıttırmış da havaları dinliyon deyyodum. Beni görüvedi, "ninee!" dedi. "Eeey!" dedim. "Gel de bi açcık oynayıvee" dedi. "Beni mi deyyon ay oğlum" dedim. "Heee" dedi. "Uleen" dedim, "benden geçti gari a yavrim. Sen o karını, Gıygıdı İbram'ın gızını bi cıscıbıldak soy, köyün delikanlılarını ünle, onların garşısında böyle şakkıdı şukkudu bi oynatıve!". İyi dememiş miyim len? Sen olmayınca yokluğun köz oluyo yüreciğimde. Gel gari yavrım. Yollara bakıttırma, gözümüzden yaş akıttırma. Gel gari yavrım, gel gari! He hey. |
Özay Gönlüm Özay Gönlüm - Şu Dağlar Tepe Tepe Şu dağlar tepe tepe, Gar yağıyor serpe serpe...Gel yarim gel. Güccük hanım uykudeymiş , Uyardım öpe öpe. Ağlama sarı gelin al beni. Güzel yüzün ay gibi, Keman kaşın yay gibi...Gel yarim gel. Yarimle yaşadığım, Gulübe saray gibi. Ağlama sarı gelin al beni. Karanfil dallanır mı, Top zülüf sallanır mı...Gel yarim gel. Kendi gelen güzeli Sarmadan yollanır mı Ağlama sarı gelin al beni. Özay Gönlüm - Zobalarında Guru Da Meşe Yanıyor Zobalarında Guru Da Meşe Yanıyor (Efem) Yanıyor Da Memet Efem De Üşümüş De Donuyor Boncuklu Da Gelin Ortalıkta Dönüyor Da Dönüyor Aslanım Da Efeler Vay Vay Gar Mı Yağıp Dayareng6me'nın Dağına Memet Ağam Da Oturu Da Vermiş Efelerin De Sağına Çıkam Haden Der Şu Dağların Başına Da Başına Aslanım Da Efeler Vay Vay Uyur İken Uyardılar -------------------------------------------------------------------------------- Uyur İken Uyardılar Diriye Saydılar Bizi Koyun Olduk Ses Anladık Sürüye Saydılar Bizi Halimizi Hal Eyledik Yolumuzu Yol Eyledik Her Çiçekten Bal Eyledik Arıya Saydılar Bizi Hakk'ın Yoluna Dizildik Dost Defterine Yazıldık Bal Olduk Şerbet Ezildik Doluya Saydılar Bizi Pir Sultan Abdal’ım Şunda Çok Keramet Var İnsanda O Cihanda Bu Cihanda Veliye Saydılar Bizi Pır Sultan Abdal -------------------------------------------------------------------------------- Özay Gönlüm |
Özay Gönlüm 2 Mart, 2006 02:01:00 (TSİ) http://www.cnnturk.com/images/1.gif Özay Gönlüm ve can dostu Yaren Türk halk müziği sanatçısı Özay Gönlüm, 2000 yılında, tedavi gördüğü Ankara Üniversitesi Hastanesi'nde hayata veda etti.Türkiye onu peruk saçı, şık takım elbisesi, kolunda tespihi, sazının altında bacağına serili mendili, ayağında çizmesi ile Ege yöresinden derlediği türküleri ama illa ki de 'Ninenin Mektupları' ile tanıdı. Teatral yeteneği, yöresel icra tekniği, vokal yorumu ve kendine özgü sazı Yaren ile Türk halk müziğinde bir ekoldü Özay Gönlüm. Baba tarafından Denizliliydi. Babasının askeri görev aldığı Erzincan'da 1940 yılında doğdu. Küçük yaşta ağız armonikası çalarak müziğe başladı, ortaokul yıllarında keman çaldı. Bağlama çalmaya başladıktan sonra, 1965'te köy köy dolaşıp derlemeler yapmaya başladı. Özellikle Ege yöresinden pek çok türkü derledi. Yurttan Sesler'in kurucusu Muzaffer Sarısözen'in davetiyle Ankara Radyosu Yurttan Sesler programına misafir sanatçı olarak katılmaya başladı. Kısa bir süre Milli Eğitim Bakanlığı Film ve Radyo Telavizyon Merkezi'nde çalıştıktan sonra Yurttan Sesler'de yetişmiş saz sanatçısı olarak çalışmaya başladı. 