Psikiyatri (Ruh Hekimliği) Nedir? Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Psikoloji ve Psikiyatri
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 21-11-2007   #1 (mesaj-linki)
Blue Blood - avatarı
Psikiyatri (Ruh Hekimliği) Nedir?



Psikiyatri (Ruh Hekimliği)

Psikiyatri bir tıp dalıdır. Başlıca ilgi alanı beyin hastalıklarıdır. Bu alanda günlük dilde akıl hastalığı, ruh hastalığı, sinirlilik halleri, ... denilen durumlar yer alır. Bu hastalıklar düşünce, davranış, duygu değişiklikleri ile kendini gösterir. Psikiyatri bu hastalıkların tanı ve tedavileriyle uğraşır.
Ruh-zihin gibi kavramların bedenin işlevlerinden bağımsız olduğu düşüncesi yaygındır.
Bütün işlevler gibi insan varlığını biçimlendiren işlevler de hem bedensel hem dış koşullardan etkilenir. Psikiyatrik hastalıkların ortaya çıkışında bedende ve dış ortamda oluşan değişikliklerin etki derecesi hastalıktan hastalığa değişebilir. Örneğin beyin urlarına bağlı ruhsal hastalıklarda bedensel etmenlerin etkisi en yüksek iken, yaşanılan olağan dışı yaşantılara tepki olarak ortaya çıkan ruhsal travmalarda dış etmenler belirleyicidir.
Psikiyatrik hastalıkların tedavisinde, hastalıkların özelliklerine göre farklı yöntemler uygulanır. Doğrudan bedene uygulananlar (ilaç, elektrokonvulzif tedavi, vb.) olduğu gibi, insanın duygusal, düşünsel özelliklerini veya ilişkilerindeki değişkenleri hedef alan yöntemler (psikoterapi) de meslek alanına yer alır. Bu yöntemler ancak eğitimini almış kişilerce uygulanabilir.
Psikiyatrik bilgi ve uygulamalar bilimsel veriye dayalı olmak zorundadır. Son dönemde beyne ilişkin bilgi birikiminde artış olmuştur. Bu durum tedavi yöntemlerinde de eskisine göre daha hızlı değişiklikler ortaya çıkarmıştır. Ancak yeni bir tedavi yönteminin ya da ilacın deneysel çalışmalardan uygulama alanına girmesi için bilimsel ve etik olarak tanımlanmış süreçlerden geçmesi, etkili olduğunun kanıtlanması ve meslek topluluğunca kabul edilmesi zorunludur.
Bu bağlamda henüz deneysel aşamada olan bedene uygulanan tedavilerin günlük tedavide kullanılması da, belirli bir yöntem olmadan “sohbet” etmenin de “psikoterapi” adı altında uygulanması da meslek ilkelerine aykırıdır.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 07-09-2009   #2 (mesaj-linki)
ThinkerBeLL - avatarı
Cvp: Psikiyatri (Ruh Hekimliği) Nedir?

Psikiyatri
MsXLabs.org & Temel Britannica

Tıbbın uzmanlık dallarından biri olan psikiyatri, ruhsal bozuklukların ince­lenmesini ve tedavisini konu alır. Ruhsal bozukluk teriminin kapsamı çok geniştir; bir uçta çok hafif ve geçici rahatsızlıklardan öbür uçta çok ağır ve uzun süreli hastalıklara kadar uzanır. En ağır ruhsal bozukluklar, psikiyatri alanında uzmanlaşmış doktorların, yani psiki­yatrların ya da halk arasındaki yaygın adıyla "ruh doktorlarının psikoz olarak tanımladık­ları kişilik bozukluklarıdır. Psikozların, farklı belirtilerle ortaya çıkan pek çok türü vardır; ama yapılan araştırmalar, incelenen her top­lumun oldukça küçük bir yüzdesinde psikoz­lara rastlandığını ortaya koymuştur.
Psikiyatrlara göre üç ayrı tipte psikoz var­dır. Birinci gruptakiler, tıpkı vücudu etkile­yen hastalıklar gibi fiziksel nedenlerden ileri gelir. Beyindeki organik bir bozukluktan kaynaklandığını belirtmek üzere "organik psikoz­lar" adı altında toplanan bu hastalıkların iyileşme şansı, psikiyatrın, hastalığın temelin­de yatan fiziksel bozukluğu saptayıp tedavi edebilme yeteneğine bağlıdır.
