Cevap Yaz Önceki Konu Sonraki Konu

Pierre Auguste Renoir

Gösterim: 28352 | Cevap: 2 Pierre Auguste Renoir kimdir, nereli, hayatı.
  • pierre auguste renoir hayati
5
  • 3 Gönderen kamyon
  • 2 Gönderen HerHangiBiri
Blue Blood
17 Ekim 2006 22:53   |   Mesaj #1   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi

Pierre Auguste Renoir (Pierre Auguste Renoir Hakkında)

Pierre Auguste Renoir (1841 - 1919)

Fransa'da Limoges'de doğdu. Aile daha Renoir küçükken Paris'e taşındı. Ondört yaşında bir porselen ressamının çırağı oldu ve 1858'e kadar bu işle uğraştı. Bu yıllarında ışık ve parlak renk konusunda tecrübe kazandı. Onyedi yaşını yelpazeler, avize ve perdeler üzerine büyük ressamların resimlerini geçirdi.
1862'de Ingres'nin bir öğrencisi olan Marc-Gabriel-Charles Gleyer'in stüdyosuna girdi ve orada Monet, Sisley ve Bazzile'den oluşan ve İzlenimciler olarak sanat tarihinde kendilerine önemli bir yer yapacak olan bir küme ressamla kalıcı dostluk kurdu. Ancak daha o sıralar klasiğin "yüce biçem"leriyle alay eden bu sanatçılardan ayrı olarak, Renoir bu ustalara çok önem veriyor, resimlerini dikkatle inceliyordu.
Renoir yoksul bir hayat sürüyordu. Kendisi gibi parasız olan Monet ile birlikte Seine Irmağı (-izlenimciliğin çıkış yeri) kıyısında ressam sehpalarını kurdular. Bu iki ressamın resimleri öyle benzeşiyordu ki kırk yıl sonra bu dönemin resimlerine baktıklarında Monet hangisinin kendisine ait olduğunu çıkaramayacaktı. Aynı fırça darbelerini ve aynı arı renkleri kullanıyorlardı. Renoir Monet’in ışığı kullanma biçiminden etkilenmişti, ancak o Monet gibi doğa resimleri değil insen betimlemeleri çiziyordu.
Sanatçı’nın etkilendiği diğer bir kişi de Delacroix’du. Renoir özellikle onun renklerinden çok etkileniyordu.
Bu çalışmalar sürerken Renoir biriktirdiği bir miktar parayla Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim ve anatomi dersleri almaya başladı. Fakat hiçbir zaman akademik bakış açısını beğenmedi. Öte yandan da ona bir ressam olması için sunduğu temel bilgi ve disiplini almaktan geri kalmadı. Bu dönemde Raphael, Titian ve Rubens her zaman beğendiği ve dikkatle incelediği ressamlardı.
Yaşadığı yer tipik bir 18. yüzyıl felsefesinin oluşturduğu kültürel bir ortamı yansıtıyordu. Orta sınıfın yaşamın tadını çıkardığı bir dönem ahlaki yapısı Renoir’in tablolarında da göze çarpıyordu. Özellikle sanatçı gençlik yıllarında, bu ruh durumunun sevincini, mutluluğunu ve gevşekliğini yansıttı tablolarına.
Onun ilk başarısı “Ateşin Çevresinde Geyiğiyle Dans Eden Esmeralda” resmiyledir.
1864'’de bu resim Paris'te Fransa'nın resmi sergi sarayı olan Salon'da sergilendi. Ama Renoir bilinmeyen bir nedenle sergiden sonra bu resmi yoketti. Bu da 1866 sergisinde geri çevrilmesine sebep oldu. Ancak izleyen yıllarda resimleri düzenli olarak kabul edilmeye başlandı.

1870'de bir portre ressamı olarak başarılar elde etmeye başladıysa da bu uzunca bir süre ekonomik bir başarıya dönüşemedi. Tersine sanatçı sık sık resimlerini yemek ve erzağa karşılık değiş tokuş etmek zorunda kalıyordu.
1873'lere gelindiğinde Salon, renkleri kullanma yöntemi yüzünden sanatçının resimlerini yine reddetti. Ertesi yıl Renoir, Monet ve başka sanatçılar bu sergiye almaşık yeni bir sergi düzenlemeye giriştiler. Bir yıl sonra, ilkbaharda Salon'un dışında yeni bir sergi açıldı. İzlenimcilerin ilk sergileri olan bu sergi, onları çok tatmin etmese de karamsarlığa da itmedi. Ancak ertesi yıl sergide izleyiciler bir açıkarttırma sırasında o denli saldırganlaştılar ki sonunda araya polisin girmesi gerekti. Bu saldırganlaşma ne yazık ki resimleri önce kim kapar yüzünden olmamıştı. Tersine, bir eleştirmene göre bu resimlere bakabilmek için insanın "onbeş metre ötede durup gözlerini şaşı yapması" gerekiyordu.
İzlenimcilikten ayrılıyor..
Renoir uzlaşmacı bir kişiliğe sahipti. 1878'de yeniden Salon'a başvurduktan sonra kendini İzlenimciler'den uzaklaştırmaya başladı. 1881'de bir tecimcinin resimlerini düzenli olarak satın almaya başlamasıyla parasal kaygılardan büyük ölçüde kurtuldu. Ertesi yıl açık olarak onu korkuttuğunu söylediği devrimci görünüşten uzaklaşmak istediğini söyledi. Bu yıllara geldiğinde Renoir artık kendini 'İzlenimciliğin götürebileceği denli uzağa gelmiş' görüyor ve artık bu akımın yalnızca 'görsel' olan yanının doyurucu bulmuyordu ve onun"bir çıkmaz-sokak" olduğunu düşünüyordu.
Bu uzaklaşma sadece uzlaşmacı kişilikle de açıklanamazdı. Onun İzlenimcilerden uzaklaşmasının en büyük sebebi İtalya yolculuğuydu. Bu yolculuk sırasında büyük İtalyan yağlı boya ustalarını keşfetti. Bu da İzlenimcilik konusundaki eleştirilerini güçlendirdi. Döndüğünde resimlerinde daha büyük bir birliğe ulaşmak için çaba göstermeye karar verdi.
O sıralar beğendiği ressamlar arasında Courbert, Watteau ve Fragonard vardı, ve onu izlenimcilerden ayıran en büyük tavır da “hala müzedeki büyük ustaların resimlerini incelemenin çok yararlı olacağı düşüncesi”ydi. Zira İzlenimciler geçmişi ve klasik olanı reddetme eğilimindeydiler. İzlenimciler klasik 18. yüzyıl ahlakını yansıtıyorlar iyiye doğru bir gidiş olduğunu savunuyorlardı. Ama Renoir kötülüğün de resme girebileceğini ve yaşananın darlık içinde gerçekleştiğine inanıyordu. Yani karamsar bir tutum içine girmişti. Zamanla "Klasiğin dışında hiçbirşey yoktur" vargısına ulaşan sanatçı ne denli usta olursa olsun bir sanatçının her zaman öğrenebileceği yeni pekçok şey olduğuna inanıyordu.
Bu değişikliği gösteren eser de Şemsiyler adlı tablosudur. Sanatçınını değişimi gösterir Şemsiyeler. Yolculuk esnasında başlamıştı esere ve bitirdiğinde eskiden çok farklı bir tarza ulaştığını farketti. İzlenimciliğe şu sözle karşı çıktı: Bu dönemde zamanının temalarından daha kalıcı temalara yöneldi ve çıplak resimlerine ağırlık verdi. 1880'lerde Renoir'in İzlenimciliğin hafif renklerinden git gide uzaklaştığı görülür. Aynı zamanda bu döneminde yoğun olarak belli belirsiz ortamlarda genç kızların tablolarını yapmaya girişti. Biçemi ustalaşıp yalınlaştıkça mitolojik temalara yöneldi ve yeğlediği kadın tipi daha olgunlaşıp büyüdü.
Renoir, zamanın büyük bestecilerinden sayılan Richard Wagner'e karşı Fransız ustalarını yeğliyordu.
1887'de Yıkananlar olarak bilinen bir dizi çıplak resim çalışmasını tamamladı.
Sanatçı romatizmaya yakalandıktan kısa bir süre sonra 1897'de aile Nice yakınlarındaki Cagnes'e taşındı. İlerlerleyen yıllarda Renoir'nın romatizması onu iyice zayıflattı ve 1903'den başlayarak yaşamını güney Fransa'nın sıcağında sürdürmesi gerekti. 1912'de romatizması o denli ilerlemişti ki artık koltuksuz gezemiyordu. Buna karşın yaşamının son günlerine dek resim yapmayı sürdürmeye kararlıydı. Tarihe kattığı her bir parça güzelliğin kar olduğunu düşünüyordu. Son zamanlarda parmaklarının arasına bir fırça bağlıyor, o şekilde resimleri üzerinde çalışıyordu. Bu dönemde ayrıca heykeltışarlığa da el attı ve kendi gücü yetmediğinden yanında bulundurduğu yardımcılarını yönetiyor, onların ellerini kendi elleri gibi kullanıyordu.
1915'te karısı, I. Dünya Savaşı'nda yaralanan oğullarına bakmaktan yorgun düşerek öldü. Kendisi bundan dört yıl sonra öldü. Ölmeden bir gün önce "Henüz ilerliyorum," diyordu ve aynı gün Louvre'a son bir kez beğendiği resimleri görmek için gitti. Ertesi gün bir çiçek çalışmasını tamamladı ve "Bugün yeni birşeyler öğrendiğimi düşünüyorum," dedi.

13 Kasım 2006 05:57   |   Mesaj #2   |   
kamyon - avatarı
MsXLabs Üyesi
--

11248
1.950 mesaj
Kayıt Tarihi:Üyelik: 09-02-2006
Pierre Auguste Renoir'ın birkaç resmi(eser)



Roses and Jasmine in a Delft Vase




A Girl With a Watering Can, 1876




Jeunes filles au piano (Girls at the Piano), 1892




In the meadow




A Morning Ride in the Bois de Boulogne c.1873




Lady at the Piano, 1875




Peaches and Almonds, 1901




La famille de l'artiste , 1896




resimlerin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz


Feeding


Young Boy with a Cat 1868-69


The Parisian (La Parisienne) 1874


Lady at the Piano, 1875


The Swing,1876


Young Women Talking, 1878


Madame Charpentier and Her Children Paul (at her knee) and Georgette, 1878


Jugglers at the Cirque Fernando,1879


The Laundress, 1880


On the Terrace / Two Sisters , 1881


La promenade, 1906


The Walk, 1870


The Box,1874


Ball at the Moulin de la Galette, 1876


Le déjeuner des canotiers, 1881


Dance at the Field, 1883


Bathers, 1918-1919


Low Tide at Yport, 1883


Summer, 1868


La Grenouillere, 1869


La Grenouillere, 1869


La Grenouillere, 1871


Monsieur Fournaise, 1875


Self Portrait, 1875


Monet Painting in His Garden at Argenteuil, 1875


Self Portrait at Age 35, 1876


Luncheon of the Boating Party, 1880


Fruits from the Midi, 1881


Daughters of Mandes, 1888


Girl with Sheaf of Corn


Irene Cahan D'Anvers


by the Seashore


Little Miss Romaine Lacaux. 1864


Arum and Conservatory Plants. 1864


Portrait of William Sisley. 1864


Portrait of Mademoiselle Sicot. 1865


At the Inn of Mother Anthony. 1866


Young Man Walking with Dogs in Fontainebleau Forest. 1866


Woman Standing by a Tree. 1866


Woman in a Boat. 1867


Diana. 1867
asla_asla_deme, KisukE UraharA ve Blue Blood bu mesajı beğendi.
HerHangiBiri
12 Aralık 2008 02:47   |   Mesaj #3   |   
Avatarı yok
Ziyaretçi
Auguste Renoir(1841-1919)


1841 yılında Limoges’da dünyaya gelmiştir. Resme olan yeteneğini gören babası onu 13 yaşında iken bir porselen yapımcısının yanına verir. Orada seramik üzerine resim yapıyordu. Daha sonraları, geçim kaygısıyla stor ve yelpaze de boyamıştır. Bu arada para biriktirmiş ve 1862’de Güzel Sanatlar Okuluna yazılmıştır. Bir yandan Gleyre’in atölyesine devam eden Renoir, orada Monet’ye, Basille’e ve Sisley’e rastlar. 1864’de atölye kapanınca arkadaşları ile birlikte oradan ayrılır. 1864 Devlet Resim Sergisinde Esmeralda adlı eseriyle boy gösterir. Ertesi yılın sergisinde ise Sisley’in Portresi ile Yaz Gecesi tabloları yer alacaktır.

Renoir’ın ilk resimleri Diaz’ın, Courbet’nin etkilerini taşırsa da Renoir 1868’den sonra Monet’nin etkisine girmeye başlar, 1868 ve 1869 da Ville d’Avray’de, ya da Croissy adasının bulunduğu yerdeki Seine kıyılarında Monet ile birlikte çalışır. Burada yaptığı La GrenouiIlère tablosu Monet’nin ayni addaki tablosunun konusunu işler. Ama aynı yıl içinde yaptığı Sisley’in Evi gene Courbet’yi hatırlatır.

1870 Savaşını Bordeaux’ süvari birliğinde geçiren Renoir, savaş bitince gene Paris’e gelir. Ama sık sık Bougivale, Saint-Cloud’ya, Louveciennes’e giderek açık havada çalışır. Renoir, doğadaki ışık ve renk üzerine eğilen Monet’nin yanı sıra günlük hayatı resimlerine konu alan Manet’nin etkisine de kapılır. 1876’de boyadığı Moulin de la Galette bu ikili etkiyi belirli bir biçimde gösterir. 1873’te gene Monet ile aynı konuda birer tablo yaparlar: Marc aux Canards.

İzlenimcilerin ilk sergisini düzenleyen Renoir’dır. Renoir bu yıllarda yaptığı portreler hep açık havada yapılmıştır. Oysa Monet ile Pissarro’nun açık hava çalışmaları, daha çok, manzara resimleridir.




Resim, Auguste Renoir’ın 1876’da yapılmış ve bir açık hava eğlentisini betimleyen tablosunu gösteriyor. Renoir , kalabalığın neşeli devinimini yakalamayı seviyor, coşkulu güzelliğin büyüsüne kendini bırakabiliyor. Ama onun asıl niyeti başkadır. O, parlak renklerin canlı çeşitliliğini çağrıştırmak ve kalabalığın burgacı üstünde güneşin etkisini incelemek istiyor. Bu tablo, Manet’nin yaptığı Monet’nin Kayığı ile karşılaştırılsa bile, bitmemiş gibi, taslak halindeymiş gibi görünüyor. Yalnızca ön düzlemdeki birkaç figürün başı, az çok ayrıntıyla imgeleştirilmiş, ama tablo bir tüm olarak, çok atak ve karşı-gelenekçi. Oturan bayanın gözleri ve alnı gölgede kayboluyor; güneş ise ağzında ve çenesinde oynuyor. Canlı giysisi, Frans Hals veya Velàsquez’in kullandıklarından çok daha korkusuzca, özgür fırça vuruşlarıyla boyanmış. Ama bunlar, dikkatle baktığımız figürlerdir. Arkada ise biçimler, havada ve güneş ışığında giderek daha bir çözülüyor. Hemen ayırdına varıyoruz ki bu tablolar, taslak gibi görünseler de, bir savsaklamanın değil, tersine, derin bir resimsel deney’in ürünüdür. Eğer Renoir her ayrıntıyı çizmiş olsaydı, tablo cansız ve sıkıcı bir şey olurdu. Gördüğümüz gibi, doğayı yansıtma yöntemi bulununca, XV. yüzyıl sanatçıları arasında da böyle bir çatışma çıkmıştı. Aynı şey, figürlere katılık ve sertlik veren perspektifle doğalcılık için de söylenebilir. Anımsanacağı üzere, bu güçlüğü, yalnızca Leonardo’nun dehası, sfumato (giderek erime) yöntemi sayesinde, biçimleri gölgede eriterek aşmıştır. Fakat Leonardo’nun koyu gölgelerini açık havada bulamadığımıza göre, İzlenimciler için bu geleneksel yol da kapanmıştı. Bu nedenle onlar, kenar çizgilerinin bilinçli olarak aşındırılması yolunda, önceki kuşakların başarılarının çok ötesine gitmek zorunda kaldılar.

İnsan gözünün şahane bir araç olduğunu biliyorlardı. Yeter ki ona, doğru uyarıda bulunulsun. Sonra göz, biçimi, nasıl olması gerekirse öyle oluşturur. Ne var. ki-bu resimlere bakmasını bilmek gerekir. İzlenimci serginin ilk ziyaretçileri, o tablolarda, keyfi fırça vuruşlarının oluşturduğu karışıklıktan başka bir şey bulmamışlar ve ressamları da deli sanmışlardı.

Renoir 1874—1877 yıllarında izlenimcilerin bütün sergilerine katılır.




Ama 1879 yılında Devlet Resim sergisine resim vermeyi yeğler. Bu yıldan sonra Renoir devlet sergisini izlenimcilerin sergisinden üstün tutmaya başlar ve az çok arkadaşlarından ayrılmış olur.

1881 martında Cezayir’e gider ve aynı yılın sonbaharında İtalya’ya geçer. Venedik’te, Roma’da, Floransa’da, Napoli’de, Pompei’de, dolaşır. 1882 yılı ocak ayında Palermo’da Richard Wagner’in Portresi’ni boyar. 1883 sonbaharında Renoir, bu kez Monet ile gelir İtalya’ya ve bir süre Cenova’da kaldıktan sonra gene Monet ile birlikte Estaque’e Cézanne’ın yanına gider.




İngresci dönem araştırmalar

1881-1882’de İtalya’da bir süre kalan sanatçı, orada Floransalı ustaları, Raffaello’yu, Pompei’deki freskleri yakından inceleme fırsatını buldu. 1883-1884 yılları arasındaysa izlenimciikten daha da kopmuş olduğunu açıkladı: 1883’e doğru bir kopukluk olduğunu söyleyen sanatçı, izlenimciliğin sonuna kadar gittiğine ve belli bir noktadan sonra ne resim yapmayı, ne de desen çizmeyi bildiği sonucuna vardığına, kısacası çıkmaza girdiğine inanmıştı.

Renoir’ın “kuru ya da “Ingresvari (1889-1890) olarak nitelenen yeni çalışma döneminin başlıca özelliği, desenin daha belirgin olması ve aplalara yer vermesidir (yani renkleri düz olarak sürmesi); daha sonra figürleri belirgin konturlarla çevirmeye ve ışığı tekdüze bir biçimde dağıtmaya başladı.

1885, 1888, 1889 yıllarında Renoir, gene uzun bir süre Cézanne’ın yanında kalır.

“Sedefli��? dönem ve son yapıtlar1890’a doğru Renoir’m yeni bir üslup edindiği görüldü; bunun başlıca özelliği, fırça tuşlarının çok daha yumuşak ve akıcı olmaları ve sanatçının saydamlık etkilerine yer vermesidir. Bu dönem “sedefli��? dönem (1890-1897) olarak adlandırılır. Sedefli üslubun, ellisine yaklaşan Renoir tarafmdan benimsenmesi rastlantısal değildir. Sanatçı, Andr Lhote’a göre bu dönemde gençlik yapıtlarının çatlak çatlak olduğunu, tonlarrının da bozulduğunu fark etmiş ve bundan böyle karıştırdığı boyalara dikkat etmeye başlamıştı. Gerçekten de, Rubens gibi, boyaları karıştırma işini en aza indirdi; Yalnızca ince ve tek bir boya tabakasıyla yetindi.

Piyano Çalan Genç Kızlar (1892) sanatçının devlet tarafından satın alınan tuvali oldu; bu, söz konusu dönemin ünlü bir yapıtıdır. Artık çalışmaları ilgi çekmeye başlamıştı. 1897’den sonra ve yaşamının sonuna kadar Renoir, içinden geldiği gibi ve dolaysız bir biçimde, rötuşlara başvurmadan çalışmaya başladı; bu biçimde pek çok tombul ve çıplak kadın resmini çoğunlukla bir oturuşta ve aşıboyası-kırmızı ağırlıklı renklerle gerçekleştirdi. G.H.

1891’de Tamaris-sur mer’e, 1892’de İspanya’ya gider. Böylece hayatı Paris’teki atelyesi ile yolculukları arasında geçer. 1893 kışını Beaulieu’de geçirir. 1897, 1898 yıllarında ise Dieppe yakınlarındaki Berneval’de kalır.

1898 yılında romatizmaya tutulur. Ama İtalya’da ve Fransa’daki kaplıcalar onu iki yıl içinde bu derdinden kurtarırlar. 1900’de Légion d’honneur nışanını da alan Renoir 1901’de yeniden Cannes yakınındaki Trayas’a gider. Kışı orada geçirir. 1903 de Cagnes’da bir yer satınalıp ev yaptırtır. Hayatının geri kalan bölümünde kışları hep burada geçirir.

1905 yılı Sonbahar Sergisi’nde sergilediği resimlerle tam bir zafer kazanır. Ama romatizma ağrıları yeniden başlamıştır. 1912’de artık fırça tutamayacak bir hale gelir. 1919 ağustosunda Louvre müzesi Bayan Charpentier tablosunu satın alınır.Kendisi de 3 aralık 1919’da Cagnes’da ölür.
KisukE UraharA ve _KleopatrA_ bu mesajı beğendi.
Cevap Yaz
Hızlı Cevap
İsim:
Mesaj:
Önceki Konu Sonraki Konu

Pierre Auguste Renoir Konusuna Benzer Konular

Auguste Comte
Gönderen: Mystic@L Forum: Felsefe ww
Cevap: 5
Son Mesaj: 25 Mart 2013 11:45
Jean Renoir
Gönderen: ThinkerBeLL Forum: Sinema ww
Cevap: 1
Son Mesaj: 20 Temmuz 2012 22:21
Auguste Philippe II
Gönderen: Mira Forum: Siyaset ww
Cevap: 0
Son Mesaj: 29 Haziran 2012 20:07
Auguste Piccard
Gönderen: Mira Forum: Bilim ww
Cevap: 1
Son Mesaj: 29 Haziran 2012 18:57
Cevap: 1
Son Mesaj: 14 Şubat 2010 17:51
Etiketler:
  • pierre auguste renoir hayati
Sayfa 0.357 saniyede 9 sorgu ile oluşturuldu