1973'ten sonra 10 yıl kadar İzmir Fuarı'nda sahne aldı. Özellikle bu yıllarda şöhreti yayıldı. Pek çok 45'lik ve uzunçalara imzasını attı. Kendi derlediği ve TRT repertuvarına kazandırdığı yüzlerce türküden 'Çöz de Al Mustafa Ali', 'Sobalarında Kuru Meşe', 'Denizli'nin Horozları', 'Cemilemin Gezdiği Dağlar Meşeli' ve 'Tepsi Tepsi Fındıklar'ı bu dönemde kaydetti. Ama asıl satış rekorlarını 'Ninenin Mektubu' plaklarıyla kırdı. Onlarca mektubu plaklara okudu. Denizli şivesi ile anlattığı bu hikayeler ve fıkralar çok sevildi. Saz çalıp söylemenin yanına şovmenlik ve taklit yeteneğini de katmıştı. Radyo programlarında bağlama çalmasına rağmen cura ve şelpe tekniğine de çok önem veriyordu. Ege yöresinde Ramazan Güngör'den Hamit Çine'ye kadar bir çok curacıyla çalıştı, katıldığı programlarda her boydan cura çaldı. 70'li yılların sonunda esprili kişiliği ve türkülerinin yanı sıra bağlama yapımcısı Cafer Açın'e yaptırdığı Yaren'i ile de ünlendi. Cura, bağlama ve çöğürü içeren bu sazla televizyon, radyo ve konserlerde şovlar yaptı. TRT için pek çok alanda çalıştı, 80'li yıllarda Maliye Bakanlığı'nın televizyon için hazırladığı KDV reklamlarında oynadı. Bazı radyo tiyatrolarında, tarıma ve çocuklara yönelik televizyon programlarında yer aldı. Yaren'ini yanına katıp 42 ülkede konserler verdi. Kültür Bakanlığı Hagem'de Repertuvar Kurulu üyeliği, TRT Türk Halk Müziği Repertuvar Kurulu üyeliği ve birçok sınavda jüri üyeliği görevlerinde bulundu. Son süreli yayını olan TRT 1'deki 'THM İstekler' programında dinleyicileriyle buluşan Gönlüm, yareni, boy boy curası ve söylediği türkülerle dinleyicilere yine doyumsuz dakikalar yaşatıyordu. 2 mart 2000 çarşamba günü, birkaç gündür tedavi gördüğü Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Hastanesi'nde solunum yetmezliğinden vefat etti. Hiç kimsenin beklemediği bir anda neşeli simasını ve türkülerini sevenlerinin anılarında bırakan Gönlüm, Türk halk müziği repertuvarına derlediği bin kadar ezgiyi bırakmıştı. Özay Gönlüm'den bir örnek Ninenin Mektubu Amanın yavrım, Ben öyle duyuyom, o gocuman memleketlerde cicili bicili, boyalı moyalı, şıngırdak fıngırdak, kirpikleri takma, saçları sokma, onlan bunlan düşüp kalkma, gözleri elde, etekleri belde, artanı da yerde, sıska mıska, şıbıldak gibi bazı, çirkin mirkin hanımlar, gızlar oluveriyormuş. Amanın onlara tutuluveren de, yanıveren de deme yavrım. Alceen gızın soyu sopu belli, saçı sırma telli, eline el değmemiş, kötü süt emmemiş, sevisi derinde, eti butu yerinde olmalı. Dizine otutturuverdin mi kucağın dolmalı, domuz hem evlenince pazara kadar değil, mezara kadar varmalı. Ee hanım dediğini de alaya kattın mı, koluna taktın mı yakışmalı, duvara