Korku Psikolojisi Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Psikoloji ve Psikiyatri
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 03-10-2008   #1 (mesaj-linki)
Gabriella - avatarı
Korku Psikolojisi



Erkekte değil kadında, dağda ormanda dolaşmış değil ama, apartmandan çıkmamış kızda yılan korkusu olur. Bunun, insanın ilk yıllarına dayanan, ormanda çocuğunu yılandan koruma içgüdüsüyle ilişkili genetik bir iz olduğu düşünülür.

Korkudan korktuğunuz zaman korkak olursunuz. 360 derece dönen ray kızakları üzerinde hızla gitmek mesela korku yaratır insanda. Hızlı dönüş sırasında merkezkaç kuvvetinin etkisiyle kalpten kan hızla çevre damarlara yayılır, kalp kansız bomboş kalır; bu da korkuyla birlikte ilginç biçimde gevşeme sağlar.

Araştırıcılar, kıvrılıp giden bir ray üzerinde fır fır dönen bu alete karşı korkusunu yenenlerle konuştuklarında, onların bu işten ölümüne korktuğunu, buna rağmen korkmaya karşı mazohistik bir duyguyla bağımlılık yaşadıklarını, bundan bahsederken de ağızlarını yayarak güldüklerini farketmişler.

Korkmayı önleyemeyiz ama ondan zevk almayı öğrenebiliriz. Tehlikeli oyunlara bağımlılık geliştiren herkeste vardır bu zevk. Kalpten kan boşaltmak... Kalbin boşken ve fakat kolun bacağın capcanlıyken otuz saniyelik bir ölüm yaşamak, yaşama ölümü ya da ölüme can katarak varolmak... Zevk budur.

Kimse gevşeyerek, tatile çıkarak, eğlenceye dalarak yani korkudan kaçarak korkusunu yenemez, ancak ondan zevk alarak yenebilir. Beynimizin limbik bölgesi(beynin eski bölgelerinden) cahildir, buna karşılık beyin kabuğu(yeni bir bölge) akıllıdır. Cahil bölge enerjik olmasına rağmen öğrenemez, örneğin bir kadına yılanın zehrinin alındığını söyleseniz de laf anlatamazsınız, o korkmaya devam eder, çünkü limbik bölge mantık kuramaz. O, bir hayvan gibi ya korkar ya da zevk alır. Onun lisanıyla konuşmamız gerekirse: Korkudan korkmak işimize gelmediğine, limbik bölge de başka yol bilmediğine göre korkudan zevk almayı öğrenmek akıllıca olur.

1563 eylülünde İstanbul’da görülmemiş bir sel olmuştu. O sırada Çekmece taraflarında avda olan Sultan Süleyman korkmuş ve irikıyım bir adamın omzunda çatıya tırmanarak ancak kurtulmuştu. Selden sonra ama Çekmece’ye bugünkü o zarif köprüyü yaptırıp, sık sık üzerinden geçerek korkusunu zevke dönüştürmüştü.

Bir çocuk basit şemalarla doğar. “Acıysa uzaklaş, tatlıysa yaklaş” gibi basit, şartlı, tek emirli reçetelerdir bunlar. Zamanla değişirler, “acıysa kaç” emri, “acıya dayanmak tatlı şeyleri elde etmenin yolu olabilir” diyen bir bilgiyle yer değiştirir mesela. Çocuğun bunu öğrenmesi için deney yapması şarttır. Piaget(İsviçreli bir psikolog) bunun için çocuklara, “Onlar deney adamıdır” demişti. Bir çocuk ne kadar deney yapar ve şemalarını ne ölçüde değiştirirse o kadar hızlı gelişir. Şema değiştirme gücü insanın uyum gücüdür. Yeniye uyum, şemanın bağlayıcı katılığından uzaklaşmakla mümkündür. Bunu yapamazsa çocuk, şemasını kırmamak için, sonraki yıllarda bir dogmaya sarılmak zorunda kalır. Bu durumda dogması olanların gerçekte iddiaları değil, korkuları olduğunu söyleyebiliriz. Yılandan korkmak kadar yılan korkusundan korkmak da bir dogmadır, onun için yılan korkusundan hoşnut olmak, yılana karşı atılacak çığlıktan zevk almak korkuyu bitiren asıl anahtardır.

