Hoş geldiniz sayın ziyaretçi Neredeyim ben?!

Web sitemiz; forum, günlük, video ve sohbet bölümlerinin yanı sıra; Skype ile ilgili Türkçe teknik destek makaleleri, resim galerileri, geniş içerikli ansiklopedik bilgiler ve çeşitli soru-cevap konuları sunmaktadır. Daima faydalı olmayı ilke edinmiş sitemize sizin de katkıda bulunmanız bizi son derece memnun eder :) Üye olmak için tıklayınız...


Sohbet (Flash Chat) Forumda Ara

Çocuk Psikolojisi

Bu konu Psikoloji ve Psikiyatri forumunda pesimist tarafından 27 Mayıs 2011 (19:23) tarihinde açılmıştır.FacebookFacebook'ta Paylaş
3472 kez görüntülenmiş, 4 cevap yazılmış ve son mesaj 6 Aralık 2012 (02:33) tarihinde gönderilmiştir.
  • 5 üzerinden 5.00  |  Oy Veren: 1      
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Bu konuyu arkadaşlarınızla paylaşın:    « Önceki Konu | Sonraki Konu »      Yazdırılabilir Sürümü GösterYazdırılabilir Sürümü Göster    AramaBu Konuda Ara  
Eski 27 Mayıs 2011, 19:23

Çocuk Psikolojisi

#1 (link)
pesimist
Ziyaretçi
pesimist - avatarı
Çocuk Psikolojisi


Cocugun gelisimi bagimliliktan bagimsizliga, bencillikten isbirligine,somut dusunceden soyut ve mantikli dusunmeye dogrudur.
Duygulari surekli degisiklik gosterir, biraz once kavga ettigi arkadasiyla bir sure sonra barisir oyunlar oynar.bu yuzdendir ki cocuklarin kavgalarina ve oyunlarina yetiskinler karismamalidir.
cocuk1
  • Cocuklar yeni durumlara uymakta gucluk cekmezler, cabuk ogrenirler, kotu olaylari, sayet cok yaralayici degilse cabuk unuturlar.
  • Spontandirlar, dusuncelerini ve olaylari sansurlemeden anlatirlar. Bu yuzden "Cocuktan al haberi" deyimi yaygin bir deyimdir.
  • Cocuklar dinlenilmelidir, kisiliklerine ve farkliliklarina saygi duyulmalidir.
  • Her zaman kendilerini ifade etmelerine olanak verilmeli, bu tavirlari desteklenmeli, "sen cocuksun sus" asla denilmemelidir.
Dolayisiyla cocuklarla iletisime girerken gelisim donemlerine (bknz. Cocuk Psikolojisi-Haluk Yavuzer) ozgu niteliklerini de gozonune almak gerekir.Bu bolumde cocuklarda siklikla rastlanan davranissal ve duygusal problemler irdelenecektir.

  • Okul Korkusu
  • Tikler
  • Altini Islatma
  • Yaramazlik
  • Tuvalet Egitimi
  • Parmak Emme
  • Depresif Dusunce
  • Hiperaktivite
  • Yalan Soyleme
  • Ozel Egitim
  • Gelisim Donemleri
  • Oyun Terapisi
  • Cocugu Dinlemek
  • Panik Atak
  • Premack Ilkesi
  • Cinsel Taciz
  • Sorumluluk
  • Cezanin Psikodinamigi
  • Zihinsel Gelisimi
  • Dikkat Cekme
  • Depresyon

Okul Korkusu

Diger bir deyisle evden ayrilma korkusudur.Okula gitmek istemeyen gitse bile sinifa girmeyen cocuklarin yasadigi duygu durumudur.Genelde ilkokul caginda ortaya cikar..

Okul korkusu sayet okulla ilgili herhangi somut bir problem yok ise (dayak, asagilayici ogretmen tutumlari vs) anne ve cocuk arasinda ki yogun ve de bagimli iliskiden kaynaklanir.Cocuk annesini kaybetme endisesi ile annesinden ayrilmak istemez
Okul Korkusu konusunun cozumunde asagidaki turde yaklasimlarda bulunmak yararli olabilir :
cocuk2
  • Cocugunuzun korkusu uzerine konusarak, nedenlerini cocugunuzla birlikte saptamaya calisiniz.
  • Okula gitmedigi icin onu tehdit etmeyiniz, korkutmayiniz.
  • Ogretmenine durumu anlatiniz ve gerekiyorsa isbirligi saglayiniz.
  • Hic bir sonuc alamiyorsaniz bir uzmana danisiniz.
  • Cocugunuzun okuldan uzak kalmamasina dikkat ediniz.
Unutmayiniz, korkular dogal tepkilerdir. Nedenleri vardir.
Nedenlerini arastiriniz.



Tikler

Kaslarimizda olusan irademiz disi kasilmalardir.Erkek cocuklarinda daha siklikla gorulur.Genel olarak kayginin, bunaltinin disa vurumu olarak degerlendirilir.
Cocugunuzun tik sahibi olmasinin baslica nedenleri soyle siralanabilir :
  • Kuralci ve titiz ana, baba tutumlari
  • Denetleyici ve cocuktan performansinin uzerınde bir seyler bekleyen ana baba tutumlari
Tik konusunun cozumunde asagidaki turde yaklasimlarda bulunmak yararli olabilir :
  • Cocugunuza tiki ile ilgili " yapma , etme " mesajlari vermeyiniz.
  • Cocugunuzun duygularini ogrenmeye calisiniz.
  • Tiklerin cogu gelip gecicidir. Kalici olanlar icin bir uzmana basvurunuz.
  • Cocugunuzun hangi ortamlarda ve kimlerin yanindayken tiksel davranislarda bulundugunu belirleyiniz.
Altini Islatma

Cocuklar ikinci yasin sonunda diskilarini, ucuncu yas sonunda da cislerini tutmayi ogrenirler.
Arastirmalar, yataklarini islatan cocuklarin ebeveynlerinin de cocukluk donemlerinde yataklarini islattiklarini gostermektedir.
Bedensel bir bozukluk yoksa psikolojik kokenlidir ve baska belirtilerle beraber gorulur.
cocuk3
Altini Islatma problemi fizyolojik olabilir. Fizyolojik nedenler arasinda bobrek ve dosaltim sistemindeki rahatsizliklar, derin uyku durmu sayilabilir. Cocugunuzun oncelikle fiziksel bir muayeneden gecmesi gerekir.
Altini Islatma sorunu, psikolojik kokenli ise asagidaki sebeplerden kaynaklanabilmektedir
  • Kardes kiskancliklari
  • Aile ortamindaki huzursuzluklar ana baba kavgalari
  • Korku yaratan olaylardan sonra
  • Kimi zaman da ana babanin cocuk tarafindan cezalandirilmak istenmesi olasi nedenlerdendir.
Altini Islatma konusunun cozumunde asagidaki turde yaklasimlarda bulunmak yararli olabilir :
  • Sayet baska davranissal bozukluklar yok ise bu durum, ana babanin anlayisli, sabirli ve hosgorulu tutumlari ile bu donem atlatilabilir.
  • Cocugunuzu bu durumundan dolayi asla asagilamayiniz, sertlige basvurmayiniz.
  • Yatma vakitlerinde sulu gidalar vermeyiniz.
  • Gece tuvalete gitmesini saglayiniz.
  • Kronik bir hal almissa ve onleyemiyorsaniz bir uzmana danisiniz.

Yaramazlik

Genelde, cocuklar mevcut duzenimize uygun davranmadigindan onlara "yaramaz-hasari" damgasi vururuz.Unutulmamalidir, cocuklarin her davranisinin, her eyleminin bir amaci vardir. Dolayisiyle "yaramazligin" da nedenleri vardir.