attın mı yapışmalı. Bu sözlerimi eyi dinle bakem, bi kulağından sok da öte kulağını tıka, çıkıvermesin len. Senin nazlı Eminen ne güne duruyo? Geçenlerde ekmek ediyodum. Açcık hamurum kaldıydı. Emine gelivedi. "Koley gelsin ninem" deye artanını da o edivedi sağolsun. Maşallah bi olmuş hopur hopur. Dilim dağı taşı gırkbin kere maşallah. Amanın, artanını da o ediverdikten sonra iki süpürgü çalıvedi avluya, malların altlarını kürüyüvedi. Ben de ah benim ak topanım, gövercinim, kalem kaşlım, nazlı gülüm, mor zümbülüm, al bürgülüm, bol görgülüm, naha Alah seni allı başlı gelinler edivesin, muradına er, gonca güller der, naha evlerine sarı sarı buğdeyler yağıvesin deye dualar edivedim. Giderken de senin hesabiyetine şööle "e gelinim olmecen mi len" didim. Sarmeştim de iki yaneceğinden şappudu şuppudu öpüvediydim. Amanin misler gibi kokuyo len. Ee öpmek filan deyince o gül yüzün gülüyo de mi? Seni gavurun ***i seni! Emi güzel yavrım, yokluğun köz oluyo yüreğimde. Dün akşamüstü kırmızı fistanımı geydim de şööle cami duvarına doğru yukarı çıkıyodum. Elimi ardıma kodum. Bizim Zartlak Osman pencereyi açmış, bende şööle oturdum. Bi de iradyoyu sonuna kadar açtıttırmış da havaları dinliyon deyyodum. Beni görüvedi, "ninee" dedi. "Eeey" dedim. "Gel de bi açcık oynayıvee" dedi. "Beni mi deyyon ay oğlum" dedim. "Heee" dedi. "Uleen" dedim, "benden geçti gari a yavrim. Sen o karını, Gıygıdı İbram'ın gızını bi cıscıbıldak soy, köyün delikanlılarını ünle, onların garşısında böyle şakkıdı şukkudu bi oynatıve!" İyi dememiş miyim len? Sen olmayınca yokluğun köz oluyo yüreciğimde. Gel gari yavrım. Yollara bakıttırma, gözümüzden yaş akıttırma. Gel gari yavrım, gel gari! He hey. |
Özay Gönlüm Özay Gönlüm (1940 - 2000) http://www.kimkimdir.gen.tr/foto/1954.jpg 1940'ta Erzincan'da dünyaya geldi. 16 yaşında Cumhuriyet Dönemi'nin en ünlü türkü derleyicisi olan Muzaffer Sarısözen'le tanıştı. Ankara Radyosu Yurttan Sesler programıyla sanat dünyasına adım attı. Belli bir süre Milli Eğitim Bakanlığı Film Radyo Televizyon Merkezi'nde çalıştı. 1966'da 'yetişmiş saz sanatçısı' olarak Ankara Radyosu'nda çalışmaya başladı. Özellikle Denizli yöresinin türkülerini, sesi ve sazı ile mikrofonlara taşıdı. Çalıp söylediği Ege türküleri kadar, taklit yeteneği, şovmenliği, fıkraları ve mahalli Denizli şivesiyle folklara zenginlik kattı. 1960'larda sahneye de çıkan sanatçı, 1973'ten itibaren sistemli şekilde İzmir Fuar'ında sahne aldı. Başta Zeki Müren olmak üzere pek çok ünlüyle aynı sahneyi paylaştı. Bir Yeşilçam filminde başrolde oynadı. TRT'de, tarıma ve çocuklara yönelik programlarda yer aldı. Kültür Bakanlığı Halk Müziği Geliştirme Merkezi'nde (Hagem) Repertuvar Kurulu üyeliği yaptı. Son televizyon programı ise TRT-1'deki 'Türk Halk Müziği İstekleri' oldu. Radyo oyunlarında ve tiyatrolarında roller alan Özay Gönlüm, radyo ve TV'lerde yayınlanan 'Nineden Mektuplar' tiplemesiyle çok sevildi. 