Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler Üye Ol (Üye olduğunuzda tüm reklamlar gizlenecektir) Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: GLOBAL :: > Sağlıklı Yaşam
Facebook Hesabınızla Bağlanın (Connect with Facebook)
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 04-03-2008   #501 (mesaj-linki)
Demir YumruK
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler



Suyun sonsuz vaatleri!

Üç milyon yıldır, hiçbir canlı organizma - bitki, hayvan ya da insan, su olmadan hayatta kalmayı başaramamıştır. Shiseido'nun yaptığı araştırma bildiğimiz ama göz ardı ettiğimiz birçok gerçeği su yüzüne çıkarıyor.

4 Mart 2008 Salı

Kırışıklıklar? Bu kelimeyi asla 30 yaşında kullanmazsınız, ilk mimik çizgileri cildin en ince olduğu yer olan göz çevresinde oluşmaya başlamış olsa bile. Yine de, yüzde ortaya çıktığı gözlenen küçük değişimler endişeye neden olur. "Cildim iki-üç yıl öncesine göre sıkılığını kaybetmiş gibi görünüyor", "Yeterince
bilir miyiz? Evet, çünkü cilt beyin ile aynı embriyonik dokudan (ektoblast) meydana gelmektedir. Her iki organ da yirmidört saat boyunca bir "özel hat" ile iletişim kurarlar -sinir uçlarının olağanüstü elektrik ağı ile. Evet son derece sıra dışı, ancak asla yorulmak bilmez. Cilt 30 yaşındayken 20 yaşındaki gibi görünüyor olsa bile, yine de yorgunluk belirtileri gösterebilir. İyi cilt alışkanlıklar gerektirir Sizce de herkes farklı yaşlanmıyor mu? Aslında Bu artık günümüzde çok da doğru sayılmaz. Her ne kadar hücrelerimizin DNA'sını kontrol edemesek de, iyi önlemler alarak yaşlanmayı minimize edebiliriz, hatta her gün düzenli olarak doğru cilt bakımı ürünleri kullanarak yaşlanma sürecini yavaşlatabiliriz bile. Başlangıç olarak, nemlendirici bakım ürünleri kullanarak. Düşmanlarınızı tanımakta da yarar var. Güneşe maruz kalmak cildin en ciddi tehditlerinden olsa da, aslında kaçınılması en kolay olanıdır. UVB ışınları cildi kurutur ve zarar verirken, UVA ışınları daha derinlere inerek, serbest radikallerin oluşması yoluyla erken yaşta elastin liflerinin onarılamayacak şekilde "kırılmasına" neden olur. Cildi heliodermiden (güneş ışınlarından kaynaklanan erken yaşlanma) korumak demek, yüzü gölgede tutmak ve yıl boyu güneş koruması kullanmak anlamına gelmektedir. Peki ya hava kirliliği? Kaçınılması çok zor olsa da, en azından sigara dumanından kaçınabilir, daha düzenli uyuyabilir ve cildinize daha fazla özen gösterebilirsiniz. Zayıf noktalarınızı tanıyın! Bunun için yüzünüzü incelemeniz gerekiyor. Bakıma ve neme en çok ihtiyacı olan bölgeleri daha iyi hedef almak için oluşmakta olan ince çizgileri okumayı öğrenin. Talepkar, tedirgin, endişeli biri misiniz? Kaşlarınızı çattıkça ilk oluşacak çizgiler kaşlarınız arasında olacaktır. Çok mu gülersiniz? Kaz ayağına karşı korumak için göz kenarlarınıza daha fazla özen göstermeniz gerekir. Meraklı mısınız? Alında oluşacak enine çizgileri dikkat edin. Göz çevrenizde koyu halkalar oluşma eğilimi mi var? Göz kapaklarınız en büyük önceliğiniz olmalı. İdeal bir cilt bakımıAşama 1: Temizleme: Avrupa pazarında yenilikçi bir varoluş ile Shiseido 60'larda çoğu Japon kadının uyguladığı cilt bakım alışkanlığının öncülüğünü yaptı: Köpük temizleyiciler. Bugün Shiseido The Skin-care Extra Gentle Cleansing Foam, fayda sağlama ve narinliğin mükemmel denge¬sini sunuyor. 1 [afif köpük hidrolipidik ta¬bakayı korurken yüzünüzü derinlemesine temizlemekte. Cleansing Massage Brush ile kullanıldığında, mikrodolaşımı hareke¬ti- geçiren narin bir masaj sayesinde sağ¬lıklı ve aydınlık bir cilt sağlıyor. Aşama 2: Dengeleme: Japon kadınların %90'ı dengeleyici losyon kullanır, acaba kaç Avrupalı katlın gerçekten bunun nedenini bilir? Temizlemenin ardından ve nemlendiriciden önce, bu önemli aşama, hijyen ve cilt bakımı arasındaki sınırı belirler. Shiseido The Skincare 1 lydro-Nou-rishing Softener hafif bir enzimatik soyma işlemiyle yumuşatma özelliğinin faydalarını birleştirir. Tüm Shiseido dengeeme losyonları gibi ciltin üst tabakasında maksimum yumuşaklık sağlar ve uygulama sonrasında cildi kurutmaz. Böylece, dengelevici losvonun ardından uygulanan bakım ürünlerinin faydalar en iyi şekilde ve en doğru miktarda alınır. Aşama 3: Nemlendirme: Nemlendirme, "normal" bir cildin temelindeki esas ba¬kımdır. Gündüz ve gece kremi ayrımı ilk olarak 30 yaşında yapılır. Gün içerisinde cilt çevresel bir organdır, gece ise kalp atışları yavaşladığında, faaliyetleri ve beslenme oranı zirveye ulaşır. Dolavısıv la. gündüz ve gece dönemlerindeki ihtiyaçları farklıdır. Bu nedenle, Shiseido The Skincare Dav Moisture I'rotection cildin nem* ihtiyaçlarını hedef alır ve cildi UV ışınlarının hasar verici etkilerine karşı korur. The \ight Moisture Recharge ise, nem vermenin yanı sıra, cildin dokusu üzerinde etkili olan besleyici içerikler sağlar. Tüm bu bakım ürünleri aromakolojik parfüm ile formüle edilmiştir. Ürünlerin uygulanmadan önce parfüm formülünün etkilerini arttırmak için avuç içinde hafifçe ısıtılması tavsiye edilmektedir.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 05-03-2008   #502 (mesaj-linki)
Lavie - avatarı
Sütün bilinmeyen faydaları!