Bu nedenleri soyle ozetleyebiliriz:
1- Cocuk ilginin uzerinde olmasini, yetiskinlerin kendisine hizmet etmesini ister.
Verilen Mesaj:"Sizin ilginizi ancal yaramazligimla cekebiliyorum" dur
2- Cocuk mevcut otoriteye baskaldirir.
Verilen Mesaj: "Burayi ben yonetecegim"dir.
Cocukla bu savasin icine giren yetiskin genelde bu savasi kaybeder.
3- Cocuk cevresindeki insanlardan intikam almak isteyebilir. Dayak yiyen, sozel siddete maruz kalan cocuklar, yaramazliklariyla yetiskinlerden intikam alabilirler.
Verilen Mesaj: "Madem beni sevmiyorsunuz, o halde benden nefret edin" dir.
Yaramazlik konusunun cozumunde asagidaki turde yaklasimlarda bulunmak yararli olabilir
  • Ona daha fazla ilgi gosteriniz. "Seninle ilgilenmemi mi istiyorsun?" sorularla cocugunuza yaklasabilirsiniz.
  • Yaramazlik onemsenmemelidir. Cezalandirma ve azarlama...bu davranis bicimini (yaramazligi) pekistirecektir.
  • Otoritenizi cocukla paylasarak, ona da kontrol edebilecegi ve yoneltebilecegi alanlar birakiniz. Ornegin; odasinin sorumlulugunu ona verebilirsiniz.
  • Cocugunuzu sevdiginizi, onu anladiginizi, onun her zaman yaninda oldugunuzu ILETEBILMELISINIZ. Cocugunuz yaramazlik yaptiginda, "Ne yaparsan yap, seni sevmekten vazgecmeyecegim" diyebilirsiniz.
  • En iyi sonuclar, odullerle alinir. Bu oduller, ovgu, onay ve ilgidir. Sayet ceza verecekseniz, onlari bu odullerden mahrum ediniz.
  • Dayak ve hakaret bir ise yaramaz, ancak cocuklariniza bu tarz iletisimi ve davranis bicimini ogretmis olursunuz.
BERNARD DEFRANCE adlı arastirmaci "Sanctions et discipline à l'école" adlı kitabında {Syros,l999}, okulda ceza ve disiplin konusunda ilginc bulgulara varmistir. Ona gore,
Cocukların okulda aldiklari cezalarin hemen hemen hic etkisi yoktur. Sorun cezalandirmak veya cezalandirmamak degil, kurali kimin hangi degerlere gore yaptigi ve yanlislarin nasil, hangi gerekcelerle tespit edildigidir.
Defrance,"kurala uymama mi cezalandiriliyor, yoksa ogretmenin otoritesi mi kalici kilinmak isteniyor " diye sormaktadir.
Bazi durumlarda ceza, cocuk tarafindan yetiskinin ondan intikam almasi olarak algilaniyor ve yetiskine dusmanca duygular beslemesine neden olabiliyor.
Sonuc olarak su denilebilir ki, cezadan korkmak "uslu olmanin" gostergesi degildir.Ceza korkusundan kaynaklanan kurallara uygun davranis ta, o kurali kabul etmek degildir.


Ozel Egitime Muhtac Cocuklarin Ailelerine Sunulacak Psikolojik Yardim
Ozel egitimde anababanin egitime katkisi cok onemlidir.Ana baba
  • okulla iliskilerini artirmali
  • ogretmenlerle sik sik gorusmeli
  • programin uygun kisimlarini evde calismalidir.
Ozurlu cocuklarla ilgili yasal duzenlemeler ornegin hangi kurumlara gidecekleri, cesitli yas donemlerinde hangi egitim kurumlarindan yararlanabilecekler gibi konular ailelere bildirilmelidir.
Ozurlu cocuklarin ana babalarinin cevreden aldiklari destekler soyle ozetlenebilir:
  • aile ici destekler.
  • doktor egitimci ve psikolog tarafindan verilen destekler.
  • medya, devlet hizmetleri egitim sistemi ve okullar araciligi ile saglanan destekler.
  • kulturun ekonominin ve dinin sagladigi destekler.
Ergenlikte cocuga, bagimsiz yasam arkadas iliskileri, kabul gorme ve ergenin kendini oldugu gibi kabul etmesine donuk psikolojik yardimlar gereklidir.
Ailelerin arkadasliga, dostluga, yalniz olmadiklarini hissetmeye, kisacaduygusal destege ihtiyaclari vardir.Bu destek aile cevresinden saglanabildigi gibi, psikolojik danisma gruplarinda difer anne ve babalardan da alinabilir.
Bu gruplar ana babalarin birbirlerine duygusal ve sosyal yonden yaklasmalarina yalniz olamdiklarini farketmelerine yardimci olur.
Boylece depresyon ve karamsarlik duygulari yerini, basarma, kendine guven ve baskalarina yardim etmenin getirdigi tatmin duygularina birakir.
Bunun sonucunda ailenin yasadigi kaygi duzeyinde belirgin azalma olur.
Aileleri gelecekle ilgili planlar yapmaya gudulemek, kendileri ve cocuklari icin bir gelecek oldugunu hissettirmek, psikolojik danisma gruplarinin temel amacidir.



HiperAktivite

Cocuklar genelde kosar , ziplar,gunboyu hareket halinde olurlar.Ancak bazi cocuklar vardir ki, onlardaki hareketlilik olaganin disindadir. Cocuk yerinde duramaz, saldirgandir,savruk ve duzensizdir, uzun sure bir isle ugrasamaz, surekli kipir kipirdir.Zekasi yasina uygundur ancak dikkat daginikligi ve ogrenme yetenegindeki zayiflik nedeniyle okulda basarisiz olurlar.
Cevredekiler tarafindan "duz duvara tirmanan cucuklar" olarak tanimlanabilirler.Ancak boylesine hareketli olmalarina ragmen, hareketlerinde beceriksizlik ve koordinasyon bozuklugu soz konusudur.Örn. ayakkabisini baglayamaz, giysilerini giyemez..
Hiperaktif davranislarin kokeninde dogum oncesi ve sonrasinda olusan beyin zedelenmeleri yatar. Ayrica arastirmalar, hiperaktif cocuklarin "putaman" adi verilen beyin bolgesine (beyinde motor aktiviteyi yöneten dikkat merkezi) az kanin gittigini bulgulamistir (milliyet gazetesi).
Tedavide aile ve davranis tedavisi ile birlikte ilac tedavisi de uygulanir.
Cocugun spor ve acikhavada serbestce yapilabilecek etkinliklere yonlendirilmesi de sagaltici bir etki yapar.
Hastaligin gidisati, zamaninda ve etkili bir mudahale ile genelde olumludur..
Hiperkaktivite konusunda daha detayli bilgi icin www.hiperaktif.org