'Çöz de Al Mustafa Ali' türküsünü, 'Fişini de Al Mustafa Ali' diye seslendirerek halkı fiş toplamaya davet etti. Avrupa, ABD, Avustralya, Çin ve Hindistan'da konserler veren Özay Gönlüm, Kütahya ve Denizli başta olmak üzere 3400'den fazla türkü derledi. Özellikle, 'Denizli'nin Horozları' (Çil Horoz), 'Çöz de Al Mustafa Ali', 'Asmam Çardaktan', 'Cemile'min Gezdiği Dağlar Meşeli', 'Osmanım'ın Mendili', 'Evlerinin Önü Bulgur Kazanı', 'Şu Dağlar Tepe Tepe' türküleriyle tanınıyordu. Türküleriyle 34 yıldır gönülleri fetheden Özay Gönlüm, 2 yıl akciğerler rahatsızlığıyla yaşadı.Ankara Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Kliniği'ne tedavi amacıyla yattı. Ancak hastalığa yenik düşerek 2 Mart 2000'de hayata gözlerini yumdu. |
|
Özay Gönlüm'ün Çöz de al Mustafalim türküsünün hikayesi: Ey benim canıgönülden kursağımın incisi, gözümün zencisi, gıymatlım, çılbağım, bağrıyanığım, yetimim, elimin asası, gönlümün tasası, evlerin yakışığı, gızların aşığı, çorbamın kaşığı, bidanem yavrım benim. nasılsın bakem,eyi misin len? eyi olman için dağları taşları, kurtları kuşları, herşeyi yaratanıma dua edip oturuyom gari. sen de benden, gözü yolda ,bağrı yufka ninenden sorarsan, şükürler ırabbıma eyiyim. sen yavrımdan başka heç bi tasam yok, anlat, köyün içinde ne kadar havadisler varsa hepiciğini yazın deyon. bizim köyün çobanı mustafaali aben var ya, malları güdüvemeyo gari. zebebi de, geçenlerde iraz kızın kına gecesinde karılar toplandık, çengiler, çalgılar başladılar ünleşmeye, tüm garılar oynadılar gari. tam mustafali abeyinin garısı ayşe'ye gelmişti sıra, oyneycem diye kalkıvediydi, çengiler, çalgılar da susuvemedi mi len, karıcağız ortalıkta sinek gibi kalıkaldı. sona ağlaya ağlaya eve gelmiş gari, ''biz çoban karısı olduysak, insan değil miyiz'' diye. mustafali abeyin de 'gız karı ne ağlıyon''demiş, o da anlatıvemiş. Bi yol baktık ertesi gün, mustafali abeyin malları güdüvemeyecen gari demiş. e köyün böyükleri hep mustafali abeyinin ayağına geldiler. Ee ne etcen yavrım, şimdiye kadar hep mustafali abeyin onların ayağına giderdi, işler değişti gari, accık da onlar gelivesin. len bizin oğlan, şu işi nasıl tamir edem, ne etçeksek edem diye .o da on parça çengiyi, çalgıyı şeherden getireceksiniz, sabehten akşama kadar bizim için çalıp, bizim için çığırecekler demiş. mustafali abenin lafını geri mi koycekler ya, aldılar geldiler gari çengiyi, çalgıyı on parça. yeniden bi düğün kurdular. hani öyle derler karı kısmına gökte düğün var desen merdiven dayayıp da çıkmaya kalkarmış ya, karılar hepiciğimiz toplandık. senin ayşe gelin bi oyun döktürüvedi, kahpanalı, dizleri de yorulmadı gavurun. Akşamüstü koyunları moyunları gütmüş, mustafali abeyin eve gelmiş, bakmış anahtar yok cebinde. e karı nerede? düğün yerinde. anahtar nerede? karıda varmış. habire oynayıp duru daha ayşe... '' gız ayşe yörü