Mahler’in hayatı acı ve ölümle geçmişti, kardeşinin intiharı, kızının kızıldan ölümü, her şeyin üzerine tuz biber ekmişti. Ölümün yanında öyle mesleki acılar da duymuştu ki, eğer Mahler, konser salonunda tavandan akan suyu temizlemezse, Barok dönemin ağır parçalarını orkestrası, bir karış suyun içinde çalardı. Freud psikoterapiyle onu, ölüme ve acıya karşı zevke değilse bile aldırmazlığa alıştırmıştı. O da bu huzurla dogma yıkmak peşine düşüp işi din değiştirmeye kadar ***ürmüş, Musevilikten İseviliğe dönmüştü.

Psikologlar korkulu işe girişeceğinizde “Bir şey olmaz” diyerek kendinizi teselli etmeyin, korkarmış gibi çığlık atın, sonra da ondan zevk alın derler. Limbik bölge yeryüzünün en cahil yapısıdır, cahiller öğretilerek değil, cezalandırılarak ya da zevk verilerek, yani şartlandırılarak eğitilebilir.

Silah taşıyanları da, gerçek ya da hayali korkusu olanlar olarak görebiliriz. Ülkemizde silah isteyenlerin üçte birinin kuşkucu, onda birinin de bencil olduğu tespit edilmiş(Özalp, Anadolu Psik. Derg, 7:3, ek sayı). II. Abdülhamid, meşrutiyetin ilanından sonraki ilk cuma selamlığa çıkacağı an Yıldız Sarayı’nın etrafını saran mahşeri kalabalıktan korkmuş ve ne kadar silah varsa üzerine kuşanmıştı. Abdülhamid korkuyu zevke dönüştüremediği için ondan kurtulamamıştı.

Rockefeller’in bir sözüyle bitirelim: Hiçbir şeye sahip olmak istemem ama her şeyi kontrol etmek isterim. Ve son söz: korkmak kontrol edilmekse, zevk duymak kontrol etmektir.

Alıntıdır

Son Düzenleyen _PaPiLLoN_; 04-10-2008 @ 02:09. Sebep: Başlık düzeltildi.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 22-02-2009   #2 (mesaj-linki)
kıngofcs - avatarı
Cvp: Korku Psikolojisi

tehlikelerden sakınmasını sağlar. Korku, bebeklikten ergenlik dönemine kadar, sıkça rastlanan bir durumdur...

Çocuk yaşta ortaya çıkan korkuları düşündüğümüz zaman, genellikle hepimizin kafasında başka şeyler oluşur. İlk aklımıza gelenler arasında okul korkusu, karanlık korkusu, yalnız kalma korkusu, anneden ayrılma korkusu, yabancı korkusu bulunur. Bu listeyi tabii ki daha da uzatmak mümkündür.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, korku normal gelişimin bir parçasıdır ve kişinin kendini tehlikelerden sakınmasını sağlar. Korku, bebeklikten ergenlik dönemine kadar, sıkça rastlanan bir durumdur, öyle ki araştırmalar, çocukların yüzde 90’ında gelişimlerinin bir döneminde herhangi bir şeyden korktuklarını göstermektedir. Bu nedenle çocuklardan kayıtsız, şartsız korkusuz olmalarını beklemek çok gerçekçi olmaz.

Fobiler: Öncelikle korku ve fobileri ayırmakta yarar vardır. Bir korkunun fobi olarak adlandırılabilmesi için şu ölçütlere uyması gerekir:
· Çocuğun yaşadığı korkunun, durumun verileriyle orantısız şekilde büyük olması, örneğin parkta bir kez bir çocuğun salıncaktan düştüğünü gördüğü için hiç salıncağa binememek gibi.
· Çocuğun açıklamalarla ikna olmaması
· Çocuğun isteminin dışında aşırı derecede korkması
· Korkulan durumdan bilinçli olarak sakınması
Fobi uzunca bir süre devam eder ve herhangi bir yaş dönemine özgü değildir. Fobilerin bazılarında, bu duruma neden olan bir olay saptanabilirken, bir çoğunda böyle bir olayı saptamak mümkün değildir.

Korkular: Bazı korkular, belli yaş dönemleri için normal sayılır. Örneğin, bebeklik döneminde yüksek sesten ve fiziksel desteğin aniden yitirilmesinden korkulması doğaldır. Bebeğin yaklaşık 8. ayda geliştirdiği ve bir - bir buçuk yıl kadar sürebilen yabancı korkusu da normal kabul edilir. Çocuğun beş yaş civarında geliştirdiği; örneğin, cadı, canavar gibi birtakım hayali figürlerden korkması da ruhsal gelişimi için beklenebilir bir durumdur. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bazı korkuların belli yaş dönemlerinde ortaya çıkabilecekleri, ancak bu korkuların bir süre sonra ortadan kaybolmalarının da gerekli olduğudur. Örneğin, 6 yaşındaki bir çocuk hala yabancılardan korkuyorsa, bu üstünde durulması gereken bir durumdur.

Korku tepkisi nasıl gelişir?
Bebeğin anneye bağlanmasının en önemli nedenlerinden birisi, annenin bebekteki korkuyu azaltma kapasitesidir. Bebeklik ve erken çocukluk döneminde, yeni bir durumla karşı karşıya kalındığı zaman, çocuğun göstereceği tepkide annenin tepkisi çok belirleyicidir. Çocuk, örneğin ilk kez bisiklete binmeyi öğrenecekken annenin yüzündeki ifadeyi ve davranışlarını inceler. Eğer anne, çocuğa destek veriyorsa ve onun gittikçe kendine güven kazanmasını ve bağımsız olmasını sağlıyorsa, çocuk bisiklete binmeyi zevkli bir durum olarak algılayacak ve bütün dikkatini bu etkinliğe yöneltecektir. Öte yandan, anne ya da çocukla ilgilenen diğer bir kişi, çocuk bu öğrenme sürecini yaşarken sürekli endişeli bir yüz ifadesiyle onu izler ve uyarılarda bulunursa veya onu azarlarsa, çocuk dikkatini vermesi gereken etkinlikten ziyade, hayatında kendisi için çok önemli olan kişiyle ilgilenecek ve o durumla bağlantılı olarak ortaya çıkan endişesi giderek yükselecektir. Bu da çocuğun o durumdan kaçınmasına ve bir daha karşılaşmak istememesine neden olacaktır. Bu kaçınma davranışına biz “korku” diyoruz.

Korku bir kaçınma davranışı olarak ortaya çıkabileceği gibi, bir şartlanma olarak da ortaya çıkabilir. Bebeklik döneminde yüksek sesten korkmanın normal olduğundan bahsetmiştik. Bu dönemde, bebek tam banyosunu yaparken, dışarda çok büyük bir gürültü meydana geldiğini varsayalım. Bu talihsiz durum, bebeğin bir su veya banyo fobisi geliştirmesine neden olabilir.

Kaçınma ve şartlanmanın yanısıra, korkuya neden olan bir diğer faktör de endişelerdir. Endişenin yarattığı korkuya en çok karanlıkta ve uykuya dalarken yalnız kalındığında rastlanır. Çocuk, yaklaşık 3 yaşından itibaren toplumun kurallarıyla annesi ve babası aracılığıyla daha çok tanışmaya başlar. Artık istediğini yapmada eskisi kadar özgür değildir. Bunun sonucunda, çocuk kendini bu sıkıntılı duruma sokan anne ve babasına karşı bir öfke duymaya başlar, ancak bu duygusunu onlara yansıtmaya çekinir. Yine de böyle bir duyguya sahip olduğu için suçluluk hisseder. Ona rahatsızlık veren bu durumla başedebilmek için, anne ve babasını ya da genel olarak toplumu ve kuralları temsil eden birtakım korkutucu figürler bularak, korku ve suçluluk duygularını onlara yansıtır; bunlar bir cadı, hayalet ya da ejderha olabilir. Uykuya dalmadan önce çocuk bilinçle bilinçdışı arasındadır. İçinde biriktirdiği öfkelerin farkına varır, bunları bastıracak gücü kendinde bulmakta zorlanır. O zaman da, aslında bu duyguların yaşanmasına neden olan, ama aynı zamanda da ona destek olan ve güven veren annesini ya da babasını yanında ister. Onlar yanında olduğu zaman onların varlığından ve sevgisinden emin olur ve uykuya dalabilir. Karanlıkta, çocuğun kendini yine kontrolünü kaybetmiş olarak hissettiği bir andır ve endişe vericidir. Bu endişeyle başetmek için de yine bir dış desteğe ihtiyaç duyabilir.

Korkunun bir diğer kaynağı da, çocuğun başkalarını korktukları durumlar içinde izlemesidir, yani korkuyu görerek öğrenmesidir. Örneğin, çocuk annesini uçağın içinde bembeyaz olmuş bir yüzle görür ve annenin panik içinde olduğunu anlarsa, o da uçaktan korkmaya başlayabilir.

Ayrılma korkusunda, korkunun nedeni genillikle çocuk değil, annedir. Anne, çocuğun kendisinden ayrılıp, örneğin okula başlamasını istemez ve bunu çok dolaylı ve ince mesajlarla çocuğa aktarır. Anne, çocuğa o okula başladığında kendisinin bütün gün onu bekleyeceğini, bunu yaparken onu çok özleyeceğini, birlikte ne kadar güzel zaman geçirdiklerini anlatmaya başladığında ve bunu uzunca bir zaman sürdürdüğünde, çocuk okula başlamayı adeta annesine ihanet etmekle eşanlamlı tutmaya başlar ve okula gitmek istemeyebilir. Bu da okul fobisi veya ayrılma endişesi olarak tanımlanabilir.

Sonuç olarak çocukluk döneminde çok çeşitli nedenlerden kaynaklanabilen, çok çeşitli tiplerde korkular olabileceğini gördük. Çocukta korkuyla başederken, korkunun bir yaş döneminin özelliği mi olduğu, korkuya neden olan belli bir olayın olup olmadığı iyice araştırılmalıdır. Anne ve babalar, çocukla kurdukları ilişkiyi gözden geçirmeliler, çocukla birlikte bu konuyu ele almalılardır. Bütün bunlara rağmen çocuğun korkusunda bir azalma olmuyorsa, bu konuyla ilgili profesyonel bir yardım aramakta yarar vardır.

Şeniz Pamuk
Klinik Psikolog
cocuk.dbe@veezy.com
Davranış Bilimleri Enstitüsü - Çocuk Birimi



Psikoloji PORTALI » İnsanı Anlama Sanatı » Psikoloji [PSIKOLOJI.GEN.TR] " dan alıntıdır..
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
korku, psikolojisi
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Korku Psikolojisi Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Kitle Psikolojisi _PaPiLLoN_ Psikoloji ve Psikiyatri 0 29-09-2008 21:29
Korku Nedir? - Korku Hastalığı Blue Blood Korkunç/Ürkütücü Resimler 5 24-06-2008 21:57
Ego Psikolojisi AeraCura Psikoloji ve Psikiyatri 0 08-03-2008 02:25
Sanat Psikolojisi Blue Blood Sanat 2 04-02-2007 20:44
Din Psikolojisi virtuecat Din/İlahiyat 0 05-12-2006 17:02