Süt içmek yerine süt yemekten daha fazla hoşlanıyoruz. Bir bardak süt yerine bir kase sütlaç veya keşkül, kazandibi, sütlü nuriye tatlısı yemek genelde daha fazla tercih ediliyor ve seviliyor. Çocuklara sütü sevdirmek için çeşitli aromalar ve farklı tatlar karıştırmayı deniyor anneler.
Çocuğunun süt tüketimi için elinden geleni yapan anne, çoğu zaman kendisi için aynı özeni göstermiyor. Her gün çocukların 2 - 3 su bardağı, yetişkinlerinse 1 - 2 su bardağı süt tüketmeleri sağlık açısından çok değerli. Bu konuda yapılmış çok fazla araştırma var
Süt içmek, böbrek taşı oluşumu riskini azaltmaya yardımcı olabilir: Böbrek taşı geçmişi olmayan 81 bin kadınla yakın zamanda yapılmış olan epidemiyolojik bir araştırmada yağsız süt tüketimiyle böbrek taşı riskinin düşüklüğü arasında bir bağlantı olduğu bulunmuştur.
Günde üç porsiyon koruyor
Bir başka araştırmanın sonuçları da göstermiştir ki kalsiyum açısından en zengin yiyecekleri tükettiklerini rapor eden kadınlar (günde üç veya daha fazla porsiyon süt ürünü) sekiz yılı aşkın süre boyunca böbrek taşı oluşumu riski en düşük olan grubu oluşturmuş. Bunun tersine araştırmacılar kalsiyumu besinle almak yerine supleman (takviye) olarak alanlarda böbrek taşı oluşumu üzerine hiçbir etki olmadığını buldular.
Süt tüketimi, salyanın yerine geçerek diş çürümesi riskinin azalmasına yardımcı olur: Nem sağlayarak dişte oyuk oluşumunu artıran maddelerin (örneğin sukroz gibi basit şekerler) temizlenmesine yardımcı olmaya ek olarak süt, oral asitlere tampon oluşturur. Diş minesinin çözülebilirliğini azaltır ve diş minesinin tekrar mineralize olmasına yardımcı olur.
Daha düşük vücut yağı için etkilidir: İki yıllık bir egzersiz programına kayıt olan 18 - 31 yaş arası genç yetişkin kadınlardan süt ürünlerinden daha yüksek kalsiyum alımını tercih edenlerin, daha düşük vücut ağırlığı ve vücut yağına sahip oldukları görülmüştür.
Folat için önemli. Penn State Üniversitesi’ndeki araştırmacılar günde en az üç porsiyon süt tüketen kadınların diğer yiyeceklerde bulunan folatın kullanımını daha etkin olarak sağladığını öne sürmektedir. Folat, kalp hastalıkları ve inmeleri önlemeye yardımcı olabilir ve özellikle çocuk doğurma yaşındaki kadınlar için, bebekte doğumsal anomali riskini azaltma açısından önemlidir.
İyi bir sporcu içeceğidir. Kanada’da yapılan yeni bir araştırmaya göre egzersizden sonra spor içecekleri yerine süt içenler, daha fazla kas yapıyor ve daha çok yağ yakıyor. Araştırmacılara göre bunun nedeni sütün hidrasyon için, sıvı ve enerji için karbonhidrata ek olarak protein açısından da zengin olması.
İdrar yolu iltihabının engellenmesi: Bir araştırmada yoğurt ve belli tiplerde peynir gibi fermente olmuş süt ürünlerini hafta üç veya daha fazla yiyen kadınların, bu tip yiyecekleri haftada bir veya daha az yiyen kadınlardan yüzde 79 daha az idrar yolu iltihabı olduğu görülmüştür.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 09-03-2008   #503 (mesaj-linki)
Demir YumruK
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler

3 doz aşı yeter!

Son yıllarda tıp alanındaki gelişmeler, bize rahim ağzı kanseri ile ilgili sevindirici bir haber verdi: Bu virüsten aşı ile korunabilirsiniz!!

8 Mart 2008 Cumartesi(kaynak:milliyet.sağlık)

Bulaşıcı HPV virüsünün sebep olduğu rahim ağzı kanseri yüzünden her yıl 300.000 kadın hayatını kaybediyor1. Dünya Sağlık Örgütü�nün verilerine göre bugüne kadar 630 milyon kişinin HPV ile infekte olduğu tahmin ediliyor2. Dünyada her 10 kişiden biri taşıdığı3 ve belirti göstermediği için4, başka insanlara farkında olmadan bulaştırılan HPV, başta rahim ağzı kanseri olmak üzere kadın sağlığını tehdit eden genital bölgedeki diğer kanserlerin, kanser öncesi lezyonların ve genital siğillerin de en önemli sebebi5. Her iki dakikada bir kadının ölümüne sebep olan rahim ağzı kanseri6 ile mücadelede çok önemli bir ilerleme olan aşı, koldan 3 doz olarak uygulanıyor. Siz bu satırları okurken bir kadın rahim ağzı kanseri nedeniyle hayatını kaybetti. Daha fazla kadının ölümünü engellemek ve sağlıklı bir nesil oluşturabilmek için hemen kendiniz ve sevdikleriniz için önlem alın ve doktorunuza başvurun! Sağlıklı Nesiller İçin Kendimizi ve Kızlarımızı Koruyalım Eşimiz, çocuklarımız, kadınlarımız için böyle bir hastalığa karşı koruyucu bir aşının varlığını duymak hepimizi sevindirdi ama kaçımız bu aşıyı yaptırmak için harekete geçti? Kadınlarımızı düşünmek için maalesef her zaman küçük bir hediye ya da bir çiçek almak yeterli olmayabiliyor. Onları, hayatlarını kurtarabilecek aşı konusunda bilinçlendirmek ve harekete geçirmek ona vereceğimiz en değerli hediye olabilir. 8 Mart�ta kadınlar seslerini duyurmalı! Başta Dünya Sağlık Örgütü (WHO) olmak üzere pek çok önemli derneğin tavsiyeleri8 üzerine Fransa ve Avustralya, Almanya, Belçika gibi pek çok ülkenin hükümetleri doktorlara ve halkına, yayınladıkları bir bildiriyle aşılanma önerisinde bulundu. Bu gelişmelerin ışığında birçok ülke ücretsiz aşılama kararı aldı. Aşının kullanılmaya başlandığı günden bu yana dünyada milyonlarca kadın9 kendini ve kızlarını aşılatarak rahim ağzı kanserine karşı önlemlerini aldılar ve sağlıklı gelecek nesillerin temellerini attılar.
Ülkemizde de yakın zamanda rahim ağzı kanseri hastalığı ve bu hastalığı önlemeye yardımcı olan aşı ile ilgili kamuoyunda bilinç oluşturulmuştur. Türkiye�nin genç kız ve kadınları da hastalığa karşı giderek artan sayıda aşılanmaya devam etmektedir. Bilinçli bir anne olmak sadece çocuk büyütmek değil, genç kızlık çağındaki çocuklar için her türlü önlemi de almak ve hayatta karşılaşabileceği risklere karşı önlem almak demektir.
Tüm dünyada kutlanan 8 Mart Kadınlar Günü�nde, sağlıklı gelecek nesillere sahip olabilmek adına bilinçli annelere düşen görev kızamık, verem, grip gibi hastalıklardan kızlarını korumak için gösterdikleri hassasiyeti rahim ağzı kanseri içinde göstermeleri ve geç olmadan, hemen doktorlarına danışarak önlemlerini almalarıdır. Ayrıca bize düşen görev de çevremizdeki tüm kadınları, bu aşının varlığından haberdar etmek ve onları harekete geçirmektir.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 10-03-2008   #504 (mesaj-linki)
Demir YumruK
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler

Ergenliğe geçiş yaşı düşüyor!

Hormonlu yiyecekler ve katkı maddeleri yüzünden kızların ergen olma yaşının 6�ya kadar düşebildiği bildirildi.

10 Mart 2008 Pazartesi(milliyet.sağlık)

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Çocuk Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Emre Atabek, yaptığı açıklamada, kadınlarda ergenliğe geçişin tamamen hormonlarla ilgili olduğunu söyledi. Çocukların cinsel gelişimini etkileyen hormonların doğumdan sonra bir süre aktif olduğunu belirten Doç. Dr. Atabek, kısa süre içinde bu hormonların etkisini kaybettiğini ve belli bir yaşa kadar sessiz kaldığını bildirdi. Zamanla bazı etkenlerle hormonların tekrar aktifleşmesiyle ergenlik dönemine geçişin başladığını belirten Doç. Dr. Atabek, şunları kaydetti: "Bu dönemden sonra hormon düzeyleri artmaya başlar ve cinsel gelişim basamakları ilerler. Günümüzde, ergenliğe ilköğretim çağından önce girenlere de rastlanıyor. Özellikle hormonlu yiyecekler ve katkı maddeleri yüzünden kızların ergen olma yaşı 6�ya kadar düşebiliyor. Bu düşüşte meyve ve sebzelerde kullanılan hormonlar, uzun raf ömrü için tercih edilen katkı maddeleri kadar, plastik, tekstil, boya, yapıştırıcı, elektronik sanayide kullanılan kimyasallar, hava kirliliği gibi hormon bozucular da etkili." Hormonlu gıdalar ve katkı maddelerinin östrojenik etkiyi artırdığını ifade eden Doç. Dr. Atabek, "Bu etkiyle henüz oyun dünyası içinde olan çocuk regl olmaya başlıyor. Hormonlu yiyecek yüzünden 6 yaşında ergenliğe geçen kız çocuğu bana geldi. Bunun gibi birçok örnek var" dedi. Erken yaşta reglin, boyun uzamasına engel olduğunu bildiren Doç. Dr. Atabek, şöyle devam etti: "Gelecek nesillerin daha uzun olacağı söyleniyordu, ancak bu durum gidişatı tam tersine çevirecek. Özellikle genç kızların boyları gelecek yıllarda daha kısa olacak. Aynı etkiler nedeniyle sperm bozukluğu yüzünden erkeklerin de boy konusunda sorun yaşaması bekleniyor. Erken ergenlik psikososyal sorunlara yol açıyor. Düşünün, 6 yaşında regl, olan bir kız çocuğu, bu sorumluluğu nasıl üstlensin? Ayrıca ergenliğe erken geçiş nedeniyle henüz çok küçükken göğüsleri büyüyor. Taşıyamıyor,kamburluk ortaya çıkıyor. Bütün bunlar çocuğun sosyal hayattan, arkadaşlarından uzaklaşması anlamına geliyor." Doç. Dr. Atabek, çevresel etkilerin erkek çocuklarda da bazı sorunlara yol açtığını belirterek, şunları söyledi: "Son yıllarda halk arasında �doğuştan sünnetli� olarak bilinen üreme organında deformasyon da çok görülmeye başlandı. Hormonlu yiyeceklerle katkı maddeli gıdalarla beslenen, aşırı kirliliğe maruz kalan annelerin karnında bebeklerin etkilenmesi sonucu bu tür sorun görülüyor. Doğuştan sünnetli çocuklardaki sorun özel ameliyatla düzeltiliyor."
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 11-03-2008   #505 (mesaj-linki)
Sedef 21 - avatarı
Cvp: Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler

Anti-depresanlar işe yaramıyor

Prozac ve Seroxat gibi dünya çapında milyonlarca kişinin kullandığı anti-depresanlar üzerinde yapılan bir araştırmada, bu ilaçların aslında işe yaramadığı sonucuna varıldı.

Prozac'ı dünya çapında milyonlarca kişi kullanıyor
Araştırmada, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bilgi edinme yasası uyarınca ilaç şirketlerinin bu ilaçlar üzerinde yaptığı, ancak yayınlamadığı klinik deneylerin sonuçları elde edildi.
Bu şekilde değerlendirilen 47 klinik deneyden çıkan veriler ışığında da anti-depresanların, hiçbir etkisi olmayan placebo, ya da şeker haplarından çok farklı olmadığı belirlendi.
Çalışma sonucu, anti-depresanların ciddi depresyon hastalarında işe yaradığı, ancak bunun da sınırlı düzeyde olduğu saptandı.
İngiliz, Amerikalı ve Kanadalı bilimadamlarından oluşan araştırma ekibinin başkanı Profesör Irving Kirsch "Anti-depresan ve placebo alan hastalar arasındaki gelişme farkı da çok değil. Bu depresyon hastaların kimyasal tedaviler olmadan da gelişme kaydedebileceğini gösteriyor" dedi.
Araştırmanın eski klinik veriler üzerinden yapıldığına dikkat çeken ilaç şirketleriyse yeni kanıtların tam tersi yönde olduğunu savunuyor.
Seroxat'ın üreticisi GlaxoSmithKline'dan bir sözcü çalışmada mevcut araştırmaların küçük bir kısmına bakıldığını savundu.
Prozac'ın üreticisi Eli Lilly'den de "kapsamlı bilimsel ve tıbbi araştırmalar Prozac'ın etkin bir anti-depresan olduğunu göstermiştir" denildi.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 12-03-2008   #506 (mesaj-linki)
DreamLiKe - avatarı
Cvp: Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler

ANTİOKSİDAN


Çayın sağlık için en önemli faydalarından birisi, doğal bir Antioksidan kaynağı olması. Peki Antioksidan nedir? Vücudumuza ne gibi etkileri var? Faydaları nelerdir?



Çay ve Saglık


Antioksidanlar, hücrelere zarar veren serbest radikalleri etkisiz hale getirerek, kanser dahil pek çok hastalığa ve erken yaşlanmaya neden olabilecek zincir reaksiyonları önleyen moleküllerdir. Bu moleküllerin vücutta gerekli seviyelerde bulunabilmesi için, yüksek oranda antioksidan içeren çay, meyve, sebze gibi besinler alınmasına dikkat edilmelidir.

Vücudumuzun kendini tahrip etme özelliği olduğu gibi, kendini savunma mekanizmasından ileri gelen tedavi özelliği de bulunur. İçeriğinde antioksidan bulunduran besinler de bu mekanizmayı tetikleyerek serbest radikallerin ve toksinlerin oluşumunu engeller ve hatta yaşlanma etkilerini azaltırlar.

Camelia Sinensis, yani çay, gerçek ve doğal bir antioksidan kaynağıdır. Çaydaki antioksidan madde Flavonoid olarak adlandırılır. En güçlü antioksidanlardan biri olan flavonoidlere, çay dışında sebze meyvelerde de rastlanır.
Çay tüketimiyle alınan antioksidanların faydaları, bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Yeşil ya da siyah çay içerek elde edilebilecek faydalar arasında, kalp- damar hastalıkları riskini azaltması, bazı kanser türlerine karşı direnç sağlaması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi, dişlerde plak oluşumunu azaltması gibi faydalar sayılabilir.
Tein ve Teanin nedir?

Tein, diğer adıyla kafein, kahvenin içerdiği maddeyle aynıdır. Çayda, kahvenin yarısı kadar kafein bulunur. Günde içilecek 8 bardak çay, vücudunuzun ihtiyacı olan kafeini doğal yoldan karşılayarak zinde kalmanıza yardımcı olur.
Teanin ise sadece çayda bulunan bir amino asittir. Çay yapraklarında bulunur ve hem rahatlatır, hem konsantrasyon sağlar.
Tein ve teanin, yeşil ve siyah çayda bulunur. Bu iki mucizevi madde, çayın diğer bileşenleriyle birlikte vücudunuzun ve zihninizin canlanmasını sağlar.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 19-03-2008   #507 (mesaj-linki)
drzombie - avatarı
Cvp: Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler

ANTİBİYOTİĞİN GRİBE FAYDASI YOK!!
Avrupa Grip Gözlem Komitesi ve Avrupa Hastalıktan Korunma ve Kontrol Merkezi’nin A-H1 adlı yeni bir tür grip virüsünün salgın haline geldiğini açıklamasıyla birlikte, grip virüsü tekrar mercek altına alındı.

Ancak gribe yakalananlar için VKV Amerikan Hastanesi’nden Dr. Hayri Aydın’ın önemli bir uyarısı var; ''Grip, influenza virüsünün yol açtığı bir solunum yolu hastalığı olup bildiğimiz antibiyotiklerin bu konuda herhangi bir faydası yoktur.''

Tüm üst solunum yolu şikâyetlerinin grip olmadığını vurgulayan Dr. Aydın, şu bilgileri veriyor: ''Genel olarak gripte ateş, burun akıntısı, boğaz ağrısı, kas ve eklem ağrıları, öksürük, halsizlik gibi şikâyetler görülür. Bunların diğer solunum yolu virüslerinin de yarattığı şikâyetler olduğu düşünülecek olunursa ayırım yapmak çok kolay değildir. Ancak gripte genellikle bu belirtiler biraz daha ağır seyreder. İnfluenza virüsüne karşı yeni antiviraller geliştirilmiştir. Bunlar özellikle ilk 24 - 48 saat içinde alındığı zaman etkinlikleri olan, hastalığın daha hafif ve daha kısa sürmesini sağlayan ilaçlardır. Grip olduğunu düşünen insanların bir an önce bir doktor ile görüşmesi ve bu konuda önerilerini alması uygun olacaktır. Bu arada bol bol C vitamini içeren meyveleri tercih etmek, yine grip önleme konusunda yapabileceklerimiz arasındadır.''

Sık sık el yıkayın
Grip virüsü, hastalıklı insanların virüsün olduğu vücut salgılarına dokunmuş olan elleriyle başka yerlere dokunmaları ve daha sonra burayla temas eden sağlıklı insanların ellerini ağız ve burunlarına götürmeleri ile vücuda girer. Gripten korunmak için eller sık sık yıkanmalı. Eğer yıkamak mümkün olmuyorsa alkol bazlı dezenfektan, temizleyici maddelerle temizlemeli.
Hastaların topluluklara karışmaması, özellikle çocukların okula gönderilmemesi gerekir. Grip aşısı olanlar gribi daha hafif geçirirler.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 19-03-2008   #508 (mesaj-linki)
DreamLiKe - avatarı
Cvp: Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler

Biyoflavonoidiler (P Vitamini)





Vücutta Kullanım alanları: Doğada bol bulunur. Birçok P vitamini faktörü kanamalı skorbüt tedavisinde C vitaminiyle sinerjik (arttırıcı) etki gösterir. Ayrıca hepsi direncin artmasında ve kılcal damar geçirgenliğinin azalmasında önemli rol oynar. Atardamar ve toplardamarların sağlığı için önemlidir. C vitamini ve biyoflavonoidiler, anti-bakteriyel ve anti-viral özelliklere sahiptir.

Kaynak: Biyoflavonoidiler bazı maddelerin 100 gramında şu şekildedir: Limonda 500, portakalda 490, gül yaprağında 240–680, cevizde 100, lahanada 60–100, domateste 60–70, bezelyede 40–80, maydanozda 130 ve elmada 60 miligram bulunmaktadır. En iyi kaynağı limon ve portakal, özellikle de kabuklarıdır.

Tedavide kullanım alanları: Varislerde, hemoroit tedavisinde kullanım mevcuttur. Dozları: C vitamini ile birlikte alınması önerilmektedir. Günlük doz 500 mg olarak belirlenmiştir. Günde 1 veya 2 adet yemeklerle birlikte alınması tavsiye edilir. Uyarılar: Cerrahi bir müdahale veya tıbbi bir test yaptırmayı düşünüyorsanız biyoflavonoid aldığınız mutlaka hekime söyleyiniz, zira kan testlerinin sonuçları ile etkileşime girebilir.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 19-03-2008   #509 (mesaj-linki)
Demir YumruK
Avatarı Yok (No Avatar)
Cvp: Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler

Sağlığınız için 5 strateji

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi�ne göre herkes en yüksek düzeyde sağlıklı olma ve sağlık hizmeti alma temel hakkına sahiptir.

18 Mart 2008 Salı(milliyet.sağlık)

Sağlık sorunları çok çeşitlidir. Tedavi için gerekli uzman kişiler, teknik ekipman, mekân gibi kaynaklar ise her zaman sınırlıdır. Bu durum tüm dünya için geçerlidir. Sağlık hizmetlerinin temel amacı kişileri hastalıklardan korumaktır. Ancak her türlü çabaya karşın herkesi hastalıklardan korumak mümkün olmaz, bazıları hastalanır. Bu durumda ise tedavi söz konusudur. Tedavi maliyeti koruyucu sağlık hizmeti maliyetinden daha yüksektir ve zor bir süreçtir. Kişiye yönelik koruyucu hizmetler doğrudan bireyleri ilgilendirdiği için herkesin, bu konuya özen göstermesi önemlidir.
Özellikle gençlere yönelik koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında üreme sağlığı, cinsel sağlık, gebelikten korunma yöntemleri, madde bağımlılığı, sigarayla savaş gibi konular en başta gelir. Bunun yanı sıra bağışıklama yoluyla toplumun yüzde 85-90�ı bir hastalığa karşı bağışık duruma getirilirse o hastalık kontrol altına alınabilir. Bulaşıcı hastalıklardan korunmada en etkili yollardan biridir. Hastalanmadan önlem alın Hastalıklar ne kadar erken dönemde teşhis edilirse tedavileri de o kadar kolay, başarılı ve ekonomik olur. Kişiler bu konuda eğitilmeli ve sağlık personeli de bu konuya önem vermelidir. Hastalıklar kötü beslenen kişilerde daha ağır klinik tablolar gösterir. Kişilerin beslenmelerinin yeterli ve dengeli olması, hastalıklardan, ölüm ve sakatlıklardan koruyabilir.
Mayo Clinic tarafından Mart ayında yayımlanan yeni bir araştırma, beş önemli sağlık stratejisiyle yılda 100 binden fazla hayat kurtarılabileceğini gösterdi. Masraftan korkmak, yoğun yaşam ve iş programları veya sadece doktordan kaçınmak, kişilerin önleyici bakım almalarına engel oluyor. Ancak önemli taramaları atlamak, hastalık riskini veya bir hastalığın tedavisinin daha zor olduğu ileri bir safhada teşhis edilme riskini artırıyor. Araştırmanın sonucunda çıkan yapılması gereken beş unsur şunlar: 1 Her sene grip aşısı olmak: Eğer 50 yaş ve üstündeki yetişkinlerin yüzde 90�ı her yıl grip aşısı olsaydı yılda 12 bin kişinin hayatı kurtulurdu. Yetişkinlerin yaklaşık yüzde 37�si grip aşısı oluyor. 2 Meme kanseri taramalarını düzenli yaptırmak: 40 yaş ve üzerindeki kadınların en az iki senede bir mamogram çektirmesi ve klinik bir muayeneden geçmesi gerekiyor. Eğer kadınların yüzde 90�ı bunu yapsaydı her yıl 3 bin 700 kişinin hayatı kurtulurdu. Bugün, bu yaş grubundaki kadınların yüzde 67�si son iki yılda meme kanseri taramasından geçmiş. 3 Kolorektal kanser taramalarını yaptırmak: 50 yaş; bir doktora, kolorektal tarama seçeneğiyle ilgili danışmanın ve bunu yaptırmanın tam zamanıdır. Eğer yetişkinlerin yüzde 90�ı bu taramayı gerektiği zaman yaptırıyor olsaydı her yıl 14 bin kişinin hayatı kurtulurdu. Bu yaş grubundaki yetişkinlerin yüzde 50�den azı bu taramayı yaptırmış. 4 Bir doktora aspirin terapisini sormak: Eğer 65 yaş üzerindeki kadınlar ve 40 yaşın üzerindeki erkeklerin yüzde 90�ı kalp krizini veya inmeyi engellemek için günde bir aspirin alsaydı her yıl 45 bin kişinin hayatı kurtulurdu. Ancak aspirine başlamadan önce bir doktora danışmak önemli. Erken teşhis ve koruyucu sağlık hizmetlerine mutlaka zaman ayırın. 5 Bir doktorla sigarayı bırakma yollarıyla ilgili konuşmak: Eğer sigara içenlerin yüzde 90�ına doktorları tarafından sigarayı bırakmaları önerilseydi ve yardımcı olmak için ilaç ve diğer kaynaklar sunulsaydı her yıl 42 bin kişinin hayatı kurtulurdu. Bugün sigara içenlerin sadece yüzde 28�i bu hizmetleri alıyor.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Eski 19-03-2008   #510 (mesaj-linki)
drzombie - avatarı
Cvp: Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler

PANİK ATAK
Yeterince nefes alamadığınızı hissediyorsunuz, kalbiniz yerinden fırlayacakmış gibi atıyor, içiniz sıkışıyor. Herkesin günlük yaşamında yaptığı bazı şeyleri yapamıyorsunuz; süpermarkete ya da sinemaya gitmek, uçağa ya da asansöre binmek gibi. Kaygılanıp, korkuyorsunuz. Korkularınızın herhangi mantıklı bir nedeni olmadığını biliyorsunuz ama yine de bu duygunuzla başedemiyorsunuz. Aklınızı yitireceğinizi, tümüyle kontolünüzü kaybedeceğinizi, bayılacağınızı hatta kalp kirzi geçirip öleceğinizi düşünüyorsunuz. Yalnız değilsiniz!