gari karı, eve gidem, şu evin anahtarını ver, yörü gari, oynadığın yeter diyom!'' eee ayşe'nin içinde kaldı, kursağında kaldı yavrım oynaması, ırakcak mı ya. ''kız ayşe yörü gari, eve gidem, yeter oynadığıun diyom!'' ayşe de evin anahtarını beline bağlamış ipinen, hem oyneyomuş hem de ''çöz de al mustafa alim çöz de al ''diyomuş gavır. Damardını Doleştim Damardını Doleştim Ot Yolmeye Buleştim Meramım Ot Mot Deyil Be O Yare Uleştim Hopdeyi Koca Kızım Hop Deyive Şalvarını Topleyive Mahkemeye Varınca , Kendim Gaçtım Deyive Ak Derenin Ovesi Bülbüllerin Yuvesi Alcem Dedin Almadın Allahından Bulesi İndim Vardım Oveye Su Doldurdum Goveye Bubeniz İmam Getirmiş Hadi Goca Gızım Düveye "Güssün (Len Nassın Hurşit)" Türkü Sözü Güssün gız Güssün Sen gidersen de bizim öküzleri kim gütsün of of Boynu boncuklu gelin sürmelim Nassın Hurşit nasılsın Değmene de buğdey daşırsın Buğdeyi de yere dökünce Sen gafeni de gaşırsın Len nassın Hurşit nasılsın "Denizli'nin Horozları" Türkü Sözü Tellidir yavrum anam tellidir tellidir amman Denizli'nin horozları bellidir Ötüver de gül ibiğim bir yol ötüver Geniş olan gam zamanı değildir Asmam yıkıldı, suyu sıkıldı Bugün goca kızı görmedim canım sıkıldı canım Asmam çardaktan Suyu bardaktan Bir yol öpüverde gocman gız İliman yanaktan amanın iliman yanaktan Telli gelin tüllü gelin geliyor geliyor amman Ganat açmış tüylerini beliyor Ötüver de gül ibiğim bir yol ötüver Telli gelin tasasından ölüyor Asmam yıkıldı Suyu sıkıldı Bugün goca gızı görmedim Canım sıkıldı amanın canım sıkıldı Hıkkıdık Duttu Beni Yaveş yaveş esen seher yelı mi Benim gönlüm divane mi deli mi (Aman aman aman yar) Galk gidelim gara gözlüm bur'ladan Çekilip durmeyor gurbetin hali (Aman aman aman yar) Hıkkıdık duttu beni Duttu da guruttu beni Seni gidi zalımın gızı Gitti de unuttu beni Sabahınan esen seher yeli Galemden incedir yarimin beli (Aman aman aman yar) Köşelerden melil melil bakarım Yoksa bugün ayrılığın günü mü (Aman aman aman yar) Hıkkıdık duttu beni Duttu da guruttu beni Seni gidi zalımın gızı Gitti de unuttu beni Özay Gönlüm - Elindedir Bağlama (Hop Diri Diri Dattiri Dom) Elindedir Bağlama Kara Gözlüm Ağlama O Günkü Sözlerimi Cavır Annene Söyleme Haydendi Deyzem Dayım Gurusun Donuz Huyum Ableni Ben Gaçırcem Enişden Olcem Gayrı Hop Diri Diri Dat Diri Dit Diri Dom Ben Yarimi Seviyom Ben Kezban'a Ölüyom Sarı Çizme Giyelim Bizim Dama Girelim Annen Buben Duyarsa Tav Boşanmış Diyelim Haydendi Deyzem Dayım Gurusun Donuz Huyum Ableni Ben Gaçırcem Enişden Olcem Gayrı Hop Diri Diri Dat Diri Dit Diri Dom Ben Yarimi Seviyom Ben Kezban'a Ölüyom Susadım Su İsterim Pınar Nerde Gösterin Ben Pınardan Ganmeyom Keziban'ı İsterim Haydendi Deyzem Dayım Gurusun Donuz Huyum Ableni Ben Gaçırcem Enişden Olcem Gayrı Hop Diri Diri Dat Diri Dit Diri Dom Ben Yarimi Seviyom Ben Kezban'a Ölüyom |