Cocuk Nicin Yalan Soyler? Cocuk Ve Yalan

Yalan, bir hatayi gizlemek dolayisiyla cezadan kacinmak icin soylenir.
Yasamin ilk bes yilinda cocugun soyledigi yalanlardan endise duyulmamalidir.Cunku gercegi algilama ve ona dsadik kalma yetisi yas ilerledikce gelisir.
Gercegi ayirtedebilen bir cocuk, yine de yalan soylemeye devam edebilir.Cocuk yalan soyler cunku...,
  • Cevreyle olan iliskilerinde "yolunda gitmeyen bir seyler" vardir.
  • Cezadan kurtulmak ister.
  • Kendini digerlerindebn asagi gormektedir.
  • Ilgi cekmek ve cevresini sasirtarak oz doyum saglamak istediginden olmadik seyleri oluyormuscasina ifade eder, bunlara psuedo yalanlar denir.
  • Kendisini rahatsiz eden gercekleri gizlemek ister /örn, okul basarisizligini gizler.
  • Ana babasinin sevgisine ihtiyaci vardir.
  • Cevresindekiler de yalan soylemektedir, model alir.
  • Bazen de ana babasinin istegi uzerine yalan soyler ve bunu aliskanlik haline getirir.
  • Kendi hayatini gizlemek geregi duyar.
Nasil onleyebiliriz?
  • Cocugunuzu yalan soylemeye iten nedenleri bir dedektif titizligi ile tespit ediniz ve bu nedenleri onunla "boyle demek istiyor olabilir misin" diye irdeleyin.
  • Sizler de yalan soylemeyin.
  • Yalan karsisinda cok sert ve asagilayici tavir takinmayiniz.
Psikososyal Gelisim Donemleri
Kuramci, Erikson a gore, gelisim yasamin tumune yayilmaktadir.Bu kuramcinin belirttigi gelisim evrelerinden bazilari, yas sinirlari kesin olmamakla beraber, söyledir:
1-Oral dönem (0 - 1 yas...güven ya da güvensizlik):
Bu dönemde cocugun cevresiyle etkilesimi, güven ya da güvensizlik duygularinin yerlesmesinde etkilidir.Bebegin annesiyle olan iliskisi onun herseyidir.Dolayisiyla bebegin ihtiyac ver gereksinimlerinin karsilanmasi, anne ile bebek arasinda karsilikli anlayis ve guvenin olusmasini saglar.
Bu temel duygunun gelisimi ise ilerideki yillarda bieryin cevresiyle kurdugu ilsikilerde kendine guven duymasi demektir.
Kendine guvenen kisiler, kendi degerlerinin bilincinde olarak, digerleriyle daha rahat ve sevgi dolu iliskiler kurarlar.
2- Anal- kas donemi ( 1 - 3 yas....özerklik ya da utanc ve kararsizlik.)
Bu dönemdeki fiziksel olgunluk, bebeklerin emeklemelerine, yürüyüp kosmalarina olanak saglar.Bu durum da kisilik acisindan özerklik ve bagimsizlik demektir.
Ayrica, tuvaletegitiminin verildigi bir donem olarak ta onemlidir..bu donemde ebeveynler tuvalet egitimi sirasinda baskici ve sert tutumlari ile cocukta bir cok nevrozon yerlesmesine neden olabilirler..dolayisiyla, cocugu tuvalete alistirirken oncelikle fiziksel olgunluga erismesi beklenmeli sonrasinda da yumusak ancak kararli bir egitsel tutum sergilenmelidir..diskisini veya çisini kaciran cocuk korkutulmamali, cezalandirilmamalidir.
Bu evrede cezalandirilan, kisitlanan ve bagimli olmaya yonlendirilen cocuklar, ileriki yaslarinda bastirilan ofke ve utanci yasarlar, kararsiz yetiskinler olurlar.
3- Cinsel dönem ( 3 - 5 yas....girisim ya da sucluluk duygulari)
Cocugun cevresindeki her seye ilgi ve merakla yaklastigi donemdir.Bu nedenle de girisimcidir, arastiricidir, surekli sorar, ogrenmek ister, hareketlidir.
Bu donemde, cocugun ana babasina olan cinsel ilgisi de söz konusu olablir.(Freud u odipal ve elektra kompleksleri).
Ana babanin elestirel yaklasimi ve ya cocugun merakini örseleyici tutumlar, sucluluk duygusuna neden olacaktir..Dolayisiyla bu donemde cocugun merek ve ilgisini destekleyici, sorularina cevap verici yaklasimlar, özgüvenin olusmasinda da etkili olacaktir.
4- Gizil dönem ( 6 - 11 yas...beceri ya da asagilik duygulari)
6 - 11 yaslari arasindaki bu donem , surekli etkinlik icerisinde olan okul cagi cocugunu kapsar.Cocuga amaclarinin ve hedeflerinin degerli oldugu hissettirilirse ve desteklenirse, becerileri ve arastirici yani gelisir.
Bu donem cocugun hayatina "ögretmen" kavraminin girdigi donemdir. Okul problemleri basgösterir.ogretmen ve ailenin isbirlig cok önemlidir.
5 - Ergenlik dönemi
Kimlik arayisi, dis gorunum ve begenilme arzusu baskindir.Orta okul donemine denk dusen bu surecte, cinsel uyanisla beraber yani ruhsal tepki ve davranislar gelisir..
Ergen kendini begenmez, surekli kusur arar, elestirilere asiri duyarlidir, hircin ve kavgaci olur..
Derslere ilgi azalir, ebeveynle iliskiler kopar, arkadaslar ön plana cikar, bencillik, yasaklara tepki baslar, duygusal gel-gitler artar..
Kisaca, gencin, sudan cikmis baliga dondugu cok firtinali bir donemdir..
Dusunme yetenegi gelisirken, ilgi alanlari cesitlenir.Cosku, hayal, idealizm yogunlasir.
Kimlik karmasasinin yasandigi bu donemde, yine baskic, anlayissiz ve cezalandirici ana baba tutumlari, ergenin isini daha da guclestirir..
Saglikli cinsel egitim icin ebeveyn ve ergen diyalogu sarttir..
Yetiskinler unutmamalidirlar ki..
Her yetiskin ergen olmustur, ancak ergenler yetiskin olma yolundadirlar..destek, sevgi , ilgi ve analyis beklerler...


cocuk4
Cocuk Egitiminde Premack Ilkesi
PREMACK,ödül olarak uyarici yerine faaliyeti kullanmayi onermistir.
Premack ilkesi." Her cift tepki icin olasiligi yüksek olan, olasiligi düsük olani pekistirir yani tesvik eder.."
Bu ilke cocuk yetistirmenin kendisi kadar eski olup, BÜYÜKANNENIN KURALI olarak ta betimlenir.
Premack kuralini su cumlelerle aciklayabiliriz::
  • "ancak yemegini yedikten sonra top oynayabilirsin"....yemek yemek istemeyen cocuklar icin..
  • "cöpü dökersen tv izlemene izin veririm".....................e v islerine yardim etmek istemeyen cocuklar icin..
Kisaca..ilkenin temeli...önce calis, sonra oyna...seklindedir.



Cezanin PsikoDinamigi
Ceza terimi, olumsuz bir itici uyaricinin, bir davranimin yapilmasindan sonra ona bagli olarak uygulanmasi olayina verilen teknik bir isimdir.
Ceza, istenmedik davranimlari bastirma tekniklerinden biridir.Davranis dagarcigina bir sey katmaz, fakat davranis dagarcigindaki bir davranisin bastirilmasini saglayabilir.
Bu anlamiyla ceza, yeni bir davranis ogrenmeyi degil, ,istenmedik bir davranisi yapmamayi ögretir.
Ceza iki sekilde uygulanir..
  • Davranis itici bir uyarici ile sonuclandirilir..(.mesela bir tokat gibi)
  • Davranis ödülün ortamdan kaldirilmasi ile sonuclanir..(..sokaga cikma yasagi gibi..)
Ancak ceza ile davranislari kontrol etmenin önemli sakincalari vardir..Söyle ki;
  • Ceza cogu kez itici uyaricinin (dayak, hakaret, yasaklama gibi) kullanlmasini gerekli kilabilir.?tici uyaricilarin kullanilmasi da birey de saldirganlik, korku, kin, nefret gibi duygularin olusumuna zemin hazirlar.Ayrica cezanin etkili olabilmesi icin itici uyaricinin siddeti gun gectikce artirilir.. Ornegin..sikca yapilan hatalardan biri sudur: cocugun belirli bir davranisini kontrol etmek isteyen anne veya baba, dövme , bagirma gibi siddet dolu itici uyaricilar kullanirsa,bunlar baslangicta etkili olmus olsa bile zamanla cocugun bu uyaricilara alistigi gorulur..Ve ebveynler dozu artirmak gibi kisir bir dongu icine girer..
  • Cezalandirilan davranislar, bireye belirli sonuclar saglayan ogrenilmis davranislardir.
  • Ceza ile bir davranis bastirilmaya calisilirken, bir baska istenmedik davranis ortaya cikabilir. Örnegin.. cok sevdigimiz vazoyu kiran cocugumuzu cezalandiriyorsak, bu davranisimizla cocugumuza yalan soyleme davranisi kazandirabiliriz.Cocuk cezadan kacmak icin yalan soyleyecektir.
  • Ceza etkili oldugunda, ceza veren kisinin davranislarini ödülleyici bir nitelik kazanabilir.Bunun dogal sonucunda, ceza veren kisi, dikkatini , istendik davranislarin kazandirilmasina yogunlastiracagi yerde, zamanla, yalnizca istenmedik davranislarin bastirilmasina yogunlastirabilir. Örnegin...bir ögretmen cazanin olumsuz yönüne yakalanabilir ve zamaninin büyük bir bölümünü ögrencilere istendik davranislari kazandirmak yerine ceza vermek ve uygulamakla gecirebilir..
BU NEDENLE CEZA, ELDEKI TÜM OLANAKLAR DENENDIKTEN SONRA ÖNCELIKLE ISTENMEDIK DAVRANISLARIN BASTIRILMASININ KACINILMAZ OLDUGU DURUMLARDA KULLANILABILECEK BIR SISTEM OLARAK DÜSÜNÜLMELIDIR..


Cocuk ve Sorumluluk

Iletisim catismalarinin nedenlerinden biri de birey olarak sinirlarimizi ve sorumluluklarimizi bilmemekten kaynaklanmaktadir.Bu nedenle cocuk yetistirirken.dikkat etmemeiz gereken en önemli noktalardan biri, cocuklarimiza. neyi, ne zaman ve nasil yapacaklarini (yani sinirliliklar) ve davranislarinin sorumlulugunu almayi ögretmektir.
Aile icinde sinir ve sorumluluklarinin biblincinde olan cocuklar, yarin, toplum icinde de kendi sorumluluklarini üstlenen , baskasinin haklarina saygi gosteren yetiskinler olacaklardir..
Ebeveynler olarak neler yapmaliyiz??
  • Mesajinizi iletin :Öncelikle cocugunuz, sizin ondan ne istediginizi net ve acik bir sekilde bilsin..mesela,
    • "kardesinle kavga etmeni istemiyorum"
    • "odani toplamalisin"
    • "her gün bir saat ders calismani istiyorum"
  • Simdiye dek kullandiginiz ve bir ise yaramayan cezalandirma yontemlerini birakin.
  • Cocugunuza, istediginiz yapmaz ise sonucun ne olacagini ve bundan da kendisinin sorumlu oldugunu soyleyin. Mesela,
    • "kardesinle kavga edersen sinemaya gidemezsin"
    • "odani toplamazsan arkadaslarinla bulusamazsin"
  • Bu son ve en önemli asamadir..SOYLEDIGINIZ SÖZÜN ARKASINDA DURUN..ASLA YERINE GETIREMEYECEGINIZ SOZLER SARFETMEYIN..
Muhakkak cocugunuz israrla istemediginiz sekilde davranacakti, ancak sizin dediklerinizi yapacagindan emin olursa davranisini degistirecektir.
SAYET BIR KEZ TUTARSIZ DAVRANIRSANIZ. BUNU EN KISA ZAMANDA SUISTIMAL EDILECEGINI BILMELISINIZ.
Siz tutarli ve kararli oldugunuz sürece, cocugunuz davranislarinin sonucundan kendisinin sorumlu oldugunu ve yapmasi gereken bir isi yapmaz ise sonuclarina katlanmasi gerektigini ogrenecektir..
TOPLUMUMUZUN, DAVRANISLARININ SORUMLULUGUNU ALMASINI BILEN YETISKINLERE IHTIYACI VARDIR.

Cinsel Tacize Ugramis Cocuklar

Cinsel taciz, ne yazik ki sadece yetiskinler degil, cocuklar da maruz kalmaktadirlar.Boyle bir durumla karsilastiginizda, mutlaka cocugunuzla beraber bir uzmana basvurmalısınız.
Cocuklar bu durumu saklama egilimi icinde olabilirler.Cinsel tacize ugramis cocuklarda gozlemlenen belirtiler söyledir:
  • cinsel organlarda surekli kasinti, dokununca agriyan popo
  • fiziksel nedeni olmayan karin agrilari
  • gece isemeleri
  • yemek düzeninin bozulmasi
  • uyku sorunlari, gece korkulari
  • cocukta bebeksi davranisların ortaya cıkması, davranıssal gerileme
  • durgunluk, arkadaslardan kacma
  • okul basarısında düsüs
Unutmayalim ki, KOTU NIYETLI INSANLARI YOK ETMEK MUMKUN DEGILDIR.Karsı cınsı kotuleyerek te bir yere varamayız.
COCUKLARIMIZI ASLA KORKUTMADAN, KOTU NIYETLI KISILERINDE OLABLICEGINI ONLARA ANLATARAK VE YASAMIN CİRKİN YÜZÜNÜ ASLA ONLARDAN GİZLEMEDEN, BU TIP BIR OLAYLA KARSILASTIKLARINDA NELER YAPMALARI GEREKTIGINI, ONLARA ANLATMALIYIZ.


Tuvalet Egitiminde Dikkat Edilecek Noktalar

Tuvalet egitimin amaci, cocugun tuvalete gitme davranisini kontrol etmesidir.12-15 aylar bu egitim icin uygundur. 1-1,5 yas arasinda baslatilan egitim, anne-cocuk arasinda bir cekismeye-guc savasina donusturulmemelidir.
  • Oncelikle cocugunuzun hangi saatler de tuvalete gittigini ve ne kadar sure de tuvalette kaldigini tespit ediniz.
  • Onunla birlikte tuvalete gitmeli, onu tuvalete oturturarak yaninda beklemelisiniz.
  • Tuvaletini yapmiyor ise 10 dakikadan fazla tuvalette beklemeyiniz. Bu 3 basamak cocugunuzun tuvalet ihtiyaci hissettiginde nereye gitmesi ve ne yapmasi gerektigi konusunda yol gostericidir. Daha sonra, cocugunuzu kendi kendine tuvalete gitmesi konusunda desteklemelisiniz. Asagidaki her bir basamakta basari saglamadan digerine gecmeyin.
  • Tuvalete goturerek oturun ancak yaninda beklemeyin. Ellerini kendisi yikamali.
  • Tuvaletin kapisinda getirin, iceri kendisi girmeli. Tuvaletini yaparsa onu guzel bir soz veya davranis ile odullendirin.
  • Bu basamakta cocugunuz tuvalete kendi basina gitmeli. Kendi kendine gittikten sonra kapiyi kapatiniz.
Bu surecte cocugunuzu gosterdigi gayret ve cabalardan dolayi odullendiriniz, ovunuz.Kendi basina bir seyler basarma duygusu hosuna gidecektir. Ancak cocugunuz korkar ve tek basina tuvalete gitmek istemezse israrci olmayiniz. Buraya kadar basardigini, gerisini de basarabilecegini soyleyerek onu yureklendiriniz.
Bir basamagi basarmadan digerine gecmeyiniz.
Basarisiz oldugunuz basamakta gerekiyorsa bir alt basamaga donerek yeniden baslayiniz.


Oyun Terapisi
Oyun terapisi, çocuğun psikolojik sorunlarını gidermeyi, onun daha uyumlu olması için yardımcı olmayı amaçlayan, çocuk ve terapistin birbirlerini oyun yolu ile etkiledikleri bir yöntemdir.
Oyun terapisi, konuşma problemlerinde, okuma problemlerinde, handikaplı çocuklarda etkili olabilir.
Çocuklar genelde problemlerinin farkında değillerdir. Yalnızlık ve anlaşılamamız olmanın yarattığı kaygı ve sıkıntıyla başedemezler. Oyun terapisi ile kendi fonksiyonlarını, yeteneklerini gerçekleştirebilir, duygularını ifade eder ve yaratıcı davranışlar ortaya koyabilirler.