Öbür iki gruptaki psikozların ise böylesine somut ya da henüz saptanabilmiş bir nedeni yoktur. Psikiyatrlar bu iki grubu ayırt edebil­mek için hastalık belirtilerinin özelliklerini göz önüne alır ve temel zihinsel süreçlerden hangisinin, düşüncelerin mi yoksa duyguların mı daha çok etkilendiğini saptamaya çalışır­lar. Düşünce bozukluklarıyla ortaya çıkan psikozların en uç örneği şizofrenidir. Duygu bozukluklarının daha ağır bastığı psikozlara ise duygulanım bozuklukları denir.
Bazen bu iki gruptaki psikozlardan hangisi­nin söz konusu olduğunu saptamak oldukça güçtür; çünkü hastalık çoğu zaman hem duy­guları, hem düşünceleri aynı yoğunlukta etki­ler. Psikiyatrlar, sağlıklı bir tanı koyabilmek için, bu iki psikoz grubundaki hastalık belirti­lerinin nasıl ve hangi koşullar altında başladı­ğını büyük bir titizlikle araştırdılar. Sonunda düşünce bozukluklarının, özellikle şizofreni­nin hemen her zaman ergenlik çağının bitimi­ne doğru ya da yetişkinlik döneminin ilk yıllarında ortaya çıktığını saptadılar. Hastalı­ğın başlangıcında kişi, çoğu zaman saplantıya dönüşerek kendisini rahatsız eden kuruntula­ra (yanlış ya da temelsiz düşüncelere) kapılır.
Ayrıca, olmadık sesler işitmek ya da hayaller görmek biçiminde ortaya çıkan sanrılar (halüsinasyonlar) ve öbür duyu yanılsamaları baş­lar. Bu düşünce ve algılama bozuklukları bazen bütün zihinsel süreçlerin işleyişini alt­üst edecek ve kişide panik yaratacak kadar güçlüdür. Hasta, yani şizofren, bir noktadan sonra artık neyin gerçek, neyin gerçekdışı olduğunu ayırt edemez. Yaşadığı olayları ve karşılaştığı davranışları yanlış anlayıp yanlış yorumlar; insanlarla ve dış dünyayla ilişkileri bozulduğu için giderek içine kapanır. Psiki­yatrlar bu durumu "gerçekle bağlantının kop­ması" olarak tanımlamışlardır.
Duygulanım bozuklukları genellikle daha ileri yaşlarda başlar. Bu tip hastalıklarda kişi ya derin bir ruhsal çöküntü içindedir ya da kendisini çok değersiz hissettiği, hatta intiharı düşündüğü çökkünlük (depresyon) durumu ile kendisini her şeyden önemli gördüğü taşkınlık (mani) durumu arasında gidip gelir. Bu yüzden psikiyatride bu hastalığın adı manik-depresif ya da manyakodepresif psi­kozdur (taşkınlık-çökkünlük psikozu).
Duygulanım bozukluğu olan hastalar teda­viyle normal kişiliklerine yeniden kavuşabilir­ler. Oysa düşünce bozukluğu olan hastaların, özellikle şizofrenlerin çoğu tedaviden sonra bile hastalığın bazı izlerini taşırlar ve tümüyle eski kişiliklerine dönmeleri pek olağan de­ğildir.
Günümüzde, düşünce ve duygu bozukluk­larının en yıkıcı belirtilerini denetim altına almaya yardımcı olabilecek çeşitli ilaçlar var­dır. Ne var ki, hiçbir ilaç bu hastalıklara köklü bir çare olacak kadar etkili değildir ve ruh sağlığının en ciddi sorunu olan psikozların gerçek nedenlerini belirleyip tedavi olanakla­rını bulabilmek için araştırmaların sürdürül­mesi gereklidir.
Psikiyatrlar, bunların dışında kalan ve daha hafif belirtiler gösteren pek çok ruhsal bozuk­luk tanımlamışlardır. Kuşkusuz düşünce ve duygu süreçlerinin işleyişini bozan, ama psi­kozlar kadar ağır ve yıkıcı olmayan bu hasta­lıklar nevroz adı altında toplanır. Nevrozların en belirgin özelliği, kişinin kendi düşünce ve duygularında bir bozukluk olduğunu fark edip hastalığının bilincine varabilmesidir. (Oysa psikozlu hastalar bütün gerçekler gibi kendilerindeki değişiklikleri de yadsır ve has­ta olduklarını kabul etmezler.) Nevrozlu has­taların tedavisinde, kişinin kendisini rahatsız eden sorunları anlayıp bunların üstesinden gelmesine yardımcı olan psikoterapi yoluyla genellikle çok olumlu sonuçlar alınabilmekte­dir. Psikoterapinin pek çok yöntemi vardır; ama hepsinin ortak yanı psikiyatrla konuşa­rak sorunun temeline inmeye, ruhsal çatışma­nın nasıl ve neden kaynaklandığını saptayarak belirtileriyle nasıl başa çıkılabileceğini araştır­maya dayanır.
Psikiyatrlar henüz bütün ruh hastalıklarının nedenlerini tam olarak belirleyemedikleri için, uygulanacak en iyi tedavi yöntemleri konusunda da tam bir uzlaşmaya varabilmiş değillerdir. Bu nedenle günümüzde, ruh has­talıklarının kökenine ve tedavisine değişik açılardan yaklaşan dört temel psikiyatri okulu vardır.
Biyolojik psikiyatri, ruhsal bozukluk­lardan çoğunun beyindeki işleyiş bozuklukla­rından kaynaklandığını savunur. Dolayısıyla bu görüşü benimseyen psikiyatrların araştır­maları beynin yapısını ve işleyişini daha iyi anlamaya yöneliktir.
Davranışçı psikiyatri, insan davranışların­dan çoğunun sonradan öğrenildiğini vurgula­yarak, ruhsal bozuklukların da büyük ölçüde öğrenilmiş davranışlar olduğunu öne sürer. Bu okula bağlı psikiyatrlar her şeyden önce hastalığın dışavurumu olan belirtilere önem verir, bir belirtinin altında gizli nedenler aramazlar. Araştırmalarının odak noktası, bu olağandışı davranışın nasıl öğrenildiğini ve psikoterapi yoluyla nasıl değiştirileceğini sap­tamaktır.
Psikodinamik psikiyatriye göre, ruhsal bo­zuklukların çoğu zihindeki bilinçdışı süreçle­rin sonucudur. İstekler, korkular ve gereksi­nimler, kişinin düşünceleri, duyguları ve dav­ranışları üzerinde ters ya da olumsuz etki yaratan ruhsal çatışmalara yol açabilir. Kişi­nin bilinci dışında gelişen bu çatışmalar, bilinçaltının derinlemesine araştırılmasıyla or­taya çıkarılabilir. Bunun yolu da kişiyi özgür­ce konuşma akışı içinde bütün düşlerini, yarattığı fantezileri, hatta aklına gelen her şeyi anlatmaya yüreklendirmektir. Buna psi­kiyatride "özgür çağrışım" yöntemi denir. Psikodinamik psikiyatri araştırmalarının te­mel amacı, zihnin derinliklerini ve bilinçaltını elden geldiğince anlamaya çalışmak, özellikle çocukluk çağında bu iç çatışmaların ve gergin­liklerin nasıl geliştiğini belirleyebilmektedir.
Toplumsal psikiyatri okulu ise, ruhsal bo­zuklukların çözümlenmesinde kişinin yaşam deneyimlerini ya da beyinsel işlevlerini değil, yaşadığı toplumsal koşulları, yani yetiştiği çevreyi, toplumsal sınıfı ve çevresinden gelen baskı ya da zorlamaları araştırmak gerektiği­ne inanır. Bu psikiyatri araştırmalarının hede­fi hastanın kendisi değil toplumsal çevresidir.
Ruhsal bozukluklar, yukarıda tanımlanan bu dört grup öğenin bileşkesi olabilir; başka bir deyişle, beyindeki organik bir bozukluk, öğrenilmiş davranışlar, iç çatışmalar ve top­lumsal baskılar belki de hastalığın gelişmesin­den aynı derecede sorumludur. Ruhsal bo­zuklukların nedenleri ve etkili tedavi yöntem­leri konusunda bilim adamlarının henüz uz­laşmaya varamamış olmaları, psikiyatrinin bu hastalara yardımcı olmakta çaresiz kaldığı anlamına gelmez. Çağımızda hiçbir ruh hasta­sının durumu umutsuz değildir ve çeşitli psikoterapi yöntemleriyle günden güne daha umut verici sonuçlar alınabilmektedir.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
hekimliği, nedir, psikiyatri, ruh
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Psikiyatri (Ruh Hekimliği) Nedir? Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Psikoloji ve Psikiyatri ile ilgili Haberler _PaPiLLoN_ Psikoloji ve Psikiyatri 65 3 Hafta Önce 10:52
Anti-Psikiyatri Nedir? AeraCura Psikoloji ve Psikiyatri 1 13-08-2009 21:33
Adli Psikiyatri _PaPiLLoN_ Psikoloji ve Psikiyatri 0 16-09-2008 17:08
Psikiyatri ve Psikoloji Arasındaki Farklar _PaPiLLoN_ Psikoloji ve Psikiyatri 0 22-11-2007 00:22
Aile Hekimliği Blue Blood Tıp Bilim Dalları 0 08-09-2006 16:41