Cemilenin Gezdiği Dağlar Meşeli Denizli-Hüseyin Aktekin-Özay Gönlüm Cemilenin Gezdiği Dağlar Meşeli İmanım, Haydi Üç Gün Oldu Cemilem Ben Bu Derde Düşeli. Haydide Hopbak Cemilem Nasıl Nasıl Edelim Biz Bu İşe Nikahımızı Gıysın Ünnen Gelin Hoca Memişe. Cemile Gız Ne Gezersin Hayatta, Basma Fistan, Parlakda Babuç Ayakda. Haydide Hopbak Cemilem Nasıl Nasıl Edelim Biz Bu İşe Nikahımızı Gıysın Ünnen Gelin Hoca Memişe. Cemilenin Fistanı Saman Sarısı İmanım, Haydi Gören Sancek Cemilem Gız Muhtar Garısı. Haydide Hopbak Cemilem Nasıl Nasıl Edelim Biz Bu İşe Nikahımızı Gıysın Ünnen Gelin Hoca Memişe. Tepsi De Tepsi Fındıklar Denizli/Acıpayam-Veli Acımaz-Özay Gönlüm Tepsi De Tepsi Fındıklar Ayşede Veli Agamı Gıdıklar Aman Aman Ayşem Şanına Nasıl Çıkcen Veli Agamın Yanına Hey Aman Aman Ayşem Nar Diye Nasıl Gelcen Veli Agama Yar Diye Denizli Acıpayam Arası Veli Agam Nerden Bulcek Başlık Parası Aman Aman Ayşem Şanına Nasıl Çıkcen Veli Agamın Yanına Hey Aman Aman Ayşem Nar Diye Nasıl Gelcen Veli Agama Yar Diye Tepsi De Tepsi Pırasa, Ufecicik Yaprağına Gar Yağsa Ayşe Gız Da Gocasız Galsa, Gece Gündüz Veli Agama Yalvarsa Aman Aman Ayşem Şanına Nasıl Çıkcen Veli Agamın Yanına Hey Aman Aman Ayşem Nar Diye Nasıl Gelcen Veli Agama Yar Diye |
Özay Gönlüm Kemal Özay Gönlüm’ün hayat öyküsü, 5 Şubat 1940 tarihinde, Erzincan- Tercan’da doğmasıyla başlıyor. Ünlü halk ozanı Davut sulari’yle süt kardeşi olan Özay Gönlüm’ün babası Ahmet Gönlüm, aslen Denizli’nin, Tavas ilçesine bağlı Kızılcabölük kasabasından…Annesi Zekiye Hanım da Denizli-Acıpayam’lı. Babasının jandarma astsubayı olması nedeniyle, Denizli, Afyon, Kütahya gibi kentlerde geçiriyor çocukluğunu, Özay Gönlüm.Müzikle tanışması, Kütahya’dayken gerçekleşiyor.Babasının aldığı ağız armonikasını öğrenme tutkusuyla, 3 yaşında başlayan müzik serüveni, ortaokul yıllarında mandolin ve kemanla devam ediyor.Ancak liseye geldiğinde, yüreğini asıl titreten tınıyla karşılaşıyor.Bağlamadan çıkan sesler , öylesine yüreğinden kavrıyor ki onu, bağlama öğrenmeye karşı müthiş bir merak duyuyor.Bu büyük meraka karşın, ne yazık ki, etrafında kendisine yardımcı olabilecek kimseyi bulamıyor.Hani şöyle birazcık yardım alabilse, kendisine azıcık yol yordam gösteren olsa!Çaresiz kendi kendine keşfediyor bağlamayı…Ancak inanılmaz bir azim ve büyük bir aşkla çalışıyor, gece gündüz demeden, hatta bazen ailesini rahatsız etmeyi göze alarak, durmaksızın bağlama çalıyor. Öyle ki zaman zaman babasının tatlı uyarılarına maruz kaldığı da oluyor. Herşeye karşın, bu azimli çalışmanın kısa sürede meyvelerini topluyor ve bağlama çalmaya karşı duyduğu tutkulu aşk, bağlamayı hayatının vazgeçilmezleri arasında baş köşeye oturtuyor. Bir ara terzi çıraklığı yapıyor ve burada biriktirdiği parayla İstanbul’a gidiyor, elinde bağlamasıyla. İstanbul’da kaldığı yaklaşık iki ay içinde ilginç deneyimler yaşıyor Özay Gönlüm;Elvis Presley ve rock’n roll rüzgarına kapılıp, bağlamasıyla İngilizce parçalar çalıp söylemeyi deniyor.Yeni bir şeyler yapma yönündeki ilgi ve enerjisini çeşitli vesilelerle ortaya koymaya çaılşıyor.Kimi açık hava etkinliklere katılıyor ve buralarda ilgi görüyor.Kazandığı ilk parayla birlikte memleketine dönerken, babasına bir palto almayı da ihmal etmiyor. 