Panik atak aşağıda sayılan 13 bedensel ve bilişsel belirtilerden en az dördünün eşlik ettiği yoğun korku ve rahatsızlık hissidir.

1 - Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama
2 - Terleme
3 - Titreme ya da sarsılma
4 - Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma
5 - Soluğun kesilmesi
6 - Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı duyma
7 - Bulantı ya da karın ağrısı
8 - Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma
9 - Derealizasyon ya da Depersonalizasyon (Dış dünya yada kendisi gerçekliğini kaybetmiş gibi hissetme).
10- Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu
11- Ölüm korkusu
12- Uyuşma ve karıncalanma duygusu
13- Üşüme ürperme ve ateş basması

Bu belirtiler genellikle 10 dakika gibi bir sürede yoğunlaşarak doruk noktada sıkıntı verir sonra da genellikle yavaş yavaş azalır. Bu durum bir kez olursa panik nöbet olarak isimlendirilir. Ancak tekrarlamalarla gideceğinden kişi ne zaman olacak diye beklentiden dolayı sıkıntı duymaya başlar ki buna beklenti anksiyetesi denir. Bu anksiyete nedeniyle dışarı yanlız çıkmaktan korkmaya yanında birisi olmadan uzağa gitmekten kaçınmaya başlar. Tekrarlayan panik nöbetlere ve kaçınma davranışının eşlik ettiği duruma panik bozukluk denir.

Panik atak hastalarında yaşanan bu nönetler bunaltıcı, yorucu sinir bozucudur. Ama size iyi bir haberimiz var.

Panik ataklardan kurtulabilirsiniz.

Bu atakların yarattığı kaygıdan kurtulabilirsiniz.

Panik atak yüzünden artık hiçbir planınızı iptal etmenize gerek kalmayabilir.

Panik ataklar farkında olmadan öğrenilen davranışlar sonucunda oluşurlar. Ataklardan kurtulmak için yapmanız gereken bu davranışları yapmamayı öğrenmektir. Genelde insanlar atakları daha az yaşamak için;

• Panik atak yaşayabileceklerini düşündükleri tüm olayları saf dışı bırakmaya ve kendilerini güvende hissetmedikleri, yardım görmeyecekleri her yerden kaçmaya çalışırlar.
• Yeniden yaşayabilecekleri panik atağını düşünerek sürekli yeni atağın sinyallerini beklemeye çalışırlar.

Ancak bu korkular gittikçe daha büyük korkulara ve bu korkulardan daha çok kaçınmaya yol açar. Peki yaşanan bu kısırdöngüyle nasıl başaçıkabilirsiniz Panik atağın temelinde bulunan iki ana unsurla başa çıkmada iki aşamalı bir çalışmayla başarılabilir.

• Kişinin içinde yaşanan kaygı ve sıkıntı duygusunu kontrol altına alarak, paniğe kapılma korkusunu azaltmak.
• Panik yaratabilecek olan olay ve duygulardan kaçınmayı sona erdirmek.

Bu noktada ilk anlaşılması gereken nokta şudur Panik Atak Tehlikeli Bir Virüs Değildir. Bu anlaşıldıktan sonra panik atak duygusunu yaratan olaylarla yüzleşilmeli ve yarattığı duygularla başa çıkmayı öğrenmelisiniz.
  Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
Cevap Yeni Konu Aç

Etiketler
bilgiler, sağlıklı, yaşam
Hızlı Cevap
Resim Doğrulama
Mesaj:
Seçenekler
Sağlıklı Yaşam ve Bilgiler Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Sağlıklı Yaşam için Spor wetup Sağlıklı Yaşam 5 04-05-2009 23:17
Yaşam Koçluğu Pasakli_Prenses Astroloji/Fallar 0 25-10-2008 00:10
Yaşam Ağacı Blue Blood Parapsikoloji 1 03-06-2008 13:02
Küresel Ikınma - Yaşam KENCISii Türkçe Şarkı Sözleri 0 15-05-2008 21:14
Yaşam - Yaşam Nedir - Yaşam Hakkında asla_asla_deme X-Sözlük 0 25-01-2008 21:53