Oyun terapisinde terapist
  • Öncelikle bu alanda yeterli eğitim ve beceriye sahip olmalı.
  • Çocukla sıcak, samimi ve dostça bir ilişki kurmalıdır.
  • Çocuğun duygularını açıklaması için gerekli desteğin verilmesi gerekir.
  • Çocuğun faaliyetlerine karışmamalıdır, çocuk yolu belirler, terapist izler ancak (bana-kendine ve oyun odasına zarar vermemelisin) kuralı belirtilmelidir.
  • Terapiyi hızlandırmamalıdır, terapi yavaş ilerler ve terapist tarafından olduğu gibi onaylanmalıdır.
  • İlk karşılaşmada, terapist kendini tanıtmalı, çocuğun "evet", "hayır", yanıtları verebileceği sorular sormamalı, çömelerek onun göz hızasına inmeli, "seninle biraz oyun oynayacağız, benimle gel ve oyun odamızı, oyuncakları gör" denilebilir.
  • Çocuğun o ortama getirilme nedeni, ona basit ve anlayacağı bir dille anlatılmalıdır.
  • Çocuk duygularını ifade etmekte zorlanıyorsa, terapist kendi duygularından bahsederek onu teşvik edebilir. Unutmayın ki açıklık açıklığı doğurur. Mesela "hastalandığımda ben de çok öfkeli ve sinirli olurum" gibi.
Parmak Emme
Cocuklar emme faaliyetlerinden hoslanirlar.Annelerini emerek onla aralarinda duygusal bir bag kurmakta ve bu arada karinlarini da doyurmaktadirlar. Cocuklarda 1 yasina kadar emme faaliyeti faydalidir ve normaldir.Bebek beslenmesi bittikten sonra da parmagini emerse bu yeterince emme faaliyetinin yerine getirilmediğini diger bir deyişle yeterince doyurulmadığını düşündürebilir.Araştırmalar göstermektedir ki, 5-6 yaşlarina kadar parmak emme zararli değildir. Ancak sosyal ortamlarda ebeveynler cocukların bu davranısından rahatsızlık duyarlar ve bu emme davranışı ebeveynler için sorun olur. Bu durumda aşağıdaki davranış biçimlerinin benimsenmesi öneririm:
  • Cocugunuzu ürkütmeden hatta onunla beraber emme taklidi yaparak duygularini anlamaya çalışınız.
  • Emme davranışı cocuk gelişiminde bir gereksinim olmakla beraber 6 yaşından sonra duygusal bir sorun olarak değerlendirilir.bbu nedenle cocugunuzla olan iletişiminizi tekrar gözden gecirin.
  • Ev ortamına katılacak yeni bir kardeş veya var olan ortamdaki değişiklikler cocugunuzda kaygi yaratabilir bunlari göz önüne alin.
  • Sonucta bu davranis eleştirilmeden ilgisini başka yönlere çekilerek ortadan kaldırılabilir.
Tirnak Yeme Aliskanligi: smiley
Sıklıkla cocuklarda görülmesine rağmen yetişkinlerde de görülen bir davranıştır. Cocuklarda 3-4 yaşlarında başlar. Aynı zamanda ögrenilmiş bir davranıştır. Ailesinde tırnak yeme davranışı olan bir cocuk bunu kopyalayabilir. Olası Nedenleri şunlardır:
  • Ev ortamindaki asiri baskici tutumlar, kuralci yapi
  • Sonucta güvensizlik göstergesidir. Cocugun azarlanmasi, toplum içinde aşagılanması, ona yaşına uygun sorumluluk verilmemesi ( mesela odasini toplamasi, kahvaltiyi hazirlamasi, gibi basit ev işleri..) kardeşler arasinda taraf tutma, ana baba ilgisizliği, yaşamış olduğu korkular gibi nedenler cocukta tırnak yeme davranışını tetikler.
ALINACAK ÖNLEMLER:
  • Cocuktaki gerginlik ve huzursuzluk yaratan nedenler titizlikle araştirilmalidir.Sonucta tirnak yeme duygusal bir sorundur.
  • Azarlamak korkutmak, başkalarını örnek göstermek veya onu tehdit etmek sorunu çözmeyeceği gibi daha da ağirlaştirir.
  • Onlarda korku ve kaygi yaratabilecek film video atari gibi faaliyetlerden uzak tutmak gerekir.
  • Ebeveynler cocuklarinin önünde asla kavga etmemelidirler. Ederlerse bile bu bir alişkanlik haline gelmemeli anlaşmazlik nedenleri cocuga uygun bir dille aciklanmalidir.
  • Sorun uzun sürerse bir uzmanla yüzyüze görüşün.
UNUTMAYINIZ Kİ COCUKLAR YENİ ORTAMLARA VE YENİ KİŞİLERE UYUM GÖSTERMEKTE ZORLUK ÇEKMEZLER. VE COCUKLARDA BAZİ DAVRANİS BİÇİMLERİNİN SORUNA DÖNÜŞMESİNE NEDEN OLAN YETİŞKİNLERDİR.



Cocugu Dinlemenin Yararlari
  • Dinlenildigini anlayan çocuk konusmaya daha hevesli olur, sözel gelisimi daha hizlanir. Konusma yetenegi artar, kelime bilgisi gelisir, kendini daha iyi ifade etme becerisi kazanir.
  • Herhangi bir sorunu var ise bunu davranisla göstermek yerine ( hirçinlik, aglamak, saldirganlik gibi) kelimelere dökerek rahatlar bu da hirçinlasmasini engeller.
  • Anlasildigini hissetmek yetiskinlerde oldugu gibi cocukta da rahatlik ve huzur yaratir. Bu da onun kisisel ve sosyal gelisimine katkida bulunur, kendine güveni artar.
  • Cocuk ile egitici (veya ebeveyn) arasinda yakinlik dogar, cocuk onlara danismayi ögrenir, aralarindaki diyalog zenginlesir.
  • Söyledikleri dinlenen çocuk da ögretmenini dinlemeye baslar.

Çocukta Dikkat Çekme Mekanizmasi

Çogu cocugun ustalikla kullandigi bir yöntemdir. Bir grubun parçasi olamadigina inanan çocuk ilgi ve dikkat çekme amaciyla bu mekanizmayi kullanir.Olumsuz olan ve dikkat çeken bir cok davranis bulunmaktadir.

Mesela, grup içinde bagirarak konusma, arkadaslarina sözel ve fiziksel tehidtte bulunma, istedigi olmayinca bagirarak aglama, ebeveynin veya yuva egticilerinin sinirlenmesini saglayacak sekilde davranma gibi.Burada önemli olan yetiskinin de sistem içine cekilmesidir..cocugun hedefi budur.yetiskini de oyunu içine cekerek dikkat cekmek ve yetiskinin kendisine hizmet etmesini saglamak.

Unutulmamalidir ki çocuk görmemezlikten gelinmek yerine cezalandirilmayi tercih edecektir.Ancak bazen çocuklar olumusz davranmak yerine yetiskinlerle isbirligine giderek kendilerinden istenildigi gibi davranirlar.Bu durumda, çocugun yardim etmek ve katkida bulunmak için mi yoksa ilgi ihtiyacini karsilamak icin mi isbirligi yaptigini kestirmek güçtür. Dikkat cekme yoluyla ilgiyi üzerinde toplamak ögrenilmis bir davranis ta olabilir..ebeveyn tutumlari sonucu cocuk olumsuz davranarak ilgiyi üzerine cekebilecegini cabuk kavrar.ve sürekli olumsuz davranarak ( mesela, isteklerini bagirarak veya aglayarak belirtir, grup içinde saldirganca davranir, bagirarak konusur, birseyler çalar veya kirar vb.) Yetiskinin ilgisini çeker.bu gibi durumlarda yetiskin uyanik olmali,
  • Cocugun kendisini sinirlendirmek istedigini acikca ona ifade etmeli ( beni sinirlendirerek sana ilgi göstermemi istedigini düsünüyorum tarzi)
  • Empati yaparak cocugun içnde bulundugu duygu durumunu ( öfke, nefret kirginlik gibi) anlamaya calismali
  • Kendisinden örnekler vererek cocukla iletisime gecmeli..( Bende senin yasindayken annemi boyle kizdiriyordum ancak sonra istedigimi elde edince de hep sucluluk hissetim. Tarzi..bu yaklasim cocugun kendisiyle ilgili konusmasina olanak verir.

Cocuklarda Depresyon

Yetiskinlerde oldugu gibi cocuklarda da, yasantilarinda herhangi bir stresor uzun sureli etki yaptiginda, cocuk davranisinda gerileme ve yavaslama
goze carpacaktir. Ancak yetiskin ve cocuk depresyonlari arasinda onemli farkliliklar vardir. En goze carpan farkiiliklardan biriside sudur ki; cocuklardaki tespitlerde, depresif devre tektir. Oysa yetiskinle siklikla birden fazla depresif devre gecirmektedirler.

Asagidaki listede bebeklik cocukluk ve adolesan donemi depresyonlarina iliskin belrtiler verilmistir.BU belirtiler en az 6 ay devam ediyorsa
depresyon baslamis demektir.

Bebeklik Donemi

1- konusuldugunda ya da dokunuldugunda tepki vermeme
2- aglamama' gulmeme
3- oyun oynamada isteksizlik
4- uyku ve yemek problemleri
5- sindirim sistemi problemleri
6- sese ve dokunmaya duyarlilik
7- yerinde duramama

Cocukluk Donemi

1- olumsuz dusunme ve surekli sikayet etme
2- kronik ic sikintisi
3- kolayca incinme ve aglama
4- dusuk benlik algisi
5- uyku ve yemek problemleri
6- yavas konusma ve hareketlerde yavaslik
7- kabizlik, ishal, tepkisellik
8- kronik uzuntu ve korku
9- bas agrisi, mide agrisi, kol ve bacak agrilari gib fiziksel sikayetler
10- intihar dusunceleri ve denemeleri

Adolesan Donemi

1- kalici mutsuzluk, olumsuzluk, sinirlilik
2- dusuk benlik saygisi,
3- bas donmesi, bas ve mide agrilari, sindirim sistemi sikayetleri gibi fiziksel yakinmalar
4- kontrol edilemeyen ofke patlamalari
5- asiri kendini elestirme, gereksiz sucluluk duygulari
6- intihar dusuncesi ve denemeleri
7- konsantrasyon, dogru dusunme, hatirlama ve karar verme yoklugu
8- yavslamis konusma ve hareket
9- ilgi ve gunluk aktivitelerde gerileme
10- kronik uzuntu ve korku
11- konusmalarda edebiyatta ve cizimlerde olum faktorunun yer almasi

Major depresyon tanisi icin yukarda sayilan belirtilerden en az 5 tanesinin son iki hafta ve daha uzun suredir var olmasi gerekmektedir.

Distimi ise depresyonun bir baska cesidi olup, yukarda tanimlanan maddelerin en az bir sene cocukta belirgin bir sekilde var olmasini gerektirir.


Cocuklarda Depresif Düsünce Bicimleri

Bilişsel psikologlar yaşantılara yüklenen anlamları önemserler. Dolayısıyla olaylara verilen anlamlar yüklenen değerler depresyonu oluşturur, geliştirir veya tetikler.

Bilişsel psikolog Aaron Beck, mantıksız düşünce biçimlerine dikkat çekmiştir.
Bunlar :
· keyfi cıkarsama : çocugunuz sınıfın en basarısız ögrencisi oldugunu söyler.
· Seçilmiş özetleme : cocugunuz okuldan nefret eder çünkü cok arkadası yoktur.
· Aşırı genelleme : çocugunuz kimsenin onun sevmediğini söyler çünkü okul takımında başarılı olamamıştır.
· Aşırı büyütme ve aşırı küçültme : çocugunuz kazanmış olduğu sınava değil başarısız olduğu sınava odaklanmıştır. Kötümserlik söz konusudur.
· Kişiselleştirme : çocugunuz basarısız oldugu işleri kendi sucu gibi algılar.
· Ya hep ya hiç tarzı düşünme : olayları değerlendirirken siyah ve beyaz olarak ele alır.

Ya mutludur ya mutsuz , ya basarılıdır ya basarısız ,ya sevilir ya sevilmez. İçe kapanan, gunluk işlevleri yavaslayan, dikkat sorunu olan, kendini olumsuz degerlendirme eğiliminde olan cocuklarınızla kuracagınız iletisimde yukarda belirtilen dusunce bicimlerinin olup olmadıgını tespit etmelisiniz.
Uzmanlar belirlenmis olumsuz düsüncelerin yerine daha olumlu dusunceler olusturulabilecegini ifade ederler.

Bunun icinde aileler cocuklarına ornek olmalı yeni dusunce bicimleri olusturmada onlara yardımcı olmalıdırlar. Cunku cocuklar depresyon surecine ailelerini ornek alarak ta girebilirler.

( kaynak : J. Miller. The Childhood Depression Sourcebook)

Cocuklarda Panik Atak

Panik atak kaygının endişenin motor ve fiziksel faaliyetlere yansımış şeklidir. Düşünce biçimleri tarafından harekete geçirilen kaygı aniden beliren bir takım fiziksel şikayetlerle kendini gösterir.

Dolayısıyla panik atak birden beliren şikayetler ile kaygının diğer şekillerden farklıdır. Cocuklar da da gözlenebile panik atak şikayetleri yetişkinlerle aynıdır. Ancak aynı depresyonda olduğu gibi bu tanı öncesinde de çocugun bu şikayetleri ebeveynlerinden gözlemleyerek ögrenip ögrenmedigini sorgulamak gerekir. Belirtiler:

· hızlı nefes alıp verme
· terleme
· nefes darlıgı
· tıkanma hissi
· titremek ve ya sallanmak
· göguste sıkısma veya agrı
· mide bulantısı
· gercek dısı dusunceler veya kısılk dagılması
· kontrolu kaybetme korkusu
· olum korkusu soguk veya sıcak basması

bu sikayetlere ek olarak ,

· yogunlasan atakların kalıcı olacagını dusunme
· kontrolumu kaybedecegım , cıldıracagım dusuncelerinden kaynaklanan yogun endise duyguları
· ataklarla ilgili davranıslarda anlamlı degismeler

Cocuklar bu atakları yasaa korkusu yüzünden okula gıtmek ve dıs mekanlara cıkmak istemezler, evde kalmayı tercih ederler. Dolayısıyla okul korkularının ardında bu tip sikayetlerin olup olmadıgı degerlendirilmelidir.

Bu sikayetlere sahip olan cocukların en kısa zamanda cocuk psikiyatristine goturulmeleri gerekir. Uzman aileyle beraber sikayetlerle nasıl baş edilebilecegini arastırır.



Cocuk psikolojisi konusunda daha detayli bilgi icin www.cocukaile.com veya Turk Psikologlar Dernegi - Cocuk Ruh Sagligi.
Rapor Et
Reklam
Eski 8 Temmuz 2012, 23:59

Çocuk Psikolojisi

#2 (link)
MsXTeam
Valeria - avatarı
Çocuklarda Yalan Söyleme

yalan-soyleme

Yalan söyleme gerçekte olmayan bir şeyi veya durumu gerçekmiş gibi gösterip veya anlatmaktır diyebiliriz. Çocuklarımız, bu dünyadaki en değerli, varlıklarımızdır. Hani deriz ya dünya bir yana çocuğum bir yana. Bu iki konuyu bir araya getirmek bile bana koca bir yalan söylemişim hissi verdi şuan. Düşünsenize bir yanda yalan diğer bir yanda bu konuya dahil edilen o bizim gözümüzde çok masum olan en değerli hazinemiz “çocuğumuz”. Ama şu da bir gerçek ki çocuklarımız yalan söyleyebiliyor. Evet o toz kondurmaya kıyamadığımız hazinemiz bile bize yalan veya yalanlar söyleyebiliyor.
Anne ve babaların bu gibi durumlarda yaptığı en yanlış şey çocuklarına kızmaları ve bu durumu panikleyerek çok başka boyutlara taşımalarıdır. Hayır! Bu yapanız gereken en son şey bile değil.. bu gibi durumlarda çocuğunuza bağırmak yerine onu anlayabileceği bir şekilde bilgilendirmelisiniz. Örneğin, çocuğunuz arkadaşının bir oyuncağını alıp size bu konuda yalan söylüyor diyelim. Anne ve babaların burada yapması gereken çocuğuna tatlı bir dille yaklaşıp arkadaşının oyuncağını geri götürmesini söylemektir. Çocuğa bağırmak ve kızmak çok yanlış bir davranış olur. Ayrıca bu gibi durumlarda da panik yapmamak gerekiyor. Çocuğunuzun yalan söyleme olayı devam ederse konunun bir uzmanıyla görüşmenizi tavsiye ederim. Psikologlara göre çocuklarda yalan söyleme 7 yaşından sonra başlar ama bazı uzmanlara göre de 6 yaşında başlar. Ebeveynlerin bunun önüne geçmek için yapması gereken, çocuklarının yanında konuşmalarına dikkat etmeleridir. Çünkü çocuk ne görürse onu yapar ve söyler. Özellikle beynin gelişme çağındayken bu gibi durumlarla karşılaşması ilerde doğacak birçok sorunun ana kaynağı olabilir. Aynı zaman da çocuğumuzun ağzından çıkan her lafı yalan olarak ta algılamamalıyız. Çünkü dediğimiz gibi onlar çocuk. Kim bilir kendi hayal dünyalarında o an ne yaşıyorlardır ki o an o şeyleri söylüyordur. Size tavsiyem çocuğunu ne çok kasacak kadar ne de çok şımartacak kadar üstüne düşmeyin. Çünkü bazen bu iki durum da çocuğu yalan söylemeye yitebilir. Bu yüzden ikisini de dengede tutmalısınız.
Rapor Et
Eski 24 Kasım 2012, 21:59

Çocuk Psikolojisi

#3 (link)
KAPTAN
Ziyaretçi
KAPTAN - avatarı
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu - DEHB

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu hakkında Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı'nın bir makalesini buldum:

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, bireyin akademik başarısı, aile hayatı, sosyal ilişkileri ve benlik saygısı üzerine çeşitli olumsuz etkileri olan ve oldukça sık görülen psikiyatrik bir bozukluktur. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun çocuk ve ergenlerde görülme sıklığı %5-10 , erişkinlikte %4 civarındadır.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun en sık gözlenen temel belirtileri şunlardır:
- Hareketlilik
- Dikkat eksikliği
- Dürtüsellik

Bozulukta her üç belirti birada görülebileceği gibi, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) özellikle dikkatsizliğin ön planda olduğu ve hiperaktivite ve dürtüselliğin ön planda olduğu alt tipler şeklinde kendisini gösterebilir.

Bir kişide Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ( DEHB ) varlığından söz edebilmek için, bu belirtilerin 7 yaştan önce başlamış olması, birden fazla ortamda görülüyor olması, sürekli olması ve kişinin günlük yaşamını etkileyecek boyutta olması gerekir.

DİKKAT EKSİKLİĞİ

Dikkat Eksikliği ifadesinden kastedilen aslında dikkatin olmaması değil daha ziyade dikkati belli bir süreyle özellikle zihinsel uğraşı gerektiren ders çalışma, problem çözme veya çocuk için çok da eğlenceli olmayan bir görev esnasında kendisini gösteren bir konsantre olamama durumudur. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar tam tersi eğlenceli, ilgilerini çeken, renkli ve canlı görüntülerin olduğu televizyon ve bilgisayar oyunları karşısında saatlerce sıkılmadan durabilmektedirler.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna (DEHB) sahip çocukların dikkatlerinin dış uyaranlarca kolayca çelinebilmesi nedeniyle, sıklıkla bizlerin farketmedikleri ayrıntıları farkedebilir bu nedenle yanlışlıkla fazlaca dikkatli olarak değerlendirilebilirler. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan öğrencilerin öğretmenleri sıklıkla öğrencinin derste dalgın olduğunu, kendisini dinlemiyormuş göründüğü veya kalemi silgisi veya etrafıyla ilgilendiğinden şikayetçidirler.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip çocuklar sınav sırasında dikkatsizce hatalar yapma ve soruları okumadan işaretleme eğilimindedirler.

HAREKETLİLİK

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip hiperaktif çocuklarda görülen ve sorun olarak kabul edilen hareketlilik ise genellikle amaca yönelik olmamasıyla normal bir hareketlilikten ayırt edilebilir. Şiddetine göre, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuk oturduğu yerde kıpır kıpır olabilir veya motor takılmış gibi veya düz duvara tırmanırcasına hareketli olabilir.

DÜRTÜSELLİK

Dürtüsellik, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda sıklıkla: sırasını bekleyememe, konuşurken söz kesme, düşünmeden hareket etme şeklinde gösterir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar sıklıkla oyun ve okul kurallarına uymakta güçlük çekerler.

Bu davranışları plansız ve istemeden gerçekleştiği için sıklıkla arkasından pişmanlık ve üzüntü duygusu baş gösterir. Yapılan araştırmalar Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ile birlikte başta “ Karşı Gelme Bozukluğu” olmak üzere öğrenme sorunları, davranım bozuklukları, depresyon ve kaygı bozukluklarının oldukça sık görüldüğünü göstermektedir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tedavisi sırasında bu durumların atlanmaması tedavi başarısını olumlu yönde etkileyecektir.

Peki, Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocuklarda, bu sorunu yaşamayan çocuklarla kıyaslandığında beyin düzeyinde ne gibi farklılıklar vardır?

Bu bozuklukla ilgili bugüne kadar yapılmış çok sayıda çalışma vardır ve sorun çok boyutlu olarak incelenmiştir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda beyin görüntüleme çalışmalarıyla, beynin hacim ve işlevselliğindeki değişiklikler incelenmiş, beyinden salgılanan Noradrenalin, Dopamin, Serotonin gibi nörokimyasal maddelerin düzeyleriyle ilgili çalışmalar yapılmış ayrıca bu bozukluğa sahip çocuklar nöropsikolojik testlerle değerlendirilmiş, elektrofizyolojik ve genetik çalışmalar yapılmıştır.

Tüm bu çalışmalar sonucunda Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu`nun (DEHB) gerçekten bir bozukluk olduğu, bu çocukların planlama, çevresel gerekliliklere göre davranışın düzenlenmesi, uygunsuz tepkilerin baskılanması, dikkat işlevleri gibi alanlarda zorluk yaşadıkları, bunun sebebinin bu işlevlerle ilgili alanlarda birtakım işlevsel ve nörokimyasal düzensizlikler olduğu , genetik ve çevresel faktörlerin de hastalığın ortaya çıkmasında rol oynadığı gösterilmiştir.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların sosyal ve akademik alanda yaşadıkları sıkıntılar olduğu gibi, diğer çocuklarla kıyaslandığında olumlu yanlarının da olduğu göze çarpmaktadır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocuklarda en çok göze çarpan özellikler, daha yaratıcı olmaları, enerjik, sıcakkanlı, hiperaktif, cana yakın ve dürüst olmalarıdır. Ancak dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar, sıklıkla insanlara çabuk güvenebilirler ve kolaylıkla risk alabilirler. Arkadaş çevresi ve kötü niyetli insanlar tarafından bu yönleri kötüye kullanılabilir. Bu nedenle dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip çocuklar, uygunsuz çetelere ve gruplara karışma, alkol ve madde kötüye kullanımı ve suç işlemeye yönlendirilme riski altındadırlar.

Çocukta yukarıda sayılan belirtiler gözlendiği takdirde, bir çocuk psikiyatri uzmanı tıp doktoruna başvurarak, gerekli muayene ile tanı ve tedavinin düzenlenmesi sağlanmalıdır.

Uzm. Dr. Gökçe Küçükyazıcı
Çocuk ve Ergen Psikiyatristi
Rapor Et
Eski 6 Aralık 2012, 01:41

Çocuk Psikolojisi

#4 (link)
boritta
Ziyaretçi
boritta - avatarı
ÇOCUK PSİKOLOJİSİ

Çocuk Psikolojisi, çocuğunuzun sağlıklı bir gelişim gösterdiğinin düşünülmesi için dil-bilişsel, ince motor, kaba motor ve sosyal becerilerinin yaş gelişimine uygun bir özellik sergilemesi beklenir. Her yaş dönemine uygun olarak yapılan aktiviteler ve oyunlarla çocuk gelişiminin desteklenmesi gerekir. Çocuk Psikolojisi açısından, çocuk gelişimi aşamalarından olan Özerklik Döneminde olan bir çocuğa katı kurallar koymak hiçbir işe yaramayacağı gibi olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Ya da, çocuğun sosyal kuralları ve sınırları öğrenmesi gereken çocuk gelişimi döneminde, kurallardan yoksun kalması da çok yanlış olacaktır. Önemli olan, çocuğunuza doğru zamanda doğru yaklaşımı gösterebilmektir. Çocuk Psikolojisi yaklaşımlarında, çocuk gelişimi açısından bu dönemde kriz anlarında inatlaşmak değil çocuğunuzun dikkati başka bir yöne çekmektir. Çünkü çocukla yapılan inadı kazanmak gibi bir durum söz konusu değildir ve hiç bir yararı yoktur. Bu dönem çocukları henüz paylaşmayı kavrayamazlar bu yüzden oyuncağını paylaşması için onu zorlamamalısınız. Bu yaş grubu çocuk gelişimi açısından yuva için uygun değildir. Paylaşamadıkları için arkadaşının elinden oyuncağı çekip almak ister, istediğini istediği zaman yapmak ister. Belli kurallar içinde vakit geçirmekte zorlanır.

Dr. Gökçe Küçükyazıcı
Çocuk ve Ergen Psikiyatristi
Rapor Et
Eski 6 Aralık 2012, 02:33

Çocuk Psikolojisi

#5 (link)
hazan
sade - avatarı
Çocuk psikolojisini biliyor musunuz?

Günümüz anne-babaları çocuğa sınırlarını öğretmekte tutuk davranıyor, özgüven aşılamada abartıya kaçıyor ve net bir ses tonuyla ‘dur’ diyemiyor.

yaramaz_cocuk.widec

"Çocuğuna ‘hayır’ diyemeyen, böyle olunca da ‘parmakta oynatılan’ yeni nesil anne-babalara günümüzde sık rastlamak mümkün. Oysa bu tarz çocuk yetiştirme, sadece kendini önemseyen bir nesil yetişmesine neden olabilir."Bu sözler, Medical Park Fatih Hastanesi’nden Klinik Psikolog Sinem Demir'e ait. Demir, çocuğunun her davranışını büyüteç altına alan, ona sınırlarını öğretmede tutuk davranan, net ve yüksek ses tonu ile ‘dur’ diyemeyen, halk arasındaki tabirle, ‘parmakta oynatılmaya’ aday yeni nesil anne-babaların sağlıklı çocuklar yetiştiremedikleri görüşünde.

Bu tarz çocuk yetiştirmenin, abartılı özgüven şişirmesi ile benmerkezci, sadece kendisini önemseyen, insani duyarlılıkları zayıf kalacak bir nesil yaratacağı uyarısında bulunan Demir, çocuk büyütürken yapılan ve doğru bilinen sekiz yanlışa parmak bastı.

ÖZGÜVEN HER KOŞULDA İYİDİR
Bu bilgi, 1980 ve 90’lı yıllarda Amerika ve Avrupa’daki ‘yeni çocuk yetiştirme açılımı’na psikoloji biliminin ‘katkısı’ olarak ortaya sürülmüştür. Ancak yıllar, pek çok önemli kuramcının bu konuyu yeniden değerlendirmesine yol açmış, çocuklara özgüven pompalamasının, katkıdan çok zarar getirmeye başladığını göstermiştir.

Çocuğa ‘sen çok özelsin, farklısın’ mesajlarının sıklıkla gitmesi, erken yaşta aşırı şişen bir ‘benlik’ duygusuna yol açabilir. Çocuğun her davranışını mercek altına almamak, sürekli ona açıklamalar yapmamak, yani hayatta “sürekli ve sadece” onun merkezde olduğu algısını ortadan kaldırmak, özgüvenden bencilliğe gidebilecek yolu kesebilir.
ÇOCUKLARA ASLA KIZILMAZ, YÜKSEK SESLE KONUŞULMAZ
Çocukların onurlarını kırmamak, onları ruhsal ve fiziksel olarak korumak sadece anne-babanın değil, hepimizin görevi. Ancak çocuk, kimi zaman net ve sert yönlendirmelere de ihtiyaç duyar. Örneğin; annesine herkesin ortasında tekme atan 3 yaşındaki bir çocuğa, sakince ‘bu yaptığın pek hoş değil’ demek yerine, sert ve net bir ses tonu ile ‘yapma!’ denilerek, sert ve donuk bir yüz ifadesi ile tepki verilebilir. Çünkü şiddet göstermesi neredeyse normal karşılanan bir çocuk, bu davranışı artırarak yineleyecektir.
Haberin devamı ↓



ÇOCUK BAŞKALARININ YANINDA UYARILMAZ
Çocuk, bu bilgiyi kullanarak, başkalarının yanında dizginlenemez davranışlar sergiler. Örneğin; başkalarının yanında sürekli gürültü yapan bir çocuğa da sert bir şekilde ‘hayır’ denilebilmelidir. Çünkü çocuk, çevreye verdiği rahatsızlığın farkında olmaz. Ona sınırlarını öğretecek olan anne-babadır. Çocuk bu sınırları ihlal etiğinde, anne-baba o anda müdahale ederek, net yönlendirmelerle bu ihlallere ‘dur!’ diyen taraf olmalıdır.
BAŞKALARININ ÇOCUĞUNA MÜDAHALE EDİLMEZ
Eskiden genç annesinin başa çıkmakta zorlandığı bir çocuğu, tatlı sert bir müdahale ile hizaya getiren ‘teyzeler’ vardı. Günümüzde ise bir kafeteryada ortalığı birbirine katan bir çocuğa çoğunluk, ‘başkasının çocuğuna asla müdahale edilmez’ düşüncesi ile sessiz kalabiliyor. Oysa görmezden gelmek, hatta çocuğa gülümsemek yerine; anne-babayı rencide etmeyecek şekilde çocuğa dönerek ‘anneni çok zor durumda bırakıyorsun ve bağırtınla da hepimizi rahatsız ediyorsun’ denilebilir.
ÇOCUĞUN HER MERAKI GİDERİLMELİ
Çocuğun her sorusu ayrıntılarıyla cevaplanırsa, düşünceleri ve hayal gücü yetişkin cevapları ile ‘sınırsızca’ karşılık bulursa, çevrenin onun sorularına ve konuşmalarına yetişemediği ve bir süre sonra rahatsızlık vermeye başlayan bir çocuk haline gelebilir. Çocuk, bazı sorularının cevabını kendi hayal gücünden tamamlayabilir. Her şeyi ayrıntısıyla bilmek zorunda değildir. Her sorusunun ayrıntılarıyla yanıtlanması, düşünce hızını ve konuşma miktarını kontrolsüz hale getirebilir. Bu da onun kaygı düzeyini artırabilir, yetişkin dili ile konuşan (‘büyümüş de küçülmüş’) bir duruma getirebilir.
HER SESLENİŞİNE CEVAP VERİLMELİ
Her seslenişine örneğin; o anda bir yetişkin ile muhabbet halinde iken bile karşılık alan çocuk sınır problemi yaşar. Bir başkası ile konuşan anne-babasını bölen çocuğa her seferinde cevap vermek, ona ‘diğerlerinin birlikte yaptıkları şeyler değil, sadece senin ne istediğim önemli’ mesajını gönderir. Çocuk, isteğinin anında giderilmesini ister. Bunu normal karşılamak ve diğer konuşmayı önemsememek, doğrudan bu mesajı verir.
HER KARAR MUTLAKA ÇOCUĞA DA SORULMALI
Bu bilgi de 6 yaşında ancak hafta sonunda nereye gidileceğine karar vermesi istenen, 8 yaşında ancak eve alınacak mobilyayı seçen, 4 yaşında ancak akşam mönüsü onun seçimine göre düzenlenen çocuklara işaret eder. Demokratikliğin çocuğu da kapsaması demek, aile içindeki önemli her karara çocuğu da katmak demek değildir. Bazı kararları sadece yetişkinler vermelidir. Karar verme sistemine her zaman çocuğu da katmak, hatta onu asıl karar verici yapmak çocukta yük yaratır, ego şişmesine yol açar.
YEMEK YEMEYEN ÇOCUĞA ASLA ZORLAMA YAPILMAZ
Bu, sadece pediatrinin değil, psikolojinin de kısmen konusudur. Bir bebeğe abartılı şekilde yemek yedirilmeye çalışılması, 7-8 yaşlarındaki çocuğun ağzına yemek tıkılması (bu, bağımlılık açısından riskli bir belirtidir) ne kadar sağlıksız ise yapısal olarak ‘yememeye yatkın’ çocuklara asla baskı yapmamak da gerçekçi değildir.

Bu tür çocuklar, tamamen kendi inisiyatiflerine göre yemek yiyemezler. Özellikle 2 yaş civarı çocuklar, bu konuyu iyice oyuna çevirirler, yemek yerken gezerler. Gezerken ya da masadayken, çocukların ağızlarını açmak istemedikleri zamanlarda da net ancak şiddet ve öfke göstermeden yönlendirmelerle yemek yedirilebilir.



Rapor Et
Cevap Yaz Yeni Konu Aç
Hızlı Cevap
Kullanıcı Adı:
Önce bu soruyu cevaplayın
Mesaj:








Yeni Soru
Sayfa 0.456 saniyede (89.72% PHP - 10.28% MySQL) 16 sorgu ile oluşturuldu
Şimdi ücretsiz üye olun!
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 04:42
  • YASAL BİLGİ

  • İçerik sağlayıcı paylaşım sitelerinden biri olan MsXLabs.org forum adresimizde T.C.K 20.ci Madde ve 5651 Sayılı Kanun'un 4.cü maddesinin (2).ci fıkrasına göre tüm kullanıcılarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. MsXLabs.org hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetler buradan iletişime geçilmesi halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 3 (üç) iş günü içerisinde MsXLabs.org yönetimi olarak tarafımızdan gerekli işlemler yapıldıktan sonra size dönüş yapılacaktır.
  • » Site ve Forum Kuralları
  • » Gizlilik Sözleşmesi