1956 yılında, Mustafa Sarısözen’le tanışıyor ve Ankara radyosunda “Yurttan sesler”programlarına katılmaya başlıyor. Derken askerlik gelip çatıyor ve Amasya’ya yedek subay olarak gidiyor. 1963 yılında, çocukluk yıllarında Kütahya’ tanıştığı Ayten Hanım’la hayatlarını birleştiriyorlar. Evren ve Ezgi adında iki tane kızları oluyor. Yaşamının sonuna kadar, yaklaşık 34 yılını verdiği Ankara Radyo’sunda, kendine özgü tarzıyla, radyo sanatçıları arasında farklı bir konum sağlıyor kendisine… Çoğunlukla Ege bölgesine özgü, ağır zeybekler, boğaz havaları, kırık havalar, oyun havaları, ağıtları, tahtacı semahları ve zaman zaman deyişler seslendiriyor. Seslendirdiği özgün repertuarının arasında fıkralar ve meşhur ‘Nine’nin Mektupları’ yer almaktadır. ‘Nine’nin Mektupları’, Özay Gönlüm’le özdeşleşmiş; özlü yergi ve nasihatlerden oluşan metinlerdir. Üslup olarak, Denizli’li bir ‘nine’nin ağzından, askerdeki ‘toruna’ yazılmış mektuplardan oluşur. Bunların yanı sıra Özay Gönlüm’ün, mahalli ağzı ustaca kullanışı, içtenliği ve konulara olumlu yaklaşımı, geleneğimizdeki meddah kimliğini kazandırmıştır kendisine. Tek Gövdeli, Üç kollu dev: YAREN Temelde üç farklı bağlama türünün (tanbura, bağlama, cura) aynı tekneden oyulmasıyla meydana gelen, neredeyse küçük bir çalgı topluluğu oluşturan bu bağlama Gönlüm’ün Yaren adını verdiği sazıdır. Gönlüm’ün çaldığı bağlamalar kendinden başka kimsenin çalacağı nitelikte değildir. Kariyerinde, sayısız yurtiçi, başta Avrupa olmak üzere Çin, Japonya, ABD, Bangladeş, Tayland, Meksika ve Ortadoğu ülkelerinde konserler vermiştir. Gönlüm, kişisel bir ilke olarak yurt dışı konserlerinde, gittiği ülkeye özgü karakteristik şarkıları, o ülkenin diliyle öğrenmekte ve bağlamasıyla konserlerinde seslendirmektedir. Bu yönü, onun samimiyetinin, uluslararası düzeyde, farklı kültürlerce de algılanmasını ve kendisine sempatiyle yaklaşılmasını sağlamıştır. Bir türkü de, ‘Bu dünya bir pencere, her gelen bakar gider’ sözleri yer alır. Yunus ise,’bu dünyadan gider olduk kalanlara selam olsun’ der. Özay Gönlüm, dünyaya yalnızca ‘tebessümle’ bakmayıp, ardın da gerçekten ‘hoş seda’lar bırakabilen, son nesilden kalanlara selam edebilen birkaç kişiden biri oldu. Aslında erken sayılabilecek yaşta, henüz 60 yaşında iken, 1 Mart 2000 Çarşamba günü hayata veda etti, Cebeci Asri Mezarlığında toprağa verildi. (Alıntı) Özay Gönlüm, anılarımızda Yaren’iyle, Nine’nin Mektuplarıyla, ‘Mustaf’Ali’siyle yaşıyor. Ruhun şad olsun Özay Gönlüm…. Özay GÖNLÜM (Nenem den Mektup) |
| Saat: 21:33 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık